Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Şirket Kuruluşu

Kapsül Haber Ajansı - Şirket Kuruluşu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şirket Kuruluşu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk Lojistik Firmaları Avrupa’da Büyüyor Taşımacılık Sektöründe 2026 Fırsatları Haber

Türk Lojistik Firmaları Avrupa’da Büyüyor Taşımacılık Sektöründe 2026 Fırsatları

Avrupa içi yük taşımalarının %75’ten fazlası karayolu ile gerçekleştirilirken, Türk lojistik şirketleri de bu pazarda her geçen yıl daha görünür hale geliyor. Birlik içi lojistik hacmi sürekli büyüyor ve AB ülkeleriyle ticaret yapan firmalar için ölçeklenebilir fırsatlar sunuyor. Türkiye’den Avrupa’ya açılmak isteyen lojistik ve taşımacılık şirketleri için bu süreç artık sadece bir hedef değil — ölçeklenebilir bir stratejiye dönüşüyor. Peki son dönemde neden Çekya, Türk taşımacılık şirketleri için stratejik bir merkez olarak öne çıkıyor? Avrupa Lojistiğinin Kalbinde Bir Ülke: Çekya Çek Cumhuriyeti; Almanya, Avusturya, Polonya ve Slovakya ile komşu konumu sayesinde Batı ve Orta Avrupa’nın tam merkezinde yer alıyor. Berlin, Viyana, Budapeşte ve Varşova gibi ekonomik merkezlere sadece birkaç saatlik mesafede yer alması sayesinde lojistik erişimi benzersiz. Aynı zamanda Avrupa içi yük trafiğinin önemli bir transit akış noktası haline geliyor. Bu coğrafi avantaj, Çekya’yı yalnızca bir transit ülke değil, aynı zamanda Avrupa içi operasyonların yönetildiği bir lojistik üs haline getiriyor. 55.000 km’yi aşan gelişmiş karayolu ağı OECD ülkeleri arasında km² başına en yoğun demiryolu altyapısı Prag Havalimanı üzerinden Avrupa’nın tamamına direkt erişim Bu altyapı sayesinde Çekya, Türk lojistik firmaları için operasyonel verimlilik ve maliyet avantajını aynı anda sunuyor. Öte yandan Çekya, Batı Avrupa ülkelerine kıyasla daha sade, öngörülebilir ve esnek bir mevzuat yapısına sahip. Lojistik şirketleri için: Şirket kuruluş süreçleri hızlı Vergi ve yükümlülükler şeffaf Operasyonel maliyetler Almanya ve Avusturya’ya göre daha dengeli Tüm bunların yanı sıra, Çek Cumhuriyeti yabancı yatırımcılar için cazip düzenlemeler ve teşvikler ile birlikte nitelikli iş gücü vaat ediyor. Bu da Çekya’yı, Avrupa’ya açılmak isteyen Türk lojistik firmaları için “ilk adım ülkesi” konumuna getiriyor. Prag merkezli bir iş geliştirme ve uluslararası büyüme partneri olarak, ülkemiz ile Avrupa’yı birbirine yakınlaştıran YeYe Agency’nin, 2025 yılında Türkiye ile Çek Cumhuriyeti arasında güçlenen işbirlikleri ve fırsatlar üzerine yayınladığı bir analize göz atmanızda yarar görüyoruz. Türkiye ve Çekya Arasında 2025’te Güçlenen İşbirlikleri ve Yeni Fırsatlar Türk Lojistik Sektörünün Avrupa Yolculuğu Türkiye’nin lojistik firmaları, Avrupa pazarında giderek daha görünür hale geliyor. Türkiye, Avrupa Birliği ile olan Gümrük Birliği sayesinde lojistik ve taşımacılıkta doğal bir avantaja sahip. 2021 itibarıyla Türkiye–AB ticaret hacmi 164 milyar dolar seviyesine ulaşmış durumda. Bu büyüme, Türk taşımacılık firmalarının Avrupa içinde daha kalıcı ve kurumsal yapılara yönelmesini kaçınılmaz kılıyor. Ancak Avrupa pazarına giriş yalnızca araç göndermekten ibaret değil, Avrupa’nın içinde resmî şirket kurma, lisanslar, pazar içi operasyon ve regülasyonlara tam uyum süreçlerini içeriyor. Rekabet halindeki firmalar fark yaratacak stratejilere ihtiyaç duyuyor: Şirket kuruluşu Taşıma lisansları ve EU yetkilendirmeleri CEMT defteri ve 3. ülke dozvaları KDV numarası, muhasebe ve vergi süreçleri İnsan kaynağı, vize ve oturum izinleri Avrupa İç Operasyon Yönetimi Güzergâh ve Maliyet Optimizasyonu İşte bu noktada doğru ülke ve doğru iş ortağı seçimi, başarının anahtarı haline geliyor. YeYe Agency: Avrupa’ya Açılmada Stratejik Partneriniz Bugüne kadar birçok Türk lojistik firmasının Çekya üzerinden Avrupa’da kalıcı operasyonlar kurmasına destek vermiş olan YeYe Agency, Türk lojistik şirketlerinin Avrupa pazarına girişinde uçtan uca stratejik partner olarak konumlanıyor. Şirketiniz genişlemek veya yeni pazarlara açılmak istediğinde, yolculuk AB’de bir taşımacılık işi kurmanın karmaşık sürecini anlamakla başlar. Lojistik ve operasyonel labirentte gezinmek incelikli bir anlayış ve stratejik planlama gerektirir – YeYe Agency tam da bu noktada uzmanlaşmıştır. YeYe Agency’nin yaklaşımı son derece basit ama sistematik: Planla: Pazar analizi, fizibilite, doğru ülke ve operasyon modeli seçimi. Uygula: Şirket kuruluşu, lisanslar, banka hesapları, KDV numarası, insan kaynağı, araç ve sigorta süreçleri. Büyüt: Yeni hatlar, iş ortaklıkları, finansman çözümleri ve sürdürülebilir büyüme stratejileri. Bu kapsamlı yaklaşım, Türk lojistik şirketlerinin sadece Avrupa’ya açılmasını değil, sürdürülebilir ve ölçeklenebilir bir şekilde büyümesini sağlıyor. YeYe Agency'nin 360° Lojistik Çözümleri Şirket Kurulumu & Lisans Süreçleri: Tüm Avrupa operasyonlarınız için şirket kurulumunu, Eurolisans, CEMT(UBAK) defteri ve diğer belgelerin teminini A’dan Z’ye biz üstlenir. Araç Leasing & Finansman: Küçük ya da büyük araç filoları için leasing çözümleri sunmakta. Finansman konusunda Türkiye-Çekya ortak bankacılık modellerine, uzun vadeli leasing anlaşmalarına ulaşabilmeniz için opsiyonlar yaratıyor. Yakıt & Geçiş Ücreti Yönetimi: DKV (https://www.dkv-mobility.com) ve Eurowag (https://www.eurowag.com) gibi Avrupa'nın en yaygın yakıt ve geçiş kart sistemlerine entegre çözümlerle firmalarınızın giderlerini kontrol altına alıyor. Yük Bulma & Dijital Platformlara Kayıt: TimoCom (https://www.timocom.com), Trans.eu (https://www.trans.eu) gibi Avrupa'nın önde gelen yük pazarlarına kayıt işlemlerinizi tamamlayarak, daha fazla yükle daha fazla iş hacmi yaratmanızı sağlıyor. Hızlı Ödeme Sistemleri & Factoring: Avrupa’da nakit akışında yaşanan zorluklara karşı, yerel partner bankalarıyla hızlı ödeme ve factoring çözümleri sunarak gecikmeleri minimuma indiriyor. Uzaktan Operasyon Yönetimi (ScaleOffice): YeYe Agency'nin sunduğu en büyük fark, ScaleOffice adlı dijital yönetim platformu. Bu platform sayesinde: Muhasebe ve vergilendirme işlemleriniz düzenli takip edilir, Belgeler ve yasal süreçler çevrimiçi kontrol edilir, Personel dosyaları ve araç dokümanları eksiksiz şekilde yönetilir, Tüm süreçler hem Türkçe hem Çekçe destekli takip edilir. "Sıfırdan bir lojistik şirketi kurmak isteyen bir girişimci için idari ve mali işler departmanıyız. Mevcut şirketler için ise Avrupa'daki Dış Kaynaklı Operasyon Ofisi görevini üstleniyoruz." Yalın Yüregil YeYe Agency’nin, Avrupa pazarına girmek ve orada başarılı olmak isteyen lojistik ve taşımacılık firmaları için hazırladığı rehberde daha detaylı bilgiler ve ipuçlarına göz atmanızı öneririz. (Rehberi aşağıdaki linkten ücretsiz olarak indirebilirsiniz.) Lojistik ve Taşımacılık Şirketleri için Rehber YeYe Agency’nin rehberliğinde Avrupa’da kurulan lojistik oyuncular, yerel pazarda hızla konum aldı ve büyüme odaklı stratejiler geliştirdi. Örneğin, Piano Logistics için şirket kurulumundan günlük operasyonlara kadar Çekya’daki varlıklarının kurulmasında rol alarak, yılda yüzlerce tur düzenleyen uluslararası bir işletme yaratıldı. Bugün Piano Logistics Avrupa’da büyümeye devam ediyor. Piano Logistics, Çekya’da büyük bir sermaye artırımına giderek TIR ve dorse yatırımlarını genişletti. Türkiye’nin en büyük lojistik firmalarından biri olan Barsan Global Lojistik, Avrupa operasyonlarını geliştirmek için stratejik bir hamle olan Çekya’ya genişlemek üzere, uzun süredir YeYe Agency ile işbirliği yapmakta. Yönetim ekibi için uzun süreli oturma ve çalışma izinlerinin alınması, kurumsal banka hesaplarının oluşturulması, AB çapında bir KDV numarası alınması ve uluslararası taşımacılık için gerekli lisansların alınması da dahil olmak üzere genişlemelerinin kritik adımlarını YeYe Agency rehberliğinde gerçekleştirdiler. Bu stratejik işbirliği Barsan’ın Avrupa lojistik sektöründe önde gelen bir oyuncu olarak konumunu sağlamlaştırdı. “Çek Cumhuriyeti menşeili bir lojistik firmasının tüm ihtiyaçlarına cevap veren tecrübeli kadrosuyla iş birliği içinde olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Her zaman yenilikçi ve çözüm odaklı yaklaşımları için Barsan Global Logistics s.r.o. olarak teşekkür ederiz.” Nazim Berk Özbek Barsan Global Lojistik Bölge Direktörü Avrupa’ya Açılmak Bir Risk Değil, Doğru Kurgulanırsa Bir Avantajdır Avrupa lojistik pazarı dinamizmini korurken, Türk taşımacılık firmalarının bu pazarda planlı, stratejik ve partner destekli bir şekilde yer alması kritik. Ancak bu pazarda başarılı olan firmalar, süreci doğru ülke, doğru yapı, doğru partner üçgeniyle yönetenler oluyor. Eğer siz de 2026’ya Avrupa’da güçlü bir başlangıç yapmak istiyorsanız, Çekya merkezli lojistik modelini ve bu süreci nasıl yöneteceğinizi mutlaka değerlendirmelisiniz. Detaylı bilgi almak ve YeYe Agency uzmanlarından görüş almak için: ???? https://transport.yeyeagency.com/

Girişimcilikte Yeni Model: BiGG ve Venture Stüdyo Entegrasyonu Haber

Girişimcilikte Yeni Model: BiGG ve Venture Stüdyo Entegrasyonu

Hem yatırım sürecinin hem de şirketleşmenin aktif parçası olan üniversite, bu modelle fikrin laboratuvardan pazara uzanan yolculuğunu hızlandırıyor. Türkiye, teknoloji üreten ve kendi ayakları üzerinde duran bir ülke olma hedefi doğrultusunda girişimcilik ekosisteminde yeni bir döneme giriyor. TÜBİTAK tarafından yürütülen 1812 BiGG Yatırım Programı, 2026–2028 dönemi için açıkladığı yeni yapısıyla girişimcilere yalnızca hibe değil, doğrudan yatırım sunan bir modele geçiyor. Bu dönüşümün üniversite ayağında ise Yeditepe Üniversitesi, kurduğu Venture Stüdyo ile dikkat çekiyor. Yeni modelle birlikte devlet, erken aşama teknoloji girişimlerine yatırımcı olarak ortak olurken Yeditepe Üniversitesi de Venture Stüdyosu aracılığıyla girişimlerin fikirden ürüne, şirketleşmeden pazara kadar olan tüm süreçlerinde aktif rol üstleniyor. Stratejik Ortaklık, Güçlü Ekosistem Yeditepe Üniversitesi’nin önemli aktörleri arasında olduğu BiGG (Bireysel Genç Girişim) Yatırım Programı, İstanbul Kültür Üniversitesi TTO, Medipol TTO A.Ş. ve Ankara Medipol Üniversitesi iş birliğiyle yürütülüyor. Program kapsamında Yeditepe Üniversitesi; özellikle sağlık teknolojileri, yapay zekâ ve mühendislik alanlarında girişimci yetiştiren ve hızlandıran stratejik ortaklardan biri olarak konumlanıyor. Girişimcilere Doğrudan Uygulama Alanı Yeditepe Üniversitesi, BiGG Yatırım Programı’na yalnızca başvuru ve eğitim desteği sunmakla kalmıyor. Üniversite, Teknopark İstanbul bünyesinde hayata geçirdiği Venture Stüdyo ile girişimcilere doğrudan uygulama alanı sağlıyor. Venture Stüdyo; akademisyenler, öğrenciler ve girişimci adaylarıyla birlikte yeni startup’lar geliştirmeyi, geleneksel hızlandırma programlarının ötesine geçerek fikrin ürün-pazar uyumuna kadar birebir desteklenmesini hedefliyor. Böylece BiGG kapsamında yatırım almaya aday projeler, daha baştan güçlü bir altyapıyla şekilleniyor. Yatırım dönemi başladı Yeni sistemle birlikte başarılı bulunan girişim fikirlerine 900 bin TL’ye kadar doğrudan yatırım yapılıyor. Çevre, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik odaklı projelerde bu tutar 1,5 milyon TL’ye kadar çıkabiliyor. Bu yatırım karşılığında TÜBİTAK, kurulan şirkete ortak oluyor. Girişimler böylece daha yolun başında hem finansal güç hem de güçlü bir kamu desteğiyle pazara çıkma avantajı elde ediyor. Üniversite altyapısı girişimcinin hizmetinde Yeditepe Üniversitesi, bu programda klasik bir “danışman” rolünün ötesine geçiyor. Girişimciler üniversitenin: • Gelişmiş mühendislik ve ARGE laboratuvarları, • Uluslararası araştırma merkezleri ve hastane altyapıları ile işbirliği, • Yapay zeka ve mühendislik ARGE çalışmalarına dahil olabilme, • TTO işbirlikleri ile geniş bir network ulaşım ve mentorluk/danışmanlık gibi olanaklarından yararlanabiliyor. Özellikle sağlık teknolojileri, biyoteknoloji ve yapay zekâ alanlarında geliştirilen projeler, kâğıt üzerinde kalmadan test ediliyor, geliştiriliyor ve ürüne dönüştürülüyor. Girişimci Olmak İsteyenler için Net Yol Haritası BiGG Yatırım Programı’na başvurmak için şirket sahibi olma şartı aranmıyor. Üniversite öğrencileri, yeni mezunlar ile yüksek lisans ve doktora öğrencileri programa başvurabiliyor. Tek şart; fikrin teknoloji tabanlı olması ve daha önce benzer bir kamu desteği almamış olması. Süreç şu adımlarla ilerliyor: Girişimci, Yeditepe Üniversitesi gibi uygulayıcı kuruluşa başvuruyorEğitim ve hızlandırma sürecine katılıyorProje/iş planı TÜBİTAK’a sunuluyorBaşarılı projeler “Mükemmeliyet Mührü” alıyorŞirket kuruluyor ve yatırım süreci başlıyor Eğitim, Mentorluk ve Ofis Desteği Tek Çatı Altında Programa kabul edilen girişimcilere; ücretsiz ofis alanı, laboratuvar ve teknik altyapı, şirket kuruluşu ve fikri haklar danışmanlığı, pazar analizi, iş planı eğitimi ve birebir mentorluk desteği sunuluyor. Amaç, yalnızca fikir üretmek değil; sürdürülebilir ve ölçeklenebilir şirketler kurmak. Konuya ilişkin bilgi veren Yeditepe Üniversitesi Araştırma Geliştirme ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat, şunları söyledi: “BiGG Yatırım Programı ile Venture Stüdyo modelinin birleşmesi sayesinde; gençler iş arayan değil iş kuran bireylere dönüşürken Türkiye’nin sağlık ve teknoloji alanındaki dışa bağımlılığının azalması ve küresel pazarlara açılabilecek girişimlerin doğması hedefleniyor. Yeditepe Üniversitesi, sahip olduğu bilimsel altyapı ve Venture Stüdyo modeliyle bilgiyi laboratuvarda bırakmayıp yatırıma ve ürüne dönüştürme iddiasını bu programla sahaya taşıyor. Bu iş birliğinden doğacak girişimlerin, Türkiye’de olduğu kadar uluslararası arenada da adından söz ettirmesini bekliyoruz.”

Risk Değil, Rota: Yalın Yüregil ile Türkiye'den Avrupa'ya Güvenle Açılmanın Formülü Haber

Risk Değil, Rota: Yalın Yüregil ile Türkiye'den Avrupa'ya Güvenle Açılmanın Formülü

Prag merkezli YeYe Agency'nin Kurucusu ve CEO'su Yalın Yüregil, "Türk şirketlerini Avrupa pazarına güvenle taşımak" misyonuyla çıktığı yolda, özellikle lojistik sektöründe nasıl vazgeçilmez bir stratejik partner haline geldiğini anlattı. İşte o keyifli röportajla sizleri baş başa bırakıyoruz... Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Yalın Yüregil. Prag merkezli YeYe Agency’nin kurucusu ve CEO’suyum; işim, Türk şirketlerini Avrupa pazarına güvenle ve sistemli şekilde taşımak. Özellikle lojistik, üretim ve hizmet sektörlerinde; şirket kuruluşu, lisanslar, back-office yönetimi ve iş geliştirme tarafında çalışıyorum. Çek-Türk Ortak Ticaret Odası Başkanı ve DTİK / DEİK ekosisteminde aktif bir temsilci olarak Türkiye–Çekya hattında köprü kuruyorum. Bir de hayatımda çok önemli başka bir rolüm var: Efe’nin babasıyım. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Kariyerimin ilk yıllarında POS Media’da çalışırken Kiev, İstanbul, Münih ve Moskova’da ofis açmaktan sorumluydum; bu dönem bana “yeni bir ülkede sıfırdan iş kurma” disiplinini öğretti. 2014’te YeYe Agency’yi kurmam ise ikinci büyük kırılma noktasıydı; odak noktamı tamamen “şirketleri yeni pazarlara taşımaya” çevirdim. Son yıllarda lojistik sektörünü stratejik öncelik haline getirmemiz ve Çekya’yı bir merkez ülke olarak konumlandırmamız hem YeYe’nin hem de benim hikâyemde yeni bir faz başlattı. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Benim için başarı; karmaşık görünen bir süreci, müşterim için öngörülebilir ve tekrarlanabilir hale getirebilmektir. Türkiye’den Avrupa’ya açılmak birçok iş insanının gözünde “risk”tir; biz o riski iyi tasarlanmış bir “rota”ya dönüştürebildiğimizde kendimi başarılı sayıyorum. Kişisel stratejim üç kelimeye indirgenebilir: Planla, Uygula, Büyüt. Önce fotoğrafı net çizerim, sonra sahada bizzat uygulamaya girerim, ardından sistemi ölçekleyip ekiplerime devrederim. Kısa vadeli fırsatların değil, uzun vadeli ilişkilerin peşinden gitmeyi tercih ediyorum. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? En büyük zorluk, farklı ülkelerde iş yaparken mevzuat, kültür ve güven üçgenini aynı anda yönetmekti. Her ülkede yeniden “sıfırdan tanınmak” ve doğru insanlarla çalışmak zaman alıyor. Bunu, rastlantıya bırakmak yerine sistemle aşmaya çalıştım: Her yeni pazarda önce güçlü yerel ortaklar ve kurumlarla (ticaret odaları, dernekler, kamu temsilcileri) sağlam ilişkiler kurdum, sonra müşteri projelerini bu ağın üzerine inşa ettim. Bugün YeYe’nin lojistikte güçlü olmasının sebebi, bu uzun vadeli ağ inşasıdır. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? Öncelikle “her şeyi yapan” biri olmaya çalışmak yerine, belirli bir alanda derinleşmelerini öneririm. Ben kendi odağımı “Türkiye–Avrupa hattında iş kurma ve büyütme” üzerine kurdum; bu netlik, zamanla güven ve talep yarattı. İkinci önerim; ilişkilere, kartvizit olarak değil, ekosistem olarak bakmaları. Bugün lojistikte bir firmaya destek verirken, arkasında banka, factoring, üretici, kamusal otorite gibi birçok aktörü aynı masada toplayabiliyorsak, bu yılların ilişkisine dayanıyor. Üçüncüsü de: Rakamlarla konuşmayı öğrenmek. Hedefi, maliyeti ve getiriyi net hesaplayamayan kimse sürdürülebilir başarıyı yönetemez. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Ben kendimi “sahada olan lider” olarak tanımlıyorum. Masada strateji kurup, sahada müşterinin yanında durmayı önemsiyorum. Ekiplerimi üç şeyle motive etmeye çalışırım: Net hedef, net sorumluluk, net geri bildirim. Hangi projede, hangi müşteriye, hangi değeri sunduğumuzu herkesin açıkça bilmesini isterim. Ayrıca YeYe’de liderlik, sadece benim etrafımda kurulu bir yapı değil; her proje sorumlusunun kendi alanında inisiyatif almasını teşvik eden yatay bir model. Bu da özellikle lojistik gibi hızlı değişen bir sektörde çevikliğimizi artırıyor. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? YeYe Agency’nin vizyonu; Türk girişimciler için Avrupa’da “ilk aranan stratejik partner” olmak. Misyonumuz ise, yeni pazarlara açılmak isteyen şirketlerin üzerindeki belirsizliği azaltmak ve onlara uçtan uca destek sunmak. Önümüzdeki dönemde lojistik sektörü bizim için lokomotif olacak; Çekya modeli üzerinden, Türk taşımacılık şirketleri için Avrupa’ya girişte standart bir başarı reçetesi oluşturmak istiyoruz. Hedefimiz; 2030’a kadar, Türkiye’den Avrupa’ya açılan her 10 lojistik firmasından en az birkaçının yolculuğunda YeYe’nin imzasının olması. "Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında şirketinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için ne yapıyorsunuz?" Belirsizlik arttıkça, şirketlerin güvenilir ve öngörülebilir iş ortaklarına ihtiyacı büyüyor. Biz YeYe’yi tam bu noktada, “riski azaltan, yolu sadeleştiren stratejik partner” olarak konumlandırıyoruz. Prag merkezli olmamız, Çekya’yı Avrupa lojistik haritasının kalbinde stratejik bir üs olarak kullanmamıza imkân veriyor. Türk lojistik şirketleri için sadece şirket kuran bir yapı değil; lisans, mevzuat, insan kaynağı, finansman ve iş geliştirmeyi tek elde toplayan bir “one-stop-shop” sunuyoruz. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? İş dünyasının bu konudaki sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz? Sürdürülebilirliği sadece çevresel değil, ekonomik ve sosyal bir bütün olarak görüyorum. Avrupa’ya açılan her Türk şirketi, doğru kurgu yapıldığında hem kendi ayakları üzerinde duran bir yapı kuruyor hem de iki ülke arasında kalıcı bir değer zinciri oluşturuyor. Lojistikte daha verimli güzergâhlar, doğru planlama ve finansal disiplin hem karbon ayak izini hem de “boşa giden emek”i azaltıyor. Çek-Türk Ortak Ticaret Odası başkanlığımda da, şirketleri sadece kâr eden değil, bulunduğu ekosisteme istihdam, vergi ve uzun vadeli iş birliği getiren oyuncular olmaya teşvik ediyorum. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Bu değişime adapte olmak için nasıl bir yol izliyorsunuz? Bugün YeYe’de yaptığımız işin önemli bir kısmı bilgi, süreç ve ilişki yönetimi. Dijitalleşme ve yapay zekâ sayesinde, bu bilgiyi sistematik hale getirip, müşterilerimize daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hizmet sunabiliyoruz. Örneğin, lojistik kampanyalarımızda başvuru formlarından WhatsApp süreçlerine kadar birçok adımı otomatikleştiriyoruz; böylece ekibimiz rutin işler yerine stratejik konulara odaklanabiliyor. Hedefimiz, danışmanlığın insan dokunuşunu korurken; arka plandaki operasyonu mümkün olduğu kadar veri ve otomasyonla desteklemek. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Öncelikle kendilerine bir “oyun alanı” seçmelerini öneririm: Lojistik, yazılım, finans… Hangi alanda olursa olsun, o alanın dili, dinamikleri ve oyuncularını derinlemesine öğrenmek çok değerli. İkinci olarak, mutlaka uluslararası bir perspektif geliştirsinler; dünya artık tek bir pazar ve dil bilmek, kültür anlamak en büyük sermaye. Üçüncüsü; sabır ve istikrar. Başarı çoğu zaman bir “patlama anı” değil, yıllarca üst üste konan küçük ama doğru adımların sonucu. Ve son olarak: Kimseye “mükemmel olma” sözü vermek zorunda değiller; ama “öğrenmeye ve gelişmeye açık olma” sözünü kendilerine vermeliler.

Risk Değil, Rota: Yalın Yüregil ile Türkiye'den Avrupa'ya Güvenle Açılmanın Formülü Haber

Risk Değil, Rota: Yalın Yüregil ile Türkiye'den Avrupa'ya Güvenle Açılmanın Formülü

Prag merkezli YeYe Agency'nin Kurucusu ve CEO'su Yalın Yüregil, "Türk şirketlerini Avrupa pazarına güvenle taşımak" misyonuyla çıktığı yolda, özellikle lojistik sektöründe nasıl vazgeçilmez bir stratejik partner haline geldiğini anlattı. İşte o keyifli röportajla sizleri baş başa bırakıyoruz... Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Yalın Yüregil. Prag merkezli YeYe Agency’nin kurucusu ve CEO’suyum; işim, Türk şirketlerini Avrupa pazarına güvenle ve sistemli şekilde taşımak. Özellikle lojistik, üretim ve hizmet sektörlerinde; şirket kuruluşu, lisanslar, back-office yönetimi ve iş geliştirme tarafında çalışıyorum. Çek-Türk Ortak Ticaret Odası Başkanı ve DTİK / DEİK ekosisteminde aktif bir temsilci olarak Türkiye–Çekya hattında köprü kuruyorum. Bir de hayatımda çok önemli başka bir rolüm var: Efe’nin babasıyım. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Kariyerimin ilk yıllarında POS Media’da çalışırken Kiev, İstanbul, Münih ve Moskova’da ofis açmaktan sorumluydum; bu dönem bana “yeni bir ülkede sıfırdan iş kurma” disiplinini öğretti. 2014’te YeYe Agency’yi kurmam ise ikinci büyük kırılma noktasıydı; odak noktamı tamamen “şirketleri yeni pazarlara taşımaya” çevirdim. Son yıllarda lojistik sektörünü stratejik öncelik haline getirmemiz ve Çekya’yı bir merkez ülke olarak konumlandırmamız hem YeYe’nin hem de benim hikâyemde yeni bir faz başlattı. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Benim için başarı; karmaşık görünen bir süreci, müşterim için öngörülebilir ve tekrarlanabilir hale getirebilmektir. Türkiye’den Avrupa’ya açılmak birçok iş insanının gözünde “risk”tir; biz o riski iyi tasarlanmış bir “rota”ya dönüştürebildiğimizde kendimi başarılı sayıyorum. Kişisel stratejim üç kelimeye indirgenebilir: Planla, Uygula, Büyüt. Önce fotoğrafı net çizerim, sonra sahada bizzat uygulamaya girerim, ardından sistemi ölçekleyip ekiplerime devrederim. Kısa vadeli fırsatların değil, uzun vadeli ilişkilerin peşinden gitmeyi tercih ediyorum. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? En büyük zorluk, farklı ülkelerde iş yaparken mevzuat, kültür ve güven üçgenini aynı anda yönetmekti. Her ülkede yeniden “sıfırdan tanınmak” ve doğru insanlarla çalışmak zaman alıyor. Bunu, rastlantıya bırakmak yerine sistemle aşmaya çalıştım: Her yeni pazarda önce güçlü yerel ortaklar ve kurumlarla (ticaret odaları, dernekler, kamu temsilcileri) sağlam ilişkiler kurdum, sonra müşteri projelerini bu ağın üzerine inşa ettim. Bugün YeYe’nin lojistikte güçlü olmasının sebebi, bu uzun vadeli ağ inşasıdır. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? Öncelikle “her şeyi yapan” biri olmaya çalışmak yerine, belirli bir alanda derinleşmelerini öneririm. Ben kendi odağımı “Türkiye–Avrupa hattında iş kurma ve büyütme” üzerine kurdum; bu netlik, zamanla güven ve talep yarattı. İkinci önerim; ilişkilere, kartvizit olarak değil, ekosistem olarak bakmaları. Bugün lojistikte bir firmaya destek verirken, arkasında banka, factoring, üretici, kamusal otorite gibi birçok aktörü aynı masada toplayabiliyorsak, bu yılların ilişkisine dayanıyor. Üçüncüsü de: Rakamlarla konuşmayı öğrenmek. Hedefi, maliyeti ve getiriyi net hesaplayamayan kimse sürdürülebilir başarıyı yönetemez. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Ben kendimi “sahada olan lider” olarak tanımlıyorum. Masada strateji kurup, sahada müşterinin yanında durmayı önemsiyorum. Ekiplerimi üç şeyle motive etmeye çalışırım: Net hedef, net sorumluluk, net geri bildirim. Hangi projede, hangi müşteriye, hangi değeri sunduğumuzu herkesin açıkça bilmesini isterim. Ayrıca YeYe’de liderlik, sadece benim etrafımda kurulu bir yapı değil; her proje sorumlusunun kendi alanında inisiyatif almasını teşvik eden yatay bir model. Bu da özellikle lojistik gibi hızlı değişen bir sektörde çevikliğimizi artırıyor. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? YeYe Agency’nin vizyonu; Türk girişimciler için Avrupa’da “ilk aranan stratejik partner” olmak. Misyonumuz ise, yeni pazarlara açılmak isteyen şirketlerin üzerindeki belirsizliği azaltmak ve onlara uçtan uca destek sunmak. Önümüzdeki dönemde lojistik sektörü bizim için lokomotif olacak; Çekya modeli üzerinden, Türk taşımacılık şirketleri için Avrupa’ya girişte standart bir başarı reçetesi oluşturmak istiyoruz. Hedefimiz; 2030’a kadar, Türkiye’den Avrupa’ya açılan her 10 lojistik firmasından en az birkaçının yolculuğunda YeYe’nin imzasının olması. "Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında şirketinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için ne yapıyorsunuz?" Belirsizlik arttıkça, şirketlerin güvenilir ve öngörülebilir iş ortaklarına ihtiyacı büyüyor. Biz YeYe’yi tam bu noktada, “riski azaltan, yolu sadeleştiren stratejik partner” olarak konumlandırıyoruz. Prag merkezli olmamız, Çekya’yı Avrupa lojistik haritasının kalbinde stratejik bir üs olarak kullanmamıza imkân veriyor. Türk lojistik şirketleri için sadece şirket kuran bir yapı değil; lisans, mevzuat, insan kaynağı, finansman ve iş geliştirmeyi tek elde toplayan bir “one-stop-shop” sunuyoruz. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? İş dünyasının bu konudaki sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz? Sürdürülebilirliği sadece çevresel değil, ekonomik ve sosyal bir bütün olarak görüyorum. Avrupa’ya açılan her Türk şirketi, doğru kurgu yapıldığında hem kendi ayakları üzerinde duran bir yapı kuruyor hem de iki ülke arasında kalıcı bir değer zinciri oluşturuyor. Lojistikte daha verimli güzergâhlar, doğru planlama ve finansal disiplin hem karbon ayak izini hem de “boşa giden emek”i azaltıyor. Çek-Türk Ortak Ticaret Odası başkanlığımda da, şirketleri sadece kâr eden değil, bulunduğu ekosisteme istihdam, vergi ve uzun vadeli iş birliği getiren oyuncular olmaya teşvik ediyorum. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Bu değişime adapte olmak için nasıl bir yol izliyorsunuz? Bugün YeYe’de yaptığımız işin önemli bir kısmı bilgi, süreç ve ilişki yönetimi. Dijitalleşme ve yapay zekâ sayesinde, bu bilgiyi sistematik hale getirip, müşterilerimize daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hizmet sunabiliyoruz. Örneğin, lojistik kampanyalarımızda başvuru formlarından WhatsApp süreçlerine kadar birçok adımı otomatikleştiriyoruz; böylece ekibimiz rutin işler yerine stratejik konulara odaklanabiliyor. Hedefimiz, danışmanlığın insan dokunuşunu korurken; arka plandaki operasyonu mümkün olduğu kadar veri ve otomasyonla desteklemek. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Öncelikle kendilerine bir “oyun alanı” seçmelerini öneririm: Lojistik, yazılım, finans… Hangi alanda olursa olsun, o alanın dili, dinamikleri ve oyuncularını derinlemesine öğrenmek çok değerli. İkinci olarak, mutlaka uluslararası bir perspektif geliştirsinler; dünya artık tek bir pazar ve dil bilmek, kültür anlamak en büyük sermaye. Üçüncüsü; sabır ve istikrar. Başarı çoğu zaman bir “patlama anı” değil, yıllarca üst üste konan küçük ama doğru adımların sonucu. Ve son olarak: Kimseye “mükemmel olma” sözü vermek zorunda değiller; ama “öğrenmeye ve gelişmeye açık olma” sözünü kendilerine vermeliler.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.