Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sinema

Kapsül Haber Ajansı - Sinema haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sinema haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Uluslararası Gastronomi Film Festivali Kars’ta Başladı! Haber

Uluslararası Gastronomi Film Festivali Kars’ta Başladı!

Gastronomi ve Sinemanın Buluşması Kars’ta Festivalin ilk etkinliği öncesinde açılış konuşmasını gerçekleştiren Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF) Kurucu Direktörü Gülper Ergün, “Bu yola çıkarken, Anadolu'nun zengin kültürel mirasını gastronomi ekseninde sinemanın güçlü anlatım diliyle uluslararası arenaya taşıyıp, hak ettiği değeri dünya vitrininde buluşturmayı hedefledik. Tabii ki bu yolculuğu düşünürken en önemli lokasyonlarımızdan biri Kars'tı. Şu anda yakından keşfettiğimiz ve bulunduğumuz için çok mutlu olduğumuz bir lokasyondayız. Kars’ın katman katman bir kültürü ve kültürel mirası var. O yüzden bizim için çok anlamlı bir lokasyon. Buradan çok beslenerek gideceğimize inanıyoruz. Ve umuyoruz ki geçen nisan ayında Londra'da olduğu gibi Kars'ı değişik uluslararası lokasyonlarda da tanıtabilme şerefine nail oluruz.” dedi. İlk Gün Dolu Dolu Etkinliklerle Sürdü Festivalin ilk etkinliği olan “Gastro Sınıf: Mutfağın Vicdanı: Gastronomide Etik ve Sürdürülebilirlik”te Efe Çetin ve Yalçın İnam festival katılımcılarıyla buluştu. Efe Çetin, Kars gastronomisinin yalnızca kaz, gravyer ve diğer yöresel ürünlerden ibaret olmadığını, bu ürünlerin gerçek değerini doğru işleyen, doğru tanıtan ve hikâyesini misafirlere doğru şekilde aktaran şeflerin belirlediğini ifade etti. Çetin, Kars mutfağının en önemli unsurlarından birinin ise üreticilerin yıllara yayılan emeği, sabrı ve özverisi olduğunu vurguladı. Yalçın İnam ise festival fikrini ilk kez dört yıl önce duyduğunda büyük heyecan yaşadığını belirterek, "Festivalin birçok edisyonunda destekçi oldum. Kars'ta böyle bir organizasyonun hayata geçmesi için de elimden gelen katkıyı sundum. Kars'ı çok seviyorum ve böylesine kültürel bir etkinliği memleketimize kazandırmayı kendimize bir sorumluluk olarak gördük." dedi. Etkinliğin ardından UGFF Uluslararası Yarışma Kısa Belgesel Seçkisi kapsamında “Salyangozun Yolculuğu, The Table ve Agop'un Kazı” belgesellerinin gösterimleri gerçekleştirildi. Günün bir diğer etkinliği olan UGFF Söyleşisi “Ustalık, Zanaat ve Hikâye: Bir Yemeği Kültüre Dönüştüren Nedir?” kapsamında ise Derya Oruçoğlu’nun moderatörlüğünde Cüneyt Asan, Hazer Amani, Suat Yılmaz ve Süleyman Tarakçı festival katılımcılarıyla bir araya geldi. Etkinlikte konuşan Suat Yılmaz, “Babamı kaybettikten sonra, dokuz kardeşli bir ailenin en büyük erkek çocuğu olarak sorumluluğu üstlenmek zorunda kaldım; İstanbul'da mutfakta ve bulaşıkta başlayan yolculuğum, bugün Beylerbeyi ve Göztepe'de yaklaşık 22 yıldır hizmet veren iki restoranla devam ediyor. Biz yalnızca balık servis etmiyoruz; her tabağın bir hikaye taşıdığına inanıyor, Çıldır Gölü'nün balığını ve Kars'ın zengin gastronomi kültürünü misafirlerimizle buluşturmaktan büyük gurur duyuyoruz.” dedi. Cüneyt Asan ise “Her şey çocuklukta başlıyor. Hikayeniz yoksa hikaye olursunuz. Coğrafya kaderdir derler genel de değil mi? Aslında değiştirmezseniz kaderdir ama coğrafyanızı değiştirirseniz eğer kader olmaktan çıkar. Gerçek emektir, dünyanın en kutsal teri alın teridir. Yeterince koyduğunuzda hak olarak mutlaka size geri gelir. İşte bizdeki hikayede bu, biz mecburen hikaye yazmak zorunda olanlardanız. Bugün binlerce çocuk yetiştirdim, etle ilgili tüm devrimleri yaptım, sildim ve yeni baştan etin hikâyesini yazdım.” dedi. Hazer Amani de “Hayatınızda para harcayarak zengin olabileceğiniz tek şey tatil yapmak. Ama kültür tatili yapmak. Benim her yaptığım tatilde tamam bütün kazandığım parayı yaptığım bu tatillere, yaptığım bu gezilere ve seyahatlere harcadım. Ama her gittiğim ülkeden de her gittiğim şehirden de bir sürü şey kattım kendime. Onlar benim silahlarım oldu. Sırtımda onlara taşımaya başladım.” dedi. Süleyman Tarakçı ise “İnsanların yerleşik hayata geçtiği andan itibariyle yerine sahip çıkan, geliri koruyan, doğurgan olan ve yönetmen olan hep kadın oldu. Dolayısıyla yine bir bölge kalkınacaksa, yine bizim kadınımızın eliyle kalkınacağına inanıyorum. Yöresel mutfakların markalaşması ve sürdürülebilirliği, kültür emperyalizmine karşı bir dirençtir.” dedi. Kars’ta Söyleşilerle Dolu Bir Gün Festivalin ilk günü Singapurlu Mimar Kay Ngee Tan’ın gerçekleştirdiği “UGFF Söyleşi: Hikayeler Anlatan Mekanlar Tasarlamak” ile devam etti. Kay Ngee Tan, Kars’ta olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. Orhan Pamuk’un Kar kitabını okuduğunu da belirten Tan, bundan yıllar önce Kars’ta Ani’ye geldiğini ve buranın doğal güzelliğinin kendisine birçok şey anlattığını söyledi. Tan, Singapur’un tarihi ve mimari yapısından örneklerle söz etti ve şu ana kadarki çalışmalara dair örnekler ile gelecek dönem planlarını aktardı. Tan ayrıca, mevcut olanı üzerinden değiştirip, kullanılabilir bir hale getirdiklerini söyledi. Festival, Taşkın Çağatay Yamen’in moderatörlüğünde Aliona Palazhchenko, Deniz Zeyrek’in katılımıyla gerçekleştirilen “UGFF Söyleşi: Sofradan Perdeye; Kars'ın Kültürel Hafızası” etkinliği ile sürdü. Aliona Palazhchenko, uzun süre önce Rusya’dan Türkiye’ye geldiğini ve Ankara’da yaşadığını belirtti. Palazhchenko, uzun yıllardır gazetecilik mesleğini devam ettirdiğini, Türkiye’de aynı zamanda kültür sanat alanına yöneldiğini belirtti. Kars’a ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Palazhchenko, yöresel lezzetlerle ilgili sürekli olarak yurt dışındaki arkadaşlarına bilgiler verdiğini ve bu lezzetleri aktardığını söyledi. Aliona Palazhchenko’dan sonra söz alan Deniz Zeyrek, “Benim aklımda sinemayla, yemek arasında bir bağlantı var. Her zaman bunu söylerim. Bir şehri tanımak istiyorsanız önce mutfağına bakın. Sonra hikayelerine bakın. O şehri daha iyi tanımak istiyorsanız yemeklerinin hikayesine bakın. Gerçekten de baktığımız zaman bizim kültürümüzde yemek sadece karın doyuran, açlığı gideren bir şey değil. Hepsi bir geçmişe, bir hikayesi ve bir anlamı var. İşte sinemada böyle bir şey.” dedi. Festivalde Sine Sınıf etkinlikleri kapsamında İnan Ercan’ın moderatörlüğünde, Ertuğrul Karslıoğlu, Faruk Hacıhafızoğlu ve Reis Çelik’in katılımlarıyla “Kars Filmleri Üzerine” etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşan Reis Çelik, “1973'ten beri belgesel yapmaya çalışıyorum. İlk yola çıktığım belgesellerin başında süregelen kültür geliyor. Kars geliyor. Neden Kars geliyor? Çünkü bir az önceki arkadaşlarımızın söylediği gibi bu coğrafya; tarihin, kültürün ve sanatın ciddi olarak birbirine geçtiği enteresan bir kent. Yani burada çekilen bütün filmlerin hepsi bana göre aynı zamanda belgesel.” dedi. Reis Çelik de Kars’ın çok farklı bir yapısının olduğunu vurguladı. Çelik, “Bana göre ki öyle de yemek kültürü, sanatı, müziği... Bir sadeleşme kültürü var burada. Çok şehirde rastlamayacağınız bir sadeleşme kültürü var. Bu kültürün bu kadar sadeleşmiş söylem konusunda da kendisini ifade etmek konusunda da Türkiye'den çok ayrılan bir özelliği var. Hikaye anlatma geleneği burada oldukça gelişmiş. Herhangi bir köylüde, herhangi bir sıradan bir insanda... Bir edebiyatçı gibi bakar olaya ve anlatmaya başlar. Biz tarlaya yoğurt götürüyorduk diye... Ne götürüyorsun diye sorduğun zaman... Evdeki olaydan başlar, yoğurdu oraya gelmesine... Gittiğinde neler olacağını hepsine çok güzel bir şekilde anlatır.” dedi. Faruk Hacıhafızoğlu ise: “Kars'ta film yapmak böyle bir şey oldu. Ama çok güzel oldu. Neden çok güzel oldu? Çünkü hiçbir şeyi esirgemedik Kars'ta. Yani Kars'ta 100 yıllık tarihin en azından ben 50 yıllık tarihime dair kimisinin ismini verdik, kimisinin türküsünü, kimisinin ezanını. Bir şehirde geçmişiyle beraber boşluk bıraktığımız bir şey kalmadı. O yüzden biz şehrin filmini yaptık. Hikayesini ona göre kurduk. Oyuncularda, şehrin kendisi bir karakter oldu. Çocukluk arkadaşlarım bir karakter oldu.” dedi. Festivalde ayrıca Rıza Sönmez’in yönetmenliğini üstlendiği "Orhan Pamuk'a Söylemeyin Kars'ta Çektiğim Filmde Kar Romanı da Var" filminin gösterimi yapıldı. Gösterim sonrasında Sönmez, festival katılımcılarının sorularını yanıtladı. Filmde 130’dan fazla Kars’tan insanın oynadığını vurgulayan Sönmez, filmin isminde reklamcılık kalıplarını kullandıklarını, Orhan Pamuk’un isminin geçmesinin filme büyük katkı sunduğunu söyledi. Sönmez ayrıca filmde, Orhan Pamuk’un Kar ve Masumiyet Müzesi romanlarına göndermeler olduğunu söyledi. Festivalde ilk gün, Stephen Chbosky yönetmenliğini üstlendiği Nonnas (Büyükanneler Restoranı) filminin açık hava gösterimiyle son buldu. Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nde Heyecan Devam Ediyor! Festivalin ikinci günü Boğatepe’de devam edecek. Festivalde ikinci gün kültürel miras, eğitim ve sinemayı buluşturan etkinlikler gerçekleştirilecek. Müze açılışları, belgesel gösterimleri, yönetmen söyleşileri ve eğitim odaklı panellerle bölgenin tarihi ve kültürel birikimi farklı yönleriyle değerlendirilecek. Günün sonunda ise Kars Merkez’de düzenlenecek açık hava gösterimiyle sinemaseverler bir araya gelecek. Festivalin son gününde katılımcılar, Ani’de düzenlenecek kültürel gezi programında bir araya gelecek. Tarihi mirasın yerinde deneyimleneceği programla festival, Kars’ın tarihini, gastronomisini ve sinema kültürünü bir araya getiren bütüncül bir deneyimle sona erecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Uluslararası Gastronomi Film Festivali Kars’ta Başlıyor Haber

 Uluslararası Gastronomi Film Festivali Kars’ta Başlıyor

Uluslararası Gastronomi Film Festivali'nin Kars edisyonu, 10-12 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Festival, Gastro Sınıf ve Sine Sınıf etkinliklerinden UGFF söyleşilerine, Uluslararası Yarışma Kısa Belgesel Seçkisi gösterimlerinden açık hava film gösterimine, belgesel gösterimleri ve söyleşilere uzanan zengin bir etkinlik programına ev sahipliği yapacak. Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nin Yeni Durağı “Kars” Urla, Londra ve Çeşme edisyonlarının ardından rotasını Kars'a çeviren Uluslararası Gastronomi Film Festivali, üç gün boyunca Kars Merkez, Boğatepe ve Ani'de sinema, gastronomi, kültürel miras ve eğitimi buluşturan zengin programıyla katılımcılarla buluşacak. Festivalin ilk günü Kars Merkez’de gerçekleştirilecek panel, söyleşi, belgesel ve film gösterimleriyle başlayacak. Sinema ve gastronomi ekseninde düzenlenecek etkinliklerde sürdürülebilirlik, kültürel miras, mekan tasarımı, yerel mutfak kültürü ve Kars’ın sinemadaki yeri farklı disiplinlerden isimlerin katılımıyla ele alınacak. Festivalin ikinci günü Boğatepe’de devam edecek programda kültürel miras, eğitim ve sinemayı buluşturan etkinlikler gerçekleştirilecek. Müze açılışları, belgesel gösterimleri, yönetmen söyleşileri ve eğitim odaklı panellerle bölgenin tarihi ve kültürel birikimi farklı yönleriyle değerlendirilecek. Günün sonunda ise Kars Merkez’de düzenlenecek açık hava gösterimiyle sinemaseverler bir araya gelecek. Festivalin son gününde katılımcılar, Ani’de düzenlenecek kültürel gezi programında bir araya gelecek. Tarihi mirasın yerinde deneyimleneceği programla festival, Kars’ın tarihini, gastronomisini ve sinema kültürünü bir araya getiren bütüncül bir deneyimle sona erecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2. Nilüfer Karadeniz Festivali Sona Erdi Haber

2. Nilüfer Karadeniz Festivali Sona Erdi

Karadeniz kültürünün farklı renklerini bir araya getiren 2. Nilüfer Karadeniz Festivali sona erdi. Festivalin son gününde Balat Atatürk Ormanı, çeşitli etkinliklere ev sahipliği yaptı. Bursa Aşçılar Derneği şefleri katıldıkları atölyede kuymak yapımının inceliklerini paylaştı. Kurulan kazanlarda yapılan kuymaklar, daha sonra mısır ekmeği ve çay eşliğinde ikram edildi. Program Bursa Horon Eğitim Kültür ve Sanat Derneği’nin, performansı ile devam etti. Otçu Göçü eşliğinde alana gelen halk oyunu ekibi, performansları ile dikkat çekti. Karadeniz müzikleri eşliğinde horon tepen ekibe, vatandaşlar da katıldı. Samet Piyaleoğlu’nun sahne alması ile coşku yükseldi. Sanatçı, kemençe eşliğinde şarkılarını seslendirdi. KÜLTÜR SANAT DA KONUŞULDU Festival, kapsamında Karadeniz kültürünün sineması da ele alındı. Şenay Aydemir’in moderatörlüğünde yönetmenler Tayfun Pirselimoğlu, Vuslat Saraçoğlu ve Mustafa Kara keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi. Yönetmenler, sinemada gösterilen Karadeniz’in bazen gerçeklikten uzaklaştığını vurgulayarak, bölgenin gerçek hikayelerini ve eski yazlık sinema kültürünü dinleyicilerle paylaştı. MÜZİK ZİYAFETİ Söyleşinin ardından sahne alan müzik grubu Samida, geleneksel Karadeniz ezgilerini özgün tarzlarıyla yorumladı. Aynı zamanda yerli ve yabancı parçalar da seslendiren grup, sahne performansları ile alanı dolduran binlerce kişiyi coşturdu. HERKESİN SESİNİN YANSIDIĞI NİLÜFER Gecenin sonunda Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, eşi Nuray Özdemir ile birlikte sahneye çıkarak, sanatçıları tebrik etti. Festivale katılan vatandaşlara teşekkür eden Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer’de yaşayan her kültürün ve insanın sesinin yansıdığı bir kent yaratmak için çalıştıklarını kaydetti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nde Ödüller Sahiplerini Buldu! Haber

Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nde Ödüller Sahiplerini Buldu!

Çeşme Belediyesi ev sahipliğinde Altın Yunus Hotel’de 5-7 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilen Uluslararası Gastronomi Film Festivali kapsamındaki Uluslararası Klazomenai Kısa Film Yarışması’nda ödül almaya hak kazanan projeler açıklandı. Ödül töreninin sunuculuğunu Merin Sever gerçekleştirdi. Ödül töreninin açılış konuşmasını UGFF Kurucu Direktörü Gülper Ergün gerçekleştirdi. Ayrıca Festival Koordinatörü Yeşim Kaya ve Festival Artistik Direktörü Ferdinando Madaloni de törende teşekkür konuşması yaptı. Ergün: “Hikayeyi Beraber Büyütüyoruz” Ödül töreninde konuşan UGFF Kurucu Direktörü Gülper Ergün, “Bir sofranın insanı birbirine yaklaştırma biçimi her zamanı aslında ilgimi çekti. Çünkü bu coğrafyada bizim sofralarımız hep kalabalık, hep uzundur, hep sofralarda çok kıymetli şeyler konuşulur. Aslında üretim şeklimizde yediğimizde bir hafızayı barındırıyor, bir hikayeyi barındırıyor. Bu bir hikayeyi en iyi ne anlatır dedik? En iyi sinema anlatır dedik. Ve sinemayı da gastronomiyi de bir araya getirince de mükemmel işlerde, mükemmel dostluklarla bugüne kadar geldik. Burada hepinizin payı var, buradaki bütün arkadaşların payı var. O yüzden biz bu hikayeyi beraber büyütüyoruz sizinle. Bizimle ilk günden beri beraber olan dostlarımızdan ayrıca teşekkür ediyorum. Bu yıl Çeşme'deyiz. Rüzgarın, üretimin, denizin ve kültürün, hafızanın iç içe geçtiği çok özel bir coğrafyayız. Bu festival boyunca filmler izleyeceğiz. Söyleşiler yapacağız, birlikte düşüneceğiz, birlikte deneyimleyeceğiz. Ama umarım festival sonunda yanınızda sadece bu filmler, yemekler kalmaz. Tattığınız yemekler kalmaz. Belki yeni bir soru, belki yeni bir dostluk, belki de uzun zamandır unuttuğumuz bir duygunun yeniden hatırlanması olur. Bazen bir toplumun ruhu büyük olaylarla değil, sofrada birbirini bekleyen insanlarla emeğinin nasıl dönüştüğünde saklı oluyor. Biz de o görünmeyen hafızayı görünür kılmaya çalışıyoruz.” dedi. Ergün ayrıca festivalin Kars edisyonunun da 10-12 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleştirileceğini açıkladı. Konuşmanın ardından festivalin hayata geçmesinde emeği geçen isimlere teşekkür belgeleri takdim edildi. Çeşme Belediyesi adına sahneye çıkan Kültür Sanat Müdürü Nagihan Ağırman, “Böyle anlamlı ve vizyoner bir projeye dahil olmak bizim için çok önemliydi, sizleri Çeşme’de ağırlamaktan büyük mutluluk duyduk” dedi. Bir diğer teşekkür belgesi ise Altın Yunus Otel adına Genel Müdür Serkan Aslan aldı. Ödüller Sahiplerini Buldu! Festival kapsamında gerçekleştirilen “Senaryo Kategorisi Birincilik Ödülü’nü The Cold Delights of Warm İzmir kazandı. Ödülü Fadik Sevin Atasoy, filmin senaristi Zeynep Gizem Uysal’a takdim etti. Senaryo Kategorisi Jüri Özel Ödülü’nü ise Data Normal kazandı. Filmin senaristi İrem Yurtseven’e ödülünü ise Ezgin Özcan takdim etti. “Klazomenai Belgesel Film Birincilik Ödülü’nün sahibi ise Şenol Çöm'ün yönettiği Journey of Sail yapımı oldu. Çöm’e ödülü ise Eylem Kaftan tarafından verildi. Belgesel Film Jüri Özel Ödülü’nün sahibi ise The Table oldu. “Klazomenai Kurmaca Kısa Film Birincilik Ödülü’nün sahibi: Fabien Ara'nın yönettiği Clac! oldu. Klazomenai Kurmaca Kısa Film Jüri Özel Ödülü’nün sahibi ise Atefeh Nafari ve Samira Mokhtari'nin filmi 3.400 KG oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali Heyecanı 24- 31 Ekim’de Haber

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali Heyecanı 24- 31 Ekim’de

Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir’in ev sahipliğinde; Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları Hüsamettin Elmas, Ramazan Demir, Dr. Çiğdem Hacıoğlu, Cemil Böcek ve Festival Sanat Direktörü Deniz Yavuz’un katılımıyla gerçekleştirilen festival komitesi toplantısının ardından, 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin 24- 31 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirileceği açıklandı. Festivalin tüm detaylarının konuşulduğu kapsamlı toplantı sonrasında bu sene 63’üncüsü gerçekleştirilecek festival için çalışmalara başlanıldı. Yavuz: “Altın Portakal Tarihine Yakışır Bir Festival Hazırlıyoruz” 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Festival Sanat Direktörü Deniz Yavuz, “Altın Portakal tarihine yakışır şekilde, bu kez çok daha derin bir azim ve kararlılıkla festivalin yeni edisyonu için çalışmalarımıza başladık. Uluslararası görünürlüğü, ülke sinema kültürümüzün dünyaya tanıtımı ve yabancı sinema profesyonelleriyle buluşma imkanlarını mümkün kılan Türkiye’nin gözbebeği Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali bu kez her zamankinden daha fazla bir özveri ve kalbi destek ile kapsayıcı ve samimi bir anlayışla gerçekleştirilecek. Antalya’nın sinemamıza, sinemacılarımıza ve film kültürümüze katkısının devamlılığını sağlayarak bu büyük festival mirasımıza karşı sorumluluğumuzu bir an bile unutmadan 63. kez tasarlayacağımız etkinlikte buluşmak dileğiyle…” dedi. Altın Portakal ile Sinemanın Kalbi Bir Kez Daha Antalya’da Atacak Geçtiğimiz yıl, ulusal kategoride “Tavşan İmparatorluğu” filminin 7 ödülle damga vurduğu, uluslararası kategoride ise “Bir Şair” (A Poet) filminin ‘En İyi Film’ ödülünü kazandığı; ulusal ve uluslararası yarışma seçkilerinin yanı sıra özel gösterimler, söyleşiler ve sektör buluşmalarıyla zengin bir program sunan Altın Portakal, bu yıl da sanatın birleştirici gücüyle Antalya’yı yeniden sinemanın merkezi haline getirmeyi hedefliyor. Sinemanın gelişimine bugüne kadar önemli katkılar sağlayan festival, katılımcılara yine kapsamlı ve nitelikli bir içerik sunmaya hazırlanıyor. Hem sektör profesyonellerini hem de izleyicileri buluşturacak etkinlikler, Antalya’yı bir kez daha güçlü bir kültürel etkileşim noktasına dönüştürecek. 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin yarışmalı bölümleri ve Film Forum için başvuru tarihleri ise önümüzdeki günlerde açıklanacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Sanatçılar Sennur Sezer Okuyor” Etkinliğinin Konuğu Arif Pişkin Oldu Haber

“Sanatçılar Sennur Sezer Okuyor” Etkinliğinin Konuğu Arif Pişkin Oldu

Nilüfer Belediyesi, 2026 Yılın Yazarı etkinlikleri kapsamında edebiyat dünyasının önemli isimlerini toplumun farklı kesimleriyle buluşturmaya devam ediyor. Bu kapsamda hayata geçirilen “Sanatçılar Sennur Sezer Okuyor” etkinliğinde, tiyatro ve sinema oyuncusu Arif Pişkin Nilüferlilerle buluştu. Günün ilk etkinliği Koza Kütüphane’de gerçekleştirildi. Feriha Uyar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile Barış Anadolu Lisesi öğrencilerinin katıldığı buluşmada Arif Pişkin, Sennur Sezer’in hafızalarda yer eden “Zeytinin Türküsü”, “Nasıl Mıyım?” ve “Yankı” gibi şiirlerini okudu. Şiirleri içinden geldiği gibi ve hissederek seslendirmeyi sevdiğini belirten Pişkin, gençlerin yoğun ilgisiyle karşılaştı. GENÇLERE OYUNCULUK TAVSİYELERİ Şiir dinletisinin ardından öğrencilerle sohbet eden Arif Pişkin, oyunculuk hayatına dair deneyimlerini de paylaştı. Mesleğe lise yıllarında amatör tiyatro ile başladığını anlatan deneyimli oyuncu, bu süreçte en büyük şansının ailesi olduğunu belirtti. Pişkin, sanat yolculuğunda ailesinden gördüğü büyük desteğin kariyerini şekillendirmede önemli bir rol oynadığını vurguladı. Sennur Sezer’in edebiyat dünyasındaki yerini bir okur gözüyle değerlendiren Arif Pişkin, şairin ilk dönem eserleri ile sonraki şiirlerini kıyaslayarak şu ifadeleri kullandı: "Bir edebiyat tarihçisi ya da yazar değilim; konuya bir okur olarak yaklaşıyorum. Sezer’in yazdıklarında entelektüel olarak net bir farklılık ve gelişim görülüyor. Hayatı mücadelelerle geçmiş bir şair olan Sennur Sezer’in şiirleri, düz yazılarına göre çok daha duygusal ve insani bir ton taşıyor." İKİNCİ DURAK HASTAVUK ÇALIŞANLARI OLDU Arif Pişkin, günün ikinci etkinliğinde ise iş dünyasıyla buluştu. HasTavuk fabrikasını ziyaret eden oyuncu, burada çalışanlar için Sennur Sezer şiirlerini seslendirdi. Fabrika’daki etkinliğe Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin ve Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Gülver Deniz de katıldı. Şahin, programın sonunda Arif Pişkin’e günün anısına hediye verdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul Sinema Ofisi Törenle Açıldı Haber

İstanbul Sinema Ofisi Törenle Açıldı

Kentin yeni sanat merkezinin açılışına İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Beyoğlu Belediyesi Başkanvekili Sefer Karamahmutoğlu, İBB Bürokratları, sinema ve dizi sektöründen çok sayıda seçkin davetli katıldı. Törenin açılış konuşmasını yapan Aslan, sözlerine İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı olan Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’den selamlarını ileterek başladı. Aslan, daha sonra konuşmasını şu şekilde sürdürdü; “Sizleri burada, Sinema Ofisi'nde görmek benim için büyük bir mutluluk. Size Silivri zindanlarından; halkı için mücadele eden, 'Asla pes etmeyeceğim, geri durmayacağım; mücadeleme kimse kalmasa bile tek başıma devam edeceğim,' diyen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun selam ve sevgilerini getirdim. Aslında anlattığım bu durum bizim hayatımız... Hani 'hissederek konuşmak' diyoruz ya; bazen televizyonda o anlık kesitleri dinliyoruz. Bizim hayatımız da Vatan Caddesi'nde, Silivri'nin alt katında, orta katında, üst katında, mahkemelerde veya Çağlayan’da geçiyor; fırsat bulduğumuzda da vatandaşımızın yanında yer almaya çalışıyoruz. Ama hiçbir şekilde umudumuzu kaybetmiyoruz. Umudumuzu kaybetmeme sebeplerimizden bir tanesi de aslında çocukluğumuzda ve gençliğimizde seyrettiğimiz filmlerdir. Oradaki o mücadele; köyden gelip hemen bir muhtarla anlaşıp, bir gecekondu dikip yarın sabahleyin oradan çocukları okula gönderme umudu bizim de içimizde. Dolayısıyla Cumhuriyet'in savunucuları ve bekçileri olarak; sizlerin yürüdüğü yolda size yarenlik etmeye, yoldaşlık etmeye ve bize verilen emaneti layıkıyla taşımaya devam ediyoruz; bunun mücadelesini veriyoruz. Geldiğimiz noktada Türk filmleri ve dizi sektörü dünya çapında öyle önemli bir noktaya geldi ki; filmlerimiz her yerde seyrediliyor, dizilerimiz satın alınıyor. Buradan, dizi şirketlerini 'çok vergi ödediği' gerekçesiyle yurt dışına taşıyanlara tekrar seslenmek istiyorum: Bu ülkeden umudunuzu kesmeyin. Gelin birlikte mücadele edelim; yarın çok aydınlık. Eğer Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet yaşayacağını savunuyorsak, bunu sanatımızla da yapmak durumundayız.” “İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ'NİN KAPILARI TÜM SANAT CAMİASINA SONUNA KADAR AÇIK” “Aslında sanatçılar ve yapımcılar elli yıl boyunca çok mücadele ettiler ama başardılar. Bugün Balkanlar'dan Orta Asya'ya, Avrupa'dan Amerika'ya kadar dünyanın dört bir tarafında sizin sayenizde Türk kültürü yayılıyor ve dünyaya örnek oluyor. Bu arada, Şubat ayında iki yönetmenimizin Berlin Uluslararası Film Festivali'nde ödül aldığını biliyorum; bu ülkede yaşayan herkes gibi biz de çok sevindik. Hemen arayıp tebrik ettim, 'Yanınızdayız,' dedim. Ben hem Büyükşehir adına hem de Ekrem İmamoğlu adına size diyorum ki: İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin kapıları tüm sanat camiasına sonuna kadar açık. Hem İstanbul'u birlikte yönetmeye, birlikte fikir üretmeye hem de size destek olmaya açığız. İstanbul öyle sıradan bir şehir değil; İstanbul aslında dünyanın başkentidir. Az kalsın Yerebatan Sarnıcı'nı elimizden alacaklardı, mücadelemiz devam ediyor. Arkadaşlarımız hukuk mücadelesini yürütüyorlar. Cumhuriyet’i, memleketini, ülkesini sevenler bu sorumluluğu sadece bana bırakamazlar. Sinema yapmak, sanat yapmak için nasıl mücadele ettiyseniz; İstanbul'a sahip çıkmak için de öyle mücadele edeceğinizden hiçbir şüphem yok” “BU CUMHURİYET ASLA VE ASLA YIKILMAZ” “Mektubun ardından sabah saatlerinde Silivri’de görülen duruşmaları yerinde takip ettiğini kaydeden Aslan, “Bugün mahkeme salonunda onu izledim. Benim hayatım çok ilginçtir; akşam yorulur yatarım ama sabah büyük bir umutla kalkarım. Bugün Ekrem İmamoğlu'nu dinleyince şuna karar verdim: Bu Cumhuriyet asla ve asla yıkılmaz! Çünkü diyor ki: 'Kimse kalmasa bile ben tek başıma mücadele edeceğim.' Ama bilmediği bir şey var; o içeride kendini tek başına hissediyor olabilir ama tüm İstanbul ve tüm Türkiye onunla beraber. Dolayısıyla ben kardeşimin adına; kardeşimin yanında olan sevgisiyle, duygusuyla, vicdanıyla; Genel Sekreterimiz, Genel Sekreter Yardımcılarımız, sanat camiası, kültür camiası, vatandaş, şoför, esnaf... Tüm yurttaşlara onun adına teşekkür ediyorum. Bir insan ancak böyle sevilebilir; onu da sadece Anadolu'da yetişenler böyle sevebilir. O Anadolu'nun sevgi yüreği ve sanat ruhuyla gelen o güzel kültür, bizim toplumumuza ait. Dolayısıyla hepinizden Allah razı olsun. Hem Ekrem İmamoğlu'nu çok seviyorum hem de tabii ki sizi çok seviyorum; çünkü ben de sizinle büyüdüm, umuda geldim.” “SANATÇI ÜRETMEZSE TOPLUM GELİŞEMEZ” İstanbul Sinema Ofisi’nin açılışına katkı sunan bağışçılara da ayrıca teşekkür eden Aslan, “Eğer bu toplum aile olma kültürünü bugün koruyabiliyorsa ve birbirine tutunabiliyorsa, bu sizlerin sayesindedir. Bağışçılarımıza da ayrıca teşekkür ediyorum. Birileri Cumhuriyet'in bütün değerlerini koruyor, getiriyor ve tüm toplum faydalansın diye buraya hediye ediyor. Bu düşünceyle biz asla geri adım atmayacağız, asla pes etmeyeceğiz. Sanatın da asla pes etmeyeceğini gördük. Şu an hemen şurada, Beyoğlu'nda Muammer Karaca Tiyatrosu'nu yeniden yapıyoruz. Hemen ileride Reşat Nuri Güntekin Sahnesi'ni, Kadıköy’de Haldun Taner Sahnemizi tekrar yapıyoruz. Peki, niçin yapıyoruz? Çünkü sanatçı üretmezse toplum gelişemez. O cesareti ve gücü sizden alıyoruz. Siz bunu filmde belli kurallarla yapıyorsunuz ama biz o heyecanla sabah kalkıp umutla Cumhuriyet’e sarılıyoruz.” İfadelerini kullandı. İSTANBUL SİNEMA OFİSİ ÇOK KATMANLI BİR MERKEZ OLACAK İstanbul Sinema Ofisi, kültür mekânı olmasının yanısıra bir koordinasyon ve üretim merkezi olarak da hizmet verecek. İBB yetki alanındaki mekânlarda gerçekleştirilecek çekimler için izin süreçlerinde kolaylaştırıcı bir rol üstlenen ofis, İstanbul’un bir film platosu olarak etkinliğini de artırmayı amaçlıyor. Toplam 1910 m²’lik kullanım alanına sahip olan İstanbul Sinema Ofisi açık çalışma alanları, cep sineması, amfi ve kütüphanesiyle sektör profesyonellerinden geleceğin sinemacılarına kadar geniş bir kitleye hitap ediyor. Sinema sektörünün İstanbul’daki bileşenlerini uluslararası festivaller, eğitimler ve ağ kurma etkinlikleriyle bir araya getirmeyi hedefleyen İstanbul Sinema Ofisi, yıl boyunca düzenlenen mesleki eğitim programları, atölyeler ve ustalık sınıfları aracılığıyla profesyonelleri, akademisyenleri ve sinema öğrencilerini aynı platformda buluşturacak. Uzun süreli sinema dersleri, sinema tarihi seminerleri, uygulamalı atölye ve ustalık sınıfları, “Açık Akademi” başlıklı teori dersleri ile “Ustamı Dinliyorum” ve “Sinema Sohbetleri” gibi söyleşi serileriyle katılımcılara hem akademik altyapı hem de sektörel pratik kazandırmayı hedefleyen ofis, üniversitelerle işbirlikleri geliştirerek çok katmanlı öğrenme projeleri yürütecek. İstanbul Sinema Ofisi, aynı zamanda İBB Beyoğlu Sineması, Sultangazi ve Kartal sinemaları gibi noktalar üzerinden galalar, festival gösterimleri ve kentin farklı lokasyonlarındaki açık hava sinemalarıyla sinemanın erişilebilirliğini arttırma çalışmalarını sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kundura DocLab 2026 İçin Açık Çağrı Başladı Haber

Kundura DocLab 2026 İçin Açık Çağrı Başladı

Farklı metodolojilerin ve perspektiflerin iç içe geçtiği yaratıcı bir düşünce alanı olarak tasarlanan Kundura DocLab, kurmaca dışı hikâye anlatımını yeniden ele alan, belgesel sanatının sınırlarını sorgulamaya açan uluslararası bir program olarak üçüncü edisyonuna hazırlanıyor. Sinema ve tiyatronun araştırma pratiklerini ortak bir zeminde buluşturan DocLab, anlatının üretim süreçlerini disiplinlerarası bir yaklaşımla yeniden düşünmeye davet ediyor. İlk kez Mayıs 2023’te hayata geçirilen program, her yıl farklı eğitmen ve katılımcı yapısıyla yeniden kurgulanarak, farklı coğrafyalardan gelen yaratıcı zihinler arasında güçlü bir karşılaşma alanı yaratmayı sürdürüyor. Bu karşılaşmalar, yalnızca proje geliştirme süreçlerine değil, aynı zamanda sanatçıların yöntemlerini, bakış açılarını ve üretim pratiklerini derinleştiren kolektif bir düşünme biçimine alan açıyor. Kundura DocLab, belgesel yaratıcılarının eşit bir zeminde buluşarak ortak üretim süreçlerini paylaşabilecekleri bir ekosistem sunuyor. Program, katılımcıların kendi yaratıcı kaynaklarını keşfetmelerini teşvik ederken; dramaturjik bir akış içinde kurgulanmış, estetik araştırmaya yönlendiren sorular aracılığıyla kurgudışı anlatının özünü yeniden tartışmaya açıyor. Bu yönüyle DocLab, yalnızca bir geliştirme programı değil; anlatının bugünü ve geleceği üzerine düşünen dinamik bir araştırma alanı olarak konumlanıyor. Başvurular 20 Nisan’a kadar devam ediyor Kundura DocLab 2026 için başvurular 20 Nisan 2026 tarihine kadar kabul ediliyor. Seçilen projeler 4 Mayıs’ta açıklanacak; katılımcıların programa dahil olabilmesi için 11 Mayıs’ta gerçekleştirilecek çevrimiçi ön hazırlık buluşmasına katılım zorunlu olacak. Programın konaklamalı geliştirme süreci ise 8–12 Haziran 2026 tarihleri arasında Beykoz Kundura’da gerçekleşecek. Disiplinlerarası araştırma ve ortak üretim odağı Programa kabul edilen katılımcılar, beş gün boyunca Beykoz Kundura’da konaklayarak belgesel sinema ve belgesel tiyatro arasında kurulan yaratıcı alanda ortak araştırmalar yürütecek. Program, katılımcıların kendi pratiklerine yenilikçi ve disiplinlerarası yaklaşımlar geliştirmelerini desteklerken, üretim süreçlerinde karşılaşılan yaratıcı dirençleri dönüştürmeyi ve anlatının farklı katmanlarını görünür kılmayı hedefliyor. Kimler başvurabilir? Kundura DocLab; araştırma odaklı çalışan, metodolojilerini geliştirmeyi hedefleyen 30 yaş ve üzeri film ve tiyatro yönetmenlerine açık bir programdır. Başvuru koşulları kapsamında: Sinema alanında başvuran yönetmenlerin uluslararası bir festivalde gösterilmiş en az 1 uzun ya da 2 orta metraj belgesel filme sahip olması,Tiyatro alanında başvuran yönetmenlerin ulusal ve/veya uluslararası festivallerde sergilenmiş en az 1 özgün oyun ya da projeye imza atmış olması bekleniyor. Programın tamamı İngilizce yürütüleceği için katılımcıların ileri seviyede İngilizce bilgisine sahip olmaları gerekiyor. Uluslararası bir düşünme ve üretim ağı Geniş bir coğrafyadan başvurulara açık olan Kundura DocLab, her edisyonuyla büyüyen uluslararası ağıyla belgesel sanatının dönüşen doğasına eşlik ederken; disiplinlerarası düşünme ve birlikte üretim pratiklerini sürdürülebilir bir zemine taşımayı amaçlıyor. 20 Nisan tarihine kadar devam eden Kundura DocLab açık çağrı başvurularının detayları için https://beykozkundura.com/kunduralab/doclab/ adresini ziyaret edebilirsiniz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.