Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sosyal Etki

Kapsül Haber Ajansı - Sosyal Etki haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Etki haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sosyal Etkiyi Bir Yönetim Disiplini Olarak Ele Alan Kurumlar Öne Çıkacak Haber

Sosyal Etkiyi Bir Yönetim Disiplini Olarak Ele Alan Kurumlar Öne Çıkacak

Günümüzün bilinçli tüketici, yatırımcı ve çalışanlarının kurumlardan müdahale ettikleri sorunu doğru tanımlamalarını ve yarattıkları değişimi somut verilerle kanıtlamalarını talep ettiği bir döneme geçildiğini vurgulayan Paksoy, önümüzdeki süreçte sosyal etkiyi bir yönetim disiplini olarak ele alıp ölçülebilir toplumsal dönüşüme odaklanan kurumların öne çıkacağını kaydetti. Bugüne kadar değişim odaklı programlarla 5,2 milyonun üzerinde bireyin hayatına doğrudan dokunan Benchmark Toplumsal Yatırım ve Sosyal Etki Yönetimi Ajans Başkanı Fadile Paksoy; küresel ölçekte derinleşen çevresel ve sosyal sorunların iş dünyasından beklenen sorumluluk alanını genişlettiğini belirtti. Bilinçli tüketici, çalışan ve yatırımcıların artık yalnızca sosyal projelere ayrılan bütçelerle yetinmediğini ifade eden Paksoy, toplumsal beklentilerdeki bu köklü dönüşümün geleneksel kurumsal sosyal sorumluluk modellerini yetersiz kıldığına dikkat çekti. İş dünyasının toplumsal yatırım çalışmalarında, tek seferlik projelerden uzun vadeli yatırımlara, erişim rakamlarından veriye dayalı ölçülebilir değişime ve çok paydaşlı iş birliği modellerine geçmesi gerektiğini vurgulayan Paksoy; önümüzdeki süreçte sosyal etkiyi bir yönetim disiplini olarak ele alarak toplumsal dönüşüme odaklanan kurumların öne çıkacağını söyledi. “İş Dünyası Sosyal Etkiyi Bir Raporlama Girdisi Olarak Görmemeli” Sosyal etkinin bir proje türü değil, stratejik bir karar mekanizması olduğunu vurgulayan Paksoy, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Sosyal etki; yapılan yatırımın kim için, nasıl ve ne ölçüde bir değişime dönüştüğünü gösteren bir yönetim disiplinidir. Burada temel mesele ‘ne yaptığımız’ değil, ‘neyi değiştirdiğimiz’dir. İş dünyası için sosyal etkiyi ölçmek sadece bir raporlama girdisi değildir; asıl değer, bu bilginin stratejik kararları beslemesi ve programı geliştirmesidir. Elde edilen veriyi doğru kararlar almak için kullanabildiğimizde etki ölçümü gerçek bir yönetim aracına dönüşür.” “İyi Niyet Beyanları Yetmiyor, Veriye Dayalı Somut Karşılık Bekleniyor” Şirketlerin toplumsal sorunlara dair iletişiminin arttığı bir dönemde, söylem ile sahadaki gerçeklik arasındaki farkın açılmasının ciddi bir güven kaybı yaratacağını belirten Paksoy, “social washing” tehlikesine de dikkat çekti: “İş dünyasının bu dönüşüm sürecindeki en büyük risklerinden biri ‘social washing’ şüphesidir. Günümüzün bilinçli tüketicileri ve yatırımcıları artık yalnızca iyi niyet beyanlarıyla yetinmiyor; bu sözlerin arkasındaki veriye dayalı somut karşılığı görmek istiyor. Şirketlerin sosyal sorumluluk çalışmaları yalnızca bir iletişim söylemi olarak kaldığında tüketicilerde karşılık bulmuyor. Yapılan yatırımın yarattığı toplumsal değişim uluslararası standartlarla ölçüldüğünde ve şeffaf biçimde ortaya konduğunda gerçek değerine kavuşuyor.” “Sosyal Etki Doğru Anlaşılmazsa Yalnızca İyi Anlatılmış Bir Hikâyeye Dönüşüyor” İş dünyasının toplumsal yatırımlarında önümüzdeki dönemin temel ayrımının daha fazla proje üretmek değil, yapılan yatırımın yarattığı değişimi anlamak olduğuna işaret eden Paksoy, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de çok sayıda sosyal sorumluluk projesi yürütülüyor. Ancak asıl farkı yaratan; bu çalışmaların toplumsal ihtiyacı ne kadar doğru tanımladığı, paydaşları sürece nasıl dahil ettiği ve insanların hayatında hangi kalıcı değişimi sağladığıdır. Artık faaliyetleri saymanın ötesine geçip değişimi anlamamız; ölçümü de yapılan işi kanıtlayan bir raporlama aracı olmaktan çıkarıp kararlarımızı geliştiren bir yönetim aracına dönüştürmemiz gerekiyor. Bu yaklaşım doğru anlaşılmadığı takdirde sosyal etki de özünü kaybederek yalnızca iyi anlatılmış bir hikâyeye dönüşme riski taşıyor.” “Sosyal Etki Projenin Sonunda Değil, Tasarım Aşamasında Başlıyor” Social Value International'ın (SVI) sosyal değer ilkelerinin; paydaşların yaşadığı değişimin anlaşılmasını, sonuçların şeffaf biçimde paylaşılmasını ve kuruluşların yalnızca kendi yarattıkları etkiyi sahiplenmesini temel aldığını hatırlatan Paksoy, benimsedikleri metodolojiyi ise şu sözlerle paylaştı: “Geleneksel yaklaşımda ölçüm, projenin sonunda hazırlanan bir “sonuç raporu” olarak görülüyordu. Oysa yeni nesil etki yönetiminde toplumsal ihtiyacın doğru belirlenmesi ve hedeflenen değişimin henüz tasarım aşamasında tanımlanması gerekiyor. Benchmark olarak programlarımızı Değişim Teorisi (Theory of Change) çerçevesinde kurguluyor; SROI (Sosyal Yatırım Getirisi) ve B4SI gibi küresel standartlar doğrultusunda izliyoruz. Bu yaklaşımla ölçümü, programın başarısını artıran dinamik bir yönetim aracına dönüştürüyoruz. Böylece etki; sabit bir sonuç olmaktan çıkıp, paydaş ihtiyaçlarına göre süreç içinde şekillenen yaşayan bir modele dönüşüyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğe Yeşil Işık Yak Projesi’nde Yeni Dönem Heyecanı Başladı Haber

Geleceğe Yeşil Işık Yak Projesi’nde Yeni Dönem Heyecanı Başladı

Yeni dönemde proje kapsamı öğretmen ve velileri de içine alacak şekilde genişlerken; öğretmenlerin çocuklarda ve gençlerde iklim kaygısını ve diğer iklim duygularını anlamalarını, bu duyguların umut ve yapıcı iklim eylemine dönüşmesini desteklemeye yönelik eğitimler de programda yer alıyor. Atölyeleri ve Meslek Lisesi Buluşmaları ile proje, Polat Enerji’nin santral bölgelerindeki öğrencilere ulaşarak geleceğin yeşil dünyasına yönelik farkındalık kazandırıyor. Projenin dördüncü yılında, gerçekleştirilen çalışmaları ve hedefleri değerlendirmek üzere Polat Enerji Stratejiden Sorumlu Direktörü (CSO) Aslı Kehale ve Yuvam Dünya Derneği Kurucu Başkanı Kıvılcım Pınar Eğilmez Kocabıyık açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki öncü şirketlerinden Polat Enerji ile topluma fayda sağlamayı amaçlayan Polat Vakfı iş birliğiyle 2023 yılında hayata geçirilen “Geleceğe Yeşil Işık Yak” projesi, ilkokul ve meslek lisesi öğrencilerinde sürdürülebilir bir geleceğe yönelik farkındalık yaratmaya devam ediyor. Öğrenciler, proje kapsamında hem yenilenebilir ve temiz enerji kaynaklarının önemini kavrıyor hem de çevreye duyarlı enerji üretimi konusunda bilinçleniyor. Grup çalışmalarıyla hazırladıkları rüzgâr türbini maketleri sayesinde rüzgârın gücünün enerjiye dönüşümünü gözlemleme ve deneyimleme fırsatı buluyorlar. Proje kapsamında uygulanan döngüsel model ise bu başarıyı pekiştiriyor: İlkokul öğrencilerinin atölyelerde kullandığı rüzgâr türbini maketleri, Manisa Polinas ve Kırşehir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından üretiliyor. Böylece meslek liseli gençler hem teknik becerilerini geliştiriyor hem de döner sermaye modeliyle kendi ekonomilerine ve okullarına katkı sağlıyor; projede "öğrenciden öğrenciye" uzanan bütünlüklü bir üretim ve öğrenme zinciri kesintisiz şekilde sürüyor. Gerçekleştirilen bağımsız Sosyal Etki Analizi sonuçları da projenin yarattığı somut değeri gözler önüne seriyor: Genel SROI (Sosyal Yatırım Getirisi) oranı 1,6 olarak gerçekleşirken; projeye yatırılan her 1 TL, toplumda 1,6 TL değerinde sosyal faydaya dönüşüyor. İlkokul bileşeninde bu oran 1,7'ye ulaşıyor. Atölyelere katılan ilkokul öğrencilerinin %99'u en az bir yeni çevre koruyucu davranışı benimserken, %81,3'ü öğrendiklerini ailesi ve arkadaşlarıyla paylaşarak bu bilinci evlerine taşıdı. Yeni eğitim-öğretim yılında proje kapsamında Yuvam Dünya Derneği tarafından düzenlenecek Enerji Atölyeleri ve Meslek Lisesi Buluşmalarına yaklaşık 2500 ilkokul ve 800 meslek lisesi öğrencisinin katılması planlanıyor. Ayrıca yeni dönemde proje kapsamı, öğretmen ve velileri de kapsayacak şekilde genişletildi. Öğretmenlere yönelik yüz yüze farkındalık eğitimleri ve özel olarak hazırlanan 'Doğa Etkinlikleri - Öğretmen El Kitabı' hayata geçirilirken, velilere yönelik ise çevrim içi farkındalık eğitimleri gerçekleştirilecek. Meslek lisesi öğrencilerimiz için ise teknik seminerlerin ötesine geçilerek Polat Enerji santrallerine saha ziyaretleri, teknik kariyer sohbetleri ve yeşil beceriler odağı artırılıyor. Böylece okul-aile iş birliğinin güçlendirilmesi ve iklim değişikliği ile sürdürülebilir yaşam konusunda ortak bir farkındalık oluşturulması hedefleniyor. 2026-2027 eğitim-öğretim döneminde gerçekleştirilecek öğretmen ve veli eğitimleri ile ilkokul ve meslek lisesi atölyelerinin ilki 23 – 27 Kasım tarihleri arasında ilkokul ve meslek liseleri atölyeleri ila başlayacak, 30 Kasım’da ise yine Kırşehir’de “Veli Farkındalık” eğtimi ile devam edecek. Polat Enerji Stratejiden Sorumlu Direktörü (CSO) Aslı Kehale "Polat Enerji olarak sürdürülebilirliği yalnızca yenilenebilir enerji üretimiyle sınırlı bir faaliyet alanı olarak görmüyoruz. Bizim için sürdürülebilirlik; çevresel sorumluluklarımızın ötesine geçerek toplumsal gelişime katkı sağlamayı, gelecek nesillere yatırım yapmayı ve yarattığımız değeri toplumun tüm kesimlerine ulaştırmayı kapsıyor. Temiz enerji üreterek daha yaşanabilir bir dünyaya katkıda bulunurken, faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde toplumsal kalkınmayı desteklemeyi önceliklerimiz arasında tutuyoruz. Bu anlayışla hayata geçirdiğimiz 'Geleceğe Yeşil Işık Yak' projemizi, tek seferlik bir çalışma değil, ölçülebilir ve kalıcı fayda üreten uzun soluklu bir yatırım olarak ele alıyoruz. Sahadan elde ettiğimiz veriler de bu yaklaşımın somut karşılığını doğruluyor: Yaptırdığımız sosyal etki analizi sonucu elde edilen verilere göre, Projemize yapılan her 1 TL'lik yatırım toplumda 1,6 TL değerinde sosyal faydaya dönüşürken, atölyelerimize katılan çocuklarımızın yüzde 99'u çevre dostu yeni alışkanlıklar kazandığını bildiriyor. Yeni dönemde ise bu etki halkasını daha da genişletiyoruz. Öğrencilerimizin yanı sıra öğretmenlerimizi ve velilerimizi de kapsayan derinleştirilmiş modelimizle, ülkemizin temiz enerji dönüşümünün toplumsal ayağını güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.” Dedi. Yuvam Dünya Derneği Kurucu Başkanı Kıvılcım Pınar Eğilmez Kocabıyık: “İklim krizi yalnızca çevresel değil, aynı zamanda bir eğitim krizidir. Bu krizle mücadelede çocukları ve gençleri yalnızca sorunlar hakkında bilgilendirmek yeterli değil; onları bilimsel bilgiyle, çözüm üretme becerileriyle ve harekete geçme kapasitesiyle güçlendirmemiz gerekiyor. Çünkü sürdürülebilir bir gelecek, temiz enerji teknolojileri kadar bu dönüşümü gerçekleştirecek insan kaynağının yetişmesine de bağlı. Bu nedenle iklim ve enerji okuryazarlığının erken yaşlardan itibaren kazandırılmasını ve özellikle mesleki eğitimde yeşil becerilerin geliştirilmesini çok önemsiyoruz. Yuvam Dünya olarak iki yıldır eğitim programlarını yürüttüğümüz Geleceğe Yeşil Işık Yak Projesi’nde hedefimiz, öğrencilerle başlayan öğrenme sürecini öğretmenleri ve aileleri de kapsayan bütüncül bir eğitim modeline dönüştürmek. Öğretmenlerimizin iklim krizini bilimsel temelleriyle kavramalarını, çocukların ve gençlerin yaşadığı iklim kaygısını ve diğer iklim duygularını anlayarak bu duyguları umut ve yapıcı iklim eylemine dönüştürmelerine rehberlik edebilmelerini destekleyeceğiz. Çünkü biliyoruz ki kalıcı dönüşüm, bilginin beceriye, farkındalığın davranışa ve kaygının eyleme dönüşmesiyle mümkün. Bu projeyle yalnızca iklim konusunda bilinçli değil, çözümün bir parçası olabilecek nesiller yetişmesine katkı sunmayı amaçlıyoruz.” Dedi. Geleceğe Yeşil Işık Yak projesi, 2023 yılından bu yana yenilenebilir enerji, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik gibi kavramların eğlenceli ve öğretici yöntemlerle ele alındığı Enerji Atölyeleri ve Meslek Lisesi Buluşmalarıyla 7.683 ilkokul, 1.934 lise öğrencisi ile 510 öğretmene ulaşıldı. Projeyle 3 yılda 8 farklı şehirde 117 okulda 242 atölye düzenlenirken, yaklaşık 162 saat eğitim verildi. Enerji Atölyelerinde ilgili kavramlar, eğlenceli oyunlar ve etkinlikler eşliğinde öğrencilere aktarılırken, atölye sonunda gerçekleştirilen maket çalışmasıyla rüzgâr türbinlerinin çalışma sistemi uygulamalı olarak gösterildi. İklim krizi ve sürdürülebilirlik kapsamında dünya genelindeki çalışmalar ve araştırmalar hakkında da bilgi verilen etkinliklerle öğrencilerin bu konularda farkındalık kazanması hedeflendi. Enerji Atölyeleri, 3 uzman eğitmen ve 1 yardımcı eğitmen rehberliğinde 58 gün boyunca gerçekleştirilirken, Meslek Lisesi Buluşmaları ise 15 gün boyunca, 1 uzman eğitmen ve 4 yardımcı eğitmenle gerçekleştirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

IC Holding, COP31 İklim Destekçisi Oldu Haber

IC Holding, COP31 İklim Destekçisi Oldu

Türkiye’nin ev sahipliğinde 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın İklim Destekçileri arasında yer alan IC Holding, farklı sektörlerdeki deneyimini küresel iklim gündemine taşıyacak. Enerji, inşaat, altyapı, turizm, gayrimenkul ve sanayi alanlarında faaliyet gösteren Holding, grup şirketlerinin ve İbrahim Çeçen Vakfı’nın çalışmalarını paylaşarak, yeni iş birliği olanaklarını değerlendirecek. COP31 Başkanlığı'nın Eylem Gündemi kapsamında ortaya koyduğu “35by35” küresel hedefi, elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının 2035 yılına kadar yüzde 35'e çıkarılmasını öngörüyor. Elektrifikasyonun hızlanması, artan elektrik ihtiyacının düşük karbonlu ve güvenilir kaynaklardan karşılanmasını daha da önemli hale getiriyor. IC Holding, bu dönüşümde yenilenebilir enerji yatırımlarını, uzun vadede tamamlayıcı bir rol üstlenebilecek küçük modüler reaktörler (SMR) ve ileri nükleer teknolojilere yönelik çalışmalarıyla birlikte değerlendiriyor. Can Çaka: “Enerji dönüşümünün geleceğinde teknoloji geliştirme kapasitesi belirleyici olacak” IC Holding CEO'su Can Çaka, enerji dönüşümünde güvenilir ve düşük karbonlu üretim kadar teknoloji geliştirmenin de önem kazandığını belirterek şunları söyledi: “IC Holding olarak mühendislik birikimimizi yenilenebilir enerji yatırımları ve ileri nükleer teknoloji çalışmalarımızla bir araya getiriyoruz. Özellikle küçük modüler reaktörler ve dördüncü nesil nükleer teknolojilerde uluslararası iş birliklerimizi Türkiye'nin akademik ve sanayi kapasitesiyle buluşturarak kalıcı bir ekosistem oluşturmayı hedefliyoruz. COP31'i bu vizyonumuzu küresel paydaşlarla paylaşmak ve yeni iş birlikleri geliştirmek ve bu alanda nitelikli insan kaynağı yetiştirmeye yönelik girişimlerimizi uluslararası düzeyde görünür kılmak açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz.” Enerji dönüşümünde geleceğin teknolojilerinin tohumları bugünün yatırımlarıyla atılıyor IC Holding, enerji dönüşümünün uzun vadeli ihtiyaçlarına yönelik ileri nükleer teknoloji çalışmalarını IC Nükleer Teknoloji liderliğinde sürdürüyor. ARC Clean Technology ile yürütülen stratejik iş birliği kapsamında, sodyum soğutmalı dördüncü nesil reaktör teknolojisinin Türkiye’de ve bölgede uygulanabilirliğine yönelik araştırma ve geliştirme çalışmaları yürütülüyor; uzun vadeli sanayileşme yol haritası üzerinde çalışılıyor. İstanbul Teknik Üniversitesi ile yürütülen çalışmalar ise yerli reaktör geliştirme kapasitesini güçlendirmeyi ve nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesini hedefliyor. Holding, geleceğin enerji teknolojilerine yönelik çalışmalarını mevcut yenilenebilir enerji yatırımlarıyla da tamamlıyor. Grubun yenilenebilir enerji şirketi IC Enterra, 2025 yılında 1,25 milyar kWh elektrik üretti. Sürdürülebilirlik yaklaşımını altyapı operasyonlarına da taşıyan IC Holding, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün elektrik tüketimini I-REC sertifikalarıyla yenilenebilir enerji üretimiyle eşleştirirken, köprü, otoyol ve tünel hidrant hatlarını yenileme çalışmalarıyla yılda yaklaşık 8.500 metreküp su tasarrufu sağladı. İbrahim Çeçen Vakfı, sürdürülebilir dönüşümün insan odaklı boyutunu COP31'e taşıyor IC Holding, enerji ve teknoloji dönüşümünü nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi ve kapsayıcı kalkınmayla birlikte ele alıyor. Bu doğrultuda İbrahim Çeçen Vakfı, eğitimde fırsat eşitliği ve gençlerin geleceğin yetkinlikleriyle buluşturulması odağındaki 22 yıllık sosyal etki deneyimini COP31'in Gençlik ve Eğitim gündemine taşıyacak. Bugüne kadar 20 binin üzerinde burs sağlayan Vakıf; Kariyer Köprüsü, Zirvenin Şefleri, Yaşam Atölyeleri ve Yaşama İlk Adım gibi programlarıyla gençlerin, kadınların ve çocukların gelişimini destekliyor. Vakıf, COP31 kapsamında eğitimden iş hayatına geçişi destekleyen çalışmalarını ve kapsayıcı kalkınmaya ilişkin deneyimlerini uluslararası paydaşlarla paylaşacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Tarımın Kadın Yıldızları” 5 Yıldır Etkisini Güçlendiriyor Haber

“Tarımın Kadın Yıldızları” 5 Yıldır Etkisini Güçlendiriyor

Tarımda kadınlara yönelik fırsat eşitliğini destekleyen örnek proje kapsamında; bugüne kadar 5.500’ün üzerinde kadın çiftçiye ulaşıldı, SuperFresh’in sözleşmeli üretici ağı içindeki kadın üretici oranı yüzde 5’ten yüzde 30’a yükseldi. SuperFresh’in Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğinde fırsat eşitliği odağıyla başlattığı Tarımın Kadın Yıldızları; ürün alım garantisi, finansal destek, tohum ve gübre desteği, 7/24 ziraat mühendisi desteği, eğitimler ve dayanışma ağıyla kadın çiftçilerin üretimdeki gücünü artırmak için tasarlandı. Proje bugün, kadın emeğini görünür kılan ve sosyal faydayı somut etkiye dönüştüren, her yıl sahadaki yeni ihtiyaçlara göre geliştirilen uzun soluklu bir model olarak yoluna devam ediyor. Her yıl yeni adımlarla güçlenen bir etki modeli 2023’te görünürlüğü artıran iletişim çalışmaları ve yeni paydaşlarla büyüyen Proje, 2024’te finansal okuryazarlık, girişimcilik, ekoloji ve yapay zekâ odaklı eğitimlerle derinleşti, topluluk ağları üzerinden kadın çiftçiler arasındaki bağı güçlendirdi. 2025 yılında ise ürün lansmanı ve staj programı gibi yeni adımlarla etkisini genişletti. Tarımın Kadın Yıldızları’nın emeğiyle üretilen SuperFresh “Ege’den Hasat” bezelye, kadın emeğinin toplumsal faydadan raflara uzanan en somut çıktılarından biri oldu. Kategoride bir ilki gerçekleştirerek Michelin tavsiyeli bir restoranın menüsüne de giren ürün, tarladan tabağa sürdürülebilir bereket anlayışını görünür kıldı. 2026’da temel çiftçilik eğitimi başta olmak üzere farklı ihtiyaçlara yönelik eğitim ve söyleşiler devam ederken yaklaşık 2.000 kadının yer aldığı bilgi paylaşımı platformu, uzmanlara erişim ve dayanışmanın yıl boyunca sürdüğü bir alana dönüştü. TABİT iş birliğiyle finansal okuryazarlıktan girişimciliğe, sürdürülebilir tarımdan yapay zekâ uygulamalarına uzanan eğitim ve söyleşiler yıl boyunca devam etti. Tarımın Kadın Yıldızları Projesi beşinci yılında kadın üreticilerle kurulan ilişkiyi yalnızca üretim dönemleriyle sınırlamayan; eğitim, topluluk, görünürlük ve ekonomik güçlenme başlıklarını bir arada ele alan daha bütüncül bir yapıya ulaştı. Proje; kadınların güçlenmesi, sosyal fayda ve sürdürülebilirlik alanlarındaki çalışmalarıyla bugüne kadar ulusal ve uluslararası platformlarda 30 kez ödüllendirildi. Sosyal etki araştırmaları dönüşümü takip ediyor SuperFresh, Tarımın Kadın Yıldızları Projesi’nin etkisini izlemek ve programı sahadaki ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirmek amacıyla Ipsos Türkiye iş birliğinde düzenli sosyal etki araştırmaları gerçekleştiriyor. Araştırma sonuçları, projenin yarattığı güçlü ekonomik etkiyle birlikte; bilgiyle karar verme, ekonomik bağımsızlık, dayanışma ve bilgi paylaşımı, özgüven ve karar süreçlerine katılım ile görünürlük alanlarında kadın üreticilerin deneyimlerinde dönüşüm yarattığını ortaya koydu. Üretim kararlarında deneyim ve sezginin yanında bilgi, maliyet hesabı ve planlamanın daha fazla yer almaya başlaması bu dönüşümün öne çıkan örneklerinden biri oldu. Ipsos’un değerlendirmesine göre, projenin ilk döneminde memnuniyet yaratan destekler 2026 itibarıyla daha somut ve derin bir etkiye ulaştı; destek, kadın üreticiler açısından giderek güvenceye dönüşen bir yapıya evrildi. Mert Altınkılınç: “Kadın çiftçilerin güçlenmesini tarımın geleceğine yapılan yatırım olarak görüyoruz” Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı ve Besler CEO’su Mert Altınkılınç, şunları söyledi: “Besler olarak tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini, birlikte çalıştığımız üreticilerle kurduğumuz uzun vadeli iş birliğiyle destekliyoruz. Yıldız Holding’in fırsat eşitliği ve kapsayıcılık yaklaşımı ve Yıldız Holding Kadın Platformu’nun çalışmaları doğrultusunda, SuperFresh markamızla 2022 yılında başlattığımız Tarımın Kadın Yıldızları projesi bu anlayışın somut örneklerinden biri. Sözleşmeli üretim ve alım garantisinin yanı sıra finansman, eğitim ve ziraat mühendisliği desteği sunarak kadın çiftçilerin üretimlerini planlamalarına, bilgi ve yetkinliklerini geliştirmelerine katkı sağlıyoruz. Projenin başlangıcında yüzde 5 olan sözleşmeli kadın üretici oranımızın yüzde 30’a ulaşmasından memnuniyet duyuyoruz. Kadın çiftçilerin güçlenmesini tarımın geleceğine yapılan yatırım olarak görüyor, projemizi onların ihtiyaçları ve deneyimleri doğrultusunda geliştirmeyi sürdürüyoruz. 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü vesilesiyle bilgisi, deneyimi ve üretimiyle tarıma değer katan tüm kadın çiftçilere teşekkür ediyorum.” Gülizar Öcal Doğan: “Kadın çiftçilerin deneyimleri projemizin gelişimine yön veriyor” Besler Pazarlama ve Sürdürülebilirlikten Sorumlu Başkan Yardımcısı Gülizar Öcal Doğan, şunları söyledi: “Tarımın Kadın Yıldızları’nı kadın çiftçileri dinleyerek, ihtiyaçlarını anlayarak ve onlarla birlikte öğrenerek geliştiriyoruz. TABİT iş birliğiyle sunduğumuz eğitimler ve yıl boyunca devam eden bilgi paylaşımıyla kadınların öğrendiklerini üretim süreçlerine taşımalarını destekliyoruz. Finansal okuryazarlıktan sürdürülebilir tarım uygulamalarına uzanan eğitimlerimizi sahadan gelen geri bildirimlerle şekillendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde eğitimlerimizi ve kadın üreticiler arasındaki dayanışmayı güçlendirerek projemizin sağladığı faydayı geliştirmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hepsiburada “Yol Arkadaşın Burada” Programındaki Girişimci Kadınların Siparişleri Yüzde 70’e Yakın Arttı Haber

Hepsiburada “Yol Arkadaşın Burada” Programındaki Girişimci Kadınların Siparişleri Yüzde 70’e Yakın Arttı

Eylül 2025’te başlayan “Yol Arkadaşın Burada” programının ilki, eğitim sürecinin ve ardından KAGİDER iş birliğiyle yürütülen mentörlük sürecinin tamamlanmasıyla sona erdi. Girişimci kadınların e-ticarette yetkinliklerini geliştirmek ve işlerini sürdürülebilir biçimde büyütmelerine destek olmak amacıyla hayata geçirilen program, eğitimden mentörlüğe uzanan gelişim yolculuğuyla girişimci kadınları desteklerken, katılımcıların iş sonuçlarına da somut katkı sağladı. 39 ŞEHİR VE 5 ÜLKEDEN KADIN GİRİŞİMCİ KATILDI Program boyunca 23 farklı alanda toplam 52 saat eğitim düzenlendi. 1.000’i aşkın girişimci kadının katıldığı eğitimlerde İstanbul’dan Ordu’ya, İzmir’den Şanlıurfa’ya Türkiye’nin 39 şehrinden kadınlar yer aldı. Programa Türkiye’nin yanı sıra Hollanda, ABD, Kanada ve İspanya’dan da girişimci kadınlar katıldı. Katılımcıların yüzde 70’ini 25-45 yaş aralığındaki kadınlar oluşturdu. Eğitim döneminin ardından belirlenen 25 girişimci kadın, KAGİDER’in mentör ağında yer alan deneyimli kadın girişimcilerle eşleştirildi. Altı ay süren bire bir mentörlük döneminde katılımcılar kendi işlerinin ihtiyaçlarına yönelik destek aldı. HER ÜÇ KADINDAN İKİSİ YAPAY ZEKA ARAÇLARINI İŞİNDE KULLANIYOR Eğitimlerin ardından katılımcıların yüzde 66’sı yapay zeka araçlarını iş süreçlerine entegre etti. Katılımcıların yüzde 50’den fazlası ürün görsellerini profesyonel çekim teknikleriyle yenilerken, video içerik üretmeye başlayanların oranı yüzde 46 oldu. Programın katılımcıların iş sonuçlarına etkisi de verilere yansıdı. Kadın girişimcilerin sipariş sayısı eğitim öncesi döneme kıyasla yüzde 70’e yakın artarken, ciroları yüzde 42 büyüdü. Katılımcıların yüzde 83’ü işini büyütme konusundaki özgüveninin arttığını ifade ederken, programın genel memnuniyet oranı yüzde 90’ın üzerinde gerçekleşti. “GİRİŞİMCİ KADINLARIN İHTİYAÇLARI DEĞİŞTİKÇE BİZİM YOL ARKADAŞLIĞIMIZ DA GELİŞİYOR” Programın ilkini değerlendiren Hepsiburada Kurumsal İletişim ve Sosyal Etki Grup Direktörü Canan Binal Yılmaz, şunları söyledi: “Kadın girişimciliğini desteklediğimiz yaklaşık 10 yıllık yolculuğumuz bize çok önemli bir şey öğretti. Bir girişimcinin işini kurmasına destek olmak kadar, değişen ihtiyaçlarında yanında kalabilmek de önemli. E-ticaret çok hızlı dönüşüyor; bugün bir girişimcinin yapay zekadan içerik üretimine, finansal okuryazarlıktan marka iletişimine kadar çok farklı alanlarda kendini sürekli geliştirmesi gerekiyor. Yol Arkadaşın Burada’yı, tam da bu değişime birlikte ayak uydurabileceğimiz yaşayan bir gelişim programı olarak tasarladık. Programın sonunda bizim için en değerli kazanım, eğitimlerin ötesine geçen bir öğrenme ve dayanışma alanı oluşturabilmek oldu. KAGİDER’in deneyimi ve güçlü mentör ağı sayesinde girişimci kadınları karşılaştıkları soruları paylaşabilecekleri deneyimli yol arkadaşlarıyla buluşturduk. Programın ilkinin tamamlarken elde ettiğimiz deneyim ve içgörüleri programın bundan sonraki aşamaları için kullanmayı hedefliyoruz. Girişimci kadınları dinlemeye, ihtiyaçları değiştikçe programın içeriğini de onlarla birlikte geliştirmeye devam edeceğiz. Hepsiburada olarak hedefimiz, işlerini büyütürken ihtiyaç duydukları her yeni adımda yanlarında olabilmek. ‘Yol Arkadaşın Burada’ isminin bizim için karşılığı da tam olarak bu.” “BAZEN BİR GİRİŞİMCİNİN İHTİYACI OLAN ŞEY, DOĞRU SORUYU SORABİLECEĞİ BİR YOL ARKADAŞIDIR.” KAGİDER Yönetim Kurulu Üyesi ve proje lideri Neşecan Çekici, programa ilişkin şunları söyledi: “Kadın girişimciler için bilgi kadar deneyim paylaşımı ve destek de önemli. ‘Yol Arkadaşın Burada’ programında eğitimlerin ardından başlayan mentorluk sürecinde girişimci kadınları deneyimli iş insanlarıyla buluşturduk. Kendi işlerine dair karşılaştıkları konuları birlikte değerlendirdiler, deneyimlerini paylaştılar. Program boyunca bir kez daha gördük ki doğru bir yol arkadaşlığı, girişimcilerin kendilerine ve işlerine daha güvenle bakmalarına katkı sağlıyor.” “MENTORLUK, GİRİŞİMCİNİN KENDİ POTANSİYELİNE BAŞKA BİR AÇIDAN BAKMASINI SAĞLIYOR.” KAGİDER Yönetim Kurulu Üyesi Av. Zeynephan Gemicioğlu ise: “Hepsiburada iş birliğiyle yürüttüğümüz ‘Yol Arkadaşın Burada’ programında, Nisan ayından bu yana KAGİDER Mentor Hub’daki mentorlarımız 25 kadın girişimci ve 5 kooperatifle bire bir çalıştı. Yaptığımız ölçümde katılımcılarımızın yüzde 57’sinin hedeflerine ulaştığını, yaklaşık yüzde 32’si ise hedeflerinin de ötesine geçtiğini belirtti. Bu süreç bize mentorluk ilişkisinin iki taraf için de değerli bir öğrenme alanı olduğunu bir kez daha gösterdi. Program sona erse de KAGİDER olarak girişimcilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Benchmark Toplumsal Yatırım ve Sosyal Etki Yönetimi Ajansı, 15 Yılda 5,2 Milyon Hayata Doğrudan Dokundu Haber

Benchmark Toplumsal Yatırım ve Sosyal Etki Yönetimi Ajansı, 15 Yılda 5,2 Milyon Hayata Doğrudan Dokundu

Türkiye’de şirketlerin sosyal sorumluluk uygulamalarının henüz gelişmeye başladığı 1990’lı yıllardan bu yana alanında öncü çalışmalar yürüten Fadile Paksoy tarafından 2011 yılında kurulan Benchmark Toplumsal Yatırım ve Sosyal Etki Yönetimi Ajansı, kuruluşunun 15. yılını geride bıraktı. Çeyrek asrı aşan sektörel birikimi kurumsal yapısıyla birleştiren Benchmark, şirketlerin toplumsal yatırımlarını sürdürülebilirlik öncelikleri ve toplumsal ihtiyaçlarla ilişkilendirerek çok paydaşlı ve etki odaklı programlar tasarlayıp yönetiyor. Eğitim, çevre, kadınların güçlenmesi, ekonomik ve toplumsal kalkınma alanlarında Türkiye’nin önde gelen şirketleri, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde çalışan Benchmark, yürütücülüğünü üstlendiği toplumsal yatırım ve kurumsal gönüllülük programlarıyla 15 yılda Türkiye’nin 81 ilinde 5,2 milyonun üzerinde kişiye doğrudan ulaştı. “Gerçek İyilik, Değişimle Başlar” Ajans Başkanı Fadile Paksoy, kurumun iş yapış felsefesine ilişkin şunları söyledi: “Benchmark’ın kuruluş amacı, paydaşlarımızla birlikte toplumsal sorunlara çözüm üretmek ve kalıcı değer yaratmak. Bu yüzden yürüttüğümüz projeleri şirketler için sadece bir iyilik yapma aracı veya dönemsel kampanya olarak kurgulamıyoruz. Hedefimiz herkesin şefkatli ve kapsayıcı bir toplumda onurlu bir şekilde kendini var edebilmesine katkı sunmak. Bizim için toplumsal yatırım, bireylerin ve toplulukların kapasitesini geliştiren, güçlenmelerini destekleyen ve uzun vadeli değer üreten bir değişim aracı. Çünkü biliyoruz ki gerçek iyilik, değişimle başlar. Bu yaklaşımla 15 yılda 5 milyonu aşkın insanın hayatına doğrudan dokunabilmiş olmanın ve sahada kalıcı bir iz bırakmanın gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz.” Stratejiden Saha Uygulamasına Bütüncül Yönetim Sosyal etkinin bir proje türü ya da proje sonunda yapılan bir ölçüm çalışması olmadığını vurgulayan Paksoy, sosyal etkiyi toplumsal yatırım programlarına yön veren bir yönetim yaklaşımı olarak ele aldıklarını belirterek Ajansın çalışma modelini şöyle anlattı: “Toplumsal yatırım ve kurumsal gönüllülük programlarını kurumların sürdürülebilirlik öncelikleri ve toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda tasarlıyor, sosyal etki yaklaşımıyla yönetiyoruz. Paydaş katılımını esas alarak başta kamu kurumları olmak üzere sivil toplum, akademi ve sosyal girişimlerle iş birlikleri geliştiriyoruz. Sosyal etki yönetiminde ise paydaşlarda yaşanan değişime odaklanıyor; sosyal etki ölçümü ve SROI (Yatırımın Sosyal Getirisi) analiziyle yaratılan sosyal değeri ortaya koyuyor, sonuçları etki raporlarıyla şeffaf biçimde paylaşıyoruz. İletişimi salt görünürlük aracı olarak değil, toplumsal değer üretiminin ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyoruz. Etki iletişimi yaklaşımımızla yaratılan değerin şeffaf biçimde paylaşılmasını ve paydaşlarla güvene dayalı ilişkiler kurulmasını destekliyoruz. Bu yaklaşım aynı zamanda şirketlerin ‘social washing’ riskini azaltmalarına ve kurumsal itibarlarını güçlendirmelerine katkı sağlıyor.” Toplumsal Yatırımda Yeni Dönem Şirketlerin toplum üzerindeki etkilerinin ve sosyal risklerin kurumsal karar süreçlerinde giderek daha fazla önem kazandığına dikkat çeken Paksoy, sözlerini şöyle tamamladı: “Toplumsal sorunların çeşitlendiği ve şirketlerden beklentilerin değiştiği bu dönem, toplumsal yatırımların sosyal sürdürülebilirlikten bağımsız düşünülemeyeceği yeni bir yaklaşıma işaret ediyor. Bu yaklaşımda toplumsal yatırım, kısa vadeli ve faaliyet odaklı sosyal sorumluluk anlayışının ötesine geçerek şirketlerin sürdürülebilirlik öncelikleri, toplumsal ihtiyaçlar ve paydaş beklentileri doğrultusunda ele alınan bir yönetim alanı haline geliyor. Benchmark olarak güçlü saha deneyimimiz ve veriye dayalı yönetim anlayışımızla bu dönüşümde kurumların toplumsal yatırımlarını uzun vadeli ve etki odaklı programlara taşıyan stratejik ortak olmaya devam edeceğiz.” Çok Paydaşlı Projeler, Güçlü İş Birlikleri Benchmark, kurulduğu günden bu yana eğitimden kadınların güçlenmesine, sağlıktan trafik güvenliğine uzanan alanlarda kamu, özel sektör, sivil toplum ve uluslararası kuruluşlarla iş birliği içinde çok paydaşlı projelerin yürütücülüğünü üstlendi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı koordinasyonunda TÜVTÜRK’ün desteğiyle hayata geçirilen ve 6’sı bakanlık olmak üzere 20 paydaşı bir araya getiren Trafikte Sorumluluk Hareketi, Goodyear ile Trafikte Gençlik Hareketi, Michelin ile İyi Dersler Şoför Amca, Millî Eğitim Bakanlığının ana paydaşlığında TOBB Kadın Girişimciler Kurulu ve OPET ile İşimiz Temiz, OPET ile Tertemiz Yarınlar Okullardan Başlar, Vodafone Vakfı ile Girişimcilikte Önce Kadın ve Dijital Benim İşim, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, UNDP ve Limak Vakfı ile Türkiye’nin Mühendis Kızları Lise Programı, Nestlé Türkiye ile Sağlıklı Adımlar ve Fundación MAPFRE ile Şehrin Akıllı Çocukları Benchmark’ın geniş coğrafi erişime sahip projeleri arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ASAŞ’ın Bisiklet Dostu İşveren Projesine Sürdürülebilir İş Ödülü Haber

ASAŞ’ın Bisiklet Dostu İşveren Projesine Sürdürülebilir İş Ödülü

Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarından ASAŞ, sürdürülebilirlik çalışmaları kapsamında hayata geçirdiği Bisiklet Dostu İşveren Projesi ile önemli bir başarıya daha imza attı. Proje, sürdürülebilirlik alanındaki başarılı uygulamaların değerlendirildiği Sürdürülebilir İş Ödülleri kapsamında Sosyal Etki ve Dayanıklılık – Çevre kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü. ASAŞ’ın çalışanlarının günlük ulaşım ihtiyaçlarına çevre dostu çözümler sunmak, bisiklet kullanımını yaygınlaştırmak ve sağlıklı yaşamı desteklemek amacıyla hayata geçirdiği proje, sürdürülebilir ulaşım yaklaşımını çalışma hayatının bir parçası haline getirmeyi hedefliyor. 320 Bisiklet ve 8 Kilometrelik Bisiklet Yolu ASAŞ, Akyazı’daki geniş üretim kampüsünde bisiklet kullanımını desteklemek amacıyla çalışanların kullanımına 320 bisiklet sunarken, kampüs içerisinde toplam 8 kilometrelik bisiklet yolu oluşturdu. Böylece çalışanların üretim tesisleri arasındaki ulaşımını bisikletle gerçekleştirmeleri için güvenli ve pratik bir alternatif sunuldu. Proje kapsamında bisiklet kullanımının yalnızca kampüs içi ulaşımda değil, çalışanların işe geliş-gidişlerinde de yaygınlaştırılması hedefleniyor. Bu doğrultuda ilgili kurumlarla iş birlikleri geliştirilerek bisiklet ulaşımının Akyazı ilçesiyle bağlantısının güçlendirilmesine yönelik çalışmalar sürdürülüyor. ASAŞ ayrıca bisikletlerin düzenli bakım ve onarımlarının gerçekleştirilebilmesi amacıyla bir tamir atölyesi oluşturmayı planlarken, çalışanların bisiklet kullanımına ilişkin bilgi ve becerilerini geliştirmelerine destek olmak amacıyla ASAŞ Akademi aracılığıyla bisiklet eğitimleri de gerçekleştiriyor. Sürdürülebilir Ulaşım Kültürünü Destekliyor Bisiklet Dostu İşveren Projesi ile çevresel kazanımların yanı sıra çalışanların sağlıklı yaşam alışkanlıklarının desteklenmesi ve sürdürülebilir ulaşım konusunda farkındalığın artırılması amaçlanıyor. ASAŞ’ın sürdürülebilirlik yaklaşımının bir parçası olan proje, şirket içerisinde çevre dostu ulaşım kültürünün yaygınlaştırılmasına katkı sağlarken, bisiklet kullanımının çalışanlar ve toplum açısından çevresel ve sosyo-ekonomik faydalarına yönelik farkındalık oluşturmayı da hedefliyor. Daha önce CFE (Cycle Friendly Employer) Gold Seviye Bisiklet Dostu İşveren Sertifikası almaya hak kazanan ve bu sertifikayı alan ikinci Türk işveren olan ASAŞ, Bisiklet Dostu İşveren Projesi ile sürdürülebilir ulaşım alanındaki çalışmalarını güçlendirmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sivil Toplum ve Özel Sektör Temsilcileri Sürdürülebilirlik Gündemine “Başka Türlü” Bir Yaklaşım İçin Buluştu Haber

Sivil Toplum ve Özel Sektör Temsilcileri Sürdürülebilirlik Gündemine “Başka Türlü” Bir Yaklaşım İçin Buluştu

Toplumsal sorunların çözümünde yenilikçi yaklaşımların geliştirilmesi ve uygulanması amacıyla kurulan bir sosyal girişim olan SİM (Sosyal İnovasyon Merkezi); yeni oluşumu Başka Türlü Akademi ile sürdürülebilirlik alanında farklı bir öğrenme ve düşünme alanı açıyor. Sosyal girişimcilik, kurumsal sosyal sorumluluk ve gönüllülük, sivil toplum kapasite geliştirme ve kurumsal gelişim alanlarında çalışmalar yürüten SİM, Başka Türlü Akademi bünyesindeki ilk eğitim buluşmasını, sivil toplum ve özel sektörden sürdürülebilirlik alanında çalışan profesyonellerin katılımıyla gerçekleştirdi. Tam gün süren programda katılımcılar; sürdürülebilirliği yalnızca hedefler, göstergeler ve taahhütler üzerinden değil, insanların gündelik tercihleri, karar verme biçimleri ve doğayla kurdukları ilişki üzerinden yeniden düşünmeye odaklandı. Sürdürülebilirlik gündeminin giderek daha fazla strateji, politika ve performans göstergeleri üzerinden ele alındığı bir dönemde Başka Türlü Akademi, tartışmayı bu çerçevenin ötesine taşımayı amaçlıyor. Programın çıkış noktası, sürdürülebilir dönüşümün yalnızca ne yaptığımızla değil, nasıl düşündüğümüzle, hangi varsayımlarla hareket ettiğimizle ve kendimizi doğanın neresinde konumlandırdığımızla da ilgili olduğu fikrine dayanıyor. Sürdürülebilirlik konusunda karşılaşılan etik ikilemlerin simüle edildiği tartışmalardan toprağın yeniden üretim kapasitesini deneyimlemeye uzanan farklı çalışmalarla, bireysel tercihler ile sistemik sorunlar arasındaki ilişkiye bakmaya odaklanan program, katılımcıları sürdürülebilirlik alanındaki kimi temel çelişkilerle doğrudan karşılaştırma yaklaşımıyla kurgulandı. Bu yaklaşımla, sürdürülebilirlik, yalnızca çevresel değil tasarım, inovasyon, davranış bilimi, kurum kültürü ve karar alma süreçleriyle kesişen bir alan olarak yeniden ele alındı. Başka Türlü Bakmak, Sosyal İnovasyonun Doğasında Var 2011 yılında Türkiye’nin ilk Sosyal İnovasyon Merkezi olarak akademisyenler ve sivil toplum profesyonellerinin bir araya gelmesiyle kurulan SİM; toplumsal, kültürel, ekonomik ve çevresel sorunlara yenilikçi çözümler geliştirmek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bugüne kadar özel sektör, kamu, akademi ve sivil toplum kuruluşlarıyla çok sayıda danışmanlık, araştırma, stratejik planlama, kapasite geliştirme ve eğitim çalışmasına imza atan SİM, bu birikimini şimdi Başka Türlü Akademi çatısı altında daha deneyimsel ve disiplinlerarası bir öğrenme yaklaşımına taşıyor. “Sürdürülebilirlik bugün çoğu zaman hedefler, göstergeler ve taahhütler üzerinden konuşuluyor. Oysa gerçek dönüşüm, önce düşünme ve bakma biçimlerimizi değiştirmemizi gerektiriyor.” diyen SİM Kurucu Direktörü Başak Yalvaç Özçağdaş, konuyla ilgili şunları söyledi: “Başka Türlü Akademi’yi, sürdürülebilirliği yalnızca bir gündem başlığı olarak değil; gündelik hayatımızdan kurumların karar alma biçimlerine kadar uzanan bir dönüşüm alanı olarak birlikte düşünmek için tasarladık. Alışılmış cevapları tekrarlamak yerine sorulara başka türlü bakıyor; sürdürülebilirliği yalnızca bir uyum alanı değil, yeni düşünme, tasarlama ve birlikte hareket etme biçimlerinin başlangıç noktası olarak görüyoruz. Başka Türlü Akademi’de bir “doğru cevaplar” alanı oluşturmaktan çok, farklı soruların birlikte sorulabileceği bir düşünme platformu yaratmayı hedefliyoruz.” Sürdürülebilirliğe farklı uzmanlık alanlarından bakan disiplinlerarası bir öğrenme topluluğunu bir araya getiren Başka Türlü Akademi’nin eğitmenleri arasında eğitim politikaları, ekolojik okuryazarlık ve biyomimikri alanlarında uzmanlaşan eğitimci ve araştırmacı Burcu Meltem Arık; sivil toplum, örgüt yönetimi, ekoloji ve hak temelli yaklaşım uzmanı Dr. Ali Alper Akyüz; toplumsal cinsiyet eşitliği, kapsayıcılık ve örgütsel kültür uzmanı Doç. Dr. Ece Öztan; uzman psikolog ve sosyal etki tasarımcısı Ayşe Yapıcı; sosyolog ve sosyal araştırmacı Çiğdem Akça; kent, çevre ve kentsel tarım araştırmacısı Dr. Melike Selin Ekenler, gastronomi ve sürdürülebilir mutfak alanlarında uzmanlaşan Şef Hande Matakan ile sosyal inovasyon, gönüllülük ve topluluk yönetimi uzmanı Başak Yalvaç Özçağdaş yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TOÇEV’in Sosyal Girişim Projesi PAYAM’da İlk Hasat Haber

TOÇEV’in Sosyal Girişim Projesi PAYAM’da İlk Hasat

1994 yılından bu yana çocukların eğitim hakkını savunan TOÇEV, sivil toplum kuruluşlarının kaynak geliştirme süreçlerine yenilikçi bir yaklaşım getiren PAYAM Ekolojik Badem Köyü Projesi’nde önemli bir milada ulaştı. 2021 yılında toprağa dikilen fidanlar, sürdürülebilir tarım, doğa ve sosyal etkinin buluştuğu bir modele dönüşerek ilk ürünlerini verdi. PAYAM, yalnızca bir badem bahçesi olmanın ötesinde; yetişen bademlerin ürüne, ürünün kaynağa, kaynağın ise çocukların eğitim hakkına dönüştüğü uçtan uca sürdürülebilir bir sosyal girişim modeli olarak öne çıkıyor. "PAYAM, Birlikte Büyüttüğümüz Bir Değer" Projenin yalnızca badem satışı geliriyle sınırlı kalmadığını, derin bir sosyal etki odaklı yürütüldüğünü belirten TOÇEV yetkilileri, projenin geldiği aşamayı şu sözlerle değerlendirdi: "TOÇEV olarak 1994’ten bu yana çocukların eğitim hakkını kesintisiz savunuyoruz. Bu hakkı destekleyecek sürdürülebilir kaynaklar yaratmak en büyük sorumluluğumuz. PAYAM, 2021 yılında çocukların eğitimine katkı sağlayacak bağımsız ve sürdürülebilir bir kaynak fikriyle doğdu. Bugün ilk hasadımızı yaparken, sadece bir bahçenin ürününü değil; bir fikrin gerçeğe dönüşmesini ve paydaşlarımızla birlikte büyüttüğümüz ortak bir değeri kutluyoruz." Veri Odaklı ve Ölçülebilir Sosyal Etki Hedefleniyor PAYAM projesinin bundan sonraki döneminde etki odaklı yönetim anlayışı güçlendirilecek. Modelin sunduğu değeri daha ölçülebilir, görünür ve paylaşılabilir kılmak adına teknik analiz, veri toplama, ölçme, karşılaştırma ve iyileştirme çalışmalarına ağırlık verilecek. Ayrıca projenin iletişim ve stratejik iş birlikleri boyutu da yeni bir evreye taşındı. Tamamlanan “PAYAM Görünürlük ve Stratejik Katılım Analizi” ve oluşturulan “PAYAM İletişim ve Stratejik İlişki Planı” doğrultusunda, uluslararası ve ulusal platformlarda yeni paydaş görüşmelerine başlandı. Projenin tarımsal süreçleri ve Organik Tarım sertifikasyon çalışmaları Karaoklar ekibinin uzmanlığıyla yürütülürken, TOÇEV tüm destekçilerini ve ekosistem üyelerini bu büyüyen değeri çocukların geleceği için birlikte daha da büyütmeye davet ediyor. TOÇEV (Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı) Hakkında: 1994 yılında kurulan TOÇEV, okumak isteyen ancak maddi imkânsızlıklar nedeniyle eğitime erişim güçlüğü çeken çocuklara ilköğretimden üniversite hayatlarının sonuna kadar eşit ve kesintisiz eğitim hakkı sağlamak amacıyla faaliyet göstermektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.