Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sıvı Kaybı

Kapsül Haber Ajansı - Sıvı Kaybı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sıvı Kaybı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kedi ve Köpek Bakımında Yeni Yaz Rutini Haber

Kedi ve Köpek Bakımında Yeni Yaz Rutini

Uzmanlar, yaz aylarında bakım rutinlerinin mevsim koşullarına göre yeniden düzenlenmesi gerektiğine dikkat çekerken, Royal Canin "mevsimsel adaptasyon" yaklaşımıyla hayvan sahiplerine bilim temelli öneriler sunuyor. Karışık besleme yöntemi başta olmak üzere doğru bakım uygulamalarıyla sıcak havaların oluşturabileceği risklerin azaltılması ve kedi ile köpeklerin yaz aylarını daha sağlıklı geçirmesi hedefleniyor. Yaz aylarında artan sıcaklıklar, insanlar kadar kedi ve köpeklerin de günlük yaşamını, beslenme düzenini ve genel sağlık durumunu doğrudan etkiliyor. Su tüketimindeki azalma, iştah değişiklikleri ve sıcak stresine bağlı sağlık riskleri, bakım rutinlerinin mevsim koşullarına göre yeniden şekillendirilmesini gerekli kılıyor. Uzmanlar, bu dönemde en etkili yaklaşımın "mevsimsel adaptasyon" olduğunu belirtiyor. Mevsimsel adaptasyon; beslenmeden günlük rutine, su tüketiminden aktivite saatlerine kadar tüm bakım süreçlerinin yaz koşullarına göre yeniden düzenlenmesini ifade ediyor. Böylece sıcak havaların oluşturabileceği risklerin azaltılması ve kedi ile köpeklerin yaşam kalitesinin korunması hedefleniyor. Yaz dönemine uygun beslenme yaklaşımı: Karışık Besleme Yaz aylarında kedi ve köpeklerde en sık karşılaşılan sorunlar arasında su tüketiminde azalma, sıvı kaybı riski, iştah düşüklüğü, sıcak çarpması, pati yüzeylerinde yanıklar, dış parazit artışı ve davranış değişiklikleri yer alıyor. Özellikle yavru, yaşlı ve kronik rahatsızlığı bulunan hayvanların bu dönemde daha yakından takip edilmesi gerektiği vurgulanıyor. Royal Canin, yaz aylarında artan sıcaklıkların beslenme ve sıvı tüketimi üzerindeki etkilerine karşı "Karışık Besleme" yaklaşımını öneriyor. Yaş ve kuru mamanın birlikte kullanıldığı bu yöntem, su tüketimini desteklerken iştahın korunmasına da katkı sağlıyor. Yıl boyunca dengeli beslenmenin önemli bir parçası olan karışık besleme, özellikle su tüketiminin azalabildiği ve sıvı kaybı riskinin arttığı yaz aylarında daha da kritik hale geliyor. “Beslenme planı veteriner hekim rehberliğinde oluşturulmalıdır.” Royal Canin Avrasya Bilimsel İletişim ve İlişkiler Yöneticisi Veteriner Hekim Murat Altunyuva, karışık beslemenin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Mevsimsel değişiklikler, kedi ve köpeklerin beslenme ihtiyaçlarını da etkileyebilir. Özellikle yaz aylarında artan sıcaklıklar nedeniyle iştah azalabilir ve yeterli sıvı tüketimini desteklemek daha önemli hale gelir. Karışık besleme yaklaşımı; kuru mamanın besin yoğunluğu ile yaş mamanın yüksek nem içeriğini bir araya getirerek hem beslenmeyi daha cazip hale getiriyor hem de günlük sıvı alımını destekliyor. Ancak en doğru beslenme planı, her kedi ve köpeğin yaşı, yaşam tarzı ve sağlık durumu dikkate alınarak veteriner hekim rehberliğinde oluşturulmalıdır. Bununla birlikte, yaz aylarında yürüyüş saatlerinin yeniden düzenlenmesi, serin dinlenme alanlarının oluşturulması, su tüketiminin teşvik edilmesi ve düzenli parazit koruması gibi günlük bakım rutinlerinde yapılacak basit ancak etkili değişiklikler de sıcak havaların olumsuz etkileriyle mücadele ederken kedi ve köpeklerin sağlığını desteklemeye önemli katkı sağlar." Yaz boyunca kedi ve köpekler için dikkat edilmesi gerekenler Beslenmenin yanı sıra günlük yaşam rutininde yapılacak küçük düzenlemeler de sıcak havalarda kedi ve köpeklerin sağlığını korumada önemli rol oynuyor. İşte, yaz boyunca dikkat edilmesi önerilen temel bakım uygulamaları: Gezdirme saatlerini serin zamanlara kaydırın Köpeklerin yürüyüşleri sabah erken saatlerde veya akşam güneş battıktan sonra yapılmalıdır. Öğle saatlerinde güneş altında yürüyüş yapmak, sıcak çarpmasının yanı sıra aşırı ısınan asfalt nedeniyle pati yanıklarına da neden olabilir. Su tüketimini destekleyin Su kapları gün içerisinde birkaç kez yenilenmeli, serin ve gölgeli alanlarda bulundurulmalıdır. Gerektiğinde suya buz eklenerek içme isteği artırılabilir. Karışık besleme uygulaması da günlük sıvı alımını destekleyen önemli yöntemlerden biridir. Öğün düzenini gözden geçirin İştahın azalabileceği yaz döneminde öğünler günün serin saatlerinde verilmelidir. Aktivite düzeyine göre porsiyonlar yeniden değerlendirilmeli, gerekirse veteriner hekimle birlikte beslenme planı güncellenmelidir. Düzenli tüy bakımı yapın Tüyler düzenli olarak taranmalı, keçeleşmiş bölgeler açılarak derinin hava alması sağlanmalıdır. Serin dinlenme alanları oluşturun Kedi ve köpeklerin dinlenebileceği serin, gölgeli ve havadar alanlar oluşturulmalıdır. Serin pet yatakları, fayans zeminler veya soğutucu minderler sıcak havalarda konfor sağlayabilir. Klima veya vantilatör kullanılıyorsa doğrudan hava akımına maruz bırakılmamalarına dikkat edilmelidir. Araçta kesinlikle yalnız bırakmayın Araç içerisindeki sıcaklık yalnızca birkaç dakika içinde hayati risk oluşturabilecek seviyelere ulaşabilir. Camların açık olması bu riski ortadan kaldırmaz. Bu nedenle kedi ve köpekler hiçbir koşulda araç içerisinde yalnız bırakılmamalıdır. Parazit korumasını ihmal etmeyin Yaz ayları; kene, pire, sinek ve sivrisinek gibi dış parazitlerin en yoğun görüldüğü dönemdir. Parazit kaynaklı hastalıklara karşı veteriner hekimin önerdiği koruyucu uygulamalar aksatılmamalı, özellikle seyahat edecek hayvanlarda gerekli hazırlıklar önceden tamamlanmalıdır. Veteriner hekiminizle birlikte hareket edin Royal Canin, yaz aylarında kedi ve köpeklerin değişen ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgularken, beslenme ve bakım süreçlerinin her hayvanın yaşına, sağlık durumuna ve yaşam tarzına göre veteriner hekim rehberliğinde planlanmasının önemine dikkat çekiyor. Yaz boyunca alınacak doğru ve zamanında önlemler, sıcak havaların oluşturabileceği riskleri azaltırken kedi ve köpeklerin daha sağlıklı, güvenli ve konforlu bir yaz geçirmesine katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hipertansiyon Hastalarına 10 Kritik Yaz Önerisi Haber

Hipertansiyon Hastalarına 10 Kritik Yaz Önerisi

Ülkemizde her 3 erişkinden birinin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Dr. Gürbüz “Ancak daha da tehlikelisi, henüz teşhis almamış ve tansiyon hastası olduğunun farkında bile olmayan devasa bir kitle bulunuyor. Hipertansiyonun ‘sessiz katil’ olarak adlandırılmasının temel nedeni de budur. Özellikle bu aşırı sıcaklarda kan basıncı kontrolünün ihmal edilmesi; bayılma, ritim bozuklukları, böbrek yetmezliği, kalp krizi ve hatta felç gibi hayati sorunlara yol açabiliyor” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz, aşırı sıcaklarda hipertansiyon hastalarına 10 kritik yaz önerisinde bulundu, önemli mesajlar verdi. Su tüketimini mutlaka artırın Terlemeyle vücuttan ciddi oranda su ve sodyum, potasyum gibi hayati mineraller atılır. Bu sıvı kaybı, kanın akışkanlığının azalmasına ve kalbin kanı pompalarken daha fazla yorulmasına neden olur. Tansiyon hastalarının, susamayı beklemeden gün içinde yeterli sıvı (2,5 - 3 litre) tüketmesi büyük önem taşır. Ancak kalp yetmezliği ya da böbrek hastalığı gibi rahatsızlığınız varsa mutlaka hekiminize danışarak belirlemelisiniz. İdrar söktürücü (diüretik) ilaçlara dikkat edin Hipertansiyon tedavisinde sıklıkla kullanılan idrar söktürücü ilaçlar, vücuttan su ve tuz atılımını artırarak kan basıncını düşürür. Yaz aylarında terlemeyle zaten fazla miktarda sıvı kaybedildiği için, bu ilaçların dozu bazen fazla gelebilir ve tansiyonun tehlikeli seviyelere düşmesine (hipotansiyon) yol açabilir. İlaçlarınızı mutlaka kardiyoloğunuza başvurarak yaz dozu ayarlaması talep etmelisiniz. 11:00-16:00 arası mümkünse dışarı çıkmayın Kardiyoloji Uzmanı Dr. Gürbüz “Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik açıyla geldiği 11:00-16:00 saatleri arası, tansiyon hastaları için günün en tehlikeli zaman dilimidir. Bu saatlerde doğrudan güneşe maruz kalmak, damarlarda ani ve aşırı genişlemeye sebep olarak kan basıncını hızla düşürebilir ve sıcak çarpması riskini artırır. Dışarı çıkmanız zorunluysa, mutlaka gölgeli alanları tercih etmeli, geniş kenarlı şapkalar kullanmalı ve dışarıdaki işlerinizi sabahın erken saatlerine veya akşamüstü serinliğine ertelemelisiniz” diyor. Beslenmenizi hafifletin, Akdeniz diyetine geçin Sıcak havalarda ağır, yağlı, kızartma türü ve aşırı tuzlu yemekler tüketmek, sindirim sistemini zorlarken kalbin iş yükünü de ciddi şekilde artırır. Tuz tüketiminin kısıtlanması, hipertansiyon yönetiminin olmazsa olmazıdır. Yaz aylarında zeytinyağlı yemekler, bol posalı sebzeler, taze meyveler ve hafif ızgaralardan oluşan Akdeniz tipi beslenme tarzı benimsenmelidir. Mideyi çok doldurmadan, az az ve sık sık yemek yemek tansiyon dalgalanmalarının önüne geçecektir. Soğuk duştan kesinlikle kaçının Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz “Serinlemek amacıyla doğrudan buz gibi suyun altına girmek, damarlarda ani bir büzüşmeye (vazokonstriksiyon) neden olur. Bu ani damar daralması, kan basıncının saniyeler içinde fırlamasına ve kalbe giden kan akışının bozulmasına yol açarak kalp krizini tetikleyebilir. Tansiyon hastaları serinlemek için mutlaka ılık suyla duş almalı, vücudu yavaş yavaş suya alıştırarak şok etkisinden tamamen uzak durmalıdır” diyor. Klimalı ortamlara geçişte vücudunuzu koruyun Dışarıdaki kavurucu sıcaktan, aniden çok düşük derecelere ayarlanmış klimalı buz gibi ortamlara girmek, tıpkı soğuk duş gibi damar sisteminde ani kasılmalara neden olur. Bu keskin ısı farklılıkları tansiyon ataklarına zemin hazırlar. İç mekanlardaki klima sıcaklığının 22-24 derece civarında, yani ideal oda sıcaklığında tutulması ve doğrudan klima havasına maruz kalınmaması, kan basıncının dengede kalması açısından kritik bir öneme sahiptir. Egzersiz rutininizi serin saatlere kaydırın Düzenli fiziksel aktivite, tansiyon kontrolünde son derece faydalıdır; ancak bunun hangi saatte yapıldığı yaz aylarında hayati fark yaratır. Sıcakta yapılan egzersiz, sıvı kaybını maksimuma çıkarır ve kalbi aşırı zorlar. Bu nedenle tempolu yürüyüş, yüzme veya bisiklet gibi egzersizler için güneşin etkisini yitirdiği akşam saatleri veya sabahın erken serinliği tercih edilmelidir. Egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında su içmeyi kesinlikle ihmal etmeyin. Çay ve kahve tüketimini kısıtlayın, alkolden kaçının Yaz aylarında serinlemek veya keyif yapmak için tüketilen soğuk kahveler, koyu çaylar ve alkollü içecekler sanıldığının aksine susuzluğu gidermez; aksine vücuttan su atılımını hızlandıran idrar söktürücü etkilere sahiptir. Aynı zamanda yüksek kafein ve alkol, kalp hızını artırarak ritim bozukluklarını ve tansiyon ataklarını tetikleyebilir. Bunların yerine şekersiz ev yapımı limonatalar, maden suyu, ayran veya taze sıkılmış meyve suları gibi sağlıklı alternatifler tercih edilmelidir. Kıyafet seçiminde dikkatli olun! Sıcak havalarda vücudun kendi ısısını dengeleyebilmesinin en önemli yolu terin ciltten buharlaşmasıdır. Dar, sentetik veya koyu renkli kıyafetler bu doğal soğuma mekanizmasını engelleyerek vücut ısısının artmasına neden olur. Vücudu sıkmayan, hava geçirgenliği yüksek, terletmeyen pamuklu veya keten kumaşlardan yapılmış, açık renkli ve bol giysiler tercih etmek; yaz sıcaklarında vücudun termoregülasyonunu sağlayarak tansiyonu dolaylı yoldan dengede tutar. Tansiyon ölçümlerinizi ve doktor kontrollerinizi ihmal etmeyin Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz “Yazın rehavetine kapılıp "kendimi iyi hissediyorum" diyerek tansiyon ölçümlerini bırakmak veya tatil sebebiyle doktor kontrollerini ertelemek büyük bir hatadır. Düzenli ölçümler yaparak değerlerinizi bir yere not etmeli ve inatçı düşüklük veya yükseklik durumlarında beklemeden kardiyoloğunuzla iletişime geçmelisiniz” diyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaz Sıcağında Böbrekleri Korumanın  8 Önemli Kuralı!  Haber

Yaz Sıcağında Böbrekleri Korumanın  8 Önemli Kuralı! 

Yaz mevsimiyle birlikte artan sıcaklıklar, böbrek sağlığını tehdit edebiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, özellikle aşırı sıcaklara uzun süre maruz kalmanın böbrek sağlığını olumsuz etkileyebildiğine dikkat çekerek, “Sıcak havalarda vücudun ısı dengesini korumak için oluşturduğu fizyolojik yanıtlar böbrekler üzerinde ek yük oluştururken, terlemeyle gelişen sıvı kaybı da buna eşlik edebilmektedir. Yüksek nem ise terin buharlaşmasını azaltarak vücudun ısı kaybetmesini zorlaştırmakta ve ısı stresini artırmaktadır. Şiddetli ısı stresi, özellikle ciddi sıvı kaybı (dehidratasyon) veya sıcak çarpması geliştiğinde, akut böbrek hasarına yol açabilmektedir” diyor. Kronik böbrek hastalığı olanlar, ileri yaştakiler, diyabet veya hipertansiyon gibi kronik hastalıkları bulunanlar aşırı sıcakların etkilerine karşı daha hassas olabiliyor. Bu kişilerde eşlik eden hastalıklar ve kullanılan bazı ilaçlar, sıcak havalarda gelişebilen sıvı kaybı ve kan basıncındaki değişikliklerin etkisini artırabiliyor. Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, yaz aylarında böbrek sağlığını korumak için dikkat edilmesi gereken en önemli üç kuralı “Sıvı dengesini korumak, aşırı sıcaklarda yoğun fiziksel aktiviteden kaçınmak ve ilaçları bilinçsizce kullanmamak” olarak sıralıyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, yaz aylarında böbrek sağlığını korumak için dikkat edilmesi gereken 8 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. Sıvı dengenizi koruyun Sıcak havalarda terlemeyle sıvı kaybı artabiliyor. Bu kayıp yeterince karşılanmadığında dolaşımdaki kan hacmi azalabiliyor ve bunun sonucunda böbreklerin kanlanması olumsuz etkilenebiliyor. Özellikle ileri yaştaki kişilerde ve kronik hastalığı bulunanlarda belirgin sıvı kaybı, akut böbrek hasarı riskini artırabiliyor. Nasıl önlem almalı? Günlük sıvı alımınızı sıcaklık, fiziksel aktivite ve terleme miktarınıza göre ayarlayın. Herkes için geçerli tek bir su miktarı olmadığını unutmayın. Kalp yetmezliği, ileri evre böbrek hastalığı veya diyaliz tedavisi nedeniyle sıvı kısıtlamanız varsa, hekiminizin önerdiği miktarda su tüketmeye özen gösterin. Aşırı sıcaklarda yoğun fiziksel aktiviteden kaçının Aşırı sıcaklarda vücut, ısısını kontrol altında tutabilmek için cilt kan akımını ve terlemeyi artırıyor. Buna yoğun egzersiz ve sıvı kaybı eklendiğinde ısı stresi artabiliyor ve böbrekler de bundan olumsuz etkilenebiliyor. Şiddetli ısı stresi ve sıcak çarpması, akut böbrek hasarına yol açabiliyor. Nasıl önlem alalım? Egzersiz ve ağır açık hava aktivitelerini mümkün olduğunca günün daha serin saatlerinde yapın. Açık havada çalışmak zorundaysanız serin veya gölgeli ortamlarda düzenli dinlenme ve sıvı alma molaları verin. Tansiyonunuzu takip edin, ilaçlarınızı kendi kendinize değiştirmeyin Sıcak havalarda damarların genişlemesi ve sıvı kaybı kan basıncının düşmesine neden olabiliyor. Özellikle idrar söktürücü kullananlarda sıvı kaybının etkilerinin daha belirgin olabildiğini vurgulayan Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, bazı tansiyon ilaçlarını kullanan kişilerde de şiddetli sıvı kaybı durumunda böbrek fonksiyonlarının etkilenebildiğini söylüyor. Nasıl önlem almalı? Çok sıcak günlerde, özellikle hipertansiyon tedavisi görüyorsanız tansiyonunuzu takip edin. Baş dönmesi, bayılma hissi veya alışılmışın dışında tansiyon değerleriniz düşerse, ilaçlarınızı kendi kendinize kesmek yerine hekiminize danışın. Gelişigüzel ağrı kesici kullanmayın Nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar (NSAİİ) grubunda yer alan bazı ağrı kesiciler böbreğin kan akımını düzenleyen mekanizmaları etkileyebiliyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, ”Özellikle dehidratasyon, kronik böbrek hastalığı, ileri yaş veya kalp yetmezliği gibi ek risk faktörlerinin varlığında akut böbrek hasarı riski artabilmektedir. Yoğun terleme, kusma ve ishal gibi sıvı kaybına yol açan durumlarda bu risk daha da önem kazanmaktadır” diyor. Nasıl önlem almalı? Özellikle böbrek hastalığınız varsa NSAİİ grubu ağrı kesicileri hekime danışmadan sık ve kontrolsüz kullanmayın. Sıvı kaybettiğiniz dönemlerde kullandığınız ilaçlar konusunda hekiminizden bilgi alın. Böbrek taşı öykünüz varsa, dikkat! Sıcak havalarda terlemeyle sıvı kaybı arttığında ve bu kayıp karşılanmadığında idrar hacmi azalabiliyor. Düşük idrar hacmi, idrardaki taş oluşturucu maddelerin yoğunluğunu artırarak taş oluşumuna zemin hazırlayabiliyor. Bu nedenle yeterli sıvı alımı, özellikle daha önce böbrek taşı geçirmiş kişilerde taş tekrarını önlemenin temel yöntemlerinden birini oluşturuyor. Nasıl önlem almalı? Böbrek taşı olan hastalarda amaç yeterli idrar hacmini sağlamak. Güncel kılavuzlar, bu hastalarda günde en az 2,5 litre idrar hacmini sağlayacak miktarda sıvı alınmasını öneriyor. Ancak bunun içilecek su miktarı değil, hedeflenen günlük idrar miktarı olduğunu unutmayın. Dolayısıyla hekiminizin önerdiği miktarda su tüketmeye özen gösterin. İshal ve kusmaya bağlı sıvı kaybını önemseyin Yaz aylarında sıvı kaybının tek nedeni terleme olmuyor. İshal ve kusma da kısa sürede önemli miktarda su ile elektrolit kaybına yol açabiliyor. Kayıp şiddetli olduğunda ve yerine konulamadığında dolaşımdaki kan hacmi azalabiliyor ve böbrek fonksiyonları bozulabiliyor. Özellikle ileri yaştaki kişilerde ve kronik hastalığı bulunanlarda akut böbrek yetmezliği gibi daha ciddi sonuçlar gelişebiliyor. Nasıl önlem almalı? İshal veya kusma sırasında sıvı kaybını karşılamaya dikkat edin. Sıvı alamama, idrar miktarında belirgin azalma, ciddi baş dönmesi veya bayılma gelişirse sağlık kuruluşuna başvurun. Kronik böbrek hastalığınız varsa, bu belirtileri sıcaktan sanmayın Kronik böbrek hastalığı bulunan kişiler aşırı sıcakların, sıvı kaybının ve kan basıncındaki değişikliklerin etkilerine karşı daha hassas olabiliyor. Bu kişilerde kullanılan bazı ilaçlar da sıcak havalarda sıvı ve tansiyon dengesini etkileyebiliyor. Dolayısıyla havaların sıcak olduğu günlerde genel durumdaki değişikliklerin önemsenmesi gerekiyor. Nasıl önlem almalı? İdrar miktarında belirgin azalma, bayılma, bilinç bulanıklığı, sıvı alamama veya belirgin ve devam eden halsizlik gelişirse, bu yakınmaları yalnızca sıcağa bağlamayın. Özellikle kronik böbrek hastalığınız varsa tıbbi değerlendirme için gecikmeyin. Hekim kontrollerinizi aksatmayın Diyabet ve hipertansiyon, kronik böbrek hastalığının en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Sıcak havalarda sıvı kaybı, kan basıncındaki değişiklikler ve diyabetli kişilerde kan şekeri kontrolünün bozulması, mevcut böbrek hastalığı açısından ek sorunlara neden olabiliyor. Ayrıca kullanılan bazı ilaçların etkileri sıcak hava ve sıvı kaybı dönemlerinde değişebiliyor. Nasıl önlem almalı? Kan şekeri ve tansiyon takibinizi sürdürün, düzenli hekim kontrollerinizi aksatmayın. İlaçlarınızı havanın sıcak olması nedeniyle kendi kendinize kesmeyin veya dozlarını değiştirmeyin. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ağustos Sıcaklarında Pıhtı Riskini Azaltan 8 Öneri Haber

Ağustos Sıcaklarında Pıhtı Riskini Azaltan 8 Öneri

Ağustos sıcakları yalnızca bunaltıcı etki yaratmıyor, damar sağlığını da tehdit ediyor. Sıvı kaybı, uzun süre hareketsiz kalmak ve sıcak havanın dolaşım sistemi üzerindeki olumsuz etkileri, özellikle risk grubundaki kişilerde pıhtı oluşma ihtimalini artırıyor. Tedavi edilmediğinde akciğer embolisi, inme ve kalp krizine kadar uzanabilen ciddi sonuçlara yol açabilen pıhtılaşma, erken fark edildiğinde ve doğru önlemler alındığında büyük ölçüde önlenebiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Hidayet Demir, yaz aylarında pıhtı riskine karşı dikkat edilmesi gereken önemli noktaları anlattı. 1. Pıhtıyı basit bir dolaşım sorunu olarak değerlendirmeyin Pıhtı, kanın damar içerisinde normalin dışında pıhtılaşarak damarı kısmen ya da tamamen tıkaması durumudur. En sık bacak toplardamarlarında görülür ve “derin ven trombozu” olarak adlandırılır. En büyük tehlike ise oluşan pıhtının yerinden koparak akciğere ulaşması ve yaşamı tehdit eden pulmoner emboliye neden olmasıdır. Pıhtılar ayrıca beyin damarlarında inmeye, kalp damarlarında ise kalp krizine yol açabilir. Bu nedenle erken tanı ve tedavi büyük önem taşır. 2.Yaz sıcakları pıhtı oluşumu için uygun zemin hazırlıyor Yaz aylarında aşırı terlemeyle birlikte vücut önemli miktarda sıvı kaybeder. Bu kayıp yeterince yerine konulmadığında kan yoğunlaşır ve pıhtılaşma eğilimi artabilir. Sıcak hava aynı zamanda damarların genişlemesine neden olur. Özellikle bacak toplardamarlarında kanın göllenmesi ve dolaşımın yavaşlaması, pıhtı oluşumu için uygun bir ortam hazırlar. Uzun süre hareketsiz kalındığında ise baldır kaslarının kanı kalbe taşıyan doğal pompa etkisi ortadan kalkar ve risk daha da yükselir. 3. Uzun yolculuklarda hareket etmeyi ihmal etmeyin Dört saatin üzerindeki uçak, otobüs veya otomobil yolculukları pıhtı riskini artırabilir. Özellikle uçak kabinindeki düşük nem oranı sıvı kaybını artırırken, saatlerce aynı pozisyonda oturmak bacak damarlarındaki kan akımını yavaşlatır. Yolculuk sırasında her 1-2 saatte bir ayağa kalkıp kısa yürüyüşler yapmak, ayak bileği egzersizleri uygulamak, bol su içmek ve rahat kıyafetler tercih etmek riski önemli ölçüde azaltır. 4. Bazı kişilerde pıhtı riski çok daha yüksek Daha önce pıhtı geçirenler, 60 yaş üzerindeki bireyler, kanser hastaları, büyük ameliyat geçirenler, uzun süre yatağa bağımlı kalanlar, hamileler ve lohusalık dönemindeki kadınlar, obez bireyler, sigara kullananlar, diyabet ve kalp yetmezliği bulunan hastalar ile genetik pıhtılaşma bozukluğu olan kişiler yüksek risk grubunda yer alır. Yaz aylarında bu kişilerin sıvı tüketimine daha fazla dikkat etmeleri ve uzun süre hareketsiz kalmamaları gerekir. 5. Günlük yaşam alışkanlıkları pıhtıyı önlemede kritik rol oynuyor Pıhtıyı önlemenin en etkili yolu sağlıklı yaşam alışkanlıklarını sürdürmektir. Susamayı beklemeden düzenli su içmek, her gün yürüyüş yapmak, masa başında çalışanların her saat başı ayağa kalkması ve uzun süre aynı pozisyonda kalmaması oldukça önemlidir. Sağlıklı kilonun korunması, sigaranın bırakılması ve kronik hastalıkların düzenli takip edilmesi de riski azaltan önemli faktörler arasındadır. 6. Risk grubundakiler koruyucu önlemleri ihmal etmemeli Pıhtı riski yüksek olan kişilerde hekim önerisi doğrultusunda koruyucu kan sulandırıcı tedaviler veya basınçlı varis çorapları kullanılabilir. Ancak bu uygulamalar mutlaka doktor kontrolünde planlanmalıdır. Özellikle daha önce pıhtı geçirmiş hastaların yaz döneminde kontrollerini aksatmaması büyük önem taşır. 7. Bu belirtiler varsa vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurun Tek taraflı bacakta şişlik, ağrı, sıcaklık artışı ve kızarıklık derin ven trombozunun önemli belirtileri olabilir. Pıhtının akciğere ulaşması durumunda ise ani başlayan nefes darlığı, göğüs ağrısı, çarpıntı ve kanlı öksürük görülebilir. Bu belirtiler acil müdahale gerektirir ve vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. 8. Basit önlemlerle hayati risklerin önüne geçilebilir Pıhtı, erken tanındığında ve doğru tedavi edildiğinde büyük ölçüde kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Özellikle yaz aylarında yeterli su tüketmek, düzenli hareket etmek, uzun süre hareketsiz kalmamak ve risk belirtilerini ciddiye almak; akciğer embolisi, inme ve kalp krizi gibi hayati sonuçların önlenmesinde kritik rol oynar. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sıcak Hava Böbrekleri Nasıl Etkiliyor? Bu Belirtileri Hafife Almayın Haber

Sıcak Hava Böbrekleri Nasıl Etkiliyor? Bu Belirtileri Hafife Almayın

Özellikle aşırı terlemeye bağlı gelişen sıvı kaybı, böbreklerin çalışma düzenini bozarak böbrek taşı ve akut böbrek hasarı riskini artırabiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi Nefroloji Bölümü'nden Doç. Dr. Ali Bakan, yaz aylarında yeterli sıvı tüketiminin böbrek sağlığını korumadaki kritik rolüne dikkat çekerek, alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. Yaz aylarında vücut sıcaklığını dengelemek için deri damarları genişleyerek terleme artmaktadır. Terleme ile birlikte su ve elektrolit kaybı yaşanmaktadır. Kaybedilen sıvının yeterince yerine konulmaması ise vücuttaki sıvı hacmini azaltmaktadır. Bu durum böbreklere ulaşan kan akımını düşürürken idrar miktarının azalmasına neden olmaktadır. Sonuç olarak böbreklerin filtreleme sistemi daha fazla çalışmak zorunda kalıyor ve özellikle sıcak havalarda böbrek taşı ile akut böbrek hasarı riski belirgin şekilde artmaktadır. En büyük risk fark edilmeyen sıvı kaybı Yaz aylarında böbrekleri tehdit eden en önemli etken sıcak hava değil, fark edilmeden gelişen sıvı kaybıdır. Böbrek sağlığını korumak için herkese uygun tek bir su tüketim miktarı bulunmaz Günlük sıvı ihtiyacı; yaş, vücut ağırlığı, fiziksel aktivite düzeyi, iklim koşulları ve mevcut hastalıklara göre değişiklik gösterebilir. Sağlıklı bireylerde günlük sıvı tüketiminin kilogram başına yaklaşık 30-35 mililitre olması önerilir. Yaklaşık 70 kilogram ağırlığındaki bir kişi için bu miktar ortalama 2-2,5 litreye karşılık gelir. Ancak yaz aylarında, yoğun egzersiz yapanlarda ve aşırı terleyen kişilerde sıvı ihtiyacı daha da artar. İdrar rengi böbrekleriniz hakkında ipucu veriyor Yeterli su tüketilip tüketilmediğini anlamanın en pratik yollarından biri idrar rengini takip etmektir. Açık saman sarısı idrar genellikle yeterli sıvı alımını gösterirken, koyu sarı veya kehribar renk sıvı ihtiyacının arttığını düşündürür. Günlük idrar miktarında belirgin azalma da böbreklerin susuz kaldığını gösteren önemli bulgular arasında yer alır. Ancak bazı ilaçlar ve vitaminlerin de idrar rengini değiştirebileceği unutulmamalıdır. Böbrek taşı ve idrar yolu enfeksiyonlarına dikkat Sıvı kaybı nedeniyle yoğunlaşan idrar, böbrek taşı oluşumuna neden olan minerallerin kristalleşmesini kolaylaştırabilir. Daha önce böbrek taşı öyküsü bulunanlar, diyabet ve obezite hastaları, ailesinde böbrek taşı öyküsü olanlar, gut hastaları ile hiperparatiroidizm, hiperürisemi ve malabsorpsiyon sendromu bulunan kişiler daha yüksek risk altında bulunur. Yaz aylarında sık görülen idrar yolu enfeksiyonları da ihmal edilmemeli. Tedavi edilmeyen enfeksiyonlar böbreklere ilerleyerek akut piyelonefrite neden olabilir. Gazlı içecekler suyun yerini tutmuyor Soğuk içeceklerin böbreklere zarar verdiği düşüncesi doğru değildir. Önemli olan içeceğin sıcaklığı değil, içeriğidir. Böbrek sağlığı için en doğru tercih her zaman sudur. Şekersiz maden suyu uygun miktarlarda tüketilebilir. Gazlı ve şekerli içecekler ise yüksek miktarda şeker, fruktoz, fosforik asit, sodyum ve kafein içerir. Yüksek fruktoz tüketimi ürik asit düzeyini artırırken idrarla kalsiyum atılımını yükselterek idrar sitratını azaltabilir. Bu değişiklikler böbrek taşı oluşumunu kolaylaştırırken uzun vadede obezite, diyabet, hipertansiyon ve kronik böbrek hastalığı riskini de artırabilir. Özellikle enerji içecekleri sıcak havalarda yoğun fiziksel aktivite sırasında tüketildiğinde sıvı ve elektrolit dengesini bozarak böbrekler üzerinde ek yük oluşturabilir. Yaz meyveleri faydalı ama ölçülü tüketilmeli Karpuz ve kavun gibi su oranı yüksek meyveler sağlıklı bireylerde sıvı alımına katkı sağlayabilir. Ancak bu besinler suyun yerine geçmez. Diyabet ve kronik böbrek hastalığı bulunan kişilerin bu meyveleri kontrollü tüketmesi gerekir. Özellikle kavunun yüksek potasyum içerdiği unutulmamalıdır. Hipertansiyon ve diyabet kronik böbrek hastalığının en sık görülen nedenleri arasında yer alır. Yaz aylarında gelişen sıvı kaybı bu hasta grubunda akut böbrek hasarı riskini daha da artırabilir. Tatilde böbreklerinizi ihmal etmeyin Deniz, havuz ve uzun yolculuklarda düzenli su tüketimi ihmal edilmemeli, uzun süre idrar tutulmamalı ve aşırı güneş altında kalınmamalıdır. Böbrek sağlığını korumak için yeterli sıvı tüketiminin yanı sıra tansiyon ve kan şekeri kontrolü, tuz tüketiminin sınırlandırılması ve ilaçların düzenli kullanılması da büyük önem taşır. Özellikle böbrek taşı, diyabet, hipertansiyon ve kronik böbrek hastalığı bulunan kişilerin yaz aylarında sıvı tüketimine daha fazla özen göstermesi gerekir. Böbrek sağlığını korumak için normal düzeyde kalsiyum tüketilmeli, aşırı oksalat içeren besinlerden kaçınılmalı, kırmızı ve işlenmiş et tüketimi sınırlandırılmalı, meyve ve sebze ağırlıklı beslenilmeli, şekerli ve gazlı içecekler azaltılmalıdır. Özellikle kalsiyum oksalat taşı bulunan kişilerin ıspanak, pazı, pancar yaprağı, kakao, çikolata, badem gibi kuruyemişler ve aşırı siyah çay tüketimine dikkat etmesi önerilmektedir. Bu belirtileri hafife almayın Yaz aylarında aşağıdaki belirtilerin görülmesi durumunda vakit kaybetmeden bir nefroloji uzmanına başvurulması gerekir. Özellikle diyabet, hipertansiyon veya kronik böbrek hastalığı bulunan kişilerde bu bulgular kalıcı böbrek hasarının habercisi olabilir. İdrar miktarında belirgin azalma İdrarda kan görülmesi Yüksek ateş ve yan ağrısı Ani gelişen ödem Kontrol altına alınamayan tansiyon yüksekliği Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sıcakta Dışarıda Yapılan Yoğun Aktivite Ani Ölüm Riskini Artırabiliyor!  Haber

Sıcakta Dışarıda Yapılan Yoğun Aktivite Ani Ölüm Riskini Artırabiliyor! 

Yüksek sıcaklıklar nedeniyle damarların genişlediğini ve yoğun terlemeyle sıvı kaybı yaşandığını ifade eden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Baltalı, “Sıvı kaybı ve damar genişlemesi nedeniyle kalp, tüm vücuda kan pompalayabilmek için daha fazla kasılmak ve daha hızlı çarpmak zorunda kalır. Bu durum kalbin iş yükünü ve oksijen ihtiyacını net bir şekilde artırır.” dedi. Aşırı sıcakların en çok yaşlılar, kalp-damar hastaları ve kalp yetmezliği bulunan bireyleri tehdit ettiğine vurgu yapan Prof. Dr. Baltalı, sıcaklıklarda dışarıda yoğun fiziksel aktivitenin ölüm riskini artırabileceğine dikkat çekti. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Baltalı, artan sıcak hava dalgalarının kalp ve damar sistemi üzerindeki hayati riskleri ile bu risklerden korunmak için alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. Sıcaklık yükseldiğinde vücut damarları genişler ve yoğun terlemeyle sıvı kaybedilir! Son 15-20 yılda iklim değişikliğine bağlı olarak sıcak hava dalgalarının ciddi oranda artış gösterdiğini dile getiren Prof. Dr. Mehmet Baltalı, “Günümüzde Avrupa’nın birçok bölgesinde sıcaklıkların 30-35°C'nin üzerine çıkmasının, insanlarda acil servise başvuru ve ölüm oranlarını arttırdığı, kalp-damar sisteminde ciddi problemlere yol açtığı görülmekte.” dedi. Çevre sıcaklığının belirli bir derecenin üzerine çıktığında vücudun iki temel reaksiyon gösterdiğine işaret eden Prof. Dr. Baltalı, “İlk olarak vücudu soğutmak amacıyla damarlar genişler, yani vazodilatasyon gerçekleşir. Bu durum tansiyonun düşmesine ve fenalık hissine neden olabilir. İkinci olarak da vücut ısısını dengelemek için terleme başlar, fakat yoğun terleme vücudun ciddi oranda sıvı kaybetmesine yol açar.” şeklinde konuştu. Aşırı sıcaklar, özellikle yaşlılar ve kalp hastaları için hayati tehlike oluşturuyor! Sıvı kaybı ve damar genişlemesi nedeniyle kalbin, tüm vücuda kan pompalayabilmek için daha fazla kasılmak ve daha hızlı çarpmak zorunda kaldığını vurgulayan Prof. Dr. Baltalı, şunları söyledi: “Bu durum kalbin iş yükünü ve oksijen ihtiyacını net bir şekilde artırır. Yüksek sıcaklıklar özellikle metabolik yanıtları azalan yaşlılar, kalp-damar hastalığı olanlar ve kalp yetmezliği hastaları için ciddi hayati tehlike oluşturur. Bunun yanı sıra sıcak hava dalgalarında, yani sıcaklığın 39-45 derecelere ulaştığı zamanlarda dışarıda hareket etmek risklidir. Sporcular her ne kadar antrenmanlı olsa da bu havalarda dışarıda çalışan işçilerde ve yoğun fiziksel aktivite gösterenlerde ölüm oranları çok net bir şekilde artar.” Sıcak dalgalarında en büyük risk susuzluk ve yanlış saatlerde yapılan egzersiz! Bu olumsuz etkilerden korunmak için sıcak dalgası olduğu zamanlarda mümkün olduğunca dışarı çıkmamak gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Baltalı, “Vücudun susuz kalmasını önlemek amacıyla bol sıvı tüketilmeli ve fiziksel aktiviteler kesinlikle günün en sıcak saatlerinde yapılmamalı. Dışarıda spor yapmak isteyenler bu aktiviteyi havanın daha serin olduğu sabah veya akşam saatlerine kaydırmalı.” diyerek sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaz Aylarında Kanser Tedavisi Görenler İçin Hayati Uyarılar! Haber

Yaz Aylarında Kanser Tedavisi Görenler İçin Hayati Uyarılar!

Yaz aylarında artan sıcaklıklar ve yoğun güneş maruziyeti kanser tedavisinde bazı yan etkilerin daha belirgin hissedilmesine yol açabiliyor. Özellikle kemoterapi, immünoterapi ve hedefe yönelik tedaviler alan hastalarda sıvı kaybı, güneş hassasiyeti, enfeksiyonlar ve sıcak havaya bağlı bazı sağlık sorunları daha sık görülebiliyor. Ancak doğru önlemler alındığında tedavi sürecini yaz döneminde de güvenli şekilde sürdürmenin mümkün olduğunu belirten Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Engin Erdemoğlu “Kanser tedavisi gören hastalar için güvenli bir yaz mevsiminin temelinde bilinçli davranmak ve hekim önerilerine uyum göstermek yatmaktadır. Yeterli sıvı tüketimi, güneşten korunma, güvenli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve enfeksiyonlardan korunma gibi basit önlemler hem tedavi sürecinin daha rahat geçmesini sağlar hem de yaşam kalitesini önemli ölçüde artırır” diyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Erdemoğlu, yazın kanser tedavisi gören görenlerin dikkat etmesi gereken 10 kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Güneşten korunun Tedavi gören hastaların yaz aylarında yaptığı en önemli hatalardan biri uzun süre güneş altında kalmaktır. Bazı kemoterapi ilaçları ve hedefe yönelik tedaviler çok hızlı güneş yanığı gelişmesine, cilt lekelerine ve tahrişe yol açabilir. Güneşten korunmanın yalnızca krem kullanmak anlamına gelmediği unutulmamalıdır. Gölge alanların tercih edilmesi, uygun kıyafet, geniş kenarlı şapka ve güneş gözlüğü kullanılması, güneşin en yoğun olduğu saatlerden kaçınılması da en az güneş kremi kadar önemlidir. Özellikle saat 11.00 ile 16.00 arasında doğrudan güneşe maruz kalınmamalı, en az SPF 50 koruma sağlayan, geniş spektrumlu (UVA ve UVB korumalı) güneş kremleri tercih edilmelidir. Sıvı tüketimini artırın Yaz döneminde onkoloji kliniklerinde en sık karşılaşılan sorunlardan biri yetersiz sıvı tüketimidir. Hastaların önemli bir kısmı su içmek için, susama hissinin yeterli olduğunu düşünse de özellikle ileri yaş hastalarda susama mekanizması her zaman güvenilir değildir. Sıvı kaybı sadece halsizlik ve baş dönmesine değil, aynı zamanda böbrek fonksiyonlarında bozulmaya ve bazı kemoterapi ilaçlarının yan etkilerinin artmasına da neden olabilir. Ayrıca bazı kemoterapi ilaçlarının yan etkilerinin daha belirgin hale gelmesine neden olabilir. Bu nedenle gün boyunca susamayı beklemeden, düzenli aralıklarla su içilmelidir. Böbrek, kalp hastalığı vb özel bir durum yoksa günde 2–2,5 litre sıvı tüketimi hedeflenmelidir. Ancak bu miktar kişinin kilosuna, aldığı tedaviye ve mevcut sağlık durumuna göre değişebilir. SPF 50’yi tercih edin Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Engin Erdemoğlu “Son yıllarda güneş kremlerinin içeriğiyle ilgili çeşitli tartışmalar gündeme gelmektedir. Hastaların bu konuda sosyal medyadaki bilgi kirliliğinden ziyade bilimsel verilere güvenmeleri önemlidir. Günümüzde onaylı güneş kremlerinin kanser tedavileriyle veya hormon tedavileriyle klinik açıdan anlamlı bir etkileşim gösterdiğine dair güçlü bir kanıt bulunmamaktadır. Özellikle mineral filtre içeren, çinko oksit veya titanyum dioksit bazlı ürünler hassas cilde sahip hastalarda iyi bir seçenek olabilir” diyor. Beslenmenize özen gösterin Tedavi sürecinde yeterli ve dengeli beslenmek bağışıklık sisteminin desteklenmesine katkı sağlar. Hafif, dengeli ve güvenilir gıdaların tercih edilmesi gerekir. Mevsim sebze ve meyveleri, yeterli protein içeren öğünler ve düzenli sıvı alımı tedavi sürecini destekler. Açıkta olan gıdalardan kaçının Ancak açıkta satılan yiyecekler, iyi yıkanmamış sebzeler, çiğ et ve çiğ deniz ürünleri enfeksiyon riski nedeniyle dikkatle değerlendirilmelidir. Özellikle beyaz küre sayısı düşük olan hastalarda basit bir gıda kaynaklı enfeksiyon bile ciddi sonuçlar doğurabilir. Yaz aylarında uzun süre dışarıda beklemiş süt ürünleri, mayonezli yiyecekler ve açık büfe ürünleri de risk oluşturabilir. Sıcak çarpmasına dikkat edin Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Erdemoğlu “Kanser tedavisi gören hastaların çoğunun farkında olmadığı önemli bir risk de sıcak çarpmasıdır. Sıcak çarpması ile kemoterapi yan etkileri bazen birbirine karışabilir. Ancak yüksek ateş, bilinç bulanıklığı, aşırı terleme veya tam tersine terleyememe, ciddi baş dönmesi, çarpıntı ve bayılma hissi gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa sıcak çarpması mutlaka akılda tutulmalıdır. Özellikle ileri yaş hastalar, eşlik eden kalp-damar hastalığı bulunanlar, böbrek fonksiyonları sınırlı olanlar ve performans durumu düşük hastalar sıcak havalardan daha fazla etkilenmektedir” diyor. Enfeksiyonlardan korunun Kemoterapi bağışıklık sistemini baskılayabildiği için enfeksiyonlara karşı daha dikkatli olunmalıdır. Kalabalık ve kapalı ortamlardan kaçınılmalı, el hijyenine özen gösterilmeli, hasta kişilerle yakın temasta bulunulmamalı ve ateş gelişmesi halinde mutlaka hekime başvurulmalıdır. Aktif kalmaya çalışın Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Erdemoğlu “Fiziksel aktivite tedavi sürecinin önemli bir parçasıdır. Günümüzde mümkün olduğu kadar aktif kalmanın hem yaşam kalitesini hem de fiziksel dayanıklılığı artırdığı bilinmektedir. Yaz aylarında yürüyüş, hafif tempolu bisiklet, yüzme ve esneme egzersizleri uygun seçenekler arasında yer alır. Ancak egzersizlerin günün serin saatlerinde yapılması, yeterli sıvı alınması ve aşırı efordan kaçınılması gerekir. Hastaların kendilerini zorlamadan, vücutlarının verdiği sinyalleri dikkate alarak hareket etmeleri önemlidir” diyor. Tatili tedavi programına göre planlayın Tedavi alan hastaların yaz tatiline çıkmasında çoğu zaman bir sakınca yoktur. Ancak seyahat planları tedavi takvimine göre yapılmalı, gidilecek bölgede sağlık hizmetlerine erişim imkanı araştırılmalı ve kullanılan ilaçlar düzenli şekilde taşınmalıdır. Deniz genellikle uygun koşullarda tercih edilebilirken, hijyeninden emin olunmayan havuzlarda enfeksiyon riski göz önünde bulundurulmalıdır. Yakın zamanda cerrahi geçirmiş, kateter taşıyan veya ciddi bağışıklık baskılanması olan hastalarda daha dikkatli olunmalıdır. Estetik işlemleri erteleyin Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Engin Erdemoğlu “Estetik uygulamalar konusunda kemoterapi sürecinde dikkatli olunmalıdır. Botoks, dolgu, mezoterapi ve benzeri işlemler bazı hastalarda uygun olsa da aktif tedavi sırasında enfeksiyon, gecikmiş yara iyileşmesi ve beklenmeyen cilt reaksiyonları açısından risk oluşturabilir. Bu nedenle estetik girişimler mutlaka hastayı takip eden onkoloji uzmanı ile görüşülerek planlanmalıdır. Özellikle beyaz küre veya trombosit değerlerinin düşük olduğu dönemlerde bu tür işlemlerden kaçınılmalıdır” diyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaz Mevsiminde Hamileler İçin 11 Kritik Öneri Haber

Yaz Mevsiminde Hamileler İçin 11 Kritik Öneri

Hamilelik döneminde hormonlardaki değişimler ve artan kan dolaşımı nedeniyle vücut sıcaklığının doğal olarak yükseldiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nuri Ceydeli, “Gebeler, hızlanan kan akışı nedeniyle kendilerini normalden daha sıcak hissedebilir. Hava sıcaklıklarının artması da bu durumu daha belirgin hale getirebilir. Bu nedenle yaz aylarında günlük alışkanlıkların ve yaşam koşullarının gebeliğe uygun şekilde düzenlenmesi önemli” dedi. Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nuri Ceydeli, yaz mevsimini daha konforlu geçirmek isteyen anne adayları için 11 önemli öneri paylaştı: Susuz kalmayın: Gebelikte, özellikle sıcak havalarda yeterli sıvı tüketimine dikkat edilmeli. Vücudun susuz kalması rahimde kasılmaları tetikleyerek erken doğum sancılarına ve erken doğuma neden olabilir. Bu nedenle anne adayları günde en az 2,5-3 litre su içmeli. Sıvı alırken de dikkatli olunmalı; kafein içeren çay ve kahve, sık idrara çıkmaya bağlı olarak sıvı kaybını artırabileceği için sınırlandırılmalı. Sıcaktan kaçının: Hamileler mümkün olduğunca 11.00-15.00 saatleri arasında dışarı çıkmamalı, gölge ve serin alanları tercih etmeli. Doğrudan güneş altında kalınmamalı çünkü bu durum vücudun sıvı kaybını artırabilir. Sıcak havalarda klimalı ortamlar tercih edilmeli ancak ortamın aşırı soğuk olmamasına dikkat edilmeli. Ani ısı değişikliklerinden kaçınılmalı. Yolculuklarda hareket etmeyi unutmayın: Hamileler, doktorlarının uygun görmesi halinde sağlık raporuyla 26. haftadan 34. haftaya kadar uçak yolculuğu yapabilir. Ancak ulaşım aracı ne olursa olsun yolculuk sırasında her saat başı 5-10 dakika hareket edilmeli ve uzun süre aynı pozisyonda kalınmamalı. Uçak yolculuklarında da düzenli olarak ayağa kalkıp yürünmeli. Bu kurallara uyulduğu sürece yolculuk süresine ilişkin özel bir kısıtlama bulunmaz. Şişliklere karşı önlem alın: Hamileliğin son üç ayında her üç gebeden birinde, özellikle el ve ayaklarda şişlik görülebilir. Sıcak hava, yüksek nem ve uzun süre ayakta kalmak bu şikayetleri artırabilir. Bu nedenle gün içinde fırsat buldukça dinlenilmeli, ayaklar yüksekte tutulmalı ve mümkünse ayak ile bacaklara masaj yapılmalı. Ayak banyolarından yararlanılabilir. Ayrıca yüzük ve bilezik gibi aksesuarlar, el ve parmaklarda şişlik oluşmadan önce çıkarılmalı. Beslenmenize dikkat edin: Yaz aylarında hafif ve kolay sindirilebilen besinler tercih edilmeli. Gaz yapan ve sindirimi zor gıdalardan uzak durulmalı. Öğünler az miktarda ancak daha sık aralıklarla tüketilmeli. Ayrıca yemek sonrasında hemen sıcak havaya çıkılmamalı. Serin kalmaya özen gösterin: Sıcak havaların etkisini azaltmak için gün içinde serin duş alınmalı. İmkân varsa havuzda ya da denizde vakit geçirilmeli ve yüzülmeli. Deniz bulunan bölgelerde havuz yerine deniz tercih edilmeli. Her gün 15-20 dakikalık yüzme seansları yapılabilir. Deniz veya havuz sonrası ise ıslak kıyafetler bekletilmeden kuru olanlarla değiştirilmeli. Egzersizi hafif tempoda sürdürün: Terlemeye bağlı aşırı sıvı kaybı oluşabileceği için hamilelikte yoğun egzersizlerden kaçınılmalı. Bunun yerine yoga, pilates ve t’ai chi gibi hafif aktiviteler ya da suda yapılan egzersizler tercih edilmeli. Egzersiz sonrasında kaybedilen sıvı ve minerallerin yerine konabilmesi için yeterli sıvı tüketilmeli. Cilt sağlığınızı koruyun: Hamilelikte artan melatonin hormonunun etkisiyle ciltte lekelenme ve bronzlaşma eğilimi artabilir. Bu nedenle güneşe çıkmadan yaklaşık 20 dakika önce uygun UVB koruması sağlayan bir güneş kremi kullanılmalı. Günümüzde gebelik dönemine özel geliştirilen güneş kremleri de tercih edilebilir. Doğru kıyafetler tercih edin: Sıcak havalarda açık renkli kıyafetler tercih edilmeli. Pamuk ve keten gibi doğal kumaşlardan üretilen bol ve rahat giysiler kullanılmalı. Bu sayede hem terleme azaltılabilir hem de hareket özgürlüğü sağlanabilir. Ayakkabı seçimine dikkat edin: Ayakların hava almasını sağlayan rahat ayakkabılar tercih edilmeli. Bu sayede hem şişlik kaynaklı rahatsızlıkların önüne geçilebilir hem de düşme riskinin azaltılmasına katkı sağlanabilir. Ek olarak bel sağlığını desteklemek için çok hafif topuklu ayakkabılar kullanılabilir. Tatil planınızı doğru yapın: Hamileler yaz aylarında tatil planlarında aşırı sıcak olmayan bölgeleri tercih etmeli. Tatil sırasında doğrudan güneş altında uzun süre kalınmamalı, serin ve gölge alanlarda vakit geçirilmeli. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaz Aylarında Artan Enfeksiyonlara Dikkat Haber

Yaz Aylarında Artan Enfeksiyonlara Dikkat

Sıcak havalarda gıdaların daha hızlı bozulabilmesi, ortak kullanım alanlarının yoğunlaşması ve hijyen kurallarına yeterince dikkat edilmemesi çeşitli enfeksiyonların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabiliyor. Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Halil Genç, yaz aylarında görülen mide ve bağırsak enfeksiyonlarının önemli bir kısmının alınacak basit önlemlerle azaltılabileceğini belirterek konu hakkında bilgiler verdi. Yaz Aylarında Enfeksiyon Riski Neden Artıyor? Sıcak hava koşulları birçok bakteri ve mikroorganizmanın çoğalmasını kolaylaştırmaktadır. Uygun koşullarda saklanmayan et, tavuk, süt ürünleri ve deniz ürünleri de çeşitli gıda kaynaklı enfeksiyonlara neden olabilmektedir. Bunun yanı sıra havuzlar, su parkları ve ortak kullanım alanları da bazı enfeksiyonların yayılması açısından risk oluşturabilmektedir. Yaz döneminde görülen mide-bağırsak enfeksiyonları çoğunlukla ishal, karın ağrısı, mide bulantısı, kusma, halsizlik ve ateş gibi belirtilerle kendini gösterebilmektedir. Şikayetlerin şiddeti kişiden kişiye değişebilmekle birlikte çocuklar, ileri yaş grubundaki bireyler ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde daha dikkatli olunması gerekmektedir. Havuz Suyu Yutmak Enfeksiyon Riskini Artırabiliyor Havuzların düzenli olarak temizlenmesi ve uygun şekilde dezenfekte edilmesi enfeksiyon riskini azaltan önemli faktörler arasında yer alsa da hiçbir havuz tamamen risksiz kabul edilmemektedir. Havuz suyunun istemsiz olarak yutulması bazı bağırsak enfeksiyonlarının bulaşmasına neden olabilir. Çocukların havuzlarda daha uzun süre vakit geçirmesi ve su yutma eğilimlerinin fazla olması nedeniyle ailelerin bu konuda dikkatli olması önem taşımaktadır. İshal, mide bulantısı veya aktif enfeksiyon belirtileri bulunan kişilerin ortak havuzları kullanmamaları hem kendi sağlıkları hem de toplum sağlığı açısından önemlidir. Açık Büfelerde ve Pikniklerde Nelere Dikkat Edilmeli? Yaz tatillerinin vazgeçilmezlerinden biri olan açık büfeler ve açık hava organizasyonları, uygun hijyen kurallarına uyulmadığında gıda kaynaklı enfeksiyon riskini artırabilmektedir. Uzun süre oda sıcaklığında bekleyen yiyeceklerde bakteri çoğalması hızlı olabilmektedir. Et, tavuk, balık, yumurta ve süt ürünlerinin uygun sıcaklıklarda muhafaza edilmesi önemli. Çiğ etlerin hazır tüketilecek gıdalarla temas etmesi de çapraz bulaşma olarak adlandırılan önemli bir hijyen sorununa yol açabilmektedir. Bu nedenle çiğ ve pişmiş gıdaların hazırlanması sırasında kullanılan ekipmanların ayrı olması ve el hijyenine dikkat edilmesi gerekir. Sıvı Kaybı Hafife Alınmamalı Mide ve bağırsak enfeksiyonlarının en önemli sonuçlarından biri vücudun sıvı ve elektrolit kaybetmesidir. Özellikle yaz sıcaklarının da etkisiyle bu kayıp daha hızlı gelişebilmektedir. İshal ve kusma yaşayan kişilerin yeterli miktarda sıvı tüketmeleri önemlidir. Çocuklarda, yaşlılarda ve kronik hastalığı bulunan bireylerde sıvı kaybı daha ciddi sonuçlara yol açabileceği için belirtilerin yakından takip edilmesi gerekmektedir. Kamp ve Doğa Aktivitelerinde Su Tüketimine Dikkat Doğada bulunan su kaynakları temiz görünse bile çeşitli mikroorganizmalar içerebilir. Bu nedenle kaynağı bilinmeyen suların doğrudan tüketilmemesi gerekir. Kamp ve doğa yürüyüşleri sırasında kullanılacak suların güvenilir kaynaklardan temin edilmesi, gerektiğinde uygun filtreleme veya kaynatma yöntemlerinin uygulanması enfeksiyon riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Çocuklar ve Yaşlılar Daha Fazla Risk Altında Mide ve bağırsak enfeksiyonları her yaş grubunda görülebilse de çocuklar ve ileri yaş grubundaki bireylerde sıvı kaybı daha hızlı görülebilmektedir. Ayrıca bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde enfeksiyonların daha ağır seyretme riski bulunabilmektedir. Bu nedenle yüksek ateş, şiddetli karın ağrısı, uzun süren kusma, dışkıda kan görülmesi veya belirgin sıvı kaybı belirtilerinin ortaya çıkması durumunda sağlık kuruluşuna başvurulması önem taşımaktadır. Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Halil Genç, yaz aylarında görülen mide ve bağırsak enfeksiyonlarının büyük bölümünde hijyen kurallarına dikkat edilmesinin önemli olduğunu belirterek şu bilgileri paylaştı: “Yaz döneminde havuz kullanımı, açık büfe tüketimi ve dış ortam aktivitelerinin artması bazı enfeksiyonların görülme sıklığını artırabilmektedir. El hijyenine dikkat edilmesi, güvenilir gıda tüketilmesi, yeterli sıvı alınması ve havuz hijyeni konusunda bilinçli davranılması enfeksiyon riskinin azaltılmasına katkı sağlayabilir. Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireylerde gelişen şikayetlerin yakından takip edilmesi önemlidir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.