Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sıvı Tüketimi

Kapsül Haber Ajansı - Sıvı Tüketimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sıvı Tüketimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Böbrek Taşlarında Güncel Tedavi Yöntemleri Haber

Böbrek Taşlarında Güncel Tedavi Yöntemleri

Op. Dr. Khatai Gurbanlı, böbrek taşlarının oluşumunda genetik faktörlerin önemli rol oynadığını belirterek, birçok etkenin bu süreci etkilediğini söyledi. “Birçok Neden Böbrek Taşı Oluşumuna Yol Açabiliyor” Böbrek taşlarının yalnızca genetik nedenlere bağlı olmadığını ifade eden Gurbanlı, “Böbrek taşları başlıca genetik olmakla birlikte; yetersiz sıvı tüketimi, beslenme alışkanlıkları ve bazı metabolik hastalıklar gibi birçok nedenle oluşabilmektedir” dedi. “Tedavi Taşın Özelliğine Göre Belirleniyor” Taşın boyutu ve yoğunluğunun tedavi yöntemini belirlediğine dikkat çeken Gurbanlı, “Küçük ve düşük yoğunluklu taşlar ses dalgası yöntemiyle tedavi edilebilirken, büyük boyutlu ya da yüksek yoğunluklu taşların cerrahi müdahale ile temizlenmesi gerekmektedir” diye konuştu. “Cerrahi Tedavide En Güncel Yöntem: Thulium Lazer” Cerrahi tedavilerde teknolojinin önemli avantajlar sağladığını belirten Gurbanlı, “Cerrahi tedavide en güncel yöntemlerden biri Thulium Lazer uygulamasıdır. Bu yöntemle taşlar toz haline getirilerek tamamen temizlenebilmektedir” dedi. “Kesiksiz ve Doğal Yollardan Uygulama” Uygulamanın herhangi bir cerrahi kesi olmadan gerçekleştirildiğini vurgulayan Gurbanlı, “Flexible renoskop adı verilen esnek ve dönebilen alet sayesinde vücudun doğal yollarından taşa ulaşılıyor ve lazer yardımıyla taş toz haline getiriliyor” ifadelerini kullandı. “Hasta Konforu Ön Planda” Bu yöntemin hasta konforunu artırdığını söyleyen Gurbanlı, “Kesiksiz uygulanması sayesinde hastalar daha kısa sürede günlük yaşamlarına dönebiliyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kış Aylarında Vücudunuzu Zorlamadan Beslenmenin Yolları Haber

Kış Aylarında Vücudunuzu Zorlamadan Beslenmenin Yolları

Soğuk günler, kısalan saatler ve yavaşlayan tempo; beslenme düzenini de doğrudan etkiliyor. Bu dönemde vücudun enerji ihtiyacı artarken, bağışıklık sistemi ve sindirim düzeni daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyor. Tam da bu nedenle, kış aylarında mevsime uygun ve sürdürülebilir bir beslenme sağlayan baklagiller, her zamankinden daha önemli hale geliyor. Yeni yılın başlangıcıyla birlikte beslenme düzenini gözden geçirmek isteyen pek çok kişi için ocak ayı güçlü bir motivasyon sunuyor. Duru Gıda Beslenme Danışmanı Diyetisyen Emine Uluçay’a göre, kış mevsiminin ortasında yer alan bu dönemde hızlı ve katı değişiklikler yerine, bedeni zorlamayan ve doğal ritmini destekleyen tercihler ön plana çıkmalı. Uluçay, “Kış aylarında amaç, bedeni zorlamak değil; bağışıklığı güçlendiren, sindirimi destekleyen ve ruh halini dengeleyen bir düzen kurmak olmalı” diyerek beslenmeye daha bütüncül bir yerden bakılması gerektiğini vurguluyor. Bu noktada kış beslenmesinin en güçlü yardımcılarından biri ise kuru baklagiller oluyor. Uluçay, bakliyatların yalnızca doyurucu değil, aynı zamanda bağışıklık ve sindirim sistemi için önemli bir destek olduğuna dikkat çekiyor: “Bakliyatlar; protein, çinko, demir ve B vitaminleri açısından oldukça zengindir. Bu besin öğeleri, bağışıklık sistemi hücrelerinin sağlıklı çalışmasına katkı sağlar ve hastalıklara karşı direnci artırmaya yardımcı olur.” Soğuk havayla birlikte hareketin ve sıvı tüketiminin azalması sindirim sistemini yavaşlatabiliyor. Bakliyatların yüksek lif içeriği ise bu noktada önemli bir avantaj sunuyor. Uluçay, “Yüksek lif içerikleri sayesinde bakliyatlar sindirimi düzenlemeye ve kabızlığı önlemeye yardımcı olur. Aynı zamanda bağırsak mikrobiyotasını destekler. Sağlıklı bir bağırsak, güçlü bir bağışıklık sistemi demektir” diyor. Kış sofralarında çorbalardan salatalara, zeytinyağlılardan ana yemeklere kadar pek çok farklı şekilde yer bulabilen bakliyatlar, mevsim sebzeleriyle birlikte tüketildiğinde besleyici ve dengeli öğünler oluşturmayı kolaylaştırıyor. Lahana, brokoli, karnabahar, pırasa ve ıspanak gibi kış sebzeleri; bakliyatlarla birleştiğinde hem doyurucu hem de bedeni yormayan tabaklar ortaya çıkıyor. Kivi, mandalina ve portakal gibi C vitamini ve antioksidan açısından zengin meyveler ise bu dengeyi destekliyor. Uluçay, ana öğünlerin yapısında protein dengesine dikkat edilmesi gerektiğini de hatırlatıyor: “Her ana öğünde bir protein kaynağı bulunması, tokluk süresini uzatır ve gün içindeki enerji dalgalanmalarını azaltır.” Bu noktada bakliyatlar, bitkisel protein kaynağı olarak kış aylarında önemli bir rol üstleniyor. Karbonhidrat tercihlerinde ise rafine seçenekler yerine bulgur, kinoa, karabuğday ve tam buğday ekmek gibi kompleks kaynaklara yönelmek; sindirim sistemini ve bağırsak sağlığını destekleyerek genel iyilik haline katkı sağlıyor. Kış aylarında çoğu zaman fark edilmeden ihmal edilen bir diğer konu ise sıvı tüketimi. Susuzluk hissi azalsa da vücudun su ihtiyacı devam ediyor. Gün içinde suya ek olarak bitki çaylarını rutine dahil etmek, sıvı dengesini korumaya yardımcı oluyor. Tatlılar ve hamur işleri ise özellikle bu mevsimde daha cazip hale geliyor. Uluçay, bu noktada yasaklamaktan ziyade dengeye odaklanılması gerektiğini belirtiyor: “Şekerli ve aşırı yağlı yiyecekler sık tüketildiğinde enerji düşüklüğüne ve ruh halinde dalgalanmalara yol açabilir. Tüketilecekse porsiyonun küçük tutulması, vücutla daha barışık bir ilişki kurmayı sağlar.” Kış aylarında bedeni desteklemek aslında zor değil. Mevsime uygun sebzeler, yeterli sıvı tüketimi ve sofrada bakliyatlara daha fazla yer açmak; hem bağışıklık sistemini güçlendirmek hem de kışın yavaş ritmine uyum sağlamak için en doğal ve etkili adımlardan biri olarak öne çıkıyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.