Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Skdm

Kapsül Haber Ajansı - Skdm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Skdm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

VakıfBank ve MEXT’ten sanayici ve ihracatçıların yeşil dönüşümüne liderlik edecek iş birliği  Haber

VakıfBank ve MEXT’ten sanayici ve ihracatçıların yeşil dönüşümüne liderlik edecek iş birliği 

Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı anlayışıyla Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına katkı sağlayan VakıfBank, MEXT Teknoloji Merkezi ile sanayici ve ihracatçıların dekarbonizasyon yolculuğunu destekleyecek stratejik bir iş birliğine imza attı. İş birliğinin temel amacı; sanayici ve ihracatçı firmaların SKDM uyum kapasitesini artırmak, dekarbonizasyon potansiyellerini görünür hale getirmek ve ortaya çıkan uygun yatırım ihtiyalarını finansman imkanlarıyla buluşturabilecek sürdürülebilir bir model oluşturmak olarak belirlendi. “Dönüşüme Değer” adıyla hayata geçirilen model kapsamında MEXT’in sanayi, teknoloji ve yeşil dönüşüm alanındaki yetkinliği ile VakıfBank’ın finansman gücü aynı müşteri yolculuğunda bir araya gelecek. İşletmelerin dekarbonizasyon ihtiyaçları belirlenerek enerji ve kaynak verimliliği, yenilenebilir enerji, elektrifikasyon, proses dönüşümü, temiz üretim teknolojileri ve döngüsel ekonomi gibi alanlarda şirkete özel yol haritaları hazırlanacak. Belirlenen yatırımlar VakıfBank’ın sürdürülebilir finansman çözümleri ve uygun uluslararası kaynaklarıyla desteklenirken yatırım sonrasında sağlanan emisyon azaltımı, enerji tasarrufu ve diğer dönüşüm çıktıları takip edilecek. MEXT, firmaların SKDM raporlama altyapısının geliştirilmesine, karbon ayak izi ve ilgili düzenlemeler konusunda eğitim ve kapasite geliştirmeye destek olurken; VakıfBank hedef müşteri kitlesinin belirlenmesi, uygun firmaların bilgilendirilmesi ve programa yönlendirilmesinde aktif rol üstlenecek. “Dönüşümün gerçekleşmesini sağlayacak ekosistemi birlikte kuruyoruz” VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yeşil dönüşüm artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; üretim gücünün, ihracat kapasitesinin ve uzun vadeli rekabetçiliğin ayrılmaz bir parçası. Sanayicimizin ve ihracatçımızın önündeki dönüşüm ihtiyacını, bir risk alanı olmanın ötesinde, yeni bir yatırım ve büyüme fırsatı olarak görüyoruz. Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı anlayışımızla yalnızca dönüşümü finanse eden değil, dönüşümün gerçekleşmesine katkı sağlayan banka olmayı hedefliyoruz. MEXT’in teknik yetkinliği ile VakıfBank’ın finansman gücünü buluşturduğumuz bu modelle müşterilerimizin ihtiyaçlarının belirlenmesinden yatırımın finansmanına, ortaya çıkan etkinin ölçülmesine kadar tüm süreçte yanlarında olacağız.” “Yeşil dönüşüm yolculuğunu uçtan uca destekleyen güçlü bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz” İş birliğie ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol “MEXT olarak; sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm ve yapay zekayı, Türk sanayisinin geleceğini şekillendirecek ve küresel rekabet gücünü artıracak stratejik öncelikler olarak görüyoruz. Sürdürülebilirlik odağında ise hedefimiz bu dönüşümü işletmelerimiz için yalnızca bir uyum unsuru olmaktan çıkararak, uygulanabilir fırsat alanına dönüştürmek. Bu dönüşümün kalıcı bir değer sağlayabilmesi için işletmelerin mevcut durumlarının doğru analiz edilmesi, dönüşüm ihtiyaçlarının belirlenmesi ve bu ihtiyaçların uygulanabilir yatırım planlarına dönüşmesi büyük önem taşıyor. MEXT’in sanayideki deneyimini ve dönüşüm yetkinliğini, VakıfBank’ın Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı ile bir araya getirerek, işletmelerin yeşil dönüşüm yolculuğunu uçtan uca destekleyen güçlü bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Bu stratejik iş birliğinin yalnızca işletmelerin dönüşümünü hızlandırmakla kalmayacağına; ülkemizin düşük karbonlu üretim kapasitesini geliştirerek daha verimli, dirençli ve uluslararası rekabette daha güçlü bir yapıya kavuşmasına da önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. İş birliği, “dönüşüm-finansman” modeli olarak kurgulandı VakıfBank ve MEXT arasında imzalanan stratejik iş birliği, tek seferlik bir finansman programından öte; sanayicinin dönüşüm ihtiyacının belirlenmesinden yatırımın gerçekleştirilmesine ve etkisinin ölçülmesine kadar uzanan sürekli bir “dönüşüm-finansman modeli” olarak kurgulandı. Modelin ilerleyen dönemde farklı sektör ve müşteri gruplarına genişletilerek Türkiye’nin düşük karbonlu üretim kapasitesine ve sürdürülebilir ihracat gücüne katkı sağlaması amaçlanıyor. Dönüşüme Değer Programı; “Ölç, Yol Haritasını Çıkar, Finanse Et, Etkiyi Ölç” olmak üzere dört aşamadan oluşuyor. Böylece işletmelerin yalnızca finansmana erişmesi değil, mevcut üretim süreçlerini analiz ederek ihtiyaçlarına uygun ve ölçülebilir bir dönüşüm yolculuğuna çıkması öngörülüyor. İş birliğinin somut göstergelerle de takip edilerek programa katılan ve süreci tamamlayan firma sayısından sektörel dağılıma, eğitim ve kapasite geliştirme sonuçlarından SKDM raporlama altyapısı kurulan firmalara, tespit edilen dekarbonizasyon yatırım temalarından finansman değerlendirmesine yönlendirilen yatırım alanlarına kadar etkisinin düzenli olarak ölçülmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EIF 2026’da Enerji Yatırımları Ve Yeni Teknolojiler Öne Çıkacak Haber

EIF 2026’da Enerji Yatırımları Ve Yeni Teknolojiler Öne Çıkacak

Enerji sektöründe yatırımların yönü; artan elektrik talebi, enerji arz güvenliği, şebeke esnekliği ve yeni teknolojilerle birlikte yeniden şekilleniyor. EIF 2026, üç gün boyunca sektörün güncel yatırım ve teknoloji gündemini Antalya’ya taşıyacak. Fuar kapsamında gerçekleştirilecek oturumlar, B2B görüşmeler ve iş toplantılarıyla yeni ticari bağlantıların ve yatırım iş birliklerinin kurulması hedefleniyor. 2025 yılında İngiltere, Almanya, Çin, İsviçre, Kosova ve Avusturya başta olmak üzere 25 ülkeden ticari heyeti ağırlayan EIF, 2026’da uluslararası katılımını daha da genişletmeye hazırlanıyor. Bu yıl Yurt dışından 32 farklı alım heyetinin Antalya’da sektör temsilcileriyle bir araya gelmesi planlanırken, birebir görüşmelerle Türk enerji sektörünün uluslararası pazarlardaki ticari temaslarının güçlendirilmesi hedefleniyor. KARBON PİYASALARI VE YEŞİL DÖNÜŞÜM EIF 2026’DA GÜNDEMDE Enerji dönüşümünün yanı sıra karbon piyasaları ve sürdürülebilirlik başlıkları da EIF 2026’nın önemli gündem alanlarından birini oluşturacak. EIF Karbon Piyasaları Kongresi, karbon piyasalarının gelişimi, Türkiye’nin emisyon ticaret sistemi hazırlıkları, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), karbon kredileri, iklim finansmanı ve yeşil dönüşüm gibi başlıkları sektörün gündemine taşıyacak. Karbon piyasalarının yalnızca çevresel hedefler açısından değil, şirketlerin rekabetçiliği, yatırım kararları ve uluslararası ticaret açısından da giderek daha stratejik hale gelmesiyle birlikte kongrenin; kamu, özel sektör, yatırımcılar ve finans dünyası arasında bilgi ve iş birliği zemini oluşturması hedefleniyor. EIF’in karbon piyasaları odağı, enerji dönüşümü ile ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik arasındaki bağlantıyı güçlendiren önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. 20 YILLIK BİRİKİMİMİZİ YENİ İŞ BİRLİKLERİNE TAŞIYACAĞIZ Organizasyona ilişkin şu değerlendirmelerde bulunan EIF Yönetim Kurulu Başkanı M. Murat Dilek: “EIF’i ilk kez düzenlediğimiz günden bugüne enerji sektöründeki büyük dönüşüme yakından tanıklık ettik. Bu süreçte sektörün değişen gündemini, yeni teknolojileri, yatırımcıları ve karar vericileri aynı platformda buluşturduk. Bu yıl Antalya’da 30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firma ve 30 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlamayı hedefliyoruz. Enerji depolama ve Tarım GES başta olmak üzere sektörün önümüzdeki dönem yatırım kararlarını şekillendirecek başlıkları gündeme taşıyacağız. 20 yıllık birikimimizi yeni yatırımlar ve uluslararası iş birlikleriyle ileriye taşımak istiyoruz.” 30 BİN METREKAREDE YAKLAŞIK 200 FİRMA 30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firmanın katılımıyla gerçekleşecek EIF 2026’nın, 30 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlaması bekleniyor. Organizasyon; enerji şirketlerinin yanı sıra yatırımcıları, finans kuruluşlarını, teknoloji sağlayıcılarını, mühendislik şirketlerini ve sektör profesyonellerini bir araya getirecek. Fuarın öne çıkan gündemlerinden birini enerji depolama sistemleri ve Tarım GES uygulamaları oluşturacak. Enerji arz güvenliği ve şebeke esnekliği açısından önemi artan depolama yatırımları ile tarımsal üretimde enerji kullanımına yönelik yeni modeller, sektör temsilcilerinin gündeminde olacak. ULUSLARARASI ENERJİ BULUŞMASI ANTALYA’DA Antalya’nın uluslararası ulaşım ağı ve Akdeniz havzasındaki konumu, organizasyonun uluslararası katılım hedefini de destekleyecek. Türkiye’nin yanı sıra yurt dışından sektör temsilcilerinin katılımının hedeflendiği EIF 2026’da, B2B görüşmeler aracılığıyla şirketler ve yatırımcılar arasında doğrudan ticari temas kurulacak. EIF 2026 Enerji Kongresi ve Fuarı, 5–7 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya ANFAŞ Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Detaylı bilgi ve kayıt için: www.eif2050.com Domino Fuarcılık Hakkında: Domino Organizasyon, 1999 yılından beri Ulusal ve Uluslararası kongre, seminer, sempozyum, fuar düzenliyor. Takım çalışması ruhunu benimsemiş, gelişime açık, tecrübeli kadrosu ile modern, yenilikçi ve kaliteli hizmet sunarak, koşulsuz müşteri memnuniyetini hedefliyor. EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı, Türkiye'nin enerji sektöründeki en büyük ve en prestijli uluslararası etkinliklerinden biridir. 20 yıldır enerji sektörünün nabzını tutan EIF, ilk olarak bir kongre olarak başlamış ve zamanla genişleyerek Türkiye'nin en büyük enerji fuarı haline gelmiştir. Her yıl düzenlenen etkinliğimiz, yerli ve yabancı yatırımcıların ajandasında mutlaka yer alan, sektör profesyonellerinin buluştuğu stratejik bir platformdur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yıldız Demir Çelik, SteelOrbis Kocaeli’de Çeliğin Dönüşüm Eksenini Paylaştı Haber

Yıldız Demir Çelik, SteelOrbis Kocaeli’de Çeliğin Dönüşüm Eksenini Paylaştı

. Şirket, etkinlikte küresel ticaretteki yeni dengelerden SKDM ve yeşil dönüşüme, katma değerli üretimden müşteri deneyimini dijitalleştiren Stargate portalına kadar birçok kritik başlıkta vizyonunu paylaştı. Sektörün mevcut durumunu ve büyüme fırsatlarını bütüncül bir yaklaşımla ele alan Yıldız Demir Çelik, güçlü kurumsal kabiliyeti ve sürdürülebilir üretim modeliyle Türkiye çelik sanayisinin geleceğinde oynadığı stratejik rolü bir kez daha ortaya koydu. Türk yassı çelik sektörünün yenilikçi ve katma değerli üretim gücü Yıldız Demir Çelik, 8 Eylül tarihinde düzenlenen SteelOrbis Kocaeli Piyasa Sohbetleri etkinliğinde Platin Sponsor olarak yer aldı. Sektör paydaşlarını bir araya getiren organizasyonda küresel ticarette değişen dengeler, pazar koşulları, Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve dijitalleşme başta olmak üzere sektörü geleceğe taşıyacak temel başlıklar kapsamlı şekilde masaya yatırıldı. SteelOrbis Genel Müdürü Murat Eryılmaz ile Yıldız Demir Çelik Genel Müdürü Selçuk Yılmaz’ın açılış konuşmalarını gerçekleştirdiği organizasyonda Yıldız Demir Çelik üç ayrı panelde yer alan yöneticileri ve etkinlik standında öne çıkardığı Stargate Müşteri Portalı ile etkinlikte güçlü bir temsille yer aldı. “Çelik Sektöründe Dengeler Yeniden Şekilleniyor” Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Yıldız Demir Çelik Genel Müdürü Selçuk Yılmaz, çelik sektörünün yalnızca ekonomik dalgalanmalarla değil, üretim anlayışını köklü biçimde dönüştüren yeni bir süreçten geçtiğini vurguladı. Sektörde başarıyı belirleyen dinamiklerin giderek çeşitlendiğine dikkat çeken Selçuk Yılmaz, konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu: “Çelik sektöründe bugün yalnızca piyasa koşulları değil, oyunun kuralları da değişiyor. Küresel kapasite fazlası fiyatlar üzerinde baskı yaratırken; ticaret politikaları, karbon düzenlemeleri, enerji ve lojistik maliyetleri pazara erişimin ve üretimin toplam maliyetini yukarı taşıyor. Dolayısıyla sektörde güçlü bir konum elde etmek artık yalnızca üretim ya da satış performansıyla açıklanabilecek bir konu değil. Hangi pazara, hangi ürünle, hangi maliyet yapısıyla girdiğiniz; verinizi ne kadar doğru yönettiğiniz, süreçlerinizi ne ölçüde izlenebilir kıldığınız ve müşterinize ne kadar güvenilir bir deneyim sunduğunuz giderek daha belirleyici hale geliyor. Yıldız Demir Çelik olarak bu dönüşümü bütüncül bir yönetim konusu olarak ele alıyoruz. Odağımız; değişen koşulları doğru ve zamanında okuyabilmek, operasyonel verimliliğimizi sürekli geliştirmek, müşterilerimize şeffaf ve güvenilir bir yapı sunmak ve bugünün koşullarına cevap verirken yarının gücünü bugünden inşa etmek.” Dedi. Üç Farklı Panelde Sektörün Bugünü ve Yarını Konuşuldu Yıldız Demir Çelik, etkinlik boyunca gerçekleştirilen oturumlarda sektörün bugününe ve geleceğine yön veren farklı uzmanlık alanlarıyla temsil edildi. “Türkiye’de Yassı Çelik Sektörü – Mevcut Durum, Zorluklar ve Büyüme Fırsatları” başlıklı ilk oturumda Yıldız Demir Çelik Satış Direktörü Vedat Acar ile RAM Genel Müdürü ve TURKTRADE Yönetim Kurulu Başkan Vekili Murat Urun konuşmacı olarak yer aldı. İç pazar görünümü, rekabet koşulları ve ithalat baskısı karşısında katma değerli üretimin belirleyici rolüne dikkat çeken Vedat Acar, sürdürülebilir satış yaklaşımının yalnızca daha fazla tonaj satmak değil, müşterinin operasyonel ritmini ve üretim sürekliliğini korumak anlamına geldiğini belirtti. Acar ayrıca müşteriyle kurulan güçlü teknik ortaklığın rekabette sağladığı avantajı paylaştı. “Küresel Ticarette Değişen Dengeler – Türkiye İçin Riskler ve Fırsatlar” başlıklı ikinci oturumda Yıldız Demir Çelik İhracat Müdürü Hakan Bozoğlu ile Trade Resources Company Yönetici Ortağı Bülent Hacıoğlu konuşmacı olarak yer aldı. Bozoğlu, AB ve ABD pazarlarında artan korumacı ticaret bariyerleri karşısında Türk çelik sektörünün geliştirmesi gereken dinamik stratejileri aktardı. Pazar çeşitlendirmesi, çevik lojistik planlaması ve uluslararası standartlara uyumun Türk üreticilerini yeni ticaret dengelerinde öne çıkaracağını vurguladı. “İklim Değişikliği ve Jeopolitik Koşullarla Değişen Ticaret Politikalarının Yassı Çeliğe Etkisi” başlıklı üçüncü oturumda ise Yıldız Demir Çelik SEÇ ve Sürdürülebilirlik Müdürü Figen Tabak Balbal ile CARES (Certification Authority for Reinforcing Steels) Baş Teknoloji ve Sürdürülebilirlik Sorumlusu (CTSO) ve Yönetim Kurulu Üyesi Ladin Çamcı görüşlerini paylaştı. Figen Tabak Balbal; SKDM süreci, emisyon verisi takibi ve yeşil dönüşümün finansal boyutlarını ele alırken, sürdürülebilirlik ve risk yönetiminin sahadaki operasyonel refleksle birleştiğinde gerçek değer yarattığını belirtti. Etkinliğin “Türkiye ve Dünya Ekonomisi” başlıklı son oturumunda ise Yatırım Finansman Kurumsal İletişim Direktörü Dr. Barış Esen ve Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü Merkez Bankacılığı ve Finansal Piyasalar Profesörü Prof. Dr. Hakan Kara katılımcılarla buluştu. Oturum kapsamında jeopolitik gelişmelerin ekonomi ve piyasalar üzerindeki etkilerinin yanı sıra küresel gelişmeler ve Türkiye ekonomisinin görünümü değerlendirildi. Müşteri Deneyimini Kolaylaştıran Dijital Çözüm: Stargate Müşteri Portalı Etkinlik alanındaki Yıldız Demir Çelik standında ise sektörde müşteri deneyimi fonksiyonunu organizasyonel yapısına kazandıran ilk şirket olan Yıldız Demir Çelik’in online müşteri portalı Stargate, eklenen yeni fonksiyonlarıyla oluşturulan deneyim alanında katılımcılara sunuldu. Çelik sektöründe müşteri beklentilerinin kaliteli ürün tedarikinin ötesine geçerek tüm sürecin şeffaf, izlenebilir ve öngörülebilir yönetilmesine evrildiği günümüzde, müşteri güveninin süreçlerin görünürlüğüyle inşa edildiği gerçeği standın ana odağını oluşturdu. Bu yaklaşımın en somut çıktısı olarak standda öne çıkan Stargate Müşteri Portalı, katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Yenilenen yüzü ve genişleyen fonksiyonlarıyla tanıtılan platform, müşterilerin temsilci desteği beklemeden sipariş, sevkiyat, anlık fabrika stokları, irsaliye takibi, test sertifikalarına erişim ve kredi kartıyla ödeme gibi operasyonel ve finansal süreçleri tek bir dijital kanal üzerinden yönetmelerine imkân tanıyor. Müşteri temas noktalarını tek ekranda toplayarak karar alma süreçlerini hızlandıran ve operasyonel kolaylık sunan Stargate, Yıldız Demir Çelik’in dijital dönüşüm ve kesintisiz müşteri deneyimi vizyonunun güçlü bir simgesi olarak etkinlikte dikkat çekti. Yıldız Demir Çelik güçlü üretim kabiliyeti, çevresel dönüşüm odaklı yatırımları ve müşteri deneyimini dönüştüren yenilikçi çözümleriyle, Türkiye ve küresel yassı çelik pazarındaki öncü adımlarını kararlılıkla sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yıldız Demir Çelik,   2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı Haber

Yıldız Demir Çelik, 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı

Yıldız Demir Çelik, önümüzdeki döneme ilişkin sürdürülebilirlik yol haritasını “Her Adımda Sürdürülebilirlik” ana çatısı altında “Her Adımda Gelecek”, “Her Adımda Sorumlu Üretim” ve “Her Adımda Önce İnsan” eksenlerinde şekillendirdi. Çelik değer zincirindeki rolünü sürdürülebilir üretim anlayışıyla güçlendiren Yıldız Demir Çelik’ in 2025 ve “Her Adımda Sürdürülebilirlik” yaklaşımı doğrultusunda hazırladığı 2025 Sürdürülebilirlik Raporu; kaynak verimliliğinden enerji yönetimine, dijitalleşmeden insan odaklı çalışma kültürüne kadar şirketin yıl boyunca hayat geçirdiği çalışmaları ve elde ettiği sonuçları kapsıyor. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi küresel regülasyonlar ve dinamik piyasa koşulları karşısında şirketin geliştirdiği bütüncül yönetim yaklaşımını şeffaf biçimde ortaya koyuyor. “Sürdürülebilirlik her kararımızın içinde yer alan bir yönetim sorumluluğudur” 2025 yılı sürdürülebilirlik performansına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yıldız Demir Çelik Genel Müdürü Selçuk Yılmaz, sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel bir gereklilik değil, üretimden teslimata kadar tüm kararların merkezinde yer alan stratejik bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Yılmaz, şu ifadeleri kullandı: “2025 yılı, Yıldız Demir Çelik’te üretimden teslimata uzanan bütün süreçleri yakın bir koordinasyonla yönettiğimiz bir dönem oldu. Değişen müşteri talepleri, maliyet baskıları ve karbon düzenlemeleri karşısında kaliteden kaynak kullanımına kadar tüm süreçlerimizi aynı çalışma disiplini içinde ele aldık. Bir üretim şirketinin başarısının yalnızca hatların çalışma hızıyla değil, tüm birimler arasındaki kesintisiz koordinasyon ve güvenle kurulduğuna inanıyoruz. Kaynak verimliliğini günlük operasyonlarımızın ayrılmaz bir parçası olarak izlerken 2025 yılında kullandığımız suyun yaklaşık yüzde 92,5’ini geri kazanılmış sudan karşıladık; enerji tasarrufu ve verimlilik odaklı operasyonel iyileştirmelerimizi hız kesmeden sürdürdük. Dijital altyapımız, Stargate müşteri portalımız ve güçlü saha deneyimine sahip çalışanlarımızla operasyonel verimliliğimizi daha da ileri taşımayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde birlikte çalışma kültürümüzü güçlendirerek, müşteri ve çalışan deneyimini odağımızda tutarak yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz.” Kaynak yönetiminde ve operasyonel süreçlerde ölçülebilir başarı Yıldız Demir Çelik, üretim faaliyetlerini sürdürürken kaynakların etkin kullanımı ve enerji verimliliği akanındaki çalışmalarına da hız verdi. 2025 yılında toplam su kullanımının yaklaşık yüzde 92,5’ini geri kazanılmış sudan karşılayan şirket, enerji verimliliğine yönelik operasyonel iyileştirmeler sonucunda yaklaşık 5.299 MWh enerji tasarrufu elde etti. Aynı dönemde tamamlanan sekiz enerji verimliliği projesinin hesaplanan yıllık enerji kazanımı ise 587,1 TEP olarak gerçekleşti. Buhar kazanlarındaki yanma ayarlarından atık ısının değerlendirilmesine, kondens geri kazanımından LED aydınlatma dönüşümlerine kadar farklı alanlarda hayata geçirilen çalışmalar, enerji tüketiminin ve üretim süreçlerindeki kayıpların azaltılmasına katkı sağladı. Kaynak güvenliğini ve maliyet yapısını destekleyen bu adımlar, şirketin çevresel etkisini azaltırken üretim süreçlerinin verimliliğini de güçlendirdi. Müşteri deneyimini süreçlerinin merkezine yerleştiren Yıldız Demir Çelik, siparişten sevkiyata kadar tüm aşamaların şeffaf biçimde izlenmesini sağlayan Stargate müşteri portalı ve gelişmiş CRM altyapısıyla operasyonel süreçlerini daha izlenebilir ve erişilebilir hale getirdi. Çalışan başına ortalama eğitim süresi 46,7 saate yükseldi Yıldız Demir Çelik, çalışan gelişimi ile iş sağlığı ve güvenliği alanlarında da çalışmalarını sürdürdü. 2025 yılında toplam eğitim süresi 35.819 saate, çalışan başına ortalama eğitim süresi ise 46,7 saat olarak gerçekleşti. Teknik yetkinlik, süreç bilgisi ve problem çözme kapasitesini geliştirmeye yönelik eğitim yatırımları ile “Budur Buluşmaları” gibi açık iletişim platformlarının devam ettiği yıl içerisinde kaza sıklık ve kaza ağırlık oranlarında da belirgin iyileşmeler kaydedildi. Yıldız Demir Çelik, 2025 yılında gerçekleştirdiği çifte önemlilik değerlendirmesi doğrultusunda 2030 yol haritasını “Her Adımda Gelecek”, “Her Adımda Sorumlu Üretim” ve “Her Adımda Önce İnsan” başlıkları altında şekillendirerek sürdürülebilir büyüme hedeflerini kararlılıkla hayata geçirmeyi sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜRKÇİMENTO: Emisyon Ticaret Sistemi, Sanayinin Yeşil Dönüşümünü Hızlandıracak Haber

TÜRKÇİMENTO: Emisyon Ticaret Sistemi, Sanayinin Yeşil Dönüşümünü Hızlandıracak

Sektör, ETS’nin yalnızca yeni bir uyum alanı oluşturmadığını, aynı zamanda düşük karbonlu üretime yönelik yatırımları hızlandırarak Türk sanayisinin küresel rekabet gücünü destekleyecek önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, ETS’nin Türkiye’nin düşük karbonlu ekonomiye geçişinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, “Çimento sektörü olarak Emisyon Ticaret Sistemi’ni bir uyum yükü değil, küresel rekabette öne geçme fırsatı olarak görüyoruz. Dünyada ticaret kuralları ve yeni kalkınma modelleri düşük karbonlu üretim ekseninde yeniden şekilleniyor. Bu dönüşümün dışında kalmak değil, dönüşümün içinde güçlü bir şekilde yer almak zorundayız. ETS’nin de Türkiye sanayisinin bu sürece hazırlanmasında önemli bir araç olacağına inanıyoruz” dedi. Bozay, sistemin başarılı şekilde uygulanabilmesi için öngörülebilir, şeffaf ve dengeli bir geçiş sürecinin önemine dikkat çekerek, “Sanayimizin dönüşüm kapasitesini güçlendirecek bir ETS tasarımı, işletmelerin yalnızca emisyonlarını azaltmasını değil, aynı zamanda enerji verimliliği, yenilikçi üretim süreçleri ve düşük karbonlu teknolojilere yatırım yapmasını da teşvik edecektir. Bu nedenle pilot dönemden tam uygulamaya geçişte sektörlerin gerçek koşullarını dikkate alan kıyaslama kriterleri, adil geçiş yaklaşımı ve etkin yatırım destekleri büyük önem taşıyor” diye konuştu. “Karbon maliyeti dönüşümün finansmanına dönüşebilmeli” ETS’nin en önemli fırsatlarından birinin, karbon fiyatlandırmasından elde edilen kaynakların yeniden yeşil dönüşüme yönlendirilmesi olduğunu vurgulayan Bozay, “Sanayinin dönüşümü ciddi ve uzun vadeli yatırımlar gerektiriyor. Bu nedenle karbon piyasasından elde edilecek gelirlerin iklim değişikliğiyle mücadele, Ar-Ge ve yeşil dönüşüm yatırımlarına aktarılması son derece değerli. Böylece karbon maliyeti yalnızca bir maliyet unsuru olmaktan çıkarak, sanayimizin dönüşümünü finanse eden sürdürülebilir bir kaynağa dönüşebilir” ifadelerini kullandı. ETS gelirlerinin iklim, Ar-Ge ve yeşil dönüşüm projelerinde kullanılabilmesine yönelik düzenlemenin sistemin en dönüştürücü unsurlarından biri olduğu vurgulanıyor. Türk çimento sektörü, uzun yıllardır yürüttüğü emisyon izleme ve doğrulama çalışmaları sayesinde ETS’ye teknik ve kurumsal altyapı açısından hazırlıklı sektörlerin başında geliyor. Günlük 500 ton ve üzeri kapasiteli döner fırınlarda klinker üreten tesisleriyle sistemin hem pilot hem de ana uygulama döneminde yer alacak olan sektör, alternatif yakıt ve hammadde kullanımı, enerji verimliliği, atık ısı geri kazanımı ve klinker/çimento oranının azaltılması gibi alanlarda dönüşüm çalışmalarını sürdürüyor. Uzun vadede ise karbon yakalama, kullanma ve depolama (CCUS) teknolojileri sektörün karbonsuzlaşma yol haritasında önemli bir yer tutuyor. Emisyon Ticaret Sistemi’nin Türkiye’nin ihracat rekabetçiliği açısından da stratejik bir öneme sahip olduğuna dikkat çeken Bozay, Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) uygulamaya geçmesiyle birlikte Türkiye’de ödenen karbon bedellerinin AB sınırında mahsup edilebilmesinin ihracatçı sektörler açısından kritik olduğunu belirtti. Bozay, “Türkiye’nin karbon maliyetinin kendi sınırları içinde yönetilebilmesi ve bu kaynağın yeşil dönüşüm yatırımlarına yönlendirilmesi, ihracatçı sektörlerimiz açısından önemli bir avantaj sağlayacaktır. Burada hedefimiz yalnızca yeni düzenlemelere uyum sağlamak değil; Türkiye’nin üretim gücünü, ihracat kapasitesini ve rekabetçiliğini koruyarak düşük karbonlu ekonomiye güçlü bir geçiş yapmaktır” dedi. SKDM kapsamında mahsup edilebilecek karbon bedelinin bir bölümünün Türkiye’de kalmasının yeşil dönüşüm yatırımlarına kaynak oluşturabileceği değerlendirmesi de TÜRKÇİMENTO’nun ETS yaklaşımının temel unsurları arasında yer alıyor. TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda ETS’nin önemli bir dönüşüm aracı olduğuna dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı: “Çimento sektörü olarak yeşil dönüşümü bir zorunluluktan ibaret görmüyoruz. Bunu, Türkiye’nin üretim gücünü geleceğe taşıması ve küresel rekabette daha güçlü bir konum elde etmesi için stratejik bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. ETS’nin de bu dönüşümü hızlandıran, yatırımları teşvik eden ve sanayimizin rekabetçiliğini destekleyen bir yapıya kavuşması en büyük beklentimiz. Kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplumun iş birliğiyle Türkiye’nin düşük karbonlu üretim kapasitesini birlikte güçlendirebiliriz. TÜRKÇİMENTO olarak sektörümüzün dönüşümünü destekleyecek politika ve mekanizmaların geliştirilmesine katkı sunmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EIF 20. Yılında 30 Bin Kişiyi Ağırlamaya Hazırlanıyor Haber

EIF 20. Yılında 30 Bin Kişiyi Ağırlamaya Hazırlanıyor

30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firmanın katılımıyla düzenlenecek EIF 2026’da, 30 binin üzerinde ziyaretçi hedefleniyor. Enerji depolama sistemleri ve Tarım GES uygulamalarının öne çıkacağı organizasyon; yatırımcıları, teknoloji üreticilerini, enerji şirketlerini ve karar vericileri aynı platformda buluşturacak. ENERJİ SEKTÖRÜNÜN GÜNDEMİ ANTALYA’DA ELE ALINACAK Enerji sektöründe yatırımların yönü; artan elektrik talebi, enerji arz güvenliği, şebeke esnekliği ve yeni teknolojilerle birlikte yeniden şekilleniyor. EIF 2026, üç gün boyunca sektörün güncel yatırım ve teknoloji gündemini Antalya’ya taşıyacak. Fuar kapsamında gerçekleştirilecek oturumlar, B2B görüşmeler ve iş toplantılarıyla yeni ticari bağlantıların ve yatırım iş birliklerinin kurulması hedefleniyor. 2025 yılında İngiltere, Almanya, Çin, İsviçre, Kosova ve Avusturya başta olmak üzere 25 ülkeden ticari heyeti ağırlayan EIF, 2026’da uluslararası katılımını daha da genişletmeye hazırlanıyor. Bu yıl Yurt dışından 32 farklı alım heyetinin Antalya’da sektör temsilcileriyle bir araya gelmesi planlanırken, birebir görüşmelerle Türk enerji sektörünün uluslararası pazarlardaki ticari temaslarının güçlendirilmesi hedefleniyor. KARBON PİYASALARI VE YEŞİL DÖNÜŞÜM EIF 2026’DA GÜNDEMDE Enerji dönüşümünün yanı sıra karbon piyasaları ve sürdürülebilirlik başlıkları da EIF 2026’nın önemli gündem alanlarından birini oluşturacak. EIF Karbon Piyasaları Kongresi, karbon piyasalarının gelişimi, Türkiye’nin emisyon ticaret sistemi hazırlıkları, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), karbon kredileri, iklim finansmanı ve yeşil dönüşüm gibi başlıkları sektörün gündemine taşıyacak. Karbon piyasalarının yalnızca çevresel hedefler açısından değil, şirketlerin rekabetçiliği, yatırım kararları ve uluslararası ticaret açısından da giderek daha stratejik hale gelmesiyle birlikte kongrenin; kamu, özel sektör, yatırımcılar ve finans dünyası arasında bilgi ve iş birliği zemini oluşturması hedefleniyor. EIF’in karbon piyasaları odağı, enerji dönüşümü ile ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik arasındaki bağlantıyı güçlendiren önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. 20 YILLIK BİRİKİMİMİZİ YENİ İŞ BİRLİKLERİNE TAŞIYACAĞIZ Organizasyona ilişkin şu değerlendirmelerde bulunan EIF Yönetim Kurulu Başkanı M. Murat Dilek: “EIF’i ilk kez düzenlediğimiz günden bugüne enerji sektöründeki büyük dönüşüme yakından tanıklık ettik. Bu süreçte sektörün değişen gündemini, yeni teknolojileri, yatırımcıları ve karar vericileri aynı platformda buluşturduk. Bu yıl Antalya’da 30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firma ve 30 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlamayı hedefliyoruz. Enerji depolama ve Tarım GES başta olmak üzere sektörün önümüzdeki dönem yatırım kararlarını şekillendirecek başlıkları gündeme taşıyacağız. 20 yıllık birikimimizi yeni yatırımlar ve uluslararası iş birlikleriyle ileriye taşımak istiyoruz.” 30 BİN METREKAREDE YAKLAŞIK 200 FİRMA 30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firmanın katılımıyla gerçekleşecek EIF 2026’nın, 30 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlaması bekleniyor. Organizasyon; enerji şirketlerinin yanı sıra yatırımcıları, finans kuruluşlarını, teknoloji sağlayıcılarını, mühendislik şirketlerini ve sektör profesyonellerini bir araya getirecek. Fuarın öne çıkan gündemlerinden birini enerji depolama sistemleri ve Tarım GES uygulamaları oluşturacak. Enerji arz güvenliği ve şebeke esnekliği açısından önemi artan depolama yatırımları ile tarımsal üretimde enerji kullanımına yönelik yeni modeller, sektör temsilcilerinin gündeminde olacak. ULUSLARARASI ENERJİ BULUŞMASI ANTALYA’DA Antalya’nın uluslararası ulaşım ağı ve Akdeniz havzasındaki konumu, organizasyonun uluslararası katılım hedefini de destekleyecek. Türkiye’nin yanı sıra yurt dışından sektör temsilcilerinin katılımının hedeflendiği EIF 2026’da, B2B görüşmeler aracılığıyla şirketler ve yatırımcılar arasında doğrudan ticari temas kurulacak. EIF 2026 Enerji Kongresi ve Fuarı, 5–7 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya ANFAŞ Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Verimliliği Yatırımları Rekabet Avantajına Dönüşüyor Haber

Enerji Verimliliği Yatırımları Rekabet Avantajına Dönüşüyor

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2024 yılı sera gazı emisyon istatistiklerine göre, endüstriyel işlemler ve ürün kullanımından kaynaklanan sera gazı emisyonları, Türkiye'nin toplam sera gazı emisyonlarının %12,9'unu oluşturuyor. Sanayi kaynaklı emisyonların azaltılması, hem Türkiye'nin net sıfır emisyon hedefleri hem de uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün korunması açısından kritik önem taşıyor. Bu kapsamda yürürlüğe giren 7552 sayılı İklim Kanunu, 2026-2027 yıllarını kapsayan pilot uygulama dönemiyle sanayi kuruluşlarının karbon emisyonlarını daha etkin yönetmelerini sağlayan yeni bir dönemi başlattı. ETS, sanayinin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırıyor Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), yalnızca Türkiye'nin iklim hedeflerine ulaşmasını destekleyen bir mekanizma olmanın ötesinde, Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ile uyum sürecinde de stratejik bir rol üstleniyor. İşletmelere karbon emisyonlarını ölçme, izleme ve yönetme konusunda sistematik bir çerçeve sunan sistem, özellikle ihracatçı sanayi kuruluşlarının karbon maliyetlerini daha etkin yönetmelerine ve uluslararası pazarlarda rekabet güçlerini korumalarına katkı sağlıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman Ünlü, Emisyon Ticaret Sistemi'nin sanayide enerji verimliliği yatırımlarını hızlandıracağını belirterek şunları söyledi: "Küresel ticarette karbon emisyonlarının giderek daha fazla önem kazandığı bir dönemde, işletmeler yalnızca üretim maliyetlerini değil, karbon maliyetlerini de yönetmek zorunda kalıyor. Bu kapsamda yürürlüğe giren Emisyon Ticaret Sistemi, özellikle Avrupa Birliği'ne ihracat yapan sanayi kuruluşlarının karbon yönetimini güçlendirmelerine ve uluslararası düzenlemelere uyum sağlamalarına katkı sunuyor. Bu sayede işletmeler, karbon kaynaklı maliyetlerini daha etkin yönetebilecekleri bir dönüşüm sürecine hazırlanıyor." "Yüzde 70 daha verimli ısıtma sağlıyoruz" Çukurova Isı olarak, sanayicilerin emisyon yükünü azaltmalarına katkı sağlayan teknolojiler geliştirdiklerini ifade eden Ünlü, şunları söyledi: "Avrupa Komisyonu'nun Ecodesign (ErP) Direktifi'ne uygun olarak geliştirdiğimiz Goldsun CPH seramik plakalı radyant ısıtıcı ürünümüzle geleneksel ısıtma sistemlerine göre %70 daha verimli ısıtma sağlıyoruz. İşletmeler bu sayede hem enerji maliyetlerini hem de ürünlerinin gömülü karbon emisyonlarını düşürebiliyor." Ünlü, karbon emisyonlarının azaltılmasının artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda ihracat pazarlarında rekabetçiliğin temel unsurlarından biri haline geldiğini belirtti. Yüksek verimli teknolojilere yapılan yatırımların işletmelere hem ekonomik hem de çevresel açıdan önemli kazanımlar sağladığını da sözlerine ekledi. Çukurova Isı Hakkında Çukurova Isı, 1991 yılında ısıtılması zor olan büyük ve geniş hacimler için dizayn edilmiş radyant ısıtma sistemlerinin; ithalat, pazarlama, satış ve satış sonrası hizmetlerini yürütmek amacıyla kurulmuştur. Endüstriyel ısıtma alanında başlayan serüvenine, 2000’li yıllardan itibaren radyant ısıtıcı ve infrared ısıtıcıların üretim faaliyetlerini de ekleyen Çukurova Isı, kendi markası olan GOLDSUN ve SILVERSUN ile doğalgazlı radyant ve elektrikli infrared ısıtıcı pazarında fark yaratan çalışmalar yürütüyor. Türkiye’de radyant ısıtma pazarında %65 pazar payı ile lider olan Çukurova Isı’nın ürün portföyünde; “borulu radyant ısıtıcılar, sıcak hava üreticileri, seramik plakalı radyant ısıtıcılar, stadyum tribün ısıtıcıları, elektrikli halojen ısıtıcılar, doğalgazlı termo-konvektörler, hava perdeleri ve seyyar radyant ısıtıcılar” yer alıyor. Çukurova Isı; fabrika, depo, hangar, cafe, restoran, spor salonu, cami ve seralar için hem dayanıklı hem de ekonomik ve etkili ısıtma sistemleri sunuyor. Ayrıca 81 ili kapsayan geniş bayi ağı ile çözüm ortağı olduğu projelere ısıtma sistemleri konusunda keşiften projelendirmeye, satıştan, devreye alma süreçlerine kadar komple sistem çözümü sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çelik Sektörünün Dönüşüm İçin Yıllık Yatırım İhtiyacı 1 İla 2 Milyar Dolar Haber

Çelik Sektörünün Dönüşüm İçin Yıllık Yatırım İhtiyacı 1 İla 2 Milyar Dolar

Türkiye, 40’ın üzerinde tesiste gerçekleştirdiği yaklaşık 40 milyon tonluk yıllık ham çelik üretimiyle dünyanın önde gelen çelik üreticileri arasında yer alıyor. Bu üretimin yaklaşık 10-12 milyon tonu kok kömürü kullanarak demir cevherinden üretim yapan entegre tesislerde, 25-30 milyon tonu ise hurdadan üretim yapan elektrik ark ocaklı tesislerde gerçekleştiriliyor. Ancak sektör fosil yakıtların ve girdilerin yoğun kullanımı nedeniyle büyük miktarlarda sera gazı emisyonuna da neden oluyor. Halihazırda, Türkiye’de çelik sektörü yılda yaklaşık 40 milyon ton sera gazı emisyonu üretiyor ve bunun yüzde 60-65’i cevherden üretim yapan entegre tesislerden kaynaklanıyor. İstanbul Politikalar Merkezi (İPM)’nin dört yıldır yürüttüğü ‘Türkiye Çelik Sektörünün Karbonsuzlaşması’ projesi, Türkiye’de çelik sektörünün karbonsuzlaşmasının özellikle son üç yılda üretici girişimleri ve destekleyici kamu politikaları sayesinde önemli bir ivme kazandığını ortaya koyuyor. Devam eden çalışmanın bulguları, mevcut teknolojilerle önemli ölçüde emisyon azaltımının mümkün olduğunu gösteriyor. İstanbul Politikalar Merkezi Araştırmacısı Dursun Baş, 2025 itibarıyla Türkiye’nin önde gelen 10 çelik üreticisinin 2030 ve/veya 2053 yıllarına yönelik sera gazı emisyonu azaltım hedeflerini ve yol haritalarını açıkladığını, bu sürecin kamu politikalarıyla da desteklendiğini söyledi. Baş, “Ancak çelik tedarik zincirinin tamamını kapsayan bir dönüşüm henüz istenilen düzeye ulaşmadı. Kamu alımları, yeşil ürün standartları, gömülü karbon emisyon içeriği ve ‘öncü pazarlar’ gibi talep yönlü politika araçları sektörün gündemine giremedi. Bu konularda çözüm üretilmeden ilerleme sağlanması mümkün değil” diye konuştu. Baş ayrıca, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2023 yılında yayınladığı ‘Türkiye Çelik Sektörü için Düşük Karbonlu Yol Haritası’ raporu ile sektörün karbonsuzlaşma maliyetinin ortaya konmaya çalışıldığını, ancak bu çalışmanın güncellenmesi gerektiğini ifade etti. SEKTÖRÜN EMİSYON AZALTIM POTANSİYELİ YÜKSEK Türkiye’nin yaklaşık 50 milyon ton ham çelik üretim kapasitesine sahip olduğunu ifade eden Baş, 2030’a kadar enerji, malzeme verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarının, 2030 sonrasında ise yeşil hidrojen teknolojilerinin sektördeki dönüşümün temelini oluşturacağını söyledi. Baş, “Türkiye’nin 2030 yılına kadar mevcut teknolojilerle yüzde 30’lara varan mutlak azaltım yapması mümkün. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının çelik sektörü yol haritasına göre 2053 net sıfır hedefi için sektörün yıllık yatırım maliyeti 1 ila 2 milyar dolar arasında. Raporda, yeşil hidrojene ek olarak 2040 sonrasında karbon yakalama ve depolama teknolojilerinin kullanılacağı öngörülüyor” dedi. Çelik sektörü için öngörülen dönüşüm maliyeti, Türkiye genelindeki yeşil dönüşüm ihtiyacının da bir parçasını oluşturuyor. Dünya Bankası’nın ‘Türkiye - Ülke İklim ve Kalkınma Raporu’na göre Türkiye’nin tüm sektörlerde net sıfır hedefine erişmesi için 20 yıl içinde 165 milyar dolar yatırım yapılması gerekiyor. Bu maliyetin yarısının da özel sektör tarafından üstlenilmesi bekleniyor. Yatırımlarda sanayi sektöründeki dönüşüm için proseslerin değişmesi, elektrik üretiminde ve şebekede yapılacak dönüşümler ilk sırada yer alıyor. KARBONSUZLAŞMA ÜRETİCİLERLE SINIRLI DEĞİL Baş, çelik sektörünün karbonsuzlaşmasının, yalnızca ham çelik üreticilerinin gerçekleştirebileceği bir süreç olmadığını, çok paydaşlı bir yaklaşımla ilerleme sağlanabileceğini ifade etti ve şunları söyledi: “Hammadde tedarikçileri, enerji üreticileri, elektrik sağlayıcıları, kamu kurumları ve çeliği kullanan otomotiv, beyaz eşya ve inşaat gibi sektörler de dönüşümün aktif paydaşı olmalı. Üretici odaklı dar bakış açısı, sektörün dönüşüm kapasitesini sınırlandırıyor. Örneğin elektrik üretimi hedefleri sanayi ve ticaret politikalarıyla eşgüdümlü planlanmalı. Çünkü ark ocaklı tesislerde elektrik tüketiminden kaynaklanan dolaylı emisyonlar, elektrik üretimindeki kömür ve doğal gaz santrallerinin payıyla doğrudan bağlantılı. Elektrik şebekesinin karbon yoğunluğu yüksek kaldıkça, ihraç edilen çeliğin gömülü emisyonu da yüksek kalıyor. Bu da AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi uygulamalar karşısında üreticilerin rekabet gücünü zayıflatan, yeterince konuşulmayan bir risk oluşturuyor.” KİRLİ SANAYİ ALGISI DEĞİŞEBİLİR Çalışma kapsamında yayınlanan “Türkiye Çelik Sektörünün Karbonsuzlaşması Politika ve Aktör Analizi” raporunda ise çelik sektörünün uzun yıllardır ‘kirli’ sanayi ve zor çalışma koşullarıyla özdeşleşen imajının hem kamuoyundaki algıyı olumsuz etkilediği hem de sektöre işgücü çekilmesini zorlaştırdığı vurgulanıyor. Düşük karbonlu üretim uygulamaları, bu algının değişmesine katkı sağlayabilir. Baş, çalışanların dönüşüm sürecinin merkezinde yer alması gerektiğini belirterek, yetkinlikleri geliştirecek ve çalışma koşullarını iyileştirecek destek programlarının hayata geçirilmesi gerektiğini söylüyor. İPM’nin ‘Türkiye Çelik Sektörünün Karbonsuzlaşması’ projesi kapsamındaki 10 politika önerisi ise şöyle: Çelik sektöründe ulusal yeniden yapılandırma ve modernizasyon planı hazırlanmalı.Çelik sektöründe dönüşüm için çok aktörlü ve tedarik zinciri odaklı bir sorumluluk yapısı geliştirilmeli.Kamu kesiminde iklim politikası mimarisi ve kurumsal görev tanımları gözden geçirilmeli.Sanayi Karbonsuzlaşma Politikası ve Yol Haritası oluşturulmalı, sanayi sektörünün karbon bütçesi tanımlanmalı.Kirletici endüstriyel emisyonların yönetimi için entegre çevre izin ve bilgi sistemi kurulmalı.Sanayide karbonsuzlaşmayı yönlendirecek çok paydaşlı bir platform kurulmalı.Düşük karbonlu çeliğe yönelik ulusal tanım, ölçütler ve standardizasyon sistemi oluşturulmalı.Elektrik üretimi sera gazı emisyon faktörü değeri (kgCO2e/kWh) için azaltım hedefi tanımlanmalı ve enerji dönüşümü ile sanayi iklim hedefleri uyumlu hale getirilmeli.Hurda yönetiminde çalışan sağlığı, çevre yönetimi, kalite, izlenebilirlik ve arz güvenliğini güçlendirmek üzere kapsamlı bir dönüşüm programı geliştirilmeliHam çelik üreticileri için sera gazı emisyonu azaltım hedefi zorunluluğu getirilmeli, ortak hesaplama metodolojisi tanımlanmalı ve kamunun erişimine açık sera gazı emisyonu bilgi sistemi kurulmalı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CK Enerji İle 3,8 Milyar kWh’lik Elektrik Tüketimi Yeşil Enerjiye Döndü Haber

CK Enerji İle 3,8 Milyar kWh’lik Elektrik Tüketimi Yeşil Enerjiye Döndü

Enerji sektöründe yeşil dönüşümün öncülerinden biri olmayı hedefleyen CK Enerji, sanayi ve ticarethane müşterilerinin yenilenebilir enerji kullanımını uluslararası geçerliliğe sahip Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası (I-REC) ile belgelendirerek sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlıyor. Bu kapsamda 2021 yılından Haziran 2026 tarihine kadar toplam 11 bin 488 şirketin I-REC almasına aracılık eden CK Enerji, 3 milyar 785 milyon kWh elektrik tüketiminin yeşilin enerji kaynaklarından karşılandığını belgelendirdi. Böylece 1.600 ton CO₂ eşdeğeri Kapsam 2 emisyonunun yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilişkilendirilmesine ve yönetilmesine katkı sağlandı. JEOTERMAL VE HİDROELEKTRİK EN BÜYÜK PAYA SAHİP CK Enerji'nin sertifikalandırdığı yaklaşık 3,8 milyar kWh’lik elektrik tüketiminin kaynak bazlı dağılımında jeotermal ve hidroelektrik öne çıkıyor. CK Enerji verilerine göre bugüne kadar sertifikalandırılan yenilenebilir enerji tüketiminin; 1 milyar 347 milyon kWh'ı jeotermal, 1 milyar 339 milyon kWh'ı hidroelektrik, 491,3 milyon kWh'ı rüzgâr, 452,3 milyon kWh'ı güneş, 154,6 milyon kWh'ı ise biyokütle kaynaklarından sağlandı. 2026 ÖNEMLİ BİR DÖNÜM NOKTASI CK Enerji’den yapılan açıklamada 2026 yılının Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) açısından önemli bir dönüm noktası olduğuna işaret edilerek, “SKDM'nin geçiş dönemi 31 Aralık 2025 itibarıyla sona erdi ve 1 Ocak 2026 itibarıyla mali yükümlülüklerin uygulanacağı döneme geçildi. Bu kapsamda Avrupa Birliği'ne ihracat yapan şirketlerin ürünlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını daha yakından takip etmeleri ve raporlamaları büyük önem taşımakta. Yenilenebilir enerji sertifikaları ise şirketlerin elektrik tüketimlerinden kaynaklanan emisyonlarını uluslararası standartlara uygun şekilde yönetmelerine ve raporlamalarına katkı sağlayan önemli araçlardan biri. Artık emisyonlarını etkin şekilde yönetebilen ve azaltım çalışmalarını belgeleyebilen şirketler rekabet avantajı elde ediyor. Bu nedenle çevresel performansın belgelenmesi tedarik zincirinde önemli bir kriter haline gelmiş durumda. Aynı zamanda bankalar ve finans kuruluşları ESG kriterlerini kredi değerlendirme süreçlerine giderek daha fazla entegre ediyor. Karbon yönetimi ve sürdürülebilirlik uygulamalarını güçlendiren şirketler finansman süreçlerinde avantaj sağlayabiliyor” denildi. İHRACATÇI SANAYİ KURULUŞLARI ÖNE ÇIKIYOR I-REC sertifikalarına yönelik talebin, sürdürülebilirlik hedefleri, karbon ayak izi yönetimi ve uluslararası ticaret gereklilikleri doğrultusunda birçok sektörde hızla arttığı belirtilen açıklamada öne çıkan sektörler şöyle sıralandı: İhracatçı sanayi kuruluşları (Demir-çelik, çimento, alüminyum, kimya ve plastik),Tekstil ve hazır giyim,Otomotiv ve yan sanayi,Teknoloji şirketleri ve veri merkezleri,Bankacılık ve finans sektörü,Perakende, gıda ve hızlı tüketim sektörü. I-REC NEDİR? I-REC (Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası), tüketilen elektriğin güneş, rüzgâr veya hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından üretildiğini uluslararası standartlarda belgeleyen bir sertifika sistemi olarak tanımlanıyor. Elektrik şebekesinde farklı kaynaklardan üretilen enerjiler fiziksel olarak birbirinden ayrılamadığı için, yenilenebilir kaynaklardan üretilen her 1 MWh elektrik için uluslararası sistemde benzersiz bir sertifika oluşturulur. Bu sertifikalar sayesinde şirketler, elektrik tüketimlerinin yenilenebilir enerji kaynaklarıyla eşleştirildiğini şeffaf ve doğrulanabilir şekilde belgeleyebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.