Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Smr

Kapsül Haber Ajansı - Smr haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Smr haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Rosatom, NPPES 2026'da Türkiye'nin Enerji Geleceğine Yönelik Nükleer Çözümlerini Tanıttı Haber

Rosatom, NPPES 2026'da Türkiye'nin Enerji Geleceğine Yönelik Nükleer Çözümlerini Tanıttı

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom, bu yıl 12.’si düzenlenen Uluslararası Nükleer Santraller Zirvesi’nin (NPPES 2026) resmi partnerleri arasında yer aldı. Zirevenin açılışında konuşan AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko, Akkuyu NGS projesinde kaydedilen ilerlemeye dikkat çekerek şunları söyledi: "Akkuyu NGS projesi şu anda en yoğun ve aktif aşamasında. Birinci güç ünitesindeki inşaat çalışmaları tamamlandı ve şu anda işletmeye alma öncesi testler devam ediyor. Reaktörün montajı tamamlandı. Temsili yakıt demetleri reaktöre yüklendi ve artık hidrolik testler aşamasına geçiliyor. Tüm bu çalışmalar, birinci güç ünitesinin bu yıl içerisinde işletmeye alınmasını sağlamak için gereklidir." Dedusenko, Rosatom'un küresel nükleer enerji sektörünün liderlerinden olduğunu ve uluslararası iş birliğine büyük önem verdiğini belirterek, bunun en somut örneklerinden birinin Türkiye'nin ilk nükleer santrali olan Akkuyu NGS projesi olduğunu vurguladı. Dedusenko, "bu proje, doğrudan sahada 10'dan fazla ülkeden uzmanı bir araya getiriyor. Aynı zamanda, Avrupa Birliği üyesi ülkeler de dahil olmak üzere birçok ülkedeki tedarikçilerin katkısıyla gerçek anlamda uluslararası bir iş birliği örneği oluşturuyor" dedi. Akkuyu NGS projesinin mevcut durumu ve projenin Türkiye'de ulusal nükleer sanayinin gelişimine katkısı ise AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Sürdürülebilir Kalkınma ve Enerji Şirketleri ve Ticari Birlikler ile İletişim Direktörü Esra Songur'un sunumunda ele alındı. Forumun öne çıkan başlıklarından biri iklim değişikliği oldu. Karbon emisyonlarının azaltılmasında nükleer enerjinin rolünün ele alındığı oturumda konuşan AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko, şunları söyledi: "Nükleer enerji sadece istikrarlı ve düşük karbonlu bir enerji kaynağı değil, aynı zamanda iklim ve altyapı alanındaki birçok soruna çözüm sunan teknolojik bir platformdur. Bu çözümler bugün zaten kullanılabiliyor, sahada başarıyla uygulanıyor ve farklı ülke ile bölgelerin ihtiyaçlarına göre uyarlanabiliyor." Rosatom Orta Doğu ve Kuzey Afrika Direktörü Igor Palamarchuk da zirve konuşan isimler arasında yer aldı. Konuşmasında Rosatom'un küçük ölçekli nükleer enerji çözümlerini tanıtan Palamarchuk, küçük modüler reaktörlerin (SMR), artan elektrik talebinin karşılanması, düşük karbonlu enerji üretiminin yaygınlaştırılması, enerji yoğun sanayi tesisleri ve endüstri bölgeleri, veri merkezleri ile deniz suyunun arıtılması tesislerine güvenilir enerji sağlanması açısından önemli bir çözüm sunduğunu belirtti. Palamarchuk ayrıca, Rosatom'un bu alandaki teknolojilerinin uzun yıllardır Rusya'da başarıyla işletilen küçük ölçekli nükleer enerji tesislerine dayandığını vurgulayarak, şirketin bu deneyim sayesinde iş ortaklarına güvenilir ve yenilikçi çözümler sunabildiğini ifade etti. Rosatom temsilcileri ayrıca nükleer enerjide gelecek vaat eden teknolojilerin ele alındığı oturumlarda da yer aldı. Bu kapsamda, yenilikçi reaktör tasarımları ve IV. Nesil Nükleer teknolojilere yönelik yaklaşımlar paylaşıldı. Bu teknolojilerin, nükleer enerjinin verimliliğini, güvenliğini ve sürdürülebilirliğini daha da artıracak yeni fırsatlar sunduğu vurgulandı. Forumda ele alınan konular, Rosatom'un fuar alanındaki standında da ziyaretçilerle buluştu. Ziyaretçiler, Akkuyu NGS projesinde gelinen son aşama hakkında bilgi alırken, büyük ve küçük ölçekli nükleer enerji çözümlerini, kullanılmış nükleer yakıtın geri işlenmesi ve sahadan taşınması da dahil olmak üzere nükleer yakıt döngüsünün son aşamasına yönelik yenilikçi teknolojileri ve Rosatom'un sunduğu diğer kapsamlı iş birliği alanlarını yakından inceleme fırsatı buldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İleri Nükleer Teknolojilerde Türk-Fransız İş Birliği Haber

İleri Nükleer Teknolojilerde Türk-Fransız İş Birliği

ThorAtom ve INFINITIX arasındaki iyi niyet protokolü, İstanbul’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın destekleriyle, Ankara Sanayi Odası ve Nükleer Sanayi Derneği tarafından düzenlenen 12. Nükleer Santraller Zirvesi – NPPES kapsamında İstanbul’da imzalandı. İmza törenine, FİGES ve ThorAtom Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tarık Öğüt ile INFINITIX Kurucusu ve Başkanı Jean-Luc Alexandre katıldı. EMEA Bölgesi için güçlü bir teknoloji geliştirme kapasitesi oluşturmayı hedefliyoruz FİGES ve ThorAtom Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tarık Öğüt, iş birliğine ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “FİGES Grup şirketi ThorAtom olarak Türkiye’de 4. nesil nükleer reaktörler geliştiren tek özel şirketiz. INFINITIX ile gerçekleştirdiğimiz bu stratejik iş birliği, geliştirdiğimiz teknolojilerin hayata geçirilme sürecini hızlandıracak ve hedeflerimize daha etkin şekilde ulaşmamıza katkı sağlayacak. İş birliğimiz kapsamında ergimiş tuz reaktörleri ekosistemi, ileri nükleer yakıt altyapıları, yakıt çevrimi ve sürdürülebilirlik çözümleri üzerinde çalışacağız. Hedefimiz, başta Türkiye olmak üzere Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinde küçük modüler reaktör (SMR) ölçeğinde ergimiş tuz reaktörleri alanında güçlü bir teknoloji geliştirme kapasitesi oluşturmak.” “Türkiye’nin nükleer teknoloji merkezi olma potansiyeline inanıyoruz” INFINITIX Kurucusu ve Başkanı Jean-Luc Alexandre ise iş birliğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “İleri nesil ergimiş tuz reaktörlerinin geliştirilmesine odaklanan Türkiye’deki öncü aktörlerden ThorAtom ile iş birliği yapmaktan memnuniyet duyuyoruz. Türkiye’nin bölgesel bir ileri nükleer teknoloji merkezi olma potansiyeline inanıyoruz. Bu iş birliğinin uzun vadede önemli teknolojik ve endüstriyel çıktılar üretmesini bekliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni Nükleer Çağ İstanbul’da Şekilleniyor Haber

Yeni Nükleer Çağ İstanbul’da Şekilleniyor

12. Nükleer Santraller Zirvesi - NPPES, İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde başladı. Ankara Sanayi Odası (ASO) ve Nükleer Sanayi Derneği (NSD) tarafından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen Zirve, bu yıl “Yeni Nükleer Çağ: Sanayiyi, İnovasyonu ve Net Sıfır Hedeflerini Güçlendirmek” temasıyla hayata geçiriliyor. İki gün sürecek Zirve, nükleer enerji alanında küresel ölçekte teknoloji üreticilerini, karar vericileri, alanında uzman konuşmacıları ve yerli sanayicileri bir araya getiriyor. NPPES’in açılışında; T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel Müdürü Salih Sarı, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally, Kanada’nın Türkiye Maslahatgüzarı Larisa Galadza, Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi, Akkuyu Nuclear A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko, SNPTC Uluslararası İşler Direktörü Sayın Fei Min, AtkinsRéalis & Nuclear Canada Kıdemli Başkan Yardımcısı ve CANDU International Başkanı Gary Rose ve Romanya Ulusal Nükleer Elektrik Şirketi (SNN) COO’su Emil Macovei konuşma yaptı. “Nükleer Enerji Bir Tercih Değil, Zorunluluktur” T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel Müdürü Salih Sarı NPPES’in açılışında şunları aktardı: “NPPES’i yalnızca bir sektör toplantısı olarak değil; ülkemizin nükleer enerji yol haritasını, sanayi kabiliyetini, teknoloji geliştirme hedefini ve uluslararası iş birliklerini birlikte değerlendirebileceğimiz stratejik bir platform olarak görmekteyiz. Hedefimiz; 2035 yılına kadar 7,2 GW ve 2053 yılına kadar ise en az 20 GW nükleer kapasiteye ulaşmaktır. Bizim için nükleer enerji bir tercih değil; enerji arz güvenliği, ithal kaynaklara olan bağımlılığın ve karbon emisyonunun azaltımı, yüksek teknoloji gelişimi, güçlü bir sanayi ekosistem, nitelikli yeni işgücü ve enerji bağımsızlığı açısından bir zorunluluktur. Bu yıl içinde Akkuyu santralimizden ilk elektrik üretimini gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Akkuyu’ya ek olarak biri Sinop ilimiz ve diğeri Trakya bölgemizde iki konvansiyonel nükleer santral projemizi daha hayata geçirmeye yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Akkuyu Projemizde özellikle yerlileştirme alanında önemli bir seviyeye ulaştık. Bugün itibarıyla Akkuyu’da 300’den fazla yerli firmamız; inşaat, malzeme ve ekipman tedariki ile test, sertifikasyon ve mühendislik hizmetlerinde yer almakta olup, yaklaşık 12 milyar ABD doları iş hacmine ulaşmıştır. Akkuyu projemizde edindiğimiz yerli sanayi katkısını ve insan kaynağı gelişimini yeni projelerde daha ileri bir seviyeye taşımayı hedefliyoruz. Konvansiyonel nükleer santrallerin yanı sıra SMR’lar da ülkemizin enerji stratejisinde kritik bir öneme sahiptir. Bu teknolojilere yönelik temel hedefimiz; 2053 yılına kadar en az 5 GW SMR kapasitesine ulaşmak; bu SMR’ları da kendi tasarlayan, üreten, işleten ve ihraç eden bir ülke olmaktır.” Türkiye’nin ilk tematik nükleer teknoparkı İTÜ’de kurulacak İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal: “NPPES’in İTÜ’de yapılması, Türkiye’nin nükleer teknolojiyi sadece sahip olan ya da kullanan değil, aynı zamanda bu alanda kendi yetkinliğini hem insan kaynağı hem de ekosistem oluşturma açısından geliştirmeye kararlı bir ülke olduğunun göstergesidir.” Türkiye'nin ilk tematik teknoparkının nükleer temasıyla İTÜ'de kurulacağını dile getiren Prof. Dr. Mandal, “Bu bizim için büyük bir heyecan ama bundan daha da fazlası önemli bir sorumluluk. Bunun yalnızca İTÜ’nün insan kaynağıyla sınırlı kalmaması, tüm ekosistemi kapsayacak şekilde gelişmesi önemli” dedi. Prof. Dr. Mandal, Türkiye’nin kendi kendine yeten nükleer teknolojiye sahip olması için Nükleer Teknoloji Araştırma Merkezi’nin kurulması çalışmalarının stratejik rolüne de değindi. “İkili ilişkilerimizin 100. yılında sivil nükleer enerjiyi Türkiye-ABD ilişkilerinin yeni sütunlarından biri haline getirelim” ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally ise şunları aktardı: “Yapay zeka ve veri merkezi altyapılarının Türkiye’de hızla büyümesi, nükleer enerjiye yönelik talebin yeni ve önemli bir kaynağını oluşturmaktadır. Bu gelişme, tüm ekosistemin büyümesini hızlandırabilir. Türkiye, SMR’ların devreye alınmasını mümkün kılacak kural ve düzenlemeleri geliştirme yönünde çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmalar kritik önemdedir ve Amerika Birleşik Devletleri bunu desteklemekten gurur duymaktadır. Türkiye, sivil nükleer enerji alanında yüksek kaliteli araştırmalar yürüten seçkin üniversitelere sahiptir. ABD–Türkiye akademik ve araştırma değişim programları zaten ilişkimizin dinamik bir parçasıdır ve Amerika Birleşik Devletleri bu bağların daha da güçlendirilmesi için net bir fırsat görmektedir.” Lally sözlerine şöyle devam etti: “Nükleer ekosistem için nükleer sertifikasyona sahip elektrikçiler, kaynakçılar ve boru tesisatçılarına da ihtiyaç vardır. Türkiye’deki teknik ve meslek okullarının bu iş gücünü yetiştirebilmek için müfredatlarını güncellemesi gerekecektir. ABD bunu teşvik etmektedir; çünkü nitelikli bir Türk iş gücü yalnızca Türkiye için değil, burada yatırım yapmak isteyen tüm Amerikan şirketleri için de faydalıdır. Önümüzdeki yıl ikili ilişkilerimizin 100. yılını kutlarken, sivil nükleer enerjiyi de Türkiye-ABD ilişkilerinin yeni ve stratejik sütunlarından biri haline getirelim.” Kanada’nın Türkiye Maslahatgüzarı Larisa Galadza ise şunları paylaştı: “Kanada, yetmiş yılı aşkın süredir küresel nükleer endüstrinin şekillenmesine katkı sağlamaktadır. Uranyum üretimi ve yakıt hizmetlerinden reaktör tasarımına, işletmeden güvenlik, düzenleme ve araştırma faaliyetlerine kadar nükleer değer zincirinin neredeyse her aşamasında Kanadalılar önemli roller üstlenmiştir. Küresel nükleer rönesansın, Türkiye de dahil olmak üzere dünya genelinde benzeri görülmemiş fırsatlar yarattığının farkındayız. Aynı zamanda Türkiye’nin sanayi altyapısının, mühendislik kapasitesinin ve üretim sektörünün sahip olduğu etkileyici yetkinlikleri de takdir ediyoruz. Kanada, ister ortak inovasyon çalışmaları, ister tedarik zinciri ortaklıkları, iş gücünün geliştirilmesi, araştırma iş birlikleri, yerlileştirme faaliyetleri ya da uzun vadeli endüstriyel iş birlikleri yoluyla olsun, en başarılı nükleer projelerin tüm taraflara fayda sağlayan projeler olduğuna inanmaktadır.” ASO Başkanı: “Yerli Sanayi Nükleer Tedarik Zincirinin Parçası Olmalı” Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç NPPES 2026’daki konuşmasında şunları paylaştı: “Nükleer enerji; enerji arz güvenliğini destekleyen, yüksek teknoloji üretimini teşvik eden, nitelikli insan kaynağı yetiştiren ve uluslararası iş birlikleriyle sanayi ekosistemini ileriye taşıyan stratejik bir kalkınma platformudur. Enerji güvenliği, iklim değişikliği ve teknolojik dönüşümün aynı anda yaşandığı bir dönemde nükleer enerji, düşük karbonlu yapısı, yüksek kapasite faktörü ve kesintisiz arz güvenliğiyle yeniden küresel gündemin merkezine yerleşmiştir. ABD’den Çin’e, Fransa’dan Güney Kore’ye kadar birçok ülke yeni yatırımlara yönelirken, Türkiye de Akkuyu’nun ardından Sinop ve Trakya’da planlanan santraller ve SMR’ları kapsayan bütüncül bir nükleer program yürütmektedir. Hedefimiz 2050’ye kadar 20 GW nükleer kurulu güce ulaşmak ve bunun en az 5 GW’ını küçük modüler reaktörlerden karşılamaktır. Akkuyu ile nükleer enerjiyle tanıştık, Sinop ile nükleer teknolojiye ortak olmalıyız. Bugün Akkuyu’da yerlilik oranı yüzde 55’e yaklaşmıştır. Ancak bu potansiyel kendiliğinden katma değere dönüşmemektedir; bu nedenle yerli katkının sistematik bir yaklaşımla yönetilmesi kritik önemdedir. ASO tarafından NÜKSAK ve NETBİS bu amaçla geliştirilmiş yapılardır; hedefimiz Anadolu firmalarının nükleer kalite standartlarında küresel tedarik zincirine dahil olmasını sağlamaktır. 12’nci Nükleer Santraller Zirvesi’nin de bu kapsamda yeni iş birliklerine, yeni yatırımlara ve ülkemizin nükleer enerji hedeflerine güçlü katkılar sunacağına inanıyorum.” Türkiye’yi Nükleer Ekosistem Ülkesine Dönüştürmeyi Hedefliyoruz Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi “Nükleer enerji; sanayi, dijitalleşme, yapay zeka, veri merkezleri, ileri tıp, tarım teknolojileri, uzay çalışmaları ve izotop üretimi gibi geleceğin kritik alanlarını besleyen; ekonomik kalkınma, teknolojik dönüşüm ve stratejik bağımsızlığın temel unsurlarından biri haline geldi. Türkiye olarak bizim de hedefimiz net: Türkiye’yi yalnızca enerji tüketen bir ülke olmaktan çıkarıp, üretim yapan, teknoloji geliştiren ve ihracat gerçekleştiren bir nükleer ekosistem ülkesine dönüştürebilmek. Akkuyu NGS ile başladığımız nükleer enerji yolculuğumuza Sinop ve Trakya’daki yeni yatırımlar ve SMR projeleriyle devam ediyoruz. SMR teknolojilerinin; ileri imalat, modüler üretim ve ihracat kapasitesi açısından Türkiye için stratejik bir fırsat alanı olduğuna inanıyoruz. Arz güvenliği ve baz yük kapasitesi açısından kritik rol oynayacak nükleer güç santrallerinin yerlileştirme politikalarında, sanayicilerimizin uzmanlıklarıyla yüksek katma değerli üretim fırsatları yakalayacağına inanıyorum” diye konuştu. Akkuyu Nuclear A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko ise şunları ifade etti: “2026 yılını 1. Ünitenin devreye alma yılı yapmak için çalışmalarımızı yoğunlaştırıyoruz. 1. Ünitedeki inşaat faaliyetleri tamamlandı. Reaktöre simüle edilmiş yakıt demetlerini yükledik ve reaktör montajını tamamladık. Şu anda, ünitenin sonraki devreye alma aşamalarına hazır olduğundan emin olmak için gerekli ayarlama işlemlerinden biri olan soğuk hidrolik testleri gerçekleştiriyoruz. Bugün 1. Ünitede tamamlamakta olduğumuz tüm bu aşamalar, diğer üç ünitenin de aynı yolu izlemesinin önünü açıyor. Ayrıca 2. Ünitede ön devreye alma çalışmalarına başlamak için gerekli izni aldık. Bu da şantiyenin tamamında çalışmaların tam hızla sürdüğünü gösteriyor. Nükleer enerjinin yalnızca istikrarlı ve düşük karbonlu bir enerji kaynağı değil, aynı zamanda iklim ve altyapı alanlarındaki zorluklara çözüm sunan teknolojik bir platform olduğunu vurgulayan Dedusenko, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son yıllarda nükleer enerjinin iklim gündemindeki rolüne ilişkin tartışmaların daha odaklı hale gelmesi büyük önem taşıyor. Bizim için önemli olan, bu tür çözümlerin halihazırda mevcut olduğunu, pratik uygulamalara sahip bulunduğunu ve belirli ülkelerin ve bölgelerin ihtiyaçlarına uyarlanabildiğini ortaya koyabilmektir.” Türkiye’de 100 Yıllık Ortaklık Geliştirmeyi Hedefliyoruz AtkinsRéalis’in 100 yılı aşkın bir geçmişe sahip olduğuna dikkat çeken AtkinsRéalis & Nuclear Canada Kıdemli Başkan Yardımcısı ve CANDU International Başkanı Gary Rose şunları söyledi:“Dünyanın nükleer enerji için yeni bir döneme, bir rönesansa girdiğine inanıyoruz. Kanada Hükümeti’ne ait CANDU teknolojisi; başarıyla inşa edilebilen, işletilebilen, modernize edilebilen ve uzun vadede sürdürülebilen bir teknoloji olduğunu kanıtlamıştır. CANDU’yu farklı kılan en önemli unsurlardan biri yerelleştirme kabiliyetidir; yerelleştirme yalnızca bir tedarik stratejisi değil, aynı zamanda bir ülke inşa etme stratejisidir. Artık mesele yalnızca elektrik satın almak değildir. Asıl mesele; yerli sanayiyi geliştirerek, nitelikli iş gücü oluşturarak, mühendisler yetiştirerek, yerli üretimi destekleyerek ve uzun vadeli bir nükleer ekosistem kurarak ulusal yetkinlik oluşturmaktır. Türkiye’nin nükleer enerji hedefleri bu açıdan son derece önemlidir. Türkiye’deki paydaşlarla 100 yıllık bir ortaklık geliştirmeyi ve sürdürülebilir bir nükleer ekosistem ile tedarik zinciri ekonomisinin temellerini atmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda Türk tedarik zincirlerinin inşaat, işletme, bakım ve modernizasyon faaliyetlerine entegre edilmesi, Türk şirketlerinin nükleer tedarikçi olarak yetkilendirilmesi ve üniversiteler ile araştırma kurumlarıyla iş birlikleri yoluyla insan kaynağının geliştirilmesi yer almaktadır. Kanada’da bir CANDU reaktörünün ekipman ve bileşenlerinin yüzde 85’inden fazlası yerli üreticiler tarafından sağlanabilmektedir. Bu model, 250’den fazla şirketten oluşan bir tedarik zincirini ve yaklaşık 90 bin istihdamı desteklemektedir. Benzer bir modeli Türkiye’de de hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Çinli SNPTC’den Türkiye’ye Nükleer Teknoloji ve Eğitim Desteği Mesajı Dünya standartlarında nükleer teknolojilerini, kapsamlı proje yönetimi deneyimlerini ve güvenli ve verimli işletme konusundaki güçlü geçmişlerini Türkiye ile paylaşmaya hazır olduklarını ifade eden Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Nükleer Enerji Teknoloji Kurumu (SNPTC) Uluslararası İşler Direktörü Sayın Fei Min ise şunları paylaştı: “Çin Devlet Enerji Yatırım Kurumu (SPIC) olarak yerelleştirmenin ortak büyüme ve sürdürülebilir kalkınmaya yönelik bir taahhüt olduğuna inanıyoruz. Nükleer Sanayi Derneği ile iş birliği içinde Türkiye’de güçlü bir yerel nükleer tedarik zinciri oluşturmayı arzu ediyoruz. İleri nükleer teknolojilerin transferi, nükleer bileşenlerin yerel üretiminin desteklenmesi ve Türk mühendisler ile teknisyenlere kapsamlı eğitim programları sunulması alanlarında geniş bir iş birliği potansiyeli bulunduğuna inanıyoruz. Türkiye’nin kendi nükleer yetkinliklerini geliştirmesine, yüksek nitelikli istihdam yaratmasına ve sanayi inovasyonunu teşvik etmesine katkı sağlamaya hazırız. Romanya Ulusal Nükleer Elektrik Şirketi (SNN) COO’su Emil Macovei ise şunlara dikkat çekti “Romanya’da Cernavodă Nükleer Santrali’nde CANDU teknolojisi otuz yılı aşkın süredir güçlü bir güvenlik kültürü ve uluslararası düzeyde tanınan performansıyla işletiliyor. Nükleer sektörde tedarik zinciri ikincil bir konu değildir. Güvenlik, maliyet kontrolü, takvim disiplini ve kamu güveninin bir parçasıdır. Romanya’da şunu öğrendik: yerlileştirme yalnızca yerli içerik hedefi değildir. Gerçek yerlileştirme, nükleer kalite güvence sistemini, dokümantasyonu, izlenebilirliği, güvenlik kültürünü ve uzun vadeli sorumluluğu anlayan nitelikli yetkinliktir. Eğitim, denetim, sertifikasyon, deneyim aktarımı ve tekrarlı performans gerektirir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

12. Nükleer Santraller Zirvesi 30 Haziran’da Başlıyor Haber

12. Nükleer Santraller Zirvesi 30 Haziran’da Başlıyor

Ankara Sanayi Odası (ASO) ve Nükleer Sanayi Derneği (NSD) tarafından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen 12. Nükleer Santraller Zirvesi - NPPES, Türkiye, Balkanlar, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın en büyük nükleer enerji buluşması olarak sektörün tüm paydaşlarını 30 Haziran – 1 Temmuz 2026 tarihlerinde İstanbul’da bir araya getirecek. Karar vericiler, kamu temsilcileri, uluslararası teknoloji sağlayıcıları, yerli sanayi kuruluşları, akademisyenler ve nükleer enerji uzmanlarının katılımıyla gerçekleşecek NPPES’i binin üzerinde katılımcının ziyaret etmesi bekleniyor. COP31 öncesinde gerçekleştirilecek zirvede, nükleer enerjinin küresel iklim hedeflerine ulaşmadaki rolü, küçük modüler reaktörler (SMR), nükleer tedarik zincirleri ve Türkiye’nin nükleer teknoloji geliştirme vizyonu masaya yatırılacak. Fuar alanında ise nükleer enerjinin global alandaki önemli oyuncuları en yeni teknolojik çözümlerini sergileyecek. Kanada ile nükleer tedarik zinciri iş birlikleri masaya yatırılacak Türkiye’nin ikinci nükleer santral projesiyle yakından ilgilenen Kanadalı sektör temsilcilerinin yoğun katılım göstereceği NPPES'te, Kanada’nın geliştirdiği CANDU reaktör teknolojisine yönelik özel bir ‘CANDU Tedarik Zinciri Toplantısı’ düzenlenecek. Ayrıca Kanada Nükleer Derneği ile Nükleer Sanayi Derneği’nin gerçekleştireceği iş birliği oturumunda, Türkiye ve bölge ülkelerindeki nükleer enerji projelerinde ortaya çıkan yeni fırsatlar ve tedarik zinciri olanakları değerlendirilecek. Türk sanayicilerine nükleer enerjide tedarikçi olma fırsatı sunuyor NPPES’in Türk sanayisi için stratejik önem taşıdığına dikkat çeken Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç şunları aktardı: “Nükleer enerji projeleri yalnızca enerji üretimi açısından değil, yüksek teknolojiye dayalı sanayi ekosisteminin gelişimi açısından da büyük önem taşıyor. NPPES, nükleer güç santrali projelerinde yerli tedarik oranını artırmayı amaçlayan ASO Nükleer Sanayi Kümelenmesi (NÜKSAK) üyelerimiz başta olmak üzere Türk sanayicileri için önemli fırsatlar sunuyor. Zirve, Türk sanayicilerinin yalnızca Türkiye’deki değil, Avrupa, Afrika ve Ortadoğu’daki yeni nükleer enerji yatırımlarında da tedarikçi olarak konumlanmasına zemin hazırlıyor. Kurulacak iş birlikleri ve uluslararası temaslar sayesinde yerli firmalarımızın küresel nükleer tedarik zincirlerinden daha fazla pay almasına ve rekabet gücünü artırmasına katkı sunuyor.” Türkiye nükleer enerjide bölgesel üs olma yolunda Nükleer Santraller Zirvesi’nin bu yıl birçok ülkenin sektörel derneği tarafından desteklendiğine dikkat çeken Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi; “Kanada, Kore, İtalya, Bulgaristan ve Çin'in önde gelen nükleer enerji kuruluşlarının NPPES'i desteklemesi, Türkiye’nin uluslararası nükleer ekosistemde giderek daha görünür bir konuma geldiğini gösteriyor. Türkiye'nin hedefi yalnızca nükleerden enerji üreten bir ülke olmak değil; teknoloji geliştiren, yüksek katma değerli üretim yapan ve bölgesel nükleer tedarik zincirlerinin önemli oyuncularından biri haline gelmek. NPPES, bu hedef doğrultusunda uluslararası iş birliklerinin ve yeni yatırım fırsatlarının şekillendiği önemli bir platform olmayı 12 yıldır sürdürüyor. COP31’e giden süreçte net sıfır emisyonlu bir gelecek inşa etmek istiyorsak, tüm düşük karbonlu enerji kaynaklarını birlikte değerlendirmek zorundayız. Nükleer enerji; yenilenebilir kaynakların tamamlayıcısı olarak, sanayinin rekabetçiliğini artıran, enerji arz güvenliğini güçlendiren ve iklim hedeflerine ulaşmayı mümkün kılan stratejik bir alan. NPPES’te, Türkiye’nin bu dönüşümde nasıl daha güçlü bir rol üstlenebileceğini tüm paydaşlarla birlikte değerlendireceğiz.” Zirve’deki oturumlardan bazıları şöyle; Teknoloji Kullanan Bir Ülkeden Teknoloji Geliştiren Bir Ülkeye: Türkiye’nin Ulusal Nükleer Reaktör Girişimi, COP31’e Giden Yolda: Küresel Net Sıfır Hedeflerine Ulaşmada Nükleer Enerjinin Vazgeçilmez Rolü, Küresel Nükleer Enerji Büyümesini Desteklemek İçin Nükleer Tedarik Zincirlerinde Ortak İş Birliği, Nükleer Projelerde Risklerin Azaltılması ve Yeni Nesil Finansman Mekanizmalarının Değerlendirilmesi, Gelişmiş Reaktörler ve 4. Nesil Reaktör Teknolojileri. INPPES Fuarcılık tarafından hayata geçirilen 12. Nükleer Santraller Zirvesi, bu yıl Kanada Nükleer Derneği (CNA), Yeni Nükleer İzleme Enstitüsü (New Nuclear Watch Institute - NNWI), Kore Uluslararası İş Birliği Nükleer Derneği (KNA), İtalyan Nükleer Derneği (AIN), Bulgar Atom Forumu (BULATOM) ve Çin Nükleer Enerji Derneği tarafından resmi olarak da destekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Nükleer Teknolojiler Geliştirme Hamlesinde Kritik Eşik Haber

Türkiye’nin Nükleer Teknolojiler Geliştirme Hamlesinde Kritik Eşik

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 2025 yılı eylül ayında başlatılan ve Türkiye’nin nükleer teknolojilerde önemli bir üs olarak konumlanmasını hedefleyen “Yerli Nükleer Reaktör Geliştirilmesi Projesi” çağrısına yanıt, IC Holding grup şirketlerinden IC Nükleer ve Endüstri’den (ICN) geldi. IC Holding, Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali Akkuyu NGS başta olmak üzere enerji güvenliği, karbon nötr hedefi ve teknolojik bağımsızlık vizyonu doğrultusunda nükleer faaliyetlerini ICN çatısı altında topladığını duyurmasının ardından “Yerli Nükleer Reaktör Geliştirilmesi Projesi” için İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ile iş birliği anlaşması imzaladı. Ülkemizde ilk, dünyada ise aynı anda dört reaktörün birden inşa edildiği ilk nükleer santral olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin ana yüklenicisi olmayı sürdüren IC Grubu, bu alandaki mühendislik ve uygulama deneyimini bir üst seviyeye taşıyarak İTÜ’de yerli nükleer reaktör üretimi (SMR) için kurulacak teknoparkın ilk özel sektör destekçisi oldu. İş birliği, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal ve IC Holding CEO’su Can Çaka tarafından imzalanan anlaşmayla resmiyet kazandı. Türkiye’nin nükleer enerji vizyonu doğrultusunda atılan bu adım, yalnızca bir enerji yatırımı olarak değil; aynı zamanda bilim, teknoloji ve sanayide bağımsızlığı güçlendirecek stratejik bir dönüşümün parçası olarak değerlendiriliyor. ICN’nin İTÜ ile kurduğu iş birliği ile şekillenen bu yeni dönem, Türkiye’nin nükleer teknolojilerde küresel ölçekte söz sahibi olma hedefini somutlaştırırken, ülkemizin nükleer teknolojilerde yalnızca uygulayıcı değil, tasarlayan, geliştiren ve üreten bir ülke olma hedefinde de kritik bir eşik olacak. Can Çaka: “Anahtar teslim nükleer oyuncu olmayı hedefliyoruz” Türkiye’nin nükleer çağında oyun kurucu bir rol üstlenmeyi hedeflediklerini aktaran IC Holding CEO’su Can Çaka, şirketin nükleer alandaki vizyonunu şu sözlerle ortaya koydu: “Dünya enerji ve teknoloji alanında yeni bir kırılma noktasından geçiyor. Nükleer teknoloji, bu dönüşümün en kritik bileşenlerinden biri haline geliyor. Biz IC Holding olarak bu dönüşümün sadece bir parçası olmayı değil, yön veren oyuncularından biri olmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda yalnızca teknolojiyi kullanan değil, aynı zamanda onu geliştiren ve üreten bir pozisyona geçiyoruz. Nükleer endüstrinin güçlü ve kalıcı bir parçası olmayı; kendi ülkemizde özellikle odaklanacağımız 4. nesil hızlı reaktörlerin imalatını yapmayı ve bu kabiliyeti zaman içinde küresel ölçekte de hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde edindiğimiz EPC deneyimiyle bu alanda önemli bir yetkinlik kazandık. Bugün geldiğimiz noktada ise hedefimiz bunun ötesine geçmek. Artık yalnızca projelerin yüklenicisi değil; tasarımından mühendisliğine, üretiminden uygulamasına kadar tüm süreci yöneten, anahtar teslim nükleer projeler geliştirebilen entegre bir yapı kuruyoruz. İTÜ ile başlattığımız iş birliği, bu vizyonun en somut adımlarından biri. Akademi ile sanayiyi bir araya getirerek Türkiye’de gerçek anlamda bir nükleer teknoloji ekosistemi oluşturuyoruz. Amacımız yalnızca projeler geliştirmek değil; Türkiye’yi nükleer teknolojilerde üretici, ihracatçı ve küresel ölçekte referans bir ülke konumuna taşımak.” İTÜ’de nükleer teknopark: Çok paydaşlı bir ekosistem kuruluyor Nükleer enerji teknolojileri, küçük modüler reaktörler (SMR) ve ilgili mühendislik çözümleri geliştirmek amacıyla hayata geçirilen İTÜ nükleer teknopark, Türkiye’nin bu alandaki ilk yapılanması olacak. İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal ise konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti: “Küresel ölçekte iklim değişikliği, yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve yapay zeka ekseninde şekillenen dönüşümle birlikte jeopolitik ve jeoekonomik dengeler yeniden tanımlanıyor. Bu çok katmanlı yapı içinde; enerji güvenliği, ülkelerin sürdürülebilir kalkınması açısından stratejik bir zorunluluk haline gelirken; enerji üretiminden dağıtımına kadar tüm sürecin bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasını gerektiriyor. Nükleer teknolojilerde söz sahibi olmak, enerji üretmekten öte; geleceği tasarlama sorumluluğuna ve iradesine sahip olmaktır. Bu çerçevede meseleye, enerjiye erişimin ötesinde; bu teknolojileri geliştirme, tasarlama ve yön verebilme kapasitesini inşa etme perspektifiyle yaklaşıyoruz. Küçük modüler reaktörler (SMR) ise küresel ölçekte yeni nesil enerji sistemlerinin merkezinde yer alırken, bu alanda geliştirilen bilgi ve teknoloji kapasitesi ülkelerin rekabet gücünü doğrudan belirleyen unsurlar arasında bulunuyor. Bu nedenle, İTÜ olarak konuyu, 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi’nde yer alan “Yerli Modüler Nükleer Reaktör Geliştirme” hedefiyle doğrudan örtüşen bir çerçevede ele alıyoruz. Nükleer bilimi, teknolojisi ve mühendisliği konusunda en fazla ihtiyaç ise insan kaynağı odaklı. İTÜ olarak bu kapsamda lisans, yüksek lisans ve doktora olmak üzere her düzeyde katkı sağlamaya devam edeceğiz.” Prof. Dr. Hasan Mandal, şöyle devam etti: “Türkiye’nin enerji alanında ilklerine ve enlerine imza atan bir üniversite olarak, nükleer teknolojilerdeki akademik birikimimizi ileri araştırma ve teknoloji geliştirme süreçleriyle bütünleştiriyoruz. Türkiye’nin ilk araştırma reaktörü olan İTÜ TRIGA MARK II Eğitim ve Araştırma Reaktörü’ne ev sahipliği yapıyor. Ülkemizin ilk Enerji Enstitüsü’nü kurmuş bir kurum olarak bu alandaki kurumsal sürekliliğimizi güçlendirirken aynı zamanda nükleer teknolojilerde akademik liderliği üstlenmenin sorumluluğunu taşıyoruz. Bu süreçte IC Nükleer ve Endüstri ile başlattığımız iş birliği, akademi ve sanayinin birlikte etkiyi büyüten ve süreci hızlandıran bir çarpan etkisi olmasının yanı sıra, ülkemizin nükleer teknolojilerde üretme kapasitesini güçlendiren stratejik bir adım niteliğinde. Bu iş birliğini iki kurum arasında sadece kurulan bir yapı olarak görmekle kalmayıp farklı üniversitelerin, araştırma merkezlerinin ve sanayi paydaşlarının dahil olduğu çok paydaşlı bir ekosistemin parçası olarak ele alıyoruz. Nükleer teknolojilerde geçmişten gelen birikimimiz ile süreci reaktif bir yaklaşımın ötesinde proaktif bir anlayışla ele alıyor; akademik birikimimizden ve tabandan gelen gelişim (bottom-up) ile beslenen organik bir yapı kuruyoruz. Enerji Enstitümüz bünyesinde yürüttüğümüz çalışmalarla nükleer teknolojileri üniversitemizin öncelikli araştırma alanları arasında konumlandırırken, Türkiye’nin ilk Nükleer Teknoloji Geliştirme Parkı ile akademi ve sanayinin eş zamanlı üretim yaptığı, araştırmadan tasarıma, mühendislikten üretime uzanan bütüncül bir yapıyı hayata geçiriyoruz. Bu yapıyı, bilginin doğrudan uygulamaya dönüştüğü ve disiplinler arası etkileşimin süreklilik kazandığı bir ekosistem olarak kurguluyoruz. “Gençlerimizin nükleer alanına yönelik artan ilgisi ve motivasyonu, oluşturduğumuz ekosistemin sürdürülebilirliği ve derinleşmesi açısından önemli bir potansiyel sunuyor.” “Birlikte Öğrenme Laboratuvarlarımız ile farklı disiplinlerden araştırmacılar ve öğrencileri ortak problem alanları etrafında bir araya getiriyor; birlikte öğrenme, birlikte geliştirme ve birlikte başarma yaklaşımını somut çıktılarla güçlendiriyoruz. Gençlerimizin nükleer alanına yönelik artan ilgisi ve motivasyonu, oluşturduğumuz ekosistemin sürdürülebilirliği açısından önemli bir potansiyel sunuyor. Mükemmeliyet merkezimiz, lisansüstü programlarımız ve Türkiye’de ilk kez açılan “Nükleer Mühendislik” Yenilikçi Yandal Programımız ile bu alanda nitelikli insan kaynağını sistematik bir şekilde yetiştiriyor; araştırma kapasitemizi insan kaynağı gelişimiyle eş zamanlı olarak ileri taşıyoruz. Nükleer teknolojilerde söz sahibi olmak, enerji üretmekten öte; geleceği tasarlama sorumluluğuna ve iradesine sahip olmaktır. İTÜ olarak bu anlayışla hareket ediyor; akademi ve sanayinin birlikte ürettiği bu ekosistemi kalıcı ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürerek ülkemizin küresel ölçekte rekabet gücüne katkı sağlamak adına çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” ICN’nin İTÜ ile başlattığı bu iş birliği, yalnızca iki kurum arasında kurulan bir ortaklık değil; farklı akademik kurumların da dahil olduğu geniş bir bilgi ve araştırma ağına dayanıyor. Başta Hacettepe Üniversitesi olmak üzere nükleer alanda çalışan farklı üniversitelerden akademisyenlerin de dahil olacağı bu yapı, disiplinler arası bir yaklaşımla ilerleyecek. Proje kapsamında insan kaynağı geliştirme hedefi doğrultusunda her yıl en az 10 öğrenciye araştırma bursu verilmesi planlanırken, çalışmanın yaklaşık 4 ila 8 yıl arasında bir sürede olgunlaşması öngörülüyor. Kurulacak nükleer teknopark ile yerli reaktör tasarımından mühendislik geliştirme süreçlerine, insan kaynağı yetiştirilmesinden nükleer sınıf üretim altyapısının oluşturulmasına kadar geniş bir ekosistem inşa edilmesi hedefleniyor. Akademi ile özel sektörü aynı çatı altında buluşturan bu yapı, Türkiye’nin nükleer teknolojilerde kalıcı bir bilgi birikimi ve üretim kapasitesi geliştirmesinin de temelini oluşturacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MİA Teknoloji’den Türkiye’nin Enerji Geleceğine Stratejik Adım Haber

MİA Teknoloji’den Türkiye’nin Enerji Geleceğine Stratejik Adım

Dört yıllık kapsamlı bir geliştirme takvimi, en az %51 yerli katkı hedefi ve güçlü yatırım vizyonuyla şekillenen proje; yalnızca bir enerji yatırımı olmanın ötesinde, Türkiye’nin teknolojik bağımsızlığına ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yön veren stratejik bir adım niteliği taşıyor. MİA Teknoloji, “Türkiye Yüzyılı” vizyonu doğrultusunda enerji teknolojileri alanında güçlü ve kalıcı bir konum elde etmeyi hedeflerken, SMR yatırımı ile küresel ölçekte şekillenen yeni nesil enerji ve teknoloji değer zincirinde erken konumlanmayı amaçlıyor. Bu girişim, Türkiye’nin ileri teknoloji üretim kapasitesini artırırken aynı zamanda yerli sanayinin küresel rekabet gücünü de destekleyecek bir kaldıraç görevi görüyor. Küresel iş birliği ile ileri nükleer teknoloji MİA Teknoloji, ileri nükleer teknolojiler alanında uluslararası ölçekte öncü konumda bulunan bir teknoloji sağlayıcı ile teknik iş birliği sürecini başlattı. Bu iş birliği kapsamında geliştirilen çözümler; entegre basınçlı su reaktörü (iPWR) temelli, modüler yapıya sahip ve farklı kurulum senaryolarına uyum sağlayabilecek esneklikte tasarlanıyor. Bu yaklaşım, hem teknolojik derinliği hem de uygulama çeşitliliğini artırarak projeyi küresel standartlara taşıyor. Yapay zeka çağının enerji altyapısı Dijitalleşmenin hız kazandığı, yapay zeka ve veri merkezi yatırımlarının katlanarak arttığı günümüzde, kesintisiz ve düşük karbonlu enerji arzı stratejik bir gereklilik haline geldi. MİA Teknoloji’nin geliştirdiği SMR modeli; organize sanayi bölgeleri ve yüksek işlem gücü gerektiren veri merkezleri için yerinde, ölçeklenebilir ve güvenilir enerji üretimi sağlayarak Türkiye’nin dijital ekonomisini destekleyecek güçlü bir altyapı sunuyor. Yerli sanayi, teknoloji transferi ve entegre ekosistem Proje, yalnızca enerji üretimini değil, aynı zamanda Türkiye’de kapsamlı bir SMR ekosistemi oluşturmayı hedefliyor. Bu doğrultuda yerli sanayinin değer zincirine entegrasyonu, teknoloji transferi süreçlerinin etkin şekilde yönetilmesi ve mühendislik kapasitesinin geliştirilmesi öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Planlanan çalışmalar kapsamında üniversitelerle akademik iş birliklerinin geliştirilmesi, nükleer enerji alanındaki kurum ve kuruluşlarla teknik koordinasyonun sağlanması ve uluslararası uzmanlarla bilgi ve deneyim paylaşımına dayalı ortak çalışmaların yürütülmesi hedefleniyor. Ayrıca proje, çok paydaşlı ve entegre bir yapı içerisinde ilerliyor. Lider Sistem Teknolojileri A.Ş. tarafından kritik tesis güvenliği ve akıllı tehdit tespiti, Global X A.Ş. tarafından regülasyon, lisanslama ve mevzuat süreçleri, Link Bilgisayar A.Ş. tarafından dijital altyapı, entegre yönetim sistemleri ve enerji yazılımları geliştirilecek. Bu bütünleşik yaklaşım ile nükleer enerji projelerine özgü güvenlik, regülasyon, dijitalleşme ve operasyonel süreçlerin uçtan uca, sürdürülebilir ve yüksek standartlarda yönetilmesi hedefleniyor. Düşük karbonlu gelecek ve enerji bağımsızlığı SMR teknolojileri, küresel iklim hedefleri ve enerji arz güvenliği açısından her geçen gün daha stratejik bir rol üstleniyor. MİA Teknoloji’nin bu yatırımı, Türkiye’nin karbon emisyonlarını azaltma hedeflerine doğrudan katkı sağlarken, aynı zamanda enerji alanında dışa bağımlılığın azaltılmasına yönelik güçlü bir adım olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin enerji geleceğinde yeni sayfa MİA Teknoloji’nin başlattığı bu stratejik süreç ileri teknoloji kazanımı, yerli üretim kapasitesinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir enerji altyapılarının geliştirilmesi açısından kritik bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Şirket, bu vizyoner yatırımla Türkiye’nin enerji dönüşümünde aktif rol almayı ve küresel ölçekte rekabetçi bir teknoloji oyuncusu olmayı kararlılıkla sürdürüyor. “En yüksek güvenlik ve kalite standartlarında yürüteceğiz” MİA Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Ali Gökhan Beltekin konuya ilişkin değerlendirmesinde, “SMR teknolojileri, küresel enerji dönüşümünün en stratejik bileşenleri arasına girmiş durumda. MİA Teknoloji olarak bu alana yaptığımız yatırım, sektörel bir tercihten öte, ülkemizin teknoloji bağımsızlığına ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine duyduğumuz sorumluluğun somut ifadesidir. Uluslararası iş birliklerimiz ve entegre ekosistem yapımızla bu süreci en yüksek güvenlik ve kalite standartlarında yürüteceğiz. Bu yaklaşım, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin enerji ve teknoloji dinamiklerine de yanıt verecek şekilde tasarlanmıştır” ifadelerini kullandı. “Bu proje mühendislik kabiliyetlerimizi ileri taşıyacak” Beltekin konuşmasını şöyle sürdürdü: “Hayata geçirdiğimiz SMR projesi, Türkiye’nin enerji üretim paradigmasını dönüştürme potansiyeline sahip bütüncül bir vizyonun ürünüdür. Yerli sanayimizin bu sürece aktif katılımını sağlayarak, sadece bir enerji yatırımı değil, aynı zamanda yüksek katma değerli bir teknoloji ekosistemi inşa ediyoruz. Bu proje ile mühendislik kabiliyetlerimizi ileri taşıyacak, bilgi birikimimizi derinleştirecek ve ülkemizi nükleer teknolojiler alanında söz sahibi ülkeler arasına taşıyacak güçlü bir zemin oluşturuyoruz. Önümüzdeki dönemde enerji, teknoloji ve dijitalleşmenin kesişim noktasında şekillenecek yeni dünya düzeninde, güçlü altyapılara sahip ülkeler öne çıkacak. MİA Teknoloji olarak biz, bu dönüşümün yalnızca bir parçası değil, aynı zamanda yön vericilerinden biri olmayı hedefliyoruz. Attığımız bu adım; sürdürülebilirlik, güvenlik ve verimlilik ekseninde Türkiye’nin geleceğine yapılan uzun vadeli ve stratejik bir yatırımdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.