Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sorumluluk

Kapsül Haber Ajansı - Sorumluluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sorumluluk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

RUMELİSİAD’da Ali Mutlu Dönemi Haber

RUMELİSİAD’da Ali Mutlu Dönemi

Rumeli kökenli girişimcilerin Türkiye’deki ve Balkanlardaki sesi olmak ve dünyaya tanıtmak vizyonu ile çalışmalarını sürdüren Rumelili Yönetici Sanayici ve İşadamları Derneği (RUMELİSİAD), Olağan Genel Kurulu düzenledi. Genel kurulda RUMELİSİAD Başkanlığı görevini Murat Evke’den devralan Ali Mutlu, yeni dönemde birlik ve beraberliği güçlendiren, üyeler arasındaki ticari ilişkileri geliştiren, genç ve kadın girişimcileri destekleyen, uluslararası iş birliklerini artıran bir yönetim anlayışıyla hareket edeceklerini söyledi. Yoğun katılım oldu Öte yandan, RUMELİSİAD’ın 2026-2028 dönemi yönetiminin belirlendiği Olağan Genel Kurul Toplantısı, iş dünyası ve kent protokolünün geniş katılımıyla gerçekleştirildi. Genel Kurul’a Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, BALGÖÇ Genel Başkanı Emin Balkan, AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, akademik oda başkanları, RUMELİSİAD üyeleri ve iş dünyasından çok sayıda davetli katıldı. “Bu görevi bir makam değil, hizmet ve sorumluluk görevi olarak görüyorum” Genel kurulda üyelere ve davetlilere seslenen RUMELİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Mutlu, üstlendiği görevin taşıdığı sorumluluğun bilincinde olduklarını belirterek, RUMELİSİAD’ın yalnızca bir iş insanları derneği değil; ortak kültür, dayanışma, girişimcilik ve üretim değerleri etrafında buluşan güçlü bir yapı olduğunu vurguladı. Mutlu, “RUMELİSİAD Başkanlığı gibi önemli bir görevi üstlenmenin gururunu yaşarken, aynı zamanda bu görevin getirdiği büyük sorumluluğun da farkındayım. Ben bu görevi bir makam olarak değil, bir hizmet ve sorumluluk görevi olarak görüyorum. Çünkü RUMELiSİAD sadece bir iş insanları derneği değildir. Geçmişiyle, kültürüyle, dayanışmasıyla, girişimci ruhuyla ve güçlü insan kaynağıyla çok değerli bir ailedir” dedi. Yeni dönemde en önemli hedeflerinden birinin üyeler arasındaki iletişimi ve iş birliğini daha ileri taşımak olacağını ifade eden Mutlu; farklı sektörlerde faaliyet gösteren üyelerin tecrübelerinden daha fazla yararlanabilecekleri, ticari ilişkilerin gelişeceği ve yeni iş birliklerinin önünün açılacağı bir yapı oluşturmayı hedeflediklerini kaydetti. Bursa’dan Balkanlar’a yeni iş birlikleri Bursa’nın Türkiye’nin en önemli üretim ve ihracat merkezlerinden biri olduğuna dikkat çeken Ali Mutlu, RUMELİSİAD’ın kentin ekonomik gücü içerisinde daha etkin bir rol üstlenmesini hedeflediklerini belirtti. Mutlu, “Önümüzdeki dönemde üyelerimizin birbirleriyle ticaret yapmasını kolaylaştıran, yeni iş bağlantıları oluşturan, farklı sektörleri bir araya getiren ve özellikle uluslararası pazarlara açılmayı destekleyen çalışmalar gerçekleştirmek istiyoruz. Birlikte hareket eden bir RUMELİSİAD’ın sadece kendi üyelerine değil, Bursa’nın ve Türkiye’nin ekonomik hayatına da daha fazla katkı sağlayabileceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı. Rumeli kökenli girişimcilerin Türkiye’deki ve Balkanlar’daki sesi olmak ve bu girişimcilik gücünü dünyaya tanıtmak vizyonuyla faaliyetlerini sürdüren RUMELİSİAD’ın yeni dönemde uluslararası bağlantılarını da güçlendirmeyi amaçladığını ifade eden Mutlu, üyelerin yeni pazarlara erişimini ve iş dünyası arasındaki köprülerin gelişmesini destekleyen çalışmalara ağırlık vereceklerini kaydetti. Genç ve kadın girişimcilere daha güçlü destek Yeni dönemin önemli çalışma alanlarından birinin genç girişimciler olacağını belirten Mutlu, RUMELİSİAD bünyesindeki tecrübe birikiminin genç kuşaklara aktarılmasının önemine dikkat çekti. Gençlerin fikirlerinden, enerjisinden ve yenilikçi bakış açısından daha fazla yararlanacaklarını ifade eden Mutlu, kadın iş insanları ve girişimcilerin dernek içerisindeki etkinliğinin artırılmasının da öncelikleri arasında yer alacağını söyledi. Başarıyı yalnızca şirketlerin büyümesi üzerinden değerlendirmediklerini belirten Mutlu, “Başarı; daha fazla insanın istihdam edilmesi, daha fazla üretim yapılması, daha fazla ihracat gerçekleştirilmesi ve topluma daha fazla değer kazandırılmasıdır” diye konuştu. “Ben değil, biz anlayışıyla hareket edeceğiz” Rumeli kültürünün en güçlü özelliklerinden birinin dayanışma olduğunu vurgulayan Mutlu, yeni yönetim döneminin temel yaklaşımının ortak akıl ve katılımcılık olacağını dile getirdi. Mutlu şöyle devam etti: “Dönemimiz boyunca ‘Ben’ değil, ‘Biz’ anlayışıyla hareket edeceğiz. Hep birlikte, ortak akılla ve aynı hedefe yürüdüğümüzde yapabileceklerimizin sınırı yok. Kapımız herkese açık olacak. Fikri olanın, projesi olanın, derdi olanın, önerisi olanın yanında olacağız. Üyelerimizin sesini dinleyecek; şeffaf, ulaşılabilir ve katılımcı bir yönetim anlayışıyla hareket edeceğiz.” Bugüne kadar RUMELİSİAD’a hizmet eden başkanlara, yönetim kurullarına ve üyelere teşekkür eden Mutlu, geçmiş dönemlerden devraldıkları kurumsal mirası daha ileri taşıma sorumluluğuyla hareket edeceklerini ifade ederek, “Bu bayrağı aldığımız yerden daha yukarıya taşımak için elimizden gelen bütün gayreti göstereceğiz. RUMELİSİAD’ımızı daha güçlü, daha etkili ve daha itibarlı bir geleceğe hep birlikte taşıyalım. Bu görev hepimizin, bu başarı hepimizin, bu güzel aile hepimizin” dedi. RUMELİSİAD’ın 2026-2028 dönemi yönetimi belli oldu Olağan Genel Kurul Toplantısı sonucunda RUMELİSİAD’ın 2026-2028 döneminde görev yapacak Yönetim Kurulu, Denetleme Kurulu ve Disiplin Kurulu üyeleri de belirlendi. Yönetim Kurulu Asil Üyeleri: Ali Mutlu, Serhat Aytı, Fahrettin Arabacı, Sinan Alp, Seyhan Merter Yaran, Gürol Ferik, Pınar Özkeserli, İlhan Altay, Dinçer Suyabakan, Ceren Oğul, Yusuf Levent Uğurlu. Yönetim Kurulu Yedek Üyeleri: Nadir Demirbaş, Levent Oruç, Uğur Akın, Önder Plana, Ilgın Cenkçiler, Serhat Ünver, Caner Yaran, Gülben Ardahan Çetin, Hakan Tezelli, Gökhan Molla, Tahsin Maçan. Denetleme Kurulu Asil Üyeleri: Ersin Birnican, Tolga Bacak, Rıdvan Türkçü. Denetleme Kurulu Yedek Üyeleri: Necdet Rodoplu, Arman Esen, Yeliz Mali. Disiplin Kurulu Asil Üyeleri: Serhan Dede, Eliz Güney, Birtan Kaan Saat. Disiplin Kurulu Yedek Üyeleri: Ömer Ulga, Esra Aydın Ekici, Ömer Sarper Sinanoğlu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Pet Grup, Hayvan Sevgisini Yıl Boyu Yaşatıyor Haber

Anadolu Pet Grup, Hayvan Sevgisini Yıl Boyu Yaşatıyor

Evcil hayvanların yaşamımızdaki yerine ve ihtiyaçlarına karşı duyarlılığın önemine dikkat çekmek amacıyla 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü kapsamında özel bir iletişim çalışmasına imza atan Anadolu Pet Grup, hayvanların yaşam koşullarının iyileştirilmesine yönelik sosyal sorumluluk çalışmalarını yıl boyunca sürdürüyor. Bu yıl, Instagram’da paylaştığı video ve fotoğraflarla beğeni toplayan ve geniş izleyici kitlesine ulaşan sanatçı Dinçer İşgel ile gerçekleştirilen iş birliği kapsamında hazırlanan video çalışmasında, hayvanlarla kurduğumuz bağın yanı sıra onların ihtiyaçlarına duyarlı olmanın ve yaşamlarına katkı sağlamanın önemine odaklanılıyor. Anadolu Pet Grup, 4 Ekim’i yalnızca özel bir gün iletişimi olarak değil, hayvanların yaşam koşullarının iyileştirilmesine yönelik sorumluluğun yıl boyunca devam etmesi gerektiğine dikkat çekmek için önemli bir farkındalık günü olarak değerlendiriyor. Bu doğrultuda sivil toplum kuruluşlarıyla gerçekleştirilen uzun soluklu iş birliklerine imza atan ve son dört yılda sivil toplum kuruluşlarına 100 tondan fazla mama desteğinde bulunan şirketin bu iş birlikleri de sosyal sorumluluk yaklaşımının önemli bir parçasını oluşturuyor. Sanatçı Dinçer İşgel ile 4 Ekim’e özel iş birliği gerçekleştirildi Anadolu coğrafyasında insan ve hayvan arasındaki doğal, içten ve güçlü bağdan ilham alan iş birliği, hayvanlarla birlikte yaşam kültürünü sevgi kadar merhamet, sorumluluk, aidiyet ve paylaşma değerleri üzerinden ele alıyor. Sanatçı Dinçer İşgel’in hayvanlarla kurduğu samimi bağ ve bu ilişkiyi görünür kılan içerik yaklaşımı ile Anadolu Pet Grup’un 40 yıla yaklaşan şirket kültürünün temelinde yer alan duyarlılık ve sorumluluk anlayışı bu projede buluşuyor. Hazırlanan video çalışmasında, kedi ve köpeklerle kurulan bağın yalnızca hayvan sevgisiyle sınırlı olmadığı; birlikte yaşama kültürünün, karşılıklı sorumluluğun ve paylaşmanın da önemli bir parçası olduğu vurgulanırken, Anadolu Pet Grup’un bu alandaki yaklaşımının samimi ve toplumsal karşılığı olan bir anlatımla daha görünür hale getirilmesi amaçlanıyor. HAÇİKO’ya 2022’den bu yana yaklaşık 70 ton mama desteği Anadolu Pet Grup’un evcil hayvanların ihtiyaçlarına yönelik uzun soluklu çalışmalarından biri, 2022 yılından bu yana HAÇİKO (Hayvanları Çaresizlik ve İlgisizlikten Koruma Derneği) ile sürdürülen iş birliği. Bu kapsamda bugüne kadar yaklaşık 70 ton Hill’s mama desteği sağlanırken, düzenli nakdi katkılar da devam ediyor. Anadolu Pet Grup, 2026 yılı içerisinde eylül ayı da dahil olmak üzere toplamda HAÇİKO’ya toplam 20,32 ton mama gönderimi gerçekleştirdi. ENCANDER ile özel gereksinimli hayvanlara yönelik destek Anadolu Pet Grup’un yaklaşık 1,5 yıldır iş birliği içinde olduğu ENCANDER (Engelli ve Muhtaç Hayvanları Yaşatma ve Koruma Derneği) ile yürüttüğü çalışmalar ise özellikle engelli ve özel gereksinimli kedi ve köpeklerin beslenme, bakım ve tedavi süreçlerine katkı sağlamaya odaklanıyor. ENCANDER bünyesinde görev yapan veteriner hekimlerle iletişim halinde ihtiyaçları değerlendiren Anadolu Pet Grup, mama desteklerini mevcut ihtiyaçlara göre planlayarak düzenli gönderimler gerçekleştiriyor. Bugüne kadar yaklaşık 20 ton mama desteği sağlayan Anadolu Pet Grup, 400’den fazla engelli hayvanın tedavi sürecine katkıda bulundu. Düzenli nakdi desteklerini de bu iş birliği kapsamında sürdüren şirket, ENCANDER’a 2026 yılı içerisinde eylül ayı da dahil olmak üzere toplamda 22,5 ton mama gönderimi yaptı. Anadolu Pet Grup, ENCANDER ile yürüttüğü çalışmayı uzun vadeli bir iş birliği olarak değerlendirirken, önümüzdeki dönemde de beslenme, bakım ve tedavi süreçlerine yönelik desteklerini ihtiyaçlar doğrultusunda sürdürmeyi ve daha fazla hayvana ulaşılmasına katkı sağlamayı amaçlıyor. “Yeni Yuvam” ile sahipsiz hayvanların yeni yuvalarına kavuşmasına destek Anadolu Pet Grup’un sosyal sorumluluk çalışmaları yalnızca doğrudan desteklerle sınırlı kalmıyor. “Yeni Yuvam” projesiyle sahipsiz hayvanların sahiplenilmesine yönelik farkındalığın artırılması ve hayvanların yeni yuvalarına ulaşmasına katkı sağlanması hedefleniyor. Proje, sahipsiz hayvanların sıcak ve güvenli yuvalara kavuşmasının yanı sıra, sahiplenmenin önemine dikkat çekerek toplumda kalıcı bir farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. Proje kapsamında Anadolu Pet Grup, yeni yuvalarına kavuşan hayvanların ilk günlerine özel ürün paketleriyle destek sağlıyor. Kurtaranev’e, 1.5 ton mama desteği Anadolu Pet Grup, sahiplendirilmeyi bekleyen hayvanlara yeni yuvalarına kavuşana kadar güvenli bir yaşam alanı sunan Kurtaran Ev’e 1,5 ton mama desteğinde bulundu. Bu destekle, Kurtaran Ev’in bakımını üstlendiği hayvanların beslenme ihtiyaçlarına katkı sağlandı. “Hayvanların ihtiyaçlarına duyarlılık bir güne sığmamalı” Anadolu Pet Grup Kurumsal İletişim ve Pazarlama Direktörü Aslı Üçüncü Alpagut, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’nün hayvanların ihtiyaçlarına yönelik farkındalığı güçlendirmek için önemli bir vesile olduğunu belirterek şunları söyledi: “Hayvanların yaşam koşullarının iyileştirilmesini tek bir güne veya dönemsel bir kampanyaya indirgemeden, uzun vadeli bir sorumluluk alanı olarak görüyoruz. HAÇİKO ve ENCANDER ile sürdürdüğümüz iş birliklerimiz, ‘Yeni Yuvam’ projemiz ve farklı paydaşlarımızla hayata geçirdiğimiz çalışmalar bu yaklaşımımızın birbirini tamamlayan parçaları. Bizim için temel yaklaşım ‘4 Ekim’de hatırlamak, yıl boyunca destek olmak.’ Bu yıl sanatçı Dinçer İşgel ile gerçekleştirdiğimiz özel iş birliği kapsamında hazırladığımız video içeriğinde de Anadolu coğrafyasında insan ve hayvan arasında yüzyıllardır var olan doğal ve içten bağa odaklandık. Dinçer İşgel’in yaklaşımı ile Anadolu Pet Grup’un 40 yıla yaklaşan şirket kültürünün temelinde yer alan sevgi, sorumluluk ve birlikte yaşam anlayışını aynı anlatıda buluşturmayı amaçladık. Hayvanlarla kurduğumuz bağın yalnızca sevgiyle değil, onların ihtiyaçlarını gözetmek ve yaşamlarına katkı sunmakla da anlam kazandığına inanıyoruz. Hayvanların yaşamına dokunan duyarlılık yalnızca bir güne sığmıyor. Farkındalığın, dayanışmanın ve desteğin yıl boyunca devam etmesi; daha fazla hayvanın yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve güvenli yuvalara kavuşması için büyük önem taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Angela Merkel’in Merakla Beklenen Kitabı Okurla Buluştu Haber

Angela Merkel’in Merakla Beklenen Kitabı Okurla Buluştu

Almanya’yı 2005’ten 2021’e kadar yöneten Angela Merkel, on altı yıllık şansölyelik döneminin bilinmeyen yönlerini Özgürlük: Anılar 1954–2021 kitabında okurla buluşturuyor. Yakın tarihin en kritik gelişmelerine karar masalarının başından tanıklık eden Merkel; kriz dönemlerinde alınan kararları, siyasi tercihlerin ardındaki koşulları ve kapalı kapılar ardında yürütülen diplomasi trafiğini kendi gözünden anlatıyor. KRİZ MASALARINDA GEÇEN ON ALTI YIL Merkel’in görev dönemi, Avrupa ve dünya siyasetinde dengelerin yeniden kurulduğu yıllara karşılık geliyor. Avro Bölgesi’ni sarsan ekonomik kriz, Avrupa Birliği’nin geleceğine ilişkin tartışmalar, göç hareketleri, NATO’nun yönü, Ukrayna meselesi ve Rusya ile yürütülen zorlu ilişkiler kitabın ana gündemini oluşturuyor. Kitabında Beyaz Saray’dan Kremlin’e uzanan yoğun görüşme trafiğine yer veren Merkel, Vladimir Putin başta olmak üzere dünya liderleriyle yaptığı temasları da kendi tanıklığı üzerinden anlatıyor. Görüşmelerde yaşanan gerilimleri, ülkeler arasındaki çıkar çatışmalarını ve ortak karar almanın giderek zorlaştığı dönemleri içeriden bir bakışla ele alıyor. TARTIŞILAN KARARLARINI YENİDEN DEĞERLENDİRİYOR Özgürlük: Anılar 1954–2021, yaşanan gelişmeleri kronolojik olarak sıralamakla yetinmiyor. Merkel, görevde olduğu yıllarda aldığı ve etkileri uzun süre tartışılan kararları aradan geçen zamanın ardından yeniden değerlendiriyor. Hangi seçeneklerle karşı karşıya kaldığını, hangi riskleri gözettiğini ve tercihlerini hangi gerekçelerle yaptığını açıklıyor. Kitapta iktidar, sorumluluk ve özgürlük arasındaki ilişki de önemli bir yer tutuyor. Merkel, siyasi gücün sınırlarını ve kriz dönemlerinde karar almanın taşıdığı sorumluluğu hem Almanya hem de Avrupa’nın geleceği üzerinden tartışıyor. YAKIN TARİHE KARARLARIN MERKEZİNDEN BAKIŞ Kasım 2024’te dünya genelinde yayımlanan ve otuzdan fazla dile çevrilen eser, yakın siyasi tarihin en etkili aktörlerinden birinin gözünden dönemin kapsamlı bir kaydını sunuyor. Avrupa’nın son yıllarda geçirdiği dönüşümü, liderler arasındaki güç mücadelelerini ve dünya siyasetinin kritik dönemeçlerini anlamak isteyen okurlar için hazırlanan Özgürlük: Anılar 1954–2021, 720 sayfalık Türkçe baskısıyla satışa sunuldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Araştırmalara Göre Gençlerin Başarısında IQ’dan Daha Güçlü Etken Disiplin  Haber

 Araştırmalara Göre Gençlerin Başarısında IQ’dan Daha Güçlü Etken Disiplin 

2005 yılında yayımlanan bir araştırmada, 8. sınıf öğrencileri üzerinde yapılan çalışmada öz-disiplinin; notlar, devam durumu, standart başarı testleri ve seçici lise programlarına yerleşme gibi sonuçları öngörmede IQ'dan iki kattan fazla varyans açıkladığı belirlendi. Bu veriler, gençlerin potansiyelini ortaya çıkarmasında zekâ kadar disiplinli ve sürdürülebilir bir çalışma alışkanlığının da önem taşıdığını gösteriyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı ve Nefa Gençlik ve Ticaret Platformu Kurucusu Mehmet Konuralp Yılmaz, gençlerin başarısının yalnızca sahip oldukları yetenekle değil, bu yeteneği nasıl geliştirdikleriyle ölçülmesi gerektiğini belirtti… “Zekâ bir avantaj olabilir ancak başarıyı tek başına açıklamaz” Gençlerin eğitim ve kariyer yolculuğunda zekânın önemli bir başlangıç avantajı sağlayabileceğini ifade eden Mehmet Konuralp Yılmaz, başarıyı kalıcı hale getiren unsurun ise disiplin ve süreklilik olduğunu söyledi. Yılmaz, “Zekâ, kişinin bir konuyu hızlı kavramasını veya problem karşısında farklı çözümler üretebilmesini sağlayabilir. Ancak sahip olunan potansiyelin başarıya dönüşmesi için o potansiyelin düzenli biçimde işlenmesi gerekiyor. Bunun için de disiplin, sabır ve istikrar gerekiyor. Bir başka ifadeyle zekâ başlangıç noktası olabilir ama asıl farkı, o yeteneğin üzerine ne kadar istikrarlı çalışıldığı yaratıyor” dedi. Araştırmalar da disiplinin önemine işaret ediyor Mehmet Konuralp Yılmaz’ın değerlendirmeleri, eğitim psikolojisi alanındaki araştırmalarla da örtüşüyor. Duckworth ve Seligman tarafından gerçekleştirilen ve 2005 yılında yayımlanan çalışmada, iki ayrı örneklemde toplam 304 8. sınıf öğrencisinin öz-disiplin düzeyleri incelendi. Araştırmacılar, öz-disiplinin öğrencilerin final notları, okul devamlılığı, standart başarı testleri ve seçici lise programlarına yerleşme gibi sonuçlarını öngörmede IQ'dan iki kattan fazla varyans açıkladığını ortaya koydu. Üstelik öz-disiplinin final notları üzerindeki etkisi, önceki dönem notları, başarı testleri ve ölçülen IQ kontrol edildiğinde de devam etti. Bir başka araştırmada ise “grit” olarak tanımlanan, uzun vadeli hedeflere yönelik azim ve kararlılığın, farklı başarı sonuçlarındaki varyansın ortalama yüzde 4'ünü açıkladığı; bunun eğitim düzeyi, üniversite not ortalaması ve bazı seçme süreçleri gibi farklı alanlarda gözlemlendiği belirtildi. “Gençlere sadece sonuç değil, süreç de öğretilmeli” Bu verilerin gençlerin eğitim anlayışı açısından önemli mesajlar taşıdığını belirten Yılmaz, gençlerin yalnızca sınav sonuçları veya kısa vadeli başarılarla değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. “Gençlerimize sadece ‘başarılı ol’ demek yeterli değil. Onlara hedef koymayı, plan yapmayı, zamanlarını yönetmeyi ve başarısız olduklarında yeniden denemeyi de öğretmeliyiz. Çünkü eğitim yalnızca bilgi aktarmak değildir; aynı zamanda karakter, sorumluluk ve çalışma disiplini kazandırma sürecidir. Bir gencin sahip olduğu zekâ ne kadar yüksek olursa olsun, bunu geliştirecek bir çalışma alışkanlığı yoksa potansiyelinin tamamını kullanması zorlaşabilir” diye konuştu. “Asıl mesele zekâ ile disiplini birlikte geliştirebilmek” Başarılı gençlerin ortak özelliğini yalnızca zekâ ya da yalnızca disiplin üzerinden tanımlamanın doğru olmayacağını vurgulayan Yılmaz, iki unsurun birbirini tamamladığını söyledi. Yılmaz, “Bence doğru soru ‘zekâ mı, disiplin mi?’ değil; ‘zekâyı disiplinle nasıl birleştirebiliriz?’ olmalı. Zekâ yeni fikirlerin ve çözümlerin kapısını açabilir. Disiplin ise o fikrin peşinden gitmeyi, tekrar tekrar denemeyi ve sonuç alıncaya kadar çalışmayı sağlar. Buna merak, özgüven, sabır ve doğru eğitim ortamı da eklendiğinde gençlerin potansiyellerini gerçek bir başarıya dönüştürmeleri mümkün olur” ifadelerini kullandı. Gençlerin geleceğe hazırlanmasında ailelere, eğitim kurumlarına ve iş dünyasına da önemli sorumluluklar düştüğünü belirten Mehmet Konuralp Yılmaz, gençlerin sadece başarılarının değil, gelişim süreçlerinin de desteklenmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Araştırmalara Göre Gençlerin Başarısında IQ’dan Daha Güçlü Etken Disiplin Haber

Araştırmalara Göre Gençlerin Başarısında IQ’dan Daha Güçlü Etken Disiplin

2005 yılında yayımlanan bir araştırmada, 8. sınıf öğrencileri üzerinde yapılan çalışmada öz-disiplinin; notlar, devam durumu, standart başarı testleri ve seçici lise programlarına yerleşme gibi sonuçları öngörmede IQ'dan iki kattan fazla varyans açıkladığı belirlendi. Bu veriler, gençlerin potansiyelini ortaya çıkarmasında zekâ kadar disiplinli ve sürdürülebilir bir çalışma alışkanlığının da önem taşıdığını gösteriyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı ve Nefa Gençlik ve Ticaret Platformu Kurucusu Mehmet Konuralp Yılmaz, gençlerin başarısının yalnızca sahip oldukları yetenekle değil, bu yeteneği nasıl geliştirdikleriyle ölçülmesi gerektiğini belirtti… “Zekâ bir avantaj olabilir ancak başarıyı tek başına açıklamaz” Gençlerin eğitim ve kariyer yolculuğunda zekânın önemli bir başlangıç avantajı sağlayabileceğini ifade eden Mehmet Konuralp Yılmaz, başarıyı kalıcı hale getiren unsurun ise disiplin ve süreklilik olduğunu söyledi. Yılmaz, “Zekâ, kişinin bir konuyu hızlı kavramasını veya problem karşısında farklı çözümler üretebilmesini sağlayabilir. Ancak sahip olunan potansiyelin başarıya dönüşmesi için o potansiyelin düzenli biçimde işlenmesi gerekiyor. Bunun için de disiplin, sabır ve istikrar gerekiyor. Bir başka ifadeyle zekâ başlangıç noktası olabilir ama asıl farkı, o yeteneğin üzerine ne kadar istikrarlı çalışıldığı yaratıyor” dedi. Araştırmalar da disiplinin önemine işaret ediyor Mehmet Konuralp Yılmaz’ın değerlendirmeleri, eğitim psikolojisi alanındaki araştırmalarla da örtüşüyor. Duckworth ve Seligman tarafından gerçekleştirilen ve 2005 yılında yayımlanan çalışmada, iki ayrı örneklemde toplam 304 8. sınıf öğrencisinin öz-disiplin düzeyleri incelendi. Araştırmacılar, öz-disiplinin öğrencilerin final notları, okul devamlılığı, standart başarı testleri ve seçici lise programlarına yerleşme gibi sonuçlarını öngörmede IQ'dan iki kattan fazla varyans açıkladığını ortaya koydu. Üstelik öz-disiplinin final notları üzerindeki etkisi, önceki dönem notları, başarı testleri ve ölçülen IQ kontrol edildiğinde de devam etti. Bir başka araştırmada ise “grit” olarak tanımlanan, uzun vadeli hedeflere yönelik azim ve kararlılığın, farklı başarı sonuçlarındaki varyansın ortalama yüzde 4'ünü açıkladığı; bunun eğitim düzeyi, üniversite not ortalaması ve bazı seçme süreçleri gibi farklı alanlarda gözlemlendiği belirtildi. “Gençlere sadece sonuç değil, süreç de öğretilmeli” Bu verilerin gençlerin eğitim anlayışı açısından önemli mesajlar taşıdığını belirten Yılmaz, gençlerin yalnızca sınav sonuçları veya kısa vadeli başarılarla değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. “Gençlerimize sadece ‘başarılı ol’ demek yeterli değil. Onlara hedef koymayı, plan yapmayı, zamanlarını yönetmeyi ve başarısız olduklarında yeniden denemeyi de öğretmeliyiz. Çünkü eğitim yalnızca bilgi aktarmak değildir; aynı zamanda karakter, sorumluluk ve çalışma disiplini kazandırma sürecidir. Bir gencin sahip olduğu zekâ ne kadar yüksek olursa olsun, bunu geliştirecek bir çalışma alışkanlığı yoksa potansiyelinin tamamını kullanması zorlaşabilir” diye konuştu. “Asıl mesele zekâ ile disiplini birlikte geliştirebilmek” Başarılı gençlerin ortak özelliğini yalnızca zekâ ya da yalnızca disiplin üzerinden tanımlamanın doğru olmayacağını vurgulayan Yılmaz, iki unsurun birbirini tamamladığını söyledi. Yılmaz, “Bence doğru soru ‘zekâ mı, disiplin mi?’ değil; ‘zekâyı disiplinle nasıl birleştirebiliriz?’ olmalı. Zekâ yeni fikirlerin ve çözümlerin kapısını açabilir. Disiplin ise o fikrin peşinden gitmeyi, tekrar tekrar denemeyi ve sonuç alıncaya kadar çalışmayı sağlar. Buna merak, özgüven, sabır ve doğru eğitim ortamı da eklendiğinde gençlerin potansiyellerini gerçek bir başarıya dönüştürmeleri mümkün olur” ifadelerini kullandı. Gençlerin geleceğe hazırlanmasında ailelere, eğitim kurumlarına ve iş dünyasına da önemli sorumluluklar düştüğünü belirten Mehmet Konuralp Yılmaz, gençlerin sadece başarılarının değil, gelişim süreçlerinin de desteklenmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yalova Belediyesi'nden Çevre Duyarlılığı Çağrısı Haber

Yalova Belediyesi'nden Çevre Duyarlılığı Çağrısı

Yalova Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, kent genelinde vatandaşların yoğun olarak kullandığı sahil, park, bahçe ve yeşil alanlarda çevre temizliğine yönelik bilgilendirme ve farkındalık çalışması gerçekleştirdi. Özellikle Yalova sahili, Gazipaşa Caddesi, 17 Ağustos Parkı ve Akasya Parkı başta olmak üzere toplu yaşam alanlarında, park ve bahçelerde ve vatandaşların piknik yaptığı yeşil alanlarda gerçekleştirilen çalışmalarda, ortak kullanım alanlarının temiz ve düzenli tutulmasının önemi vatandaşlara aktarıldı. Ekipler, vatandaşlarla birebir görüşerek piknik ve dinlenme sonrasında ortaya çıkan çöplerin çevreye bırakılmaması, uygun çöp kutularına atılması ve ortak kullanım alanlarının temizliğine özen gösterilmesi konusunda bilgilendirmelerde bulundu. “YALOVA HEPİMİZİN” Yalova Belediyesi tarafından yapılan çalışmada, sahillerin, parkların ve yeşil alanların tüm vatandaşların ortak kullanım alanları olduğu vurgulanırken, temiz ve düzenli bir çevrenin oluşturulmasında vatandaşların da önemli sorumluluk taşıdığı belirtildi. Kent yaşamının ortak bir sorumluluk olduğu anlayışıyla hareket eden Yalova Belediyesi, daha temiz, daha düzenli ve daha yeşil bir Yalova için belediye ekiplerinin çalışmalarının yanı sıra vatandaşların çevreye göstereceği duyarlılığın da büyük önem taşıdığını ifade etti. Yalova Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerinin, vatandaşların yoğun olarak kullandığı ortak yaşam alanlarında çevre temizliği ve düzeni konusunda bilgilendirme çalışmalarını sürdüreceği belirtildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Contemporary’den Sanat ve Ekolojiyi Buluşturan Yeni Atölye Programı Haber

Borusan Contemporary’den Sanat ve Ekolojiyi Buluşturan Yeni Atölye Programı

16 ve 17 Mayıs tarihlerinde yetişkinlere ve gençlere özel olarak iki farklı içerikle düzenlenecek atölyeler, katılımcıları doğayla kurduğumuz ilişkiyi köklenme, bakım ve sorumluluk kavramları üzerinden yeniden keşfetmeye çağırıyor. Edward Burtynsky’nin insan eliyle dönüştürülmüş çarpıcı manzaralarından ilham alan atölyeler, sanat ve ekolojiyi bir araya getiriyor. Sanatçı ve akademisyen Dr. Işıl Eğrikavuk tarafından tasarlanan ve yürütülecek olan programlar, katılımcılara sergiden seçilen fotoğraflar, yaratıcı çalışmalar ve somut ekim pratikleri eşliğinde doğayla olan bağlarını daha derin bir perspektiften ele alma imkânı sunuyor. Yetişkinler İçin İnsan-Ötesi Bir Perspektif: “Benim Bahçem” 16 Mayıs Cumartesi günü yetişkinlere yönelik düzenlenecek “Benim Bahçem: Köklenmek, Ekoloji ve İnsan-Ötesi Düşünme” başlıklı atölye, insan-doğa ilişkisini insan-ötesi (post-human) bir yaklaşımla ele alıyor. Katılımcılar; erozyon, bakım, sorumluluk ve aidiyet gibi kavramları büyük ölçekli endüstriyel manzaralar üzerinden okurken bu temaları yazı, çizim ve farkındalık temelli pratiklerle kendi kişisel ve bedensel deneyimlerine taşıyor. Gençlerin Gözünden Gelecek Hayalleri: “Gelecek İçin Kökler” 17 Mayıs Pazar günü 16-25 yaş arası gençlerin katılımına açık olan “Gelecek İçin Kökler: Ekoloji, Sanat ve Tohum” atölyesi ise gençleri “İnsan doğayı nasıl dönüştürüyor?” ve “Gelecekte nasıl bir dünyada yaşamak istiyoruz?” soruları etrafında buluşturuyor. Deneyim, sezgi ve yaratıcı ifadenin ön planda olacağı bu atölyede gençler; yazı, çizim ve kolaj gibi araçlarla sergideki imgelerle kendi yaşamları ve gelecek beklentileri arasında bağ kurabilecekleri özgür bir ifade alanına sahip oluyor. Toprak ve Tohumla Kurulan Somut Bir Bağ Her iki atölyenin de son bölümünde katılımcılar, yalnızca kavramsal bir tartışmayla kalmayıp toprak ve tohumlarla çalışarak küçük saksılara ekim yapıyor. Bu süreçte tohum sadece bir bitkinin başlangıcı değil, süreklilik, umut ve özen gerektiren bir ilişkinin metaforu olarak ele alınıyor. Katılımcılar, atölye sonunda kendi ektikleri saksıları evlerine götürerek Borusan Contemporary’de başlayan bu ekolojik farkındalık ve bakım pratiğini günlük yaşamlarında da sürdürmeye davet ediliyor. Atölyeler, 16 ve 17 Mayıs tarihlerinde 13.00-16.00 saatleri arasında Borusan Contemporary’de 15 kişilik kontenjanlarla gerçekleştirilecek. Borusan Contemporary Çocuk Atölyeleri biletlerini Biletix üzerinden satın alabilirsiniz. PROGRAM DETAYLARI: Yetişkinlere Yönelik Atölye - Benim Bahçem: Köklenmek, Ekoloji ve İnsan-Ötesi Düşünme Tarih: 16 Mayıs Cumartesi Saat: 13.00-16.00 Kontenjan: 15 kişi Gençlere Yönelik Atölye - Gelecek İçin Kökler: Ekoloji, Sanat ve Tohum Tarih: 17 Mayıs Pazar Saat: 13.00-16.00 Yaş Aralığı: 16–25 yaş Kontenjan: 15 kişi Atölye dili Türkçedir. Katılımcıların etkinlik başlangıcından en az 15 dakika önce Borusan Contemporary’de bulunmaları gerekmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şiddeti Normalleştiren Tüm Yayınlara Acil Düzenleme Şart Haber

Şiddeti Normalleştiren Tüm Yayınlara Acil Düzenleme Şart

Medya içeriklerinde şiddetin sunum biçimi tartışmaların merkezine taşınırken, dizi, dijital platform ve farklı yayın mecralarına yönelik düzenleme çağrıları da hız kazandı. Şiddetle mücadelenin yalnızca güvenlik önlemleriyle sınırlı kalmaması gerektiği değerlendirilirken, toplumsal bilinç ve farkındalığın artırılmasında medya araçlarının üstleneceği rol kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olaylar, şiddetin bireysel sınırları aşarak toplumsal ve kültürel etkiler yarattığını gösteriyor. Medya içeriklerinde şiddetin sunum biçimi tartışmaların odağında yer alırken, bu alanda daha güçlü denetim ve düzenleme ihtiyacı giderek daha fazla dile getiriliyor. İletişim dünyasının deneyimli isimlerinden, marka ve iletişim uzmanı Hatice Kumalar ise özellikle son yıllarda televizyon dizileri, dijital içerikler ve tüm yayın mecralarında artan şiddet temsillerinin hem toplumsal algıyı hem de Türkiye’nin uluslararası imajını olumsuz etkilediğini vurgulayarak, “Şiddet konusu sadece güvenlik önlemleriyle değil, toplumsal bilincin ve farkındalığın artmasıyla dizginlenebilir. Bu noktada halkın bilgi edindiği tüm medya araçlarına büyük sorumluluk düşüyor” dedi. Dizileri gerçeği yansıtmıyor Kurgusal içeriklerde şiddetin sunum biçimi, gerçeklik algısı açısından tartışma yaratıyor. Türk dizilerinde yer alan şiddet temsillerinin gerçeği yansıtmadığını ifade eden Hatice Kumalar, “Biz bu kadar şiddetin, silahın ve çatışmanın olduğu bir toplum değiliz. Ancak dizilerde ve diğer yayınlarda silahların havada uçuştuğu, insanların kolayca öldürüldüğü ve ardından hiçbir şey olmamış gibi hayatların devam ettiği sahneler görmek kabul edilemez” dedi. Dizilerde Türkiye yanlış tanıtılıyor Kültürel içeriklerin uluslararası dolaşımı, ülkelerin imajı açısından belirleyici rol oynuyor. Türk dizilerinin dünyanın dört bir yanına ihraç edildiğine dikkat çeken Kumalar, bu durumun Türkiye’nin kültürel temsili açısından büyük bir sorumluluk taşıdığını belirterek, “Bugün Türk dizileri birçok ülkede izleniyor, farklı coğrafyalarda milyonlarca insana ulaşıyor. Bu nedenle bu yapımlar yalnızca birer eğlence unsuru değil, aynı zamanda Türkiye’nin dünyaya açılan vitrini. Ancak bu vitrinde şiddetin, silahın ve çatışmanın bu denli yoğun yer alması, ülkemizi doğru yansıtmıyor.” diye ekledi. Şiddetin sıradanlaşması gençleri etkiliyor Bu tür içeriklerin özellikle çocuklar ve gençler üzerinde ciddi etkiler yarattığını ve özellikle gelişim çağındaki bireylerin şiddeti normal bir davranış biçimi olarak algılama riski taşıdığına dikkat çeken Kumalar, “Doğan Cüceloğlu’nun çok kıymetli bir şekilde ifade ettiği gibi; ‘Mükemmel değil, merhametli çocuklar yetiştirin. Karıncaları ezmeyen, ağaç dallarını kırmayan, çiçekleri ezip geçmeyen…’ İşte tam da bu bilinçle hareket etmek zorundayız. Şiddetin sıradanlaştırıldığı içeriklerle büyüyen bir nesilden, merhamet ve vicdan duygusunun güçlü olmasını bekleyemeyiz.” dedi. Şiddeti normalleştiren her yayın için düzenleme şart Şiddet içeriklerinin özellikle genç kuşaklar üzerindeki etkisi, uzmanların üzerinde durduğu kritik konular arasında yer alıyor. İlgili tüm kurum ve kuruluşlara çağrıda bulunan Kumalar, “Şiddeti normalleştiren, özendiren ve sıradanlaştıran her türlü yayın için gerekli düzenlemeler ivedilikle yapılmalı, denetim mekanizmaları etkin şekilde işletilmelidir. Toplum olarak şiddeti değil; iyiliği, dayanışmayı ve insani değerleri yücelten içeriklere ihtiyacımız var.” dedi. Ailelerin rolü çok önemli Toplumsal farkındalık sürecinde ailelerin rolü de belirleyici unsurlar arasında öne çıkıyor. Ailelerin de bu süreçte önemli bir rol üstlendiğini vurgulayan Kumalar, ebeveynlerin çocukların maruz kaldığı içerikler konusunda daha dikkatli olması gerektiğini belirten Kumalar, “Bir iletişimci olarak bu çağrım okyanusta belki bir damla olabilir… Ama biliyorum ki her şey böyle başlar. Şiddetin karşısında durmak ve bu içeriklere karşı ses yükseltmek hepimizin sorumluluğudur.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.