Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Şişkinlik

Kapsül Haber Ajansı - Şişkinlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şişkinlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Düğün Öncesi Beslenmede Yapılan Hatalara Dikkat Haber

Düğün Öncesi Beslenmede Yapılan Hatalara Dikkat

Düğün hazırlıklarının yoğun temposunda beslenmeyi ikinci plana atan çiftler için pratik bir çözüm sunan Rafinera, farklı ihtiyaçlara yönelik paketleriyle gelin ve damat adaylarının büyük güne daha hafif, enerjik ve iyi hissederek hazırlanmasına destek oluyor. Evlilik hazırlıkları, hayatın en heyecanlı ama bir o kadar da tatlı bir koşturmacayla geçen dönemlerinden biri. Gelinlik ve damatlık provaları, davetiyeler, ev dekorasyonu derken bu yoğun tempoda çiftlerin en sık ihmal ettiği konuların başında beslenme geliyor. Özellikle bu dönemde yaşanan yoğun stres, düzensiz öğünler ve uykusuzluk; hem enerji düşüklüğüne hem de ödem, şişkinlik ve kilo dalgalanmalarına zemin hazırlayabiliyor. Oysa düğün öncesi dönemde amaç yalnızca kilo vermek değil; vücudu dengede tutmak, kendini iyi hissetmek ve o özel güne en iyi haliyle hazırlanmak. Türkiye'de kapıya teslim sağlıklı yemek servisinin öncülerinden Rafinera, bu yoğun süreçte hem gelin hem de damat adaylarına farklı ihtiyaçlara yönelik beslenme paketleriyle pratik, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. Düğün Öncesi Beslenmede Yapılan Hatalara Dikkat Yeni bir hayata adım atma sürecinde yaşanan stres, uyku düzenindeki değişimler ve yoğun tempo, iştahı dalgalandırırken besin seçimlerini de doğrudan etkileyebiliyor. Özellikle öğünlerin atlanmasının ya da hızlı ve dengesiz beslenmenin, vücudun su tutmasına ve şişkinlik hissinin artmasına neden olabileceğini vurgulayan Rafinera Diyetisyeni Beyzanur Kul,düzenli, dengeli ve yeterli protein içeren bir beslenme planının bu süreçte kritik rol oynadığını ifade ediyor ve şu bilgileri paylaşıyor: “Düğün hazırlıklarının getirdiği yoğun tempo, çiftlerde hızla sonuç alma arzusunu artırabiliyor. Ancak bu süreçte başvurulan kontrolsüz kalori kısıtlamaları ve tek tip beslenme programları, bazal metabolizma hızının düşmesine ve kas kütlesi kaybına yol açarak uzun vadede metabolik adaptasyonu olumsuz etkilemektedir. Bu kritik dönemde yapılması gereken en doğru hamle, vücudu kısıtlayıcı listelerle fizyolojik ve psikolojik strese sokmak yerine, makro ve mikro besin ögeleri açısından dengeli ve planlı bir beslenme stratejisi izlemektir. Bu doğrultuda, kalori kısıtlaması planlanırken, kas kütlesinin korunması ve tokluk hormonlarının sağlıklı şekilde desteklenmesi için yeterli protein ve lif alımı ile porsiyon kontrolü büyük önem taşımaktadır. Aynı zamanda, sirkadiyen ritme uygun olarak düzenli öğün saatlerinin planlanması, stres hormonu olan kortizolün tetiklediği su tutulumu, ödem ve şişkinlik problemlerini en aza indirmek açısından büyük önem taşımaktadır.” Son Dakika Diyetleri Yerine Dengeli Bir Plan Bu yoğun dönemde çiftler için en büyük ihtiyaçlardan biri de zaman yönetimi. Düğün hazırlıkları sırasında birçok kişi kısa sürede kilo vermeye odaklansa da, her çiftin ihtiyacı aynı olmayabiliyor. Kimileri gelinlik ya da damatlığın içinde biraz daha hafif hissetmek isterken, kimileri mevcut formunu korumayı, kimileri ise sağlıklı şekilde kilo almayı hedefleyebiliyor. Önemli olan ise bu süreci aç kalarak ya da tek tip beslenerek değil, sürdürülebilir bir planla yönetebilmek. Rafinera; Classic, Protein Plus ve Aralıklı Oruç (IF) gibi farklı yaşam tarzlarına ve hedeflere yönelik geliştirdiği zengin paket seçenekleriyle çiftlerin düğün hazırlıkları sırasında düzenli ve dengeli beslenmelerine destek oluyor. Formunu korumak veya kontrollü şekilde kilo vermek isteyenler için Classic paket öne çıkarken, yüksek protein dengesiyle hazırlanan Protein Plus paketi daha aktif bir yaşamı benimseyen ya da kas kütlesini korumak ya da artırmak isteyen çiftler için harika bir alternatif oluyor. Belirli saat aralıklarında beslenmeyi tercih edenler içinse Aralıklı Oruç (IF) paketi, bu süreçte beslenme düzenini daha planlı şekilde sürdürmek isteyenlere alternatif sunuyor. Zamandan Tasarruf Sağlarken Stresi Azaltıyor Rafinera, düğün öncesindeki yoğun programda yemek planlama, alışveriş ve hazırlık yükünü üstlenerek çiftlerin zaman yönetimini kolaylaştırıyor. Her gün kapıya teslim edilen dengeli öğünler sayesinde enerjilerini düğün hazırlıklarına yönlendirebilen çiftler, son düzlüğü beslenme kaygısından uzak ve iyi hissetmeye odaklanarak geçirebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayramda Doğru Beslenme ile Dengeyi Korumak Mümkün Haber

Bayramda Doğru Beslenme ile Dengeyi Korumak Mümkün

Ramazan ayı boyunca azalan öğün sayısı ve uzun süreli açlık sonrasında bayramda bir anda fazla miktarda yemek tüketilmesi, özellikle de şekerli, hamur işi ve tatlı besinlere yönelinmesi sindirim sistemini zorlayabiliyor. Bu durumun kan şekeri dengesizliklerine bağlı olarak ağırlık hissi ve şişkinlik gibi sorunlara yol açabileceğini belirten Dyt. Çağla Koç, bayram sürecinde dengeli ve kontrollü beslenmenin önemine dikkat çekti. “Bayram Sabahına Hafif Bir Kahvaltıyla Başlanmalı” Dyt. Çağla Koç, bayram sabahında güne hafif bir kahvaltıyla başlamanın önemli olduğunu vurguladı. Kahvaltıda kızartma ve kavurma yöntemiyle pişirilmiş besinlerin tercih edilmemesi gerektiğini belirten Koç, bayram ziyaretlerinde geleneksel olarak tatlı ikramı olacağı için sabah öğününde şeker, bal ve benzeri tatlı gıdalara yer verilmemesinin yararlı olacağını ifade etti. Kahvaltıda domates, salatalık, maydanoz ve taze biber gibi çiğ sebzelerin bolca tüketilmesini öneren Koç, az yağlı peynir ve haşlanmış yumurtanın uygun tercihler arasında yer aldığını söyledi. Sucuk, salam, sosis gibi yağlı besinlerle birlikte börek benzeri hamur işi gıdalardan kaçınılması gerektiğini dile getiren Koç, tam buğday ekmeğinin ise kan şekerini dengelemeye yardımcı olarak daha uzun süre tokluk hissi sağladığını kaydetti. “Tatlı Tercihinde Ölçü ve Doğru Seçim Önemli” Bayramda tatlı tüketiminin oldukça yaygın olduğuna işaret eden Dyt. Çağla Koç, tatlı tüketilmek istendiğinde hamurlu ve şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlıların küçük porsiyonlar halinde tercih edilmesinin daha doğru olacağını söyledi. İkramlarda da daha hafif seçeneklere yönelinmesi gerektiğini belirten Koç, hamur işi tatlılar yerine sütlü tatlılar, taze veya kuru meyveler sunulabileceğini ifade etti. İçecek tercihlerinde ise şerbet yerine taze sıkılmış meyve suyu, az şekerli limonata ve ayran gibi alternatiflerin öne çıkarılması gerektiğini söyledi. “Su Tüketimi Artırılmalı” Ramazan ayı boyunca su ve sıvı tüketiminin azalmasına bağlı olarak vücutta sıvı kaybı oluşabileceğini hatırlatan Dyt. Çağla Koç, bu kaybın yerine konabilmesi için bayram süresince günde en az 2 ila 2,5 litre su tüketilmesi gerektiğini belirtti. “Ani ve Aşırı Yüklenmeden Kaçınılmalı” Bayramda bir anda fazla miktarda yemek tüketmenin sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini ifade eden Koç, yiyecek miktarının aniden artırılmaması gerektiğini söyledi. Sürekli atıştırma şeklinde bir beslenme düzeninden kaçınılmasının önemine değinen Koç, öğün aralarının en az 2, en fazla 4-5 saat olacak şekilde planlanmasının daha sağlıklı olacağını belirtti. “Fiziksel Hareket İhmal Edilmemeli” Bayram ziyaretlerinde hareketliliğin artırılmasının da önemli olduğuna dikkat çeken Dyt. Çağla Koç, ziyaretlere mümkün olduğunca yürüyerek gidilmesini, asansör yerine merdiven kullanımının tercih edilmesini önerdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bebeklerde Gaz Sancısına Karşı 10 Etkili Öneri Haber

Bebeklerde Gaz Sancısına Karşı 10 Etkili Öneri

Gaz sancısı bebeklerin çoğunda 3–4. aydan sonra belirgin şekilde azalıyor ve genellikle 4–6 ay arasında kendiliğinden kayboluyor. Çoğu zaman masum nedenlere dayanan bu durum, ebeveynler için uykusuz gecelere ve endişeye yol açabiliyor. Acıbadem International Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ece Birincioğlu Çetin, bu süreçte bazı kurallara dikkat ederek gaz sancısının önlenebileceğini veya hafifletilebileceğini belirterek, “Ebeveynlerin dikkat etmeleri gereken en önemli şey ise hekim tavsiyesi olmadan, bebeğe gaz sorununa karşı bitkisel içerikli takviyeler veya ilaçlar vermemek olmalı. Bunlar bebeğin sindirim sistemine zarar verebilir ve altta yatan bir hastalık varsa, tanısını geciktirebilir. Bitki çayları, şekerli su ve zeytinyağı da sindirim sisteminde sorun oluşturabilecekleri için verilmemelidir. Bunların yanı sıra emziren annelerin rezene çayı içmelerini de artık önermiyoruz. Çünkü, fazla tüketildiğinde, içerisinde bulunan fitoöstrojenler anne ve bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebilir” diyor. En yaygın neden: Sindirim sisteminin henüz tam gelişmemiş olması! Bebeklik döneminde, özellikle 0-6 ay arasında, sindirim sisteminin henüz tam olarak olgunlaşmamış olması, gaz sancısının en yaygın nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Bununla birlikte, bebeğin hızlı emmesi ve emme sırasında hava yutması, yanlış emzirme teknikleri ve bağırsak hareketlerinin düzensizliği de gaz oluşumuna yol açabiliyor. Dr. Ece Birincioğlu Çetin, gaz çıkarma mekanizmasının yeterince gelişmemiş ve karın kaslarının henüz zayıf olmasının da bebeğin gazı rahatlıkla atamamasına neden olduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bunların yanı sıra genetik yatkınlık ve bağırsak florasının yapısı gibi bireysel faktörler de süreci etkileyebilir. Bazı durumlarda ise besin alerjisi veya laktoz intoleransı şeklinde altta tıbbi bir problem yatabilir.” Bu belirtiler gaz sancısına işaret edebilir! Gaz sancısı genellikle beslenme sonrasında veya akşam saatlerinde daha belirgin hale geliyor. Dr. Ece Birincioğlu Çetin, gaz sancısı olan bebeklerde en sık görülen belirtileri şöyle sıralıyor: Mırıldanmak ve devamlı ıkınma sesleri çıkarmakUykusunda sesler çıkarmak Kıvranmak ve ‘S’ şeklinde kasılma hareketleri yapmakKarında şişkinlik ve sertlikBacakları karnına çekmekHuzursuzluk, ağlama nöbetleriGaz çıkardıktan sonra belirgin şekilde rahatlamakEmme sırasında sık sık memeyi bırakmakUykudan sık sık uyanmak Gaz sancısını önlemek için 10 etkili öneri! Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ece Birincioğlu Çetin, gaz sancısını hafifletmek için dikkat etmeniz gereken kuralları şöyle anlatıyor: Her beslenme sonrasında gazını mutlaka çıkarın: Meme değişiminde de gazını çıkarmayı alışkanlık edinin. Omuza yaslama veya oturur pozisyonda hafif sırt sıvazlama, gazın daha kolay çıkmasına yardımcı olacaktır. Bacaklarını bisiklet çevirir gibi nazikçe hareket ettirmek de gazın bağırsaklarda ilerlemesine katkı sağlayacaktır. Kısa süreli emzirmelerden kaçının: İlk süt laktozdan, son süt ise yağdan zengin oluyor. Bebeğinizin hem doyması hem de devamlı gaz yapan ilk süte maruz kalmaması için ilk 3 ayda en az 10-15 dakika emzirmeye özen gösterin. Acele etmeyin: Acele etmeden, sakin ve hafif dik pozisyonda beslemeyi alışkanlık edinin. Beslenme sonrasında hemen düz yatırmayın. En az 30-45 derece açıyla yatırmaya dikkat edin. Nazikçe karın masajı yapın: Tercihen ılıtılmış özel bebek masaj yağlarıyla, günde 1-2 kez ve özellikle akşam saatlerinde, saat yönünde nazikçe karın masajı yapın. Kusma riskine karşı masajı tok karnına yapmaktan kaçının. Beslenmenize dikkat edin: Kendinizi gözlemleyin; sizde hazımsızlık ve şişkinlik yapan besinlerden uzak durun. Hava yutmasını önleyin: Beslenme sırasında hava yutmasını önlemek için memeyi veya biberonun emziğini tam kavradığından emin olun. Antikolik biberon tercih edin Dümdüz pozisyonda beslemeyin: Beslenirken dümdüz pozisyonda olmasın. Kendi kendine beslenmesin. Biberonun emzik kısmına hava girmesine izin vermeden dik bir şekilde beslemeniz hava yutmasını engellemek için önemli. Mamasını sürekli değiştirmeyin: Sürekli mama değişimi sindirim sistemini daha hassas hale getirebiliyor. Mamayı hazırlarken, dikkat! Mama ile besleniyorsa, hazırlama şekline dikkat edin. Mama ölçüsünü doğru ayarlayın ve köpük oluşumunu azaltmak için biberonu fazla çalkalamayın. Ilık banyo rahatlatır: Özellikle akşam saatlerinde ılık banyo da kaslarının gevşemesine yardımcı olabilir. Çoğunlukla masum olsa da dikkat! Gaz sancısı genellikle önemsiz nedenlerden kaynaklansa da bazı belirtilere karşı dikkatli olunması gerekiyor. Çünkü, nadiren de olsa gaz sancısının altında yatan etken enfeksiyon, bağırsak tıkanıklığı, alerji veya laktoz intoleransı gibi sindirim sistemi sorunları olabiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ece Birincioğlu Çetin, mutlaka hekime başvurulması gereken belirtileri, “Özellikle şiddetli ve sakinleştirilemeyen ağlama, kusma (özellikle yeşil renkli ya da fışkırır tarzda olması), ateş, kilo alamama veya kilo kaybı, dışkıda kan görülmesi, uzun süre gaz ve gaita çıkışının olmaması, karında belirgin hassasiyet veya sertlik ile genel durum bozukluğu” olarak sıralıyor.

Yılbaşı Sofranızda Kalbinizi ve Midenizi Yormayan Seçimler Yapın Haber

Yılbaşı Sofranızda Kalbinizi ve Midenizi Yormayan Seçimler Yapın

Ancak yılbaşı gecesi ve sonrasında kontrolsüz beslenmek mide sorunları, şişkinlik, ödem ve kilo artışı gibi istenmeyen sonuçlara yol açabiliyor. Yeni yıla sağlıklı bir başlangıç yapmak ise doğru beslenme planlaması ile mümkün olabiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Nihan Yakut, yılbaşı sofralarında sık yapılan hatalar ve alınabilecek basit önlemler hakkında önemli bilgiler verdi. Yılbaşı sofrasına aç oturmayın Yılbaşı akşamına “nasıl olsa akşam çok yiyeceğim” düşüncesiyle aç girilmesi, çoğu zaman porsiyon kontrolünün kaybedilmesine neden olmaktadır. Gün içinde yeterli ve dengeli beslenmek, akşam sofrada daha bilinçli seçimler yapmayı kolaylaştırmaktadır. Gün boyunca protein ve liften zengin öğünler tüketmek kan şekeri dalgalanmalarını önler. Yılbaşı öncesinde yoğurt ve meyve gibi hafif bir ara öğün yapmak, iştah kontrolüne önemli katkı sağlar. Ayrıca gün içinde yeterli su tüketimi de hem iştahı hem de ödem riskini azaltır. Akdeniz mutfağı yılbaşı sofranızı süsleyebilir Günümüzde Akdeniz tipi beslenme en çok önerilen beslenme modellerinden biridir. Aslında Akdeniz usulü beslenme yılbaşı sofraları için de ideal bir yol haritası sunar. Zeytinyağlı sebze yemekleri, bol yeşillikli salatalar, yoğurtlu mezeler, balık ve fırınlanmış beyaz etler hem doyurucu hem de sindirimi kolay seçenekler arasında yer alır. Tam tahıllar küçük porsiyonlarda tüketilmelidir. Kızartmalar, kremalı soslar ve aşırı yağlı yiyeceklerin sınırlandırılması çok önemlidir. Tatlı tercihlerinde ise meyve veya sütlü tatlıların öncelikli olması, şerbetli tatlıların ise yalnızca tadımlık miktarlarda tüketilmesi gerekir. Yavaş yiyerek sofranın tadını çıkarın Hızlı yemek, beynin tokluk sinyallerini algılamasını zorlaştırarak farkında olmadan fazla yemeye yol açar. Alınacak bu önlemlerle yılbaşı sofralarında aşırı tüketimi azaltmak mümkün; Tabağınızı yarısı sebze, dörtte biri protein, dörtte biri tam tahıl olacak şekilde dengeleyinYavaş yemek yiyerek tokluk hissinin oluşmasına zaman tanıyınAlkol tüketiminden uzak durun ya da sınırlandırınMutlaka bol su içinTuzlu ve işlenmiş gıdalar ödem ve tansiyon yükselmesine yol açabileceği için kontrollü tüketin Ertesi gün “Detoks” değil, dengeli beslenmeyi tercin edin Yılbaşı gecesinin ardından tüm günü aç geçirmek ya da sert detoks programlarına yönelmek, vücut için faydalı olmaktan çok zarar verici olabilir. Bunun yerine dengeleyici bir beslenme planı benimsenmesi gerekir. Ertesi gün bol su tüketmek, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek, tam tahıllara ve hafif protein kaynaklarına yer vermek sindirimi destekler. Hafif tempolu yürüyüşler hem metabolizmayı hızlandırır hem de ödemin azalmasına yardımcı olur. Şişkinliği azaltan, vücudu rahatlatan öneriler Eğer yılbaşı gecesi yiyecek ve içecekleri biraz fazla kaçırdıysanız ertesi gün aç kalmadan sadece sindirimi rahatlatmaya ve sıvı dengesini sağlamaya odaklanmanız gerekir. Bitki çayları, sebze çorbaları, yoğurt ve meyve gibi hafif besinler vücudun toparlanmasına yardımcı olabilir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.