Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Soğuk Hava

Kapsül Haber Ajansı - Soğuk Hava haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Soğuk Hava haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akdenizrack, SIAL Paris’te Gıda Sektörünün Otomasyon İhtiyaçlarına Çözüm Sunuyor Haber

Akdenizrack, SIAL Paris’te Gıda Sektörünün Otomasyon İhtiyaçlarına Çözüm Sunuyor

Gıda üretiminde depolama alanlarının verimli kullanılması, kapasitenin artırılması ve soğuk zincirin korunması, üretim ve lojistik süreçlerinin temel unsurları arasında yer alıyor. AkdenizRack, bu ihtiyaçlara yönelik geliştirdiği depolama ve otomasyon sistemleriyle gıda sektörünün farklı operasyonel gereksinimlerine yanıt veriyor. 17–21 Ekim tarihleri arasında Paris’te düzenlenen SIAL Paris, şirketin gıda ve içecek üreticileriyle doğrudan temas kurduğu, mühendislik çözümlerini uluslararası sektör temsilcilerine aktardığı önemli buluşma noktalarından biri. AkdenizRack, otomatik depolama sistemleri ve Shuttle teknolojilerinin yanı sıra soğuk hava depolarına yönelik uygulamalarıyla depolama süreçlerinde kapasite ve alan verimliliğine odaklanıyor. Uluslararası pazarlarda güçlü iş bağlantıları AkdenizRack’in uluslararası pazarlardaki faaliyetlerinde Afrika, Avrupa ve Orta Doğu önemli bir yer tutuyor. Batı ve Kuzey Afrika ile Güney Afrika’nın yanı sıra Kafkasya ve Avrupa ülkeleri, şirketin sektör temsilcileriyle temas kurduğu pazarlar arasında bulunuyor. SIAL Paris kapsamında bu bölgelerden gelen satın almacılar, yatırımcılar ve gıda sektörü temsilcileriyle gerçekleştirilen görüşmeler, farklı pazarlardaki depolama ihtiyaçlarının değerlendirilmesine ve yeni proje bağlantılarının kurulmasına zemin hazırlıyor. Şirket, üretim ve mühendislik birikimini farklı ölçeklerdeki depolama operasyonlarına uyarlayarak uluslararası faaliyetlerini sürdürüyor. Saniye Kurt: “Türk üretiminin dünya standartlarında otomasyon çözümleri sunabildiğini göstermekten gurur duyuyoruz” AkdenizRack, 30 yıllık deneyimini kendi üretim altyapısı ve mühendislik yetkinliğiyle bir araya getirerek gıda üreticilerinin depolama ihtiyaçlarına yönelik çözümler geliştiriyor. Daha az alanda daha fazla depolama kapasitesi sağlayan sistemler ve soğuk zincir süreçlerini destekleyen uygulamalar, şirketin bu alandaki uzmanlığının önemli parçalarını oluşturuyor. AkdenizRack Yönetim Kurulu Başkanı Saniye Kurt, şirketin üretim yaklaşımını ve SIAL Paris’in önemini şu sözlerle değerlendiriyor: “30 yıllık tecrübemiz, kendi üretimimiz ve mühendislik gücümüzle gıda üreticilerine daha az alanda daha fazla depolama kapasitesi sağlayan, soğuk zincir süreçlerini de destekleyen çözümler sunuyoruz. SIAL Paris’te sistemlerimizi doğrudan son kullanıcılara anlatıyor, ihtiyaçlarına nasıl karşılık verebildiğimizi paylaşıyoruz. Türk üretiminin dünya standartlarında otomasyon çözümleri sunabildiğini göstermekten gurur duyuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aylık Toplam Yağışın 4 Katı Bir Günde Düştü Haber

Aylık Toplam Yağışın 4 Katı Bir Günde Düştü

İstanbul başta olmak üzere ülkemizin büyük bölümü, Balkanlar üzerinden gelen soğuk hava dalgası ile Orta Akdeniz üzerinden taşınan yağışlı sistemlerin etkisi altına girdi. Salı sabahı başlayan ve aralıksız süren kuvvetli sağanaklar nedeniyle Boğaz çevresi ile Avrupa Yakası’nın kuzey ve orta kesimlerindeki ilçelerde (Beykoz, Sarıyer, Eyüpsultan, Arnavutköy, Şişli, Başakşehir, Büyükçekmece, Kâğıthane) metrekareye toplam 130 ila 277 kg yağış ölçüldü. İBB Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı AKOM’un sevk ve idaresinde kriz masası oluşturuldu. İBB, tüm birimleriyle 24 saat esasına göre sahada görev yapıyor. EKİM AYI NORMALLERİNİN 4 KATI: SON 84 YILIN EN YÜKSEK DEĞERİ İstanbul’un Ekim ayı uzun yıllar ortalama yağış toplamı 66,3 mm. Bu son sistemle birlikte tek bir periyotta düşen yağış miktarı, aylık normallerin kat kat üzerine çıktı. Özellikle Beykoz’da ölçülen 277,1 kg’lık rekor değer, Ekim ayı ortalamasının 4,1 katına denk geldi. Gece boyunca Anadolu Yakası’nda Boğaz çevresinde 5 ile 45 kg arasında değişen hafif sağanaklar görüldü. İLÇELERE DÜŞEN YAĞIŞ MİKTARLARI AKOM Meteoroloji verilerine göre Boğaz çevresi ile Avrupa Yakası’nın kuzey ve orta kesimlerindeki ilçelerde metrekareye toplam 130 ila 277 kg yağış kaydedildi. Diğer ilçelerde bu miktar 35 ila 120 kg arasında değişti. İstasyon bazında en yüksek yağış sırasıyla 277,1 kg ile Beykoz’da, 211,8 kg ile Sarıyer’de ve 203,9 kg ile Eyüpsultan’da ölçüldü. Bu istasyonları 191,8 kg ile Sarıyer İTÜ Maslak Yerleşkesi, 166,5 kg ile Beykoz Anadolu Feneri, 158,3 kg ile Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 146,1 kg ile Arnavutköy, 147,4 kg ile Şişli, 142,0 kg ile Olimpiyat (Başakşehir) ve 137,1 kg ile Büyükçekmece izledi. Bölgedeki diğer istasyonlar da yüksek yağış aldı: AKOM (Kâğıthane) 135,5 kg, Şile Darlık Köyü 135,4 kg, Çekmeköy Ömerli 131,2 kg, Kartal Aydos Dağı 119,8 kg, Sancaktepe 115,5 kg ve Üsküdar 113,2 kg. MÜCADELE SÜRÜYOR İBB, olumsuz hava koşullarının etkilerini en aza indirmek ve kenti en kısa sürede normale döndürmek için geniş çaplı bir operasyon yürüttü. Sahada İtfaiye, İSKİ, Yol Bakım, İSTAÇ, Zabıta, Park Bahçeler, İBB Trafik, İGDAŞ ve diğer ilgili birimlerden toplam 8.564 personel ile 2.325 ve iş makinesi görev aldı. İl genelinde su baskınları ve dere taşmaları nedeniyle mahsur kalan yüzlerce vatandaş, İBB ekiplerince kurtarılarak güvenli bölgelere tahliye edildi. Özellikle Göktürk, Kemerburgaz ve Ayazağa’da okullarda, sitelerde ve iş yerlerinde mahsur kalan vatandaşlar, öğrenciler ve çalışanlar itfaiye ve kurtarma ekiplerince güvenli alanlara alındı. Yağışın yol açabileceği ulaşım sorunlarını önlemek amacıyla Metro İstanbul, ana metro ve tramvay hatlarındaki seferleri gece saat 02.00'ye kadar uzattı. Geceyi dışarıda geçirmek zorunda kalan ya da barınmak isteyen vatandaşlar için İBB Sosyal Tesisleri ile BELTUR noktaları sabaha kadar açık tutuldu ve sıcak çay ile su ikram edildi. Cendere Havzası’nda yapılan izleme ve değerlendirmelerde, dere su seviyesinin en yüksek seviyeye kıyasla yaklaşık 1,5 metre düştüğü tespit edildi. Mevcut hidrolojik koşullar doğrultusunda taşkın riski en düşük seviyeye indi. Olumsuz hava koşulları nedeniyle İstanbul Valiliği tarafından 15 ve 16 Ekim günleri okulların tatil edilmesi ve çalışanlara izin verilmesine yönelik tedbirler alındı. Ekiplerin kentin dört bir yanındaki temizlik, bakım ve tahliye çalışmaları aralıksız sürüyor. RAYLI SİSTEMLERİ AÇIK TUTMAK İÇİN YOĞUN MESAİ Sefer saatleri gece 02.00’ye kadar uzatılan Metro İstanbul ağında, olumsuz hava koşullarının yol açabileceği riskleri önlemek amacıyla teknik ekipler yoğun bir mesai yürüttü. Bu kapsamda T5 Eminönü–Alibeyköy ve T1 Kabataş–Bağcılar tramvay hatlarında mazgal ve ray oluğu temizlikleri yapılırken; M1A, M3, M4 ve M5 hatlarındaki istasyonlarda su tahliyesi ve hijyen çalışmaları gerçekleştirildi. M2, M6 ve M7 hatlarında ise rutin araç yıkama faaliyetleri geçici olarak durdurularak tüm personel izolasyon ve su sızıntısı yaşanan riskli bölgelere sevk edildi; ayrıca M7 Alibeyköy hattında İSTAÇ ile koordineli olarak su baskını sonrası çamur temizliği ve yıkama çalışmaları tamamlandı. BARAJ DOLULUK ORANLARI HIZLA YÜKSELDİ Kent genelinde hayatı olumsuz etkileyen ve son 84 yılın en yüksek seviyelerine ulaşan yoğun sağanak yağışlar, İstanbul’un su kaynaklarında artışa neden oldu. 14 Ekim tarihinde yüzde 38,00 seviyelerinde seyreden İstanbul barajlarındaki genel doluluk oranı, düşen rekor yağışların ardından 15 Ekim itibarıyla hızla artarak yüzde 45,22 seviyesine yükseldi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kuru Meyve Sektör Kurulu Malatya’da Üst Düzey Temaslarda Bulundu Haber

Kuru Meyve Sektör Kurulu Malatya’da Üst Düzey Temaslarda Bulundu

Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Şemsettin Bayram Özgür başkanlığındaki heyette; Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Gabay, İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Semih Ergüder, Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yalçın Geyik ile üç ihracatçı birliğinin yönetim kurulu üyeleri ve sektör temsilcileri yer aldı. Program boyunca kuru kayısı üretiminin ve ihracatının sürdürülebilirliği, lisanslı depoculuk, ürün arzında devamlılık, gıda güvenliği, markalaşma, Ar-Ge ve kurumlar arası iş birliği başlıkları değerlendirildi. “Malatya kayısısının geleceğini ortak akılla şekillendireceğiz” Programın ardından değerlendirmelerde bulunan Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Şemsettin Bayram Özgür, Malatya kayısısının Türkiye’nin dünya pazarlarındaki en önemli tarımsal prestij ürünlerinden biri olduğunu söyledi. Özgür, şu değerlendirmede bulundu: “Geçtiğimiz yıl yaşanan zirai don, sektörümüz açısından son derece zorlu bir dönem oldu. Buna rağmen üreticimiz, ihracatçımız ve tüm paydaşlarımız güçlü bir dayanışma sergileyerek ihracat pazarlarımızdaki varlığımızı korumak için büyük çaba gösterdi. Yaşanan süreç, doğru depolamanın ve ürün arzında devamlılığın ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koydu. Tarımsal üretimde iklim koşullarına bağlı rekolte kayıpları yaşanabilir. Bu nedenle ürünün bol olduğu yıllarda güvenli koşullarda muhafaza edilmesi ve dünya pazarlarına kesintisiz şekilde sunulabilmesi büyük önem taşıyor. Yeni dönemde önceliğimiz, kaybettiğimiz pazarları yeniden kazanmak, mevcut pazarlardaki gücümüzü artırmak ve Malatya kayısısını daha yüksek katma değerle ihraç etmektir. Gıda güvenliği, kalite, izlenebilirlik ve hedef pazarların beklentileri bu süreçte temel önceliklerimiz olacaktır. Kamu kurumlarımız, yerel yönetimlerimiz, üreticilerimiz, ihracatçılarımız, meslek kuruluşlarımız ve araştırma kurumlarımızla güçlü iş birliği içinde hareket ederek Malatya kayısısının geleceğini ortak akılla şekillendireceğiz.” Depolama ve analiz altyapısı incelendi Program kapsamında Recep Tayyip Erdoğan Dünya Kayısı Ticaret Merkezi ile Malatya Ticaret Borsası bünyesindeki lisanslı kuru kayısı deposu, soğuk hava tesisleri ve analiz laboratuvarında incelemelerde bulunuldu. Heyete, kuru kayısının uygun sıcaklık ve nem koşullarında muhafaza edilmesi, kalite kayıplarının azaltılması ve piyasalara yıl boyunca düzenli ürün sunulmasına yönelik çalışmalar hakkında bilgi verildi. 2025 yılında yaşanan zirai donun ardından önceki yıllardan kalan stokların ihracatın sürdürülmesinde oynadığı rolün, lisanslı depoculuğun sektör açısından taşıdığı stratejik önemi bir kez daha ortaya koyduğu değerlendirildi. İklim değişikliğine bağlı rekolte dalgalanmaları karşısında, ürünün bol olduğu sezonlarda doğru koşullarda depolanmasının hem arz devamlılığı hem de ihracat pazarlarının korunması bakımından kritik olduğu vurgulandı. İhracatçılarla sektörün öncelikleri görüşüldü Malatya Ticaret Borsasında bölgedeki kuru kayısı ihracatçıları ve sektör temsilcilerinin katılımıyla bir istişare toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda, 2025 yılındaki zirai donun üretim ve ihracata etkileri, 2026 hasat sezonuna ilişkin beklentiler, fiyat istikrarı ve kaybedilen ihracat pazarlarının yeniden kazanılması için atılabilecek adımlar ele alındı. Üreticinin emeğinin karşılığını aldığı, ihracatçının rekabet gücünü koruduğu ve tüketicinin kaliteli ürüne makul koşullarda ulaşabildiği dengeli bir piyasa yapısının oluşturulmasının önemine dikkat çekildi. Malatya’nın stratejik önemi ve yeniden yapılanma süreci değerlendirildi Malatya Valiliğine gerçekleştirilen ziyarette, Malatya’nın Türkiye’nin tarımsal üretimi, ihracatı ve bölgesel ekonomisi açısından taşıdığı önem ele alındı. Kayısı başta olmak üzere şehrin güçlü üretim kültürü, girişimcilik kapasitesi ve ülke ekonomisine sağladığı katkılar değerlendirilirken, 6 Şubat depremlerinin ardından hayata geçirilen yatırımlar ile ticari ve sosyal hayatın yeniden canlandırılmasına yönelik çalışmalar hakkında bilgi alışverişinde bulunuldu. Görüşmede ayrıca Malatya’nın yeni bir şehircilik anlayışı doğrultusunda yeniden inşa edilme süreci ele alındı. Şehrin yeniden yapılanmasının fiziki yatırımların yanı sıra üretim, ticaret, istihdam ve ihracat altyapısını da kapsayan bütüncül bir yaklaşımla sürdürülmesinin önemine vurgu yapıldı. Malatya Kayısısı’nın marka değerinin artırılması ele alındı Malatya Ticaret ve Sanayi Odasında gerçekleştirilen görüşmede, Malatya Kayısısı’nın uluslararası pazarlardaki bilinirliğinin artırılması ve katma değerinin yükseltilmesine yönelik çalışmalar değerlendirildi. Avrupa Birliği coğrafi işaret tesciline sahip Malatya Kayısısı’nın marka değerinin korunması, ihraç edilen ürünlerin ambalajlarında “Malatya Kayısısı” ibaresi ile coğrafi işaret logosunun kullanımının yaygınlaştırılması ve ortak tanıtım faaliyetlerinin geliştirilmesi gündeme geldi. İhracatçı firmaların yeni pazarlara erişimi, uluslararası fuar ve ticaret heyetleri ile ihracatçı birlikleri ve yerel kurumlar arasında geliştirilebilecek ortak projeler de görüşmede ele alınan konular arasında yer aldı. Yerel yönetimlerle iş birliği imkânları görüşüldü Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı ziyaretinde, kayısı sektörünün şehir ekonomisindeki yeri ve üretimden ihracata uzanan değer zincirinin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar değerlendirildi. Malatya’nın uluslararası pazarlardaki görünürlüğünün artırılması, sektörün tanıtımı ve üretici ile ihracatçıların desteklenmesi amacıyla yerel yönetimler ve sektör kuruluşları arasında geliştirilebilecek iş birliği imkânları üzerinde duruldu. Ar-Ge çalışmaları hakkında bilgi alındı Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğüne gerçekleştirilen ziyarette, iklim değişikliğinin kayısı üretimine etkileri, çeşit geliştirme, verimlilik, hastalık ve zararlılarla mücadele ile ürün kalitesinin artırılmasına yönelik yürütülen bilimsel çalışmalar hakkında bilgi alındı. Araştırma sonuçlarının üretici ve ihracatçılara daha etkin şekilde aktarılması ve sektör ile araştırma kuruluşları arasındaki bilgi paylaşımının güçlendirilmesinin önemi vurgulandı. Gıda güvenliği ve bilinçli üretim gündeme alındı Malatya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde gerçekleştirilen toplantıda, 2025 yılındaki zirai donun ardından kayısı bahçelerindeki mevcut durum, ağaçların gelişimi ve yeni sezona ilişkin üretim beklentileri değerlendirildi. Malatya kayısısının iç ve dış pazarlardaki kalite standartlarının korunması amacıyla bitki koruma ürünlerinin doğru kullanımı, ilaç kalıntısının önlenmesi, pestisit ve okratoksin risklerine karşı alınan tedbirler ele alındı. B-Reçete Sistemi, kontrollü ilaç kullanımı, üreticilere yönelik eğitim ve yayım faaliyetleri, izlenebilirlik ve organik tarım uygulamaları hakkında görüş alışverişinde bulunuldu. Hedef ülkelerin mevzuatı, gıda güvenliği kriterleri ve tüketici beklentilerinin üretimin ilk aşamasından itibaren dikkate alınması gerektiği belirtildi. Program Sektör Kurulu Toplantısıyla tamamlandı Kamu kurumları ve sektör paydaşlarıyla gerçekleştirilen temasların ardından program, günün sonunda düzenlenen Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Toplantısıyla tamamlandı. Toplantıda, gün boyunca gerçekleştirilen ziyaretlerden elde edilen değerlendirmeler ışığında sektörün öncelikleri ve yeni dönemde yürütülebilecek çalışmalar ele alındı. Kuru Meyve Sektör Kurulu, Malatya programı kapsamında gösterdikleri yakın ilgi ve nazik ev sahiplikleri dolayısıyla Malatya Valiliğine, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığına, Malatya Ticaret Borsasına, Malatya Ticaret ve Sanayi Odasına, Malatya İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne, Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğüne, bölge ihracatçılarına ve programa katkı sağlayan tüm sektör paydaşlarına teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

NATO Ülkelerinden Sağlık Personeli İsveç’te Zorlu Soğuk İklim Eğitiminde Haber

NATO Ülkelerinden Sağlık Personeli İsveç’te Zorlu Soğuk İklim Eğitiminde

Aşırı soğuk iklimlerde tıbbi müdahale, hem personel hem de ekipman açısından ciddi zorluklar barındırıyor. Bu alandaki uluslararası yetkinliği artırmak amacıyla İsveç Silahlı Kuvvetleri Savunma Tıbbı Merkezi, kuzey İsveç’te düzenli olarak ileri seviye eğitimler gerçekleştiriyor. Son olarak, altı NATO ülkesinden 20 askeri sağlık personeli, sekiz gün süren subarktik tıp eğitimi kapsamında İsveç’in kuzeyinde bir araya geldi. Hipotermi ve Soğuk Kaynaklı Yaralanmalar Odakta Eğitim programı; hipotermi tedavisi, soğuğa bağlı yaralanmalar, soğuk hava koşullarında karmaşıklaşan muharebe yaralanmaları üzerine yoğunlaştı. Katılımcılar, uzun süreli hasta bakımı ve tahliyenin geciktiği senaryolarda uygulanacak tıbbi yöntemler konusunda pratik eğitim aldı. NATO Üyeliği Sonrası İlgi Arttı Eğitimin her yıl uluslararası katılımcılara açık olarak düzenlendiği belirtilirken, İsveç’in NATO’ya katılımının ardından müttefik ülkelerden gelen ilginin belirgin şekilde arttığı vurgulandı. Soğuk iklim tecrübesiyle bilinen İsveç Silahlı Kuvvetleri, bu alandaki bilgi birikimini NATO müttefikleriyle paylaşmayı sürdürüyor. “Soğukta Eğitim Her Zaman Zorludur” İsveç Silahlı Kuvvetleri Savunma Tıbbı Muharebe Okulu Birim Başkanı Sophie Bosdotter, eğitimin önemini şu sözlerle ifade etti: “Aşırı soğukta eğitim her zaman zorludur. Hem personel hem de ekipman ciddi şekilde zorlanır. Katılımcılar, önleyici tıp yaklaşımıyla birlikte hipotermik hastaların zorlu subarktik ortamda yönetilmesine odaklanan ileri seviye bir eğitim talep etti.” Katılımcılardan Olumlu Geri Bildirim Eğitime katılan Alman paraşüt birliklerinden bir sağlık personeli, eğitimin NATO’nun kuzey görevleri açısından kritik olduğunu belirterek, İsveçli eğitmenler ve diğer ülkelerle yapılan bilgi paylaşımının son derece faydalı olduğunu söyledi. Hollanda’dan katılan bir uçuş hemşiresi ise, eğitimde özellikle uzun süreli hasta bakımı ve gecikmeli tahliye koşullarında müdahale konularının öne çıktığını ve edinilen bilgilerin sahada doğrudan kullanılabileceğini vurguladı. Soğuk İklimlere Hazırlık Artıyor Uzmanlara göre, NATO’nun kuzey kanadındaki faaliyetlerinin artmasıyla birlikte subarktik tıp eğitimi, askeri sağlık personeli için giderek daha kritik hale geliyor. İsveç’teki bu eğitimler, müttefik ülkelerin ortak operasyon kabiliyetini güçlendirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AKOM’dan Fırtına Ve Kar Yağışı Uyarısı Haber

AKOM’dan Fırtına Ve Kar Yağışı Uyarısı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet İşleri Dairesi AKOM’un değerlendirmelerine göre, bugün akşam saatlerinden (18.00) itibaren rüzgârın kuzeyli yönlerden (poyraz) kuvvetlenerek aralıklarla fırtına şeklinde (40–75 km/s) eseceği; gece saatlerine (22.00) kadar ise yer yer kuvvetli sağanak yağmur geçişlerinin yaşanmasının beklendiği belirtildi. Gece saatlerinde etkisini azaltması öngörülen yağışların, pazartesi (yarın) sabah saatlerinden (07.00) itibaren yeniden etkili olmaya başlaması ve gün boyunca il genelinde kuvvetli sağanak geçişlerinin görülmesi bekleniyor. SOĞUK HAVA VE KAR UYARISI Pazartesi sabah saatlerinden itibaren bölgemize giriş yapması tahmin edilen soğuk hava dalgası ile birlikte sıcaklıkların 2–4°C daha azalarak kar değerlerine gerileyeceği; Silivri, Çatalca, Arnavutköy, Büyükçekmece ve Başakşehir başta olmak üzere batı bölgelerinde yağışların karla karışık yağmur ve yer yer kar şeklinde görülebileceği öngörülüyor. HAFTA ORTASINDA SICAKLIK ARTIŞI Soğuk ve yağışlı havanın salı sabah saatlerine kadar etkisini sürdürmesi, hafta ortasından (çarşamba) itibaren ise sıcaklıkların yeniden artarak 15°C seviyelerine ulaşması bekleniyor. OLASI RİSKLERE KARŞI UYARI Yetkililer, pazar ve pazartesi günleri beklenen kuvvetli sağanak yağışlar ile pazartesi ve salı sabahına kadar etkili olması beklenen kış koşulları nedeniyle yaşanabilecek su baskını, göllenme, kar yağışı, buzlanma, don ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı vatandaşların dikkatli olmaları gerektiğini belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kış Lastiklerinin Hava Basıncı Ne Olmalı? Haber

Kış Lastiklerinin Hava Basıncı Ne Olmalı?

Soğuk hava, lastiklerdeki hava basıncını önemli ölçüde etkiliyor. Kış aylarında hava basıncı ölçüm ve kontrollerinin daha sık yapılması gerektiğini kaydeden LASİD Genel Sekreteri Erdal Kurt, lastikteki hava basıncının güvenli sürüşteki önemine dikkat çekti: ‘’Kış koşullarında bazı sürücülerimiz lastiklerine gerekli hava basıncını sağlamadan trafiğe çıkabiliyor. Bazı sürücüler arasında ise karlı yollarda lastiklerin daha az şişirilmesi gerektiği yönünde oluşan yanlış bir algı var. Oysa lastikteki basınç hava sıcaklığının düşmesine paralel olarak azalır. Bu nedenle soğukta, özellikle karlı ve buzlu yollarda hava basıncını kesinlikle düşürmemek gerekir.’’ Düşük hava basıncı, yol tutuşunu azaltabilir Düşük hava basıncının yol tutuşunu ve aracın hakimiyetini azalttığını, güvenli sürüşü riske attığını belirten LASİD Genel Sekreteri Erdal Kurt, doğru hava basınının önemine işaret etti: ‘’Doğru hava basıncı, güvenli sürüş için en önemli unsurlardan biridir. Lastikleriniz doğru hava basıncında olduğunda aracınızın kontrolünü kaybetme, virajda savrulma ve suda kızaklama riskleri azalır. Aynı zamanda, doğru basınç lastiklerinizin vaktinden önce aşınmasını ve iç yapısında geri dönüşü olmayan hasarın oluşmasını engeller. Doğru lastik ayrıca yakıt tasarrufu da sağlar. Ancak hava basıncı, ortam ısısındaki değişiklikler veya lastikteki küçük delikler aracılığıyla düşebilir ve değişebilir. Hava basıncı düştüğünde lastiklerinizin hasar görme riski artar. Hava basıncı olması gerekenin altında olan lastikler, araçların yol tutuşunu ve araç hakimiyetini azaltır, fren mesafesini artırır ve lastiklerin daha çabuk aşınmasına sebep olur.’’ Her 10 derece düşüşünde basınç da düşer LASİD Genel Sekreteri Erdal Kurt; sürücülerin özellikle kış aylarında kış lastiklerinde doğru hava basıncı için yapması gerekenleri ise şöyle sıraladı: ‘’Hava sıcaklığının her 10 derece düşüşünde, lastiklerin hava basıncı azalır. Bu durum özellikle kış aylarında soğuk havada yaşanan bir durum olduğu için sürücülerin kış aylarında hava basıncını daha dikkatli ve düzenli bir şekilde kontrol etmesi gerekir. Bu nedenle bazı sürücülerde oluşan daha az şişirmek algısı yanlıştır. Karlı ve buzlu yollarda lastiğinizin hava basıncını kesinlikle düşürmeyin. Özel otomobil, ticari veya ağır tonajlı her tür lastik için doğru hava basıncı araç üreticileri tarafından belirlenmiştir. Sürücüler, doğru bilgilere araçlarının kapı içlerinden, torpido gözünden veya yakıt deposu kapağından ulaşabilirler. Hava basıncı, tercihen lastikler soğukken, güneşe maruz kalmamışken veya en azından 2 saat boyunca hareket etmemişken ölçülmelidir. Yedek lastik dahil olmak üzere lastiklerin hava basıncı, 15 günde bir kez ve herhangi bir uzun yolculuktan önce, mutlaka kontrol edilmelidir.’’ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kış Aylarında Bağışıklık için Dengeyi Korumak Önemli Haber

Kış Aylarında Bağışıklık için Dengeyi Korumak Önemli

Uzmanlara göre bunun nedeni yalnızca soğuk hava değil; aynı zamanda güneş ışığından daha az faydalanmamız, kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirmemiz ve günlük yaşam temposunun bağışıklık sistemi üzerinde yarattığı ek yük (1). Orzax Medikal Grup Müdürü Dr. Göktuğ Göktaş, kış aylarında bağışıklık sisteminin daha hassas hale gelmesinin birçok çevresel faktörün aynı anda devreye girmesinden kaynaklandığını belirtiyor. Soğuk hava koşulları, güneş ışığına daha az maruz kalınmasına bağlı olarak D vitamini düzeylerinde yaşanan düşüş ve kapalı alanlarda artan temasın, bağışıklık yanıtı üzerinde doğal bir baskı oluşturduğunu ifade eden Göktaş; bu dönemde bağışıklığı aşırı uyarmaya çalışmak yerine, onu dengede tutacak doğru günlük yaşam alışkanlıkları odaklanılmasının daha sağlıklı bir yaklaşım olacağını vurguluyor. Bilimsel araştırmalar, kış aylarında bağışıklık sisteminin hem çevresel koşullar hem de kişisel alışkanlıklar nedeniyle daha hassas hâle gelebildiğini gösteriyor. Soğuk ve kuru hava, üst solunum yollarının doğal savunma mekanizmalarını zayıflatabiliyor; bazı virüslerin bu koşullarda daha uzun süre canlı kalabilmesi ise enfeksiyon riskini artırıyor (2,3). Güneş ışığının azalmasıyla birlikte düşen D vitamini seviyeleri de bağışıklık dengesini etkileyen önemli faktörler arasında yer alıyor (4). Kışın beslenme alışkanlıkları da değişiyor Bağışıklık sisteminin güçlü kalabilmesi; yeterli uyku, dengeli beslenme ve genel yaşam dengesinin korunmasıyla yakından ilişkili. Ancak kış aylarında besin çeşitliliğinin azalması, C vitamini, D vitamini, çinko ve selenyum gibi bağışıklık için önemli mikro besinlerin yeterince alınamamasına yol açabiliyor (5,6). Araştırmalar, bu mikro besinlerin bağışıklık hücrelerinin sağlıklı çalışmasında önemli rol oynadığını; eksiklik durumunda vücudun enfeksiyonlarla mücadelesinin zorlaşabildiğini ortaya koyuyor (5,7). Özellikle C vitamini ve çinkonun, bağışıklık sisteminin doğal savunma mekanizmalarını desteklediğine dair bilimsel veriler bulunuyor (8,9). Ekinezya ve beta glukan gibi doğal bileşenlerin de bağışıklık sisteminin ilk savunma hattını destekleyebildiği; D vitamininin ise bağışıklık yanıtının dengelenmesinde özel bir role sahip olduğu belirtiliyor (10,11). “Bağışıklığı uyarmak değil, dengelemek gerekiyor” Dr. Göktuğ Göktaş, bağışıklık konusuna yaklaşırken ölçünün önemine de dikkat çekerek: “Bağışıklık söz konusu olduğunda amaç, sistemi sürekli uyarmak değil; vücudun ihtiyaç duyduğu mikro besinleri doğru şekilde destekleyerek bağışıklık yanıtını dengede tutmak olmalı. Dengeli beslenme, yeterli D vitamini ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları, kış aylarını daha rahat geçirmek için güçlü bir zemin oluşturur.” dedi Dünya Sağlık Örgütü de bağışıklık fonksiyonlarının korunmasında mikro besin yeterliliğinin halk sağlığı açısından önemine dikkat çekiyor (12). Uzmanlar, özellikle yaşlılar ve kronik rahatsızlığı bulunan bireylerin kış aylarında beslenme düzenlerine ve mikro besin alımlarına daha fazla özen göstermesi gerektiğini vurguluyor (13). Kış aylarında bağışıklığı tek bir yöntemle “güçlendirmeye” çalışmak yerine; beslenme, yaşam alışkanlıkları ve bilimsel temelli desteklerin birlikte ele alındığı dengeli bir yaklaşım hem bağışıklık sisteminin hem de günlük yaşamın ritmini korumaya yardımcı oluyor (5,6,13).

Donma mı, Hipotermi mi?  Belirtileri Ayırt Etmek Hayat Kurtarıyor! Haber

Donma mı, Hipotermi mi?  Belirtileri Ayırt Etmek Hayat Kurtarıyor!

Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Deniz Demirci, bu iki durumun belirtilerinin doğru ayırt edilmesinin erken müdahale açısından hayati önem taşıdığını vurguladı. Hipotermi vücudun tamamını etkilerken, donmanın sadece vücutta soğuğa doğrudan maruz kalan bölgelerin etkilendiğini (özellikle uç kısımlar: parmaklar, ayak parmakları, burun, kulaklar) belirten Prof. Dr. Demirci, “Hipotermi, genellikle hava sıcaklığının çok düşük olduğu, rüzgarlı, nemli ortamda uzun süre kalmak sonucu oluşur. Donma ise doğrudan soğuğa maruz kalan, genellikle rüzgarlı ve nemli ortamlarda, çıplak ciltle soğuğa temasla daha hızlı gelişir.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Deniz Demirci, soğuk hava koşullarına ve hipoterminin zamanında fark edilmediğinde ölümcül sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekti. Hipotermi nedir? Hipoterminin vücut sıcaklığının 35 derecenin altına düşmesiyle meydana gelen tehlikeli bir durum olduğunu dile getiren Prof. Dr. Deniz Demirci, “Normal vücut sıcaklığı genellikle 36.5°C ile 37.5°C arasında olup, bu aralık vücudun optimal işlevlerini sürdürebilmesi için gereklidir. Vücut ısısı 35°C’nin altına düştüğünde, vücut normal işlevlerini yerine getiremez ve hayati tehlike söz konusu olabilir. Hipotermi genellikle aşırı soğuk havalarda, suda uzun süre kalma, yeterince giyinmemek, yorgunluk veya açlık gibi durumlarla ilişkilidir. Bunun yanı sıra, alkol ve bazı ilaçlar da vücutta ısının kaybını hızlandırabilir.” dedi. Vücut sıcaklığı düştükçe, vücutta bir dizi fizyolojik değişiklikler meydana geliyor Vücut sıcaklığı düştükçe, vücutta bir dizi fizyolojik değişiklikler meydana geldiğini ifade eden Prof. Dr. Deniz Demirci, “Hipoterminin etkileri, vücut sıcaklığının ne kadar düştüğüne ve ne kadar süreyle bu düşük sıcaklığın etkisi altında kalındığına bağlı olarak değişebilir.” ifadesinde bulundu. Prof. Dr. Demirci, vücut sıcaklığı düştükçe birçok hayati sistemin olumsuz etkilendiğini belirterek, dolaşım sistemiyle ilgili olarak şunları kaydetti: “Vücut ısısının düşmesiyle birlikte, kan damarları daralır (vazokonstriksiyon). Bu, kanın vücut yüzeyinden iç organlara yönlendirilmesine ve böylece hayati organların korunmasına yardımcı olur. Ancak, bu durum ciltte solukluk, soğukluk ve mavi renge (siyanoz) yol açabilir. Uzun süreli hipotermi, kan basıncında düşüşe neden olabilir, bu da organlara yeterli kanın ulaşamamasına yol açar ve organ fonksiyonlarını bozabilir.” Vücut ısısı düştükçe, beyin işlevleri yavaşlıyor Sinir sistemi üzerindeki etkilerinin de hayati öneme sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Demirci, “Hipotermi, sinir sistemi üzerinde de etkiler yaratır. Vücut ısısı düştükçe, beyin işlevleri yavaşlar. Başlangıçta titreme, konuşma bozukluğu ve koordinasyon kaybı gibi belirtiler görülür. Sıcaklık daha da düşerse, bilinç kaybı, koma ve sonunda ölüm riski artar. Beyin, vücut ısısının kontrolünü sağlamak için daha fazla enerji harcar ve bu durum, zihinsel işlevlerde bozulmalara yol açabilir. Hipotermi sırasında kaslarda titreme başlar. Titreme, vücutta ısının korunmasını sağlamak için kasların kasılmasından kaynaklanır ve bu, vücudun ısınmasını sağlayan bir tepkidir. Ancak, vücut sıcaklığı iyice düştüğünde, titreme durur ve kaslar zayıflar.” diye konuştu. Vücut sıcaklığının düşmesiyle metabolizma yavaşlıyor Hipoterminin metabolizma üzerindeki etkilerine de dikkat çeken Prof. Dr. Demirci, “Vücut sıcaklığının düşmesiyle metabolizma yavaşlar. Hipotermi, enerji üretimi ve kullanımı üzerinde olumsuz etkilere yol açar. Karaciğer ve böbrek gibi organlar, ısı üretmek için daha fazla çalışmak zorunda kalır, ancak bu süreçler verimsizleşir. Ayrıca, kan şekerinin düşmesi ve diğer metabolik dengesizlikler görülebilir.” şeklinde konuştu. Şiddetli hipotermi, solunumda durmaya yol açabiliyor Solunum sistemi üzerindeki etkilerini de anlatan Prof. Dr. Demirci, “Solunum hızı, vücut ısısının düşmesiyle birlikte azalır ve bu da oksijenin vücutta daha verimli bir şekilde taşınmasını zorlaştırır. Şiddetli hipotermi, solunumda durmaya yol açabilir. Ayrıca, soğuk hava solumak, solunum yollarında kuruluk ve tahrişe neden olabilir.” dedi. Prof. Dr. Demirci, kardiyovasküler sistem üzerindeki etkileri de vurgu yaparak, “Hipotermi, kalp atışlarını etkileyebilir. Vücut sıcaklığı düştükçe, kalp atış hızı yavaşlar ve düzensizleşebilir. Şiddetli hipotermi durumunda, kalp durması riski ortaya çıkabilir. Kalp atışlarındaki düzensizlikler (aritmi) hayati tehlike oluşturabilir.” ifadesinde bulundu. Soğuk hava koşullarında uygun kıyafetler giyilmeli Hipotermiden korunmak için soğuk hava koşullarında uygun kıyafetler giyilmesi, aşırı soğuk ortamlarda uzun süre kalmaktan kaçınılması ve vücut ısısının düşmesini engellemek için önlemler alınmasının önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Deniz Demirci, “Hipotermi tedavisinde, kişinin ısısını yavaşça artırmak gerekir. Bu, sıcak içecekler, ısınma battaniyeleri veya ısınma cihazları kullanılarak yapılabilir. Ancak, tedavi hızlı ve dikkatli bir şekilde yapılmalıdır, çünkü aşırı hızlı ısınma, vücuttaki kan dolaşımını olumsuz etkileyebilir.” dedi. Donma ve hipotermi arasındaki farklar neler? Donma ve hipoterminin, her ikisinin de soğukla ilgili tehlikeli sağlık durumlar olduğunu ancak farklı mekanizmalarla vücutta etkiler oluşturduğunu anlatan Prof. Dr. Demirci, “Hipotermi, vücut sıcaklığının 35°C’nin altına düşmesi durumudur. Vücut, soğuk ortamda ısısını kaybeder ve bu durum organ fonksiyonlarını bozarak hayati tehlike yaratabilir. Hipotermide tüm vücut etkilenir. Donma, vücut dokularının (genellikle eller, ayaklar, burun, kulaklar gibi vücut uç bölgeleri) aşırı soğuk nedeniyle donmasıdır. Donma, dondurucu soğukta uzun süre kalma sonucu, özellikle kan damarlarının tıkanmasıyla doku hasarına yol açar. Bu, lokal bir durumdur ve genellikle vücudun uç bölgelerinde görülür.” diye konuştu. Donmada dokularda nekroz yaşanabiliyor Hipotermide, vücut ısısının genel olarak düştüğünü ve bu durum bütün organları etkilediğini ifade eden Prof. Dr. Demirci, “Kalp, solunum ve merkezi sinir sistemi en fazla etkilenen bölgeler arasındadır. Hipotermide kaslar titrer, solunum yavaşlar, kalp hızı düşer, düşünme ve koordinasyon bozulur. Donma, sadece vücudun bazı bölümlerinde meydana gelir. Doku, aşırı soğuk nedeniyle donarak hasar görür. Başlangıçta cilt soluklaşır ve uyuşur, sonra dokular buz gibi sertleşebilir. Ciddi vakalarda, dokular nekroz yaşayabilir.” şeklinde konuştu. Hipotermi vücudun tamamını etkiliyor Hipotermi vücudun tamamını etkilerken, donmanın sadece vücutta soğuğa doğrudan maruz kalan bölgelerin etkilendiğini (özellikle uç kısımlar: parmaklar, ayak parmakları, burun, kulaklar) belirten Prof. Dr. Demirci, “Hipotermi, genellikle hava sıcaklığının çok düşük olduğu, rüzgarlı, nemli ortamda uzun süre kalmak sonucu oluşur. Donma ise doğrudan soğuğa maruz kalan, genellikle rüzgarlı ve nemli ortamlarda, çıplak ciltle soğuğa temasla daha hızlı gelişir.” dedi. Donma ve hipoterminin belirtileri nasıl ayırt edilir? Prof. Dr. Deniz Demirci, hipotermi belirtilerini şöyle sıraladı: “Başlangıçta, titreme, yorgunluk, uyuşma, baş dönmesi, konuşmada bozulma, kas zayıflığı, koordinasyon kaybı olur. Orta düzey hipotermi de titreme durur, bilinç kaybı, hızla düşünme ve karar verme zorluğu, nefes almanın zorlaşması, kalp atışlarının yavaşlaması meydana gelir. İleri düzey hipotermi de ise bilinç kaybı (komaya girme), vücut ısısının 30°C’nin altına düşmesi, kalp durması riski oluşur.” Donma belirtilerini de sıralayan Prof. Dr. Demirci, şöyle devam etti: “Başlangıçta, cilt soğur ve beyazlaşır, uyuşukluk ve karıncalanma hissi olur. İleri aşamada ise cilt sertleşir, morarma, buz gibi bir hissiyat, ağrı veya yanma hissi olur. Vücut kısmı hareket ettirilemez hale gelebilir. Şiddetli donmada ise cilt ve doku tamamen donar, şişlik ve kabuklanma oluşur, doku ölümü (nekroz) gelişebilir. Tedavi edilmezse, etkilenen doku kaybolabilir.” Vücudu yavaşça ısıtmak gerekiyor Hipotermi tedavisinde vücudu yavaşça ısıtmak gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Demirci, “Öncelikle sıcak, kuru bir ortamda kişiyi ısıtmak, sıcak içecekler vermek, ısınma battaniyeleri kullanmak önemlidir. Ağızdan ısıtma yapılabilir, ancak hızlı ısıtma, vücudun şok yaşamasına yol açabileceğinden dikkatli olunmalıdır. Donma tedavisinde ise donmuş bölgeyi ılık suyla ısıtmak, donmuş dokuyu tekrar soğuğa maruz bırakmamak gerekir. Donmuş bölgeye doğrudan ısı uygulamaktan kaçınılmalıdır. Şiddetli donma durumlarında, etkilenen doku nekrozu gelişebileceği için cerrahi müdahale gerekebilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.