Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sıvı Soğutma

Kapsül Haber Ajansı - Sıvı Soğutma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sıvı Soğutma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Schneider Electric’ten Yapay Zekâ Fabrikaları İçin Yeni Prefabrik Tasarım Haber

Schneider Electric’ten Yapay Zekâ Fabrikaları İçin Yeni Prefabrik Tasarım

Schneider Electric’in yeni RapidScale Modüler Veri Merkezi Referans Tasarımı, sektörün geleneksel inşaat yöntemlerinden büyük ölçekte yapay zekâ kapasitesi üretimine geçişini destekliyor. NVIDIA Vera Rubin platformunu desteklemek üzere geliştirilen tasarım, donanım altyapısı için esnek bir teknik çerçeve sunuyor. Schneider Electric’in prefabrik modüler veri merkezi çözümleri portföyü RapidScale, yaklaşık yüzde 90’ı şirketin kendi çözümlerinden oluşan yapıyı, tüm yaşam döngüsünü kapsayan destekle bir araya getiriyor. Böylece devreye alma süreçlerini hızlandırmayı, öngörülebilirliği artırmayı ve proje risklerini azaltmayı hedefliyor. Compass Datacenters ile ortaklaşa hazırlanan yeni bir süre analizi çalışması, IT ekipmanlarının yer aldığı prefabrik modüllerin sahadaki kurulum süresini yüzde 80 azalttığını ortaya koydu. Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, RapidScale Modüler Veri Merkezi Referans Tasarımı 115’i tanıttı. Yüksek yoğunluklu yapay zekâ altyapıları için doğrulanmış ve mühendislik çalışmaları önceden tamamlanmış bir teknik çerçeve sunan yeni referans tasarım, saha lojistiğini ve planlamayı kolaylaştırırken dünya genelinde yapay zekâ fabrikalarının devreye alınmasını hızlandırıyor. NVIDIA Vera Rubin platformu ile yenilikçi sıvı soğutma teknolojisini bir araya getiren tasarım, enerji kullanımını kontrol altında tutarken işlem gücünü en üst düzeye çıkarmak üzere geliştirildi. Akıllı sıcaklık kontrolleriyle desteklenen gelişmiş sıvı soğutma teknolojisi, veri merkezlerinin aşırı ısınma riski veya enerji israfı olmadan en yüksek hesaplama performansını sunmasını sağlıyor. Modülerliği altyapı mimarisinin geneline entegre eden bu yaklaşım, işletmecilerin yalnızca projeye özel tasarlanan veri merkezlerine dayanmak yerine, tekrarlanabilir ve riskler açısından test edilmiş yapay zekâ altyapısı tasarımlarına geçişini destekliyor. Bu tasarımlar, güç sistemlerini, sıvı soğutmayı, IT altyapısını, yazılımı ve yaşam döngüsü hizmetlerini ölçeklenebilir, endüstriyel bir teslimat modeli içinde bir araya getiriyor. Pazardaki dönüşüme ve yapay zekâ altyapısının kritik ihtiyaçlarına yanıt Yeni modüler veri merkezi referans tasarımı, yapay zekânın işlem gücü ihtiyacının altyapı gereksinimlerini kökten değiştirdiği, veri merkezi sektörünün hızla büyüyüp dönüştüğü bir dönemde sunuluyor. Prefabrik modüler altyapının bir dönem avantajları olarak görülen hız, öngörülebilirlik, tekrarlanabilirlik ve kalite, artık yapay zekânın gerektirdiği ölçekte veri merkezleri kurabilmek için temel gereksinimler arasında yer alıyor. Schneider Electric’in tahminlerine göre küresel veri merkezi kapasitesi, 2030’a kadar 170 GW artarak toplam 300 GW’a ulaşacak. Bu rakam, 2025’teki kurulu kapasitenin 2,3 katına karşılık geliyor. On yılın sonunda yapay zekâ iş yüklerinin toplam talebin yaklaşık yüzde 65’ini oluşturması bekleniyor. Bu büyüme, yapay zekâ altyapısının hızla devreye alınmasına duyulan ihtiyacı artırırken yatırım, güç talebi ve kapasite gereksinimlerini de eş zamanlı olarak yükseltiyor. Geleneksel, yerinde inşa yöntemlerine dayanan veri merkezi geliştiricileri, talebe yetişmekte giderek daha fazla zorlanıyor. Yüksek yoğunluklu hesaplama ortamları ise güç ve soğutma gereksinimlerini artırarak karmaşık entegrasyon sorunları yaratıyor. Aynı zamanda şebeke kapasitesi, enerji verimliliği ve mevzuata uyum üzerindeki baskıyı da artırıyor. Nitelikli iş gücü eksikliği, personel darboğazlarına yol açarak ve karmaşık yapay zekâ altyapılarının kurulum sürelerini uzatarak bu zorlukları daha da derinleştiriyor. Prefabrik IT alanlarının avantajları verilerle ortaya konuyor Büyük ölçekli veri merkezi geliştiricisi Compass Datacenters ile ortaklaşa hazırlanan yeni bir teknik rapor, geleneksel IT alanı inşaatından prefabrik modüler IT ünitelerine geçişin kurulum verimliliğinde sağladığı kazanımları sayısal olarak ortaya koyuyor. “Prefabrik IT Alanı Modülü Süre Analizi: Yüksek Yoğunluklu, Sıvı Soğutmalı Bir Kurulumdan Çıkarılan Dersler” başlıklı çalışmaya (Teknik Rapor 238) göre, Compass’ın büyük ölçekli bir veri merkezi kampüsünde gerçekleştirilen uygulamada prefabrik modüler üniteler, ünite başına saha kurulum süresini 75,5 saatten yalnızca 15 saate indirerek yüzde 80 azalma sağladı. Kritik montaj, entegrasyon ve doğrulama işlemlerinin kontrollü bir fabrika ortamına taşınması, veri merkezi işletmecilerinin sahadaki iş gücü ihtiyacını ve karmaşıklığı azaltırken yapay zekâ hesaplama kapasitesini daha hızlı devreye almasına olanak tanıyor. Compass Datacenters Teknolojiden Sorumlu Başkanı Adil Attlassy, şunları söyledi: “IT ekipmanlarının yer aldığı alan, en fazla sayıda sistemin ve uzmanlık alanının en küçük alanda bir araya geldiği bölüm. Burada her kurulum adımı, kendisinden önceki adımın tamamlanmasına bağlı. Schneider Electric ile birlikte çalışarak bu sistemleri tek bir yapıda birleştiren prefabrik bir modül geliştirdik. Böylece sahada farklı iş kalemlerini koordine etme ihtiyacını ortadan kaldırdık. Sahadaki kurulum süresini yüzde 80 azaltarak devreye alma süreçlerini hızlandırıyor, müşterilerimizin iş yüklerini daha erken çalıştırmaya başlamasına yardımcı oluyoruz.” Schneider Electric RapidScale: Yapay zekâ yaşam döngüsü için bütünleşik bir endüstriyel mimari RapidScale, Schneider Electric’in prefabrik modüler yapay zekâ altyapılarının büyük ölçekte tasarlanması, teslim edilmesi ve desteklenmesine yönelik uçtan uca endüstriyel yaklaşımını oluşturuyor. Güç sistemleri, soğutma, IT alanı, yazılım ve yaşam döngüsü hizmetlerindeki kapsamlı mühendislik uzmanlığından yararlanan RapidScale, müşterilerin karmaşık ve projeye özel mühendislik süreçlerinden tekrarlanabilir, riskler açısından test edilmiş tasarımlara geçişini destekliyor. Bu referans tasarım, NVIDIA DSX POD referans tasarımının desteklenmesine yönelik ilk temel adımı da oluşturuyor. NVIDIA DSX POD, Vera Rubin yapay zekâ altyapısının sevkiyat öncesinde fabrikada entegre edilmesini ve doğrulanmasını sağlayarak ilk token üretimine kadar geçen süreyi kısaltıyor. Günümüz pazarında tedarik zinciri yönetimi, takvim belirsizliklerini ve proje risklerini azaltmada kritik bir unsur haline geliyor. Schneider Electric, tekil bileşenlerden eksiksiz modüler çözümlere uzanan, küresel ölçekte entegre bir tedarik zinciriyle bu ihtiyaca yanıt veriyor. Üretim kapasitesini 2025’ten bu yana dört katına çıkaran şirketin üretim ağı, toplam 1,35 milyon fit kare alana sahip sekiz ana tesisi kapsıyor. Bu ağ, üç ek tesis ve 10 ülkedeki 12 iş ortağı tesisiyle destekleniyor. Schneider Electric’in geniş portföyünden yararlanan RapidScale’de kullanılan ekipmanların yaklaşık yüzde 90’ı şirket bünyesinde üretiliyor. Bu yapı, ilk devreye alma gününden uzun vadeli optimizasyona kadar öngörülebilir performans, tedarik zincirinde güvence ve tüm yaşam döngüsünü kapsayan destek sağlıyor. Schneider Electric Güvenli Güç ve Veri Merkezlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Manish Kumar, şunları söyledi: “Yapay zekâ altyapısı daha önce görülmemiş bir hızla büyürken müşteriler standartlaştırılmış, güvenilir ve planlandığı şekilde devreye alınabilen çözümlere ihtiyaç duyuyor. Referans tasarımlarımızı ve prefabrik çözümlerimizi, küresel tedarik zincirimizin gücü ve yaşam döngüsü uzmanlığımızla birleştirerek yapay zekâ fabrikası işletmecilerinin yatırımlarından daha kısa sürede değer elde etmesine yardımcı oluyoruz. Aynı zamanda yeni nesil hesaplama için gereken dayanıklı altyapıyı kurmalarını destekliyoruz.” Omdia¹ verilerine göre Schneider Electric, prefabrik güç çözümlerinde dünyanın, prefabrik modüler veri merkezlerinde ise Kuzey Amerika’nın bir numaralı üreticisi konumunda bulunuyor. Şirket, Kuzey Amerika dışındaki küresel pazarda da ilk altı sağlayıcı arasında yer alıyor. Modüler referans tasarımın ABD’deki uygulamalar için ANSI standartlarına uygunluğu doğrulandı. Gelecekte, küresel uygulamalarda IEC standartlarını da destekleyecek şekilde kapsamın genişletilmesi planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Samsung’dan Yapay Zeka Altyapı Şirketi Helix’e 1 Milyar Dolarlık Yatırım Haber

Samsung’dan Yapay Zeka Altyapı Şirketi Helix’e 1 Milyar Dolarlık Yatırım

Yapay zekâ altyapısının farklı katmanlarında sahip olduğu yetkinliklerle Helix ile gelecekteki iş birlikleri için güçlü bir temel oluşturan Samsung; KKR, Kuwait Investment Authority, NVIDIA ve Vistra ile birlikte Helix’in küresel yapay zekâ altyapısının geliştirilmesine katkı sağlayacak. Samsung Electronics; Samsung C&T, Samsung SDS, Samsung SDI, Samsung Life Insurance ve Samsung Fire & Marine Insurance ile birlikte küresel yatırım şirketi KKR tarafından kurulan yapay zeka altyapı şirketi Helix Digital Infrastructure’a toplam 1 milyar dolar yatırım yapacaklarını duyurdu. Haziran 2026’da faaliyete geçen Helix, hiper ölçekli veri merkezlerinin geliştirilmesi ve işletilmesinden elektrik üretimine (baz yük ve esnek enerji kaynakları dahil), iletim ve dağıtım altyapısından fiber optik ağlara kadar tüm değer zincirinde entegre çözümler sunmak üzere yapılandırılmış bir yapay zeka altyapı sağlayıcı olarak faaliyet gösteriyor. Helix sayesinde hiper ölçekli bulut sağlayıcıları, hızla artan yapay zeka talebine ayak uydurmak için ihtiyaç duydukları büyük ölçekli ve kapsamlı altyapıya hızlı biçimde erişebilecek. Helix’e, Amazon Web Services’ın (AWS) eski CEO’su Adam Selipsky liderlik ediyor. Şirket, veri merkezi ve enerji sektörlerinin önde gelen uzmanlarından oluşan özel bir yönetim ekibi kuruyor. Helix ayrıca KKR’ın yaklaşık 170 uzmanıyla faaliyet gösteren küresel altyapı iş kolunun yetkinliklerinden de yararlanıyor. Samsung’un yanı sıra KKR, Kuwait Investment Authority (KIA), NVIDIA ve ABD merkezli enerji şirketi Vistra da Helix’in kurucu yatırımcıları arasında yer alıyor. Yapay zeka veri merkezleri yeni bir endüstriyel ekosistemin temel platformlarına dönüşüyor Yapay zeka veri merkezleri, yalnızca fiziksel tesis yatırımları olmanın ötesine geçerek hızla temel iş platformlarına dönüşüyor. Bugün bu merkezler; Hizmet Olarak GPU (GPUaaS), Egemen Yapay Zeka (Sovereign AI) ve kolokasyon hizmetleri gibi farklı ve yüksek katma değerli iş modellerini bir araya getiriyor. Bu veri merkezlerinin hızla yaygınlaşması; elektrik üretimi, soğutma teknolojileri, yarı iletkenler ve finans gibi birçok alanı kapsayan büyük ölçekli, çok sektörlü bir ekosistemin oluşmasını sağlıyor. Samsung iştiraklerinin yatırımı, şirketlerin gelişmekte olan bu altyapı ortamında yeni nesil yapay zeka alanındaki liderliğini güçlendirmeye yönelik stratejik kararlılığını yansıtıyor. Yapay zeka hizmetleri günlük yaşamın ve küresel endüstrilerin ayrılmaz bir parçası haline geldikçe, büyük ölçekli bilgi işlem yüklerini işleyebilen veri merkezlerine ve bu merkezlerin istikrarlı biçimde çalışmasını sağlayacak özel enerji altyapısına duyulan ihtiyaç da katlanarak artıyor. Veri merkezleri yapay zeka çağının üretim merkezleriyse, enerji de onları çalıştıran yakıt konumunda. Bu nedenle hem bilgi işlem hem de enerji altyapısını eş zamanlı olarak güvence altına alabilme yetkinliği, yapay zeka sektöründe rekabet avantajını belirleyen temel unsurlardan biri haline geliyor. Helix’in hem veri merkezi kurulumunu hem de bu merkezlerin ihtiyaç duyduğu enerji altyapısını hedefleyen yatırım stratejisi, pazardaki rekabetin merkezindeki ihtiyaca yanıt veriyor. Enerjiye erişimin bugün yapay zeka altyapısının önündeki en büyük darboğaz olduğunu dikkate alan Helix, doğrudan yatırımlar ve yatırımcılarından Vistra dahil olmak üzere önde gelen enerji geliştiricileriyle kuracağı stratejik ortaklıklar yoluyla enerji kapasitesini hızla güvence altına almayı planlıyor. Bu yatırımın, Samsung iştirakleri açısından önemli bir dönüm noktası olması; şirketlerin donanım ve bileşen alanındaki güçlü yetkinliklerini kullanarak sistem ve altyapı seviyesindeki etkilerini artırmalarına katkı sağlaması bekleniyor. Samsung, önümüzdeki dönemde geleneksel bir donanım bileşeni tedarikçisi olmanın ötesine geçerek küresel yapay zeka altyapı ekosisteminin şekillenmesinde de daha aktif bir rol üstlenmeyi hedefliyor. Samsung’un yapay zeka uzmanlığı küresel yapay zeka altyapısının gelişimine katkı sağlıyor Samsung Electronics Device Solutions (DS) Bölümü, gelişmiş yarı iletken çözümleriyle küresel altyapının gelişimini destekliyor ve küresel talepteki değişimlere zamanında yanıt veriyor. Samsung Electronics Device eXperience (DX) Bölümü, 2025 yılında satın aldığı veri merkezi HVAC çözümleri alanında uzman iştiraki FläktGroup aracılığıyla hava soğutma sistemlerinden sıvı soğutma için soğutma sıvısı dağıtım ünitelerine (CDU) kadar kapsamlı bir veri merkezi soğutma ürün ve çözüm portföyü sunuyor. FläktGroup ayrıca dünya genelinde 14 üretim tesisi ile 65 ülkeye yayılan satış ve servis ağı sayesinde hiper ölçekli bulut sağlayıcılarının hızlı kapasite artışı taleplerine çevik ve esnek biçimde yanıt verebiliyor. Samsung C&T Engineering & Construction Group, veri merkezleri ve elektrik üretimi alanlarında mühendislik, tedarik ve inşaat (EPC) yüklenicisi olarak büyük ölçekli altyapı projelerini aktif biçimde yürütüyor. Samsung SDS, veri merkezleri tasarlayan, kuran ve işleten bir BT çözümleri sağlayıcısı olarak öne çıkıyor ve yakın dönemde GPUaaS alanında da faaliyet göstermeye başladı. Şirket, Kore’deki en düşük güç kullanım etkinliği (PUE) seviyesine sahip olduğunu belirtiyor ve bu verimlilik seviyesini hem kendi veri merkezlerinde hem de Korea AI Computing Center’da (KOACC) uyguluyor. Samsung SDI, yüksek performanslı sunucuların 7/24 çalıştığı veri merkezleri için kritik öneme sahip kesintisiz güç kaynakları (UPS) ve batarya yedekleme üniteleri (BBU) alanındaki ileri teknolojileriyle öne çıkıyor. Şirket, ultra yüksek çıkış gücü ve yüksek kapasiteli batarya teknolojilerinin kritik önem taşıdığı bu alanda yeni iş fırsatlarını değerlendirmeyi planlıyor. Bu yatırımla Samsung Electronics ve iştirakleri, Helix ile birlikte küresel yapay zeka veri merkezi yatırımlarını hızlandırmayı ve katılımcı şirketler arasındaki iş birliği sinerjisini en üst düzeye çıkarmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Schneider Electric’ten Veri Merkezlerine Yeni Soğutma Çözümü Haber

Schneider Electric’ten Veri Merkezlerine Yeni Soğutma Çözümü

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, yüksek yoğunluklu yapay zekâ veri merkezlerinde hibrit hava ve sıvı soğutma mimarilerini desteklemek üzere geliştirdiği yeni WCDU soğutma sıvısı dağıtım ünitesini (CDU) tanıttı. Farklı kurulum seçeneklerine uygun olan ünite, fan duvarı hava soğutma sistemleriyle sorunsuz biçimde entegre çalışabiliyor. Böylece işletmeciler, veri salonunu baştan tasarlamadan sıvı ve hava soğutması arasındaki dengeyi değiştirebiliyor. Bu esneklik, iş yükleri netleştikçe soğutma altyapısının ihtiyaca göre şekillendirilmesine olanak tanıyor ve gereğinden büyük altyapı yatırımları ile atıl kapasitenin önüne geçmeye yardımcı oluyor. Yeni WCDU, sıvı soğutma teknolojisindeki gelişime ve yapay zekâ çağında değişen altyapı kurulumlarına yanıt veriyor. Büyük veri merkezi işletmecileri, servis ve bakım işlemlerini kolaylaştırmak için soğutma sıvısı dağıtım ünitelerini giderek daha fazla beyaz alanın dışına, teknik koridorlara yerleştiriyor. Teknik koridor kullanımı için optimize edilen WCDU, üstten bağlantıları sayesinde kurulumu sadeleştiriyor ve beyaz alanda yer kaplamıyor. Bu yerleşim, servis erişimini de rahatlatıyor. Schneider Electric Soğutma İş Birimi Kıdemli Başkan Yardımcısı Andrew Bradner, “Sıvı ve hava soğutmasını tek bir çözümde buluşturan pazardaki yegâne soğutma sıvısı dağıtım ünitesiyle, sektörün daha önce görmediği bir esneklik sunuyoruz. Bu yaklaşım, işletmecilerin kurulumları daha verimli gerçekleştirmesine, daha geniş bir yelpazedeki sıvı soğutma altyapısı yapılandırmalarını desteklemesine ve devreye alma süresini önemli ölçüde kısaltmasına olanak tanıyor” dedi. Yeni ürün, Motivair by Schneider Electric sıvı soğutma çözümleri serisini tamamlıyor, genişletiyor ve güçlendiriyor. Seri, sıra bazlı ve koridor bazlı sistemler dâhil farklı kurulum mimarilerine uygun soğutma sıvısı dağıtım ünitelerinden oluşuyor. WCDU’nun diğer özellikleri ve avantajları Pompaları, ısı eşanjörlerini ve diğer temel bileşenleri tek bir çelik şaside birleştiren WCDU’nun bütünleşik tasarımı kurulumu kolaylaştırıyor. Ölçeklenebilir ve çok modlu mimarisi sayesinde farklı kurulum seçenekleri sunan ünite, fan duvarlarıyla entegre çalışabildiği gibi bağımsız olarak da kullanılabiliyor. Böylece mevcut soğutma altyapısında fan duvarı kullanan işletmecilerin tesislerini yeni teknolojiye uyarlaması kolaylaşıyor. Yan taraflarında boşluk gerektirmeyen tasarımı da mevcut ve yeni veri salonlarında alanın daha verimli kullanılmasını sağlıyor. WCDU ayrıca şu özellikleri sunuyor: Yüksek soğutma kapasitesi: WCDU, Motivair by Schneider Electric soğutma sıvısı dağıtım ünitesi serisindeki en yüksek tek ünite kapasitesine sahip. Bir WCDU, kW başına dakikada 1,5 litre akış hızında 3,5 MW’a, kW başına dakikada 2,0 litre akış hızında ise 2,5 MW’a kadar soğutma kapasitesi sağlayabiliyor. Grup modunda 20’ye kadar WCDU eşgüdüm içinde çalışabiliyor. Bu ölçek, günümüzde 30 ila 40 MW kapasiteye ulaşan veri salonlarının ihtiyaçlarını destekliyor.Daha yüksek verimlilik: WCDU, tesis su sisteminde daha yüksek sıcaklıklarda çalışmayı ve 2 °C’ye kadar düşen yaklaşım sıcaklık farkını destekliyor. Bu çalışma koşulları, güç kullanım etkinliğini (PUE) ve tüm soğutma altyapısının enerji verimliliğini iyileştirerek toplam işletme maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağlıyor. Sistem, operasyonel sürekliliği desteklemek üzere çalışırken değiştirilebilen pompalar, basınçtan bağımsız kontrol vanaları (PICV), 25 mikron filtreler ve 15 inç dokunmatik insan-makine arayüzü (HMI) içeriyor.Operasyonel süreklilik: 2,5 MW’a kadar olan kurulumlarda WCDU, ek bir süreklilik seçeneği olarak N+1 yedeklilikle yapılandırılabiliyor. Yedek pompa ve vanalar, bakım sırasında veya bir bileşenin beklenmedik biçimde devre dışı kalması durumunda soğutmanın sürdürülmesine yardımcı oluyor. WCDU’nun eklenmesiyle Schneider Electric’in uçtan uca sıvı soğutma portföyündeki soğutma sıvısı dağıtım üniteleri 105 kW ile 3,5 MW arasında kapasite sunarak bugünün ve geleceğin performans gereksinimlerini karşılıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

UGREEN, Geleceğin Şarj ve Akıllı Ev Çözümleriyle IFA 2026’da Haber

UGREEN, Geleceğin Şarj ve Akıllı Ev Çözümleriyle IFA 2026’da

Teknolojiyi modern yaşamın ihtiyaçlarına göre tasarlayan UGREEN, bu yıl da IFA 2026'da yerini aldı. Fuarda ilk defa iki farklı holde sarj çözümlerinden kulaklıklara, mobil& IT aksesuarlarından akıllı takip cihazlarına kadar geniş ürün portföyü sergileyen marka, teknoloji tutkunlarına "Smarter Living Starts Here" (Daha Akıllı Bir Yaşam Burada Başlıyor) vizyonunu sunuyor. Aynı zamanda IFA 2026'nın ‘Resmi Şarj Partneri’ unvanını üstlenen UGREEN, fuar alanındaki 5 farklı stratejik noktada kurduğu şarj istasyonlarıyla katılımcıların kesintisiz bir fuar deneyimi yaşamasını sağlıyor. Fuarda ilk kez sergilenen ürünler arasında, aktif mikro pompalı sıvı soğutma teknolojisine sahip dünyanın ilk Qi2 25W manyetik powerbank’inin öncülük ettiği yeni MagFlow serisi yer alıyor. UGREEN’in yeni MagFlow serisi, kablosuz şarj teknolojisinin en önemli sorunlarından biri olan ısınmaya odaklanıyor. Aşırı sıcaklık; şarj gücünün otomatik olarak düşmesine, şarj süresinin uzamasına ve pil sağlığının olumsuz etkilenmesine neden olabiliyor. UGREEN, aktif soğutma teknolojilerini pasif ısı dağıtım yapılarıyla bir araya getirerek sıcaklığı kontrol altında tutmayı hedefliyor. Powerbank’lerde sıvı soğutma dönemi: MagFlow Pro Manyetik Powerbank 10000mAh 25W Serinin amiral gemisi modeli, UGREEN’in CryoPulse™ mikro pompalı sıvı soğutma teknolojisine sahip. Yüksek performanslı sistemlerde yaygın olarak kullanılan sıvı soğutma teknolojisi, böylece ilk kez bir powerbank’te kullanılıyor. Mikro pompalı sıvı soğutma sistemi, VC bakır ısı dağıtım folyosu ve birbirinden ayrılmış şarj bileşenleri, cihazda ısı birikiminin azaltılmasına yardımcı oluyor. ThermalGuard™ teknolojisi şarj gücünü sıcaklığa göre otomatik olarak ayarlarken şeffaf pencere, soğutucu sıvının dolaşımının izlenebilmesini sağlıyor. UGREEN’in gerçekleştirdiği testlerde iPhone 17 Pro Max’in ulaştığı en yüksek sıcaklığın, 48°C olarak kabul edilen sektör referansının 10°C’ye kadar altında kaldığı belirtiliyor. Qi2 teknolojisiyle 25W’a kadar kablosuz şarj sunan ürün, dahili kablosu üzerinden maksimum 45W kablolu çıkışı da destekliyor. UGREEN’in testlerine göre iPhone 17 Pro Max, kablosuz olarak 40 dakikada yüzde 50 şarj seviyesine ulaşabiliyor. ATL yüksek yoğunluklu pil hücreleri ve Dymondcell™ 2.0 koruma teknolojisi güvenliği desteklerken akıllı ekran, şarj durumunun gerçek zamanlı olarak takip edilmesine imkân tanıyor. Üç Apple cihazına aynı anda hızlı şarj: MagFlow Pro 3’ü 1 Arada Manyetik Kablosuz Şarj Standı 25W Çalışma masası için geliştirilen şarj standı; iPhone, Apple Watch ve AirPods’u aynı anda şarj edebiliyor. Ürünün TEC Aktif Soğutma Sistemi, TEC modülünü 15 dB veya altında çalışan ultra sessiz bir fanla bir araya getiriyor. UGREEN’in testlerinde soğutma sistemi açıkken manyetik yüzeyin merkezindeki sıcaklığın yaklaşık 11°C seviyesinde ölçüldüğü belirtiliyor. Stant, iPhone’lara 25W’a kadar şarj gücü sunarken MFW sertifikalı modülü sayesinde Apple Watch’u da tam hızda şarj edebiliyor. UGREEN’in verilerine göre iPhone 17 Pro Max 26 dakikada, Apple Watch Series 11 ise 19 dakikada yüzde 50 şarj seviyesine ulaşıyor. Üründe yer alan ekran; şarj gücü, sıcaklık ve soğutma modu bilgilerini gösteriyor. Katlanabilir tasarımla iki cihaz bir arada şarj oluyor: MagFlow 2’si 1 Arada Katlanabilir Manyetik Kablosuz Şarj Cihazı 25W Katlandığında 60 × 72 × 27 mm boyutlarına ulaşan cihaz, cepte veya çantada kolaylıkla taşınabiliyor. Açıldığında iPhone’u 25W’a, AirPods’u ise 5W’a kadar güçle aynı anda şarj edebiliyor. ThermalGuard™ teknolojisi, şarj sırasında sıcaklığı otomatik olarak kontrol ediyor. Daha geniş ve kaymayı önleyen kulaklık şarj alanı, kulaklığın yüzeye kolayca yerleştirilmesini sağlarken cam yüzeyi daha konforlu bir kullanım deneyimi sunuyor. Avrupa ile eş zamanlı olarak tanıtılan serinin, yıl sonuna doğru Türkiye'deki teknoloji tutkunlarıyla da buluşması planlanıyor. Türkiye’nin Favorisi Nexode Pro ve Yepyeni Ekosistem Ürünleri de Sahnede UGREEN, IFA 2026’da sadece MagFlow serisiyle değil, halihazırda Türkiye pazarında en çok tercih edilen ürün grubu olan Nexode Pro serisinin en yeni üyeleriyle de ziyaretçilerin karşısına çıkıyor. Apple, Samsung ve diğer tüm global markalarla tam uyumlu çalışan seri, fuarın en çok ilgi gören donanımları arasında yer alıyor. Marka ayrıca, yakın zamanda Türkiye pazarına giriş yapacak olan ve yüksek ses kalitesiyle öne çıkan yeni kulaklık modellerini IFA'da sergiliyor. Teknoloji ekosistemini her geçen gün genişleten UGREEN, veri yönetimini kolaylaştıran NAS (Ağa Bağlı Depolama) sistemleri ve Akıllı Ev (Home AI) çözümleriyle de modern yaşam alanlarını dönüştürmeye hazırlandığının sinyallerini veriyor. UGREEN ürünlerini Türkiye pazarındaki kullanıcılarla başarıyla buluşturan Boğaziçi Bilişim ve Dağıtım, her geçen gün genişleyen bu yenilikçi portföyle teknolojiyi erişilebilir kılmaya devam ediyor. Boğaziçi Bilişim ve Dağıtım A.Ş. Hakkında Boğaziçi Bilişim ve Dağıtım A.Ş., Philips, Dyson, UGREEN, Peaq, Koenic ve ISY gibi global markaların Türkiye'deki temsilciliğini üstlenen, tüketici elektroniği sektörünün lider iş ortaklarından biridir. Temelleri 1915 yılına uzanan Tecde Grup bünyesinde faaliyet gösteren şirket; bağlantı elemanları, bilgi teknolojileri, tüketici elektroniği, inşaat, gayrimenkul ve enerji alanlarındaki 19 şirketten oluşan grubun bir parçasıdır.  Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AMD ve Schneider Electric'ten Yapay Zekâ Altyapısında Güçlü İş Birliği Haber

AMD ve Schneider Electric'ten Yapay Zekâ Altyapısında Güçlü İş Birliği

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric ve AMD, AMD Helios kabin ölçekli çözümü için birlikte geliştirip doğruladıkları referans tasarımı duyurdu. Tasarım, yüksek yoğunluklu yapay zekâ ortamlarının daha hızlı, daha düşük risk ve karmaşıklıkla kurulabilmesi için ölçeklenebilir bir yol haritası sunuyor. Schneider Electric ile AMD arasındaki iş birliğinin ilk önemli çıktısı olan referans tasarım, şirketlerin yapay zekâ fabrikalarının kurulumunu kolaylaştırmaya yönelik ortak hedefini somutlaştırıyor. Yeni referans tasarım, AMD Instinct™ MI455X GPU’lar, 6. Nesil AMD EPYC™ CPU’lar, AMD Pensando™ Vulcano NIC’ler ve açık ROCm™ yazılım ekosisteminden güç alan Helios kabin ölçekli çözümündeki yüksek yoğunluklu yapay zekâ iş yüklerini desteklemek üzere geliştirilen ilk tasarım olma özelliğini taşıyor. AMD Helios, bilgi işlem gücü, bağlantı bant genişliği, bellek kapasitesi ve sistem düzeyinde entegrasyon alanlarındaki gelişmeler sayesinde yapay zekâ performansında çığır açmak üzere tasarlandı. Böylece müşteriler, güç tüketimini ve verimliliği optimize ederken daha büyük ve karmaşık yapay zekâ iş yüklerini daha hızlı çalıştırabiliyor. Yapay zekâ iş yüklerinin veri merkezi altyapılarını daha önce görülmemiş sınırlara taşıdığı günümüzde referans tasarımlar, veri merkezi mimarlarına ve operatörlerine yeni güç yoğunluklarını, termal gereksinimleri ve operasyonel karmaşıklığı yönetebildiği kanıtlanmış, test edilmiş ve ölçeklenebilir çözümler sunuyor. Veri merkezlerinin fiziksel altyapı performansını modelleyen bu önceden doğrulanmış tasarımlar, güvenilir, ölçeklenebilir ve yapay zekâya hazır bir veri merkezi oluşturmak için güç, soğutma ve IT altyapısının nasıl düzenlenmesi gerektiğini ortaya koyarak planlama sürecini kısaltmaya yardımcı oluyor. AMD Helios referans tasarımı; tesisin güç altyapısı, tesisin soğutma altyapısı, IT alanı ve yaşam döngüsü yazılımları olmak üzere dört teknik alana ilişkin bilgiler içeriyor. Schneider Electric Güvenli Güç ve Veri Merkezleri Başkan Yardımcısı Manish Kumar, şunları söyledi: “Günümüzde kuruluşlar, planlamadan kuruluma daha hızlı ve daha düşük riskle geçmelerini sağlayacak kapsamlı, yapay zekâya hazır referans tasarımlara ihtiyaç duyuyor. AMD ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği sayesinde gelişmiş yapay zekâ bilgi işlem platformları, enerji teknolojileri ve gerçek dünyadaki veri merkezi uygulamaları arasındaki boşluğu dolduran, mühendislik temelli bir referans tasarım sunuyoruz. Böylece müşterilerin ölçeklenebilir ve yüksek yoğunluklu yapay zekâ ortamlarını daha yüksek güven, verimlilik ve hızla kurmalarını sağlıyoruz.” AMD Veri Merkezi Çözümleri İş Grubu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Forrest Norrod ise şu değerlendirmede bulundu: “Yapay zekâ altyapısı hızla tam ölçekli yapay zekâ fabrikalarına doğru ilerliyor. Bu dönüşüm, bilgi işlem, ağ, güç ve soğutma sistemlerinin en başından itibaren birlikte tasarlanmasını gerektiriyor. AMD Helios, yeni nesil yapay zekâ iş yüklerinin ihtiyaç duyduğu performansı, verimliliği ve esnekliği sunmak üzere geliştirilmiş açık ve kabin ölçekli bir mimari sağlıyor. Schneider Electric ile doğrulanmış bir referans tasarım geliştirmemiz sayesinde müşterilere yüksek yoğunluklu yapay zekâ kurulumlarını hızlandırabilecekleri, entegrasyon riskini azaltabilecekleri ve daha yüksek güven ve verimlilikle ölçeklenebilecekleri pratik bir yol haritası sunuyoruz.” Referans Tasarım AMD Helios Kurulumlarını Hızlandırıyor Yeni iş birliği, AMD’nin yapay zekâ platformlarındaki inovasyonunu Schneider Electric’in güç, soğutma ve dijital altyapı alanlarındaki uzmanlığıyla bir araya getiriyor. Böylece hem sıfırdan kurulacak yapay zekâ fabrikaları hem de yüksek yoğunluklu sistemlere dönüştürülecek mevcut ortamlar için daha sıkı biçimde entegre edilmiş bir kurulum yaklaşımı oluşturuluyor. Referans tasarım şu özellikleri destekliyor: Sıfırdan gerçekleştirilen kurulumlarda 10,4 MW’a kadar IT kapasitesine sahip yapay zekâ kümelerinden oluşan modüler ve çok kümeli ortamlarKabin başına 246 kW’a kadar yüksek yoğunluklu yapay zekâ iş yükleriSchneider Electric bünyesindeki Motivair’in soğutma sıvısı dağıtım ünitesi tabanlı çözümleri ile ısının yüzde 84’e kadarını ortamdan uzaklaştırabilen hibrit hava ve sıvı soğutma yaklaşımlarından yararlanan gelişmiş sıvı soğutma sistemleriAşağıdaki unsurları içeren dijital öncelikli bir altyapı yaklaşımı:Gerçek zamanlı izleme ve analitik, yapay zekâ destekli kestirimci bakım ve güç, soğutma ve BT sistemlerinin tamamında sistem düzeyinde optimizasyon sağlayan ETAP ve EcoStruxure™ IT Design CFD simülasyon araçlarıyla doğrulanmış elektrik ve termal tasarımAltyapı performansını modellemek, analiz etmek ve yönetmek için entegre Elektriksel Dijital İkiz özellikleriGerçek zamanlı izleme ve operasyonel görünürlük için AVEVA Unified Operations Center desteğiEntegrasyon karmaşıklığını ve kurulum riskini azaltmak amacıyla AMD Helios platformunun gereksinimlerine uygun güç ve soğutma altyapısı kurulumlarıTam yükte yaklaşık 1,12 seviyesine kadar düşebilen PUE ile daha yüksek enerji verimliliği Referans tasarım, ANSI standartlarına uygunluğu doğrulanmış şekilde geliştirildi. Çerçevenin gelecekte küresel uygulamalara yönelik IEC standartlarını da destekleyecek biçimde genişletilmesi planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

750 MW’lık Yapay Zekâ Kampüsüne 290 Milyon Dolarlık Schneider Electric İmzası Haber

750 MW’lık Yapay Zekâ Kampüsüne 290 Milyon Dolarlık Schneider Electric İmzası

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric ile dijital altyapıya yönelik sıvı soğutma teknolojisinde öne çıkan yenilikçi Motivair by Schneider Electric, TeraWulf’un hızla büyüyen Lake Mariner veri merkezi kampüsü için 290 milyon doları aşkın yapay zekâ altyapı çözümünün aşamalı teslimat sürecini başarıyla ilerlettiğini duyurdu. İş birliği; üç şirketin yapay zekâ çağı için hızlandırılmış, ölçeklenebilir ve güvenilir hesaplama kapasitesini mümkün kılma yönündeki ortak kararlılığını ortaya koyuyor. “Güce erişim süresi” ABD’deki yapay zekâ büyümesinin belirleyici kısıtı hâline gelmişken proje; entegre güç, soğutma ve dijital zekânın yeni kapasiteyi yapay zekâ çağının gerektirdiği hızla devreye alabileceğini gösteriyor. Tüm yapılanma tamamlandığında Lake Mariner’ın 750 MW’a varan güç talebini desteklemesi öngörülüyor. Kampüs, mevcut endüstriyel sahayı ve var olan güç altyapısını değerlendirerek bu alanı yeni nesil bir dijital altyapı kampüsüne dönüştürüyor. Buffalo yakınlarındaki Barker, New York’ta (ABD) yer alan kampüs; HPC, bulut ve yapay zekâ iş yüklerini desteklemek için Motivair’in sektör lideri sıvı soğutma çözümlerinden ve Schneider Electric’in entegre güç altyapısından yararlanıyor. İş birliği; teknik tasarımı, mühendislik uzmanlığını, ileri enerji altyapısını, yenilikçi soğutma teknolojilerini ve destekleyici yazılım ve hizmetleri bir araya getirerek TeraWulf’un yapay zekâya hazır veri merkezlerine yönelik artan talebi karşılamasına yardımcı oluyor. Böylece enerji kullanımı ve operasyonel performansın iyileştirilmesine katkı sağlanıyor. Düşük maliyetli, güvenilir güç ve ölçeklenebilir altyapıdan yararlanmak üzere stratejik bir konumda kurulan Lake Mariner kampüsü; ana kiracıları Core42 ve Google destekli Fluidstack’in uzun vadeli kiralama taahhütleriyle destekleniyor. Saha, enerji bileşimi yaklaşık %89 oranında sıfır karbon olan New York bölgesel elektrik şebekesinden besleniyor ve müşterilerin HPC ve yapay zekâ iş yüklerini desteklemek için kayda değer ek güç kapasitesi sunuyor. TeraWulf Operasyon Direktörü (COO) Sean Farrell, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “TeraWulf’un stratejisinin merkezinde, yapay zekâ ve HPC iş yüklerinin artan yoğunluğunu destekleyebilecek ölçeklenebilir ve enerji açısından verimli bir altyapı sunmak yer alıyor. Schneider Electric ve Motivair gibi sektör liderleriyle yakın iş birliği içinde çalışarak Lake Mariner tesislerimizde yapay zekâya hazır kapasitenin gelişimini hızlandırıyor; aynı zamanda uzun vadeli müşteri talebini karşılamak için gereken güçlü operasyonel temelleri sağlamlaştırıyoruz.” Projenin önde gelen stratejik enerji teknolojisi ortağı olarak Schneider Electric ve Motivair’in, zorlu inşaat ve operasyon takvimlerini karşılaması gerekiyordu. Çünkü TeraWulf, sahayı on iki aylık bir süre içinde amaca özel tasarlanmış bir dizi yapay zekâ veri merkezine dönüştürmeyi hedefliyordu. TeraWulf ayrıca Schneider Electric Galaxy VX Kesintisiz Güç Kaynağı (UPS), Galaxy Lityum-iyon Batarya Sistemleri, Motivair Soğutucu Dağıtım Üniteleri (CDU), In-Rack Manifold’lar ve ChilledDoors ile NetShelter Raf ve Kabinlerini devreye almak için teknik tasarım ve mühendislik desteğine ihtiyaç duydu. Bunlara ek olarak, gelişmiş izleme ve dijital zekâ için Schneider Electric’in ödüllü yazılım çözümü EcoStruxure IT Data Center Expert entegre edildi; Motivair Client Services ise riski öngörmek, kesintileri en aza indirmek ve soğutma yatırımından en yüksek verimi almak amacıyla devreye alındı. Schneider Electric Güvenli Güç ve Veri Merkezlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Manish Kumar ise şunları söyledi: “Yapay zekâ altyapısına yönelik talep hızlanırken ‘güce erişim süresi’, büyümenin belirleyici kısıtı hâline geldi. Operatörlerin; büyük ölçekli yapay zekâ veri merkezi kurulumlarını hızla hayata geçirmek için ileri altyapıyı, hizmetleri ve enerji teknolojisi uzmanlığını bir araya getirebilecek ortaklara ihtiyacı var. TeraWulf ile iş birliğimiz; mevcut bir endüstriyel sahada saha içi gücü, yapay zekâ destekli otomasyonu, ileri sıvı soğutmayı ve dijital zekâyı bir araya getiren stratejik bir model ortaya koyuyor. Bu yapay zekâ çağının gerektirdiği hız ve ölçekte dayanıklı, verimli ve ölçeklenebilir veri merkezi çözümleri sunuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB ve Yüce Auto-Škoda'dan Mobil Hızlı Şarj Çözümünde İş Birliği Haber

ABB ve Yüce Auto-Škoda'dan Mobil Hızlı Şarj Çözümünde İş Birliği

Yüce Auto-Škoda’nın mobil şarj çözümleri kapsamında van gövdeli ticari araçlar, her marka ve model elektrikli araçlar için hızlı şarj istasyonlarına dönüştürülüyor. Potansiyel elektrikli araç alıcıları ve mevcut elektrikli araç kullanıcıları için en önemli beklenti haline gelen menzil kaygısı ve hizmet kesintisini ortadan kaldırmak amacıyla geliştirilen bu projede; kullanıcı şarjı bittiğinde ya da şarj istasyonuna erişemediğinde bulunduğu lokasyona mobil şarj istasyonunu bir uygulama yardımıyla çağırarak hizmet alabiliyor. Bu projedeki hızlı şarj çözümlerinin ana bileşenleri; şarj ünitesi, bir elektrikli araç bataryası, sıvı soğutma sistemi, kontrol ünitesi ve yardımcı ekipmanlardan oluşuyor. Ayrıca araçların sıklıkla zorlu yollarda ve engebeli arazilerde çalışması gerektiğinden, araç içi ekipmanlar darbelere dayanıklı özellikleriyle hizmeti kesintisiz hale getiriyor. Mobil şarj araçları, tahrik sistemini güvenilir şekilde çalıştırabilmek için yüksek sıcaklıklara dayanıklı, aynı zamanda kontrol sistemleriyle kolayca entegre edilip yapılandırılabilen kompakt bir yapıyla çalışıyor. Bu gereksinimleri karşılamak üzere -Yüce Auto-Škoda, ABB’nin HES880 mobil invertörünü kullanıyor. ABB’nin sağladığı çözüm, yalnızca invertörü değil, aynı zamanda sistemin sorunsuz çalışmasını destekleyen alçak gerilim yardımcı ekipmanlarını da kapsıyor. Yüce Auto-Škoda Genel Müdürü Zafer Başar, “ABB ile sabit şarj istasyonları alanında başlattığımız güçlü iş birliğimizi, mobil şarj hizmetlerimizle daha da ileriye taşıyoruz. Yüce Auto-Škoda olarak elektrikli araçlarımızı Türkiye pazarına sunduğumuz andan itibaren, bir üründen ziyade eko sistem ve kesintisiz elektrikli araç deneyimi oluşturma hedefiyle yola çıktık. Bu eko sistem içinde tüm marka ve model elektrikli araç sahiplerine hizmet verecek mobil şarj istasyonlarımız şüphesiz en dikkat çekici projelerden biri olarak yer alıyor. Ayrıca Türkiye’nin en hızlı şarj istasyonu altyapısına sahip bayi ağımız da bu sistemin bir parçası olarak öne çıkıyor. Otomotiv endüstrisinin elektrik dönüşümünde böylesine geniş çaplı bir yatırımı ABB gibi global çapta teknoloji lideri bir şirketle hayata geçirmekten mutluluk duyuyoruz” dedi. Zor uygulamalar için dayanıklı invertörler ABB Global Raylı Sistem Retrofit İş Birim Müdürü ve Türkiye Tahrik Sistemler Divizyon Müdürü Saim Baran, “360 kW DC teknolojisiyle Türkiye’nin en hızlı şarj altyapısına sahip bayi ağı olan Yüce Auto-Škoda Türkiye ile başlayan iş birliğinin mobil DC hızlı şarj çözümleri ile artarak devam etmesinden memnuniyet duyuyoruz. ABB teknolojileriyle geliştirilmiş kompakt ve dayanıklı yapısıyla öne çıkan bu çözümler, yüksek sıcaklıkların yanı sıra titreşim ve zorlu saha koşullarında güvenilir performans sunacak şekilde tasarlandı. Bu özellikleri sayesinde de mobil hızlı araç şarj sistemleri için ideal bir çözüm oluşturuyor. ABB’nin küresel mühendislik gücü ile iş ortaklarının uygulama uzmanlığını bir araya getiren bu iş birliği, e-Mobilite alanında yenilikçi ve güvenilir çözümlerin geliştirilmesine de katkı sağlamaktadır.” Yüce Auto-Škoda çözümlerinde kullanılan ABB HES880 mobil invertörler, DC/DC dönüştürücü olarak esnek bir çalışma yapısı sunarak elektrikli araç şarj süreçlerinde hem yavaş hem de hızlı şarj imkânı sağlamaktadır. ABB’nin gelişmiş yerleşik yazılım altyapısı sayesinde sistem, ihtiyaç halinde hızlı deşarj özelliği ile sahada kalan elektrikli araçlara kısa sürede enerji desteği verebilmektedir. Enerji maliyetlerinin optimize edilmesine katkı sağlayan bu yapı, düşük tarifeli saatlerde yavaş şarj ve acil durumlarda yaklaşık 20 dakika içinde %20’den %80’e hızlı şarj imkânı sunmaktadır. Fonksiyonel güvenlik ilkesinin en temel kriteri hatayı yerinde izole etmeden önce muhtemel hata ihtimallerini minimize etmektir.Bakım gerektirmeyen kapalı sistem tasarımı ve HVIL (yüksek voltaj kilitleme döngüsü) güvenlik özelliği ile kullanıcı güvenliğini ön planda tutan HES880 mobil invertörler, farklı güç ihtiyaçlarına uygun çalışma modları ve akım seçenekleriyle elektrikli araç altyapısında esnek ve güvenilir bir çözüm oluşturmaktadır. Bu teknolojiler, sıfır emisyonlu mobiliteyi desteklerken aynı zamanda kullanım ömrünü tamamlamış bataryaların yeniden değerlendirilmesiyle döngüsel ekonomi yaklaşımına da katkı sağlamaktadır. ABB ve Yüce Auto-Škoda arasındaki bu iş birliği, yalnızca bir teknoloji ortaklığı değil, e-Mobilite’nin sahada daha esnek, hızlı ve erişilebilir hale gelmesine yönelik ortak bir vizyonun yansımasıdır. Bu gelişim, sabit altyapıdan mobil çözümlere uzanarak iki şirketin gücünü elektrikli araç kullanıcıları için daha kesintisiz, pratik ve yüksek verimli bir deneyim sunma hedefinde buluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sungrow, PowerTitan 3.0 ile Türkiye’deki Enerji Depolama Projelerine İvme Kazandıracak Haber

Sungrow, PowerTitan 3.0 ile Türkiye’deki Enerji Depolama Projelerine İvme Kazandıracak

Güneş enerjisi (PV) invertörleri ve enerji depolama sistemleri (ESS) alanında dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden Sungrow, SolarEX İstanbul 2026’da sergilediği yenilikçi çözümleriyle sektör profesyonellerinden yoğun ilgi gördü. Şirket, Türkiye’de ilk kez tanıttığı PowerTitan 3.0 başta olmak üzere geniş ürün portföyüyle enerji dönüşümünün geleceğine dair güçlü bir vizyon ortaya koydu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Türkiye’nin güneş enerjisi kurulu gücü 25 bin 827 megavata ulaştı. Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik sistemine entegrasyonu; şebeke tıkanıklıkları, artan üretim kısıntıları ve negatif fiyatlar gibi bazı zorlukları da beraberinde getiriyor. Avrupa güneş enerjisi sektörünün çatı kuruluşu SolarPower Europe (SPE), esnek güç talebine olan ihtiyacın 2030 yılına kadar %40 seviyesine çıkacağını öngörüyor. Bu tablo, büyük ölçekli batarya enerji depolama sistemlerinin (BESS) hayata geçirilmesini kritik hale getiriyor. PowerTitan 3.0: Yeni Nesil Şebeke Ölçekli Enerji Depolama Sistemi SolarEX İstanbul 2026 kapsamında Türkiye’de ilk kez sergilenen PowerTitan 3.0, fuar boyunca ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği çözümler arasında yer aldı. Şebeke ölçekli projeler için geliştirilen sistem; sıvı soğutma teknolojisi, gelişmiş termal yönetim altyapısı, yüksek güvenlik standartları ve şebeke oluşturma (grid-forming) yetenekleriyle öne çıkıyor. Modern enerji sistemlerinin karşılaştığı zorluklara yanıt verecek şekilde tasarlanan PowerTitan 3.0, 6 metrelik bir konteyner içerisinde 1,78 MW kapasiteli güç dönüştürme sistemi (PCS) ile 7,14 MWh batarya kapasitesini bir araya getiriyor. Sistem, 4 saatlik konfigürasyonda tek bir blokta 7,2 MW / 28,5 MWh seviyesine ulaşabiliyor. 600Ah ve üzeri istiflenmiş batarya hücreleri, 2 ila 8 saat arasında çalışma süresi sunarken bu yapı, daha yüksek güvenlik ve verimlilik sağlayarak sistem genelinde %92 gidiş-dönüş verimliliğine (RTE) katkı sağlıyor. AC blok tasarımı sayesinde PowerTitan 3.0, fabrikada önceden kurulu ve devreye alınmış olarak teslim ediliyor; ayrıca bir saat içinde kendi kendine konfigürasyon ve kontrol süreçlerini gerçekleştirebiliyor. Bu özellik, 1 GWh kapasiteli bir projenin yalnızca 12 gün içinde devreye alınmasına imkân tanıyor. Sistem, -40°C’ye kadar düşük sıcaklıklarda performans kaybı yaşamadan çalışabiliyor; bu da onu sert iklim koşullarına sahip Türkiye’nin iç bölgelerinin yanı sıra kıyı ve yüksek nemli alanlar için de uygun hale getiriyor. “Enerjiyi Üretmek Yeterli Değil, Enerjiyi Yönetmek Gerek” Sungrow Türkiye Genel Müdürü Candaş Gültekin, Türkiye’nin enerji dönüşümünde yeni bir aşamaya geçtiğine dikkat çekerek şunları söyledi: “Türkiye, güneş ve rüzgar enerjisinde son yıllarda önemli bir mesafe kat etti ve bu büyüme önümüzdeki dönemde de devam edecek. Sistemin sürdürülebilirliği ve şebeke dengesinin sağlanması açısından artık yeni bir aşamadayız. Bu yeni dönemde enerji depolama sistemleri bir opsiyon değil, bir zorunluluk haline geliyor. Artık enerjiyi üretmek yeterli değil, enerjiyi yönetmemiz gereken bir aşamadayız. ESS yatırımları; arz-talep dengesinin sağlanması, şebeke esnekliğinin artırılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının daha etkin kullanılması açısından Türkiye’ye önemli katkılar sunacak. Sungrow olarak bu dönüşümün merkezinde yer almayı ve geliştirdiğimiz ileri teknoloji çözümlerle sektöre değer katmayı hedefliyoruz.” Türkiye’deki ürün portföyünü genişletmek üzere çalışmalar yaptıklarını belirten Sungrow Türkiye Satış Müdürü Ozan Çivlik, “Türkiye’de şebeke ölçekli çözümler öncelikli konumda. Ancak pazarın dönüşümünü pozitif yönde etkileyecek regülasyon ve teşviklerle birlikte, ticari işletmeler ve konut segmentinde de pazarın gelişmesini bekliyoruz. Biz de konutların enerji bağımsızlığını destekleyecek gelişmiş çözümlerimizle pazardaki varlığımızı güçlendireceğiz.” dedi. Yenilikçi Temiz Enerji Çözümleri Sungrow, fuar kapsamında ayrıca kamu hizmeti ölçeğindeki güneş enerjisi santralleri için geliştirilen 1+X Modüler İnvertör çözümlerini de ziyaretçilerle buluşturdu. Merkezi ve string invertör teknolojilerinin avantajlarını bir araya getiren bu çözüm; yüksek kullanılabilirlik, esnek kapasite artışı ve düşük işletme maliyetleriyle öne çıkıyor. Konut segmentine yönelik çözümler de fuarda dikkat çeken başlıklar arasında yer aldı. SH25T hibrit invertör, SBH batarya sistemi ve AC22E elektrikli araç şarj çözümü; yüksek verimlilik, akıllı enerji yönetimi ve entegre güvenlik özellikleriyle ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Küresel Güven, Yerel Güç BloombergNEF (BNEF) tarafından yayımlanan 2025 Inverter Bankability Survey sonuçlarına göre altıncı kez dünyanın en “bankable” invertör markası seçilen Sungrow, küresel ölçekte güvenilirliğini bir kez daha ortaya koyuyor. Sungrow, Türkiye’de kurduğu güçlü organizasyon yapısı, yerel servis merkezi, teknik destek altyapısı ve eğitim faaliyetleriyle yalnızca bir teknoloji sağlayıcısı olmanın ötesine geçiyor. Türkiye genelinde 7 bölgeyi kapsayan servis ağı ve yerel servis merkezi sayesinde hızlı ve yerinde çözümler sunan şirket, Sungrow Akademi ile sektör profesyonellerinin bilgi birikimine katkı sağlamayı sürdürüyor. Sungrow, tüm bu güçlü altyapısı ve ileri teknoloji çözümleriyle Türkiye’de enerji depolama başta olmak üzere temiz enerji dönüşümünün en önemli paydaşlarından biri olmayı ve sektöre katma değer sağlayan projelere imza atmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.