Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sosyal

Kapsül Haber Ajansı - Sosyal haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sürdürülebilirlik Raporlaması Neden Önemli? Haber

Sürdürülebilirlik Raporlaması Neden Önemli?

Bir şirketin iklim hedefi, tedarik zinciri riski ya da çalışan politikası artık yalnızca kurumsal iletişim başlığı değil. Finansmana erişimden ihracat kapasitesine, yatırımcı güveninden marka itibarına kadar birçok kritik karar, şirketlerin sürdürülebilirlik performansını nasıl ölçtüğüne ve nasıl açıkladığına bakılarak veriliyor. Tam da bu nedenle sürdürülebilirlik raporlaması, gönüllü bir görünürlük çalışmasından çıkıp stratejik bir yönetim aracına dönüşmüş durumda. Sürdürülebilirlik raporlaması neden önemli? Bu sorunun kısa cevabı şu: Çünkü kurumların sadece ne söylediği değil, neyi ölçtüğü, nasıl yönettiği ve hangi riskleri öngördüğü artık piyasa tarafından izleniyor. Sürdürülebilirlik raporlaması; çevresel, sosyal ve yönetişim performansının sistematik biçimde ortaya konmasını sağlar. Böylece şirketin yalnızca bugünkü operasyonel gücü değil, gelecekteki dayanıklılığı da görünür hale gelir. Özellikle enerji, sanayi, lojistik, tarım, teknoloji ve savunma gibi dönüşüm baskısının yüksek olduğu sektörlerde bu görünürlük daha da kritik hale geliyor. Çünkü bu alanlarda kaynak kullanımı, emisyon, tedarik güvenliği, insan kaynağı ve regülasyon uyumu doğrudan rekabet üstünlüğünü etkiliyor. Raporlama, itibar metni değil yönetim altyapısıdır Sürdürülebilirlik raporlaması uzun süre bazı şirketlerde yıllık iletişim dosyası gibi ele alındı. Oysa nitelikli raporlama, kurumsal yönetimin veri tabanını güçlendirir. Şirket hangi alanda emisyon üretiyor, hangi tedarikçiler daha yüksek risk taşıyor, iş sağlığı ve güvenliğinde hangi kırılımlar var, su kullanımı hangi operasyonlarda yoğunlaşıyor, kadın liderlik oranı nasıl değişiyor - bunların hepsi raporlama sürecinde netleşir. Bu da yönetim kurullarına ve üst düzey yöneticilere daha sağlıklı karar alma imkanı verir. Ölçülmeyen başlık yönetilemez. Bu yüzden raporlama yalnızca dış paydaşlar için hazırlanmış bir belge değil, şirketin kendi kör noktalarını görmesini sağlayan bir araçtır. Burada önemli bir ayrım var. Her rapor aynı değeri üretmez. Sadece olumlu gelişmelerin seçildiği, metodolojinin zayıf olduğu ve hedeflerin somutlaşmadığı raporlar kısa vadede vitrin etkisi yaratabilir; ancak orta vadede güven aşınmasına yol açar. Piyasa artık gösteriş ile veri temelli açıklamayı birbirinden ayırabiliyor. Yatırımcılar ve finans kuruluşları için güven göstergesi Sermaye artık sadece bilanço okumuyor. Şirketlerin iklim riski, geçiş planı, yönetişim yapısı ve sosyal etkileri de yatırım kararlarında daha fazla yer tutuyor. Bankalar, fonlar ve kurumsal yatırımcılar açısından sürdürülebilirlik raporlaması, geleceğe dönük risk profilini anlamanın en pratik yollarından biri. Örneğin yüksek enerji yoğunluğuna sahip bir üretici firma düşünelim. Bu şirket maliyetlerini bugün yönetiyor olabilir. Ancak karbon düzenlemeleri sıkılaştığında, enerji dönüşümünü finanse edemediğinde ya da tedarik zinciri buna uyum sağlayamadığında karlılık baskı altına girebilir. İyi hazırlanmış bir rapor, bu tür risklere karşı şirketin hazırlık düzeyini gösterir. Aynı durum kredi süreçlerinde de geçerlidir. Her finans kuruluşu aynı derinlikte değerlendirme yapmasa da yön açık. Daha şeffaf veri sunan, hedeflerini açıklayan ve performansını düzenli izleyen şirketler, belirsizlik primi açısından daha avantajlı bir konuma geçebilir. Elbette tek başına rapor, finansman kapısını açmaz. Ama finansman dilini konuşabilen şirketlerle yalnızca niyet beyanında kalan şirketler arasındaki farkı belirginleştirir. Regülasyonlara uyum için erken hazırlık sağlar Bir başka kritik başlık da mevzuat. Türkiye'de ve ihracat bağlantılı pazarlarda sürdürülebilirlik alanındaki düzenlemeler giderek daha somut hale geliyor. Özellikle Avrupa ile çalışan şirketler için emisyon, izlenebilirlik, insan hakları politikaları ve tedarik zinciri şeffaflığı artık dış ticaret gündeminin parçası. Bu tablo, sürdürülebilirlik raporlamasını yalnızca büyük ölçekli şirketlerin konusu olmaktan çıkarıyor. Ana sanayiye üretim yapan KOBİ'ler, lojistik firmaları, enerji tedarikçileri ve tarımsal üretim ağında yer alan işletmeler de giderek daha fazla veri paylaşımı talebiyle karşılaşıyor. Erken başlayan şirketler burada avantaj kazanıyor. Çünkü raporlama kültürü son dakikada kurulmaz. Verinin hangi birimden geleceği, hangi göstergenin nasıl ölçüleceği, hangi standardın baz alınacağı ve iç doğrulama mekanizmasının nasıl işleyeceği zaman ister. Regülasyon kapıya dayandığında değil, henüz hazırlık aşamasındayken kurulan sistem daha düşük maliyetle işler. Tedarik zincirinde görünürlük ve rekabet avantajı yaratır Küresel tedarik zincirlerinde sürdürülebilirlik performansı artık teklif süreçlerine kadar indi. Ana yükleniciler, çok uluslu şirketler ve ihracat odaklı alıcılar, tedarikçilerinden çevresel ve sosyal veri talep ediyor. Bu durum özellikle sanayi, tekstil, otomotiv yan sanayi, gıda, ambalaj, lojistik ve teknoloji üretiminde daha görünür. Sürdürülebilirlik raporlaması bu noktada şirketin kurumsal olgunluğunu ortaya koyar. Bir firma enerji tüketimini, atık yönetimini, iş gücü güvenliğini, etik tedarik yaklaşımını ve hedeflerini veriyle anlatabiliyorsa, potansiyel iş ortakları açısından daha güvenilir bir profil sunar. Burada da bir it depends durumu var. Her müşteri aynı detay seviyesini istemez, her sektör aynı gösterge setiyle ilerlemez. Ancak eğilim net. Tedarik zincirinde görünürlük artıyor ve bu görünürlük talebi zamanla standart hale geliyor. Bu nedenle raporlama, sadece kurumsal vitrini değil satış ve iş geliştirme kapasitesini de etkileyebilir. Kurum içi dönüşümü hızlandırır Raporlama çoğu zaman dışa dönük bir faaliyet gibi algılansa da içeride önemli bir disiplin yaratır. Farklı departmanların ortak veri üretmesi, hedef belirlemesi ve performansı izlemesi gerekir. Finans, insan kaynakları, satın alma, üretim, kalite, çevre ve kurumsal iletişim ekipleri aynı çerçevede çalışmaya başlar. Bu da sürdürülebilirliği tek bir departmanın görevi olmaktan çıkarır. Kurum içinde sahiplenme arttıkça, stratejik hedefler günlük operasyonlara daha kolay iner. Örneğin enerji verimliliği hedefi yalnızca tesis yönetiminin konusu olmaktan çıkar, yatırım planlamasıyla birleşir. Çeşitlilik hedefi yalnızca İK verisi olarak kalmaz, liderlik gelişimiyle ilişkilendirilir. Yine de bu sürecin zorlu tarafı vardır. Veri toplama dağınık olabilir, kurum içi direnç oluşabilir, bazı metrikler ilk yıllarda zayıf çıkabilir. Fakat bu durum raporlamanın değersiz olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, gerçek dönüşüm çoğu zaman ilk kez ölçüm yapıldığında başlar. İtibar ve kriz yönetiminde koruyucu rol oynar Şirketler artık sadece finansal performansla değerlendirilmiyor. Bir çevre olayı, çalışan güvenliği sorunu, tedarik zincirindeki etik ihlal ya da kamuoyuna yansıyan bir uyumsuzluk, kısa sürede daha büyük bir güven sorununa dönüşebiliyor. Böyle dönemlerde kurumun geçmişte nasıl bir şeffaflık standardı oluşturduğu önem kazanır. Düzenli ve tutarlı sürdürülebilirlik raporlaması, şirketin hesap verebilirlik refleksini güçlendirir. Bu, kriz riskini ortadan kaldırmaz; ancak şirketin paydaşlarıyla kurduğu güven zeminini güçlendirir. Özellikle medya görünürlüğü yüksek, yatırımcı ilgisi taşıyan ya da kamuyla yakın çalışan sektörlerde bu zemin çok daha değerlidir. İtibarın burada tek başına iletişim başarısına indirgenmemesi gerekir. Güçlü itibar, doğrulanabilir performansla desteklenmediğinde hızla kırılabilir. Bu nedenle raporlama, kurumsal anlatının veriyle desteklenen kısmıdır. Hangi şirketler için daha kritik? Pratikte ölçek büyüdükçe beklenti artar. Ancak önem sadece büyük şirketlerle sınırlı değil. İhracat yapanlar, halka açık olanlar, yatırım arayan girişimler, kurumsal müşteri portföyü geniş firmalar ve yoğun kaynak kullanan sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler için sürdürülebilirlik raporlaması daha erken bir ihtiyaç haline gelir. Buna karşılık küçük ölçekli bir işletme için kapsam daha sınırlı olabilir. İlk aşamada tüm uluslararası çerçevelere aynı anda uyum hedeflemek yerine, iş modeline en yakın risk ve etki alanlarından başlamak daha gerçekçidir. Önemli olan kusursuz bir belge üretmek değil, güvenilir veriyle başlayan ve her yıl olgunlaşan bir yapı kurmaktır. Doğru raporlama neyi gerektirir? Öncelikle net öncelikler gerektirir. Şirketin hangi sürdürülebilirlik başlıklarında maddi etkisi olduğu belirlenmeden hazırlanan raporlar genellikle dağınık kalır. Ardından veri kalitesi gelir. Ölçüm yöntemleri, baz yıl, hedef ufku ve sorumluluk alanları açık değilse rapor ikna gücünü kaybeder. Bir diğer kritik nokta da yönetim sahipliğidir. Üst yönetim tarafından sahiplenilmeyen raporlama süreçleri çoğu zaman iletişim departmanının sınırlı imkanlarıyla yürür ve stratejik etkisi zayıf kalır. Oysa güçlü örneklerde raporlama, kurumsal yönetim, risk yönetimi ve büyüme planıyla birlikte ele alınır. Bu alanda içerik görünürlüğü de ayrı bir önem taşıyor. Şirketlerin sürdürülebilirlik performansını doğru çerçevede anlatan, sektörel bağlama oturtan ve profesyonel okur için anlamlı hale getiren yayıncılık yaklaşımı, kurumsal mesajın etkisini artırır. Bu noktada Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel odağı güçlü mecralar, sürdürülebilirlik gündeminin yüzeysel söylemlerden ayrışmasına katkı sunabilir. Önümüzdeki dönemde soru artık şu olmayacak: Rapor yayımlıyor musunuz? Asıl soru, hangi veriye dayanarak hangi dönüşümü yönettiğiniz olacak. Şirketler için gerçek değer de tam burada başlıyor.

Başkan Hüseyin Can Güner Bir Sözünü Daha Yerine Getirdi Haber

Başkan Hüseyin Can Güner Bir Sözünü Daha Yerine Getirdi

Çankaya Belediyesi, emeklilerin sosyal yaşamına katkı sunmak amacıyla hayata geçirdiği Emekli Lokalleri’nin sayısını artırıyor. Kısa bir sürede yapımı tamamlanan İlker-Mürsel Uluç Emekli Lokali, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in ev sahipliğinde düzenlenen törenle hizmete açıldı. Başkan Güner’in seçim vaatleri arasında yer alan emekli lokallerinin sayısı yeni açılan merkezle birlikte 8’e çıktı. Emekli lokalinin açılış törenine, başta Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş olmak üzere CHP Parti Meclisi Üyeleri, Ankara milletvekilleri, CHP Ankara İl Başkanı, Bala, Keçiören, Bağlar, Altındağ, Çankaya ve Mamak ilçe başkanları, muhtarlar ve çok sayıda Çankayalı katıldı. "KIVANÇ DUYUYORUZ" Açılış töreninde konuşan Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, "Göreve geldiğimiz günden bu yana insanların hayatına dokunan yaşamı kolaylaştıran, dayanışmayı büyüten ve örgütleyen, kentte yaşayan herkesin kendini değerli hissettiği bir yaşam modelini ve kültürünü hedefleyen bir belediyecilik anlayışını benimsiyoruz" dedi. Açılışa katılan yüzlerce Çankayalı ’ya seslenen Başkan Güner şöyle devam etti: "Bugün burayı bir açılıştan ziyade adeta bir miting alanına çeviren bu güzel kalabalık için, katılımınız için değerli katkılarınız için, tüm komşularımıza, tüm konuklarımıza teşekkür ediyorum. Böylesi güzel bir hafta sonunda sizlerle birlikte emekli lokalimizin açılışını yapıyor olmak büyük bir mutluluktur. İkinci yılımızı tamamlarken Gençlik Merkezini, kız öğrenci yurdunu, kent lokantalarını, Çankafelerimizi hep birlikte açtık. Bugün burada da en önem verdiğimiz eserlerimizden biri olan emekli lokallerinin üçüncüsünü açmak için bir aradayız. Emekli lokallerimizde ücretsiz çay, kahve ve çorba, poğaça gibi ikramların yanı sıra yaş almış büyüklerimize, eğitim programları ve seminerler gibi hizmetler sunuyoruz. Bugün emekliye yaptığımız bu hizmetler asla lütuf değildir. Çünkü yıllardır emeklerini sundukları, hizmet ettikleri, primlerini ödedikleri bu devletin onlara en temel vatandaşlık hizmetini sunması gerektiğine yürekten inanıyoruz. Ancak bugün emeklilerimizin yaşadığı koşullar ortadır. Kent lokantalarımızda, emekli lokallerimizde sunduğumuz hizmetleri, çay, çorba gibi ikramlarımızı küçümseyen, hafife alan 'bazılarına' buradan sesleniyorum. Biz emeklilerimizle çayımızı, çorbamızı, sosyal tesislerimizi paylaşmaktan kıvanç duyuyoruz, mutluluk duyuyoruz. Siz de emeklimizi bir bardak çaya, bir tas çorbaya muhtaç ettiğiniz için ne kadar utanç duysanız yeridir." "ÇANKAYA'YI DAYANIŞMANIN, PAYLAŞMANIN KALBİ YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ" Çankaya'da adil ve dürüst bir yönetim anlayışı oluşturduklarını vurgulayan Başkan Güner, "Bizler kim ne derse desin, hangi baskı unsurlarını kullanırsa kullansın, kaynaklarımızı hangi şekilde keserse kessin, sizin vergilerinizle oluşan bütçemizi, yine sizler için harcamaya, kullanmaya devam edeceğiz. Eşit adil, şeffaf, dürüst bir yönetim anlayışıyla Çankaya'yı dayanışmanın, paylaşmanın, sevginin ve kardeşliğin kalbi yapmaya devam edeceğiz" dedi. KENT YAŞAMINA AKTİF KATILACAKLAR Çankaya'da emekli lokallerinin önemli bir ihtiyaca cevap verdiğini kaydeden Başkan Güner, şunları söyledi: "Sayısı sekizi bulan emekli lokallerimizde komşularımız bir araya gelecek; sohbet edecek, birlikte vakit geçirecek, yeni dostluklar kuracaklar. Büyüklerimiz kendilerini yalnız hissetmeyecekler. Kent yaşamının içinde aktif bir şekilde yer alacak ve sağlıklı bir şekilde yaşayacaklar. Bizim için en büyük mutluluk işte budur. Geçtiğimiz aylarda birlikte temelini attığımız Kırkkonaklar Mahallemizdeki Meral Gençler Alzheimer Demans Gündüz Yaşam Merkezimizi de inanıyorum ki yıl içerisinde birlikte hizmete açacağız. Bir uçtan bir uca Çankaya'nın her köşesine sizlerden aldığımız güçte, bu güzel birlikteliğimizde hizmet etmeye var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz." MANSUR BAŞKAN'DAN TEŞEKKÜR Açılışta konuşan Ankara Büyükşehir Belediye Başkan'ı Mansur Yavaş da emekli lokalleri projesini Çankaya'da hayata geçiren Başkan Hüseyin Can Güner'e teşekkür etti. Emekli lokallerini Ankara genelinde yaygınlaştırmaya devam edeceklerini müjdeleyen Mansur Yavaş, "81 bin emekli yurttaşımıza her ay düzenli olarak yardımlarımızı sürdürüyoruz. Böylesine donanımlı tesisler artık emeklilerimiz için büyük ihtiyaç haline geldi ve inşallah yenilerini de birlikte açacağız. Başta bizlere bu fikri veren sayın başkanımıza ve çalışanlarına, emeği geçen herkese çok çok teşekkür ediyorum. İlker ve Mürsel Uluç Mahallelerimize yeni lokallerinin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum" diye konuştu. YAŞAM BOYU GELİŞİM Emekli Lokalleri, dış ve iç mekân tasarımlarıyla da dikkat çekiyor. Ana salon, mutfak ve toplantı odası bulunan bu merkezler, üyelerin rahat bir şekilde bir araya gelmesini sağlıyor. Lokaller, üyelik sistemiyle hizmet veriyor ve üyelerine özel olarak tasarlanmış etkinlikler sunuyor. Zihinsel egzersizleri destekleyen, işitsel-görsel becerileri geliştiren, odaklanma ve konsantrasyonu artıran aktiviteler yer alan lokallerde, üyelere ayrıca çay, kahve ve poğaça gibi ücretsiz ikramlar da sunuluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadın, Aile ve Çocuklar İçin Yeni Bir Yaşam Alanı Haber

Kadın, Aile ve Çocuklar İçin Yeni Bir Yaşam Alanı

Kadınların, ailelerin ve çocukların sosyal, kültürel ve ekonomik refahını artırmayı hedefleyen Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, İzmit’te hayata geçirmeye hazırlandığı Anne Şehir Merkezi Lotus ile örnek bir yaşam kompleksini daha kente kazandıracak. Bu kapsamda Ömer Türkçakal Bulvarı üzerinde inşa edilen Anne Şehir Merkezi Lotus’un çalışmaları tamamlandı. Hizmete girmeye gün sayan tesis, İzmit’te önemli bir ihtiyaca cevap verecek. TEK ÇATI ALTINDA KAPSAMLI HİZMET MODELİ Anne Şehir Merkezi Lotus, diğer merkezlerden farklı olarak kapsamlı bir yaşam alanı modeli sunacak. Fiziksel aktivite alanlarından danışmanlık hizmetlerine, sosyal destek programlarından üretim atölyelerine kadar pek çok hizmet aynı çatı altında toplanacak. Anne Şehir Merkezi Lotus sayesinde kadınlar hem kişisel hem de mesleki gelişimlerini destekleyecek imkânlara erişirken, aileler güvenli ve destekleyici sosyal ortamda bir araya gelme fırsatı bulacak. PSİKOLOG, DİYETİSYEN VE FİZYOTERAPİST DESTEĞİ Anne Şehir Merkezi Lotus bünyesinde yer alan spor salonundan kadınlar aktif olarak yararlanırken, çocuğu olan annelerin çocukları da merkez içerisindeki anne yanı sınıfında güvenli ve keyifli bir ortamda vakit geçirebilecek. Tesis aynı zamanda psikolog, diyetisyen ve fizyoterapist hizmetleriyle de kadınların hem fiziksel hem de ruhsal sağlıklarını destekleyen bütüncül bir hizmet anlayışı sağlayacak. DİĞER SOSYAL DONATILARDA ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR İzmit’e yeni bir sosyal yaşam alanı kazandıracak proje, yalnızca bir hizmet binası değil; kadınları, aileleri ve çocukları merkeze alan çok yönlü bir yaşam kompleksi olarak tasarlandı. Merkez bünyesinde yer alan “Gönül Bahçem”, “Ana Kafe” ve “Lokomotif Çocuk Köyü” bölümlerinde ise çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Özdemir: Nilüfer bir kadın kentidir Haber

Özdemir: Nilüfer bir kadın kentidir

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, kentteki kadın derneklerinin temsilcileriyle iftar programında bir araya geldi. Nilüfer mahalle kadın dernekleri, Nilüfer Üretici Kadınlar Kooperatifi ve Nilüfer Kent Konseyi Kadın Meclisi üyelerinin katılımıyla gerçekleşen programa, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz ve Başkan Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir de eşlik etti. Programda yaptığı konuşmada, Nilüfer’i bir kadın kenti yapma vizyonunu paylaşan Başkan Şadi Özdemir, kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanmaları için üretim ve kooperatifleşme süreçlerinin önemine işaret etti. Nilüfer’i her zaman “bir kadın kenti” olarak tanımladıklarını vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, kadınların günün her saatinde kendilerini güvenli ve huzurlu hissettikleri bir kent yaratma hedefini yineledi. Kadın derneklerinin üye sayılarının artması gerektiğini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, “Asıl amacımız kadınların bütçelerine gelir taşımasını sağlamak. Kadın para kazanabildiği sürece özgürlüğünü kazanacaktır” dedi. SOSYAL BELEDİYECİLİKTE KADIN ODAKLI PROJELER Başkan Şadi Özdemir, kadınların sosyal hayata ve istihdama katılımını desteklemek amacıyla hayata geçirilen projeleri de anlattı. Göreve geldiklerinden bu yana iki yeni kreş açtıklarını, üçünün ise yapım aşamasında olduğunu belirten Başkan Şadi Özdemir, “Kadın arkadaşlarımız rahat olsun. Tarlada çalışıyorsa tarlada, fabrikada çalışıyorsa fabrikada çalışsın. Serbest çalışıyorsa serbest çalışsın. Sosyalleşmek istiyorsa sosyalleşsin. Bu yatırımların diğer tarafı da şu; o çocukları düzgün, düzenli, disiplinli bir şekilde eğitiyoruz. Herkesin imrendiği 16 kişilik sınıflarda eğitimler veriyoruz” diye konuştu. Başkan Şadi Özdemir, büyük ilgi gören “Anne Taksi” uygulamasındaki araç sayısının artırılacağının müjdesini de vererek, “Hamile ve bebekli annelerin devlet hastanesi ulaşımlarını ücretsiz ve güvenli bir şekilde sağlamaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. Programın sonunda, Başkan Şadi Özdemir, kadın dernekleri ve kooperatiflerinin kendilerinin çok önemli bir paydaşı olduğunu ifade ederek, tüm kadınların kent yönetimindeki etkin rollerinin artarak devam edeceğini söyledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone Türkiye’nin Karbon Emisyonu 5 Yılda %94,77 Azaldı Haber

Vodafone Türkiye’nin Karbon Emisyonu 5 Yılda %94,77 Azaldı

Dijital altyapısı ve akıllı teknolojileriyle toplumu geleceğe bağlarken çevresel ayakizini de azaltmayı hedefleyen Vodafone Türkiye, 1 Nisan 2024 – 31 Mart 2025 mali yılına ait Çevre, Sosyal ve Yönetişim performansının ele alındığı “Vodafone Türkiye 2025 ÇSY Raporu”nu yayımladı. Rapora göre, şirketin Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonları baz yıl olan 2020’ye göre %94,77 oranında azalırken, Kapsam 3 emisyonlarının toplamı 436.415 ton karbondioksit eşdeğeri olarak ölçüldü. Nisan 2021’den bu yana IREC sertifikalı %100 yenilenebilir enerji kullanan Vodafone, kendi tesislerinde ürettiği 1,36 GWh yenilenebilir elektrikle bir önceki yıla göre üretim kapasitesini %14,28 artırırken, yenilenebilir enerji kaynaklarından 702,53 GWh elektrik sağlayarak Kapsam 2 emisyonlarını sıfırladı. Şebeke kaynaklı e-atıklarının %100’ünü yeniden kullanım veya geri dönüşüm yoluyla ekonomiye kazandıran Vodafone, müşterilerine sunduğu IoT çözümleriyle bir önceki yıla kıyasla yaklaşık %77’lik artışla müşterilerinin 933.371 ton karbon emisyon salımına engel olmalarına destek oldu. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel, şunları söyledi: “Vodafone olarak, sürdürülebilirliği iş stratejimizin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Türkiye’de faaliyete başladığımız ilk günden bu yana dijital teknolojilerin gücünü kullanarak dünya ve içinde yaşadığımız toplum için daha iyi bir gelecek inşa etmek amacıyla faaliyetlerimizi sürdürüyor, etkimizi paydaşlarımızla şeffaflıkla paylaşıyoruz. Ekosistemimize karşı taşıdığımız sorumluluğun farkında olarak, 2010 yılından bu yana sürdürülebilirlik raporlaması alanında elde ettiğimiz deneyimle raporlarımızı hazırlıyor; faaliyetlerimizin çevresel, sosyal ve ekonomik boyutlarını değerlendirerek, performansımızı şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda uluslararası standartlarda raporluyoruz. Son raporumuzda da paydaşlarımıza çevre, sosyal ve yönetişim alanlarındaki faaliyetlerimizin bir özetini sunuyoruz. Yarattığımız etkiyi Vodafone Grubu’nun Amaç Odaklı Yaklaşımı rehberliğindeki değer alanları çerçevesinde ele alıyoruz. Sürdürülebilir bir geleceğin yanında durmaya devam edeceğiz. Enerji yönetim sistemleriyle tasarruf Vodafone, operasyonel süreçlerindeki enerji ihtiyacını yüksek enerji verimliliği sağlayan enerji yönetim sistemleriyle yönetiyor. Teknoloji merkezlerinin iklimlendirme altyapısını yönetmek için Yapay Zekâ Destekli Dijital Termal Yönetim Uygulaması’nı kullanan şirket, bu sayede Güç Kullanım Verimliliği parametresinde %10 iyileşme sağlarken, iklimlendirme altyapısında %30’a varan enerji tasarrufu elde etti. Diğer yandan, 4 veri merkezinde hayata geçirdiği Değişken Frekanslı Sürücü uygulamasıyla, yıllık yaklaşık 1.100 MWh enerji tasarrufu elde ederek, yaklaşık 525 ton karbon emisyonunu engelledi ve 23 bin ağaç dikimine eşdeğer bir çevresel katkı sağladı. Ayrıca, yapay zekâ destekli optimizasyonlar sayesinde yıllık 9,6 GWh enerji tasarrufu elde ederek, yaklaşık 3 bin kişinin yıllık elektrik tüketimine ve 30 bin ağaçla sağlanabilecek 4.700 ton karbondioksit tasarrufuna eşdeğer bir oran yakaladı. Şebeke kaynaklı e-atıkların %100’ü ekonomiye geri kazandırıldı Vodafone, döngüsel ekonomi ilkeleri doğrultusunda, geri dönüştürülebilir ve yeniden kullanılabilir ürünlerin geliştirilmesine önem veriyor. Şirket, raporlama döneminde, şebeke kaynaklı 2.137 ton e-atığın geri kazanım ve geri dönüşümünü, 4.508 kilo atığın ise yeniden kullanımını sağladı. Şebeke kaynaklı atıkların yanı sıra 28,57 ton operasyonel atığın ise tümünün geri dönüşümü sağlandı. Telefonların yanı sıra arızalı ve hasarlı şebeke ekipmanlarını da ikinci el olarak değerlendiren Vodafone, 18.839 mobil cihazı yeniden kullanıma uygun hale getirdi. Türkiye’de lansmanı 2023 yılında yapılan ve tüm dünyada toplam bir milyon telefon toplanmasının hedeflendiği Gezegen İçin Bir Milyon Telefon projesi kapsamında bugüne kadar 500 bini aşkın telefon toplandı. Kadın çalışanları desteklemeye devam etti Vodafone, bünyesindeki Vodafone Vakfı ile toplumsal gelişim ve sürdürülebilir değişimi destekleyen projeler yürütüyor. Raporlama döneminde, Vakıf projelerinden “Yapay Zekâ Yıldızları” ile 55 bini aşkın çocuk ve gence, “Dijital Benim İşim” projesiyle ise 7 bini aşkın kadına ulaşıldı. Bu projelerde 289 Vodafone çalışanı gönüllü olarak görev aldı. Kırmızı Işık uygulaması 382.000’den fazla kez indirilirken, aylık 1.000 aktif kullanıcısıyla önemli bir etki yarattı. Vodafone, kadın yönetici oranını 2030’a kadar %40’a çıkarma hedefi kapsamında, 2024-25 mali yılında %44 kadın yönetici oranına ulaştı. Tüm çalışanların %43’ünü kadınlar oluştururken, işe yeni alınan çalışanlar arasında kadın çalışan oranı %47 olarak gerçekleşti. Şirketin genç istihdam programı Discover Genç Yetenek Programı’na 10 bini aşkın başvuru yapılırken, 21 farklı üniversiteden 52 genç yetenek Vodafone ailesine katıldı. Ekonomiye katkısını sürdürdü Vodafone, raporlama döneminde, altyapıyı güçlendirmeye, yenilikçi çözümler geliştirmeye ve dijitalleşmenin hızlanmasına katkı sağlamaya da devam etti. 2024-25 mali yılı içinde 19,1 milyar TL yatırım gerçekleştiren Vodafone’un servis gelirleri %83,4 büyüme oranı ile 101,8 milyar TL’ye yükseldi. Şirketin dönem sonu itibariyle mobil abone sayısı 25,2 milyona ulaştı. Doğrudan 3.021 kişiye istihdam sağlayan Vodafone, Türkiye’nin dört bir yanındaki operasyonlarıyla yerel ekonomilerin canlanmasına destek veriyor. Raporlanan Kapsam 3 emsiyonlarının içeriği genişletildi Vodafone, sürdürülebilirlik raporlarını her yıl bir yenilik içerecek şekilde hazırlıyor. Son raporda, Kapsam 3 emisyon verileri Vodafone Grubu’nun açıkladığı yeni metodoloji çerçevesinde, 15 alt kategoriden 11 alt kategoriyi kapsayacak şekilde 2020’den günümüze yeniden hesaplandı. Son mali yılda da Grubun iç ve dış denetiminden başarıyla geçen Vodafone Türkiye, ÇSY Komitesi’ni ve çalışma gruplarını yeniden yapılandırdı. Vodafone, ilk kez geçen yıl yayınladığı TSRS (Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları) uyum tablosuna ÇSY Raporu’nda bu yıl da yer verdi. Bu tablo, şirketin Türkiye pazarındaki faaliyetlerinin şeffaflığını artırarak, yerel düzenlemelere uyum sağlama konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor. Vodafone, ÇSY Raporu’nun web tabanlı bir versiyonunu da hazırlayarak interaktif veri ve içeriklerle daha geniş bir kitleye ulaşmayı hedefledi. Küresel raporlama standartlarıyla uyumlu Küresel Raporlama Girişimi (Global Reporting Initiative - GRI) tarafından yayımlanan GRI Standartları’na uyumlu hazırlanan “Vodafone Türkiye 2025 ÇSY Raporu”, şirketin imzacısı olduğu Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (United Nations Global Compact - UNGC) İlerleme Bildirimi olma özelliği taşırken, Kadının Güçlenmesi Prensipleri (Women’s Empowerment Principles - WEPs) ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na (SKA) katkısını da içeriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Telekom’dan 5G Uyumlu Telefonlarda İndirim Fırsatı Haber

Türk Telekom’dan 5G Uyumlu Telefonlarda İndirim Fırsatı

Türk Telekom’un sunduğu Yeni Nesil Tarifeler’e 24 fatura dönemi taahhütle geçen kullanıcılar, seçili 5G uyumlu telefonlarda 10.000 TL’ye varan indirim fırsatından yararlanabiliyor. Türk Telekom, bu kampanya ile, Yeni Nesil Tarifeler’in sunduğu birçok ayrıcalığın yanında 5G uyumlu telefon kullanımını teşvik ederek 5G teknolojisini herkes için erişilebilir kılıyor. Türk Telekom, Türkiye’de 1 Nisan’da başlayacak olan 5G dönemi öncesi, kullanıcıları daha güçlü mobil internet deneyimi ve yüksek performanslı akıllı telefonlarla buluşturmak için çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda 24 ay sabit fiyat garantisiyle sınırsız mobil internet deneyimi sunan “Yeni Nesil Tarifeler”i tanıtan Türk Telekom, bu tarifelere geçiş yapan mevcut müşterilerini seçili 5G uyumlu telefonlarda 10.000 TL’ye varan indirim fırsatıyla buluşturuyor. Böylece kullanıcılar hem sınırsız internetli tarifelere geçiş yapabiliyor hem de 5G uyumlu telefonlara çok daha uygun fiyat ve koşullarla sahip olabiliyor. 5G hızında mobil deneyim için güçlü paketler Türk Telekom, sunduğu cihaz kampanyalarıyla müşterilerin 5G uyumlu telefonlara daha uygun fiyat ve koşullarla kolay erişmesini hedefliyor. Türk Telekom’un sınırsız konuşma ve mesajlaşma sunan Yeni Nesil Tarifeler’i, farklı mobil internet kullanım ihtiyaçlarına yönelik alternatif seçenekler sunuyor. Kampanya kapsamında müşteriler; 75GB ve sosyal medyada geçerli sınırsız internet içeren “Yeni Nesil Prime 75GB Cihazlı”, 100GB ve sosyal medyada geçerli sınırsız internet sunan “Yeni Nesil Prime 100GB Cihazlı” ve 150GB ve sosyal medyada geçerli sınırsız internet avantajı sağlayan “Yeni Nesil Prime 150GB Cihazlı” tarifelerinin yanı sıra her yöne sınırsız internet sunan “Yeni Nesil Prime Sınırsız Cihazlı” tarifeyi de tercih edebiliyor. Kampanya kapsamında sunulan avantajlar hakkında detaylı bilgiye Türk Telekom mağazalarından ve Türk Telekom eMağaza’dan ulaşılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gezici Eğitim TIR’ı Rize Etabını Tamamladı, Sıradaki Durak Trabzon Haber

Gezici Eğitim TIR’ı Rize Etabını Tamamladı, Sıradaki Durak Trabzon

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, kadın girişimciliğinin Türkiye ekonomisindeki itici gücüne dikkat çekerek “her durak yeni bir başlangıç” mesajı verdi. TIR şimdi rotayı Trabzon’a çevirirken, Karadeniz turu 19 Aralık’ta Düzce’de tamamlanacak. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Halkbank iş birliğinde hayata geçirilen “Kendi İşim Benim İzim” Gezici Eğitim TIR Programı; Karadeniz hattındaki ilk durağı Rize etabını yoğun katılımla tamamladı. Rize Valisi İhsan Selim Baydaş’ın da katılımıyla; çok sayıda kadın girişimci ve girişimci adayı tarafından ilgiyle karşılanan Gezici Eğitim TIR’ı; girişimcilik temelleri, dijitalleşme ve e-ticaret, kişisel marka oluşturma, finansal ve hukuki süreçler, şirket kurma adımları, ekip yönetimi ve mikrokredi olanakları gibi başlıklarda eğitimler sundu. İki oturum halinde gerçekleştirilen etkinlikte ilham veren kısa film gösteriminin ardından “Uzmana Sor” bölümüyle katılımcılara bire bir danışmanlık imkânı sağlandı. Kadın girişimciliğinin Ülkemize etkisi vurgulandı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, proje Lansmanı dolayısıyla yaptığı değerlendirmede; kadın girişimciliğinin Türkiye ekonomisindeki dönüştürücü gücüne dikkati çekerek, “Kadınların potansiyelini görünür kılan her adım, Türkiye’nin yarınlarına atılmış güçlü bir imzadır. Bu TIR ile ülkemizin dört bir yanına gidiyor, kendi hayalini kuran her kadına dokunuyoruz. Eğitimler sayesinde kadınlar bilgiye erişmekle kalmıyor aynı zamanda Bakanlığımızın sunduğu diğer destek mekanizmalarından yararlanabiliyor. Ayrıca kadingirisimci.gov.tr üzerinden kurduğumuz platformlar, bu girişimcilik yolculuğunda onlara rehberlik ederek sürekliliği sağlıyor.” dedi. Göktaş, Halkbank ile yürütülen iş birliğinin önemine değinerek, “Bugün attığımız adım; emeğiyle, azmiyle ve cesaretiyle yükselen kadınlara açılmış yeni bir yolun simgesidir. Bu inançla kadın girişimcilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Her durak yeni bir başlangıç Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, programın kadın girişimciler için önemli bir fırsat sunduğunu belirterek “Bu yolculukta her durak, bir kadının hayalinin filizleneceği yeni bir başlangıçtır. Rize’de gördüğümüz ilgi ve kararlılık, kadın girişimciliğinin Türkiye’de her geçen gün güçlendiğini bir kez daha göstermiştir. Halkbank olarak, kadınların ‘Ben de yapabilirim’ diyerek cesaretle yola çıkmalarına ve girişimlerini desteklemeye devam ediyoruz. Çünkü bir kadının üretime katılması sadece kendi hayatını değil, ailesini ve şehrini de dönüştürüyor” dedi. TIR Rize’den Trabzon’a hareket etti Rize’deki programını tamamlayan Gezici Eğitim TIR’ı, ikinci durağı Trabzon’a doğru yola çıktı. 2 Aralık’ta Trabzonlu kadınlarla gerçekleştirilecek buluşmanın ardından program 5 Aralık’ta Giresun, 8 Aralık’ta Ordu, 10 Aralık’ta Samsun, 12 Aralık’ta Sinop, 15 Aralık’ta Kastamonu ve 17 Aralık’ta Zonguldak ve 19 Aralık’ta Düzce eğitimleriyle Karadeniz hattındaki yolculuğunu tamamlayacak.

TANAP, Enerji Jeopolitiğini Yeniden Şekillendirdi Haber

TANAP, Enerji Jeopolitiğini Yeniden Şekillendirdi

Enerjinin “İpek Yolu” olarak anılan Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi (TANAP), Avrupa'ya açıldığı 30 Kasım 2019 tarihinden günümüze bölgenin enerji akışında kilit rol oynamayı sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in katılımıyla Edirne İpsala'daki MS4 Ölçüm İstasyonu'nda gerçekleştirilen açılış töreniyle Avrupa yolculuğuna başlayan proje, bugün Azerbaycan, Türkiye ve Avrupa Birliği'ni birbirine bağlayan kritik enerji koridoru olarak öne çıkıyor. Güney Gaz Koridoru’nun en önemli halkasını oluşturan TANAP, Azerbaycan'ın Şah Deniz-2 sahasından çıkarılan doğal gazı 1.811 kilometrelik Anadolu güzergâhından geçirerek Türkiye-Yunanistan sınırında Trans Adriyatik Doğal Gaz Boru Hattı'na (TAP) teslim ediyor. Buradan hareketle gaz, Yunanistan, Arnavutluk ve İtalya üzerinden Avrupa pazarına ulaşıyor. 20 İL VE 600 KÖYDEN GEÇEN ENERJİ KORİDORU Ardahan Posof'tan başlayarak Edirne'ye uzanan boru hattı, Kars, Erzurum, Erzincan, Bayburt, Gümüşhane, Giresun, Sivas, Yozgat, Kırşehir, Kırıkkale, Ankara, Eskişehir, Bilecik, Kütahya, Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Tekirdağ olmak üzere toplam 20 ilden, 67 ilçe ve 600 köyden geçiyor. Proje hem kaynak hem de güzergâh çeşitliliği sağlayarak Avrupa'nın enerji tedarikini güçlendiriyor. 16 YENİ TÜR BİLİM DÜNYASINA KAZANDIRILDI TANAP, enerji altyapısının yanı sıra çevre ve biyoçeşitlilik alanında da önemli çalışmalara imza attı. Türkiye'de ilk kez 500 metrelik güzergâh koridorunda EUNIS Seviye 3 habitat haritaları hazırlanarak geniş bir veri tabanı oluşturuldu. Yapılan kapsamlı çalışmalar sonucunda daha önce bilinmeyen 9 böcek ve 7 bitki türü olmak üzere toplam 16 yeni canlı türü bilim dünyasına kazandırıldı. Projenin güzergâhında yapılan ağaçlandırma çalışmaları ile orman ve step habitatlarında hayata geçirilen biyoçeşitlilik dengeleme çalışmaları, geçilen habitat alanlarına pozitif katkı sağladı. TANAP, bu çalışmaları nedeniyle sürdürülebilirlik kategorisinde birçok ödüle layık görüldü. TANAP’ın çevresel etki değerlendirmesi ve temel tasarım sürecinde yürütülen arkeolojik ve kültürel miras alanlarının tespitine yönelik saha çalışmaları neticesinde, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları envanterlerinde daha önce kayıtlı olmayan 106 yeni alan tespit edildi ve bu alanlar ilgili Koruma Kurullarınca tescil edilerek koruma altına alındı. BİNDEN FAZLA ARKEOLOJİK ESER KÜLTÜR ENVANTERİNE KATILDI Projenin inşaat sürecinde gerçekleştirilen kurtarma kazıları kapsamında, toplam 48 adet arkeolojik alan ve yaklaşık 1.000 adet arkeolojik eser Türkiye kültür envanterine kazandırıldı. Özellikle boru hattı güzergâhının 335. kilometresinde rastlantısal olarak tespit edilen Alaybeyi Arkeolojik Alanı, Karaz Kültürünü de içeren çok katmanlı yapısıyla bölge arkeolojisinin tarihini yeniden yazacak bulgularla karşımıza çıktı. TÜBİTAK laboratuvarlarında yapılan karbon analizi sonuçlarına göre Alaybeyi'nde en eski yerleşimin M.Ö. 4720-4553 tarihlerine kadar uzandığı belirlendi. 1.000'İN ÜZERİNDE SOSYAL SORUMLULUK PROJESİ TANAP, sadece enerji taşımakla yetinmeyip geçtiği bölgelerde sosyal ve ekonomik kalkınmaya da önemli katkılar sundu. Proje kapsamında hayata geçirilen Sosyal ve Çevresel Yatırım Programları (SEİP) ile boru hattının geçtiği 20 il, 67 ilçe ve 600 köyde eğitimden altyapıya, sağlıktan çevreye kadar geniş bir yelpazede toplam 1.000'in üzerinde proje desteklendi.

Her 3 Kişiden Biri Komşuluk İlişkilerinin Sona Erdiğini Söylüyor! Haber

Her 3 Kişiden Biri Komşuluk İlişkilerinin Sona Erdiğini Söylüyor!

Komşuluk, sosyal bir yakınlık Komşuluğun, sosyolojik açıdan insanların yaşadıkları çevrede birbirleriyle kurdukları sosyal ilişkileri ifade ettiğini dile getiren Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Bu ilişkiler, duygusal destek, yardımlaşma, güven ve karşılıklı sorumluluk gibi unsurlarla şekillenir. Komşuluk, yalnızca coğrafi bir yakınlık değil, aynı zamanda sosyal, kültürel ve psikolojik bağların oluşturduğu bir kavramdır. İnsanlar, genellikle benzer yaşam biçimleri, değerler ve ihtiyaçlar etrafında bir araya gelirler ve bu, komşuluk ilişkilerinin temellerini oluşturur.” dedi. Geleneksel toplumlarda komşuluk kritik rol oynuyordu Geleneksel toplumlarda komşuluğun, güçlü bir sosyal ağ oluşturduğunu ve toplumsal bağların pekişmesinde önemli bir rol oynadığını kaydeden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “İnsanlar, komşularıyla sürekli etkileşimde bulunur, karşılıklı yardımlaşır ve güvenlik konusunda birbirlerine destek olurlardı. Komşuluk ilişkileri, aynı zamanda psikolojik destek sağlamak ve aidiyet duygusu açısından da büyük bir işlev görürdü. Bu tür ilişkiler, toplumsal uyumun sağlanmasında da kritik bir rol oynardı.” diye anlattı. Şehirlerde komşuluk bağları zayıflıyor Ancak modern kent yaşamı ile birlikte, apartmanlarda ve yüksek binalarda yaşayan insanların sayısının artması, anonimleşme ve sosyal izolasyon gibi olguların komşuluk ilişkilerini yüzeysel hale getirdiğini ifade eden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, şöyle devam etti: “İnsanlar artık komşularını tanımamakta ve karşılıklı etkileşimde bulunmamaktadır. 2024 yılında Areda Survey'in Türkiye genelinde yaptığı geniş çaplı bir araştırma, Türk halkının yüzde 63,3'ünün komşuluk ilişkilerinin eskisi kadar güçlü olmadığını, yüzde 31,2'sinin ise bu ilişkilerin tamamen sona erdiğini düşündüğünü ortaya koymuştur. AVM kültürü esnaf komşuluğunu da dönüştürdü Çarşıda ve esnaf komşuluklarında da benzer bir dönüşüm yaşanmıştır. Eskiden mahalle ve çarşı esnafı, sıkı sosyal bağlar kurarak alışveriş ve karşılıklı yardımlaşma ilişkilerini güçlendirirdi. Ancak günümüzde işyerlerinin anonimleşmesi, alışveriş merkezlerinin (AVM) yaygınlaşması ve müşteri ilişkilerinin daha işlevsel hale gelmesiyle birlikte, esnaf komşulukları da daha yüzeysel ve çıkar odaklı bir hale dönüşmüştür.” Şehirleşme ve bireyselleşme, komşuluk ilişkilerinde dönüşüm yarattı Şehirleşme ve bireyselleşmenin, komşuluk ilişkilerinde belirgin bir dönüşümü beraberinde getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Şehirleşme, insanları fiziksel olarak birbirinden uzaklaştırmış, yüksek katlı binalarda yaşayanlar arasında komşuluk bağları zayıflamıştır. Ayrıca, bireyselleşme eğilimleri, kişisel alanın ve mahremiyetin artmasına neden olmuş, komşularla etkileşimde bulunma isteği azalmıştır. Bu bağlamda, komşuluk gürültüsü gibi sorunlar, komşuluk ilişkilerini olumsuz yönde etkileyerek komşuların birbirlerinden uzaklaşmasına neden olmaktadır. Zamanla, bu tutumlar komşuları daha izole bir yaşantıya sürükler ve sosyal bağların giderek zayıflamasına yol açar. Yalnızlık ve güven kaybı, sadece Batı toplumlarına ait bir sorun olmaktan çıkmış, küresel bir problem haline gelmiştir.” diye konuştu. Komşularla artık yalnızca ihtiyaç duyulduğunda iletişim kuruluyor Apartman kültürü ve site yaşamının, fiziksel yakınlık sağlasa da sosyal etkileşimi azalttığını kaydeden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “İnsanlar daha çok kendi özel alanlarına çekildi ve komşularla yalnızca ihtiyaç duyduklarında iletişim kurmaya başladı. Bu durum, geleneksel komşuluk bağlarının zayıflamasına yol açtı. Eskiden mahallelerde yaygın olan sıcak, samimi ilişkiler ve yardımlaşma, apartmanlarda daha yüzeysel hale geldi. Özellikle site yaşamındaki ortak alanlar (park, otopark, sosyal tesisler), insanların bir araya gelmesini sağlamayı hedeflese de bu alanlarda bile ilişkiler yüzeysel kaldı. Ayrıca, dijitalleşme süreci, komşulukları daha bağımsız ve geçici hale getirdi; geleneksel sıcak ilişkilerin yerini ise daha sanal ve mesafeli bağlar aldı.” şeklinde konuştu. Komşular arasında dayanışma duygusu azaldı Geleneksel anlamda "komşu komşunun külüne muhtaçtır" sözünün, komşuluk ilişkilerinin ne denli yakın ve önemli olduğunu vurguladığını ifade eden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “İnsanlar, zor zamanlarında birbirlerine maddi ya da manevi anlamda yardımcı olurdu ve bu anlayış, sosyal dayanışmanın ve karşılıklı güvenin temelini oluşturuyordu. Ancak günümüzde bu anlayış giderek zayıflamış durumda. Özellikle büyük şehirlerde, bireyselleşme ve kişisel alanın ön plana çıkmasıyla birlikte, ‘komşunun külüne muhtaç olmak’ gibi bir dayanışma anlayışı daha nadir görülüyor. Komşuluk ilişkileri, genellikle yalnızca ihtiyaç anlarında şekillenmeye başlamış, karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma duygusu ise giderek azalmıştır.” dedi. Büyük şehirlerde komşuluk ilişkilerinin bazen sosyal statüyle de ilişkilendirilmeye başlandığını söyleyen Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Yüksek gelir gruplarının yaşadığı yerlerde, komşular arasındaki ilişkiler daha yüzeysel ve rekabetçi hale gelebiliyor. Bu durum, komşuluğun geleneksel anlamda ‘yardımlaşma’ ve ‘paylaşma’dan ziyade, ‘toplumsal görünürlük’ ve ‘sosyal statü’ üzerinden şekillenmesine neden olabiliyor.” ifadesinde bulundu. Komşuluk ilişkilerini sürdürenler hala var Türk toplumunda, hatta metropollerde bile, sıcak ve dayanışmacı komşuluk ilişkilerini sürdürenlerin hala var olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Özellikle mahalle kültürünün güçlü olduğu yerlerde veya küçük apartmanlarda, insanlar arasında güven ve yardımlaşma hala önemli bir yer tutuyor.” dedi. Çat kapı misafirlik anlayışı tamamen kayboldu Modern yaşamda mahremiyetin giderek daha değerli hale geldiğini ve bunun, komşuluk ilişkilerine yansıdığını anlatan Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “İnsanlar, özel hayatlarına daha fazla saygı gösterilmesini istemekte ve bu yüzden komşularıyla daha az etkileşimde bulunmayı tercih etmektedirler. Mahremiyetin artan önemi, komşuluk mesafelerini genişletmiş ve insanlar arasında daha çekingen, yüzeysel ilişkiler oluşmuştur. Çat kapı misafirlik anlayışı da neredeyse tamamen kaybolmuştur. Eskiden komşular birbirlerine rahatlıkla misafir olabiliyorken, günümüzde izinsiz ziyaretler genellikle hoş karşılanmamaktadır.” diye konuştu. WhatsApp komşu grupları istenmeyen gerginliklere de neden oluyor Dijital çağ, komşuluk kavramını sanal ortamda yeniden şekillendirildiğini de ifade eden Prof. Dr. Süleymanlı, “WhatsApp grupları, sosyal medya ve çevrim içi forumlar, komşuların sadece bilgi paylaşımında bulunmalarını değil, aynı zamanda güvenlik sorunları ya da acil durumlar gibi durumlarda ortak çözümler üretmelerini sağlıyor. Bu sayede fiziksel olarak bir araya gelmeden de etkileşimde bulunulabiliyor. Yine de tüm bu kolaylıklara rağmen sanal komşuluklar, geleneksel ilişkilerin sıcaklığını ve samimiyetini yansıtamıyor. Bu dönüşüm, komşuluk ilişkilerinin daha yüzeysel ve dayanışmanın daha zayıf olmasına yol açıyor. Ayrıca dijital etkileşimler bazen yanlış anlaşılmalara veya gerginliklere de yol açabiliyor. Bir bilgi paylaşımı ya da yorum, komşular arasında istenmeyen gerginliklere de neden olabiliyor.” ifadesinde bulundu. Yalnız yaşayan yaşlılar veya çocuklu aileler için komşuluk hala önemli Komşuluk ilişkilerinin, toplumsal dayanışmanın temeli olan önemli bir sosyal olgu olduğunu belirten Prof. Dr. Süleymanlı, “Ancak modern toplumun dinamikleri, şehirleşme, bireyselleşme ve dijitalleşme gibi faktörler bu bağları zayıflatmış, yerine daha izole bir yaşam tarzı getirmiştir. Komşuluk ilişkilerinin yeniden güçlendirilmesi için yüz yüze etkileşimin teşvik edilmesi büyük önem taşır. Sosyal izolasyonun arttığı günümüzde, komşuluk ilişkileri yalnızlıkla başa çıkmak adına önemli bir araç olabilir. Basit bir selam bile bu ilişkileri güçlendiren etkili bir adım olabilir. Özellikle yalnız yaşayan yaşlılar veya çocuklu aileler için komşular arasında sıcak bir selam bile hayati önem taşır. Bu açıdan, Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın ‘Komşuluk ilişkisi toplumu ayakta tutar’ sözü, yalnızlık ve güvensizlik gibi toplumsal sorunların önüne geçmek adına daha da anlam kazanıyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.