Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sosyal Beceriler

Kapsül Haber Ajansı - Sosyal Beceriler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Beceriler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kreş Seçiminde Nelere Dikkat Edilmeli? Haber

Kreş Seçiminde Nelere Dikkat Edilmeli?

Öğretmen kadrosunun sürekliliği, sınıf mevcudu, çocuk başına düşen yetişkin sayısı, uyum programı, psikolojik danışmanlık hizmeti, güvenlik, beslenme ve uyku düzeninin okul seçiminde temel kriterler arasında yer aldığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Merve Yüksel Kadıoğlu, “En gösterişli imkânlardan çok, çocuğun kendini güvende ve görülür hissettiği bir ortam arayın. Bunun ipuçları genellikle küçük detaylarda gizlidir.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Merve Yüksel Kadıoğlu, yeni eğitim dönemi öncesinde kreş ve anaokulu seçerken ailelerin dikkat etmesi gereken noktaları değerlendirdi. Kreş seçimi yalnızca “hangi okul daha iyi?” sorusundan ibaret değil Okul öncesi eğitim döneminin yaklaşmasıyla birlikte ailelerin yoğun bir kreş ve anaokulu arayışına girdiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Merve Yüksel Kadıoğlu, “Okul öncesi eğitim dönemi yaklaşırken binlerce aile, çocukları için doğru kreş ve anaokulu bulma arayışına girdi. Bu karar da çocuğun ilerideki okul deneyimi ve duygusal gelişimini doğrudan etkilediği için daha da önemli hale gelmektedir. Fakat bu süreçte veliler sıklıkla fiziksel imkanlara ve gösterişli donanıma odaklanmakta, oysa asıl belirleyici faktör çocuğun okula uyumunu etkileyecek gelişimsel ve psikolojik faktörler olmaktadır.” dedi. Ailelerin karar verirken kurumun fiziksel özelliklerinin ötesine bakması gerektiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Merve Yüksel Kadıoğlu, “Aileler bir kurumu ziyaret ettiğinde genellikle bahçenin büyüklüğüne, sınıfların dekorasyonuna bakıyor. Elbette bunlar önemli, ama asıl sorulması gereken sorular çok daha temel: Öğretmen kadrosu ne kadar sık değişiyor? Sınıfta bir çocuğa gerçekten ne kadar zaman ayrılabiliyor? Sınıf mevcudu ne düzeyde oluyor? Çocuğun okula uyumunu kolaylaştıracak bir oryantasyon programı uygulanıyor mu? Çocuk burada kendini güvende hissedecek mi?” diye konuştu. Okul eve yakın olmalı Dr. Kadıoğlu, ailelerin öncelikle bakması gerekenleri şöyle sıraladı: “Okul saatleri ve okul-ev arası mesafe; Çocuğun günlük ritmini bozmayacak, aşırı erken kalkış veya uzun yol gerektirmeyen bir düzen tercih edilmeli. Sınıf mevcudu; Küçük sınıflar, öğretmenin her çocuğu yakından tanımasını ve olası gelişimsel sorunları erken fark etmesini sağlar. Eğitim kadrosunun değişim oranı; Küçük çocuklar güven bağı kurdukları yetişkinin sürekliliğine ihtiyaç duyar; sık öğretmen değişimi kaygı ve uyum sorunlarını artırabilir. Özellikle 0-3 yaş arasında bakım ve eğitim verenin değişmemesi önemli hale geliyor. 4-5 yaş itibariyle çocuklar için bu değişiklik daha tolere edilebilir hale gelebilir. Sanatsal ve sportif faaliyetler, Spor, resim, müzik, tiyatro, seramik gibi etkinlikler; motor beceri, duygu ifadesi ve sosyal beceri gelişiminin ayrılmaz bir parçasıdır. Güvenlik önlemleri; Güvenliğin bulunması, giriş-çıkış kontrolü, kamera sistemi ve ilk yardım eğitimli personel bulunup bulunmadığı incelenmeli. Psikolojik danışmanlık hizmeti; Okulda tam zamanlı bir rehberlik biriminin bulunması, yalnızca sorun çıktığında değil, hem oryantasyon sürecinde hem de erken tanılama ve aile rehberliği açısından da önemli. Çocuğun günlük ritmi bozulmamalı Beslenme ve uyku düzeni; Bu yaş grubunda fiziksel ihtiyaçlar duygusal düzenlemeyle doğrudan bağlantılıdır; aç ya da uykusuz bir çocuk davranışsal olarak da zorlanacağından rutinlerin belirli olması önemli. Eğitim modeli; Tek bir eğitim yaklaşımına bağlı kalmak yerine (Montessori, Orman Okulu gibi.) farklı modellerin güçlü yönlerini çocuğun ihtiyacına göre bütüncül bir şekilde harmanlayan okullar tercih edilmeli.” Her yaşta aynı kreş kriteri geçerli değil! Kreş ve anaokulu seçiminde en sık yapılan hatalardan birinin bütün yaş gruplarını aynı kriterlerle değerlendirmek olduğunu belirten Dr. Kadıoğlu, “Velilerin gözden kaçırdığı bir nokta da şu; Kreş ve anaokulu seçiminde tek bir kriter listesi her yaş için geçerli değil. 0-2 yaş aralığında en kritik unsur bakımın sıcaklığı ve sürekliliğidir. 2-4 yaş arasında çocuk evden ilk kez ayrılıyor; bu nedenle kademeli bir uyum sürecinin olup olmadığı sorulmalı. 4-6 yaşta ise artık kurallara uyum, sıraya girme ve kendi ihtiyacını ifade etme gibi sosyal beceriler ön plana çıkıyor.” diye konuştu. Sınıf mevcutlarında yasal sınır ne? Türkiye'de Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi kurumlarında sınıf mevcudu üst sınırının 20 öğrenci olarak belirlendiğini kaydeden Dr. Kadıoğlu, “Ancak bu bir üst sınır, ideal bir hedef değil. Uluslararası uzman kuruluşların önerileri, yaş küçüldükçe grup büyüklüğünün de küçülmesi gerektiğini gösteriyor. Buna göre bebeklik döneminde 6-8 çocuğa karşılık birden fazla yetişkin bulunması önerilirken, 4-5 yaşta bu sayı 16-20 çocuğa kadar esneyebiliyor. Aileler bir kurumu değerlendirirken sadece kağıt üzerindeki yasal sınırı değil, o sınıfta fiilen kaç yetişkinin görev yaptığını sormalı. Küçük yaşta çocuk ne kadar bireysel ilgiye ihtiyaç duyuyorsa, grup o kadar küçük olmalı ve sınıf öğretmeninin yanında mutlaka bir yardımcı öğretmen bulunmalı.” şeklinde konuştu. Okul yönetimine sorulması gereken sorular ne? Dr. Kadıoğlu, veli görüşmelerinde sorulması önerilen somut soruları da “Öğretmen değişim oranınız nedir, son iki yılda kadroda kaç değişiklik oldu? Yeni başlayan çocuklar için kademeli bir uyum (adaptasyon-oryantasyon) programınız var mı, ne kadar sürüyor? Bir çocuk ağladığında veya öfke nöbeti geçirdiğinde nasıl bir yaklaşım izleniyor? Okulda tam zamanlı rehberlik birimi var mı, ailelerle ne sıklıkla görüşme yapılıyor? Giriş-çıkış kontrolü ve kamera sistemi nasıl işliyor, personelde ilk yardım eğitimi var mı, dolaplar sabitlenmiş mi? Uyku ve beslenme saatleri sabit mi, alerji veya özel durumlar nasıl takip ediliyor? Ailelerle günlük veya haftalık bilgi paylaşımı nasıl yapılıyor?” şeklinde dile getirdi. Gösterişten çok küçük detaylara bakılmalı Dr. Öğr. Üyesi Merve Yüksel Kadıoğlu, sözlerini “Aslında en gösterişli imkanlardan çok, çocuğun kendini güvende ve görülür hissettiği bir ortam arayın. Bunun ipuçları da genelde küçük detaylarda gizlidir.” şeklinde tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ebeveynler Akran Zorbalığına Karşı Bu Belirtileri Atlamamalı! Haber

Ebeveynler Akran Zorbalığına Karşı Bu Belirtileri Atlamamalı!

Fiziksel Belirtiler İlk Sinyali Verebiliyor Vücutta açıklanamayan morluklar, eşyaların hasar görmesi, okul çantasının sık sık kaybolması gibi fiziksel işaretler zorbalığın erken belirtileri arasında yer alıyor. Çocuğun okula gitmek istememesi, karın ve baş ağrısı gibi sık tekrarlayan yakınmalar da ebeveynlerin dikkat etmesi gereken önemli göstergelerden biri olarak öne çıkıyor. Dursun, “Çocuklar çoğu zaman yaşadıkları zorbalığı söylemekten çekinir. Bu nedenle fiziksel değişiklikler ebeveynler için en görünür sinyallerden biridir,” diyor. Duygusal Değişiklikler Sessiz Bir Alarm Niteliğinde İçe kapanma, sessizleşme, daha önce keyif aldığı aktivitelerden uzaklaşma, okul saatleri yaklaşırken artan kaygı, ani öfke patlamaları ve sık ağlama nöbetleri zorbalığın duygusal etkilerini gözler önüne seriyor. Dursun, “Öz güvende hızlı düşüş ve kendini suçlama eğilimi, çocukların içsel dünyasında ciddi bir zorlanmanın habercisi olabilir,” diyerek ebeveynleri uyarıyor. Davranışsal Değişiklikler Gözden Kaçırılmamalı Devamsızlıkların artması, ders notlarında düşüş, sosyal ortamlardan uzaklaşma, arkadaş ilişkilerinin zayıflaması ve yalnız vakit geçirme isteği davranışsal düzeyde görülen etkiler arasında bulunuyor. Sosyal medya hesaplarını kapatma, çevrim içi olmaktan kaçınma ve mesajları silme gibi dijital davranış değişiklikleri de zorbalığın önemli göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor. Sosyal İzolasyon Ciddiye Alınmalı Arkadaş grubunun tamamen değişmesi veya ortadan kalkması, sosyal etkinliklere davet edilmemek, okuldan mutsuz dönmek ya da yalnızlık hissinin artması zorbalığın sosyal boyutunu ortaya çıkarıyor. Dursun, bu durumun uzun vadede hem öz güven hem de sosyal beceriler üzerinde kalıcı hasarlar bırakabileceğini belirtiyor. Zorbalığın Uzun Vadeli Etkileri Derinleşebiliyor Araştırmalar, akran zorbalığına maruz kalan çocuklarda kaygı bozukluğu riskinin yaklaşık üç kat, depresyon riskinin ise iki ila dört kat daha yüksek olduğunu gösteriyor. Sürekli eleştirilme, aşağılanma ve dışlanma, çocukta “değersizlik” algısını pekiştirerek bu etkilerin ergenlikten yetişkinliğe kadar devam etmesine neden olabiliyor. Dursun, bu durumun gelecekte akademik başarıyı, sosyal ilişkileri ve mesleki performansı olumsuz etkileyebileceğini, hatta travma belirtilerine yol açabileceğini vurguluyor. Dijital Zorbalık Evde Bile Bitmeyen Bir Tehdit Artan ekran süresi ve sosyal medya kullanımıyla birlikte dijital zorbalık da çocuklar için daha görünmez ve daha sürekli bir hale geliyor. Yüz yüze zorbalık belirli ortamlarda yaşanırken, dijital zorbalık 7/24 devam edebiliyor. Bu durum çocuğun güvenli alanı olan evde dahi kendini tehdit altında hissetmesine neden oluyor. Ebeveynlerin İlk Tepkisi Sürecin Yönetimini Belirliyor Zorbalığa maruz kalan çocukların çoğu zaman utanma, suçluluk ve korku nedeniyle yaşadıklarını anlatmaktan çekinebildiğini belirten Dursun, ebeveynlerin yargılamadan dinlemesi gerektiğinin altını çiziyor ve “Empatik yaklaşım, sakin kalmak, somut sorular sormak çocuğun kendini ifade etmesini kolaylaştırır,” diye ekliyor. Ebeveynlerin çocuğu suçlayan ya da küçümseyen ifadelerden kesinlikle kaçınması gerektiğini belirtiyor. Aile–Okul İş Birliği Zorbalığın Etkisini Azaltıyor Zorbalıkla mücadelede en etkili adımlardan biri aile ile okul arasında kurulacak iş birliği. Çocuğun okulda kendini güvende hissedebileceği yetişkinlerin belirlenmesi ve öğretmenlerle sürecin birlikte yönetilmesi, zorbalığın etkilerini önemli ölçüde azaltabiliyor. Sosyal beceri geliştirici etkinlikler ise çocuğun öz güvenini yeniden güçlendirmesine yardımcı oluyor. Sosyal Medyada Zorbalığı Önlemek İçin Üçlü Destek Gerekli Ailelerin çocukların gizlilik ayarlarını düzenli olarak kontrol etmesi, takip listelerini gözden geçirmesi ve ekran süresini dengelemesi dijital güvenlik açısından kritik önem taşıyor. Okullarda verilen dijital farkındalık eğitimleri çocukları bilinçlendirirken, çocukların da güvenli paylaşım alışkanlıkları edinmesi zorbalığın yayılmasını engelleyebiliyor. Zorbalığa tanık olan çocukların bir yetişkine haber vermeyi öğrenmesi ise akran destek mekanizmasını güçlendiriyor. Zorbalığın erken fark edilmesi çocukların duygusal iyilik halini korumada büyük önem taşıyor. Çakmak Erdem Hastanesi’nde görev yapan Klinik Psikolog Tuğçe R. Tuncel Dursun, ailelerin küçük sinyalleri göz ardı etmemesinin ve gerektiğinde profesyonel destek almasının uzun vadeli etkileri azaltabileceğini belirtiyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.