Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Soğuk Zincir

Kapsül Haber Ajansı - Soğuk Zincir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Soğuk Zincir haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Türkiye Süt Üretiminde Güçlü Ama Tüketimde Bilinç Şart" Haber

"Türkiye Süt Üretiminde Güçlü Ama Tüketimde Bilinç Şart"

Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Harun Çallı, 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, süt ve süt ürünlerinin hem çocuklar hem yetişkinler için dengeli beslenmenin temel bileşenlerinden biri olduğunu söyledi. Türkiye'nin Avrupa'nın en büyük süt üreticileri arasında yer aldığını belirten Çallı, sektörün üretim gücünün yanı sıra gıda güvencesi, kalite ve ihracat açısından da stratejik önem taşıdığını ifade etti. 2025 yılında Türkiye'nin süt ve süt ürünleri ihracatının 523,3 milyon dolara ulaştığını hatırlatan Çallı, ihracattaki en büyük payın 236 milyon dolar ile (%45,1) peynire ait olduğunu, dondurma ihracatının ise 72,7 milyon dolarla toplam ihracatın %13,9'unu oluşturduğunu söyledi. Çallı, süt ve süt ürünlerinin ekonomik erişilebilirlik açısından da önemli bir hayvansal gıda ürünü olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı: "S üt ve süt ürünleri, özellikle çocuklar ve gençler için en ulaşılabilir protein kaynakları arasında yer alıyor. Protein ihtiyacını et ürünlerinden karşılamak için daha yüksek maliyet gerekiyor. Bu nedenle halen en ucuz hayvansal protein kaynağı olan süt ürünleri, toplum beslenmesinde ve kalkınmada kritik öneme sahip." ASÜD öncülüğünde başlatılan ve geçmiş yıllarda yürütülen Okul Sütü Programı'nın önemine dikkat çeken Çallı, çocukların süt tüketim alışkanlığı kazanmasının uzun vadeli halk sağlığı açısından önemli olduğunu söyledi, "Okul Sütü gibi uygulamalar yalnızca bir gıda desteği değildir. Aynı zamanda çocukların süt içme alışkanlığı kazanmasını sağlayan sosyal bir yatırımdır. Sağlık Bakanlığı verilerinde de görülen protein eksikliği ve bodurluk riskine karşı mücadelede de önemli katkı sağlar" dedi. Süt ve süt ürünlerinin ileri yaşlardaki yetişkinler için de kemik sağlığı, kas kütlesinin korunması ve dengeli beslenme bağlamında önemli bir role sahip olduğunu dile getiren Çallı, "Akademik unvanlı bazı kişilerin bilimsel bilgiyle çelişen açıklamalarına inanan yetişkin bireylerin beslenmelerinde süt ürünlerine yer vermemeleri, bitkisel içeceklere yöneltilmeleri önemli sağlık sorunları doğuracaktır. Geçmişten beri tüketilen, süt gibi sağlıklı bir gıdanın bugün kalkıp sağlıksız olduğunu söylemek ve 'çiftçinin emeği ak süte kara çalmak' akıl alır gibi değil. Ebeveynler olarak kendi sağlığımız ve gelecek nesillerin sağlığı için gazlı ve şekerli içecekler yerine ayran, yoğurt, peynir ürünlere soframızda daha fazla yer açmalı, çocuklarımıza da örnek olmalıyız" dedi. "Sokak sütü romantizmi halk sağlığı riski oluşturuyor" Kayıt dışı ve kaynağı belirsiz süt satışlarına ilişkin de bir değerlendirme yapan Harun Çallı, tüketicilerin güvenilir süt ürünlerini tercih etmesi gerektiğini söyledi, "Sağlığın en kıymetli hazine olduğunu bir kez daha idrak ettiğimiz bir dönemde halen nerede, hangi koşullarda, hangi hayvandan sağıldığı belli olmayan çiğ sütlerin tüketiciye sunulduğunu görüyoruz. Uygun koşullarda muhafaza edilmeyen, sıcak havalarda mahallenize kadar soğutulmadan açıkta taşınan çiğ sütlerde, zoonotik ve gıda kaynaklı enfeksiyon riskleri bulunduğu gerçeği unutulmamalı" diye konuştu. Çallı, "Gelişmiş ülkelerde örneğine ra stlanmayan sokak sütü satışlarının, 'doğal', 'organik' yada 'köy sütü' algısıyla masum gösterilmeye çalışılması tüketiciyi yanıltıyor. Oysa bu ürünlerin önemli bir bölümü, kalite ve gıda güvenliği kriterlerini karşılamayan, içeriği ve üretim koşulları tam olarak bilinmeyen sütlerden oluşabiliyor. Tüketicinin güvenilir, denetlenen ve izlenebilir ürünleri tercih etmesi büyük önem taşıyor. Gıda güvenliği ihmale gelmez. Ambalajlı ve kayıtlı ürünler; izlenebilirlik, denetim ve soğuk zincir güvencesiyle tüketiciye ulaşıyor. Tüketicinin güvenilir gıdaya erişimi açısından bu sistem büyük önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki süt ve süt ürünleri üretim tesislerimiz, satış noktalarımız yılın 365 günü 24 saat Tarım ve Orman Bakanlığımızın denetimindedir" dedi. "Süt sektörü ortak akılla yönetilmeli" Süt sektörünün yalnızca üretim değil, tarım, hayvancılık, halk sağlığı ve ekonomi açısından stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Çallı, sektörün günlük değil uzun vadeli politikalarla yönetilmesi gerektiğini söyledi. Yem maliyetlerinin üretici üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Çallı, sürdürülebilir üretim için çiftçinin Avrupalı rakipleri gibi desteklenmesinin zorunlu olduğunu ifade etti ve şunları ekledi: "Hayvan yeminin erişilebilir maliyetlere düşürülmesi için üreticinin desteklenmesi gerekiyor. Süt sektörünün günlük kararlarla değil, ortak akıl ve uzun vadeli politikalarla yönetilmesi büyük önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki; süt tü ketimindeki artış yalnızca halk sağlığına değil, üreticiye, kırsal kalkınmaya ve ülke ekonomisine de katkı sağlıyor." "Türkiye'nin güçlü süt sanayisi korunmalı" Türkiye süt sektörünün bugün 100'ü aşkın ülkeye süt ve süt ürünleri ihraç eden önemli bir üretici konumunda bulunduğunu belirten Çallı, 42 tesisin AB'ye ihracat onayına sahip olduğunu, bunun yanında farklı ülkelerden ihracat yetkisi alan çok sayıda modern tesisin de uluslararası standartlarda üretim gerçekleştirdiğini söyledi. "Türkiye'nin güçlü bir süt sanayisi var. Gıda güvenliği standartları yüksek, denetlenen ve kayıtlı üretim yapan işletmelerimiz hem iç pazarda hem ihracatta öneml i başarılar elde ediyor" diyen Çallı, 1 Haziran Dünya Süt Günü'nün toplumda sağlıklı beslenme bilincinin güçlendirilmesine katkı sağlamasını temenni etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkent’te Bayram Dayanışması Büyüdü Haber

Başkent’te Bayram Dayanışması Büyüdü

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), Kurban Bayramı’nda dayanışma ve paylaşma kültürünü Başkent’in dört bir yanında yaşattı. “Paylaştığın Senindir, Hemşehrini Sevindir” sloganıyla sürdürülen et bağışı kampanyası kapsamında hayırsever vatandaşlardan teslim alınan kurban payları, hijyenik koşullarda muhafaza edilerek ihtiyaç sahibi ailelere dağıtılmaya başlandı. Bayramın birinci ve ikinci günü Başkent’in farklı noktalarında kurulan bağış alanlarında teslim alınan kurban etleri, soğuk zincir araçlarıyla korunarak Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı ekipleri tarafından ailelere ulaştırılıyor. “DAYANIŞMAYI BÜYÜTMEK İÇİN SAHADAYIZ” Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı Personel Sorumlusu Ali Kemal Demir, bayram boyunca dayanışmayı büyütmek içi çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek şunları söyledi: “Bu bayramda da dayanışmanın en güzel örneklerinden birini hep birlikte yaşadık. Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak, Kurban Bayramı’nda hayırsever vatandaşlarımızın bizlere emanet ettiği kurban paylarını teslim aldık. Toplanan kurban etlerini hijyenik koşullarda ve soğuk zincir araçlarımızla muhafaza ederek, ihtiyaç sahibi ailelerimize ulaştırmaya başladık. Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı olarak dayanışmayı büyütmek için sahada çalışmalarımızı sürdürmeye devam ediyoruz. Bu anlamlı dayanışmaya destek veren tüm hemşehrilerimize teşekkür ederiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kütahya Blueberry Üretiminde Uluslararası Tarım Üssü Olmaya Hazırlanıyor Haber

Kütahya Blueberry Üretiminde Uluslararası Tarım Üssü Olmaya Hazırlanıyor

Kütahya Ticaret Borsası (KÜTBO) ile Hollanda Büyükelçiliği iş birliğinde hayata geçirilen “Blueberry / Yaban Mersini Yetiştiriciliği” odaklı proje, Türkiye’de tarım alanında son dönemin en dikkat çekici uluslararası iş birliklerinden biri olarak öne çıkıyor. Proje; eğitim, teknoloji transferi, yatırım, ihracat, sözleşmeli üretim ve yüksek katma değerli tarım modeliyle Kütahya’yı yeni nesil tarımın merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefliyor. Kütahya’da düzenlenen “Yaban Mersini (Blueberry) Yetiştiriciliği Eğitimi ve Uluslararası İş Birliği Buluşması”, projenin kamuoyuna açık en kapsamlı adımı oldu. Programa; Kütahya Valisi Musa Işın, Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, KÜTBO Yönetim Kurulu Başkanı Necati Gültekin, KÜTBO Onursal Başkanı Nafi Güral, Hollanda Ticaret Müsteşarı Niels Veenis, Hollanda Büyükelçiliği Tarım Müşaviri Yardımcısı Uğur Işın, Hollandalı sektör temsilcileri, yatırımcılar, üreticiler ve çok sayıda davetli katıldı. Toplantıda blueberry üretiminin yalnızca alternatif bir tarım ürünü değil; yüksek gelir sağlayan, ihracat potansiyeli taşıyan ve modern teknolojiyle desteklenen stratejik bir üretim modeli olduğu vurgulandı. Yapılan değerlendirmelerde Kütahya’nın, klasik tarım anlayışından yüksek katma değerli üretime geçişte önemli bir merkez olabileceği ifade edildi. Projede öne çıkan en önemli başlıklardan biri ise Hollanda’nın ileri tarım teknolojilerinin Kütahya’ya adapte edilmesi oldu. Hollandalı uzmanlar tarafından üreticilere; modern blueberry yetiştiriciliği, doğru çeşit seçimi, yüksek verim teknikleri, sulama yönetimi, iklim ve toprak optimizasyonu, kontrollü tarım uygulamaları, hasat sonrası depolama, paketleme süreçleri ve ihracata uygun kalite standartları konusunda kapsamlı eğitimler verildi. Yetkililer, projenin temel hedeflerinden birinin Hollanda’nın üretim modeli ile Türkiye’nin güçlü tarımsal potansiyelini bir araya getirmek olduğunu belirtti. Dünyanın en büyük ikinci tarım ihracatçısı konumundaki Hollanda’nın başarısının arkasında teknoloji, planlama, lojistik, soğuk zincir ve örgütlü üretim sistemi bulunduğuna dikkat çekildi. KÜTBO Yönetim Kurulu Başkanı Necati Gültekin, sürecin uzun süredir planlandığını belirterek Yeni Zelanda’daki başarılı örneklerin de incelendiğini ifade etti. Gültekin, “Hollandalı yetkililer projeye ve Kütahya’nın potansiyeline oldukça olumlu yaklaştı. Bu iş birliği yalnızca üretim değil, aynı zamanda bilgi ve teknoloji paylaşımı açısından da büyük önem taşıyor” dedi. KÜTBO Onursal Başkanı Nafi Güral ise projenin yalnızca tarımsal değil, aynı zamanda stratejik bir kalkınma modeli olduğuna dikkat çekti. Güral, “Yıllardır Kütahya’nın üretim gücüne, toprağına ve insan kaynağına inanıyoruz. Blueberry yatırımıyla birlikte yalnızca yeni bir tarım ürününü değil; teknolojiyle desteklenen, ihracat odaklı ve yüksek katma değer üreten yeni bir tarım vizyonunu Kütahya’ya kazandırmayı hedefliyoruz. Hollanda ile kurulan bu iş birliği sayesinde üreticilerimizin dünya standartlarında üretim yapabilmesi ve uluslararası pazarlara erişebilmesi için önemli bir adım atıyoruz. Biz bu projeyi sadece ekonomik değil; kırsal kalkınma, istihdam ve sürdürülebilir üretim açısından da stratejik bir yatırım olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı. Kütahya Valisi Musa Işın ise kentte yaklaşık 306 bin hektarlık tarım arazisi bulunduğunu belirterek, bölgenin iklim yapısının blueberry üretimi için uygun olduğunu söyledi. Yüksek katma değerli ürünlerin kırsal kalkınma açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken Işın, yatırım ve üretim süreçlerinde gerekli desteğin sağlanacağını ifade etti. Toplantıda yalnızca eğitim süreçleri değil, doğrudan ticari iş birlikleri de gündeme geldi. Hollandalı firmalar ile üreticiler arasında gerçekleştirilen B2B görüşmelerde; fide ve teknik ekipman tedariki, üretim altyapısı, lojistik zinciri, paketleme sistemleri ve Avrupa’ya ihracat modelleri üzerine kapsamlı temaslar gerçekleştirildi. Programın dikkat çeken başlıklarından biri de sözleşmeli üretim modeli oldu. Hollandalı firmaların üreticiye fide, teknik danışmanlık, üretim planlaması ve satın alma garantisi sunduğu sistemin Türkiye’de de uygulanabileceği belirtilirken, bu modelin üretici açısından önemli bir güven ortamı oluşturacağı ifade edildi. Uzmanlar, blueberry üretiminin saksılı sistemlerle yapılabilmesinin önemli avantajlar sunduğunu belirtti. Bu yöntem sayesinde küçük ve parçalı arazilerde dahi verimli üretim yapılabileceği, ayrıca hastalık durumunda bitkinin kolayca değiştirilebilmesinin üretici açısından önemli kolaylık sağladığı vurgulandı. Kadın kooperatiflerinin projeye dahil edilmesi konusu da toplantının öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Kadınların üretim süreçlerinde daha aktif rol alması ve kırsal ekonomiye daha güçlü şekilde katılması için çalışmalar yapılacağı belirtildi. Toplantıda Türkiye’nin blueberry üretimindeki avantajlarına da dikkat çekildi. Erkenci ve geç çeşitler sayesinde üretim sezonunun uzun bir döneme yayılabildiği, Türkiye’nin iklim avantajıyla dünya pazarında güçlü bir konuma ulaşabileceği belirtildi. Önümüzdeki 3-5 yıl içerisinde Türkiye’nin dünya blueberry pazarında ilk 10 üretici ülke arasına girebileceği ifade edildi. KÜTBO yetkilileri, Kütahya’daki tarım arazilerinin yalnızca yüzde 1’lik kısmının blueberry üretimine ayrılması durumunda dahi yüz milyonlarca euroluk ekonomik hacim oluşabileceğine dikkat çekti. Modern sera yatırımları, kontrollü üretim alanları, demo bahçeler ve uygulamalı eğitim merkezleriyle Kütahya’nın Türkiye’nin önemli blueberry üretim merkezlerinden biri haline getirilmesinin hedeflendiği belirtildi. Toplantının sonunda taraflar, Türkiye ile Hollanda arasındaki tarımsal iş birliğinin önümüzdeki dönemde daha da güçleneceği konusunda görüş birliğine vardı. Türkiye’nin üretim gücü ile Hollanda’nın teknoloji, know-how ve küresel pazarlama ağının birleşmesiyle güçlü bir tarım modeli oluşturulabileceği vurgulandı. Projeyle birlikte; gençlerin tarımda tutulması, modern üretim modellerinin yaygınlaştırılması, kooperatifleşmenin güçlendirilmesi ve yüksek katma değerli ürünlere yönelim konusunda ortak çalışmaların devam edeceği ifade edildi. Kütahya’nın önümüzdeki dönemde yalnızca Türkiye’de değil, Avrupa pazarında da adı anılan önemli bir blueberry üretim merkezi haline gelmesi hedefleniyor.

Süt Endüstrisi, Ulusal Süt Zirvesi’nde Buluştu Haber

Süt Endüstrisi, Ulusal Süt Zirvesi’nde Buluştu

500’den fazla katılımcı, 40 konuşmacı ve 100’ün üzerinde firmanın yer aldığı zirve, yoğun katılım ile başladı. Yerel Güç, Küresel Vizyon temasıyla sektörün en büyük buluşma noktası olan Ulusal Süt Zirvesi’nde; T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Ö. Volkan Ağar, T.C. Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Gümen ve Ulusal Süt Konseyi Başkanı Hamit Can açılış konuşmalarında sektöre dair önemli açıklamalarda bulundu… MAL VE HİZMET İHRACATIMIZ 391,8 MİLYAR DOLAR OLDU T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Ö. Volkan Ağar: Süt sektörü; kırsal kalkınmanın omurgası, çocuklarımızın sağlıklı beslenmesinin teminatı ve gıda arz güvenliğimizin en kritik unsurlarından biridir. Bu zirve, sadece bir toplantı değil; farklı başlıklardaki uzman panelleriyle, Sektörel Alım Heyetiyle ve Türkiye–Rusya Süt Ürünleri Ticaret Forumuyla, son derece dolu, kapsamlı ve hedef odaklı bir program sunuyor. Üreticiden ihracatçıya, akademiden kamuya kadar geniş bir katılımın sağlanacağı zirvede oluşacak bilgi paylaşımı ve iş birliklerinin, sektörümüze somut ve kalıcı katkılar getireceğine inanıyorum. Mal ve hizmet ihracatında hedefimiz olan 390 milyar doları aşarak, 391,8 milyar dolarlık bir ihracat hacmini yakaladık. Bu performans sayesinde Mayıs 2023’te 55,9 milyar dolar olan yıllık cari açık, Eylül 2025’te 20 milyar dolara kadar gerilemiş durumda. Bu güçlü tablo içinde tarım ürünleri ihracatımız da stratejik bir yer tutuyor. 2002 yılında 3,7 milyar dolar olan ihracatımız, 2024 yılında yaklaşık 8 kat artarak 32,6 milyar dolara yükseldi. 10,8 milyar dolarlık dış ticaret fazlasıyla ekonomimize önemli bir değer sağlayan sektörümüz, küresel pazardan aldığı payı istikrarlı biçimde artırarak, 2024 itibarıyla %1,5 pay ile 21’inci sıraya yükseldi. 2025 Ocak–Ekim döneminde ise tarım ve gıda sanayi ihracatımız 26,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti (%1 düşüş). SÜT ÜRÜNLERİ İHRACATIMIZ 2025 YILINDA 334 MİLYON DOLARA ULAŞTI Ülke olarak, Ortadoğu bölgesinin en büyük 3’üncü, Avrupa Birliği’nin en büyük 6’ncı tarımsal ürün tedarikçisi konumunda olduğumuzu dile getiren Ağar: “Bu büyük resmin içinde, süt ve süt ürünleri ihracatımız ise ayrı bir başarı hikâyesi yazıyor. 2023 yılında yaklaşık 266 milyon dolar (102 bin ton) olan sektör ihracatımız, 2024’te (%36’lık artışla) 363 milyon dolar (175 bin ton) seviyesine yükselmiş; 2025 yılının Ocak–Ekim döneminde ise (%19 artışla) 334 milyon dolara (158 bin ton) ulaşmıştır. Hem miktar hem değer bazında, üst üste iki yıldır güçlü ve çift haneli artışlar yakalayan bir sektörden söz ediyoruz. Süt tozu, tereyağı, peynir, yoğurt ve diğer işlenmiş süt ürünlerinde son iki yılda adeta bir “sıçrama dönemi” yaşıyoruz. 2024 yılı ihracat değerlerine baktığımızda, bir önceki yıla kıyasla süt tozunda %358, peynir altı suyunda %127, tereyağı ve süt bazlı yağlarda %97, yoğurtta ise %12 oranlarında artışlar göze çarpıyor. Süt ve süt mamullerini, basit bir emtia ihracatı gibi değil; teknoloji, hijyen altyapısı, soğuk zincir, Ar-Ge ve markalaşma gerektiren ürünler olarak değerlendirmemiz gerekiyor. Bugüne kadar, süt ve süt ürünleri sektöründe 5 UR-GE projesini başarıyla tamamlamış durumdayız. Yine sektörümüz özelinde, 2024 yılında 3, 2025 yılında ise 6 adet ticaret ve alım heyeti gerçekleştirdik. Zirve kapsamında, sadece süt sektörü özelinde kurgulanan ve Bakanlığımızca da desteklenen alım heyetiyle, Türk süt ürünlerini dünya alıcılarıyla doğrudan buluşturuyor, “marka Türkiye” hedefimiz doğrultusunda bir adım daha atıyoruz” dedi. KIRSALIN GELECEĞİ KADINLER VE GENÇLERLE ŞEKİLLENECEK T.C. Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Gümen: Bizim için süt sadece bir gıda ürünü değildir, bu ülkenin köklü hayvancılık kültürünün, aile işletmelerimizin kırsaldaki hayatın devamının sembolüdür. Devlet olarak görevimiz bu geleneği koruyarak geleceğe taşımak, tüketicimizin alın terini, tüketicimizin sofrasını, ülkenin gıda güvenliğini aynı anda gözeten dengeli bir yapı kurmaktır. Ulusal Süt Zirvesi vesilesiyle hem bugünümüzü hem de yarınlarımızı yakından ilgilendiren hayvancılık ve süt politikalarımızı sizlerle paylaşmaktan büyük büyük memnuniyet duyuyorum. Değerli katılımcılar sayın bakanımızın geçtiğimiz yıl açıkladığı 2024-2028 hayvancılık yol haritasının uzun yıllardır konuşulan üretim planlanması sözleşmeli üretim ve destekleme modelini eşzamanlı olarak hayata geçirdik. O günden beri olan tüm adımlar bir planın parçası olarak uygulanmaktadır. Tüm bu unsurlar ve özellikle ilk defa üç yıllık olarak açıklanan yeni hayvancılık destekleme modeli ile öngörülebilirliği sağladık. Ayrıca “kırsalda bereket hayvancılığa destek” projesi ve “güçlü üretim projesi” gibi çok önemli iki projeyi ve hastalıkta işletme eylem planını hayata geçirerek üretim planlamamızı bölgenin kaba yem potansiyelini, su kaynaklarını, iklim özelliklerini, pazar erişimini dikkate alarak kurguladık. Bu sayede hem kaynaklarımızı daha etkin kullandık hem de üretimimizi geleceğin piyasa koşullarına hazırlamaya çalıştık. Planlı yönetimle birlikte hayvancılık destekleri ile bu planlamayı güçlendirecek şekilde yönlendirdik. Tarımsal destekleri sadece para veren anlayışla değil yön veren şekilde kurguladık. Hayvancılık desteklerimizi kayıtlı üretimi teşvik eden, verimliliği artıran, kaliteyi inceleyen ve üretimi ödüllendiren bir yapıya dönüştürdük. Kırsalın geleceği gençlerle ve kadınlarla birlikte şekillenecek. Bu nedenle hayvancılık desteklerinde kadın ve genç çiftçilerimizi özellikle öne çıkardık. Hibe oranlarında ilave puanla bazı çağrılarda kadın ve genç üreticilerimize özel başvuru imkanları tanıyarak kırsalda yeni bir dinamizm kazandırmayı hedefliyoruz. Amacımız; gençlerin ve kadınların görünmeyen emeğini görünür kılmak ve yönetici, girişimci ve işletme sahibi olarak öne çıkmalarını teşvik etmek. Bu nedenle kadın ve genç girişimciler ile aile işletmelerini destekleme politikalarında pozitif ayrımcılık uyguladık” açıklamasında bulundu. ÜRETİMDEN TÜKETİME KADAR BİLİMSEL YAKLAŞIMLR BENİMSENMELİ Ulusal Süt Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Hamit Can: “Bu zirveyi düzenlemekteki temel amacımız üreticiden tüketiciye kadar uzanan değer zincirinin tüm halkalarının daha dinamik daha verimli ve uyumlu çalışması için gerekenleri ortaya çıkarmak, sorunların giderilmesini sağlamak. Hedefimiz “YEREK GÜÇ KÜRESEL VİZYON” mottosu ile hayata geçirdiğimiz bu zirvenin 2 yılda bir yapılıp uluslararası bir statüye getirebilmek. Süt sektörü, Türkiye’nin en geniş ve en köklü alanlarından birisi. Üretimden tüketime kadar her aşamada bilimsel yaklaşım, izlenebilirlik ve kalite odaklı çalışma artık tartışmasız bir zorunluluk. Sektör olarak elbette zorluklarımız var. Artan üretim maliyetleri, iklim değişikliğinin etkileri, yem ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, uluslararası rekabet… Ama şunu çok iyi biliyoruz: Bu ülkenin süt sektörü, her dönem koşullara uyum sağlayarak ayakta kalmayı başardı. Bugün de yeni çözümler üretme zamanı. Verimliliği artıran teknolojiler, kayıpları azaltan yöntemler, üreticiyi güçlendiren modeller, gıda güvenliği ilkeleri çerçevesinde tüketicilerin süt ürünlerine erişimini temin edecek uygulamalar… Ulusal Süt Zirvesi bu nedenle büyük önem taşıyor; Buradan çıkacak her fikir, üreticinin cebine, sanayicinin fabrikasına, tüketicinin sofrasına dokunacak kadar gerçek bir etkiye sahip olacak” dedi. Zirve kapsamında interaktif paneller, fuar alanı, sosyal etkinlikler ve medya görünürlüğü gibi pek çok fırsat sunuluyor. Türkiye’nin dört bir yanından gelecek olan sektör temsilcileri ve uluslararası katılımcılar, sektördeki yenilikleri paylaşarak süt endüstrisinin geleceğini şekillendirecek. Yerel Güç, Küresel Vizyon temasıyla düzenlenecek zirve, sektöre yön veren önemli bir platform olarak öne çıkıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.