Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sosyal Adalet

Kapsül Haber Ajansı - Sosyal Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Adalet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İBB Başkanvekili Nuri Aslan 2027 Sosyal Destek Vizyonunu İlan Etti Haber

İBB Başkanvekili Nuri Aslan 2027 Sosyal Destek Vizyonunu İlan Etti

Eğitim yardımlarıyla birlikte 2027 yılında İstanbullulara sağlanacak doğrudan sosyal destek tutarının 37,2 milyar liraya ulaşacağı belirten, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, hizmetlerin arkasındaki temel gayenin fırsat eşitliğini sağlamak ve dayanışmayı büyütmek olduğu vurguladı. Vizyon destek programları, İBB’nin Saraçhane’de bulunan tarihi Başkanlık Binası’nda basın açıklamasıyla kamuoyu ile paylaşıldı. İBB Başkanvekili Nuri Aslan’ın ev sahipliğinde yapılan basın toplantısına Yeni Parti Genel Başkan Yardımcıları Suat Özçağdaş, Yeni Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, İBB’nin üst yönetimi ve bürokratlar, gazeteciler, sivil toplum kuruluşlarının temsilcisi ve çok sayıda seçkin davetli katıldı. Sözlerine, bir yılı aşkın süredir Silivri’de tutuklu bulunan İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’na değinerek başlayan Nuri Aslan, “Sizlere bir buçuk yılı aşkın süredir hukuksuzca Silivri’de tutulan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun selamlarını iletiyorum. Bugün İstanbul’a yaptığımız her hizmette Ekrem Başkanımızın ve yol arkadaşlarımızın emeği var. Buradan kendilerine bin selam olsun!” dedi. İBB Başkanvekili Nuri Aslan, konuşmasına şu şekilde devam etti; “UMUT BİZDE. UMUT SİZDE. UMUT HEPİMİZDE. UMUT İBB’DE” “Artık hayat çok pahalı. Bugün mutfaklarda yangın olduğunu pazara, markete giden biliyor. Çocuğunu okula gönderen biliyor. Kira ödeyen, ayın sonunu getirmeye çalışan biliyor. Ama gelin İstanbul özelinde gerçeği bir de sayılarla görelim. İstanbul Planlama Ajansımızın Ağustos 2026 araştırmasına göre İstanbul’da dört kişilik bir ailenin ortalama yaşam maliyeti 135 bin 596 liraya ulaştı. Yani 4 kişilik bir ailenin yaşam maliyeti neredeyse beş asgari ücrete yaklaştı. Şimdi soruyorum: Bir aile çocuğunun beslenmesini düşünüyorsa, bir genç evlenmekten çekiniyorsa, Bir ücretli çalıştığı halde geçinemiyorsa, bir emekli vatandaşımız maaşıyla sadece hayatta kalmaya çalışıyorsa bizim buna gönlümüz razı olur mu? Asla! Biz devletin bir kurumu olarak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak üzerimize düşeni yapmak zorundayız. Ülkemizde yıllardır devam eden ekonomik krizin sorumlusu biz değiliz. Ama bugün İstanbul’da kimin neye ihtiyacı varsa biz oradayız. Bütün vatandaşlarımıza söylüyorum: Bu memleket nice zor günlerden geçti. Bu zor günleri de hep birlikte atlatacağız. Yeter ki umudumuzu kaybetmeyelim. Umut bizde. Umut sizde. Umut hepimizde. Umut İBB’de. “BİZİM MÜCADELEMİZ, HERKESİ FIRSATTA EŞİTLEME MÜCADELESİDİR” “Bizim hizmetlerimizin ardında tek bir ideal var. O ideal; Cumhuriyettir. Cumhuriyet bize herkesin fırsatta eşit olması gerektiğini öğretti. Bizim mücadelemiz de herkesi fırsatta eşitleme mücadelesidir. 2019 yılında bunun için yola çıktık. Halk Süt’ü bunun için başlattık. Askıda Fatura projemizi bunun için geliştirdik. Yuvamız İstanbul Çocuk Etkinlik Merkezlerimizi bunun için açtık. Anne Kart’ı, Yenidoğan Destek Paketi’ni bunun için hayata geçirdik. Yurtlarımızı bunun için açtık. Asgari ücretli vatandaşımızın, emeklimizin pazar masrafına bunun için destek olduk. Ve daha nice hizmetlerimiz dünyaya bile örnek oldu. Bizim hizmet anlayışımızda vatandaş belediyenin kapısında beklemez. Belediye vatandaşın kapısını çalar. 2019’dan bugüne İstanbul’da kurduğumuz sosyal belediyecilik anlayışının özü budur. İstanbul Belediyeciliği Modeli budur.” “VATANDAŞIMIZIN YÜREĞİ KANIYORSA UMUDU BİZ OLACAĞIZ” “Geçtiğimiz ay öğrencilerimize, gençlerimize sağladığımız 8,7 milyar liralık eğitim destek paketimizi açıklamıştık. Gençlerimizin de bundan ne kadar memnun olduğunu gördük. Bugün de sizlere önce bugüne kadar ailelerimiz için neler yaptığımızı anlatacağım. Ardından büyüterek sürdüreceğimiz desteklerimizi ve ilk kez hayata geçireceğimiz yeni projelerimizi ve müjdelerimizi paylaşacağım. Ama bunlarla sınırlı kalmayacağız. Önümüzdeki haftalarda da belediyemizin başta ulaşım ve çevre altyapısı olmak üzere önümüzdeki dönemde yapacağı yatırımlarını anlatacağız. Fakat en acil konu artan yoksulluk. Ve biz de hızlı bir şekilde sosyal desteklerimizi duyurmak zorundayız. Çünkü vatandaşımızın yüreği kanıyorsa umudu biz olacağız. Burada bir noktanın da özellikle altını çizmek istiyorum: Sosyal desteklerimizi, ilgili Bakanlık kriterleri doğrultusunda yaptığımız sosyal inceleme sonucu ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza ulaştırıyoruz.” “2027 YILINDA 10 BİN ÇİFTİMİZE, 400 MİLYON TL EVLİLİK DESTEĞİ VERECEĞİZ” Bakın, 2026-2035 yılları Aile ve Nüfus On Yılı ilan edildi. Ne güzel. Hepimiz için en kutsal değer ailedir. Ama aileyi güçlendirmek istiyorsak önce gençlerimizin yaşadığı gerçeği görmek zorundayız. Gençlerimiz bir yuva kurmak istiyor ama daha yolun başında düğün masrafını, eşyayı, kirayı düşünüyor. Bir genç ekonomik kaygılar yüzünden evlenmeyi, yuva kurmayı erteliyorsa burada hepimizin düşünmesi gereken bir mesele var demektir. Biz gençlerimize diyoruz ki: ‘Siz hayallerinizden vazgeçmeyin. İBB Hep Yanında.’ Bugüne kadar 22 bin 148 çiftimize toplam 364 milyon 625 bin liralık Evlilik Desteği ulaştırdık. 2026 yılında 4 bin genç çiftimize toplam 160 milyon liralık Evlilik Desteği sağlıyoruz. 2027 yılında bu desteğimizi büyüteceğiz. 10 bin çiftimize, 400 milyon TL evlilik desteği vereceğiz.” “İBB TARİHİNDE İLK KEZ 2027 YILINDA 50 BİN ANNE ADAYIMIZA KİŞİ BAŞI 5 BİN LİRA OLMAK ÜZERE TOPLAM 250 MİLYON LİRALIK BESLENME DESTEĞİ SAĞLAMAYI AMAÇLIYORUZ” “Bir yuva kurulduğu andan itibaren o ailenin yanında olmaya devam ediyoruz. Ancak artık açıkça söylemek gerekir ki: Ailelerimiz geçinemiyor. Ben hatırlıyorum kalabalık sofraları. Kiloyla, hatta çuvalla yapılan alışverişleri. Şimdi pazardan, marketten meyve bile tek tek alınıyor. İşte bu sıkışmışlığın içinde biz ailelerimize nefes aldırmak için buradayız. Ailelerimizi desteklemeye daha bebek anne karnındayken başlıyoruz. Anne iyi beslenecek ki bebek sağlıklı gelişsin, sağlıklı bir gelecek kurulsun. Ama bugün bir anne adayı sütü, yumurtayı, eti hesaplaya hesaplaya alıyorsa biz bunu seyredemeyiz. İBB tarihinde ilk kez 2027 yılında 50 bin anne adayımıza kişi başı 5 bin lira olmak üzere toplam 250 milyon liralık beslenme desteği sağlamayı amaçlıyoruz.” “2027 YILINDA 50 BİN AİLEMİZE YENİDOĞAN DESTEK PAKETİ ULAŞTIRMAYI AMAÇLIYORUZ” “Sağlıklı bir şekilde hamilelik dönemini geçiren ailelerin mutluluklarına da ortak oluyoruz. Yenidoğan Destek Paketimizle; park yatağından pusetine, bezinden bakım malzemelerine kadar bir bebeğin ihtiyaç duyduğu her şeyi ailelerimizin kapısına götürüyoruz. Bugüne kadar 123 bini aşkın ailemize Yenidoğan Destek Paketi ulaştırdık. Yalnızca 2026 yılında 21.717 ailemize 102 milyon TL’den fazla destek sağladık. 2027 yılında ise 50 bin ailemize Yenidoğan Destek Paketi ulaştırmayı amaçlıyoruz. Bunun için de 500 milyon liralık kaynak ayıracağız. Ayrıca 6-24 aylık bebeği olan ihtiyaç sahibi ailelerimize de Bebe Bisküvisi Desteğimizle haftada iki paket bebe bisküvisi ulaştırıyoruz.” “2027 YILINDA ANNE KART İÇİN 2 MİLYAR 310 MİLYON LİRALIK BİR DESTEK SAĞLIYORUZ” “Ailelerimizin yükünü hafifletiyoruz dedik. İşte bunun için Anne Kart projemizi hayata geçirdik. Bakın, size Anne Kart fikrinin nasıl doğduğunu anlatayım... Yıllar önce, Beylikdüzü Yakuplu’da Ekrem Başkanımız üç evlat büyüten bir annemizin evine konuk oldu. O annemiz Ekrem Başkanımıza, üç çocuğuyla evden çıkmanın, bir yerden bir yere gitmenin kendisi için ne kadar zor olduğunu anlattı. Bir annenin sesi, İstanbul’da büyük bir sosyal adalet adımına dönüştü. 0-4 yaş arası çocuğu olan tüm annelerin toplu ulaşımdan ücretsiz yararlanmasını sağladık. Çünkü annelerimizin çocuklarıyla birlikte bu şehirde özgürce hareket edebilmesini bir kent hakkı olarak görüyoruz. Bugüne kadar 930 bin 72 annemizin hayatını kolaylaştırdık. Annelerimiz Anne Kart ile bu şehirde 261 milyon 809 bin 573 kez ücretsiz yolculuk yaptı. Şimdi bunun aile bütçesindeki karşılığına bakalım. Anne Kart sayesinde hanelerimizin cebinde bugünkü değeriyle tam 12,1 milyar lira kaldı. Bu para annelerimizin, ailelerimizin cebinde kaldı. Şimdi bu desteği daha da güçlü biçimde sürdürüyoruz. 2027 yılında Anne Kart için 2 milyar 310 milyon liralık bir destek sağlıyoruz. Ayrıca sosyal hayata erişimi de büyütüyoruz: 2027’de spor tesislerimizi emeklilerimize, Anne Kart sahibi annelerimize ve sosyal güvencesi olmayan kadınlara sadece 1 TL’ye açıyoruz” “HALK SÜT’TE 2027’DE DE 1 MİLYAR 14 MİLYON LİRALIK KAYNAK AYIRIYORUZ.” “Size çok acı bir şey söyleyeceğim: Yıl 2026 ve hâlâ çocuğuna süt almakta zorlanan ailelerimiz var. Biz hiçbir çocuğumuzun sütten mahrum kalmasını istemedik. İşte Halk Süt’ü bunun için hayata geçirdik. Bugüne kadar 366 bin 960 çocuğumuza 54 milyon 142 bin 436 litre Halk Süt ulaştırdık. Tam 54 milyon… Bugüne kadar çocuklarımıza ulaştırdığımız Halk Süt sayesinde bugünkü değeriyle hanelerimize 3,2 milyarlık tasarruf yaptırdık. Başka bir ifadeyle biz çocuklarımızın sağlıklı beslenmesine destek olurken milyarlarca liralık yükü ailelerimizin omzundan alıyoruz. 2027 yılında da hedefimiz 100 bin çocuğumuza her ay düzenli olarak Halk Süt ulaştırmak. Bu ne demek biliyor musunuz? 3 yaşına gelen bir evladımıza 6 yaşına gelene kadar her ay 8 litre süt veriyoruz demek. Bu hizmetimiz için 2027’de de 1 milyar 14 milyon liralık kaynak ayırıyoruz.” “BİZ ZORLUKLARI PAYLAŞMAK İÇİN BURADAYIZ” “Ne yazık ki hayat her aile için aynı kolaylıkta ilerlemiyor. Özel gereksinimli evladı olan ailelerin ciddi zorlukları var. Biz o zorlukları paylaşmak için buradayız. Engelli Çocuğu Olan Ailelere Nakdi Destek paketimizle ailelerimizin yükünü hafifletiyoruz. Bugüne kadar 26 binden fazla hanemize 147 milyon lirayı aşkın destek sunduk. 2027 yılında bu desteğimizi 20 bin ailemize, hane başı 5 bin lira olmak üzere ulaştıracağız. Bunun için 100 milyon liralık kaynak ayırıyoruz. Bakın, özel gereksinimli bir evladı olan anne babaların hayatında “mesai bitti” diye bir kavram yok. Günün 24 saati, haftanın 7 günü evladının başucunda olmak zorunda. Kendi sağlığı bozulsa doktora gidemeyen, bir saat pazara çıkamayan, komşusuna bir bardak çay içmeye vakit bulamayan annelerimiz var bu şehirde. İşte Kısa Mola Merkezlerimizi tam olarak bunun için kurduk. Adı belki ‘Kısa Mola’ ama o birkaç saat, yıllardır nefes almamış bir anne-baba için dünyalara bedel. Kısa Mola hizmetimizi farklı ihtiyaç gruplarına göre büyütüyoruz. Özel gereksinimli çocuklarımızın güvenli ve nitelikli bir ortamda vakit geçirebildiği, ailelerinin günlük ihtiyaçlarını karşılayabilmek için kendilerine zaman ayırabildiği merkezlerimiz var. Yaş alan hemşehrilerimiz ve bakım sorumluluğunu üstlenen ailelerimiz için de bu hizmet modelini güçlendiriyoruz. Çocuğuna, özel gereksinimli yakınına ya da yaş alan bir büyüğüne bakım veren vatandaşımızın da kendisine ayırabileceği birkaç saate ihtiyacı olduğunu biliyoruz. İşte Kısa Mola tam da bu ihtiyaca cevap veriyor. 2027’de merkezlerimizin sayısını 10’a çıkararak 12 binden fazla hemşehrimize ulaşacağız.” “TÜM ANNE VE BABALARIMIZA SÖZÜMÜZDÜR: EVLADINIZIN GELECEĞİNİ DÜŞÜNÜRKEN ASLA YALNIZ HİSSETMEYİN. İBB HEP YANINDA” “ÖZGEM’lerimizde özel gereksinimli bireylerimizin gelişimini destekleyen eğitim, terapi, danışmanlık ve sosyal destek hizmetlerini bir arada sunuyoruz. Ailelerimizi de bu sürecin bir parçası olarak görüyor, ihtiyaç duydukları rehberliği sağlıyoruz. Bugün dışarıda bir dil ve konuşma terapisinin, özel rehabilitasyon seanslarının ücretleri ne kadar, biliyor musunuz? Ateş pahası! Bakın bu seanslarımızla ailelerimizin cebinde yaklaşık 25 milyon para kalmasını sağlıyoruz. Dar gelirli bir ailenin bütçesini aşan bu hayati desteği, ÖZGEM’lerimizde tek bir kuruş talep etmeden evlatlarımıza sunuyoruz. 2027’de merkez sayımızı 24’e yükseltiyor; binlerce terapi seansının yanında 250 bin kez ücretsiz ulaşım desteği sağlıyoruz. Bakın, bu sayıların arkasında gerçek hayatlar var. Tıpkı küçük yaşta geçirdiği kazada bacağını kaybeden, ama azimle okuyup İBB Engelli İstihdam Birimimiz sayesinde bugün kurumsal bir firmada çalışan bir evladımız gibi. Biz özel gereksinimli vatandaşlarımızı hayatın tam merkezinde görmek istiyoruz. Tüm anne ve babalarımıza sözümüzdür: Evladınızın geleceğini düşünürken asla yalnız hissetmeyin. İBB hep yanında.” “YUVAMIZ İSTANBUL SAYESİNDE YAKLAŞIK 12 MİLYAR LİRA AİLELERİMİZİN CEBİNDE KALMIŞ OLDU” “Biz ne dedik? Bizim mücadelemiz fırsat eşitliği mücadelesidir. Bugün imkanı olan bir ailenin çocuğu okul öncesi hizmetlerden yararlanırken, dar gelirli bir ailenin evladı bundan mahrum mu kalacak. Asla! İşte Yuvamız İstanbul Çocuk Etkinlik Merkezlerimizi bunun için hayata geçirdik. 2019’dan önce İstanbul’da çocuk etkinlik merkezi 0’dı. Bugün İstanbul’un dört bir yanında 127 Yuvamız İstanbul Çocuk Etkinlik Merkezimiz var. Bugüne kadar 27 bin 58 çocuğumuza 42 bin 87 kez hizmet verdik. Bugün merkezlerimizde yaklaşık 10 bin 200 çocuğumuza hizmet verecek kapasiteye sahibiz. İstanbul’da aynı standartlarda özel bir kreşin aile bütçesine getirdiği yük ortada. Biz Yuvamız İstanbul’la bu yükün çok büyük bölümünü ailelerimizin omzundan alıyoruz. Bugüne kadar sunduğumuz hizmet sayısını ve İstanbul’daki ortalama kreş maliyetlerini dikkate aldığımızda, Yuvamız İstanbul sayesinde yaklaşık 12 milyar lira ailelerimizin cebinde kalmış oldu. 12 milyar lira… Bu para kreş ücretine gitmedi. Ailelerimizin evinde, sofrasında, çocuklarının diğer ihtiyaçları için cebinde kaldı. Üstelik biz bu hizmeti büyütmeye devam ediyoruz. Ben size Yuvamız İstanbul’un bir annenin hayatında neye karşılık geldiğini de anlatmak istiyorum. Bir annemiz var Çekmeköy’de. Çocuğu olunca çalışmaya ara vermek zorunda kalmıştı. Evladı merkezimize başlayınca kendisi de yeniden iş hayatına döndü. Evladı güvenli bir ortamda arkadaşlarıyla büyürken, annemiz de yeniden çalışmaya, üretmeye, kendi gelirini kazanmaya başladı. İşte bizim için Yuvamız İstanbul budur. Evlatlarımıza gözümüz gibi bakmaya, çocuk etkinlik merkezlerimizi ve çocuk oyun alanlarımızı İstanbul’un dört bir yanında açmaya devam edeceğiz.” “BİZİM İSTEDİĞİMİZ İSTANBUL; BİR KADININ KORKMADAN YAŞAYABİLDİĞİ, ÇALIŞABİLDİĞİ, KENDİ HAYATI HAKKINDA ÖZGÜRCE KARAR VEREBİLDİĞİ BİR İSTANBUL” “İstanbul’da kadınlar güçlensin diye her gün bir öncekinden daha fazla çalışıyoruz. 16 İBB Kadın Hizmet Merkezimiz, 9 Mahalle Evimiz ve 19 İSADEM’imizle kadınlara ulaşıyoruz. Kadın Destek Hattımızla kadınların ihtiyaç duyduğu her an yanlarında oluyoruz. Psikolojik ve hukuki danışmanlık sağlıyoruz. Şiddete maruz bırakılan ya da şiddete maruz bırakılma riski altında olan kadınlar ve çocukları için güvenli yaşam alanları oluşturuyoruz. Bizim istediğimiz İstanbul; Bir kadının korkmadan yaşayabildiği, çalışabildiği, kendi hayatı hakkında özgürce karar verebildiği bir İstanbul. Ve bunu hep birlikte başaracağız.” “6 BİN ŞEHİT YAKINI VE GAZİ HANEMİZE, HANE BAŞI ORTALAMA 7 BİN 500 LİRA OLMAK ÜZERE TOPLAM 45 MİLYON LİRALIK YENİ BİR DESTEK SAĞLIYORUZ” “Şehitlerimizin aziz hatırasını yaşatmak, geride bıraktıkları kıymetli ailelerine ve kahraman gazilerimize sahip çıkmak bizim en temel vazifemizdir. İBB olarak şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin yanında olmaya devam ediyoruz. İlkini 2026 yılında başlattığımız Ayyıldız Kart desteğimizi bu yıl da sürdürerek, 6 bin şehit yakını ve gazi hanemize, hane başı ortalama 7 bin 500 lira olmak üzere toplam 45 milyon liralık yeni bir destek sağlıyoruz. Bunun yanı sıra düzenli hane ziyaretleriyle ihtiyaçları yerinde tespit ediyor, psikolojik danışmanlık ve konukevi hizmetlerimizle ailelerimize kucak açıyoruz. Konukevimiz İstanbul’la da sınırlı değil. Türkiye’nin dört bir yanından İstanbul’a gelen şehit yakınlarımız ve gazilerimiz burada ücretsiz konaklayabiliyor. İstihdamdan sosyal haklara kadar her aşamada rehberlik ediyoruz. Şehit ailelerimize ve gazilerimize bir kez daha ifade etmek isterim: 2027’de de tüm kaynaklarımızla yanınızda durmaya devam edeceğiz. İBB Hep Yanında.” “TÜM İSTANBULLULARA ÇAĞRIMDIR: GELİN, BU DAYANIŞMAYI HEP BİRLİKTE DAHA DA BÜYÜTELİM” “Tüm bunların yanında, bu zorlu ekonomik koşullarda geçim mücadelesi veren her bir vatandaşımızın yanındayız. Çünkü bugün geçim derdi yalnızca işi olmayan vatandaşımızın meselesi değil. Bazen bir haneye maaş giriyor, eve emekli aylığı giriyor ama yetmiyor. Kira ortada, faturalar ortada, mutfak masrafları, evlatlarımızın ihtiyaçları ortada... Hayatın beklenmedik masrafları karşısında vatandaşımız ay sonunu getiremiyor. İşte biz tam da o eşikte vatandaşımızın yanında duruyoruz. Bu desteğin en önemli araçlarından biri Sosyal Destek İstanbulkartımız. Bugüne kadar 471 bin 492 hanemize ulaştık ve ailelerimize 11 milyar 650 milyon liradan fazla düzenli nakdi destek sağladık. Yalnızca 2026 yılında 230 bin 71 hanemize 3 milyar 151 milyon 890 bin liralık Sosyal Destek İstanbulkart desteği sunduk. Şimdi bu desteğimizi büyütüyoruz: 1 Ocak itibarıyla aylık destek tutarımızı 2 bin 500 liraya çıkarıyoruz. 2027 yılında 200 bin hanemiz için tam 6 milyar liralık kaynak ayırıyoruz. Bununla da kalmıyoruz; Tek Seferlik Nakdi Destek uygulamamızla hayatın beklenmedik anlarında vatandaşımızın elinden tutuyoruz. 2027 yılında 200 bin vatandaşımıza Tek Seferlik Nakdi Destek sunmak için 500 milyon liralık kaynak ayırıyoruz. Halk Ekmek Desteğimizle ihtiyaç sahibi ailelerimizin sofrasına doğrudan katkı sunuyoruz. Bugüne kadar 4,6 milyondan fazla ücretsiz ekmeği vatandaşlarımıza ulaştırdık. 2027 yılında ise her ay düzenli olarak 30 bin hanemize günlük 3 ekmek desteği sağlamayı hedefliyoruz. Ev Eşyası ve Giyim Desteğimizle, Ramazan aylarında ulaştırdığımız Ramazan Pidesi Desteğimizle hanelerimizin temel ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Ama tüm bu hizmetlerin yanında İstanbul’un çok kıymetli bir gücü var: Dayanışma. İstanbul bu dayanışmayı Askıda Fatura ile bütün dünyaya gösterdi. Tüm dünyaya örnek oldu. Ardından bu iyilik hareketini adım adım büyüttük: Askıda Aile Destek Paketiyle bir ailenin yükünü, Askıda Anne-Bebek Paketiyle bir annenin ve bebeğin ihtiyacını, Askıda Ulaşımla hemşehrilerimizin yol masrafını hep birlikte paylaşıyoruz. Tüm İstanbullulara çağrımdır: Gelin, bu dayanışmayı hep birlikte daha da büyütelim. İstanbul’da hiç kimse kendisini yalnız hissetmesin” “YIL SONUNA KADAR 4 YENİ KENT LOKANTAMIZ DAHA HİZMET VERMEYE BAŞLAYACAK” “Kent Lokantalarımızla geçim sıkıntısının arttığı bu dönemde vatandaşımızın sofrasına doğrudan destek oluyoruz. İstanbul’da hiç kimsenin bir tabak sıcak yemeğe ulaşmakta zorlanmasını istemiyoruz. Bugüne kadar Kent Lokantalarımızda 10 milyon 942 bin öğün sunduk. Kent Lokantalarımız sayesinde vatandaşlarımızın cebinde güncel rakamlarla yaklaşık 2 milyar 552 milyon lira kaldı. 2027 yılında hedefimiz 5 milyon öğün daha sunmak. Bunun için 850 milyon liralık kaynak ayırıyoruz. Yıl sonuna kadar 4 yeni Kent Lokantamız daha hizmet vermeye başlayacak. Kent Lokantalarımıza öğrencimiz geliyor. Emeklimiz geliyor. Çalışanımız geliyor. Ailesiyle gelen vatandaşımız geliyor. Aynı sofrada buluşuyoruz” “LÜTFEN, ALLAH RIZASI İÇİN BİNALARINIZIN DÖNÜŞÜMÜNÜ ERTELEMEYİN, ÖTELEMEYİN” “Bir aile evini yenilerken “Bu süreçte kiramı nasıl ödeyeceğim?” diye düşünüyorsa belediyesi onun yanında olmak zorundadır. Vatandaşımız güvenli bir eve kavuşmaya çalışırken yüksek kiralarla baş başa kalmasın istiyoruz. Hiçbir aile ekonomik kaygılar nedeniyle dönüşümden vazgeçmek zorunda kalmasın istiyoruz. İşte bu nedenle dönüşüm sürecinde de vatandaşımızın elini bırakmıyoruz. Hızlı taramayla çok yüksek riskli olduğunu belirlediğimiz binalara sağladığımız kira desteğinin kapsamını genişlettik; yüksek riskli binaları da dahil ettik. Ev sahibi ve kiracılarımıza aylık 10 bin liraya, emeklilerimize 12 bin liraya kadar kira desteği sağlıyoruz. Riskli Alan ve Rezerv Yapı Alanlarında ise bu destek 18 bin liraya, emeklilerimiz için 20 bin liraya kadar çıkıyor. Evini yenilerken de, yeni yuvasına kavuşana kadar da İBB olarak yanında duruyoruz. 2027 yılında 25 bin haneye kira desteği için 1,8 milyar liralık kaynak ayırıyoruz. Bakın, dün Maltepe'de yaşanan acı olay hepimizin yüreğini yaktı. Meydana gelen bina çökmesinde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum. Acımız büyük. Kaybettiğimiz her bir can, hepimizin canıdır. Bu acı olay, İstanbul'da can güvenliğinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha hatırlattı. Buradan tüm İstanbullulara yürekten bir çağrıda bulunuyorum: Lütfen, Allah rızası için binalarınızın dönüşümünü ertelemeyin, ötelemeyin. Ne olur, ‘Dairem üç beş metrekare küçük olsun ama kolonum, kirişim sağlam olsun. Yeter ki ailem, çocuklarım güvende olsun’ deyin. Çünkü hiçbir metrekare, bir insanın canından daha kıymetli değildir. Bir canımızı daha kaybetmeye tahammülümüz yok. Biz İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak bütün imkanlarımızla yanınızdayız. Devletimizin tüm kurumlarıyla birlikte vatandaşlarımızın güvenli yapılarda yaşaması için üzerimize düşen her türlü sorumluluğu almaya hazırız. Gelin, dönüşümü daha fazla geciktirmeyelim. İstanbul'un güvenli geleceğini hep birlikte inşa edelim” “2027 YILINDA ASGARİ ÜCRETLİ PAZAR DESTEĞİMİZLE 100 BİN KİŞİYE 5 BİN LİRA PAZAR DESTEĞİ SUNMAYI HEDEFLİYORUZ” “Şimdiye kadar ailelerimizin nasıl yanında olduğumuzu anlattık. Şimdi ülkemizin iki kanayan yarasına geldik. Bunlardan ilki: Asgari ücretle çalışan vatandaşlarımız. İsteriz ki asgari ücret ülkemiz için sembolik bir maaş olsun, herkes çok daha üstünde ücretle çalışsın. Ama bugün neredeyse çalışanların yarısı asgari ücretle hayatına devam etmeye çalışıyor. Asgari ücretli vatandaşımız o ücretle kirasını, faturasını ödüyor; mutfağını döndürmeye çalışıyor. Ayın daha yarısı gelmeden hesap kitap başlıyor. Çünkü hayat pahalılığı maaşlardan çok daha hızlı artıyor. Pazarda aynı parayla daha az ürün alınıyor, market sepetleri küçülüyor. Bakın, ekonomi politikalarını da asgari ücreti de biz belirlemiyoruz. Ama İstanbul’da yaşayan vatandaşımızın mutfağında ne yaşandığını görüyoruz ve diyoruz ki: İBB Hep Yanında. Tam da bu nedenle 2026 yılında Asgari Ücretli Pazar Desteğini duyurduk. Hayat pahalılığı büyüdükçe biz de adımlarımızı büyütüyoruz: 2027 yılında Asgari Ücretli Pazar Desteğimizle 100 bin kişiye 5 bin lira Pazar desteği sunmayı hedefliyoruz. Bunun yanında 10 bin asgari ücretle çalışan vatandaşımıza yıllık 15 bin lira Ulaşım Desteği sunacağız. Bunun için de 150 milyon liralık kaynak ayırıyoruz. Böylece asgari ücretlilerin en önemli sorunu olan gıda ve ulaşımda yüklerini bir nebze de olsa hafifletmeye çalışacağız.” “EMEKLİYE KİRA DESTEĞİ VE BAYRAM DESTEĞİ BAŞLATIYORUZ” “Gelelim emekli yurttaşlarımıza… Geçtiğimiz günlerde hepimizin yüreğini yakan bir hadise yaşandı. Ankara’da emeklilerin feryadını dile getirdiği eylemde emekli polis memurumuz Ali Şekeroğlu yaşamını yitirdi. Basına yansıyan o kahredici detayı duymuşsunuzdur... Vefatından hemen önce, torununa bir küçük altın dahi takamadığını söylemiş. İnsanın boğazı düğümleniyor. Bu memlekete bir ömür alın teriyle hizmet etmiş, vergisini kuruşu kuruşuna ödemiş, çocuk büyütmüş bir insana reva görülen bu mu olmalıydı? Olmamalıydı… Biz emeklilerimizin sırtındaki yükü hafifletmek için var gücümüzle yanlarında durmaya devam edeceğiz. 2024’te başlattığımız Emekli Pazar Desteğimizi 2026’da aksatmadan sürdürdük. Şimdi, 2027 yılında bu desteği katlayarak büyütüyoruz: 100 bin emeklimize kişi başı 10 bin lira olmak üzere toplam 1 milyar liralık Pazar Desteği sağlayacağız. Emeklimizin canını en çok yakan sorunların çözümüne de katkı olacak iki dev adımı ilk kez buradan ilan ediyoruz. Bugün İstanbul’da emeklimizin belini en çok büken şey kira. Maaş geliyor, olduğu gibi kiraya gidiyor. Geriye ne kalıyor? Mutfak, faturalar, ilaç parası, can derdi... Bir ömür çalışmış bir büyüğümüz kirasıyla mutfağı, ilacı arasında tercih yapmak zorunda kalamaz. Onun için bugün: Emekliye Kira Desteğini başlatıyoruz. 2027 yılında kirada yaşayan 100 bin ihtiyaç sahibi emeklimize yıllık 24 bin lira Kira Desteği sunmayı hedefliyoruz. Bu destek için 2 milyar 400 milyon liralık kaynak ayırıyoruz. Bitmedi... Bayram geliyor; dede torununa, nine evladına mahcup olmak istemiyor; cebine bir harçlık koyup o tebessümü görmek istiyor. Biz de diyoruz ki; o bayram gülümsemesinde İBB’nin de payı olsun. Emeklilerimize bayram desteğini de başlatıyoruz. 2027 yılında 100 bin emeklimize Ramazan Bayramı’nda 4 bin, Kurban Bayramı’nda 4 bin olmak üzere yılda toplam 8 bin lira Bayram Desteği sağlayacağız. Bunun için 800 milyon liralık kaynak ayırıyoruz. Hayırlı uğurlu olsun. Helali hoş olsun.” “İBB HEP YANINIZDA! İSTANBUL’UN ADİL, EŞİT VE AYDINLIK YARINLARINI HEP BİRLİKTE İNŞA EDECEĞİZ!” “Bugün anlattığımız tüm bu paketlerin altında daha birçok hizmete kaynak ayırmaya devam edeceğiz. Ve bütün bu tabloyu özetleyen o tarihi sayıyı sizlerle paylaşmak istiyorum: 2027 yılında aile destek programlarımız için tam 28 milyar 511 milyon 669 bin 354 liralık kaynak ayırıyoruz. Geçtiğimiz ay açıkladığımız 8,7 milyar liralık eğitim destek paketimizle birlikte, 2027 yılında İstanbullularımıza sunduğumuz doğrudan desteklerin toplamı yaklaşık 37,2 milyar liraya ulaşıyor. Çocuğumuz daha dünyaya gelmeden başlıyor; annesinin, babasının, öğrencimizin, çalışanımızın, emeklimizin, özel gereksinimli vatandaşımızın hayatının her döneminde yanında oluyoruz. Bütün bunları hayata geçirirken aklımızdan bir saniye bile çıkarmadığımız bir gerçek var: Bu kaynak milletin kendi parasıdır! Biz sadece milletin hakkını, kuruşuna zeval getirmeden millete teslim ediyoruz. Çünkü bizim pusulamız bellidir: Cumhuriyet! Cumhuriyet, en derin çaresizliklerin, en koyu umutsuzlukların içinden bir milletin onurunu ve umudunu ayağa kaldırdı. Bizim İstanbul’da yaptığımız da işte bu Cumhuriyet terbiyesidir. Hiç kimse ama hiç kimse umudunu kaybetmesin. İBB hep yanında, İBB hep yanınızda! İstanbul’un adil, eşit ve aydınlık yarınlarını hep birlikte inşa edeceğiz!” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tepebaşı'nda Engelsiz Üretimin Gücü Haber

Tepebaşı'nda Engelsiz Üretimin Gücü

Tepebaşı Belediyesi’nin EOSB Engelliler Montaj Atölyesi ile İbrahim Ethem Kesikbaş Montaj Atölyesi’nde bugüne kadar 22 milyon 112 bin 45 ürünün montajı gerçekleştirildi. İki atölyeden yararlanan 221 özel gereksinimli bireyden 73’ü istihdama katılırken, 39 birey mesleki eğitimlerini sürdürüyor. Tepebaşı Belediyesi, özel gereksinimli bireylerin sosyal hayata tam ve eşit katılımını güçlendiren çalışmalarını üretim ve istihdamla buluşturuyor. Belediye bünyesinde faaliyet gösteren EOSB Engelliler Montaj Atölyesi ile İbrahim Ethem Kesikbaş Montaj Atölyesi, bireylerin mesleki becerilerini geliştirmelerine, özgüven kazanmalarına ve çalışma hayatında bağımsız bir yer edinmelerine olanak sağlıyor. Üretirken Güçleniyor, Sosyal Hayata Katılıyorlar EOSB Engelliler Montaj Atölyesi ile İbrahim Ethem Kesikbaş Montaj Atölyesi’nde bireyler, üretime katılarak hem aile ekonomilerine hem de kent ekonomisine katkı sunuyor. Atölyeler aynı zamanda bireylerin sosyal yaşamdan kopmadan güçlenebilecekleri bir buluşma alanı oluşturuyor; katılımcılar sosyal ve kültürel etkinliklerde bir araya geliyor, spor yapma, eğlenme, yeni arkadaşlıklar kurma ve birlikte kaliteli zaman geçirme imkânı buluyor. Böylece atölyeler, mesleki becerilerin yanı sıra özgüveni, sosyal iletişimi, dayanışmayı ve yaşam sevincini de büyütüyor. Başkan Ataç: “Bu atölyeler sosyal adalet anlayışımızın somut karşılığıdır” Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, montaj atölyelerinin sosyal belediyecilik anlayışının güçlü örneklerinden biri olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bizim için özel gereksinimli bireylerin yaşamın içinde yer alması yalnızca destek hizmeti sunmakla sınırlı değildir. Asıl hedefimiz; onların yeteneklerini ortaya çıkaracak, üretime katılmalarını sağlayacak ve ekonomik bağımsızlıklarını güçlendirecek fırsatları büyütmektir. EOSB Engelliler Montaj Atölyemiz ve İbrahim Ethem Kesikbaş Montaj Atölyemiz, bu anlayışın en kıymetli örnekleridir. Çünkü bir bireyin kendi emeğiyle ayakta durabilmesi, ailesine, kentine ve ülkesine değer katması; sosyal adaletin en güçlü ifadesidir.” Sanayiye uzanan güçlü iş birliği Başkan Ataç, özel gereksinimli bireylerin istihdamına yönelik çalışmaların kent ekonomisi ve sanayisi açısından da önemli olduğuna dikkat çekerek, “Sanayinin nitelikli emeğe, toplumun ise eşit fırsatlara ihtiyacı var. Montaj atölyelerimiz bu iki ihtiyacı bir araya getiriyor. Firmalarımız üretim süreçlerine değer katan güvenilir bir iş gücüyle buluşurken, bireylerimiz de becerilerini gerçek iş ortamlarında geliştiriyor. Tepebaşı’nda hiç kimsenin üretimin, eğitimin ve yaşamın dışında kalmaması için çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Tepebaşı Belediyesi, özel gereksinimli bireyleri eğitimden istihdama uzanan bir yolculukta destekleyen montaj atölyeleriyle; sosyal dayanışmayı, bireysel gelişimi ve ekonomik üretimi aynı çatı altında büyütmeyi sürdürüyor. EOSB’de 14 milyonu aşkın ürün montajı 2019 yılında faaliyete başlayan EOSB Engelliler Montaj Atölyesi, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi ile kurduğu bağ sayesinde özel gereksinimli bireyleri doğrudan sanayi yaşamıyla buluşturuyor. Bugüne kadar 11 firma ile gerçekleştirilen iş birlikleri kapsamında 14 milyon 171 bin 755 ürünün montajı yapıldı. Atölyeden kuruluşundan bu yana 103 özel gereksinimli birey yararlanırken, 24 birey eğitimlerine devam ediyor. Atölyede edindikleri bilgi, beceri ve iş deneyimiyle çalışma hayatına hazırlanan 54 birey ise EOSB’de faaliyet gösteren çeşitli firmalarda istihdama katıldı. İbrahim Ethem Kesikbaş Atölyesi 12 yıldır üretime değer katıyor 2014 yılından bu yana faaliyetlerini sürdüren İbrahim Ethem Kesikbaş Montaj Atölyesi’nde ise 2014-2026 yılları arasında 7 milyon 940 bin 290 ürünün montajı gerçekleştirildi. Bugüne kadar 118 özel gereksinimli bireyin yararlandığı atölyede 15 birey mesleki eğitimlerini sürdürürken, 19 birey çalışma hayatına kazandırıldı. Atölyelerde yalnızca üretim yapılmıyor; bireylerin iş disiplini, sorumluluk duygusu, iletişim, ekip çalışması ve problem çözme becerileri de gelişiyor. Böylece özel gereksinimli bireyler, üretimin her aşamasında aktif sorumluluk alan, ekonomik yaşama katkı sunan ve kendi yaşamları üzerinde daha güçlü söz sahibi olan bireyler haline geliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kooperatifler Gıda Sanayisinin Tedarik Gücünü Artırabilir Haber

Kooperatifler Gıda Sanayisinin Tedarik Gücünü Artırabilir

TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası), gıda sektörünün güncel başlıklarını alanında uzman isimlerle ele aldığı Webinar Serisi’nin 10. yayınında kooperatifçiliği gündeme taşıdı. “İnsan Odaklı Bir Yol: Kooperatifçilik” başlığıyla gerçekleştirilen yayının konuğu, Hasat Türk Genel Yayın Yönetmeni ve AB Kooperatifçilik Uzmanı Erdem Ak oldu. Kooperatiflerin gıda sistemi içindeki konumunu üretim, tüketim, sürdürülebilirlik, gıda güvenliği, ölçek, pazarlama ve yönetim başlıkları üzerinden değerlendiren Ak, Türkiye’de kooperatifçiliğin geniş bir ortaklık ve faaliyet ağına sahip olduğuna dikkat çekti. Kooperatifleri ‘sosyal temelli ekonomik işletmeler’ olarak tanımlayan Ak, bu yapıların sosyal amaçlarının yanı sıra üretim, finans, pazarlama ve insan kaynağı gibi bütün işletme süreçlerini yönetmekle yükümlü olduğunu vurguladı. “Kooperatifler gıda sanayisinin doğal tedarik ortaklarıdır” Gıda üretiminin temel hammaddesinin bağdan, bahçeden, tarladan ve hayvancılık işletmelerinden geldiğine işaret eden Ak, tarım alanında faaliyet gösteren kooperatiflerin gıda sanayisiyle doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Kooperatiflerin çok sayıda küçük üreticiyi ortak standartlar çevresinde buluşturduğunu belirten Ak, şu değerlendirmelerde bulundu: “Kooperatifler, gıda sanayisine hammadde sağlayan doğal tedarik ortaklarıdır. Ölçeğini ve kurumsal kapasitesini geliştiren kooperatifler ise üretim, pazarlama, ticaret ve ihracat süreçlerinde doğrudan sanayinin oyuncusu haline gelebiliyor. Bugün ülkemizde ve dünya pazarlarında öne çıkan örnekler, kooperatiflerin ürünü işleyerek markaya ve katma değere dönüştürebildiğini gösteriyor.” Gıda sanayicilerinin güvenilir ve kaynağı bilinen hammaddeye erişiminde kooperatiflerin önemli bir imkân sunduğunu kaydeden Ak, “Tek bir üreticiye bağlı yapılarda tedariğin kesintiye uğrama riski daha yüksek olabilir. Kooperatifler ise çok sayıda üreticiyi bir araya getirdikleri için daha sürdürülebilir bir yapı sunar” dedi. “Gıda güvenliği üretimden önce başlıyor” Kooperatiflerin gıda güvenliğindeki rolünü üretim öncesi, üretim süreci ve üretim sonrası olmak üzere üç aşamada ele alan Ak, gıda güvenliğinin uygun girdilerin seçilmesiyle başladığını söyledi. Yem, tohum ve gübre gibi girdilerin belirli standartlara uygun biçimde temin edilmesinin kooperatiflerin temel sorumlulukları arasında bulunduğunu belirten Ak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kooperatif, üreticiye girdiyi toplu biçimde sağlarken insan, hayvan, toplum ve çevre sağlığı açısından da sorumluluk üstlenir. Üretim aşamasında ise ortak bir kalite ve denetim sistemi kurar. Özellikle süt gibi çok sayıda küçük aile işletmesinden toplanan ürünlerde kaynağında kontrol büyük önem taşır.” Üretim sonrasında ambalajlama, muhafaza, depolama ve pazarlama süreçlerinin de gıda güvenliğinin parçası olduğunu belirten Ak, “Kooperatifler üretim öncesinden ürünün tüketiciye ulaşmasına kadar birbirini tamamlayan sorumluluklar üstlenebilir. Bu da sanayici açısından standardı belirli, izlenebilir ve güvenilir hammadde anlamına gelir” dedi. “Kooperatifler gıda sisteminin sürdürülebilirliğine katkı sağlıyor” Gıdada sürdürülebilirliğin bütüncül bir bakış açısıyla ele alınması gerektiğini belirten Ak, kooperatiflerin üreticilerin ekonomik varlığını sürdürmesine, yerel üretim kapasitesinin korunmasına ve üretim ekosisteminin gelişmesine katkı sunduğunu söyledi. Kooperatifçiliğin gıda sisteminin geleceği açısından stratejik değer taşıdığını ifade eden Ak, “Sürdürülebilirlik, tek bir işletmenin faaliyetini sürdürmesinin ötesinde sosyal, ekonomik ve çevresel koşulların birlikte gözetilmesini gerektiriyor. Kooperatifler de bu dengenin sağlanmasında önemli bir rol üstleniyor” dedi. Tarım kooperatiflerinde havza ölçeği önerisi Türkiye’deki tarım ve gıda kooperatiflerinin temel sorunlarından birinin ölçek olduğunu belirten Ak, küçük coğrafi alanlarla sınırlı kalan yapıların günümüz rekabet koşullarında yeterli üretim ve pazarlama gücüne ulaşmakta zorlandığını ifade etti. Benzer ürünlerin yetiştirildiği köylerdeki üreticilerin ilçe veya havza ölçeğinde bir araya gelmesinin daha doğru bir model oluşturacağını belirten Ak, şunları söyledi: “Bir köydeki 20, 30 ya da 50 üreticinin kuracağı süt veya tarımsal kalkınma kooperatifinin güçlü bir ekonomik karşılık oluşturması zor. Mümkünse köyler bütünü, ilçe veya aynı ürün deseninin bulunduğu havza ölçeğinde yapılanmak gerekiyor. Mevcut küçük kooperatiflerin ortak bir çatı altında toplanması da üretim miktarının artmasını, kalite standardının kurulmasını ve pazarlama sorunlarının aşılmasını sağlayabilir.” Ölçek ekonomisinin girdi temininde de önemli olduğunu vurgulayan Ak, yüzlerce üreticinin bir araya gelmesiyle yem, tohum ve gübre gibi girdilerin daha uygun koşullarda satın alınabileceğini söyledi. Ak, “Ölçek büyüdükçe kooperatifin hem satın alma gücü hem de pazara düzenli ürün sunma kapasitesi artar” ifadelerini kullandı. “Hibe can suyu olabilir ancak kalıcı başarı planlamayla gelir” Kooperatiflerin sosyal amaçları bulunsa da ekonomik faaliyet yürüten birer işletme olduğunu hatırlatan Ak, iyi niyetin tek başına sürdürülebilir bir yapı kurmaya yetmediğini dile getirdi. Üretim miktarı, maliyet, insan kaynağı, satış kanalları ve risklerin faaliyete başlanmadan belirlenmesi gerektiğini kaydeden Ak, şöyle konuştu: “Kooperatifin ne üreteceğini, ne kadar üreteceğini, hangi kaynakla çalışacağını ve ürününü kime satacağını bilmesi gerekir. Günlük, haftalık ve aylık giderler, ihtiyaç duyulan sermaye, üretim standardı ve satış kanalları planlanmalıdır. Bu sorular cevaplanmadan işe başlandığında bir süre sonra dışarıdan destek beklentisi ortaya çıkıyor.” Hibe ve bağışların da kuruluş aşamasında katkı sağlayabileceğini ifade eden Ak, kooperatiflerin uzun vadede kendi ekonomik faaliyetleriyle ayakta kalması gerektiğinin altını çizdi: “Hibe başlangıçta can suyu olabilir. Ancak ticari faaliyet yalnızca hibe ve bağışlarla sürdürülemez. Kooperatifin özerk ve bağımsız kalabilmesi için düzenli gelir üretmesi, planlama yapması ve işletme disipliniyle hareket etmesi gerekir.” “Gıda sanayicisi kooperatiflerle daha fazla iş birliği yapmalı” Kooperatiflerin sosyal adalet, gelir dağılımı, gıdaya erişim, gıda güvenliği ve gıda güvencesi gibi alanlarda önemli işlevler üstlenebildiğini belirten Erdem Ak, gıda sanayisinin kooperatiflerle kuracağı ilişkinin bütün gıda sistemine katkı sağlayacağını söyledi. Ak, “Birincil tarımsal üretimi yapanlarla bu ürünleri gıdaya dönüştüren sanayiciler aynı sistemin içindedir. Gıda sanayicisinin kooperatiflerle daha yakın temas kurması, gerektiğinde onlara öncülük etmesi, paydaşlık kurması ve ortak projeler geliştirmesi gerekiyor. Tedarik, alım-satım, çözüm ve proje ortaklığı üzerinden kurulacak yakınlaşmanın hem taraflara hem de ülkemize katkı sağlayacaktır” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

3. Global İslami Ekonomi Zirvesi Tamamlandı Haber

3. Global İslami Ekonomi Zirvesi Tamamlandı

“İslam Ekonomisinde Sermaye: Sürdürülebilir Kalkınma İçin Servetin Yapılandırılması” temasıyla gerçekleştirilen zirve; devlet temsilcilerini, merkez bankası başkanlarını, ekonomi yöneticilerini, yatırımcıları, akademisyenleri, finans kuruluşlarını, girişimcileri ve iş dünyasının önde gelen isimlerini aynı platformda buluşturdu. Dört gün boyunca düzenlenen paneller, stratejik çalıştaylar, yuvarlak masa toplantıları, akademik oturumlar ve üst düzey görüşmelerde; İslami ekonominin geleceği, küresel sermaye hareketleri, dijital dönüşüm, yapay zekâ, katılım finansı, sürdürülebilir kalkınma, reel ekonomi, girişimcilik ve uluslararası iş birlikleri kapsamlı şekilde ele alındı. Zirve boyunca ortaya çıkan ortak mesaj ise netti: Küresel ekonominin karşı karşıya olduğu eşitsizlikler, artan borç yükü, finansal kırılganlıklar ve kalkınma sorunları karşısında; etik değerlere dayanan, üretimi önceleyen, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir ekonomik modele her zamankinden daha fazla ihtiyaç bulunuyor. DÖRT GÜN BOYUNCA ÜST DÜZEY KATILIM 3.Global İslami Ekonomi Zirvesi, yalnızca ele aldığı konularla değil, ağırladığı üst düzey isimlerle de uluslararası ölçekte dikkat çekti. Zirvenin üçüncü günü ise Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirilen resmi açılış törenine sahne oldu. Resmi açılış törenine AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Mütevelli Heyeti Başkanı Abdullah Saleh Kamel, Suudi Arabistan Kraliyet Sarayı Danışmanı ve Mescid-i Haram İmamı Şeyh Dr. Saleh bin Abdullah bin Humaid ile çok sayıda uluslararası davetli katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında mevcut küresel ekonomik sistemin daha adil, üretim odaklı ve ahlaki temellere dayanan yeni yaklaşımlara ihtiyaç duyduğunu belirterek, “Faizin olduğu yerde bereket olmaz” mesajıyla İslam ekonomisinin sunduğu ilkelerin küresel ölçekte giderek daha fazla önem kazandığına dikkat çekti. Açılış konuşmasını gerçekleştiren AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Mütevelli Heyeti Başkanı Abdullah Saleh Kamel ise İslam ekonomisinin yalnızca finansal bir model değil; sosyal adalet, sürdürülebilir kalkınma ve kapsayıcı büyüme hedeflerine katkı sağlayan bütüncül bir yaklaşım sunduğunu vurguladı. Kamel, İstanbul’un tarih boyunca ticaret, finans ve medeniyetlerin buluşma noktası olduğunu belirterek, Türkiye’nin İslami ekonomi ve katılım finans alanındaki stratejik rolünün her geçen yıl daha da güçlendiğini ifade etti. Törende konuşan Suudi Arabistan Kraliyet Sarayı Danışmanı ve Mescid-i Haram İmamı Şeyh Dr. Saleh bin Abdullah bin Humaid ise ekonomik kalkınmanın yalnızca finansal göstergelerle değil; ahlaki değerler, adalet ve toplumsal sorumluluk ilkeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bin Humaid, İslam ekonomisinin insan odaklı yaklaşımına dikkat çekerek sürdürülebilir refahın ancak etik değerlerle desteklenen ekonomik modeller aracılığıyla mümkün olabileceğini ifade etti. Tören kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile Türkiye Varlık Fonu tarafından özel bir hediye takdim edildi. Ayrıca Abdullah Saleh Kamel tarafından da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a özel bir hediye sunuldu. İSTANBUL, KÜRESEL İSLAMİ EKONOMİNİN BULUŞMA NOKTASI OLDU Zirvenin resmi açılışında Abdullah Saleh Kamel ve Şeyh Dr. Saleh bin Abdullah bin Humaid gibi İslam dünyasının önde gelen kanaat önderlerinin yer alması, organizasyonun uluslararası düzeydeki etkisini ve küresel İslami ekonomi ekosistemindeki önemini bir kez daha ortaya koydu. Ekonomi, finans, akademi ve dini düşünce dünyasını aynı platformda buluşturan zirve, disiplinler arası bir küresel diyalog zemini oluşturdu. Zirve, dünyanın farklı coğrafyalarından gelen politika yapıcıları, finans liderlerini, yatırımcıları ve düşünce kuruluşlarını İstanbul’da bir araya getirerek Türkiye’nin küresel İslami ekonomi ekosistemindeki stratejik konumunu bir kez daha ortaya koydu. İstanbul Finans Merkezi’nde gerçekleştirilen program boyunca İslami finansın geleceğine yön verecek yeni fikirler, politika önerileri ve iş birlikleri masaya yatırılırken, katılımcılar İstanbul’un bölgesel ve küresel bir finans merkezi olarak yükselen rolüne dikkat çekti. ZİRVENİN ANA GÜNDEMİ: SERMAYENİN YENİDEN TANIMLANMASI Zirvenin merkezinde yer alan “sermaye” kavramı, yalnızca finansal kaynaklar çerçevesinde değil; insan kaynağı, bilgi, teknoloji, girişimcilik, sosyal etki ve sürdürülebilir kalkınma boyutlarıyla ele alındı. Dört gün boyunca gerçekleştirilen oturumlarda sermayenin; • Reel ekonomiye yönlendirilmesi, • Üretim kapasitesinin artırılması, • KOBİ’lerin desteklenmesi, • Altyapı yatırımlarının güçlendirilmesi, • Sosyal refahın yaygınlaştırılması, • Genç girişimcilerin desteklenmesi, • Eğitim ve bilgi üretiminin teşvik edilmesi, • Sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu hale getirilmesi gerektiği vurgulandı. Katılımcılar, sermayenin yalnızca büyüme üretmek için değil, toplumsal fayda oluşturmak ve kalkınmayı daha kapsayıcı hale getirmek için de yapılandırılması gerektiği konusunda görüş birliğine vardı. İSLAMİ FİNANS İÇİN YENİ BÜYÜME DÖNEMİ Zirvede öne çıkan en güçlü mesajlardan biri, İslami finansın küresel ölçekte hâlen önemli bir büyüme potansiyeli taşıdığı yönündeydi. Katılımcılar, İslami finansın yalnızca Müslüman toplumlar için değil; etik yatırım, sürdürülebilirlik ve kapsayıcı kalkınma arayışındaki tüm ekonomiler için önemli fırsatlar sunduğunu vurguladı. Merkez bankası başkanları, uluslararası finans kuruluşlarının temsilcileri ve sektör liderleri tarafından gerçekleştirilen değerlendirmelerde; finansal istikrar, likidite yönetimi, sermaye hareketliliği, sınır ötesi iş birlikleri ve ekonomik dayanıklılık konuları öne çıktı. DİJİTAL DÖNÜŞÜM VE YAPAY ZEKÂ ZİRVENİN BELİRLEYİCİ BAŞLIKLARI ARASINDA YER ALDI Zirvenin ilk gününden son gününe kadar dijital sermaye, fintech çözümleri, dijital varlıklar, tokenizasyon, yapay zekâ destekli finansal hizmetler ve veri ekonomisi en yoğun tartışılan başlıklar arasında yer aldı. Uzmanlar, yapay zekânın yatırım süreçlerinden risk yönetimine, şeriat uyumluluğunun denetlenmesinden finansal kapsayıcılığın artırılmasına kadar geniş bir alanda dönüştürücü etkiler yaratacağını vurguladı. Son gün gerçekleştirilen oturumlarda ise yapay zekâ çağında sermayenin dönüşümü, dijital para uygulamaları, dijital finans altyapıları, İslami fintech çözümleri ve şeriata uygun dijital finans ekosisteminin geleceği kapsamlı şekilde değerlendirildi. Katılımcılar, dijitalleşmenin yalnızca teknolojik bir dönüşüm değil, aynı zamanda İslami finansın daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacak stratejik bir fırsat olduğu konusunda görüş birliğine vardı. KOBİ’LER, GİRİŞİMCİLİK VE REEL EKONOMİ VURGUSU Zirvenin son gününde gerçekleştirilen oturumlarda, sermayenin üretime yönlendirilmesi ve reel ekonominin güçlendirilmesi konusu öne çıktı. KOBİ’lerin finansmana erişimi, girişimcilik ekosisteminin geliştirilmesi, sürdürülebilir iş modelleri, altyapı yatırımları ve genç iş liderlerinin desteklenmesi ekonomik kalkınmanın temel unsurları arasında gösterildi. Katılımcılar, İslami finans araçlarının özellikle gelişmekte olan ekonomilerde üretim kapasitesini artırabilecek önemli bir kaldıraç görevi üstlenebileceğini ifade etti. ETİK DEĞERLER VE SOSYAL ADALET ORTAK PAYDA OLDU Zirvenin en dikkat çekici yönlerinden biri, ekonomik büyümenin ahlaki ilkelerden bağımsız değerlendirilemeyeceğine yönelik güçlü vurgu oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bilal Erdoğan, Abdullah Saleh Kamel ve uluslararası konuşmacılar tarafından yapılan değerlendirmelerde; adalet, emanet, sorumluluk, hakkaniyetli paylaşım ve toplumsal fayda kavramlarının İslam ekonomisinin temel yapı taşları olduğu vurgulandı. Katılımcılar, sürdürülebilir refahın ancak etik ilkelerle desteklenen ekonomik sistemler aracılığıyla mümkün olabileceği konusunda ortak görüş ortaya koydu. YENİ İŞ BİRLİKLERİ VE STRATEJİK ORTAKLIKLAR Zirve kapsamında uluslararası kurumlar arasında çeşitli iş birliği anlaşmaları ve mutabakat zabıtları imzalanırken, akademik kurumlar, finans kuruluşları ve uluslararası organizasyonlar arasında yeni ortaklıkların temelleri atıldı. İslam Bankaları ve Finansal Kuruluşlar Genel Konseyi (CIBAFI), İslam İşbirliği Teşkilatı Tahkim Merkezi, Saleh Kamel İslam Ekonomisi Ödülü, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, İbn Haldun Üniversitesi ve Malezya Menkul Kıymetler Komisyonu başta olmak üzere birçok kurum arasında gerçekleştirilen anlaşmalar, zirvenin somut çıktıları arasında yer aldı. Ayrıca AlBaraka Stratejik Raporu’nun lansmanı gerçekleştirilerek İslami ekonominin geleceğine ilişkin kapsamlı bir referans çerçevesi sektörün kullanımına sunuldu. DOLMABAHÇE SARAYI'NDA KÜRESEL BULUŞMA Zirvenin üçüncü günü akşamında Dolmabahçe Sarayı Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde düzenlenen özel gala yemeği, küresel iş dünyası temsilcilerini, kamu otoritelerini, yatırımcıları ve uluslararası davetlileri bir araya getirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın teşrifleriyle gerçekleştirilen gala programı, zirve boyunca kurulan uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesine ve farklı ülkelerden katılımcılar arasındaki stratejik ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağladı. Gala gecesi, küresel İslami ekonomi ekosisteminin önde gelen temsilcilerini tarihi Dolmabahçe Sarayı’nda buluşturarak zirvenin uluslararası niteliğini ve prestijini bir kez daha ortaya koydu. GELECEĞE YÖN VEREN BİR PLATFORM Dört gün boyunca gerçekleştirilen oturumlar sonunda ortaya çıkan ortak değerlendirme, İslami ekonominin artık yalnızca alternatif bir finans modeli değil; sürdürülebilir kalkınma, finansal kapsayıcılık, etik yatırım ve küresel ekonomik dayanıklılık açısından giderek daha fazla önem kazanan bütüncül bir yaklaşım sunduğu yönünde oldu. İstanbul’da gerçekleştirilen 3. Global İslami Ekonomi Zirvesi, yalnızca mevcut ekonomik sorunlara çözüm arayan bir tartışma platformu olmakla kalmadı; aynı zamanda geleceğin ekonomi ve finans mimarisine ilişkin somut fikirlerin, iş birliklerinin ve stratejik vizyonun şekillendiği küresel bir buluşma noktası olarak öne çıktı. AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Genel Sekreteri Yousef Hassan Khalawi yaptığı kapanış konuşmasında zirvenin dört günlük genel bir özetine yer verirken, başarılı bir programa imza atıldığını, her yıl farklı bir konuya odaklandıklarını bu yıl sermaye ile ilgili konuya yer verdiklerini önümüzdeki yıl ise islami yatırım ve bankacılık üzerine odaklanacaklarını açıkladı. İslami bankacılığın faizsiz olmasının yanı sıra herhangi bir katkı da sağlamaması gerektiğini vurguladı. Bunu nasıl yapacağımız ile ilgili konulara önümüzdeki sene bakacağız dedi. Khalawi ayrıca; zirvede gerçekleştirilen panellerin yanı sıra kapalı oturum olarak düzenlenen yuvarlak masa toplantılarında spesifik konuların ele alındığını ve bu görüşmelerin çıktılarının yakın gelecekte yayınlanacağını belirtti. Ayrıca her yıl bu yuvarlak masa görüşmelerinde farklı bölgelere odaklandıklarını söyleyen Khalawi, bu yıl Rusya ve Orta Asya bölgeleri ile ilgili çalıştıklarını da söyledi. Genel olarak partnerlerimiz ve sponsorlarımızın da desteğiyle başarılı bir zirveyi geride bıraktık diyen Khalawi gelecek sene için herkesi tekrardan zirveye davet ederek, teşekkürlerini sundu. GÜÇLÜ PAYDAŞLARIN DESTEĞİYLE GERÇEKLEŞTİ 3.Global İslami Ekonomi Zirvesi, kamu kurumları, finans kuruluşları, akademik yapılar ve uluslararası organizasyonların oluşturduğu güçlü bir iş birliği ağıyla hayata geçirildi. Zirvenin Stratejik Ortakları arasında yer alan Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi, Türkiye Varlık Fonu, İstanbul Finans Merkezi, İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF) ve İbn Haldun Üniversitesi’nin temsilcileri; Global Partner AlBaraka Group, Ev Sahibi Partner Halkbank, Resmi Taşıyıcı Türk Hava Yolları, Global İletişim Partnerleri Anadolu Ajansı ve Demirören Medya, Platin Sponsor Ziraat Katılım, Medya Partneri Iqraa, Altın Sponsorlar Türkiye Katılım Sigorta, Takas İstanbul, Fuzul ve Emlak Katılım, Gümüş Sponsor Yıldız Holding ile Bronz Sponsor Kalyon İnşaat, Ayhan Hukuk ve Halal 360 sponsorlarının üst düzey temsilcileriyle birlikte gala gecesinde yer aldı. Kamu, özel sektör, akademi ve uluslararası kuruluşları ortak bir vizyon etrafında buluşturan bu güçlü paydaş yapısı sayesinde 3. Global İslami Ekonomi Zirvesi, yalnızca fikirlerin tartışıldığı bir platform olmanın ötesine geçerek yeni iş birliklerinin kurulduğu, ortak projelerin şekillendiği ve İslami ekonominin geleceğine yön veren küresel bir buluşma noktası olarak tamamlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Orhangazi Belediyesi Gıda Bankası, İhtiyaç Sahiplerinin Yanında Haber

Orhangazi Belediyesi Gıda Bankası, İhtiyaç Sahiplerinin Yanında

Hanımlar Lokali yanında hizmet veren merkez, klasik yardım kalıplarını geride bırakarak modern anlayışla ihtiyaç sahiplerine market düzeninde, özgürce seçim yapma imkânı sundu. Bu imkandan bir çok aile yararlandı. Rakamlarla 2025: Sessiz Ama Derin Bir Etki • 305 aile destek sistemine dâhil oldu • 628 kez alışveriş gerçekleştirildi • Yapılan yardımların toplam ekonomik karşılığı: 1.770.520 TL Bu veriler, Gıda Bankası’nın yalnızca bir sosyal destek noktası değil; düzenli, planlı ve sürdürülebilir bir dayanışma merkezi hâline geldiğini gösterdi. Market Konforunda Destek Gıda Bankası’ndan faydalanan vatandaşlar; yaş, cinsiyet veya aile yapısı fark etmeksizin ihtiyaçlarını kendileri belirliyor. Raflardan ürün seçerek yapılan bu alışveriş modeli, yardımı alan kişiyi kendi hayatının belirleyicisi hâline getiriyor.Bu yaklaşım, hem israfı azaltıyor hem de bireylerde sorumlu tüketim bilinci oluşturuyor. Başkan Aydın: “Biz Yardım Dağıtmıyoruz, Güveni İnşa Ediyoruz” Orhangazi Belediye Başkanı Bekir Aydın, konuyla ilgili değerlendirmesinde Gıda Bankası’nın felsefesine dikkat çekti: “Biz bu merkezde yalnızca gıda ya da temizlik ürünü vermiyoruz. Burada esas olan; insanlara ‘sen değerlisin’ duygusunu hissettirmek. Vatandaşımızın neye ihtiyacı olduğuna biz değil, kendisi karar veriyor. Bu, sosyal belediyeciliğin olması gerektiği noktadır. 2025 yılı boyunca bu anlayışı kararlılıkla sürdürdük, bundan sonra da sürdüreceğiz.” Orhangazi Belediyesinden Örnek Bir Uygulama Gıda Bankası modeli, Orhangazi’de sosyal adalet duygusunu güçlendirirken; diğer yerel yönetimler için de uygulanabilir ve çoğaltılabilir bir örnek sunuyor. Yardımlaşmayı sistematik bir yapıya kavuşturan bu yaklaşım, sosyal belediyeciliğin geleceğine dair güçlü bir referans oluşturuyor. Orhangazi Belediyesi, 2025 yılı boyunca olduğu gibi önümüzdeki dönemde de insanı merkeze alan, onur ve saygıyı esas alan sosyal projelerle ihtiyaç sahiplerinin yanında olmaya devam edecek.

TEGV Nirun Şahingiray Uluslararası Eğitim Forumu’nun 6’ncısı Düzenlendi Haber

TEGV Nirun Şahingiray Uluslararası Eğitim Forumu’nun 6’ncısı Düzenlendi

“Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir” vizyonuyla 30 yıldır çocuklara nitelikli eğitim desteği sunan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), 8 Kasım’da İstanbul Arter’de Nirun Şahingiray 6. Uluslararası Eğitim Forumunu gerçekleştirdi. 2008 yılında vefat eden ve mirasını TEGV’e bağışlayan Nirun Şahingiray’ın anısını yaşatmak amacıyla düzenlenen forum, bu yıl “Aydınlık Geleceğin Parçasıyız!” sloganı ve “Toplumsal Sorunların Çözümünde Eğitim: Empati ve Sosyal Sorumluluk” temasıyla yapıldı. Forumda, nitelikli eğitimin, empati ve hoşgörünün ile sosyal sorumluluk bilincinin toplumsal sorunların çözümündeki önemi ve geleceği aydınlatmadaki rolü ele alındı. Foruma TEGV Yönetim Kurulu Başkanı M. Özalp Birol, TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı, Arter Kurucu Direktörü ve TEGV Mütevelliler Kurulu Üyesi Melih Fereli,TEGV Mütevellisi Prof Dr. Sami Gülgöz, Prof. Dr. Betül Çotuksöken, Ebru Nihan Celkan, Başak Doğan, Doç. Dr. Sezai Ozan Zeybek, Prof. Dr. Kenan Çayır, Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci, Doç. Dr. Çetin Çelik, basın mensupları, eğitimciler ve gönüllüler katıldı. Nirun Şahingiray’ın mirasıyla 2013 yılından bu yana düzenlenen forum, eğitim alanındaki yenilik ve gelişmeleri tartışmak üzere sivil toplum temsilcilerini, eğitim profesyonellerini ve akademisyenleri bir araya getiriyor. Katılımcılara farklı bakış açıları sunarak güncel eğitim konularını derinlemesine incelemeyi ve eğitimin geleceğine dair fikir alışverişi yapmayı amaçlayan bu prestijli platform, TEGV’in eğitimde dönüşüm vizyonunun önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. TEGV Yönetim Kurulu Başkanı M. Özalp Birol, forumun açılış konuşmasında, Şahingiray’ın mirasının binlerce çocuğun geleceğine ışık tuttuğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Şahingiray’ın yüce gönüllülüğü ve çocuk sevgisi sayesinde her yıl on binlerce çocuk nitelikli eğitimle buluşuyor ve bu destekle ‘Nirun Abi’nin çocukları, ona ve özlediği Türkiye’ye layık bireyler olarak yetişiyor. Nirun Şahingiray’ın mirası, nitelikli eğitimle buluşan binlerce çocuğun geleceğine ışık oluyor. Aydınlık Geleceğin Parçasıyız başlıklı bu forumda, değerli konuşmacılarımızla ve siz değerli katılımcılarımızla birlikte, nitelikli eğitim, empati, hoşgörü ve sosyal sorumluluk bilincinin; toplumsal sorunların çözümünde oynadığı rolü ve geleceği aydınlatma gücünü ele alacağız.” Uzmanlar toplumsal sorunları gidermede eğitimin rolünü tartıştı Forumun “Toplumsal Sorunların Çözümünde Felsefe ve Değerler Bakışı” başlıklı birinci oturumunda, Prof. Dr. Sami Gülgöz ve Prof. Dr. Betül Çotuksöken toplumsal sorunlara felsefi ve etik bir perspektiften yaklaşmanın önemini tartıştılar. Oturumda, insanın toplumsal, tarihsel ve kültürel bir varlık olarak sürekli ilişki ve etkileşim ağları içinde bulunduğu, bu “arada olma” hâlinin hem sorunları fark etmede hem de çözüm üretmede belirleyici olduğu vurgulandı. Katılımcılar, bilgi çeşitliliğinin toplumsal sorunların çözümünde temel bir gereklilik olduğunu, ancak çözümün felsefi düşünce ve özellikle etik değerlere dayalı bir duruşla mümkün olabileceğini ifade ettiler. Forumun “Toplumsal Sorunların Çözümünde Sanat Bakışı” başlıklı oturumunda M. Özalp Birol, Ebru Nihan Celkan ve Başak Doğan, sanatın bireysel ve toplumsal dönüşümdeki rolünü ele aldılar. Oturumda, sanatın bir terapi aracı olmaktan ziyade bir yüzleşme ve ifade alanı sunduğu, bastırılmış hikâyeleri, sessizlikleri ve travmaları görünür kılabildiği vurgulandı. Katılımcılar, sanatın empatiyi güçlendiren yönünü, sanatçının ve sanat eğitimcisinin etik sorumluluklarını ve sanatın değişim yaratmadaki gücünü tartıştılar. Ayrıca, sanatın özellikle sesi duyulmayan topluluklara alan açma, iyileştirme ve birleştirme potansiyeline dikkat çekilerek, dinleyiciler bu bağlamda duygusal ve düşünsel bir yolculuğa davet edildi. Eğitim, geleceği dönüştürme potansiyeline sahip proaktif bir süreç Forumun “Eğitimde Umut İlkesini Savunmak” başlıklı üçüncü oturumunda Doç. Dr. Sezai Ozan Zeybek ve Prof. Dr. Kenan Çayır, eğitimin felsefi temellerini Ernst Bloch’un Umut İlkesi ışığında yeniden değerlendirdiler. Konuşmada, eğitimin yalnızca mevcut sorunlara tepki veren bir alan değil, geleceği dönüştürme potansiyeline sahip proaktif bir süreç olarak ele alınması gerektiği vurgulandı. Katılımcılar, küresel ölçekte yaşanan çevresel krizler, toplumsal eşitsizlikler ve yükselen aşırı sağ siyaset gibi olumsuzluklarla; teknolojik ilerlemeler ve sosyal adalet hareketleri gibi umut verici gelişmeler arasındaki çelişkili dinamiklerin eğitim ortamında kritik bir rol oynadığını belirttiler. Bloch’un düşüncesinden hareketle, eğitimde eleştirel düşünme, sorgulama ve yaratıcı potansiyeli beslemenin önemine dikkat çeken konuşmacılar, umut ilkesinin eğitimin merkezine yerleştirilmesinin yalnızca akademik değil, aynı zamanda toplumsal dönüşüm açısından da etik bir zorunluluk olduğunu ifade ettiler. Forumun son oturumunda Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci ve Doç. Dr. Çetin Çelik, “Eğitim Eşitsizliklere Çare mi?” başlığı altında eğitim sisteminin eşitlik, adalet ve hakkaniyet üretme kapasitesini tartıştılar. Oturumda, eğitimin toplumsal hareketliliğin temel aracı olarak görülmesine karşın, sosyo-ekonomik koşullar ve kesişimsel farklılıkların bu etkiyi sınırlandırabildiği vurgulandı. Katılımcılar, eğitimin fırsat eşitliğini güçlendirdiği alanların yanı sıra, eşitsizlikleri yeniden üreten yapısal mekanizmaları da ele aldılar. Ayrıca kırılgan grupların desteklenmesinde sosyal politikaların, gönüllülük çalışmalarının ve topluluk temelli girişimlerin önemine dikkat çekilerek, eğitimin dönüştürücü gücünün ancak kapsayıcı politikalarla sürdürülebileceği ifade edildi. Eğitime adanmış bir hayat: Nirun Şahingiray 1928 yılında İzmir’de, Kırım Hanlarının soyundan gelen bir ailede doğan ve 2008 yılında İstanbul’da vefat eden Nirun Şahingiray, seksen yıllık ömrü süresince birçok başarıya imza atmış önemli bir iş insanıdır. Bu başarılı iş insanı birikimini, Türkiye’nin dört bir yanındaki çocukların geleceklerine umut olan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na bağışladı. TEGV olarak biz de bu başarılı iş insanının birikimini çocuklarımıza çağdaş bir yaklaşımla, çok yönlü bir eğitim desteği sağlamak için değerlendiriyoruz. Nirun Şahingiray’ın adını ve anısını yaşatan etkinlik noktalarımızın ilki olan Nirun Şahingiray Öğrenim birimimiz 2012 yılının mayıs ayında Sakarya’da kapılarını çocuklara açtı. Yine 2012 senesinde, Türkiye’yi köşe bucak dolaşarak çocuklara ışık olan 2 Nirun Şahingiray Ateşböceği faaliyete başladı. 2022 yılında Cumhuriyet Bayramımızın hemen öncesinde Vanlı çocuklarımızla buluşturduğumuz ve her yıl 5 binden fazla çocuğa nitelikli eğitim desteği sunan Van Nirun Şahingiray Eğitim Parkımız ise açıldığı günden bu yana Nirun Şahingiray’ın adına yakışır şekilde göz kamaştırmaya devam ediyor. Şahingiray’ın ileri görüşlülüğü, yüce gönüllülüğü, çocuk sevgisi ve memleket aşkı sayesinde bugüne kadar 250 bini aşkın çocuk TEGV’de nitelikli eğitim desteğiyle buluştu. Çocuk Perküsyon Grubu’nun dinletisinin ardından forum sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.