Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sosyal Hizmet

Kapsül Haber Ajansı - Sosyal Hizmet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Hizmet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Beykoz’da Yağışın Yaraları Dayanışmayla Sarılıyor Haber

Beykoz’da Yağışın Yaraları Dayanışmayla Sarılıyor

Beykoz’da etkili olan yoğun yağışların ardından ilçenin farklı mahallelerinde başlatılan temizlik, su tahliyesi ve hasar tespit çalışmaları sonrası, zarar gören hanelerin yeniden yaşam koşullarına kavuşması için sosyal destek çalışmaları hız kazandı. Beykoz Belediyesi, yağıştan etkilenen vatandaşların ihtiyaçlarını belirleyerek temel yaşam malzemeleri ve ev eşyalarının temin edilmesine yönelik kapsamlı bir çalışma yürütüyor. Belediye Başkan Vekili Özlem Vural Gürzel’in koordinasyonunda sürdürülen çalışmalarda, zarar gören evler ziyaret edilerek ailelerin ihtiyaçları yerinde tespit ediliyor. Yapılan değerlendirmelerin ardından ihtiyaç duyulan malzemeler temin edilerek hanelere ulaştırılıyor. Ev Eşyasından Giyime Kadar İhtiyaçlar Karşılanıyor Yağış nedeniyle evlerinde zarar meydana gelen vatandaşlara baza, yatak, kanepe ve koltuk takımları ulaştırıldı. Ailelerin günlük yaşamlarını sürdürebilmeleri için kadın, erkek ve çocuklara yönelik giyim ürünleri ile battaniye desteği de sağlandı. Giyim ihtiyaçlarının karşılanmasında, Beykoz Belediyesi tarafından Eylül 2026'da hizmete açılan Beykoz İyilik Çarşısı da devreye alındı. Böylece yağıştan etkilenen ailelerin giyim ihtiyaçları, bu sosyal hizmet aracılığıyla da karşılandı. Evlerinde tadilat ihtiyacı bulunan vatandaşlar için boya desteği verilirken, beyaz eşya ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik teslimat süreci de başlatılıyor. Başkan Vekili Gürzel, Çalışmaları Sahada Takip Ediyor Beykoz Belediye Başkan Vekili Özlem Vural Gürzel, yağıştan etkilenen mahallelerde yürütülen çalışmaları yakından takip ederek zarar gören haneleri ziyaret ediyor. Vatandaşlarla bir araya gelen Gürzel, ihtiyaçların doğrudan yerinde belirlenmesi ve desteklerin ilgili ailelere ulaştırılması için süreci bizzat koordine ediyor. Gürzel: “Yaraları el birliği ve dayanışmayla sarıyoruz.” Yürütülen çalışmalarla ilgili yaptığı açıklamada, yaraların el birliği ve dayanışma ile sarıldığını ifade eden Belediye Başkan Vekili Özlem Vural Gürzel: “Dayanışmayla her zorluğu birlikte aşıyoruz. Beykoz’umuzda yaşanan yoğun yağışın ilk anından itibaren komşularımızın yanındaydık. Bugün de yaraları el birliğiyle sarmaya devam ediyoruz. Temizlik ve tahliye çalışmalarımızın ardından zarar gören evlere boya, mobilya, giyim ve battaniye desteği ulaştırdık. Valiliğimiz ve AFAD tarafından sağlanan nakdi yardımların yanı sıra beyaz eşya desteğini de ailelerimize ulaştırmaya başlıyoruz. Komşularımız evlerinde yeniden huzurla oturana kadar yanlarında olmaya devam edeceğiz." ifadelerine yer verdi. Beykoz Belediyesi, son ailenin ihtiyaçları karşılanana ve zarar gören evler yeniden yaşanabilir hale gelene kadar sahadaki çalışmalarını sürdürecek.

Suna’nın Kızları Beş Yılda 22 Binden Fazla Çocuğa Ulaştı Haber

Suna’nın Kızları Beş Yılda 22 Binden Fazla Çocuğa Ulaştı

İpek Kıraç tarafından annesi Suna Kıraç’ın mirasını yaşatmak ve çocuklar için kurduğu hayallerin gerçekleşmesine katkıda bulunmak üzere 2021 yılında hayata geçirilen Suna’nın Kızları, beşinci yılını geride bıraktı. Kız çocukların özgün ihtiyaçlarını gözeterek, tüm çocukların duygusal ve fiziksel olarak iyi hâlde olmalarını, öğrenmeye kesintisiz devam edebilmelerini, eğlenmeye ve dinlenmeye vakit ayırabilmelerini, baskı altında kalmadan yaşayabilmelerini ve kendileriyle ilgili kararlarda söz sahibi olabilmelerini destekleyen Suna’nın Kızları, beş yılda 22 binden fazla çocuk ve 6 binden fazla yetişkine ulaştı. Suna’nın Kızları Kurucusu İpek Kıraç süreci “Beş yıl önce kız çocukların potansiyellerini hayata geçirebildikleri bir dünya hedefiyle yola çıktık. Çocukların güçlenmesinin, yalnızca onlarla doğrudan çalışmakla değil; hayatlarını çevreleyen okul, hane, mahalle, akranlar gibi tüm aktörlerin oluşturduğu ekosistemi güçlendirmekle mümkün olduğuna inanıyorduk. Bu nedenle stratejimizi ekosistem yaklaşımı üzerine kurduk. Bu yaklaşımı hayata geçirmenin yolunu ise farklı kurumların ortak bir amaç ve ortak göstergeler etrafında birlikte çalışmasında gördük. Beş yıl boyunca farklı uzmanlık, bilgi ve deneyimlere sahip 33 sivil toplum oluşumuyla bir Kolektif Etki inisiyatifi olarak birlikte hareket ettik ve bu ortaklığı sürdürmeye devam ediyoruz. Bugün geriye baktığımda Suna’nın Kızları’nın beş yıllık yolculuğunu, farklı kurumların bilgi ve deneyimlerini ortak bir amaç için bir araya getiren büyük bir ortak emek olarak görüyorum” ifadeleriyle değerlendirdi. Beş yıllık çalışmaların özeti Suna’nın Kızları, çocukları çevreleyen ekosistemin daha güvenli ve destekleyici hâle gelmesine katkı sunmak amacıyla farklı alanlarda modeller geliştirdi ve sahada denedi. Bu kapsamda mahalle temelli çocuk koruma ve destek sistemleri, okul temelli sosyal hizmet ve çocuk koruma mekanizmaları, hane temelli ebeveyn destekleri, çocukların gelişimi ve akran ilişkilerine yönelik programlar ile dijital dünyaya yönelik modeller üzerinde çalıştı. Bu modellerin sahadaki uygulamaları kapsamında; 6 Şubat depremlerinin ardından kurulan Çocuk Topluluk Merkezlerinde çocukların ihtiyaç ve ilgileri doğrultusunda 2 binden fazla atölye ve etkinlik gerçekleştirildi. Kentte ve kırsalda yaşayan kız çocukları bir araya getiren Yaz Enstitüsü Programı, mezunların gönüllü ve rol model olarak sürece dahil olduğu bir öğrenme ve dayanışma alanı olarak gelişti. Bu sahalarda 2 bin çocuk kendilerini, duygularını, ihtiyaçlarını ve sınırlarını tanımalarını destekleyen Esenlik Programı’nı tamamladı. Çocukları Destekleyen Mahalleler yaklaşımıyla, mahalle temelli çalışmalar ile yerelde çocukların ihtiyaçlarını fark eden ve destek mekanizmalarını harekete geçirebilen yapılar; okul temelli çalışmalarla ise çocukların ihtiyaçlarının ve karşılaştıkları risklerin daha erken fark edilebildiği destekleyici okul ortamlarının güçlendirilmesi hedeflendi. Çocukların yalnızca programlara katılması değil, programların özneleri olarak kendilerini ilgilendiren süreçlere katkı sunması beş yıllık çalışmaların en önemli başlıklarından biri oldu. Kız Çocuk Danışma Ekibi ve Kız Çocuk Çemberleri aracılığıyla çocukların ihtiyaçlarına ve çözüm önerilerine ilişkin görüşlerini paylaşmasıyla katılım mekanizmaları güçlendirildi. Tüm çalışmalarında Kız Çocuk Odaklı Tasarım yaklaşımını merkeze alan Suna’nın Kızları, programlara, hizmetlere ve kentlere kız çocukların deneyimleri üzerinden bakmanın ve çözümleri onlarla birlikte tasarlamanın araçlarını geliştirdi. Ortak çalışmanın temelinde Kolektif Etki yer aldı Suna’nın Kızları, bu çalışmalarını eğitim, çocuk ve kadın hakları ile çocukların güçlenmesi alanlarında çalışan 33 sivil oluşumla, ortak amaçlar ve ortak göstergeler etrafında bir Kolektif Etki inisiyatifi olarak yürüttü. Çözüm ve Destek Toplulukları içinde farklı uzmanlıkları bir araya getiren kurumlar, kendi bilgi ve saha deneyimlerini paylaşarak birbirlerinden öğrendi; farklı alanlardaki çalışmaların birbirini nasıl destekleyebileceğini birlikte deneyimledi. Beş yıllık deneyim belgesel ve basılı yayına dönüşüyor Suna’nın Kızları, beş yıl içinde geliştirdiği yaklaşım ve modelleri, sahadan edindiği deneyimlerle birlikte bir basılı yayın ve çok bölümlü belgesel çalışmasıyla kayıt altına alıyor. Hazırlanan yayın, yapılan çalışmaların yanı sıra hangi ihtiyaçlardan yola çıkıldığını, modellerin nasıl denendiğini, süreç içinde nelerin değiştiğini ve hangi öğrenmelerin ortaya çıktığını çocuklarla çalışan farklı kurumların yararlanabileceği bir kaynakta bir araya getirmeyi amaçlıyor. Çok bölümlü belgesel serisi ise Suna’nın Kızları’nın kuruluşundan bugüne uzanan yolculuğunu farklı perspektiflerden aktarıyor. Kurucu kadronun kuruluş dönemine ilişkin anlatılarını içeren ilk bölüm Suna’nın Kızları YouTube hesabında yayımlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sabancı Vakfı’ndan Nirengi Derneği’nin İstismara Karşı Destek Hattı’na Güçlü Katkı Haber

Sabancı Vakfı’ndan Nirengi Derneği’nin İstismara Karşı Destek Hattı’na Güçlü Katkı

Hukuki, psikososyal ve sosyal hizmet desteğini bir arada sunan proje kapsamında, Mayıs 2027’ye kadar çocukların ve bakım verenlerin ihtiyaç duydukları desteğe erişimlerinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Daha eşit ve sürdürülebilir bir gelecek için faaliyetlerini sürdüren Sabancı Vakfı, başta kadınlar ve kız çocukları olmak üzere çocukların güvenli ve eşit koşullarda büyüyebilmesi ve potansiyellerini özgürce gerçekleştirebilmeleri için sivil toplumla iş birliklerini sürdürüyor. Bu yıl 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nde, kız çocuklarının güvenliğine ve haklara erişimine dikkat çeken Sabancı Vakfı, Nirengi Derneği’nin 2021 yılından bu yana yürüttüğü “İstismara Karşı Destek Hattı” projesine destek veriyor. Nirengi Derneği’nin sahadaki deneyiminden doğan İstismara Karşı Destek Hattı, istismar veya akran zorbalığıyla karşılaşan çocuklar ve bakım verenlerinin süreç içinde yalnız kalmalarının önüne geçmeyi amaçlıyor. Proje ile yasal danışmanlık, psikososyal destek ve sosyal hizmet müdahalesi bütüncül bir yaklaşımla sunuluyor. Bu sayede çocukların ve bakım verenlerinin ilgili adli ve idari mekanizmalara erişimlerinin kolaylaştırılması ve süreç boyunca güçlenmeleri hedefleniyor. Çocuklar ve bakım verenleri için destek Nirengi Derneği’nin sahada yürüttüğü çalışmalar, istismar ve akran zorbalığıyla karşılaşan çocukların yanı sıra ailelerin, öğretmenlerin ve çocuklarla çalışan profesyonellerin de hangi mekanizmaya başvuracakları ve sürecin nasıl ilerleyeceği konusunda desteğe ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor. Bu ihtiyaçtan hareketle 2021 yılında kurulan İstismara Karşı Destek Hattı; fiziksel, cinsel, duygusal ve ekonomik istismarın yanı sıra akran zorbalığı ve akranlar arası istismar vakalarında da destek sağlıyor. Sabancı Vakfı’nın katkılarıyla etkisi daha da güçlenen ve Mayıs 2027’ye kadar devam edecek proje ile çocuklar ve bakım verenlere ulaşılması hedefleniyor. Çalışmalar kapsamında; destek hattı üzerinden çocuklara ve bakım verenlere yasal, sosyal hizmet ve psikososyal alanlarda danışmanlık sağlanacak: -Destek Hattı, çocuk koruma ilkelerine ve standart işleyiş prosedürlerine uygun şekilde hizmet verecek. -Yasal Danışmanlık ile istismara maruz bırakılmış çocuklar ve bakım verenlerine adli süreçler, idari mekanizmalar ve yasal haklar kapsamında hukuki danışmanlık verilecek. -Sosyal Hizmet Danışmanlığı ile sosyal destek ağlarına erişimde zorluk yaşayan çocuklar ve bakım verenlere; barınma, ayni/nakdi yardımlar ve temel haklar konusunda danışmanlık verilecek. -Hattı arayan ve travma, akran zorbalığı veya istismara maruz bırakılmış olan çocuklara ve bakım verenlerine ortalama psikolojik danışmanlık verilecek veya yönlendirme yapılacak. Sabancı Vakfı’nın kız çocuklarına yönelik desteği büyüyerek devam ediyor Sabancı Vakfı, geçtiğimiz yıl 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nde kız çocuklarının eğitim hakkını savunmak ve fırsat eşitliğini güçlendirmek amacıyla 6 farklı sivil toplum kuruluşuna destek sağladı. Toplam 3.000 kız çocuğuna ulaşması hedeflenen bu destek kapsamında Vakıf; Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD), Koruncuk Vakfı, Kız Çocuklarına Destek Derneği, Sosyal Güçlendirme için Spor ve Beden Hareketi Derneği (BoMoVu), Konuşmamız Gerek Derneği ve SistersLab - Bilim ve Teknolojide Kadın Derneği ile güç birliği yaptı. Bir yıllık destek sürecinin ardından 5 binden fazla kız çocuğuna ulaşıldı. Konuşmamız Gerek Derneği’nin Kırmızı Çizgi Projesi ile Adana ve Şırnak’taki okullarda regl sağlığı ve menstrüel adalet üzerine farkındalık çalışmaları yürütülürken Kız Çocuklarına Destek Derneği’nin Keşfet Antalya Projesi kapsamında çocuklar çevre ve çocuk hakları odaklı şehir rotalarında doğayla buluştu. BoMoVu’nun Özgür Adımlar Projesi ile yaratıcı hareket, dans ve psikolojik öz savunma atölyeleri düzenlenirken SistersLab’ın Dijital Kızlar Projesi ile kız çocuklarının dijital ve sosyal becerilerinin geliştirilmesine yönelik eğitimler gerçekleştirildi. Faaliyetleri devam eden Koruncuk Vakfı’nın Depremden Etkilenen Kız Çocuklarının Eğitime Devamı ve Güçlenmesi Projesi kapsamında Hatay’da depremden etkilenen kız çocukları ve ailelerine psikososyal ve koşullu nakdi destek Haziran 2027’ye kadar sağlanacak. ÇYDD’nin Eğitim Bursu Projesi kapsamında ise Ağrı, Gümüşhane ve Muş’taki kız çocukların lise öğrenimlerine yönelik burs desteği Haziran 2029’a kadar sürdürülecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sabancı Vakfı’ndan Nirengi Derneği’nin İstismara Karşı Destek Hattı’na Güçlü Katkı Haber

Sabancı Vakfı’ndan Nirengi Derneği’nin İstismara Karşı Destek Hattı’na Güçlü Katkı

Hukuki, psikososyal ve sosyal hizmet desteğini bir arada sunan proje kapsamında, Mayıs 2027’ye kadar çocukların ve bakım verenlerin ihtiyaç duydukları desteğe erişimlerinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Daha eşit ve sürdürülebilir bir gelecek için faaliyetlerini sürdüren Sabancı Vakfı, başta kadınlar ve kız çocukları olmak üzere çocukların güvenli ve eşit koşullarda büyüyebilmesi ve potansiyellerini özgürce gerçekleştirebilmeleri için sivil toplumla iş birliklerini sürdürüyor. Bu yıl 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nde, kız çocuklarının güvenliğine ve haklara erişimine dikkat çeken Sabancı Vakfı, Nirengi Derneği’nin 2021 yılından bu yana yürüttüğü “İstismara Karşı Destek Hattı” projesine destek veriyor. Nirengi Derneği’nin sahadaki deneyiminden doğan İstismara Karşı Destek Hattı, istismar veya akran zorbalığıyla karşılaşan çocuklar ve bakım verenlerinin süreç içinde yalnız kalmalarının önüne geçmeyi amaçlıyor. Proje ile yasal danışmanlık, psikososyal destek ve sosyal hizmet müdahalesi bütüncül bir yaklaşımla sunuluyor. Bu sayede çocukların ve bakım verenlerinin ilgili adli ve idari mekanizmalara erişimlerinin kolaylaştırılması ve süreç boyunca güçlenmeleri hedefleniyor. Çocuklar ve bakım verenleri için destek Nirengi Derneği’nin sahada yürüttüğü çalışmalar, istismar ve akran zorbalığıyla karşılaşan çocukların yanı sıra ailelerin, öğretmenlerin ve çocuklarla çalışan profesyonellerin de hangi mekanizmaya başvuracakları ve sürecin nasıl ilerleyeceği konusunda desteğe ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor. Bu ihtiyaçtan hareketle 2021 yılında kurulan İstismara Karşı Destek Hattı; fiziksel, cinsel, duygusal ve ekonomik istismarın yanı sıra akran zorbalığı ve akranlar arası istismar vakalarında da destek sağlıyor. Sabancı Vakfı’nın katkılarıyla etkisi daha da güçlenen ve Mayıs 2027’ye kadar devam edecek proje ile çocuklar ve bakım verenlere ulaşılması hedefleniyor. Çalışmalar kapsamında; destek hattı üzerinden çocuklara ve bakım verenlere yasal, sosyal hizmet ve psikososyal alanlarda danışmanlık sağlanacak: -Destek Hattı, çocuk koruma ilkelerine ve standart işleyiş prosedürlerine uygun şekilde hizmet verecek. -Yasal Danışmanlık ile istismara maruz bırakılmış çocuklar ve bakım verenlerine adli süreçler, idari mekanizmalar ve yasal haklar kapsamında hukuki danışmanlık verilecek. -Sosyal Hizmet Danışmanlığı ile sosyal destek ağlarına erişimde zorluk yaşayan çocuklar ve bakım verenlere; barınma, ayni/nakdi yardımlar ve temel haklar konusunda danışmanlık verilecek. -Hattı arayan ve travma, akran zorbalığı veya istismara maruz bırakılmış olan çocuklara ve bakım verenlerine ortalama psikolojik danışmanlık verilecek veya yönlendirme yapılacak. Sabancı Vakfı’nın kız çocuklarına yönelik desteği büyüyerek devam ediyor Sabancı Vakfı, geçtiğimiz yıl 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nde kız çocuklarının eğitim hakkını savunmak ve fırsat eşitliğini güçlendirmek amacıyla 6 farklı sivil toplum kuruluşuna destek sağladı. Toplam 3.000 kız çocuğuna ulaşması hedeflenen bu destek kapsamında Vakıf; Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD), Koruncuk Vakfı, Kız Çocuklarına Destek Derneği, Sosyal Güçlendirme için Spor ve Beden Hareketi Derneği (BoMoVu), Konuşmamız Gerek Derneği ve SistersLab - Bilim ve Teknolojide Kadın Derneği ile güç birliği yaptı. Bir yıllık destek sürecinin ardından 5 binden fazla kız çocuğuna ulaşıldı. Konuşmamız Gerek Derneği’nin Kırmızı Çizgi Projesi ile Adana ve Şırnak’taki okullarda regl sağlığı ve menstrüel adalet üzerine farkındalık çalışmaları yürütülürken Kız Çocuklarına Destek Derneği’nin Keşfet Antalya Projesi kapsamında çocuklar çevre ve çocuk hakları odaklı şehir rotalarında doğayla buluştu. BoMoVu’nun Özgür Adımlar Projesi ile yaratıcı hareket, dans ve psikolojik öz savunma atölyeleri düzenlenirken SistersLab’ın Dijital Kızlar Projesi ile kız çocuklarının dijital ve sosyal becerilerinin geliştirilmesine yönelik eğitimler gerçekleştirildi. Faaliyetleri devam eden Koruncuk Vakfı’nın Depremden Etkilenen Kız Çocuklarının Eğitime Devamı ve Güçlenmesi Projesi kapsamında Hatay’da depremden etkilenen kız çocukları ve ailelerine psikososyal ve koşullu nakdi destek Haziran 2027’ye kadar sağlanacak. ÇYDD’nin Eğitim Bursu Projesi kapsamında ise Ağrı, Gümüşhane ve Muş’taki kız çocukların lise öğrenimlerine yönelik burs desteği Haziran 2029’a kadar sürdürülecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TİKA Desteğiyle Kazakistan’da Kuaförlük Meslek Atölyesi Açıldı Haber

TİKA Desteğiyle Kazakistan’da Kuaförlük Meslek Atölyesi Açıldı

Astana’da hayata geçirilen atölyenin, 14-18 yaş aralığındaki korunma ve bakım altındaki kız çocuklarına mesleki bilgi ve beceriler kazandırması, yeteneklerini geliştirmelerine ve iş hayatına hazırlanmalarına imkân sağlaması planlanıyor. Uygulamalı eğitimlerle gençlerin özgüvenlerinin ve üretkenliklerinin desteklenerek toplumsal hayata daha güçlü katılımlarına katkı sunulması amaçlanıyor. Açılış programına TİKA Kazakistan Koordinatörü Fuat Erdoğmuş, Özel Sosyal Hizmet Destek Merkezi Müdür Yardımcısı Lyazzat Koshayeva, Kalkınma Elçileri, kurum temsilcileri ve davetliler katıldı. Açılışta konuşan TİKA Kazakistan Koordinatörü Fuat Erdoğmuş, gençlerin yeteneklerini keşfetmelerine, mesleki beceriler kazanmalarına ve geleceğe daha güvenli adımlarla ilerlemelerine imkân sağlayan çalışmaları son derece değerli bulduklarını ifade etti. Erdoğmuş, atölyenin gençler için yalnızca bir eğitim alanı değil, kendi geleceklerini şekillendirebilecekleri yeni bir başlangıç olmasını temenni etti. Projenin hazırlık sürecinde aktif görev alan Kalkınma Elçileri, program boyunca gençlerin yanında yer aldı. Açılışın ardından katılımcılar atölyeyi gezerek eğitim alanını inceledi ve yürütülecek çalışmalar hakkında bilgi aldı. Kuaförlük Meslek Atölyesi’nin, mesleki eğitim ve uygulamalı çalışmalar aracılığıyla kız çocuklarının meslek edinmelerine ve iş hayatına hazırlanmalarına katkı sağlayan, aynı zamanda toplumsal hayata daha güçlü katılımlarını destekleyen sürdürülebilir bir eğitim alanı olarak faaliyet göstermesi öngörülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bakanlık, 81 İlde 23 Bin 150 Muhtara Sosyal Hizmet Modellerini Anlattı Haber

Bakanlık, 81 İlde 23 Bin 150 Muhtara Sosyal Hizmet Modellerini Anlattı

Bu faaliyetler kapsamında toplam 23 bin 150 muhtara ulaşıldı. Bakanlık, Sosyal Risk Haritaları ve Aile Rehberi Sistemi kapsamında sosyal hizmet ve desteğe ihtiyaç duyan bireylerin erken dönemde tespit edilmesi, yaşadıkları çevrede kapsayıcı, erişilebilir ve sürdürülebilir destek mekanizmalarına yönlendirilmesi amacıyla yerel paydaşlarla iş birliğini güçlendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda, dış paydaşlar arasında yer alan muhtarların Bakanlığın sosyal hizmet modelleri hakkında kurumsal olarak bilgilendirilmesi amacıyla İl Müdürlükleri koordinasyonunda Muhtarlara Yönelik Bilgilendirme Toplantıları düzenlendi. Toplantılarda muhtarlara, Bakanlığın sunduğu sosyal hizmet modelleri, sosyal yardım mekanizmaları ve Sosyal Hizmet Merkezlerinde yürütülen hizmetler hakkında kapsamlı bilgi verildi. Diğer taraftan, Aile Rehberi Sistemi kapsamında kurumsal iş birliğinin güçlendirilmesi amacıyla yürütülen Aile ve Toplum Temelli Sosyal Destek Çalışmaları kapsamında da meslek personeli tarafından mahalle ziyaretleri gerçekleştirildi. Bu ziyaretlerde muhtarlarla birebir görüşmeler yapılarak Bakanlığın sosyal hizmet modelleri hakkında bilgilendirmelerde bulunuldu. Söz konusu ziyaretlerle sosyal hizmet ihtiyacı bulunan vatandaşların daha erken tespit edilmesi ve gerekli destek mekanizmalarının etkin ve hızlı bir şekilde devreye alınması hedefleniyor. Bakanlık tarafından yürütülen bilgilendirme toplantıları ve saha ziyaretleriyle kamu kurumları ile mahalle düzeyindeki iş birliğinin güçlendirilmesi, sosyal risklerin erken dönemde tespit edilmesi ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara zamanında, etkili ve bütüncül sosyal destek hizmetlerinin ulaştırılması amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mobbing ve Şiddet Sistemi Zorluyor Haber

Mobbing ve Şiddet Sistemi Zorluyor

Artan iş yükü, baskı ve güvensiz çalışma ortamları, sağlık ve sosyal hizmet sisteminin en kritik unsuru olan insan kaynağını zorlarken; sahadan gelen veriler, sorunun yalnızca bireysel değil, doğrudan sistemin sürdürülebilirliğini tehdit eden yapısal bir krize dönüştüğünü ortaya koyuyor. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanları başta olmak üzere kamuda çalışanların maruz kaldığı mobbing ve şiddet vakaları, son dönemde artan yoğunluk ve görünürlükle birlikte sistemin en kritik sorunlarından biri haline geldi. Hizmetin temel taşı olan çalışanların kendilerini güvende hissetmediği bir ortamda, nitelikli ve sürdürülebilir bir yapıdan söz etmek ise giderek zorlaşıyor. Sağlık kurumlarında giderek ağırlaşan mobbing ve şiddet olgusunu tüm yönleriyle ele alan Sağlık Hizmetleri Sendikası (Sahim-SEN), çevrimiçi bir seminer düzenledi. Sendika yönetimi ve uzman isimlerin katkı sunduğu programda, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının yaşadığı görünür ve görünmeyen baskılar çarpıcı örneklerle değerlendirildi. Mobbing Sağlık ve Sosyal Hizmet Sistemini İçten Çökertiyor Sağlık ve sosyal hizmet veren kurumlar başta olmak üzere mobbing, çoğu zaman açık çatışmalarla değil; sistematik baskı, değersizleştirme, dışlama ve görev tanımı dışı yüklemeler üzerinden ilerliyor. Çalışanların sürekli denetlendiği, hatalarının öne çıkarıldığı ve yalnızlaştırıldığı bu süreç, zamanla psikolojik bir yıpranmaya dönüşüyor. Seminerde konuşan SAHİMSEN Engelliler Komisyonu Başkanı Ayşe Sarı, mobbingin sağlık ve sosyal hizmet kurumlarında başta olmak üzere kamuda çoğu zaman görünmez bir şiddet biçimi olarak ilerlediğini ancak etkilerinin derin ve yıkıcı olduğunu vurguladı. Sarı, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının sistematik baskı, dışlanma ve itibarsızlaştırma gibi yöntemlerle yıldırıldığını belirterek, “Mobbing, yalnızca bireyi değil, bulunduğu kurumu da zayıflatan bir süreçtir. Çalışanların yalnızlaştırıldığı, değersizleştirildiği bir ortamda ne verimlilikten ne de sağlıklı bir hizmetten söz edilebilir” değerlendirmesinde bulundu. Görev tanımı dışı yüklemelerden iletişim eksikliklerine, ayrımcılıktan psikolojik baskıya kadar uzanan bu sürecin, çalışanları sessiz bir tükenmişliğe sürüklediğine dikkat çekildi. Sürekli Baskı ve Sessiz Yıpranma Şiddetin Yeni Yüzü Seminerde öne çıkan bir diğer başlık ise sağlık ve sosyal hizmet veren kurumlar başta olmak üzere kamuda şiddetin sadece fiziksel saldırılarla sınırlı olmadığı gerçeği oldu. Günlük işleyiş içinde normalleştirilen baskı, değersizleştirme ve dışlama davranışlarının, özellikle sağlık ve sosyal hizmet çalışanları üzerinde kalıcı izler bıraktığı vurgulandı. Uzman değerlendirmelerinde, bu tür psikolojik şiddetin zamanla tükenmişlik, motivasyon kaybı ve mesleki kopuşa yol açtığı ifade edilirken; çalışanların kendilerini güvende hissetmediği bir ortamda hizmet kalitesinin sürdürülebilir olmadığına dikkat çekildi. “Bu Tablo Artık Bir Meslek Sorunu Değil, Sistem Sorunudur” SAHİMSEN Genel Başkanı Özlem Akarken, sağlık ve sosyal hizmet veren kurumlarda mobbing ve şiddetin ulaştığı noktaya ilişkin yaptığı değerlendirmede, sorunun ciddiyetine dikkat çekerek net bir çerçeve çizdi. Akarken, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının yalnızca mesleklerini icra etmediğini, aynı zamanda sistemsel baskılarla mücadele ettiğini belirterek, “Bugün gelinen noktada bu tabloyu sadece çalışanların sorunu olarak görmek mümkün değildir. Bu doğrudan sistemin sorunudur ve çözüm de sistemsel olmak zorundadır” ifadelerini kullandı. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının kendini güvende hissetmediği bir yapıda, toplum sağlığını korumanın mümkün olmadığını vurgulayan Akarken, her şiddet ve mobbing vakasının hizmete doğrudan zarar verdiğini belirtti. Çözüm Net! Güçlü Politika, Etkin Koruma, Sıfır Tolerans SAHİMSEN, sağlık ve sosyal hizmet veren kurumlar başta olmak üzere kamuda mobbing ve şiddetle mücadelede daha güçlü ve kararlı adımlar atılması gerektiğini vurguluyor. Çalışma ortamlarının daha güvenli hale getirilmesi, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının hak arama süreçlerinin etkinleştirilmesi ve yönetsel yaklaşımların iyileştirilmesi, çözümün temel başlıkları arasında yer alıyor. Sendika, başta sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının korunmasının yalnızca meslek grubu açısından değil, toplum sağlığı açısından da kritik olduğunu belirterek, bu alandaki farkındalık çalışmalarını ve savunuculuk faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

1 Milyar 200 Milyon Muayene! Sağlıkta Rekor mu, Tükeniş mi? Haber

1 Milyar 200 Milyon Muayene! Sağlıkta Rekor mu, Tükeniş mi?

Ancak uzmanlara göre bu tablo yalnızca erişilebilirliğin değil, aynı zamanda sistem üzerindeki baskının da göstergesi. Sahim-Sen Genel Başkanı Özlem Akarken, muayene sayılarındaki artışın sağlık çalışanlarının omuzlarına binen yükü görünür kıldığını belirtti. Son günlerde kamuoyunda sıkça dile getirilen “85 milyonluk ülkede 1 milyar 200 milyon muayene” verisi, sağlık sisteminin erişim kapasitesini gösteren bir istatistik olmanın ötesinde; hizmet kalitesi, hekim başına düşen hasta sayısı, randevu süreleri ve sağlık çalışanlarının artan iş yükü açısından yeni bir tartışma başlatmış durumda. Sahim-Sen Genel Başkanı Özlem Akarken, muayene sayısındaki artışın tek başına başarı göstergesi olarak sunulamayacağını belirterek, “Bu sayı, sağlık çalışanlarının olağanüstü fedakârlığının göstergesidir. Ancak aynı zamanda sistemin üzerindeki baskının da açık bir göstergesidir.” Dedi. Dakikalarla Sınırlanan Muayeneler Artan başvuru sayıları nedeniyle hekim başına düşen hasta sayısının yükseldiğine dikkat çeken Özlem Akarken, randevu sürelerinin daralmasının hizmet kalitesini doğrudan etkilediğini ifade ederek, “Bir hastaya ayrılan sürenin 5-10 dakikaya sıkıştığı bir düzende; detaylı değerlendirme, koruyucu hekimlik ve nitelikli iletişim zarar görür. Bu durum hem hasta memnuniyetini hem de çalışan sağlığını etkiler.” Açıklamasını yaptı. İş Yükü Artıyor, Tükenmişlik Derinleşiyor Yüksek muayene sayılarının yalnızca hekimleri değil; hemşireleri, teknikerleri, sosyal hizmet uzmanlarını ve tüm sağlık kurum çalışanlarını etkilediğini vurgulayan Akarken, sistemin ekip yükü üzerine kurulu olduğunu belirterek, “Sağlık hizmeti bir bütündür.” Dedi. Aynı zamanda artan yoğunluğun tüm meslek gruplarına yansıdığına dikkat çekerek, tükenmişlik sendromu, mesleki motivasyon kaybı ve hata risklerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. “Sağlıkta Artık Nitelik Konuşulmalı” Sağlık sisteminde artan muayene sayıları ve yoğunluk tartışmaları sürerken, Sahim-Sen yapısal dönüşüm çağrısında bulundu. Sendikaya göre “85 milyonluk ülkede 1 milyar 200 milyon muayene” verisi yalnızca erişimi değil, aynı zamanda artan iş yükünü ve kalite üzerindeki baskıyı da gösteriyor. Bu nedenle sistemin nicelik odaklı değil, sürdürülebilirlik ve hizmet kalitesi merkezli yeniden ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, randevu planlamasının bilimsel kriterlerle düzenlenmesi, hekim ve sağlık kurum çalışanı sayısının artırılması ile iş yükünü azaltacak organizasyonel iyileştirmelerin hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Özlem Akarken, “1 milyar 200 milyon muayene bir sayı olabilir; ancak asıl mesele bu hizmetin ne kadar nitelikli, güvenli ve sürdürülebilir olduğudur. Sağlıkta artık nicelik değil, nitelik konuşulmalıdır.” Dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.