Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sistem Entegrasyonu

Kapsül Haber Ajansı - Sistem Entegrasyonu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sistem Entegrasyonu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Karel, Azerbaycan’da Bütünleşik Taktik Haberleşme Çözümlerini Tanıtıyor Haber

Karel, Azerbaycan’da Bütünleşik Taktik Haberleşme Çözümlerini Tanıtıyor

İletişim teknolojilerindeki 40 yıllık mühendislik birikimini savunma alanının değişen ihtiyaçlarına taşıyan Karel, kara platformlarına yönelik geliştirdiği yeni mimaride 5G Özel Mobil Ağ (COM-BAT), Araç İçi Entegre İletişim Ağ Geçidi (COM-LINE) ve Operasyonel Başlık Takımı (MOBAT) çözümlerini bir araya getiriyor. Şirket, iletişim teknolojilerindeki yetkinliklerini sivil, kamu ve askeri kullanım alanlarının ihtiyaçlarına yönelik çözümlerle geliştirmeyi sürdürüyor. Bütünleşik Taktik Haberleşme yaklaşımı, modern operasyon ortamlarında farklı haberleşme ve görev sistemlerinin birbiriyle entegre, güvenli ve merkezi olarak yönetilebilir bir yapı içinde çalışmasını hedefliyor. Böylece farklı sistemler arasında kesintisiz iletişimin sağlanması ve sahadaki operasyonel ihtiyaçların tek bir haberleşme mimarisi üzerinden karşılanması amaçlanıyor. Karel’in fuarda oluşturduğu interaktif deneyim alanında ziyaretçiler, bu sistemlerin birlikte nasıl çalıştığını ve 5G altyapısının taktik sahaya kazandırdığı hız, esneklik ve operasyonel kapasiteyi yakından inceleme fırsatı buluyor. Karel, ADEX 2026’da kara platformlarına yönelik bütünleşik iletişim çözümlerinin yanı sıra hava platformları için geliştirdiği Yedek Uçuş Gösterge Sistemi BFI ile deniz platformlarına yönelik AD103 Modüler Alarm ve Genel Seslendirme Sistemini de sergiliyor. Şirket böylece kara, hava ve deniz platformlarına uzanan mühendislik ve sistem entegrasyonu kabiliyetlerini ADEX’te bir arada sunuyor. Azerbaycan’da teknoloji iş birliğini ileri taşıma hedefi Azerbaycan, Karel açısından yalnızca yeni iş fırsatlarının değerlendirildiği bir pazar değil, geliştirdiği savunma haberleşme çözümlerinin halihazırda sahada kullanıldığı bir ülke konumunda. Karel’in sahra santralleri Azerbaycan Kara Kuvvetleri envanterinde yer alırken, şirketin çözümleri askeri havaalanlarının kule haberleşme sistemlerinde de kullanılıyor. Karel, bu mevcut iş birliğini önümüzdeki dönemde yeni teknoloji alanlarına taşımayı; teknoloji ve bilgi paylaşımı, ortak üretim, yerel sanayiyle iş birliği ve mühendislik yetkinliklerinin geliştirilmesini kapsayan daha geniş bir teknoloji ortaklığına dönüştürmeyi hedefliyor. Şirket ayrıca Azerbaycan Hava Kuvvetleri’ne ait SU-25 uçaklarının modernizasyon çalışmalarında aviyonik sistemleriyle yer almayı amaçlıyor. Karel’in uluslararası büyüme yaklaşımının temelinde bulunduğu pazarlarda yalnızca ürün sunmak yerine, mühendislik ve sistem entegrasyonu kabiliyetini yerel ihtiyaçlarla buluşturmak yer alıyor. Know-how paylaşımı, teknik destek, yerel iş birlikleri ve ortak geliştirme modelleri bu yaklaşımın temel unsurlarını oluşturuyor. ADEX 2026’yı Azerbaycan’daki mevcut ilişkilerini geliştirmek, yeni iş birlikleri için ihtiyaçları doğrudan değerlendirmek ve bütünleşik haberleşme yaklaşımını bölgedeki karar vericilerle buluşturmak için önemli bir platform olarak değerlendiren Karel, Azerbaycan’da uzun vadeli ve yerel ekosisteme katkı sağlayan bir teknoloji ortağı olarak konumunu güçlendirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerjinin Liderleri İstanbul’da Buluşuyor Haber

Enerjinin Liderleri İstanbul’da Buluşuyor

Dii Desert Energy Liderlik Zirvesi’nin bu yıl Türkiye’de düzenlenmesi bölge açısından büyük önem taşıyor. Avrupa ile Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türkiye’yi kapsayan MENAT bölgesi arasındaki enerji bağlantılarını güçlendirmeyi amaçlayan zirve, Türkiye’nin kıtaları, enerji kaynaklarını ve büyüyen pazarları birbirine bağlayan stratejik konumuna dikkat çekecek. YEO Teknoloji, 16. Dii Desert Energy Liderlik Zirvesi’nin ülke ev sahibi olarak küresel enerji sektörünü İstanbul’da ağırlayacak; Türkiye’nin Avrupa ile MENAT bölgesi arasındaki “yeşil köprü” rolünü, yerli üretim gücünü ve temiz enerji alanındaki küresel vizyonunu uluslararası platforma taşıyacak. Kritik önemdeki yeni rapor kamuoyuyla paylaşılacak Dii Desert Energy, COP31 öncesinde zamanlı ve önemli bir katkı olarak hazırlanan “Türkiye 2035: 120+ GW Güneş ve Rüzgâr Geleceğine Yönelik Stratejik Yol Haritası” başlıklı çalışmayı kamuoyuyla paylaşacak. Türkiye’nin mevcut enerji karmasını ve düşük emisyonlu proje projeksiyonlarını değerlendiren çalışma, ülkenin bölgesel bir temiz enerji üretim, depolama ve iletim merkezine dönüşümünü ortaya koyuyor. Bu dönüşüm; Türkiye’nin geniş yenilenebilir enerji potansiyelinden yararlanarak net fosil enerji ithalatçısı konumundan, Avrupa pazarının enerji ihtiyacına katkı sağlayan stratejik bir temiz enerji ihracatçısına evrilmesini öngörüyor. Çalışma, uluslararası uzmanlar ve Türkiye’deki kilit paydaşlar tarafından hakem değerlendirmesinden geçirildi. Dii Desert Energy CEO’su Cornelius Matthes, “Hidroelektrik ve jeotermal enerjide dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alan Türkiye, jeostratejik konumunun sağladığı avantajla güneş enerjisi ve rüzgârda da küresel ölçekte güçlü bir üretici olma potansiyeline sahip. Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in bu gelişime ivme kazandırmasını bekliyoruz” dedi. UNIDO İklim ve Teknoloji Ortaklıkları Bölümü Başkanı Petra Schwager ise şunları söylüyor: “UNIDO’nun Sanayide Hidrojen Küresel Programı, temiz enerji dönüşümüne zamanlı bir katkı sunan Dii Desert Energy’nin bu yol haritasını memnuniyetle karşılıyor. Rapor, büyük ölçekli yenilenebilir enerji yatırımları ile yeşil hidrojenin gelişimi arasındaki sinerjiyi ortaya koyarak Türkiye’nin sanayide karbonsuzlaşmaya ve bölgesel enerji iş birliğine öncülük etme potansiyelini vurguluyor. COP31’e doğru ivme artarken bu yayın; iklim eylemini, rekabetçiliği ve sürdürülebilir sanayi gelişimini hızlandıracak uygulanabilir yollar arayan politika yapıcılar, sektör liderleri ve yatırımcılar için değerli öngörüler sunuyor.” “Türkiye 2035: 120+ GW Güneş ve Rüzgâr Geleceğine Yönelik Stratejik Yol Haritası” çalışması, 30 Eylül’de düzenlenecek zirvede Dii Desert Energy Araştırma Direktörü Dr. Chiara Aruffo ve Dii Desert Energy CEO’su Cornelius Matthes tarafından resmen tanıtılacak. 120 GW’lık temiz enerji hedefi Türkiye’nin yalnızca bir enerji geçiş koridoru değil; yenilenebilir enerji, enerji depolama, ileri teknolojiler ve üretim yetkinlikleriyle bölgesel bir temiz enerji merkezi olma potansiyeli, zirvenin temel gündem maddelerinden birini oluşturacak. Türkiye’nin 2035 yılına kadar toplam güneş ve rüzgâr kapasitesini 120 GW’ın üzerine çıkarma hedefi; şebeke yatırımları, bataryalı enerji depolama sistemleri ve sınır ötesi enerji bağlantılarıyla birlikte uluslararası bir perspektiften ele alınacak. Zirve; Dii Desert Energy Başkanı Paul van Son, Dii Desert Energy CEO’su Cornelius Matthes ile YEO Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Tolunay Yıldız’ın açılış konuşmalarıyla başlayacak. Programda EBRD, Dünya Bankası, KfW IPEX-Bank, Masdar, Fraunhofer ISE, TÜREB, Sabancı Grubu, Enerjisa Üretim, Zorlu Enerji, Limak Enerji, Envision Energy, Siemens Energy, Bosch, thyssenkrupp Uhde, RWE, Kawasaki Heavy Industries, Med-TSO, CWP ve Smartenergy gibi uluslararası kurum ve şirketlerden üst düzey temsilcilerin katılacağı oturumlar yer alacak. Zirvede enerji güvenliği, uluslararası iş birliği, hidrojen ekonomisinin mevcut durumu, yapay zekâ ve veri merkezlerinin enerji sistemleri üzerindeki etkisi, jeopolitik gelişmeler ve enerji depolama teknolojilerinin yanı sıra birçok farklı konu ele alınacak. Küresel enerji liderleri REAP Battery Fabrikası’nda buluşacak Zirvenin ikinci gününde küresel enerji liderleri, YEO Teknoloji’nin Tuzla’daki REAP Battery Fabrikası’nda bir araya gelecek. Katılımcılar böylece Türkiye’nin enerji dönüşümündeki rolünü yalnızca konferans salonlarında tartışmakla kalmayacak, üretimin merkezinde yerinde deneyimleme fırsatı da bulacak. YEO Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Tolunay Yıldız’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek programda, YEO Teknoloji İş Geliştirme ve Satıştan Sorumlu Başkan Yardımcısı Barış Esen, bataryalı enerji depolama sistemlerinde ulaşılan son kilometre taşlarını paylaşacak. YEO Teknoloji Yönetim Kurulu Üyesi Mevhibe Canan Özsoy ise jeopolitik gelişmelerin enerji dönüşümü üzerindeki etkisinin ele alınacağı oturuma başkanlık edecek. Programın öne çıkan bölümlerinden biri, katılımcılara özel düzenlenecek REAP Battery Fabrikası gezisi olacak. Yaklaşık 5 GWh yıllık üretim kapasitesine sahip tesiste katılımcılar; ileri enerji depolama çözümlerinin tasarım ve üretimden sistem entegrasyonuna, küresel enerji projelerinde devreye alınmasına kadar uzanan uçtan uca yolculuğunu yerinde inceleyecek. REAP Battery; YEO Teknoloji’nin mühendislik, üretim, sistem entegrasyonu ve anahtar teslim EPC yetkinliklerini bir araya getiren entegre enerji ekosisteminin önemli bir bileşeni konumunda bulunuyor. Fabrika gezisi, Türkiye’nin enerji depolama teknolojileri açısından yalnızca büyüyen bir pazar olmadığını, aynı zamanda teknoloji geliştiren ve üreten bir merkez olma hedefini de uluslararası enerji liderlerine gösterecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karel’in Daiichi’si IAA Transportation 2026’da Yeni Nesil Araç Teknolojilerini Tanıttı Haber

Karel’in Daiichi’si IAA Transportation 2026’da Yeni Nesil Araç Teknolojilerini Tanıttı

Karel’in otomotiv teknolojileri alanındaki bağlı ortaklığı Daiichi, 15–20 Eylül tarihlerinde Almanya’nın Hannover kentinde düzenlenen IAA TRANSPORTATION 2026’ya katılarak yeni nesil araç elektroniği çözümlerini sergiledi. Türkiye’de geliştirdiği otomotiv elektroniği teknolojilerini global araç üreticilerinin projelerine taşıyan Daiichi; fuarda dijital kokpit sistemlerinden bağlantılı araç teknolojilerine, gövde elektroniğinden yeni nesil merkezi kontrol sistemlerine uzanan mühendislik yetkinliklerini sektör temsilcileriyle buluşturdu. Şirket, özellikle yazılım tanımlı araçlar (Software Defined Vehicle – SDV), dijital kokpit ve yeni nesil araç elektronik mimarilerindeki çözümleriyle global otomotiv projelerinde yeni iş birliği olanaklarını değerlendirdi. Otomobilin değişen elektronik mimarisine Türkiye’den mühendislik Otomotiv sektöründe yazılımın araç içindeki rolünün artması, bağlantılı mobilite ve merkezi elektronik mimarilere geçiş, araç elektroniğini mobilitenin temel teknoloji alanlarından biri haline getiriyor. Daiichi bu dönüşüme; donanım ve yazılım geliştirme, sistem entegrasyonu, test ve doğrulama yetkinliklerini aynı yapı içerisinde bir araya getiren mühendislik yaklaşımıyla yanıt veriyor. Şirket; IVI, gösterge paneli (cluster), DCU, HPC ve ekran çözümlerini kapsayan kokpit elektroniğinin yanı sıra gövde kontrol üniteleri, ECU, kamera ve ses sistemleri ile bağlantılı araç teknolojileri (TCU) geliştiriyor ve üretiyor. Binek ve ticari araçlar için geliştirilen bu çözümler, global araç üreticilerinin ihtiyaçlarına göre tasarlanarak seri üretime taşınıyor. Daiichi, IAA TRANSPORTATION 2026’da özellikle yeni nesil ticari araçların dönüşümünde öne çıkan yazılım tanımlı araçlar, bağlantılı mobilite, dijital kokpit ve merkezi kontrol sistemlerindeki mühendislik kabiliyetlerini global sektör temsilcileriyle paylaşırken, mevcut müşterileri ve potansiyel iş ortaklarıyla yeni projelere yönelik görüşmeler gerçekleştirdi. 45’ten fazla araç modelinde, 20 milyonu aşkın kullanıcıya ulaşan teknoloji Daiichi’nin paylaştığı güncel verilere göre şirketin geliştirdiği teknolojiler bugün 45’ten fazla araç modelinde kullanılıyor ve dünya genelinde 20 milyonu aşkın kullanıcıya ulaşıyor. Türkiye’deki Ar-Ge ve mühendislik kabiliyetini uluslararası otomotiv projelerine taşıyan Daiichi, Karel’in teknoloji ve üretim yetkinlikleri ile Doğan Holding ekosisteminin sağladığı güçle global otomotiv sektöründeki faaliyetlerini geliştiriyor. Daiichi Elektronik Genel Müdürü Ömer Tunç Akdeniz, IAA TRANSPORTATION 2026’ya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Otomotiv sektörü, yazılım tanımlı araçlardan bağlantılı mobiliteye ve merkezi elektronik mimarilere uzanan önemli bir teknoloji dönüşümünden geçiyor. Daiichi olarak bu dönüşümün ihtiyaç duyduğu donanım ve yazılım teknolojilerini Türkiye’de geliştiriyor ve global araç üreticilerinin projelerine taşıyoruz. Bugün çözümlerimiz 45’ten fazla araç modelinde yer alıyor ve 20 milyonu aşkın kullanıcının mobilite deneyiminin bir parçası. IAA TRANSPORTATION’da mevcut müşterilerimizle yeni projeleri değerlendirme ve mühendislik kabiliyetimizi yeni iş birlikleriyle buluşturma fırsatı yakaladık. Karel’in teknoloji ve üretim kabiliyetleri, Daiichi’nin otomotiv elektroniğindeki uzmanlığı ve Doğan Holding’in sağladığı güçlü ekosistemle; dijital kokpit, yazılım tanımlı araçlar ve merkezi kontrol sistemlerinde global ölçekte daha fazla projede yer almayı hedefliyoruz.” Daiichi, IAA TRANSPORTATION 2026’da gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından, global araç üreticileriyle yeni projeler geliştirmeye ve Türkiye’deki mühendislik yetkinliğini uluslararası otomotiv projelerine taşımaya devam edecek. Karel Hakkında Karel, 1986 yılında Türkiye’de kurulan ve bugün 4 bine yakın çalışanıyla müşterilerin ihtiyaçlarına göre farklı ürün ve çözümler tasarlayan, geliştiren ve üreten lider bir teknoloji şirketidir. İletişim Teknolojileri, Savunma Teknolojileri, Saha Operasyonları, Otomotiv Teknolojileri ve Elektronik Üretim olmak üzere beş farklı teknoloji alanında, dünya ölçeğinde yüksek kalite ve teknoloji standartlarında üretim ve satış faaliyetleri yürütmektedir. Ankara Sincan Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan 35.000 m² alana yayılan üretim merkeziyle Karel, Türkiye’nin önde gelen elektronik üretim merkezlerinden birine sahiptir. Şirket, güçlü üretim altyapısını; Ar-Ge yetkinliği, mühendislik deneyimi ve teknoloji geliştirme kabiliyetiyle desteklemektedir. 2006 yılında halka açılan şirkete 2022 yılında Doğan Holding ortak olmuştur. Şirket, Borsa İstanbul’da KAREL koduyla işlem görmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Daiichi, Türk Mühendisliğinin Gücünü IAA TRANSPORTATION 2026’da Dünya Otomotiv Sektörüne Taşıyor Haber

Daiichi, Türk Mühendisliğinin Gücünü IAA TRANSPORTATION 2026’da Dünya Otomotiv Sektörüne Taşıyor

Türkiye'nin otomotiv alanında mühendislik ve teknoloji geliştirme yetkinliğini uluslararası arenaya taşıyan Daiichi Elektronik, fuar boyunca yeni projeler ve iş birlikleri için global araç üreticileriyle görüşmeler gerçekleştiriyor. Araç elektroniğinde yenilikçi ürün portföyü Daiichi Elektronik; kokpit elektroniği(IVI, Cluster, DCU, HPC, display), gövde elektroniği (body control units, ECU), kamera sistemleri, ses sistemleri ve bağlantılı araç teknolojileri (TCU) geliştirmesini ve üretimini yapmaktadır. Binek ve ticari araçlar için sunulan bu çözümler, sürücü deneyiminden araç içi elektronik mimariye uzanan tüm ihtiyaçlara yanıt vermektedir. Binek ve ticari araçlar için geliştirilen bu teknolojiler, sürücü ve yolcu deneyimini iyileştirirken araçların elektronik sistemlerinin daha entegre, akıllı ve bağlantılı hale gelmesine katkı sağlıyor. Donanım ve yazılım geliştirme, sistem entegrasyonu, test ve doğrulama yetkinliklerini aynı çatı altında birleştiren Daiichi, küresel araç üreticilerinin ihtiyaçlarına özel çözümler geliştirerek projelerini tasarım aşamasından seri üretime kadar taşıyor. Daiichi, fuarda özellikle yazılım tanımlı araçlar (SDV), dijital kokpit sistemleri ve bağlantılı mobilite teknolojilerindeki mühendislik yetkinliklerini ön plana çıkarıyor. Küresel ölçekte mühendislik ve üretim gücü Daiichi'nin paylaştığı güncel verilere göre şirketin teknolojileri 45'ten fazla araç modelinde yer alıyor ve dünya genelinde 20 milyonu aşkın kullanıcıya ulaşıyor. Türkiye'deki Ar-Ge ve mühendislik birikimini uluslararası faaliyetleriyle bütünleştiren şirket, Doğan Holding ve Karel Elektronik ile oluşturduğu teknoloji ve üretim ekosisteminden aldığı güçle global otomotiv projelerinde çalışmalarını sürdürüyor. Ömer Tunç Akdeniz: "Türk mühendisliğini global otomotiv dünyasıyla buluşturuyoruz" IAA TRANSPORTATION 2026 kapsamında değerlendirmelerde bulunan Daiichi Elektronik Genel Müdürü Ömer Tunç Akdeniz, fuarın müşteri ilişkilerini geliştirmek ve yeni projeleri değerlendirmek için önemli bir buluşma noktası olduğunu belirterek şunları söyledi: "IAA TRANSPORTATION'da Türkiye'yi otomotiv elektroniği alanında temsil etmekten büyük gurur duyuyoruz. Burada yalnızca geliştirdiğimiz ürünleri sergilemiyor, aynı zamanda mühendislik yetkinliklerimizi küresel araç üreticileriyle buluşturuyoruz. Bugün 45'ten fazla araç modelinde kullanılan teknolojilerimizle dünya genelinde 20 milyonu aşkın insanın mobilite deneyimine katkı sağlıyoruz. Bu başarıyı daha ileri taşımak için mevcut müşterilerimizle ilişkilerimizi güçlendirirken yeni projeler ve iş birliklerine odaklanıyoruz. Doğan Holding'in desteği, Karel Elektronik'in üretim kabiliyetleri ve Daiichi'nin mühendislik uzmanlığını bir araya getirerek dijital kokpit, yazılım tanımlı araçlar ve yeni nesil araç elektroniği alanlarındaki çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Hedefimiz, Türkiye'de geliştirdiğimiz teknolojilerle küresel otomotiv sektöründe daha fazla projede yer almak ve uluslararası pazardaki varlığımızı güçlendirmek." Daiichi, 20 Eylül Pazar gününe kadar devam edecek IAA TRANSPORTATION 2026 boyunca ziyaretçilerini Salon 11, F08 numaralı standında ağırlamaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Telekom, Milli Teknoloji Vizyonuyla Yerli Ar-Ge’de Standartları Yükseltiyor Haber

Türk Telekom, Milli Teknoloji Vizyonuyla Yerli Ar-Ge’de Standartları Yükseltiyor

Türk Telekom, grup şirketi Argela ile geliştirdiği Netsia BB Suite’in (Yazılım Tabanlı Genişbant Erişim Çözümü/SEBA) 1,5 milyonu aşan hane erişimiyle ulaştığı başarı bu çalışmaların en somut yansımalarından biri olarak öne çıkıyor. Açık kaynak kodlu, bulut tabanlı ve donanımdan bağımsız mimarisiyle sektöre yön veren bu milli teknoloji, Türk mühendislerinin küresel telekomünikasyon ekosisteminin standartlarına sunduğu katkının en önemli kanıtı oldu. Argela’nın İzmir’deki teknoloji merkezinde görev yapan genç ve dinamik mühendislik ekibi; çözümün geliştirilmesi, sistem entegrasyonu ve doğrulama süreçlerinin yanı sıra yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve sahaya hazırlanması için yoğun bir tempoda çalışmalarına devam ediyor. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, "Türk Telekom olarak milli teknoloji geliştirme vizyonumuz doğrultusunda ülkemizi yalnızca teknolojiyi tüketen değil, küresel standartları belirleyen, üreten ve dünyaya sunan bir teknoloji üssü haline getirmek için kararlılıkla çalışıyoruz. Yerli imkanlarla geliştirdiğimiz SEBA tabanlı Netsia BB Suite çözümümüzün 1,5 milyon haneyi aşması, Türk mühendisliğinin dünya telekomünikasyon ekosisteminde ulaştığı üstün seviyeyi açıkça ortaya koyuyor. Bu başarı, Türkiye’nin geleceğine yaptığımız istikrarlı yatırımların ve milli mühendislik gücümüzün en büyük kanıtı. Son iki yıldır milli patent başvurusunda liderliğimiz sürerken, 5G ve yeni nesil iletişim teknolojilerinde sahip olduğumuz 70’in üzerindeki uluslararası patentle yerli Ar-Ge gücümüzü küresel ölçekte tescilledik. Ülkemizin teknoloji üreten, ihraç eden bir güç olma yolculuğunda teknoloji birikimimiz ve mühendislik kabiliyetimizle önü rol üstlenmeye devam edeceğiz” dedi. Türkiye’nin teknoloji üreten ve geliştirdiği yüksek katma değerli ürünleri ihraç eden bir güç olması vizyonuyla çalışmalarını sürdüren Türk Telekom, geleceğin iletişim altyapısına yönelik yerli Ar-Ge çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Türk Telekom ve grup şirketi Argela tarafından geliştirilen genişbant erişim çözümü Netsia BB Suite; açık kaynak kodlu, bulut tabanlı ve donanım bağımlılığını ortadan kaldıran yapısıyla yeni nesil fiber şebeke dönüşümünde önemli bir rol oynuyor. Fiber şebekelerin dönüşümünde sürdürülebilirlik ve yüksek maliyet avantajı sağlayan Netsia BB Suite’in hane erişimi 1,5 milyonu aştı. Yeni servislerin daha hızlı devreye alınması, teknoloji dışa bağımlılığının azaltılması, kaynak kullanımının optimize edilmesine olanak sağlayan Netsia BB Suite ile gelecekte oluşacak genişbant ihtiyaçlarına daha çevik yanıt verilmesi hedefleniyor. Donanım kısıtlamalarını aşarak üreticiden bağımsız çalışma yeteneği sunan platform, alanında dünyanın en büyük canlı SEBA uygulaması olarak sektörün geleceğine yön veriyor. Netsia BB Suite, telekomünikasyon sektörünün en prestijli ödüllerinden NetworkX Awards 2025’te "Outstanding Multi-Gigabit Fibre Access Innovation" (Multi Gigabit Fiber Erişimde Üstün İnovasyon) kategorisinde birincilik elde ederek sektördeki yenilikçi liderliğini tescilledi. “Milli teknoloji hamlemizi küresel arenada başarıyla temsil etmeye devam edeceğiz” Argela’nın İzmir’deki teknoloji merkezini ziyaret eden Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Türk Telekom olarak milli teknoloji geliştirme vizyonumuz doğrultusunda ülkemizi yalnızca teknolojiyi tüketen değil, küresel standartları belirleyen, üreten ve dünyaya sunan bir teknoloji üssü haline getirmek için kararlılıkla çalışıyoruz. Yerli imkanlarla geliştirdiğimiz SEBA tabanlı Netsia BB Suite çözümümüzün 1,5 milyon haneyi aşması, Türk mühendisliğinin dünya telekomünikasyon ekosisteminde ulaştığı üstün seviyeyi açıkça ortaya koyuyor. Bu başarı, Türkiye’nin geleceğine yaptığımız istikrarlı yatırımların ve milli mühendislik gücümüzün en büyük kanıtı. Son iki yıldır milli patent başvurusunda liderliğimiz sürerken, 5G ve yeni nesil iletişim teknolojilerinde sahip olduğumuz 70’in üzerindeki uluslararası patentle yerli Ar-Ge gücümüzü küresel ölçekte tescilledik. SEBA Netsia BB Suite, RIC ve uydu bağımsız 5G senkronizasyonu gibi yerli çözümlerimizle dışa bağımlılığı azaltıyor, kendi kendine yeten bir Türkiye vizyonuyla milli teknoloji hamlemizi dünya pazarlarında gururla temsil etmeyi sürdürüyoruz. Ülkemizin teknoloji üreten, ihraç eden bir güç olma yolculuğunda teknoloji birikimimiz ve mühendislik kabiliyetimizle öncü rol üstlenmeye devam edeceğiz” dedi. Geleceğin ihtiyaçlarına bugünden çözüm sunuyor Bulut bilişim teknolojileriyle sanal sunucular üzerinde çalışan çözüm; donanım yatırım maliyetlerini azaltırken, farklı üreticilere ait sistemlerin aynı platformda birlikte çalışabilmesine olanak tanıyor. Ayrıştırılmış (disaggregated) şebeke yaklaşımıyla operatörlere geleceğe hazır bir dönüşüm zemini hazırlayan Netsia BB Suite, Türk Telekom’un 2030 hedefleri doğrultusunda hem yeni kurulan fiber hatlarda hem de mevcut altyapıların modernizasyonunda stratejik bir rol üstleniyor. Türk Telekom, Netsia BB Suite çözümünün kapsama alanını önümüzdeki dönemde stratejik yatırımlarla daha da genişletmeyi hedefliyor. Başarının arkasındaki emek: İzmir’de genç ve dinamik ekip Argela’nın İzmir’deki teknoloji merkezinde görev yapan genç ve dinamik mühendislik ekibi; çözümün geliştirilmesi, sistem entegrasyonu ve doğrulama süreçlerinin yanı sıra yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve sahaya hazırlanması için yoğun bir tempoda çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Argela ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) ile yürütülen yakın iş birliği ile bu başarılı yapı güçlü bir yetenek ekosistemiyle destekleniyor. Üniversite–sanayi iş birliği kapsamında genç yeteneklere staj ve kariyer olanakları sunulurken, geleceğin mühendislik yetkinliklerinin gelişimine katkı sağlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin Elektrikli Araçları TEKNOFEST 2026’da Piste Çıkıyor Haber

Geleceğin Elektrikli Araçları TEKNOFEST 2026’da Piste Çıkıyor

TEKNOFEST 2026 kapsamında TÜBİTAK yürütücülüğünde gerçekleştirilen Uluslararası Elektrikli Araç Yarışları’nda gençlerin tasarlayıp geliştirdiği elektrikli ve hidrojen yakıt hücreli araçlar piste çıkmaya hazırlanıyor. Elektromobil ve Hidromobil olmak üzere iki kategoride düzenlenen yarışmada 315 takım ve 3 binin üzerinde öğrenci finale giden süreçte mücadele ederken, finalist olan 56 takım araçlarını 31 Ağustos - 6 Eylül tarihleri arasında TÜBİTAK Gebze Yerleşkesi’ndeki 1.370 metrelik pistte test edecek. Elektrikli araç teknolojilerinin hızla geliştiği günümüzde, geleceğin mobilite çözümlerinde ihtiyaç duyulacak nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi önem kazanıyor. TEKNOFEST 2026 kapsamında düzenlenen Uluslararası Elektrikli Araç Yarışları da lise, ön lisans ve lisans düzeyindeki öğrencileri elektrikli araç teknolojileri etrafında buluşturarak gençlerin mühendislik, tasarım, sistem entegrasyonu ve sürüş performansı alanlarında deneyim kazanmalarını hedefliyor. ELEKTRİK VE HİDROJEN AYNI PİSTTE BULUŞUYOR Uluslararası Elektrikli Araç Yarışları, araçların kullandığı enerji kaynaklarına göre Elektromobil ve Hidromobil olmak üzere iki kategoride gerçekleştiriliyor. Elektromobil Kategorisi’nde yalnızca batarya enerjisiyle çalışan araçlar yarışırken, Hidromobil Kategorisi’nde bataryaya ek olarak hidrojen yakıt hücresi kullanan araçlar mücadele ediyor. Elektromobil Kategorisi; yurt içi ve yurt dışındaki ön lisans ve lisans öğrencilerinin yanı sıra Türkiye, Azerbaycan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki lise ve dengi okullarda öğrenim gören öğrencilere açık olarak düzenleniyor. Hidromobil Kategorisi’nde ise yurt içi ve yurt dışındaki ön lisans ve lisans öğrencileri yarışabiliyor. Her iki kategoride de takımlar, danışman ve takım kaptanı dahil olmak üzere en az 5, en fazla 25 kişiden oluşuyor. Takımlarda sürücü ve yedek sürücünün de bulunması gerekiyor. 315 TAKIM, 3 BİNDEN FAZLA GENÇ İÇİNDE FİNAL MÜCADELESİ Yarışma, gençlerin elektrikli araç teknolojilerine yönelik yoğun ilgisini de ortaya koyuyor. Elektromobil Kategorisi’ne 261 takım ve 2 bin 570 üye başvururken, değerlendirmelerin ardından 45 takım ve 907 üye finalist olmaya hak kazandı. Hidromobil Kategorisi’nde ise 54 takım ve 501 üye başvuru yaptı. Bu kategoride 11 takım ve 209 üye finale kaldı. Böylece iki kategoride toplam 315 takım ve 3 bin 71 öğrenci başvuru sürecinde yer alırken, 56 takım ve 1.116 öğrenci final aşamasında mücadele edecek. Finalist takımlar, yarışma sürecinde araçlarının teknolojik olgunluklarını ve güvenlik kriterlerini farklı aşamalardan geçerek kanıtlayacak. ÖNCE TASARIM, SONRA TEKNİK KONTROL, ARDINDAN PİST Yarışmada finalist olabilmek için takımların birden fazla aşamayı başarıyla tamamlaması gerekiyor. İlk aşamada araçların alt sistemlerine ilişkin teknolojik olgunluklarını ortaya koyan gelişim ve değerlendirme videosu hazırlanıyor. Ardından takımlar, araçlarının teknik altyapısını ve tasarımını ortaya koyan Teknik Tasarım Raporu’nu sunuyor. Bu aşamaları başarıyla tamamlayan takımlar ise Teknik Onay Videosu, Dinamik Sürüş Testi Videosu ve Fren Testi Videosu gibi güvenlik ve performans kriterlerini değerlendiren süreçlerden geçiyor. Böylece araçların yalnızca tasarım açısından değil, gerçek kullanım koşullarında güvenli ve çalışabilir bir sistem olarak geliştirilmesi hedefleniyor. 1.370 METRELİK PİSTTE HIZ VE DAYANIKLILIK SINAVI Yarışmanın final etabı TÜBİTAK Gebze Yerleşkesi içerisinde bulunan özel pistte gerçekleştirilecek. Toplam uzunluğu 1.370 metre olan pistte 3 sağ ve 6 sol olmak üzere toplam 9 viraj bulunuyor. En yüksek eğimin yüzde 4 olduğu pistte yarışlar saat yönünün tersine gerçekleştirilecek. Finalde araçlardan, belirlenen süre içerisinde pistte 3 turu en kısa sürede tamamlamaları bekleniyor. Takımlara yarışlarını tamamlayabilmeleri için organizasyon tarafından belirlenecek sayıda sürüş hakkı verilecek ve en başarılı geçerli sonuç değerlendirmeye alınacak. Yarışma kapsamında araçların yalnızca hız ve sürüş performansı değil, taşıma kapasitesi de test edilecek. Araçların yarış sırasında yolcu koltuğunda TÜBİTAK tarafından görevlendirilecek 75 kilogram ağırlığındaki bir yolcuyu taşıyabilmesi de değerlendirme kriterleri arasında yer alacak. Hidromobil Kategorisi’nde ise araçların pist performansına ek olarak hidrojen kullanımının da belirlenen kriterleri karşılaması gerekiyor. Performans ödülüne hak kazanabilmek için hidrojen enerjisinin toplam enerji tüketimi içerisindeki oranının en az yüzde 30 olması şartı bulunuyor. GENÇLERİN MÜHENDİSLİK BECERİLERİ ÖDÜLLENDİRİLECEK Yarışmanın sonunda Elektromobil ve Hidromobil kategorilerinin her ikisinde de birinci takıma 250 bin TL, ikinci takıma 200 bin TL, üçüncü takıma ise 175 bin TL ödül verilecek. Bunun yanı sıra yenilikçi ve başarılı tasarımları teşvik etmek amacıyla 60 bin TL Görsel Tasarım Ödülü ve 60 bin TL Kurul Özel Ödülü de sahiplerini bulacak. TEKNOFEST’İN GENÇLERE AÇTIĞI TEKNOLOJİ YARIŞI ALANI Türkiye’nin teknoloji geliştirme ve milli teknoloji hamlesi vizyonunun önemli buluşma noktalarından biri olan TEKNOFEST, farklı alanlarda düzenlediği yarışmalarla gençleri geleceğin teknolojileri üzerinde çalışmaya teşvik ediyor. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ana yürütücülüğünde gerçekleştirilen TEKNOFEST’in teknoloji yarışmaları ekosistemi; gençlerin fikirlerini projeye, projelerini ise çalışan prototiplere dönüştürmelerine imkân sağlayan önemli bir platform oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nu Teknoloji ve Gözcü Mobil'den Yapay Zeka Destekli Hijyen Yönetim Platformu Haber

Nu Teknoloji ve Gözcü Mobil'den Yapay Zeka Destekli Hijyen Yönetim Platformu

Nu Teknoloji ile Gözcü Mobil, alışveriş merkezleri, akaryakıt istasyonları, okullar, hastaneler gibi yoğun kullanıma sahip mekanların ortak alanlarındaki hijyen operasyonlarının dijitalleştirilmesi amacıyla iş birliği gerçekleştirdi. İş birliği kapsamında geliştirilen Nu WClean Akıllı Hijyen Yönetim Platformu, tuvaletlerde bulunan sabun, kâğıt havlu ve hijyen poşeti üniteleri, çöp kutuları ve diğer kritik hijyen ekipmanlarına entegre edilen IoT donanımları aracılığıyla sahadan gerçek zamanlı veri topluyor. Platform, ekipmanların doluluk ve tüketim seviyelerini gerçek zamanlı izlerken; yapay zekâ destekli analizlerle geçmiş kullanım verilerini ve tüketim eğilimlerini değerlendirerek yoğunluğu ve sarf malzemesi ihtiyacını öngörebiliyor. Sarf malzemeleri kritik seviyeye ulaşmadan ekiplerin bilgilendirilmesiyle temizlik operasyonlarının belirli zaman aralıklarına göre değil, sahadaki gerçek ihtiyaca göre planlanması sağlanıyor. Bu sayede gereksiz malzeme kullanımının azaltılması, erken ve ihtiyaç dışı dolumların önlenmesi ve manuel kontrollerin azaltılarak temizlik operasyonlarının daha verimli yönetilmesi amaçlanıyor. Platformun, manuel kontrol ihtiyacında yüzde 90'a varan azalma ve hijyen operasyonlarında yüzde 30'a varan maliyet tasarrufu sağlama potansiyeli bulunuyor. İlk pilot uygulama, günün her saatinde yoğun ziyaretçi trafiğinin yaşandığı ve hijyen standartlarının sürekliliğinin önem taşıdığı akaryakıt istasyonlarında hayata geçirildi. Platformun ilerleyen dönemde oteller, hastaneler, okullar, üniversiteler, alışveriş merkezleri, üretim tesisleri, belediyeler ve kamu kurumları gibi yoğun kullanıma sahip ortak alanlarda yaygınlaştırılması hedefleniyor. Ayşe Nur Koroğlu: "Hijyen süreçlerini ihtiyaç oluşmadan önce yönetmek mümkün" Nu Teknoloji İş Geliştirmeden Sorumlu Kurucu Ortağı Ayşe Nur Koroğlu, platformla ilgili şu değerlendirmede bulundu: "Bugün kullanıcılar, insan yoğunluğunun fazla olduğu mekânlarda yalnızca temiz bir ortam değil, ihtiyaç duydukları anda eksiksiz çalışan bir hizmet bekliyor. Bir sabun ünitesinin boş olması veya kâğıt havlunun tükenmesi yalnızca hijyenle ilgili bir sorun değil, aynı zamanda müşteri deneyimini etkileyen operasyonel bir aksaklık anlamına geliyor. Ortak kullanım alanlarında dijital hijyen yönetimi henüz gelişmekte olan bir teknoloji alanı. Nu WClean'ı yalnızca ekipmanlardan veri toplayan bir sensör sistemi olarak değil, sahadan başlayan ve verinin operasyona dönüştürülmesine kadar uzanan uçtan uca bir dijital hijyen yönetim çözümü olarak tasarladık. Platformun IoT sensörlerini, akıllı donanımlarını ve haberleşme altyapısını geliştirdik. Mevcut bina otomasyonlarından bağımsız çalışan sistem, ilave kablolama ya da karmaşık altyapı yatırımları gerektirmeden kurulabiliyor. Geçmiş kullanım verilerini analiz ederek yoğunluk yaşanabilecek gün ve saatlerin, sarf malzemesi ihtiyacının ve personel planlamasının daha öngörülebilir hale gelmesini sağlıyor. Gözcü Mobil'in yazılım ve sistem entegrasyonu kabiliyetleriyle bir araya gelen bu altyapıyla işletmelerin sorun ortaya çıktıktan sonra değil, ihtiyaç oluşmadan önce harekete geçmesini sağlayan veriye dayalı bir yönetim modeli sunuyoruz.” Yiğit Yanık: "Donanımdan gelen veriyi operasyonel değere dönüştürüyoruz" Gözcü Mobil Kurucu Ortağı Yiğit Yanık ise iş birliğiyle ilgili şunları söyledi: "Nu Teknoloji tarafından geliştirilen sensör, donanım ve haberleşme altyapısını yazılım ve sistem entegrasyonu kabiliyetlerimizle uçtan uca çalışan bir hijyen yönetim platformuna dönüştürüyoruz. Sahadaki cihazlardan elde edilen verilerin merkezi platforma aktarılması, analiz edilmesi ve operasyon ekiplerine anlamlı uyarılar olarak sunulması Gözcü Mobil'in yazılım ve entegrasyon altyapısı üzerinden gerçekleştiriliyor. Amacımız işletmelerin hijyen süreçlerini yalnızca takip etmelerini değil, elde edilen veriler doğrultusunda daha planlı ve verimli şekilde yönetmelerini sağlamak. Nu Teknoloji ile Gözcü Mobil iş birliğinin farklı sektörlerde önemli bir ihtiyaca cevap vereceğine inanıyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

STM'nin Malezya Korvet Projesi'nde Üçüncü Gemi de Suyla Buluştu Haber

STM'nin Malezya Korvet Projesi'nde Üçüncü Gemi de Suyla Buluştu

Türkiye'nin denizlerdeki mühendislik gücü STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş., ihracat başarılarına bir yenisini daha ekledi. STM ana yükleniciliğinde, Malezya Kraliyet Donanması için LMS Batch-2 (Littoral Mission Ship Batch-2 / Kıyı Görev Gemisi Faz-2) Programı kapsamında inşa edilen üç korvetin sonuncusu TUNKU OSMAN JEWA, 9 Ağustos 2026 tarihinde İstanbul Denizcilik Tersanesi'nde düzenlenen törenle denize indirildi. Böylece proje kapsamındaki üç korvetin tamamı başarıyla denize indirilmiş oldu. Törene; Malezya Kedah Sultanı Al Aminul Karim Sultan Sallehuddin Ibni Almarhum Sultan Badlishah, Kedah Sultanesi Sultanah Maliha binti Almarhum Tengku Ariff, Malezya Genelkurmay Başkanı General Datuk Haji Malek Razak bin Sulaiman, T.C. Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Mustafa Murat Şeker, SSB Başkan Yardımcısı ve STM Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İhsan Kaya, Malezya Kraliyet Deniz Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Koramiral Datuk Badarudin bin Taha, STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz ile her iki ülkenin askerî delegasyonları ve savunma sanayii firmalarının temsilcileri katıldı. Şeker: “Yaklaşık 50 Türk Şirketinin Teknolojisi Malezya Korvetlerinde” T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Mustafa Murat Şeker yaptığı konuşmada, Türkiye’nin askeri gemi ekosistemine dikkat çekerek şunları söyledi: Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın vizyonu doğrultusunda Türkiye, yıllara yayılan kararlılık, yatırım ve inovasyon sayesinde güçlü ve yetkin bir savunma sanayii ekosistemi inşa etmiştir. Bugün Türkiye, kendi savaş gemilerini bağımsız olarak tasarlayabilen, inşa edebilen ve sistem entegrasyonunu gerçekleştirebilen dünyadaki sayılı ülkeler arasında yer almaktadır. STM ana yükleniciliğinde yürütülen bu projede gemiler, ASELSAN, HAVELSAN ve ROKETSAN başta olmak üzere yaklaşık 50 Türk savunma sanayii şirketi tarafından geliştirilen ileri teknoloji sistemlerle donatılmaktadır. İnşallah gelecek yıl teslim edeceğimiz üç korvet, Malezya Kraliyet Deniz Kuvvetleri'ne uzun yıllar başarıyla hizmet edecek; aynı zamanda Türkiye ile Malezya arasındaki güçlü dostluğun ve stratejik ortaklığın kalıcı sembolleri olacaktır.” Malezya Genelkurmay Başkanı: “Bu Korvetler Denizlerimizi Koruma Kabiliyetimizi Güçlendirecek” Malezya Genelkurmay Başkanı General Datuk Haji Malek Razak bin Sulaiman, Malezya’nın bir deniz ülkesi olduğuna ve denizlerin ülkenin güvenliği açısından taşıdığı stratejik öneme değinerek şu mesajları verdi: “Bu korvetler, yaşlanan gemilerimizin kademeli olarak yenilenmesine katkı sağlayacak ve giderek daha karmaşık hâle gelen harekât ortamında Malezya Kraliyet Deniz Kuvvetleri’nin denizlerimizi koruma kabiliyetini güçlendirecektir. Bu programın ilerleme hızı, Malezya ile Türkiye arasındaki ortaklığın gücünü ortaya koyarken savunma alanındaki iş birliğimizi daha da ileri taşıyacak yeni fırsatlara da işaret etmektedir. STM’ye, İstanbul Tersanesine, Malezya Kraliyet Deniz Kuvvetleri Proje Ekibine ve projede görev alan tüm emekçilere teşekkür ediyorum. Denize indirme bir kilometre taşıdır, yolculuğun sonu değildir. Bu ivmeyi sürdürmeli ve tüm gemileri 2027 yılı sonuna kadar teslim etmeliyiz.” Güleryüz: “Üç Korvet Dört Ayda Denize İndirildi” Törende açılış konuşmasını yapan STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, Türkiye ile Malezya arasındaki stratejik iş birliğinin en somut örneklerinden birini başarıyla hayata geçirdiklerini belirterek şunları söyledi: "Türkiye ile Malezya arasındaki ilk devletten devlete (G2G) savunma ticareti anlaşması ve ülkemizin Asya-Pasifik bölgesine gerçekleştirdiği ilk korvet ihracatı olan bu proje kapsamında, bugün üçüncü ve son gemimiz TUNKU OSMAN JEWA'yı da denize indirmenin gururunu yaşıyoruz. Böylece yalnızca dört ay içerisinde üç korveti başarıyla denize indirerek projemizde önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktık. Denize indirme safhasının tamamlanmasıyla birlikte artık donatım, sistem entegrasyonu ile liman ve seyir kabul testleri aşamasına geçiyoruz. Aynı kararlılık ve titizlikle çalışmalarımızı sürdürerek, üç gemiyi de 2027 yılı içerisinde Malezya Kraliyet Donanması'na teslim etmeyi hedefliyoruz." TUNKU OSMAN JEWA Proje kapsamında inşa edilen gemiler, isimlerini Malezya tarihine ve savunmasına önemli katkılar sunmuş şahsiyetlerden alıyor. İlk gemi, "Prens-Amiral" unvanıyla tanınan TUNKU LAKSAMANA ABDUL JALIL'in; ikinci gemi, Selangor'un denizcilik ve bölgesel ticaret tarihinde önemli bir yere sahip RAJA LAUT'un adını taşıyor. Denize indirilen üçüncü gemiye ise Malezya'nın üçüncü Genelkurmay Başkanı olan General (E) Tan Sri Tunku Osman Tunku Mohammad Jewa'nın adı verildi. STM LMS Batch-II Gemi Özellikleri Türk Deniz Kuvvetleri ve T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) öncülüğünde geliştirilen MİLGEM projesi ile dünyada kendi savaş gemisini tasarlayıp üretebilen 10 ülkeden biri konumuna gelen Türkiye, bugün SSB'nin ihracat vizyonu ile Türkiye ekonomisine katkı sunarken, dost-kardeş ülkelerin savunma kapasitelerini de geliştiriyor. Bu çerçevede, Türkiye ve Malezya arasında ‘Savunma Ürünleri Tedarikine İlişkin G2G Mutabakat Muhtırası İmza Töreni ve Malezya Kraliyet Donanması için tedarik edilecek ‘Kıyı Görev Gemisi (LMS) Batch 2 Projesi Kabul Mektubu (LoA) Teslim Töreni, 10 Haziran’da Ankara’da gerçekleştirildi. Gemilerin sac kesim töreni 4 Aralık 2024'te, blok koyma töreni ise 8 Nisan 2025 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Projenin ilk gemisi 24 Mayıs 2026'da, ikinci gemisi 7 Haziran 2026'da, üçüncü ve son gemisi ise 9 Ağustos 2026 tarihinde düzenlenen törenlerle denize indirildi. STM tarafından Malezya Kraliyet Donanması'nın gereksinimlerini karşılayacak şekilde tasarlanmış ve özelleştirilmiş üç korvet, Kıyı Görev Gemisi İkinci Seri (LMSB2) Projesi kapsamında Türkiye'de İstanbul Denizcilik Tersanesi’nde inşa ediliyor. STM, tasarımdan performansa, inşadan gemilerin teslimine kadar projenin tüm aşamalarından sorumlu ana yüklenici oldu. STM, gemi tasarımı, proje yönetimi, inşaat yönetimi, malzeme/sistem tedariki, entegrasyon tasarımı ve montajı, testler ve Entegre Lojistik Destek (ELD) faaliyetleri ile projeye ilişkin tasarım ve ELD dokümanlarının hazırlanmasını üstleniyor. Proje kapsamında, gemilerin inşası ve donatımı Türkiye'de, Türk savunma sanayii şirketlerinin yoğun katılımı ile gerçekleştiriliyor. STM ana yükleniciliğinde inşa edilen gemilerde, ASELSAN tarafından geliştirilen, 30 mm MUHAFIZ (Smash) Uzaktan Komutalı Stabilize Top Sistemi, CENK 3D Arama Radarı, ARES 2D Su Üstü Radar ED sistemi, Akrep Atış Kontrol Radarı, Chaff Aldatma Sistemi, Dost-Düşman Tanıma Sistemi IFF ve diğer elektronik sensörler; ROKETSAN tarafından geliştirilen ATMACA Gemisavar Füzesi, HAVELSAN tarafından geliştirilen Savaş Yönetim Sistemi (SYS) ve 76 mm top atış kontrol sistemi yer alacak. 99,56 metre boya, 2500 ton deplasmana sahip olacak gemiler, 26 knot maksimum hıza, helikopter iniş platformuna ve 111 kişilik personel kapasitesine sahip olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MİA Teknoloji-Lider Sistem Birleşmesine SPK’dan Onay Çıktı Haber

MİA Teknoloji-Lider Sistem Birleşmesine SPK’dan Onay Çıktı

Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) yayımlanan açıklamaya göre birleşme kapsamında şirket sermayesi yaklaşık 492,5 milyon TL artırılarak 986,5 milyon TL'ye çıkarıldı. Lider Sistem Teknolojileri ortaklarına tahsis edilmek üzere yaklaşık 492,5 milyon adet MİA Teknoloji payı ihraç edilirken, uzman kuruluş raporunda belirlenen değişim oranı doğrultusunda her 1 TL nominal değerli Lider Sistem Teknolojileri payı karşılığında 2,9316 TL nominal değerinde MİA Teknoloji payı verildi. Birleşmeyle ortaya çıkan yapı, iki şirketin toplamından fazlasıdır. İki şirketin mühendislik, Ar-Ge ve saha entegrasyonu kapasiteleri tek yapıda konsolide olmuş; birleşik yapının aktif büyüklüğü yaklaşık 11 milyar TL'ye, öz sermayesi ise yaklaşık 8,2 milyar TL'ye ulaşacaktır. Yeni yapı, bilişim ve teknoloji sektöründe borsada işlem gören 39 şirket arasında öz kaynak büyüklüğünde ilk 3, aktif büyüklükte ilk 10 sırada yer alacaktır. Ortak vizyonla güçlenen yapı Birleşme, tek taraflı bir devralma değil, karşılıklı tercihe dayalı stratejik bir güç birliği olarak yapılandırıldı. Sermaye artışının tamamının Lider Sistem ortaklarına tahsis edilmesi ve Lider Sistem'in bağımsız halka arz seçeneğini bilinçli olarak bırakıp birleşik yapıda pay sahibi olmayı tercih etmesi, bu işlemin iki eşit gücün ortak geleceğe dair kararlı olduğunu gösteriyor. Bu yapı sayesinde MİA Teknoloji'nin Ar-Ge, yazılım geliştirme, proje yönetimi ve uluslararası proje deneyimi ile Lider Sistem'in kritik tesis yönetimi, yapay zekâ destekli güvenlik sistemleri, biyometrik tanıma ve sahada kanıtlanmış uygulama uzmanlığıyla tek çatı altında bir araya geliyor. Yeni yapının yalnızca ölçek büyümesi değil, daha geniş bir etki alanı ve güçlü bir gelecek vizyonu sunduğuna işaret eden Lider Sistem Yönetim Kurulu Başkanı Burak Görmez, şunları söyledi: “13 yıl önce Lider Sistem’i kurarak attığımız adımın bugün bu ölçekte bir yapının kurucu ortağı olmakla sonuçlanması gurur verici. Lider Sistem’in saha mühendisliği birikimi, bundan sonra çok daha büyük bir çatının parçası olarak değer üretmeye devam edecek.” Savunma teknolojilerinde daha güçlü mühendislik ekosistemi MİA Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Beltekin, birleşmenin yalnızca iki şirketin birleşmesi olmadığını, Türkiye'nin savunma ve güvenlik teknolojilerindeki mühendislik kapasitesini güçlendirecek stratejik bir adım olduğunu vurgulayarak, "Türkiye'nin teknoloji yolculuğunda yeni bir eşiği geride bıraktık. MİA Teknoloji ile Lider Sistem'in birleşmesi, yalnızca iki kurumun organizasyonel birleşimi değil; Türkiye'nin savunma teknolojileri, kritik kamu projeleri ve ileri mühendislik kapasitesini tek bir vizyon altında buluşturma kararlılığının somut göstergesidir. Bugün, iki mühendislik kültürünün resmen tek çatı altında birleştiği gündür. Ar-Ge gücümüzü, mühendislik yetkinliklerimizi ve saha deneyimimizi konsolide ederek, küresel ölçekte rekabet edebilecek bir Türk teknoloji markası için sağlam bir temel kurduk. Bu birleşme bir varış değil, çok daha büyük bir yolculuğun başlangıcıdır.” diye konuştu. Mevcut Yetkinliklerden Konsolide Mühendislik Gücüne Birleşik yapı, MİA Teknoloji’nin mevcut sistem entegrasyonu, yazılım geliştirme, proje yönetimi ve uluslararası mühendislik deneyimini Lider Sistem’in kritik tesis yönetimi, yapay zekâ destekli güvenlik sistemleri, biyometrik tanıma ve saha uygulamalarındaki uzmanlığıyla daha konsolide bir mühendislik çatısı altında buluşturuyor. Böylece hâlihazırda var olan bütünleşik sistem mimarisi, daha geniş bir yetkinlik havuzu, daha güçlü saha kabiliyeti ve uçtan uca çözüm geliştirme kapasitesiyle ileri bir aşamaya taşınıyor. Birleşmenin mevcut mühendislik yaklaşımını daha geniş ve konsolide bir yetkinlik yapısına taşıdığına dikkat çeken MİA Teknoloji Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili İhsan Ünal, yeni dönemi şu sözlerle değerlendirdi: “Geleceğin rekabeti ürünler arasında değil, ekosistemler arasında yaşanacak. Sensörden veriyi toplayan, onu anlamlandıran ve sahada aksiyona dönüştüren bütünleşik yapıyı ‘Sistem Orkestrasyon Mühendisliği’ olarak tanımlıyoruz. Birleşik yapımız; yapay zekâ, siber güvenlik, biyometrik doğrulama ve kritik altyapı alanlarındaki uzman mühendislik ekiplerini aynı çatı altında buluşturuyor.” Yeni dönemin odak alanları Birleşik yapı, önümüzdeki dönemde üç somut sütuna odaklanacak. Birinci sütun, ulusal güvenlik ihtiyaçlarına yönelik yerli ve bütünleşik izleme sistemlerinin geliştirilmesini kapsıyor. Kritik kamu tesisleri, savunma altyapıları, enerji tesisleri, ulaşım ağları ve stratejik yerleşkeler için geliştirilecek yeni nesil çözümler; görüntü yönetimi, çevre güvenliği, sensör entegrasyonu, video analitiği ve olay yönetimini tek bir mimari altında birleştirecek. Böylece yalnızca sahadan veri toplayan değil; veriyi gerçek zamanlı olarak analiz eden, tehditleri önceliklendiren ve karar süreçlerini destekleyen milli güvenlik teknolojileri üretilecek. İkinci sütun, kritik altyapıların merkezi ve bütünleşik biçimde yönetilmesini sağlayan sistem orkestrasyonu kabiliyetleri derinleştirilecek. Farklı marka, platform, sensör ve yazılımların ortak bir karar katmanında buluşturulmasıyla; kurumlara ölçeklenebilir, siber güvenli ve operasyonel sürekliliği yüksek güvenlik mimarileri sunulacak. Üçüncü sütun ise ihracat odaklı büyümeyi esas alıyor. NATO projeleri ve geliştirme aşamasındaki yüksek katma değerli uluslararası iş birlikleri, gelir karmasını teknoloji yoğun ve küresel pazarlara yönelik bir yapıya taşımakta; yurt dışı gelir payı kademeli olarak artırılmaktadır. Bu büyümenin öne çıkan eksenlerinden biri, raylı sistemler ve demiryolu lojistiğidir. Bölgesel yeniden yapılanmanın ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde, Türki Cumhuriyetler ve Körfez coğrafyasında artan lojistik ihtiyacı; demiryollarını yalnızca bir ulaşım altyapısı olmaktan çıkararak kritik bir güvenlik ve karar altyapısı hâline getirmektedir. Avrupa’yı Çin’e, Körfez’i ve Orta Doğu’yu batı pazarlarına bağlayan yeni raylı koridorlar; enerji, ticaret ve savunma lojistiğinin aynı hat üzerinde buluştuğu stratejik omurgalara dönüşmektedir. MİA Teknoloji, birleşik yapısının kritik tesis güvenliği, sistem entegrasyonu, akıllı izleme ve karar destek mimarisi kabiliyetlerini bu koridorlara taşıyarak raylı sistemler ve demiryolu altyapılarında kapsamlı iş birlikleri geliştirmektedir. MİA Teknoloji Hakkında MİA Teknoloji A.Ş. (Borsa İstanbul: MIATK); kimliklendirme ve yetkilendirme sistemlerinden savunma teknolojilerine, sağlık bilişiminden akıllı ulaşım ve kritik tesis çözümlerine kadar çok dikeyli bir mühendislik ekosistemini “Sistem Orkestrasyon Mühendisliği” yaklaşımıyla tek bir bütün hâlinde yöneten, Ankara merkezli bir teknoloji şirketidir. Londra, New York ve Rabat'taki uluslararası varlığıyla NATO nitelikli Türk mühendisliğini küresel ölçeğe taşımakta; NATO Tesis Güvenlik Belgesi ve kapsamlı sertifikasyon yapısıyla savunma ve kritik altyapı projelerinde ön yeterlilik kabiliyetine sahiptir. Lider Sistem Teknolojileri Hakkında Lider Sistem Teknolojileri A.Ş.; kritik tesis yönetim sistemleri, yapay zekâ ve biyometrik tanıma, güvenlik ve acil durum müdahale sistemleri, robotik teknolojiler ve yapay zekâ destekli sistemler alanlarında mühendislik çözümleri geliştiren bir teknoloji şirketi olup kamu ve özel sektörün en kritik tesislerinde 100'den fazla referans projeye imza atmıştır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.