Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sınır Ötesi

Kapsül Haber Ajansı - Sınır Ötesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sınır Ötesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

L’Oréal Türkiye CIO’su Metin Yılmaz, Artık Yunanistan’dan da Sorumlu Haber

L’Oréal Türkiye CIO’su Metin Yılmaz, Artık Yunanistan’dan da Sorumlu

Metin Yılmaz, yeni sorumlulukları kapsamında Türkiye ve Yunanistan IT organizasyonlarına liderlik ederken, sınır ötesi iş birliğinin güçlendirilmesine, ortak teknoloji yetkinliklerinin geliştirilmesine ve iki ülke arasındaki sinerjilerin artırılmasına odaklanacak. Bu doğrultuda yenilikçi teknolojilerin iş süreçlerine entegrasyonunu hızlandırarak L’Oréal’in her iki pazardaki dijital dönüşümüne katkı sağlayacak. Yılmaz, aynı zamanda L’Oréal’in bugüne kadarki en kapsamlı dönüşüm programı olan NEO’nun Türkiye ve Yunanistan’daki teknoloji liderliğini üstlenecek. Finans, tedarik zinciri, ticari operasyonlar ve temel iş süreçlerini kapsayan bu uçtan uca dönüşüm programının başarıyla hayata geçirilmesi için iş birimleri ve bölgesel ekiplerle yakın iş birliği içerisinde çalışacak. Güçlenen iş birliği ve hızlanan teknoloji yolculuğu Metin Yılmaz’ın liderliğinde L’Oréal Türkiye BT ekibi, iş birimleriyle iş birliğini derinleştirirken yerel destek modellerini optimize etti ve çalışan deneyiminin iyileştirilmesine önemli katkı sağladı. Aynı zamanda veri ve yapay zekâ odaklı girişimlere hız kazandıran ekip, iş birimleri ve küresel teknoloji partnerleriyle güçlü ilişkiler geliştirerek Türkiye IT organizasyonunun iş hedeflerine doğrudan katkı sağlayan stratejik bir iş ortağı olarak konumunu güçlendirdi. Bu süreçte iş birliği kültürüne ve ekiplerin güçlendirilmesine öncelik veren Yılmaz, yerel çözümlerin bölgesel teknoloji ekosistemleriyle uyumlu hale getirilmesine, süreçlerin sadeleştirilmesine ve operasyonel verimliliğin artırılmasına liderlik etti. Yeni görevinde Yılmaz, Türkiye ve Yunanistan ekiplerinin deneyim ve yetkinliklerini bir araya getirerek teknoloji odaklı dönüşümün hızlandırılmasını ve her iki pazarda sürdürülebilir iş değeri yaratılmasını hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tether’den EFY Finance’e Yatırım Haber

Tether’den EFY Finance’e Yatırım

EFY Finance, Latin Amerika genelinde stablecoin tabanlı sınır ötesi ödemeler, hesap hizmetleri ve dijital varlık saklama çözümleri sunan bir finansal altyapı şirketi olarak faaliyet gösteriyor. Şirket; 12’den fazla para birimi ve ödeme koridorunda USDT ve USAT için para giriş-çıkış altyapısı, tezgâh üstü (OTC) işlemler, dijital cüzdanlar ve kart hizmetleri sağlıyor. Ayrıca 17 ülkede yerel hesaplara takas imkânı sunuyor. El Salvador’da Dijital Varlık Hizmet Sağlayıcısı lisansına sahip olan EFY Finance, bireysel ve kurumsal toplam 25 binden fazla aktif hesaba hizmet veriyor. Tether’in yatırımı, stablecoin’leri bankalar, işletmeler ve kurumsal kullanıcılarla buluşturan düzenlemeye tabi finansal altyapıların geliştirilmesini desteklemeyi amaçlıyor. EFY Finance’in müşteri ağı ve lisanslı altyapısı; özellikle Bolivya, Kolombiya, Meksika, El Salvador, Panama ve Ekvador’da kurumsal stablecoin kullanımının genişletilmesi için önemli bir temel oluşturuyor. “Dijital dolarları bölge genelinde daha erişilebilir hâle getiriyoruz” Tether CEO’su Paolo Ardoino, Latin Amerika’da ABD dolarının enflasyon ve sermaye kontrollerine karşı önemli bir araç olduğunu belirterek, USDT ve USAT’a kolay ve güvenilir erişim için düzenlemeye tabi altyapılara, bankacılık bağlantılarına ve güçlü dağıtım ağlarına ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Ardoino, EFY Finance’in bu ihtiyacı karşılayarak dolar erişimini kolaylaştırabileceğini vurguladı. EFY Finance Kurucu Ortağı ve CEO’su Andrés Tobón, ise stablecoin’lerin Latin Amerika’nın finansal altyapısının bir parçası hâline geldiğini belirtti. Tobón, şirketin dijital dolarları banka hesapları, yerel ödeme ağları, kartlar ve sınır ötesi takas sistemleriyle entegre etmeye odaklandığını; Tether’in stratejik yatırımının USDT ve USAT’a kurumsal erişimi genişletmelerini destekleyeceğini söyledi. Latin Amerika’da stablecoin talebi artıyor Chainalysis verilerine göre Latin Amerika’da Temmuz 2022 ile Haziran 2025 arasında yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık kripto para işlem hacmi gerçekleşti. Enflasyon, kur oynaklığı ve bazı ülkelerdeki sermaye kontrolleri, stablecoin’lere değer saklama aracı ve yerel ekonomik risklere karşı korunma yöntemi olarak talebi artırıyor. Stablecoin alımları, borsalardaki tüm alımların yarısından fazlasını oluşturuyor. Düzenleyici çerçevelerin gelişmesi ve lisanslı finansal altyapıların güçlenmesiyle Tether ve EFY Finance, stablecoin’lerin geleneksel finansal sistemlerle entegrasyonunu ve Latin Amerika’daki kurumsal kullanımını yaygınlaştırmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Özel Sermaye İstanbul'da Buluştu Haber

Küresel Özel Sermaye İstanbul'da Buluştu

Globalturk Capital'in, Global Private Capital Association (GPCA) stratejik ortaklığında ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi'nin değerli katkıları ile düzenlediği 8. Yıllık Uluslararası Özel Sermaye Konferansı, 8 Ekim 2026 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın mesajı, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu'nun açılış konuşması ve değerli paylaşımları ile katıldıkları Konferansta, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek kapanış konuşmasını yaptı. Uluslararası özel sermaye ve girişim sermayesi fonları, kalkınma finansmanı kuruluşları, kurumsal yatırımcılar, teknoloji yatırımcıları, Türkiye'nin önde gelen şirketlerini ve kamuyu 2015'ten beri istikrarlı bir şekilde her yıl Istanbul ve Londra'da aynı platformda buluşturan konferansa 60'tan fazla yatırımcı konuşmacı ve panelist ile 400'ü aşkın üst düzey katılımcı katıldı. Konferansta küresel sermayenin değişen yatırım tercihleri, Türkiye'nin yatırım ortamı, özel sermaye ve girişim sermayesi fonlarının yeni dönem stratejileri, Türk şirketlerinin uluslararası büyümesi, bölgesel yatırım fırsatları ile likidite ve yatırımlardan çıkış ortamı ele alındı. Barış Öney: "Türkiye artık yalnızca bir gelişen pazar hikâyesi değil" Konferansın açılışını Globalturk Capital Kurucu ve Yönetici Ortağı, GPCA Orta ve Doğu Avrupa Liderlik Konseyi Üyesi ve Türkiye Temsilcisi Barış Öney gerçekleştirdi. Öney, küresel sermayenin giderek daha seçici hale geldiğine dikkat çekerek yatırımcıların artık yalnızca getiriye değil; dayanıklılığa, farklılaşmaya ve yatırımlardan çıkış görünürlüğüne de odaklandığını vurguladı. "Küresel sermaye giderek daha seçici hale geliyor. Türkiye'nin en önemli avantajlarından biri, özellikle bugünün belirsizlik ortamında, güçlü insan sermayesi ve iş dünyasının farklı koşullarda faaliyet gösterme kabiliyeti. Türkiye, son 25 yıllık özel sermaye yolculuğunda, bu dönem zarfında yaşanan türlü zorluklara rağmen hem yatırım yapılabilir hem de yatırımlardan çıkış yapılabilir bir pazar olduğunu defalarca kanıtladı." Öney, Türkiye'nin değişen küresel yatırım ortamındaki konumuna ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Türkiye artık yalnızca bir gelişen pazar büyüme hikâyesi değil. Avrupa, Bağımsız Devletler Topluluğu, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve ötesi için yatırım yapılabilir bir sanayi, teknoloji ve altyapı platformuna dönüşüyor. Küresel özel sermaye, Türkiye'nin yapısal olarak güçlü olduğu sektörlere doğru hareket ediyor. Geçtiğimiz yıldan itibaren artarak devam eden ve bu yıl sonuna kadar 1 milyar ABD dolarını aşması beklenen bu yatırımlar, küresel özel sermaye yatırımcılarının önümüzdeki dönemde giderek daha fazla Türkiye'ye doğru yönleneceğinin bir işareti. " Türkiye'nin yatırım görünümü uluslararası yatırımcılarla değerlendirildi Açılış programında Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, Türkiye'nin doğrudan yabancı yatırım görünümüne, stratejilerine ve son dönemde hazırlanan teşvik programlarına ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise konferansa özel mesajını ileterek katılımcılara hitap etti. Gün boyunca Türkiye'nin uluslararası özel sermaye açısından konumu, dünyanın önde gelen kalkınma ve yatırım finansmanı kuruluşlarının üst düzey yöneticileri tarafından da değerlendirildi. Fon temsilcileri; sermayenin yeni yatırım yönlerini, Türkiye odaklı fonları ve bölgesel yatırım fırsatlarını ele aldı. Türkiye'nin yanısıra ABD, Batı, Orta ve Doğu Avrupa, Bağımsız Devletler Topluluğu, Orta Doğu, Kuzey Afrika'dan katılan özel sermaye yatırımcılarıyla gerçekleştirilen oturumlarda, yatırımcılar Türkiye'nin sadece bölgesi için değil, giderek küresel sermaye hareketleri için önemini vurguladılar. Türk şirketlerinin küresel büyümesi ve yeni yatırım modelleri gündemdeydi Konferansta Türkiye'den uluslararası pazarlara açılan şirketlerin büyüme stratejileri, sınır ötesi yatırımlar, veri merkezleri, enerji, dijitalleşme, yapay zekâ, ihracat odaklı nitelikli üretim ve hizmet sektörü, yetenek yönetimi ve yeni yatırım koridorları da değerlendirildi. Barış Öney ayrıca, Türkiye'de özel sermaye ekosisteminin son yıllarda çeşitlendiğine ve yerel ve uluslararası yatırımcıların birlikte hareket ettiği eş yatırım modellerinin giderek daha önemli hale geldiğine dikkat çekti. Globalturk Capital'in GSYF kurmak suretiyle kurgulamış olduğu özel sermaye eş yatırım fonunun da Türkiye ve çevre ülkelerde büyüyen şirketleri uluslararası finansal ve stratejik ortaklarla buluşturmayı hedeflediğini belirtti. Konferansın kapanışını Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek gerçekleştirdi Globalturk Capital'in 8. Yıllık Uluslararası Özel Sermaye Konferansı, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in kapanış konuşmasıyla tamamlandı. Bakan Şimşek, yerli ve uluslararası yatırımcılara hitap ederek Türkiye ekonomisi, yatırım ortamı, teşvikler ve sermaye piyasalarına ilişkin önemli değerlendirme ve mesajlarını paylaştı. Böylece gün boyunca özel sermaye, küresel yatırım eğilimleri ve Türkiye'nin yatırım potansiyeli etrafında yürütülen görüşmeler, ekonomi yönetiminin perspektifiyle tamamlandı. Teknolojide kadınlara yönelik eğitim programına destek Globalturk Capital'in bu etkinlik kapsamında Teknolojide Kadın Derneği ile birlikte hayata geçirdiği sosyal sorumluluk girişimi, STEM alanlarında eğitim gören genç kadınların teknoloji alanında uzmanlık eğitimleri almasını destekliyor. Bunun anısına Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu ve konferansın tüm konuşmacılarına sertifika takdim edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nato Zirvesi Sonrası Ticaretin Yeni Yol Haritası Ele Alındı Haber

Nato Zirvesi Sonrası Ticaretin Yeni Yol Haritası Ele Alındı

Küresel ticaret dengelerinin yeniden şekillendiği kritik bir dönemde uluslararası iş dünyasının güçlü temsilcilerini bir araya getiren ACE BPSC 2026 Zirvesi, Swissôtel The Bosphorus İstanbul’da devam etti. “İnovasyon, Yatırım, Teknoloji ve Ticaret için Girişimcilik: Daha Güçlü Bir Transatlantik Gelecek İnşa Etmek” başlığıyla düzenlenen zirvenin ikinci gününde de "NATO Zirvesi Sonrası Ticari ve Siyasi Gelişmeler" başlıklı panel gerçekleştirildi. TABA AmCHAM BAŞKAN YARDIMCISI DERİNKÖK: “GÜVENLİK POLİTİKALARI İLE EKONOMİ POLİTİKALARI BİRBİRİNDEN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ” 30 ülkeden 70 AmCham lideri ve Türkiye’den çok sayıda iş insanının katıldığı panelin açılış konuşmasını TABA-AmCham Başkan Yardımcısı H. Eren Derinkök yaptı. Derinkök, bugün artık güvenlik politikaları ile ekonomi politikalarını birbirinden bağımsız değerlendirmenin mümkün olmadığını ifade ederek, “Jeopolitik gelişmeler; ticaret yollarını, enerji güvenliğini, tedarik zincirlerini, teknoloji yatırımlarını, savunma sanayiini ve dolayısıyla doğrudan iş dünyasının kararlarını etkiliyor. NATO Zirvesi sonrasında ortaya çıkan gelişmeleri de bu geniş perspektiften değerlendirmek gerekiyor. Özellikle Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki transatlantik ilişkilerin geleceği, Avrupa'nın güvenlik ve savunma alanındaki öncelikleri, artan savunma yatırımları ve bunların üretim, teknoloji ve ticaret üzerindeki etkileri önümüzdeki dönemin önemli başlıkları arasında yer alıyor.” dedi. AMCHAMS IN EUROPE (ACE) BAŞKANI VODNIK: “İSTİKRAR OLMADAN EKONOMİK BÜYÜME MÜMKÜN DEĞİL” Amchams in Europe (ACE) Başkanı Ajša Vodnik de konuşmasında güvenliğin yalnızca hükümetlerin ve orduların yetki alanında olmadığını ifade ederek, “İş dünyası olarak bizler; istikrar olmadan ekonomik büyümenin, inovasyonun ve küresel ticaretin var olamayacağını kabul etmeliyiz. Savaş ve çatışmalar tedarik zincirlerini bozar, pazarları yok eder ve hayatları mahveder.” diye konuştu. CONGAR: TRANSATLANTİK İŞ BİRLİĞİNDE HUKUKİ GÜVENCELERİN ÖNEMİ TABA-AmCham İngiltere Temsilcisi Av. Cem Congar da güvenlik alanındaki tercihlerin, enerji erişimi, teknoloji paylaşımı, yatırım ve ticaret kararlarında karşılık bulduğunu belirterek, “NATO'nun Ankara zirvesinde öne çıkan Transatlantik iş birliği ve sanayi kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleri bu ilişkinin önemini bir kez daha ortaya koydu. Önümüzdeki dönemde siyasi iradenin ekonomik hayata nasıl yansıyacağını ve bu dönüşümün hangi hukuki güvencelerle destekleneceğinin üzerine birlikte düşünmemiz gerekmekte” dedi. Açılış konuşmalarının ardında panele geçildi. T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Bekir Polat’ın moderatörlüğünde düzenlenen panelde, T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, T.C. Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel ve DEMSA Yönetim Kurulu Başkan Vekili Demet Sabancı Çetindoğan yeni dönemdeki bölgesel ve küresel gelişmeleri iş dünyası perspektifinden değerlendirdi. TÜRKİYE’NİN UZUN VADELİ YATIRIM POTANSİYELİNE VURGU Panelin moderatörlüğünü üstlenen Bekir Polat, Türkiye’nin uluslararası yatırımcılar açısından sunduğu fırsatlara ve uzun vadeli yatırım perspektifinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Türkiye, son 20 yılda yıllık ortalama yüzde 5,3 büyüyerek geçen yıl itibarıyla 1,8 trilyon dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaştı ve son 20 yılda yaklaşık 300 milyar dolarlık uluslararası doğrudan yatırım aldı. Genç, dinamik nüfusu ile yine jeostratejik konumunu güçlendiren son 25 yıldaki 300 milyar doları aşan altyapı ve üst yatırımlarıyla ve kuvvetli bir reform ajandasıyla hala büyümeye devam ediyor. Özellikle uluslararası ortaklıklardaki uzun vade perspektifini çok önemsiyoruz. Bununla ilgili vermiş olduğum her zaman çok somut bir örnek var. Çok büyük bir Alman firmasının bir genişleme yatırımı vardı yakın bir zamanda. Sağ olsunlar açılış için davet etmişlerdi ve gittiğimizde sordum Alman firmaya siz kaç yıllık bir firmasınız? Biz 160 yıllık bir firmayız. Peki Türkiye'de ne zamandan beri faaliyetindesiniz? 116 yıldır Türkiye'deyiz dedi. Cumhuriyetimizden daha önce gelmişler. Bu önemli bir gösterge. Ülkenin şu anki resmine bakarak karar vericiler çok daha geniş bakıyorlar. Biz de ülkenin 5-10-15 yıllık aslında büyük resimde ülkemizin sunmuş olduğu fırsatları anlatmaya çalışıyoruz.” DIŞİŞLERİ BAKAN YARDIMCISI ÖZEL: “PARA GÜVENLİ BÖLGE ARAR” Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel de konuşmasında NATO Zirvesi’nin Türkiye’nin uluslararası konumuna etkilerini değerlendirdi. Özel, güvenlik ve yatırım arasındaki ilişkiye, çok taraflı iş birliklerine ve Türkiye’nin diplomatik kapasitesine vurgu yaparak şunları kaydetti: “Bazı siyasi gelişmeler ve söylemler sonrası NATO'ya bakışın da bazı noktalarda değiştiği bir dönemde bu zirvenin Türkiye'de yapılması hakikaten çok büyük bir ehemmiyet taşıyor. Bu zirve sonrası NATO biraz daha tek vücut haline geldi. NATO 3 olarak isimlendirilen bir söylemi vardı. Ve bu da sonuçlarını çok etkili kıldı. İşte bütün NATO üyesi ülkeleriyle birlikte NATO'nun gücü aslında biraz bu zirveyle beraber, söylemlerle ve uygulamalarla da upgrade olmuş oldu. NATO, 1950’li yıllarda Kore Harbi’nden sonra kurulmuş bir güvenlik organizasyonu. Peki iş adamlarının NATO ile ne ilişkisi var? Malum, para güvenli bölge arar. Güvensiz bölgelerden güvenli bölgelere para akışı geçer. 21. yüzyılda çatışmaların arttığı bir dönemde bu ilişki daha sık bir ilişki haline geldi. Bunu çok görüyoruz. Daha girift hale geldi. Bu bağlamda NATO zirvesi Ankara deklarasyonuyla beraber yapılan açıklamalar, 50 milyar dolarlık bir hedef konması, bunlar son derece önemli. Bu bakımdan ben öyle ümit ediyorum ki kısa ve orta vadede uzun vadedeki etkilerinin çok daha büyük olacağını düşünüyorum. Ülkemize siyasi, ticari, ekonomik ve diğer konular hatta kültürel açıdan çok büyük etkilerinin olacağını bekliyoruz. Biz hemen NATO zirvesi sonrasında yaptığımız ikili görüşmelerde bunun nasıl bir momentuma sahip olduğunu gerçekten açık ve net gördük. Onu ifade edeyim. Çünkü 32 tane NATO üyesi ülke var. Bir de bu ülkelerin birlikte çalıştığı dünyada başka ülkeler var. Yani bunların hepsini büyük resmi gördüğümüzde bir çarpan etkisi yapmak suretiyle katma değere dönüşeceğini umuyorum.” TİCARET BAKAN YARDIMCISI TUZCU: “TÜRKİYE’Yİ MERKEZE ALMAYAN HİÇBİR YAKLAŞIM GÜVENLİ BİR TİCARET ZEMİNİ OLUŞTURAMAYACAK” Küresel ticaretin değişen yapısına, tedarik zincirlerinin güvenliğine ve Türkiye’nin transatlantik ekonomik ilişkilerindeki rolüne değinen Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu da NATO Zirvesi sonrasında üretim ve savunma sanayisinde ortaya çıkan fırsatları şu sözlerle değerlendirdi: “Küresel ticarette aslında bir azalma yok. Ama coğrafya ve sektörlerde bir değişim var. Artık küresel ticaret daha Asya'ya, daha doğuya doğru gitmeye başladı. Burada şunu özellikle ifade etmek istiyorum ki geçtiğimiz yıl küresel ticaret hacmi düşmedi. Peki değişen ne? Aslında küresel dünya daha da entegre haline geldi. Ama oyuncular ve sektörler değişti. Burada kendisini daha iyi konumlayanlar, daha düşük konumlayanlar ayrışmaya başladılar. Avrupa, bunun soru işaretlerini yaşıyor. Avrupa Birliği ülkeleri büyümelerinde, ihracatlardaki yükseltmede, verimlilikte kendileri ile ilgili olarak bir öz eleştiriye, sanayiyi tekrar toparlayacak yeni programlara, planlara girişmeye başladılar. Fakat son dönemde ıskalanan bir şey var. Bu da artık küresel ticaretin güvenlikle tam anlamıyla örtüşmesi. Bir ticaretteki varlığımız artık sadece tarifelerin düşürülmesi değil, sadece liberalizasyon değil, artık hem tedarik güvenliği, hangi ürünü kimden alacağımız, bu tedariğin güvenli olarak devam edip etmeyeceği, hem lojistik koridorların güvenli olarak devam edip etmeyeceği, verinin kendisi kimde kalacağı, bu verinin kimlerle paylaşılacağı, bunlar tekrar sorgulanmaya başladı. Bu sorgulamanın temelinde pandemi bir etkendi. Pandemiden sonra savaşlar, Rusya-Ukrayna ile başlayan savaş ve sonrasında devam eden savaşlar ve özellikle belli kritik hammaddelerin belli coğrafyalarda kalmış olması ülkelerin hem kritik hammaddelere hem veriye hem teknolojiye hem ticarete bakışını değiştirdi. Bugün Avrupa Birliği kritik hammaddeler yasasını çıkardı biliyorsunuz. 2030 yılına kadar Avrupa Birliği kritik hammaddelerin en az %10'unu kendisinden çıkarılmasının %35'inin de kendisine işlenmesini hedefliyor. Bununla beraber de bunu tek başına yapamayacak. Bunun da en büyük perspektifini bizlere veren NATO oldu. NATO aslında ortaya çıkardı ki bizim hem savunmada ama aynı zamanda üretimde bir araya gelip planlamalarımızı birlikte ve bir uyum içerisinde yapmamız gerekiyor. Türkiye burada çok kritik bir oyuncu. Ben G20 toplantısında şunu gördüm ki tüm ülkeler hem bağlantısallık için lojistik ve enerji koridorlarının sağlanması için Türkiye'ye çok ihtiyaçları var. Tüm koridorlar Türkiye üzerinden geçiyor. Enerji koridorları da lojistik koridorları da Türkiye ülkelerinin üzerinden geçiyor ve çok ihtiyaçları var. Ve G20 toplantılarında da ortaya çıktı ki Türkiye'yi bir merkeze almayan hiçbir yaklaşım güvenli bir ticaret ve sanayi zemini ortaya çıkartmayacak.” TÜRKİYE-ABD TİCARETİNDE 100 MİLYAR DOLARLIK HEDEF Tuzcu, ABD ve Türkiye arasındaki 100 milyar dolarlık ticaret vizyonunun gerçekleşmesinin önünde bir engel olup olmadığına ilişkin soruyu da şöyle yanıtladı: “Bu soruya engel yok diyemeyeceğiz tabii ki. Bu engellerin bir kısmı Türkiye'nin karşı karşıya olduğu engeller. Bir kısmı da Amerika'nın ticaretteki yeni kural seti ile ilgili engeller. Ancak şunu ifade edeceğim. 100 milyar dolarlık hedefi çok gerçekçi bir hedef. Amerika yaklaşık 32 trilyon dolarlık bir gayrisafi yurt içi hasılası var. 3 trilyonluk bir ithalatı var. Çok büyük bir ithalat pazarı var ve bu pazar içerisinde aslında karşılıklı ticari 100 milyar dolar olması çok yönlendirilebilir. Fakat Amerika'nın 2018 sonrası ortaya koyduğu vizyon içerisinde korumacılık belirleyici ve Amerika içerisine yatırımı önceleyen bir değerlendirme var ve bu değerlendirmenin de iki tane temel sorunu ortaya çıkardığını görüyoruz. Bir tanesi tarifelere aşırı yüklenme ve vergileri özellikle belli sektörlerde çok fazla arttırma. Daha büyük bir maliyet oluşturacak bir sorun da öngörülemezlik. Yatırımla ilgili olarak hem bizim firmalarımızın Amerika'da yapacağı yatırımlarda hem Amerikan firmalarının Türkiye'de yapacağı yapımlarda da, bu öngörülmezlik sorunu bir son bulacak. Biz Amerikalı muhataplarımızla çok yakın bir içerisindeyiz.” ÇETİNDOĞAN: “İŞ DÜNYASI AÇISINDAN KARAR VERİRKEN SADECE SİYASİ HAVAYA BAKMAK YETELİ DEĞİL” DEMSA Yönetim Kurulu Başkan Vekili Demet Sabancı Çetindoğan da Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde oluşan olumlu atmosferin kalıcı yatırımlara dönüşebilmesi için yatırımcı güveni, öngörülebilirlik ve doğru ortaklık modellerinin önemine işaret etti. Çetindoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Bugün Türkiye ile Amerika arasındaki ilişkilerde olumlu bir atmosfer var. Fakat iş dünyası açısından karar verirken sadece siyasi havaya bakmak yeterli değil. Örneğin gümrük tarifeleri, savunma sanayi üzerindeki kısıtlamalar, finansmana erişim, yatırım mevzuatı, yaptırımlar, ihracat kontrolleri mutlaka masada olması gerekiyor. Özellikle sınır ötesi ortaklıklarda teknoloji transferi ve ihracat izinleri de çok önem arz ediyor. Bir diğer konu da jeopolitik belirsizlik. Bugün Amerika-Çin ilişkilerinden Rusya-Ukrayna savaşına, enerji güvenliğinden bölgesel çatışmalara kadar birçok gelişen ticaretin birçok gelişme ticaretin yönünü değiştirebiliyor. Dolayısıyla şirketlerin yalnızca bugünkü tabloya değil farklı senaryolara da hazırlıklı olması gerekiyor. Türkiye'nin burada önemli bir avantajı var. Biz farklı güç merkezleriyle aynı anda ilişki kurulabilen bir ülkeyiz. Bu nedenle Türkiye'nin dengeli dış politika yaklaşımının İş dünyası açısından önemli bir güven unsuru olduğu da muhakkak. Şirketler açısından baktığımızda en önemli risklerden biri siyasi yakınlaşmayı otomatik olarak ticari fırsat olarak düşünmek. Bir ülke ile ilişkilerin iyi olması, her sektör için yatırım ortamının yatırım ortamının aynı ölçüde uygun olduğu anlamına gelmiyor. Her şirket kendi sektörünün risklerini, finansman maliyetini, kur riskini, gümrük koşullarını ve mevzuatı ayrı ayrı değerlendirmek zorunda. Ben bu nedenle şirketlerin büyük ve geri dönüşümü zor yatırımlardan önce daha esnek modellerle başlamasını doğru buluyorum. Bir yatırımın arkasında çok iyi bir finansal plan olabilir ama o planı hayata geçirecek doğru ekip yoksa sürdürebilirliği zor oluyor. Bu nedenle ben uluslararası ortaklıklarda bu konulara ehemmiyet veriyorum. Birincisi doğru ortak. Sadece finansal gücü değil, vizyonu ve iş yapma kültürü de birbirine yakın ortaklıklar seçilmeli. İkincisi yerel bilgi. Girdiğimiz pazarı gerçekten anlamadan sadece dışarıdan bakarak karar vermemek gerekiyor. Üçüncüsü uzun vadeli perspektif. Her yatırımın ilk sonuç vermesini beklememek gerekiyor. Dördüncüsü ise esneklik ki bu çok önemsediğim bir alan. Dünya çok hızlı değişiyor. Dolayısıyla yatırım modellerinin de değişen koşullara uyum sağlayacak şekilde tasarlanması gerekebiliyor. Benim için uluslararası iş birliğinin en değerli tarafı da aslında burada. Birlikte sadece sermaye koymak değil, birbiri deneyiminden, teknolojisinden ve pazar bilgisinden faydalanmak. Türkiye'nin bu anlamda sadece yatırım alan değil, yatırım yapan, ortaklık kuran ve bilgi üreten bir ülke konumunda olmasını ve bu şekliyle güçlenmesini arzu ediyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alternatif Bank’tan Türk Şirketlerinin Körfez Yolculuğuna Güçlü Destek! Haber

Alternatif Bank’tan Türk Şirketlerinin Körfez Yolculuğuna Güçlü Destek!

Körfez bölgesindeki yatırım, finansman ve büyüme fırsatlarının ele alındığı etkinliğe, CBQ’nun hissedarı olduğu National Bank of Oman (Umman) ve United Arab Bank’tan (Birleşik Arap Emirlikleri) üst düzey temsilciler de katıldı. Türkiye ile Körfez ülkeleri arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin gelişimine katkı sağlamayı amaçlayan etkinlikte; bölgesel yatırım ve büyüme fırsatları, finansmana erişim, sınır ötesi bankacılık, dış ticaret finansmanı ve kurumsal bankacılık çözümleri değerlendirildi. Etkinlik, Türk iş dünyası temsilcileri ile Körfez bölgesinin önde gelen finans kuruluşları arasında doğrudan temas kurulmasına imkân sağlayarak yeni iş ortaklıklarına zemin hazırladı. Etkinlikte Commercial Bank of Qatar Grup CEO’su Stephen Moss, DEİK/Türkiye-Katar İş Konseyi Başkanı Abdullah Altunkum, United Arab Bank CEO’su Shirish Bhide ve National Bank of Oman CEO’su Abdullah Al Hinai’nin de aralarında bulunduğu üst düzey isimler yer aldı. Konuk konuşmacılar Prof. Dr. Hakan Kara ve Prof. Dr. Ahmet Kasım Han ise Türkiye ve Körfez pazarlarının görünümü, jeopolitik gelişmeler ve bölgesel ekonomik koşullara ilişkin değerlendirmelerini paylaşarak yatırım ve büyüme kararlarına ışık tuttu. Alternatif Bank Yönetim Kurulu Başkanı Omar Hussain Alfardan: “Türkiye ile Körfez arasında uzun vadeli ortaklıklar için güçlü bir potansiyel görüyoruz” Etkinliğe ilişkin değerlendirmede bulunan Alternatif Bank Yönetim Kurulu Başkanı Omar Hussain Alfardan şunları söyledi: “Türkiye ile Körfez arasındaki ekonomik ilişkilerin önümüzdeki dönemde ticaretin ötesine geçerek karşılıklı yatırımlar, uzun vadeli ortaklıklar ve yeni iş birlikleriyle daha da derinleşmesi için güçlü bir potansiyel bulunuyor. Türkiye’nin üretim ve girişimcilik gücü ile Körfez’in yatırım kapasitesi ve bölgesel bağlantıları bu açıdan birbirini tamamlayan güçlü bir yapı oluşturuyor. ‘Sınırların Ötesinde’ buluşmasını da bu potansiyeli somut fırsatlara dönüştürmek, iş dünyası temsilcileri arasında yeni bağlantılar kurulmasını sağlamak ve uzun vadeli ortaklıkların önünü açmak açısından değerli bir adım olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde de Alternatif Bank’ın Türkiye’deki gücünü Commercial Bank Grup’un bölgesel deneyimi ve erişimiyle bir araya getirerek, Türkiye ile Körfez arasında ticaret ve yatırım ilişkilerinin daha da gelişmesini desteklemeye devam edeceğiz.” Commercial Bank of Qatar Grup CEO’su Stephen Moss: “Yeni fırsatlarla Türkiye ve Körfez arasındaki iş birliğini güçlendiriyoruz” Commercial Bank of Qatar Grup CEO’su Stephen Moss ise etkinliğin Türkiye ile Körfez arasındaki ekonomik ilişkiler açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek şunları söyledi: “Türkiye, Katar ve Körfez bölgesi için önemli bir ticaret ve yatırım ortağı. Bu güçlü ekonomik ilişkinin daha da ileri taşınmasında, bölgesel ölçekte sahip olduğumuz finansal ağ önemli bir rol oynuyor. Commercial Bank of Qatar’ın Katar’daki güçlü konumunun yanı sıra National Bank of Oman’da yüzde 35,89, United Arab Bank’ta ise yüzde 39,99 oranındaki payları, grubumuzun Türkiye, Katar, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne uzanan bölgesel gücünün önemli bir parçasını oluşturuyor. Alternatif Bank ile uzun yıllara dayanan ilişkimizden güç alarak bankanın Türkiye pazarındaki bilgi birikimini Commercial Bank of Qatar, United Arab Bank ve National Bank of Oman’ın bölgesel deneyimiyle birleştiriyoruz. Böylece Türk şirketlerinin finansmana erişimini, Körfez pazarlarına açılmasını ve kalıcı iş ortaklıkları kurmasını destekleyebiliyoruz. DEİK iş birliğiyle düzenlenen Sınırların Ötesinde etkinliği bu bağlantıları yeni fırsatlara dönüştürmek ve Türkiye ile Körfez arasındaki ekonomik ilişkileri derinleştirmek için önemli bir platform sunuyor.” Alternatif Bank CEO’su Ozan Kırmızı: “Türk şirketlerinin Körfez’deki büyüme yolculuğunda güçlü bir köprü olmayı hedefliyoruz” Alternatif Bank CEO’su Ozan Kırmızı ise Türk şirketlerinin Körfez’deki büyüme yolculuğuna sundukları desteğe ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye ile Körfez arasındaki ekonomik ilişkiler gelişirken, bu potansiyeli Türk şirketleri için somut fırsatlara dönüştürmeyi hedefliyoruz. Hissedarımız Commercial Bank of Qatar’ın Katar’daki güçlü konumu, National Bank of Oman ve United Arab Bank’ın bölgesel deneyimiyle birleştiğinde bölgeye açılan güçlü bir finansal ekosistem sunuyor. Bu güç birliğiyle şirketlerin finansmana erişmelerine, yeni pazarları daha iyi tanımalarına ve büyümeleri için ihtiyaç duydukları bağlantıları kurmalarına destek oluyoruz. DEİK’in destekleriyle düzenlediğimiz “Sınırların Ötesinde: Türk İş Dünyasını Körfez Bölgesi’nde Güçlendirmek” etkinliği, Türk iş dünyasını bölgesel bankacılık ağımızla buluşturarak bu fırsatları doğrudan değerlendirme imkânı sundu. Türk şirketlerinin Körfez’de ticaretlerini büyütürken güvenilir bir finansal çözüm ortağı olarak yanlarında yer alamaya ve bu bölge ile aralarında güçlü bir köprü görevi görmeye devam edeceğiz.” DEİK/Türkiye-Katar İş Konseyi Başkanı Abdullah Altunkum: “Körfez Bölgesi, Türk iş dünyası açısından önemli bir potansiyel barındırıyor” Türkiye ile Katar arasındaki ilişkilerin ve iki ülke arasında tesis edilen güçlü diyalog ve karşılıklı güven temelinde her geçen gün geliştiğini aktaran DEİK/Türkiye-Katar İş Konseyi Başkanı Abdullah Altunkum ise, “DEİK Türkiye-Katar İş Konseyi olarak hedefimiz, bu güçlü ilişkileri daha fazla ticarete, yatırıma ve somut iş birliğine dönüştürmek. Katar’ı aynı zamanda Türk şirketlerinin daha geniş Körfez coğrafyasındaki fırsatlara erişimi açısından da önemli bir ortak olarak görüyoruz. Körfez Bölgesi; güçlü finansal yapısı, yatırım kapasitesi ve farklı sektörlerde sunduğu fırsatlarla Türk iş dünyası açısından önemli bir potansiyel barındırıyor. Ancak yeni pazarlarda güçlü ve kalıcı olabilmek için ticari fırsatlar kadar finansmana erişim, doğru iş ortaklarıyla bağlantı kurulması ve bölgenin dinamiklerinin yakından tanınması da büyük önem taşıyor. DEİK Türkiye-Katar İş Konseyi olarak bizler de Türk şirketlerinin Katar ve Körfez Bölgesi’ndeki fırsatlara daha etkin şekilde ulaşabilmelerini desteklemeye devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alternatif Bank’tan Türk Şirketlerinin Körfez Yolculuğuna Güçlü Destek! Haber

Alternatif Bank’tan Türk Şirketlerinin Körfez Yolculuğuna Güçlü Destek!

Körfez bölgesindeki yatırım, finansman ve büyüme fırsatlarının ele alındığı etkinliğe, CBQ’nun hissedarı olduğu National Bank of Oman (Umman) ve United Arab Bank’tan (Birleşik Arap Emirlikleri) üst düzey temsilciler de katıldı. Türkiye ile Körfez ülkeleri arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin gelişimine katkı sağlamayı amaçlayan etkinlikte; bölgesel yatırım ve büyüme fırsatları, finansmana erişim, sınır ötesi bankacılık, dış ticaret finansmanı ve kurumsal bankacılık çözümleri değerlendirildi. Etkinlik, Türk iş dünyası temsilcileri ile Körfez bölgesinin önde gelen finans kuruluşları arasında doğrudan temas kurulmasına imkân sağlayarak yeni iş ortaklıklarına zemin hazırladı. Etkinlikte Commercial Bank of Qatar Grup CEO’su Stephen Moss, DEİK/Türkiye-Katar İş Konseyi Başkanı Abdullah Altunkum, United Arab Bank CEO’su Shirish Bhide ve National Bank of Oman CEO’su Abdullah Al Hinai’nin de aralarında bulunduğu üst düzey isimler yer aldı. Konuk konuşmacılar Prof. Dr. Hakan Kara ve Prof. Dr. Ahmet Kasım Han ise Türkiye ve Körfez pazarlarının görünümü, jeopolitik gelişmeler ve bölgesel ekonomik koşullara ilişkin değerlendirmelerini paylaşarak yatırım ve büyüme kararlarına ışık tuttu. Alternatif Bank Yönetim Kurulu Başkanı Omar Hussain Alfardan: “Türkiye ile Körfez arasında uzun vadeli ortaklıklar için güçlü bir potansiyel görüyoruz” Etkinliğe ilişkin değerlendirmede bulunan Alternatif Bank Yönetim Kurulu Başkanı Omar Hussain Alfardan şunları söyledi: “Türkiye ile Körfez arasındaki ekonomik ilişkilerin önümüzdeki dönemde ticaretin ötesine geçerek karşılıklı yatırımlar, uzun vadeli ortaklıklar ve yeni iş birlikleriyle daha da derinleşmesi için güçlü bir potansiyel bulunuyor. Türkiye’nin üretim ve girişimcilik gücü ile Körfez’in yatırım kapasitesi ve bölgesel bağlantıları bu açıdan birbirini tamamlayan güçlü bir yapı oluşturuyor. ‘Sınırların Ötesinde’ buluşmasını da bu potansiyeli somut fırsatlara dönüştürmek, iş dünyası temsilcileri arasında yeni bağlantılar kurulmasını sağlamak ve uzun vadeli ortaklıkların önünü açmak açısından değerli bir adım olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde de Alternatif Bank’ın Türkiye’deki gücünü Commercial Bank Grup’un bölgesel deneyimi ve erişimiyle bir araya getirerek, Türkiye ile Körfez arasında ticaret ve yatırım ilişkilerinin daha da gelişmesini desteklemeye devam edeceğiz.” Commercial Bank of Qatar Grup CEO’su Stephen Moss: “Yeni fırsatlarla Türkiye ve Körfez arasındaki iş birliğini güçlendiriyoruz” Commercial Bank of Qatar Grup CEO’su Stephen Moss ise etkinliğin Türkiye ile Körfez arasındaki ekonomik ilişkiler açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek şunları söyledi: “Türkiye, Katar ve Körfez bölgesi için önemli bir ticaret ve yatırım ortağı. Bu güçlü ekonomik ilişkinin daha da ileri taşınmasında, bölgesel ölçekte sahip olduğumuz finansal ağ önemli bir rol oynuyor. Commercial Bank of Qatar’ın Katar’daki güçlü konumunun yanı sıra National Bank of Oman’da yüzde 35,89, United Arab Bank’ta ise yüzde 39,99 oranındaki payları, grubumuzun Türkiye, Katar, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne uzanan bölgesel gücünün önemli bir parçasını oluşturuyor. Alternatif Bank ile uzun yıllara dayanan ilişkimizden güç alarak bankanın Türkiye pazarındaki bilgi birikimini Commercial Bank of Qatar, United Arab Bank ve National Bank of Oman’ın bölgesel deneyimiyle birleştiriyoruz. Böylece Türk şirketlerinin finansmana erişimini, Körfez pazarlarına açılmasını ve kalıcı iş ortaklıkları kurmasını destekleyebiliyoruz. DEİK iş birliğiyle düzenlenen Sınırların Ötesinde etkinliği bu bağlantıları yeni fırsatlara dönüştürmek ve Türkiye ile Körfez arasındaki ekonomik ilişkileri derinleştirmek için önemli bir platform sunuyor.” Alternatif Bank CEO’su Ozan Kırmızı: “Türk şirketlerinin Körfez’deki büyüme yolculuğunda güçlü bir köprü olmayı hedefliyoruz” Alternatif Bank CEO’su Ozan Kırmızı ise Türk şirketlerinin Körfez’deki büyüme yolculuğuna sundukları desteğe ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye ile Körfez arasındaki ekonomik ilişkiler gelişirken, bu potansiyeli Türk şirketleri için somut fırsatlara dönüştürmeyi hedefliyoruz. Hissedarımız Commercial Bank of Qatar’ın Katar’daki güçlü konumu, National Bank of Oman ve United Arab Bank’ın bölgesel deneyimiyle birleştiğinde bölgeye açılan güçlü bir finansal ekosistem sunuyor. Bu güç birliğiyle şirketlerin finansmana erişmelerine, yeni pazarları daha iyi tanımalarına ve büyümeleri için ihtiyaç duydukları bağlantıları kurmalarına destek oluyoruz. DEİK’in destekleriyle düzenlediğimiz “Sınırların Ötesinde: Türk İş Dünyasını Körfez Bölgesi’nde Güçlendirmek” etkinliği, Türk iş dünyasını bölgesel bankacılık ağımızla buluşturarak bu fırsatları doğrudan değerlendirme imkânı sundu. Türk şirketlerinin Körfez’de ticaretlerini büyütürken güvenilir bir finansal çözüm ortağı olarak yanlarında yer alamaya ve bu bölge ile aralarında güçlü bir köprü görevi görmeye devam edeceğiz.” DEİK/Türkiye-Katar İş Konseyi Başkanı Abdullah Altunkum: “Körfez Bölgesi, Türk iş dünyası açısından önemli bir potansiyel barındırıyor” Türkiye ile Katar arasındaki ilişkilerin ve iki ülke arasında tesis edilen güçlü diyalog ve karşılıklı güven temelinde her geçen gün geliştiğini aktaran DEİK/Türkiye-Katar İş Konseyi Başkanı Abdullah Altunkum ise, “DEİK Türkiye-Katar İş Konseyi olarak hedefimiz, bu güçlü ilişkileri daha fazla ticarete, yatırıma ve somut iş birliğine dönüştürmek. Katar’ı aynı zamanda Türk şirketlerinin daha geniş Körfez coğrafyasındaki fırsatlara erişimi açısından da önemli bir ortak olarak görüyoruz. Körfez Bölgesi; güçlü finansal yapısı, yatırım kapasitesi ve farklı sektörlerde sunduğu fırsatlarla Türk iş dünyası açısından önemli bir potansiyel barındırıyor. Ancak yeni pazarlarda güçlü ve kalıcı olabilmek için ticari fırsatlar kadar finansmana erişim, doğru iş ortaklarıyla bağlantı kurulması ve bölgenin dinamiklerinin yakından tanınması da büyük önem taşıyor. DEİK Türkiye-Katar İş Konseyi olarak bizler de Türk şirketlerinin Katar ve Körfez Bölgesi’ndeki fırsatlara daha etkin şekilde ulaşabilmelerini desteklemeye devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

OYAK şirketleri TEKNOFEST Güneydoğu’da Teknoloji ve Üretim Gücünü Sergileyecek Haber

OYAK şirketleri TEKNOFEST Güneydoğu’da Teknoloji ve Üretim Gücünü Sergileyecek

TEKNOFEST Güneydoğu, 30 Eylül - 4 Ekim tarihleri arasında Şanlıurfa GAP Havalimanı’nda gerçekleştirilecek. Festivale katılan OYAK şirketleri, farklı alanlardaki çalışmalarını ve stratejik ürünlerini ziyaretçilerle buluşturacak. Festivalde Erdemir, Millî Uçak Gemisi (MUGEM) Projesi’ne yönelik çelikleriyle, Miilux OY denizaltı ve balistik çelikleriyle yer alacak. OYAK HORSE hibrit motor teknolojisini, HEKTAŞ ise tarım teknolojilerini sergileyecek. OMSAN Lojistik de bölgenin gelişen ticaret koridorları ve yeni lojistik fırsatlarına odaklanacak. Millî gemiye Erdemir’den millî çelik Erdemir, Türkiye’nin ilk yerli ve millî uçak gemisi MUGEM’de kullanılacak yüksek performanslı gemi çeliklerini TEKNOFEST Güneydoğu’da tanıtacak. MUGEM’in gövde ve güvertesinde kullanılacak yaklaşık 40 bin ton gemi sacı, Erdemir tarafından üretilecek. Türkiye’nin ilk ve tek levha haddehanesinde üretilen EH460 kalite gemi çeliği; yüksek mukavemet, üstün tokluk, kaynaklanabilirlik ve şekillendirilebilirlik özellikleriyle öne çıkıyor. Festivalde ayrıca Erdemir’in 2. Yüksek Fırını Zübeyde’nin maketi sergilenecek. Ziyaretçilere üretim süreci hakkında bilgi verilecek. F1 numaralı OYAK standında Erdemir, peletin çeliğe dönüşüm yolculuğunu, VR gözlükle izlenebilen üç boyutlu bir video deneyimiyle ziyaretçilere anlatacak. Erdemir, TEKNOFEST kapsamında paydaşı olduğu Multifonksiyonel İleri Malzemeler ve Sistemler Yarışması’nın lansmanını, festivalin ilk gününde gerçekleştirilecek özel bir açılışla yapacak. TEKNOFEST tarihinde ilk kez bir yarışmaya özel olarak kurgulanan lansman ve deneyim alanı, ziyaretçileri malzemenin geçmişten geleceğe uzanan yolculuğuyla buluşturacak. İlk başvuruların 2027 yılında üniversite ve üzeri seviyedeki katılımcılardan alınması planlanan organizasyonda gençler; çelik başta olmak üzere kompozit ve seramik esaslı ileri malzemeler geliştirerek malzemenin geleceğine yön verecek projeler ortaya koyacak. OMSAN yeni lojistik koridorlara odaklanacak OMSAN Lojistik, TEKNOFEST’te Güneydoğu Anadolu’dan Ortadoğu’ya uzanan yeni ticaret koridorlarına ve bu hatlarda oluşan lojistik fırsatlara odaklanacak. Suriye, Irak, İran ve Körfez ülkeleriyle gelişen ticaret; sınır ötesi taşımacılık, depolama ve proje lojistiğinde yeni alanlar oluştururken OMSAN, kara yolu, demir yolu, deniz yolu ve entegre lojistik kabiliyetleriyle bu koridorlarda ortaya çıkan yeni fırsatlara ilişkin ziyaretçilere bilgi sunacak. HEKTAŞ tarım teknolojilerini ziyaretçilerle buluşturacak HEKTAŞ, festivalde dikey tarım uygulamaları ve tarımsal analiz sensörleriyle yer alacak. Geçtiğimiz yıl da festivalde sergilenen bu teknolojilerin yanı sıra, bu yıl tohum teknolojilerine ilişkin içerikler de ziyaretçilere sunulacak. Şirket, tarımsal üretimde teknoloji kullanımına yönelik çalışmalarını ve farklı uygulamalarını özellikle gençler ve teknoloji meraklılarıyla paylaşacak. OYAK HORSE hibrit motor teknolojisini tanıtacak OYAK HORSE, Türkiye’nin binek araçlar için tek motor ve vites kutusu üreticisi olarak, Bursa’daki fabrikasında ürettiği HORSE H18 motorunu hibrit güç aktarma sisteminin ana bileşenleriyle birlikte sergileyecek. 1,8 litrelik HORSE H18 yaklaşık 110 beygir güç ve 172 Nm tork üretirken, hibrit sistemle birlikte yaklaşık 155 beygir toplam sistem gücü sunuyor. OYAK HORSE Ar-Ge mühendisleri festival boyunca motorun ve hibrit sistemin çalışma prensibini ziyaretçilere anlatacak. Miilux OY stratejik çeliklerini sergileyecek Türkiye’nin tek zırh çeliği üreticisi olan OYAK şirketlerinden Miilux OY, denizaltı ve balistik alanlarında kullanılan yüksek mukavemetli çeliklerini TEKNOFEST’te tanıtacak. HY 80 ve HY 100 kalite denizaltı çelikleri ile balistik plakalar ziyaretçilerle buluşacak. Millî Denizaltı (MİLDEN) ve Millî Nükleer Denizaltı (NÜKDEN) projelerine yönelik çelik üretimi gerçekleştiren Miilux OY’un standında bir denizaltı maketi de yer alacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tether ve Fasanara Capital’den 400 Milyon Dolarlık Özel Kredi Fonu Haber

Tether ve Fasanara Capital’den 400 Milyon Dolarlık Özel Kredi Fonu

Dijital varlık sektörünün en büyük şirketi Tether ile teknoloji destekli özel kredi alanında uzmanlaşmış önde gelen varlık yönetim şirketi Fasanara Capital, Tether-Fasanara Lending Fund adıyla da anılan StableFund’ın kuruluşunu duyurdu. Ortak sponsorlu ve sürekli yatırım yapısına sahip özel kredi fonu, iki sponsorun toplam 400 milyon dolarlık ortak yatırımıyla destekleniyor ve üçüncü taraf kurumsal yatırımcılardan 3 milyar dolara kadar sermaye çekmeyi hedefliyor. Fonun kuruluşu, özel kredi piyasasının küresel ölçekte yaklaşık 3 trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşması ve 2029 yılına kadar 5 trilyon dolara yükselmesinin beklenmesiyle birlikte gerçekleşti. KOBİ’lerin finansmana erişimini destekleyecek StableFund, kurumsal sermayeyi küresel ölçekte yaklaşık 5,7 trilyon dolarlık finansman açığıyla karşı karşıya olan küçük ve orta ölçekli işletmelere yönlendirmek üzere tasarlandı. Fasanara Capital, yatırım yöneticisi olarak görev yapacak ve küresel fintech kredi ağı aracılığıyla sermayeyi kısa vadeli, varlık teminatlı kredi stratejilerine yönlendirecek. Tether ise ortak sponsor olarak, USDT bağlantılı finansman fırsatlarını tespit eden ve stablecoin tabanlı takas altyapısını sağlayan kaynak oluşturucu ve danışman rolünü üstlenecek. Bu altyapı; geleneksel sistemlere kıyasla sermayenin sınır ötesi hareketini daha verimli hale getiren para giriş-çıkış bağlantılarını ve hazine altyapısı entegrasyonunu da kapsıyor. Fon yapısı, 60’tan fazla ülkede faaliyet gösteren fintech platformlarındaki KOBİ ve tüketici kredisi süreçlerine USDT’yi entegre ederek, geleneksel finansman kanallarının tarihsel olarak yeterince hizmet sunamadığı borçlulara ulaşmayı hedefliyor. Stablecoin altyapısı özel kredi piyasalarına taşınıyor Girişim, Tether’in sınır ötesi takas ve dijital likidite alanlarında önemli bir rol oynayan küresel stablecoin altyapısı üzerine inşa ediliyor. Bu altyapı, hız, sermaye verimliliği ve küresel erişimin giderek daha kritik hale geldiği özel kredi piyasalarına taşınıyor. Fasanara Capital’in reel ekonomiye yönelik yerleşik kredi platformu, kredi değerlendirme uzmanlığı ve özel teknolojisiyle birleşen fon; küresel fintech kaynak oluşturma kanalları üzerinden kısa vadeli ve varlık teminatlı kredilere odaklanan, stablecoin destekli bir özel kredi stratejisini hayata geçirmeyi amaçlıyor. “Sermayenin ihtiyaç duyan işletmelere ulaşmasını sağlıyoruz” Tether CEO’su Paolo Ardoino, “USDT; sınırlar arasında, günün her saatinde ve herhangi bir engelle karşılaşmadan her yerde kullanılabilen bir para olarak tasarlandı. Tether, bu fon aracılığıyla en güçlü olduğu alanda rol üstleniyor: USDT bağlantılı finansman fırsatlarını tespit ediyor ve sınır ötesi kredilendirmeyi sorunsuz hale getiren stablecoin altyapısını sağlıyor. Fasanara ile birlikte Tether’ın kaynak oluşturma ağını, sermayenin en fazla ihtiyaç duyan işletmelere ve topluluklara ulaşmasını sağlayan doğrudan bir kanala dönüştürüyoruz.” dedi. Fasanara Capital CEO’su Francesco Filia ise, “Kurumsal sermayeyi, geleneksel finans sisteminin sistematik olarak yeterince destekleyemediği borçlulara yönlendirmek için gerekli özel teknolojiyi, kaynak oluşturma ilişkilerini ve kredi değerlendirme disiplinini oluşturmak üzere yıllar boyunca çalıştık. Tether bu yapıya dünyanın en büyük stablecoin ağı, önemli sermaye kapasitesine sahip kripto yerel yatırımcı tabanı ve kredinin erişimini geleneksel finansman yapılarının sağlayabileceğinin ötesine taşıyan USDT altyapısıyla benzersiz bir katkı sunuyor. Birlikte, sermayenin reel ekonomi kredilendirme piyasalarına aktarılma biçimini geliştiriyor ve sınır ötesi kredi akışlarını daha verimli hale getiriyoruz.” ifadelerini kullandı. Fasanara–Tether Lending Fund, stablecoin altyapısının küresel finansal sistemin işleyişinde önemli bir bileşen olduğuna yönelik kurumsal farkındalığın arttığını ortaya koyuyor. Bu önem, özellikle geleneksel takas sistemlerinin daha yavaş veya daha parçalı işlediği alanlarda öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GDV Çalıştayında Güvenli ve Sürdürülebilir Geri Dönüş İçin Yol Haritası Haber

GDV Çalıştayında Güvenli ve Sürdürülebilir Geri Dönüş İçin Yol Haritası

Ulusal ve uluslararası düzeyde akademisyen, uzman ve sivil toplum temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen organizasyonda, bölgesel göç hareketlerinin ortak sorumluluk ve küresel iş birliği gerektirdiği vurgulandı. İki gün süren oturumların ardından açıklanan kapanış deklerasyonunda; geri dönüş süreçlerindeki hukuki ve bürokratik engellerin azaltılması, sınır ötesi koordinasyonun güçlendirilmesi ve ülkeler arasında düzenli veri paylaşım ağlarının kurulmasının kritik öneme sahip olduğu belirtildi. Çalıştay çıktılarında geri dönüş bölgelerinin sosyo-ekonomik açıdan desteklenmesi gerektiğine dikkat çekilerek şu temel öncelikler sıralandı: Sürdürülebilir Kalkınma: Geri dönüş bölgelerinde istihdamın artırılması, bölgesel finansman mekanizmalarının oluşturulması ve yerel ekonominin canlandırılması. Toplumsal Uyum ve Mülkiyet Hakları: Yerel istikrarın korunması, mülkiyet haklarının yasal güvence altına alınması ve dönen bireylere yönelik psikososyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi. Kalıcı İş Birliği Ağları: Kamu kurumları, akademi, düşünce kuruluşları ve STK’lar arasında gelecekteki göç krizlerini etkin yönetebilecek kurumsal ağların tesisi. Akademik Dünyadan Güçlü Destek Organizasyonun moderasyon ve bilimsel katkı süreçlerinde akademik alandan önemli isimler yer aldı. Çalıştaylara moderatörlükleriyle yön veren Nihal Unus Kocaağa, Doç. Dr. Hülya Yiğit Özüdoğru, Doç. Dr. Kürşat Tutar, Doç. Dr. Levent Ersin Orallı ve Dr. Damla Taşkın başta olmak üzere, tüm konuşmacı ve raportörlerin katkılarıyla elde edilen verilerin uygulanabilir kamu politikalarına dönüştürülmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.