Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sivil Toplum

Kapsül Haber Ajansı - Sivil Toplum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sivil Toplum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Barilla’dan Sürdürülebilirliğe 168 Milyon Avroluk Yatırım Haber

Barilla’dan Sürdürülebilirliğe 168 Milyon Avroluk Yatırım

Türkiye'deki Bolu fabrikası dahil olmak üzere dünya genelindeki 30 üretim tesisinde faaliyet gösteren Barilla, gıda sektöründe dünyanın en itibarlı şirketi seçildiği RepTrak 2026 listesinin açıklanmasından hemen ardından Dünya Çevre Günü'nde 2025 Sürdürülebilirlik Raporu'nu yayımladı. Nakliye emisyonlarını yüzde 20 oranında azaltan yeni ambalaj tasarımları, fabrikalarda dört katına çıkarılan güneş enerjisi kapasitesi ve 816 bin tonluk onarıcı tarım hasadı dönüşümün merkezinde yer alıyor. Gezegenin geleceğinin sadece niyetlerle değil, üretim sistemlerinin ne kadar hızlı değiştirilebildiğine bağlı olduğunu belirten Barilla Grubu Başkan Yardımcısı Paolo Barilla; "Bizim için sürdürülebilirlik; topraktaki sağlığı koruyan teknolojilere yatırım yapmak, paketlemedeki her bir gramı hesaplamak ve faaliyet gösterdiğimiz topluluklara gerçek bir fayda sağlamak demek. İyi gıda üretme tutkumuzu, doğaya ve insana karşı sorumluluğumuzdan ayrı düşünmüyoruz" dedi. AR-GE VE İNOVASYON SÜREÇLERİNE 47 MİLYON AVROLUK BÜTÇE Barilla, küresel ürün portföyünün besin profilini geliştirmek amacıyla 2025 yılında araştırma, geliştirme ve kalite alanına 47 milyon avro yatırım yaptı. Çalışmaların merkezini, şirketin Parma'daki tarihi fabrikasının hemen yanında faaliyete geçen yeni inovasyon merkezi BITE (Barilla Innovation & Technology Experience) oluşturuyor. 84 üniversite ve araştırma merkeziyle entegre çalışan tesiste; gıda teknologları, araştırmacılar ve şeflerden oluşan 200'ü aşkın uzman yeni ürün formülleri geliştiriyor. Yürütülen bu laboratuvar çalışmaları sonucunda şirket, küresel satış hacminin yüzde 89’unda porsiyon başına şeker miktarını 5 gramın, yüzde 90’ında ise tuz miktarını 0,5 gramın altına çekti. Mevcut ürün portföyünün yüzde 90'ı ise artık lif kaynağı niteliği taşıyor. GÜNEŞ ENERJİSİNE 30 MİLYON AVROLUK YATIRIM Barilla, 2030 yılına kadar tamamlamayı planladığı 168 milyon avroluk enerji ve su yönetimi paketinin ilk büyük adımını attı. Şirket 2025 yılı içinde 30 milyon avro yatırımla beş yeni tesisi devreye aldı. Gerçekleşen yatırımla üretim bantlarındaki fotovoltaik kapasite 8 MW'ı aşarak 2022 yılına göre dörde katlandı. Operasyonel verimlilik su tarafına da doğrudan yansıdı; su stresi yaşanan bölgelerdeki fabrikalarda geri kazanılan su miktarı aynı döneme göre yüzde 196 artırıldı. Şirketin 2030 hedefi bu geri kazanım oranını yüzde 250'ye taşımak. 7 BİN ÇİFTÇİYLE TARIMSAL DÖNÜŞÜM Barilla, sürdürülebilir gıda üretiminin temelini oluşturan sözleşmeli çiftçilik ağını FAO standartlarındaki onarıcı tarım uygulamalarıyla güncelliyor. Bugüne kadar yaklaşık 7.000 çiftçiyle iş birliği yaparak tahıl ve fesleğen gibi 816 bin tonun üzerinde ana ham maddeyi tedarik eden şirket, toprak sağlığını ve biyoçeşitliliği doğrudan iyileştiren yöntemlere geçiş yaptı. Dönüşümün ilk somut adımı olarak 2025 yılında asgari toprak işleme ve organik gübreleme yöntemleriyle yetiştirilmiş 4.160 ton yumuşak buğday satın alındı. Sistemin tüm değer zincirine yayılmasıyla, 2030 yılına kadar tarladan rafa ulaşan onarıcı tarım mahsulünün 250 bin tona çıkarılması hedefleniyor. STK'LARA 4 BİN TON GIDA VE 2 MİLYON AVRO KAYNAK Yerel topluluklarla güçlü bağ kurmayı küresel stratejisinin bir parçası yapan Barilla, 2025 yılında sivil toplum ağlarıyla yürüttüğü ortaklıkları genişletti. Yıl boyunca 4.000 ton ürün gıda desteği olarak sivil topluma aktarılırken, eğitim ve sosyal kapsayıcılık odaklı girişimlere 2 milyon avroluk özel bir bütçe tahsis edildi. Şirket, sağladığı bu sosyal refahı, kendi üretim tesislerinde uyguladığı fırsat eşitliği ve istihdama entegrasyonu programlarıyla eş zamanlı yürütüyor. 30 FABRİKADAN DÜNYAYA 2 MİLYON TON GIDA Küresel tedarik krizleri ve maliyet artışlarına rağmen Barilla, 100 farklı ülkedeki 2 milyon tonluk gıda satış hacmini koruyarak yılı 4,837 milyar avro ciroyla kapattı. Döviz kurundan bağımsız olarak yüzde 1 oranında büyüyen şirket, üretimde verimliliği ve çevresel etkiyi merkeze alan sürdürülebilirlik hedeflerine sağdık kalarak 2030 yılı hedeflerine emin adımlarla ilerliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Perakende Sektörünün Geleceği İçin "Ortak Akıl" Vurgusu Haber

Perakende Sektörünün Geleceği İçin "Ortak Akıl" Vurgusu

Soysal Eğitim ve Danışmanlık tarafından düzenlenen ve perakendeden e-ticarete, e-ihracattan AVM yönetimine, yapay zekâdan sosyal medya ve ödeme sistemlerine kadar sektöre yön veren tüm paydaşları bir araya getiren Perakende Günleri yoğun katılımla başladı. Etkinliğin ilk gününde, Bersay İletişim Danışmanlığı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Arın Saydam moderatörlüğünde düzenlenen ortak basın toplantısı, sektörün önde gelen 8 sivil toplum kuruluşu temsilcilerini aynı masada buluşturdu. Toplantıda, son iki yılda hazır giyimin kan kaybettiğini, üretim gücünün zayıfladığını, yurt dışından gelen turistlerin harcamalarının azaldığını belirten Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel sözlerine şöyle devam etti: “Üyelerimizin büyük problemi kira artış oranları. Yapılan cironun içindeki indirimli satış oranı her ankette artıyor. Satışların yüzde 70-80'inin indirimli dönemde yapılmaya başlanması tedirgin edici bir durum. Maliyet kalemleri neden artıyor, buna ayrıca bakmak gerekiyor. Hazır giyim son iki yıllık periyotta kan kaybetti. Üretim gücümüz zayıfladı. Yurt dışı turist harcamalarında da sürekli bir azalış var; bu da tedirgin edici. Bu durum dövize karşı gelir kaybı olduğunu gösteriyor. Perakendeci TL üzerinden satış yaptığı için etkileniyor. Öte yandan perakende sektöründe yaşanan daralmanın alınacak kararlarla ve coğrafyamız sayesinde hızlı bir şekilde değişeceğine inanıyorum.” Öncel, 25 yıldır bu başarıyı aynı heyecanla tutkuyla sürdüren Suat Soysal’ın perakende vizyonuna katkıda bulunmasını sektör için büyük bir şans olarak adlandırıp, tüm Soysal Danışmanlık ekibine teşekkürlerini iletti. Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı Nuri Şapkacı ise, sektördeki durumu anlamak için perakendecilere, yatırımcılara ve tüketicilere ayrı ayrı bakmak gerektiğini vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti: “Sene başında beklediğimiz toparlanma beklentisi maalesef 2027’ye kaydı. AYD olarak bizim bakış açımız çok net: Perakendeci ile AVM yatırımcısı birbirinin rakibi değil, iş ortağıdır. Perakende güçlü bir dönüşümden geçiyor. Bu dönüşümü yönetmek için ihtiyacımız olan şey ortak akıldır. Sektörümüz önümüzdeki dönemde daha seçici bir büyüme sürecine girecek. Perakendeci ve yatırımcılar için sınırlı ancak doğru segmentlere odaklanan yatırımlar ve operasyonel disiplin ön plana çıkacak. Tüketici tarafında ise bir süre daha satın alma gücünün belirleyici olduğu bir dönem devam edecek. Bu süreçte başarılı olacak yapılar; müşteri deneyimini, veriyi ve dijital ile fiziksel dünyayı birlikte yönetebilen markalar ve alışveriş merkezleri olacak. Bu dönüşümün kalıcı olabilmesi, ancak adil ve dengeli bir sektör yapısıyla mümkündür.” Zincir Mağazalar Derneği (ZMD) Başkanı Serhan Tınastepe yaşanan uluslararası ve ulusal gelişmelerin iç talebi engellediğinden bahsetti ve sözlerine şöyle devam etti: “Sektörün gelir bacağı engellendi. Gider tarafında ise yaşanan yüksek enflasyon, kiralar, çalışan giderleri vb. para kazanmamızı olanaksız hale getiriyor. E-ticaret gelişmeye devam ediyor, ivmesi pandemi sonrasında da düşmedi, yüzde 20’leri geçen bir yükselişi var. Bunun sebebi perakende mağazacılığının gelişemiyor oluşu, mağaza açılmaması… Bu döngüyü kırmamız lazım. Eğer sektör büyümezse işsizlik çözülemez, ihracat bacağı çözülemez ve yabancı yatırımcı gelmez… Son 10 yıldır Türkiye’den marka çıkmıyor, çıkıp da 40-50 mağaza açmış bir mağaza yok, bu çok üzüntü verici bir durum… Enflasyon ve faiz konusunda gelişmekte olan ülkelerle aynı seviyeye gelirsek bu mümkün olabilir.” Gıda Perakendecileri Derneği (GPD) Başkanı Alp Önder Özpamukçu, ise gıda perakendesinin ülke ekonomisinin en dinamik sektörlerinden biri olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Son yıllarda yaşanan gelişmelere rağmen gıda perakendesi kaliteli, güvenilir, erişilir fiyatla hizmet sunmaya devam ediyor. GPD olarak tüketici refahını artırma amacı ile çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ancak gerek belediyeler gerekse mevzuat kaynaklı ek maliyetlere katlanıyoruz. Diğer yandan BM verilerine göre gıdanın 3’te biri kaybediliyor. Bu da 23 milyon tona denk geliyor. Bu önemli ve büyük bir sorun. Tüm zinciri veriye dayalı ve şeffaf yönetmenin gerekliliğine inanıyor; gıda güvenliği ve kaybı için izlenebilirliğin şart olduğunu düşünüyoruz. Tüm sektör için yapıcı diyalogla birlikte hareket etmenin altını çiziyoruz.” Taklitle Mücadele Derneği (TMD) Başkan Yardımcısı Av. Vehbi Kahveci, Türkiye’de taklit markalar pazarının büyüklüğünün 3 milyar dolar olduğunu ve Türkiye’nin dünyada Çin’den sonra ikinci sırada bulunduğunu söyledi ve şunları ekledi: “Bu pazarın yüzde 5’i ancak yakalanabiliyor. İthalata konulan vergiler taklidi en çok artıran unsur. Gümrük, polis ve jandarmanın katkısıyla bunu önlemeye çalışıyoruz. Uluslararası platformlarda Kapalı Çarşı en çok bilinen değerimiz. Kapalı Çarşı’nın itibarını düzeltip, ‘Türk Malı’nın orijinal olduğunu vurgulamamız lazım. Öte yandan ülkemizde yaşayıp daha sonra kendi ülkelerine dönenler, ‘Türk Malı’ ürünleri deneyimledikleri için oralarda bizim markalarımızın mağazalarını açıyorlar. Dünya’nın pek çok yerinde de ‘Türk Malı’ tescil yapar hale geldi…” Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri Derneği (ETÜDER) Başkanı Melih Şahinöz, 25 yıldır Perakende Günleri’ni sürdürülebilir kıldığı için Soysal Danışmanlık’a teşekkürlerini ileterek sözlerine şöyle devam etti: “Susuzluk geliyor, alternatif gıdalar bulmak lazım, küresel değişimler mevcut. Ülkenin kendi kendine yetmesi bir güvenlik meselesi ve savunma sanayii kadar önemli. Öncelikli yatırımların bu alanda yapılmasına olanak tanınması lazım. Öte yandan büyük bir gıda enflasyonu da var ama ülkemizin potansiyeli yüksek, ilişkilerimizi doğru kullanarak, güzel gelişmeler yaşanabilir.” Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği (TURYİD) Başkanı Kaya Demirer ise yeme içme sektörünün boynu bükük diyerek, görüşlerini şöyle ifade etti: “2 milyon istihdamımız var. Turizm içinde gastronominin payı yüzde 20. 200 marka, 3 bin 500 işletme ve 1 trilyon lira ile varlığımızı sürdürüyoruz. Ancak 2-3 yıldır artan hammadde maliyetleri, tarihi rekorla artan çalışan maliyetleri ile mücadele ediyoruz. Kısa süreli yurt dışına tatile giden vatandaşlarımızın sayısı da harcadığı para da yüksek. Ülkemize gelen ziyaretçilerin kalma süresi ise daha uzun ama sağladığı gelir daha az. Bu denklem oldukça üzücü. Asıl önemli olan yaz mevsimi geldi. En azından vergisel avantajlar sağlanmasına ve körfez ülkelerinden, BAE’den gelecek firmalarla yeni fırsatlar yaratmanın önemine dikkat çekmek istiyoruz.” Tüm Restorancılar ve Turizmciler Derneği (TÜRES) Genel Başkan Yardımcısı Ünal Dölek de Dünyanın bir denge problemi yaşadığından bahsetti ve şunları ifade etti: “Ciro - kira dengesi, işçilik, kiralar vb. sorunları yönetmekte zorlanıyoruz. Vasıflı eleman bulmak sıkıntılı bir durum oldu. Ayrıca sektörümüzün bahşiş sıkıntısı var. Kredi kartı ile ödemeler çoğunlukta olduğu için bahşiş alamıyoruz. 2000’lerden sonra yaşanan zorlukların, krizlerin, salgınların ve teknolojik gelişmelerin değiştirdiği dönemin geçiş sancılarını yaşıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KİD'de Yeni Dönem Haber

KİD'de Yeni Dönem

Kurumsal İletişimciler Derneği'nin (KİD) 8. Olağan Genel Kurul Toplantısı, 21 Mayıs 2026 Perşembe günü gerçekleştirildi. 2023–2026 dönemi faaliyetlerinin değerlendirildiği toplantıda yeni yönetim kurulu üyeleri belirlendi. Genel kurulun ardından toplanan yeni Yönetim Kurulu ilk toplantısında, derneğin sekizinci dönemini Murat Göllü ve Ayşenur Aydın'ın eş başkanlığında yürütme kararı aldı. Eş başkanlık modeli, KİD için bir ilk olma özelliği taşıyor ve derneğin yönetim anlayışında önemli bir değişimi temsil ediyor. KİD, bu modelin önümüzdeki dönemlerde de sürdürülmesini ve kurumsal kültürün kalıcı bir unsuru haline gelmesini hedefliyor. Ayrıca genel kurulda dernek yönetim döngüsüne ilişkin yapılan değişiklikle genel kurulların bundan böyle iki yılda bir yapılması kararlaştırılırken, söz konusu düzenlemenin dernek gündemini hızlandırması ve sektörün değişen ihtiyaçlarına daha çevik yanıt verilmesine katkı sağlaması amaçlanıyor. Bu doğrultuda, KİD’in sekizinci dönemi de iki yıllık bir çalışma süreci olarak yürütülecek. Yeni dönemde belirlenen Yönetim Kurulu, aynı zamanda bir yenilenmeyi de beraberinde getirdi. Yönetim Kurulu'nun yüzde 30'u ilk kez görev alacak isimlerden oluşuyor. Bu yapı, derneğin kurumsal hafızasını korurken sektörün yeni seslerini ve bakış açılarını da masaya taşıyor. Eş Başkanlığı Ayşenur Aydın (Bireysel) ve Murat Göllü’nün (Bireysel) yürüteceği, Başkan Yardımcılığını Cem Tanır’ın (Hepsiburada) üstleneceği Kurumsal İletişimciler Derneği’nin sekizinci döneminde Dernek Yönetim Kurulu’nda yer alan isimler şu şekilde; Alp Met (Bireysel), Altuğ Ünüvar (Diageo Türkiye), Arda Öztaşkın (Yapı Kredi), Arzu Deniz Aksoy (Vodafone Türkiye), Aslı Ünlü (IC Holding), Aylin Kurt Ganiç (Fiba Holding), Başak Solmaz Karaüç (TÜSİAD), Berna Ergüntan (Anadolu Sigorta), Burçak Türkeri (Coca Cola İçecek), Canan Coşkun (Alarko Holding), Didem Şinik Arıkan (Bireysel), Ebru Ertan Bilge (Bireysel), Emrah Kurum (Sürdürülebilirlik Adımları Derneği), Rana Birden (Kale Grubu), Selen Hacaloğlu (Boyner Grup), Şahika Özcan Ortaç (Zorlu Holding) ve Tutku Konuk Altındal (AkzoNobel). Mesleğin itibarına değer katan, sektöre yön veren bir dönem KİD, 2023–2026 döneminde bir meslek örgütü olmanın ötesine geçerek; iletişim profesyonelleri, akademisyenler, basın mensupları, iş dünyasının farklı paydaşları, sivil toplum kuruluşları, iletişim ve pazarlama alanındaki meslek örgütleri ve geleceğin iletişimcilerini aynı ekosistem içerisinde buluşturan, güçlü ve kapsayıcı bir platform haline geldi. Son üç yıllık bu dönem; etkileşimi yüksek, öğrenme odaklı, iletişim sektörünün tüm paydaşlarını buluşturan, sürdürülebilir projeler üretilen bir dönem oldu. Üç yıl içerisinde üye sayısı 113'ten 241'e yükseldi; gerçekleştirilen 36 etkinlik, 187 konuşmacı ve 2.177'yi aşan katılımcı ile derneğin sektördeki etkisi belirgin biçimde derinleşti. Bu dönemde KİD'in hayata geçirdiği programların önemli bir kısmı, düzenli aralıklarla tekrarlanan ve derneğin geleneksel aktivitelerine dönüşen birer markaya dönüştü. Brandweek kapsamında düzenlenen KİD CommsCamp#, sektörün genç iletişimcilerini yetiştiren bir kurumsal iletişim kampı olarak konumlandı; üç yıl içerisinde 41 ilden 559 iletişim öğrencisine ve 131 üniversiteye ulaştı. KİD ProClass, sektöre yeni adım atan 92 genç profesyoneli alanın deneyimli isimleriyle buluşturdu. KİD UniClass programı ise üniversitelerle imzalanan protokollerle akademi ve sektör arasında sürdürülebilir bir köprü kurdu. KİD Summeet, kurumsal iletişim sektörünün yıllık konferansı haline geldi. 2025'te "Yarının Dünyasını İletişimle Bugünden Tasarlamak" başlığıyla sürdürülebilirlik, 2026'da ise "Yapay Zeka ve İletişim: Algoritmalar Çağında Anlam ve Sorumluluk" temasıyla iletişimin geleceği konuşuldu. KİD Connects Meet-Up Serisi, üç yıl boyunca belirli temalar etrafında düzenlenen ve derneğin sektör profesyonelleriyle üyelerini buluşturan samimi sohbet platformu oldu. KİD'le Yaza Merhaba ve KİD'le Yeni Yıla Merhaba buluşmaları ise iletişim profesyonelleri, akademisyenler, basın mensupları ve iş dünyasının farklı paydaşlarını her sezon aynı çatı altında bir araya getiren ekosistem etkinlikleri olarak konumlandı. Akademi, sektör ve iş dünyasıyla güçlenen iş birlikleri KİD, bu dönemde akademi, sektör ve iş dünyasından paydaşlarıyla kurduğu iş birliklerini derneğin uzun vadeli misyonunun temel direklerinden biri haline getirdi. Galatasaray, Bahçeşehir, Fenerbahçe, İstanbul, Maltepe, Bilgi ve İstanbul Kent Üniversiteleri ile yürütülen iş birlikleri sayesinde ortak projeler hayata geçirildi, iletişim fakültesi öğrencileri sektör profesyonelleriyle buluşturuldu, genç yeteneklerin sektöre erişimi kolaylaştırıldı. Sektör ve iş dünyası tarafında ise Medya ve İletişim İstişare Konseyi'nin kuruluşunda paydaşlarla birlikte yer alındı; İDA ile birlikte MediaCat Young Cannes Lions Türkiye PR & Corporate Communications kategorisine sponsor olundu. Murat Göllü: “Derneğimiz büyüdükçe, ihtiyaç duyulan zaman, emek ve dayanışma da arttı.” KİD'in 2023–2026 döneminin başkanlığını yürüten ve sekizinci dönemde de eş başkan olarak görev alacak Murat Göllü, eş başkanlık modelinin derneğin büyümesiyle birlikte gelen bir ihtiyaç olduğunu vurgulayarak yeni dönemi şu sözlerle değerlendirdi: “Öncelikle, bu derneği bugünlere taşıyan herkese teşekkür etmek istiyorum. KİD'i 2009 yılında kuran değerli kurucularımıza ve bugüne kadar derneğe başkanlık eden tüm geçmiş dönem başkanlarımıza; bu önemli meslek örgütünü var ettikleri ve bizlere güçlü bir miras bıraktıkları için şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca, son üç yılda derneğimizin başarısında emeği geçen tüm Yönetim Kurulu üyelerimize, gönüllülerimize, üyelerimize ve bu yolculukta bizimle olan herkese de ayrı ayrı teşekkür etmek isterim. Geride bıraktığımız üç yılda derneğimiz hem üye sayısı hem de sektördeki etkisi anlamında büyük bir sıçrama yaşadı. Bugün 241 üyeyle; mesleğin itibarını yükselten, ses getiren çalışmalarla ve akademi, sektör ve iş dünyasıyla kurduğumuz güçlü iş birlikleriyle çok daha geniş bir ekosistemi temsil eder konumdayız. Bu büyüme bizim için bir gurur kaynağı; ama aynı zamanda derneği yönetmenin gerektirdiği emeği ve iş yükünü de her geçen gün artırıyor. Derneğimiz tamamen gönüllülükle yürüyor. Büyüyen bir derneği bu gönüllülük ruhuyla daha da ileri taşımanın yolu, sorumluluğu ve liderliği paylaşmaktan geçiyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde derneğimizi, ortak akıl ve kapsayıcı bir yaklaşımla, eş başkanlık modeliyle yöneteceğiz." dedi ve sözlerine şöyle devam etti: “Yeni dönemde, genel kurullarımızı iki yılda bir yapma kararımız da çeviklik anlayışımızın bir parçası. Sektör büyük bir hızla dönüşüyor; biz de derneğimizin bu dönüşümle aynı tempoda, daha sık yenilenerek ilerlemesini önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde derneğimizi büyütmeye, üyelerimizin ve genç iletişimcilerin gelişimini desteklemeye, akademiyle ve sektör paydaşlarımızla kurduğumuz iş birliklerini derinleştirmeye devam edeceğiz. İletişim, bugün dünden çok daha önemli. Birlikte güçlüyüz, birlikte daha fazlasını yapabiliriz. Geçtiğimiz döneme başlarken Yönetim Kurulu olarak söylediğimiz bir cümleyi bugün tekrar etmek istiyorum: Biz iletişimciler, derneğimizin tüm üyeleriyle birlikte sorumluluk alarak, daha iyi bir dünya ve daha sürdürülebilir bir gelecek için iletişim fonksiyonunun tüm araçlarını kullanarak, var gücümüzle çalışacağız.” Ayşenur Aydın: “Birlikte düşünmek, hızlı karar almak ve üretmek” KİD'in sekizinci döneminde eş başkanlık görevini Murat Göllü ile birlikte yürütecek olan Ayşenur Aydın ise eş başkanlık modelinin anlamına dikkat çekti: “Dünya, eskisinden çok daha hızlı, karmaşık ve belirsiz bir yere dönüştü. Jeopolitik gerilimler, iklim krizi, yapay zekanın hayatın her alanını yeniden tanımlaması, ekonomik dalgalanmalar… Tüm bunlar, kurumların paydaşlarıyla kurduğu ilişkide güveni, anlamı ve sorumluluğu her zamankinden daha önemli bir konuma taşıdı. İletişimcilerin omuzlarındaki yük büyüyor, ama aynı zamanda iletişim mesleğinin değeri de büyüyor. Bugün yaşadığımız dönüşümün hızı ve karmaşıklığı, birlikte düşünmenin, karar almanın ve üretmenin değerini her geçen gün daha fazla ortaya koyuyor. KİD Yönetim Kurulu olarak her zaman benimsediğimiz bu anlayışı, ortak akıl ve kapsayıcı bir yaklaşımla bir adım daha ileri taşımak istedik. Eş başkanlık yapısının önümüzdeki dönemde derneğimizin kurumsal geleneklerinden biri haline gelmesini hedefliyoruz. Yeni dönem hepimiz için hayırlı olsun.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çeyiz Vakfı Resmen Tanıtıldı Haber

Çeyiz Vakfı Resmen Tanıtıldı

Program, vakfın amaçlarını ve faaliyet alanlarını anlatan sinevizyon gösterimi ile başladı. Ardından, vakfın yürüttüğü sosyal destek çalışmalarına ilişkin hazırlanan tanıtım videosu katılımcılara sunuldu. Gösterimde ayrıca, Gazze’de önceki gün İHH iş birliğiyle düzenlenen ve 50 çiftin toplu nikâh ile evlendiği programa ait görüntüler de yer aldı. Lansmana; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un eşi Prof. Dr. Sevgi Kurtulmuş, vakıf yöneticileri, sivil toplum temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. “GÜÇLÜ TOPLUM, GÜÇLÜ AİLE” VURGUSU Programda ilk konuşmayı Çeyiz Vakfı Genel Sekreteri Hatice Karasakız yaptı. Karasakız, aile kurumunun toplumsal yapının en temel unsuru olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Güçlü toplumun temeli güçlü ailelerden geçer. Aile olmak; aynı duaya amin diyebilmek, zor zamanda birbirine omuz olabilmek ve sevgiyi koruyabilmektir. Çeyiz Vakfı olarak inanıyoruz ki bir aile güçlenirse çocuklar daha güvenli bir ortamda büyür. Bir yuva yalnızca eşya ile değil, bilinçle ve sevgiyle kurulur.” Karasakız, vakfın gençlerin evlilik sürecinde hem maddi hem manevi destek mekanizmalarını geliştirmeyi hedeflediğini de ifade etti. “GENÇLER EVLİLİK KARARINI EKONOMİK NEDENLERLE ERTELEMEMELİ” Çeyiz Vakfı Başkanı Mahmut Karasakız ise vakfın kuruluş amacını detaylandırarak, aile yapısının korunmasının toplumsal geleceğin inşası açısından kritik olduğunu söyledi. Karasakız konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Aile bir sığınaktır; sevginin ve aidiyetin ilk filizlendiği yerdir. Bir toplumun geleceği, aile yapısıyla doğrudan ilişkilidir. Gençlerimizin yuva kurabilmesini ve daha sağlam temeller üzerine inşa edilmiş bir toplum hedefliyoruz. Evlilik kararlarının yalnızca ekonomik nedenlerle ertelenmemesi gerektiğine inanıyoruz. Gençlerimizin hem maddi hem manevi olarak desteklenmesi büyük önem taşıyor.” PROTOKOLDEN DESTEK MESAJLARI Programda konuşan Prof. Dr. Sevgi Kurtulmuş, vakfın kuruluşunu “önemli bir ihtiyaç” olarak nitelendirdi: “Bu gerçekten bir ihtiyaçtı. Çok doğru bir yerden başlanıyor. Allah emeklerini bereketlendirsin.” Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise vakfın çalışmalarını değerlendirerek, gençlerin evlilik süreçlerine yönelik destek mekanizmalarının önemine dikkat çekti. Göktaş konuşmasında şunları söyledi: “Çeyiz Vakfı’nın gayretini çok anlamlı buluyorum. Gençlerimizin yuva kurmasını desteklemek büyük önem taşıyor. Evlilik, gençler için güçlü bir liman ve sağlam bir istikamet anlamına geliyor. Aileyi güçlendirmek hepimizin ortak sorumluluğudur.” Bakan Göktaş ayrıca, vakfın çeyiz yardımları ve aile danışmanlığı hizmetlerini birlikte yürütmesinin önemine değinerek, çalışmaların toplumsal fayda ürettiğini ifade etti. GENÇLERDEN TEŞEKKÜR MESAJI Programda söz alan ve vakfın destek sağladığı gençlerden Yalçın Doğrubakar, sağlanan katkılar dolayısıyla teşekkür ederek, evlilik sürecinde verilen desteğin kendileri için önemli bir kolaylık sağladığını belirtti. Konuşmaların ardından Çeyiz Vakfı Lansman Programı sona erdi. Etkinlik, katılımcıların hatıra fotoğrafı çekimi ve ikili görüşmeleriyle tamamlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

21 Mayıs Çerkes Sürgünü’nün 162. Yılı: Tarihin En Acı Göçlerinden Biri Unutulmuyor Haber

21 Mayıs Çerkes Sürgünü’nün 162. Yılı: Tarihin En Acı Göçlerinden Biri Unutulmuyor

Çerkes halkının yaşadığı acılar, yıllar geçmesine rağmen kuşaktan kuşağa aktarılmaya devam ederken, özellikle Türkiye’de yaşayan milyonlarca Çerkes vatandaşı için 21 Mayıs tarihi büyük bir anlam taşıyor. Karadeniz kıyılarında hayatını kaybeden binlerce insanın hatırası, düzenlenen törenler ve yapılan açıklamalarla yaşatılıyor. 21 Mayıs Çerkes Sürgünü Tarihin En Büyük İnsanlık Dramlarından Biri Olarak Anılıyor 19. yüzyılda Rus Çarlığı’nın Kafkasya politikaları doğrultusunda başlayan savaş süreci, Çerkes halkı açısından büyük bir yıkımla sonuçlandı. Yıllarca süren çatışmaların ardından 21 Mayıs 1864 tarihinde Kafkas-Rus savaşlarının sona erdiği ilan edilirken, bu tarih aynı zamanda Çerkes halkı için sürgün ve kitlesel ölümlerin başlangıcı oldu. Tarihi kayıtlara göre yüz binlerce Çerkes, yaşadıkları topraklardan zorla çıkarılarak Osmanlı topraklarına gönderildi. İnsanların büyük bölümü Karadeniz üzerinden gerçekleştirilen ağır yolculuklar sırasında açlık, salgın hastalık ve kötü yaşam koşulları nedeniyle hayatını kaybetti. Gemilere kapasitenin çok üzerinde insan bindirilmesi ve yetersiz sağlık koşulları nedeniyle sürgün yolları adeta ölüm yolculuğuna dönüştü. Bugün birçok tarihçi ve insan hakları savunucusu, yaşananları yalnızca bir sürgün değil, aynı zamanda sistematik bir yok oluş politikası olarak değerlendiriyor. Çerkes toplumunun büyük kısmının anavatanından koparılması, kültürel hafızanın dağılmasına ve diasporanın dünyanın farklı bölgelerine yayılmasına neden oldu. Türkiye’de ve Dünyada Anma Programları Düzenleniyor 21 Mayıs Çerkes Sürgünü’nün yıl dönümünde Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede anma etkinlikleri gerçekleştiriliyor. İstanbul, Ankara, Bursa, Samsun, Düzce, Kayseri ve Kahramanmaraş gibi şehirlerde düzenlenen programlarda sürgünde hayatını kaybedenler için dualar okunuyor, meşaleli yürüyüşler yapılıyor ve Karadeniz kıyılarında anma törenleri düzenleniyor. Çerkes dernekleri ve sivil toplum kuruluşları tarafından organize edilen etkinliklerde, genç nesillere tarih bilincinin aktarılması hedefleniyor. Özellikle kültürel kimliğin korunmasına yönelik yapılan çalışmalar dikkat çekerken, anadil eğitimi, geleneksel danslar ve sözlü tarih anlatımları da etkinliklerin önemli bir parçasını oluşturuyor. Sosyal medyada da 21 Mayıs’a ilişkin paylaşımlar yoğunluk kazanırken, “Çerkes Sürgünü”, “21 Mayıs 1864” ve “Unutmadık” etiketleri gündemde yer alıyor. Kullanıcılar, geçmişte yaşanan trajedinin unutulmaması gerektiğine vurgu yaparak toplumsal hafızanın canlı tutulması çağrısında bulunuyor. Çerkes Diasporası Kültürel Hafızayı Yaşatmaya Devam Ediyor Dünyanın en büyük Çerkes diasporasına ev sahipliği yapan Türkiye’de, sürgünün izleri kültürel yaşamda hâlâ hissediliyor. Geleneksel Çerkes müziği, halk dansları, düğün ritüelleri ve aile yapısı, diaspora toplumunun kimliğini koruma çabasının en önemli parçaları arasında gösteriliyor. Uzmanlara göre sürgün sonrası yaşanan dağınık yerleşim politikaları nedeniyle Çerkes toplumu uzun yıllar kimliğini koruma mücadelesi verdi. Buna rağmen kültürel aidiyetin kuşaklar boyunca aktarılması, diasporanın güçlü dayanışma yapısıyla mümkün oldu. Çerkes toplumunun temsilcileri, 21 Mayıs’ın yalnızca geçmişte yaşanan bir acının anılması olmadığını, aynı zamanda kültürel hakların korunması ve tarihsel farkındalığın artırılması açısından önemli bir gün olduğunu ifade ediyor. Her yıl artan katılımla düzenlenen anma programları, genç nesillerin tarihleriyle bağ kurmasına da katkı sağlıyor. 21 Mayıs Hafızalarda Yaşamaya Devam Ediyor Aradan geçen 162 yıla rağmen Çerkes Sürgünü’nün bıraktığı izler silinmiş değil. Hayatını kaybeden yüz binlerce insanın anısı, bugün hâlâ diaspora toplumunun ortak hafızasında güçlü bir şekilde yer alıyor. Çerkes halkı için 21 Mayıs, yalnızca tarihsel bir dönüm noktası değil; aynı zamanda kimlik, aidiyet ve var olma mücadelesinin simgesi olarak görülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı Her yıl yeniden yapılan anmalar ve yükselen farkındalık çağrıları, tarihin karanlık sayfalarında kalan bu büyük trajedinin unutulmaması gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı’na Rekor Katılım Haber

Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı’na Rekor Katılım

Muğla’daki ekosistemi yerel halkla birlikte onaran yaklaşımlardan, tribünlerdeki engelleri kaldıran ve ileri yaştaki bireylerin dijital dünyayla bağını güçlendiren girişimlere uzanan üç proje; 600.000 TL’lik hibe ve stratejik rehberlikle etki alanlarını büyütecek. Borusan Holding, 2022 yılında hayata geçirdiğiBorusan Sürdürülebilir Fayda Programı’nın dördüncü döneminde destekleyeceği üç projeyi açıkladı. Bugüne kadarki en yüksek başvuruyu alan programın odağında, iklim kriziyle mücadele ve eşitsizliklerin azaltılması başlıklarında inovatif çözümler geliştiren projeler vardı. Bu dönemde, yaban hayatın korunmasından tribünlerdeki engellerin aşılmasına ve ileri yaştaki bireylerin dijital dünyayla güvenle bütünleşmesine kadar toplumsal hayata dokunan girişimler öne çıktı. Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş, yeni döneme ilişkin görüşlerini şu sözlerle özetledi: “Dördüncü dönemimizde rekor başvuru almak, toplumdaki dayanışma ve çözüm üretme arzusunun ne kadar güçlü olduğunu bize bir kez daha gösterdi. Gelen her projede daha adil, daha kapsayıcı ve yaşanabilir bir dünya hayalini derinden hissettik. Seçtiğimiz bu üç kıymetli proje hem doğayla hem de birbirimizle kurduğumuz bağı yenilikçi yaklaşımlarla onarmaya odaklanıyor. İnanıyorum ki bu girişimler, yaratacakları somut etkiyle filizlenip büyüyecek ve yarınlar için umut veren, kalıcı hikayelere dönüşecek.” 66 şehirden 538 başvuru: Farklı disiplinler ortak faydada buluştu Bu sene de “Herkesin Faydasına” mesajıyla yola çıkan Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı’na bu dönemde 66 şehirden 538 başvuru yapıldı. Rakamsal rekorun yanı sıra başvuru sahiplerinin profil çeşitliliği de dikkat çekici düzeydeydi. Öğretmenlerden sivil toplum çalışanlarına, kooperatiflerden sanatçı ve akademisyenlere uzanan geniş başvuru profili, programın disiplinler arası etki potansiyelini ortaya koyuyor. Program kapsamında iklime dayanıklı yaşam alanlarının desteklenmesi, doğal varlıkların ve biyoçeşitliliğin korunması, yerel kalkınmanın ve üretimin desteklenmesi, erişilebilirliğin sağlanması, kapsayıcı tasarım örneklerinin geliştirilmesi ve eğitimde eşitliğin güçlendirilmesi gibi konuları merkeze alan projeler değerlendirildi. Desteklenecek projeler, farklı disiplinlerde uzmanlaşmış jüri üyelerinin değerlendirmeleriyle kesinleşti. Jüri, şu isimlerden oluştu: Marka ve İletişim Stratejisti Ahmet Akın, Dünya Gazetesi Sürdürülebilirlik Yazarı Aslı Dede, Yuvam Dünya Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Kıvılcım Kocabıyık, UN Global Compact Network Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele, Borusan Holding Kurumsal İletişim Müdürü Dr. Dilek Özkan, Impact Hub İstanbul Kurucu Ortağı Semih Yaşar Boyacı, Araştırma Uzmanı ve Sosyolog Sevinç Küçükoğlu. Toplumsal dönüşüm ve doğa için harekete geçen 3 ilham verici proje Jüri, titiz değerlendirmeler sonucu desteklenecek üç projeyi belirledi. İklim kriziyle mücadele odaklı “Mega Yangınlar Sonrası Yaban Hayatı ve Topluluk Dayanıklığı Programı”, Muğla’da yaban hayatının habitat kullanımındaki değişimleri ve insan-yaban hayatı etkileşimlerini odağına alıyor. Fotokapan çalışmaları, kapsamlı habitat analizleri ve yerel paydaş görüşmelerinden elde edilen veriler ışığında proje; yangın sonrası ekolojik ve toplumsal dayanıklılığı destekleyen yenilikçi koruma önerileri geliştirmeyi hedefliyor. Eşitsizliklerin azaltılması odak alanında desteklenmeye hak kazanan sosyal girişim “VolleyVoice Erişilebilir Tribün Projesi”, görme engelli taraftarların spor müsabakalarını canlı betimleme ile doğrudan tribünden takip edebilmesini sağlıyor. Uçtan uca erişilebilir bir maç deneyimi sunan proje, sporda kapsayıcı bir kültür yaratmanın yanı sıra bu erişilebilirliği sürdürülebilir bir modele taşımayı hedefliyor. Yine eşitsizliklerin azaltılması hedefiyle yola çıkan “Ekrana Hâkim Ol: Yaşlılar için Dijital Dayanıklılık Programı” projesi, İstanbul ve Ankara’da 55 yaş üstü bireyler için dijital beceri ve güven inşa eden topluluk temelli bir atölye programı. Bilgi okuryazarlığı, dijital güvenlik, eleştirel kullanım gibi farklı öğrenme modülleri aracılığıyla bireyleri dijital dünyada daha etkin paydaşlara dönüştürmeyi hedefliyor. Ayrıca akran destek ağları oluşturmayı ve ileri yaş ihtiyaçlarını kapsayan dijital tasarım pratikleri için karar alıcılara veri sunmayı amaçlıyor. Borusan tarafından seçilen projeler 600.000 TL’lik hibenin yanı sıra ihtiyaç analizleri, iş modeli geliştirme eğitimleri, mentorluk, görünürlük, proje tanıtımı ve iletişim yönetimi gibi uçtan uca desteğe erişiyor. Girişimciler ayrıca Borusan ve Impact Hub İstanbul’un yaygın iletişim ağlarına dahil olarak, projelerini daha geniş kitlelere ulaştırabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sahiplendirme Şenliği’nde Can Dostlara Yeni Yuva Haber

Sahiplendirme Şenliği’nde Can Dostlara Yeni Yuva

Nilüfer Belediyesi, T.C. Ticaret Bakanlığı, Yarına Şans Ver Derneği (YASAV) ve PodyumPark Eğlence ve Yaşam Merkezi iş birliğiyle hayata geçirilen Podyum Doğal Yaşam Şenliği, anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Şenliğin ikinci gününde düzenlenen “Sahiplendirme Şenliği” ile koruma altındaki hayvanların sıcak bir yuvaya kavuşturulması sağlandı. Nilüfer Belediyesi’nin yanı sıra çeşitli sivil toplum kuruluşlarının da yer aldığı etkinliğe Bursalı hayvanseverler yoğun ilgi gösterdi. Şenliğe; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri ile YASAV Başkanı Emire Cantürk Eren katıldı. Alanda kurulan stantları tek tek gezen Başkan Şadi Özdemir, hem sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle hem de vatandaşlarla sohbet etti. Etkinlik alanındaki hayvanlarla yakından ilgilenen Başkan Şadi Özdemir, koruma altındaki can dostları sahiplenerek onlara yeni bir hayat sunan vatandaşları tebrik etti. Sahiplendirme çalışmalarının önemine değinen Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “ ‘Satın alma, sahiplen’ anlayışıyla can dostlarımıza sıcak bir yuva bulmak bizim için büyük bir hassasiyet. Bugün burada oluşan bu güzel dayanışma, Nilüfer halkının canlının her türüne ne kadar duyarlı yaklaştığını bir kez daha kanıtlıyor. Bu anlamlı etkinliğe destek veren tüm kurumlara ve evlerinin kapılarını can dostlara açan değerli hemşehrilerime yürekten teşekkür ediyorum” dedi. Başkan Şadi Özdemir, etkinlikte stant açarak sahiplendirme sürecine ve farkındalık çalışmalarına katkı sunan tüm katılımcılara da teşekkür belgesi takdim etti. Sahiplendirme Şenliği, yeni yuvalarına kavuşan hayvanların ve ailelerinin renkli görüntüleriyle gün boyu devam etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.