Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sosyal Medya

Kapsül Haber Ajansı - Sosyal Medya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Medya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Logitech G Guinness Rekoru Sonrası “60 Saniyede En Çok Tıklama” Yarışmasını Başlatıyor Haber

Logitech G Guinness Rekoru Sonrası “60 Saniyede En Çok Tıklama” Yarışmasını Başlatıyor

Oyuncular, SUPERSTRIKE ile elde ettikleri tıklama performansını video formatında Instagram, TikTok veya X (Twitter) platformlarında paylaşarak yarışmaya katılabiliyor. Yarışma, Eylül 2026 sonuna kadar devam edecek. Her ay, genel sıralamada en yüksek skoru elde eden 1 kişi Logitech G PRO X2 SUPERSTRIKE kazanırken, seçili MediaMarkt mağazalarındaki deneyim alanlarından katılanlar arasında her mağazanın birincisi ayrıca değerlendirilerek sürpriz Logitech G ürünleriyle ödüllendirilecek. SUPERSTRIKE deneyim alanları MediaMarkt mağazalarında MediaMarkt’ın İstanbul, Ankara ve İzmir’de olmak üzere toplam 6 mağazasında kurulan SUPERSTRIKE deneyim alanları, profesyonel seviyedeki hız ve hassasiyeti birebir deneyimlemek isteyen oyuncuları bekliyor. Yarışmaya katılmak için oyuncuların, SUPERSTRIKE deneyim noktasına giderek, rekor deneme videosunu, #RecordHITS ve mağaza hashtagiyle birlikte paylaşmaları gerekiyor. Deneyim alanına gidemeyenler de yarışmaya katılabilir Logitech G, farklı şehirlerde yaşayan ve deneyim alanlarına gidemeyen oyuncular için de yarışmaya katılım imkanı sunuyor. Oyuncular, kendi PRO X2 SUPERSTRIKE mouse’larıyla ya da bir arkadaşının PRO X2 SUPERSTRIKE mouse’unu kullanarak yarışmaya dahil olabiliyor. #RecordHITS Yarışma Detayları ve Katılım Koşulları Yarışma, 10 Nisan – 30 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecektir.Katılım için Logitech G PRO X2 SUPERSTRIKE kullanılması gerekmektedir.60 saniyelik tıklama denemesi için cpstest.org/60-seconds.php platformu kullanılmalıdır.Katılımcılar, yarışmaya SUPERSTRIKE deneyim alanlarında ya da kendi PRO X2 SUPERSTRIKE mouse’larıyla çektikleri videolarla katılabilecektir.Katılımcı tıklama için yalnızca 1 parmağını kullanmalıdır. Videonun Instagram, TikTok veya X (Twitter) platformlarında paylaşılması gerekmektedir.Katılım videosunda mouse ve ekranın birlikte görünür olması gerekmektedir.Paylaşımlarda #RecordHITS hashtag’inin kullanılması gerekmektedir.@logitechg, @futesportsgg ve @mediamarkt_tr hesaplarının etiketlenmesi gerekmektedir.Katılım sınırsızdır; ancak bir kişi yarışma kapsamında yalnızca 1 kez ürün kazanabilecektir.Her ay en yüksek skoru elde eden 1 kişi Logitech G PRO X2 SUPERSTRIKE kazanacaktır.MediaMarkt mağazalarındaki SUPERSTRIKE deneyim alanlarından yapılan katılımlarda, paylaşıma ilgili mağazanın hashtag’inin de eklenmesi gerekmektedir. Ayrıca her ay, her mağazanın birincisi ayrı olarak değerlendirilerek sürpriz Logitech G ürünleriyle ödüllendirilecektir. Nisan ayının ödülü Logitech G PRO X Superlight 2 SE olarak belirlenmiştir. Sonraki aylar için ödül açıklaması @futesportsgg sosyal medya hesabından yapılacaktır. Kazananlar, takip eden ayın 10. günü @futesportsgg Instagram hesabında açıklanacaktır. Seçili MediaMarkt mağazalarındaki deneyim alanları: MediaMarkt İstanbul Marmara Park AVM (#MarmaraParkMM)MediaMarkt İstanbul Beylikdüzü (#BeylikdüzüMM)MediaMarkt İstanbul Meydan AVM (#MeydanMM)MediaMarkt Ankara ANKAmall AVM (#AnkamallMM)MediaMarkt Ankara Kentpark AVM (#KentparkMM)MediaMarkt İzmir Optimum AVM (#OptimumMM) Logitech, FUT Esports ve MediaMarkt ile bu şirketlerin ana şirketleri, bağlı kuruluşları, iştirakleri ve ajanslarında çalışan kişiler yarışmaya katılamaz. Ayrıca bu çalışanlarla aynı hanede yaşayan kişiler ile çalışanların eşleri, ebeveynleri, çocukları ve kardeşleri (nerede yaşadıklarına bakılmaksızın) de yarışmaya katılamaz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kaspersky, Dünya Sağlık Günü’nde Dijital Sağlık Hizmetlerine İlişkin Risklere Dikkat Çekiyor Haber

Kaspersky, Dünya Sağlık Günü’nde Dijital Sağlık Hizmetlerine İlişkin Risklere Dikkat Çekiyor

Teletıp, artık yalnızca bir kolaylık unsuru olmaktan çıkarak sağlık hizmet sunumunun temel bileşenlerinden biri haline geldi. Ancak bu hızlı benimsenme, güvenlik modellerinin aynı hızda gelişmesini sağlayamadı ve ortaya çıkan riskler teorik olmaktan çok uzak. Nitekim yakın geçmişte yaşanan olaylar bu risklerin ne kadar somut olduğunu ortaya koyuyor. 2023 yılında, özellikle ruh sağlığı hizmetlerine odaklanan büyük bir teletıp sağlayıcısı olan Cerebral’ın; ruh sağlığı değerlendirmeleri, hasta kabul bilgileri ve kişisel tanımlayıcı veriler dahil olmak üzere hassas hasta verilerini sosyal medya ve reklam ağları gibi üçüncü taraf platformlarla paylaştığı ortaya çıktı. Bu durumdan milyonlarca kullanıcının yıllar boyunca etkilendiği bildirildi. Daha geniş çerçevede ise 2025 yılında yaşanan olaylar, farklı ancak aynı derecede kritik bir riske işaret ediyor: dijital sağlık altyapılarında büyük ölçekli kesintiler. ManageMyHealth hasta portalına yönelik veri ihlali, 120 binden fazla hastanın hassas tıbbi verilerinin açığa çıkmasına neden olurken; SimonMed Imaging’e yönelik saldırı bir milyondan fazla kaydın tehlikeye girmesine ve fidye yazılımı taleplerine yol açtı. Bu vakalar, hem teletıp platformlarının hem de daha geniş dijital sağlık ekosisteminin siber saldırganlar için giderek daha cazip hedefler haline geldiğini gösteriyor. Buna paralel olarak, sağlık temalı dolandırıcılık kampanyaları da giderek daha sofistike hale geliyor. Kullanıcılar, kontrol randevusu veya takip muayenesi daveti gibi görünen içeriklerle hedef alınıyor. Bu tür sahte “sağlık hizmeti” sitelerinin alan adlarının çoğu yalnızca birkaç hafta önce oluşturulmuş oluyor; sayfalardaki sosyal medya bağlantıları çalışmıyor ve Kullanım Koşulları ile Gizlilik Politikası gibi temel içerikler bulunmuyor. Buna karşın bu siteler, telefon numarası, adres, sigorta bilgileri, kullanılan ilaçlar, semptom açıklamaları ve hatta ilgili vücut bölgelerine ait fotoğraflar gibi son derece hassas bilgileri talep ediyor. Sahte marka unsurları, uydurma doktor profilleri ve aciliyet hissi yaratan çağrılarla kullanıcılar ikna edilmeye çalışılıyor. Bu tür durumlarda paylaşılan veriler, dark web’de satılabiliyor, kimlik hırsızlığında kullanılabiliyor ya da ilerleyen süreçte daha hedefli ve gelişmiş saldırılar için istismar edilebiliyor. Hassas verilerin korunması için, kötü amaçlı bağlantılara tıklanmasını engelleyen yapay zekâ destekli kimlik avı (anti-phishing) özelliklerine sahip güvenlik çözümlerinin kullanılması büyük önem taşıyor. Telefon numarası, adres, sigorta numarası, kullanılan ilaçlar, semptom açıklamaları ve hatta kişisel fotoğraflar gibi bilgileri talep eden “teletıp hizmeti” dolandırıcılığı örnekleri Kaspersky Web İçeriği ve Gizlilik Analizi Uzmanı Anna Larkina konuyla ilgili olarak şunları belirtiyor: “Dijital sağlık deneyimi, sağlık hizmetlerine erişimi dönüştürürken, birçok kullanıcının farkında olmadığından daha geniş bir saldırı yüzeyi de yaratıyor. Tıbbi veriler son derece değerli ve dark web’de aktif olarak alınıp satılıyor; bu da hastaları dolandırıcılık ve hedefli kimlik avı saldırıları için öncelikli hedef haline getiriyor. Aynı zamanda sağlık temalı dolandırıcılıklar, aciliyet ve güven duygusunu istismar ederek sahte danışmanlıklar veya indirimli teklifler üzerinden kullanıcıları hassas bilgilerini paylaşmaya yönlendiriyor. Kullanıcıların dijital sağlık hizmetlerine, finansal hizmetlerde olduğu gibi temkinli yaklaşması; hizmet sağlayıcıları doğrulaması, istenmeyen bağlantılardan kaçınması ve verilerinin nasıl kullanıldığını anlaması gerekiyor. Güvenlik ve gizlilik, dijital sağlık deneyiminin ayrılmaz bir parçası haline gelmeli.” Kaspersky, kullanıcıların güvende kalabilmesi için şu önerilerde bulunuyor: Özellikle aciliyet hissi yaratan veya hassas bilgi talep eden sağlık danışmanlığı kampanyalarına şüpheyle yaklaşın.Randevu oluştururken yalnızca resmi web sitelerini ve uygulamaları kullanın.Sağlık hizmeti sağlayıcılarını doğrulayın; e-posta veya mesajlaşma uygulamaları üzerinden gelen rastgele bağlantılar aracılığıyla hizmetlere erişmekten kaçının.Cihazlarınızda dolandırıcılık girişimlerine karşı sizi uyaracak güvenilir bir güvenlik çözümü kullanın. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bakan Ersoy Müjdeyi Verdi: Kültür Yolu İçin Geri Sayım Başladı Haber

Bakan Ersoy Müjdeyi Verdi: Kültür Yolu İçin Geri Sayım Başladı

Türkiye Kültür Yolu Festivali’nde geri sayım başladı. Festival, 25 Nisan 2026 tarihinde Şanlıurfa’da başlayacak, 15 Kasım 2026’da Adana’da sona erecek. Yaklaşık 8 ay sürecek bu kültür sanat maratonu, bu yıl 234 güne ulaşarak dünyanın en uzun soluklu festivali olma özelliğini daha da güçlendirecek. Bakan Ersoy, 2021 yılında 80 mekânda ve 2.000’in üzerinde sanatçıyla başlayan festivalin bugün uluslararası bir kültür markasına dönüştüğünü belirtti. Beyoğlu Kültür Yolu Festivali olarak başlayan ve her yıl büyüyerek Türkiye geneline yayılan Türkiye Kültür Yolu Festivali, 2026 yılında 26 şehirde gerçekleştirilecek. Ersoy, 2027 yılında Balıkesir, Denizli, Hatay, Kocaeli, Muğla ve Tekirdağ’ın da katılımıyla festivalin 32 şehre ulaşacağını ifade etti. “Artık insanlar sadece görmek için değil, hissetmek ve deneyimlemek için seyahat ediyorlar” diyen Bakan Ersoy, kültür ve sanat faaliyetlerinin Bakanlığın asli görevleri arasında yer aldığını vurguladı. Kültür ve sanatın toplumun her kesimine ulaşmasını hedefleyen festivalin, yalnızca bir etkinlik serisi olmanın ötesinde Türkiye’nin kültürel dönüşümünün güçlü bir temsilcisi olduğunu belirten Ersoy, Cumhuriyetin 100’üncü yılı itibariyle Avrupa Festivaller Birliği üyesi olan festivalin her geçen yıl daha da güçlenerek yoluna devam ettiğini söyledi. FESTİVALE DAİR HER ŞEY ARTIK TEK SOSYAL MEDYA HESABINDA Bakan Ersoy, Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin artık tek bir sosyal medya hesabı üzerinden takip edilebileceğini belirterek, festival takvimi ve tüm detayların https://kulturyolufestivali.com/ internet sitesi ile @turkiye_kulturyolu Instagram hesabı üzerinden paylaşılacağını ifade etti. GASTRONOMİ: KÜLTÜRÜN LEZZETLE BULUŞTUĞU NOKTA Festival kapsamında şehirlerin gastronomi değerleri de ön plana çıkacak. Yerel mutfakların özgün lezzetleri, gastronomi etkinlikleri ve deneyim alanlarıyla ziyaretçilere sunulacak. Şeflerin katılımıyla gerçekleşecek atölyeler, tadım etkinlikleri ve yöresel ürün buluşmaları sayesinde Türkiye’nin mutfak kültürü daha geniş kitlelere tanıtılacak. Festival, gastronomiyi yalnızca bir tat deneyimi değil, kültürel mirasın önemli bir parçası olarak ele alacak. 2026 yılında gastronomi alanında önemli bir yenilik de hayata geçirilecek. Festival kapsamındaki şehirlerde gastronomi duraklarının belirlenmesi amacıyla danışma kurulları oluşturulacak. Her şehrin kendi mutfak kültürünü en doğru şekilde temsil etmesi için alanında uzman isimlerin yer alacağı bu kurullar, şehirlerin öne çıkan lezzet noktalarını ve deneyim rotalarını belirleyecek. Ayrıca her şehir için bir “şehir şefi” belirlenerek, yerel gastronominin temsil gücü artırılacak. Şehir şefleri, hem etkinlik içeriklerinin oluşturulmasında aktif rol üstlenecek hem de o kentin mutfak mirasının ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtımına katkı sağlayacak. Bu yeni yapı ile Türkiye Kültür Yolu Festivali, gastronomiyi daha sistematik, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir yaklaşımla ele alacak. 9 GÜNLÜK FESTİVAL, ŞEHİR EKONOMİLERİNE GÜÇ KATIYOR Her şehirde 9 gün süren festival programı, yalnızca kültürel değil ekonomik açıdan da önemli katkılar sağlıyor. Festival süresince oteller, restoranlar ve yerel işletmeler yoğun talep görürken, şehir dışından gelen ziyaretçilerle birlikte turizm hareketleniyor. Bakan Ersoy, festivalin ekonomik etkisine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “9 gün boyunca düzenlediğimiz etkinliklerin şehir ekonomisine büyük katkısı var. Esnafımız bu sürede neredeyse 3 aylık iş yapıyor. Hem yerel halk hem de şehir dışından gelen ziyaretçiler sayesinde illerimizin ekonomisi ciddi şekilde canlanıyor. Hem festivale katılanlar hem il dışından etkinlikleri izlemek için gelenler adeta ilin ekonomisine can suyu oluyor.” ŞEHİRLERDE KÜLTÜR YOLU HEYECANI BAŞLADI Konserlerden sergilere, tiyatrodan operaya, söyleşilerden atölyelere kadar binlerce etkinlik ile Türkiye, aylar boyunca büyük bir kültür sahnesine dönüşecek. Festivalin kapsadığı şehirlerde kültür ve sanat heyecanı şimdiden hissedilmeye başlandı. Türkiye Kültür Yolu Festivali, her şehirde yerel değerleri öne çıkaran, sanatın farklı disiplinlerini bir araya getiren ve geniş kitlelere ulaşan etkinlikleriyle şehirlerin kültürel dinamizmini artıracak. 2025 yılında 20 şehirde gerçekleştirilen ve 180 gün süren festival; 9 bin 645 etkinlik ve 50 bin 400 sanatçının katılımıyla büyük bir başarıya imza atmıştı. 2026 yılında ise bu güçlü yapı daha fazla şehre yayılacak, daha uzun süreli ve daha kapsamlı bir içerikle hayata geçirilecek. 26 ŞEHİR, TEK BİR KÜLTÜR ROTASI 2026 takviminde Şanlıurfa’nın ardından Aydın, Mersin, Eskişehir, Manisa, Trabzon, Samsun, Bursa, Sakarya, Van, Konya, Nevşehir, Malatya, Erzurum, Ordu, Çanakkale, Kayseri, Kahramanmaraş, Ankara, İstanbul, Gaziantep, Diyarbakır, Mardin, İzmir, Antalya ve Adana yer alıyor. Bu yıl Aydın, Eskişehir, Kahramanmaraş, Mersin, Ordu ve Sakarya’nın da dahil edilmesiyle festival 26 şehirde doruğa ulaşacak. Her şehir, kendi kültürel mirasını ve yerel değerlerini festivalin ruhuna katarak Türkiye’nin zenginliğini görünür kılacak. ÇOCUKLAR İÇİN RENKLİ VE ÖĞRETİCİ DÜNYA Festival, çocuklar için özel olarak hazırlanan etkinliklerle de dikkat çekiyor. Atölyeler, sahne gösterileri, tiyatrolar, interaktif oyun alanları ve eğitici programlarla çocuklar erken yaşta sanatla buluşacak. Festival kapsamında kurulacak çocuk köyleri, açık hava oyun alanları ve yaratıcı etkinlik sahaları sayesinde çocuklar hem eğlenecek hem de sosyal ve kültürel gelişimlerini destekleyen deneyimler yaşayacak. Bu kapsamlı içerik, kültürel farkındalığın küçük yaşta gelişmesine katkı sağlayacak. Konserlerden sergilere, opera ve bale gösterilerinden modern dansa, söyleşilerden atölyelere kadar uzanan binlerce etkinlik ücretsiz olarak sanatseverlerle buluşacak. Festivalin tüm etkinlikleri tek bir dijital platform üzerinden takip edilebilecek ve ziyaretçiler programlara kolaylıkla erişebilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lastiğin Maksimum Ömründen Faydalanmak İçin Nelere Dikkat Etmeliyiz? Haber

Lastiğin Maksimum Ömründen Faydalanmak İçin Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Lastiklerin 5 yıllık kullanımdan sonra yılda en az bir kez uzman kontrolünden geçirilmesi gerektiğini belirten LASİD Genel Sekreteri Erdal Kurt, lastiğin durumu ve diş derinliği ne olursa olsun maksimum kullanım ömrünün üretim tarihinden itibaren 10 yıl olduğunu, 10 yıldan sonra değiştirilmesi gerektiğini kaydetti Araç sahipleri için lastiğin ömrü ve ne kadar uzun süre güvenle kullanabileceği merak konusu. Lastik Sanayicileri ve İthalatçıları Derneği LASİD’den lastiklerin kullanım ömrüne dair açıklama geldi. Bir lastiğin güvenli kullanım süresi kullanım koşulları, bakım, sürüş alışkanlıkları ve çevresel etkenlere bağlı olarak değiştiğine dikkat çekilen açıklamada lastiğin maksimum kullanım ömrünün 10 yıl olduğunun altı çizildi. Lastiklerin 5 yıl kullanımın ardından yılda en az bir kez yetkili lastik servislerinde uzman kontrolünden geçirilmesi gerektiğine, 5 yıllık kullanımdan sonra ise lastiklerin hizmete uygunluğunun belirlenmesi amacıyla kontrol sıklığının artırılması gerektiğine dikkat çekilen açıklamada ‘’Uygun kullanım ve saklama koşullarında dahi lastiklerin maksimum kullanım ömrü üretim tarihinden itibaren 10 yıldır. Lastiğin durumu veya kalan diş derinliği ne olursa olsun, yedek lastikler dahil olmak üzere 10 yılı aşan lastiklerin hizmetten çıkarılması ve yeni lastiklerle değiştirilmesi önerilir.’’ Lastiğin maksimum ömrü güvenli bir şekilde nasıl kullanılır? Sıklıkla lastik kullanım ömrüne dair sorular aldıklarını belirten LASİD Genel Sekreteri Erdal Kurt, ‘’Lastiklerin üzerinde bir üretim tarihi vardır, ancak bir son kullanma tarihi yer almaz. Bunun sebebi çok çeşitli faktörlerdir. Lastikler de bir bakıma insan ömrü gibidir. Bununla birlikte araca uygun doğru lastik seçimi, doğru hava basıncı, doğru sürüş alışkanlıkları ve düzenli kontroller sayesinde lastiklerin ömrü uzar; bu lastikler beklenmedik bir darbe veya kazaya maruz kalmadıkça uzun süre güvenli şekilde kullanılabilir’’ dedi. Bulunduğumuz bölgenin iklimi, hava ve yol koşullarının lastiğin ömrünü olumlu veya olumsuz yönde etkileyebileceğine dikkat çeken LASİD Genel Sekreteri Erdal Kurt; lastiğin maksimum ömrünü güvenli bir şekilde kullanmak için yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı: · Aracınızın kullanım amacına ve yol koşullarına uygun lastik seçin · Doğru hava basıncı uygulayın ve basınçları (lastikler soğukken) düzenli olarak kontrol edin · Ani fren ve agresif sürüşten kaçının · Lastiklerinizi düzenli kontrol ettirin ve gerekli mekanik ayarlarını yaptırın · Yedek lastik dahil olmak üzere tüm lastiklerin bakımını düzenli olarak yaptırın · Kullanılmayan lastikleri serin, kuru, doğrudan güneş ışığı ve/veya kimyasallardan uzak uygun koşullarda saklayın · Dört lastiğin uyumlu olması durumunda, düzenli aralıklarla (10.000 km’de bir) lastiklerin ön-arka yer değişimini (rotasyonunu) yaptırın · Lastiklerinizin diş derinliğini, yasal sınırın altına düşmeden önce düzenli olarak kontrol edin/ettirin ve gerekli aksiyonları alın Uygun depolama lastik performansı ve ömrü için önemli! Mevsimsel değişimlerde kullanılmayan lastiklerin saklama koşullarının lastiğin yapısı ve performansını dolayısıyla ömrünü etkilediğine dikkat çeken LASİD Genel Sekreteri Erdal Kurt, uzun ömür için doğru depolamanın nasıl olması gerektiğini ise şöyle anlattı: ‘’Jantsız lastikler dik konumda, yerle temas etmeyecek şekilde yanaklarının zarar görmesini önleyecek raf sistemlerinde saklanmalıdır. Jantlı lastikler ise yerle temasını kesmek için palet üzerinde yatay konumda, en fazla 4 adet üst üste düzgün yerleştirilmeli; deformasyonu önlemek için belirli aralıklarla en alttaki lastik üste alınarak yerleri değiştirilmelidir. Lastiklerin serin, kuru, doğrudan güneş ışığından uzak ve kimyasal maddeler ile ısı kaynaklarından korunmuş ortamlarda muhafaza edilmesi de kullanım ömrünün korunmasına katkı sağlar.’’ Lastiğin ömrünün dolduğunu nasıl anlarız? Gözle görünür bir hasar olmasa bile düzenli kontrolün büyük önem taşıdığına dikkat çeken LASİD Genel Sekreteri Erdal Kurt; lastiğin mutlaka değiştirilmesini gerektiren durumları ise şöyle aktardı: ‘’Bazı durumlar var ki lastiklerin mutlaka değiştirilmesi gerekir. Diş derinliği binek ve hafif ticari araçlarda 1,6 mm’nin altına düştüğünde; ağır vasıta lastiklerinde yasal sınırın altına düşüldüğünde (kış döneminde 15 Kasım– 15 Nisan tarihleri arasında minimum 4 mm zorunluluğu uygulanmaktadır), yanak bölgesinde kesik, çatlak, kabarıklık veya darbe hasarı oluştuğunda lastiklerin ömrü dolmuş demektir. Bu durumlarda lastikler başka bir sebep aranmaksızın değiştirilmelidir.’’ Güvenli bir trafik için doğru lastiğin önemine vurgu yapan; doğru lastiğin ise araç üreticisinin önerdiği ebat, tip ve model özelliklerine sahip lastik olduğunu belirten LASİD, doğru lastik bilincinin yaygınlaşması amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Araç sahipleri lastik ömrü, doğru kullanım, bakım ve depolama koşulları hakkında detaylı bilgilere lasid.org.tr adresinden ve derneğin sosyal medya hesaplarından ulaşılabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

En İyi Ekonomi Haber Kaynakları Hangileri? Haber

En İyi Ekonomi Haber Kaynakları Hangileri?

Piyasalar açılmadan önce görülen tek bir veri, öğleden sonra değişen tek bir merkez bankası tonu ya da akşam saatlerinde gelen tek bir sektör açıklaması, ertesi günün iş gündemini tamamen değiştirebilir. Bu yüzden en iyi ekonomi haber kaynakları sorusu, sıradan bir medya tercihi değil; yatırımcıdan kurumsal iletişim yöneticisine, editörden sanayi temsilcisine kadar karar kalitesini doğrudan etkileyen bir ihtiyaçtır. Ekonomi haberciliğinde sorun, bilgiye ulaşmak değil; doğru bilgiyi, doğru bağlamla ve doğru hızda ayıklamaktır. Çok sayıda platform aynı başlığı geçebilir, ancak hepsi aynı editoryal disiplini, veri okuma becerisini ya da sektör derinliğini sunmaz. Özellikle iş dünyası açısından değerli olan, sadece “ne oldu”yu veren değil, “neden önemli” sorusuna güvenilir bir yanıt üreten kaynaklardır. En iyi ekonomi haber kaynakları nasıl seçilir? Ekonomi odaklı yayınları değerlendirirken ilk bakılması gereken unsur hızdır, ancak hız tek başına yeterli değildir. Erken verilen ama eksik kalan bir haber, geç gelen doğrulanmış bir içerikten daha zararlı olabilir. Özellikle makroekonomi, para politikası, enerji fiyatlaması, dış ticaret ve şirket haberlerinde teyit mekanizması güçlü olmayan kaynaklar, kısa vadede ilgi çekse de uzun vadede güven kaybeder. İkinci kritik başlık uzmanlıktır. Her haber platformu ekonomi kategorisi açabilir, fakat ekonomi haberciliği yalnızca rakam aktarmaktan ibaret değildir. Enflasyon verisinin etkisiyle bir sanayi şirketinin maliyet yapısı arasındaki ilişkiyi kurabilen, faiz kararının lojistik, tarım veya teknoloji şirketleri üzerindeki olası yansımalarını görebilen yayınlar öne çıkar. Karar vericiler için asıl farkı yaratan da bu analitik çerçevedir. Üçüncü unsur ise kapsamdır. Bazı kaynaklar yalnızca makro gündeme odaklanır. Bu yaklaşım belirli bir okur kitlesi için yeterli olabilir. Ancak bugün ekonomi gündemi, savunma sanayii yatırımlarından enerji dönüşümüne, yapay zeka şirketlerinden tarımsal üretim zincirine kadar çok daha geniş bir alanda şekilleniyor. Bu nedenle iyi bir ekonomi kaynağı, finans ile reel sektörü aynı resim içinde okuyabilmelidir. Genel ekonomi medyası ile niş sektör yayınları arasındaki fark Genel ekonomi medyası, faiz kararı, döviz hareketi, büyüme verisi, bütçe dengesi ve küresel piyasa gelişmeleri gibi başlıklarda hızlı bir referans noktası sunar. Günün ana akışını görmek için bu kaynaklar işlevseldir. Özellikle yöneticiler ve editörler için sabah saatlerinde ana çerçeveyi kurmak adına bu tür yayınlar hâlâ önemini korur. Buna karşılık niş sektör yayınları daha farklı bir değer üretir. Örneğin enerji alanında regülasyon değişikliği, savunma sanayiinde yeni bir tedarik anlaşması ya da lojistikte liman kapasitesine ilişkin gelişme, genel ekonomi medyasında kısa bir haber olarak yer alabilir. Oysa sektörel uzmanlaşmış yayın bunu tedarik zinciri, maliyet yapısı, rekabet dengesi ve yatırım iştahı açısından daha iyi işler. Kurumlar açısından aksiyon alınabilir bilgi çoğu zaman burada oluşur. Bu yüzden en doğru yaklaşım tek bir kaynağa bağlı kalmak değildir. Ana ekonomi gündemini takip eden güçlü bir çatı kaynak ile belirli sektörlerde derinleşen yayınları birlikte izlemek daha sağlıklı sonuç verir. Özellikle editoryal planlama yapan dijital yayınlar için bu kombinasyon, hem hız hem de içerik çeşitliliği sağlar. Güvenilir bir ekonomi kaynağında hangi işaretler aranmalı? Bir kaynağın güvenilir olup olmadığını anlamak için başlıklardan çok editoryal davranışa bakmak gerekir. Haberde veri varsa kaynağı açık mı, kurum adı net mi, tarih doğru mu, önceki gelişmelerle bağlantı kurulmuş mu? Bunlar basit görünebilir, fakat ekonomi haberciliğinde küçük bir eksik bile yanlış algı üretir. Ayrıca kullanılan dil de önemli bir göstergedir. Abartılı kesinlik içeren, sürekli yön tayin eden ya da her gelişmeyi kriz ya da fırsat etiketiyle sunan yayınlar dikkatle değerlendirilmelidir. Ekonomi haberciliği ölçülü olmak zorundadır. Çünkü birçok veri, tek başına değil ancak zaman içinde anlam kazanır. İyi kaynaklar okuru heyecana değil, analize taşır. Uzman görüşü kullanımı da ayırıcı bir kriterdir. Burada mesele sadece ekrana çıkan yorumcu sayısı değildir. Alan bilgisi güçlü isimlerin, veriye dayalı ve çelişkileri saklamayan değerlendirmeleri haberin kalitesini artırır. Tek yönlü iyimserlik ya da sürekli karamsarlık, ekonomi yayıncılığında aynı ölçüde sorunludur. Kurumsal kullanıcılar için farklı bir ihtiyaç var Bireysel okur ile kurumsal kullanıcı aynı haberi farklı gerekçelerle tüketir. Bir yatırım profesyoneli fiyatlama etkisini izlerken, kurumsal iletişim ekibi gündemin itibar boyutunu takip eder. Dijital yayın editörü ise haberi yeniden paketleyip kendi okuyucu kitlesine uygun biçimde sunmak ister. Bu nedenle ekonomi haber kaynaklarının değeri, yalnızca içerik kalitesiyle değil, kullanılabilirlik düzeyiyle de ölçülür. Kurumsal ihtiyaçlarda başlık netliği, haberin yeniden işlenebilir yapısı, kategori bazlı ayrışma ve görsel destek önemli avantajlardır. Telifsiz ve ücretsiz içerik sunan, aynı zamanda iş dünyasının kritik sektörlerine odaklanan platformlar bu noktada farklılaşır. Kapsül Haber Ajansı gibi yapılar, yalnızca gündem takibi değil; yayın akışını besleyen, sektör bazlı ve yüksek kullanılabilirlik sunan bir haber modeliyle öne çıkar. En iyi ekonomi haber kaynakları neden tek tip değildir? Çünkü ekonomi dediğimiz alan homojen değil. Bankacılık, sanayi, girişimcilik, enerji, tarım, ihracat, savunma, teknoloji ve kamu politikası aynı başlık altında toplansa da bilgi ihtiyacı farklıdır. İhracatçı için kur ve pazar erişimi öne çıkarken, bir teknoloji yöneticisi için fonlama iklimi ve regülasyon daha kritik olabilir. Enerji şirketi ise emtia, kapasite yatırımı ve kamu kararlarını daha yakından izler. Bu nedenle “en iyi” kaynak tanımı, kullanıcı profiline göre değişir. Eğer amaç gün içi hızlı nabız tutmaksa kısa ve sık güncellenen akışlar öne çıkar. Eğer amaç stratejik planlama ise veri destekli analizler ve sektör odaklı dosyalar daha değerlidir. Editörler ve yayıncılar içinse her iki katman birlikte gereklidir; çünkü okuyucu artık sadece sıcak başlığı değil, onun etkisini de görmek istiyor. Haber kaynağının hız ve derinlik dengesi neden kritik? Hızlı kaynaklar ilk sinyali verir. Derinlikli kaynaklar ise o sinyalin gerçekten ne anlama geldiğini açıklar. Sorun şu ki birçok yayın bu iki özelliği aynı ölçüde sunamaz. Çok hızlı olan platformlar bağlamı zayıflatabilir. Çok derin olanlar ise karar anını kaçırabilir. Profesyonel kullanıcıların yapması gereken, bu iki yayın mantığını karşı karşıya koymak değil, birbirini tamamlayan bir izleme düzeni kurmaktır. Örneğin sabah saatlerinde veri ve başlık akışını izlemek, gün içinde sektör bazlı etkileri okumak, akşam ise uzman görüşleriyle resmi tamamlamak daha verimli bir yöntemdir. Bu yaklaşım özellikle kurumsal ekiplerde yanlış alarm riskini düşürür. Her manşet stratejik kırılma değildir; ama bazı küçük görünen gelişmeler ciddi sonuçlar doğurabilir. Yerel kaynaklar mı, küresel kaynaklar mı? Burada da net bir tek cevap yoktur. Türkiye ekonomisini anlamak için yerel kaynaklar zorunludur; çünkü düzenleyici kararlar, şirket açıklamaları ve iç piyasa dinamikleri yerel bağlam olmadan okunamaz. Buna karşılık küresel merkez bankaları, emtia fiyatları, jeopolitik riskler ve uluslararası yatırım eğilimleri için küresel kaynaklar tamamlayıcı rol oynar. En sağlıklı çerçeve, yerel kaynakları ana omurga olarak kullanmak ve küresel akışı buna eklemlemektir. Aksi halde ya dış dünyadan kopuk bir iç gündem oluşur ya da yerel gerçeklikten uzak, fazla soyut bir ekonomi okuması ortaya çıkar. Sosyal medya hesapları kaynak sayılır mı? Sosyal medya artık haber dağıtımında etkili bir kanal. Ancak tek başına kaynak olarak görülmemelidir. Resmi kurum hesapları, şirket duyuruları ve bazı uzman yorumları erken sinyal verebilir. Buna rağmen editoryal süzgeçten geçmeyen içerikler yanlış yönlendirme riski taşır. Profesyonel kullanımda sosyal medya, doğrulanacak ilk işaret olarak değerlidir; nihai referans olarak değil. Özellikle ekonomi gibi fiyatlama hassasiyeti yüksek alanlarda bu ayrım daha da önemlidir. İyi ekonomi haberciliği, karar kalitesini yükseltir Ekonomi haberi yalnızca piyasa oyuncularının değil, üretim yapan şirketlerin, kurum yöneticilerinin, medya editörlerinin ve kamu paydaşlarının ortak çalışma zeminidir. Bu yüzden iyi kaynak seçimi, bilgi tüketimi kadar itibar yönetimi ve stratejik hazırlık açısından da belirleyicidir. Yanlış kaynak, yanlış zamanlama kadar zararlı olabilir. Doğru yaklaşım, manşete değil editoryal kaliteye bakmaktır. Veriyi bağlama oturtan, sektörel etkileri gören, aşırı iddiadan kaçınan ve kurumsal kullanıma uygun bir yapı sunan yayınlar uzun vadede daha değerlidir. Ekonomi gündemi hızlandıkça, güvenilir kaynağın kıymeti daha da artıyor. Günün sonunda mesele en çok haber veren yeri bulmak değil, en çok işe yarayan bilgiyi düzenli olarak üreten kaynakları seçmektir. İyi bir ekonomi kaynağı, sadece olanı anlatmaz; yarının kararlarına daha hazırlıklı olmanızı sağlar.

Doğuş Otomotiv Plus’ta Yapay Zekaya İlham Veren Buluşma Haber

Doğuş Otomotiv Plus’ta Yapay Zekaya İlham Veren Buluşma

Galataport’taki deneyim alanında düzenlenen söyleşide Yapay Zeka Eğitmeni ve Strateji Danışmanı Defne İncekara, yapay zekanın gündelik yaşamdan iş dünyasına uzanan etkilerini katılımcılarla paylaştı. “Gündelik Yaşamda Bilim ve Yapay Zeka” başlıklı buluşma, teknolojiyi sade, anlaşılır ve ilham verici bir çerçevede ele alırken yoğun ilgi gördü. Doğuş Otomotiv’in Galataport’ta yer alan Doğuş Otomotiv Plus deneyim alanı, showroom anlayışını farklı içeriklerle zenginleştirmeyi sürdürüyor. “Kültürün Artısı” çatısı altında hayata geçirilen etkinlikler; kültür, teknoloji, yaratıcılık ve gündelik yaşamı bir araya getirerek ziyaretçilere otomobillerin ötesine geçen çok katmanlı bir deneyim sunuyor. Bu yaklaşım, Doğuş Otomotiv Plus’ın yalnızca araç sergilenen bir alan değil; yeni fikirlerin konuşulduğu, ilham veren isimlerin ağırlandığı ve ziyaretçiyle daha güçlü bir bağ kuran yaşayan bir buluşma noktası olarak konumlandığını ortaya koyuyor. Yapay zeka gündelik yaşamın içinden örneklerle ele alındı Bu kapsamda gerçekleştirilen etkinliğin konuğu olan Defne İncekara, 25 yılı aşkın teknoloji ve danışmanlık deneyimini katılımcılarla paylaştı. Üst düzey yöneticilerden saha ekiplerine uzanan geniş bir kitleye eğitim veren ve kurumların yapay zeka stratejilerine danışmanlık veren İncekara, söyleşide yapay zekayı gündelik hayatın içinden örneklerle ele aldı. Farklı ilgi alanlarından katılımcıların ve Doğuş Otomotiv Plus davetlilerinin yer aldığı buluşmada, yapay zekanın temel kavramları sade bir çerçevede değerlendirildi. Katılımcılar; bu teknolojinin günlük yaşamda, iş süreçlerinde ve yaratıcı alanlarda nasıl etkin, verimli ve sorumlu biçimde kullanılabileceğine dair farklı perspektifler edinme fırsatı buldu. Teorinin ötesine geçen, etkileşimli bir deneyim Söyleşi boyunca yapay zeka yalnızca teknik bir dönüşüm başlığı olarak değil; karar alma süreçlerini dönüştüren, üretkenliği destekleyen ve yaratıcılığı besleyen güçlü bir araç olarak ele alındı. Etkinlik, teorik anlatımın ötesine geçerek katılımcıların soruları ve katkılarıyla etkileşimli bir öğrenme deneyimine dönüştü. Bu sayede buluşma, yalnızca bilgi paylaşımına değil; aynı zamanda farklı fikirlerin bir araya geldiği samimi bir etkileşim alanına dönüştü. Showroom deneyimine yeni bir bakış Etkinlik aynı zamanda, yapay zekanın sunduğu imkanların showroom deneyimine nasıl yansıyabileceğine dair de ilham verici bir perspektif sundu. Ziyaretçilerle kurulan etkileşimin daha kişisel, daha akıllı ve daha sezgisel hale gelme potansiyeli yeniden değerlendirilirken, Doğuş Otomotiv Plus’ın teknolojiyle beslenen deneyim odaklı yaklaşımı bir kez daha öne çıktı. Bu bakış açısı, Doğuş Otomotiv Plus’ı yalnızca bir araç sergileme alanı değil; ziyaretçisiyle birlikte düşünen, gelişen ve yeni deneyimlere alan açan bir buluşma noktası olarak konumlandırma yaklaşımını da pekiştirdi. “Kültürün Artısı” yeni buluşmalarla devam edecek Doğuş Otomotiv Plus, “Kültürün Artısı” platformu ile önümüzdeki dönemde de ziyaretçilerini farklı konu ve konuklarla buluşturmaya devam edecek. Teknoloji, yaratıcılık, sürdürülebilirlik, yaşam ve kültür ekseninde şekillenecek yeni söyleşi ve buluşmalarla, Doğuş Otomotiv Plus deneyim alanının farklı disiplinleri bir araya getiren ilham verici yapısının güçlenerek sürmesi hedefleniyor. Etkinliklere ilişkin duyurulara Doğuş Otomotiv’in sosyal medya hesapları üzerinden ulaşmak mümkün. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hakan Kara’dan Restoran Zamlarına Sert Tepki: “Savaşı Bahane Edeni Boykot Zamanı” Haber

Hakan Kara’dan Restoran Zamlarına Sert Tepki: “Savaşı Bahane Edeni Boykot Zamanı”

Türkiye’de son dönemde hızla artan restoran fiyatları yeniden gündemde. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın eski Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, kısa süre içinde aynı restoranda ikinci kez zam yapıldığını fark edince sosyal medya üzerinden sert tepki gösterdi. Kara, yaptığı paylaşımda özellikle kısa aralıklarla yapılan fiyat artışlarının ekonomik gerekçelerle açıklanamayacağını belirterek, tüketicilere de dikkat çeken bir çağrıda bulundu. “İki Ayda Ne Değişti?” Prof. Dr. Hakan Kara paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Gittiğim restoran yine zam yapmış. Daha yıl başında zam gelmişti. İki ayda ne oldu? Ücretler artmadı, elektrik-doğalgaz artmadı, kur sınırlı yükseldi, akaryakıt dizginleniyor.” Bu sözlerle Kara, maliyet artışları ile fiyat artışları arasındaki dengenin sorgulanması gerektiğine dikkat çekti. Boykot Çağrısı Gündem Oldu Kara’nın en çok konuşulan mesajlarından biri ise şu oldu: “Savaşı bahane edip yersiz fiyat artıranları boykot zamanıdır.” Bu çağrı, sosyal medyada kısa sürede geniş yankı bulurken, birçok kullanıcı da benzer fiyat artışlarından şikâyet etti. “Enflasyonun Sorumlusu Ayrı, Fiyat Denetimi Ayrı” Kara, açıklamasında enflasyonun temel nedeninin geçmiş ekonomi politikaları olduğunu ifade ederken, bu durumun tüketicilerin fiyatları sorgulamaması anlamına gelmeyeceğini vurguladı. Uzmanlara göre bu açıklama, son dönemde sıkça tartışılan “fırsatçılık mı, maliyet artışı mı?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, "Dünya Otizm Farkındalık Günü" Kapsamında Etkinlikler Düzenleyecek Haber

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, "Dünya Otizm Farkındalık Günü" Kapsamında Etkinlikler Düzenleyecek

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 2 Nisan "Dünya Otizm Farkındalık Günü" kapsamında Nisan ayı boyunca Türkiye genelinde çeşitli etkinlikler düzenleyecek. Bakanlık, Otizm Spektrum Bozukluğu olan bireylerin toplumsal hayata katılımına yönelik farkındalık çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Bakanlık, "Dünya Otizm Farkındalık Günü" dolayısıyla bu yıl da Nisan ayı boyunca ülke genelinde çeşitli etkinlikler düzenlemeyi planlıyor. Buna göre, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlükleri hizmet binaları ile bazı tarihi ve simgesel yapılar Otizmi temsilen mavi veya kırmızı ışıkla aydınlatılacak. Seminer, söyleşi, panel, çalıştay ve konferanslar düzenlenip ilgili kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların katılımıyla farkındalık yürüyüşleri gerçekleştirilecek. Etkinlikler kapsamında merkezi noktalarda tanıtım stantları kurulacak ve Bakanlık personeli aracılığıyla bilgilendirme faaliyetleri yürütülecek. Sinema gösterimi, tiyatro, piknik ve otizm şenlikleri gibi sosyal etkinliklerin yanı sıra spor karşılaşmalarında farkındalık pankartları kullanılacak, el baskısı atölyeleri ve bowling gibi etkinliklerle farkındalık artırılacak. Öte yandan Bakanlık ve diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından afiş, broşür, kamu spotu ve kısa film çalışmaları yürütülecek, otizme yönelik bilgi yarışmaları düzenlenecek ve sosyal medya paylaşımları gerçekleştirilecek. Yerel basın ve yayın organlarında söyleşi ve haber çalışmaları yapılacak, farkındalık videoları ile radyo programları hazırlanarak kamuoyuna sunulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.