Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sosyal Medya

Kapsül Haber Ajansı - Sosyal Medya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Medya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sosyal Medya Önerileri Çocukların Diş Sağlığını Riske Atmasın Haber

Sosyal Medya Önerileri Çocukların Diş Sağlığını Riske Atmasın

Bilimsel temele dayanan dijital içeriklerin doğru ağız hijyeni alışkanlıklarının kazandırılmasında faydalı olabileceğini belirten Demir, diş ağrısı, diş eti kanaması, şişlik ve ağız içi yaralar gibi şikâyetlerde sosyal medya önerileriyle tedavi aramak yerine diş hekimine başvurulması gerektiğini vurguluyor. Sosyal medyada çocukların ağız ve diş sağlığına yönelik içeriklerin giderek arttığını belirten Dt. Nurgül Demir, ebeveynlerin özellikle ürün önerileri ve tedavi iddiaları içeren paylaşımları dikkatle değerlendirmesi gerektiğini ifade etti. Çocuklarda kullanılacak ağız bakım ürünlerinin yaşa ve bireysel ihtiyaçlara uygun seçilmesinin önemine dikkat çeken Demir, yüksek etkileşim alan ya da olumlu kullanıcı yorumlarıyla öne çıkan içeriklerin tek başına bilimsel güvenilirlik göstergesi olmadığını vurguladı. Sosyal Medya, Çocukların Diş Sağlığı Eğitiminde Etkili Bir Araç Olabilir Günümüzde sosyal medya, merak edilen konularda bilgiye ulaşmak için başvurulan ilk kaynaklardan biri hâline geldi. Renkli görseller, kısa videolar ve uygulamalı anlatımlar; çocuklarda doğru diş fırçalama tekniklerinin öğrenilmesini, ağız hijyeninin öneminin kavranmasını ve günlük bakım rutinlerine yönelik motivasyonun artırılmasını destekleyebiliyor. Ancak sosyal medyanın ağız ve diş sağlığı konusunda sağladığı bu kolay erişimin, paylaşılan her bilginin doğru ya da her çocuk için uygun olduğu anlamına gelmediğini belirten Dt. Nurgül Demir, ebeveynlerin içerikleri kaynağıyla birlikte değerlendirmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Her Çok Paylaşılan Bilgi, Bilimsel Olarak Doğru Değil Sosyal medyada bilimsel dayanağı bulunmayan öneriler, kişisel deneyimler ve dikkat çekici görseller aracılığıyla kısa sürede geniş kitlelere ulaşabiliyor. Özellikle çocuk sağlığı söz konusu olduğunda bir ürünün çok sayıda kişi tarafından önerilmesi, olumlu yorumlar alması ya da hızlı sonuç verdiğinin iddia edilmesi, o ürünün her çocuk için güvenli ve uygun olduğu anlamına gelmiyor. Çocukların ağız bakımında kullanılacak ürünlerin yaşa, ağız ve diş yapısına ve bireysel ihtiyaçlara uygun seçilmesi gerektiğini belirten Demir, özellikle tedavi edici olduğu öne sürülen ürünlerde profesyonel değerlendirme olmadan hareket edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Diş Ağrısı ve Diş Eti Kanamasında Sosyal Medya Önerileriyle Tedavi Aramayın Sosyal medyada diş ağrısı, diş eti kanaması, şişlik veya ağız içi yaraları gidermek amacıyla önerilen ürünlerin bilinçsiz kullanımının ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Dt. Nurgül Demir, “Hastada rahatsızlık oluşturan küçük veya büyük her şikâyetin önemli bir etkeninin olabileceği unutulmamalıdır. Ağız içinde oluşan yaralar, diş eti kanamaları birçok ciddi hastalığın belirtisi olabilir. Yanlış ürün kullanımı mevcut şikâyeti kötüleştirebileceği gibi, altta yatan asıl problemin tanısının geciktirilmesine de sebep olabilir.” uyarısında bulundu. İçeriği ve kullanım amacı bilinmeyen ürünlerin ağız içine uygulanmasının tahriş, temas kaynaklı alerjik reaksiyonlar ve kimyasal yanıklar gibi istenmeyen sonuçlara yol açabileceğine dikkat çeken Demir, bir başkasında olumlu sonuç verdiği söylenen bir ürünün özellikle çocuklarda hekim değerlendirmesi olmadan kullanılmasının doğru olmadığını ifade etti. Çocuklarda Yanlış Yönlendirmelerin Sonuçları Daha Önemli Olabilir Çocukların ağız ve diş sağlığında erken tanı ve uygun müdahale, tedavi sürecinin doğru yönetilmesi açısından önemli bir yere sahip. Özellikle küçük yaşlarda yaşanan ağrı, enfeksiyon ve uzun süren tedavi deneyimleri, çocuğun diş hekimi ziyaretlerine uyumunu olumsuz etkileyebiliyor. Ebeveynlerin sosyal medyadan edindikleri bilgileri yalnızca bir ön değerlendirme aracı olarak görmeleri gerektiğini belirten Demir, tanı ve tedavi kararlarının bu içeriklere dayandırılmaması gerektiğini vurguluyor. Çocuğun dişinde devam eden ağrı, şişlik, kanama veya ağız içinde iyileşmeyen bir yara fark edildiğinde diş hekimine başvurulması; yüzde hızla artan şişlik, ateşle seyreden enfeksiyon belirtileri ya da yutma ve nefes alma güçlüğü gibi durumlarda ise acil tıbbi değerlendirme alınması gerekiyor. Doğru Bilgiye Ulaşmanın İlk Adımı, Kaynağı Sorgulamak Dt. Nurgül Demir, ebeveynlerin sosyal medyada karşılaştıkları ağız ve diş sağlığı önerilerini değerlendirirken şu noktalara dikkat etmesini öneriyor: İçeriğin bir sağlık profesyoneli tarafından hazırlanıp hazırlanmadığı kontrol edilmeli.Önerinin bilimsel araştırmalara veya güvenilir sağlık kuruluşlarının rehberlerine dayanıp dayanmadığı sorgulanmalı.Bir ürünün tedavi edici olduğu iddiası yalnızca kullanıcı yorumları ya da öncesi-sonrası görüntülerine dayanarak kabul edilmemeli.Çocuklarda kullanılacak ağız bakım ürünlerinin yaşa uygunluğu, içeriği ve kullanım talimatları değerlendirilmelidir.Devam eden ağrı, kanama, şişlik veya ağız içi lezyonlarda sosyal medya önerileriyle zaman kaybetmeden profesyonel değerlendirme alınmalıdır. Sosyal medyanın doğru kullanıldığında ağız sağlığı bilincinin yaygınlaştırılmasında güçlü bir araç olabileceğini belirten Dt. Nurgül Demir, dijital içeriklerin bireysel tanı ve tedavinin yerini alamayacağının altını çiziyor. Demir, çocukların sağlığını korumada temel yaklaşımın bilimsel olarak doğrulanmış bilgiye ulaşmak ve gerektiğinde profesyonel hekim değerlendirmesine başvurmak olduğunu vurguluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TotalEnergies Türkiye’nin “Motorcu Dediğin” Projesine Altın Pusula’dan Ödül Haber

TotalEnergies Türkiye’nin “Motorcu Dediğin” Projesine Altın Pusula’dan Ödül

Motosiklet dünyasının deneyimli isimlerinden Orkun Olgar ile yürütülen proje, ürün odaklı iletişimin ötesine geçerek motosiklet kültürünün ortak değerlerini odağına aldı. Mayıs 2025–Mayıs 2026 döneminde yürütülen 12 aylık proje, motosiklet sürücülerine yönelik önyargıların azalmasına katkı sunmayı ve motosiklet kültürünün temelindeki saygı, dayanışma ve sorumluluk değerlerini görünür kılmayı amaçladı. “Birlikte Sürüyoruz” mesajıyla topluluğa dokunan iletişim “Birlikte Sürüyoruz” mesajı etrafında kurgulanan kampanya kapsamında Riva, Şile ve İzmir’de sürüş etkinlikleri düzenlendi; Motobike Istanbul, The Distinguished Gentleman’s Ride, MotoGP ve EICMA gibi ulusal ve uluslararası buluşmalarda motosiklet topluluğuyla bir araya gelindi. S Sport’ta gerçekleştirilen özel röportajın yanı sıra geleneksel ve dijital medya çalışmalarıyla kampanyanın mesajı farklı kitlelere ulaştırıldı. Sosyal medya iletişimiyle 25 milyondan fazla kişiye ulaşılırken, geleneksel ve dijital medya çalışmalarıyla 20 milyondan fazla erişim sağlandı. Böylece proje, toplamda yaklaşık 50 milyon kişiye ulaşarak motosiklet kültürünü toplumsal fayda ekseninde yeniden konumlandıran etkili bir iletişim modeli ortaya koydu. Değerleri görünür kıldık TotalEnergies Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Murat Selçuk, ödülle ilgili değerlendirmesinde şöyle konuştu: “Hayata geçirdiğimiz ‘Motorcu Dediğin’ projesinde, motosiklet dünyasını yalnızca performans ve ürün ekseninde değil, onu yaşatan topluluğun değerleriyle birlikte ele aldık. Saygı, dayanışma ve sorumluluk gibi değerleri görünür kılarak motosiklet sürücülerine yönelik önyargıların azalmasına katkı sunmayı hedefledik. Orkun Olgar’ın deneyimi ve motosiklet topluluklarının katılımıyla ‘Birlikte Sürüyoruz’ mesajını sahada ve dijital kanallarda buluşturduk. Projemizin Altın Pusula’da ödüllendirilmesi, topluluk odaklı ve toplumsal fayda yaratan iletişim yaklaşımımızın doğru bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Bu değerli takdir için TÜHİD’e ve projeye katkı sağlayan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyoruz.” Sürdürülebilir topluluk iletişimiyle kalıcı etki Proje, tek seferlik bir kampanyanın ötesinde, motosiklet kültürüne ilişkin toplumsal algıyı uzun vadede dönüştürmeyi hedefleyen sürdürülebilir bir iletişim modeli olarak tasarlandı. Orkun Olgar ile kurulan iş birliği ve oluşturulan içerik ekosistemi, motosiklet topluluklarıyla kurulan iletişimin kampanya dönemi sonrasında da sürdürülmesine zemin hazırladı. Sürüş etkinlikleri, topluluk buluşmaları ve içerik çalışmalarıyla karşılıklı saygı temelli trafik kültürünün güçlendirilmesine katkı sağlandı, motosikletin günlük ulaşım içindeki rolüne ve güvenli sürüşün önemine de dikkat çekildi. Bu yaklaşım, TotalEnergies Türkiye’nin performans, uzmanlık ve toplumsal faydayı birlikte ele alan iletişim anlayışının bir yansıması olarak konumlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Z Kuşağının Dijital Çelişkisi: Yüksek Öz Güven, Yetersiz Koruma Haber

Z Kuşağının Dijital Çelişkisi: Yüksek Öz Güven, Yetersiz Koruma

Z kuşağı, vaktinin büyük bir kısmını çevrim içi geçirme konusunda tüm nesillerin önünde yer alıyor. Araştırma sonuçları, Z kuşağının %57’sinin vaktini çevrim dışı yerine daha çok çevrim içi ortamlarda geçirdiğini gösteriyor; bu oran, ankete dahil edilen tüm nesiller arasındaki en yüksek seviyeye işaret ediyor. Akıllı telefonlar ise bu kuşağın dijital yaşamının merkezinde bulunuyor; katılımcıların %67’si düzenli internet erişiminde birincil cihaz olarak akıllı telefonlarını tercih ettiğini belirtiyor. Sürekli çevrim içi olma durumu, belirgin bir öz güveni de beraberinde getiriyor. Z kuşağı katılımcılarının yaklaşık altıda biri (%59), dijital ortamda kendinden emin olduğunu ifade ediyor. Buna karşın, dijital becerilerini "ileri düzey" olarak nitelendirenlerin oranı yalnızca %28’de kalıyor. Bu tablo, internet ortamında rahat hareket etmek ile dijital riskleri etkin bir şekilde yönetebilmek için gereken bilgi birikimine sahip olmak arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor. Bahsi geçen öz güven her zaman koruyucu önlemlere dönüşmüyor. Z kuşağının yalnızca %27’si mobil cihazlarında antivirüs yazılımı kullanıyor; bu da diğer nesillere kıyasla kayda değer ölçüde düşük bir orana karşılık geliyor. Ayrıca Z kuşağı, şifrelerini düzenli olarak güncelleme konusunda da daha çekingen davranıyor. Oluşan bu güvenlik açığının sonuçları şimdiden hissedilmeye başlandı. Z kuşağı katılımcılarının yarısından fazlası (%52); cihazlarını, çevrim içi hesaplarını veya verilerini hedef alan bir siber saldırıya maruz kaldığını belirtiyor. Katılımcıların %17’si sosyal medya hesaplarının ele geçirildiğini, %12’si ise oyun hesaplarına erişimini kaybettiğini aktarıyor. Akıllı telefonlar Z kuşağının en değerli verilerini barındırıyor, ancak koruma yetersiz kalıyor Araştırma, akıllı telefonların Z kuşağı için en kıymetli verileri barındırdığını da ortaya koyuyor. Katılımcıların %38’i fotoğrafları, yine %38’i ise kişisel belgeleri kritik öneme sahip görüyor. Z kuşağı, cihazlarında sakladığı kişisel belgeleri diğer nesillere kıyasla çok daha değerli buluyor. Şifreler ve hesap giriş bilgileri ise katılımcıların %30’u tarafından kritik önemde değerlendiriliyor. Bu verilerin taşıdığı öneme karşın, akıllı telefonlardaki veriler çoğu zaman yeterince korunmuyor. Bireysel dijital yaşamı korumaya yönelik güvenlik araçlarının kullanımı, özellikle Z kuşağında oldukça sınırlı kalırken; akıllı telefonundaki kritik verileri düzenli olarak yedekleyenlerin oranı yalnızca %28. Bu durum, yalnızca tek bir cihazın kaybedilmesinin çok ötesinde riskler doğuruyor. Güvenliği ihlal edilen bir akıllı telefon; saldırganların kişisel fotoğraflara, kimlik belgelerine, e-posta hesaplarına, sosyal medya profillerine, finansal hizmetlere ve kişinin dijital yaşamının diğer kritik alanlarına doğrudan erişmesine zemin hazırlayabiliyor. Günlük dijital alışkanlıklar, günlük koruma refleksleriyle desteklenmeli Siber tehditlere yönelik farkındalığın artırılması kritik bir önem taşıyor. Kaspersky, özellikle Z kuşağına hitap etmek amacıyla "Case 404" adlı interaktif bir çevrim içi oyun geliştirdi. Bu siber dedektiflik macerasında oyuncular, gerçek dijital tehditlerden ilham alan kurgusal vakaları çözerek; dolandırıcılıkları, kimlik avı (phishing) girişimlerini ve oyun dünyasında sıkça görülen hesap ele geçirme taktiklerini nasıl tespit edeceklerini öğreniyor. "Case 404", oyunculara sevdikleri şeyleri yaparken güvende kalmalarını sağlayacak bilgi birikimini ve doğru güvenlik reflekslerini kazandırıyor. Kaspersky, siber güvenliğin bir kriz anından sonra başvurulan geçici bir önlem değil; günlük dijital rutinin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırılmasını tavsiye ediyor. Kaspersky Premium gibi kapsamlı bir güvenlik çözümü; cihazları zararlı yazılımlara, kimlik avı tuzaklarına ve diğer çevrim içi tehditlere karşı korumaya yardımcı oluyor. Z kuşağı için artık birincil cihazın akıllı telefonlar olduğu göz önüne alındığında, güvenlik tedbirlerinin masaüstü bilgisayarlar kadar mobil trafiği de kapsaması gerekiyor. Kaspersky Password Manager gibi özel bir araç kullanmak, farklı hesaplar için güçlü ve benzersiz şifreler oluşturulmasını ve bunların güvenle saklanmasını sağlıyor. Bu yöntem, tek bir şifrenin çalınması veya bir veri ihlalinde ifşa olması durumunda doğabilecek zincirleme riskleri en aza indiriyor. Dolandırıcılık amaçlı ve istenmeyen aramaların yarattığı riskleri azaltmak adına ise Kaspersky Who Calls, şüpheli aramaları tespit ederek kullanıcıları spam veya potansiyel dolandırıcılıkla ilişkilendirilen numaralar hakkında anlık olarak bilgilendiriyor. Kaspersky Tüketici Ürünleri Yönetiminden Sorumlu Başkan Yardımcısı Irina Ermilova, araştırma sonuçlarını şöyle değerlendiriyor: "Z kuşağı internetin merkezinde büyüdü; bu nedenle dijital servisleri son derece doğal ve sezgisel bir şekilde kullanıyorlar. Ancak bu aşinalık, güvenlik uzmanlığıyla karıştırılmamalı. Uygulamalarda, platformlarda ve cihazlarda rahatça gezinebilmek; dolandırıcılık yöntemlerini fark edebilmek, şifreleri güvenle yönetebilmek veya kişisel verileri koruyabilmek anlamına gelmiyor. Araştırma sonuçları, siber güvenlik araçlarının ve reflekslerinin; mesajlaşmak, oyun oynamak ya da sosyal medyada gezinmek kadar günlük dijital yaşamın doğal bir parçası haline gelmesi gerektiğini gösteriyor." Bu çalışma, Kaspersky’nin pazar araştırma merkezi tarafından 2026 yılında gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 18 ülkeden (Almanya, Brezilya, Çin, Endonezya, Fransa, Güney Afrika, Hindistan, Kolombiya, Mısır, Malezya, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, İspanya, Tayland, Türkiye, Vietnam) toplam 7.200 kişi katılmıştır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mitsubishi Electric Türkiye Klima Sistemleri’ne İki Ödül Birden Haber

Mitsubishi Electric Türkiye Klima Sistemleri’ne İki Ödül Birden

Teknoloji ve inovasyonu odağına alan yaklaşımını pazarlama iletişimi çalışmalarına da taşıyan Mitsubishi Electric Türkiye Klima Sistemleri, dijital dünyadaki gelişmeleri yaratıcı iletişim uygulamalarıyla buluşturmaya devam ediyor. Teknolojik birikimini tüketicileriyle kurduğu etkileşime de yansıtan şirket, ekim ayında iki farklı ödül programında önemli bir başarı elde etti. Mitsubishi Electric Türkiye Klima Sistemleri, 5 Ekim’de düzenlenen 2026 TAMGA Marka Ödülleri’nde “Çevrimiçi Marka Deneyimi” kategorisinde Altın TAMGA Ödülü’nü, 13 Ekim’de gerçekleştirilen The Hammers Awards’ta ise “En İyi Yapay Zeka Destekli Metin ve İçerik Üretimi” kategorisinde Bronz Hammers Ödülü’nü kazandı. Yapay Zeka ve Yaratıcılığı Buluşturan İletişim Yaklaşımı Mitsubishi Electric Türkiye Klima Sistemleri, iklimlendirme teknolojilerinde benimsediği yenilikçi yaklaşımı dijital iletişim çalışmalarına da yansıtıyor. Bu anlayışla hayata geçirilen “Yazın Hit'i Mitsubishi Electric Klima'dan!” kampanyası, yapay zeka teknolojisini tüketici içgörüleri ve insan yaratıcılığıyla bir araya getirdi. Kampanya kapsamında tüketicilerin yaz sıcaklarına ilişkin sosyal medya paylaşımlarından elde edilen içgörüler, yapay zeka desteğiyle şarkı sözlerine ve yaratıcı kampanya içeriklerine dönüştürüldü. Üç ay boyunca sürdürülen kampanya, 11,3 milyon kişiye ulaşırken içerik kaynaklı etkileşim önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 72 arttı. Ödüllere ilişkin değerlendirmede bulunan Mitsubishi Electric Türkiye Klima Sistemleri Ürün ve Pazarlama Birim Müdürü Dr. Murat Hoşgör şunları söyledi: “Mitsubishi Electric olarak köklü mühendislik birikimimiz ve teknoloji geliştirme konusundaki deneyimimizle insanların yaşam kalitesini artıran çözümler sunmaya odaklanıyoruz. İnovasyonu yalnızca geliştirdiğimiz ürün ve sistemlerde değil, tüketicilerimizle kurduğumuz iletişimin her aşamasında benimsiyoruz. Değişen tüketici beklentilerini yakından takip ederek dijital teknolojilerin sunduğu olanakları yaratıcı fikirlerle buluşturuyoruz. ‘Yazın Hit'i Mitsubishi Electric Klima'dan!’ kampanyamız da bu yaklaşımımızın başarılı örneklerinden biri oldu. İki farklı ödül programında elde ettiğimiz başarılar, teknoloji odaklı marka kimliğimizin pazarlama iletişimindeki yansımalarını görmek açısından bizim için ayrıca değerli. Bu başarıda emeği bulunan tüm ekip arkadaşlarımıza ve iş ortaklarımıza teşekkür ediyoruz.” Mitsubishi Electric Türkiye Klima Sistemleri, dijital iletişim çalışmalarında teknolojik gelişmeleri ve değişen tüketici alışkanlıklarını yakından takip ederek farklı platformlarda kullanıcılarla etkileşimini güçlendirmeyi amaçlıyor. Elde edilen ödüller, şirketin dijital iletişim alanında teknoloji ve yaratıcılığı buluşturan çalışmalarının önemli sonuçları arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB Bağımlılıkla Mücadele Politikalarını Gençlerle Birlikte Geliştirecek Haber

ABB Bağımlılıkla Mücadele Politikalarını Gençlerle Birlikte Geliştirecek

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), gençlerin kent yönetiminde ve politika geliştirme süreçlerinde daha etkin rol alması amacıyla “Gelecek İnşa Simülasyonu” programını başlattı. Sağlık İşleri ile Gençlik ve Spor Hizmetleri Daire Başkanlıklarının iş birliğinde Ankara Büyükşehir Belediyesi Konferans Salonu’nda düzenlenen simülasyonda gençler, bağımlılıkla mücadeleye ilişkin görüşlerini paylaşarak çözüm önerileri geliştirdi. GENÇLERİN GÖZÜNDEN BAĞIMLILIKLA MÜCADELE Bağımlılığın yalnızca madde kullanımıyla sınırlı olmadığına dikkat çekilen programda gençler; alkol, tütün, dijital oyunlar, sosyal medya, kumar ve teknoloji bağımlılığı gibi farklı alanlardaki riskleri ele aldı. Katılımcıların geliştirdiği önerilerin, “Gençlerin Gözünden Bağımlılıkla Mücadele Politika Önerileri” başlıklı bir raporda toplanması ve belediyenin önümüzdeki dönemde hayata geçireceği koruyucu ve önleyici hizmetler, iletişim kampanyaları ve yeni projeler için yol göstermesi amaçlanıyor. CAN: “GENÇLERİ ÇÖZÜMÜN AKTİF PAYDAŞLARI OLARAK GÖRÜYORUZ” Sağlık İşleri Daire Başkanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Şube Müdürü Mustafa Can, programla gençlerin yalnızca korunması gereken bir grup olarak değil, sorunları tanımlayan ve çözüm üreten paydaşlar olarak sürece katılmasını hedeflediklerini belirtti. Can, “Sağlık İşleri Daire Başkanlığı olarak bugüne kadar danışmanlık, tedavi, yönlendirme, rehabilitasyon, koruyucu eğitimler ve farkındalık çalışmalarıyla hemşerilerimizin yanında olduk. Bu salondan çıkacak her fikir gençlerimizin gözünde bağımlılık mücadele politikası önerisi başlığı altında raporlaştırılacak ve belediyemizin önümüzdeki dönemde hayata geçireceği koruyucu önleyici hizmetlerin, iletişim kampanyalarının ve yeni projelerin temelini oluşturacak” dedi. KAYA: “BAĞIMLILIKLA MÜCADELE POLİTİKALARINI GENÇLERLE BİRLİKTE İNŞA EDİYORUZ” Sağlık İşleri Daire Başkanlığı Bağımlılıkla Mücadele Birim Sorumlusu Gökçe Çiçek Kaya da bağımlılığın çok boyutlu bir toplumsal sorun olduğuna dikkat çekerek, “Bu mücadelede bizim en önemli hedef kitlemiz gençlerimiz. Bu projeyle geleneksel yöntemlerin dışına çıkıp gençlere sadece ne yapmaları gerektiğini anlatan tek taraflı bir iletişim yerine ‘Sizin ne düşündüğünüz ve çözüm önerileriniz bizim için çok önemli, doğrudan karar süreçlerine dâhil olun’ diyoruz. Kısacası gençleri sadece korunması gereken bir kitle olarak değil, çözüm üreten aktif paydaşlarımız olarak görüyor, kentimizin bağımlılıkla mücadele politikalarını gençlerle birlikte inşa ediyoruz” diye konuştu. ECER: “BİRLİKTE GÜZEL SONUÇLARA ULAŞACAĞIZ” Gençlik ve Spor Hizmetleri Daire Başkanlığı Gençlik Politikaları Uzmanı Halil Ecer ise “Gençler ile birlikte gençlerin talep ve ihtiyaçlarını karşılama ve bunlarla biz nasıl hareket edebiliriz, bir genç Ankara'da kendi varlığını nasıl oluşturabilir, bunlara odaklanmış durumdayız. Bundan sonraki süreçlerde de esasında herhangi bir talep ve ihtiyacın doğru kişiye ve doğru zamanda ulaşabilmesini sağlamak adına gençlerin talep üretebiliyor olması gerekiyor. Bunu hep birlikte başaracağız. Hep birlikte güzel sonuçlara ulaşacağız” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GTA VI İçin Geri Sayım Başladı Haber

GTA VI İçin Geri Sayım Başladı

Yayımlanan fragmanlar, Netflix’te gösterilen Grand Theft Auto VI: An Extended Look oynanış sunumu ve sektör basınına verilen röportajlar, çıkışına bir ay kalan yapıma ilişkin pek çok ayrıntıyı gün yüzüne çıkardı. İşte GTA 6 hakkında bugüne kadar paylaşılan öne çıkan bilgiler: Harita, Keşif ve Yaşayan Bir Leonida Rockstar, klasik harita tasarımını geliştirerek uydu görüntülerini andıran yeni bir sisteme geçiyor. Vice City, Leonida Keys, Grassrivers, Port Gellhorn, Ambrosia ve Mount Kalaga National Park olmak üzere altı bölgeden oluşan eyalet, 170’ten fazla hayvan türüne ev sahipliği yapacak. Oyuncular, Uber benzeri "RideMe" uygulamasıyla hızlı seyahat edebilecek. Yolculuk sırasında NPC’lerle dinamik diyaloglara girmek de mümkün olacak. Leonida’nın şehir yaşamında farklı gruplarla bağlantılı karakterler önemli bir yer tutuyor. Vice City sokaklarından Leonida Keys’teki gizli faaliyetlere uzanan yeraltı dünyası, Jason ve Lucia’nın hikâyesini şekillendiren temel unsurlardan biri. Araçlara eklenen gizli "Terrain" parametresi, farklı zeminlerde sürüş deneyimini doğrudan etkileyecek. Spor otomobiller toprak yollarda veya bataklıklarda saplanıp kalabilirken, arazi araçları bu bölgelerde avantaj sağlıyor. Ayrıca yüzlerce girilebilir iç mekân ve güvenli ev, kıyafet değiştirmenin yanı sıra çöp atmak ve ayna karşısında tıraş olmak gibi günlük yaşama dair ayrıntılı etkileşimler de sunacak. Karakterler, İlişki Dinamikleri ve Fiziksel Gelişim Game Informer ve LOVE Magazine röportajlarıyla geçmişleri netleşen karakterlerden Jason, Keys, bölgesinde yaşayan eski ve sorunlu bir asker. Lucia ise babasından dövüşmeyi öğrenmiş, ailesiyle bağlantılı olaylar nedeniyle hapse düşmüş bir Liberty City yerlisi. İkilinin "Bonnie & Clyde" tarzı ilişkisinin platonik veya romantik ilerlemesi, oyuncu tercihlerine bağlı olarak şekillenecek. Red Dead Redemption 2’nin ahlak sisteminden farklı olan "Criminal Profile" mekanizması ise kural dışı eylemlerin, NPC’lerin karakterlere yaklaşımını etkilemesine sebebiyet veriyor. Bazı görevlerde karakter değiştirme özelliği, hikâyenin gerektirdiği şekilde sınırlandırılacak. Karakterlerin fiziksel gelişimi de önceki oyunlara kıyasla daha ayrıntılı. GTA: San Andreas’tan tanıdığımız spor salonları geri dönerken kas kütlesi ve kilo, karakterlerin dış görünüşlerine yansıyacak. Saç ve sakal düzenlemelerinin yanı sıra kıyafetler de kullanım koşullarına ve çevresel etkilere bağlı olarak bölgesel biçimde eskiyebiliyor. Yapay Zekâ, Taktiksel Hamleler ve Çatışma GTA 5’in polis sistemi, GTA 6’da daha ayrıntılı bir yapıya kavuşuyor. Olayların bildirilmesinde görgü tanıkları ve alarmlar önemli rol oynayacak; tanıkların polisi aramasını engellemek de mümkün hâle gelecek. Polisler karakterlerin eşkâlini ve araçlarını takip ederken ara sokaklara girmek, kıyafet veya araç değiştirmek takipten kurtulmayı kolaylaştırabilecek. Yeni nesil lüks araçlardaki GPS takip cihazlarını devre dışı bırakmak için "fence" mekaniğinden yararlanmak veya eski araçları tercih etmek mümkün. Red Dead Redemption 2’ye benzer envanter sistemiyle tüm silah ve ekipmanları sürekli üzerimizde taşıyamayacağız. Ek silahlar ve yedek kıyafetler için araç bagajları birer depolama alanı işlevi görüyor. Silahların gizlenmesi de önemli; açıkta silah taşımak çevrede paniğe yol açabilecek. Çatışmalarda taktiksel "reticle" nişan sistemi kullanılırken, sağlık yenilemek için ağrı kesiciler (painkillers) ve ilk yardım kitleri devreye girecek. Sosyal Medya, "Doomscrolling" ve Dijital Dünya Önceki GTA oyunlarında ekranın köşesinde beliren telefon arayüzünün yerini, karakterlerin ellerinde tuttukları fiziksel telefonlar alıyor. Kamera telefona yaklaşırken WhatUp, Waink ve Snapmatic gibi uygulamalara ve sosyal medya akışlarına erişilebiliyor. Florida’nın viral internet fenomenlerinden esinlenen Rockstar parodileri ve dikey videolar, kaydırılarak (doomscrolling) izlenebilecek. Çift çekiçli kadın ve timsah yakalayan adam gibi karakterlerin yanı sıra, "Nine1Nine" yazısıyla gece kulübü E11even’a yapılan göndermeler de dikkat çekiyor. Leonida’da yaşanan olaylar ise NPC’lerin paylaşımları ve canlı yayınları ile sosyal medyaya yansırken, bazı içerikler yeni olay ve aktivitelere yönlendirebilecek. Rockstar, GTA 6’nın radyo istasyonlarını da duyurdu. Klasik Flash FM’in yanı sıra Cocoteo FM, The Chamber 106.6, Dirty South Classics, Afro Bank FM ve Back Country Radio oyunda yer alacak. Altı istasyonun ön izlemeleri Rockstar’ın resmî müzik sayfasından dinlenebiliyor. Seride ilk kez oyun içi podcast içerikleri de bulunacak. Leonida, tüm bu hareketliliğin dışında base jumping, bilardo, kano, mini golf, jet ski, bataklık botu (air boating) ve tüplü dalış (scuba diving) gibi geniş bir aktivite yelpazesi sunuyor. Grafik ve Atmosfer Devrimi RAGE motorunun yeni sürümü, ışığın geliş açısına göre havada uçuşan polen ve toz zerrelerini simüle ediyor. Su altı sahnelerinde ışık kırılmaları (caustics) gelişmiş tekniklerle işlenirken, tropikal fırtınalar, kasırgalar, yağmur sonrası su birikintileri, değişen bulut yapıları ve dinamik gökkuşakları Leonida’nın atmosferini güçlendirecek. Son Bir Ayda Neler Bekliyoruz? Rockstar, GTA 6’nın çıkış fragmanını yayımladı. Hikâyenin başlangıcına odaklanan fragman, Jason’ın ordudan ayrılışına ve Lucia’nın hapisten elektronik takip kelepçesiyle çıkışına odaklanırken Vice City’nin tehlikeli ve aksiyon dolu dünyasına yeni bir bakış sunuyor. Çıkışa sayılı günler kala gözler Rockstar’ın paylaşabileceği yeni içeriklere çevrildi: Önümüzdeki haftalarda kısa karakter tanıtımları, yeni oynanış kesitleri veya ekran görüntüleriyle karşılaşabiliriz. Oyunun, çıkışından yedi gün önce ön yüklemeye açılması da bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA ve BÜYEM İş Birliğiyle Kadın Girişimci Akademisi Eğitimleri Kayseri’de Başlıyor Haber

Garanti BBVA ve BÜYEM İş Birliğiyle Kadın Girişimci Akademisi Eğitimleri Kayseri’de Başlıyor

Garanti BBVA ve Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi (BÜYEM) iş birliğiyle 2012 yılında hayata geçirilen Kadın Girişimci Akademisi, kadın girişimcilerin iş hayatlarında gelişimini desteklemek hedefiyle yoluna devam ediyor. Kayseri’deki kadın girişimcilerin katılımı ile 5 Kasım 2026 tarihinde başlayacak olan akademi, Kayseri Ticaret Odası, ve TOBB Kayseri Kadın Girişimciler Kurulu destekleriyle, Kayseri Ticaret Odası ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. 5 Kasım 2026 tarihinde başlayacak olan ve sınırlı kontenjanla düzenlenecek eğitimler için başvurular, 2 Kasım 2026 tarihine kadar www.garantibbvakadingirisimci.com adresi üzerinden yapılabilecek. Eğitimler, Kayseri Ticaret Odası Eğitim Salonu ve Zoom Cloud Meetings Platformu üzerinden, Boğaziçi Üniversitesi’nin deneyimli akademisyenleri ve alanında uzman profesyonelleri tarafından hem fiziksel hem de çevrim içi olarak verilecek. Katılımcılar; dijital pazarlama, insan kaynakları, müşteri deneyimi, kurum içi iletişim, sosyal medya ve e-ticaret, finansal yönetim, liderlik, sürdürülebilir şirket yönetimi, yenilikçi iş modelleri, ticaret hukuku ve sözleşmeler gibi iş hayatına doğrudan katkı sağlayacak konularda bilgi edinecekler. Kadın Girişimci Akademisi, Garanti BBVA’nın 2006 yılından bu yana sürdürdüğü kadın girişimcilere destek programlarının önemli bir parçasını oluşturuyor. Bugüne kadar Tunceli’den İstanbul’a, Adana’dan Ordu’ya Türkiye’nin dört bir yanındaki kadın girişimcilere eğitimler verildi. 2012 başlayan Kadın Girişimci Akademisi ile bugüne dek 50 eğitimle, 6.000 kadın girişimciye ulaşıldı. Kadın Girişimci Akademisi Programı’nı başarıyla tamamlayan girişimciler, Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi tarafından düzenlenen sertifikanın sahibi olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İçerik Üreticilerine Sahte Sponsorluk Tuzağı Haber

İçerik Üreticilerine Sahte Sponsorluk Tuzağı

Küresel bir markadan gelen kişiselleştirilmiş bir sponsorluk e-postası, ücretler üzerine kısa bir pazarlık ve ardından bir iş birliği platformunu ziyaret etme daveti. Bir YouTube içerik üreticisi için bu süreç rutin bir iş anlaşmasının başlangıcı gibi görünebilir. Ancak bazı durumlarda bu adımlar, içerik üreticilerinin Google hesaplarını ele geçirmeyi amaçlayan bir dolandırıcılık girişiminin parçası olabilir. ESET, içerik üreticilerini hedef alan bu tür dolandırıcılık kampanyalarına karşı uyarıyor. Bu dolandırıcılık planı, iş birliği teklifi içeren kişiselleştirilmiş bir e-postayla başlıyor. Dolandırıcılar, Hollyland, Nike ve Spotify gibi markaların kimliğine bürünüyor. E-postalarda hedef kişinin YouTube kanalındaki videolara özel atıflar yapılıyor; içerik üreticisine bir cihaz ve uzun vadeli iş birliği olasılığı sunuluyor. Diğer kimlik avı saldırılarından farklı olarak bu dolandırıcılık yöntemi, kullanıcıdan hemen parolasını veya diğer hassas bilgilerini istemiyor. Bunun yerine potansiyel kurban, önce bir dizi inandırıcı görünen adımla ilerleyen bir sürece çekiliyor. Örneğin, sahte web sitesinde kampanya metrikleri, büyük şirketlerin logoları ve köklü iş birliği platformlarında görülen başka özellikler bulunuyor. Ayrıca içerik üreticisinin iş birliğinden ne kadar kazanabileceğini tahmin etmesini sağlayan bir gelir hesaplayıcısı da yer alabiliyor. Platformda sözleşme görüşmelerini, ortak projeleri ve ödemeleri otomatikleştirmek üzere tasarlanmış çeşitli özellikler de sunulabiliyor. Platform ayrıca içerik üreticisinin YouTube kanalının URL'sini istiyor. Bu URL, kamuya açık bilgileri almak ve görünüşte kişiselleştirilmiş bir deneyim oluşturmak için kullanılıyor. Bir sonraki adımda içerik üreticisi, sözde YouTube kanalının sahibi olduğunu doğrulamak amacıyla bir Google oturum açma sayfasına yönlendiriliyor. Tanıdık görünen arayüz ve o ana kadar oluşturulan güven duygusu, kullanıcının şüphelerini azaltabiliyor. Böylece kullanıcı, bu talebi bir kimlik kontrolü ya da sürecin normal bir adımı olarak değerlendirebiliyor. Burada önemli olan, sayfanın arkasında gerçekte ne olduğudur. Google ile oturum açma seçeneği üzerinden bir uygulamaya erişim verildiğinde, uygulamayla paylaşılan bilgiler ve tanınan yetkiler istenen izinlere bağlıdır. Ancak sahte bir oturum açma sayfası, Google'ın gerçek giriş ekranını taklit ederek kullanıcının parolasını ve tek kullanımlık doğrulama kodunu ele geçirmeye çalışabilir. Saldırganlar bu bilgileri elde ettiklerinde Google hesabına ve hesapla bağlantılı hizmetlere erişim sağlamayı hedefleyebilir. Böylece kişisel bilgiler, hesap kurtarma yöntemleri ve Gmail ile Google Drive gibi hizmetler de risk altına girebilir. YouTube içerik üreticileri için güvende kalmanın yolları Eğer siz de bir sosyal medya içerik üreticisiyseniz Google hesabınız “sadece” bir YouTube kanalına erişimden çok daha fazlası olabilir. Hesabınızı ele geçiren saldırganlar, bu hesabı diğer bağlantılı hizmetlere erişmek için kullanabilir veya bu hesapların kimliğine bürünerek takipçilerinizle veya iş ortaklarınızla iletişime geçebilir. Ele geçirilen hesap, kötü amaçlı bağlantılar yaymak ve diğer dolandırıcılık faaliyetlerini yürütmek için de kötüye kullanılabilir. Bir sponsorluk teklifini değerlendirmeden önce şunlara dikkat edin: Teklifi resmî bir kanal aracılığıyla doğrulayın: Bir marka size sponsorluk teklifi yapmak için iletişime geçerse markanın resmî iletişim bilgilerini kendiniz bulun ve hem teklifi hem de teklifi gönderen kişiyi doğrulayın.Alan adlarını kontrol edin: Gönderenin e-posta adresine ve yönlendirilebileceğiniz herhangi bir platformun alan adına dikkatlice bakın. Profesyonel tasarım ve tanıdık marka logosu, bir sitenin meşru olduğunu göstermez.Oturum açmadan veya erişim izni vermeden önce kontrol edin: Google, Apple, Facebook veya başka herhangi bir tek oturum açma (SSO) seçeneğini kullanmadan önce sayfanın adresini dikkatlice inceleyin. Google için gerçek oturum açma sayfasının accounts.google.com alan adında olduğundan emin olun. Ardından izinler listesini inceleyin. Örneğin, yalnızca kanalınızı doğrulaması gereken bir sitenin kanalınızı yönetmek için izin istemesi şüphe uyandırmalıdır.Tanımadığınız uygulamalara veya hizmetlere yetki vermeyin.Tüm hesaplarınızda güçlü ve benzersiz parolalar ile iki faktörlü kimlik doğrulama kullanın ve parola anahtarlarını kullanmayı düşünün. Google hesabınız ele geçirilirse ne yapmalısınız? Her saniye çok önemli olduğundan hızlı hareket etmeniz hayati önem taşır. Google'ın Güvenlik Kontrolü'nü çalıştırın veya Google hesabınızın güvenlik ayarlarını açarak son güvenlik olaylarını ve oturum açılmış cihazları inceleyin. Oturum açma yöntemlerinize, kurtarma bilgilerinize ve üçüncü taraf bağlantılarınıza da bakın. Tanımadığınız cihazları, uygulamaları veya erişim izinlerini kaldırın. Henüz yapmadıysanız parolanızı değiştirin ve iki faktörlü (2FA) kimlik doğrulamayı etkinleştirin.Artık oturum açamıyorsanız veya sizin yapmadığınız başka değişiklikler (yeni bir telefon numarası, kurtarma e-postası veya yedekleme kodları gibi) fark ederseniz Google'ın resmî hesap kurtarma sayfasını kullanın. Her şeyden önce, kimlik bilgilerinizi girmek veya daha fazla erişime izin vermek için şüpheli siteye geri dönmeyin. Tekrar giriş yaptıktan sonra saldırganların hesabınızda yaptığı tüm değişiklikleri geri alın. Bir YouTube içerik üreticisiyseniz itibarınızın nihayetinde başarınızı belirlediğinin farkındasınızdır. Google hesabı, e-posta, dosyalar, kişiler ve YouTube kanalının kendisi gibi işinizin merkezinde yer alabilir. Saldırganlar kontrolü ele geçirdikten sonra sizi hesabınızın dışına kilitleyebilir veya hesaba bağlı güveni suistimal ederek takipçilerinizi, ailenizi ve diğer içerik üreticilerini hedef alabilirler. Bu durum tek başına, herhangi bir sponsorluk teklifinin – gönderenin alan adından anlaşma ilerlemeden önce istenen izinlere kadar – dikkatle incelenmesini gerektirir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 22. TÜRSAK Çocuk Filmleri Festivali Diyarbakır’da Başladı Haber

 22. TÜRSAK Çocuk Filmleri Festivali Diyarbakır’da Başladı

22. TÜRSAK Çocuk Filmleri Festivali, ilk gününde Diyarbakırlı çocukları sinema ve sanatın farklı alanlarıyla buluşturdu. 14 Ekim’e kadar sürecek festival, film gösterimlerinin yanı sıra çeşitli atölyelerle çocukların yaratıcılıklarını geliştirmelerine, yeni deneyimler kazanmalarına ve kültür-sanatla iç içe vakit geçirmelerine olanak tanıyor. Diyarbakır’da Festivalin İlk Günü Atölyeler ve Film Gösterimleriyle Başladı Festivalin ilk gününde kukla ve oyunculuk atölyeleri gerçekleştirildi. Kukla atölyesinde çocuklar, kuklalar aracılığıyla kendi hikâyelerini oluşturma ve karakterlere hayat verme fırsatı buldu. Hayal güçlerini kullanarak üretim yaparken anlatım becerilerini geliştirmeye yönelik deneyimler kazandı. Oyunculuk atölyesinde ise çocuklar, beden dili, mimik ve duygu aktarımı üzerine çalışmalar yaptı. Canlandırma etkinlikleriyle kendilerini ifade etme becerilerini keşfederken sahne sanatlarına dair temel bilgiler edindi. Festivalin ilk gününde ayrıca “Pırıl: Saklı Robotlar”, “İbi: Uzay Görevi” ve “Kardeş Takımı 3” filmleri çocuklarla buluştu. Festival, 14 Ekim’e kadar minik sinemaseverlerle buluşmaya devam edecek. FESTİVAL PROGRAMI 11 EKİM PAZAR 11.00 – Süper 1 Takım 13.00 – Kutup Kahramanları 14.30 – Kukla Atölyesi 15.00 – Maşa ile Koca Ayı: Mucize Parkı 15.30 – Oyunculuk Atölyesi 12 EKİM PAZARTESİ 10.00 – Dino Ailesi 12.00 – Film Okuma Atölyesi 13.00 – Arnie & Barney Şapşık Kardeşler 14.00 – Çocuklar İçin Bilinçli Nefes Atölyesi 15.00 – Kardeş Takımı 3 13 EKİM SALI 10.00 – Uzaylı Dostum Flik 12.00 – Çocuklar İçin Bilinçli Nefes Atölyesi 13.00 – Cesur Kirpi 14.00 – Oyunculuk Atölyesi 15.00 – Maşa ile Koca Ayı: Mucize Parkı 14 EKİM ÇARŞAMBA 10.00 – Pırıl: Saklı Robotlar 12.00 – Oyunculuk Atölyesi 13.00 – İbi: Uzay Görevi 14.00 – Sosyal Medya İçerik Atölyesi 15.00 – Süper 1 Takım Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.