Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sosyal Mühendislik

Kapsül Haber Ajansı - Sosyal Mühendislik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Mühendislik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Perakendecilerin Yaklaşık Beşte Biri Siber Saldırılar Nedeniyle Kalıcı Veri Kaybına Uğruyor Haber

Perakendecilerin Yaklaşık Beşte Biri Siber Saldırılar Nedeniyle Kalıcı Veri Kaybına Uğruyor

Perakende sektörü, her dijital temas noktasının hem müşteri deneyimini kolaylaştırdığı hem de yeni güvenlik açıkları doğurduğu yapay zekâ odaklı ve kişiselleştirilmiş bir dönüşümden geçiyor. Kaspersky Dahili Araştırma Merkezi tarafından 18 ülkede perakende sektöründe görev yapan BT güvenliği uzmanlarıyla yürütülen yeni küresel çalışma*; saldırganların hedef aldığı kilit noktaları, en kritik tehditleri ve işletmelerin uğrayabileceği potansiyel zararları ortaya koyuyor. Siber saldırılar ve saldırganların hedefleri E-ticaret, sadakat programları ve kişiselleştirilmiş teklifler gibi birçok alanı kapsayan perakende sektörü, ilk ürün aramasından ödemenin tamamlanmasına kadar tüm satın alma sürecine yayıldığı için büyük miktarda kişisel veri barındırıyor. Sektörün yalnızca %13’ünün son bir yıl içinde herhangi bir siber saldırıyla karşılaşmadığı görülürken, bu durum perakende sektörünün siber tehditlere ne kadar açık olduğunu ve siber suçlular açısından neden cazip bir hedef oluşturduğunu gösteriyor. Yakın zamanda yaşanan saldırıların türlerine bakıldığında, perakendecilerin %21’inin bildirdiği kimlik avı, en yaygın tehdit olarak öne çıkıyor. Perakende şirketlerini hedef alan diğer sosyal mühendislik saldırıları arasında deepfake’ler (%13), fatura veya ödeme dolandırıcılığı (%13), kurumsal e-posta ele geçirme (BEC) (%9) ve sesli kimlik avı (%8) yer alıyor. Perakende kuruluşlarında en sık karşılaşılan üç saldırı arasında ayrıca siber casusluk (%19) ve web uygulamalarının istismar edilmesi (%18) bulunuyor. Saldırganların öncelikli hedefi, müşterilerin (%34) ve şirket çalışanlarının (%28) kişisel verilerini ele geçirmek. Bu geniş tehdit yelpazesi, perakendecilerin yalnızca çalışan ve iş ortağı odaklı manipülasyonlarla değil, doğrudan çevrim içi altyapılarını hedef alan teknik açıdan karmaşık saldırılarla da mücadele etmek zorunda kaldığını gösteriyor. Saldırıların sonuçları ve alınan önlemler Saldırıların şirketler üzerindeki en yaygın somut etkileri; müşteri verilerinin çalınması (%28), doğrudan mali kayıplar (%25) ile iş ve operasyonel süreçlerin kesintiye uğraması (%25) şeklinde kayda geçti. Bazı vakalarda ise saldırılar doğrudan işletmenin varlığını tehdit edecek boyutlara ulaştı: Perakendecilerin %19'u geri döndürülemez veri kaybı yaşarken, %16'sı kurumsal varlık ve sistemlerinde kalıcı hasar meydana geldiğini bildirdi. Yaşanan en yıkıcı olayın ardından kuruluşların başvurduğu koruma önlemlerinin başında; çalışanlar, iş ortakları ve yükleniciler için Sıfır Güven (Zero Trust) yaklaşımının veya En Düşük Yetki İlkesinin (Least Privilege) hayata geçirilmesi (%31), bulut güvenliği denetimlerinin sıkılaştırılması (%30) ve BT güvenliği izleme çözümlerinin devreye alınması (%30) yer aldı. Kurum içindeki risk faktörleri Araştırmada, perakende şirketlerine yönelik siber saldırıların başarıya ulaşma ihtimalini artıran kurum içi faktörler de ele alındı. Araştırmaya göre en önemli endişe kaynağını insan faktörü oluşturuyor. BT ve güvenlik ekiplerindeki uzmanlık eksikliği (%27) ile güvenlik farkındalığının yetersiz olması (%27) listenin başında yer alıyor. Teknik eksikliklerin de önemli bir etkisi bulunuyor. Güncel olmayan yazılım veya donanım kullanımı ile BT altyapısı üzerinde merkezi kontrol bulunmaması, %23’er oranla eşit şekilde öne çıkıyor. Güvenlik farkındalığındaki eksiklik, iş yerindeki riskli davranışların ve bunların yol açtığı kayıpların nedenlerinden biri olabilir. Çalışanların en yaygın dijital hatalı davranışları sorulduğunda, katılımcıların %34’ü iş amaçlı faaliyetlerde kişisel cihazların kullanılmasını ve kurumsal verilerin bu cihazlarda saklanmasını belirtti. Şirketlerin %33’ünde ise çalışanların zayıf veya yeniden kullanılan parolalar gibi güvenli olmayan parola alışkanlıklarına sahip olduğu ve güvenli bir bağlantı kullanmadan kurumsal cihazları halka açık Wi-Fi ağlarına bağladığı görüldü. Bütçe Değişiklikleri ve Gelecek Planları BT güvenliği alanındaki yetkinliklerini geliştirmek isteyen perakende şirketlerinin %82’si bu yıl BT güvenliği bütçesini artırdı. Diğer sektörlerde kuruluşlar ağırlıklı olarak kurum içindeki BT ekiplerini genişletmeye yönelirken, perakende sektörü giderek daha fazla üçüncü taraf BT güvenliği hizmet sağlayıcılarına yöneliyor. Şirketlerin yaklaşık yarısı (%41), çalışan eğitimleri, MSSP, MDR ve veri koruma teknolojilerinin kullanıma alınması gibi belirli BT güvenliği işlevlerini dış kaynak yoluyla yürütmek üzere yeni bütçe ayırdı. Yapay zekâ perakendenin geleceğinde önemli bir rol üstlenecek Daha fazla şirket yapay zekâ araçlarını altyapılarına entegre ediyor. Perakende şirketlerinin %12’sinde hâlihazırda kullanıma alınmış bir LLM tabanlı araç bulunurken, %83’ü hâlen değerlendirme, tasarım veya pilot uygulama aşamasında. Yapay zekâ operasyonları hızlandırsa da perakende şirketlerinin %33’ü yapay zekânın herhangi bir risk taşımadığını düşünüyor. Bu oran, tüm sektörlerin ortalamasının (%18) oldukça üzerinde. Kaspersky Finans ve Perakende Çözümleri Mimarı Elizaveta Komarova, konuyla ilgili şunları söyledi: “Perakende sektörü son derece dinamik bir yapıya sahip. İş öncelikleri, iş yükleri, altyapı gereksinimleri ve ekonomik koşullar hızla değişiyor. Siber güvenliğin de bu değişime ayak uydurabilmesi için perakendeciler, kurum içindeki ekiplerini sürekli olarak büyütmek zorunda kalmadan ihtiyaç duydukları uzmanlık ve teknolojilere erişebilmek amacıyla dış güvenlik hizmeti sağlayıcılarına yöneliyor. Siber güvenlik işlevlerinin bir bölümünü dış kaynak yoluyla yürütmek, işletmelerin iş süreçlerinin dayanıklılığını ve güvenlik saldırılarıyla ilişkili finansal riskleri harici bir iş ortağına emanet etmesi anlamına geliyor. Bu nedenle hizmet sağlayıcının farklı ölçeklerdeki perakende şirketleriyle kanıtlanmış bir çalışma geçmişine sahip olması da dahil olmak üzere deneyimine güven duyulması büyük önem taşıyor. Ayrıca 7/24/365 koruma sağlayarak olası güvenlik kör noktalarının ortadan kaldırılması gerekiyor. Bu yaklaşım özellikle sezonluk indirimler, tüketici talebinin arttığı dönemler ve tatiller gibi yoğun zamanlarda kritik önem taşıyor. Çünkü bu dönemlerde herhangi bir kesintinin maliyeti özellikle yüksek olabilir ve kurum içindeki ekiplerin erişilebilirliği sınırlı kalabilir.” Kaspersky, siber saldırıları önlemek veya en azından bunların iş süreçleri üzerindeki kesintiye yol açan etkilerini en aza indirmek için perakende şirketlerine şu önlemleri uygulamalarını öneriyor: Kurum genelinde siber güvenlik kültürünü güçlendirin: Tüm çalışanlara düzenli olarak siber güvenlik eğitimi veren, güncel tehdit istihbaratını içeren ve süreklilik taşıyan bir farkındalık programı uygulayın. Bu yaklaşım, güvenlik bilincinin kurum genelinde güçlenmesine ve daha güvenli davranışların benimsenmesine katkı sağlayacaktır. Yapay zekâ kullanım politikalarını güncelleyin veya oluşturun: Politikalar, yanlışlıkla veri paylaşılması riskini açıkça ele almalıdır. Çalışanların yapay zekâ destekli araçlarla nasıl etkileşim kurabileceğine ilişkin net kurallar belirlenmeli; hangi verilerin sisteme girilebileceği, hassas bilgilerin nasıl anonimleştirileceği ve hangi yapay zekâ hizmetlerinin kullanımına izin verildiği açıkça tanımlanmalıdır. En değerli varlıkları ve kritik iş süreçlerini belirleyin: Müşteri verileri, fikri mülkiyet, temel uygulamalar ve tedarik zinciri süreçleri eksiksiz şekilde korunmalıdır. Bu yaklaşım, kuruluşun en kritik unsurlarını belirlemesine ve buna bağlı olarak daha uygun bir savunma sistemi oluşturmasına yardımcı olur. Sektörünüzdeki siber güvenlik durumunu düzenli olarak takip edin: Tehdit değerlendirmeleri gerçekleştirin; operasyonlar üzerinde en yüksek etkiye yol açabilecek olası saldırganları ve güvenlik açıklarını belirleyin. Kaspersky’nin Perakende Siber Güvenlik Çözümleri, etkinliği en üst düzeye çıkaran ve güncel tehditlere uyum sağlayan, kuruma özel bir güvenlik yapısı oluşturulmasına yardımcı olur. Bu çözümler, istikrarlı büyüme ve gelişen tehditlere karşı güvenilir koruma için gerekli özellikleri bir arada sunar. Dijital ortamınızın güvenlik kapasitesini güçlendirin: Siber saldırıları tespit etmek ve önlemek için iş istasyonları, dizüstü bilgisayarlar ve mobil cihazlarda gelişmiş uç nokta koruma çözümleri kullanın. Güvenlik çözümlerinin gelişen tehditlerle uyumlu kalabilmesi için tüm çözümlerin düzenli olarak güncellendiğinden emin olun. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dolandırıcılar Sahte Kampanya ve Sitelerle iPhone 18 Heyecanını Fırsata Çeviriyor Haber

Dolandırıcılar Sahte Kampanya ve Sitelerle iPhone 18 Heyecanını Fırsata Çeviriyor

Kaspersky uzmanları, kullanıcıları hedef alarak yeni cihazlar üzerinden gerçek dışı fırsatlar sunan sahte internet siteleri tespit etti. Söz konusu dolandırıcılık sitelerinin İngilizce, Arapça ve Portekizce başta olmak üzere pek çok dilde yayıldığı belirlendi. İncelenen sitelerden biri, kullanıcılara teknik özelliklerini ayrıntılı biçimde listelediği yeni cihazları %25 indirimle "satın alma" fırsatı vadediyor. Ödeme yöntemleri arasında kullanıcılar özellikle Bitcoin ile ödemeye yönlendiriliyor. Güven algısı yaratmak üzere özenle tasarlanan bu arayüz, kullanıcıların şüphe duymasını engelleyerek kişisel verilerini girmelerini ve para transferi yapmalarını amaçlıyor; ancak tüketicilerin eline geçen tek şey maddi kayıp oluyor. Bitcoin ile iPhone 18 Pro satın alma vaadinde bulunan sahte web sitesi örneği Bir diğer sahte sitede ise kullanıcılara, lansmanda resmi olarak duyurulan seçeneklerin de ötesine geçen çeşitli renk ve depolama kapasitelerine sahip iPhone 18 Pro modelleri için ön sipariş verme imkânı sunuluyor. Teklifi daha cazip kılmak adına tutarın tamamının peşin ödenmesine gerek olmadığı, kalan bakiyenin sonradan kapatılabileceği iddia ediliyor. Dahası, siparişin iptal edilmesi halinde bedelin eksiksiz iade edileceği taahhüt ediliyor; uzmanlar bu tür vaatlere kesinlikle itibar edilmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Süreç ilerledikçe bu sahte platformlar; ad-soyad, telefon numarası, e-posta adresi, ikamet edilen şehir ve hatta WhatsApp bilgileri gibi hassas kişisel verileri talep ediyor. Toplanan bu bilgiler, ilerleyen dönemde siber korsanlar tarafından sosyal mühendislik saldırılarında kullanılabiliyor. Ardından tüketicilerden banka kartı bilgilerini girmeleri isteniyor. Kurgulanan her adım, mümkün olan en fazla veriyi ele geçirmek üzere yapılandırılırken kurbanlar hem kişisel veri hırsızlığı riskiyle hem de banka hesaplarının boşaltılması tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Kaspersky Kıdemli Web İçeriği Analisti Olga Altukhova konuya ilişkin ilgili şu değerlendirmede bulundu: "Büyük yankı uyandıran cihaz lansmanları döneminde bu tür dolandırıcılık girişimlerine yıllardır şahit oluyoruz. Tüketici heyecanı, siber suçlulara avantaj sağlayarak haksız kazanç ihtimallerini artırıyor. Kullanıcıların alışveriş yapacakları mecraları seçerken son derece temkinli olmalarını, işlemlerini yalnızca resmi ve güvenilir perakendeciler üzerinden gerçekleştirmelerini önemle tavsiye ediyoruz. Gerçek olamayacak kadar cazip tekliflerin yanı sıra üreticinin resmi olarak duyurduğu özellik ve seçeneklerle uyuşmayan ya da bunlardan fazlasını vadeden ürün listeleri, doğrudan birer tehlike işareti olarak görülmelidir." Yeni cihazların keyfini siber tehdit endişesi yaşamadan çıkarmak için Kaspersky, kullanıcıların şu adımları atmasını öneriyor: Dolandırıcılık amaçlı tekliflerin kurbanı olmamak için yeni ürünleri her zaman resmi ve güvenilir mağazalardan satın alın.Kişisel verilerinizi girmeden önce internet sitelerinin gerçekliğini kontrol edin. URL formatlarını ve kurum adlarının doğru yazılıp yazılmadığını mutlaka kontrol edin.Ödeme bilgilerinizi koruyun. Çevrim içi alışverişlerde kredi kartı veya banka hesabı bilgilerinizi doğrudan paylaşmamak için özel sanal kartlar veya özel ödeme hizmetleri kullanın.Kimlik avı bağlantılarını engelleyen Kaspersky Premium gibi etkili bir güvenlik çözümü kullanın. Giderek daha karmaşık hale gelen siber tehditlere karşı gelişmiş koruma sağlamak amacıyla Kaspersky, tüketici çözümlerini yapay zekâ destekli dolandırıcılık korumasıyla güçlendiriyor. Bu kapsamda makine öğrenimi tabanlı kimlik avı karşıtı algoritmalar, gerçek zamanlı davranış izleme ile Veri Sızıntısı ve Kimlik Hırsızlığı denetleyicilerini bir araya getiren bütünleşik bir teknoloji paketi sunuluyor.Çok faktörlü kimlik doğrulamayı etkinleştirin ve hesaplarınızı takip edin: Kimlik hesaplarınızda ve finans uygulamalarınızda 2FA'yı etkinleştirin ve yetkisiz işlemleri tespit etmek için hesap ekstrelerinizi düzenli olarak kontrol edin. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Siber Saldırıları Artırıyor: Uzman İhtiyacı Büyüyor Haber

Yapay Zekâ Siber Saldırıları Artırıyor: Uzman İhtiyacı Büyüyor

Dünyada siber saldırıların sayısını ortaya koyan tek bir resmi veri olmasa da 2025 yılında, dünyada günde 500 bin zararlı dosya tespit edildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kemalettin Torun, “Yapay zeka geliştikçe siber güvenlik uzmanına ihtiyaç artıyor. Uluslararası Bilgi Sistemleri Güvenliği Sertifikasyon Konseyi’nin sektör içerisinde çalışan 16 binden fazla personelle yaptığı araştırma bu durumu ortaya çok net bir şekilde koyuyor. Kurumlar kadrolarını doldurabiliyor ancak yapay zeka destekli saldırılara karşı savunma ya da bulut güvenliği gibi alanlarda gereken üst düzey uzmanlığı bulmakta zorlanıyorlar” dedi. Yeditepe Üniversitesi Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi Bilgi Güvenliği Teknolojisi Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kemalettin Torun, yapay zekânın siber saldırılarda kullanımındaki artışı ve siber güvenliğe etkilerini değerlendirdi. ABD Federal Soruşturma Bürosu'nun (FBI) İnternet Suçları Şikâyet Merkezi (IC3) verilerine göre 2025'te ABD'de 1 milyonun üzerinde internet suçu şikâyeti yapıldığını belirten Torun, “FBI, 2025 yılında 1 milyon 8 bin 597 şikâyet ve yaklaşık 20,9 milyar dolarlık kayıp açıkladı. Türkiye'de ise kamuya açıklanmış yıllık toplam bir siber saldırı sayısı bulunmuyor. Ancak Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) bünyesindeki Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) koordinasyonunda 2025 yılında 101 bin 500'ü aşkın zararlı bağlantı tespit --+ ‘Yapay Zekâ Dolandırıcılıkları Daha İnandırıcı Hale Getiriyor’ Yapay zekânın gelişmesiyle siber saldırı ve dolandırıcılık yöntemlerinin de arttığını ve değiştiğini söyleyen Torun, özellikle sosyal mühendislik ve oltalama saldırılarında yapay zekânın kullanımının arttığına dikkat çekti. Torun, “Avrupa Birliği Siber Güvenlik Ajansı'nın (ENISA) raporuna göre, 2025’in başı itibarıyla dünya genelinde gözlemlenen sosyal mühendislik faaliyetlerinin yüzde 80’inden fazlasında yapay zekâ destekli oltalama kampanyalarının kullanıldığı bildiriliyor. Eskiden bozuk Türkçeyle yazılmış sahte e-postalarla karşılaşırken bugün çok daha düzgün, ikna edici ve kişiye özel hazırlanmış mesajlarla karşılaşabiliyoruz. Bir yöneticinin sesini taklit eden telefonlar gibi gerçeğinden ayırt edilmesi zor olan yapay zeka üretimi vakalar karşımıza çıkıyor. FBI’ın raporuna göre 2025 yılında yapay zekâyla bağlantılı bilgi içeren 22 bin 364 şikâyet alındı ve bu şikâyetlerde bildirilen düzeltilmiş kayıp 893 milyon doların üzerine çıktı” diye konuştu. ‘Saldırıların Çoğu Bir Tıkla Başlayabiliyor’ “Siber saldırılara karşı en önemli kalkanımız hâlâ insan” diyen Mehmet K. Torun, “Yine ENISA'nın verilerine göre saldırıların yüzde 60'ını oltalama yöntemiyle başlıyor. Bir mesajdaki bağlantıya tıklanması, saldırının başlaması için yeterli olabiliyor. Güvenlik açıklarının istismarı ise yüzde 21,3 ile ikinci sırada yer alıyor. Yani birçok saldırı karmaşık bir teknolojiyle değil, bir tıklamayla başlayabiliyor” dedi. ‘Hemen Ödeme Yapın’ Mesajlarına Tıklamayın Kullanıcıların alabileceği önlemleri de sıralayan Torun, “Her hesapta iki faktörlü doğrulamayı kullanmak, her hesap için farklı ve güçlü parola belirlemek, güncellemeleri ertelememek ve aciliyet hissi oluşturan mesajlara karşı dikkatli olmak gerekiyor. ‘Hemen tıklayın’, ‘hemen ödeme yapın’ gibi ifadeler içeren mesajlar özellikle şüpheyle karşılanmalı” diye konuştu. ‘Sistemi Korumak İçin Nasıl Saldırılabileceğini Bilmek Gerekiyor’ “Siber güvenlik uzmanlarının işini üç aşamada anlatabiliriz” diyen Torun, sözlerini şöyle sürdürdü: “Saldırıyı önlemek, gerçekleşirse hızlı şekilde tespit edip müdahale etmek ve aynı açığın tekrar kullanılmaması için gerekli önlemleri almak. Bir sistemi korumak için önce ona nasıl saldırılabileceğini bilmek gerekir. Biz de öğrencilerimize zayıf noktaları saldırgandan önce bulmayı ve bu açıkları kapatmayı öğretiyoruz. Yapay zeka destekli siber saldırılar önlenirken kurumların kullandığı yapay zeka sistemlerinin de korunması gerekir. Kurumlar özellikle yapay zekâ destekli saldırılara karşı savunma ve bulut güvenliği gibi alanlarda uzman bulmakta zorlanıyor. Yapay zekâ bir araç. Onu kuracak, denetleyecek ve yapay zekânın kendisini de koruyacak insana her zamankinden çok ihtiyaç var.” Siber güvenlik alanındaki insan kaynağı ihtiyacının farklı uzmanlık alanlarını kapsadığını belirten Torun, “Bugün yalnızca ağ güvenliği ya da sızma testleri değil; adli bilişim, siber tehdit istihbaratı, zararlı yazılım analizi, siber olaylara müdahale ve yapay zekâ gibi alanlarda da uzmanlara ihtiyaç var. Siber güvenlik ezberle değil, merakla yapılan bir meslek. Problem çözmeyi seviyorsanız, sürekli öğrenmekten keyif alıyorsanız ve etik değerlere önem veriyorsanız geniş iş imkanları olan bu alanda size yer var” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mac Kullanıcıları da Artık ClickFix Saldırılarının Hedefinde Haber

Mac Kullanıcıları da Artık ClickFix Saldırılarının Hedefinde

Mac kullanıcıları son dönemde, tıpkı Windows bilgisayarlarda olduğu gibi, kendilerinden Terminal uygulamasını açıp bir komut yapıştırmalarını isteyen sahte CAPTCHA doğrulamaları, indirme uyarıları ve sorun giderme sayfalarıyla karşılaşıyor. "Doğrulama" gibi sunulan bu adım, gerçekte cihaza bilgi çalan bir zararlı yazılım yükleyebiliyor. ClickFix, kullanıcıyı geleneksel yöntemlerle zararlı bir uygulama indirmeye ikna etmek yerine, doğrudan zararlı yazılımı çalıştıran kişi haline getiren bir sosyal mühendislik saldırısı. macOS'un Gatekeeper ve kod imzalama gibi güvenlik katmanları pek çok zararlı uygulamaya karşı koruma sağlasa da kullanıcı komutu kendi eliyle çalıştırdığında bu korumalar devre dışı kalabiliyor. Bu noktada Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, saldırganların artık teknik bir engeli aşmak yerine doğrudan kullanıcıyı hedef aldığını vurguluyor. "Gerçek Bir CAPTCHA Doğrulaması Sizden Asla Terminal Açmanızı İstemez" Bu saldırıların en tehlikeli yönünün kullanıcının kandırılmasına dayanması olduğunu belirten Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, "ClickFix saldırılarında zararlı yazılımı sisteme sokan adımı, çoğu zaman kullanıcının kendisi farkında olmadan atıyor. Saldırganlar sahte bir hata mesajı, doğrulama ekranı veya kurulum adımı göstererek kullanıcıdan bir komutu kopyalayıp Terminal'e yapıştırmasını istiyor. Bu komut çalıştırıldığında tarayıcı verileri, kayıtlı şifreler, iCloud bilgileri ve kripto para cüzdanları gibi kritik veriler ele geçirilebiliyor. Burada akılda tutulması gereken tek bir kural var: Gerçek bir CAPTCHA doğrulaması sizden asla Terminal açmanızı, bir komut yapıştırmanızı veya güvenlik ayarlarını devre dışı bırakmanızı istemez. Bu kullanım alışkanlığı, saldırıyı daha başlamadan durdurur." dedi. Alev Akkoyunlu, ClickFix saldırılarına karşı alınması gereken 5 önlemi paylaşıyor: 1. Terminal açmanızı isteyen hiçbir web sayfasına güvenmeyin. Bir web sitesinin sizi insan olduğunuzu kanıtlamak için Terminal açmaya yönlendirmesi mümkün değildir. Sizden Spotlight üzerinden Terminal açmanızı, bir "doğrulama kodu" veya komut yapıştırmanızı isteyen her sayfayı derhal kapatın. 2. Kaynağını bilmediğiniz komutları çalıştırmayın. İçeriğini tam olarak anlamadığınız ve kaynağına güvenmediğiniz hiçbir metni Terminal'e yapıştırmayın. Özellikle curl, bash, zsh, osascript, python veya base64 gibi ifadelerle başlayan ya da uzun ve okunması güç karakter dizileri içeren komutlar, ciddi bir uyarı işaretidir. 3. Güvenlik uyarılarını atlatmaya yönelik yönergelere karşı dikkatli olun. Bir indirme veya kurulumu tamamlamak için sizden macOS güvenlik uyarılarını görmezden gelmenizi, güvenlik ayarlarını kapatmanızı veya yönetici şifresi girmenizi isteyen sayfalar tehlikelidir. Bu tür yönergeler, cihazınızın kendi korumalarını devre dışı bırakmayı amaçlar. 4. Komutu çalıştırdıysanız hızlı hareket edin. Bir ClickFix komutunu çalıştırdığınızdan şüpheleniyorsanız, önce cihazın internet bağlantısını (Wi-Fi veya Ethernet) kesin. Ardından temiz ve güvendiğiniz başka bir cihaz üzerinden e-posta, Apple hesabı, şifre yöneticisi ve finansal hesaplarınızın şifrelerini değiştirin, açık oturumları sonlandırın. Cihazınızda kripto para cüzdanı varsa cüzdan bilgilerini açığa çıkmış kabul edin. 5. Cihazınızı güncel bir güvenlik çözümüyle koruyun. İşletim sisteminin kendi korumaları her zaman yeterli olmayabilir. Bitdefender Total Security gibi güncel bir güvenlik çözümü, saldırı zincirinin farklı aşamalarında devreye girerek zararlı yazılımların tespit edilmesine yardımcı olur ve Mac dahil tüm cihazlarınızda ek bir koruma katmanı sağlar. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siber Saldırılarda Yapay Zeka Etkisi Dikkat Çekiyor  Haber

Siber Saldırılarda Yapay Zeka Etkisi Dikkat Çekiyor 

Rapora göre 2026’nın ilk yarısı, saldırganların operasyonlarının verimliliğini ve ölçeklenebilirliğini nasıl geliştirmeye devam ettiklerini gösteriyor. Yapay zekâ (AI), bu gelişmede giderek daha önemli bir rol oynuyor. ESET, yapay zekâ ajanları tarafından kullanılan küçük işlevsel bileşenler olan yaklaşık 900 bin yapay zekâ becerisini analiz etti. On binlerce şüpheli ile binlerce açıkça kötü amaçlı örneği tespit etti. Yapay zekâ, kötü amaçlı yazılımların içinde de görülmeye başlıyor: ESET araştırmacıları, yürütme akışında üretken yapay zekâ kullanan bilinen ilk Android kötü amaçlı yazılımı olan PromptSpy’ı tespit etti. ESET Tehdit Önleme Laboratuvarları Direktörü Jiří Kropáč “Saldırganlar, tamamen yeni yöntem ve araçlara güvenmek yerine, yerleşik teknikleri yeni platformlara, teknolojilere ve kullanıcı davranışlarına hızla uyarlamaktadır. Bu yeni ekosistemdeki yapay zekâ becerilerinin sayısı şu anda hızla artıyor ve bu da saldırı yüzeyini daha da genişletiyor. Öte yandan, PromptSpy gelecekteki tehditlerde esnekliğin artma potansiyelini gösteriyor – ancak LLM’lerde kötüye kullanıma karşı dâhil edilen koruma önlemleri, bu teknolojinin benimsenmesini muhtemelen yavaşlatıyor” açıklamasını yaptı. Yapay zekâ becerileri, bir AI ajanına hangi hizmetleri veya araçları kullanacağı ve hangi verilere erişeceği dâhil olmak üzere belirli bir görevi nasıl yerine getireceğini söyleyen küçük eklentiler veya talimat setleridir. Yayımlanan rapor, Mimikatz veya Impacket gibi üçüncü taraf hackleme araçlarını kullanan kötü amaçlı yapay zekâ becerileri ile kalıcılık mekanizması (JSON dosyası) oluşturmak üzere tasarlanmış şüpheli, kendini değiştiren beceriler ve kendini değiştirmeye yarayan bir araç (Python kodu) hakkındaki ayrıntıları ele alıyor. Bu durum, ajanın öngörülemez davranışlarına veya bir saldırgan tarafından kötüye kullanılmasına yol açabilir. Son olarak, güvenlik tarayıcıları olarak pazarlanan, sahte bir güvenlik hissi yaratan ancak yalnızca temel tarama tekniklerini uygulayan (1990’ların antivirüs araçları gibi) ya da VirusTotal’da hash’lerin, URL’lerin ve IP adreslerinin itibarını sorgulayan, zararsız ancak sorunlu beceriler de bulunmaktadır. Sahte hata mesajlarından yararlanan bir sosyal mühendislik tekniği olan ClickFix, sahte CAPTCHA uyarılarının ötesine geçerek yapay zekâ temalı yardım sayfalarına, tarayıcı uzantılarına ve bulut kimlik doğrulama senaryolarına yayılmış durumda. AI-fix, saldırganların üretken yapay zekâya duyulan güveni nasıl istismar ettiğini göstermektedir; saldırganlar, yapay zekâ devlerinin alan adlarını kötüye kullanan sayfalarda, var olmayan sorunlara yönelik yapay zekâ tarafından üretilmiş sorun giderme içeriklerine ClickFix saldırı zincirlerini yerleştiriyor. ConsentFix ise kimlik bilgilerini çalma gereği duymadan bulut hesaplarını ele geçirmek için ClickFix tarzı etkileşimi OAuth yetkilendirme suistimaliyle birleştiren ve genellikle çok faktörlü kimlik doğrulamayı (MFA) atlayarak tamamen meşru oturum açma iş akışlarına dayanan, token hırsızlığına doğru bir evrimi vurgulamaktadır. ESET’in bu vektöre ilişkin tespitleri, 2025’in ikinci yarısı ile 2026’nın ilk yarısı arasında iki katından fazla artmış olup, bu durum faaliyetlerin devam ettiğini ve saldırganların uyum sağladığını göstermektedir. QR kodu kimlik avı rekor seviyelere ulaştı Oltalama kampanyaları da kullanıcı davranışlarına yanıt olarak gelişiyor. “Quishing” olarak da bilinen QR kodu oltalama, ESET telemetri verilerinde rekor seviyelere ulaştı saldırganlar, denetimleri atlatmak ve kullanıcı etkileşimini mobil cihazlara kaydırmak için QR kodlarına kötü amaçlı bağlantılar yerleştiriyor, aynı zamanda birçok kişinin kare desenli barkodlara duyduğu örtük güveni istismar ediyor. 2026 yılının ilk yarısında tespit edilen tüm kimlik avı e-postalarının yaklaşık yüzde 11’i QR kodlarını kullanıyordu ve QR kodu kimlik avı tehditleri en çok ABD’de (tespitlerin %19’u), İspanya’da (%17) ve Meksika’da (%6) yaygındı. Fidye saldırıları devam ediyor Fidye yazılımı faaliyetlerinde herhangi bir yavaşlama belirtisi görülmedi; saldırılar sırasında güvenlik yazılımlarını devre dışı bırakmak üzere tasarlanmış EDR katilleri kullanımına devam edildi. ESET Research, gerçek ortamda kullanılan 100'den fazla farklı EDR katili belgeledi ve yeni varyantlar düzenli olarak ortaya çıkmaya devam ediyor. 2026 yılının ilk yarısında fidye yazılımı saldırılarının sayısı artmaya devam etse de ödeme yapmaya istekli kurbanların sayısı tüm zamanların en düşük seviyesine ulaştı. Son zamanlarda yayımlanan üç sektör raporu, ödeme yapan kurbanların oranının yüzde 14–28 arasında olduğunu bildirerek bu düşüş eğilimini doğruladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrupa’da Siber Hasar Bildirimlerinin Yüzde 73'ü Gizlilik Olayları Kaynaklı Haber

Avrupa’da Siber Hasar Bildirimlerinin Yüzde 73'ü Gizlilik Olayları Kaynaklı

Küresel siber risklerin seyri değişiyor: Dünyanın lider sigorta brokeri ve risk danışmanı Marsh, Avrupa genelindeki risk haritasını ortaya koyan çarpıcı "Global Siber Hasar Trendleri Raporu"nu yayımladı. Raporun en dikkat çekici bulgusuna göre; 2026 yılında Avrupa genelindeki siber hasar sayısında bir önceki yıla göre bir düşüş kaydedildi. Ancak Marsh müşterilerinin 2025 yılı boyunca yaptığı siber hasar ve olay bildirimlerini analiz eden rapor, bu niceliksel düşüşe rağmen siber tehditlerin niteliğinin korkutucu boyutlara ulaştığını gösteriyor; olay sayılarındaki gerilemeye karşın siber şantaj, gizlilik ihlalleri, artan üçüncü taraf güvenlik açıkları ve siber olayların yol açtığı devasa maddi zararlar konusundaki endişeler tüm ciddiyetiyle sürüyor. Avrupa’da Siber Hasarlarda Düşüş Yayımlanan raporda yer alan başlıca bulgular, siber risklerin sektörel dağılımına ve hasar türlerine ışık tutuyor. Buna göre, büyük ölçekli sistematik olayların azalması ve siber güvenlik uygulamalarındaki sürekli iyileşmelerin bir yansıması olarak, Avrupa’daki siber hasarların sayısında bir önceki yıla göre düşüş kaydedildi. Yapılan siber hasar bildirimlerinin yaklaşık %73'ünün gizlilik olaylarıyla ilgili olduğu raporlanırken, küresel ortalamanın önemli ölçüde üzerinde seyreden bu durumun, Avrupa’nın kendine özgü düzenleme ve uyum ortamıyla da ilişkili olduğu değerlendiriliyor. Tedarik Zinciri Kaynaklı Siber Vakalarda Artış Sürüyor Rapora göre; gasp/fidye yazılımı ve veri hırsızlığı tehditlerini de içeren siber şantaj kaynaklı hasarlar, toplam bildirimlerin yaklaşık %15'ini oluşturarak müdahale, toparlanma maliyetleri ve iş kesintisi kayıplarının önemli bir nedeni olmaya devam ediyor. Üçüncü taraf ve tedarik zinciri kaynaklı siber vakalardaki artış trendi sürerken; hasar bildirimlerinin %14’ünün dijital hizmet sağlayıcıları, iş ortakları ve tedarikçiler dahil olmak üzere üçüncü taraflarla bağlantılı olduğu görülüyor. Sektörel bazda incelendiğinde ise siber hasar bildirimlerinin yaklaşık %20’sinin üretim sektörü kaynaklı olduğu ve bu oranın geçen yıla göre arttığı belirtiliyor. Gıda ve içecek sektöründe de dikkat çekici bir hasar artışının kaydedildiği raporda, bu tablonun söz konusu sektörlerin bilişim teknolojileri (BT) ve operasyonel teknoloji risklerine karşı artan maruziyetini yansıttığı vurgulanıyor. Siber Tehditlere Karşı Güçlü Bir Dayanıklılık Stratejisi Kurmak Şirketler İçin Bir Gereklilik Raporda ayrıca, şirketlerin GDPR gerekliliklerini yerine getirme ve Avrupa Birliği genelinde yeni bildirim ile dayanıklılık yükümlülükleri getiren NIS2 yönergesine uyum sağlama sürecinde, yasal düzenleme hazırlıklarının artan önemi vurgulanıyor. Bu bulgular, şirketler için güçlü siber güvenlik kontrollerinin, olay anında bant dışı iletişim yeteneğini de kapsayan müdahale hazırlığının, üçüncü taraf risk yönetiminin ve uygun sigorta korumasının bir arada yürütüldüğü siber dayanıklılık stratejilerinin zorunlu olduğunu gösteriyor. “Gizlilikle İlgili Riskler Siber Riskleri Şekillendirmeye Devam Ediyor” 2025 yılında Avrupa genelinde siber hasar sayısının azaldığını ancak olayların ciddiyetinin hala önemli bir endişe kaynağı olmayı sürdürdüğünü belirten Marsh Türkiye CEO’su Yeşim Aksüt, “Gizlilikle ilgili riskler, Avrupa’daki siber riskleri şekillendirmeye devam ederken; şantaj, sosyal mühendislik ve üçüncü taraf olayları giderek daha karmaşık ve maliyetli hasar senaryolarına yol açıyor. Siber tehditler geliştikçe ve yasal düzenlemelere yönelik beklentiler arttıkça, şirketler sadece olayları önlemekle kalmamalı; olaylar meydana geldiğinde etkili bir şekilde müdahale etmeye ve durumu düzeltmeye de hazırlıklı olmalıdır. Siber sigortalar, bu süreç boyunca şirketlere destek olarak kritik bir rol üstleniyor ve bir siber olayın öncesinde, olay sırasında ve sonrasında risk uzmanlığına, olay müdahale araçlarına ve finansal korumaya erişim sağlıyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sosyal Medya Paylaşımlarında Dikkat Edilmesi Gereken 10 Nokta Haber

Sosyal Medya Paylaşımlarında Dikkat Edilmesi Gereken 10 Nokta

Seyahat planları, konum bilgileri, doğum tarihi, yeni alınan eşyalar, aile fotoğrafları. Tüm bu içerikler sadece takipçilerin ilgisini çekmekle kalmaz, aynı zamanda siber suçlulara sizi tanımaları ve hedef almaları için ihtiyaç duydukları bilgileri de sunar. Kimlik avı saldırılarında ve sosyal mühendislik tekniklerinde artış yaşanırken sosyal medya üzerinden yapılan aşırı paylaşımlar bu saldırılar için adeta açık kapı hâline geliyor. Sosyal medya platformları gizlilik ayarlarını ve içerik algoritmalarını sık sık değiştiriyor. Ancak kullanıcılar bu değişiklikleri takip etmediklerinde paylaştıkları bilgilerin kimlerle ne ölçüde göründüğünü kontrol etmekte zorlanabiliyor. ESET uzmanlarına göre, “sadece arkadaşlarım görüyor” sanılan bir paylaşım, birkaç etkileşim ve yeniden gönderimle çok daha geniş kitlelere ulaşabiliyor. Siber suçlular sizi sizden daha iyi tanıyabilir ESET uzmanları, sosyal medya profillerinin siber suçlular için bir bilgi kaynağı hâline geldiğini belirtiyor. Paylaşımlarınızdan hobileriniz, alışveriş alışkanlıklarınız, ilişkileriniz, hatta güvenlik sorularınızın cevapları bile çıkarılabilir. Platformların sunduğu gizlilik araçlarını kullanmak ve hesap güvenliğini artırmak önemli bir adım. Asıl önemli olan ise bireyin dijital davranışlarını sorgulamasıyla başlıyor. Sosyal medya sizi sevdiklerinizle ve ilgi alanlarınızla buluşturabilir ama kontrolsüz kullanım hem sizi hem de çevrenizdekileri tehlikeye atabilir. Sosyal medya paylaşımlarında nelere dikkat etmelisiniz? Kişisel bilgiler. Doğum tarihi, evcil hayvan adı gibi masum görünen bilgiler, parolalarınızı tahmin etmek için kullanılabilir. Tatil planları. Tatil öncesi yapılan paylaşımlar, evinizin boş olduğunun işareti olur. Konum bilgileri. Canlı konum etiketleri, güvenliğinizi riske atabilir. Pahalı eşyalar. Yeni alınan bir cihaz ya da değerli bir takı, kötü niyetli kişilerin ilgisini çekebilir. Çocuk fotoğrafları. İzinleri olmadan çocukların dijital ayak izini oluşturmak, uzun vadeli risklere yol açabilir. İşle ilgili serzenişler. Çalıştığınız kurum ya da iş arkadaşlarınızla ilgili paylaşımlar profesyonel itibarınızı zedeleyebilir. Finansal bilgiler. Kart numarası, IBAN, QR kod gibi veriler dolandırıcılığa kapı açabilir. Yakın çevrenin bilgileri. Arkadaş ve aile bireylerinin kişisel bilgilerini onların izni olmadan paylaşmayın .Çekiliş ve kampanyalar . Güvenilir olmayan hesaplardan gelen hediye vaatleri, kimlik avı girişimi olabilir. Özel mesajlar Özellikle iş içerikli ya da kişisel yazışmaların ekran görüntüsünü paylaşmak güvenlik ihlali yaratabilir. Güvende kalmak için neler yapılabilir? Paylaşım yaparken ne paylaştığınıza dikkat edin: Her zaman (profiliniz kısıtlı olsa bile) yanınızda oturan birine internette paylaştığınız bilgilerin aynısını söylemenin sizi rahatlatıp rahatlatmayacağını düşünün. Arkadaş listenizi sık sık gözden geçirin: Tanımadığınız veya gönderilerinizi görmesini istemediğiniz kişileri listenizden çıkarmak faydalı bir alışkanlık olacaktır. Arkadaş listenizi ve gönderilerinizi kimlerin görüntüleyebileceğini kısıtlayın: Bu, birisinin paylaştığınız herhangi bir bilgiyi kötü amaçlarla kullanma olasılığını azaltmaya yardımcı olacaktır. Fotoğraf erişimini kısıtlayın: Bunlar ideal olarak sadece bilinen arkadaşlar ve onaylı aile üyeleri tarafından görüntülenebilmelidir. İki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) açın ve güçlü, benzersiz parolalar kullanın: Bu, parolalarınızı tahmin etmeyi veya kırmayı başarsalar bile birinin hesabınızı ele geçirme olasılığını azaltacaktır. Sosyal medyayı bu kadar eğlenceli yapan şey gönderilerimizi arkadaşlarımızla, ailemizle ve bağlantılarımızla paylaşmaktır. Ancak bu, aynı zamanda potansiyel bir risk kaynağıdır. Sosyal medya platformlarını kullanırken dikkatli davranarak oluşabilecek sorunlardan uzak durun. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İhlal bildirimleri arttı, sahte uyarılar çoğaldı Haber

İhlal bildirimleri arttı, sahte uyarılar çoğaldı

Her gün gerçek ihlaller yaşanıyor ve meşru bir bildirimi görmezden gelmek, sahte bir bildirime tıklamak kadar tehlikeli olabilir. Otomatik tepki vermekten vazgeçerek gerçek bir uyarıyı sahte olandan ayırt edebilmek çok önemli. Dolandırıcılar gerçek bir ihlali bekler ve haberleri fırsat bilerek sahte bir bildirim gönderir. Bu senaryoda, kurbanlar bir bildirim bekledikleri için dolandırıcılığa inanma olasılıkları daha yüksektir. Diğer alternatifte ise dolandırıcılar var olmayan bir olayın ayrıntılarını içeren bir ihlal ve sahte bildirim uydurur. Alıcı için hem alakalı hem de güvenilir görünmesi amacıyla büyük olasılıkla tanınmış ve popüler bir markadan gönderilmiş gibi taklit edilir. Ancak dolandırıcılar, kurbanın işyerindeki BT departmanının kimliğine de bürünebilir. Her iki durumda da dolandırıcılar, sahte bildirimlerin oluşturulmasını otomatikleştirmek ve geliştirmek için giderek daha fazla kimlik avı kitleri ve yapay zekâ araçları kullanmaktadır. Yapay zekâ, gerçek bildirimlerin kelime seçimini ve üslubunu kopyalayarak, yerel dillerde kusursuz bir şekilde benzer tuzaklar oluşturmada özellikle başarılıdır. Daha fazla meşruiyet katmak için ilgili marka ve logolar da eklenecektir. Tüm bunlar dakikalar içinde yapılabilir; bu da bir olaydan sonra sahte bildirimlerin hızla ve büyük ölçekte e-posta yoluyla gönderilebileceği anlamına gelir. Nihai amaç, sizi kandırarak kötü amaçlı bir bağlantıya tıklamanızı veya kötü amaçlı bir eki açmanızı sağlamak olabilir; bu da örneğin bilgi çalan kötü amaçlı yazılımların yüklenmesine neden olabilir. Ya da kişisel ve finansal bilgilerinizi veya parolalarınızı ele geçirmek için bir bahane olabilir. Tehlike işaretlerini fark etmek Nereye dikkat etmeniz gerektiğini bilirseniz sahte güvenlik ihlali bildirimlerini tespit etmek kolay olacaktır. Acilen harekete geçmeniz gerekiyor: Dolandırıcılar, sizi kişisel bilgilerinizi vermeye veya zararlı bir bağlantıya tıklamaya ikna etmek için klasik sosyal mühendislik tekniklerini kullanacaktır. Bu genellikle, parolanızı güncellemezseniz veya kişisel bilgilerinizi onaylamazsanız verilerinizin risk altında olduğunu söylemek gibi sizi aceleyle harekete geçirmek için bir aciliyet hissi yaratmaya çalışmakla gerçekleşir. Olağan dışı gönderen e-postası: Dolandırıcılar genellikle gönderen e-postasını taklit ederek, e-postanın taklit ettikleri kuruluştan gelmiş gibi görünmesini sağlamaya çalışır. Bu nedenle, isimdeki yazım hatalarına dikkat edin ve görüntülenen isim rastgele bir gönderen etki alanını gizliyor olabilir, bu nedenle imleci üzerine getirin. Yazım ve dil bilgisi hataları: Daha önce de belirtildiği gibi, tehdit aktörleri kimlik avı kampanyalarını geliştirmek için üretken yapay zekâyı (GenAI) ne kadar çok kullanırsa bu durumun ortaya çıkma olasılığı o kadar azalır. Ancak yine de bu, gerçekleştirilmesi gereken yararlı bir ilk kontrol adımdır. Bağlantılar ve ekler: Bu mesajların çoğu, kişisel/finansal bilgilerinizi ve parolalarınızı çalmak için tasarlanmış kimlik avı sitelerine yönlendiren bağlantılarla doludur. Ayrıca gizlice kötü amaçlı yazılım yükleyen bildirimler gibi görünen ekler de içerebilirler. Belirsizlik: Güvenlik ihlali yaşayan bir şirketten meşru bir mektup alırsanız bu mektupta genellikle hesap numarası ve kullanıcı adı gibi bazı kişisel bilgileriniz yer alır. Ancak dolandırıcılar bu bilgilere sahip olmadığından gönderdikleri mesajlar belirsiz ve ayrıntılardan yoksun olacaktır. Güvende kalmak Veri ihlali bildirim dolandırıcılıklarından korunmanın ilk adımı nelere dikkat etmeniz gerektiğini anlamaktır.Bir şey ters geliyorsa ne yapacağınıza dair aceleci bir karar vermeyin. Derin bir nefes alın ve sakin olun. Bir bildirim alırsanız her zaman görünür kaynağa doğrudan danışın; ancak bunu, gönderene yanıt vererek veya bildirimin içindeki iletişim bilgilerini kullanarak yapmayın. Gerçek hesabınıza giriş yapın veya şirketi arayın ya da e-posta göndererek veri ihlali olayının gerçek olup olmadığını kontrol edin. Saygın güvenlik yazılımlarıyla birlikte gelen kimlik koruma özellikleri ve HaveIBeenPwned.com gibi hizmetler, bilgilerinizin ele geçirilip geçirilmediğini kontrol etmenin yararlı bir ikincil yolu olabilir. Parola yöneticisinde saklanan güçlü ve benzersiz parolalar kullanarak ve bunları çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) ile destekleyerek riski daha da azaltın. Bu sayede, bilgisayar korsanları kimlik bilgilerinizi ele geçirse bile hesaplarınıza erişemezler. Saygın bir sağlayıcıdan sağlam bir e-posta güvenliği yazılımı yüklediğinizden emin olun. Bu yazılım, ideal olarak yapay zekâyı kullanarak kimlik avı girişimlerini ve kötü amaçlı yazılımları tespit edip engellemeye yardımcı olur. Veri ihlali mağduruysanız hemen yapmanız gerekenler Bir dolandırıcılığın kurbanı olduğunuzu düşünüyorsanız hızlı hareket etmeniz önemlidir. Hackerlarla paylaşmış olabileceğiniz tüm parolaları (kullandığınız tüm sitelerde) değiştirin. Parola yöneticisi, çok sayıda site ve uygulamada benzersiz kimlik bilgilerini saklamak için en iyi seçenektir. Tüm hassas hesaplar için MFA'yı etkinleştirin, böylece kötü niyetli kişiler parolalarınızı ele geçirseler bile hesabınıza giremezler, Güvenilir bir güvenlik yazılımı kullanarak kötü amaçlı yazılım taraması yapın, Finansal bilgilerinizi paylaştıysanız bankanızla iletişime geçin ve durumu bildirin. Mümkünse kredi/banka kartlarınızı dondurun,Şüpheli faaliyet olup olmadığını kontrol etmek için finansal hesaplarınızı takip edin. Olayı ilgili yerlere bildirin. Dünya veri ihlali bildirimleriyle dolup taşarken bu tür haberlere o kadar alışmış hâle gelebiliriz ki gelen kutumuza düşen en son bildirimlere otomatik olarak inanmaya başlayabiliriz. Her ne kadar yorucu olsa da bu tür bildirimleri dikkatle incelemek çok önemlidir. Bu, sadece dolandırıcılıktan kaçınmanıza yardımcı olmakla kalmaz; aynı zamanda meşru bildirimleri daha ciddiye almanızı da sağlar. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.