Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sirke

Kapsül Haber Ajansı - Sirke haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sirke haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Güzel Koku Hijyen Göstergesi Değil! Haber

Güzel Koku Hijyen Göstergesi Değil!

Solunan kimyasalların solunum sisteminde irritasyona, alerjik reaksiyonlara ve hatta astım gibi nezle-boğaz hastalıklarına sebep olabileceğine dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Temizlik kimyasallarının göz irritasyonu üzerindeki etkileri de araştırmalara konu olmuştur. Birçok kimyasal, doğrudan gözle temas ettiğinde yanma, sulanma veya kızarıklık gibi belirtilere neden olur.” dedi. Güçlü kokunun hijyen göstergesi olmadığına vurgu yapan Dr. Mamçu, çocuklar, hamileler, yaşlılar ve alerjik bünyelerin bu maddelerden daha fazla etkilendiğini ifade etti. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, temizlik kimyasallarının yanlış ve gereksiz kullanımının insan sağlığına ve çevreye zararları ile doğru ve bilinçli temizlik alışkanlıklarının önemi hakkında bilgi verdi. Yanlış kullanılan temizlik kimyasalları sağlığa zarar veriyor! Ev temizliğinde sık kullanılan yüzey temizleyicileri ve dezenfektanların, çamaşır suyu (sodyum hipoklorit), amonyak, alkoller, kuaterner amonyum bileşikleri ve sentetik kokular gibi kimyasallar içerdiğini aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu maddeler mikropları öldürürken, yanlış veya sık kullanıldığında insan sağlığına da zarar verebilir.” dedi. Özellikle solunum yolu ile alınan zararlı maddelerin çeşitli sağlık sorunlarına yol açabildiğine işaret eden Dr. Mamçu, “Temizlik sırasında aerosol haline gelen kimyasallar, havada askıda kalan partiküller olarak solunabilir ve bu durum, solunum sisteminde irritasyona, alerjik reaksiyonlara ve hatta astım gibi nezle-boğaz hastalıklarına sebep olabilir. Ayrıca, temizlik kimyasallarının göz irritasyonu üzerindeki etkileri de araştırmalara konu olmuştur. Birçok kimyasal, doğrudan gözle temas ettiğinde yanma, sulanma veya kızarıklık gibi belirtilere neden olur.” şeklinde konuştu. Güzel koku olması, yüzeyin daha hijyenik olduğu anlamına gelmez! Temizlik maddelerinin kokusunun genellikle parfüm ve uçucu kimyasallardan geldiğini hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Koku olması, yüzeyin daha hijyenik olduğu anlamına gelmez.” dedi. Bazı ürünlerin mikropları öldürmeden sadece kokuyu bastırdığını ifade eden Dr. Mamçu, şöyle devam etti: “Güçlü koku daha fazla kimyasal solunması demektir. Bu kimyasallar, cilt irritasyonlarından solunum problemlerine kadar geniş bir sağlık spektrumunda olumsuz etkilere neden olabilir. Özellikle çocukların ve hamile kadınların kimyasallara maruz kalma riski, bu maddelerin cinsiyet bazında farklı etkileri ve çevresel etkileri, bilinçli tüketim gerekliliğini daha da ön plana çıkarıyor. Özellikle çamaşır suyu, asitli ürünler gibi başka temizleyicilerle asla karıştırılmamalı. Zehirli gaz açığa çıkabilir. Gerçek hijyen; doğru ürünün doğru miktarda ve doğru süre uygulanması ile sağlanır.” Temizlik sırasında ortamın havalandırılması şart! Masalar, tezgâhlar ve çalışma yüzeylerinin temiz ve dezenfekte edilmiş olmasının bulaşıcı hastalıkların önlenmesi için son derece önemli olduğuna dikkat çeken Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Temizlik malzemelerinin kullanımı esnasında havaya salınan kimyasalların solunmaması ve sonrasında ortamın havalandırılması yararlı olacaktır.” dedi. Sprey formdaki ürünlerin kapalı alanlarda kullanımının ise daha tehlikeli olduğunu kaydeden Dr. Mamçu, “Temizlik yaparken daha az kimyasal madde solumak için uygun havalandırma yapmak büyük önem taşır. Bu amaçla pencerelerin ve kapıların mutlaka açılması gerekir. İyi bir havalandırma, odanın havasındaki toksik maddelerin en aza indirilmesine yardımcı olur.” açıklamasını yaptı. Temizlik kimyasalları hassas gruplarda sağlık sorunlarına neden olabiliyor! Çocuklar, hamileler, yaşlılar ve alerjik bünyelerin bu kimyasallardan nasıl etkilendiğine değinen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Çocukların solunum yolları daha hassastır. Yüzeylere temas edip ellerini ağızlarına götürebilirler. Kimyasalların bazıları hamilelerde hormonal dengeyi etkileyebilir. Yaşlıların akciğer kapasitesi ve bağışıklık sistemi daha zayıf olabilir. Alerjik bünyeler ve astımlılarda burun akıntısı, hırıltılı solunum görülebilir.” uyarısında bulundu. Dr. Mamçu, Temizlik sonrası geçmeyen öksürük, nefes almakta zorlanma, baş dönmesi veya mide bulantısı, gözlerde şiddetli yanma, ciltte kızarıklık, kaşıntı veya yanma hissi, astım veya alerji belirtilerinde artış ortaya çıkmasının kullanılan ürüne bağlı olabileceğini hatırlattı. Gereksiz antibakteriyel ürün kullanımı, sağlık sorunlarına ve çevre kirliliğine yol açıyor! Antibakteriyel ürünlerin gereksiz kullanımının ne gibi sağlık ve çevre sorunları ortaya çıkarabileceği hakkında bilgi veren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Dirençli bakterilerin gelişmesi, bağışıklık sisteminin bozulması, cilt florasının bozulması gibi sağlık sorunlarına ve kimyasalların suya karışarak çevre kirliliği oluşturmasına neden olur.” dedi. Temizlik ürünlerinin içerisinde yer alan zararlı kimyasallardan korunmak için önerilerde bulunan Dr. Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı: “Temizlik ürünlerinin etiketlerini doğru okumak çok önemlidir. Hangi ürünün hangi içeriklerle temas etmemesi gerektiği hakkında bilgi sahibi olmak kimyasal reaksiyonla ortaya çıkabilecek olumsuz etkileri minimize eder. Kimyasal içeriği azaltılmış veya tamamen doğal ürünler tercih edilebilir. Evde sirke, karbonat ve limon gibi malzemelerle doğal temizlik ürünleri yapılabilir.

Evde Sirke Yaparken Dikkat! Haber

Evde Sirke Yaparken Dikkat!

Ajinomoto İstanbul Kemal Kükrer Tedarik Zincirinden Sorumlu İcra Kurulu Üyesi, Gıda Mühendisi Berna Portakal, gerçek bir sirke için en az %4 asetik asit oranı gerektiğini ifade ederek ev ortamında yapılan sirkelerde bu oranı tutturmakta yetersiz kalındığını söyledi. Yeterli asiditeye ulaşamayan sirkelerin küf oluşumuna zemin hazırlayarak toksik etkilere yol açabildiğini ifade eden Berna Portakal, bu nedenle ev yapımı ürünlerin sanıldığı gibi her zaman sağlıklı olmayabileceğine vurgu yaptı. Evde sirke yaparken hammaddenin kalitesi kadar fermantasyon koşullarının da belirleyici olduğuna dikkat çeken Berna Portakal, profesyonel analizler yapılmadığı için tüketicilerin ev yapımı sirkeyi güvenli bir şekilde üretmelerinin oldukça güç olduğunu söyleyerek şöyle devam etti: “Tüketicilerin sağlık açısından risk almamak adına, geleneksel fermantasyon yöntemleriyle üretilmiş ve denetimden geçmiş markaları tercih etmeleri çok daha doğru olacaktır.” “Evde yapılan sirkeler, sirkeden çok meyve kokteyli oluyor” Geleneksel üretim tekniklerine bağlı kalmanın, sirkenin doğallığını koruması açısından hayati önem taşıdığını vurgulayan Berna Portakal, “100 yılı aşkın bir süredir geleneksel üretim tekniklerine bağlı şekilde aynı kalite ve doğallıkta üretim yapıyoruz. Yavaş ve doğal bir fermantasyon, sirkeye özgü tat ve aromaların derinleşmesine olanak tanırken aynı zamanda yüksek kalite ve tat sağlıyor. 30-40 günü bulan fermantasyon sürecimiz, sirkenin istenilen asitlik oranına ve lezzet profiline ulaşmasını sağlıyor. Sirkenin en doğal halini elde etmek için kontrollü geleneksel üretim süreci, kaliteden taviz vermemek adına çok önemli. Evde yapılan sirkeler ise profesyonel analizler olmadan bu kalitede üretilemiyor. Dolayısıyla evde yapılan sirkeler sirke değil meyve şarabı ya da meyve kokteyli formunda oluyor” dedi. Doğal, güvenilir ve kontrollü üretim Elma sirkesi, içeriğindeki probiyotik bakteri lifleri ve doğal asidik yapısı sayesinde salataların ve hafif yaz yemeklerinin en doğal eşlikçilerinden biri. O nedenle de en sevilen ve en çok tüketilen sirkeler arasında yer alıyor. 1915’ten bu yana geleneksel yöntemleri modern üretim teknolojileriyle buluşturan Kemal Kükrer, tüm ürünlerini titizlikle yürütülen fermantasyon ve laboratuvar kontrollerinden geçiriyor. Bu sayede hem asidite seviyesi hem de duyusal ve fiziksel özellikler açısından standartlara uygun şekilde tüketiciye sunuluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Evde Sirke Yaparken Dikkat! Haber

Evde Sirke Yaparken Dikkat!

Ajinomoto İstanbul Kemal Kükrer Tedarik Zincirinden Sorumlu İcra Kurulu Üyesi, Gıda Mühendisi Berna Portakal, gerçek bir sirke için en az %4 asetik asit oranı gerektiğini ifade ederek ev ortamında yapılan sirkelerde bu oranı tutturmakta yetersiz kalındığını söyledi. Yeterli asiditeye ulaşamayan sirkelerin küf oluşumuna zemin hazırlayarak toksik etkilere yol açabildiğini ifade eden Berna Portakal, bu nedenle ev yapımı ürünlerin sanıldığı gibi her zaman sağlıklı olmayabileceğine vurgu yaptı. Evde sirke yaparken hammaddenin kalitesi kadar fermantasyon koşullarının da belirleyici olduğuna dikkat çeken Berna Portakal, profesyonel analizler yapılmadığı için tüketicilerin ev yapımı sirkeyi güvenli bir şekilde üretmelerinin oldukça güç olduğunu söyleyerek şöyle devam etti: “Tüketicilerin sağlık açısından risk almamak adına, geleneksel fermantasyon yöntemleriyle üretilmiş ve denetimden geçmiş markaları tercih etmeleri çok daha doğru olacaktır.” “Evde yapılan sirkeler, sirkeden çok meyve kokteyli oluyor” Geleneksel üretim tekniklerine bağlı kalmanın, sirkenin doğallığını koruması açısından hayati önem taşıdığını vurgulayan Berna Portakal, “100 yılı aşkın bir süredir geleneksel üretim tekniklerine bağlı şekilde aynı kalite ve doğallıkta üretim yapıyoruz. Yavaş ve doğal bir fermantasyon, sirkeye özgü tat ve aromaların derinleşmesine olanak tanırken aynı zamanda yüksek kalite ve tat sağlıyor. 30-40 günü bulan fermantasyon sürecimiz, sirkenin istenilen asitlik oranına ve lezzet profiline ulaşmasını sağlıyor. Sirkenin en doğal halini elde etmek için kontrollü geleneksel üretim süreci, kaliteden taviz vermemek adına çok önemli. Evde yapılan sirkeler ise profesyonel analizler olmadan bu kalitede üretilemiyor. Dolayısıyla evde yapılan sirkeler sirke değil meyve şarabı ya da meyve kokteyli formunda oluyor” dedi. Doğal, güvenilir ve kontrollü üretim Elma sirkesi, içeriğindeki probiyotik bakteri lifleri ve doğal asidik yapısı sayesinde salataların ve hafif yaz yemeklerinin en doğal eşlikçilerinden biri. O nedenle de en sevilen ve en çok tüketilen sirkeler arasında yer alıyor. 1915’ten bu yana geleneksel yöntemleri modern üretim teknolojileriyle buluşturan Kemal Kükrer, tüm ürünlerini titizlikle yürütülen fermantasyon ve laboratuvar kontrollerinden geçiriyor. Bu sayede hem asidite seviyesi hem de duyusal ve fiziksel özellikler açısından standartlara uygun şekilde tüketiciye sunuluyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.