Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Simülasyon

Kapsül Haber Ajansı - Simülasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Simülasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ford Otosan’a Küresel Başarı Haber

Ford Otosan’a Küresel Başarı

Otomotiv endüstrisinin benzeri görülmemiş bir dönüşüm sürecinden geçtiği günümüzde, artan ürün çeşitliliği ve kırılgan tedarik zinciri yapıları üreticileri daha verimli, daha esnek, daha öngörülü ve dayanıklı olmaya zorluyor. Ford Otosan, 2015 yılından itibaren sürdürdüğü dijital dönüşüm çalışmaları ile şimdi de Yeniköy Fabrikası ile Global Lighthouse Network’e dahil oldu. Ford Otosan, 2019 yılında Global Lighthouse Network ağına katılan Gölcük Fabrikası’nın ardından Yeniköy Fabrikası ile de küresel bir rol model haline geldi. Bu vizyon çerçevesinde, 2023 Kasım ayında yeniden tasarlanarak hayata geçirilen Yeniköy Fabrikası, Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Endüstri 4.0 alanında dünyanın en ileri üretim tesislerini bir araya getiren prestijli Global Lighthouse Network (GLN) platformuna kabul edildi. Ford Otosan, Global Lighthouse Network tarafından küresel ölçekte örnek gösterilen üretim tesisi sayısını ikiye çıkarırken bu prestijli platformda Türkiye’den iki tesisiyle yer alan ilk üretim şirketi olma başarısını gösterdi. Aynı zamanda Ford Otosan, Global Lighthouse Network’te iki tesisi bulunan dünyadaki sayılı şirketlerden biri olurken Ford Motor Company bünyesinde bu ağa dahil edilen tek üretim organizasyonu olma özelliğini de taşıyor. Güven Özyurt: “Dijital dönüşümde oyun kurucu konumumuzu güçlendiriyoruz” Ford Otosan Genel Müdürü Güven Özyurt, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Ford Otosan olarak Global Lighthouse Network’e 2019 yılında dahil olan Gölcük Fabrikamıza ek olarak şimdi de Yeniköy Fabrikamızla bu prestijli platformda yer almanın kıvancını yaşıyoruz. 2015 yılında başlattığımız uzun soluklu dijital dönüşüm yolculuğu bugün üretimde neyi, ne zaman ve nasıl yapacağımıza karar veren sistemlerin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Yeniköy Fabrikası’nda içten yanmalı, hibrit ve elektrikli motorları aynı hatta üretebilen esnek yapımızla yüksek oktavlı karmaşıklığı veriyle yönetebiliyoruz, kurduğumuz öğrenen ve dayanıklı üretim modeliyle geleceği net bir şekilde planlayabiliyoruz. Yeniden inşasıyla iki yıl gibi kısa bir sürede bu modeli mümkün kılan ekiplerimizin başarısının WEF bünyesinde takdir edilmesi büyük bir başarı. Türkiye’den bu platforma dahil olan tek otomotiv firması olarak, dünyanın en prestijli kuruluşlarının öncü tesisleriyle yer aldığı bu platformda iki fabrikamızla birden yer almak hem şirketimiz hem de ülkemiz adına büyük bir gurur kaynağı. Bu seçkin ödül, şirketimizin dijital dönüşümde ulaştığı seviyenin ve sektörümüzdeki öncülüğümüzün bağımsız ve güvenilir bir otorite tarafından küresel ölçekte bir kez daha tescillenmesi anlamına geliyor. Ödüllü tesislerimizle akıllı üretim teknolojilerinde dünyaya öncülük ediyor, Endüstri 4.0 dönüşümünde küresel ölçekte söz sahibi ‘oyun kurucu’ konumumuzu daha da güçlendiriyoruz.” Yeniköy, “Geleceğin Fabrikası” olarak tasarlandı Ford Otosan, esnek üretim yetkinlikleri sayesinde, 4 binin üzerinde ürün çeşitliliğine rağmen tek bir hat üzerinde yalın ve verimli üretim gerçekleştirilebiliyor. Yeniköy Fabrikası’nın bu başarıya ulaşmasında, akıllı esnek üretim yönetim platformu, yapay zekâ tabanlı kestirimci bakım sistemleri, akıllı çalışan destek sistemleri, GenAI destekli kalite platformları ve yapay zekâ destekli enerji yönetim sistemleri kritik rol oynadı. Dijital dönüşüm ve yapay zekâ uygulamalarındaki öncülüğünü Yeniköy Fabrikası’nda daha da ileriye taşıyan Ford Otosan, bu tesisini anlık veri akışı ve yapay zekâ desteği ile uçtan uca yönetiyor. Akıllı fabrikaların temel özelliği olan kapalı döngü modelini temel alan Yeniköy Fabrikası’nda üretim planlaması gelişmiş veri analitiğiyle yürütülüyor. Bu sayede talep, arz ve süreçlerdeki değişimler son derece dinamik biçimde yönetilebiliyor. Akıllı ve esnek üretim altyapısı, anlık veri ve yapay zekâ desteğiyle uçtan uca yönetilen tesiste gelişmiş robotik, makine görüşü ve simülasyon modellerine dayalı dijital ikiz uygulamaları operasyonların verimliliğini en üst seviyeye taşıyor. Üretim hatlarının tasarımı, senaryo bazlı kapasite analizleri, hatlar arası gerçek zamanlı sıralama ve optimizasyonda kullanılan yapay zekâ teknolojileri ile kapasite kullanımı artırılırken bekleme süreleri azaltılıyor. Yapay zekânın kusursuz entegrasyonu ise verimlilik ve sürdürülebilirlik için üretimin farklı yönlerini optimize ederken tekrarlayan veya fiziksel olarak zorlayıcı görevleri üstlenerek insanlarla iş birliği yapmak üzere tasarlanan cobotlar sayesinde insan-makine iş birliği üretim ortamında verimliliği en üst seviyeye çıkarıyor. Geçmiş aksiyonları ve çözüm kütüphanesini analiz eden Quality AI Agent ile gelinen noktada problem çözme hızı üst seviyeye taşınıyor. Yeniköy Fabrikası’nda halihazırda Transit Custom’ın 1000’den fazla farklı versiyonu, 90’ın üzerinde ihracat pazarı için üretiliyor. Kurulan güçlü teknik yapı sayesinde bu yüksek çeşitliliğin tek bir üretim hattında ve hem elektrikli hem de içten yanmalı araçların aynı üretim hattında üretilebilmesi mümkün hale geliyor. Küresel tedarik zincirinin dinamiklerine ve ticari araç segmentindeki artan kişiselleştirme ihtiyaçlarına veri odaklı bir değer zinciriyle yanıt veren Ford Otosan, kendi mühendisleri tarafından geliştirilen 60’tan fazla teknolojik çözümle üretim hacmini iki katına çıkarırken ürün çeşitliliğindeki 12 kat artışı da başarıyla yönetiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arlight, 2030'a Kadar Yüzde 100 Akıllı Aydınlatma Çözümlerine Geçmeyi Hedefliyor Haber

Arlight, 2030'a Kadar Yüzde 100 Akıllı Aydınlatma Çözümlerine Geçmeyi Hedefliyor

Arlight Aydınlatma A.Ş Genel Müdürü Altuğ Bilgiç, aydınlatmanın geleceğinin kontrol sistemlerinde olduğunu vurguladı. Gerçekleştirdikleri projelerde gelişen teknoloji sayesinde daha az enerjiyle daha yüksek verimde üretim yapabildiklerini açıklayan Bilgiç, “Fagerhult bünyesinde yer almak bize ciddi bir mühendislik ve teknoloji altyapısı sağlıyor. Grup içinde geliştirilen yatırımları Arlight’ın sahadaki gücüyle birleştirip, bu katma değeri Türkiye’ye taşıyoruz” dedi. Profesyonel aydınlatma sektöründe 35’nci yılını kutlayan Arlight, Ankara’daki üretim üssü ve İstanbul merkezinde eğitim, sağlık, perakende, ofis, endüstriyel ve kentsel dış mekan uygulamalarına özel projeler geliştiriyor. Tasarım, verimlilik ve sürdürülebilirliği merkezine koyan Arlight, enerji verimliliği sağlayan, yenilikçi ve kullanıcı odaklı aydınlatma çözümleri ile yurtiçinde ve yurtdışında çok sayıda projeye imza atıyor. İskoçya’daki Dundee Lisesi Projesi’nden Abdi ipekçi Spor Salonu’na, Hollanda’nın en büyük perakende şirketi Bol’un Ultrech merkez ofisinden Çatalhöyük Ziyaretçi Merkezi’ne, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu'ndan Konya Başkanlık Merkezi'ne kadar 35 yıldır büyük ve stratejik projelere imza attıklarını söyleyen Arlight Genel Müdürü Altuğ Bilgiç, “Doğru aydınlatmayı, en uygun yerde, ileri teknolojiyle kurmaya odaklanıyoruz. Temel yaklaşımımız mühendisliği merkeze alan aydınlatma çözümleri sunmak. Hem iç hem de dış mekanda aydınlatma ihtiyacının en güncel teknolojilerle, en iyi sonuçları verecek şekilde karşılamayı hedefliyoruz” dedi. Doğru enerji için simülasyon programları ve hesaplama araçları kullanıyoruz Dünyanın 27 ülkesinde 4 bin 100 çalışanıyla faaliyet gösteren Fagerhult Group’un Türkiye’deki markası Arlight,150 kişilik uzman kadrosuyla hem yerel hem de uluslararası pazarlarda büyümesini sürdürüyor. Bilgiç bu büyümenin arka planına şu sözlerle anlattı: “Enerji verimliliğinin yanında insan verimliliğini de dikkate almak gerekiyor. Örnek vermek gerekirse mavi ışık insanı daha dinç ve hareketli hissettirirken, sarı tonlar sakinleştiricidir. Yaşam alanlarında loş, sıcak ışığı; çalışma ortamlarında ise daha soğuk ışık spektrumlarını tercih etmemizin nedeni bu. Arlight olarak bu analizler için simülasyon programları ve hesaplama araçları kullanıyoruz. Bir ortamda hangi aydınlatma çözümünü uygularsak ne kadar enerji tasarrufu veya tüketimi olacağını, hangi görsel/psikolojik sonucu doğuracağını ölçümleyebiliyoruz.” “Türkiye’de aydınlatmadan kaynaklanan toplam enerji tüketimini kademeli şekilde yüzde 16,3 seviyelerinden yüzde 5’lere indirmenin teknik olarak mümkün olduğunu görüyoruz” Aydınlatmada muazzam bir verimlilik potansiyeli olduğunu ifade eden Bilgiç sözlerini şöyle sürdürdü: “2023 verilerine göre dünyada üretilen enerjinin yaklaşık yüzde 12- 19’u elektriğe, yani aydınlatmaya gidiyor. Başka bir ifadeyle, yalnızca aydınlatma için üretilen enerjinin yaklaşık beşte birini tüketiyoruz. Bu oldukça büyük bir oran. Türkiye’nin fiziksel altyapısının da yaşlandığını göz önünde bulundurursak; özellikle İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa gibi büyükşehirlerde mevcut teknoloji eskidi. Bu nedenle mevcut altyapıyı tamamen yenilemeden; eski ve verimsiz aydınlatma sistemlerinin, yeni nesil, enerji tasarruflu ve akıllı çözümlerle iyileştirilmesi büyük önem taşıyor. Biz bu dönüşümü yol aydınlatmalarından spor salonlarına, okullardan fabrikalara kadar geniş ölçekte yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Gelişen teknolojiyle Türkiye’de aydınlatmadan kaynaklanan toplam enerji tüketimini kademeli şekilde yüzde 16,3 seviyelerinden yüzde 5’lere indirmenin teknik olarak mümkün olduğunu görüyoruz.” Arlight’ın 35 yıllık yolculuğundan da bahseden Genel Müdür Altuğ Bilgiç, markanın köklü geçmişinin gelecek hedeflerinin en güçlü dayanağı olduğunu vurguladı: “Arlight’ın hikâyesi 1991 yılında Ankara’da başladı. Yıllar içinde büyüdü, dönüştü ve güçlendi. 2026, bu yolculukta bizim için özel bir durak; 35’nci yılımızı kutluyoruz. Bugün Fagerhult Group bünyesinde; geniş ürün gamımız, güçlü Ar-Ge altyapımız ve deneyimli kadromuzla aydınlatmanın geleceğini şekillendiriyoruz. 35 yıllık mühendislik birikimimizi, Fagerhult’un global deneyimiyle birleştirerek; verimlilikten kaliteye, kullanım kolaylığından sürdürülebilirliğe uzanan insan odaklı çözümler geliştiriyoruz. 2030 yılına kadar yüzde 100 akıllı aydınlatma çözümlerine geçme hedefimize, hep birlikte ve kararlılıkla ulaşacağımıza inanıyorum. Verimlilik ve sürdürülebilirlik odağında, geleceğin aydınlatma çözümlerini geliştirmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer, Deprem Simülasyon Merkezi’ni “Eğitim Mutfağı”na dönüştürdü Haber

Nilüfer, Deprem Simülasyon Merkezi’ni “Eğitim Mutfağı”na dönüştürdü

Nilüfer Belediyesi, afetlere karşı dirençli bir kent inşa etme vizyonunu, yapı stokunu güçlendirmenin ötesine taşıyarak toplumsal bir bilinç hareketine dönüştürüyor. 1-7 Mart Deprem Haftası kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı Arama Kurtarma Birliği (MEB AKUB) ile hayata geçirilen “Okul Tabanlı Afet Bilinci ve Akran Eğitimi” programı, Bursa’nın en donanımlı tesislerinden biri olan Nilüfer Belediyesi Deprem Simülasyon Merkezi’ni dev bir “eğitim mutfağına” çevirdi. Nilüfer İlçe Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezi’nde düzenlenen “Nilüfer Belediyesi MEB AKUB Okul Tabanlı Afet Bilinci ve Akran Eğitimi Yaygınlaştırma Programı”nda projenin yol haritası paylaşıldı. Gerçekleştirilen programa Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Başkan Yardımcısı Emre Karagöz, Bursa İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Yunus Bulut ve iki kurumun yöneticileri katıldı. Nilüfer Belediyesi ve MEB AKUB arasındaki iş birliği ile ilçe genelindeki tüm öğrencilere ulaşmak hedefleniyor. Üç aşamalı olarak kurgulanan modelde; okullarda temel afet bilinci eğitimi, simülasyon merkezinde uygulamalar ve tatbikatlar gerçekleştirilecek. Proje kapsamında her yıl bin dolayında öğrencinin simülasyon merkezinde eğitim alması hedefleniyor. KENDİ HAZIRLIĞIMIZI YAPMAK ZORUNDAYIZ Etkinlikte gençlere hitap eden Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, deprem hazırlığının sadece yapı stokunu yenilemekten ibaret olmadığını, toplumsal bilincin hayati önem taşıdığını anlattı. Olası bir İstanbul depreminde Bursa’nın kendi kendine yetebilmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Şadi Özdemir şunları söyledi: “Bugün burada, çocuklarımızın ve kentimizin güvenli geleceği için hayati bir adımı paylaşıyoruz. MEB AKUB ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, Bursa’da sadece Nilüfer’e özel, örnek bir model sunmaktadır. Bu iş birliği sayesinde, belediyemize ait olan ve Bursa’daki iki tesisten biri olan Deprem Simülasyon Merkezimizi, duman odamızı ve tüm eğitim kampüsümüzü öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin hizmetine açıyoruz. Biz burada işin “mutfağını” ve teknik imkanlarını sağlıyoruz; öğretmenlerimiz ise pedagojik formasyonlarıyla bu imkanları en doğru şekilde öğrencilerimize aktarıyor. Bu projenin en heyecan verici yanı ise ‘Akran Eğitimi’ modelidir. Özellikle 11. ve 12. sınıftaki akredite olmuş gençlerimiz, kendi sınıf arkadaşlarına afet bilinci eğitimi verecekler. Gençlerin birbirine öğrettiği, bilginin paylaştıkça çoğaldığı sürdürülebilir bir bilinç ağı oluşturuyoruz.” Afetlere hazırlıklı olmanın hayati bir sorumluluk olduğunun altını çizen Başkan Şadi Özdemir, “Bu sorumluluğu eğitim camiamızla omuz omuza taşımaktan büyük mutluluk duyuyorum. Bu değerli çalışmada emeği geçen herkese teşekkür ediyor, projemizin Nilüfer’imize hayırlı olmasını diliyorum. Hep birlikte daha dirençli ve daha güvenli bir Nilüfer için çalışmaya devam edeceğiz” dedi. TÜRKİYE’YE ROL MODEL PROJE Proje kapsamında gerçekleştirilen çalışmaların Milli Eğitim Bakanlığı tarafından takdir edilerek tüm Türkiye’ye rol model gösterildiğini aktaran Bursa İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Yunus Bulut da, “Öğrencilerimizin afetlere karşı yetkinliklerinin artırılması, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için bu merkezin çok büyük önemi var. Öncelikle emeklerinize teşekkür ediyoruz. Ve bu iş birliğini gerçekten çok önemsiyoruz. Burada deneyim kazanacak gençlerimizin bu gönüllük hareketini sadece Nilüfer’e değil Bursa’nın geneline hizmet edecek şekilde dalga dalga büyütmesini arzu ediyoruz. Bu anlamlı projede emeği geçen herkese teşekkür ederim” dedi. DENEYİMLE ÖĞRENDİLER Nilüfer Belediyesi Afet İşleri Müdürlüğü yerleşkesinde bulunan ve Bursa’da yerel yönetimler bazında tek deprem simülasyon merkezi olan tesis, projenin en kritik aşamasını oluşturuyor. Projenin ilk gününde Nilüfer’deki çeşitli okullardan gelen 10. ve 11. sınıf öğrencileri, yerel yönetimler düzeyinde Bursa’daki tek merkez olan Deprem Similasyon Merkezi’nde kapsamlı eğitimlerden geçti. Konuşmaların ardından Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, protokol üyeleri ve öğrenciler, birlikte simülasyona katılarak deprem anındaki refleksler ve yapılması gerekenleri deneyimledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Oyun Pazarı 2025’te 188.8 Milyar Doları Buldu Haber

Küresel Oyun Pazarı 2025’te 188.8 Milyar Doları Buldu

Dijital oyun sektörü yalnızca eğlence üretmiyor; veri odaklı tasarım, yapay zekâ entegrasyonu ve küresel yayın stratejileriyle çok katmanlı bir yaratıcı teknoloji ekosistemi inşa ediyor. İstinye Üniversitesi Dijital Oyun Tasarımı Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi İsmail Ergen, oyun tasarımcısını “deneyim mimarı” olarak tanımlıyor. Ona göre tasarımcı; oyun mekaniğinden ekonomi modeline, kullanıcı deneyiminden live operasyonlara kadar tüm sistemi kurgulayan, test eden ve veriye dayalı olarak geliştiren bir yaratıcı teknoloji mühendisi. Yapay zekâ destekli adaptif mekaniklerden oyuncu analitiğine uzanan bu yeni yaklaşım hem eğitim modelini dönüştürüyor hem de Türkiye’yi küresel rekabette daha görünür bir konuma taşıyor. “Sadece fikir üretmez; sistemi tasarlar, test eder ve veriye dayalı olarak iterasyon yapar” Dr. Öğr. Üyesi İsmail Ergen, dijital oyun tasarımcısının neler yaptığını şöyle özetledi: “Dijital oyun tasarımı yalnızca eğlence ürünü üretmek değildir; insan deneyimini, etkileşimini ve hikâyesini kapsayan disiplinlerarası bir sistem tasarımı sürecidir. Oyun, kullanıcıya hissettirdiği deneyimle anlam kazanır. Bu nedenle tasarımcı yalnızca mekanik kurmaz; psikoloji, ekonomi, hikâye anlatımı ve teknoloji bileşenlerini aynı anda kurgular. Dijital oyun tasarımcısı, oyunun ‘deneyim mimarisini’ inşa eden kişidir. Sadece fikir üretmez; sistemi tasarlar, test eder ve veriye dayalı olarak iterasyon yapar. Temel sorumluluklar şunlardır: Core loop & progression: Oyuncunun tekrar ettiği döngü, ilerleme ve ödül sistemiSistem tasarımı & dengeleme: Karakter, combat, ekonomi, kaynaklar, difficulty curveLevel & quest tasarımı: Görev akışları, seviye ritmi, onboarding süreçleriUX ve oyuncu yolculuğu: Menü akışı, kullanıcı testleri, erişilebilirlikPrototipleme: Unity/Unreal ile hızlı prototip ve playtestLive Ops & metrik okuma: Retention, ARPDAU, churn, A/B testPlatform & yayın stratejisi: Steam, konsol ve mobil için optimizasyon Ben oyun tasarımını bir sanat alanından öte yaratıcı teknoloji mühendisliği olarak görüyorum. Tasarım, veri ve teknoloji eş zamanlı çalışır.” “Disiplinlerarası eğitim modeli gerekli” Dijital oyun tasarımcısı olmak için nasıl bir eğitim gerektiğiyle ilgili de bilgi veren Ergen, şunları söyledi: “Tek bir doğru yol yoktur; ancak güçlü bir portfolyo, teknik altyapı ve sistem düşünme becerisi şarttır. Günümüzde oyunlar yalnızca eğlence değil; eğitim, sağlık, simülasyon, XR ve yapay zekâ uygulamalarında da kullanılmaktadır. Bu nedenle disiplinlerarası eğitim modeli gereklidir. Amerika’dan Türkiye’ye döndüğümde sıklıkla vurguladığım bir tespit vardı: Türkiye, oyun ve yaratıcı teknolojiler alanında Avrupa ve Amerika’nın yaklaşık 5 yıl gerisinden gelmektedir. Bunu bir yakınma değil, bir çalışma çerçevesi olarak ele aldık. Bu doğrultuda: Müfredatı yeniden yapılandırdık. Ders içeriklerini teknik derinlik kazandıracak şekilde güncelledik. Yapay zekâ ve makine öğrenmesini entegre ettik. Sektörle sürekli etkileşimli bir model kurduk. Bugün lisans düzeyinde yapay zekâ ve makine öğrenmesini sistematik biçimde oyun tasarımı eğitimine entegre eden tek bölüm konumundayız. Öğrencilerimiz teknik olarak şu alanlarda eğitim almaktadır: Data-driven design, oyuncu analitiği, oyun ekonomisi modelleme, prosedürel içerik üretimi, AI destekli adaptif mekanikler, monetizasyon mimarisi, platform bazlı yayın stratejileri.” “Sektör 2030’a doğru 500 milyar dolara yaklaşabilir” Dijital oyun tasarımının geleceğinin ve istihdamının olduğunu belirten Ergen, pazarla ilgili şu bilgiler verdi: “Küresel oyun pazarı büyümeye devam ediyor. Newzoo verilerine göre, 2024’te 187.7 milyar dolar, 2025’te 188.8 milyar dolar, 2028 projeksiyonu ise 206.5 milyar dolar. Oyuncu sayısının 2028’de 3.9 milyara yaklaşması bekleniyor. Daha geniş tanımlı araştırmalarda sektörün 2030’a doğru 500 milyar dolara yaklaşabileceği öngörülüyor. Bu büyüme yalnızca eğlence ekonomisi değildir. Oyun teknolojileri: Eğitim teknolojileri, XR ve metaverse, sağlık simülasyonları, savunma sistemleri, otomotiv arayüzleri gibi alanlara da entegre olmaktadır. Maaş skalası ülke, deneyim ve uzmanlık alanına göre değişir. Özellikle sistem tasarımcıları, oyun ekonomisi uzmanları, live ops yöneticileri ve AI destekli tasarım uzmanları küresel ölçekte yüksek talep görmektedir.” “Türkiye, mobil oyun üretiminde EMEA bölgesinin en görünür merkezlerinden biri” Dr. Öğr. Üyesi İsmail Ergen, küresel oyun ve Türkiye pazarı ile ilgili ise şunları söyledi: “Newzoo’nun 2025 raporuna göre küresel oyun pazarı 2025’te 188.8 milyar dolar seviyesindedir. Daha geniş tanımlı pazar analizlerinde 2024’te yaklaşık 298 milyar dolarlık hacim ve 2030’da 505 milyar dolara ulaşma projeksiyonu bulunmaktadır. Bu, oyun sektörünü yaratıcı endüstriler içinde en büyük ve en hızlı büyüyen alanlardan biri haline getirmektedir. Türkiye için 2025 projeksiyonları yaklaşık 3.33 milyar dolar seviyesindedir. Ancak önemli olan yalnızca iç pazar büyüklüğü değil; Türkiye’nin mobil oyun üretiminde küresel ölçekte görünürlük kazanmış olmasıdır. Türkiye, mobil oyun alanında global başarılar elde etti. Peak’in 2020’deki exit’i ekosistem için dönüm noktası oldu. Dream Games gibi şirketler milyar dolarlık değerlemelere ulaştı. Resmi bir ‘dünya sıralaması’ yoktur; ancak Türkiye, mobil oyun üretiminde EMEA bölgesinin en görünür merkezlerinden biridir.” Uluslararası çalışma fırsatları da sunuyor Bu alanın uluslararası çalışma fırsatları da sunduğunu belirten Ergen, “Oyun sektörü doğası gereği küreseldir. Remote ve hybrid çalışma yaygındır. Üretim pipeline’ları uluslararasıdır. Portfolyo güçlü olduğunda ülke bariyeri azalır. Tasarımcılar publisher’larda, AAA stüdyolarda, outsource ekiplerde veya bağımsız yapımcı olarak çalışabilir” dedi. “Öğrencilerimizi ürün düşünebilen yaratıcı teknoloji girişimcileri olarak yetiştiriyoruz” İstinye Üniversitesi’ndeki başarı hikâyelerinden de bahseden Ergen, şöyle devam etti: “Başarıyı üç ana kanalda görüyoruz: Üretim kültürü: Game Design Club ve düzenli Game Jam’ler. Başarı örnekleri: Üniversite içi ve dışı yarışmalarda dereceler. Mezun görünürlüğü: LinkedIn ve sektör yerleşimleri. Bölüm olarak yılda ortalama: 20’den fazla sektör etkinliği, 5 büyük Game Jam (200+ katılımcı), yüzlerce prototip üretim süreci, uluslararası konuşmacı ve yatırımcı buluşmaları gerçekleştiriyoruz. Game Jam’lerimiz yalnızca yarışma değil; ürünleştirme ve girişim kültürü kazandırma platformlarıdır. Öğrencilerimizi yalnızca tasarımcı değil; ürün düşünebilen yaratıcı teknoloji girişimcileri olarak yetiştiriyoruz.” “AI yalnızca bir ders değil; tasarım metodolojisinin parçası” Oyun tasarımında yapay zekânın rolüne de değinen Dr. Öğr. Üyesi Ergen, “Yapay zekâ: Oyun deneyimini kişiselleştirme, adaptif zorluk üretme, prosedürel içerik üretimi, oyuncu davranış tahmini, ekonomi optimizasyonu gibi alanlarda kritik rol oynamaktadır. Akademik çalışmalar da AI entegrasyonunun oyuncu deneyimini derinleştirdiğini göstermektedir. Bu nedenle bölümümüzde AI yalnızca bir ders değil; tasarım metodolojisinin parçasıdır” diye konuştu. Oyunun artık yalnızca bir yazılım ürünü olmadığını belirten Ergen, sözlerini şöyle tamamladı: “Bir ekonomi modeli, veri sistemi, dağıtım stratejisidir. Bir küresel rekabet alanıdır. Gelecek beklenen bir zaman dilimi değil; bugünden yapılan hazırlıkların doğal sonucudur. Biz bölüm olarak yalnızca mevcut açığı kapatmayı değil; Türkiye’nin yaratıcı teknoloji üretiminde öncü bir konuma gelmesini hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bilim, Teknoloji ve Empatiyle Yeni Nesil Doktorlar Sahneye Çıkıyor Haber

Bilim, Teknoloji ve Empatiyle Yeni Nesil Doktorlar Sahneye Çıkıyor

Tıp eğitiminin ulaştığı bu yeni aşama; alanında dünyaca ünlü otoritelerin katılımıyla, Acıbadem Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen XV. Ulusal ve I. Uluslararası Tıp Eğitimi Kongresi’nde tüm boyutlarıyla değerlendirildi. Tıp Eğitimini Geliştirme Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kemal Alimoğlu ve Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nadi Bakırcı eş başkanlığında gerçekleştirilen kongre; Türkiye’den ve dünyadan çok sayıda tıp eğitimi uzmanı ve yöneticisi ile geleceğin hekimleri olan öğrencileri bir araya getirdi. Kongrede, tıp eğitiminin bugünü ve geleceği; uluslararası saygınlığa sahip isimlerin değerli katkılarıyla tartışmaya açıldı… Dr. Dara O’Keeffe, İrlanda Royal College of Surgeons’ta Cerrahi Eğitimde Simülasyon Programları Başkanı olarak, cerrahide simülasyonun eğitim süreçlerine nasıl yön verdiğini ve bu alandaki öncü yaklaşımları paylaştı. Lizbon Üniversitesi öğretim üyesi ve BEME (The Best Evidence Medical Education) eski Başkanı Prof. Dr. Madalena Patricio, kanıta dayalı tıp eğitiminin dünya genelinde kabul gören standartlarını aktarırken; Maastricht Üniversitesi öğretim üyesi ve Perspectives on Medical Education dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Erik Driessen ise tıp eğitiminde bilimsel araştırmaların taşıdığı kritik öneme dikkat çekti. Duayen akademisyenlerin deneyimleriyle zenginleşen bu platformda; Türkiye’nin tıp eğitimindeki güçlü konumu, dünyada kabul gören yenilikçi eğitim modelleri ve geleceğin hekimlerinde bulunması gereken nitelikler kapsamlı bir şekilde analiz edildi. Türkiye, Tıp Eğitiminde Güçlü ve Kabul Gören Bir Merkez Acıbadem Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Levent Altıntaş, Türkiye’nin tıp eğitimindeki konumuna dikkat çekerek, uluslararası katılımlı bu kongrenin önemini şu sözlerle değerlendiriyor: “Kongremizi TEGED (Tıp Eğitimini Geliştirme Derneği), TEPDAD (Tıp Eğitimi Programları ve Akreditasyon Derneği) ve TTED’in (Türk Tıp Eğitimi Derneği) katkılarıyla gerçekleştirdik. Bu toplantı uzun yıllardır düzenleniyor ancak ilk kez uluslararası düzeyde gerçekleşiyor. Tıp eğitimi akademisyenlerini üniversitemizde ağırlamak bizim için son derece değerli. Kongreye, Türkiye Tıp Dekanlar Konseyi adına 70’in üzerinde dekan ve dekan yardımcısı başta olmak üzere 300’ün üzerinde katılım oldu.” Türkiye’nin tıp eğitimi alanında güçlü bir altyapıya sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Levent Altıntaş, Türk hekimlerinin dünya genelinde kabul gördüklerine dikkat çekerek, “Türkiye’de verilen tıp eğitimi, mezunlarımızın dünyanın pek çok ülkesinde çalışabilmesine olanak tanıyor. Uluslararası denklik sınavlarında elde edilen başarılar da bunun somut bir göstergesi” şeklinde konuşuyor. Prof. Dr. Levent Altıntaş’a göre tıp eğitimi, dünyada en hızlı değişen eğitim alanlarından biri. “Tıp eğitimi artık öğrenci merkezli, aktif öğrenmeyi teşvik eden ve bireyselleştirilmiş bir yapıya doğru evriliyor. Kendi kendine öğrenebilen, eleştirel düşünebilen, etik değerleri güçlü ve topluma duyarlı hekimler yetiştirmeyi hedefliyoruz” diyen Prof. Dr. Levent Altıntaş, eğitimde, insan odaklı yaklaşımın altını çiziyor. Simülasyon Merkezleri Tıp Eğitiminde Oyunu Değiştiriyor Kongrenin dikkat çeken konuşmacılarından biri olan Dr. Dara O’Keeffe, cerrahi tıp eğitiminde simülasyonun önemini çarpıcı örneklerle anlatıyor. İrlanda Royal College of Surgeons’ta simülasyon eğitiminin lider isimlerinden olan Dr. Dara O’Keeffe, simülasyon merkezlerinin güvenli öğrenme ortamı sunduğunu vurguluyor: “Yirmi yıl önce simülasyon tek bir odadaydı. Bugün üç katlı, ileri teknolojilerle donatılmış sanal hastanelerden söz ediyoruz”… Dr. Dara O’Keeffe’ye göre klinik ortamda vaka sayısının sınırlı olması, simülasyonu vazgeçilmez kılıyor. “Öğrenciler ve asistanlar her şeyi hasta üzerinde öğrenemez. Hata yapma lüksleri yoktur. Oysa simülasyon merkezleri, tekrar tekrar deneme yapma ve hata yaparak öğrenme imkânı sunuyor. Acıbadem Üniversitesi bünyesinde bulunan, dünyanın önde gelen merkezlerinden CASE – İleri Düzey Medikal Simülasyon ve Eğitim Merkezi ise çok kıymetli” diyen Dr. Dara O’Keeffe, yeni nesil cerrahların özgüven eksikliği yaşadığına yönelik eleştirilere de katılmadığını belirtiyor: “Yeni jenerasyon daha temkinli. Odak noktası artık cerrah değil, hasta. Daha az risk almak, daha güvenli kararlar vermek hasta güvenliği açısından çok daha doğru”… Peki “geleceğin hekimleri” nasıl olacak? Teknolojinin, tıp eğitiminin artık çok önemli bir parçası olduğuna dikkat çeken Dr. Dara O’Keeffe, “Geleceğin hekimleri, teknolojiden bağımsız düşünülemez; ileri görüntüleme sistemleri ve robotik cerrahi gibi hızla gelişen uygulamalara hâkim, bu dönüşüme hazır ve teknolojiyi mesleğinin doğal bir parçası olarak kullanan profesyoneller olmak zorunda. Tıp eğitimi, uzun ve yıpratıcı süreçlerden uzaklaşarak zamanı verimli kullanan, öğrenciyi hastayla karşılaştırmadan önce simülasyon merkezlerinde neredeyse her açıdan hazırlayan, hızlı öğrenmeyi ve özgüveni önceleyen bir yapıya doğru evriliyor. Artık tıp eğitimi yıllarca sürmeyecek. Haftada 120 saat çalışamayız, 20 yıl eğitim de veremeyiz. Zamanı verimli kullanmalıyız” şeklinde konuşuyor. Kanıta Dayalı Tıp Eğitimi ve İnsan Odaklı Yaklaşım Kanıta dayalı tıp eğitiminin dünya çapındaki duayenlerinden Prof. Dr. Madalena Patricio, insan odaklı ve kanıta dayalı eğitimin önemini vurguluyor. Tıp eğitiminde 40 yılı aşkın deneyime sahip olan Prof. Dr. Madalena Patricio, iyi bir hekimin sadece bilgiyle değil, değerlerle de donanmış olması gerektiğini söylüyor: “İyi bir doktor öncelikle şefkatli olmalı. Hastayı sadece bir klinik vaka olarak değil, bir insan olarak görmeli”… Tıp öğrencilerinin toplumdan kopuk yetişmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Madalena Patricio, “Öğrencileri tıp eğitimi kapsamında hapishanelere, huzurevlerine, mülteci kamplarına gönderiyoruz. Sadece dinlemeyi, empati kurmayı öğrensinler diye. İyi bir doktor toplumdan izole olamaz” diyor. Alternatif tıbba yönelimin artmasının nedenlerinden birinin iletişim eksikliği olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Madalena Patricio, “Hastalar dinlenmediklerini hissettiklerinde alternatif yollar arıyor” diyerek iletişimin tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguluyor. Bilimsel Araştırma, Ekip Çalışması ve Eleştirel Düşünce Maastricht Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erik Driessen, tıp eğitiminde bilimsel araştırmaların ve ekip çalışmasının vazgeçilmez olduğunu belirtiyor: “İyi bir doktor, işini iyi bilen ve iyi iletişim kurabilen kişidir. Hekimlik ayrıca bireysel değil, ekip işidir. Ekip ruhu ve takım çalışmasına yatkınlık ise çocuklukta, özellikle basketbol, futbol gibi takım sporlarıyla gelişir; sonradan öğrenilebilir olsa da iyi bir hekimlik için bu becerilerin erken yaşta kazanılması büyük avantaj sağlar” diyor. Prof. Dr. Erik Driessen, modern tıp eğitiminin ezbere dayalı olmaktan uzaklaştığını vurgulayarak, öğrencilerin aktif rol aldığı, araştıran ve sorgulayan bir eğitim modelinin önemine dikkat çekiyor. Yapay zekanın tıp dünyasında giderek daha fazla yer aldığını belirten Prof. Dr. Erik Driessen, “Ancak empati ve iletişimin yerini hiçbir teknoloji alamaz” şeklinde konuşuyor. Kanıta dayalı tıbbın çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Erik Driessen “Kanıta dayalı tıp, bilimsel olarak etkinliği gösterilmiş yöntemlerin kullanılmasını güvence altına alıyor. Alternatif tıp veya bilimselliği kanıtlanmamış uygulamalara yönelimi azaltmanın yolu ise, bilim insanlarının yalnızca akademide değil, basın ve halkla doğrudan iletişim kurarak bilgiyi herkesin anlayabileceği bir dille anlatmasından geçiyor” diyor. Öğrencinin başarılı olması için yalnızca ders anlatan bir hocaya değil, yol gösteren bir mentöre ve soru sorup uygulayarak aktif biçimde öğrenebileceği bir eğitim ortamına ihtiyacı olduğunu da belirten Prof. Dr. Erik Driessen, “Araştırmalar mentörleri olan öğrencilerin daha başarılı olduğunu ve daha fazla iş imkanlarına sahip olduklarını gösteriyor” şeklinde sözlerini tamamlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EY, Fiziksel Yapay Zekâ Platformunu Hizmete Sundu Haber

EY, Fiziksel Yapay Zekâ Platformunu Hizmete Sundu

Eş zamanlı olarak yapay zekâ laboratuvarını (EY.ai Lab) da açan EY; bu sayede, kuruluşların yapay zekâyı fiziksel ortamlara ve iş operasyonlarına sorunsuz bir şekilde entegre etmelerine yardımcı olacak. EY’ın yenilikçi yapay zekâ çözümleri, endüstriyel üretim, enerji, tüketici ürünleri ve sağlık gibi çeşitli sektörlerde fiziksel yapay zekâ uygulamalarının hayata geçirilmesini destekliyor. Ayrıca EY; bu yatırımlarla operasyonel verimliliği artırmanın yanı sıra akıllı otomasyon yoluyla atıkları azaltmayı, olumsuz çevresel etkiyi düşürmeyi ve sürdürülebilirliği desteklemeyi hedefliyor. Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY, NVIDIA iş birliğiyle yeni bir fiziksel yapay zekâ platformu olan EY.ai Physical AI’ı hayata geçirdi. Yapay zekâ ve teknolojik dönüşüm yatırımlarını sadece bununla sınırlı tutmayan EY, işletmelerin ölçeklenebilir fiziksel yapay zekâ çözümleri için prototip geliştirme, test etme ve devreye alma süreçlerini hızlandırmalarına da yardımcı olacak çevik bir Ar-Ge ortamı sunan laboratuvarı EY.ai Lab’i de açtığını duyurdu. NVIDIA altyapıları kullanılarak geliştirilen yeni fiziksel yapay zekâ platformu EY.ai Physical AI; kuruluşların robotlar, dronlar, akıllı cihazlar ve benzeri teknolojiler tarafından yürütülen yapay zekâ sistemlerini uygulamalarına ve yönetmelerine yönelik kapsamlı bir yaklaşım sunacak. Bu sayede EY, fiziksel sistemlerin gerçek dünyada uygulanmadan önce modellenmesi, test edilmesi ve iyileştirilmesi için dijital ikiz geliştirme konusunda işletmeleri destekleyecek. Böylece, risklerin azaltılmasına ve değer elde etme süresinin hızlandırılmasına katkıda bulunacak. EY ayrıca, işletmelerin yapay zekâ ile çalışan robotları gerçekçi üç boyutlu (3D) ortamlarda geliştirmelerine, simüle etmelerine ve doğrulamalarına yardımcı olmak amacıyla NVIDIA’nın açık modellerini, simülasyon ve öğrenme çerçevelerini de entegre edecek. Bununla birlikte, platform gelişmiş yapay zekâ iş yüklerinin uygulanması için güvenli, ölçeklenebilir ve yüksek performanslı bir temel sunuyor. İlgili platform, üç temel unsura odaklanmayı hedefliyor: Yapay zekâya hazır veriler: Fiziksel yapay zekâ için çok sayıda senaryoyu simüle etmek üzere sentetik veriler üretmek Dijital ikiz, robotik simülasyon ve eğitim: NVIDIA'nın açık modellerini, kütüphanelerini ve çerçevelerini kullanarak dijital ve fiziksel dünyalar arasında köprü kurmaya yardımcı olmak, gerçek zamanlı içgörüler ve performans izleme sağlamak ve operasyonel sürekliliği kolaylaştırmak Sorumlu fiziksel AI: İş operasyonları genelinde güvenlik, etik, uyumluluk unsurlarını ve dayanıklılığı korumaya yardımcı olmak için güçlü önlemler uygulamak EY aynı zamanda; yapay zekânın fiziksel ortamlara sorunsuz bir şekilde entegre edilmesine olanak tanıyan ve alanının ilk örneği olan yeni yapay zekâ laboratuvarını (EY.ai Lab) da faaliyete geçirdi. En ileri seviye robotik, sensör ve simülasyon yetkinlikleriyle donatılan laboratuvar EY.ai Lab; kuruluşlara ölçeklenebilir fiziksel yapay zekâ çözümlerini prototip geliştirme, test etme ve devreye alma süreçlerini hızlandırmalarına yardımcı olacak çevik bir Ar-Ge ortamı sunuyor. EY, fiziksel yapay zekâ yetkinliklerini enerji, sağlık ve akıllı şehirler başta olmak üzere birçok sektöre yönelik daha da genişletecek bu yatırımlar ile akıllı otomasyon yoluyla atıkları azaltmayı, olumsuz çevresel etkiyi düşürmeyi ve sürdürülebilirliği desteklemeyi hedefliyor. EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı Gökhan Gümüşlü, konuyla ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu: “EY olarak, geliştirdiğimiz platformlar ve ürünlerle yapay zekâya yönelik yatırımlarımızı sürdürerek iş dünyasına katkı sunmaya devam ediyoruz. Kurumların geleceğini şekillendiren yapay zekâ platformumuz EY.ai, strateji, dönüşüm, risk, denetim ve vergi alanlarındaki uzmanlığımızı AI teknolojisiyle bir araya getirerek şirketlere bütüncül bir değer sağlarken; bunu bir adım öteye taşıyarak yakın zamanda hayata geçirdiğimiz yeni platformumuz EY.ai Physical AI, bu değeri fiziksel dünyayla bütünleştirerek, sunulan hizmet kapsamını çok daha geniş bir alana yaymayı hedefliyor. Gelişmiş otomasyon, yüksek verimlilik ve operasyonel maliyetlerin önemli ölçüde azaltılmasına kadar pek çok alanda işletmelerin faaliyet biçimini dönüştürerek değer elde etmelerine yardımcı olacak EY.ai Physical AI ile işletmeler, yapay zekâ entegrasyonlarını güvenli bir şekilde yönetebilecek ve deneysel çalışmalardan kurumsal ölçekli uygulamalara geçişte hızlarını artırabilecek. Ayrıca EY olarak yakın zamanda açılışını yaptığımız EY.ai Lab ise işletmelere; fiziksel yapay zekâ sistemlerini, kapsamlı simülasyonlarla sanal bir test ortamında tasarlamak, insansı robotlar, dört ayaklı robotlar ve diğer yeni nesil robotik platformlar dahil olmak üzere farklı formlarda çözümler geliştirmek, dijital ikiz aracılığıyla lojistik, üretim ve servis akışlarını iyileştirmek gibi birçok imkân sağlayacak.”

İnci Radar ve Maxion İnci’den Akıllı İSG Teknolojileri İçin Açık İnovasyon Çağrısı Haber

İnci Radar ve Maxion İnci’den Akıllı İSG Teknolojileri İçin Açık İnovasyon Çağrısı

Bu çağrı kapsamında; Maxion İnci kuruluşunda forklift trafiğinden kaynaklanan çarpışma risklerini azaltacak, acil durumlarda toplanma süreçlerini otomatik ve hatasız hâle getirecek, çalışanların güvenlik farkındalığını artıracak dijital ve akıllı İSG teknolojileri geliştiren startup’lar ve teknoloji sağlayıcılar çözümlerini İnci Radar platformu üzerinden paylaşmaya davet ediliyor. Üretim ve Lojistik Sahalarında Yeni Nesil Güvenlik Yaklaşımı Üretim ve depo sahalarında forklift trafiği; kör noktalar, yoğun vardiya temposu ve yaya–araç etkileşimi nedeniyle iş kazaları açısından en yüksek risk alanları arasında yer alıyor. Acil durumlarda toplanma alanlarında yapılan manuel personel sayımları ise zaman kaybı ve insan hatası riskini beraberinde getiriyor. Geleneksel İSG eğitim yöntemleri sahada davranış değişikliği yaratma konusunda sınırlı etki sağlayabiliyor. Bu ihtiyaçlardan hareketle Maxion İnci ve İnci Radar; gerçek zamanlı izleme, akıllı uyarı mekanizmaları ve yeni nesil eğitim teknolojileriyle desteklenen entegre İSG sistemlerini odağına alıyor. Bu alanda başlattığı yeni inovasyon çağrısı ile yeni teknoloji tedarikçilerini arıyor. Çağrı Kapsamında Beklenen Çözümler Maxion İnci ve İnci Radar, forklift ve yaya hareketlerini gerçek zamanlı izleyerek çarpışma risklerini önceden tespit eden sistemleri, operatör ve çalışanları akıllı uyarılarla bilgilendiren, gerektiğinde otomatik yavaşlatma veya durdurma senaryoları sunan çözümleri ve/veya acil toplanma noktalarında çalışanları otomatik olarak tanıyan ve hatasız personel sayımı yapan sistemleri sunabilecek tedarikçileri başvuruya davet ediyor. Beklenen çözümler arasında ramak kala süreçleri, toplanma süreleri ve eksik personel gibi kritik metrikleri izleyen veri ve raporlama panelleri, AR/VR, simülasyon ve interaktif teknolojilerle desteklenen, saha uygulamalarına bütünleşmiş İSG eğitim çözümleri ve mevcut ERP, WMS, İSG yazılımları ve kartlı geçiş sistemleriyle entegre olabilen ölçeklenebilir yapıları kurabilecek çözümleri arıyor. Başvuru Süreci ve Takvim 16 Aralık 2025 tarihinde başlayan başvurular 23 Ocak 2026'da sona erecek. Ön değerlendirme süreci 26 Ocak 2026 tarihinde yapılacak, ardından 30 Ocak 2026'te bilgilendirme ve soru-cevap oturumu düzenlenecek. Devamında pilot uygulama çalışma süreçlerinin de Şubat- Mart 2026 aylarında yapılması planlanıyor.

TEKNOFEST 2026 Şanlıurfa’da! Haber

TEKNOFEST 2026 Şanlıurfa’da!

Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ana yürütücülüğünde, Türkiye’nin önde gelen teknoloji şirketleri, kamu, medya kuruluşları ve üniversitelerin destekleriyle düzenlenen TEKNOFEST, 2026 yılında 30 Eylül - 4 Ekim tarihleri arasında Şanlıurfa GAP Havalimanı’nda gerçekleşecek. Bugüne kadar İstanbul, Ankara, İzmir, Gaziantep, Azerbaycan, Samsun, Adana ve KKTC’de düzenlenen ve katılımın ücretsiz olduğu TEKNOFEST; her yıl artan ilgisiyle milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayarak, teknoloji ve inovasyon vizyonunun en güçlü vitrini oldu. 2026 yılında ise TEKNOFEST Şanlıurfa; gençlerin hayallerini, tarihin sıfır noktasından geleceğin teknolojilerine taşıyacak. “Tarihler Şehri, Geçmişle Geleceği Aynı Hikâyede Buluşturacak” Kadim medeniyetlerin izlerini taşıyan Şanlıurfa’da bilim ve teknoloji, bu kez geçmişle geleceği aynı hikâyede buluşturacak. TEKNOFEST Şanlıurfa, miniklerden gençlere, ailelerden teknoloji tutkunlarına kadar her yaştan ziyaretçiye yine destansı bir beş gün sunacak. Festival kapsamında; nefes kesen hava gösterileri, coşkuyu doruğa çıkaran konserler ve sahne gösterileri, ufuk açacak sergi ve eğitici atölyeler, simülasyon deneyim alanları, planetaryum, bilim şovları, milli gurur kaynağımız kara ve hava araçlarının sergisi ve fuar etkinlikleri gibi teknoloji ve heyecan dolu birçok deneyim bir arada yer alacak. Yarışma kategorileri, sunduğu ödül imkânları ve sağladığı desteklerle TEKNOFEST, dünyanın en geniş kapsamlı teknoloji festivali olma özelliğini her yıl güçlendirerek sürdürüyor. Göbeklitepe’den Harran’a uzanan kadim birikimiyle Şanlıurfa, bu büyük vizyonu Anadolu’nun kadim şehirlerinden biriyle buluşturarak 2026 yılında da gençlere yeni ufuklar açacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.