Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sinyal

Kapsül Haber Ajansı - Sinyal haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sinyal haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Vodafone Türkiye’den 5G’de En Geniş Kapsama  Haber

Vodafone Türkiye’den 5G’de En Geniş Kapsama 

Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, 5G’deki kapsama gücünü artırmaya devam ediyor. Uluslararası bağımsız denetim kuruluşu P3 tarafından 81 ilde yapılan detaylı tarama testlerine göre Türkiye’nin en geniş 5G kapsamasına sahip operatörü Vodafone oldu. P3 tarafından 1-8 Nisan tarihleri arasında toplam 30 bin kilometrelik alanda yapılan değerlendirmede 5G kapsama alanı mevcut tüm frekans bantlarında değerlendirildi. 5G kapsama alanının güvenilir ve anlamlı bir şekilde tespit edilmesini sağlamak için birden fazla sinyal seviyesi eşik değeri uygulandı. Vodafone Türkiye elde ettiği sonuçlarla ülke genelinde en geniş 5G kapsamasını sağladı. Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy şunları söyledi: “Vodafone olarak, dünya genelinde en fazla ülkede 5G hizmeti veren bir numaralı mobil operatörüz. Dünya genelinde 5G hizmeti verdiğimiz ülke sayısını Türkiye ile birlikte 23’e çıkardık. 1 Nisan’da 81 il ve 922 ilçede 5G sinyalini aynı anda vererek Bakanlığımızın 5G'yi ülke geneline iki yılda yayma hedefini Vodafone olarak büyük oranda daha birinci günden hayata geçirdik. Kapsama ve kullanıcı sayısı itibarıyla Vodafone’un dünyada yaptığı en büyük 5G lansmanına imza attık. Şimdi de uluslararası bağımsız denetim kuruluşu P3 tarafından ülkemizin en geniş 5G kapsamasına sahip operatörü sertifikasını kazanmanın mutluluğunu yaşıyoruz. 5G’li yeni dönemde güçlü altyapımızı bir kez daha kanıtlamış olduk. Türkiye’nin dijital geleceğine duyduğumuz güvenle çalışmalarımıza devam edeceğiz.” Ayrıntılı ve güvenilir 5G kapsama analizi P3, 1 Nisan’da 5G’nin ticari olarak piyasaya sürülmesinin ardından ülke genelindeki 5G kapsamasını değerlendirmek üzere bir mobil karşılaştırma çalışması gerçekleştirdi. Ölçüm yöntemi olarak yüksek çözünürlüklü RF tarayıcının kullanıldığı değerlendirmeyle, kentsel ve kentsel olmayan alanlar dahil olmak üzere ülke çapında ayrıntılı ve güvenilir bir 5G kapsama analizi yapılması hedeflendi ve Türkiye'deki 5G kapsama alanına ilişkin detaylı bir görünüm elde edildi. Tüm ölçümler, uluslararası bağımsız kuruluş P3 tarafından global standardartlara uygun metodolojiler ile gerçekleştirildi. Karşılaştırma çalışması, tutarlı ve kapsamlı veri toplanmasını sağlamak için her biri eksiksiz ölçüm ekipmanına sahip tarayıcıların yer aldığı tam donanımlı 15 araç kullanılarak yürütüldü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sensofusion Atol Aviation’ı Satın Aldı: Hava Tabanlı Drone Tespit Sistemleri Geliyor Haber

Sensofusion Atol Aviation’ı Satın Aldı: Hava Tabanlı Drone Tespit Sistemleri Geliyor

Finlandiya merkezli savunma teknolojisi şirketi Sensofusion, uçak üreticisi Atol Aviation’ı satın alarak hava tabanlı drone tespit sistemleri alanındaki çalışmalarını yeni bir aşamaya taşıdı. Gerçekleştirilen stratejik satın alma ile Sensofusion, hava araçları üretim kabiliyeti ve insansız hava platformları konusundaki uzmanlığı bünyesine kattı. Şirketten yapılan açıklamaya göre satın alma sayesinde Sensofusion, hava-yer sensör gözetim çözümleri geliştirme kapasitesini artırırken, yeni ürünlerini Finlandiya’daki eski bir hava kuvvetleri üssünde bulunan üretim tesisinde pazara sunmaya hazırlanıyor. Atol Aviation, Finlandiya’nın Halli bölgesinde faaliyet gösteriyor. Şirket, burada Atol Aurora amfibik uçağı ile güvenlik ve savunma amaçlı geliştirilen Atol Protector hava aracını tasarlayıp üretiyor. Bu üretim altyapısının Sensofusion grubuna katılmasıyla birlikte, şirketin geniş alan gözetimi ve hava tabanlı keşif çözümlerinde önemli bir avantaj elde etmesi bekleniyor. Hava tabanlı drone tespit sistemleri, kara konuşlu çözümlere göre çok daha geniş alanların izlenmesine imkan tanıyor. Özellikle arazi yapısı, ormanlık bölgeler ve binalar nedeniyle sinyal yayılımının sınırlanabildiği durumlarda, hava platformlarına entegre edilen sensör sistemleri izleme kapasitesini önemli ölçüde artırıyor. Bu da geniş alan güvenliği ve hızlı değişen operasyonel sahalarda ciddi bir performans avantajı sağlıyor. Sensofusion, Atol Aviation tesislerinde yeni ürünlerin üretimine başlamayı, operasyonlarını büyütmeyi ve ek istihdam oluşturmayı planlıyor. Şirket, yeni ürünlerine ilişkin daha fazla detayı Haziran 2026’da açıklayacağını duyurdu. Sensofusion Kurucusu ve CEO’su Tuomas Rasila, hava-yer operasyonlarının şirket için yeni bir alan olmadığını belirterek, birçok Airfence müşterisinin ürünlerini halihazırda helikopterler, uçaklar ve drone’lar üzerine entegre ettiğini ifade etti. Rasila, sinyal hakimiyetinin yalnızca yerden sağlanamayacağını, radyo vericilerinin havadan çok daha etkin biçimde tespit edilebildiğini vurguladı. Atol Aviation Kurucusu ve CEO’su Anssi Rekula ise bu satın almanın şirket için önemli bir adım olduğunu belirtti. Rekula, Sensofusion ile mühendislik bilgisi ve uygulama kabiliyeti açısından gerçek bir sinerji yakaladıklarını, her iki şirketin de Finlandiya mühendisliğiyle yüksek nitelikli ürünler tasarlayıp ürettiğini söyledi. Taraflar, satın alma bedeline ilişkin herhangi bir finansal detay paylaşmadı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ekonomi Gündemini Takip Etmenin Doğru Yolu Haber

Ekonomi Gündemini Takip Etmenin Doğru Yolu

Piyasada aynı gün içinde hem kur hareketi, hem faiz beklentisi, hem de bir sektör düzenlemesi konuşuluyorsa sorun bilgi eksikliği değildir. Sorun, hangi bilginin gerçekten karar değeri taşıdığını ayırt edememektir. Bu yüzden ekonomi gündemi nereden takip edilir sorusu, sadece haber kaynağı seçmekle ilgili değildir. Asıl mesele, hızlı akan veri ve yorum trafiği içinde güvenilir, zamanında ve iş sonuçlarına dokunan bilgiyi filtreleyebilmektir. Ekonomi gündemi nereden takip edilir? Bu sorunun tek cümlelik bir cevabı yok. Çünkü ekonomi gündemi tek merkezden oluşmaz. Merkez bankası kararları, enflasyon verileri, borsa hareketleri, şirket bilançoları, sektörel üretim verileri, dış ticaret gelişmeleri ve regülasyon adımları aynı bütünün parçalarıdır. Sadece birine bakarak resmin tamamını görmek mümkün değildir. Profesyonel takip için en sağlıklı yaklaşım, üç katmanlı bir izleme düzeni kurmaktır. İlk katmanda resmi veri ve kurum açıklamaları yer alır. İkinci katmanda uzmanlık odaklı ekonomi haberciliği bulunur. Üçüncü katmanda ise sektör bazlı gelişmeler, şirket duyuruları ve sahadan gelen sinyaller vardır. Bu yapı, gündemi sadece öğrenmek için değil, yorumlamak için de gereklidir. İlk durak resmi kurumlar olmalı Ekonomi takibinde en güvenilir başlangıç noktası resmi kurumlardır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, TÜİK, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, BDDK, SPK ve gerektiğinde ilgili düzenleyici kurumlar temel referans alanını oluşturur. Faiz kararı, enflasyon, rezervler, sanayi üretimi, bütçe dengesi, dış ticaret verisi veya finansal düzenleme gibi başlıklar önce kaynağından okunmalıdır. Bunun nedeni basittir. İkincil kaynaklar çoğu zaman aynı veriyi farklı çerçevelerle sunar. Başlıklar hız kazandırır ama bağlamı daraltabilir. Örneğin enflasyon verisinde aylık artış ile yıllık oran aynı etkiyi yaratmaz. Bir sektör teşvikinde de metnin ayrıntıları, haber başlığından daha belirleyici olabilir. Bu nedenle profesyonel okuma alışkanlığında ilk adım, verinin kendisini görmek olmalıdır. Ancak burada da bir sınır var. Resmi kurumlar veriyi açıklar, her zaman yorum sunmaz. Bu yüzden kurum verisini tek başına takip etmek yeterli değildir. Verinin piyasa, sektör ve yatırım davranışı üzerindeki etkisini anlamak için ikinci katmana geçmek gerekir. Ekonomi haberciliğinde hız kadar uzmanlık da gerekir Ekonomi haberi ile ekonomi içeriği aynı şey değildir. Her gün çok sayıda başlık üretilir ama bunların önemli bir bölümü ya yüzeyseldir ya da sadece anlık dikkat çeker. Karar vericiler için değerli olan ise veriyle bağlantı kuran, neden-sonuç ilişkisini açık biçimde gösteren ve sektörel etkileri görünür hale getiren haberciliktir. Bu noktada ekonomi gündemi nereden takip edilir sorusunun ikinci cevabı, uzmanlık odaklı dijital yayınlardır. Özellikle iş dünyası, sanayi, teknoloji, savunma, enerji, lojistik, tarım ve yapay zeka gibi başlıklarda çalışan mecralar, klasik ekonomi haberinin ötesine geçer. Çünkü ekonomik dönüşüm artık sadece para politikasıyla açıklanmıyor. Üretim zinciri, yatırım iştahı, ihracat kapasitesi, teknoloji adaptasyonu ve regülasyon temposu da gündemin asli parçaları haline gelmiş durumda. Kurumsal bakış açısıyla yayın yapan mecraların avantajı burada ortaya çıkar. Haber sadece ne oldu sorusuna cevap vermez. Kim etkilenir, hangi sektör için anlamlıdır, şirketler bunu nasıl okumalıdır ve orta vadede ne izlenmelidir gibi sorulara da alan açar. Kapsül Haber Ajansı gibi sektör odaklı ve yeniden kullanıma uygun içerik üreten platformlar bu yüzden özellikle editörler, iletişim ekipleri ve profesyonel okurlar için pratik bir işlev taşır. Tek bir ana ekrana bakmak çoğu zaman yanıltır Birçok kişi ekonomi gündemini yalnızca sosyal medya akışı, televizyon alt bandı ya da finans uygulaması üzerinden takip ediyor. Bu kanallar hız sağlar ama çerçeve sunmaz. Hızlı bilgi, doğru bilgiyle aynı şey değildir. Hele ekonomi gibi beklenti yönetiminin güçlü olduğu bir alanda, eksik bağlamla alınan bilgi yanlış kanaate çok hızlı dönüşebilir. Sosyal medya özellikle erken sinyal üretme açısından yararlı olabilir. Piyasadaki ilk tepki, kulis bilgisi, şirket çevrelerinden gelen kısa açıklamalar ya da uzman yorumları burada hızla yayılır. Fakat teyit edilmemiş bilgi, manipülatif yorum ve bağlamından kopuk veri paylaşımı da aynı hızla dolaşıma girer. Bu nedenle sosyal medya ana kaynak değil, yardımcı radar gibi kullanılmalıdır. Televizyon ve canlı yayınlar ise özellikle karar günlerinde tempoyu takip etmek için işe yarar. Merkez bankası toplantısı, enflasyon açıklaması, bütçe verisi veya küresel piyasa kırılması gibi anlarda hızlı çerçeve sunar. Ancak günlük kullanımda sürekli ekrana bakmak, bilgiyi çoğaltırken berraklığı azaltabilir. Gündemi takip etmek ile gündemin içine sıkışmak arasında ince bir fark vardır. Sektörel ekonomi takibi artık zorunlu Bugünün ekonomisi, genel başlıklarla sınırlı okunamaz. Enerjideki bir maliyet değişimi sanayiyi, lojistikteki bir aksama perakendeyi, savunma sanayiindeki bir yatırım kararı ihracat görünümünü etkileyebilir. Tarım üretimindeki oynaklık ise hem gıda fiyatlarını hem de enflasyon beklentilerini yeniden şekillendirebilir. Bu nedenle ekonomi takibi yapan profesyonellerin kendi sektörlerinin dışında kalan stratejik alanları da izlemeleri gerekir. Özellikle B2B karar süreçlerinde sektör haberleri, makro verilerden daha erken sinyal üretebilir. Bir üretim tesisi yatırımı, kapasite artışı, yeni ihracat anlaşması, düzenleyici değişiklik ya da teknoloji ortaklığı bazen resmi verilerde henüz görünmeyen bir eğilimi işaret eder. Bu yüzden iyi bir ekonomi takibi, şirket haberlerini magazin gibi değil, öncü gösterge gibi okur. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, her şirket duyurusunu aynı ağırlıkta değerlendirmemektir. Bazı açıklamalar itibar iletişimi amacı taşır, bazıları ise gerçekten piyasa ve sektör etkisi yaratır. Ayrımı yapabilmek için haberi sektörel veriyle birlikte okumak gerekir. Gündemi takip ederken hangi sorular sorulmalı? Kaynak ne kadar güçlü olursa olsun, okurun soruları net değilse takip dağılır. Profesyonel kullanım için her habere şu merceklerle bakmak gerekir: Bu gelişme hangi veriye dayanıyor, etkisi kısa vadeli mi kalıcı mı, hangi sektörleri doğrudan etkiliyor ve kurumlar açısından hangi aksiyonu tetikleyebilir? Örneğin bir faiz indirimi haberi sadece kredi maliyeti üzerinden okunmamalıdır. Talep, kur, şirket finansmanı, yatırım planları ve bilanço yönetimi üzerindeki etkisi birlikte düşünülmelidir. Benzer şekilde dış ticaret verisi açıklandığında yalnızca toplam rakama değil, hangi sektörlerin ayrıştığına, pazar kompozisyonuna ve süreklilik ihtimaline bakılmalıdır. Bu yaklaşım, haber tüketimini pasif izleme alışkanlığından çıkarır. Özellikle yöneticiler, yatırımcılar, editörler ve kurumsal iletişim ekipleri için mesele sadece bilgi edinmek değil, sinyali doğru okumaktır. Veriyi, haberi ve yorumu ayrı tutmak gerekir Ekonomi takibinde sık yapılan hata, veri ile yorumun birbirine karıştırılmasıdır. Veri, ölçülebilir ve kaynağı belli olandır. Haber, veriyi veya gelişmeyi bağlama yerleştirir. Yorum ise olası etkileri tartışır. Bu üç katman birbirini tamamlar ama aynı şey değildir. Sağlıklı takip düzeninde önce veri okunur, sonra güvenilir haber çerçevesi incelenir, en son yorum süzülür. Ters sıralama yapıldığında kanaatler hızla sertleşir ve teyit arama eğilimi artar. Bu da özellikle dalgalı dönemlerde yanlış pozisyon alma riskini büyütür. Ekonomi gündemini verimli takip eden profesyonellerin ortak özelliği, her başlığa aynı tepkiyi vermemeleridir. Bazı haberler anlıktır ve etkisi birkaç saat sürer. Bazıları ise haftalar, hatta çeyrekler boyunca sonuç üretir. Ayıklama yeteneği, kaynak seçiminden bile değerlidir. Kendinize bir takip ritmi kurun Ekonomi gündemi 24 saat aktığı için onu kesintisiz izlemek gerçekçi değildir. Daha doğru yöntem, güne ve haftaya yayılmış bir ritim kurmaktır. Sabah ana veri ve manşet akışına bakmak, gün içinde sektör ve şirket gelişmelerini izlemek, akşam ise resmin nasıl şekillendiğini değerlendirmek daha işlevsel bir modeldir. Haftalık planda ise veri takvimi, kurum açıklamaları, sektör toplantıları ve şirket bilanço dönemleri önceden işaretlenmelidir. Böylece gündem sizi sürüklemez, siz gündemi çerçevelersiniz. Özellikle yoğun çalışan profesyoneller için bu fark kritik önemdedir. Ekonomi gündemi nereden takip edilir sorusunun en doğru cevabı şudur: Kaynağı sağlam, odağı net ve sektör bağlantısı güçlü bir sistemden. Tek bir mecra mucize yaratmaz. Ama resmi veriyi, uzman haberciliği ve sektörel sinyalleri birlikte okuyabilirseniz, gündemi sadece izlemekle kalmaz, daha isabetli kararlar için kullanmaya başlarsınız. Sonuçta iyi takip, daha fazla haber tüketmek değil, doğru bilgiyi doğru ağırlıkla okuyabilmektir.

Bayram Yolculuğuna Çıkacaklar Dikkat!  Haber

Bayram Yolculuğuna Çıkacaklar Dikkat! 

Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi, Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, Ramazan Bayramı öncesinde yola çıkacaklara otoyollarda güvenli sürüş ve gişe alanlarında doğru davranışlar konusunda önemli uyarılarda bulundu. Otoyollarda giriş ve çıkışların sınırlı olması güvenlik için önemli Otoyolların temel özelliğinin transit trafiğe ayrılmış olması olduğunu belirten Şener, şu değerlendirmede bulundu: “Otoyol; özellikle transit trafiğe tahsis edilen, belirli yerler ve şartlar dışında giriş ve çıkışın yasaklandığı, yaya, hayvan ve motorsuz araçların giremediği, yalnızca izinli motorlu araçların kullanabildiği ve trafiğin özel kontrole tabi tutulduğu karayoludur. Bu nedenle otoyollarda giriş ve çıkış noktalarının minimum sayıda olması güvenli sürüş açısından büyük önem taşır.” Otoyollarda araçların kendi sınıflarına göre yüksek hızlarda ilerlediğini hatırlatan Şener, “Otoyolda taşıtların kendi sınıflarına göre olabilecek en yüksek hızlarda kullanımına izin verilmiştir ve otoyola giriş-çıkış noktaları bu hızların azaldığı noktalardır. Bu sebeple giriş ve çıkış yapacak sürücülerin güvenli bir şekilde hız planlaması yapabilmesi için otoyollarda hızlanma ve yavaşlama şeritlerini bilmeleri ve fonksiyonlarına uygun bir şekilde kullanmaları büyük bir öneme sahiptir.” dedi. Hızlanma şeridinin sonuna kadar ilerlemek gerekir Otoyola girişlerde kullanılan hızlanma şeritlerinin doğru kullanımının hayati önem taşıdığını ifade eden Özgür Şener, sürücülerin bu şeritleri çoğu zaman yanlış kullandığını söyledi ve “Hızlanma şeridi, otoyola veya ana yola katılan araçların güvenli bir şekilde hızlanarak trafiğin akış hızına uyum sağlaması için ayrılmış şerittir. Bu şeritler sürücülerin ana yoldaki araçların hızına ulaşmasını kolaylaştırır. Bu hıza ulaşmak için hızlanma şeridinin mümkün olduğunca sonuna kadar ilerlenmesi ve ardından otoyola katılınması gerekir.” diye konuştu. Özgür Şener, sürücülerin otoyola katılmadan önce aynalarını kontrol etmeleri, sinyal vermeleri ve ani manevralardan kaçınmaları gerektiğini de sözlerine ekledi. Yavaşlama şeridine erken girmek kazaları önler Otoyoldan çıkışlarda kullanılan yavaşlama şeritlerinin de güvenli sürüş açısından büyük önem taşıdığını belirten Özgür Şener, Türkiye’de sürücülerin sık yaptığı bir hataya dikkat çekti ve “Yavaşlama şeridi, otoyoldan çıkış yapacak araçların güvenli bir şekilde hızlarını azaltmaları için ayrılmış özel bir şerittir. Ancak ülkemizde birçok sürücü çıkışa kadar otoyolda ilerleyip son anda sapaktan ayrılmaya çalışıyor. Bu davranış, arkadan gelen araçlarla çarpışma riskini ciddi şekilde artırıyor. Doğru bir şekilde yavaşlamak şeridinde bulunan taşıtların da akışını engelliyor.” ifadesinde bulundu. 140 kilometre hızla giden araç saniyede 38 metre yol alıyor Yüksek hızın sürüş hatalarının etkisini büyüttüğünü belirten Özgür Şener, otoyollarda mesafe ve hız planlamasının hayati önem taşıdığını söyledi. “Saatte 140 kilometre hızla giden bir araç saniyede yaklaşık 38,8 metre yol alır. Bu da 5 saniyede yaklaşık 194 metre, yani bir buçuk futbol sahası kadar mesafe demektir. Bu nedenle sürücüler yalnızca önlerini değil, aynalar aracılığıyla arkadan gelen trafiği de sürekli kontrol etmelidir.” İfadelerini kullanan Şener, otoyollarda güvenli sürüş için araçlar arasında en az 6 saniyelik takip mesafesi bırakılması gerektiğini vurguladı. En sağ şerit sürekli sürüş şerididir Otoyollarda şerit kullanımının da güvenli sürüş açısından önemli olduğunu ifade eden Şener, “Sürücüler otoyolda mümkün olduğunca en sağ şeridi kullanarak ilerlemelidir. Diğer şeritler sollama amaçlıdır. Sağ şerit dışında herhangi bir şeritte sürekli sürüş yapmak güvenli değildir.” dedi. Özgür Şener ayrıca sürücülerin otoyolda karşılaşabilecekleri risklere karşı dikkatli olması gerektiğini belirterek, emniyet şeridinde duran araçlar, yola düşen yükler, tünellerde arızalanan araçlar ve gece görüşünü zorlaştıran silinmiş yol çizgileri gibi tehlikelere karşı da uyardı. Otoyol sürüşü monotonluk nedeniyle dikkat kaybına yol açabilir Uzun süreli otoyol sürüşlerinin sürücülerde dikkat kaybına yol açabileceğini ifade eden Özgür Şener, bu durumun kazalara zemin hazırlayabildiğini söyledi. Şener, “Otoyol sürüşleri monoton sürüş olarak tanımlanabilir. Bu durum sürücülerde dikkat dağınıklığı, tek elle araç kullanma, sinyal vermeden şerit değiştirme veya uykululuk gibi riskli davranışlara yol açabilir. Sürücülerin bu konuda farkındalık geliştirmesi gerekir.” diye konuştu. Gişelerde en sık yaşanan kazalar Son dönemde paralı otoyol ve köprü gişelerinde de ciddi kazalar yaşandığını hatırlatan Özgür Şener, bu kazaların çoğunun sürücü hatasından kaynaklandığını ifade etti ve “İki aracın aynı gişeye girmeye çalışması, son anda gişe değiştirme, yavaşlayan araca arkadan çarpma veya yanlış gişeye girip geri manevra yapma gibi davranışlar gişe bölgelerinde en sık görülen kaza nedenleridir.” ifadesinde bulundu. Gişelerde hız genellikle 30 kilometre olmalı Sürücülerin gişe alanlarına yaklaşırken hızlarını mutlaka düşürmeleri gerektiğini vurgulayan Özgür Şener, “Gişe alanlarına yaklaşırken verilen hız limitlerine eksiksiz uyulmalıdır. Ani fren yerine kademeli yavaşlama yapılmalıdır. Gişe alanlarında hız limiti genellikle 30 kilometre/saat civarındadır. Bayram dönemleri, tatil dönemleri, mesai başlangıç ve bitiş saati gibi zamanlarda gişelerde uzun beklemeler olmaktadır. Bu durumlarda sabırlı ve sakin kalmak önemlidir.” dedi. Şener, gişelerde sürücülerin en sık yaptığı hatanın son anda şerit değiştirmek olduğunu da kaydederek, “Sürücülerin en çok yaptığı hatalardan biri, son anda gişe değiştirmeye çalışmaktır. Gişeye girmeden önce hangi şeridi kullanacağınızı belirlemeli ve o şeritte ilerlemelisiniz. Son anda yapılan şerit değişiklikleri arkadan gelen araçlarla çarpışma riskini artırır.” şeklinde konuştu. Gişe çıkışlarında ani hızlanmayın Gişelerden çıktıktan sonra sürücülerin ani hızlanma eğiliminde olduğunu belirten Şener, bunun da risk oluşturduğunu söyledi ve “Gişe çıkışlarında sürücüler genellikle ani hızlanmaya çalışır. Ancak çevredeki araçların da aynı anda hızlanabileceği unutulmamalı ve çevre sürekli gözlemlenerek sürüşe devam edilmelidir. Tüm işaret ve yönlendirmeler sürücüler tarafından takip edilmeli ve eksiksiz uyulmalıdır.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.