Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Skdm

Kapsül Haber Ajansı - Skdm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Skdm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AGORA INDUSTRY: Ulusal ETS ve SKDM Yılda 1.5 Milyar Euro Kaynak Yaratabilir! Haber

AGORA INDUSTRY: Ulusal ETS ve SKDM Yılda 1.5 Milyar Euro Kaynak Yaratabilir!

Sanayinin iklim nötr bir yapıya geçişi için stratejiler geliştiren düşünce kuruluşu Agora Industry’nin İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) ve Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) desteği ile hazırladığı ‘Türkiye Çelik Sektörü: 2053 Net Sıfır Emisyon Yol Haritası’ raporu, İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında açıklandı. Toplantı, Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Dalbeler ve SEFiA Direktörü Bengisu Özenç’in açılış konuşmalarıyla başladı. Ardından, Agora Industry Küresel Çelik Dönüşümü Programı Koordinatörü Ysanne Choksey ve Agora Industry Tekno-Ekonomik Analisti Emir Çolak, raporu tanıttı. ULUSAL ETS ve SKDM KARBONSUZLAŞMANIN ÖNÜNÜ AÇABİLİR Raporda, Türkiye’nin çelik sektörünü düşük emisyonlu üretime dönüştürmesi için önümüzdeki 20 yıl boyunca her yıl yaklaşık 1,5 milyar euro yatırım yapması gerektiği öngörülüyor. Türkiye’nin kendi Emisyon Ticaret Sistemi (Ulusal ETS) ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nı (Ulusal SKDM) uygulamasıyla yıllık 0,5-1,5 milyar euroluk gelir elde edilebilir ve sektörün karbonsuzlaşmasında, yeşil çeliğe geçişte kullanılabilir. Söz konusu rakam, 20 yıl boyunca yılda 1,5 milyar euroluk yatırımın önemli bir bölümünü karşılayabilir. Türkiye, karbon gelirlerini sıfıra yakın emisyonlu teknolojilere yatırarak ve yerli hurda kullanımını artırarak hem yeni işler yaratabilir hem de küresel çelik pazarındaki yerini güçlendirebilir. Karbon fiyatının düşük kalması durumunda ise halihazırda dünyanın yedinci büyük çelik üreticisi olan Türkiye’nin ithalata bağımlılığı artabilir. Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde yayımlanan çalışma; Türkiye’nin, sıfıra yakın emisyonlu demir talebini yurt içi üretim ve ithalat arasında dengeli biçimde karşılaması gerektiğine dikkat çekiyor. Cevherden düşük emisyonlu çelik üretim kapasitesinin artırılması, katma değerin Türkiye’de kalmasına ve tedarik risklerinin azalmasına yardımcı olabilir. Böylece Türkiye, bugün ithal ettiği yüksek kaliteli yassı çeliğin daha fazlasını da üretebilir. Belirli alanlarda yapılacak düşük emisyonlu çelik ithalatı ise üretilebilecek çelik ürünlerinin çeşitliliğini artırabilir. Agora Industry Küresel Çelik Dönüşümü Programı Koordinatörü Ysanne Choksey, şunları söyledi: “Türkiye, temiz çelik üretiminde öncü olmak için; zengin yenilenebilir enerji kaynakları, elektrikle çelik üretiminde kapsamlı deneyim, Avrupa, Orta Doğu, Asya ile güçlü ticari ilişkiler gibi en önemli gerekliliklere sahip. Erken yatırım yapanlar, istihdam ve rekabet gücü açısından avantaj elde edecek. Antalya’da düzenlenecek COP31, gerekli mesajları vermek ve bu alanda sonraki adımları atmak için ideal bir fırsat sunuyor.” KARBON FİYATI, DÖNÜŞÜMÜN İTİCİ GÜCÜ Çalışmada, 2050 yılına uzanan üç senaryo incelendi. Mevcut politikaların devam ettiği ilk senaryoda, kömüre dayalı üretim ağırlığını koruyor. Kademeli ve hızlandırılmış dönüşüm senaryoları ise sıfıra yakın emisyonlu teknolojilere yönelik yatırımların ve politika desteğinin artmasını öngörüyor. Rapora göre karbondioksitin ton fiyatı yaklaşık 100 euroya ulaştığında, Türkiye’de doğal gaz kullanılarak cevherden üretilen demirden elde edilen çeliğin maliyeti kömür bazlı çelikle eşitleniyor. Yeşil hidrojen bazlı çelik için bu eşik ton başına yaklaşık 140 euro. Türkiye’deki karbon fiyatı, sanayi ve elektrik üretimini kapsayan Avrupa Birliği’nin (AB) ETS’sini takip ederse bu seviyeye 2030’lu yılların sonunda ulaşılabilir. Bu fiyat düzeyi, şirketleri Türkiye’de sıfıra yakın emisyonlu demir üretimine yatırım yapmaya teşvik edebilir. Erken yatırım yapan şirketler, düşük emisyonlu çeliğe yönelik büyüyen talepten pay alabilir ve uzun vadeli tedarik sözleşmeleri yapabilir. Ayrıca ihracatlarını AB’nin sınırda karbon düzenlemesinin etkilerinden koruyabilir. Yeşil çelik kullanımından kaynaklanan ilave maliyetin nihai kullanıcıya etkisinin de sınırlı olacağı öngörülüyor. Yeşil çelik kullanılan bir elektrikli otomobilin fiyatının yaklaşık 270 euro (yüzde 0,9), çamaşır makinesinin fiyatının 8 euro (yüzde 1,3), ev tipi bir klimanın fiyatının ise 9 euro (yüzde 0,8) artabileceği hesaplandı. Nihai ürün fiyatlarındaki bu sınırlı etki, zorunlu yeşil kamu alımları, asgari kullanım kotaları ve uzun vadeli alım anlaşmaları yoluyla düşük emisyonlu çelik talebini teşvik edebilir. HURDA ÇELİK İTHALATI ZORLAŞIYOR Karbon fiyatının düşük kalması, Türkiye’de yaratılabilecek ekonomik değerin önemli bir bölümünün yurt dışına kaymasına yol açabilir. Kademeli senaryoda karbon fiyatı, 2030’lu yılların başına kadar karbondioksit ton başına 50 euroyu aşmıyor. Bu noktadan sonra Orta Doğu ve Kuzey Afrika’dan ithal edilen doğal gaz bazlı demir, Türkiye’de kömür kullanılarak üretilen demirden daha ucuz hale geliyor. Yerli doğal gaz ve yeşil hidrojen bazlı demir üretimi ise ancak 100 ve 140 euro düzeyinde başa baş noktasına ulaşıyor. Hedefli politika desteği olmadan Türkiye’nin ithal demire bağımlılık riski artıyor. Bu senaryoda kömürden yine kademeli olarak çıkılıyor, ancak üretimde ortaya çıkan açık büyük ölçüde ithalatla karşılanıyor. Kısa vadede daha ucuz olan bu yol, Türkiye’nin ithalata bağımlılığını artırıyor. Ayrıca hızlandırılmış dönüşümün sağlayabileceği katma değer ve istihdamın önemli bir bölümü yurt dışında kalıyor. Dünyanın en büyük hurda ithalatçısı Türkiye için hurda giderek kıtlaşıyor ve pahalılaşıyor. AB başta olmak üzere, 50’ye yakın ülke hurda ihracatını kısıtlıyor. Bu durumda ham madde güvenliği için yurt içi hurda toplamanın 2050'ye kadar 10 milyon tondan 26 milyon tona çıkarılması ve ithal düşük emisyonlu demirle desteklenmesi gerekebilir. Rapor, güneş ve rüzgar enerjisi, elektrolizör üretimi ve yeşil hidrojen bazlı demir üretimini kapsayan değer zincirlerinde yaklaşık 29 bin kişiye yeni iş imkanı doğacağı belirtiliyor. HIZLI DÖNÜŞÜM SENARYOSU, EMİSYONLARDA EN FAZLA DÜŞÜŞÜ SAĞLIYOR Çelik sektörü, Türkiye’nin sanayi kaynaklı emisyonlarının yaklaşık yüzde 40’ından sorumlu. Bu nedenle sektörün dönüşümü, Türkiye’nin 2053 iklim nötr hedefi açısından büyük önem taşıyor. Erken yatırım ve güçlü politika desteğine dayanan hızlandırılmış karbonsuzlaşma senaryosunda, sektörün emisyonları 2050’ye kadar 2025 düzeyine göre yüzde 92 azalabiliyor. Bu, Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefine ulaşan tek senaryo. Rapora göre kalan emisyonların azaltılması için de kullanılabilecek yöntemler var. Bunlar arasında elektrik ark ocaklarında biyokömür kullanımı ve şebekeden veya elektrik satın alma anlaşmaları yoluyla tamamen yenilenebilir elektrik temin edilmesi bulunuyor. Geriye kalan emisyonlar için ise karbon yakalama ve depolamayla birlikte kullanılan biyoenerji veya doğrudan havadan karbon yakalama gibi yüksek kaliteli karbon giderme yöntemlerinden yararlanılabilir. 1,5 MİLYAR EURO TÜRKİYE’DE KALABİLİR Türkiye’de uygulanacak etkin bir ETS ve ithal ürünler için devreye alınacak SKDM benzeri bir karbon fiyatlama mekanizmasının etkili bir dönüşüm politikasının temelini oluşturabileceğine dikkat çekilen raporda, böylece karbon gelirlerinin Türkiye’de kalabileceğine dikkat çekiliyor. Çalışmaya göre Türkiye’deki karbon fiyatının AB’deki ETS fiyatıyla eşit olması durumunda, çelik ihracatına ilişkin yılda yaklaşık 1,5 milyar euroluk karbon geliri AB yerine Türkiye’de değerlendirilebilir. Kaynak, çelik sektörünün dönüşümünü desteklemek üzere kurulacak bir yeşil çelik fonuna aktarılarak sektörün karbonsuzlaşmasına yönelik önlemlerin finansmanında kullanılabilir. Hızlandırılmış senaryoya göre 20 yıl boyunca yılda 1,5 milyar euroluk yatırıma katkı sağlayabilir. Karbon fark sözleşmeleri ve uygun koşullu finansman da yatırım risklerini ve sermaye maliyetlerini düşürerek karbon fiyatlandırmasını destekleyebilir. Yeşil kamu alımları, kotalar ve uzun vadeli satın alma anlaşmaları ise sıfıra yakın emisyonlu çelik için düzenli talep oluşturabilir. “TÜRKİYE TEMİZ ÇELİKTE ÖNCÜ OLABİLİR” Toplantıda sektör uzmanlarının katılımıyla bir panel düzenlendi. Kıdemli sanayi uzmanı Muammer Bilgiç’in moderatörlüğünü üstlendiği panelde Türkiye Çelik Dönüşümü Ağı Koordinatörü Dursun Baş, SEFiA Direktörü Bengisu Özenç, Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Teknik İşler Direktörü Hasan Akbulut ve Borçelik Yönetim Sistemleri Direktörü Serkan Ürkmez, sektördeki gelişmeleri değerlendirdi. Türkiye Çelik Dönüşüm Ağı (ÇEDA) Koordinatörü Dursun Baş, şunları söyledi: “Güçlü bir karbon fiyatı, düşük emisyonlu çelik üretiminin ekonomik olarak karşılık bulacağına dair net bir mesaj verir ve daha temiz üretim yapan üreticileri da ödüllendirir. Türkiye’nin şu anda pilot aşamada olan emisyon ticaret sisteminin de bu yönde tasarımının iyileştirilmesi gerekiyor. Türkiye’nin çelik ihracatındaki en büyük pazarı olan AB ile ticaret kuralları da aynı derecede belirleyici olacak. Bu kapsamda, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ile Türkiye arasındaki serbest ticaret anlaşmasının güncellenmesi önem taşıyor. Elektrik ark ocaklarıyla çelik üretimindeki güçlü birikimi sayesinde Türkiye, dönüşüm fırsatını değerlendirmek için iyi bir konumda. Böylece temiz çelikte öncü ülkelerden biri olabilir ve fosil yakıt teknolojilerine bağımlı kalmaktan kaçınabilir.” SEFiA Direktörü Bengisu Özenç ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Karbon fiyatlandırması, Türkiye’nin önemli ihracat pazarlarının birçoğunda zaten uygulanıyor. Önümüzdeki dönemde daha fazla pazarın bu uygulamaya geçmesi bekleniyor. Bu pazarlardaki fiyatlarla uyumlu, etkin bir ulusal karbon fiyatı, yatırım planlaması açısından önemli bir sinyaldir. Temiz demir-çelik üretiminin ekonomik karşılık bulacağını gösterir ve erken harekete geçenleri ödüllendirir. Önümüzdeki yıllarda yapılacak yatırımların, Türkiye’nin çelik üretimini on yıllar boyunca şekillendireceğini göz önünde bulundurmak gerekir. Bugün harekete geçmek, ülkenin düşük emisyonlu çelik için büyüyen pazardan pay almasını ve fosil yakıt teknolojilerine bağımlığını kırmasını sağlayabilir.” Etkinliğin kapanış konuşmasını ise İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Programı Koordinatörü Ümit Şahin yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Temiz Sanayi Dönüşümüne Yönelik Yatırımların Önünü Açmak için Önemli Buluşma Haber

Türkiye’nin Temiz Sanayi Dönüşümüne Yönelik Yatırımların Önünü Açmak için Önemli Buluşma

Türkiye’de, derin karbonsuzlaştırılmış sanayi ürünlerinin üretimini hedefleyen, ticari ölçekli 13 temiz üretim projesinden oluşan yeni bir proje portföyü şekilleniyor. Bugün Ankara’da bir araya gelen üst düzey kamu, sanayi ve finans sektörü temsilcileri, uygun finansman ve politika koşullarının sağlanması halinde bu projelerin yatırım aşamasına ilerleyebileceği konusunda bilgilendirildi. Enerji yoğun sektörlerden, finans kuruluşlarından ve kamu kurumlarından 40’ı aşkın üst düzey temsilci, düşük karbonlu çelik, çimento, alüminyum ve gübre projelerinin nihai yatırım kararına (FID) ulaşabilmesi için gerekli koşulları değerlendirmek üzere Build Clean Now Türkiye Çalıştayı’nda bir araya geldi. Çalıştay, Sanayi Dönüşümü Hızlandırıcısı (ITA) tarafından, Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile yakın koordinasyon içerisinde ve Boston Consulting Group’un (BCG) desteğiyle gerçekleştirildi. Bu dört sektör, yılda yaklaşık 110 milyon ton CO₂ eşdeğeri sera gazı emisyonuna neden oluyor. Bu miktar, Türkiye’nin toplam sera gazı emisyonlarının yaklaşık altıda birine karşılık geliyor. Söz konusu sektörler aynı zamanda, Avrupa Birliği’ne ithal edilen ürünlerin içerdiği karbonu fiyatlandıran Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM/CBAM) kapsamında yer alıyor. Bu durum, söz konusu sektörlerin dönüşümünü Türkiye’nin ihracatta rekabet gücünü koruması açısından kritik hale getiriyor. Türkiye sanayisi için 71 milyar dolarlık yatırım fırsatı “Türkiye’nin Temiz Sanayi Fırsatı” başlıklı açılış konuşmasında Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Muhammet Kasım Gönüllü, çelik, çimento, alüminyum ve gübre sektörlerinin temiz dönüşümü için yaklaşık 71 milyar ABD doları tutarında yatırım gerektiğini belirtti. “Yeşil dönüşümü bir maliyet olarak değil; yeni yatırımlar, teknoloji geliştirme, pazar çeşitlendirmesi ve sürdürülebilir büyüme için bir fırsat olarak görüyoruz” diyen Gönüllü, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile Sanayi Dönüşümü Hızlandırıcısı arasında geliştirmeyi öngördüğümüz ITA Türkiye Programı’nı, sanayimizin rekabet gücünü koruyacak, yeni yatırım alanları açacak ve Türkiye’nin küresel değer zincirlerindeki konumunu güçlendirecek stratejik bir iş birliği olarak değerlendiriyoruz. Amacımız yalnızca desteklenen proje sayısını artırmak değil, yatırım kararlarını kolaylaştıran ve özel sektörü harekete geçiren kalıcı sonuçlar elde etmektir.” Gönüllü, Türkiye Sanayide Karbonsuzlaşma Yatırım Platformu’nun (TIDIP), 2030 yılına kadar 5 milyar avronun üzerinde yatırımı desteklemeyi ve yıllık sera gazı emisyonlarını 20 milyon ton CO₂ eşdeğeri azaltmayı hedeflediğini belirtti. Ayrıca ITA Türkiye Programı’nın mevcut politika ve finansman araçlarını tamamlayıcı nitelikte olacağını ifade etti. Temiz sanayi yatırımları gelişmekte olan ekonomilere yayılıyor Çalıştayın açılışında konuşan Mission Possible Partnership CEO’su ve Sanayi Dönüşümü Hızlandırıcısı (ITA) İcra Direktörü Faustine Delasalle, Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısının ve yenilenebilir enerji potansiyelinin, temiz sanayi yatırımlarını çekme konusunda ülkeye önemli avantajlar sağladığını belirtti. Delasalle, dünya genelinde yaklaşık 1.000 temiz sanayi projesinin geliştirme aşamasında olduğunu, 160’tan fazla projenin ise nihai yatırım kararına (FID) ulaşarak faaliyete geçtiğini veya uygulama aşamasında bulunduğunu ifade etti. 2026 yılının ilk yarısında 19 ticari ölçekli projenin nihai yatırım kararına ulaştığını belirten Delasalle, bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine göre iki katına çıktığını vurguladı. “Sanayide derin karbonsuzlaşma artık yalnızca bir hedef değil; dünya genelinde ticari ölçekte gerçekleşen ve gelişmekte olan ekonomilere yayılan bir dönüşüm” diyen Faustine Delasalle, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye gibi güçlü sanayi temellerine ve önemli bir yenilenebilir enerji potansiyeline sahip ülkeler, enerji yoğun sanayi yatırımlarını çekme konusunda büyük rekabet avantajlarına sahip. Türkiye’de hâlihazırda sınırlı sayıda olan derin karbonsuzlaşma projelerinin, uygun yatırım koşullarının sağlanması halinde hızla artabileceğine inanıyoruz.” Delasalle, ITA’nın Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve yerel uygulama ortağı Boston Consulting Group (BCG) ile başlattığı çalışmaların, önümüzdeki yıllarda temiz sanayi yatırımlarını hızlandırmaya yönelik ortak önceliklerin belirlenmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Talep, finansman, düzenlemeler ve altyapı bir araya gelmeli ITA ve BCG’nin sanayi sektörüyle birlikte yürüttüğü kapsamlı analiz, temiz sanayi projelerinin hayata geçirilebilmesi için gerekli dört temel koşulu ortaya koydu. BCG Yönetici Direktörü ve Ortağı Batu Yiğit, “Temiz sanayi yatırımlarının hayata geçebilmesi için dört temel unsurun bir araya gelmesi gerekiyor: talep, uygun bir düzenleyici çerçeve, güçlü değer zincirleri ve altyapı” dedi. Yiğit, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu unsurlardan herhangi birinin eksik olması, yatırımların ilerlemesini zorlaştırıyor. Özellikle ortak altyapı yatırımlarında kamu-özel sektör iş birliği kritik önem taşıyor.” BCG Proje Lideri Betül Çahan, ekibin karşılaşılan engelleri belirlemek amacıyla yaklaşık 20 şirketle görüşmeler gerçekleştirdiğini belirtti. Çahan, “Görüşmelerimiz, temiz sanayi yatırımlarının önündeki en önemli engellerden birinin düşük karbonlu ürünlere yönelik yeterli ve sürdürülebilir talebin bulunmaması olduğunu gösteriyor” dedi. Çahan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uzun vadeli alım garantileri, uygun finansman ve ortak altyapı çözümleri olmadan büyük ölçekli projeleri hayata geçirmek zorlaşıyor. Amacımız, sanayinin ihtiyaçlarından hareketle uygulanabilir çözümler geliştirmek.” Faustine Delasalle moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Türkiye’de Nihai Yatırım Kararına Giden Yol Haritası” başlıklı üst düzey panelde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdürlüğü Metal Sanayi ve Kritik Malzemeler Dairesi Başkanı Ahmet Türkarslan, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Türkiye Ofisi Başkan Yardımcısı Mehmet Üvez ve Limak Çimento Grup Proses Direktörü Sabri Trabelsi bir araya geldi. Kapanış oturumunda ise ITA ve BCG, proje geliştiricilerinden elde edilen bulguları ve yatırımların hızlandırılmasına yönelik seçenekleri paylaştı. Türkiye’de giderek büyüyen proje portföyü ITA’nın sanayi şirketleri ve proje geliştiricileriyle yürüttüğü çalışmalar sonucunda aşağıdaki projeler tespit edildi: Ticari ölçekli üç temiz sanayi projesiİki pilot ve araştırma-geliştirme (Ar-Ge) ölçeğinde projelerHayata geçirilme potansiyeli bulunan 10 ilave projeSanayi kaynaklı emisyonları kısmen azaltmak amacıyla olgunlaşmış ve ticari olarak kendini kanıtlamış teknolojileri kullanan 116 düşük karbonlu proje Öneriler Antalya'da düzenlenecek COP31'de sunulacak Çalıştaydan elde edilen bulgular, ITA ve BCG tarafından yürütülen araştırmalarla birleştirilerek Antalya’da düzenlenecek COP31 kapsamında yayımlanması planlanan Türkiye Değerlendirme Bilgi Notu’nda (Türkiye Insights Briefing) ele alınacak. Söz konusu bilgi notunda, Türkiye’deki temiz sanayi projelerinin karşılaştığı engeller, projelerin ihtiyaç duyduğu finansman koşulları ve yatırımları hızlandırmaya yönelik somut adımlar ortaya konulacak. Türkiye, ITA’nın diğer ülkelerde edindiği deneyimlerden de yararlanacak. Brezilya’da ITA, düşük emisyonlu gübre üretimini desteklemeye yönelik politika tedbirlerinin geliştirilmesine katkı sağlarken, Hindistan’da hidrojen bazlı çelik ve e-metanol projeleri için yeni piyasa mekanizmaları geliştiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

VakıfBank ve MEXT’ten sanayici ve ihracatçıların yeşil dönüşümüne liderlik edecek iş birliği  Haber

VakıfBank ve MEXT’ten sanayici ve ihracatçıların yeşil dönüşümüne liderlik edecek iş birliği 

Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı anlayışıyla Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına katkı sağlayan VakıfBank, MEXT Teknoloji Merkezi ile sanayici ve ihracatçıların dekarbonizasyon yolculuğunu destekleyecek stratejik bir iş birliğine imza attı. İş birliğinin temel amacı; sanayici ve ihracatçı firmaların SKDM uyum kapasitesini artırmak, dekarbonizasyon potansiyellerini görünür hale getirmek ve ortaya çıkan uygun yatırım ihtiyalarını finansman imkanlarıyla buluşturabilecek sürdürülebilir bir model oluşturmak olarak belirlendi. “Dönüşüme Değer” adıyla hayata geçirilen model kapsamında MEXT’in sanayi, teknoloji ve yeşil dönüşüm alanındaki yetkinliği ile VakıfBank’ın finansman gücü aynı müşteri yolculuğunda bir araya gelecek. İşletmelerin dekarbonizasyon ihtiyaçları belirlenerek enerji ve kaynak verimliliği, yenilenebilir enerji, elektrifikasyon, proses dönüşümü, temiz üretim teknolojileri ve döngüsel ekonomi gibi alanlarda şirkete özel yol haritaları hazırlanacak. Belirlenen yatırımlar VakıfBank’ın sürdürülebilir finansman çözümleri ve uygun uluslararası kaynaklarıyla desteklenirken yatırım sonrasında sağlanan emisyon azaltımı, enerji tasarrufu ve diğer dönüşüm çıktıları takip edilecek. MEXT, firmaların SKDM raporlama altyapısının geliştirilmesine, karbon ayak izi ve ilgili düzenlemeler konusunda eğitim ve kapasite geliştirmeye destek olurken; VakıfBank hedef müşteri kitlesinin belirlenmesi, uygun firmaların bilgilendirilmesi ve programa yönlendirilmesinde aktif rol üstlenecek. “Dönüşümün gerçekleşmesini sağlayacak ekosistemi birlikte kuruyoruz” VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yeşil dönüşüm artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; üretim gücünün, ihracat kapasitesinin ve uzun vadeli rekabetçiliğin ayrılmaz bir parçası. Sanayicimizin ve ihracatçımızın önündeki dönüşüm ihtiyacını, bir risk alanı olmanın ötesinde, yeni bir yatırım ve büyüme fırsatı olarak görüyoruz. Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı anlayışımızla yalnızca dönüşümü finanse eden değil, dönüşümün gerçekleşmesine katkı sağlayan banka olmayı hedefliyoruz. MEXT’in teknik yetkinliği ile VakıfBank’ın finansman gücünü buluşturduğumuz bu modelle müşterilerimizin ihtiyaçlarının belirlenmesinden yatırımın finansmanına, ortaya çıkan etkinin ölçülmesine kadar tüm süreçte yanlarında olacağız.” “Yeşil dönüşüm yolculuğunu uçtan uca destekleyen güçlü bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz” İş birliğie ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol “MEXT olarak; sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm ve yapay zekayı, Türk sanayisinin geleceğini şekillendirecek ve küresel rekabet gücünü artıracak stratejik öncelikler olarak görüyoruz. Sürdürülebilirlik odağında ise hedefimiz bu dönüşümü işletmelerimiz için yalnızca bir uyum unsuru olmaktan çıkararak, uygulanabilir fırsat alanına dönüştürmek. Bu dönüşümün kalıcı bir değer sağlayabilmesi için işletmelerin mevcut durumlarının doğru analiz edilmesi, dönüşüm ihtiyaçlarının belirlenmesi ve bu ihtiyaçların uygulanabilir yatırım planlarına dönüşmesi büyük önem taşıyor. MEXT’in sanayideki deneyimini ve dönüşüm yetkinliğini, VakıfBank’ın Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı ile bir araya getirerek, işletmelerin yeşil dönüşüm yolculuğunu uçtan uca destekleyen güçlü bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Bu stratejik iş birliğinin yalnızca işletmelerin dönüşümünü hızlandırmakla kalmayacağına; ülkemizin düşük karbonlu üretim kapasitesini geliştirerek daha verimli, dirençli ve uluslararası rekabette daha güçlü bir yapıya kavuşmasına da önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. İş birliği, “dönüşüm-finansman” modeli olarak kurgulandı VakıfBank ve MEXT arasında imzalanan stratejik iş birliği, tek seferlik bir finansman programından öte; sanayicinin dönüşüm ihtiyacının belirlenmesinden yatırımın gerçekleştirilmesine ve etkisinin ölçülmesine kadar uzanan sürekli bir “dönüşüm-finansman modeli” olarak kurgulandı. Modelin ilerleyen dönemde farklı sektör ve müşteri gruplarına genişletilerek Türkiye’nin düşük karbonlu üretim kapasitesine ve sürdürülebilir ihracat gücüne katkı sağlaması amaçlanıyor. Dönüşüme Değer Programı; “Ölç, Yol Haritasını Çıkar, Finanse Et, Etkiyi Ölç” olmak üzere dört aşamadan oluşuyor. Böylece işletmelerin yalnızca finansmana erişmesi değil, mevcut üretim süreçlerini analiz ederek ihtiyaçlarına uygun ve ölçülebilir bir dönüşüm yolculuğuna çıkması öngörülüyor. İş birliğinin somut göstergelerle de takip edilerek programa katılan ve süreci tamamlayan firma sayısından sektörel dağılıma, eğitim ve kapasite geliştirme sonuçlarından SKDM raporlama altyapısı kurulan firmalara, tespit edilen dekarbonizasyon yatırım temalarından finansman değerlendirmesine yönlendirilen yatırım alanlarına kadar etkisinin düzenli olarak ölçülmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EIF 2026’da Enerji Yatırımları Ve Yeni Teknolojiler Öne Çıkacak Haber

EIF 2026’da Enerji Yatırımları Ve Yeni Teknolojiler Öne Çıkacak

Enerji sektöründe yatırımların yönü; artan elektrik talebi, enerji arz güvenliği, şebeke esnekliği ve yeni teknolojilerle birlikte yeniden şekilleniyor. EIF 2026, üç gün boyunca sektörün güncel yatırım ve teknoloji gündemini Antalya’ya taşıyacak. Fuar kapsamında gerçekleştirilecek oturumlar, B2B görüşmeler ve iş toplantılarıyla yeni ticari bağlantıların ve yatırım iş birliklerinin kurulması hedefleniyor. 2025 yılında İngiltere, Almanya, Çin, İsviçre, Kosova ve Avusturya başta olmak üzere 25 ülkeden ticari heyeti ağırlayan EIF, 2026’da uluslararası katılımını daha da genişletmeye hazırlanıyor. Bu yıl Yurt dışından 32 farklı alım heyetinin Antalya’da sektör temsilcileriyle bir araya gelmesi planlanırken, birebir görüşmelerle Türk enerji sektörünün uluslararası pazarlardaki ticari temaslarının güçlendirilmesi hedefleniyor. KARBON PİYASALARI VE YEŞİL DÖNÜŞÜM EIF 2026’DA GÜNDEMDE Enerji dönüşümünün yanı sıra karbon piyasaları ve sürdürülebilirlik başlıkları da EIF 2026’nın önemli gündem alanlarından birini oluşturacak. EIF Karbon Piyasaları Kongresi, karbon piyasalarının gelişimi, Türkiye’nin emisyon ticaret sistemi hazırlıkları, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), karbon kredileri, iklim finansmanı ve yeşil dönüşüm gibi başlıkları sektörün gündemine taşıyacak. Karbon piyasalarının yalnızca çevresel hedefler açısından değil, şirketlerin rekabetçiliği, yatırım kararları ve uluslararası ticaret açısından da giderek daha stratejik hale gelmesiyle birlikte kongrenin; kamu, özel sektör, yatırımcılar ve finans dünyası arasında bilgi ve iş birliği zemini oluşturması hedefleniyor. EIF’in karbon piyasaları odağı, enerji dönüşümü ile ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik arasındaki bağlantıyı güçlendiren önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. 20 YILLIK BİRİKİMİMİZİ YENİ İŞ BİRLİKLERİNE TAŞIYACAĞIZ Organizasyona ilişkin şu değerlendirmelerde bulunan EIF Yönetim Kurulu Başkanı M. Murat Dilek: “EIF’i ilk kez düzenlediğimiz günden bugüne enerji sektöründeki büyük dönüşüme yakından tanıklık ettik. Bu süreçte sektörün değişen gündemini, yeni teknolojileri, yatırımcıları ve karar vericileri aynı platformda buluşturduk. Bu yıl Antalya’da 30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firma ve 30 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlamayı hedefliyoruz. Enerji depolama ve Tarım GES başta olmak üzere sektörün önümüzdeki dönem yatırım kararlarını şekillendirecek başlıkları gündeme taşıyacağız. 20 yıllık birikimimizi yeni yatırımlar ve uluslararası iş birlikleriyle ileriye taşımak istiyoruz.” 30 BİN METREKAREDE YAKLAŞIK 200 FİRMA 30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firmanın katılımıyla gerçekleşecek EIF 2026’nın, 30 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlaması bekleniyor. Organizasyon; enerji şirketlerinin yanı sıra yatırımcıları, finans kuruluşlarını, teknoloji sağlayıcılarını, mühendislik şirketlerini ve sektör profesyonellerini bir araya getirecek. Fuarın öne çıkan gündemlerinden birini enerji depolama sistemleri ve Tarım GES uygulamaları oluşturacak. Enerji arz güvenliği ve şebeke esnekliği açısından önemi artan depolama yatırımları ile tarımsal üretimde enerji kullanımına yönelik yeni modeller, sektör temsilcilerinin gündeminde olacak. ULUSLARARASI ENERJİ BULUŞMASI ANTALYA’DA Antalya’nın uluslararası ulaşım ağı ve Akdeniz havzasındaki konumu, organizasyonun uluslararası katılım hedefini de destekleyecek. Türkiye’nin yanı sıra yurt dışından sektör temsilcilerinin katılımının hedeflendiği EIF 2026’da, B2B görüşmeler aracılığıyla şirketler ve yatırımcılar arasında doğrudan ticari temas kurulacak. EIF 2026 Enerji Kongresi ve Fuarı, 5–7 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya ANFAŞ Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Detaylı bilgi ve kayıt için: www.eif2050.com Domino Fuarcılık Hakkında: Domino Organizasyon, 1999 yılından beri Ulusal ve Uluslararası kongre, seminer, sempozyum, fuar düzenliyor. Takım çalışması ruhunu benimsemiş, gelişime açık, tecrübeli kadrosu ile modern, yenilikçi ve kaliteli hizmet sunarak, koşulsuz müşteri memnuniyetini hedefliyor. EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı, Türkiye'nin enerji sektöründeki en büyük ve en prestijli uluslararası etkinliklerinden biridir. 20 yıldır enerji sektörünün nabzını tutan EIF, ilk olarak bir kongre olarak başlamış ve zamanla genişleyerek Türkiye'nin en büyük enerji fuarı haline gelmiştir. Her yıl düzenlenen etkinliğimiz, yerli ve yabancı yatırımcıların ajandasında mutlaka yer alan, sektör profesyonellerinin buluştuğu stratejik bir platformdur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yıldız Demir Çelik, SteelOrbis Kocaeli’de Çeliğin Dönüşüm Eksenini Paylaştı Haber

Yıldız Demir Çelik, SteelOrbis Kocaeli’de Çeliğin Dönüşüm Eksenini Paylaştı

. Şirket, etkinlikte küresel ticaretteki yeni dengelerden SKDM ve yeşil dönüşüme, katma değerli üretimden müşteri deneyimini dijitalleştiren Stargate portalına kadar birçok kritik başlıkta vizyonunu paylaştı. Sektörün mevcut durumunu ve büyüme fırsatlarını bütüncül bir yaklaşımla ele alan Yıldız Demir Çelik, güçlü kurumsal kabiliyeti ve sürdürülebilir üretim modeliyle Türkiye çelik sanayisinin geleceğinde oynadığı stratejik rolü bir kez daha ortaya koydu. Türk yassı çelik sektörünün yenilikçi ve katma değerli üretim gücü Yıldız Demir Çelik, 8 Eylül tarihinde düzenlenen SteelOrbis Kocaeli Piyasa Sohbetleri etkinliğinde Platin Sponsor olarak yer aldı. Sektör paydaşlarını bir araya getiren organizasyonda küresel ticarette değişen dengeler, pazar koşulları, Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve dijitalleşme başta olmak üzere sektörü geleceğe taşıyacak temel başlıklar kapsamlı şekilde masaya yatırıldı. SteelOrbis Genel Müdürü Murat Eryılmaz ile Yıldız Demir Çelik Genel Müdürü Selçuk Yılmaz’ın açılış konuşmalarını gerçekleştirdiği organizasyonda Yıldız Demir Çelik üç ayrı panelde yer alan yöneticileri ve etkinlik standında öne çıkardığı Stargate Müşteri Portalı ile etkinlikte güçlü bir temsille yer aldı. “Çelik Sektöründe Dengeler Yeniden Şekilleniyor” Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Yıldız Demir Çelik Genel Müdürü Selçuk Yılmaz, çelik sektörünün yalnızca ekonomik dalgalanmalarla değil, üretim anlayışını köklü biçimde dönüştüren yeni bir süreçten geçtiğini vurguladı. Sektörde başarıyı belirleyen dinamiklerin giderek çeşitlendiğine dikkat çeken Selçuk Yılmaz, konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu: “Çelik sektöründe bugün yalnızca piyasa koşulları değil, oyunun kuralları da değişiyor. Küresel kapasite fazlası fiyatlar üzerinde baskı yaratırken; ticaret politikaları, karbon düzenlemeleri, enerji ve lojistik maliyetleri pazara erişimin ve üretimin toplam maliyetini yukarı taşıyor. Dolayısıyla sektörde güçlü bir konum elde etmek artık yalnızca üretim ya da satış performansıyla açıklanabilecek bir konu değil. Hangi pazara, hangi ürünle, hangi maliyet yapısıyla girdiğiniz; verinizi ne kadar doğru yönettiğiniz, süreçlerinizi ne ölçüde izlenebilir kıldığınız ve müşterinize ne kadar güvenilir bir deneyim sunduğunuz giderek daha belirleyici hale geliyor. Yıldız Demir Çelik olarak bu dönüşümü bütüncül bir yönetim konusu olarak ele alıyoruz. Odağımız; değişen koşulları doğru ve zamanında okuyabilmek, operasyonel verimliliğimizi sürekli geliştirmek, müşterilerimize şeffaf ve güvenilir bir yapı sunmak ve bugünün koşullarına cevap verirken yarının gücünü bugünden inşa etmek.” Dedi. Üç Farklı Panelde Sektörün Bugünü ve Yarını Konuşuldu Yıldız Demir Çelik, etkinlik boyunca gerçekleştirilen oturumlarda sektörün bugününe ve geleceğine yön veren farklı uzmanlık alanlarıyla temsil edildi. “Türkiye’de Yassı Çelik Sektörü – Mevcut Durum, Zorluklar ve Büyüme Fırsatları” başlıklı ilk oturumda Yıldız Demir Çelik Satış Direktörü Vedat Acar ile RAM Genel Müdürü ve TURKTRADE Yönetim Kurulu Başkan Vekili Murat Urun konuşmacı olarak yer aldı. İç pazar görünümü, rekabet koşulları ve ithalat baskısı karşısında katma değerli üretimin belirleyici rolüne dikkat çeken Vedat Acar, sürdürülebilir satış yaklaşımının yalnızca daha fazla tonaj satmak değil, müşterinin operasyonel ritmini ve üretim sürekliliğini korumak anlamına geldiğini belirtti. Acar ayrıca müşteriyle kurulan güçlü teknik ortaklığın rekabette sağladığı avantajı paylaştı. “Küresel Ticarette Değişen Dengeler – Türkiye İçin Riskler ve Fırsatlar” başlıklı ikinci oturumda Yıldız Demir Çelik İhracat Müdürü Hakan Bozoğlu ile Trade Resources Company Yönetici Ortağı Bülent Hacıoğlu konuşmacı olarak yer aldı. Bozoğlu, AB ve ABD pazarlarında artan korumacı ticaret bariyerleri karşısında Türk çelik sektörünün geliştirmesi gereken dinamik stratejileri aktardı. Pazar çeşitlendirmesi, çevik lojistik planlaması ve uluslararası standartlara uyumun Türk üreticilerini yeni ticaret dengelerinde öne çıkaracağını vurguladı. “İklim Değişikliği ve Jeopolitik Koşullarla Değişen Ticaret Politikalarının Yassı Çeliğe Etkisi” başlıklı üçüncü oturumda ise Yıldız Demir Çelik SEÇ ve Sürdürülebilirlik Müdürü Figen Tabak Balbal ile CARES (Certification Authority for Reinforcing Steels) Baş Teknoloji ve Sürdürülebilirlik Sorumlusu (CTSO) ve Yönetim Kurulu Üyesi Ladin Çamcı görüşlerini paylaştı. Figen Tabak Balbal; SKDM süreci, emisyon verisi takibi ve yeşil dönüşümün finansal boyutlarını ele alırken, sürdürülebilirlik ve risk yönetiminin sahadaki operasyonel refleksle birleştiğinde gerçek değer yarattığını belirtti. Etkinliğin “Türkiye ve Dünya Ekonomisi” başlıklı son oturumunda ise Yatırım Finansman Kurumsal İletişim Direktörü Dr. Barış Esen ve Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü Merkez Bankacılığı ve Finansal Piyasalar Profesörü Prof. Dr. Hakan Kara katılımcılarla buluştu. Oturum kapsamında jeopolitik gelişmelerin ekonomi ve piyasalar üzerindeki etkilerinin yanı sıra küresel gelişmeler ve Türkiye ekonomisinin görünümü değerlendirildi. Müşteri Deneyimini Kolaylaştıran Dijital Çözüm: Stargate Müşteri Portalı Etkinlik alanındaki Yıldız Demir Çelik standında ise sektörde müşteri deneyimi fonksiyonunu organizasyonel yapısına kazandıran ilk şirket olan Yıldız Demir Çelik’in online müşteri portalı Stargate, eklenen yeni fonksiyonlarıyla oluşturulan deneyim alanında katılımcılara sunuldu. Çelik sektöründe müşteri beklentilerinin kaliteli ürün tedarikinin ötesine geçerek tüm sürecin şeffaf, izlenebilir ve öngörülebilir yönetilmesine evrildiği günümüzde, müşteri güveninin süreçlerin görünürlüğüyle inşa edildiği gerçeği standın ana odağını oluşturdu. Bu yaklaşımın en somut çıktısı olarak standda öne çıkan Stargate Müşteri Portalı, katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Yenilenen yüzü ve genişleyen fonksiyonlarıyla tanıtılan platform, müşterilerin temsilci desteği beklemeden sipariş, sevkiyat, anlık fabrika stokları, irsaliye takibi, test sertifikalarına erişim ve kredi kartıyla ödeme gibi operasyonel ve finansal süreçleri tek bir dijital kanal üzerinden yönetmelerine imkân tanıyor. Müşteri temas noktalarını tek ekranda toplayarak karar alma süreçlerini hızlandıran ve operasyonel kolaylık sunan Stargate, Yıldız Demir Çelik’in dijital dönüşüm ve kesintisiz müşteri deneyimi vizyonunun güçlü bir simgesi olarak etkinlikte dikkat çekti. Yıldız Demir Çelik güçlü üretim kabiliyeti, çevresel dönüşüm odaklı yatırımları ve müşteri deneyimini dönüştüren yenilikçi çözümleriyle, Türkiye ve küresel yassı çelik pazarındaki öncü adımlarını kararlılıkla sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yıldız Demir Çelik,   2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı Haber

Yıldız Demir Çelik, 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı

Yıldız Demir Çelik, önümüzdeki döneme ilişkin sürdürülebilirlik yol haritasını “Her Adımda Sürdürülebilirlik” ana çatısı altında “Her Adımda Gelecek”, “Her Adımda Sorumlu Üretim” ve “Her Adımda Önce İnsan” eksenlerinde şekillendirdi. Çelik değer zincirindeki rolünü sürdürülebilir üretim anlayışıyla güçlendiren Yıldız Demir Çelik’ in 2025 ve “Her Adımda Sürdürülebilirlik” yaklaşımı doğrultusunda hazırladığı 2025 Sürdürülebilirlik Raporu; kaynak verimliliğinden enerji yönetimine, dijitalleşmeden insan odaklı çalışma kültürüne kadar şirketin yıl boyunca hayat geçirdiği çalışmaları ve elde ettiği sonuçları kapsıyor. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi küresel regülasyonlar ve dinamik piyasa koşulları karşısında şirketin geliştirdiği bütüncül yönetim yaklaşımını şeffaf biçimde ortaya koyuyor. “Sürdürülebilirlik her kararımızın içinde yer alan bir yönetim sorumluluğudur” 2025 yılı sürdürülebilirlik performansına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yıldız Demir Çelik Genel Müdürü Selçuk Yılmaz, sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel bir gereklilik değil, üretimden teslimata kadar tüm kararların merkezinde yer alan stratejik bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Yılmaz, şu ifadeleri kullandı: “2025 yılı, Yıldız Demir Çelik’te üretimden teslimata uzanan bütün süreçleri yakın bir koordinasyonla yönettiğimiz bir dönem oldu. Değişen müşteri talepleri, maliyet baskıları ve karbon düzenlemeleri karşısında kaliteden kaynak kullanımına kadar tüm süreçlerimizi aynı çalışma disiplini içinde ele aldık. Bir üretim şirketinin başarısının yalnızca hatların çalışma hızıyla değil, tüm birimler arasındaki kesintisiz koordinasyon ve güvenle kurulduğuna inanıyoruz. Kaynak verimliliğini günlük operasyonlarımızın ayrılmaz bir parçası olarak izlerken 2025 yılında kullandığımız suyun yaklaşık yüzde 92,5’ini geri kazanılmış sudan karşıladık; enerji tasarrufu ve verimlilik odaklı operasyonel iyileştirmelerimizi hız kesmeden sürdürdük. Dijital altyapımız, Stargate müşteri portalımız ve güçlü saha deneyimine sahip çalışanlarımızla operasyonel verimliliğimizi daha da ileri taşımayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde birlikte çalışma kültürümüzü güçlendirerek, müşteri ve çalışan deneyimini odağımızda tutarak yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz.” Kaynak yönetiminde ve operasyonel süreçlerde ölçülebilir başarı Yıldız Demir Çelik, üretim faaliyetlerini sürdürürken kaynakların etkin kullanımı ve enerji verimliliği akanındaki çalışmalarına da hız verdi. 2025 yılında toplam su kullanımının yaklaşık yüzde 92,5’ini geri kazanılmış sudan karşılayan şirket, enerji verimliliğine yönelik operasyonel iyileştirmeler sonucunda yaklaşık 5.299 MWh enerji tasarrufu elde etti. Aynı dönemde tamamlanan sekiz enerji verimliliği projesinin hesaplanan yıllık enerji kazanımı ise 587,1 TEP olarak gerçekleşti. Buhar kazanlarındaki yanma ayarlarından atık ısının değerlendirilmesine, kondens geri kazanımından LED aydınlatma dönüşümlerine kadar farklı alanlarda hayata geçirilen çalışmalar, enerji tüketiminin ve üretim süreçlerindeki kayıpların azaltılmasına katkı sağladı. Kaynak güvenliğini ve maliyet yapısını destekleyen bu adımlar, şirketin çevresel etkisini azaltırken üretim süreçlerinin verimliliğini de güçlendirdi. Müşteri deneyimini süreçlerinin merkezine yerleştiren Yıldız Demir Çelik, siparişten sevkiyata kadar tüm aşamaların şeffaf biçimde izlenmesini sağlayan Stargate müşteri portalı ve gelişmiş CRM altyapısıyla operasyonel süreçlerini daha izlenebilir ve erişilebilir hale getirdi. Çalışan başına ortalama eğitim süresi 46,7 saate yükseldi Yıldız Demir Çelik, çalışan gelişimi ile iş sağlığı ve güvenliği alanlarında da çalışmalarını sürdürdü. 2025 yılında toplam eğitim süresi 35.819 saate, çalışan başına ortalama eğitim süresi ise 46,7 saat olarak gerçekleşti. Teknik yetkinlik, süreç bilgisi ve problem çözme kapasitesini geliştirmeye yönelik eğitim yatırımları ile “Budur Buluşmaları” gibi açık iletişim platformlarının devam ettiği yıl içerisinde kaza sıklık ve kaza ağırlık oranlarında da belirgin iyileşmeler kaydedildi. Yıldız Demir Çelik, 2025 yılında gerçekleştirdiği çifte önemlilik değerlendirmesi doğrultusunda 2030 yol haritasını “Her Adımda Gelecek”, “Her Adımda Sorumlu Üretim” ve “Her Adımda Önce İnsan” başlıkları altında şekillendirerek sürdürülebilir büyüme hedeflerini kararlılıkla hayata geçirmeyi sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜRKÇİMENTO: Emisyon Ticaret Sistemi, Sanayinin Yeşil Dönüşümünü Hızlandıracak Haber

TÜRKÇİMENTO: Emisyon Ticaret Sistemi, Sanayinin Yeşil Dönüşümünü Hızlandıracak

Sektör, ETS’nin yalnızca yeni bir uyum alanı oluşturmadığını, aynı zamanda düşük karbonlu üretime yönelik yatırımları hızlandırarak Türk sanayisinin küresel rekabet gücünü destekleyecek önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, ETS’nin Türkiye’nin düşük karbonlu ekonomiye geçişinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, “Çimento sektörü olarak Emisyon Ticaret Sistemi’ni bir uyum yükü değil, küresel rekabette öne geçme fırsatı olarak görüyoruz. Dünyada ticaret kuralları ve yeni kalkınma modelleri düşük karbonlu üretim ekseninde yeniden şekilleniyor. Bu dönüşümün dışında kalmak değil, dönüşümün içinde güçlü bir şekilde yer almak zorundayız. ETS’nin de Türkiye sanayisinin bu sürece hazırlanmasında önemli bir araç olacağına inanıyoruz” dedi. Bozay, sistemin başarılı şekilde uygulanabilmesi için öngörülebilir, şeffaf ve dengeli bir geçiş sürecinin önemine dikkat çekerek, “Sanayimizin dönüşüm kapasitesini güçlendirecek bir ETS tasarımı, işletmelerin yalnızca emisyonlarını azaltmasını değil, aynı zamanda enerji verimliliği, yenilikçi üretim süreçleri ve düşük karbonlu teknolojilere yatırım yapmasını da teşvik edecektir. Bu nedenle pilot dönemden tam uygulamaya geçişte sektörlerin gerçek koşullarını dikkate alan kıyaslama kriterleri, adil geçiş yaklaşımı ve etkin yatırım destekleri büyük önem taşıyor” diye konuştu. “Karbon maliyeti dönüşümün finansmanına dönüşebilmeli” ETS’nin en önemli fırsatlarından birinin, karbon fiyatlandırmasından elde edilen kaynakların yeniden yeşil dönüşüme yönlendirilmesi olduğunu vurgulayan Bozay, “Sanayinin dönüşümü ciddi ve uzun vadeli yatırımlar gerektiriyor. Bu nedenle karbon piyasasından elde edilecek gelirlerin iklim değişikliğiyle mücadele, Ar-Ge ve yeşil dönüşüm yatırımlarına aktarılması son derece değerli. Böylece karbon maliyeti yalnızca bir maliyet unsuru olmaktan çıkarak, sanayimizin dönüşümünü finanse eden sürdürülebilir bir kaynağa dönüşebilir” ifadelerini kullandı. ETS gelirlerinin iklim, Ar-Ge ve yeşil dönüşüm projelerinde kullanılabilmesine yönelik düzenlemenin sistemin en dönüştürücü unsurlarından biri olduğu vurgulanıyor. Türk çimento sektörü, uzun yıllardır yürüttüğü emisyon izleme ve doğrulama çalışmaları sayesinde ETS’ye teknik ve kurumsal altyapı açısından hazırlıklı sektörlerin başında geliyor. Günlük 500 ton ve üzeri kapasiteli döner fırınlarda klinker üreten tesisleriyle sistemin hem pilot hem de ana uygulama döneminde yer alacak olan sektör, alternatif yakıt ve hammadde kullanımı, enerji verimliliği, atık ısı geri kazanımı ve klinker/çimento oranının azaltılması gibi alanlarda dönüşüm çalışmalarını sürdürüyor. Uzun vadede ise karbon yakalama, kullanma ve depolama (CCUS) teknolojileri sektörün karbonsuzlaşma yol haritasında önemli bir yer tutuyor. Emisyon Ticaret Sistemi’nin Türkiye’nin ihracat rekabetçiliği açısından da stratejik bir öneme sahip olduğuna dikkat çeken Bozay, Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) uygulamaya geçmesiyle birlikte Türkiye’de ödenen karbon bedellerinin AB sınırında mahsup edilebilmesinin ihracatçı sektörler açısından kritik olduğunu belirtti. Bozay, “Türkiye’nin karbon maliyetinin kendi sınırları içinde yönetilebilmesi ve bu kaynağın yeşil dönüşüm yatırımlarına yönlendirilmesi, ihracatçı sektörlerimiz açısından önemli bir avantaj sağlayacaktır. Burada hedefimiz yalnızca yeni düzenlemelere uyum sağlamak değil; Türkiye’nin üretim gücünü, ihracat kapasitesini ve rekabetçiliğini koruyarak düşük karbonlu ekonomiye güçlü bir geçiş yapmaktır” dedi. SKDM kapsamında mahsup edilebilecek karbon bedelinin bir bölümünün Türkiye’de kalmasının yeşil dönüşüm yatırımlarına kaynak oluşturabileceği değerlendirmesi de TÜRKÇİMENTO’nun ETS yaklaşımının temel unsurları arasında yer alıyor. TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda ETS’nin önemli bir dönüşüm aracı olduğuna dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı: “Çimento sektörü olarak yeşil dönüşümü bir zorunluluktan ibaret görmüyoruz. Bunu, Türkiye’nin üretim gücünü geleceğe taşıması ve küresel rekabette daha güçlü bir konum elde etmesi için stratejik bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. ETS’nin de bu dönüşümü hızlandıran, yatırımları teşvik eden ve sanayimizin rekabetçiliğini destekleyen bir yapıya kavuşması en büyük beklentimiz. Kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplumun iş birliğiyle Türkiye’nin düşük karbonlu üretim kapasitesini birlikte güçlendirebiliriz. TÜRKÇİMENTO olarak sektörümüzün dönüşümünü destekleyecek politika ve mekanizmaların geliştirilmesine katkı sunmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EIF 20. Yılında 30 Bin Kişiyi Ağırlamaya Hazırlanıyor Haber

EIF 20. Yılında 30 Bin Kişiyi Ağırlamaya Hazırlanıyor

30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firmanın katılımıyla düzenlenecek EIF 2026’da, 30 binin üzerinde ziyaretçi hedefleniyor. Enerji depolama sistemleri ve Tarım GES uygulamalarının öne çıkacağı organizasyon; yatırımcıları, teknoloji üreticilerini, enerji şirketlerini ve karar vericileri aynı platformda buluşturacak. ENERJİ SEKTÖRÜNÜN GÜNDEMİ ANTALYA’DA ELE ALINACAK Enerji sektöründe yatırımların yönü; artan elektrik talebi, enerji arz güvenliği, şebeke esnekliği ve yeni teknolojilerle birlikte yeniden şekilleniyor. EIF 2026, üç gün boyunca sektörün güncel yatırım ve teknoloji gündemini Antalya’ya taşıyacak. Fuar kapsamında gerçekleştirilecek oturumlar, B2B görüşmeler ve iş toplantılarıyla yeni ticari bağlantıların ve yatırım iş birliklerinin kurulması hedefleniyor. 2025 yılında İngiltere, Almanya, Çin, İsviçre, Kosova ve Avusturya başta olmak üzere 25 ülkeden ticari heyeti ağırlayan EIF, 2026’da uluslararası katılımını daha da genişletmeye hazırlanıyor. Bu yıl Yurt dışından 32 farklı alım heyetinin Antalya’da sektör temsilcileriyle bir araya gelmesi planlanırken, birebir görüşmelerle Türk enerji sektörünün uluslararası pazarlardaki ticari temaslarının güçlendirilmesi hedefleniyor. KARBON PİYASALARI VE YEŞİL DÖNÜŞÜM EIF 2026’DA GÜNDEMDE Enerji dönüşümünün yanı sıra karbon piyasaları ve sürdürülebilirlik başlıkları da EIF 2026’nın önemli gündem alanlarından birini oluşturacak. EIF Karbon Piyasaları Kongresi, karbon piyasalarının gelişimi, Türkiye’nin emisyon ticaret sistemi hazırlıkları, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), karbon kredileri, iklim finansmanı ve yeşil dönüşüm gibi başlıkları sektörün gündemine taşıyacak. Karbon piyasalarının yalnızca çevresel hedefler açısından değil, şirketlerin rekabetçiliği, yatırım kararları ve uluslararası ticaret açısından da giderek daha stratejik hale gelmesiyle birlikte kongrenin; kamu, özel sektör, yatırımcılar ve finans dünyası arasında bilgi ve iş birliği zemini oluşturması hedefleniyor. EIF’in karbon piyasaları odağı, enerji dönüşümü ile ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik arasındaki bağlantıyı güçlendiren önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. 20 YILLIK BİRİKİMİMİZİ YENİ İŞ BİRLİKLERİNE TAŞIYACAĞIZ Organizasyona ilişkin şu değerlendirmelerde bulunan EIF Yönetim Kurulu Başkanı M. Murat Dilek: “EIF’i ilk kez düzenlediğimiz günden bugüne enerji sektöründeki büyük dönüşüme yakından tanıklık ettik. Bu süreçte sektörün değişen gündemini, yeni teknolojileri, yatırımcıları ve karar vericileri aynı platformda buluşturduk. Bu yıl Antalya’da 30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firma ve 30 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlamayı hedefliyoruz. Enerji depolama ve Tarım GES başta olmak üzere sektörün önümüzdeki dönem yatırım kararlarını şekillendirecek başlıkları gündeme taşıyacağız. 20 yıllık birikimimizi yeni yatırımlar ve uluslararası iş birlikleriyle ileriye taşımak istiyoruz.” 30 BİN METREKAREDE YAKLAŞIK 200 FİRMA 30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firmanın katılımıyla gerçekleşecek EIF 2026’nın, 30 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlaması bekleniyor. Organizasyon; enerji şirketlerinin yanı sıra yatırımcıları, finans kuruluşlarını, teknoloji sağlayıcılarını, mühendislik şirketlerini ve sektör profesyonellerini bir araya getirecek. Fuarın öne çıkan gündemlerinden birini enerji depolama sistemleri ve Tarım GES uygulamaları oluşturacak. Enerji arz güvenliği ve şebeke esnekliği açısından önemi artan depolama yatırımları ile tarımsal üretimde enerji kullanımına yönelik yeni modeller, sektör temsilcilerinin gündeminde olacak. ULUSLARARASI ENERJİ BULUŞMASI ANTALYA’DA Antalya’nın uluslararası ulaşım ağı ve Akdeniz havzasındaki konumu, organizasyonun uluslararası katılım hedefini de destekleyecek. Türkiye’nin yanı sıra yurt dışından sektör temsilcilerinin katılımının hedeflendiği EIF 2026’da, B2B görüşmeler aracılığıyla şirketler ve yatırımcılar arasında doğrudan ticari temas kurulacak. EIF 2026 Enerji Kongresi ve Fuarı, 5–7 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya ANFAŞ Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Verimliliği Yatırımları Rekabet Avantajına Dönüşüyor Haber

Enerji Verimliliği Yatırımları Rekabet Avantajına Dönüşüyor

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2024 yılı sera gazı emisyon istatistiklerine göre, endüstriyel işlemler ve ürün kullanımından kaynaklanan sera gazı emisyonları, Türkiye'nin toplam sera gazı emisyonlarının %12,9'unu oluşturuyor. Sanayi kaynaklı emisyonların azaltılması, hem Türkiye'nin net sıfır emisyon hedefleri hem de uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün korunması açısından kritik önem taşıyor. Bu kapsamda yürürlüğe giren 7552 sayılı İklim Kanunu, 2026-2027 yıllarını kapsayan pilot uygulama dönemiyle sanayi kuruluşlarının karbon emisyonlarını daha etkin yönetmelerini sağlayan yeni bir dönemi başlattı. ETS, sanayinin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırıyor Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), yalnızca Türkiye'nin iklim hedeflerine ulaşmasını destekleyen bir mekanizma olmanın ötesinde, Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ile uyum sürecinde de stratejik bir rol üstleniyor. İşletmelere karbon emisyonlarını ölçme, izleme ve yönetme konusunda sistematik bir çerçeve sunan sistem, özellikle ihracatçı sanayi kuruluşlarının karbon maliyetlerini daha etkin yönetmelerine ve uluslararası pazarlarda rekabet güçlerini korumalarına katkı sağlıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman Ünlü, Emisyon Ticaret Sistemi'nin sanayide enerji verimliliği yatırımlarını hızlandıracağını belirterek şunları söyledi: "Küresel ticarette karbon emisyonlarının giderek daha fazla önem kazandığı bir dönemde, işletmeler yalnızca üretim maliyetlerini değil, karbon maliyetlerini de yönetmek zorunda kalıyor. Bu kapsamda yürürlüğe giren Emisyon Ticaret Sistemi, özellikle Avrupa Birliği'ne ihracat yapan sanayi kuruluşlarının karbon yönetimini güçlendirmelerine ve uluslararası düzenlemelere uyum sağlamalarına katkı sunuyor. Bu sayede işletmeler, karbon kaynaklı maliyetlerini daha etkin yönetebilecekleri bir dönüşüm sürecine hazırlanıyor." "Yüzde 70 daha verimli ısıtma sağlıyoruz" Çukurova Isı olarak, sanayicilerin emisyon yükünü azaltmalarına katkı sağlayan teknolojiler geliştirdiklerini ifade eden Ünlü, şunları söyledi: "Avrupa Komisyonu'nun Ecodesign (ErP) Direktifi'ne uygun olarak geliştirdiğimiz Goldsun CPH seramik plakalı radyant ısıtıcı ürünümüzle geleneksel ısıtma sistemlerine göre %70 daha verimli ısıtma sağlıyoruz. İşletmeler bu sayede hem enerji maliyetlerini hem de ürünlerinin gömülü karbon emisyonlarını düşürebiliyor." Ünlü, karbon emisyonlarının azaltılmasının artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda ihracat pazarlarında rekabetçiliğin temel unsurlarından biri haline geldiğini belirtti. Yüksek verimli teknolojilere yapılan yatırımların işletmelere hem ekonomik hem de çevresel açıdan önemli kazanımlar sağladığını da sözlerine ekledi. Çukurova Isı Hakkında Çukurova Isı, 1991 yılında ısıtılması zor olan büyük ve geniş hacimler için dizayn edilmiş radyant ısıtma sistemlerinin; ithalat, pazarlama, satış ve satış sonrası hizmetlerini yürütmek amacıyla kurulmuştur. Endüstriyel ısıtma alanında başlayan serüvenine, 2000’li yıllardan itibaren radyant ısıtıcı ve infrared ısıtıcıların üretim faaliyetlerini de ekleyen Çukurova Isı, kendi markası olan GOLDSUN ve SILVERSUN ile doğalgazlı radyant ve elektrikli infrared ısıtıcı pazarında fark yaratan çalışmalar yürütüyor. Türkiye’de radyant ısıtma pazarında %65 pazar payı ile lider olan Çukurova Isı’nın ürün portföyünde; “borulu radyant ısıtıcılar, sıcak hava üreticileri, seramik plakalı radyant ısıtıcılar, stadyum tribün ısıtıcıları, elektrikli halojen ısıtıcılar, doğalgazlı termo-konvektörler, hava perdeleri ve seyyar radyant ısıtıcılar” yer alıyor. Çukurova Isı; fabrika, depo, hangar, cafe, restoran, spor salonu, cami ve seralar için hem dayanıklı hem de ekonomik ve etkili ısıtma sistemleri sunuyor. Ayrıca 81 ili kapsayan geniş bayi ağı ile çözüm ortağı olduğu projelere ısıtma sistemleri konusunda keşiften projelendirmeye, satıştan, devreye alma süreçlerine kadar komple sistem çözümü sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.