Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sivil Toplum

Kapsül Haber Ajansı - Sivil Toplum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sivil Toplum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kentlerin Geleceği Urban Future 2027’de İstanbul’da Konuşulacak Haber

Kentlerin Geleceği Urban Future 2027’de İstanbul’da Konuşulacak

Kentler krizlere nasıl hazırlanır, mahalleler dönüşümü nasıl başlatır, kent yönetimleri değişimi nasıl kalıcı hale getirir? Urban Future – The Better-Cities Event, bu sorularla İstanbul’a geliyor. 7–8 Nisan’da InterContinental İstanbul’da düzenlenecek ana konferans, belediye başkanlarını, mimarları, plancıları, akademisyenleri ve girişimcileri buluşturacak. 6 ve 9 Nisan’daki saha gezileri ise katılımcıları İstanbul’un mahallelerine ve kentsel projelerine taşıyacak. UF27 İstanbul’a 2.000’den fazla katılımcı, 250 konuşmacı, 150 belediye başkanı ve kent lideri ile 100 partnerin katılması bekleniyor. İstanbul Yalnızca Ev Sahibi Değil Urban Future, İstanbul’u yalnızca etkinliğin gerçekleşeceği kent olarak görmüyor. İki kıtayı buluşturan tarihsel katmanları, gündelik yaşamın çeşitliliği ve güncel kentsel meseleleriyle İstanbul, UF27 boyunca tartışmaların doğrudan parçası olacak. Büyümeyle mirasın korunması arasında nasıl denge kurulacağı, büyük bir kentin hareketliliğinin nasıl yönetileceği ve toplulukların değişime karşı nasıl güçlendirileceği bu tartışmalara eşlik edecek. Konferans programını tamamlayan saha gezileri, İstanbul’un kamusal alanlarını, mahallelerini ve kentsel projelerini yerinde tanıma fırsatı sunacak. Böylece kent, yalnızca üzerine konuşulan bir konu olmaktan çıkıp gözlemlenen, deneyimlenen ve tartışılan bir öğrenme ortamına dönüşecek. Urban Future CEO’su ve Kurucu Ortağı Gerald Babel-Sutter’ın da vurguladığı gibi “Kentler Urban Future’ın merkezinde yer almaya devam ediyor; onları şekillendiren insanlar ise çok farklı yerlerden geliyor. İstanbul için, güçlü yerel köklere, uluslararası bir bakış açısına ve tasarım, dirençlilik ve toplum odaklı kentsel gelişim alanlarında uygulamaya dönük deneyime sahip ortaklarla çalışmak istedik. Humane Urbanism ve Türkiye Tasarım Vakfı, UF27’ye kentlerin geleceğini yeni açılardan keşfetmek için güçlü bir temel sağlıyor.” Kentlerin Geleceğine Yön Veren İsimler İstanbul’da UF27’nin ilk açıklanan konuşmacıları, dünya kentlerinde denenen somut çözümleri İstanbul’a taşıyacak. Viyana’nın eski belediye başkan yardımcısı Maria Vassilakou (Avusturya), sürdürülebilir ulaşım, iklim politikaları ve katılımcı kentsel dönüşüm konusundaki deneyimiyle öne çıkıyor. Happy City ve The Trust Experiments kitaplarının yazarı Charles Montgomery (Kanada) ise kent tasarımı ile mutluluk, toplumsal güven ve insan ilişkileri arasındaki bağlantıları araştırıyor. Barcelona Activa’nın kentsel iletişim stratejisti Maite Peris Colom (İspanya), kentsel projelerde iletişimin toplumsal katılımı ve değişime duyulan güveni nasıl güçlendirdiğine odaklanıyor. Brüksel merkezli Communa’nın kurucu ortağı Maxime Zaït (Belçika), atıl binaları geçici konutlara ve ortak kullanım alanlarına dönüştürüyor; girişimin çalışmaları bugüne kadar 500’den fazla kişiye barınma olanağı sağladı. All Things Urban’ın kurucusu Anastasia Sukhoroslova (Almanya), 100 bini aşkın şehircilik profesyonelini buluşturan uluslararası ağın deneyimini paylaşacak. Nilüfer Belediyesi Planlama ve Kalkınma Ajansı (PLAKA) yöneticisi Mehmet Can Yılmaz (Türkiye) ise kent sağlığı, gıda güvenliği ve katılımcı yerel politikaları veri temelli yöntemlerle birleştiren çalışmalarını aktaracak. Konuşmacı listesi ilerleyen aylarda genişleyecek. UF27’nin Gündeminde Üç Ana Tema Var Urban Future 2027’nin ilk program çerçevesi, kentlerin karşı karşıya olduğu krizlere hazırlık, toplulukların değişimdeki rolü ve kentsel dönüşümün kalıcı hale getirilmesi üzerine üç ana tema etrafında şekilleniyor. “Ready Cities / Hazır Kentler” kapsamında düzenlenecek oturumlarda deprem, sel ve aşırı sıcaklar gibi krizlere hazırlık, kentsel dirençlilik ve toparlanma süreçleri ele alınacak. “People-Powered Cities / İnsanların Gücüyle Dönüşen Kentler” başlığı altında mahallelerin, sivil girişimlerin ve yerel toplulukların kentsel değişimdeki rolü tartışılacak. “Running Better Cities / Kentleri Daha İyi Yönetmek” teması ise kentsel dönüşümün birkaç kişinin olağanüstü çabalarına bağımlı kalmadan nasıl sürdürülebileceğine odaklanacak. Karbonsuzlaşma, iklim krizine uyum ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesi gibi hedefler doğrultusunda kent yönetimlerinin doğru ekipleri, yetkinlikleri ve liderlik kültürünü geliştirerek değişimi kurumsal işleyişin kalıcı bir parçası haline getirmesinin yolları araştırılacak. Transformative Cities: Kentler İnsanları Nasıl Şekillendiriyor? UF27 programının yeni özel bölümlerinden Transformative Cities, kentlerin insan davranışları, ilişkileri ve gündelik yaşam pratikleri üzerindeki etkisini ele alacak. Josephine Yilan Liu’nun küratörlüğünde hazırlanan altı oturumluk program, mimari tasarımın ve kentsel kararların yalnızca fiziksel çevreyi değil, insanların kentte nasıl hareket ettiğini, karşılaştığını ve bir arada yaşadığını da nasıl biçimlendirdiğini sorguluyor. Program kapsamında “Cities as Cognitive-Behavioural Infrastructure” (Bilişsel-Davranışsal Altyapı Olarak Kentler) başlıklı bir masterclass da planlanıyor. İstanbul’da Yeni Bir Ev Sahipliği Modeli UF27, Urban Future için yeni bir ev sahipliği modeline de işaret ediyor. Önceki etkinliklerini çoğunlukla şehir yönetimleriyle birlikte gerçekleştiren platform, İstanbul’da ilk kez iki sivil kuruluşla ev sahibi ortak olarak çalışacak: Humane Urbanism ve Türkiye Tasarım Vakfı (TTV). Humane Urbanism, kentleri aşırı olaylara hazırlamayı ve sonrasında toparlanmayı destekleyen uluslararası bir sivil toplum kuruluşu. 2016’dan bu yana faaliyet gösteren Türkiye Tasarım Vakfı ise tasarımı sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimin aracı olarak konumlandırmaya yönelik çalışmalar yürütüyor. Bu ortaklık, uluslararası tartışmaları İstanbul’un yerel deneyimleriyle buluşturmayı hedefliyor. Genç Değişim Aktörleri İçin “Young Leaders Programme” 30 yaş ve altındaki genç değişim aktörlerine yönelik Young Leaders Programme, 6 Nisan 2027’de İstanbul’da tam gün düzenlenecek. Program, uygulamalı atölyeler, deneyimli kent liderleriyle buluşmalar ve uluslararası ağ kurma fırsatları sunacak. Başvurular 20 Ekim’de başladı ve 10 Kasım 2026’da sona erecek. Ayrıntılar ve başvuru: urban-future.org/young-leaders/ Biletler 1 Aralık’ta Satışa Çıkıyor! UF27 biletleri 1 Aralık 2026’da satışa çıkacak. İlk gün düzenlenen Flash Sale kapsamında Early Bird biletlerinde %27 indirim sunulacak. İlk program 21 Ocak 2027’de, konuşmacıların oturumlarıyla eşleştirildiği tam program ise 2 Mart 2027’de açıklanacak. UF27’nin Parçası Olmak Mümkün... Urban Future, UF27 programının İstanbul’un ve Türkiye’nin güncel deneyimleriyle birlikte şekillenmesini istiyor. Bu nedenle etkinliğin parçası olabilecek konuşmacılar, projeler, kuruluşlar, mekânlar ve partnerler için öneriler alınmaya devam ediyor. Urban Future ekibi; yeni yaklaşımlar ortaya koyan kentsel girişimler, ilham veren yerel liderler, güçlü mahalle hikâyeleri, kamusal alan projeleri, mobilite fikirleri, tasarım yaklaşımları, afet sonrası toparlanma modelleri ve daha iyi kentlerin nasıl mümkün olabileceğini gösteren uygulanabilir çözümler arıyor. Çünkü daha iyi kentler, onları değiştirmeye cesaret eden insanlarla başlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir’in yerel zeytini Erkence, Orhanlı Köyü’nde üçüncü kez festivalle kutlanıyor Haber

İzmir’in yerel zeytini Erkence, Orhanlı Köyü’nde üçüncü kez festivalle kutlanıyor

Zeytin, tarım ve doğayla kurduğu ilişkiyi kuşaklar boyunca sürdüren Orhanlı Köyü, kadim üretim kültürünü kutlamaya hazırlanıyor. Yerel gıda kültürü ve sürdürülebilir üretimin simgesi olan 3. Erkence Zeytin Festivali; Orhanlı Köyü Muhtarlığı öncülüğünde, Seferihisar Belediyesi'nin destekleriyle, köy sakinleri, yerel üreticiler ve sivil toplum örgütlerinin imecesiyle 31 Ekim–1 Kasım 2026 tarihlerinde Orhanlı Köyü Piknik Alanı’nda gerçekleştirilecek. Delicelerden geleceğe uzanan kadim gelenek Nüfusunu koruyan ve dışarıdan sürekli göç alan canlı bir kırsal yerleşim olan Orhanlı’da, geleneksel zeytinlik ekosistemleri ve doğayla uyumlu üretim yöntemleri bugün de varlığını sürdürüyor. İzmir’in yerel zeytin çeşitlerinden Erkence, doğada kendiliğinden yetişen ve yörede 'delice' olarak bilinen yabani zeytin ağaçlarının aşılanmasıyla elde ediliyor. Delicelerin Erkence çeşidiyle aşılanması, geleneksel zeytin yetiştiriciliğinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Bölgenin iklimine ve toprak yapısına uyum sağlayan deliceler, Erkence için dayanıklı ve uzun ömürlü bir anaç görevi görüyor. Orhanlı’da bu yöntemle kuşaklar boyunca yaşatılan zeytinlikler, köyün geçim kaynakları arasında yer alırken yerel gıda kültürünü, biyolojik çeşitliliği ve toplumsal hafızayı da besliyor. Köyde faaliyet gösteren beş zeytinyağı fabrikasına bir yenisinin daha eklenmesi için hazırlıklar sürüyor. Zeytincilik, yetiştiricilikten zeytinyağı üretimine uzanan yapısıyla köy ekonomisinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Festival, bu birikimin paylaşılmasına, üreticilerin desteklenmesine ve üretim bilgisinin gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sunmayı amaçlıyor. Zeytinliklerden atölyelere ortak bir öğrenme alanı Festival boyunca ziyaretçiler, yerel üreticilerle doğrudan buluşma ve Orhanlı'nın üretim kültürünü yerinde deneyimleme fırsatı bulacak. Gündelik köy yaşamının inceliklerini yansıtan kül suyu sabunu yapımı ve zeytin kurma atölyelerinin yanı sıra, piknik alanındaki büyük zeytin ağacında birlikte zeytin hasat edilecek. Katılımcılar, Erkence zeytinliklerine yapılacak doğa yürüyüşleriyle bölgenin eşsiz doğasını keşfederken; festival kapsamında düzenlenecek zeytinyağı kütüphanesi gezisi ve "Bir Günde Hasat, Sıkım ve Tadım" atölyeleriyle zeytinyağının tarladan sofraya uzanan yolculuğuna tanıklık edecek. Köyün kültürel yaşamı festival sahnesinde Kortej yürüyüşü, Atatürk’ün 1926’da kurduğu Seferihisar Belediye Bandosu ve Kadir Uzunca’nın seslendireceği “Orhanlı Türküsü” ile başlayacak açılış programını, iki gün boyunca konserler ve dans gösterileri izleyecek. Aslı İpek Çağan’ın yürütücülüğünde ve koordinasyonunda çalışmalarını sürdüren Orhanlı Köyü Kadınlar Korosu’nun yanı sıra yerel sanatçılar, köyün gençleri ve çocuk sanatçılar festival sahnesinde yer alacak. Aynalı Kemer ve Mutlu Servet Badem konserleri, Rebeteos Dans Akademisi ve Orhanlı Köyü Kültür Doğa Spor Kulübü’nün gösterileri de programın bir parçası olacak. Orhanlı’nın geleneksel zeytin yetiştiriciliğini ve zeytinliklerin korunması için verilen mücadeleyi konu alan “Döngü” belgeseli, festival kapsamında izleyiciyle buluşacak. Orhanlı Çocuk Kütüphanesi tarafından düzenlenen çuval yarışı, halat çekme ve dilsiz oyunu gibi geleneksel oyunlar ile resim atölyeleri, çocuklara birlikte oynayabilecekleri ve üretebilecekleri bir alan sunacak. Orhanlı’dan yerel üretime destek çağrısı Orhanlı Köyü Muhtarı Abdurrahim Ener, festivalin taşıdığı öneme dikkat çekerek şunları ifade etti: "Zeytinliklerimiz yalnızca bir tarımsal üretim alanı değil; yerel gıda kültürünün, biyolojik çeşitliliğin ve toplumsal hafızanın önemli bir parçasıdır. Kadim zeytin kültürümüzün ve Erkence zeytin çeşidinin yaşatılması amacıyla düzenlediğimiz bu festivalin, yerel üretime dayalı ve doğayla uyumlu bir yaşamı destekleyen herkes için önemli bir buluşma noktası olacağına inanıyoruz. Doğaya ve gerçek gıdaya özlem duyan tüm halkımızı bu kültürü paylaşmaya davet ediyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gemlik’te Anadolu Rüzgârı Haber

Gemlik’te Anadolu Rüzgârı

Gemlik Belediyesi 11. Hemşehri Dernekleri Festivali başladı. Bursa Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen festival, 24-29 Ekim tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. 20 hemşehri derneğinin katıldığı festivalde, Türkiye’nin farklı bölgelerine ait yöresel kültürler, gelenekler ve lezzetler tanıtılıyor. Festival kapsamında kurulan stantlarda dernekler, kendi memleketlerinin kültürel değerlerini ve yöresel lezzetlerini ziyaretçilerle buluşturuyor. Festival boyunca hemşehri derneklerinin konuk sanatçıları da sahne alarak farklı yörelere ait türküleri ve ezgileri Gemliklilerle paylaşacak. Açılış programına Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri, siyasi partilerin ilçe başkanları ve yöneticileri, sivil toplum ve meslek kuruluşlarının temsilcileri, hemşehri derneklerinin başkanları, yöneticileri ve üyeleri, muhtarlar ile çok sayıda Gemlikli katıldı. İlk olarak söz alan Gemlik Hemşehri Dernekleri Platformu Başkanı Bayram Bozdemir, derneklerin yalnızca yöresel ürünleri tanıtmak için değil, kültürleri ve gelenekleri yaşatarak gelecek nesillere aktarmak amacıyla da bir araya geldiğini belirtti. Katılımın önceki yıla göre arttığını ifade eden Bozdemir, organizasyona katkı sunan derneklere ve belediyelere teşekkür etti. Bozdemir’in ardından söz alan Bursa Erzurum Dernekler Federasyonu Başkanı ve AK Parti Bursa İl Başkan Yardımcısı Savaş Albayrak ise derneklerin kültür elçileri olduğunu vurguladı. Albayrak, bir şehrin zenginliğinin bünyesinde barındırdığı insanlardan ve farklı kültürlerden kaynaklandığını ifade etti. “Birliğimiz ve Beraberliğimiz Daim Olsun” Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, festivalin farklı kültürlerden insanların birbirlerini daha yakından tanımalarına ve özellikle çocukların farklı kültürlerle tanışarak dostluklar kurmalarına katkı sağlayacağını belirtti. Cumhuriyet’in 103. yılında Türkiye’nin yedi bölgesinden insanlarla bir arada olmanın önemine değinen Deviren, kültürlerin, folklorun ve türkülerin paylaşılmasının toplumsal birlikteliği güçlendirdiğini ifade etti. Organizasyonda emeği geçen Gemlik Hemşehri Dernekleri Platformu Başkanı Bayram Bozdemir’e, Gemlik Belediye Başkan Yardımcıları Durmuş Uslu, Emrecan Uzunkaya ve Zülküf Zor’a teşekkür eden Başkan Deviren, katkı sunan herkese de şükranlarını iletti. Festivalin güzel geçmesi temennisinde bulunan Deviren, “İnşallah festivalimiz güzel geçer, birliğimiz ve beraberliğimiz daim olur. Son olarak, yaşasın Cumhuriyet diyorum.” ifadelerini kullandı. Festivalin ilk gününde Gemlik Erzurumlular Derneği’nin konuğu Zekai Dadaşcan, Kars Ardahan Iğdır Kültür ve Dayanışma Derneği’nin konukları Hatice Aktürk ile Himmet Öztürk ve Gemlik Giresun Dereli Aksu Köylüleri Derneği’nin konukları Yüksel Çakmak, Özgür Küçükoğlu ve Orhan Dalsız sahne aldı. Gemlik Muşlular Derneği’nin konuğu Ercan Eriş de seslendirdiği türkülerle dinleyicilerle buluştu. Sanatçılar, farklı yörelere ait sevilen türküleri seslendirdi. Festival, 29 Ekim Perşembe gününe kadar devam edecek Festival kapsamında kurulan stantlarda dernekler, kendi memleketlerinin kültürel değerlerini ve yöresel lezzetlerini ziyaretçilerle buluşturuyor. Festival boyunca hemşehri derneklerinin konuk sanatçıları da sahne alarak farklı yörelere ait türküleri ve ezgileri Gemliklilerle paylaşacak. Açılış programına Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri, siyasi partilerin ilçe başkanları ve yöneticileri, sivil toplum ve meslek kuruluşlarının temsilcileri, hemşehri derneklerinin başkanları, yöneticileri ve üyeleri, muhtarlar ile çok sayıda Gemlikli katıldı. İlk olarak söz alan Gemlik Hemşehri Dernekleri Platformu Başkanı Bayram Bozdemir, derneklerin yalnızca yöresel ürünleri tanıtmak için değil, kültürleri ve gelenekleri yaşatarak gelecek nesillere aktarmak amacıyla da bir araya geldiğini belirtti. Katılımın önceki yıla göre arttığını ifade eden Bozdemir, organizasyona katkı sunan derneklere ve belediyelere teşekkür etti. Bozdemir’in ardından söz alan Bursa Erzurum Dernekler Federasyonu Başkanı ve AK Parti Bursa İl Başkan Yardımcısı Savaş Albayrak ise derneklerin kültür elçileri olduğunu vurguladı. Albayrak, bir şehrin zenginliğinin bünyesinde barındırdığı insanlardan ve farklı kültürlerden kaynaklandığını ifade etti. “Birliğimiz ve Beraberliğimiz Daim Olsun” Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, festivalin farklı kültürlerden insanların birbirlerini daha yakından tanımalarına ve özellikle çocukların farklı kültürlerle tanışarak dostluklar kurmalarına katkı sağlayacağını belirtti. Cumhuriyet’in 103. yılında Türkiye’nin yedi bölgesinden insanlarla bir arada olmanın önemine değinen Deviren, kültürlerin, folklorun ve türkülerin paylaşılmasının toplumsal birlikteliği güçlendirdiğini ifade etti. Organizasyonda emeği geçen Gemlik Hemşehri Dernekleri Platformu Başkanı Bayram Bozdemir’e, Gemlik Belediye Başkan Yardımcıları Durmuş Uslu, Emrecan Uzunkaya ve Zülküf Zor’a teşekkür eden Başkan Deviren, katkı sunan herkese de şükranlarını iletti. Festivalin güzel geçmesi temennisinde bulunan Deviren, “İnşallah festivalimiz güzel geçer, birliğimiz ve beraberliğimiz daim olur. Son olarak, yaşasın Cumhuriyet diyorum.” ifadelerini kullandı. Festivalin ilk gününde Gemlik Erzurumlular Derneği’nin konuğu Zekai Dadaşcan, Kars Ardahan Iğdır Kültür ve Dayanışma Derneği’nin konukları Hatice Aktürk ile Himmet Öztürk ve Gemlik Giresun Dereli Aksu Köylüleri Derneği’nin konukları Yüksel Çakmak, Özgür Küçükoğlu ve Orhan Dalsız sahne aldı. Gemlik Muşlular Derneği’nin konuğu Ercan Eriş de seslendirdiği türkülerle dinleyicilerle buluştu. Sanatçılar, farklı yörelere ait sevilen türküleri seslendirdi. Festival, 29 Ekim Perşembe gününe kadar devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB VE UNICEF’ten “Çocuk İhtiyaçları Haritası” Haber

ABB VE UNICEF’ten “Çocuk İhtiyaçları Haritası”

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), çocukların ihtiyaçlarını doğru belirlemek ve çocuklara yönelik hizmetleri daha etkin planlamak amacıyla UNICEF iş birliğiyle yürüttüğü “Çocuk İhtiyaçları Haritası” projesindeki çalışmalarını sürdürüyor. Avrupa Birliği desteğiyle yürütülen Çocuklar için Hesap Verebilirlik ve Hak Savunuculuğu (ACAR) Projesi kapsamında hayata geçirilen çalışma; çocukların ihtiyaçlarına ilişkin verilerin toplanmasını, analiz edilmesini ve belediye hizmetlerinin planlanmasında kullanılmasını amaçlıyor. Bu doğrultuda düzenlenen “Çocuk Alanında Veri Temelli Karar Alma ve Kapasite Geliştirme Eğitimi”nde ABB çalışanları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri bir araya geldi. Eğitimlerde veri temelli ihtiyaç analizi, çocuklara ilişkin veri ve göstergeler, önceliklendirme süreçleri ile haritalar ve mekânsal veriler kullanılarak ihtiyaçların belirlenmesi konuları ele alındı. Atölye çalışmaları ve ortak değerlendirmelerle tamamlanan eğitimlerin ardından, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla “Çocuk İhtiyaçları Haritası Danışma Toplantısı” gerçekleştirildi. ÇOCUKLARIN İHTİYAÇLARI VE İŞ BİRLİĞİ OLANAKLARI DEĞERLENDİRİLDİ UNICEF Türkiye Sosyal Politika Sorumlusu Dr. Görkem Güner’in açılış konuşmasıyla başlayan danışma toplantısında, Çocuk İhtiyaçları Haritası Projesi ve ihtiyaç analizi sonuçları değerlendirildi. Çocuklara yönelik hizmetlerin geliştirilmesi amacıyla sivil toplum kuruluşları ve özel sektörle kurulabilecek iş birlikleri de gündeme geldi. Ortak çözüm geliştirme oturumlarında öncelikli ihtiyaçların belirlenmesi, kurumların katkı sunabileceği alanların değerlendirilmesi ve izlenecek adımlar üzerinde duruldu. AMAÇ: KAYNAKLARI İHTİYAÇLARA GÖRE PLANLAMAK ABB Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanlığı Koordinatörü Tuğba Nagehan Turpçu, proje kapsamında önemli aşamaların tamamlandığını belirterek eğitimlerle farklı paydaşları bir araya getirdiklerini ifade etti. Çocukların ihtiyaçlarını tahminler yerine veriler üzerinden belirlemeyi hedeflediklerini vurgulayan Turpçu, şöyle konuştu: “Ankara Büyükşehir Belediyesi ve UNICEF iş birliğiyle gerçekleştirdiğimiz ‘Çocuk İhtiyaçları Haritası’nın çok önemli adımlarını gerçekleştirdik. STK’lerle ve Ankara Büyükşehir Belediyesi çalışanlarıyla bir araya gelerek eğitimler düzenledik. Çocuk ihtiyaçlarının veriye dayalı karar alma süreçlerinin eğitimini aldık ve bunlarla ilgili çıktılar oluşturduk. En son özel sektör temsilcileriyle bir araya gelerek bir danışma toplantısı gerçekleştirdik. Buradaki amacımız, Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak çocukların ihtiyaçlarını tahminlere yönelik tespit etmek değil, veriye dayalı tespit ederek kaynakları en ideal şekilde kullanarak çocuklara doğru hizmet götürmek ve bu hizmetleri sunarken elimizdeki kaynakları en verimli şekilde kullanmak. Bu projede emeği geçen bütün arkadaşlarımıza, UNICEF’e ve İhtiyaç Haritası’na çok teşekkür ediyoruz. Bu ihtiyaçları doğru tespit ettiğimizde ihtiyaçları karşılanmayan çocuklar kalmamasını umut ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Merck Türkiye’nin “İyilikte Buluşuyoruz” Projesine Sağlıkta Sosyal Sorumluluk Ödülü Haber

Merck Türkiye’nin “İyilikte Buluşuyoruz” Projesine Sağlıkta Sosyal Sorumluluk Ödülü

Sağlık Gönüllüleri-Türkiye Derneği (SG-T) tarafından bu yıl 18’incisi düzenlenen Sağlıkta Sosyal Sorumluluk Ödülleri’nde Merck Türkiye, “İyilikte Buluşuyoruz” projesiyle ödüle layık görüldü. 14 Ekim’de Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi’nde düzenlenen törende verilen ödül, şirketin toplumsal dayanışmayı destekleyen sosyal sorumluluk çalışmalarını öne çıkardı. Merck Türkiye’nin kurumsal sosyal sorumluluk yaklaşımını yansıtan “İyilikte Buluşuyoruz” projesi; eğitim, sağlık, çevre ve toplumsal eşitlik alanlarında, sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde yürütülen projeleri kapsıyor. Kampanya kapsamında çalışan gönüllülüğüne dayalı çalışmaların yanı sıra depremden etkilenen 25 kadın tıp fakültesi öğrencisine mezuniyetlerine kadar burs desteği sağlayan Merck Türkiye 25. Yıl Burs Fonu da bulunuyor. Merck Türkiye Genel Müdürü Şehram Zayer, ödüle ve şirketin sosyal sorumluluk yaklaşımına ilişkin, “‘İyilikte Buluşuyoruz’ projemizin bu ödüle layık görülmesinden büyük mutluluk duyuyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Merck olarak yalnızca hastaların ihtiyaçlarına yanıt vermeyi değil, faaliyet gösterdiğimiz toplumlara katkı sunmayı da temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. 358 yıllık köklü geçmişimiz ve aile bünyesinde devam eden kurumsal mirasımız, uzun vadeli değer yaratma anlayışımızın önemli bir parçası. Sosyal sorumluluk çalışmalarımızda en çok gurur duyduğum konulardan biri de çalışma arkadaşlarımızın gönüllülüğü. Bu projelerin yalnızca şirket kaynaklarıyla değil, çalışanlarımızın emeği ve katkısıyla hayata geçmesini çok önemsiyorum. ‘İyilikte Buluşuyoruz’ çatısı altındaki çalışmaları özveriyle yürüten ekibimize ve projelerimize gönülden destek veren tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.” açıklamasında bulundu. Merck Türkiye, toplumsal ihtiyaçlara yanıt veren projeler ve yeni iş birlikleriyle sosyal sorumluluk çalışmalarını sürdürmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kocaeli’nin Kültür Rotası Şûra’da Çizilecek Haber

Kocaeli’nin Kültür Rotası Şûra’da Çizilecek

“Kocaeli Kültür Şûrası”, 250 paydaşı aynı platformda buluşturacak;Kocaeli’nin kültür ve sanat vizyonunu güçlendirmek amacıyla düzenlenecek “Kocaeli Kültür Şûrası”, kentin farklı alanlardaki paydaşlarını ortak akıl etrafında buluşturacak. ŞÛRA Kent Politikaları ve Araştırmaları Merkezi’nin ev sahipliğindeki toplantıda; kamu, akademi, sivil toplum ve kültür-sanat dünyasının katkılarıyla kentin geleceğine yön verecek hedefler masaya yatırılacak. 250 PAYDAŞI AYNI PLATFORMDA BULUŞTURACAK Kocaeli Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde; Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kocaeli Valiliği, üniversiteler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcilerinin paydaşlığında düzenlenecek “Kocaeli Kültür Şûrası”, 20 Ekim Salı günü Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Gün boyunca yaklaşık 250 kurum, kuruluş ve sivil toplum kuruluşu temsilcisini aynı platformda buluşturacak şûranın açılış töreni, şair ve yazar Prof. Dr. Nurullah Genç’in anahtar konuşmacı olarak katılımıyla yapılacak. KAPSAYICI VE ERİŞİLEBİLİR BİR KÜLTÜR POLİTİKASI Kültür Şurası’nda kentin kültür-sanat alanındaki mevcut durumu bütüncül biçimde değerlendirilerek ihtiyaç öncelikleri belirlenecek. Bu kapsamda gençlerin, çocukların, kadınların, engellilerin ve dezavantajlı grupların kültür ve sanata erişiminin artırılması hedefleniyor. Kültürel hayatın ilçe ve mahallelere yaygınlaştırılması, yerel sanatçıların desteklenmesi ve Kocaeli’nin kültür-sanat alanındaki görünürlüğünün dijital araçlarla güçlendirilmesi de öncelikler arasında yer alıyor. KÜLTÜR ŞÛRASI KENTİN GELECEĞİNE YÖN VERECEK Kocaeli’nin kültür-sanat geleceğine yön verecek Şûra’da, görüş ve önerilerin uygulanabilir adımlara dönüştürülmesi hedefleniyor. Bu kapsamda öncelikli eylem önerileri, kısa, orta ve uzun vadeli uygulama planı taslağı ile kurumlar arası iş birliğini güçlendirecek koordinasyon modeli raporlaştırılarak ilgili kurumlarla paylaşılacak. KÜLTÜR-SANAT YOL HARİTASINA GÜÇLÜ KATKI Tüm paydaşların ortak aklıyla şekillenecek Kültür Şurası, kentin 5-10 yıllık kültür-sanat yol haritasının temelini oluşturacak. Sanayisiyle öne çıkan Kocaeli, kültür ve sanat alanındaki potansiyelini de güçlendirerek çok yönlü bir kent kimliği oluşturmayı hedefliyor. Kültür Şûrası, kentin kültürel birikimini geleceğe taşıyan, yenilikçi ve kapsayıcı bir vizyonun geliştirilmesine katkı sunacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde Uzmanından Tüketicilere Uyarı Haber

16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde Uzmanından Tüketicilere Uyarı

Her yıl 16 Ekim’de kutlanan Dünya Gıda Günü, güvenli ve yeterli gıdaya erişimin, sağlıklı beslenmenin ve sürdürülebilir gıda sistemlerinin önemine dikkat çekiyor. Küresel tedarik zincirleri ve değişen tüketim alışkanlıkları, gıda güvenliğinin üretimden tüketime kadar tüm aşamalarda ele alınmasını gerektiriyor. Bu konuda üreticilerin sorumluluklarını yerine getirmesi, etkin denetim sistemleri, tüketici örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının şeffaf, bilimsel temelli bilgilendirmeleri belirleyici rol oynuyor. Ancak elbette gıda güvenliği söz konusu olduğunda, tüketicilerin bilinçli olması, doğru bilgiye ulaşması ve karar süreçlerinde yanıltıcı iddiaları bilimsel verilerden ayırt edebilmesi de büyük önem taşıyor. Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nde uzun yıllar akademik çalışmalar yürüten, gıda teknolojileri ve yağ işleme alanındaki araştırma ve sektörel iş birlikleriyle tanınan Dr. Fahri Yemişçioğlu, gıda güvenilirliğini değerlendirirken gıdanın bileşiminin ve üretim teknolojisinin birlikte ele alınması gereken unsurlar olduğuna dikkat çekiyor. Yemişçioğlu, “Gıda teknolojileri; ürünlerin güvenliğinin korunmasına ve kalitesinin sürdürülmesine katkı sağlıyor. Soğuk zincir, kurutma, dondurarak kurutma (liyofilizasyon), rafinasyon, uygun ambalajlama ve kalite kontrol uygulamaları gıda zincirinin önemli bileşenleri arasında yer alıyor. Bu nedenle bir gıdanın güvenilirliğini değerlendirirken yalnızca içeriğine veya üretim yöntemine değil; üretim, işleme, saklama, ambalajlama ve kalite kontrol süreçlerinin tamamına bakmak gerekiyor. Tek bir bileşen, üretim yöntemi veya ambalaj özelliği üzerinden genelleme yapmak yerine, bilimsel veriler ışığında bütüncül bir yaklaşım benimsemek gerekiyor. Ayrıca değerlendirmeler algılara değil, bilimsel verilere dayanmalı” diyor. Dr. Fahri Yemişçoğlu’nun tüketicilerle gıda güvenliği için paylaştığı 5 temel ipucu şöyle: Gıdaları tek bir bileşene göre değerlendirmeyin: Bir ürünün güvenliği yalnızca içerdiği bileşene bakılarak belirlenemez. Üretim ve işleme koşullarını, kalite kontrol uygulamalarını ve saklama sürecini de dikkate alın. Tek bir unsurdan hareketle bütün bir gıda grubunu güvenli veya güvensiz ilan etmek yanıltıcı olabilir. Etiketleri dikkatle okuyun: Bir ürünü satın alırken yalnızca ambalajın ön yüzüne veya reklam mesajlarına bakmayın. İçindekiler listesini, alerjen bildirimlerini, son tüketim veya tavsiye edilen tüketim tarihini ve saklama koşullarını kontrol edin. Gıda teknolojileri ve ambalaj hakkında bilimsel bilgiye başvurun: Ambalajlama ve işleme teknolojileri, gıdaların korunmasında önemli rol oynar. Bir ürünün ambalajlı olması veya belirli bir teknolojiyle üretilmesi tek başına olumsuz bir değerlendirme gerekçesi değildir. Örneğin rafinasyon, palm yağı dâhil birçok bitkisel yağın üretiminde uygulanan bir işlemdir; yalnızca palm yağına özgü değildir ve tek başına ultra işleme göstergesi olarak değerlendirilmemelidir. Sosyal medyadaki iddiaları sorgulayın: Gıda ve beslenme alanında yayılan her bilgi bilimsel temele dayanmayabilir. Korku yaratan paylaşımlar yerine bilimsel araştırmaları, uzman görüşlerini ve güvenilir kurumların açıklamalarını esas alın. Özellikle tek bir bileşeni veya teknolojiyi hedef alan kesin yargıları sorgulamadan benimsemeyin. Saklama koşullarına uyun, beslenmenizde çeşitliliği gözetin: Ürünlerin etiketlerinde belirtilen saklama koşullarına uyun ve soğukta tutulması gereken gıdaları uygun sıcaklıklarda muhafaza edin. Sağlıklı bir yaşam için gıda güvenliğinin yanı sıra dengeli ve çeşitli beslenmeye ve fiziksel aktiviteye de önem verin. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Suna’nın Kızları Beş Yılda 22 Binden Fazla Çocuğa Ulaştı Haber

Suna’nın Kızları Beş Yılda 22 Binden Fazla Çocuğa Ulaştı

İpek Kıraç tarafından annesi Suna Kıraç’ın mirasını yaşatmak ve çocuklar için kurduğu hayallerin gerçekleşmesine katkıda bulunmak üzere 2021 yılında hayata geçirilen Suna’nın Kızları, beşinci yılını geride bıraktı. Kız çocukların özgün ihtiyaçlarını gözeterek, tüm çocukların duygusal ve fiziksel olarak iyi hâlde olmalarını, öğrenmeye kesintisiz devam edebilmelerini, eğlenmeye ve dinlenmeye vakit ayırabilmelerini, baskı altında kalmadan yaşayabilmelerini ve kendileriyle ilgili kararlarda söz sahibi olabilmelerini destekleyen Suna’nın Kızları, beş yılda 22 binden fazla çocuk ve 6 binden fazla yetişkine ulaştı. Suna’nın Kızları Kurucusu İpek Kıraç süreci “Beş yıl önce kız çocukların potansiyellerini hayata geçirebildikleri bir dünya hedefiyle yola çıktık. Çocukların güçlenmesinin, yalnızca onlarla doğrudan çalışmakla değil; hayatlarını çevreleyen okul, hane, mahalle, akranlar gibi tüm aktörlerin oluşturduğu ekosistemi güçlendirmekle mümkün olduğuna inanıyorduk. Bu nedenle stratejimizi ekosistem yaklaşımı üzerine kurduk. Bu yaklaşımı hayata geçirmenin yolunu ise farklı kurumların ortak bir amaç ve ortak göstergeler etrafında birlikte çalışmasında gördük. Beş yıl boyunca farklı uzmanlık, bilgi ve deneyimlere sahip 33 sivil toplum oluşumuyla bir Kolektif Etki inisiyatifi olarak birlikte hareket ettik ve bu ortaklığı sürdürmeye devam ediyoruz. Bugün geriye baktığımda Suna’nın Kızları’nın beş yıllık yolculuğunu, farklı kurumların bilgi ve deneyimlerini ortak bir amaç için bir araya getiren büyük bir ortak emek olarak görüyorum” ifadeleriyle değerlendirdi. Beş yıllık çalışmaların özeti Suna’nın Kızları, çocukları çevreleyen ekosistemin daha güvenli ve destekleyici hâle gelmesine katkı sunmak amacıyla farklı alanlarda modeller geliştirdi ve sahada denedi. Bu kapsamda mahalle temelli çocuk koruma ve destek sistemleri, okul temelli sosyal hizmet ve çocuk koruma mekanizmaları, hane temelli ebeveyn destekleri, çocukların gelişimi ve akran ilişkilerine yönelik programlar ile dijital dünyaya yönelik modeller üzerinde çalıştı. Bu modellerin sahadaki uygulamaları kapsamında; 6 Şubat depremlerinin ardından kurulan Çocuk Topluluk Merkezlerinde çocukların ihtiyaç ve ilgileri doğrultusunda 2 binden fazla atölye ve etkinlik gerçekleştirildi. Kentte ve kırsalda yaşayan kız çocukları bir araya getiren Yaz Enstitüsü Programı, mezunların gönüllü ve rol model olarak sürece dahil olduğu bir öğrenme ve dayanışma alanı olarak gelişti. Bu sahalarda 2 bin çocuk kendilerini, duygularını, ihtiyaçlarını ve sınırlarını tanımalarını destekleyen Esenlik Programı’nı tamamladı. Çocukları Destekleyen Mahalleler yaklaşımıyla, mahalle temelli çalışmalar ile yerelde çocukların ihtiyaçlarını fark eden ve destek mekanizmalarını harekete geçirebilen yapılar; okul temelli çalışmalarla ise çocukların ihtiyaçlarının ve karşılaştıkları risklerin daha erken fark edilebildiği destekleyici okul ortamlarının güçlendirilmesi hedeflendi. Çocukların yalnızca programlara katılması değil, programların özneleri olarak kendilerini ilgilendiren süreçlere katkı sunması beş yıllık çalışmaların en önemli başlıklarından biri oldu. Kız Çocuk Danışma Ekibi ve Kız Çocuk Çemberleri aracılığıyla çocukların ihtiyaçlarına ve çözüm önerilerine ilişkin görüşlerini paylaşmasıyla katılım mekanizmaları güçlendirildi. Tüm çalışmalarında Kız Çocuk Odaklı Tasarım yaklaşımını merkeze alan Suna’nın Kızları, programlara, hizmetlere ve kentlere kız çocukların deneyimleri üzerinden bakmanın ve çözümleri onlarla birlikte tasarlamanın araçlarını geliştirdi. Ortak çalışmanın temelinde Kolektif Etki yer aldı Suna’nın Kızları, bu çalışmalarını eğitim, çocuk ve kadın hakları ile çocukların güçlenmesi alanlarında çalışan 33 sivil oluşumla, ortak amaçlar ve ortak göstergeler etrafında bir Kolektif Etki inisiyatifi olarak yürüttü. Çözüm ve Destek Toplulukları içinde farklı uzmanlıkları bir araya getiren kurumlar, kendi bilgi ve saha deneyimlerini paylaşarak birbirlerinden öğrendi; farklı alanlardaki çalışmaların birbirini nasıl destekleyebileceğini birlikte deneyimledi. Beş yıllık deneyim belgesel ve basılı yayına dönüşüyor Suna’nın Kızları, beş yıl içinde geliştirdiği yaklaşım ve modelleri, sahadan edindiği deneyimlerle birlikte bir basılı yayın ve çok bölümlü belgesel çalışmasıyla kayıt altına alıyor. Hazırlanan yayın, yapılan çalışmaların yanı sıra hangi ihtiyaçlardan yola çıkıldığını, modellerin nasıl denendiğini, süreç içinde nelerin değiştiğini ve hangi öğrenmelerin ortaya çıktığını çocuklarla çalışan farklı kurumların yararlanabileceği bir kaynakta bir araya getirmeyi amaçlıyor. Çok bölümlü belgesel serisi ise Suna’nın Kızları’nın kuruluşundan bugüne uzanan yolculuğunu farklı perspektiflerden aktarıyor. Kurucu kadronun kuruluş dönemine ilişkin anlatılarını içeren ilk bölüm Suna’nın Kızları YouTube hesabında yayımlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sabancı Vakfı’ndan Nirengi Derneği’nin İstismara Karşı Destek Hattı’na Güçlü Katkı Haber

Sabancı Vakfı’ndan Nirengi Derneği’nin İstismara Karşı Destek Hattı’na Güçlü Katkı

Hukuki, psikososyal ve sosyal hizmet desteğini bir arada sunan proje kapsamında, Mayıs 2027’ye kadar çocukların ve bakım verenlerin ihtiyaç duydukları desteğe erişimlerinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Daha eşit ve sürdürülebilir bir gelecek için faaliyetlerini sürdüren Sabancı Vakfı, başta kadınlar ve kız çocukları olmak üzere çocukların güvenli ve eşit koşullarda büyüyebilmesi ve potansiyellerini özgürce gerçekleştirebilmeleri için sivil toplumla iş birliklerini sürdürüyor. Bu yıl 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nde, kız çocuklarının güvenliğine ve haklara erişimine dikkat çeken Sabancı Vakfı, Nirengi Derneği’nin 2021 yılından bu yana yürüttüğü “İstismara Karşı Destek Hattı” projesine destek veriyor. Nirengi Derneği’nin sahadaki deneyiminden doğan İstismara Karşı Destek Hattı, istismar veya akran zorbalığıyla karşılaşan çocuklar ve bakım verenlerinin süreç içinde yalnız kalmalarının önüne geçmeyi amaçlıyor. Proje ile yasal danışmanlık, psikososyal destek ve sosyal hizmet müdahalesi bütüncül bir yaklaşımla sunuluyor. Bu sayede çocukların ve bakım verenlerinin ilgili adli ve idari mekanizmalara erişimlerinin kolaylaştırılması ve süreç boyunca güçlenmeleri hedefleniyor. Çocuklar ve bakım verenleri için destek Nirengi Derneği’nin sahada yürüttüğü çalışmalar, istismar ve akran zorbalığıyla karşılaşan çocukların yanı sıra ailelerin, öğretmenlerin ve çocuklarla çalışan profesyonellerin de hangi mekanizmaya başvuracakları ve sürecin nasıl ilerleyeceği konusunda desteğe ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor. Bu ihtiyaçtan hareketle 2021 yılında kurulan İstismara Karşı Destek Hattı; fiziksel, cinsel, duygusal ve ekonomik istismarın yanı sıra akran zorbalığı ve akranlar arası istismar vakalarında da destek sağlıyor. Sabancı Vakfı’nın katkılarıyla etkisi daha da güçlenen ve Mayıs 2027’ye kadar devam edecek proje ile çocuklar ve bakım verenlere ulaşılması hedefleniyor. Çalışmalar kapsamında; destek hattı üzerinden çocuklara ve bakım verenlere yasal, sosyal hizmet ve psikososyal alanlarda danışmanlık sağlanacak: -Destek Hattı, çocuk koruma ilkelerine ve standart işleyiş prosedürlerine uygun şekilde hizmet verecek. -Yasal Danışmanlık ile istismara maruz bırakılmış çocuklar ve bakım verenlerine adli süreçler, idari mekanizmalar ve yasal haklar kapsamında hukuki danışmanlık verilecek. -Sosyal Hizmet Danışmanlığı ile sosyal destek ağlarına erişimde zorluk yaşayan çocuklar ve bakım verenlere; barınma, ayni/nakdi yardımlar ve temel haklar konusunda danışmanlık verilecek. -Hattı arayan ve travma, akran zorbalığı veya istismara maruz bırakılmış olan çocuklara ve bakım verenlerine ortalama psikolojik danışmanlık verilecek veya yönlendirme yapılacak. Sabancı Vakfı’nın kız çocuklarına yönelik desteği büyüyerek devam ediyor Sabancı Vakfı, geçtiğimiz yıl 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nde kız çocuklarının eğitim hakkını savunmak ve fırsat eşitliğini güçlendirmek amacıyla 6 farklı sivil toplum kuruluşuna destek sağladı. Toplam 3.000 kız çocuğuna ulaşması hedeflenen bu destek kapsamında Vakıf; Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD), Koruncuk Vakfı, Kız Çocuklarına Destek Derneği, Sosyal Güçlendirme için Spor ve Beden Hareketi Derneği (BoMoVu), Konuşmamız Gerek Derneği ve SistersLab - Bilim ve Teknolojide Kadın Derneği ile güç birliği yaptı. Bir yıllık destek sürecinin ardından 5 binden fazla kız çocuğuna ulaşıldı. Konuşmamız Gerek Derneği’nin Kırmızı Çizgi Projesi ile Adana ve Şırnak’taki okullarda regl sağlığı ve menstrüel adalet üzerine farkındalık çalışmaları yürütülürken Kız Çocuklarına Destek Derneği’nin Keşfet Antalya Projesi kapsamında çocuklar çevre ve çocuk hakları odaklı şehir rotalarında doğayla buluştu. BoMoVu’nun Özgür Adımlar Projesi ile yaratıcı hareket, dans ve psikolojik öz savunma atölyeleri düzenlenirken SistersLab’ın Dijital Kızlar Projesi ile kız çocuklarının dijital ve sosyal becerilerinin geliştirilmesine yönelik eğitimler gerçekleştirildi. Faaliyetleri devam eden Koruncuk Vakfı’nın Depremden Etkilenen Kız Çocuklarının Eğitime Devamı ve Güçlenmesi Projesi kapsamında Hatay’da depremden etkilenen kız çocukları ve ailelerine psikososyal ve koşullu nakdi destek Haziran 2027’ye kadar sağlanacak. ÇYDD’nin Eğitim Bursu Projesi kapsamında ise Ağrı, Gümüşhane ve Muş’taki kız çocukların lise öğrenimlerine yönelik burs desteği Haziran 2029’a kadar sürdürülecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.