Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Simülasyon

Kapsül Haber Ajansı - Simülasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Simülasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Softtech ve İşNet’ten Oltalama Saldırılarına Karşı Yerli Çözüm: Zoka Suite Haber

Softtech ve İşNet’ten Oltalama Saldırılarına Karşı Yerli Çözüm: Zoka Suite

Yapay zekâ ile üretilen dolandırıcılık amaçlı oltalama e-postaları hızla yaygınlaşırken, Türkiye’nin öncü teknoloji şirketlerinden Softtech, siber güvenlik alanındaki ürün portföyüne Zoka Suite ile yeni ve güçlü bir çözüm ekledi. Zoka Suite; oltalama simülasyonu, çalışan eğitimi ve gerçek şüpheli e-postaların analiz ve yönetimini tek platformda bir araya getiriyor. Simülasyon sonuçlarını eğitim süreçlerine dönüştüren çözüm, kurumların çalışan farkındalığını sürekli geliştirmesine ve şüpheli içeriklere hızlı şekilde müdahale etmesine yardımcı oluyor. Stratejik iş birliği kapsamında Softtech, Zoka Suite’in ürün geliştirme süreçlerinden sorumlu olurken; İşNet, çözümün kurumsal müşterilere ulaştırılmasında satış, pazarlama ve hizmet süreçlerini üstlenecek. Softtech’in ürün geliştirme ve mühendislik gücü, İşNet’in kurumsal müşterilerine sunduğu teknoloji hizmetlerindeki yetkinliği, siber güvenlik uzmanlığı ve yaygın müşteri ağıyla buluşturularak Zoka Suite’in daha geniş bir kurumsal ekosisteme ulaştırılması hedefleniyor. Oltalama saldırılarına karşı testten yanıta tek platform Zoka Suite’in Zoka Oltalama Simülasyonu modülü, gerçekçi senaryolarla test ettiği çalışanları simülasyon sonuçlarına göre otomatik eğitim süreçlerine yönlendirerek test ve eğitimi sürekli bir öğrenme döngüsüne dönüştürüyor. Platformun Zoka Şüpheli E-posta Yönetimi modülü ise Outlook eklentisi üzerinden çalışanların bildirdiği şüpheli e-postaları otomatik olarak analiz ediyor. E-postaları ayrıştıran sistem, tehdit istihbaratıyla doğrulama gerçekleştirerek risk skoru oluşturuyor ve belirlenen kılavuz doğrultusunda yanıt sürecini başlatıyor. Gerçekleştirilen işlemlerin çıktıları SIEM sistemlerine aktarılabiliyor. Veriler kurum içinde kalıyor Zoka Suite, verilerin Türkiye’de ve kurum bünyesinde kalmasını sağlayarak bankacılık ve finans başta olmak üzere; BDDK’ya tabi tüm kurumlar, sigorta, kamu, enerji ve telekomünikasyon gibi yüksek güvenlik ve regülasyon gerektiren sektörlerin siber güvenlik verileri üzerindeki kontrolünü korumasına olanak tanıyor. “Siber güvenlikte insan faktörünü güçlendiren kapalı bir döngü sunuyoruz” Softtech Genel Müdürü M. Bülent Özçengel, Zoka Suite’in ekosisteme sunacağı katkıya ilişkin şunları söyledi: “Siber saldırılarda insan unsurunun hâlâ belirleyici bir rol oynaması, çalışanların günlük iş süreçlerini hedef alan tehditlere karşı teknolojik önlemlerin farkındalık ve eğitimle desteklenmesi gerektiğini gösteriyor. Softtech olarak geliştirdiğimiz Zoka Suite; oltalama simülasyonu, çalışan eğitimi ve şüpheli e-posta yönetimini tek platformda bir araya getirerek kurumlara testten müdahaleye uzanan bütüncül bir güvenlik yaklaşımı sunuyor. İşNet ile gerçekleştirdiğimiz stratejik iş birliği sayesinde Softtech’in mühendislik ve ürün geliştirme gücünü, İşNet’in güçlü satış, hizmet ve müşteri ağıyla buluşturuyoruz. Böylece bu yerli çözümü daha fazla kuruma ulaştırmayı, Zoka Suite’in yetkinliklerini sürekli geliştirerek kurumların siber dayanıklılığını güçlendirmeyi hedefliyoruz.” İşNet Genel Müdürü Mehmet Fahri Can ise iş birliğine ilişkin şu açıklamayı yaptı: “Siber tehditlerin giderek çeşitlenmesi, kurumların siber güvenlik konusundaki ihtiyaçlarını da artırıyor. Çalışan farkındalığı da kurumların güvenlik yaklaşımının önemli unsurlarından biri haline geliyor. Softtech ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği kapsamında Zoka Suite’i siber güvenlik portföyümüze dahil ederek, çalışan farkındalığından şüpheli e-postaların analiz ve yönetimine uzanan süreçleri tek platformda bir araya getiren kapsamlı bir çözümü müşterilerimize sunuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Pirelli’den BRABUS BODO CABRIOLET’e Özel P Zero Haber

Pirelli’den BRABUS BODO CABRIOLET’e Özel P Zero

Pirelli, yeni BRABUS BODO CABRIOLET modelinin 22 inç lastiklerinin tek tedarikçisi olarak öne çıkıyor. Pirelli, BRABUS BODO CABRIOLET için, Coupé versiyonunda da sunulan özel bir P Zero geliştirdi. Lastik, üstü açılabilir modelin ulaşabildiği yüksek hızlarda Gran Turismo’nun yola tutunmasını sağlarken, Alman lüks otomobil markasının beklentileri doğrultusunda konfor ve hassas sürüş özellikleri sunacak şekilde tasarlandı. Ortak geliştirme Markanın yüksek performanslı Gran Turismo Coupé modelinin üstü açılabilir versiyonu olan ve şirketin kurucusu Bodo Buschmann’a ithaf edilen BRABUS BODO CABRIOLET için özel lastiklerin geliştirilmesinde BRABUS, Pirelli ile çalışmayı tercih etti. Geliştirme süreci boyunca Pirelli mühendisleri, lastikleri süper otomobilin şasi ayarları, jant ölçüleri ve özel 2+2 koltuklu modelin 360 km/s’ye varan hızlara ulaşmasını sağlayan V12 motorunun performansı da dahil olmak üzere teknik özelliklerine göre uyarlamak için BRABUS ile yakın iş birliği içinde çalıştı. Lastiğin karkas yapısı, sırt deseni ve hamur bileşiminin optimize edilmesine özel önem verilirken; yüksek hız performansı, direksiyon hassasiyeti, stabilite ve konfor arasında ideal dengenin sağlanması hedeflendi. Bu yaklaşım, BRABUS’un aracın her detayına verdiği önemi ortaya koyuyor. BRABUS CTO’su Joern Gander, geliştirme sürecini şu sözlerle değerlendirdi: “Pirelli ile birlikte geliştirdiğimiz bu 22 inç lastik kombinasyonunun başarılı bir şekilde hayata geçirilmesi, maksimum performans, hassasiyet ve sürüş dinamiklerini BRABUS BODO ile en küçük ayrıntıya kadar mükemmel şekilde uyumlandırma hedefimizin altını çiziyor.” Simülasyondan piste Lastik, gelişmiş sanallaştırma ve simülasyon teknikleri kullanılarak geliştirildi. Bu sayede Pirelli mühendisleri, lastiğin farklı özelliklerini sanal ortamda optimize ederken, süper otomobilin kendine özgü teknik özellikleriyle uyumlu performansını da değerlendirme fırsatı buldu. Bu aşamanın ardından Almanya’daki Papenburg test pistinde yoğun bir ortak test programı gerçekleştirildi. Testler sırasında yol tutuş özellikleri ve yüksek hız performansı değerlendirilirken, lastiğin davranışı BRABUS BODO CABRIOLET’in kendine özgü karakterine uygun olacak şekilde hassas biçimde ayarlandı. Tasarımda da titiz yaklaşım Lastiğin geliştirme sürecinde estetik unsurlar da önemli bir rol oynadı. Pirelli’nin üst segment ürünlerinin ayırt edici özelliklerinden biri olan yüksek kontrastlı yanak tasarımı, 22 inç jantlarla tamamlanan BODO’nun cesur karakterini daha da vurguluyor. Ortaya çıkan lastik, motorun ürettiği güç ve torku yola en etkin şekilde aktarmak üzere tasarlanırken, yüksek seviyede performans, direksiyon hassasiyeti ve stabilite sunuyor. Tüm bunlar, bir Grand Tourer’dan beklenen konfordan ödün vermeden gerçekleştiriliyor. Özel olarak BRABUS BODO CABRIOLET için geliştirilen P Zero, model için özel üretildiğini gösteren yanak üzerindeki “BB” işaretini taşıyor. Lastik, ön aksta 285/30 ZR22 XL, arka aksta ise 335/25 ZR22 XL ölçülerinde sunuluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Royal Canin, TUVECCA ve Medtronic’den Bilim, Beslenme ve Teknolojiyi Buluşturan Genç Masterclass Programı Haber

Royal Canin, TUVECCA ve Medtronic’den Bilim, Beslenme ve Teknolojiyi Buluşturan Genç Masterclass Programı

Veteriner hekimlikte geleceğin eğitim modelinin bugünden şekillenmesine katkı sunan Genç Masterclass Eğitim Programı, hayvan sağlığı ve bilimsel beslenme alanında faaliyet gösteren Royal Canin, acil veteriner hekimliği alanında mesleki ve bilimsel gelişimi destekleyen Türkiye Acil Veteriner Hekimleri Derneği (TuVECCA) ve dünyanın önde gelen tıbbi teknoloji şirketlerinden Medtronic iş birliğiyle gerçekleştirildi. Türkiye’nin dört bir yanındaki veteriner fakültelerinin 5. sınıf intern öğrencilerinin katıldığı ve veteriner hekim adaylarının mesleki gelişimini desteklemek amacıyla düzenlenen program, veteriner hekimlik eğitiminde teorik bilginin uygulama, teknoloji ve farklı uzmanlık alanlarıyla bir araya geldiği bütüncül bir öğrenme deneyimi sundu. Türkiye’de bu kapsamda ilk kez gerçekleştirilen program; hayvan beslenmesinden klinik uygulamalara, bilimsel bilgiden ileri simülasyon teknolojilerine uzanan kapsamlı bir eğitim içeriğini aynı çatı altında buluşturdu. İki gün süren program boyunca genç veteriner hekim adayları alanında uzman isimlerle bir araya gelirken, teorik bilgilerini uygulamalı çalışmalar ve gerçekçi senaryolar üzerinden pekiştirme fırsatı buldu. Genç Masterclass, yalnızca bir eğitim programı olarak değil; özel sektör, meslek kuruluşu ve sağlık teknolojisi alanındaki uzmanlığın ortak bir amaç etrafında buluştuğunda gençlerin mesleki gelişimine nasıl değer katabileceğini ortaya koyan örnek bir iş birliği modeli olarak öne çıktı. Öğrenme deneyimi Royal Canin’de başladı Genç Masterclass’ın ilk günü Royal Canin Türkiye ofisinde gerçekleştirilen eğitimlerle başladı. Programın ilk bölümünde, hayvan sağlığının ayrılmaz bir parçası olan beslenmenin bilimsel temelleri ele alındı. Genç veteriner hekim adayları; doğru beslenmenin hayvanların sağlığı, gelişimi ve yaşam kalitesi üzerindeki rolünü farklı perspektiflerden değerlendirme fırsatı buldu. Beslenmenin yalnızca bir ürün değil, hayvan sağlığının bütünsel bir parçası olduğu yaklaşımı üzerinden şekillenen eğitimlerde, bilimsel bilginin veteriner hekimlik pratiğine nasıl entegre edilebileceği ele alındı. Katılımcılar, beslenme ve klinik yaklaşım arasındaki ilişkiyi farklı örnekler üzerinden değerlendirerek veteriner hekimlik pratiğinde beslenmenin taşıdığı değeri daha yakından keşfetti. Programın ilk günü, genç veteriner hekim adaylarına bilimsel bilgiyi farklı bir bakış açısıyla değerlendirme ve mesleki uygulamalarla ilişkilendirme fırsatı sunarak ikinci gün gerçekleştirilecek teknoloji ve uygulama odaklı eğitimlerin de temelini oluşturdu. Teori, Medtronic İnovasyon Merkezi’nde uygulamaya dönüştü Genç Masterclass’ın ikinci gününde eğitim, Medtronic’in Türkiye’deki İnovasyon Merkezi’nde devam etti. Dünyada yalnızca dokuz ülkede bulunan Medtronic İnovasyon Merkezlerinden biri olan Türkiye merkezinde katılımcılar, ileri teknoloji ve simülasyon altyapısını deneyimleme fırsatı buldu. Anestezi ve anjiyografi simülasyonu, laparoskopik cerrahi, gastrointestinal ve üriner sistem cerrahisinde uygulamalı çalışmalarla teorik bilgiler pratiğe taşınırken; klinik karar verme, uygulama becerileri ve ekip çalışması gibi yetkinlikler gerçekçi senaryolar üzerinden ele alındı. Katılımcılar, simülasyon ortamında farklı klinik durumları deneyimleyerek öğrendikleri bilgileri uygulama fırsatı buldu. Bu deneyim, Genç Masterclass’ın teorik bilgiyi uygulamaya, uygulamayı ise mesleki yetkinliğe dönüştüren yaklaşımını ortaya koydu. Farklı uzmanlıklar, ortak bir vizyonda buluştu Genç Masterclass kapsamında genç veteriner hekim adayları, veteriner hekimliğin farklı uzmanlık alanlarında deneyimli akademisyenlerle bir araya geldi. Programda Prof. Dr. Zeynep Pekcan, Doç. Dr. Kadri Kulualp, Dr. Öğretim Üyesi Yusuf Şen, Dr. Öğretim Üyesi Pınar Can ve Dr. İsmail Altuğ Şen bilgi ve deneyimlerini genç meslektaş adaylarıyla paylaşarak programın bilimsel ve uygulamalı eğitim içeriğine katkı sundu. Alanında uzman akademisyenlerin katkılarıyla gerçekleştirilen eğitimlerde; hayvan beslenmesi, klinik yaklaşım, cerrahi, anestezi, bilimsel bilgi ve uygulamalı öğrenme farklı perspektiflerden ele alındı. Katılımcılar, farklı uzmanlık alanlarından edindikleri bilgileri uygulamalı çalışmalar ve gerçekçi senaryolar üzerinden pekiştirdi. Programın gücü, farklı uzmanlıkların aynı eğitim deneyiminde buluşmasından doğdu. Royal Canin’in hayvan beslenmesi alanındaki bilimsel uzmanlığı, akademisyenlerin klinik ve bilimsel deneyimi, TUVECCA’nın mesleki yaklaşımı ve Medtronic’in ileri tıbbi teknoloji altyapısı, genç veteriner hekimlerin gelişimini destekleyen bütüncül bir eğitim modelinde bir araya geldi. Bu iş birliği sayesinde genç veteriner hekim adayları yalnızca güncel bilimsel bilgileri takip etmekle kalmadı; farklı disiplinlerden beslenerek klinik bakış açılarını geliştirme, ileri teknolojileri deneyimleme ve öğrendiklerini uygulamaya dönüştürme fırsatı elde etti. Genç Masterclass, veteriner hekimlik eğitiminde bilginin farklı uzmanlıklarla, teknolojinin uygulamayla ve deneyimin yetkinlikle buluştuğu yeni bir yaklaşımın ilk adımını attı. Program, genç veteriner hekimlerin mesleki gelişimini desteklerken; sektör, akademi ve teknoloji dünyasının ortak değer yaratabileceği iş birlikleri için de örnek bir model ortaya koydu. “Genç meslektaşlarımızın deneyim kazanmasını çok değerli buluyoruz” TUVECCA Başkanı Doç. Dr. Büşra Kibar, Genç Masterclass’ın genç veteriner hekimlerin mesleki gelişimine sunduğu katkıya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Veteriner hekimliğin bilimsel gelişmeler ve teknolojik yeniliklerle sürekli gelişen dinamik bir meslek olduğuna dikkat çeken Kibar, genç meslektaşların eğitim süreçlerinde teorik bilginin yanı sıra farklı disiplinlerden uzmanlarla bir araya gelerek deneyim kazanmalarının önemini vurguladı. Kibar, Genç Masterclass’ın bu yaklaşımı somutlaştıran değerli bir örnek olduğunu belirterek, “Genç Masterclass’ın bu yaklaşımı somutlaştıran değerli bir örnek olduğunu düşünüyoruz.” “Royal Canin ve Medtronic ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, genç veteriner hekimlerin mesleki gelişimine destek olurken aynı zamanda mesleğimizin geleceğine yönelik ortak bir vizyon ortaya koyuyor. Farklı uzmanlık alanlarını aynı eğitim çatısı altında buluşturan bu modelin yeni iş birliklerine de ilham vereceğine inanıyoruz” dedi. “Birlikte hayal ettiğimiz bir projeyi gerçeğe dönüştürdük” Royal Canin Avrasya Bilimsel İlişkiler ve İletişim Yöneticisi Veteriner Hekim Murat Altunyuva, Genç Masterclass’ın ortaya çıkış sürecine ilişkin değerlendirmesinde, genç veteriner hekimlerin gelişimine yapılan yatırımın sektörün geleceğine doğrudan katkı sunduğunu ifade etti. Altunyuva “Genç veteriner hekimlerin gelişimini desteklemenin, sektörümüzün geleceğine katkı sağlamak olduğuna inanıyoruz. Genç Masterclass, birlikte hayal ettiğimiz bir projenin gerçeğe dönüşmüş hali. Beslenme, bilim, teknoloji ve uygulamalı eğitimi aynı programda buluşturarak genç veteriner hekim adaylarına farklı disiplinleri deneyimleyebilecekleri bir öğrenme ortamı sunduk” dedi. TUVECCA ve Medtronic ile gerçekleştirilen iş birliğinin önemine de değinen Altunyuva, “Bu iş birliği, genç veteriner hekimlerin mesleki gelişimine anlamlı bir destek sunarken veteriner hekimlik eğitimine de yeni bir bakış açısı kazandırıyor. Bizim için Genç Masterclass, yalnızca iki günlük bir eğitim programı değil; farklı uzmanlıkların bir araya geldiğinde nasıl daha büyük bir değer yaratabileceğini gösteren bir iş birliği modeli” ifadelerini kullandı. “Teknolojiyi deneyimlemek, genç veteriner hekimler için önemli bir kazanım” Medtronic İnovasyon Merkezi (MIC) Yöneticisi ve Kıdemli Eğitim Müdürü Ebru Gökşahin Yüksel, Genç Masterclass kapsamında genç veteriner hekim adaylarını Medtronic İnovasyon Merkezi’nde ağırlamaktan duydukları memnuniyeti ifade etti. Programın, veteriner hekimlik eğitimi ile ileri tıbbi teknoloji arasında güçlü bir bağ kurulmasına katkı sunduğunu belirten Gökşahin Yüksel, teorik bilginin simülasyon ve uygulamalı çalışmalarla desteklenmesinin genç meslektaş adayları açısından önemli bir deneyim olduğunu söyledi. Genç Masterclass’ın farklı disiplinleri bir araya getiren yapısının önemine de dikkat çeken Gökşahin Yüksel, “Royal Canin, TUVECCA ve Medtronic’in bilgi ve deneyimlerini aynı eğitim çatısı altında buluşturması, genç veteriner hekimlerin gelişimi açısından değerli bir model ortaya koydu. Medtronic olarak ileri tıbbi teknoloji alanındaki deneyimimizi veteriner hekimlik eğitimiyle buluşturmaktan ve genç meslektaş adaylarının gelişimine katkı sunmaktan büyük memnuniyet duyduk” ifadelerini kullandı. Bir eğitim programından daha fazlası Genç Masterclass, bilimsel bilgi ile uygulamalı deneyim arasındaki bağı güçlendiren bir eğitim modeli ortaya koydu. Bu yönüyle program, veteriner hekimlik alanında gençlerin gelişimini destekleyen yeni nesil eğitim modelleri için de güçlü bir örnek oluşturdu. Aynı zamanda özel sektör, meslek kuruluşları, akademi ve sağlık teknolojisi alanındaki kurumların ortak bir amaç etrafında buluşarak eğitim alanında yaratabileceği değeri ortaya koydu. Royal Canin, önümüzdeki dönemde de sağlık profesyonellerinin gelişimine, bilimsel bilgi paylaşımına ve veteriner hekimlik mesleğinin geleceğine katkı sağlayacak katma değerli iş birlikleri ve projeler geliştirmeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Robotaksi’de Otonom Sürüş Heyecanı Kocaeli’de Haber

Robotaksi’de Otonom Sürüş Heyecanı Kocaeli’de

Türkiye’nin otonom araç teknolojilerindeki yetkinliğini geliştirmek ve gençlerin yapay zekâ, sensör teknolojileri ve otonom kontrol sistemleri alanındaki çalışmalarını gerçek dünya senaryolarında sınamak amacıyla düzenlenen Robotaksi-Binek Otonom Araç Yarışması, final heyecanına hazırlanıyor. TEKNOFEST kapsamında, Bilişim Vadisi ve TÜBİTAK yürütücülüğünde gerçekleştirilen yarışmada, 1.199 takım arasından finale kalan 50 takım, 23-26 Ağustos 2026 tarihleri arasında Kocaeli Bilişim Vadisi Kampüsünde otonom sürüş yeteneklerini sergileyecek. Yarışma, araçların insan müdahalesi olmaksızın çevrelerini algılaması, elde ettiği verileri yorumlaması, doğru kararlar vermesi ve bu kararları güvenli sürüş manevralarına dönüştürmesi üzerine kuruluyor. Yarışmacı takımlardan, kent içi ulaşım senaryolarını modelleyen final parkurunda trafik işaret ve işaretçilerini gerçek zamanlı olarak anlamlandırmaları, statik ve dinamik engelleri algılayarak güvenli şekilde sakınmaları, yolcu indirme ve bindirme görevlerini yerine getirmeleri, trafik ışıklarına uymaları ve park işlemini kurallara uygun biçimde gerçekleştirmeleri bekleniyor. Tüm görevlerin dışarıdan herhangi bir müdahale olmaksızın otonom olarak tamamlanması gerekiyor. 4.646 kişi yarışmaya başvurdu Robotaksi-Binek Otonom Araç Yarışması, bu yıl da yoğun katılımla dikkat çekti. Türkiye ve yurt dışında öğrenim gören lise, ön lisans, lisans, yüksek lisans, doktora ve açık öğretim öğrencileri ile mezunların başvurabildiği yarışmaya iki kategoride toplam 1.199 takım ve 4.646 kişi başvurdu. Başvuruların 698 takımı ve 2.234 üyesi Hazır Araç kategorisinde, 501 takımı ve 2.412 üyesi ise Özgün Araç kategorisinde yer aldı. Değerlendirme süreçlerinin ardından Hazır Araç kategorisinden 22 takım ve 243 üye, Özgün Araç kategorisinden ise 28 takım ve 510 üye finale kaldı. Böylece final etabında toplam 50 takım ve 753 yarışmacı mücadele edecek. Yarışmanın finalistleri, teknik yeterliliklerini farklı aşamalarda ortaya koydu. Takımların performansı; Teknik Yeterlilik Formu, Kritik Tasarım Raporu, Araç Test Videosu veya Simülasyon Raporu ve Final Değerlendirmesi aşamalarından oluşan süreç kapsamında değerlendiriliyor. Bu değerlendirmelerle takımların yalnızca araç ve yazılım geliştirme kabiliyetlerinin değil, otonom sürüş sistemlerinin algılama, planlama, karar verme ve kontrol yeteneklerinin de ortaya konulması hedefleniyor. İki kategoride, iki farklı mühendislik yaklaşımı Robotaksi-Binek Otonom Araç Yarışması, farklı teknik yaklaşımlara sahip takımların mücadele edebilmesine imkân tanıyan iki ayrı kategoride gerçekleştiriliyor. Hazır Araç kategorisinde takımlara, yarışma kapsamında tahsis edilen ve drive-by-wire özelliğine sahip tam donanımlı elektrikli araç platformu kullandırılıyor. Bu kategoride takımlar, ağırlıklı olarak otonom sürüş yazılımlarını ve karar verme algoritmalarını geliştirmeye odaklanıyor. Hazır Araç takımları, danışman hariç en az 3, en fazla 25 kişiden oluşabiliyor. Özgün Araç kategorisinde ise takımlar hibe edilmiş veya daha önceden üretilmiş araçlarla yarışmaya katılıyor. Bu kategoride aracın tüm yapısal özelliklerinden ve yarışma şartnamesine uygunluğundan takım doğrudan sorumlu tutuluyor. Danışman hariç en az 5, en fazla 25 kişinin yer alabildiği bu kategoride, otonom sürüş yazılımının yanı sıra aracın mühendislik altyapısı ve tasarımı da yarışmanın önemli unsurları arasında bulunuyor. Final parkurunda şehir içi ulaşım senaryoları uygulanacak 23-26 Ağustos tarihlerinde Kocaeli Bilişim Vadisi Kampüsünde gerçekleştirilecek finalde takımlar, gerçek şehir içi ulaşım koşullarını modelleyen görevlerle karşı karşıya gelecek. Araçların yolcu indirme ve bindirme noktalarında doğru şekilde hareket etmesi, trafik ışıklarını ve trafik kurallarını takip etmesi, parkur üzerindeki statik ve dinamik engelleri algılaması ve güvenli sakınma manevraları gerçekleştirmesi gerekecek. Finalin en önemli unsurlarından biri ise araçların tüm bu görevleri dışarıdan herhangi bir insan müdahalesi olmadan yerine getirmesi olacak. Böylece takımların geliştirdiği yapay zekâ ve otonom sürüş sistemlerinin yalnızca laboratuvar veya simülasyon ortamındaki değil, gerçek dünyaya yakın dinamik bir ortam içerisindeki performansı da test edilecek. Dereceye girenleri büyük ödüller bekliyor Robotaksi-Binek Otonom Araç Yarışmasında başarılı olan takımlar maddi ödüllerin yanı sıra özel ödüllerle de desteklenecek. Hazır Araç kategorisinde birinci olan takım 250 bin TL, ikinci takım 200 bin TL, üçüncü takım ise 175 bin TL ödül kazanacak. Özgün Araç kategorisinde ise birincilik ödülü 300 bin TL, ikincilik ödülü 250 bin TL, üçüncülük ödülü 200 bin TL olarak belirlendi. Dereceye giren takımların danışmanları da ayrıca ödüllendirilecek. Birinci olan takımın danışmanına 20 bin TL, ikinci olan takımın danışmanına 15 bin TL, üçüncü olan takımın danışmanına ise 12 bin TL ödül verilecek. Yarışmada derece ödüllerinin yanı sıra her iki kategoride En Özgün Yazılım Ödülü ve En İyi Takım Ruhu Ödülü, yalnızca Özgün Araç kategorisinde ise En İyi Araç Tasarımı Ödülü takdim edilecek. Bu ödüllerle takımların teknik başarılarının yanı sıra özgün yazılım geliştirme, takım çalışması ve mühendislik tasarımı alanlarındaki başarılarının da teşvik edilmesi amaçlanıyor. Ödüller TEKNOFEST Şanlıurfa’da verilecek Finalde dereceye giren takımlar ödüllerini 30 Eylül-4 Ekim 2026 tarihleri arasında Şanlıurfa’da düzenlenecek TEKNOFEST’te alacak. Robotaksi-Binek Otonom Araç Yarışması, gençlerin geliştirdiği teknolojilerin gerçek dünya senaryolarında test edilmesini sağlarken, Türkiye’nin otonom sürüş, yapay zekâ, sensör teknolojileri ve araç kontrol sistemleri alanlarında ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının gelişimine de katkı sağlıyor. Yarışma aynı zamanda genç teknoloji takımlarının yalnızca bir yarışma parkurunda değil, geleceğin mobilite çözümlerinin geliştirilmesi sürecinde aktif rol üstlenmelerine olanak sunuyor. 23-26 Ağustos 2026 tarihlerinde Kocaeli Bilişim Vadisi Kampüsünde gerçekleştirilecek finalde, 50 takım ve 753 yarışmacı, otonom araçların şehir içi ulaşım senaryolarındaki yeteneklerini sergileyecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Schneider Electric’ten 800 VDC Veri Merkezlerinde Ark Parlaması Risk Araştırması Haber

Schneider Electric’ten 800 VDC Veri Merkezlerinde Ark Parlaması Risk Araştırması

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, 800 VDC güç mimarilerinde ark parlaması riskinin nasıl değerlendirilebileceği ve yönetilebileceğine ilişkin pratik bir yol haritası sunan, alanında ilk niteliğindeki analizini yayımladı. Hiper ölçekli veri merkezi işletmecilerinin tasarım yaklaşımlarından hareketle oluşturulan kullanım senaryolarına dayanan çalışma, farklı konfigürasyonlara sahip, gelişmekte olan iki 800 VDC mimarisini karşılaştırıyor. Bulgular, ark parlamasının etkilerinin mimariye, kapasitörlerin yerleşimine ve arıza giderme davranışına önemli ölçüde bağlı olduğunu gösteriyor. Araştırmanın öne çıkan sonuçlarından biri, kapasitör etkisinin baskın olduğu en zorlu varsayımlarda dahi 800 VDC sistemlerde ark parlaması riskinin yönetilebilir olması. Çalışmaya göre risk seviyesi birçok durumda tipik AC sistemlerle karşılaştırılabilir düzeyde kalıyor. Gelişmiş yazılım ve dijital ikizlerden yararlanan daha kapsamlı modelleme yöntemleri de ark parlaması riskinin daha doğru biçimde ortaya konmasına yardımcı oluyor. Bulgular, yapay zekâ veri merkezlerinde daha yüksek güç yoğunluğuna sahip kabinleri desteklemek amacıyla 800 VDC mimarilerinin benimsenmeye başladığı kritik bir dönemde geliyor. NVIDIA’nın öncülüğünde, Schneider Electric gibi enerji teknolojileri şirketlerinin katkısıyla 800 VDC veri merkezi güç altyapısına geçiş, büyük ölçekli veri merkezleri ve AI Factory’lerin 400 kW ve üzerindeki IT kabinlerini desteklemesine olanak sağlayacak. Sektör daha yüksek güç yoğunluklarına doğru ilerlerken 800 VDC dağıtım, megawatt ölçeğindeki kabinlerin verimli biçimde enerjiyle beslenmesinde uygulanabilir bir çözüm olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte daha yüksek çalışma gerilimleri, arıza davranışının, koruma koordinasyonunun ve güvenli çalışma uygulamalarının daha iyi anlaşılmasını gerektiriyor. Schneider Electric Güvenli Güç ve Veri Merkezlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Manish Kumar, konuyla ilgili şunları söyledi: “800 VDC güç dağıtımı veri merkezi tasarımında önemli bir değişimi temsil ediyor ancak aynı zamanda kapsamlı biçimde incelenmesi gereken yeni güvenlik konularını da beraberinde getiriyor. Dünyanın önde gelen hiper ölçekli veri merkezi işletmecilerinden bazılarıyla yürüttüğümüz çalışmalar, mühendislere ve güvenlik profesyonellerine ark parlaması risklerini değerlendirmek için ilk pratik çerçevelerden birini sunuyor. Bu yaklaşım arıza davranışını anlamak, güvenli çalışma uygulamalarını oluşturmak ve etkili koruma sistemleri tasarlamak için yapılandırılmış bir yöntem sağlıyor. Amacımız, sektörün daha yüksek gerilimli mimarilere güvenli ve emin adımlarla geçmesine yardımcı olmak.” Ark flaşı analizi AC veri merkezlerinde halihazırda standart bir uygulama olsa da dönüştürücü beslemeli 800 VDC sistemlerde çalışan personelin karşılaşabileceği elektriksel tehlikelerin yönetimine ilişkin sektör genelinde kabul edilmiş bir standart veya kılavuz henüz bulunmuyor. Bu nedenle yeni araştırma yalnızca ark parlaması tehlikelerinin değerlendirilmesi ve yönetilmesi açısından değil, 800 VDC sistemlerin mevcut güç sistemleriyle karşılaştırılabilir güvenlik seviyelerine ulaşmasını sağlamak açısından da önem taşıyor. Çalışma, mevcut standartların ark parlaması riskini olduğundan yüksek tahmin edebildiğini, Schneider Electric’in simülasyon analizlerinin ise gelişmiş yazılım ve dijital ikizlerin riski daha doğru modellediğini gösteriyor. İki farklı 800 VDC mimarisi değerlendirildi Schneider Electric’in çalışması, sektörde ortaya çıkan başlıca uygulama yaklaşımlarını temel alarak hem kabin hem de tesis seviyesindeki 800 VDC mimarilerine yönelik ilk pratik ark parlaması analizlerinden birini ortaya koyuyor. Analiz kapsamında standartlara dayalı yöntemler, geçici durum simülasyonları ve sistem seviyesinde modelleme değerlendirildi. Bulgular, mevcut ark parlaması analiz çerçevelerinin mimariyi ve zamana bağlı değişkenleri dikkate alacak şekilde kullanıldığında 800 VDC sistemlere uygulanabileceğini ve tasarım tercihlerinin sonuçlar üzerinde belirleyici olduğunu gösteriyor. Kabin seviyesindeki 800 VDC mimarileri: Muhafazakâr yöntem ve varsayımlarla gerçekleştirilen sidecar, diğer adıyla güç kabini, vaka çalışmasında, herhangi bir koruma cihazı bulunmadığı durumda dahi maruz kalınan enerji seviyesinin referans alınan 1,2 cal/cm² kişisel koruyucu ekipman eşiğinin oldukça altında kaldığı görüldü. Merkezi 800 VDC mimarileri: Tesis seviyesindeki vaka çalışması, yine muhafazakâr ve gerçek uygulamaları daha az yansıtan, aşırı akım korumasının bulunmadığı bir mimari ele alındığında maruz kalınan enerji seviyesinin kabin seviyesindeki tasarımlara kıyasla bir miktar daha yüksek olabileceğini gösteriyor. Analiz ayrıca sistem topolojisinin etkisini değerlendirerek ters akımı engelleyen diyotların hem yukarısında hem de aşağısında meydana gelen arızaların geri beslemeyi, tepe akımını ve ark parlaması sonuçlarını nasıl etkilediğini ortaya koyuyor. Arıza katkısının standart koruma cihazlarıyla zaman açısından sınırlandırılması durumunda ark parlaması enerjisi, çalışma ortamları için uygun seviyelere düşüyor ve genel olarak yaygın AC mimarilerindeki seviyelerle uyumlu hale geliyor. 800 VDC mimarilerinde ark parlaması riskinin azaltılmasında tasarım ve koruma stratejileri önemli rol oynuyor. Araştırma, genel riskin düşük kaldığını ve birçok durumda tipik AC dağıtım sistemleriyle karşılaştırılabilir olduğunu gösteriyor. Standart koruma cihazları kullanıldığında da maruz kalınan enerji önemli eşiklerin altında tutulabiliyor. Araştırmada ayrıca şu sonuçlara ulaşıldı: Geçici durum davranışı önem taşıyor: 800 VDC sistemlerde ark parlaması etkisini zamana bağlı arıza akımları belirliyor. Bir olayın ilk milisaniyelerinde kapasitör deşarjı baskın rol oynuyor. Simülasyon doğruluğu artırıyor: Geçici durum simülasyonu ve güç sistemi analiz araçları gibi yazılımlar, DC sistemlerde kullanılan basitleştirilmiş ark parlaması analiz yöntemlerinin kapasitör etkisinin baskın olduğu sistemlerde riski çoğu zaman olduğundan yüksek tahmin ettiğini gösteriyor. İşletmeciler, ETAP gibi gelişmiş yazılım ve dijital ikizlerden yararlanarak koruma stratejilerini daha doğru veriler üzerine kurabiliyor ve ark parlaması riskini önemli ölçüde azaltabiliyor. Tasarım tercihleri riski azaltıyor: Ark parlaması sonuçlarını yalnızca DC dağıtım kullanılması değil, mimari ve sistem konfigürasyonu da belirliyor. Kapasitörlerin yerleşimi, ters akımı engelleyen bileşenler ve milisaniye ölçeğinde devreye giren koruma sistemleri, 800 VDC altyapılarının güvenli biçimde uygulanmasında kritik rol oynuyor. ETAP CEO’su Tanuj Khandelwal ise şunları söyledi: “Endüstri standartları ark parlaması ve elektrik güvenliği açısından vazgeçilmez olmaya devam ediyor. Ancak geleneksel yöntemler, karmaşık DC sistemlerin çalışma biçimini tam olarak yansıtmadıkları için gereğinden fazla muhafazakâr sonuçlar verebiliyor. Gerçek riski anlayabilmek için mühendislerin sistem topolojisini, arıza davranışını, koruma koordinasyonunu, dönüştürücü tepkilerini, anahtarlama mantığını ve aktif koruma sistemlerini birlikte değerlendirmesi gerekiyor. ETAP, ekiplerin 800 VDC sistemleri gerçek çalışma koşullarına uygun biçimde modellemesini ve doğrulamasını sağlayarak muhafazakâr varsayımlardan daha doğru, yapay zekâ destekli ve fizik temelli güvenlik ve operasyon kararlarına geçişi destekliyor.” Bu çalışma, Schneider Electric’in ark parlaması güvenlik testleri alanındaki onlarca yıllık deneyimini temel alırken şirketin, yapay zekâ veri merkezlerinde kullanılan yeni nesil yüksek yoğunluklu kabin sistemleri açısından kritik öneme sahip 800 VDC güç mimarilerine geçişi destekleme taahhüdünü de güçlendiriyor. Schneider Electric ayrıca 800 VDC sistemlerde bakım çalışmalarının güvenli biçimde gerçekleştirilebilmesine yönelik, sistem çalışırken güç bileşenlerinin değiştirilebilmesini sağlayan “live swap” teknolojileri üzerinde kapsamlı testler gerçekleştirdi. Araştırmanın bulguları, “DC Arc Flash Analysis: A Practical Study on 800 VDC in Data Centers” başlıklı teknik dokümanda yayımlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Contemporary'de Yeni Sezon İki Sergiyle Başlıyor Haber

Borusan Contemporary'de Yeni Sezon İki Sergiyle Başlıyor

Fotoğraf sanatında ölçek, perspektif ve mekân algısını sorgulayan özgün yaklaşımıyla tanınan Olivo Barbieri’nin Türkiye'deki ilk kişisel sergisi, sanatçının kırk yılı aşkın sanat pratiğinden beş tematik seriyi bir araya getiriyor. Küratörlüğünü Fırat Arapoğlu’nun üstlendiği “Zaman Mekân Geometri”, sanatçının üretiminden kapsamlı bir seçkiyle birlikte Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nun siparişi üzerine Anadolu’nun antik kentlerine odaklanan eserlerini de ilk kez izleyiciyle buluşturuyor. Sergi, farklı coğrafya ve zaman katmanları arasında ilişkiler kurarak fotoğrafın temsil gücüne ve görme biçimlerine dair yeni bir bakış sunuyor. Olivo Barbieri antik kentlerden metropollere, şelalelerden Alp zirvelerine ve Capri kıyılarına uzanan fotoğraflarında ölçek ve perspektifle oynayarak tanıdık manzaraları beklenmedik ve neredeyse gerçeküstü görüntülere dönüştürüyor. Kuşbakışı çekimleriyle mimariyi, doğayı ve kent dokusunu alışılmışın dışında bir bakışla ele alan sanatçı, gerçek ile kurgu arasındaki sınırları belirsizleştiriyor. Büyük ölçekli fotoğraflarıyla izleyicileri, gördüklerini yeniden değerlendirmeye ve çevresine farklı bir gözle bakmaya davet ediyor. Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu'ndan “Perili” bir deneyim Yeni sezonun öne çıkan projelerinden biri de Borusan Contemporary Direktörü Dr. Kumru Eren’in artistik direktörlüğünü üstlendiği "Perili | Haunted” başlıklı koleksiyon sergisi. Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu'ndan seçilen eserleri bir araya getiren sergi; yapay zekâ, algoritmalar, veri teknolojileri ve dijital kültürün şekillendirdiği yeni görsel dünyayı odağına alıyor. Rafael Lozano-Hemmer, Memo Akten, teamLab, Quayola ve Zimoun gibi yeni medya pratiğinden sanatçıları Kemal Önsoy'un desenleriyle buluşturan seçki, teknoloji ile insan, gerçek ile simülasyon ve fiziksel ile dijital arasındaki sınırları belirsizleştiren bir deneyim alanı sunuyor. Borusan Contemporary’ye ev sahipliği yapan Perili Köşk’ten de esinlenen sergi, yapının tarihî hafızasını çağdaş teknolojilerin görünmez dünyasıyla buluşturuyor. Bir zamanlar hayalet söylenceleriyle anılan Perili Köşk, bu kez verilerin, algoritmaların ve yapay zekâ sistemlerinin şekillendirdiği yeni bir görsel dünyaya ev sahipliği yapıyor. Gerçeklik, hafıza, temsil ve insan-sonrası estetik gibi güncel tartışmalara odaklanan “Perili | Haunted”, izleyiciyi zamanın katmanları arasında dolaşmaya; geçmiş ile gelecek, insan ile teknoloji arasında kurulan yeni ilişki biçimleri üzerine düşünmeye davet ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İETT’den Öğrencilere Anlamlı Destek   Haber

İETT’den Öğrencilere Anlamlı Destek  

İETT, işletme ve yatırım faaliyetlerini sürdürürken sosyal sorumluluk projeleriyle de çocukların ve gençlerin yanında olmaya devam ediyor. Bu kapsamda ekonomik ömrünü tamamlamış malzemeler, İETT ustalarının emeğiyle yeniden hayat buldu ve Beykoz Necip Fazıl Kısakürek İlkokulu ile Necip Fazıl Kısakürek İmam Hatip Ortaokulu öğrencilerinin kullanımına sunuldu. ATIL MALZEMELER EĞİTİM VE OYUN ALANLARINA DÖNÜŞTÜ Direksiyonlar, lastikler ve ahşap paletler gibi geri dönüştürülebilir malzemeler, İETT atölyelerinde teknik ekipler tarafından revize edilerek güvenli oyun ekipmanlarına dönüştürüldü. Yapılan çalışmalar sonucunda okul bahçesine; ahşap saksılar, kuş evleri, oyun masaları, sandalyeler ve oyun arabası gibi toplam 15 farklı eğitim ve oyun materyali kazandırıldı. KURULUMA İETT YÖNETİMİ VE EĞİTİMCİLER KATILDI Beykoz Necip Fazıl Kısakürek İlkokulu ve Necip Fazıl Kısakürek İmam Hatip Ortaokulu’nda gerçekleştirilen kuruluma İETT Genel Müdür Yardımcıları Şükrü Yılmaz ve Onur Temürlenk, İETT’nin ilgili yöneticileri, Okul Müdürü Aslan Kadıoğlu ile okul yöneticileri ve öğretmenler de katıldı. SÜHA OTOBÜSÜ İLE SÜRDÜRÜLEBİLİR ULAŞIM EĞİTİMİ Program kapsamında ayrıca, İETT’nin öğrenciler için özel olarak tasarladığı SÜHA (Sürdürülebilir Hareketlilik Eğitim Merkezi) Otobüsü de okula getirildi. Öğrenciler, otobüs içerisindeki simülasyon cihazlarını inceleyerek sürdürülebilir ulaşım konusunda etkileşimli eğitim alma fırsatı buldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TASECS’ten Dijital Dönüşüm Hamlesi Haber

TASECS’ten Dijital Dönüşüm Hamlesi

Dassault Systèmes, Türk havacılık ve savunma sanayisi tedarikçisi TASECS'in İklimlendirme Sistemleri (ECS) tasarım ve geliştirme süreçlerini iyileştirmek için 3DEXPERIENCE platformunu kullandığını duyurdu. 2019 yılında kurulan bir TUSAŞ iştiraki olan TASECS, askeri ve sivil hava platformları için milli ve yenilikçi çözümler kullanarak iklimlendirme sistemleri tasarlayıp üretmeye odaklanıyor. Küresel çapta havacılık ve savunma sanayisi tedarikçilerine ECS sunma konusunda uzmanlaşan şirket için 3DEXPERIENCE platformunu kullanmak, inovasyon ve sürdürülebilirlik yolculuğunda atılmış büyük bir adımı temsil ediyor. Platform tabanlı tasarıma geçişini hızlandırmak amacıyla Ürün Yaşam Döngüsü Yönetimi (PLM) yetenekleri ve tek bir veri kaynağı sunan entegre bir çözüm arayan TASECS, bu doğrultuda 3DEXPERIENCE platformunu kullanmaya başlayarak kurum içindeki bilgi akışını standart hale getirdi. Havacılık ve savunma sanayisi tedarikçilerine özel olarak tasarlanan platform sayesinde şirket, teklif aşamasından teslimata kadar uzanan süreçte verimliliğini artırmak için Dassault Systèmes’in "Engineered to Fly" (Uçmak İçin Tasarlandı) endüstri çözümünden yararlanıyor. Bu yeni sistem, şirketin önceki çalışma yöntemlerine kıyasla %30 zaman tasarrufu elde etmesini ve operasyonel verimliliğini gözle görülür biçimde artırmasını sağlıyor. TASECS, platformun sunduğu iş birliği ortamından yararlanarak sektörün yasal gereksinimlerine tam uyum sağlarken iklimlendirme sistemlerinin konseptten teslimata kadar olan geliştirme sürecini de kolaylaştırıyor. Kabin içi hava sirkülasyonu, sıcaklık kontrolü ve basınçlandırma gibi işlevleri barındıran bu sistemler, havacılık uygulamalarında hem yolcu konforunu hem de operasyonel güvenliği sağlamak için büyük önem taşıyor. 3DEXPERIENCE platformunun entegre tasarım, simülasyon ve yaşam döngüsü yönetimi yetenekleri TASECS'e operasyonel verimliliği artırmak, maliyetleri düşürmek ve inovasyonu teşvik etmek için gereken tüm araçları sunuyor. TASECS Ürün Müdürü Gülden Şenaltun konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: "Dassault Systèmes’in 3DEXPERIENCE platformuna geçerek tasarım ve geliştirme süreçlerimizi hızlandırıyor, ekipler arası iş birliğini güçlendiriyor ve en yüksek güvenlik ve sürdürülebilirlik standartlarına uyum sağlıyoruz. 3DEXPERIENCE platformu, havacılık ve savunma sanayisindeki müşterilerimizin değişen ihtiyaçlarını karşılayan yeni nesil İklimlendirme Sistemleri tasarlamamız için bize güç veriyor." Dassault Systèmes Türkiye Ülke Müdürü Hakan Kul ise şunları söyledi: "TASECS’in 3DEXPERIENCE platformunu bu denli başarılı bir şekilde kullanması, Türkiye'nin havacılık ve savunma sanayisinde giderek büyüyen rolünü de gözler önüne seriyor. Türkiye'deki müşterilerimizi her zaman desteklemeye ve çözümlerimiz aracılığıyla yepyeni inovasyon ve verimlilik seviyelerine ulaşmalarına yardımcı olmaya kararlıyız." TASECS artık 3DEXPERIENCE platformuyla sistem tasarımında yepyeni olasılıkları keşfedebiliyor. Şirket, sunduğu çözümlerin hem en ileri teknolojiye sahip hem de çevre dostu olmasını güvence altına almak için iklimlendirme sistemlerinin geliştirilme biçimini baştan aşağı iyileştiriyor ve performanslarını optimize ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.