Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Şirketler

Kapsül Haber Ajansı - Şirketler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şirketler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sodexo, Küresel Başarı Hikayesinin 60. Yılını Kutluyor Haber

Sodexo, Küresel Başarı Hikayesinin 60. Yılını Kutluyor

Şirket, bugün 43 ülkede yaklaşık 430 bin çalışanıyla kurumlara entegre hizmet çözümleri sunmaya devam ediyor. Sodexo, şirketler, sağlık kuruluşları, eğitim kurumları ve kamu kuruluşları başta olmak üzere farklı sektörlerde faaliyet gösteren organizasyonlara gıda hizmetlerinden tesis yönetimine kadar geniş bir hizmet portföyü sağlıyor. Grup, iş yerleri ve yaşam alanlarında verimliliği artıran operasyonel çözümler ve sürdürülebilir hizmet modelleriyle öne çıkıyor. Sodexo CEO’su Thierry Delaporte, yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “60 yıldır kurucumuz Pierre Bellon’un mirası doğrultusunda hizmet verdiğimiz insanların gerçek ihtiyaçlarına ve karşılaştıkları zorluklara çözüm üretmeye odaklanıyoruz. Hızlı dönüşümlerin yaşandığı günümüz dünyasında bu yaklaşım, bizi daha sorumlu ve değer yaratan yollar geliştirmeye yönlendiriyor. Sodexo olarak güçlü hizmet anlayışımız ve pragmatik yaklaşımımızla müşterilerimizi desteklemeyi sürdüreceğiz.” 43 ülkede 430 bin çalışanla küresel operasyon Bugün dünyanın 43 ülkesinde 430 bin çalışanıyla faaliyet gösteren Sodexo, büyüme stratejisini müşterileri için uzun vadeli ve güvenilir bir iş ortağı olma hedefiyle geliştiriyor. Türkiye’de Sodexo Entegre Hizmet Yönetimi olarak varlık gösteren şirket, küresel deneyimini yerel ihtiyaçlarla birleştirerek kurumlara yetenek yönetimi, çalışan deneyimi ve sürdürülebilirlik odaklı çözümler sunuyor. Konuyla ilgili Sodexo Entegre Hizmet Yönetimi’nin yeni CEO’su Bora Koçak şunları söyledi: “Sodexo’nun 60 yıllık köklü geçmişi ve küresel tecrübesi, 30 yılı aşkın süredir Türkiye’de sürdürdüğümüz faaliyetlerimizin en büyük dayanağını oluşturuyor. Yeni dönemde amacımız, bu küresel mirası yerel dinamiklerimizle harmanlayarak paydaşlarımız için yarattığımız değeri daha da yukarı taşımak. Operasyonel mükemmeliyet ve dijital dönüşüm odaklı stratejilerimizle, önümüzdeki yıllarda da Türkiye’nin en seçkin kurumlarının stratejik çözüm ortağı olmaya ve sürdürülebilir büyüme yolculuğumuza kararlılıkla devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital Deneyim, Çalışan Bağlılığını Güçlendiriyor Haber

Dijital Deneyim, Çalışan Bağlılığını Güçlendiriyor

Şirketler için çalışan bağlılığı ve aidiyet duygusu her zamankinden daha kritik hale geldi. Gallup tarafından yayımlanan State of the Global Workplace raporuna göre, çalışan bağlılığı yüksek ekipler %21’e varan daha yüksek kârlılık ve belirgin şekilde daha yüksek verimlilik sağlıyor. Buna karşılık düşük bağlılık, yalnızca performansı değil, çalışan sirkülasyonunu ve kurum kültürünü de doğrudan etkiliyor. AİDİYET ANLATILARAK DEĞİL; DENEYİMLEYEREK OLUŞUR Günümüz çalışanı artık klasik etkinliklerle bağ kurmuyor. Şirketlerin yıllardır uyguladığı eğitimler, toplantılar ve etkinlikler çalışanı dinleyici konumunda bırakırken, yeni nesil çalışan yalnızca izlemek değil; sürecin parçası olmak, katkı sağlamak ve ortaya bir şey koymak istiyor. Çünkü aidiyet, anlatılarak değil, deneyimlenerek oluşuyor. Bu noktada, deneyim odaklı yeni nesil modeller öne çıkıyor. Mezo Akademi’nin geliştirdiği atölye yaklaşımı, çalışanları pasif katılımcı olmaktan çıkararak deneyimin merkezine yerleştiriyor. Katılımcılar; hareketleriyle dijital sanat eserleri oluşturuyor, sesleriyle kolektif süreçlere dahil oluyor, kelimelerden yola çıkarak ortak hikâyeler geliştiriyor ve ekip olarak somut çıktılar ortaya koyuyor. Böylece çalışanlar yalnızca bir etkinliğe katılmıyor, birlikte düşünmenin ve birlikte deneyimlemenin parçası haline geliyor. Bu süreçte kritik olan yalnızca yapılan aktivite değil, yaşanan deneyim. İnsanlar katkı sağladıkları ve parçası oldukları şeylere bağlanıyor. Birlikte deneyimlenen süreçler, çalışan ile şirket arasında klasik iletişim yöntemlerinin sağlayamadığı güçlü bir bağ kuruyor. Bu bağ, yalnızca anlık motivasyon değil; uzun vadeli aidiyet ve sahiplenme duygusu yaratıyor. Bu nedenle yeni nesil atölyeler, şirketler için “ekstra bir aktivite” değil, çalışan bağlılığını güçlendiren stratejik bir araç haline geliyor. Aynı zamanda bu tür deneyimler, şirketlerin yalnızca içeride değil dışarıda da nasıl algılandığını belirliyor. Çalışanlarını sürecin merkezine alan ve onlara deneyim alanı açan şirketler, daha inovatif ve çağdaş kurumlar olarak konumlanıyor. Mezo Akademi, sanat, teknoloji ve yaratıcı öğrenmeyi bir araya getirerek kurumlara özel deneyim tasarımları geliştiren bir platform olarak bu dönüşümün önemli temsilcilerinden biri oldu. Akademinin arkasındaki ekip, aynı zamanda İstanbul Dijital Sanat Festivali’ni hayata geçiren yaratıcı ekip olarak, dijital sanat ve deneyim tasarımı alanındaki uzmanlığını kurumsal dünyaya taşıyor. Bu birikimle geliştirilen deneyimler, şirketlerin çalışanlarıyla daha güçlü, daha gerçek ve daha sürdürülebilir bir bağ kurmasını sağlarken, kurum içi etkinlik anlayışını da kökten dönüştürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bakım Eşitliği Şirketler Ağı Kuruluyor Haber

Bakım Eşitliği Şirketler Ağı Kuruluyor

Özyeğin Üniversitesi’nin yürütücülüğünde TÜSİAD iş birliği ile kurulacak Bakım Eşitliği Şirketler Ağı, veri temelli araçlar ile şirketlere bu konuda kurumsal politika geliştirme, eğitim ve deneyim paylaşımı desteği sunacak. Türkiye’nin etki gücü yüksek araştırma üniversitesi Özyeğin Üniversitesi, TÜSİAD işbirliğiyle, bakım emeği ve zihinsel iş yükünün çalışma yaşamına etkilerini görünür kılmak ve şirketlere somut çözüm araçları sunmak amacıyla “Bakım Eşitliği Şirketler Ağı”nı kuruyor. Ağ, şirketlerin kendi ihtiyaçlarına uygun, bakım sorumluluklarının eşit paylaşımını destekleyen politikalar geliştirmesine destek verecek. Ağ, dijital araçlarla anonim veri toplama, ölçümleme ve etki analizi yanında, bu alanda oluşturulacak ulusal veri setiyle şirketlerin kendi mevcut durumunu gözden geçirmesine imkân sunacak. Ağ aynı zamanda, eğitim ve farkındalık çalışmalarıyla şirketler arasında ortak bir öğrenme ve deneyim paylaşımı zemini oluşturmayı hedefliyor. Bakım Eşitliği Şirketler Ağı’nın ana destekçiliğini Fiba Grubu üstleniyor. Stratejik Değer Yaratacak Aksiyonlar Belirlendi Şirketlerin bu sürece katılımlarının teşvik edilmesi amacıyla hayata geçirilen Bakım Eşitliği Şirketler Ağı, bakım ve zihinsel iş yükünün eşitlikçi paylaşımı konusunda farkındalık artırıcı ve veriye dayalı birçok çalışmayı da kapsıyor. Bu kapsamda, düzenlenecek zirve ve etkinliklerin yanı sıra bakım sorumluluklarının eşit paylaşılmasını destekleyen politikaların kurumsal performans üzerindeki etkilerinin ölçümlenmesini sağlayacak araçlar geliştirilecek. Bu alanda geliştirilen çözüm araçlarının iş dünyasında yaygınlaştırılması ve bu konuda bilimsel araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi sağlanacak. Konunun iş dünyası gündeminde kalıcı bir yer edinmesi de Ağ’ın planları arasında yer alıyor. “Bakım Eşitliği, iş yaşamına kadınların eşit katılımını doğrudan etkiler” Kadınların çalışma hayatına katılımı önündeki en önemli engellerden biri olan bakım sorumluluğunun bir ekonomik altyapı konusu olduğunu vurgulayan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, “Kadınların başta ekonomi ve karar alma mekanizmaları olmak üzere her alanda eşit haklar ve fırsatlarla yer alması hem bir insan hakları meselesi hem de ekonomik ve toplumsal kalkınmanın temel bir unsurudur. Ancak kadınların ekonomik hayata katılımında özellikle bakım sorumluluklarının eşitsiz dağılımı etkili oluyor. Türkiye’de 3 yaşın altında çocuğu olan 25–49 yaş grubundaki kadınların yalnızca %27,1’i istihdamda kalabilirken, erkeklerde bu oran %90,6’dır. [i] Bu tablo, bakımın yalnızca bireysel ya da aile içi bir mesele değil; işgücü piyasalarından sosyal güvenlik sistemlerine uzanan bir ekonomik altyapı meselesi olduğunu ortaya koyuyor. İş yaşamında eşitliğin sağlanması için haklar ve fırsatlarla birlikte sorumlulukların da eşit paylaşılması gerekiyor. Bakım eşitliği kadınların iş yaşamına eşit katılımını doğrudan etkiler. Bu kapsamda “eşit ebeveynlik” yaklaşımının benimsenmesi, çalışanların bakım yükünü azaltan kurumsal mekanizmaların hayata geçirilmesi kritik önem taşıyor. Bu yaklaşımla Özyeğin Üniversitesi yürütücülüğünde hayata geçen Bakım Eşitliği Şirketler Ağı’nın iş dünyasında yaygınlaşmasını ve bu alandaki iş birliğimizi çok kıymetli görüyoruz. Akademi ve özel sektör perspektiflerini bir araya getiren bu yapı ile kurumsal farkındalığı artıracak, veriye dayalı politikalarla şirketler nezdinde somut bir kurumsal dönüşümü destekleyecek adımlar atacağımıza inanıyoruz” dedi. ‘Eşitsiz yük bir kalkınma meselesi’ Ağın bilimsel temelli ve uygulamaya dönük yapısına vurgu yapan Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan ise şu değerlendirmede bulundu: “2025 yılında Türkiye genelinde gerçekleştirdiğimiz araştırma, eşitsizliğin, kadınların kariyer yolculuğunda somut kayıplara yol açtığını gösteriyor. Kadınların yüzde 31’i hayatlarının bir noktasında işinden ayrılıyor, evli ve çocuklu kadınların yüzde 14,5’i ise terfi tekliflerini reddediyor. Dolayısıyla sorumlulukların eşitsiz paylaşımı sadece bireysel ya da sosyal bir konu değil aynı zamanda bir kalkınma meselesi olarak öne çıkıyor. TÜSİAD gibi iş dünyasını geniş bir çerçevede bir araya getiren bir kuruluşun bu çabayı sahiplenmesi, konunun özel sektör gündemine güçlü biçimde girmesi açısından çok önemli bir hamledir. Kalıcı bir dönüşüm yaratabilmek için kurumların önce mevcut tabloyu ölçebilmesi, ardından somut politika ve uygulamaları hayata geçirmesi gerekiyor. Bakım Eşitliği Şirketler Ağı ile iş dünyasına bu dönüşümü veriye dayalı ve kalıcı adımlarla hayata geçirebileceği güçlü bir zemin sunmayı hedefliyoruz.” Kurumsal farkındalık beklentisi öne çıkıyor Özyeğin Üniversitesi’nin 2025 yılında yayınladığı “Bakım Emeği ve Zihinsel İş Yükünün Beyaz Yakalı Çalışanlar Üzerindeki Etkisi Araştırma Raporu” çalışanların kurumlardan beklentilerine yönelik önemli veriler sunuyor. Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 85,26’sı, bakım emeği ve zihinsel iş yükü odaklı iş yeri politikalarının iş tercihlerine ve motivasyonlarına olumlu katkı sunduğunu belirtiyor. Ayrıca kadınların yüzde 77’si kurumlarından bu konuda farkındalık yaratmalarını bekliyor. Veri temelli kurumsal dönüşüm desteği Bakım Eşitliği Şirketler Ağı, özel sektöre veriye dayalı kurumsal dönüşüm yaklaşımıyla çok boyutlu destek sağlamayı hedefliyor. Bu kapsamda şirketlere çocuk, yaşlı veya engelli bakımından gündelik hane içi sorumluluklara kadar geniş bir alanı kapsayan bakım sorumluluklarının eşit paylaşılmasını destekleyen politika ve uygulamalar geliştirmeleri için danışmanlık sağlanırken, Bakım Emeği ve Zihinsel İş Yükü Analiz Aracı (CML Kit) ile anonim veri toplama, etki analizi ve ulusal veri setiyle kıyaslama imkânı sunulacak. Ağ ayrıca kaynak ve yapay zekâ destekli araçlara erişim ile hedef kitleye göre tasarlanan eğitim programları sağlayacak. Ağın odağında iyi uygulamaların paylaşılması, kamusal farkındalık ve etki odağının güçlendirilmesi çalışmalarının yanı sıra ulusal veri setinin periyodik güncellenmesi ve tematik araştırmalarla bilgi üretiminin sürdürülmesi de yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İsveç’te dikkat çeken rapor: Kriz ve savaş dönemlerinde en kritik güç özel sektör Haber

İsveç’te dikkat çeken rapor: Kriz ve savaş dönemlerinde en kritik güç özel sektör

İsveç’te yayımlanan yeni bir değerlendirme, ülkenin krizlere karşı direncinde en önemli unsurun şirketler ve özellikle ulaşım sektörü olduğunu ortaya koydu. İsveç Sivil Savunma Kurumu (MCF) tarafından hazırlanan “Şirketler için Hazırlık” başlıklı rehber, ülkenin savunma ve kriz yönetimi stratejisinde özel sektörün kritik rolüne dikkat çekti. Tågföretagen ve Transportföretagen tarafından düzenlenen webinarda ele alınan rapora göre, şirketlerin faaliyetlerini sürdürebilme kapasitesi, İsveç’in genel direncinin temelini oluşturuyor. Demiryolu Taşımacılığı Kritik Öneme Sahip Raporda özellikle demiryolu taşımacılığının, İsveç’in toplam savunma sistemi içinde hayati bir rol oynadığı vurgulandı. Hem sivil hem de askeri taşımacılıkta kullanılabilen bu sistemin, kriz anlarında ülke içi hareketliliğin devamlılığını sağladığı ifade edildi. Uzmanlara göre demiryolu operatörleri, kriz durumlarında: planlama kesintileri yönetme lojistik organizasyon konularında yüksek kabiliyete sahip. Bu nedenle bu kapasitenin daha etkin kullanılması gerektiği belirtiliyor. Şirketlerin Güçlü Olması Ulusal Güvenliği Etkiliyor MCF’nin raporunda dikkat çeken en önemli başlıklardan biri ise şu oldu: “Şirketlerin direnci, ülkenin direncidir.” Bu yaklaşım, özellikle savaş ve kriz dönemlerinde ekonomik ve lojistik faaliyetlerin devamlılığının ne kadar kritik olduğunu gözler önüne seriyor. Rapora göre: Güçlü şirketler krizlerde ayakta kalabiliyor Ayakta kalan şirketler ise savaş dönemlerinde daha fazla tercih ediliyor Devlet ve Özel Sektör Arasında Net İş Birliği Şart Raporda, demiryolu operatörlerinin kriz hazırlık süreçlerinde aktif rol alması gerektiği belirtilirken, bu süreçte mali yüklerin şirketlere tek başına bırakılmaması gerektiği vurgulandı. Uzmanlar, sürdürülebilir bir sistem için: Devlet ile şirketler arasında net sözleşmeler yapılması Sorumlulukların açık şekilde belirlenmesi Maliyetlerin karşılanması gerektiğini ifade etti. Güçlü Demiryolu Altyapısı Olmazsa Olmaz İsveç’in krizlere karşı dayanıklılığını artırmak için demiryolu altyapısının güçlendirilmesi gerektiği de raporda öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Bu kapsamda: Bakım eksikliklerinin giderilmesi Kapasitenin artırılması Alternatif hatların oluşturulması öncelikli ihtiyaçlar olarak sıralandı. Ayrıca yapılacak yatırımların hem sivil hem askeri kullanım için uygun olması gerektiği, yani “çift kullanımlı (dual use)” altyapıların geliştirilmesinin önem taşıdığı vurgulandı. “Ulaşım Her Koşulda Devam Etmeli” Raporda dikkat çeken bir diğer mesaj ise ulaşım sektörünün rolüne ilişkin oldu. Kriz ya da barış fark etmeksizin sektörün temel görevinin değişmediği belirtilerek şu ifade öne çıktı: “Ulaşım sektörü, her koşulda insanları ve yükleri hareket ettirmekle yükümlüdür.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Evden Çalışma Geri mi Geliyor? Haber

Evden Çalışma Geri mi Geliyor?

Pandemi döneminde zorunluluktan hayatımıza giren evden çalışma modeli, son yıllarda birçok şirketin ofise dönüş çağrılarıyla geri plana itilmişti. Ancak 2026’nın ilk çeyreğinde yaşanan jeopolitik gelişmeler, bu tartışmayı farklı bir nedenle yeniden gündeme taşıdı. Yaşanan krizin enerji arzı ve petrol fiyatları üzerindeki etkisi, yalnızca piyasaları değil, kurumların çalışma modellerini de yeniden şekillendiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı yayımladığı bültende krize karşı alınabilecek önlemler arasında evden çalışmayı doğrudan önerirken, Filipinler enerji acil durumu ilan etti, Sri Lanka kamu tarafında fiilen 4 günlük çalışma haftasına geçti, Vietnam ise şirketleri uzaktan çalışmayı yaygınlaştırmaya çağırdı. Global yayınlarda yer alan haberler, yalnızca Güneydoğu Asya ile sınırlı kalmayıp, dünya genelinde birçok hükümet ve şirketin pandemi dönemindeki uygulamalara geri dönerek uzaktan çalışma, seyahat kısıtları ve enerji tasarrufu önlemlerini yeniden devreye aldığını gösteriyor. Pandemi döneminde esneklik çoğunlukla sağlık ve güvenlik gerekçesiyle savunuluyordu. Bugün ise aynı esneklik, enerji maliyetleri, yakıt arzı, tedarik zinciri kırılganlığı ve operasyonel dayanıklılık açısından yeniden değerlendiriliyor. Bu değişim, uzaktan çalışmanın kriz dönemlerinde devreye alınabilecek stratejik bir iş sürekliliği aracı olarak görülmeye başladığını gösteriyor. Enerji Krizi Çağında Yeni Standart, Esnek Çalışma Bugün gündemde olan 4 günlük hafta uygulamalarını tek bir başlık altında okumak yeterli değil. Çünkü Asya’daki son örnekler, çalışan deneyimini iyileştirmek için tasarlanan klasik 4 günlük hafta modelinden çok, enerji tasarrufu ve kaynak yönetimi amacıyla geliştirilen acil durum düzenlemeleri niteliği taşıyor. Bazı ülkelerde kamu kurumlarının çalışma günleri azaltılırken, şirketler ofis kullanımını düşürmeye ve çalışan mobilitesini sınırlamaya yönelik adımlar atıyor. Buna rağmen, bu gelişmeler iş dünyasına önemli bir gerçeği yeniden hatırlatıyor. Çalışma modeli artık yalnızca insan kaynakları politikası değil, aynı zamanda risk yönetimi ve operasyon verimliliğinin de bir parçası. Küresel Krizler, Şirketlerin Çalışma Şeklini Tekrar Değiştiriyor İnsan kaynakları firması Gilda&Partners Kurucu Ortağı Jilda Bal, konuyla ilgili değerlendirmesinde, pandemiyle birlikte çalışma hayatına giren esnekliğin bir dönem geçici bir uygulama olarak görüldüğünü, ancak bugün küresel enerji krizinin şirketleri çalışma modelini yeniden tanımlamaya yönelttiğini belirtiyor. “Gözlemlerimiz, esnek çalışmanın konfor alanından çıkıp doğrudan iş sürekliliği ve maliyet yönetimi aracı haline geldiğini gösteriyor. Enerji maliyetlerinin ve jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde, uzaktan ve hibrit çalışma modelleri yalnızca çalışan memnuniyeti açısından değil, kurumsal çeviklik ve operasyonel dayanıklılık ve enerji maliyeti açısından da kritik bir rol üstleniyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketler Ekonomik Haberleri Nasıl Okumalı? Haber

Şirketler Ekonomik Haberleri Nasıl Okumalı?

Finans ekibi kur artışını konuşurken satış tarafı talep daralmasını, satın alma birimi ise girdi maliyetlerini izliyorsa ortada tek bir sorun vardır - herkes aynı ekonomiyi farklı pencerelerden okuyordur. Şirketler için ekonomik analiz haberleri tam bu noktada değer üretir. Haber, sadece ne olduğunu söylemez; karar vericinin önüne bunun neden olduğunu, hangi sektörleri ne hızda etkileyebileceğini ve işletme düzeyinde hangi sinyallerin ciddiye alınması gerektiğini koyar. Bir kurum için ekonomi haberi, genel kamuoyu gündeminden farklı bir işleve sahiptir. Yönetim kurulu açısından bu içerikler risk görünürlüğünü artırır. Finans departmanı için nakit akışı ve borçlanma planlamasını besler. Kurumsal iletişim ekipleri için ise piyasa atmosferini doğru okumadan yapılan her açıklama, yanlış zamanda yanlış ton riski taşır. Bu yüzden ekonomik haber tüketimi, yalnızca bilgi edinme alışkanlığı değil, kurumsal karar kalitesinin bir parçasıdır. Şirketler için ekonomik analiz haberleri neden stratejik bir araçtır? Ekonomik gelişmelerin şirketlere etkisi artık yalnızca faiz kararı veya enflasyon verisiyle sınırlı değil. Enerji maliyetlerinden lojistik akışlara, ihracat pazarlarındaki yavaşlamadan teknoloji yatırımlarının finansman koşullarına kadar geniş bir etki alanı var. Şirketler için ekonomik analiz haberleri bu çok katmanlı tabloyu sadeleştirir ve haberin operasyonel karşılığını görünür hale getirir. Örneğin aynı enflasyon verisi perakende, sanayi ve teknoloji şirketleri için farklı anlam taşır. Perakendede fiyatlama davranışı ve tüketici hassasiyeti öne çıkarken, sanayide girdi maliyetleri ve stok yönetimi belirleyici olur. Teknoloji şirketleri ise yatırım iştahı, insan kaynağı maliyeti ve yabancı para bazlı kontrat riskine odaklanır. İyi hazırlanmış bir ekonomik analiz haberi, veriyi tek başına bırakmaz; sektör bazında ayrıştırır. Buradaki kritik fark hız ile doğruluk arasındaki dengedir. Çok hızlı ama yüzeysel haber, yöneticiyi gereksiz alarm moduna sokabilir. Çok detaylı ama geç kalan analiz ise fırsat penceresini kaçırabilir. Kurumsal kullanıcılar için ideal içerik, ilk sinyali zamanında veren ve kısa sürede bağlam oluşturan haberdir. İyi bir ekonomik analiz haberi şirketlere ne kazandırır? Her haber stratejik değer üretmez. Şirketlerin işine yarayan ekonomik analiz haberleri üç temel ihtiyacı karşılar: erken uyarı, sektör bağlamı ve karar desteği. Erken uyarı, henüz bilançoya yansımamış riskleri görünür kılar. Sektör bağlamı, makro gelişmenin şirket özelindeki etkisini anlamlandırır. Karar desteği ise yöneticinin "peki şimdi ne yapmalıyım" sorusuna veri temelli bir çerçeve sunar. Kur tarafındaki oynaklık haberleştirildiğinde mesele yalnızca dövizdeki hareket değildir. İthal girdi kullanan üretici için marj baskısı, ihracatçı için fiyat rekabeti, yatırım planlayan şirket için finansman zamanlaması gündeme gelir. Benzer şekilde faiz indirimleri çoğu zaman olumlu başlıkla verilir, ancak her sektör aynı ölçüde rahatlamaz. İç talebe çalışan işletmeler için canlılık işareti olabilirken, tasarruf davranışları ve enflasyon beklentileri nedeniyle etkinin gecikmeli gelmesi de mümkündür. Bu yüzden güçlü bir analiz dili, kesin yargılar üretmek yerine senaryo kurar. Kurumsal okur da zaten bunu arar. Tek cümlelik büyük hükümler değil, olasılık setleri ve etki alanları. Şirketler için ekonomik analiz haberleri nasıl okunmalı? Kurumsal tarafta yapılan yaygın hata, ekonomi haberini yalnızca üst yönetimin izlemesi gereken bir alan olarak görmektir. Oysa haberin değeri, ilgili birimlere çevrildiğinde ortaya çıkar. Finans, satın alma, satış, yatırımcı ilişkileri, insan kaynakları ve kurumsal iletişim ekipleri aynı haberden farklı sonuçlar çıkarabilir. Doğru yöntem, haber akışını fonksiyonlara göre filtrelemek ve kurum içi kısa yorumlarla desteklemektir. Bir başka kritik nokta, başlık ekonomisi ile gerçek etkiyi ayırmaktır. Sert bir manşet her zaman sert bir etki anlamına gelmez. Bazı veriler piyasaya önceden fiyatlanmış olabilir. Bazı açıklamalar ise ilk gün sınırlı görünse de birkaç hafta içinde tedarik zincirinden talep yapısına kadar geniş sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle şirketler haberleri tekil olaylar olarak değil, birbirini besleyen bir seri halinde takip etmelidir. Burada frekans da önemlidir. Günlük haber akışı karar refleksini canlı tutar, ancak strateji için tek başına yeterli değildir. Haftalık ve aylık çerçevelemeler olmadan kurumlar veri gürültüsü içinde kaybolabilir. Yöneticiye gerekli olan şey her başlığı görmek değil, önemli değişimi zamanında fark etmektir. Hangi sinyaller özellikle izlenmeli? Her sektörün önceliği farklı olsa da bazı göstergeler geniş şirket kitlesi için ortak önem taşır. Enflasyonun alt kırılımları, politika faizi ve kredi koşulları, sanayi üretimi, kapasite kullanım oranı, PMI verileri, dış ticaret dengesi, enerji fiyatları ve lojistik maliyetleri bunların başında gelir. Ancak bu göstergeleri çıplak veri olarak izlemek sınırlı bir yaklaşımdır. Asıl mesele, göstergenin şirketin faaliyet modeline nasıl bağlandığıdır. Yüksek enerji tüketimi olan bir üretim işletmesi için enerji haberleri doğrudan maliyet kalemidir. Tarım ve gıda şirketlerinde iklim, arz ve emtia fiyatları daha belirleyicidir. Savunma, teknoloji ve ileri üretim alanlarında ise kamu politikaları, teşvikler, dış pazar ilişkileri ve jeopolitik başlıklar daha yüksek ağırlık taşır. Haber kaynağında hangi kalite işaretleri aranmalı? Kurumsal kullanıcı açısından güvenilirlik, sadece doğru bilgi vermek değildir. Bilginin kaynağı, zamanlaması, sektör uzmanlığı ve editoryal ayrıştırma gücü birlikte değerlendirilmelidir. Bir ekonomik analiz haberi veriyi tekrar ediyorsa faydası sınırlıdır. Haberin güçlü olması için kurum açıklamaları, saha yansımaları, sektör uzmanlarının değerlendirmeleri ve mümkünse karşılaştırmalı çerçeve sunması gerekir. Özellikle yeniden yayın yapan dijital medya kuruluşları için bu kalite standardı daha da önemlidir. Çünkü içerik yalnızca okunmaz, aynı zamanda yayına alınır ve marka itibarıyla ilişkilendirilir. Bu nedenle telifsiz ve ücretsiz içerik sunan haber kaynaklarında bile editoryal disiplin, başlık netliği ve sektörel derinlik belirleyici hale gelir. Ekonomik analiz haberleri hangi departmanlarda somut karşılık bulur? Finans departmanı için ekonomik haberler, bütçe revizyonunun erken uyarı sistemi gibidir. Nakit yönetimi, kredi kullanımı, hedge ihtiyacı ve yatırım zamanlaması çoğu zaman haber akışındaki değişimlerle birlikte yeniden ele alınır. Satın alma tarafında ise özellikle emtia, kur ve lojistik haberleri doğrudan sözleşme ve stok kararlarını etkiler. Satış ekipleri ekonomik analizleri müşteri davranışını anlamak için kullanır. Hangi segmentte talep öne çıkıyor, hangi bölgede fiyat hassasiyeti artıyor, hangi sektörde ödeme vadeleri uzuyor gibi sorular sadece sahadan değil, makro haber çerçevesinden de okunur. Kurumsal iletişim ve pazarlama açısından ise ekonomik atmosferin tonu önemlidir. Şirketin büyüme, yatırım veya istihdam mesajı, piyasanın duyarlılığıyla uyumsuz olduğunda etkisini kaybedebilir. İnsan kaynakları tarafında bile ekonomik haberlerin işlevi artmış durumda. Ücret beklentileri, yetenek hareketliliği, hibrit çalışma tercihleri ve sektörel istihdam daralmaları, ekonomik göstergelerle yakından ilişkili. Özellikle teknoloji, enerji ve savunma gibi rekabetin yüksek olduğu alanlarda bu ilişki daha belirgin görülüyor. Sektör odaklı yayıncılık neden fark yaratıyor? Genel ekonomi haberciliği yön duygusu verir, fakat karar için çoğu zaman yeterli olmaz. Şirketler, kendi faaliyet alanlarına temas eden özel bağlamı arar. Bu nedenle sektörel yayıncılık, kurumsal okur için daha yüksek değer taşır. Enerjide regülasyon değişimi, lojistikte rota ve maliyet baskısı, tarımda verim ve arz riski, yapay zekada yatırım ve yetenek dengesi, savunmada tedarik ve ihracat ekseni gibi konular ancak dikey uzmanlıkla güçlü biçimde işlenebilir. Bu yaklaşımın bir başka avantajı da kurumlar arası görünürlüğü artırmasıdır. Ekonomik analiz haberleri yalnızca veri açıklamaz; şirket haberleri, yönetici görüşleri, yatırım kararları ve sektör dönüşümleri arasında bağ kurar. Böylece okur, piyasayı anonim rakamlardan değil, gerçek aktörler ve somut hareketler üzerinden izler. Kapsül Haber Ajansı gibi çoklu sektör odağına sahip yayın modelleri burada işlevsel bir boşluğu doldurur. Çünkü güncel ekonomi başlıklarını savunma, enerji, lojistik, tarım, teknoloji ve sürdürülebilirlik eksenleriyle birlikte sunmak, kurumsal kullanıcıya yalnızca haber değil, kullanılabilir bağlam sağlar. Haber akışını karar mekanizmasına çevirmek Ekonomik analiz haberlerinden değer üretmek için kurum içinde basit ama disiplinli bir yöntem gerekir. Her sabah onlarca başlık okumak yerine, şirketin maruz kaldığı temel risk alanları tanımlanmalı ve haberler buna göre sınıflandırılmalıdır. Kur, faiz, emtia, regülasyon, dış pazar, tedarik zinciri ve sektör talebi gibi başlıklar için kısa izleme notları hazırlanabilir. Burada aşırı tepki ile geç tepki arasında bir denge kurulmalıdır. Her veri açıklaması strateji değiştirmeyi gerektirmez. Ancak bazı haberler de sadece izlenip geçilecek türden değildir. Özellikle finansman koşullarında kırılma, kamu politikalarında yön değişimi, kritik ihracat pazarlarında daralma veya enerji maliyetlerinde kalıcı yükseliş sinyali görüldüğünde haber, operasyonel toplantı gündemine alınmalıdır. Karar vericiler için en sağlıklı yaklaşım, ekonomik analiz haberlerini tek başına kehanet gibi değil, karar öncesi istihbarat katmanı olarak kullanmaktır. Çünkü piyasa hiçbir zaman tek değişkenle hareket etmez. Bazen iyi haber kötü bilanço üretir, bazen de olumsuz görünen bir veri güçlü şirketler için avantaj yaratır. Farkı yaratan şey, haberi erken görmekten çok doğru bağlama yerleştirebilmektir. Şirketler açısından ekonomi gündemi artık dışarıda akan bir başlıklar toplamı değil, iş modelinin içine girmiş bir karar alanı. Bu alanı düzenli, sektörel ve yorum gücü yüksek haberlerle takip eden kurumlar, belirsizlik dönemlerinde daha sakin; fırsat dönemlerinde ise daha hızlı hareket eder.

İş Dünyasında Harcanan Çabanın 20'si Sonuçların Yüzde 80'nini Oluşturuyor Haber

İş Dünyasında Harcanan Çabanın 20'si Sonuçların Yüzde 80'nini Oluşturuyor

Sabahın ilk saatlerinde başlayan iş yoğunluğu, gün boyunca devam eden toplantılar ve akşam saatlerine sarkan sorumluluklar, kişisel zamanı neredeyse tamamen ortadan kaldırıyor. Çoğu birey, daha fazla çalışmanın mutlak başarı getireceği düşüncesiyle hareket etse de aslında enerjisini verimsiz ve sonuç getirmeyen işlere harcayabiliyor. Tüm dünyada kabul gören Pareto İlkesi'ne dayanarak harcanan çabanın yalnızca yüzde 20'sinin, elde edilen sonuçların yüzde 80'ini oluşturduğunu savunan pazarlama dünyasının önde gelen isimlerinden Perry Marshall, Ceres Yayınları etiketli "80/20 Satış Pazarlama" kitabı ile okuyuculara başarının büyük kısmını sağlayan o kritik yüzde 20'lik dilimi nasıl tespit edeceklerini adım adım gösteriyor. Günlük iş hayatına bakıldığında, zamanın büyük bölümünün e-posta trafiği, uzun toplantılar ve sürekli artan görev listeleri arasında geçtiği görülüyor. Ancak bu yoğunluk çoğu zaman gerçek anlamda sonuç üreten işlerle aynı oranda ilerlemiyor. Birçok kişi gün boyunca meşgul olmasına rağmen günün sonunda somut bir ilerleme sağlayamadığını fark edebiliyor. Benzer durum şirketler için de geçerli. Ürünlerin, müşterilerin ya da projelerin tamamı aynı etkiyi yaratmıyor. Kimi zaman sınırlı sayıda müşteri, toplam gelirin büyük bölümünü oluşturabiliyor; bazı ürünler ise satışların büyük kısmını tek başına taşıyabiliyor. İş dünyasında giderek daha fazla konuşulan verimlilik tartışmalarının merkezinde de tam olarak bu durum yer alıyor. Bu noktada tüm dünyada kabul gören Pareto İlkesi'ne dayanan pazarlama dünyasının önde gelen isimlerinden Perry Marshall kaleminden çıkan Ceres Yayınları etiketli "80/20 Satış Pazarlama" kitabı, iş hayatındaki karmaşayı daha sade bir bakışla değerlendirmeyi mümkün kılıyor. Katlanarak Büyüyen Verimlilik Gücü Yazara göre her 80/20'nin içinde başka bir 80/20 daha gizli duruyor. Bu durum, çabalarınızın en verimli yüzde 4'lük kısmının aslında toplam sonucun yüzde 64'ünü getirdiği anlamına geliyor. Eser, okuyucuya bu "altın dilimi" nasıl bulacağını ve enerjisini buraya nasıl kanalize edeceğini adım adım gösteriyor. Özellikle "Güç Üçgeni" olarak adlandırdığı Trafik, Dönüşüm ve Ekonomi kavramlarıyla, karmaşık pazarlama süreçlerini herkesin anlayabileceği bir basitliğe indirgiyor. Zaman Kaybettiren Müşterileri Beş Güç Diskalifiye Edicisi Formülüyle Eleyin Kitabın en dikkat çekici bölümlerinden birini ise "Av Tüfeğini Doldurmak" (Racking the Shotgun) yöntemi oluşturuyor. Bu yöntemle Marshall, geniş kitleler içinden gerçekten potansiyel barındıran müşterileri ayıklamanın yollarını anlatıyor. Zamanı boşa tüketen ve düşük getiri sağlayan işlerin hızla elenmesi gerektiğini savunan yazar, "Beş Güç Diskalifiye Edicisi" kriterleriyle satış süreçlerini hızlandırmanın formülünü paylaşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

UN Global Compact Türkiye’nin Yönetim Kurulu Başkanlığına Güliz Öztürk Seçildi Haber

UN Global Compact Türkiye’nin Yönetim Kurulu Başkanlığına Güliz Öztürk Seçildi

İş dünyasını sürdürülebilir kalkınma yolunda destekleyen ve Türkiye’de “Küresel İlkeler Sözleşmesi İmzacıları Derneği” olarak faaliyet gösteren UN Global Compact Türkiye’nin 4. Olağan Genel Kurul Toplantısı 6 Mart 2026 tarihinde The Marmara Hotel Taksim’de gerçekleştirildi. Dördüncü: “Şirketler küresel zorluklara rağmen sürdürülebilirlik taahhütlerini genişletmeyi planlıyor” Son iki dönemdir yönetim kurulu başkanlığını yürüten UN Global Compact Türkiye Kurucu Başkanı Ahmet Dördüncü, açılış konuşmasında 2025’te yaşanan jeopolitik gerilimler, ticaret politikalarındaki değişimler, ekonomik dalgalanmalar ve teknolojik dönüşümün yarattığı karmaşıklığın şirketlerin sürdürülebilirlik taahhütleri açısından önemli bir samimiyet testine dönüştüğünü belirterek “Sürdürülebilirliğin gerçekten kurumsal stratejinin bir parçası olup olmadığı, en çok belirsizlik dönemlerinde verilen kararlarla ortaya çıkar. Gerçek liderlik koşullar zorlaştığında kendini gösterir. UN Global Compact’in 2025 CEO Araştırması’na göre CEO’ların %99’u küresel zorluklara rağmen sürdürülebilirlik taahhütlerini sürdürmeyi hatta genişletmeyi planlıyor.” şeklinde konuştu. Dördüncü, UN Global Compact Türkiye’nin çalışmalarını İstanbul’un ötesine taşıyarak Türkiye genelinde yaygınlaştırdığını, sürdürülebilir dönüşümün ortak bir çabayla mümkün olduğunu ifade etti. 2019’dan bu yana Türkiye’den yüzlerce şirketin UN Global Compact’e katıldığını belirten Dördüncü, “Bu büyüme yalnızca niceliksel bir artışı değil, ilkelere dayalı iş yapma anlayışının Türkiye’de giderek daha güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor.” dedi. Dördüncü konuşmasını şu sözlerle tamamladı:“Kurumlar kişilerle değil, ilkelerle yoluna devam eder. Güçleri süreklilikten ve ortak sorumluluk anlayışından gelir. UN Global Compact Türkiye’nin iş dünyasının sürdürülebilir dönüşümünde daha güçlü bir rol oynamaya devam edeceğine inanıyorum. Bu yolculuğun bir parçası olmaktan büyük onur duydum.” 2026 – 2029 dönemi Yönetim ve Denetim Kurulunun belirlendiği seçim sonucunda Pegasus Hava Yolları CEO’su Güliz Öztürk, UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Öztürk: “Cesur, güvenilir ve eyleme geçen bir iş dünyası liderliğine ihtiyaç var.” Öztürk, göreve seçildikten sonra yaptığı konuşmada “Dünya artık cesur, güvenilir ve eyleme geçen bir iş dünyası liderliğine ihtiyaç duyuyor. İş dünyasının bugün alacağı kararlar; dünyamızın ortak refaha doğru ilerleyip ilerlemeyeceğini belirleyecek.” dedi. UN Global Compact Türkiye’nin yeni dönemde çalışmalarını üç temel eksende yürüteceğini vurgulayan Öztürk “Şirketlerin sürdürülebilirlik alanında bilgi ve uygulama kapasitesini artıracağız, ortak hareketi hızlandıracağız ve sürdürülebilirliğin yarattığı iş değerini daha görünür kılacağız.” şeklinde konuştu. 2026-2029 Dönemi UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu asil ve yedek üyelerinin listesi şöyledir: YÖNETİM KURULU ASİL ÜYELERİ (2026-2029) Güliz Öztürk, Pegasus Hava Taşımacılığı (Başkan) Haluk Kayabaşı, Kibar Holding (Başkan Yardımcısı) Ozan Uyar, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (Başkan Yardımcısı) Özgür Tokgöz Altun, Boyner Holding (Sayman) Onur Altürk, Anadolu Efes Biracılık Malt Sanayii Nursel Ölmez Ateş, Borusan Holding Neslihan Sadıkoğlu, Doğan Şirketler Grubu Holding Ebru Tüzecan, Koç Holding Akansel Koç, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu Cevher Özyavuz, Türk Sanayicileri ve İşinsanları Derneği Fezal Okur Eskil, Yıldız Holding YÖNETİM KURULU YEDEK ÜYELERİ (2026-2029) Sinem Edige, Türkiye Garanti Bankası İhsan Erbil Bayçöl, Enerjisa Enerji Üretim Asuman Büyükyıldırım, Bosch Bilge Kalpaklıoğlu Eyilik, Yaşar Holding Yalçın Yeşilova, Yeşilova Holding DENETİM KURULU ASİL ÜYELERİ (2026-2029) Serra Tükel, Arkas Konteyner Taşımacılık Yasemin Sırali, Fiba Holding İclal Dural, Nurol Holding DENETİM KURULU YEDEK ÜYELERİ (2026-2029) Aslı Kasapoğlu, Aslı Tekstil Ahmet Özbaş, Sarten Ambalaj Onur Uruşak, Etap Doğan Plastik UN Global Compact Türkiye hakkında: UN Global Compact; Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’nin özel bir girişimi olarak insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele alanlarında evrensel olarak kabul edilmiş On İlke ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda iş dünyasını sorumlu uygulamalar için harekete geçirmeyi, iş dünyasının kolektif etkisini hızlandırmayı ve ölçeklendirmeyi; bu dönüşümü hızlandıracak ekosistemleri desteklemeyi amaçlamaktadır. UN Global Compact’in 64 ülke ağından biri olan ve 2023 yılında “Küresel İlkeler Sözleşmesi İmzacıları” Derneği adı ile tüzel kişiliğe kavuşan UN Global Compact Türkiye, gerçekleştirdiği etkinlikler, sunduğu program, kaynak ve araçlar ile iş dünyasının sürdürülebilirlik alanında gelişimini desteklerken hem yerelde hem de küresel ölçekte iyi uygulamaların paylaşılması ve işbirliklerinin kurulmasına olanak sağlamaktadır. 400’den fazla şirket üyesiyle UN Global Compact Türkiye, kendi bölgesinin en büyük; Avrupa’nın ise 8. büyük ülke ağıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

UN Global Compact Türkiye’nin Yönetim Kurulu Başkanlığına Güliz Öztürk Seçildi Haber

UN Global Compact Türkiye’nin Yönetim Kurulu Başkanlığına Güliz Öztürk Seçildi

2026 – 2029 dönemi Yönetim ve Denetim Kurullarının belirlendiği toplantıda, Pegasus Hava Yolları CEO’su Güliz Öztürk, UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. İş dünyasını sürdürülebilir kalkınma yolunda destekleyen ve Türkiye’de “Küresel İlkeler Sözleşmesi İmzacıları Derneği” olarak faaliyet gösteren UN Global Compact Türkiye’nin 4. Olağan Genel Kurul Toplantısı 6 Mart 2026 tarihinde The Marmara Hotel Taksim’de gerçekleştirildi. Dördüncü: “Şirketler küresel zorluklara rağmen sürdürülebilirlik taahhütlerini genişletmeyi planlıyor” Son iki dönemdir yönetim kurulu başkanlığını yürüten UN Global Compact Türkiye Kurucu Başkanı Ahmet Dördüncü, açılış konuşmasında 2025’te yaşanan jeopolitik gerilimler, ticaret politikalarındaki değişimler, ekonomik dalgalanmalar ve teknolojik dönüşümün yarattığı karmaşıklığın şirketlerin sürdürülebilirlik taahhütleri açısından önemli bir samimiyet testine dönüştüğünü belirterek “Sürdürülebilirliğin gerçekten kurumsal stratejinin bir parçası olup olmadığı, en çok belirsizlik dönemlerinde verilen kararlarla ortaya çıkar. Gerçek liderlik koşullar zorlaştığında kendini gösterir. UN Global Compact’in 2025 CEO Araştırması’na göre CEO’ların %99’u küresel zorluklara rağmen sürdürülebilirlik taahhütlerini sürdürmeyi hatta genişletmeyi planlıyor.” şeklinde konuştu. Dördüncü, UN Global Compact Türkiye’nin çalışmalarını İstanbul’un ötesine taşıyarak Türkiye genelinde yaygınlaştırdığını, sürdürülebilir dönüşümün ortak bir çabayla mümkün olduğunu ifade etti. 2019’dan bu yana Türkiye’den yüzlerce şirketin UN Global Compact’e katıldığını belirten Dördüncü, “Bu büyüme yalnızca niceliksel bir artışı değil, ilkelere dayalı iş yapma anlayışının Türkiye’de giderek daha güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor.” dedi. Dördüncü konuşmasını şu sözlerle tamamladı:“Kurumlar kişilerle değil, ilkelerle yoluna devam eder. Güçleri süreklilikten ve ortak sorumluluk anlayışından gelir. UN Global Compact Türkiye’nin iş dünyasının sürdürülebilir dönüşümünde daha güçlü bir rol oynamaya devam edeceğine inanıyorum. Bu yolculuğun bir parçası olmaktan büyük onur duydum.” 2026 – 2029 dönemi Yönetim ve Denetim Kurulunun belirlendiği seçim sonucunda Pegasus Hava Yolları CEO’su Güliz Öztürk, UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Öztürk: “Cesur, güvenilir ve eyleme geçen bir iş dünyası liderliğine ihtiyaç var.” Öztürk, göreve seçildikten sonra yaptığı konuşmada “Dünya artık cesur, güvenilir ve eyleme geçen bir iş dünyası liderliğine ihtiyaç duyuyor. İş dünyasının bugün alacağı kararlar; dünyamızın ortak refaha doğru ilerleyip ilerlemeyeceğini belirleyecek.” dedi. UN Global Compact Türkiye’nin yeni dönemde çalışmalarını üç temel eksende yürüteceğini vurgulayan Öztürk “Şirketlerin sürdürülebilirlik alanında bilgi ve uygulama kapasitesini artıracağız, ortak hareketi hızlandıracağız ve sürdürülebilirliğin yarattığı iş değerini daha görünür kılacağız.” şeklinde konuştu. 2026-2029 Dönemi UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu asil ve yedek üyelerinin listesi şöyledir: YÖNETİM KURULU ASİL ÜYELERİ (2026-2029) Güliz Öztürk, Pegasus Hava Taşımacılığı (Başkan) Haluk Kayabaşı, Kibar Holding (Başkan Yardımcısı) Ozan Uyar, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (Başkan Yardımcısı) Özgür Tokgöz Altun, Boyner Holding (Sayman) Onur Altürk, Anadolu Efes Biracılık Malt Sanayii Nursel Ölmez Ateş, Borusan Holding Neslihan Sadıkoğlu, Doğan Şirketler Grubu Holding Ebru Tüzecan, Koç Holding Akansel Koç, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu Cevher Özyavuz, Türk Sanayicileri ve İşinsanları Derneği Fezal Okur Eskil, Yıldız Holding YÖNETİM KURULU YEDEK ÜYELERİ (2026-2029) Sinem Edige, Türkiye Garanti Bankası İhsan Erbil Bayçöl, Enerjisa Enerji Üretim Asuman Büyükyıldırım, Bosch Bilge Kalpaklıoğlu Eyilik, Yaşar Holding Yalçın Yeşilova, Yeşilova Holding DENETİM KURULU ASİL ÜYELERİ (2026-2029) Serra Tükel, Arkas Konteyner Taşımacılık Yasemin Sırali, Fiba Holding İclal Dural, Nurol Holding DENETİM KURULU YEDEK ÜYELERİ (2026-2029) Aslı Kasapoğlu, Aslı Tekstil Ahmet Özbaş, Sarten Ambalaj Onur Uruşak, Etap Doğan Plastik Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.