Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sorumluluk

Kapsül Haber Ajansı - Sorumluluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sorumluluk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kadınlara Hem Sahada Hem de Yönetimde Daha Çok Sorumluluk Verilmeli Haber

Kadınlara Hem Sahada Hem de Yönetimde Daha Çok Sorumluluk Verilmeli

Özel güvenlik görevlisi olarak başladığı kariyer yolculuğunda Yönetim Sistemleri Müdürlüğü pozisyonuna uzanan bir başarı hikayesine sahip olan Kati, “İşinizi disiplinle ve kararlılıkla yaptığınızda, cinsiyetiniz değil profesyonelliğiniz ön plana çıkıyor. Kararlı ve azimli olursanız fırsatları değerlendirebilirsiniz.” diyor. TAV Güvenlik Hizmetleri bünyesinde, 1999’da Atatürk Havalimanı’nda özel güvenlik görevlisi olarak göreve başlayan Tülay Kati’nin kariyer yolculuğu başarılarla dolu bir hikâyeye sahip. “Sahadaki tecrübem özgüven kazandırdı” Kariyer yolculuğunun bir gazete ilanıyla başladığını söyleyen Tülay Kati, “O dönem uzun vadeli bir kariyer planı yaparak yola çıkmamıştım. Ancak havalimanının hiç durmayan temposu, farklı kültürlerden insanlarla kurduğum iletişim ve ekip arkadaşlarımla yakaladığım uyum zamanla beni bu işe daha çok bağladı. Yaptığım işi benimsedikçe, bu alanda ilerlemem gerektiğine inandım. Sahada uzun süre güvenlik görevlisi olarak çalıştım. Bu süreçte hem yaptığım işle ilgili mevzuat bilgim gelişti hem de sahada edindiğim tecrübeler bana özgüven kazandırdı. Daha sonra şirket içinde düzenlenen kariyer sınavına katıldım ve istenilen kriterleri karşılayarak idari kadroya geçme fırsatı buldum. Kariyer sınavı benim için iş hayatımda bir dönüm noktası oldu.” diyor. “Kendinize güvenin ve sorumluluk alın” Erkek ağırlıklı bir sektörde kadın olarak çalışmanın kendisine özgüvenli ve dayanıklı olmayı öğrettiğini belirten çizen Kati, “İşinizi disiplinle ve kararlılıkla yaptığınızda cinsiyetiniz değil profesyonelliğiniz öne çıkıyor. Bu süreç bana kendime güvenmeyi ve sorumluluk almayı öğretti. Sahada çalışmış olmam bugün bir yönetici olarak karar alma tarzımı doğrudan etkiliyor. Sahadaki deneyimim sayesinde güvenlik görevlilerinin karşılaşabileceği zorlukları biliyorum. Karar süreçlerinde sahadaki gerçekliği göz önünde bulundurabiliyor daha dengeli ve etkili çözümler üretebiliyorum.” dedi. Kararlı ve azimli olunduğunda fırsatların değerlendirilebileceğine inandığını belirten Tülay Kati, “İşinizi disiplinle ve sorumlulukla yaptığınız sürece cinsiyetin hiçbir engel olmadığını göreceksiniz. Hata yapmaktan çekinmemenin gerekli olduğuna inanıyorum. Duruşunuzdan ödün vermeden kendinize güvenmelisiniz.” diyor. “Kadın yöneticiler görünür olmalı” Kurumların fırsat eşitliğini sağlaması gerektiğini belirten Kati, “Kadınlara hem sahada hem de yönetimde sorumluluk verilmeli, onlara kendilerini gösterebilecekleri alanlar açılmalı. Fikrini rahatça söyleyebilen, hata yaptığında yargılanmayan ve başarısı takdir edilen bir kadın zaten zamanla daha da güçleniyor. Bunun yanında rol model kadın yöneticilerin görünür olması da çok önemli. Çünkü bir kadın, başka bir kadının başardığını görünce ben de yapabilirim demeye başlıyor ve cesareti artıyor.” şeklinde sözlerini sürdürdü. Uzman kadrosuyla 1997’den bu yana hizmet sunan TAV Güvenlik Hizmetleri, fiziki güvenlikten elektronik güvenlik sistemlerine, risk analizi ve danışmanlıktan VIP, yakın koruma ve K9 hizmetine kadar geniş bir hizmet ağı sunarak kapsamlı çözümler geliştiriyor, elektronik güvenlik sistemleri, biyometrik tanıma, akıllı kameralar gibi yenilikçi teknolojilerle desteklenen hizmetleriyle dikkat çekiyor. Havacılık sektörünün yanı sıra, şu an birçok tesisin güvenliğinden sorumlu olan şirket, profesyonelliğini sahaya yaymaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Jeopolitik Gerilimler, Denizcilikte Hukuki Desteğin Önemini Artırıyor  Haber

Jeopolitik Gerilimler, Denizcilikte Hukuki Desteğin Önemini Artırıyor 

Avukat Seda Yılmaz, her ne kadar bölgesel çatışma, doğal afet, salgın gibi durumlar mücbir sebep kabul edilse de armatörden lojistik firmasına kadar zararın karşılanması için tüm paydaşlara düşen sorumluluklar olduğuna dikkati çekti. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın açıklamasına göre bin groston ve üzeri Türk sahipli deniz ticaret filosu, 53,1 milyon detveyt kapasitesiyle dünyada 10. sıraya yükseldi. TÜİK verilerine göre geçen yıl, deniz yoluyla taşınan ihracat yükü ise yüzde 5,2 artarak 153 milyar 816 milyon doları buldu. İhracatın yüzde 56,3’ü deniz yoluyla taşınırken, çatışmalar, kazalar ve diğer riskler nedeniyle bu alanda hukuki desteğe ihtiyaç da büyüyor. Türkiye’nin denizcilikteki atılımını değerlendiren Avukat Seda Yılmaz, “Filomuzun büyümesi, dünyaya açılmayı da beraberinde getiriyor ancak denizcilik, kazançlı olduğu kadar riskli de bir alan.” dedi. Kazalar ve Güvenlik Riskleri Artıyor Yılmaz, gemi yangınları, kazalar, korsan saldırıları ve savaş risklerinin milyarlarca dolarlık kayıplara yol açtığını belirterek, “En son yayımlanan uluslararası istatistiklere göre küresel deniz kazaları, 2024’te yüzde 10 artarak 3.310’a ulaştı. 2025 yılında ise korsan saldırılar yüzde 18’lik artışla 137’ye çıktı.” bilgilerini paylaştı. “Savaş Riskleri Doğru Yönetilmeli” ABD/İsrail-İran çatışması ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere de değinen Yılmaz, "Orta Doğu'daki sıcak çatışma bölgelerinde seyreden gemilerin sigorta poliçelerindeki özel şartlar ve 'savaş riskleri' klozlarının doğru yönetilmesi, çok önem kazandı. Çatışma dönemlerinde, bölgeden geçecek tankerler için sağlanan teminatlar kapsam dışı bırakılabiliyor veya ek prim karşılığında yeniden düzenlenebiliyor. Hasar ve kazalarda sorumluluk paylaşımı, mücbir sebep değerlendirmesi, sigorta tazminatları ve dava süreçleri, uluslararası hukuk desteğini ve öngörülebilir sözleşmelerin gereğini zorunlu kılıyor.” diye konuştu. “Hasar Durumlarında Her Dakikanın Önemi Var” Yılmaz, hasar ve kazalarda hızlı müdahalenin şart olduğunun altını çizdi. Hasarın tespiti için gemi veya limanda hazırlanacak rapor ve bildirimlerin vakit kaybetmeden yapılması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, “Tüm tarafların, risklere önceden ne kadar hazır oldukları da sorumluluğun hafiflemesi açısından belirleyici olabiliyor. Mücbir sebep durumunda zararı önleme tedbirlerinin ve alternatif planların devreye girmesi büyük önem taşıyor.” ifadelerini de kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi, Dünyanın En İyi 250 Hastanesi Arasında Haber

Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi, Dünyanın En İyi 250 Hastanesi Arasında

Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi, Türkiye’den listeye giren 3 hastane arasındaki tek özel sağlık kuruluşu oldu. Newsweek tarafından bu yıl 8’inci kez yayımlanan Dünyanın En İyi Hastaneleri 2026 listesine ilk kez Türkiye de dahil edildi. Dünyanın en iyi 250 hastanesinin sıralandığı prestijli listede Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi de yer aldı. 32 ülkeden 2 bin 500’den fazla sağlık kurumunun titizlikle değerlendirildiği listede; Türkiye’den ilk 250’ye giren sadece 3 hastaneden biri olan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi, aynı zamanda bu listede yer alan üniversite hastanesi statüsü dışındaki tek kurum olma ayrıcalığını gösterdi. Uluslararası veri platformu Statista iş birliği ile oluşturulan sıralamada; sağlık profesyonelleri önerileri, hastane kalite göstergeleri, hasta deneyimi verileri ve hastaların yaşam kalitesinin değerlendirdiği anketler esas alınıyor. “Küresel ölçekteki başarılarımız bizim için büyük bir motivasyon kaynağı” Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Genel Müdürü Timur Atsüren konuyla ilgili, “Türkiye’nin ilk kez dahil edildiği ‘Dünyanın En İyi Hastaneleri’ listesinde, ilk 250 arasında yer alarak ülkemizi temsil eden 3 kurumdan biri olmanın gururunu yaşıyoruz. Elde ettiğimiz bu konumun yanı sıra, listede üniversite hastanesi statüsü dışındaki tek özel hastane olarak yer almamız bizim için ayrıca çok kıymetli. Hastanemizin uluslararası akreditasyonlar ve kalite belgeleriyle defalarca tescillenen başarısı, böylesine prestijli bir global derecelendirmeyle bir kez daha teyit edildi. Dünya standartlarında sağlık hizmeti sunma hedefimize aynı kararlılık, sorumluluk ve ekip ruhuyla devam ederken, küresel arenada aldığımız bu tesciller motivasyonumuzu daha da artırıyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ICF Türkiye ve ATSO’dan Antalya’da Liderlik Odaklı Koçluk Buluşması Haber

ICF Türkiye ve ATSO’dan Antalya’da Liderlik Odaklı Koçluk Buluşması

Uluslararası Profesyonel Koçluk Derneği (ICF) Türkiye ile Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) iş birliğinde düzenlenen ‘Koçlukla Güçlenen Düşünce ve Liderlik’ etkinliği, Antalya’da geniş katılımla başarıyla gerçekleştirildi. Etkinlikte, koçluk yaklaşımının liderlik yetkinliklerine, öz farkındalığa, etkili iletişime ve sağlıklı karar alma süreçlerine katkısı kapsamlı oturumlarla ele alındı. ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman’ın açılış konuşmasını gerçekleştirdiği programa; Antalya Çalışma ve İş Kurumu (İŞKUR) İl Müdürü İlhan Çolakoğlu, ATSO Yönetim Kurulu ve Meclis üyeleri, sektör temsilcileri, eğitimciler ve öğrenciler katıldı. “Koçluk Temelli Düşünce Liderliği: Yön Vermekten Yolu Açmaya” Programın birinci oturumunda konuşan ICF Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Beyza Erdem Balcı, “Koçluk Temelli Düşünce Liderliği: Yön Vermekten Yolu Açmaya” başlıklı sunumunda modern liderlik anlayışının dönüşümüne dikkat çekti. Balcı, günümüz liderliğinin artık yalnızca karar alan ve yön gösteren bir modelden ibaret olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: “Gerçek liderlik, insanların potansiyelini ortaya çıkarabilecek alanı açabilmektir. Koçluk yaklaşımı; öz farkındalık, güçlü soru sorma, etkin dinleme ve sorumluluk bilinciyle bireyin kendi çözümünü üretmesini destekler. Bu da sürdürülebilir başarıyı mümkün kılar. Koçluk yaklaşımı iş dünyasında; hedef belirleme süreçlerini netleştirir, karar alma kalitesini artırır, iletişim kültürünü güçlendirir, kurumlarda güven ve sorumluluk bilincini yaygınlaştırır. Liderliğin geleceği ‘farkındalık temelli’ bir anlayışla şekillenecek.” Farkındalık, kurumsal gelişim ve deneyim paylaşımları ele alındı! Etkinlikte Dr. Murat Kaplan, farkındalık temalı sunumuyla katılımcılara yeni ve derinlikli perspektifler kazandırdı. Antalya OSB Eğitim Müdürü Sehel Türk ise gelişim süreçlerinde koçluğun rolü ve kurumlara sağladığı katkılar üzerine değerlendirmelerde bulundu. Genç Liderler ve Girişimciler Derneği (JCI) Antalya Şubesi üyeleri de koçluğun profesyonel yaşamlarına etkisini deneyimsel paylaşımlarla aktararak programa uygulama odaklı bir boyut kazandırdı. Meslek Liselerinde Koçluk ve Mentorluk Modeli Etkinliğin ikinci bölümünde ise “Rol Modelden Yol Arkadaşlığına – ATSO Meslek Liseleri Koçluk & Mentorluk Projesi” ele alındı. Oturumun moderatörlüğünü Anda Eğitim ve Koçluk Kurucusu, ICF Üyesi Profesyonel Koç Melike Yayla üstlendi. Sektör temsilcileri, mentorlar, öğretmenler ve öğrenciler; meslek liselerinde yürütülen koçluk ve mentorluk çalışmalarının gençlerin kariyer farkındalığı, özgüveni ve gelecek vizyonu üzerindeki etkilerini paylaştı. Program, koçluğun yalnızca iş dünyasında değil, eğitim alanında da güçlü bir gelişim aracı olduğunu ortaya koydu. “Koçlukla Güçlenen Düşünce ve Liderlik” etkinliği, ICF Türkiye’nin koçluk kültürünü farklı paydaşlarla buluşturma ve liderlik anlayışını dönüştürme vizyonunun güçlü bir yansıması oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de “Sessiz Boşanmalar” Dönemi: Evli Çiftlerin Sadece Yüzde 5’i Mutlu Haber

Türkiye’de “Sessiz Boşanmalar” Dönemi: Evli Çiftlerin Sadece Yüzde 5’i Mutlu

Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, evliliğe karar verme süreçlerindeki dışsal faktörlerin ve duygusal farkındalık eksikliğinin boşanma riskini doğrudan artırdığını vurguluyor. İlişkisini sadece somut kazanımlar veya yalnızlık korkusu üzerine kuran çiftler, zamanla duygusal bir kopuş yaşayarak ayrılık noktasına geliyor. TÜİK tarafından paylaşılan güncel veriler, Türkiye’de yaklaşık 3,5 milyon kişinin boşanmış olduğunu ve yetişkin nüfus içinde bu oranın %5,20 seviyesinde seyrettiğini gösteriyor. Klinik gözlemler ve toplumsal araştırmalar, boşanmadan evliliğini sürdüren çiftlerin sadece yüzde 5 kadarının gerçek bir mutluluk yaşadığını ortaya koyuyor. Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, bu tablonun boşanmış olmanın ötesinde, aynı çatı altında duygusal paylaşım yaşamayan "sessiz boşanmış" kitlelerin varlığını kanıtladığını belirtiyor. Boşanma kararı, ilişkinin kalitesini göstermek yerine tarafların o ilişkide ne kadar var olmak istediğini simgeliyor. Hayat deneyimlerinden yola çıkarak kendi isteklerini netleştiren ve duygusal farkındalığı yüksek bireylerin kurduğu evliliklerde ise ayrılık ihtimali minimum seviyede kalıyor. Araftaki Evlilikler: İnsanlar Neden Boşan(a)mıyor? Mutsuzluğa rağmen evliliğin sürdürülmesinin ardındaki görünmez engelleri analiz eden Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, bireyleri bir döngüye hapseden nedenleri açıklıyor. Düzenin Konforu ve Değişim Travması: Çiftler mutsuz olsalar dahi mevcut yaşam ritminin, sorumluluk paylaşımının ve kurulu düzenin bozulmasını istemiyor. Sıfırdan bir hayat kurma fikri, mutsuzluğun tanıdık güvenliğinden çok daha travmatik bir seçenek olarak algılanıyor. Finansal Prangalar: Evlilikteki bütçe paylaşımı, çiftler için korunaklı bir ekonomik sistem oluşturuyor. Boşanmayla gelecek olan ekstra mali yüklerin altına girmekten kaçınan bireyler, yeni yaşam giderlerini göze alamadıkları için mutsuzluğu sürdürmeyi tercih ediyor. Çocuk Odaklı Suçluluk ve İçsel Istırap: Anne ve babasından ayrı büyüyecek çocukların ruhsal dünyasına dair duyulan yoğun sorumluluk, çiftleri bir tıkanıklığa sürüklüyor. Hem eşiyle devam edemeyen hem de boşanmayı gerçekleştiremeyen bireyler, bu arafta kalmışlık haliyle yoğun bir içsel ıstırap yaşıyor. Evliliklerin İlk Beş Yılındaki Kritik Viraj TÜİK verilerine göre boşanmaların yüzde 34’ü evliliğin ilk beş yılında gerçekleşiyor. Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, bu dönemde kazanılan gelin, damat veya yenge gibi yeni kimliklerin beraberinde büyük sorumluluklar getirdiğini ifade ediyor. Kök ailesinden zihnen ayrışamayan ve hala ebeveynlerinin "küçük çocuğu" gibi davranan bireyler, eşiyle "biz" olma halini yaşamakta güçlük çekiyor. Geniş aile üyelerinin müdahaleleri, henüz temeli oturmamış evliliklerde büyük depremlere yol açıyor. Evlilikle gelen güven duygusunun yarattığı cinsel rehavet ise tutkunun yerini durağanlığa bırakmasına neden oluyor. Henüz ilişki zemini sağlamlaşmadan sadece evliliği kurtarmak amacıyla çocuk sahibi olmak, tahammül seviyesini hızla düşürerek ayrılık sürecini hızlandırıyor. On Yılı Aşan Evliliklerde Değişen Dinamikler Türkiye’de boşanmayla sonuçlanan evliliklerin ortalama 12 yıl sürmesi, zamanla biriken hasarların geri dönülemez bir noktaya ulaştığını gösteriyor. Uzun süreli evliliklerde boşanma sebeplerini analiz eden Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, özellikle "tükenen tahammül" faktörüne dikkat çekiyor. Sorun çıkmasın diye sürekli uyumlanan ve kendi isteklerini yok sayan partner, yıllar içinde biriken emek ve sevginin karşılıksız kaldığını fark ettiğinde boşanma kararı netleşiyor. Çocukların ihtiyaçlarının tüm enerjiyi tüketmesi eşlerin birbirine ayıracak vakit bulamamasına yol açarken, tarafların birbirini "sabit bir veri" olarak görmesi duygusal bağları zayıflatıyor. Bu süreçte bireylerin yaşadığı kişisel dönüşüm ve farkındalık artışı eşler arasında senkronize ilerlemediğinde, ortak bir rotada devam etmek imkansız hale geliyor. Dr. Psk. Sevilay Abudaram, gelişimsel farklılıkların çiftlerin aynı zaman diliminde farklı ihtiyaçlara sahip olmasına yol açtığını ve bu durumun evliliğin ilerleyen yıllarında boşanma kararını tetiklediğini belirtiyor. İlişkilerin ilk yıllarındaki sağlam sınırlar ve ilerleyen yıllardaki duygusal yatırım evliliğin ömrünü belirliyor. Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, bireysel gelişim süreçlerini eşzamanlı yönetebilen ve "biz" alanını koruyan çiftlerin mutsuzluk döngüsünden kurtulabildiğini ifade ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Fabrika Voleybol” Projesi Sayesinde 290 Çocuk Fileyle Tanıştı Haber

“Fabrika Voleybol” Projesi Sayesinde 290 Çocuk Fileyle Tanıştı

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), çocukları erken yaşta sporla buluşturmak ve sağlıklı bireyler yetişmesine katkı sağlamak amacıyla Türkiye Voleybol Federasyonu iş birliğiyle hayata geçirdiği ücretsiz “Fabrika Voleybol” projesini sürdürüyor. Sincan Fatih Mahallesi’nde bulunan Gazeteci Ali Öcal Kapalı Spor Salonu’nda yürütülen proje kapsamında 6-12 yaş aralığındaki çocuklar, alanında uzman antrenörler eşliğinde voleybol eğitimi alıyor. Cumartesi ve Pazar günleri 09.00–18.00 saatleri arasında yaş ve seviye gruplarına göre düzenlenen eğitimlerde çocuklar yalnızca voleybol öğrenmekle kalmıyor; disiplin, özgüven ve sorumluluk bilinci de kazanıyor. EĞİTİMLERDEN 290 ÇOCUK YARARLANDI Fabrika Voleybol projesinin yoğun ilgi gördüğünü belirten ABB Spor Hizmetleri Şube Müdürü Sercan Yiğit, bugüne kadar yaklaşık 290 çocuğun eğitimlerden faydalandığını ifade etti. Yiğit, projeye ilişkin şu bilgileri paylaştı: “6-12 yaş aralığındaki çocukları voleybol ile tanıştırmak, sporu sevdirmek, sporun hayatlarının bir parçası olmasını sağlamak amacıyla bu projeyi başlattık. Voleybol Federasyonu ve Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle Sincan bölgesinde bulunan Gazeteci Ali Öcal Spor Salonu'nda federasyon yetkilileri tarafından görevlendirilen alanında uzman antrenörler cumartesi ve pazar günleri ücretsiz olarak kursu veriyor.” Gazeteci Ali Öcal Kapalı Spor Salonu İdari Koordinatörü Murat Değirmenci ise projenin çocuklar üzerindeki etkisine dikkat çekerek, “Burada 22 Kasım 2025’te temelleri atılan çok kıymetli bir vizyonun sahada karşılığını görüyoruz. Spor çocuklar için yalnızca bir branş değil bir karakter inşasıdır. Disiplin, öz güven ve sorumluluk duygusunu fileye çıkarmaktır. Burayı yalnızca Sincan’dan değil çevre ilçelerden de çok sayıda sporcu talep ediyor. Yıl boyunca etkinlik devam edecek” diye konuştu. KURSİYERLERDEN ABB’YE TEŞEKKÜR Voleybol kursuna katılan çocuklar da eğitimlerden duydukları memnuniyeti şöyle dile getirdi: -Zeynep Dila Aksu: “Arkadaşlarımla kursu çok beğendik Öğretmenlerimiz güzel şeyler öğretiyor. Eğlencelerimiz oluyor, oyunlarımız oluyor. 1 aydır buradayım güzel gidiyor.” -Zeynep Şen: “Bize bu imkânı sağladığı için Büyükşehir Belediyesine teşekkür ediyorum. Burayı çok seviyorum. Öğretmenlerimiz anlayacağımız şekilde anlatıyor.” -Fatmanur Albayrak: “1 aydır voleybola geliyorum çok memnunum. Burada güzel zaman geçiriyorum, oldukça öğretici.” -Nisa Albayrak: “Okuldaki öğretmenlerimin tavsiyesi ile geliyorum. Burada hem spor yapıyor hem de eğleniyorum. Teşekkürler.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkent İz Spor Kulübü Altyapıya Odaklanıyor Haber

Başkent İz Spor Kulübü Altyapıya Odaklanıyor

13 farklı yaş ve kategori grubunda yüzlerce sporcuya eğitim veren kulüp; lisanslı sporcu yetiştirme sürecini planlı antrenman programları, atletik performans çalışmaları ve spor psikoloğu desteğiyle bütüncül bir yapıya taşıyor. Beslenmeden psikolojik dayanıklılığa uzanan bu yaklaşımıyla Başkent İz Spor Kulübü, Ankara’da altyapı basketboluna sürdürülebilir ve bilinçli bir gelişim modeli kazandırmayı hedefliyor. Başkent İz Spor Kulübü, Ankara’da çocuk ve gençlerin basketbola doğru yaşta, doğru yöntemle ve sağlıklı bir gelişim süreci içinde başlamasını amaçlayan bir spor kulübü olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Kulüp bünyesinde spor okulundan altyapıya ve A takıma uzanan yapı, uzun vadeli sporcu gelişimini esas alan bir organizasyon anlayışıyla yönetiliyor. KADEMELİ GELİŞİM MODELİYLE LİSANSLI SPORCU YETİŞTİRME SÜRECİ Başkent İz Spor Kulübü; spor okulu seviyesinden başlayarak U10, U11, U12, U14 ve U16 ve U18 yaş gruplarını kapsayan erkek ve kız takımlarıyla toplam 13 farklı kategori altında çalışmalarını yürütüyor. Kulüp bünyesinde eğitim alan sporcular, yaş ve gelişim düzeylerine uygun şekilde planlanan antrenman programlarıyla çalışmaktadırlar. SPOR PSİKOLOĞU DESTEĞİYLE MENTAL DAYANIKLILIK Başkent İz Spor Kulübü’nün gelişim modelinin önemli unsurlarından birini spor psikoloğu desteği oluşturuyor. Kulüp oyuncularının, özellikle altyapı seviyesinde, kazandıkları ve kaybettikleri dönemlerde yaşadıkları duygusal dalgalanmaları doğru yönetebilmeleri hedefleniyor. Spor psikoloğu çalışmalarıyla; özgüven, motivasyon, stres yönetimi, takım içi iletişim ve performans baskısıyla baş etme konularında sporcular desteklenirken, velilere yönelik bilgilendirici iletişim çalışmaları da planlanıyor. Velilerin, çocuklarının spor yolculuğunda nasıl bir tutum sergilemeleri gerektiği, karşılaşılan yaygın sorunlar ve doğru ebeveyn yaklaşımı bu sürecin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınıyor. BASKETBOLU SADECE SPOR DEĞİL, YAŞAM DİSİPLİNİ OLARAK ELE ALAN KULÜP Başkent İz Spor Kulübü, basketbolu çocuk ve gençler için yalnızca rekabet odaklı bir alan olarak değil; disiplin, sorumluluk, takım bilinci ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandıran bir süreç olarak değerlendiriyor. Fiziksel gelişim, mental dayanıklılık ve sosyal becerileri birlikte ele alan bu yaklaşım, kulübün spor okulu, altyapı ve A takım organizasyonunun tamamına yansıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çocuklar “Sorumluluk” Kavramını Felsefe İle Keşfetti Haber

Çocuklar “Sorumluluk” Kavramını Felsefe İle Keşfetti

Nilüfer Belediyesi, yarıyıl tatilinde çocukları birbirinden farklı etkinliklerle buluşturmaya devam ediyor. Bu kapsamda Misi’de bulunan Çocuk Kütüphanesi’nde “Çocuklar İçin Felsefe” etkinliği düzenlendi. Seda Aksu’nun yürütücülüğünü üstlendiği “Meraklı Fikirler Buluşuyor. Sorumluluk Üzerine…” başlıklı atölyede çocuklar, sadece dinleyici olarak değil, aktif birer katılımcı olarak yer aldı. Etkinlikte, Seda Aksu, felsefenin temelini oluşturan soru sorma sanatını günlük hayattan örneklerle anlattı. Felsefi düşünceyi Türkçe derslerindeki “5N1K” sorusuna benzeten Aksu, “Bir ihtiyaçtan yola çıkarak soru üretiyoruz. Soru doğdukça merak ediyor, merak ettikçe öğrenmeye başlıyoruz. İcatlar, farklı düşünceler hep bu merak sayesinde ortaya çıkıyor” dedi. ÖDEVSİZ BİR GEZEGEN MÜMKÜN MÜ? Etkinliğin en dikkat çekici bölümlerinden biri, çocuklara yöneltilen “Ödevsiz bir gezegen hayal edin, orası nasıl bir yer olurdu?” sorusu oldu. Sorumluluğun sadece okul ödevi veya odayı toplamak olmadığını tartışan çocuklar, sorumluluk bilincinin olmadığı bir dünyada kaos yaşanacağı fikrinde birleşti. Aksu, sinemada filmi yarıda bırakıp giden bir makinist veya oteldeki odasını başkasına veren bir işletmeci örnekleri üzerinden çocuklara empati kurdurdu. Çocuklar, “Herkesin istediğini yaptığı, sorumlulukların olmadığı bir dünyada hakların korunamayacağı ve karmaşanın hakim olacağı” sonucuna vardı. ZORBALIK VE ADALET MAHKEMESİ Etkinlikte günümüzün önemli sorunlarından olan “akran ve akran zorbalığı” konuları da ele alındı. Fiziksel özelliklerle dalga geçilmesinden, dijital dünyada yapılan siber zorbalığa kadar pek çok konuyu tartışan çocuklar, yasaların ve kuralların huzur için gerekliliğini konuştu. Çocuklar, “Büyük balığın küçük balığı yediği” bir dünya yerine, yasaların güvence olduğu adil biz düzenin önemini vurguladı. Atölyede “içsel motivasyon” ve “vicdan” kavramları üzerinde de duruldu. Eğitmen Seda Aksu, vicdanı bir “Gece Mahkemesi”ne benzeterek şunları söyledi: “Gece mahkemesi dediğimiz şey aslında vicdanımızdır. Eğer gün içerisindeki sorumluluklarımızı yerine getirmediysek, birinin hakkını yediysek o akşam uykuya geçmekte zorlanırız. Haklarımız ve ödevlerimiz aslında bizim özgürlüğümüzün bekçileridir.” Çocukların hem tartıştığı hem de düşüncelerini yazı ve resimle kağıda döktüğü etkinlik, keyifli anlarla sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

YASED Akademi 5’inci Yılında  55 İlde 1300 Öğrenciye Ulaştı Haber

YASED Akademi 5’inci Yılında 55 İlde 1300 Öğrenciye Ulaştı

Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin (YASED), 2026 Yılı YASED Akademi eğitim programının açılışı, YASED Başkan Vekili Sayın Ali Fuat Orhonoğlu ve Genel Sekreter Serkan Valandova’nın katıldığı açılış oturumu ile gerçekleşti. YASED Başkan Vekili Sayın Ali Fuat Orhonoğlu konuşmasında, YASED Akademi’yi, hızla değişen küresel dengeler karşısında Türkiye’nin rekabet gücünü destekleyen uzun vadeli bir yatırım olarak gördüklerini belirtti. Orhonoğlu, dünya ekonomisinin; üretim, yatırım, istihdam ve ticaret bileşenleri itibariyle çok geniş kapsamlı dönüşüm ve değişimlerin içinden geçtiğini vurgulayarak, bu gündemde başarının; dijital ve yeşil dönüşümün hızlı ve verimli bir şekilde gerçekleştirilmesi ve tedarik zincirlerinin doğru konumlandırılması ile yakalanabileceğini ifade etti. YASED’in ülkemizin bu alanlardaki rekabet gücünü geliştirmek için çalıştığını belirten Orhonoğlu, tüm bu kritik unsurları yönetebilmek için en önemli kaynağın nitelikli insan gücü olduğunu belirterek, “En büyük yatırımı ülkemizin ve şirketlerimizin insan kaynaklarına yapıyoruz” ifadesiyle YASED’in insan kaynaklarının gelişimine verdiği önemi vurguladı. Orhonoğlu, programa dair ayrıca şu bilgileri paylaştı: “Beş yıl önce sınırlı bir ölçekle başlayan program, bugün 55 ilde, 133 üniversiteden ve yaklaşık 1300 üniversite öğrencisinin katılım sağladığı ulusal ölçekte bir yetkinlik geliştirme programına dönüştü. Uluslararası şirketlerin üst düzey yöneticileri ve alanında uzman profesyonellerinin gönüllü katkılarıyla yürütülen program, gençlere küresel iş dünyasının gerçek beklentilerini ve dönüşüm dinamiklerini doğrudan aktarmayı hedefliyor.” Programın gençlerimizin geleceğin iş dünyasına daha donanımlı bir şekilde adım atmasını saplayacak bir “düşünme alanı” olduğunu ifade eden Orhonoğlu, önümüzdeki dönemin kazananlarının; değişimi doğru okuyan, belirsizlik içinde yön bulabilen ve sorumluluk alan bireyler olacağını belirtti. PROGRAM ÇOK GENİŞ BİR SEKTÖREL VE TEMATİK KAPSAMA SAHİP Orhonoğlu’ndan sonra söz alan YASED Genel Sekreteri Sayın Serkan Valandova, YASED Akademi’nin ekonominin tüm sektörlerini temsil eden şirketlerin katılımı ile gençlere geniş bir sektörel perspektif verme kabiliyetinde olduğunu ifade ederken, gençlerin YASED Akademi kapsamında, her biri sektörlerinin küresel düzeyde liderleri arasında yer alan şirketlerin CEO’ları ve üst düzey uzmanları tarafınca aktarılacak olan dünyadaki en iyi uygulama örneklerini deneyimleme şansı bulacaklarını ifade etti. Programın, dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm, küresel ticaret, finans, hukuk ve regülasyon okuryazarlığı ile profesyonel çalışma hayatı ve iletişim becerilerinden oluşan dört tematik modülü kapsamında ele alınacak konulara da değinen Valandova, YASED Akademi’nin gençlerimizin ihtiyaçları çerçevesinde sürekli gelişen bir program olduğunu belirterek, bu sene fiziki etkileşim imkanını artıracak yeni organizasyonlar da gerçekleştireceklerini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.