Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sosyal Destek

Kapsül Haber Ajansı - Sosyal Destek haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Destek haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABB’den Bağımlılıkla Mücadelede Örnek Model Haber

ABB’den Bağımlılıkla Mücadelede Örnek Model

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin (ABB) bağımlılıkla mücadele kapsamında Temelli’de hayata geçirdiği “Özgür Köy Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi”, kapsamlı tedavi ve rehabilitasyon hizmetleriyle çalışmalarını sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından atıl durumdaki alanın yenilenmesiyle hizmete açılan merkezde, bağımlılıkla mücadele eden bireylere hem tıbbi hem de sosyal destek sağlanıyor. HEM TEDAVİ HEM SOSYAL REHABİLİTASYON ABB ile Lokman Hekim Üniversitesi iş birliğiyle faaliyetine devam eden merkezde; madde kullanımı, depresyon, bipolar bozukluk ve şizofreni gibi rahatsızlıkları bulunan bireyler için entegre servis hizmeti veriliyor. Ayrıca 18 yaş altı çocuklara yönelik ÇEMATEM servisi de merkez bünyesinde faaliyet gösteriyor. Toplam 39 yatak kapasitesine sahip merkezde kadın, erkek ve çocuk danışanlar için ayrı servisler bulunuyor. Özgür Köy’de danışanlar, uzman psikiyatristler eşliğinde yatılı tedavi görürken aynı zamanda sosyal ve kültürel faaliyetlere de katılıyor. Kütüphane, spor aktiviteleri, grup terapileri ve atölye çalışmalarıyla bireylerin yeniden sosyal hayata kazandırılması hedefleniyor. YILLIK ORTALAMA 450 HASTA Özgür Köy Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi Sorumlusu ve Lokman Hekim Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zehra Arıkan, merkezde yürütülen çalışmalara ilişkin şu bilgileri verdi: “Burada, 39 yatağımız, 4 tane de servisimiz var; kadın, erkek ve çocuk hastalarımız için. Yıllık ortalama 450 civarı hastamız oluyor. ‘Minnesota Modeli’ dediğimiz bir program uyguluyoruz. Daha çok grup terapileriyle giden bir program ve bağımlılıkta oldukça da iyi sonuç aldığımızı düşünüyoruz. Tabii ki bağımlılıkta en önemli şey bağımlı olmamak. Olduktan sonra, bir duyarlılık kazanıyorsunuz ve yaşam boyu devam ediyor.” Tedavi süreçlerinin kişiye özel planlandığını belirten Arıkan, danışanların ihtiyaçlarına göre terapi, ilaç desteği ve sosyal rehabilitasyon çalışmalarının birlikte yürütüldüğünü ifade etti. TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLUYOR Yerel yönetim ve üniversite iş birliğiyle hayata geçirilen merkezin Türkiye’de örnek bir model olduğunu vurgulayan Arıkan, “Zaman zaman çevre illerden de geliyorlar, izliyorlar ya da ben gidip anlatıyorum oralarda nasıl yürüdüğünü, nasıl işlediğini. Böylelikle burayı, ‘Bir Türkiye modeli olur mu?’ diye düşünüyoruz gerçekten ve ben olacağına da inanıyorum. Çünkü bu model; hastaları etiketlemeyen, yargılamayan, ihtiyaçları olduğu an buraya gelmelerine yardımcı olan bir model” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğum Sonrası Depresyona Dikkat! Haber

Doğum Sonrası Depresyona Dikkat!

Öyle ki, annelerin bir kısmı doğum sonrası dönemde duygusal dalgalanmalar yaşarken bazı kadınlarda belirtiler daha ağır seyrederek “doğum sonrası depresyon (postpartum depresyon)” olarak adlandırılan klinik bir tablo oluşturabiliyor. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kevser Altıntaş, bilinçli bir hazırlığın, riskleri azaltacağının ve süreci daha sağlıklı hale getireceğinin altını çizerek şunları söylüyor: “Annelik her zaman kusursuz geçen bir süreç olmayabilir. Doğum sonrası dönemlerde duygusal olarak tükenmiş hissetmek, zorlanmak ya da yardım ihtiyacı duymak bir zayıflık değildir. Önemli olan erken fark etmek ve yardım istemekten çekinmemektir. Unutmayın, destek istemek bir eksiklik değil; hem kendiniz hem de bebeğiniz için attığınız güçlü ve iyileştirici bir adımdır.” Doğum Sonrası Her Duygu Değişimi Depresyon mu? Toplumda yaygın görülen doğum sonrası dönemdeki duygusal dalgalanmalarda birçok anne ilk birkaç gün veya hafta içinde ağlama nöbetleri, huzursuzluk, duygu durum değişiklikleri yaşayabiliyor. “Annelik hüznü (Baby blues)” olarak da bilinen bu durum genellikle 7-14 gün içinde kendiliğinden geçiyor. Ancak postpartum depresyon çok daha ciddi bir tablonun adı. Belirtileri genellikle doğumdan sonraki ilk 4 ilâ 6 haftada ortaya çıksa da bazı kadınlarda doğumdan birkaç ay sonra, hatta bazen doğumdan sonraki bir yıl içinde bile kendini gösterebiliyor. Bu dönemde sürekli mutsuzluk, keyif alamama, yoğun kaygı, yetersizlik hissi ve hatta bebeğe karşı olumsuz duygular gibi belirtilere dikkat edilmelidir. Bu belirtiler annenin işlevselliğini etkiliyorsa ve iki haftadan uzun süredir devam ediyorsa, doğum sonrası depresyon açısından mutlaka bir hekim değerlendirmesi yapılmalıdır. Hangi Anneler Daha Çok Risk Altında? Doğum sonrası depresyon her annede ortaya çıkabilir; ancak bazı biyolojik, psikolojik ve çevresel risk faktörleri bu durumu daha da kolaylaştırabilir. Örneğin; daha önce depresyon veya anksiyete öyküsü olması, zor ya da travmatik doğum deneyimi, sosyal destek eksikliği (aile, arkadaş, eş desteği), evlilik/ilişki problemleri ya da maddi zorluklar, beklenmeyen ya da istenmeyen gebelik ve bebeğin sağlık sorunları bunlar arasındadır. Ancak bu risk faktörlerinin hiçbirinin olmadığı annelerde de doğum sonrası depresyon görülebilmekte. Günümüzde ayrıca mükemmel anne olma baskısı ve sosyal medyada idealize edilen annelik algısı da annelerin kendilerini yetersiz hissetmelerinde önemli bir faktör. Doğum Sonrası Depresyon Nasıl Tedavi Ediliyor? Unutulmamalıdır ki, doğum sonrası depresyon tedavi edilebilir bir durumdur. Tedavi planı ise belirtilerin şiddetine göre değişebiliyor. Psikoterapi, ilaç tedavisi, sosyal destek ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle tamamen iyileşme mümkündür. Bu nedenle tedavi sürecinin planlanması için mutlaka bir psikiyatri uzmanına danışılmalıdır. Kuşkusuz annenin yakın çevresindeki kişilerin/eşinin anlayışlı, yargılamadan dinleyen ve destekleyici bir tutum sergilemeleri de iyileşme sürecinde önemlidir. Peki, doğum öncesinden itibaren anneler ruh sağlıklarını nasıl korumalı? Özellikle önleyici bazı adımlarla depresyon riskini düşürmek mümkün. İşte o adımlar: Eşinizle açık iletişim kurunDoğum sonrası bakım planınızı gözden geçirin Uyku ve beslenme düzeninize özen gösterinGerekirse doğumdan önce bir uzmandan destek alınKendinize zaman ayırın, hobilerinizden kopmayın ve günlük yaşam planlarınızı sürdürün. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Günde En Az Üç Kez Sarılın Haber

Günde En Az Üç Kez Sarılın

İyi ilişkilerin yaşam süresi ve hastalıklar üzerindeki etkisine değinen Prof. Dr. Doğan, “İnsan ilişkileri iyiyse, kişi memnuniyeti yüksekse, yalnızlık azsa; daha az Alzheimer görülüyor, daha sağlıklı ve daha uzun yaşanıyor. Ama yalnızlık varsa erken ölüm, kalp krizi ve demans gibi hastalıklar daha sık görülüyor. O yüzden iyi yaşam, iyi ilişkilerle inşa edilir.” dedi. Fiziksel temas ve iletişimin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Doğan, “Minimum 20 saniyelik sarılmalar oksitosin salgılar. Günde en az üç kez sarılın. Göz teması kurun, yemek masasında telefonu bırakın, birlikte vakit geçirin. Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen “Toplum İçin Bilim Eğitim Seminerleri” kapsamında Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Doğan katılımcılarla buluştu. “İnsan İlişkilerinin Nörobilimi: Sosyal Beyin" başlıklı seminerde konuşan Prof. Dr. Tayfun Doğan, insanın en temel özelliğinin sosyal bir canlı olması olduğunu vurguladı. Konuşmasında uzun yıllardır pozitif psikoloji alanında mutluluk, umut ve iyi oluş üzerine çalışmalar yürüttüğünü belirten Prof. Dr. Tayfun Doğan, son dönemde insan ilişkileri ve sosyal zekâ konularına yeniden yoğunlaştığını söyledi. Prof. Dr. Tayfun Doğan, “İnsanı tek bir sıfatla tanımlayacak olsak, en doğru ifade ‘sosyal bir canlı’ olur. Gerçekten beynimiz buna göre şekillenmiş durumda. Doğduğumuz andan hayatımızın sonuna kadar bizi arayan, merak eden, güvende hissettiren ve önemseyen insanlara ihtiyaç duyarız. İnsan ilişkileri bizim doğal yaşam alanımızdır” dedi. Eş zamanlılık ilişkileri güçlendiriyor Seminerde özellikle eş zamanlılık, ahenk ve senkronizasyon kavramları üzerinde duran Prof. Dr. Doğan, iki ya da daha fazla kişinin birlikte hareket etmesinin beyin üzerinde güçlü etkiler oluşturduğunu ifade etti. Prof. Dr. Doğan, “Birlikte nefes alıp vermek, jest ve mimiklerin benzemesi, konuşma ritimlerinin ve hatta kalp atışlarının birbirine yaklaşması kişiler arasında güçlü bir bağ oluşturur. Bu durum, adeta iki insanın birbirine bağlanması gibidir. Beyin de bu bağı ödüllendirir.” diye konuştu. Bu ödül mekanizmasının temelinde oksitosin hormonu bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Doğan, oksitosinin halk arasında sevgi, bağlanma ve güven hormonu olarak bilindiğini belirtti. Prof. Dr. Doğan, “Eş zamanlılık sağlandığında oksitosin salgılanır. Oksitosin de stres hormonu olarak bilinen kortizolün salınımını azaltır. Böylece stres düşer, güven artar, çatışmalar azalır. Eşler arasındaki tartışmaların, çocuklar arasındaki kavgaların azalmasında da bu mekanizma önemli rol oynar.” ifadelerini kullandı. Sarılmak, birlikte yürümek, şarkı söylemek bile etkili Oksitosin salgısını artırmanın gündelik yaşamda oldukça basit yolları olduğunu belirten Prof. Dr. Doğan, birlikte yapılan etkinliklerin ilişkileri güçlendirdiğini söyledi. “Beraber yemek yapmak, birlikte şarkı söylemek, ritmik hareketler yapmak, dans etmek, aynı tempoda yürümek, hatta uzun süre sarılmak bile oksitosin salgısını artırır.” diyen Prof. Dr. Doğan, özellikle 20 saniyeyi aşan sarılmaların kişiler üzerinde rahatlatıcı etkiler oluşturduğunu vurguladı. Prof. Dr. Doğan, toplu ibadetlerin, iftar sofralarının, birlikte film ya da maç izlemenin de aynı mekanizmayı desteklediğini belirterek, “İnsanlar ortak bir ritimde buluştuğunda psikolojik olarak birbirlerine daha çok bağlanıyorlar.” dedi. Oksitosin beynin alarm sistemini sakinleştiriyor Seminerde beynin işleyişine ilişkin nörobilimsel açıklamalarda da bulunan Prof. Dr. Doğan, oksitosinin beynin hipotalamus bölgesinde salgılandığını ve doğrudan amigdala üzerinde etkili olduğunu söyledi. Amigdalanın beynin erken uyarı ve alarm sistemi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doğan, “Amigdala tehlike sezdiğinde bizi kaygılandırır ve stres hormonlarını harekete geçirir. Ancak oksitosin amigdalaya ‘her şey yolunda, güvendesin’ mesajı verir. Böylece kaygı ve stres daha ortaya çıkmadan önlenmiş olur.” diye konuştu. İş görüşmelerinden aile ilişkilerine kadar etkili Eş zamanlılığın sadece aile ilişkilerinde değil, iş ve eğitim yaşamında da önemli sonuçlar doğurduğunu belirten Prof. Dr. Doğan, özellikle beden dili uyumunun kişiler arasındaki güveni artırdığını ifade etti. “İş görüşmelerinde, öğretmen-öğrenci ilişkisinde, terapist-danışan ilişkisinde senkronizasyon çok önemlidir. Karşı tarafla uyumlu beden dili geliştirmek kabul görme ihtimalini artırır.” diyen Prof. Dr. Doğan, terapi süreçlerinde başarının en önemli unsurlarından birinin danışanla kurulan uyum olduğunu söyledi. Öğrenmeyi de güçlendiriyor Öğretmen ve öğrenci arasındaki uyumun öğrenme üzerinde doğrudan etkili olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doğan, sevilen öğretmenlerin derslerinin daha verimli geçmesinin temel nedenlerinden birinin bu olduğunu belirtti. Prof. Dr. Doğan, “Öğretmen ile sınıf arasında ahenk sağlandığında öğrenciler dersi daha iyi kavrıyor. Aslında hepimizin hayatında sevdiği bir öğretmenin dersini daha iyi anladığı dönemler olmuştur. Bunun altında yatan neden senkronizasyondur.” ifadesinde bulundu. Yalnızlık doğamıza uygun değil İnsanın sosyal bir varlık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Doğan, yalnızlığın biyolojik düzeyde ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtti ve “Yalnızlık doğamıza uygun değil. Peki ne yapıyor yalnızlık? Neden bizi strese sokuyor? Bu konuda yapılan araştırmalar var. Cacioppo’nun çalışmasında katılımcılara gün içinde yalnızlık düzeylerini ve fizyolojik tepkilerini ölçmeleri istendi. Sonuçta şunu gördük: Yalnızlık hisseden insanlar, adeta fiziksel bir saldırıya uğramış gibi kortizol salgılıyor.” şeklinde konuştu. Yalnızlığın vücutta “savaş ya da kaç” tepkisini tetiklediğini ifade eden Prof. Dr. Doğan, bunun bağışıklık sistemi ve uyku üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu söyledi. Prof. Dr. Doğan, “Yalnızlık durumunda vücudumuz alarm moduna geçiyor. Kortizol yükseliyor. Bu da bağışıklık sistemimizi zayıflatıyor, uyku düzenimizi bozuyor. Gece uyanmalarının önemli nedenlerinden biri de yüksek stres hormonudur. Beyin sürekli tehlike varmış gibi çalışır.” dedi. Sosyal bağ kimyasal bir ilaçtır Seminerde hayvan deneylerinden örnekler de paylaşan Prof. Dr. Tayfun Doğan, “Felç edilen fareler üzerinde yapılan deneylerde, sosyal ortamda bulunan farelerin çok daha hızlı iyileştiği görülüyor. İzole edilen farelerde ise iyileşme neredeyse yok. Bunun nedeni oksitosin hormonu. Sosyal bağ aslında kimyasal bir ilaçtır.” diye konuştu. Yapay oksitosin verilmesi durumunda bile iyileşmenin hızlandığını belirten Prof. Dr. Doğan, ancak bunun doğal yollarla sağlanması gerektiğini vurguladı ve “Buradan ‘gidip oksitosin alın’ sonucu çıkarmıyoruz. Oksitosini doğal yollarla artırmalıyız. Sarılmak, birlikte yemek yemek, yürüyüş yapmak, şarkı söylemek… Bunların hepsi oksitosin salgılatır.” ifadesinde bulundu. Bağımlılık, eksik sosyal bağın telafisidir “Bağımlılık sosyal ilişkilerden almamız gereken kimyasalları alamadığımızda bunları yapay yollarla telafi etme çabasıdır.” diyen Prof. Dr. Doğan, bu durumun yalnızca madde bağımlılığıyla sınırlı olmadığını belirterek, şunları söyledi: “Yeterli sosyal bağ kuramayan bireyler bu eksikliği yemekle, internetle, kumarla ya da başka bağımlılıklarla doldurmaya çalışır. Yalnızlık acı vericidir ve bu acıyı azaltmak için insanlar farklı yollar arar.” Yalnızlık bir uyarı sinyali Yalnızlığın evrimsel bir anlamı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doğan, “Eğer yalnızlık keyifli bir şey olsaydı insan türü yok olurdu. Yalnızlık bize ‘git ve sosyalleş’ mesajı verir. Tıpkı açlık gibi… Açlık nasıl bize ‘yemek bul’ diyorsa, yalnızlık da ‘insan bul’ der.” şeklinde konuştu. Modern şehir yaşamı ‘insanat bahçesi’ne dönüşüyor Modern yaşamın yalnızlığı artırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Doğan, “Apartman yaşamı, yalnız bireyler… Aslında hepimiz izole fareler gibiyiz. Depresyon, bağımlılık, aşırı yeme davranışları bu yüzden artıyor. Desmond Morris modern şehirler için ‘insanat bahçesi’ ifadesini kullanıyor. Hayvanat bahçesi hayvanların doğasına uygun değilse, bu yaşam da insanın doğasına uygun değil.” dedi. Sosyalleşme beyni fiziksel olarak değiştiriyor Sosyal etkileşimin beyin yapısı üzerindeki etkilerine de değinen Prof. Dr. Doğan, bilimsel bulguları şöyle aktardı: “Sosyal ortamda yaşayan bireylerin beyin kabuğu daha kalın oluyor. BDNF dediğimiz, beynin gelişimi için çok önemli olan madde artıyor. Nöronlar arası bağlantılar güçleniyor. Yani sosyalleşmek sadece psikolojik değil, fizyolojik olarak da beyni geliştiriyor.” Prof. Dr. Tayfun Doğan, uzun yıllara yayılan bilimsel araştırmaların insan ilişkilerinin yaşam kalitesi üzerindeki belirleyici rolünü ortaya koyduğunu söyledi. İnsan ilişkilerinin sağlık ve mutluluk üzerindeki etkileri neler? Konuşmasında dünyaca ünlü Harvard çalışmasına dikkat çeken Prof. Dr. Doğan, insan ilişkilerinin sağlık ve mutluluk üzerindeki etkisini şu sözlerle anlattı: “Meşhur bir araştırma var. Medyada genellikle Harvard mutluluk araştırması diye geçer ama asıl adı Harvard Yetişkin Gelişimi Araştırması. 1938’de başlıyor ve bugün 88 yılı geride bıraktı. Katılımcıların her yıl kan değerlerine bakılıyor, beyin görüntülemeleri yapılıyor, psikolojik testler uygulanıyor, birebir görüşmeler gerçekleştiriliyor. Kariyer, para, statü gibi birçok değişken inceleniyor. Ama sonuç çok net: Mutluluk ve sağlıkta bir numaralı faktör insan ilişkileri.” İyi ilişkilerin yaşam süresi ve hastalıklar üzerindeki etkisine de değinen Prof. Dr. Doğan, “İnsan ilişkileri iyiyse, kişi memnuniyeti yüksekse, yalnızlık azsa; daha az Alzheimer görülüyor, daha sağlıklı ve daha uzun yaşanıyor. Ama yalnızlık varsa erken ölüm, kalp krizi ve demans gibi hastalıklar daha sık görülüyor. O yüzden iyi yaşam, iyi ilişkilerle inşa edilir.” dedi. Yalnızlık erken ölüm riskini artırıyor Yalnızlığın sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin geniş çaplı araştırmalara da değinen Prof. Dr. Doğan, “3 milyon kişi üzerinde yapılan meta-analizler, kronik yalnızlığın erken ölüm riskini yüzde 20-30 artırdığını gösteriyor. Ayrıca demans ve kalp hastalıkları riskini de yükseltiyor. Hatta kronik yalnızlık, günde 15 sigara içmek kadar zararlı.” ifadesinde bulundu. Kötü ilişki, yalnızlıktan daha zararlı olabilir Sağlıklı ilişkilerin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Doğan, her sosyal bağın olumlu olmadığını belirterek, “Yalnız kalmamak adına her ilişkiye tutunmak doğru değil. Hayatımıza giren insanlara şu soruyu sormalıyız: ‘Bana yalnızlıktan daha mı iyi geleceksin, yoksa yalnızlığın güzelliğini mi hatırlatacaksın?’ Çünkü kötü ilişkiler bazen yalnızlıktan daha fazla zarar verir.” diye konuştu. Ayrılık acısının biyolojik temeli var İnsanların sevdiklerinden ayrıldıklarında yaşadıkları duygusal acının biyolojik bir karşılığı olduğunu belirten Prof. Dr. Doğan, “Sevdiğimiz kişilerle birlikteyken beynimiz belirli kimyasallara alışır. Ayrılık, kayıp ya da uzaklaşma durumunda bu kimyasallar kesilir ve bir tür yoksunluk yaşarız. Bu yüzden acı çekeriz. Zamanla beyin bu durumu kabullenir ve iyileşme başlar.” ifadesinde bulundu. Besleyici ilişki oksitosin üretir, zehirleyici ilişki stres artırır Seminerde “besleyici” ve “zehirleyici” ilişki kavramlarına da değinen Prof. Dr. Doğan, “Doğuştan bir ilişki tarzımız yoktur. Sonradan öğreniriz. Besleyici ilişkiler; saygılı, samimi, destekleyici ve karşı tarafın değerli hissetmesini sağlayan ilişkilerdir. Bu tarz ilişkiler oksitosin üretir. Zehirleyici ilişkiler ise eleştiren, küçümseyen, öfke yüklü ve karşı tarafın özsaygısını zedeleyen ilişkilerdir. Bunlar da kortizol üretir.” dedi. Sosyal destek iyileşmeyi hızlandırıyor Sosyal bağların fiziksel sağlık üzerindeki etkisine de dikkat çeken Prof. Dr. Doğan, “Oksitosin salgılandığında hücresel onarım artar, doğal ağrı kesici etki oluşur. Ameliyat sonrası yanında destek olan kişiler varsa iyileşmenin daha hızlı olması tesadüf değildir. Sosyal destek bir şifadır.” şeklinde konuştu. Günde en az üç kez sarılın Günlük yaşamda uygulanabilecek basit öneriler de paylaşan Prof. Dr. Doğan, özellikle fiziksel temas ve iletişimin önemine dikkat çekti ve “Minimum 20 saniyelik sarılmalar oksitosin salgılar. Günde en az üç kez sarılın. Göz teması kurun, yemek masasında telefonu bırakın, birlikte vakit geçirin. Küçük iyilikler bile büyük etkiler oluşturur. İyilik yapan kişi, iyilik görenden daha mutlu olur. Çünkü en büyük kazancı o elde eder. Küçük bir yardım, kısa bir sohbet bile insanın oksitosin düzeyini artırır.” dedi. Sosyalleşmek yaşlanmayı geciktiriyor Sosyalleşmenin biyolojik etkilerine de değinen Prof. Dr. Doğan, hücre yaşlanmasıyla ilgili önemli bir noktaya dikkat çekti ve “Telomer dediğimiz yapılar hücrelerin yaşlanmasını belirler. Sosyalleşme bu yapıların kısalmasını yavaşlatır. Yani sosyal ilişkiler daha uzun ve sağlıklı yaşam sağlar.” diye konuştu. Konuşmasında katılımcılara çağrıda bulunan Prof. Dr. Doğan, “Kalbinizi ısıtın. Size iyi gelen şeyleri hayatınıza dahil edin. Derin bağlar kurun, iyilik yapın, sevdiklerinizi arayın. Her insan günde en az bir kez ‘iyi ki varsın’ sözünü duymalı. Eğer bunu duymuyorsanız, siz başkalarına söyleyin.” ifadesinde bulundu. Seminerin sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Doğan, insanın sosyal bir varlık olduğunu hatırlatarak, “Birbirimize ihtiyacımız var. Bu bir lüks değil, temel bir ihtiyaç.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çeyiz Vakfı Resmen Tanıtıldı Haber

Çeyiz Vakfı Resmen Tanıtıldı

Program, vakfın amaçlarını ve faaliyet alanlarını anlatan sinevizyon gösterimi ile başladı. Ardından, vakfın yürüttüğü sosyal destek çalışmalarına ilişkin hazırlanan tanıtım videosu katılımcılara sunuldu. Gösterimde ayrıca, Gazze’de önceki gün İHH iş birliğiyle düzenlenen ve 50 çiftin toplu nikâh ile evlendiği programa ait görüntüler de yer aldı. Lansmana; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un eşi Prof. Dr. Sevgi Kurtulmuş, vakıf yöneticileri, sivil toplum temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. “GÜÇLÜ TOPLUM, GÜÇLÜ AİLE” VURGUSU Programda ilk konuşmayı Çeyiz Vakfı Genel Sekreteri Hatice Karasakız yaptı. Karasakız, aile kurumunun toplumsal yapının en temel unsuru olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Güçlü toplumun temeli güçlü ailelerden geçer. Aile olmak; aynı duaya amin diyebilmek, zor zamanda birbirine omuz olabilmek ve sevgiyi koruyabilmektir. Çeyiz Vakfı olarak inanıyoruz ki bir aile güçlenirse çocuklar daha güvenli bir ortamda büyür. Bir yuva yalnızca eşya ile değil, bilinçle ve sevgiyle kurulur.” Karasakız, vakfın gençlerin evlilik sürecinde hem maddi hem manevi destek mekanizmalarını geliştirmeyi hedeflediğini de ifade etti. “GENÇLER EVLİLİK KARARINI EKONOMİK NEDENLERLE ERTELEMEMELİ” Çeyiz Vakfı Başkanı Mahmut Karasakız ise vakfın kuruluş amacını detaylandırarak, aile yapısının korunmasının toplumsal geleceğin inşası açısından kritik olduğunu söyledi. Karasakız konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Aile bir sığınaktır; sevginin ve aidiyetin ilk filizlendiği yerdir. Bir toplumun geleceği, aile yapısıyla doğrudan ilişkilidir. Gençlerimizin yuva kurabilmesini ve daha sağlam temeller üzerine inşa edilmiş bir toplum hedefliyoruz. Evlilik kararlarının yalnızca ekonomik nedenlerle ertelenmemesi gerektiğine inanıyoruz. Gençlerimizin hem maddi hem manevi olarak desteklenmesi büyük önem taşıyor.” PROTOKOLDEN DESTEK MESAJLARI Programda konuşan Prof. Dr. Sevgi Kurtulmuş, vakfın kuruluşunu “önemli bir ihtiyaç” olarak nitelendirdi: “Bu gerçekten bir ihtiyaçtı. Çok doğru bir yerden başlanıyor. Allah emeklerini bereketlendirsin.” Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise vakfın çalışmalarını değerlendirerek, gençlerin evlilik süreçlerine yönelik destek mekanizmalarının önemine dikkat çekti. Göktaş konuşmasında şunları söyledi: “Çeyiz Vakfı’nın gayretini çok anlamlı buluyorum. Gençlerimizin yuva kurmasını desteklemek büyük önem taşıyor. Evlilik, gençler için güçlü bir liman ve sağlam bir istikamet anlamına geliyor. Aileyi güçlendirmek hepimizin ortak sorumluluğudur.” Bakan Göktaş ayrıca, vakfın çeyiz yardımları ve aile danışmanlığı hizmetlerini birlikte yürütmesinin önemine değinerek, çalışmaların toplumsal fayda ürettiğini ifade etti. GENÇLERDEN TEŞEKKÜR MESAJI Programda söz alan ve vakfın destek sağladığı gençlerden Yalçın Doğrubakar, sağlanan katkılar dolayısıyla teşekkür ederek, evlilik sürecinde verilen desteğin kendileri için önemli bir kolaylık sağladığını belirtti. Konuşmaların ardından Çeyiz Vakfı Lansman Programı sona erdi. Etkinlik, katılımcıların hatıra fotoğrafı çekimi ve ikili görüşmeleriyle tamamlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ankara’da Ücretsiz Düğün Salonu Hizmeti Büyüyor Haber

Ankara’da Ücretsiz Düğün Salonu Hizmeti Büyüyor

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), sosyal belediyecilik anlayışı kapsamında ihtiyaç sahibi vatandaşların yanında olmaya devam ediyor. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından sosyal destek alan aileler ile şehit yakınları ve gazi çocukları için hayata geçirilen ücretsiz düğün salonu hizmetine bir yenisi daha eklendi. Daha önce Göksu Parkı ve Kuzey Yıldızı Rekreasyon Alanı’ndaki salonların ardından, üçüncü ücretsiz düğün salonu da vatandaşların hizmetine sunuldu. Yeni salonda ilk düğün organizasyonu da gerçekleştirildi. “GENÇ ÇİFTLERİMİZİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDİYORUZ” ABB Sosyal Hizmetler Dairesi Personel Sorumlusu Ezgi Çetinkaya, ücretsiz düğün salonu hizmetinin kapsamının genişletildiğini belirterek “Vatandaşlarımızın bu özel günlerini ekonomik bir yük olmaktan çıkarmak amacıyla sürdürdüğümüz ücretsiz düğün salonu hizmetimizi büyütüyor; daha önce faaliyete geçirdiğimiz Göksu ve Kuzey Yıldızı düğün salonlarımızın ardından 3. salonumuz olan Demetevler Düğün Salonu’nu hizmete açmanın gururunu yaşıyoruz” dedi. Çetinkaya ayrıca, “Bugün de bir ailemizin daha bu mutlu gününe ortak oluyoruz. Zorlu ekonomik şartlarda evlilik hazırlığı yapan gençlerimize ve ailelerimize doğrudan, somut bir katkı sağlamayı hedeflediğimiz bu hizmetimizle, toplam 3 salonumuzda her şartta ihtiyaç sahibi tüm vatandaşlarımızın yanında olmaya ve sosyal belediyecilik anlayışımızla hayatlarını kolaylaştırmaya devam ediyoruz” diye konuştu. “BU DESTEK BİZİ ÇOK MUTLU ETTİ” Yeni düğün salonunda dünya evine giren çift de desteklerinden dolayı Ankara Büyükşehir Belediyesine teşekkür etti. -Zafer Özel: “Mansur Başkan’ımıza çok teşekkür ederiz katkılarından dolayı. Maddi sıkıntılar içerisinde yaptığımız düğünle böyle bir şeyin olması bizi çok güzel etkiledi.” -Eren Aya Özel: “Atmosfer çok güzel, ortam muazzam. Beklediğimden daha da güzel. Herkese teşekkür ederim.” “BU DAYANIŞMANIN PARÇASI OLMAKTAN GURUR DUYUYORUZ” Düğünde sahne alan sanatçı Ali Yaprak da organizasyonda yer almaktan mutluluk duyduklarını ifade ederek şu sözleri kullandı: “Demetevler Düğün Salonu’muzun ilk düğününde bizler de burada olmaktan, genç çiftimizin bu heyecanını paylaşmaktan gurur duyuyoruz. Yaptığımız işin, müziğimizin, sanatımızın, mesleğimizin böyle güzel dayanışma ortamlarında yer bulması bizi de çok mutlu ediyor ve daha anlamlı hale geliyor. Bu güzel organizasyonları, bu güzel hizmetleri sunan değerli Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur Yavaş’a, emeği geçen herkese çok teşekkür ediyoruz. Genç çiftimize de bir ömür boyu mutluluklar diliyoruz.” YEMEK İKRAMINDAN CANLI MÜZİĞE KAPSAMLI HİZMET Düğün salonlarından; sosyal destek alan ailelerin çocukları ile şehit ve gazi yakınları ücretsiz yararlanabiliyor. Çiftler ve davetliler için yemek, içecek ve düğün pastası ikramının yanı sıra profesyonel sanatçı, canlı müzik ve garson hizmeti de sunuluyor. Ayrıca çiftlerin özel günlerini ölümsüzleştirmek amacıyla 40 adet dijital fotoğraf ile 2 saatlik video çekimi hizmeti veriliyor. Ücretsiz düğün salonu hizmetinden yararlanmak isteyen vatandaşlar, dugunsalonu.ankara.bel.tr/ adresi üzerinden başvuruda bulunabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sloganlar Engelleri Aşmak İçin Yükseldi Haber

Sloganlar Engelleri Aşmak İçin Yükseldi

Nilüfer Belediyesi, Engelliler Haftası’na toplumun tüm kesimlerini bir araya getiren güçlü ve farkındalık yaratıcı etkinliklerle dikkat çekmeye devam ediyor. Bu kapsamda son olarak Üç Fidan Gençlik Parkı’nda bir basın açıklaması düzenlendi. Nilüfer Belediye Başkan Vekili Salih Güleç, Başkan Yardımcısı Emre Karagöz, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir, engelliler, aileleri ve toplumun farklı kesimlerinden vatandaşların katıldığı açıklamada, engelli bireylerin yaşam standartlarının yükseltilmesi noktasında önemli mesajlar verildi. “ASIL ENGEL YAŞAMIN KENDİSİDİR” Basın açıklamasında söz alan Nilüfer Belediye Başkan Vekili Salih Güleç, engelliliği kişinin bir sorunu olarak değil, kentin bir sorumluluğu olarak gördüklerini ifade ederek; “Bugün Üç Fidan Gençlik Parkı’ndan Halk Evimize kadar birlikte yürüyoruz. Bu yürüyüş bir farkındalık çağrısıdır. Asıl mesele bir insanın engelli olması değil, yaşamın o insanı engellemesidir” dedi. Güleç, belediye olarak dezavantajlı gruplara yönelik 15 yıldır süren “Bizim Ev” ve “Bizim Bahçe” gibi dayanışma projelerinin yanı sıra, Türkiye’nin kapalı alandaki ilk engelsiz oyun parkını da kente kazandıracaklarının müjdesini verdi. Nilüfer Kent Konseyi Engelli Hakları Çalışma Grubu adına söz alan Ayrin Erciyas da engelli bireylerin; MHRS randevu önceliği, EKPSS erişilebilirliği ve istihdam olanaklarının artırılması gibi taleplerini içeren bildiriyi paylaştı. Erciyas, engellilerin taleplerini şu şekilde sıraladı: “18 yaş üstü engelli bireyler için de ÇÖZGER kapsamındaki uygulamaya benzer şekilde MHRS sisteminde öncelikli randevu hakkı tanınmalıdır. EKPSS’de erişilebilirlik standartları eksiksiz uygulanmalıdır. Eğitim kurumları tüm engel grupları için erişilebilir hale getirilmelidir. Engelli istihdamı artırılmalı, nitelikli iş olanakları oluşturulmalıdır. İlaçlara ve protez/ortezlere erişimde yaşanan hak kayıpları giderilmelidir. Otizmli bireyler için yatılı rehabilitasyon merkezleri yaygınlaştırılmalıdır. Araç alımına ilişkin kısıtlayıcı düzenlemeler yeniden gözden geçirilmelidir. Yetkililere çağrımızdır; sağlık hizmetlerinden eğitime, istihdamdan sosyal yaşama kadar uzanan bu çok boyutlu sorunların çözümü, sosyal devlet ilkesinin bir gereğidir. Yaşa dayalı ayrımların ortadan kaldırıldığı, erişilebilirliğin temel hak olarak kabul edildiği bir sistemin ivedilikle hayata geçirilmesini talep ediyoruz. Engelli bireyler ve onların bakımını üstlenen milyonlarca vatandaşımız için eşit, erişilebilir ve onurlu bir yaşam hakkı ertelenemez. SLOGANLAR EŞLİĞİNDE HAK ARAYIŞI Basın açıklamasının ardından, engelli bireyler, aileleri ve destekçilerinden oluşan topluluk, Üç Fidan Gençlik Parkı’ndan Nilüfer Belediyesi Halk Evi’ne doğru yürüyüşe geçti. Sloganlar eşliğinde gerçekleşen yürüyüş boyunca toplumun her kesimine erişilebilirlik çağrısı yapıldı. Farkındalık yürüyüşünün Nilüfer Belediyesi Halk Evi önünde tamamlanmasının ardından katılımcılar, Bizim Ev Engelliler Sosyal Destek Merkezi tarafından hazırlanan ve geliri ihtiyaç sahiplerine aktarılacak olan Bizim Sergi’yi ziyaret etti. Programın bu bölümünde Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk de gruba dahil olarak engelli bireylerle bir araya geldi. Başkan Şadi Özdemir, engelli bireyler ve aileleriyle yakından ilgilenerek, taleplerini dinledi ve çözüm odaklı projelerin devam edeceği sözünü yineledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tekirdağ'da Büyükşehir’den Annelere “Candan” Destek Haber

Tekirdağ'da Büyükşehir’den Annelere “Candan” Destek

Kreşlerden kadın danışma merkezlerine, dayanışma atölyelerinden sosyal destek projelerine kadar hayata geçirilen çalışmalarla kadınların yaşamını kolaylaştırmayı hedefleyen Büyükşehir Belediyesi, Anneler Günü’nde de kentin dört bir yanında annelerin yanında olmayı sürdürüyor. Kadınların sosyal hayata daha güçlü katılabilmesi, çocukların güvenli ve nitelikli alanlarda gelişimlerini sürdürebilmesi ve ailelerin ekonomik olarak desteklenebilmesi amacıyla yürütülen projeler, Tekirdağ’ın birçok noktasında vatandaşlarla buluşuyor. “TEK ÇOCUK” İLE ANNELER GÜVENDE, ÇOCUKLAR GELECEĞE HAZIR Büyükşehir Belediyesi’nin önemli sosyal projelerinden biri olan “TEK Çocuk” kreşleri, “11 ilçeye 11 kreş” hedefiyle büyümeye devam ediyor. Şarköy’de hizmete açılan kreş çocukların neşeli sesleriyle hayat bulurken, Muratlı’daki kreş açılış için gün sayıyor, Süleymanpaşa’da ise temel atma süreci tamamlandı. Büyükşehir Belediyesi, ilerleyen süreçte nüfus, ihtiyaç ve taleplere göre kreş sayılarını artırmayı hedefliyor. TEK Çocuk kreşleriyle çocukların okul öncesi dönemde kaliteli eğitim imkânlarına erişmesi sağlanırken, özellikle annelerin sosyal ve ekonomik yaşama daha aktif katılabilmesinin önü açılıyor. Güvenli eğitim ortamları sayesinde anneler çocuklarını gönül rahatlığıyla emanet edebiliyor. TEK ATÖLYELER: DAYANIŞMANIN, ÜRETİMİN VE UMUDUN ADRESİ Büyükşehir Belediyesi’nin kadın odaklı projeleri arasında yer alan TEK Atölyeler de üretimin, dayanışmanın ve birlikte güçlenmenin simgesi olmaya devam ediyor. Süleymanpaşa, Altınova ve Kızılpınar’da faaliyet gösteren TEK Atölyeler, kadınların meslek öğrenebildiği, üretim yapabildiği, sosyal hayata katılabildiği ve çocuklarıyla birlikte güvenli alanlarda vakit geçirebildiği sosyal yaşam merkezleri olarak dikkat çekiyor. Atölyelerde kadınlara yönelik kurslar, üretim çalışmaları ve sosyal gelişim etkinlikleri düzenlenirken; çocuklar için de sanat, spor, müzik ve eğitici faaliyetler gerçekleştiriliyor. Kadınların bir araya gelerek dayanışmasını güçlendiren TEK Atölyelerin ilerleyen süreçte tüm ilçelerde yaygınlaştırılması hedefleniyor. KADIN DANIŞMA MERKEZLERİYLE GÜÇLÜ DESTEK Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Kadın Danışma Merkezleri de kadınların yaşamına doğrudan dokunan önemli merkezler arasında yer alıyor. Süleymanpaşa, Çorlu ve Çerkezköy’de faaliyet gösteren merkezlerde uzman psikologlar, sosyologlar ve çocuk gelişim uzmanları görev yapıyor. Kadınlara ücretsiz psikososyal destek sağlanan merkezlerde aynı zamanda çocuklara yönelik eğitici ve geliştirici etkinlikler de düzenleniyor. Kadınların kendilerini daha güçlü hissetmelerine katkı sunan merkezler, dayanışmanın ve birlikte güçlenmenin önemli adreslerinden biri haline geliyor. BEŞİKTEN OKULA UZANAN SOSYAL DESTEK Büyükşehir Belediyesi, annelerin ve çocukların hayatına yalnızca eğitim ve sosyal projelerle değil, destek uygulamalarıyla da katkı sunuyor. Doğum yapan annelere ulaştırılan yenidoğan çantalarıyla bebeklerin temel ihtiyaçları karşılanırken, ailelerin en özel anlarında yanlarında olunuyor. Öte yandan ilkokul öğrencilerine yönelik sağlanan kırtasiye ve beslenme destekleri de özellikle ekonomik şartların zorlaştığı bu dönemde aile bütçelerine katkı sağlıyor. Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal destek çalışmaları, çocukların eğitim yaşamına daha eşit koşullarda başlamasına da katkıda bulunuyor. KADINLARA NEFES ALDIRAN HİZMETLER Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Kadın ve Aile Hizmetleri Şube Müdürlüğü tarafından kadın sağlığı, kadın hakları, anne-çocuk ilişkisi ve sosyal yaşamı destekleyen çok sayıda eğitim, söyleşi ve etkinlik düzenleniyor. Kapaklı Sosyal Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilen buluşmalarda anneler ve kadınlar uzman isimlerle bir araya gelirken, çocuklar da eğitici ve eğlenceli etkinliklere katılabiliyor. Böylece anneler sosyal yaşama katılırken çocuklar da güvenli ortamlarda kaliteli zaman geçiriyor. Ayrıca Büyükşehir Belediyesi’nin Kapaklı Sosyal Yaşam Merkezi’nde sunulan hizmetlerinden biri olan Mola Evi uygulaması da özellikle bakım yükü üstlenen anneler için önemli bir destek sağlıyor. Engelli ve bakıma ihtiyaç duyan yakınlarını güvenli bir şekilde emanet edebilen vatandaşlar, günlük işlerini rahatlıkla yerine getirebilirken kendilerine de zaman ayırabilme imkanı buluyor. ANNELER VE ÇOCUKLAR TARİH VE KÜLTÜRLE BULUŞUYOR Büyükşehir Belediyesi, kadınlar ve çocuklara yönelik sosyal projelerinin yanı sıra düzenlediği kültürel ve tarihi gezilerle de ailelerin yaşamına dokunuyor. Başta Ankara ve İstanbul olmak üzere tarihi ve kültürel noktalara anne ve çocuklara özel olarak düzenlenen gezilerle çocukların tarihsel, kültürel ve sosyal gelişimlerine katkı sunulurken, anneler de çocuklarıyla birlikte unutulmaz anılar biriktirme fırsatı buluyor. Milli mücadele ruhunu, tarih bilincini ve kültürel değerleri yeni nesillere aktarmayı amaçlayan geziler; hem eğitici hem de sosyal yönüyle ailelerden yoğun ilgi görüyor. CANDAN BAŞKAN: “KADIN GÜÇLÜYSE TOPLUM GÜÇLÜDÜR” Anneler Günü dolayısıyla bir değerlendirmede bulunan Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, hem bir anne hem de hekim kimliğiyle kadınların ve çocukların ihtiyaçlarını yakından bildiğini belirterek sosyal belediyecilik anlayışıyla hayata geçirilen projeleri büyütmeye devam edeceklerini ifade etti. Candan Başkan açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Hayatın her yükünü sevgiyle omuzlayan, emeğiyle, sabrıyla ve fedakârlığıyla yaşamı güzelleştiren tüm annelerimizin Anneler Günü’nü yürekten kutluyorum. Bir anne ve hekim olarak kadınların, annelerin ve çocukların yaşamına dokunan her hizmetin ne kadar kıymetli olduğunu çok iyi biliyorum. Bizim için her gün Anneler Günü. Çünkü biliyoruz ki kadın güçlüyse toplum güçlüdür. Tekirdağ’da hiçbir annenin kendini yalnız hissetmediği bir kent oluşturmak için çalışıyoruz. Kreşlerimizle çocuklarımızın güvenle büyümesini sağlarken, TEK Atölyelerimizle kadınların üretime ve sosyal yaşama katılımını destekliyoruz. Kadınların yüzünün güldüğü, çocukların umutla büyüdüğü bir Tekirdağ’ı hep birlikte inşa etmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kuşadası Belediyesi Kent Lokantası Kapılarını Tüm Vatandaşlara Açtı Haber

Kuşadası Belediyesi Kent Lokantası Kapılarını Tüm Vatandaşlara Açtı

Törene Kuşadası Belediye Başkan Vekili Tahsin Demirtaş ve eşi, Başkan Ömer Günel’in eşi Duygu Günel ile oğlu Hasan Ada Günel, Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, Germencik Belediye Başkanı Burak Zencirci, belediye meclis üyeleri, Arya A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Turan, CHP Kuşadası İlçe Örgütü Başkanı Mehmet Gürbilek, belediye birim müdürleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. “KENT LOKANTASI BAŞKAN ÖMER GÜNEL’İN HAYALİYDİ” Açılışta ilk konuşmayı yapan Duygu Günel, Başkan Ömer Günel’in selamlarını ileterek sözlerine başladı. Konuşmasında Duygu Günel, “Bugün buruk bir sevinç yaşıyoruz. Ancak Başkanımız Ömer Günel bu proje için büyük bir mutluluk duyuyor. Ekonomik şartların zorlaştığı bu dönemde, vatandaşlarımıza kaliteli ve sağlıklı yemek sunabileceğimiz bir kent lokantası hayali vardı. Onun mutluluğuyla bu açılışı gerçekleştiriyoruz” ifadelerini kullandı. Duygu Günel ayrıca lokantanın işleyişine ilişkin bilgiler de paylaştı. “PROJENİN FİKİR BABASI VE EMEKTARI BAŞKAN ÖMER GÜNEL’DİR” Ardından söz alan Başkan Vekili Tahsin Demirtaş ise Kent Lokantası’nın yalnızca bir yemek hizmeti olmadığını vurgulayarak, “Burası dayanışmanın, sosyal belediyeciliğin somut bir örneğidir. Bu projenin fikir babası ve emektarı, sosyal belediyecilik anlayışından ödün vermeyen Başkanımız Ömer Günel’e aittir. Bizler de bu anlayışla hizmet üretmeye devam edeceğiz” dedi. Ekonomik koşulların her geçen gün daha fazla hissedildiği günümüzde Kent Lokantası, vatandaşların bütçesine nefes aldıran önemli bir sosyal destek noktası olarak öne çıkıyor. Farklı kesimlerden insanları aynı sofrada buluşturan lokanta, uygun fiyatlı ve sağlıklı yemekleriyle kısa sürede yoğun ilgi görmeye başladı. Hafta içi her gün ve cumartesi günleri 11.30 ile 15.00 saatleri arasında hizmet veren lokantada, günlük olarak hazırlanan dört çeşit yemek menüsü vatandaşlara sunuluyor. Doyurucu içeriği ve uygun fiyat politikasıyla dikkat çeken menü, 250 TL’den satışa sunulurken, Adalı Kart sahibi vatandaşlar aynı hizmetten 140 TL gibi avantajlı bir fiyatla yararlanabiliyor. GÜN BOYUNCA 500 KİŞİLİK YEMEK SERVİSİ Aynı anda 120 kişiye hizmet verebilen lokanta, gün boyunca ortalama 500 kişilik yemek servisi gerçekleştiriyor. Ayrıca yemeklerini yanında götürmek isteyenler için de “Gel - Al” konseptinde paket hizmeti sunuluyor. Özellikle çalışanlar, öğrenciler, emekliler ve dar gelirli vatandaşlar için önemli bir buluşma noktası olan Kent Lokantası, sosyal belediyeciliğin sahadaki güçlü örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. Öte yandan lokantada sunulan yemeklerin tamamı hijyenik koşullarda, tesis bünyesinde hazırlanıyor. Üretim süreci gıda mühendislerinin denetiminde yürütülürken, her aşama titizlikle kontrol edilerek vatandaşların sofralarına güvenli ve kaliteli yemekler ulaştırılıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.