Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sosyal Destek

Kapsül Haber Ajansı - Sosyal Destek haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Destek haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kadınlar ve Engelli Bireyler Dijital Ekonomiye Liderler Enstitüsü İle Hazırlanıyor Haber

Kadınlar ve Engelli Bireyler Dijital Ekonomiye Liderler Enstitüsü İle Hazırlanıyor

Teknolojik dönüşüm, üretimin yalnızca fabrikalarda ya da büyük işletmelerde yapılabildiği geleneksel modeli de değiştiriyor. Masaüstü üretim teknolojilerinin yaygınlaşması, özellikle çalışma hayatına farklı nedenlerle sınırlı katılabilen gruplar açısından yeni gelir modellerini gündeme getiriyor. Bu alanda çalışma yürüten Liderler Enstitüsü, ev kadınları ve engelli bireylerin dijital üretim araçlarını kullanabilmelerine yönelik Adana'da tamamen üctetsiz bir eğitim programı gerçekleştirdi. 10 kişinin katıldığı 40 saatlik programda 3D yazıcıların kullanımı, tasarımların ürüne dönüştürülmesi, ham madde bilgisi ve üretim süreçlerinin yanı sıra e-ticaret, ürün fiyatlandırma, kârlılık hesabı, dijital pazarlama ve ürünlerin internet üzerinden satışa hazırlanması gibi başlıklar ele alındı. Eğitimlerin uygulama bölümünde katılımcılar kendi tasarımlarını 3D yazıcılarda üretti. İstanbul Lider Koleji Adana Kampüsü'nde daha önce 3D yazıcı ve robotik kodlama eğitimi alan öğrenciler de program sırasında katılımcılarla deneyimlerini paylaştı. "Mesele yalnızca teknolojiyi öğretmek değil" Liderler Enstitüsü'nün kurucusu Filiz Kepme, teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte üretime katılmanın biçiminin de değiştiğine dikkat çekti. Kepme, özellikle evden çıkma veya düzenli bir iş ortamında çalışma imkânı sınırlı olan kişilerin üretim sürecinin dışında kalmak zorunda olmadığını belirterek, yeni nesil teknolojilerin doğru eğitim modelleriyle ekonomik katılım açısından önemli bir araç haline gelebileceğini ifade etti. Programın yalnızca 3D yazıcı kullanmayı öğretmek üzere kurgulanmadığını vurgulayan Kepme, bir ürünün fikir aşamasından satışına kadar geçen bütün sürecin katılımcılar tarafından görülmesini amaçladıklarını söyledi. Kepme, katılımcıların eğitim boyunca önce teknolojiyi ve üretim yöntemlerini tanıdığını, ardından kendi ürünlerini ortaya çıkardığını belirterek, üretimin tek başına yeterli olmadığına dikkati çekti. Bir kişinin ürettiği ürünü nasıl fiyatlandıracağını, maliyetini ve kârını nasıl hesaplayacağını, hangi satış kanallarını kullanabileceğini ve ürünü tüketiciye nasıl ulaştıracağını da bilmesi gerektiğini dile getirdi. Özellikle dijital pazar yerlerinin küçük ölçekli üreticilere geçmişe kıyasla daha geniş bir hareket alanı sağladığını belirten Kepme, evde veya küçük bir çalışma alanında başlayan üretimin doğru planlandığında ekonomik değere dönüştürülebileceğini ifade etti. Kepme, kadınların ve engelli bireylerin ekonomik hayata katılımında yalnızca istihdam odaklı modellerin düşünülmemesi gerektiğini, kişilerin kendi üretimlerini ve gelir modellerini oluşturabilecekleri alternatiflerin de geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Bu tür eğitimlerin sosyal destek yaklaşımının ötesine geçmesi gerektiğini kaydeden Kepme, temel hedeflerinin katılımcıların bir başkasına bağımlı olmadan üretim yapabilecek becerilere ulaşması olduğunu söyledi. Teknolojiye erişimin tek başına yeterli olmadığını, teknolojiyle ne üretileceğinin ve üretilen değerin ekonomik sisteme nasıl dahil edileceğinin de öğretilmesi gerektiğini vurguladı. Üretimden satışa kadar süreci öğrendiler Programın sonunda katılımcılar, eğitim boyunca geliştirdikleri tasarımları 3D yazıcılarda basarak ilk ürünlerini hazırladı. Eğitime katılan 36 yaşındaki Ahmet Dönmez de program sayesinde uzun süredir ilgi duyduğu 3D yazıcı teknolojisini uygulamalı olarak öğrenme imkânı buldu. Kendisine bir 3D yazıcı da verilen Dönmez, bundan sonraki süreçte farklı ürünler geliştirerek bunları internet üzerinden satışa sunmayı planladığını belirtti. Katılımcılardan Duygu Canımoğlu Giriş ise eğitimde öğrendiği üretim yöntemlerini ilerleyen dönemde aile bütçesine ek gelir sağlayabilecek bir faaliyete dönüştürmeyi hedeflediğini söyledi. Eğitmen Tolga Tekin de programda yalnızca cihaz kullanımına odaklanmadıklarını belirtti. Katılımcılara ham maddeden üretime, kâr marjlarının hesaplanmasından satış platformlarının kullanımına kadar farklı başlıklarda eğitim verildiğini aktaran Tekin, ürünlerin dijital ortamda pazarlanmasında kullanılacak fotoğraf ve video içeriklerinin hazırlanmasına ilişkin çalışmaların da programa dahil edildiğini kaydetti. Liderler Enstitüsü, benzer çalışmalarla teknolojiye erişimi üretim ve ekonomik katılımla birleştiren eğitim modellerini farklı gruplara ulaştırmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir’de Sosyal Destek İçin Çalınmadık Kapı Kalmayacak Haber

İzmir’de Sosyal Destek İçin Çalınmadık Kapı Kalmayacak

“İzmir’in Her Köşesinde Çalınmadık Kapı, Dokunulmadık Yürek Kalmayacak” anlayışıyla yürütülen çalışmada ekipler mahalle mahalle, kapı kapı ziyaretler gerçekleştiriyor. İhtiyaçlar yerinde tespit edilirken, sosyal destek kriterlerini taşıyan hanelerin başvuruları da sahada alınıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda sosyal destek hizmetlerinin kent genelinde daha geniş kesimlere ulaşması amacıyla yeni bir saha çalışması başlattı. “İzmir’in Her Köşesinde Çalınmadık Kapı, Dokunulmadık Yürek Kalmayacak” sloganıyla yürütülen çalışma kapsamında, belediyenin hizmetlerinden haberdar olmayan, dijital imkânları bulunmadığı için internet üzerinden başvuru yapamayan veya çeşitli nedenlerle belediyeye ulaşamayan yurttaşlara doğrudan ulaşılması hedefleniyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesindeki Sosyal Hizmetler ve Yardımlar Şube Müdürlüğü ekipleri, özellikle kırsal mahallelerde kapı kapı ziyaretler gerçekleştiriyor. Çalışmalara mahalle muhtarları da destek veriyor. İhtiyaçlar yerinde belirleniyor Saha ziyaretlerinde uzman ekipler tarafından yurttaşlara sosyal destek hizmetleri hakkında bilgi verilirken, ihtiyaçlar da yerinde tespit ediliyor. Emekli desteği, kira desteği, nakdi ve ayni yardımların yanı sıra yakacak, gıda ve hijyen desteği gibi hizmetler hakkında bilgilendirme yapılıyor. Görüşmeler sırasında sosyal desteğe ihtiyaç duyduğu belirlenen hanelerin durumları yerinde değerlendiriliyor. Sosyal yardım kriterlerini taşıdığı tespit edilen hanelerin kayıtları oluşturularak ilgili destek mekanizmalarına yönlendirmeleri yapılıyor. Böylece belediyeye ulaşmakta güçlük çeken yurttaşların sosyal destek hizmetlerinden yararlanabilmesinin önündeki engellerin azaltılması amaçlanıyor. Çalışmayla özellikle engelli, yaşlı, dar gelirli ve bilgiye ya da dijital başvuru kanallarına erişimde güçlük yaşayan yurttaşların sosyal hizmetlere daha kolay ulaşması ve hizmetlerin adil ve eşit biçimde sunulması hedefleniyor. “Amacımız doğrudan, yerinde temas sağlamak” Kınık’ın Büyükoba ve Arpadere mahallelerinde gerçekleştirilen saha taraması sırasında çalışma hakkında bilgi veren İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler ve Yardımlar Şube Müdürü Sultan Tut, kırsal mahallelerde yaşayan ihtiyaç sahiplerine doğrudan ulaşmayı amaçladıklarını söyledi. Tut, “Yeni bir proje geliştirdik. Öncelikli amacımız, kırsal mahallelerde yaşayan ihtiyaç sahibi hemşehrilerimize doğrudan ulaşmak. Sosyal medya kullanamayan, bize ulaşamayan yurttaşlarımızın yaşadığı mahalleleri geziyor, saha taraması yapıyoruz. Sosyal desteklerimiz hakkında kendilerini bilgilendiriyoruz. Bugün Kınık’ın Büyükoba ve Arpadere mahallelerindeydik. Amacımız kayıtları doğrudan almak, talepleri yerinde dinlemek ve yurttaşlarımızla doğrudan temas sağlamak” dedi. Çalışmalarda muhtarların desteğinin önemli olduğunu belirten Tut, “Vatandaşlarımızın tüm sosyal destek hizmetlerimizden yararlanmasını istiyoruz. Emekli desteği, nakdi yardım, yakacak ve gıda yardımları, hijyen paketi gibi birçok sosyal destekten onları haberdar ederek bu hizmetlerden yararlanmalarını sağlamak istiyoruz” diye konuştu. “İhtiyacı olan her ailenin yanındayız” Sosyal destek hizmetlerinden yararlanabilecek yurttaşlara ulaşmak için saha çalışmalarının sürdüğünü belirten Sultan Tut, “Başkanımız Dr. Cemil Tugay’ın önderliğinde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Onun hassas yaklaşımı doğrultusunda tüm hemşehrilerimize ulaşmak için sahadayız. Kırsal mahallelerimizde kapı kapı geziyor, ihtiyaçları dinleyip yerinde tespit ediyoruz. İhtiyacı olan her ailenin, her hemşehrimizin her zaman yanındayız” dedi. “Cemil Başkan’a başarılar diliyorum” Büyükoba Mahallesi Muhtarı Mahmut Güngör ise saha çalışmasını önemli bulduğunu belirterek İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin mahalleye yönelik hizmetlerinden memnun olduğunu söyledi. Güngör, “İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yaptıkları yardımlardan dolayı çok teşekkür ediyorum. Cemil Başkan’a başarılar diliyorum” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kopya İntiharlara Dikkat! Haber

Kopya İntiharlara Dikkat!

Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, intiharı önlemede risk gruplarının ve kök nedenlerin bilimsel olarak analiz edilmesi gerektiğini vurgularken, “İnsanlarda umutsuzluk duygusu, ‘Çıkış yolu yok’ düşüncesi ve anlam karmaşası intihar riskini artırabiliyor. Siber zorbalık da özellikle ergenlerde önemli.” dedi. Tarhan, kopya intiharlara da dikkat çekti. İnsanın duygu ve çatışmalarını yönetebilmesinin yaşamın anlamını güçlendirebileceğini belirten Rektör Prof. Dr. Nazife Güngör, “İnsanın kendi ruh durumunu, kendi krizlerini, kendi iç ve dış çatışmalarını daha kolay yönetebilmesi; var olmayı ve varlığını sürdürmeyi daha anlamlı bulabilmesi anlamına geliyor.” dedi. Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi tarafından, intihar konusunda toplumsal farkındalığın artırılması amacıyla “İntihar Olgusuna Çok Disiplinli Bakış ve Farkındalık” başlıklı çevrim içi seminer düzenlendi. Programın açılış konuşmalarını Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak gerçekleştirdi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Gerçeklerle yüzleşmezsek kendimizi düzeltemeyiz” Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, intiharı önlemede yalnızca farkındalık çalışmalarının yeterli olmadığını, risk gruplarının ve vakaların bilimsel olarak analiz edilmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’de intiharın önlenmesine ilişkin sistematik çalışmalar yürütülmesi gerektiğini ifade eden Tarhan, “Gerçeklerle yüzleşmezsek kendimizi düzeltemeyiz. Güzel sözler söyleyerek intiharı önleyemeyiz. İntihar, yalnızca halkı bilinçlendirme çalışmalarıyla önlenmiyor; vakaların analizleriyle öğreniliyor.” diye konuştu. İntiharın nedenlerinin sosyolojik çalışmalarla da araştırılması gerektiğini dile getiren Tarhan, “Toplum içerisinde intihar risk gruplarının belirlenmesi ve istatistiklerin risk gruplarına göre değerlendirilerek müdahale planlarının yapılması gerekiyor. Problemin teşhisini yaparsak ancak bunu çözebiliriz.” dedi. Kopya intiharlara dikkat! Türkiye’deki vakaların yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını kaydeden Prof. Dr. Tarhan; ruhsal hastalıklar, alkol ve madde kullanımı, kumar ve bahis, yalnızlık, ilişki kayıpları, şiddet, zorbalık ve umutsuzluk gibi farklı faktörlerin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Tarhan, “Türkiye’de bunun kök nedenlerinin analizinin yapılması gerekiyor. Neden kaynaklanıyor bu? Bazıları sadece ekonomik nedene bağlıyor ama çok daha farklı nedenler var. Sosyalleşmenin, medyanın ve kopya intiharların etkisini de göz ardı etmemek gerekiyor.” ifadelerini kullandı. “Umutsuzluk ve çıkış yolu görememe önemli” Yalnızlık, ilişki kaybı, şiddet ve zorbalığın da risk faktörleri arasında bulunduğunu dile getiren Tarhan, “İnsanlarda umutsuzluk duygusu, ‘Çıkış yolu yok’ düşüncesi ve anlam karmaşası intihar riskini artırabiliyor. Siber zorbalık da özellikle ergenlerde önemli.” dedi. Dijitalleşmenin gençler üzerindeki etkilerine de değinen Tarhan, sosyal medyada başkalarının yaşamlarını sürekli takip etmenin yetersizlik duygusunu besleyebildiğini ve “gelişmeleri kaçırma korkusu” olarak tanımlanan FOMO’nun da bu açıdan dikkate alınması gereken olgulardan biri olduğunu ifade etti. “Gerçeklerle yüzleşmezsek kendimizi düzeltemeyiz” İntiharı önlemenin yalnızca bilgilendirme toplantılarıyla mümkün olmayacağını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Gerçeklerle yüzleşmezsek kendimizi düzeltemeyiz. Güzel sözler söyleyerek intiharı önleyemeyiz. İntihar yalnızca halkı bilinçlendirme çalışmalarıyla önlenmiyor, vakaların analizleriyle öğreniliyor.” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Tarhan, “Bir insanın ‘ölmek istiyorum’ demesi tek başına yetmiyor. İntihar isteği, intihar niyeti, intihar planı ve girişim ayrı ayrı değerlendiriliyor. Kişinin ölüm düşüncesi ayrı, intihar düşüncesi ayrı.” ifadelerini kullandı. “Antidepresan tek başına yetmez, terapiyle birlikte yürütülmeli” Depresyon ve intihar riski arasındaki ilişkiye de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Antidepresan ilaçlar ciddi şekilde farmakolojik iyileşme yapıyor ama tek başına yetmez. Muhakkak terapi ile yapılması gerekiyor.” diye konuştu. Prof. Dr. Nazife Güngör: “Büyük dönüşümler toplumlarda kaotik ortam oluşturabiliyor” Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör de intihar olgusunun insanlık tarihi boyunca var olduğuna dikkat çekerek, özellikle büyük toplumsal dönüşüm dönemlerinde bireyin varlığını ve yaşamın anlamını daha fazla sorgulayabildiğini söyledi. Prof. Dr. Güngör, “Ne zaman makro düzeyde büyük dönüşümler yaşansa toplumlarda bir şekilde kaos oluşuyor, krizler oluyor. Kaotik ortamların en önemli göstergelerinden biri de toplum içerisinde yaşayan bireylerin dünyadaki, yaşamdaki varlıklarını tekrar sorgulamaları.” dedi. “İnsan varlık ve anlam sorgulamasını tekrar tekrar yapıyor” Bireyin krizlerle karşı karşıya kaldığında yaşamın anlamını sorgulayabildiğini dile getiren Prof. Dr. Güngör, “Sıkıntı çektikçe, acıları yaşadıkça ya da yeni gelişmelere ve dönüşümlere uyum sağlamakta zorlandıkça varlık sorgulamasını tekrar tekrar yapıyor. Kendi kendine sorduğu sorulara yanıt bulamadığı ya da sorunlara çözüm bulmakta zorlandığı zaman karşısına birtakım alternatifler geliyor.” ifadesinde bulundu. İnsanın duygu ve çatışmalarını yönetebilmesinin yaşamın anlamını güçlendirebileceğini belirten Prof. Dr. Güngör, “İnsanın kendi ruh durumunu, kendi krizlerini, kendi iç ve dış çatışmalarını daha kolay yönetebilmesi; var olmayı ve varlığını sürdürmeyi daha anlamlı bulabilmesi anlamına geliyor.” dedi. Prof. Dr. Kaynak: “Bağlantı bolluğu ve bağsızlık bir arada” İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak ise intihar olgusuna farklı disiplinlerden bakmanın önemine işaret etti. Üniversitelerin sahip oldukları akademik bilgiyi toplumla paylaşmalarının önemini vurgulayan Prof. Dr. Kaynak, dijitalleşmeyle birlikte ortaya çıkan yalnızlaşmaya dikkat çekti. Prof. Dr. Kaynak, “Dünya üzerinde sonsuz sayıda bağlantı kurabilme imkânımızın olduğu ama neredeyse hiç bağımızın kalmadığı bir yeni ortama girmiş durumdayız. Bağlantı bolluğu ve bağsızlık bir arada, insanları çok zor durumda bırakıyor.” ifadelerini kullandı. İntihar olgusuna ilişkin rakamların tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Kaynak, toplumsal ve psikolojik değişimlerin de dikkate alınması gerektiğini söyledi. Barış Erdoğan: “İntihar son derece bireysel görünse de toplumsal bir sorun” “Toplumsal Bir Olgu Olarak İntihar” başlıklı sunumunu gerçekleştiren Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Barış Erdoğan, intiharın yalnızca psikoloji ve psikiyatrinin konusu olmadığını söyledi. İntihar olgusunun tarih, felsefe ve sosyoloji gibi farklı disiplinler tarafından da tartışılmasının önemine işaret eden Erdoğan, “İntihar dediğimiz olgu bir yanıyla baktığımızda son derece bireysel. Peki bu kadar bireysel bir konu nasıl bir toplumsal sorun haline geldi? İşte tam da bu noktada sosyoloji intihar olgusunu ele alıyor.” dedi. “İntiharı sadece psikolojik ya da ekonomik bir olgu olarak görürsek yanılırız” Prof. Dr. Erdoğan, “İntiharı sadece psikolojik bir olgu olarak görmeye çalışırsak ya da sadece ekonomik sorunlardan kaynaklanan bir vaka olduğunu düşünürsek yanılırız.” ifadelerini kullandı. İntihar oranlarının toplumdan topluma ve dönemden döneme değişmesinin, olgunun toplumsal boyutunu ortaya koyduğunu ifade eden Erdoğan, “İnsan biyolojisi dünyanın her tarafında aşağı yukarı aynı. Neden bir ülkede insanların intihar eğilimi artarken başka bir ülkede düşüyor diye sorarsak, o zaman resmin başka bir tarafına bakmamız gerekiyor.” dedi. “Bağlarımız koptukça bizi yaşama bağlayan unsurlar da azalıyor” Toplumsal bütünleşmenin koruyucu rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Erdoğan, aile, sosyal çevre ve toplumsal gruplarla kurulan bağların insanın hayata tutunmasında önemli olduğuna işaret etti. İntiharın ilk bakışta bireysel bir eylem olarak algılandığını kaydeden Erdoğan, “İntihar dediğimiz olgu, bir yanıyla baktığımızda son derece bireysel. Peki bu kadar bireysel bir konu nasıl bir toplumsal sorun haline geldi? İşte tam da bu noktada sosyoloji intihar olgusunu ele alıyor.” ifadelerini kullandı. “Toplumsal değişimlere karşı dirençli bireyler yetiştirilmeli” Hızlı toplumsal değişimlerin bireylerde yarattığı etkilerin de göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Erdoğan, yalnızca bireysel psikolojik müdahalelerle yetinilmemesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Erdoğan, “Toplumsal değişimlere karşı sosyal olarak dirençli bireyler yetiştirecek ve oluşturacak politikalar üretirsek bu intihar konusunda önemli bir mesafe alabileceğimizi düşünüyorum.” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Hadiye Yılmaz intihar olgusunu tarihsel vakalarla ele aldı Üsküdar Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hadiye Yılmaz, “Tarih Boyunca İntihar Olgusu: Tarihsel Örnek Vakalar ve Türkiye Gerçeği” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Yılmaz, Osmanlı’nın son döneminde kamuoyunda geniş yankı uyandıran Sultan Abdülaziz’in ölümü ile Beşir Fuad’ın intiharı üzerinden konunun tarihsel görünümünü değerlendirdi. “Sultan Abdülaziz için bugün bile net konuşamıyoruz” Sultan Abdülaziz’in tahttan indirilmesinden beş gün sonra Feriye Sarayı’nda bilekleri kesilmiş halde bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Yılmaz, olayın intihar mı yoksa cinayet mi olduğuna ilişkin tartışmaların günümüzde de sürdüğünü söyledi. Beşir Fuad vakasına dikkat çekti Prof. Dr. Yılmaz, Osmanlı düşünce tarihinde materyalist düşüncenin erken temsilcilerinden Beşir Fuad’ın intiharının ise tarihsel belgeler açısından daha açık bir vaka olduğunu söyledi. Beşir Fuad’ın yaşamına son verirken yaşadıklarını kaydetmeye çalışmasının olayın zaman içerisinde bazı çevrelerde idealize edilmesine yol açtığını dile getiren Yılmaz, bunun yanıltıcı bir yaklaşım olabileceğine dikkat çekti. “Osmanlı’da intihar daha azdı demek kolay değil” Tarihsel verilerin değerlendirilmesinde kayıt sistemlerinin dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yılmaz, Osmanlı döneminde intiharın daha az görüldüğü şeklinde kesin bir yargıya varmanın bilimsel açıdan mümkün olmadığını ifade etti. Modernleşme, kentleşme ve bireyselleşme etkisi… İntihar olgusunun tarihsel değişiminde modernleşme sürecine de dikkat çeken Yılmaz; yoğun sanayileşme, kentleşme, bireyselleşme, sekülerleşme ile ekonomik ve toplumsal istikrarsızlıkların araştırmacıların üzerinde durduğu faktörler arasında bulunduğunu söyledi. Avrupa’da kayıt sistemine daha erken geçilmesinin istatistiklerdeki görünürlüğü de artırmış olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, Osmanlı toplumunda dini ve cemaat temelli normların daha güçlü olmasının da farklı bir toplumsal yapı oluşturduğunu kaydetti. Tarihsel sürecin önemli bir noktayı ortaya koyduğunu ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, “İntiharın sadece bireysel bir eylem olmadığını görüyoruz. İkincisi, modernleşme ve intihar olgusu arasında bir tarihsel ilişki olduğunu görüyoruz. Ama imtina ediyorum; modernleşme intiharı artırmıştır demiyorum, arasında bir ilişki olduğunu söylüyoruz.” dedi. “Yalnızlaşıyoruz ve toplumsal desteği kaybediyoruz” Geleneksel toplumdan modern topluma geçişin bireyin sosyal çevresiyle ilişkisini de değiştirdiğini belirten Prof. Dr. Yılmaz, “Geleneksel toplum yapısından moderne geçerken evvelden aile, mahalle, cemaat vesaire her şeyde yanımızda olan insanlar daha az. Dolayısıyla yalnızlaşıyoruz ve toplumsal desteği kaybediyoruz.” ifadelerini kullandı. Tayfun Doğan: “Elimizdeki en güçlü şey sosyal destek” “Hayata Tutunmak İçin Nedenler: Umut Psikolojisi” başlıklı sunumunu gerçekleştiren Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Doğan, intihar olgusunun psikolojik boyutunu ve umudun koruyucu rolünü değerlendirdi. İnsanların bazen yaşamla yeniden bağ kurabilmeleri için küçük bir destek noktasına ihtiyaç duyabildiğini söyleyen Doğan, “Bazen küçücük bağlanabileceği bir yer olursa, tutunabileceği bir yer olursa insanlar intihardan vazgeçebiliyor. O yüzden elimizdeki en güçlü şey aslında intihar vakalarında sosyal destek.” dedi. “Depresyonda umutsuzluk çok önemli” Ruh sağlığı sorunlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Doğan, özellikle depresyon ile umutsuzluk arasındaki ilişkiye dikkat çekerek, “Ruh sağlığı sorunlarını göz ardı etmememiz gerekiyor. Çünkü burada özellikle umudun azalması, yaşamak için bir neden bulamama çok önemli bir etken.” ifadelerini kullandı. “Umutsuzluk, sizi yaşama bağlayan her şeye inancınızı yitirmektir” Umutsuzluğun yalnızca kötü hissetmekten ibaret olmadığını ifade eden Doğan, “Gerçek anlamda umutsuzluk, sizi yaşama bağlayan her şeye inancınızı yitirmiş olmanız demektir. Bu aileniz olabilir, inancınız olabilir, kariyeriniz, idealleriniz olabilir. Sizi yaşama bağlayan her şeye karşı inancınızı yitirmiş olmak demektir.” dedi. Umutsuz kişinin içinde bulunduğu olumsuz koşulların hiç değişmeyeceğini düşünme eğiliminde olduğunu belirten Doğan, “Umutsuzluk anı mutlaklaştırmak anlamına geliyor. Takvimi durdurmak, saati durdurmak; içinde bulunduğumuz koşullar hiç değişmeyecekmiş gibi düşünmek, geleceğe ipotek koymak aslında umutsuzluk dediğimiz şey.” dedi. “Umut öğrenilebilir ve geliştirilebilir” Umut kavramının yalnızca bir duygu olmadığını, aynı zamanda zihinsel bir beceri olarak değerlendirilebileceğini söyleyen Prof. Dr. Doğan, bunun geliştirilebilir olmasının önemli olduğunu dile getirerek, “Ben büyük oranda umudu mental bir beceri olarak görüyorum. Umut, içinde bulunduğumuz koşullardan çok zihinsel tutumla, olaylara yaklaşım biçimimizle alakalıdır. Umudun öğrenilebilir, geliştirilebilir bir şey olması bizim için en umut verici tarafı. Bir şeyi beceri olarak nitelendiriyorsak bu, öğrenilebilir, öğretilebilir, geliştirilebilir ve artırılabilir anlamına geliyor.” dedi. “Umutlu insan tek bir seçeneğe odaklanmıyor” Umutlu insanların geleceğin daha iyi olabileceğine inandığını, bunun için kendi çabalarının önemli olduğunu düşündüğünü ve hedeflerine ulaşmak için alternatif yollar geliştirebildiğini belirten Doğan, “Umutlu insanlar ‘Amaçlarıma ulaşabilmem için birçok yol vardır’ diye düşünüyorlar. Bu inanılmaz güçlü bir cümle. Hayatta seçeneklerin olduğunu bilmek, tek bir kapıya odaklanmamak çok önemli.” şeklinde konuştu. Felsefe Bölümü Araştırma Görevlisi Arş. Gör. Dr. Merve Arlı Özekes de “Felsefi Bir Soruşturma Olarak İntihar” başlıklı sunumuyla konuyu felsefi açıdan ele aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB’den Yeni Eğitim Öğretim Yılında Öğrencilere 1 Milyar 252 Milyon Liralık Eğitim Desteği Haber

ABB’den Yeni Eğitim Öğretim Yılında Öğrencilere 1 Milyar 252 Milyon Liralık Eğitim Desteği

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), yeni eğitim öğretim yılında da öğrencilerin eğitim giderlerine katkı sunmak ve ailelerin ekonomik yükünü hafifletmek amacıyla desteklerini sürdürüyor. Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı koordinasyonunda yürütülecek program kapsamında sosyal destek alan ailelerin çocuklarına kantinden kırtasiyeye, okul kıyafetinden ulaşıma kadar birçok alanda destek sağlanacak. YAVAŞ: “TEK BEKLENTİMİZ BAŞARILARINIZLA GURUR DUYMAK” “Biz her zaman yanınızdayız” diyerek 2026-2027 eğitim öğretim yılı desteklerini sosyal medya hesapları üzerinden paylaşan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, “Yeni eğitim öğretim döneminde de eğitim desteklerimizle çocuklarımızın yanındayız. Bu yıl da 1 milyar 252 milyon TL’yi aşan destek sağlıyoruz. Çünkü biliyoruz ki bu ülkenin geleceği sizlersiniz. Türkiye’nin yarınları; iyi eğitim almış, çalışan, üreten ve hayallerinin peşinden giden çocuklarımızın omuzlarında yükselecek. Biz her zaman sizin yanınızdayız. Tek beklentimiz ise başarılarınızla gurur duymak” ifadelerini kullandı. KANTİN DESTEĞİ İÇİN 303 MİLYON 600 BİN LİRA Sosyal destek alan ailelerin çocuklarının faydalanabileceği destekler kapsamında günlük beslenme ihtiyaçlarının karşılanabilmesi amacıyla yaklaşık 23 bin kişiye 303 milyon 600 bin lira kantin desteği verilecek. KIRTASİYE İHTİYAÇLARINA 169 MİLYON LİRALIK DESTEK ABB, yeni eğitim öğretim yılı öncesinde öğrencilerin kırtasiye ihtiyaçlarını da karşılayacak. Yaklaşık 126 bin öğrencinin yararlanması planlanan kırtasiye desteği için toplam 169 milyon lira Başkent Kartlara yatırılacak. OKUL KIYAFETLERİ ABB’DEN Öğrencilerin okul kıyafeti ihtiyaçlarına yönelik destek de yeni dönemde devam edecek. Yaklaşık 86 bin öğrencinin yararlanması planlanan okul kıyafeti desteği kapsamında 172 milyon lira ödeme yapılacak. ÖĞRENCİLERİN ULAŞIMINA 522 MİLYON 800 BİN LİRA ABB, öğrencilerin ulaşım giderlerine yönelik desteklerini de sürdürecek. Yaklaşık 10 bin öğrencinin yararlanacağı servis desteği için 320 milyon lira ayrılırken, öğrenci abonman desteğinden ise yaklaşık 39 bin öğrencinin yararlanması ve bu kapsamda 202 milyon 800 bin lira ödeme yapılması planlanıyor. Sınavlara hazırlanan öğrenciler de eğitim desteklerinden yararlanacak. Yaklaşık 4 bin öğrenciye sağlanması planlanan sınav desteği kapsamında YKS, e-KPSS, KPSS Ortaöğretim, KPSS Önlisans, KPSS Lisans adaylarına 20 milyon liralık ödeme yapılacak. KARNE HEDİYELERİ DE ABB’DEN ABB, yeni eğitim öğretim yılında öğrenciler için karne hediyesi desteği de verecek. Sosyal destek alan ailelerin çocuklarından yaklaşık 130 bin öğrencinin yararlanması planlanan destek için ise 65 milyon lira bütçe ayrıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeşilyurt’ta “Sağlıkla Kavuşalım” Projesi Hayata Geçti Haber

Yeşilyurt’ta “Sağlıkla Kavuşalım” Projesi Hayata Geçti

Proje kapsamında gerçekleştirilecek ziyaretlerde, hasta ve hasta yakınlarına “geçmiş olsun” dilekleri iletilerek moral ve destek verilecek. Ziyaretler sırasında ayrıca hazırlanan destek paketleri hasta ve hasta yakınlarına takdim edilecek. SOSYAL BELEDİYECİLİĞE ÖRNEK BİR HİZMET: SAĞLIKLA KAVUŞALIM “İnsan odaklı” sosyal belediyecilik anlayışıyla çalışmalarını sürdüren Yeşilyurt Belediyesi, vatandaşların yalnızca iyi günlerinde değil, en hassas ve zorlu dönemlerinde de yanında olmaya devam ediyor. Bu anlayış doğrultusunda Yeşilyurt Belediyesi ile Yeşilyurt Kent Konseyi iş birliğinde “Sağlıkla Kavuşalım” projesi hayata geçirildi. Proje kapsamında Hasan Çalık Devlet Hastanesinde tedavi gören hastalar ile onların refakatçi ve yakınlarına yönelik çeşitli sosyal destek hizmetleri sunulacak. Böylece sağlık sorunları nedeniyle zor bir süreçten geçen vatandaşların kendilerini yalnız hissetmemeleri ve bu süreci daha kolay atlatmaları amaçlanıyor. “ZOR GÜNÜNÜZDE YANINIZDAYIZ” “Sağlıkla Kavuşalım” projesiyle de hastalık nedeniyle hastanelerde bulunan vatandaşlara ve hasta yakınlarına moral ve destek verilmesi, zor günlerinde yalnız olmadıklarının hissettirilmesi hedefleniyor. Yeşilyurt Kent Konseyi tarafından hastane yönetimiyle koordinasyon içerisinde yürütülecek ziyaretler sırasında, hasta ve hasta yakınlarının ihtiyaç ve talepleri dinlenerek, imkanlar doğrultusunda gerekli desteklerin sağlanması planlanıyor. BAŞKAN GEÇİT, PROJENİN STARTINI VERDİ Hasan Çalık Devlet Hastanesini ziyaret ederek “Sağlıkla Kavuşalım” projesinin startını veren Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit, hastalar ve refakatçileriyle bir araya gelerek ‘geçmiş olsun’ dileklerini iletti. Doktorlardan hastaların sağlık durumları ve tedavi süreçleri hakkında bilgiler alan Başkan Geçit, hazırlanan destek paketlerini hasta ve hasta yakınlarına takdim etti. “Sağlıkla Kavuşalım” projesinin önemine dikkat çeken Başkan Geçit, sosyal belediyeciliğin yalnızca fiziki hizmetlerden ibaret olmadığını belirterek, vatandaşların hayatın her döneminde yanında olmayı önemsediklerini söyledi. Projeye destek veren Hasan Çalık Devlet Hastanesine teşekkürlerini sunan Başkan Geçit, “Yeşilyurt Belediyesi olarak sosyal belediyeciliği, insanımıza hayatın her alanında dokunmak ve ihtiyaç duyduğu her anda yanında olmak şeklinde değerlendiriyoruz. Özellikle hastalık gibi insan hayatının en hassas ve zor dönemlerinde vatandaşlarımızın yalnız olmadığını hissettirmek bizim için büyük önem taşıyor. ‘Sağlıkla Kavuşalım’ projemizi de bu anlayışla hayata geçirdik. Hasan Çalık Devlet Hastanemizde tedavi gören hastalarımızı ve onların kıymetli yakınlarını ziyaret ederek hem geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz hem de küçük de olsa onların yükünü hafifletmeye çalışıyoruz. Burada amacımız sadece bir destek paketi takdim etmek değil; hastalarımıza ve hasta yakınlarımıza moral vermek, yanlarında olduğumuzu hissettirmek ve bu zorlu süreçte onlara destek olmaktır. Bu projemiz günlük veya dönemsel bir çalışma olmayacak. Hastalarımızın ve hasta yakınlarımızın yanında olmaya, onların ihtiyaçlarını dinlemeye ve imkanlarımız ölçüsünde destek sunmaya devam edeceğiz. Yeşilyurt Belediyesi olarak insanımızın mutluluğunda olduğu kadar sıkıntısında ve zor gününde de yanında olmayı kendimize görev kabul ediyoruz. Başta sağlık çalışanlarımız olmak üzere hastalarımızın tedavi süreçlerinde büyük fedakârlık gösteren herkese teşekkür ediyor, tüm hastalarımıza acil şifalar diliyorum. İnşallah en kısa zamanda sağlıklarına kavuşarak sevdiklerine dönmelerini temenni ediyorum.” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

LÖSEV’den İstanbul’da Büyük Aile Pikniği  Haber

LÖSEV’den İstanbul’da Büyük Aile Pikniği 

Sağlık ve eğitim desteklerinin yanı sıra yıl boyunca düzenlediği sosyal etkinliklerle de ailerle moral vererek yalnız omadıklarını hissettirmeye devam ediyor. Bu kapsamda düzenlenen Büyük Aile Pikniği ile kayıtlı aileleri ve gönüllülerini bir araya getirdi. ÇOCUKLARIN KAHKAHALARI GÖZTEPE ÖZGÜRLÜK PARKI’NI ŞENLENDİRDİ Gün boyunca düzenlenen animasyon gösterileri, oyunlar ve çeşitli etkinliklerle çocuklar unutulmaz anlar yaşadı. Doğayla iç içe gerçekleştirilen piknikte çocuklar yaşıtlarıyla eğlenmenin mutluluğunu yaşarken, aileler de bir araya gelerek sohbet etme, deneyimlerini paylaşma fırsatı buldu. Etkinlik boyunca katılımcılara çeşitli ikramlar sunulurken, her yaştan katılımcının keyifle vakit geçirebileceği sıcak ve samimi bir buluşma ortamı oluşturuldu. LÖSEV, TEDAVİNİN HER AŞAMASINDA AİLELERİNİN YANINDA LÖSEV yetkilileri, farklı illerde düzenlenen Büyük Aile Piknikleri’nin çocuklar ve aileleri için önemli bir moral kaynağı olduğunu belirterek, “Birlikte geçirilen her güzel an, çocuklarımızın ve ailelerimizin umutlarını güçlendiriyor. Bu anlamlı buluşmaya katkı sunan Kadıköy Belediyesi’ne, etkinlikte bize destek olan Eminol Catering’e,Yiğit İnşaat’a, çocuklarımızın eğlenceli vakit geçirmesini sağlayayan Tukan Sanat Atölyesine, etkinliğimize katılan ailelerimize, gönüllülerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.” ifadelerini kullandı. Türkiye’de sayıları her geçen gün artan lösemi ve kanser hastaları için sağlık, eğitim ve sosyal destek çalışmalarını sürdüren LÖSEV, gönüllülerinin, bağışçılarının ve destekçilerinin katkılarıyla binlerce aileye ulaşmaya devam ediyor. Bu sayede zorlu tedavi sürecinde hiçbir aile yalnız bırakılmıyor. Destek olmak veya LÖSEV’in çalışmaları hakkında bilgi almak için www.losev.org.tr adresini ziyaret edebilir, 0312 447 06 60 numaralı telefondan vakıf merkezine ulaşabilirsiniz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Şadi Başkan’la Akşam Çayı” buluşması Fethiye Mahallesi’nde düzenlendi Haber

“Şadi Başkan’la Akşam Çayı” buluşması Fethiye Mahallesi’nde düzenlendi

Nilüfer Belediyesi, mahallelerin ihtiyaçlarını yerinde tespit etmek ve vatandaşların istek ile şikâyetlerini birinci ağızdan dinlemek amacıyla başlattığı “Şadi Başkan’la Akşam Çayı” buluşmalarını Fethiye Mahallesi’nde sürdürdü. Fethiye Çamlık Parkı’nda düzenlenen etkinlikte mahalle sakinleri taleplerini Başkan Şadi Özdemir’e aktarırken, eş zamanlı olarak “Sağlıklı Yaşlanıyoruz”, “Kadınların Derdi Ne?” ve “Çocuk Akademisi Yaz Atölyeleri” programları gerçekleştirildi. Mahalle sakinleri sağlık taramalarından faydalanırken çocuklar da atölye ve oyun parkurlarında zaman geçirdi. Buluşmaya Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir’in yanı sıra Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, birim müdürleri, Fethiye Mahalle Muhtarı Mustafa Ormanlı ve çok sayıda mahalle sakini katıldı. ADİL HİZMET VE KAYNAK KULLANIMI VURGUSU Program öncesinde stantları ziyaret ederek mahallelilerle sohbet eden Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, konuşmasında katılımcı ve adil yönetim anlayışına dikkat çekti. Toplam 64 mahalleye eşit hizmet götürmeyi amaçladıklarını belirten Başkan Şadi Özdemir, belediye bütçesinin halkın vergileriyle oluştuğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Biz vatandaşın parasıyla vatandaşa hizmet ediyoruz. Harcadığımız her kuruşun bilincindeyiz. Dayanışmayla, doğru harcamayla ve adil bir dağıtımla tüm mahallelerimize hizmet üretmeye devam edeceğiz. Temel hedefimiz, herkesin kendini ait hissettiği ortak bir Nilüferlilik bilinci oluşturmak.” Konuşmasında belediyenin yürüttüğü sosyal destek projelerine de değinen Başkan Şadi Özdemir; anne ve çocuk sağlığından evde bakıma, dar gelirli ailelere yönelik yardımlardan öğrenci desteklerine kadar pek çok alanda vatandaşın yanında olduklarını ifade etti. Fethiye Mahalle Muhtarı Mustafa Ormanlı da, mahallelerinde düzenlenen etkinlik için Nilüfer Belediyesi’ne ve Başkan Şadi Özdemir’e teşekkür etti. Konuşmaların ardından söz alan mahalle sakinleri soru, görüş ve önerilerini dile getirdi; Başkan Şadi Özdemir sorunları dinleyerek çözüm önerilerini paylaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bakanlık, 81 İlde 23 Bin 150 Muhtara Sosyal Hizmet Modellerini Anlattı Haber

Bakanlık, 81 İlde 23 Bin 150 Muhtara Sosyal Hizmet Modellerini Anlattı

Bu faaliyetler kapsamında toplam 23 bin 150 muhtara ulaşıldı. Bakanlık, Sosyal Risk Haritaları ve Aile Rehberi Sistemi kapsamında sosyal hizmet ve desteğe ihtiyaç duyan bireylerin erken dönemde tespit edilmesi, yaşadıkları çevrede kapsayıcı, erişilebilir ve sürdürülebilir destek mekanizmalarına yönlendirilmesi amacıyla yerel paydaşlarla iş birliğini güçlendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda, dış paydaşlar arasında yer alan muhtarların Bakanlığın sosyal hizmet modelleri hakkında kurumsal olarak bilgilendirilmesi amacıyla İl Müdürlükleri koordinasyonunda Muhtarlara Yönelik Bilgilendirme Toplantıları düzenlendi. Toplantılarda muhtarlara, Bakanlığın sunduğu sosyal hizmet modelleri, sosyal yardım mekanizmaları ve Sosyal Hizmet Merkezlerinde yürütülen hizmetler hakkında kapsamlı bilgi verildi. Diğer taraftan, Aile Rehberi Sistemi kapsamında kurumsal iş birliğinin güçlendirilmesi amacıyla yürütülen Aile ve Toplum Temelli Sosyal Destek Çalışmaları kapsamında da meslek personeli tarafından mahalle ziyaretleri gerçekleştirildi. Bu ziyaretlerde muhtarlarla birebir görüşmeler yapılarak Bakanlığın sosyal hizmet modelleri hakkında bilgilendirmelerde bulunuldu. Söz konusu ziyaretlerle sosyal hizmet ihtiyacı bulunan vatandaşların daha erken tespit edilmesi ve gerekli destek mekanizmalarının etkin ve hızlı bir şekilde devreye alınması hedefleniyor. Bakanlık tarafından yürütülen bilgilendirme toplantıları ve saha ziyaretleriyle kamu kurumları ile mahalle düzeyindeki iş birliğinin güçlendirilmesi, sosyal risklerin erken dönemde tespit edilmesi ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara zamanında, etkili ve bütüncül sosyal destek hizmetlerinin ulaştırılması amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

"Köyde Şenlik Tarsus'ta Gelecek Var" Etkinlikleri Başladı Haber

"Köyde Şenlik Tarsus'ta Gelecek Var" Etkinlikleri Başladı

Şenlik kapsamında çocuklar; interaktif oyunlar, seramik torna, ebru sanatı, bileklik yapımı ve yüz boyama atölyelerinde eğlenceli vakit geçirdi. Tarsus Belediyesi Kent Orkestrası konseriyle müzik dolu anlar yaşanırken, Tarsus Belediyesi Şehir Tiyatrosu'nun sahnelediği "Muhallebi Kabadayı" adlı oyun büyük ilgi gördü. Akşam boyunca süren etkinliklerde katılımcılara çeşitli ikramlarda bulunulurken, çocuklara balon dağıtıldı. ŞENLİK ÖNCESİNDE SAĞLIK VE SOSYAL DESTEK MAHALLEYE ULAŞTI Şenlik öncesinde Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü ile Sağlık İşleri Müdürlüğü iş birliğinde Alifakı Mahallesi'nde ev ziyaretleri gerçekleştirildi. Ziyaretlerde diyetisyen tarafından vatandaşların sağlık durumlarına uygun beslenme konusunda bilgilendirmeler yapılırken, hemşire tarafından ücretsiz şeker ve tansiyon ölçümleri gerçekleştirildi. Psikolog vatandaşlara bilgilendirmelerde bulunurken, sosyolog mahalle sakinlerinin talep ve ihtiyaçlarını dinledi. Engelli Birimi ekipleri engelli vatandaşlara yönelik tespit ve kayıt çalışmalarını yürüttü. Ayrıca mahalle sakinleri, ALO 153 TİM üzerinden talep ve önerilerini iletebilecekleri konusunda bilgilendirildi. Tarsus Belediyesi, yaz boyunca sürdüreceği "Köyde Şenlik Tarsus'ta Gelecek Var" etkinlikleriyle çocukları kültür, sanat ve eğlenceyle buluşturmaya, kırsal mahallelerde sosyal ve kültürel yaşamı destekleyen çalışmalarını vatandaşlarla buluşturmaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.