Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sosyal Medya

Kapsül Haber Ajansı - Sosyal Medya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Medya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Garanti BBVA ve BÜYEM İş Birliğiyle Kadın Girişimci Akademisi Eğitimleri Kıbrıs’ta Sürüyor Haber

Garanti BBVA ve BÜYEM İş Birliğiyle Kadın Girişimci Akademisi Eğitimleri Kıbrıs’ta Sürüyor

Garanti BBVA ve Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi (BÜYEM) iş birliğiyle 2012 yılında hayata geçirilen Kadın Girişimci Akademisi, kadın girişimcilerin iş hayatlarında gelişimini desteklemek hedefiyle yoluna devam ediyor. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki kadın girişimcilerin katılımı ile 21 Ocak tarihinde başlayacak olan akademi, Kıbrıs Türk Girişimci Kadınlar Derneği (GİKAD) destekleriyle gerçekleştirilecek. 21 Ocak – 6 Mart 2025 tarihleri arasında sınırlı kontenjanla düzenlenecek eğitimler için başvurular, 15 Ocak 2026 tarihine kadar www.garantibbvakadingirisimci.com adresi üzerinden yapılabilecek. Eğitimler, Kıbrıs Türk Ticaret Odası Seminer Salonu’nda ve Zoom Cloud Meetings Platformu üzerinden, Boğaziçi Üniversitesi’nin deneyimli akademisyenleri ve alanında uzman profesyonelleri tarafından hem fiziksel hem de çevrim içi olarak verilecek. Katılımcılar; dijital pazarlama, insan kaynakları, müşteri deneyimi, kurum içi iletişim, sosyal medya ve e-ticaret, finansal yönetim, liderlik, sürdürülebilir şirket yönetimi, yenilikçi iş modelleri, ticaret hukuku ve sözleşmeler gibi iş hayatına doğrudan katkı sağlayacak konularda bilgi edinecekler. Kadın Girişimci Akademisi, Garanti BBVA’nın 2006 yılından bu yana sürdürdüğü kadın girişimcilere destek programlarının önemli bir parçasını oluşturuyor. Banka, kadın girişimcilerin finansmana erişimlerinin yanı sıra eğitim ve network geliştirme imkanlarını artırarak iş hayatında daha güçlü ve sürdürülebilir bir varlık göstermelerine katkı sağlamayı amaçlıyor. Programı başarıyla tamamlayan girişimciler, Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi tarafından düzenlenen sertifikanın sahibi olacak.

Dijital İntikam Kontrolden Çıkıyor Haber

Dijital İntikam Kontrolden Çıkıyor

Gençler arasında doxxing olarak adlandırılan çevrimiçi ifşalar da buna dahil. Siber güvenlik şirketi ESET gençler arasındaki doxxing olarak adlandırılan çevrimiçi ifşaların yol açabileceği tehlikleri araştırdı. Doxxing (doxing), kötü niyetli bir üçüncü tarafın kasıtlı olarak başka birinin kişisel bilgilerini çevrimiçi olarak ifşa etmesi durumudur. Bu bilgiler, kişinin adı ve e-posta, ev adresi, iş bilgileri, finansal ve sağlık kayıtları hatta aile üyeleriyle ilgili bilgiler olabilir. Genellikle kurbana karşı bir tür intikam olarak bu eylemlere girişiliyor. Doxxingi yapan eski bir arkadaş veya kurban tarafından fiziksel veya dijital dünyada haksızlığa uğradığını düşünen biri olabilir. Doxxer’lar kurbanlarını sadece zorbalık yapmak veya susturmak için de ifşa edebilirler. Bazı durumlarda, doxxer’ların amacı kurbanlarından veya başkalarından para sızdırmak olabilir. Doxxing nasıl çalışıyor? Motivasyonları ne olursa olsun, doxxing saldırıları genellikle hedefle ilgili keşifle başlar. Doxxer önce dünyayla paylaşmak istediği bilgileri bulmalıdır. Bunu, kurbanın sosyal medya hesabını araştırarak sık sık ziyaret ettiği yerleri, iş yeri, okul bilgilerini veya diğer kişisel bilgileri bulabilir. Bu bilgilerin bazıları, özellikle iki taraf birbirini çevrimiçi olarak takip ediyorsa kolayca bulunabilir. Saldırgan açık profillerden veya güvenlik önlemleri zayıf hesaplardan yararlanarak bu bilgilere erişebilir. Daha sofistike doxxer’lar, kurban hakkında daha fazla bilgi toplamak için birden fazla sitede kurbanın çevrimiçi takma adlarını veya kullanıcı adlarını da arayabilirler. Evlilik cüzdanları ve mahkeme kayıtları gibi bilgileri depolayan kamu kayıtlarından yararlanabilirler. Riskler nelerdir? Saldırganın motivasyonuna ve yayımladığı bilgilere bağlı olarak, doxxing küçük bir rahatsızlıktan psikolojik ve duygusal olarak büyük zarar veren bir olaya kadar değişebilir. Bu durum özellikle çocuklar için geçerlidir çünkü onlar bu tür olaylara karşı daha savunmasız olabilirler. Gençler, özellikle de ergenler, duygusal dayanıklılıkları daha azdır ve utanç ve mahcubiyet duygularına karşı özellikle hassastır. Ayrıca çoğu hayatlarının büyük bir bölümünü çevrimiçi ortamda sosyalleşerek geçirir ve bu ortamda akranları tarafından kabul görmek her şeydir. Bu durum, doxxing’in özgüvene, izolasyona ve kaygıya olan zararlı etkisini artırabilir. Etkisi sadece psikolojik ve duygusal değildir. Bazı doxxer’lar, kurbanlarını fiziksel olarak sindirmek için çevrimiçi çabalarını kullanır ve başka yerlerde kurbanlarının bilgilerini kullanarak ve paylaşarak daha fazla zorbanın “üstüne yükleneceği” yönünde örtülü tehditlerde bulunur. Doxxing tehdidini en aza indirmek mümkün Çocuklarınızın doxxing’e maruz kalma riskini azaltmanın en iyi yolu, çevrimiçi ortamda paylaştıkları kişisel bilgilerin miktarını en aza indirmektir. Bu, oturup sosyal medyadaki gizlilik ayarlarını güncellemek, coğrafi konum özelliğini kapatmak ve istenmeyen takipçileri düzenli olarak silmek anlamına gelir. Çocuklarınızı, gerçek hayatta tanıdıkları kişileri çevrimiçi arkadaş olarak kabul etmeleri için teşvik etmelisiniz. Tüm hesaplar, kimlik avı/bilgi hırsızlığı riskini azaltmak için güçlü, benzersiz parololar ve çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) ile korunmalıdır. İnternette araştırma yaparak, çevrimiçi isimlerini arayarak da yardımcı olabilirsiniz. Sonuçlar hoşunuza gitmezse söz konusu platformlara veya web sitelerine kaldırılmaları için talepte bulunmayı düşünebilirsiniz. Çocuklarınız hakkında paylaştıklarınıza çok dikkat edin. Asla kişisel bilgilerini veya okullarını ve bulundukları yeri tespit edebilecek fotoğrafları paylaşmayın. Doxxing hakkında daha genel bir sohbet yapmayı ve kişisel bilgileri paylaşmanın ve çevrimiçi tartışmalara girmenin tehlikelerini de düşünün. İletişim çok önemlidir. Çocuğunuz her zaman destek gördüğünü ve dinlendiğini hissetmelidir. Ve size bir soru veya endişeyle geldiğinde sinirlenmek yerine onu dinleyeceğinizi ve çözüm arayacağınızı bilmelidir. Doxxing kurbanı olduysanız ne yapmalısınız? En kötüsü olursa sakin olun, doxxer ile iletişime geçmeyin ve aşağıdakileri yapın: Tüm kanıtları belgelendirin, tüm gönderileri veya tehditleri ekran görüntüsü alın ve kişisel bilgilerin sızdırıldığı yerleri not edin.Çocuğunuza fiziksel şiddet tehdidi varsa derhal polise başvurun. Olayı, büyük olasılıkla hizmet şartlarını ihlal ettiği için ilgili sosyal medya sitelerine veya barındırıcıya ya da site sahibine (sabit bir web sitesi ise) bildirin.Google’a kaldırma talebinde bulunmayı düşünün, bu sayede doxxer tarafından paylaşılan kişisel bilgiler arama sonuçlarında görünmeyecektir.Çocuğunuzun hesabının hacklendiğinden şüpheleniyorsanız parolayı değiştirin, MFA’yı etkinleştirin ve gizlilik ayarlarını en yüksek seviyeye getirin.Her şeyden önce, çocuğunuzun yanında olun. Endişelerini dinleyin ve bunun onların suçu olmadığını hatırlatın.

Yapay Zekâ ile Üretilen Sahte İçerikler Dolandırılma Riskini 5 Kata Kadar Artırabiliyor! Haber

Yapay Zekâ ile Üretilen Sahte İçerikler Dolandırılma Riskini 5 Kata Kadar Artırabiliyor!

Sahte reklamlar ve yapay zekâ ile üretilmiş dolandırıcılık içerikleri sosyal medyada hızla artıyor. Visa’nın Avrupa genelinde gerçekleştirdiği araştırma, bu içeriklerin gerçek olduğuna inanan kullanıcıların dolandırılma riskinin yaklaşık beş kat daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Araştırma sonuçlarına göre, dijital ortamda yayılan yanlış bilgiler, kullanıcıları dolandırıcılık girişimlerine karşı oldukça savunmasız bırakabiliyor. Araştırmaya göre, online dolandırıcılık mağdurlarının ortalama kaybı 165 dolar olurken, dolandırıcılık vakaları Avrupa ekonomisine yıllık yaklaşık 9,5 milyar dolarlık zarar olarak yansıyor. Mağdurlar maddi kaybın çok daha ötesinde; duygusal stres, artan kaygı ve düşen verimlilik gibi ciddi etkilerle de karşı karşıya kalıyor. Ayrıca online dolandırıcılık vakalarının ardından yaşanan sorunları çözmek için ortalama 14 iş günü harcıyor; bu da bir aylık çalışma süresinin yaklaşık %70’ine denk geliyor. Kullanıcıların çevrim içi davranışları da dolandırıcılık riskinin artmasında kritik rol oynuyor. İçeriğin doğruluğunu kontrol etmeden paylaşım yapanlar, doğrulama yapanlara kıyasla iki kat daha fazla hedef alınıyor (%43 - %22). Sadece başlıkları taramak, içeriği doğrulamadan paylaşmak veya yapay zekâ ile üretilmiş içeriklere güvenmek gibi günlük alışkanlıklar, dolandırıcılar için yeni hedefler yaratıyor. Kullanıcıların %44’ü, gerçek sandığı içeriğin, yapay zekâ ile üretilmiş olduğunu sonradan fark ettiğini söylüyor.Katılımcıların üçte biri (%32) çoğu zaman içeriklerin sadece başlığını okuyor.Her beş kişiden biri (%19), içeriğin doğruluğunu teyit etmeden gönderi paylaştığını belirtiyor. “Amacımız dolandırıcılığı gerçekleşmeden durdurmak” Visa Türkiye Genel Müdürü Samile Mümin, konu ile ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yapay zekâ, hayatımızı kolaylaştırırken iş süreçlerimizi de dönüştürüyor. Dolandırıcılar artık yapay zekâ araçlarını kullanarak insanları kandırıyor ve çevrimiçi kanallara olan güveni zedeliyor. Sahteyi gerçekten ayırt etmek her zamankinden daha zor ve bunun gerçek hayattaki sonucu; kaybedilen para, zaman ve güven. İşte bu yüzden Visa olarak, yapay zekâ destekli inovasyona yatırım yapıyor, sektör genelinde iş ortaklarıyla iş birliği yapıyor, tüketicileri güvende kalmaları için gerekli bilgi ve araçlarla güçlendiriyoruz. Visa olarak son 5 yılda, yapay zekâ destekli platformların geliştirilmesi de dahil olmak üzere dolandırıcılığı önlemeye yönelik 13 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdik. Bu yatırımlarımız sayesinde, küresel güvenlik araçlarımızla her yıl 40 milyar doların üzerinde dolandırıcılık girişimini engelliyoruz. Örneğin, 2025 Kara Cuma döneminde bir önceki yıla kıyasla dünya genelinde yüzde 144 daha fazla dolandırıcılık girişimini tespit ettik ve durdurduk. Online dolandırıcılığı gerçekleşmeden durdurmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” Dolandırıcılığın ekonomi üzerindeki etkileri artıyor Sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık yöntemleri daha karmaşık hâle geliyor. Bu durum, tüketici davranışlarını da değiştirerek ekonomi üzerinde belirgin bir etki yaratıyor. Avrupa’da yaklaşık 9 milyon kişinin, dolandırıcılığa maruz kaldıktan sonra çevrim içi alışveriş alışkanlıklarını değiştirdiği tahmin ediliyor. Dolandırılanların %28’i online alışverişi azalttıklarını, %4’ü ise tamamen bıraktıklarını söylüyor. Dolandırıcılığa karşı mücadele güçleniyor Yapay zekâ, Visa’nın dolandırıcılığı önleme stratejisinin merkezinde yer alıyor. Visa son 30 yıldır ödemelerin güvenliğini sağlamak amacıyla yapay zekâ destekli araçlar kullanıyor. Visa, sadece son beş yılda, şüpheli davranışları gerçek zamanlı tespit eden ve dolandırıcılık girişimlerini kullanıcıya ulaşmadan engelleyen akıllı, yapay zekâ destekli teknolojilere 13 milyar dolar yatırım yaptı. Farkındalık, teknoloji kadar kritik bir rol oynuyor. Araştırmalar, kullanıcıların %33’ünün yapay zekâ tarafından üretilmiş içeriklerin sosyal medyada dolandırıcılıkları tespit etmeyi zorlaştıracağını düşündüğünü ortaya koyuyor. Visa, “Dijitalde Güvendeyim” projesi ile dolandırıcılığa karşı farkındalığı artırıyor Visa’nın Türkiye’de UNDP ve Habitat iş birliğiyle yürüttüğü “Dijitalde Güvendeyim” projesi, dolandırıcılığı yalnızca teknik bir güvenlik riski olarak değil, toplumsal bir sorun olarak ele alıyor. Projede eğitimler, teorik anlatımlar yerine gerçek dolandırıcılık vakalarına dayanıyor; sosyal mühendislik, oltalama (phishing), kamu görevlisi taklidi gibi klasik yöntemlerin yanı sıra, yapay zekâ ile üretilen sahte ses ve görüntüler de işleniyor. Visa Türkiye Genel Müdürü Samile Mümin projeyi şu sözlerle değerlendirdi: “Visa olarak güvenlik alanındaki uzun yıllara dayanan uzmanlığımızı, ‘Dijitalde Güvendeyim’ projesiyle toplumsal faydaya dönüştürüyoruz. Eğitimlerimizde sosyal mühendislik, oltalama ve yapay zekâ tabanlı saldırı gibi yöntemleri gerçek vakalarla anlatıyoruz. Dolandırıcılık özellikle 55 yaş üzeri bireylerde yoğun duygusal manipülasyonla karşımıza çıkan ciddi bir toplumsal sorun. Bu nedenle eğitimlerde gerçek vakaları ele alıyor ve ‘Dur – Düşün – Danış’ yani 3D Kuralını yaygınlaştırıyoruz. Daha güvenli bir dijital gelecek için çalışmaya devam edeceğiz.”

44. GMK Ödülleri’nde “Paribu Yarının Tasarımcısı Ödülü” Sahiplerini Buldu Haber

44. GMK Ödülleri’nde “Paribu Yarının Tasarımcısı Ödülü” Sahiplerini Buldu

Serginin iletişim tasarımcılarını onurlandıran 44. GMK Ödülleri’nde, “Paribu Yarının Tasarımcısı Ödülü” kategorisinde 10 öğrenci ödüllendirildi. 1978 yılında kurulan GMK, tasarımcıları farklı üretim alanlarından profesyonelleri buluşturarak Türkiye’de grafik tasarım disiplininin gelişimine önemli katkılar sunuyor. Kuruluş, her yıl düzenlediği Grafik Tasarım Sergisi ile afişten kitaba, ambalajdan hareketli görüntüye uzanan geniş bir seçkiyi bir araya getiriyor. Paribu’dan genç tasarımcılara destek Paribu sponsorluğunda 44. Grafik Tasarım Sergisi’nin açılış ve ödül töreni, 21 Kasım 2025 Cuma akşamı Yedikule Gazhanesi’nde gerçekleştirildi. Törende, “En İyi” ve “Başarı” ödüllerinin yanı sıra 7 özel ödül de sahiplerini buldu. “Paribu Yarının Tasarımcısı Ödülü” kategorisinde 10 öğrenciye ödül verildi. Ödül kazananları atölyenin ardından 7 Aralık’ta, Paribu’nun sosyal medya hesaplarında kullanılmak üzere gönderi ve hikâye tasarımları hazırlayacakları projeye ilişkin bilgilendirmeyi aldı. Genç tasarımcılar, bir hafta boyunca mentörleriyle birlikte çalışmalarını geliştirdi. Süreç, 14 Aralık’ta gerçekleştirilen sunumlarla tamamlandı. Sergi, Yedikule Gazhanesi’nde ziyarete açık Afiş, kitap kapağı, ambalaj, tipografi ve hareketli görüntü gibi birçok kategoride üretimin yer aldığı sergi; 9 Ocak 2026 tarihine kadar İstanbul’un önemli kültürel miras alanlarından biri olan Yedikule Gazhanesi’nde ücretsiz olarak gezilebiliyor.

Dolandırıcılar Instagram ve WhatsApp hesaplarını çalıyor Haber

Dolandırıcılar Instagram ve WhatsApp hesaplarını çalıyor

ESET Türkiye Ürün ve Pazarlama Müdürü Can Erginkurban Türkiye’de büyüyen bir sorun hâline gelen Instagram ve WhatsApp hesaplarının çalınması konusuna dikkat çekti; alınması gereken önlemler hakkında bilgi paylaşımında bulundu. Instagram ve WhatsApp hesap çalma saldırıları, teknik olarak çoğu zaman karmaşık istismar zincirlerinden çok; “insan davranışını hedef alan sosyal mühendislik ve kimlik avı” yöntemlerine dayanıyor. Türkiye’de hem sıradan kullanıcılar hem de kamuya mal olmuş kişiler bu saldırıların hedefinde. Dolandırıcılar, ele geçirdikleri güven ilişkisini de kullanarak çok kısa sürede büyük maddi kayıplara yol açabiliyor. ESET açısından çözüm, yalnızca bir antivirüs veya tekil bir güvenlik ürünü kurmaktan ibaret değil. Etkili koruma; kullanıcı farkındalığı, güçlü kimlik ve parola yönetimi, çok faktörlü doğrulama, mobil ve uç nokta güvenliği ile bütünleşik bir “sıfır güven” yaklaşımı gerektiriyor. En zayıf halka hâlâ insan ama doğru araçlar ve alışkanlıklarla bu halkayı güçlendirmek mümkün. Neden Instagram ve WhatsApp? Türkiye’de sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları günlük hayatın ayrılmaz bir parçası hâline geldi. İş hayatı, okul ve aile içi iletişimde WhatsApp ve Instagram, resmî kanallar kadar etkili. Bu da iki kritik sonucu beraberinde getiriyor: Ele geçirilen bir hesap, sadece sahibini değil; “tüm rehberi ve takipçi ağını” doğrudan etkiliyor. Dolandırıcılar, “gerçek bir arkadaş veya aile üyesi” kimliğine bürünerek, klasik telefon dolandırıcılığından çok daha ikna edici olabiliyor. Dünya genelinde dijital dolandırıcılık kayıplarının 2023 yılında 1 trilyon ABD dolarını aştığı tahmin ediliyor. Sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları da bu zararın önemli bir kısmını oluşturuyor. Meta hakkında açılan bir dava dosyasında, yalnızca 2022 yılında günde ortalama 100 bin WhatsApp hesabının ele geçirildiği, 2023’te ise bu sayının 400 bine kadar çıktığı iddia ediliyor. Bu rakamlar, hesap ele geçirme saldırılarının ölçeğini ortaya koyuyor. Bireysel kullanıcılar için ESET’ten öneriler WhatsApp’ta İki Adımlı Doğrulama özelliğini (PIN kodu) etkinleştirin. Instagram’da İki Faktörlü Kimlik Doğrulama’yı (uygulama tabanlı doğrulama tercih ederek) açın. Her iki platformda da kullandığınız parolaların benzersiz ve uzun olmasına dikkat edin (en az 12 karakter, harf–rakam–sembol karışımı). Size gelen 6 haneli doğrulama kodunu kimseyle paylaşmayın. Ne WhatsApp ne Instagram ne de “destek ekibi” bu kodu sizden istemez. Mesaj içeriği ne kadar inandırıcı olursa olsun, yüksek tutarlı para veya acil talep içeren her mesajı farklı bir kanaldan (telefon, görüntülü arama) doğrulayın. Bilinmeyen kaynaklardan gelen linklere tıklamadan önce, adres çubuğunu ve alan adını dikkatle kontrol edin. Küçük bir harf farkı bile sahte siteye işaret edebilir. Android’de mümkün olduğunca sadece resmî mağaza (Google Play) üzerinden uygulama indirin; bilinmeyen kaynaklardan gelen APK dosyalarını kurmayın. Telefonunuzda güncel bir mobil güvenlik çözümü (örneğin ESET Mobile Security) bulundurun. İşletim sistemi ve uygulamaları güncel tutun; eski sürümlerde kritik güvenlik açıkları bulunabilir. Hesabınız ele geçirilirse yapmanız gerekenler: Öncelikle e-posta hesabınızın güvende olduğundan emin olun; gerekirse parolayı değiştirin ve 2FA açın. Instagram ve WhatsApp’ın resmî destek sayfalarındaki “Hesabım ele geçirildi” adımlarını eksiksiz takip edin. Dolandırıcılık iddiası varsa ödeme dekontları ve yazışmalarla birlikte savcılık veya emniyet birimlerine başvurun. Çevrenizi bilgilendirin; sizin adınıza gelebilecek yeni mesajlara karşı uyarın.

Aşırı Paylaşım Yapmak Saldırıya Davetiye Çıkarabilir! Haber

Aşırı Paylaşım Yapmak Saldırıya Davetiye Çıkarabilir!

Siber güvenlik çözümlerinde dünya lideri ESET şirket bilgileri içeren paylaşımlara dikkat çekerek dikkat edilmesi gerekenleri sıraladı. Profesyoneller işleri, şirketleri ve rollerini paylaşırken benzer düşünen profesyonellerin yanı sıra potansiyel müşteriler ve ortaklara da ulaşmayı hedeflerler. Bu bilgiler kamuya açık hâle geldiğinde genellikle hedef odaklı kimlik avı (spearphishing) veya iş e-postası dolandırıcılığı (BEC) tarzı saldırılar düzenlemek için kullanılır. Bilgi ne kadar fazla olursa kuruluşunuza ciddi zarar verebilecek kötü niyetli faaliyetler için o kadar fazla fırsat doğar. Şirket bilgileri nerede paylaşılıyor? Genellikle bu tür bilgilerin paylaşıldığı Linkedin, tahmin edilebileceği gibi belki de en bariz örnektir. LinkedIn, dünyadaki en büyük açık kurumsal bilgi veri tabanı olarak tanımlanabilir. İşe alım uzmanlarının iş ilanlarını paylaştıkları yer de burasıdır ve bu ilanlarda, daha sonra spearphishing saldırılarında kullanılabilecek teknik ayrıntılar aşırı derecede paylaşılabilir. GitHub, siber güvenlik bağlamında, dikkatsiz geliştiricilerin sabit kodlanmış sırları, IP ve müşteri bilgilerini paylaştıkları bir yer olarak daha iyi bilinir. Ayrıca Instagram ve X gibi klasik tüketici odaklı sosyal platformlarda da çalışanlar onferanslara ve diğer etkinliklere ilişkin seyahat planlarının ayrıntılarını paylaşabilirler. Bu bilgiler kendilerine ve kuruluşlarına karşı silah olarak kullanılabilir. Şirket bilgileri silah olarak kullanılır mı? Tipik bir sosyal mühendislik saldırısının ilk aşaması istihbarat toplamaktır. Bir sonraki aşama ise alıcıyı cihazına farkında olmadan kötü amaçlı yazılım yüklemeye ikna etmek için tasarlanmış bir spearphishing saldırısında bu istihbaratı silah olarak kullanmaktır. Ya da potansiyel olarak, ilk erişim için kurumsal kimlik bilgilerini paylaşmaya ikna etmektir. Bu, e-posta, kısa mesaj veya telefon görüşmesi yoluyla gerçekleştirilebilir. Ayrıca bu bilgileri kullanarak e-posta, telefon veya video görüşmesinde C düzeyinde bir yönetici veya tedarikçi kimliğine bürünerek acil bir havale talebinde de bulunabilirler. Aşırı paylaşımın risklerine karşı en güçlü silah eğitim Yöneticilerden tüm çalışanlara kadar herkesin sosyal medyada aşırı paylaşım yapmamanın önemini anlamasını sağlamak için güvenlik farkındalık programlarını güncelleyin. Çalışanları, kullanıcıyı tanıdıkları hâlde istenmeyen DM'ler yoluyla paylaşım yapmamaları konusunda uyarın; phishing, BEC ve deepfake girişimlerini tespit edebilmelerini sağlayın. Bunu, sosyal medya kullanımıyla ilgili katı bir politika ile destekleyin, paylaşılabilecek ve paylaşılamayacak şeyler konusunda kırmızı çizgiler belirleyin ve kişisel ve profesyonel veya resmî hesaplar arasında net sınırlar uygulayın. Kurumsal web siteleri ve hesaplar da silah olarak kullanılabilecek bilgileri kaldırmak için gözden geçirilip güncellenmesi gerekebilir. Profesyonel hesapların ele geçirilerek iş arkadaşlarını hedef alması ihtimaline karşı, çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) ve güçlü parolalar (parola yöneticisinde saklanan) tüm sosyal medya hesaplarında zorunlu hâle getirilmelidir.

En Çok Konuşulan Siyasetçiler Belli Oldu! Haber

En Çok Konuşulan Siyasetçiler Belli Oldu!

01–30 Kasım 2025 döneminde, 10 binden fazla medya ve sosyal medya mecrasının taranmasıyla hazırlanan MTM Medya Takip Merkezi Siyasetçiler Raporu, ay boyunca siyasi gündeme yön veren isimleri ışık tuttu. Kasım ayında sosyal medyadaki yüksek ileti hacmi, bakanlık açıklamalarındaki artış ve yerel yönetim tartışmalarının genişlemesi, görünürlük sıralamalarında önceki aya kıyasla belirgin değişiklikler yarattı. Ay içinde bazı siyasetçilerin hızlı yükselişleri, bazı aktörlerin ise listeye geri dönüşleri, geçtiğimiz ayı hareketli bir iletişim dönemine dönüştürdü. Kasım ayında medya görünürlüğünün belirleyici ismi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oldu. Ay boyunca gündemde geniş yer bulan CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve güvenlik ve operasyon açıklamalarıyla öne çıkan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ise listenin üst sıralarında yer aldı. Geçtiğimiz ayın çarpıcı yükselişlerinden biri, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş tarafından kaydedildi. Göktaş, artan haber hacmiyle ilk 10'a girerek kasım ayının en güçlü çıkışlarından birini gerçekleştirdi. Bir diğer dikkat çekici isim olan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, yerel yönetim gündeminin etkisiyle görünürlüğünü belirgin biçimde artırdı. Ayrıca Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un istikrarlı yükselişi, kabine üyelerinin kasım ayında daha geniş yer bulduğunu gösterdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ebeveynler Akran Zorbalığına Karşı Bu Belirtileri Atlamamalı! Haber

Ebeveynler Akran Zorbalığına Karşı Bu Belirtileri Atlamamalı!

Fiziksel Belirtiler İlk Sinyali Verebiliyor Vücutta açıklanamayan morluklar, eşyaların hasar görmesi, okul çantasının sık sık kaybolması gibi fiziksel işaretler zorbalığın erken belirtileri arasında yer alıyor. Çocuğun okula gitmek istememesi, karın ve baş ağrısı gibi sık tekrarlayan yakınmalar da ebeveynlerin dikkat etmesi gereken önemli göstergelerden biri olarak öne çıkıyor. Dursun, “Çocuklar çoğu zaman yaşadıkları zorbalığı söylemekten çekinir. Bu nedenle fiziksel değişiklikler ebeveynler için en görünür sinyallerden biridir,” diyor. Duygusal Değişiklikler Sessiz Bir Alarm Niteliğinde İçe kapanma, sessizleşme, daha önce keyif aldığı aktivitelerden uzaklaşma, okul saatleri yaklaşırken artan kaygı, ani öfke patlamaları ve sık ağlama nöbetleri zorbalığın duygusal etkilerini gözler önüne seriyor. Dursun, “Öz güvende hızlı düşüş ve kendini suçlama eğilimi, çocukların içsel dünyasında ciddi bir zorlanmanın habercisi olabilir,” diyerek ebeveynleri uyarıyor. Davranışsal Değişiklikler Gözden Kaçırılmamalı Devamsızlıkların artması, ders notlarında düşüş, sosyal ortamlardan uzaklaşma, arkadaş ilişkilerinin zayıflaması ve yalnız vakit geçirme isteği davranışsal düzeyde görülen etkiler arasında bulunuyor. Sosyal medya hesaplarını kapatma, çevrim içi olmaktan kaçınma ve mesajları silme gibi dijital davranış değişiklikleri de zorbalığın önemli göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor. Sosyal İzolasyon Ciddiye Alınmalı Arkadaş grubunun tamamen değişmesi veya ortadan kalkması, sosyal etkinliklere davet edilmemek, okuldan mutsuz dönmek ya da yalnızlık hissinin artması zorbalığın sosyal boyutunu ortaya çıkarıyor. Dursun, bu durumun uzun vadede hem öz güven hem de sosyal beceriler üzerinde kalıcı hasarlar bırakabileceğini belirtiyor. Zorbalığın Uzun Vadeli Etkileri Derinleşebiliyor Araştırmalar, akran zorbalığına maruz kalan çocuklarda kaygı bozukluğu riskinin yaklaşık üç kat, depresyon riskinin ise iki ila dört kat daha yüksek olduğunu gösteriyor. Sürekli eleştirilme, aşağılanma ve dışlanma, çocukta “değersizlik” algısını pekiştirerek bu etkilerin ergenlikten yetişkinliğe kadar devam etmesine neden olabiliyor. Dursun, bu durumun gelecekte akademik başarıyı, sosyal ilişkileri ve mesleki performansı olumsuz etkileyebileceğini, hatta travma belirtilerine yol açabileceğini vurguluyor. Dijital Zorbalık Evde Bile Bitmeyen Bir Tehdit Artan ekran süresi ve sosyal medya kullanımıyla birlikte dijital zorbalık da çocuklar için daha görünmez ve daha sürekli bir hale geliyor. Yüz yüze zorbalık belirli ortamlarda yaşanırken, dijital zorbalık 7/24 devam edebiliyor. Bu durum çocuğun güvenli alanı olan evde dahi kendini tehdit altında hissetmesine neden oluyor. Ebeveynlerin İlk Tepkisi Sürecin Yönetimini Belirliyor Zorbalığa maruz kalan çocukların çoğu zaman utanma, suçluluk ve korku nedeniyle yaşadıklarını anlatmaktan çekinebildiğini belirten Dursun, ebeveynlerin yargılamadan dinlemesi gerektiğinin altını çiziyor ve “Empatik yaklaşım, sakin kalmak, somut sorular sormak çocuğun kendini ifade etmesini kolaylaştırır,” diye ekliyor. Ebeveynlerin çocuğu suçlayan ya da küçümseyen ifadelerden kesinlikle kaçınması gerektiğini belirtiyor. Aile–Okul İş Birliği Zorbalığın Etkisini Azaltıyor Zorbalıkla mücadelede en etkili adımlardan biri aile ile okul arasında kurulacak iş birliği. Çocuğun okulda kendini güvende hissedebileceği yetişkinlerin belirlenmesi ve öğretmenlerle sürecin birlikte yönetilmesi, zorbalığın etkilerini önemli ölçüde azaltabiliyor. Sosyal beceri geliştirici etkinlikler ise çocuğun öz güvenini yeniden güçlendirmesine yardımcı oluyor. Sosyal Medyada Zorbalığı Önlemek İçin Üçlü Destek Gerekli Ailelerin çocukların gizlilik ayarlarını düzenli olarak kontrol etmesi, takip listelerini gözden geçirmesi ve ekran süresini dengelemesi dijital güvenlik açısından kritik önem taşıyor. Okullarda verilen dijital farkındalık eğitimleri çocukları bilinçlendirirken, çocukların da güvenli paylaşım alışkanlıkları edinmesi zorbalığın yayılmasını engelleyebiliyor. Zorbalığa tanık olan çocukların bir yetişkine haber vermeyi öğrenmesi ise akran destek mekanizmasını güçlendiriyor. Zorbalığın erken fark edilmesi çocukların duygusal iyilik halini korumada büyük önem taşıyor. Çakmak Erdem Hastanesi’nde görev yapan Klinik Psikolog Tuğçe R. Tuncel Dursun, ailelerin küçük sinyalleri göz ardı etmemesinin ve gerektiğinde profesyonel destek almasının uzun vadeli etkileri azaltabileceğini belirtiyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.