Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sorumluluk

Kapsül Haber Ajansı - Sorumluluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sorumluluk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şiddeti Normalleştiren Tüm Yayınlara Acil Düzenleme Şart Haber

Şiddeti Normalleştiren Tüm Yayınlara Acil Düzenleme Şart

Medya içeriklerinde şiddetin sunum biçimi tartışmaların merkezine taşınırken, dizi, dijital platform ve farklı yayın mecralarına yönelik düzenleme çağrıları da hız kazandı. Şiddetle mücadelenin yalnızca güvenlik önlemleriyle sınırlı kalmaması gerektiği değerlendirilirken, toplumsal bilinç ve farkındalığın artırılmasında medya araçlarının üstleneceği rol kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olaylar, şiddetin bireysel sınırları aşarak toplumsal ve kültürel etkiler yarattığını gösteriyor. Medya içeriklerinde şiddetin sunum biçimi tartışmaların odağında yer alırken, bu alanda daha güçlü denetim ve düzenleme ihtiyacı giderek daha fazla dile getiriliyor. İletişim dünyasının deneyimli isimlerinden, marka ve iletişim uzmanı Hatice Kumalar ise özellikle son yıllarda televizyon dizileri, dijital içerikler ve tüm yayın mecralarında artan şiddet temsillerinin hem toplumsal algıyı hem de Türkiye’nin uluslararası imajını olumsuz etkilediğini vurgulayarak, “Şiddet konusu sadece güvenlik önlemleriyle değil, toplumsal bilincin ve farkındalığın artmasıyla dizginlenebilir. Bu noktada halkın bilgi edindiği tüm medya araçlarına büyük sorumluluk düşüyor” dedi. Dizileri gerçeği yansıtmıyor Kurgusal içeriklerde şiddetin sunum biçimi, gerçeklik algısı açısından tartışma yaratıyor. Türk dizilerinde yer alan şiddet temsillerinin gerçeği yansıtmadığını ifade eden Hatice Kumalar, “Biz bu kadar şiddetin, silahın ve çatışmanın olduğu bir toplum değiliz. Ancak dizilerde ve diğer yayınlarda silahların havada uçuştuğu, insanların kolayca öldürüldüğü ve ardından hiçbir şey olmamış gibi hayatların devam ettiği sahneler görmek kabul edilemez” dedi. Dizilerde Türkiye yanlış tanıtılıyor Kültürel içeriklerin uluslararası dolaşımı, ülkelerin imajı açısından belirleyici rol oynuyor. Türk dizilerinin dünyanın dört bir yanına ihraç edildiğine dikkat çeken Kumalar, bu durumun Türkiye’nin kültürel temsili açısından büyük bir sorumluluk taşıdığını belirterek, “Bugün Türk dizileri birçok ülkede izleniyor, farklı coğrafyalarda milyonlarca insana ulaşıyor. Bu nedenle bu yapımlar yalnızca birer eğlence unsuru değil, aynı zamanda Türkiye’nin dünyaya açılan vitrini. Ancak bu vitrinde şiddetin, silahın ve çatışmanın bu denli yoğun yer alması, ülkemizi doğru yansıtmıyor.” diye ekledi. Şiddetin sıradanlaşması gençleri etkiliyor Bu tür içeriklerin özellikle çocuklar ve gençler üzerinde ciddi etkiler yarattığını ve özellikle gelişim çağındaki bireylerin şiddeti normal bir davranış biçimi olarak algılama riski taşıdığına dikkat çeken Kumalar, “Doğan Cüceloğlu’nun çok kıymetli bir şekilde ifade ettiği gibi; ‘Mükemmel değil, merhametli çocuklar yetiştirin. Karıncaları ezmeyen, ağaç dallarını kırmayan, çiçekleri ezip geçmeyen…’ İşte tam da bu bilinçle hareket etmek zorundayız. Şiddetin sıradanlaştırıldığı içeriklerle büyüyen bir nesilden, merhamet ve vicdan duygusunun güçlü olmasını bekleyemeyiz.” dedi. Şiddeti normalleştiren her yayın için düzenleme şart Şiddet içeriklerinin özellikle genç kuşaklar üzerindeki etkisi, uzmanların üzerinde durduğu kritik konular arasında yer alıyor. İlgili tüm kurum ve kuruluşlara çağrıda bulunan Kumalar, “Şiddeti normalleştiren, özendiren ve sıradanlaştıran her türlü yayın için gerekli düzenlemeler ivedilikle yapılmalı, denetim mekanizmaları etkin şekilde işletilmelidir. Toplum olarak şiddeti değil; iyiliği, dayanışmayı ve insani değerleri yücelten içeriklere ihtiyacımız var.” dedi. Ailelerin rolü çok önemli Toplumsal farkındalık sürecinde ailelerin rolü de belirleyici unsurlar arasında öne çıkıyor. Ailelerin de bu süreçte önemli bir rol üstlendiğini vurgulayan Kumalar, ebeveynlerin çocukların maruz kaldığı içerikler konusunda daha dikkatli olması gerektiğini belirten Kumalar, “Bir iletişimci olarak bu çağrım okyanusta belki bir damla olabilir… Ama biliyorum ki her şey böyle başlar. Şiddetin karşısında durmak ve bu içeriklere karşı ses yükseltmek hepimizin sorumluluğudur.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka Farkındalığı Yüksek, Eğitim Sınırlı Haber

Yapay Zeka Farkındalığı Yüksek, Eğitim Sınırlı

MMA Academy, sektöre nitelikli insan kaynağı kazandırma ihtiyacına webinarlarıyla ve MMA Global’in yalnızca MMA üyelerine açık Decoding AI for Marketers eğitimiyle yanıt veriyor. Marketing + Media Alliance Türkiye (MMA Türkiye), yapay zekanın pazarlama ve müşteri deneyimi süreçlerindeki kullanımının hızla yaygınlaştığı bir dönemde, kurumların yalnızca teknoloji adaptasyonuna değil, eğitim ve yönetişim kapasitesine de odaklanması gerektiğine dikkat çekti. MMA Academy MEA ve Kantar iş birliğiyle hazırlanan AI Adoption Study 25 araştırmasının Türkiye bulguları, pazarlama organizasyonlarında yapay zeka farkındalığının güçlü olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmaya göre Türkiye’de katılımcıların %72’si yapay zekaya yüksek düzeyde aşinalık gösterirken, şirketlerin %46’sı yapay zeka uygulamalarını ölçekleme aşamasına geçmiş durumda. Buna karşın eğitim tarafında aynı olgunluk düzeyi henüz görülmüyor. Araştırma, Türkiye’de kurumların yalnızca %13’ünün kurumsal stratejiyle uyumlu, gelişmiş bir yapay zeka eğitim yapısına sahip olduğunu gösteriyor. Şirketlerin %44’ünde eğitim bulunmasına rağmen bu eğitimler henüz rol ve yetkinlik bazında özelleştirilmiş değil. Bulgular, yapay zekada ilerlemenin teknoloji yatırımıyla sınırlı kalamayacağını, organizasyonel yetkinlik ve eğitim başlığının da aynı hızda güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Bu tablo, düzenleyici gündemle birlikte daha da önem kazanıyor. Avrupa Birliği Yapay Zeka Yasası, yapay zeka kullanımında sorumluluk, yönetişim ve yetkinlik başlıklarını daha görünür hale getirirken, kurumların bu alanda daha hazırlıklı hareket etmesini gerektiriyor. MMA Academy, bu çerçevede konuyu yalnızca araştırma verileriyle değil, açık bilgi paylaşımıyla da gündeme taşıyor. 26 Mart’ta düzenlenen ve YouTube’da yayınlanan Nedir Bu AB YZ Yasası? webinarında, Baysal Sezgin Hukuk Bürosu Kurucusu, MMA Türkiye Genel Sekreteri ve Hukuk Çalışma Kurulu Başkanı Özlem Baysal Sezgin, AB Yapay Zeka Yasası’nı pazarlama ve medya ekipleri açısından ele alacak. Webinar, AI literacy, chatbot kullanımı, sentetik medya, agentic AI, şeffaflık ve sorumluluk gibi başlıklara odaklanacak. MMA Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Didem Namver, konuyla ilgili şunları söyledi: “Türkiye’de yapay zeka farkındalığı yüksek. Şimdi bu ilgiyi daha sistemli bir kurumsal yetkinliğe dönüştürmek gerekiyor. Araştırma bize açık bir tablo gösteriyor: ölçekleme var, ancak eğitim mimarisi aynı hızda gelişmiyor.” Namver sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu nedenle MMA Academy’nin bilgi içerikleri ve MMA Global’in Decoding AI for Marketers eğitimi birlikte önemli bir rol oynuyor. Hedef, pazarlama ekiplerinin yapay zekayı daha bilinçli, daha sorumlu ve daha güçlü ticari sonuçlar üretecek şekilde kullanmasına yardımcı olmak.” MMA Global tarafından sunulan Decoding AI for Marketers eğitimi, yalnızca MMA üyelerine özel olarak tasarlandı. Program, haftanın beş günü her gün bir saatlik oturumlardan oluşan yapısıyla, pazarlama profesyonellerine yapay zekayı iş hedefleriyle ilişkilendirme, riskleri daha iyi anlama ve kurum içinde daha sağlam kullanım çerçeveleri oluşturma konusunda destek vermeyi amaçlıyor. MMA Academy’nin içerik ve webinar çalışmalarıyla birlikte bu program, bölgedeki pazarlama liderleri için daha bütünlüklü bir öğrenme zemini oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Form Şirketler Grubu’ndan Mühendislik ve Mimarlık Öğrencilerine Güçlü Destek Haber

Form Şirketler Grubu’ndan Mühendislik ve Mimarlık Öğrencilerine Güçlü Destek

Form Şirketler Grubu, eğitime ve gençlerin gelişimine katkı sunma vizyonu doğrultusunda Yıldız Teknik Üniversitesi’nde iki önemli projeyi hayata geçirdi. Firmanın kurucusu Bedi Korun’un mezunu olduğu üniversitede gerçekleştirilen bu çalışmalar hem onun anısını yaşatmayı hem de öğrencilerin daha donanımlı bir eğitim ortamına erişmesini amaçlıyor. Bu kapsamda Makine Mühendisliği Fakültesi’nde kurulan 70 bilgisayarlı Bedi Korun Laboratuvarı öğrencilerin, Mimarlık Fakültesi’ndeki Bedi Korun Akademik Salonu ise lisansüstü öğrencileri ve akademisyenlerin kullanımına açıldı. Hayata geçirilen bu alanlar, öğrenci ve akademisyenlerin imkanlarını güçlendirirken akademik üretkenliği destekleyen önemli bir altyapı sunuyor. Makine Mühendisliği ve Mimarlık Fakültelerinde İki Ayrı Proje Hayata Geçirildi Makine Mühendisliği Fakültesi’nde hayata geçirilen Bedi Korun Bilgisayar Laboratuvarı için düzenlenen törende, Form Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Figen Korun, Yürütme Kurulu Başkanı Tunç Korun, Yönetim Kurulu Üyesi Özden Korun, Form Endüstri Tesisleri Yönetim Kurulu Üyesi Güray Korun ve grup şirketlerinin genel müdürleri yer aldı. Program, kurdele kesimiyle başlarken Prof. Dr. Binnur Sağbaş’ın Bedi Korun’un hayatı ve sektöre katkılarına ilişkin konuşmasıyla devam etti. Tören kapsamında Yıldız Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Güleda Engin ve Fakülte Dekanı Prof. Dr. Zehra Yumurtacı tarafından Figen Korun ve Tunç Korun’a plaket takdim edildi. Mimarlık Fakültesi’nde gerçekleştirilen Bedi Korun Akademik Salonu açılış törenine ise Korun Ailesi, grup şirketlerinin genel müdürleri ve akademisyenler katıldı. Törende, Yıldız Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz tarafından Figen Korun ve Tunç Korun’a plaket verildi. Fakülte Dekanı Prof. Dr. Sırma Turgut ise Korun ailesine katkılarından dolayı teşekkürlerini sunan bir konuşma yaptı. “Eğitime Katkıyı Uzun Vadeli Bir Sorumluluk Olarak Görüyoruz” Açılışlara ilişkin görüşlerini açıklayan Form Şirketler Grubu Yürütme Kurulu Başkanı Tunç Korun, “Kurucumuz Bedi Korun’un mezunu olduğu üniversitede, onun adını taşıyan alanların öğrenci ve akademisyenlerin kullanımına açılması bizim için büyük bir gurur. Eğitime katkıyı kısa vadeli bir destek olarak değil, uzun vadeli bir sorumluluk olarak görüyoruz. Genç mühendislerin ve mimarların gelişimine katkı sağlayacak, bu tür projelerle babam Bedi Korun’un adını yaşatmaya devam edeceğiz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadınlara Hem Sahada Hem de Yönetimde Daha Çok Sorumluluk Verilmeli Haber

Kadınlara Hem Sahada Hem de Yönetimde Daha Çok Sorumluluk Verilmeli

Özel güvenlik görevlisi olarak başladığı kariyer yolculuğunda Yönetim Sistemleri Müdürlüğü pozisyonuna uzanan bir başarı hikayesine sahip olan Kati, “İşinizi disiplinle ve kararlılıkla yaptığınızda, cinsiyetiniz değil profesyonelliğiniz ön plana çıkıyor. Kararlı ve azimli olursanız fırsatları değerlendirebilirsiniz.” diyor. TAV Güvenlik Hizmetleri bünyesinde, 1999’da Atatürk Havalimanı’nda özel güvenlik görevlisi olarak göreve başlayan Tülay Kati’nin kariyer yolculuğu başarılarla dolu bir hikâyeye sahip. “Sahadaki tecrübem özgüven kazandırdı” Kariyer yolculuğunun bir gazete ilanıyla başladığını söyleyen Tülay Kati, “O dönem uzun vadeli bir kariyer planı yaparak yola çıkmamıştım. Ancak havalimanının hiç durmayan temposu, farklı kültürlerden insanlarla kurduğum iletişim ve ekip arkadaşlarımla yakaladığım uyum zamanla beni bu işe daha çok bağladı. Yaptığım işi benimsedikçe, bu alanda ilerlemem gerektiğine inandım. Sahada uzun süre güvenlik görevlisi olarak çalıştım. Bu süreçte hem yaptığım işle ilgili mevzuat bilgim gelişti hem de sahada edindiğim tecrübeler bana özgüven kazandırdı. Daha sonra şirket içinde düzenlenen kariyer sınavına katıldım ve istenilen kriterleri karşılayarak idari kadroya geçme fırsatı buldum. Kariyer sınavı benim için iş hayatımda bir dönüm noktası oldu.” diyor. “Kendinize güvenin ve sorumluluk alın” Erkek ağırlıklı bir sektörde kadın olarak çalışmanın kendisine özgüvenli ve dayanıklı olmayı öğrettiğini belirten çizen Kati, “İşinizi disiplinle ve kararlılıkla yaptığınızda cinsiyetiniz değil profesyonelliğiniz öne çıkıyor. Bu süreç bana kendime güvenmeyi ve sorumluluk almayı öğretti. Sahada çalışmış olmam bugün bir yönetici olarak karar alma tarzımı doğrudan etkiliyor. Sahadaki deneyimim sayesinde güvenlik görevlilerinin karşılaşabileceği zorlukları biliyorum. Karar süreçlerinde sahadaki gerçekliği göz önünde bulundurabiliyor daha dengeli ve etkili çözümler üretebiliyorum.” dedi. Kararlı ve azimli olunduğunda fırsatların değerlendirilebileceğine inandığını belirten Tülay Kati, “İşinizi disiplinle ve sorumlulukla yaptığınız sürece cinsiyetin hiçbir engel olmadığını göreceksiniz. Hata yapmaktan çekinmemenin gerekli olduğuna inanıyorum. Duruşunuzdan ödün vermeden kendinize güvenmelisiniz.” diyor. “Kadın yöneticiler görünür olmalı” Kurumların fırsat eşitliğini sağlaması gerektiğini belirten Kati, “Kadınlara hem sahada hem de yönetimde sorumluluk verilmeli, onlara kendilerini gösterebilecekleri alanlar açılmalı. Fikrini rahatça söyleyebilen, hata yaptığında yargılanmayan ve başarısı takdir edilen bir kadın zaten zamanla daha da güçleniyor. Bunun yanında rol model kadın yöneticilerin görünür olması da çok önemli. Çünkü bir kadın, başka bir kadının başardığını görünce ben de yapabilirim demeye başlıyor ve cesareti artıyor.” şeklinde sözlerini sürdürdü. Uzman kadrosuyla 1997’den bu yana hizmet sunan TAV Güvenlik Hizmetleri, fiziki güvenlikten elektronik güvenlik sistemlerine, risk analizi ve danışmanlıktan VIP, yakın koruma ve K9 hizmetine kadar geniş bir hizmet ağı sunarak kapsamlı çözümler geliştiriyor, elektronik güvenlik sistemleri, biyometrik tanıma, akıllı kameralar gibi yenilikçi teknolojilerle desteklenen hizmetleriyle dikkat çekiyor. Havacılık sektörünün yanı sıra, şu an birçok tesisin güvenliğinden sorumlu olan şirket, profesyonelliğini sahaya yaymaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Jeopolitik Gerilimler, Denizcilikte Hukuki Desteğin Önemini Artırıyor  Haber

Jeopolitik Gerilimler, Denizcilikte Hukuki Desteğin Önemini Artırıyor 

Avukat Seda Yılmaz, her ne kadar bölgesel çatışma, doğal afet, salgın gibi durumlar mücbir sebep kabul edilse de armatörden lojistik firmasına kadar zararın karşılanması için tüm paydaşlara düşen sorumluluklar olduğuna dikkati çekti. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın açıklamasına göre bin groston ve üzeri Türk sahipli deniz ticaret filosu, 53,1 milyon detveyt kapasitesiyle dünyada 10. sıraya yükseldi. TÜİK verilerine göre geçen yıl, deniz yoluyla taşınan ihracat yükü ise yüzde 5,2 artarak 153 milyar 816 milyon doları buldu. İhracatın yüzde 56,3’ü deniz yoluyla taşınırken, çatışmalar, kazalar ve diğer riskler nedeniyle bu alanda hukuki desteğe ihtiyaç da büyüyor. Türkiye’nin denizcilikteki atılımını değerlendiren Avukat Seda Yılmaz, “Filomuzun büyümesi, dünyaya açılmayı da beraberinde getiriyor ancak denizcilik, kazançlı olduğu kadar riskli de bir alan.” dedi. Kazalar ve Güvenlik Riskleri Artıyor Yılmaz, gemi yangınları, kazalar, korsan saldırıları ve savaş risklerinin milyarlarca dolarlık kayıplara yol açtığını belirterek, “En son yayımlanan uluslararası istatistiklere göre küresel deniz kazaları, 2024’te yüzde 10 artarak 3.310’a ulaştı. 2025 yılında ise korsan saldırılar yüzde 18’lik artışla 137’ye çıktı.” bilgilerini paylaştı. “Savaş Riskleri Doğru Yönetilmeli” ABD/İsrail-İran çatışması ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere de değinen Yılmaz, "Orta Doğu'daki sıcak çatışma bölgelerinde seyreden gemilerin sigorta poliçelerindeki özel şartlar ve 'savaş riskleri' klozlarının doğru yönetilmesi, çok önem kazandı. Çatışma dönemlerinde, bölgeden geçecek tankerler için sağlanan teminatlar kapsam dışı bırakılabiliyor veya ek prim karşılığında yeniden düzenlenebiliyor. Hasar ve kazalarda sorumluluk paylaşımı, mücbir sebep değerlendirmesi, sigorta tazminatları ve dava süreçleri, uluslararası hukuk desteğini ve öngörülebilir sözleşmelerin gereğini zorunlu kılıyor.” diye konuştu. “Hasar Durumlarında Her Dakikanın Önemi Var” Yılmaz, hasar ve kazalarda hızlı müdahalenin şart olduğunun altını çizdi. Hasarın tespiti için gemi veya limanda hazırlanacak rapor ve bildirimlerin vakit kaybetmeden yapılması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, “Tüm tarafların, risklere önceden ne kadar hazır oldukları da sorumluluğun hafiflemesi açısından belirleyici olabiliyor. Mücbir sebep durumunda zararı önleme tedbirlerinin ve alternatif planların devreye girmesi büyük önem taşıyor.” ifadelerini de kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi, Dünyanın En İyi 250 Hastanesi Arasında Haber

Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi, Dünyanın En İyi 250 Hastanesi Arasında

Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi, Türkiye’den listeye giren 3 hastane arasındaki tek özel sağlık kuruluşu oldu. Newsweek tarafından bu yıl 8’inci kez yayımlanan Dünyanın En İyi Hastaneleri 2026 listesine ilk kez Türkiye de dahil edildi. Dünyanın en iyi 250 hastanesinin sıralandığı prestijli listede Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi de yer aldı. 32 ülkeden 2 bin 500’den fazla sağlık kurumunun titizlikle değerlendirildiği listede; Türkiye’den ilk 250’ye giren sadece 3 hastaneden biri olan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi, aynı zamanda bu listede yer alan üniversite hastanesi statüsü dışındaki tek kurum olma ayrıcalığını gösterdi. Uluslararası veri platformu Statista iş birliği ile oluşturulan sıralamada; sağlık profesyonelleri önerileri, hastane kalite göstergeleri, hasta deneyimi verileri ve hastaların yaşam kalitesinin değerlendirdiği anketler esas alınıyor. “Küresel ölçekteki başarılarımız bizim için büyük bir motivasyon kaynağı” Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Genel Müdürü Timur Atsüren konuyla ilgili, “Türkiye’nin ilk kez dahil edildiği ‘Dünyanın En İyi Hastaneleri’ listesinde, ilk 250 arasında yer alarak ülkemizi temsil eden 3 kurumdan biri olmanın gururunu yaşıyoruz. Elde ettiğimiz bu konumun yanı sıra, listede üniversite hastanesi statüsü dışındaki tek özel hastane olarak yer almamız bizim için ayrıca çok kıymetli. Hastanemizin uluslararası akreditasyonlar ve kalite belgeleriyle defalarca tescillenen başarısı, böylesine prestijli bir global derecelendirmeyle bir kez daha teyit edildi. Dünya standartlarında sağlık hizmeti sunma hedefimize aynı kararlılık, sorumluluk ve ekip ruhuyla devam ederken, küresel arenada aldığımız bu tesciller motivasyonumuzu daha da artırıyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ICF Türkiye ve ATSO’dan Antalya’da Liderlik Odaklı Koçluk Buluşması Haber

ICF Türkiye ve ATSO’dan Antalya’da Liderlik Odaklı Koçluk Buluşması

Uluslararası Profesyonel Koçluk Derneği (ICF) Türkiye ile Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) iş birliğinde düzenlenen ‘Koçlukla Güçlenen Düşünce ve Liderlik’ etkinliği, Antalya’da geniş katılımla başarıyla gerçekleştirildi. Etkinlikte, koçluk yaklaşımının liderlik yetkinliklerine, öz farkındalığa, etkili iletişime ve sağlıklı karar alma süreçlerine katkısı kapsamlı oturumlarla ele alındı. ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman’ın açılış konuşmasını gerçekleştirdiği programa; Antalya Çalışma ve İş Kurumu (İŞKUR) İl Müdürü İlhan Çolakoğlu, ATSO Yönetim Kurulu ve Meclis üyeleri, sektör temsilcileri, eğitimciler ve öğrenciler katıldı. “Koçluk Temelli Düşünce Liderliği: Yön Vermekten Yolu Açmaya” Programın birinci oturumunda konuşan ICF Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Beyza Erdem Balcı, “Koçluk Temelli Düşünce Liderliği: Yön Vermekten Yolu Açmaya” başlıklı sunumunda modern liderlik anlayışının dönüşümüne dikkat çekti. Balcı, günümüz liderliğinin artık yalnızca karar alan ve yön gösteren bir modelden ibaret olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: “Gerçek liderlik, insanların potansiyelini ortaya çıkarabilecek alanı açabilmektir. Koçluk yaklaşımı; öz farkındalık, güçlü soru sorma, etkin dinleme ve sorumluluk bilinciyle bireyin kendi çözümünü üretmesini destekler. Bu da sürdürülebilir başarıyı mümkün kılar. Koçluk yaklaşımı iş dünyasında; hedef belirleme süreçlerini netleştirir, karar alma kalitesini artırır, iletişim kültürünü güçlendirir, kurumlarda güven ve sorumluluk bilincini yaygınlaştırır. Liderliğin geleceği ‘farkındalık temelli’ bir anlayışla şekillenecek.” Farkındalık, kurumsal gelişim ve deneyim paylaşımları ele alındı! Etkinlikte Dr. Murat Kaplan, farkındalık temalı sunumuyla katılımcılara yeni ve derinlikli perspektifler kazandırdı. Antalya OSB Eğitim Müdürü Sehel Türk ise gelişim süreçlerinde koçluğun rolü ve kurumlara sağladığı katkılar üzerine değerlendirmelerde bulundu. Genç Liderler ve Girişimciler Derneği (JCI) Antalya Şubesi üyeleri de koçluğun profesyonel yaşamlarına etkisini deneyimsel paylaşımlarla aktararak programa uygulama odaklı bir boyut kazandırdı. Meslek Liselerinde Koçluk ve Mentorluk Modeli Etkinliğin ikinci bölümünde ise “Rol Modelden Yol Arkadaşlığına – ATSO Meslek Liseleri Koçluk & Mentorluk Projesi” ele alındı. Oturumun moderatörlüğünü Anda Eğitim ve Koçluk Kurucusu, ICF Üyesi Profesyonel Koç Melike Yayla üstlendi. Sektör temsilcileri, mentorlar, öğretmenler ve öğrenciler; meslek liselerinde yürütülen koçluk ve mentorluk çalışmalarının gençlerin kariyer farkındalığı, özgüveni ve gelecek vizyonu üzerindeki etkilerini paylaştı. Program, koçluğun yalnızca iş dünyasında değil, eğitim alanında da güçlü bir gelişim aracı olduğunu ortaya koydu. “Koçlukla Güçlenen Düşünce ve Liderlik” etkinliği, ICF Türkiye’nin koçluk kültürünü farklı paydaşlarla buluşturma ve liderlik anlayışını dönüştürme vizyonunun güçlü bir yansıması oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de “Sessiz Boşanmalar” Dönemi: Evli Çiftlerin Sadece Yüzde 5’i Mutlu Haber

Türkiye’de “Sessiz Boşanmalar” Dönemi: Evli Çiftlerin Sadece Yüzde 5’i Mutlu

Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, evliliğe karar verme süreçlerindeki dışsal faktörlerin ve duygusal farkındalık eksikliğinin boşanma riskini doğrudan artırdığını vurguluyor. İlişkisini sadece somut kazanımlar veya yalnızlık korkusu üzerine kuran çiftler, zamanla duygusal bir kopuş yaşayarak ayrılık noktasına geliyor. TÜİK tarafından paylaşılan güncel veriler, Türkiye’de yaklaşık 3,5 milyon kişinin boşanmış olduğunu ve yetişkin nüfus içinde bu oranın %5,20 seviyesinde seyrettiğini gösteriyor. Klinik gözlemler ve toplumsal araştırmalar, boşanmadan evliliğini sürdüren çiftlerin sadece yüzde 5 kadarının gerçek bir mutluluk yaşadığını ortaya koyuyor. Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, bu tablonun boşanmış olmanın ötesinde, aynı çatı altında duygusal paylaşım yaşamayan "sessiz boşanmış" kitlelerin varlığını kanıtladığını belirtiyor. Boşanma kararı, ilişkinin kalitesini göstermek yerine tarafların o ilişkide ne kadar var olmak istediğini simgeliyor. Hayat deneyimlerinden yola çıkarak kendi isteklerini netleştiren ve duygusal farkındalığı yüksek bireylerin kurduğu evliliklerde ise ayrılık ihtimali minimum seviyede kalıyor. Araftaki Evlilikler: İnsanlar Neden Boşan(a)mıyor? Mutsuzluğa rağmen evliliğin sürdürülmesinin ardındaki görünmez engelleri analiz eden Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, bireyleri bir döngüye hapseden nedenleri açıklıyor. Düzenin Konforu ve Değişim Travması: Çiftler mutsuz olsalar dahi mevcut yaşam ritminin, sorumluluk paylaşımının ve kurulu düzenin bozulmasını istemiyor. Sıfırdan bir hayat kurma fikri, mutsuzluğun tanıdık güvenliğinden çok daha travmatik bir seçenek olarak algılanıyor. Finansal Prangalar: Evlilikteki bütçe paylaşımı, çiftler için korunaklı bir ekonomik sistem oluşturuyor. Boşanmayla gelecek olan ekstra mali yüklerin altına girmekten kaçınan bireyler, yeni yaşam giderlerini göze alamadıkları için mutsuzluğu sürdürmeyi tercih ediyor. Çocuk Odaklı Suçluluk ve İçsel Istırap: Anne ve babasından ayrı büyüyecek çocukların ruhsal dünyasına dair duyulan yoğun sorumluluk, çiftleri bir tıkanıklığa sürüklüyor. Hem eşiyle devam edemeyen hem de boşanmayı gerçekleştiremeyen bireyler, bu arafta kalmışlık haliyle yoğun bir içsel ıstırap yaşıyor. Evliliklerin İlk Beş Yılındaki Kritik Viraj TÜİK verilerine göre boşanmaların yüzde 34’ü evliliğin ilk beş yılında gerçekleşiyor. Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, bu dönemde kazanılan gelin, damat veya yenge gibi yeni kimliklerin beraberinde büyük sorumluluklar getirdiğini ifade ediyor. Kök ailesinden zihnen ayrışamayan ve hala ebeveynlerinin "küçük çocuğu" gibi davranan bireyler, eşiyle "biz" olma halini yaşamakta güçlük çekiyor. Geniş aile üyelerinin müdahaleleri, henüz temeli oturmamış evliliklerde büyük depremlere yol açıyor. Evlilikle gelen güven duygusunun yarattığı cinsel rehavet ise tutkunun yerini durağanlığa bırakmasına neden oluyor. Henüz ilişki zemini sağlamlaşmadan sadece evliliği kurtarmak amacıyla çocuk sahibi olmak, tahammül seviyesini hızla düşürerek ayrılık sürecini hızlandırıyor. On Yılı Aşan Evliliklerde Değişen Dinamikler Türkiye’de boşanmayla sonuçlanan evliliklerin ortalama 12 yıl sürmesi, zamanla biriken hasarların geri dönülemez bir noktaya ulaştığını gösteriyor. Uzun süreli evliliklerde boşanma sebeplerini analiz eden Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, özellikle "tükenen tahammül" faktörüne dikkat çekiyor. Sorun çıkmasın diye sürekli uyumlanan ve kendi isteklerini yok sayan partner, yıllar içinde biriken emek ve sevginin karşılıksız kaldığını fark ettiğinde boşanma kararı netleşiyor. Çocukların ihtiyaçlarının tüm enerjiyi tüketmesi eşlerin birbirine ayıracak vakit bulamamasına yol açarken, tarafların birbirini "sabit bir veri" olarak görmesi duygusal bağları zayıflatıyor. Bu süreçte bireylerin yaşadığı kişisel dönüşüm ve farkındalık artışı eşler arasında senkronize ilerlemediğinde, ortak bir rotada devam etmek imkansız hale geliyor. Dr. Psk. Sevilay Abudaram, gelişimsel farklılıkların çiftlerin aynı zaman diliminde farklı ihtiyaçlara sahip olmasına yol açtığını ve bu durumun evliliğin ilerleyen yıllarında boşanma kararını tetiklediğini belirtiyor. İlişkilerin ilk yıllarındaki sağlam sınırlar ve ilerleyen yıllardaki duygusal yatırım evliliğin ömrünü belirliyor. Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, bireysel gelişim süreçlerini eşzamanlı yönetebilen ve "biz" alanını koruyan çiftlerin mutsuzluk döngüsünden kurtulabildiğini ifade ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Fabrika Voleybol” Projesi Sayesinde 290 Çocuk Fileyle Tanıştı Haber

“Fabrika Voleybol” Projesi Sayesinde 290 Çocuk Fileyle Tanıştı

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), çocukları erken yaşta sporla buluşturmak ve sağlıklı bireyler yetişmesine katkı sağlamak amacıyla Türkiye Voleybol Federasyonu iş birliğiyle hayata geçirdiği ücretsiz “Fabrika Voleybol” projesini sürdürüyor. Sincan Fatih Mahallesi’nde bulunan Gazeteci Ali Öcal Kapalı Spor Salonu’nda yürütülen proje kapsamında 6-12 yaş aralığındaki çocuklar, alanında uzman antrenörler eşliğinde voleybol eğitimi alıyor. Cumartesi ve Pazar günleri 09.00–18.00 saatleri arasında yaş ve seviye gruplarına göre düzenlenen eğitimlerde çocuklar yalnızca voleybol öğrenmekle kalmıyor; disiplin, özgüven ve sorumluluk bilinci de kazanıyor. EĞİTİMLERDEN 290 ÇOCUK YARARLANDI Fabrika Voleybol projesinin yoğun ilgi gördüğünü belirten ABB Spor Hizmetleri Şube Müdürü Sercan Yiğit, bugüne kadar yaklaşık 290 çocuğun eğitimlerden faydalandığını ifade etti. Yiğit, projeye ilişkin şu bilgileri paylaştı: “6-12 yaş aralığındaki çocukları voleybol ile tanıştırmak, sporu sevdirmek, sporun hayatlarının bir parçası olmasını sağlamak amacıyla bu projeyi başlattık. Voleybol Federasyonu ve Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle Sincan bölgesinde bulunan Gazeteci Ali Öcal Spor Salonu'nda federasyon yetkilileri tarafından görevlendirilen alanında uzman antrenörler cumartesi ve pazar günleri ücretsiz olarak kursu veriyor.” Gazeteci Ali Öcal Kapalı Spor Salonu İdari Koordinatörü Murat Değirmenci ise projenin çocuklar üzerindeki etkisine dikkat çekerek, “Burada 22 Kasım 2025’te temelleri atılan çok kıymetli bir vizyonun sahada karşılığını görüyoruz. Spor çocuklar için yalnızca bir branş değil bir karakter inşasıdır. Disiplin, öz güven ve sorumluluk duygusunu fileye çıkarmaktır. Burayı yalnızca Sincan’dan değil çevre ilçelerden de çok sayıda sporcu talep ediyor. Yıl boyunca etkinlik devam edecek” diye konuştu. KURSİYERLERDEN ABB’YE TEŞEKKÜR Voleybol kursuna katılan çocuklar da eğitimlerden duydukları memnuniyeti şöyle dile getirdi: -Zeynep Dila Aksu: “Arkadaşlarımla kursu çok beğendik Öğretmenlerimiz güzel şeyler öğretiyor. Eğlencelerimiz oluyor, oyunlarımız oluyor. 1 aydır buradayım güzel gidiyor.” -Zeynep Şen: “Bize bu imkânı sağladığı için Büyükşehir Belediyesine teşekkür ediyorum. Burayı çok seviyorum. Öğretmenlerimiz anlayacağımız şekilde anlatıyor.” -Fatmanur Albayrak: “1 aydır voleybola geliyorum çok memnunum. Burada güzel zaman geçiriyorum, oldukça öğretici.” -Nisa Albayrak: “Okuldaki öğretmenlerimin tavsiyesi ile geliyorum. Burada hem spor yapıyor hem de eğleniyorum. Teşekkürler.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.