Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sosyal Sorumluluk

Kapsül Haber Ajansı - Sosyal Sorumluluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Sorumluluk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sosyal Etkiyi Bir Yönetim Disiplini Olarak Ele Alan Kurumlar Öne Çıkacak Haber

Sosyal Etkiyi Bir Yönetim Disiplini Olarak Ele Alan Kurumlar Öne Çıkacak

Günümüzün bilinçli tüketici, yatırımcı ve çalışanlarının kurumlardan müdahale ettikleri sorunu doğru tanımlamalarını ve yarattıkları değişimi somut verilerle kanıtlamalarını talep ettiği bir döneme geçildiğini vurgulayan Paksoy, önümüzdeki süreçte sosyal etkiyi bir yönetim disiplini olarak ele alıp ölçülebilir toplumsal dönüşüme odaklanan kurumların öne çıkacağını kaydetti. Bugüne kadar değişim odaklı programlarla 5,2 milyonun üzerinde bireyin hayatına doğrudan dokunan Benchmark Toplumsal Yatırım ve Sosyal Etki Yönetimi Ajans Başkanı Fadile Paksoy; küresel ölçekte derinleşen çevresel ve sosyal sorunların iş dünyasından beklenen sorumluluk alanını genişlettiğini belirtti. Bilinçli tüketici, çalışan ve yatırımcıların artık yalnızca sosyal projelere ayrılan bütçelerle yetinmediğini ifade eden Paksoy, toplumsal beklentilerdeki bu köklü dönüşümün geleneksel kurumsal sosyal sorumluluk modellerini yetersiz kıldığına dikkat çekti. İş dünyasının toplumsal yatırım çalışmalarında, tek seferlik projelerden uzun vadeli yatırımlara, erişim rakamlarından veriye dayalı ölçülebilir değişime ve çok paydaşlı iş birliği modellerine geçmesi gerektiğini vurgulayan Paksoy; önümüzdeki süreçte sosyal etkiyi bir yönetim disiplini olarak ele alarak toplumsal dönüşüme odaklanan kurumların öne çıkacağını söyledi. “İş Dünyası Sosyal Etkiyi Bir Raporlama Girdisi Olarak Görmemeli” Sosyal etkinin bir proje türü değil, stratejik bir karar mekanizması olduğunu vurgulayan Paksoy, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Sosyal etki; yapılan yatırımın kim için, nasıl ve ne ölçüde bir değişime dönüştüğünü gösteren bir yönetim disiplinidir. Burada temel mesele ‘ne yaptığımız’ değil, ‘neyi değiştirdiğimiz’dir. İş dünyası için sosyal etkiyi ölçmek sadece bir raporlama girdisi değildir; asıl değer, bu bilginin stratejik kararları beslemesi ve programı geliştirmesidir. Elde edilen veriyi doğru kararlar almak için kullanabildiğimizde etki ölçümü gerçek bir yönetim aracına dönüşür.” “İyi Niyet Beyanları Yetmiyor, Veriye Dayalı Somut Karşılık Bekleniyor” Şirketlerin toplumsal sorunlara dair iletişiminin arttığı bir dönemde, söylem ile sahadaki gerçeklik arasındaki farkın açılmasının ciddi bir güven kaybı yaratacağını belirten Paksoy, “social washing” tehlikesine de dikkat çekti: “İş dünyasının bu dönüşüm sürecindeki en büyük risklerinden biri ‘social washing’ şüphesidir. Günümüzün bilinçli tüketicileri ve yatırımcıları artık yalnızca iyi niyet beyanlarıyla yetinmiyor; bu sözlerin arkasındaki veriye dayalı somut karşılığı görmek istiyor. Şirketlerin sosyal sorumluluk çalışmaları yalnızca bir iletişim söylemi olarak kaldığında tüketicilerde karşılık bulmuyor. Yapılan yatırımın yarattığı toplumsal değişim uluslararası standartlarla ölçüldüğünde ve şeffaf biçimde ortaya konduğunda gerçek değerine kavuşuyor.” “Sosyal Etki Doğru Anlaşılmazsa Yalnızca İyi Anlatılmış Bir Hikâyeye Dönüşüyor” İş dünyasının toplumsal yatırımlarında önümüzdeki dönemin temel ayrımının daha fazla proje üretmek değil, yapılan yatırımın yarattığı değişimi anlamak olduğuna işaret eden Paksoy, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de çok sayıda sosyal sorumluluk projesi yürütülüyor. Ancak asıl farkı yaratan; bu çalışmaların toplumsal ihtiyacı ne kadar doğru tanımladığı, paydaşları sürece nasıl dahil ettiği ve insanların hayatında hangi kalıcı değişimi sağladığıdır. Artık faaliyetleri saymanın ötesine geçip değişimi anlamamız; ölçümü de yapılan işi kanıtlayan bir raporlama aracı olmaktan çıkarıp kararlarımızı geliştiren bir yönetim aracına dönüştürmemiz gerekiyor. Bu yaklaşım doğru anlaşılmadığı takdirde sosyal etki de özünü kaybederek yalnızca iyi anlatılmış bir hikâyeye dönüşme riski taşıyor.” “Sosyal Etki Projenin Sonunda Değil, Tasarım Aşamasında Başlıyor” Social Value International'ın (SVI) sosyal değer ilkelerinin; paydaşların yaşadığı değişimin anlaşılmasını, sonuçların şeffaf biçimde paylaşılmasını ve kuruluşların yalnızca kendi yarattıkları etkiyi sahiplenmesini temel aldığını hatırlatan Paksoy, benimsedikleri metodolojiyi ise şu sözlerle paylaştı: “Geleneksel yaklaşımda ölçüm, projenin sonunda hazırlanan bir “sonuç raporu” olarak görülüyordu. Oysa yeni nesil etki yönetiminde toplumsal ihtiyacın doğru belirlenmesi ve hedeflenen değişimin henüz tasarım aşamasında tanımlanması gerekiyor. Benchmark olarak programlarımızı Değişim Teorisi (Theory of Change) çerçevesinde kurguluyor; SROI (Sosyal Yatırım Getirisi) ve B4SI gibi küresel standartlar doğrultusunda izliyoruz. Bu yaklaşımla ölçümü, programın başarısını artıran dinamik bir yönetim aracına dönüştürüyoruz. Böylece etki; sabit bir sonuç olmaktan çıkıp, paydaş ihtiyaçlarına göre süreç içinde şekillenen yaşayan bir modele dönüşüyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

D Vitamini Takviyesinde Yeni Yaklaşım: Kimler Kullanmalı? Haber

D Vitamini Takviyesinde Yeni Yaklaşım: Kimler Kullanmalı?

Amerikan Endokrinoloji Derneği’nin hazırladığı D vitamini kılavuzu, çocuklar, gebeler, 75 yaş ve üzerindekiler ile yüksek riskli prediyabetli bireylerde takviyenin potansiyel faydalarına dikkat çekiyor. Orzax Medikal Grup Müdürü Göktuğ Göktaş, 2 Kasım Dünya D Vitamini Günü kapsamında takviye kullanımında bireysel ihtiyaçların önemini vurguladı. Kemik ve kas sağlığının korunmasında, bağışıklık sisteminin normal işleyişinde önemli rol oynayan D vitamini, yaşamın farklı dönemlerinde değişen ihtiyaçlarla öne çıkıyor. Amerikan Endokrinoloji Derneği’nin yayımladığı “Hastalıkların Önlenmesinde D Vitamini” başlıklı kılavuz, belirli yaş ve risk gruplarında takviyenin sağlayabileceği potansiyel faydaları ele alırken rutin D vitamini düzeyi ölçümü yapılmadan takviye uygulanabilecek gruplara da dikkat çekiyor. Kılavuza göre 1-18 yaş arasındaki çocuk ve ergenlerde D vitamini takviyesi, kemiklerin yumuşamasına ve zayıflamasına neden olan raşitizmin önlenmesine ve solunum yolu enfeksiyonu riskinin azaltılmasına katkı sağlayabiliyor. 75 yaş ve üzerindeki bireylerde ise ölüm riskini azaltma potansiyeli nedeniyle takviye öneriliyor. Kılavuz, her iki grupta da D vitamini takviyesinin sağlayabileceği faydalara dikkat çekerken ihtiyaç duyulan miktarın bireysel özelliklere göre değişebileceğini ortaya koyuyor. Gebelikte ve prediyabette D vitamini takviyesi öne çıkıyor Gebelik döneminde de D vitamini takviyesi öneren kılavuz, bu takviyenin preeklampsi (gebelikte görülen bir kan basıncı bozukluğu), anne karnında bebek kaybı (rahim içi ölüm), erken doğum ve gebelik haftasına göre beklenenden küçük bebek doğumu riskini azaltabileceğine dikkat çekiyor. Takviyenin yenidoğan ölümü riskini de azaltma potansiyeli bulunuyor. Diyabete ilerleme riski yüksek prediyabetli yetişkinlerde ise sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite gibi yaşam tarzı değişikliklerine ek olarak D vitamini takviyesi öneriliyor. Kılavuz, bu grupta takviyenin tip 2 diyabete ilerleme riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini belirtiyor. D vitamini kullanımında bireysel ihtiyaçlar belirleyici Orzax Medikal Grup Müdürü Göktuğ Göktaş, kılavuzun D vitamini takviyesi veya tedavisine ihtiyaç duyan 50 yaş ve üzerindeki yetişkinlerde yüksek dozların belirli aralıklarla alınması yerine günlük düşük doz kullanımını önerdiğini belirtti. Bu yaklaşımın takviyenin kullanım sıklığı açısından önemli bir ayrım ortaya koyduğunu ifade eden Göktaş, D vitamini ihtiyacının kişiden kişiye değişebileceğine dikkat çekti: “D vitamini takviyesinde her bireyin aynı miktara ihtiyaç duymadığının bilinmesi gerekiyor. Araştırmalarda kullanılan dozlar, herkes için geçerli bir kullanım önerisi anlamına gelmiyor. Bu nedenle takviyenin kişinin ihtiyaçları doğrultusunda, sağlık profesyonellerinin değerlendirmesiyle planlanması önem taşıyor.” Türkiye’deki D vitamini pazarında büyüme dikkat çekiyor Türkiye'de D vitamini pazarının gelişimini değerlendiren Orzax Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Müge Turan, şunları söyledi: “Türkiye'de gıda takviyesi pazarı büyümesini sürdürürken D vitamini kategorisi de dikkat çekici bir performans sergiliyor. IQVIA verilerine göre 2025 yılında Türkiye gıda takviyesi pazarı değer bazında yüzde 56,7 büyürken D vitamini kategorisindeki büyüme yüzde 72,09'a ulaştı. Orzax olarak aynı dönemde D vitamini kategorisinde yüzde 83,06 büyüme kaydettik. Bu gelişmeler, D vitamini kategorisinin sektör içindeki önemini ortaya koyarken doğru bilgilendirme konusundaki sorumluluğumuzu da artırıyor. Bilimsel gelişmeleri yakından takip ederek tüketicilerin bireysel ihtiyaçlarına uygun, bilinçli tercihler yapmalarını desteklemeyi önceliklendiriyoruz. Bu anlayışla D vitamini eksikliğine dikkat çekmek amacıyla yıllardır ‘7’den 70’e Sarı Destek’ projemiz kapsamında çeşitli sosyal sorumluluk çalışmaları yürütüyoruz. Kahramanmaraş’ta depremzede çocuklarla gerçekleştirdiğimiz etkinlikler, Sarıyer’de hayata geçirdiğimiz Sarı Destek Oyun Alanı ve Fahrettin Aslan Ortaokulu’nda gerçekleştirdiğimiz okul boyama projesiyle D vitamini farkındalığını toplumsal faydayla buluşturuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

21. Uluslararası Ayvalık Zeytin Hasat ve Turizm Festivali Başlıyor Haber

21. Uluslararası Ayvalık Zeytin Hasat ve Turizm Festivali Başlıyor

Bu yıl 29 Ekim - 1 Kasım 2026 tarihleri arasında yirmi birincisi gerçekleştirilecek olan Uluslararası Ayvalık Zeytin Hasat ve Turizm Festivali, zeytinin yanı sıra zengin kültürel etkinlikleri, panelleri, söyleşileri, sergileri ve birbirinden ünlü isimlerin sahne alacağı konserleriyle kenti festival alanına çevirecek. Ayvalık Belediyesi başta olmak üzere bölgedeki kurum ve odaların iş birliğiyle hazırlanan festival programı, "ölmez ağacın" izinde geçmişten geleceğe köprü kuran çok yönlü bir içerik sunuyor. Festivalin Yıldızları Kırlangıç Yaşam Merkezi’nde Sahne Alacak Kültür ve sanatın buluşma noktası olan Kırlangıç Yaşam Merkezi Çim Alan Sahne, festival boyunca her akşam saat 20.30'dan itibaren unutulmaz konserlere sahne olacak: 29 Ekim Perşembe (Saat 21.00): Feridun Düzağaç 30 Ekim Cuma (Saat 20.30): Gökçe 31 Ekim Cumartesi (Saat 20.30): Ümit Sayın Panel ve Söyleşilerle Zeytinin, Turizmin ve Geçmişin Değerleri Konuşulacak Festival sadece eğlencesiyle değil, alanında uzman isimlerin katıldığı nitelikli oturumlar ve panellerle de dikkat çekiyor: Zeytinyağında Markalaşma ve Sürdürülebilirlik Masaya Yatırılıyor "Zeytinyağında Markalaşma ve Sürdürülebilirlik" paneli, 31 Ekim Cumartesi günü saat 11.00 - 12.00 arasında gerçekleşecek. Sektörün Köklü Temsilcileri ve Uzmanlar Bir Arada Deneyimli tarım yazarı Bilge Keyhubat’ın moderatörlüğünü üstleneceği panelde, alanında uzman isimler ve köklü markaların temsilcileri bilgi ve tecrübelerini paylaşacak: Bilge Keyhubat — Moderatör / Tarım Yazarı Mehmet Cavlı — Cavlıhane 1885 Butik Hotel Kurucusu Deniz Sabuncugil — Sabuncugil Zeytinyağları IV. Kuşak Temsilcisi Halil Sucu — Özgün Zeytinyağları III. Kuşak Temsilcisi Ölmez Ağacın Peşinde: 31 Ekim Cumartesi günü saat 12.00 – 13.00 arasında gazeteci-yazar Zeynep Bilgehan ile gazeteci, yazar, sosyolog ve siyaset bilimci Prof. Dr. Artun Ünsal zeytinin kültürel ve tarihsel yolculuğunu masaya yatıracak. Zeytin, Zeytinyağı ve Müzecilik: Aynı gün saat 13.00 – 14.00 arasında A. Nedim Atilla ve Dr. Levent Köstem zeytinyağı müzeciliğinin önemini katılımcılarla paylaşacak. Yerel Değerden Küresel Markaya: 31 Ekim Cumartesi saat 14.00 – 15.00 arasında düzenlenecek panelde Türk mutfağı ve Ayvalık zeytinyağının dünya yolculuğu Sezer Altan moderatörlüğünde; Banu Şen, Prof. Dr. Onur Özveri, Doç. Dr. Betül Öztürk ve Şef Binali Yılmaz tarafından tartışılacak. Ayvalık’ta Turizmin Dünü, Bugünü ve Yarını: 1 Kasım Pazar günü saat 13.30 – 14.30 seansında Ümit Özgültekin moderatörlüğünde Mehmet Gülümser kentin turizm vizyonunu değerlendirecek. Yüzyılı Aşan Şirketler: 1 Kasım Pazar günü saat 14.30 – 15.30 arasında köklü geçmişe sahip markaların hikâyeleri Asude Alkaylı moderatörlüğünde Mehmet Cavlı, Deniz Sabuncugil ve Halil Sucu'nun katılımlarıyla ele alınacak. Ahde Vefa: "Ayvalık’ın Son Ustaları" Belgeseli ve Anlamlı Konferanslar Ayvalık'ın kaybolmaya yüz tutmuş zanaat kültürünü ve emektar ustalarını onurlandırmak amacıyla hazırlanan "Ayvalık’ın Son Ustaları" Belgesel Film Gösterimi, 1 Kasım Pazar günü saat 12.30 – 13.30 saatleri arasında izleyiciyle buluşacak. Gösterimde Adnan Ok (teneke ustası), Ahmet Örs (ayakkabı ustası), Menderes Işık (kuyum ustası), Hüseyin Ateşcan (sıcak demir ustası) ve Ali Murat Harşin (sabun ustası) gibi kentin simge isimlerinin hikâyeleri ekranlara taşıyacak. Ayrıca sosyal sorumluluk bilinciyle hazırlanan, 1 Kasım Pazar günü 12.00 – 13.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek "Bir Umut Hikâyesi: Erken Tani Hayat Kurtarır" konferansında ise Av. Canan Özen ve Oya Pardak katılımcılara hayati bilgiler aktaracak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Müge Turan: “Marka Yaratmak, Geleceğe Değer Bırakmaktır” Haber

Müge Turan: “Marka Yaratmak, Geleceğe Değer Bırakmaktır”

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Müge Turan. 2010 yılında Gazi Üniversitesi Kimya Bölümü’nden mezun oldum. Ardından Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde yüksek lisansımı, İstanbul Üniversitesi’nde de Executive MBA programını tamamladım. Kimya eğitimi bana sorgulamayı ve analitik düşünmeyi öğretti. İş hayatında bu bakış açısını insanı anlamak, marka geliştirmek ve ekip yönetmek üzerine edindiğim deneyimlerle birleştirdim. 15 yılı aşkın süredir Orzax’ta çalışıyorum. Pazarlama ekibinin ilk üyesi olarak başladığım bu yolculukta, farklı kademelerde sorumluluk aldım. Orzax büyürken ben de yıllar içerisinde öğrendim, geliştim ve yeni sorumluluklar üstlendim. Bu nedenle Orzax’ın benim için çok özel bir yeri var; bugün geldiğimiz noktada, yıllar içinde birlikte verdiğimiz emeği görüyorum. Bugün Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü olarak markamızın pazarlama ve iletişim stratejilerine liderlik ediyorum. Ekibimle birlikte ürün konumlandırmadan marka yönetimine, tüketici iletişiminden kurumsal itibara kadar geniş bir alanda çalışıyoruz. “Sağlığa Hediye” yaklaşımımızı yaptığımız her işe yansıtmayı, insanların güven duyduğu ve hayatında karşılığı olan bir marka oluşturmayı önemsiyoruz. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? İlk önemli dönüm noktası, bilimsel eğitimimi pazarlamayla buluşturmamdı. Bir ürünün bilimsel özelliklerini bilmekle, o ürünün insanlar için ne ifade ettiğini anlatabilmek farklı yetkinlikler gerektiriyor. Bu ikisini bir araya getirmek, mesleki yaklaşımımın temelini oluşturdu. Sonrasında ürün odaklı sorumluluklardan markanın bütününe baktığım bir role geçmek benim için önemli bir değişimdi. Sorumluluk alanım genişledikçe aldığım kararların ekipler, iş sonuçları ve markanın geleceği üzerindeki etkisini daha fazla görmeye başladım. Executive MBA eğitimim de bu süreçte stratejiye ve yönetime bakışımı geliştirdi. Orzax’ın uluslararası büyüme yolculuğu ise başka bir önemli eşik oldu. Türkiye’de edindiğimiz deneyimi farklı pazarlara taşırken her ülkeyi kendi ihtiyaçları, kültürü ve beklentileriyle anlamamız gerektiğini gördük. Bu süreç, markalaşmaya daha geniş bir açıdan bakmamı sağladı. Bugün bir karar alırken o kararın birkaç yıl sonra Orzax’a ne kazandıracağını da düşünüyorum. Kariyerim boyunca yaşadığım en önemli gelişimlerden biri, günlük işleri yönetmenin yanında markanın geleceğine dair sorumluluk alabilmek oldu. Sizin için başarıyı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Benim için başarı, yaptığınız işin kalıcı bir değer üretmesi. Yıllar önce hayata geçirdiğim bir fikrin bugün hala karşılık bulduğunu, gelişerek markaya ve insanlara katkı sağladığını görmek bana büyük bir mutluluk veriyor. Ulaştığımız sonuçlar kadar, geleceğe ne taşıyabildiğimizi de önemsiyorum. Çalışma tarzımın en belirgin özelliği sahiplenmek. İşimi çok seviyorum. Bir fikrin ya da projenin mümkün olan en iyi haliyle hayata geçmesi için çaba gösteriyorum; gerektiğinde görev ve sorumluluk alanımın ötesine geçiyorum. Kolay vazgeçmem. Bir engelle karşılaştığımda başka bir yol arar, yeniden denerim. İşler istediğim gibi gitmediğinde hızlı toparlanıp devam edebilmemin de bugünlere gelmemde önemli bir payı var. Elbette bireysel çabayla ulaşabileceğiniz bir yer var. Daha büyük ve kalıcı başarılar için güçlü ekipler, ortak bir vizyon ve yönetimin belirlediği yönde istikrarlı bir çalışma gerekiyor. Kendi başarımı da birlikte çalıştığım insanların emeğinden ve Orzax’ın bize açtığı gelişim alanından bağımsız görmüyorum. Benim bu başarıya katkımın, işimi sahiplenmemden ve daha iyisi için yılmadan çalışmamdan geldiğini düşünüyorum. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? En büyük zorluk, büyüyen bir şirketin günlük ihtiyaçlarını karşılarken gelecekte ihtiyaç duyacağı pazarlama yapısını da kurmaktı. Orzax pazarlama ekibinin ilk üyesiyim. Çok mütevazı imkanlarla, bir girişim ruhuyla başladığımız dönemde bugünkü gibi ekiplerimiz, departmanlarımız ve yerleşmiş süreçlerimiz yoktu. Örnek alabileceğim bir pazarlama yöneticim de bulunmuyordu. Pek çok şeyi kendimiz araştırarak, deneyerek ve sonuçlarından öğrenerek geliştirdik. Orzax büyüdükçe ihtiyaçlarımız ve hedeflerimiz de büyüdü. Bir önceki yıl yeterli olan yaklaşımı, ertesi yıl geliştirmemiz gerekti. Daha geleneksel iletişim çalışmalarıyla başladığımız bir noktadan, bugün uluslararası alanda markalaşan bir şirketin pazarlama ve iletişim stratejisini yönettiğimiz bir noktaya geldik. İlk yıllarda global markalarla ve onların imkanlarıyla rekabet etmek, ardından pazar liderliğini kazanmak ve korumak, her aşamada yeni bir sorumluluk getirdi. Bu anlamda her yılın kendi içinde bir meydan okuması vardı. Bu süreci sürekli öğrenerek, doğru uzmanlıkları ekibimize katarak ve birlikte çalışma biçimimizi geliştirerek yönettik. Benim de her aşamada kendimi yenilemem gerekti. Bildiklerimle yetinmemeye, ihtiyaç duyduğumuz yerde destek almaya ve ekip arkadaşlarımın gelişimine alan açmaya çalıştım. Bütün bunları sağlıkla ilişkili, iletişim sorumluluğu yüksek bir alanda yapıyorsunuz. Büyürken bilimsel doğruluğu, kaliteyi ve açık iletişimi korumak gerekiyor. Biz de hekimlere, eczacılara ve tüketicilere karşı bu sorumluluğu gözeterek ilerledik. Geriye baktığımda, zorlukları aşmamızı sağlayan en önemli şeyin birlikte öğrenme ve devam etme kararlılığımız olduğunu düşünüyorum. Bugün sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? En önemli önerim, ulaşmak istedikleri pozisyonun sorumluluğuna hazırlanmak olurdu. Bunun için işin farklı aşamalarını öğrenmek, sahayı tanımak ve alınan bir kararın diğer ekipleri nasıl etkilediğini anlamak gerekiyor. Ben kendi yolculuğumda işin içinde olmanın, ihtiyaç gördüğüm yerde sorumluluk almanın çok faydasını gördüm. Bir konuda uzmanlaşırken o konunun kurumun bütünüyle ilişkisini de anlamaya çalışmak, zamanla daha doğru kararlar vermenizi sağlıyor. Bir de sabırlı olmak gerekiyor. Deneyimin ve güvenin oluşması zaman alıyor. Bulunduğunuz yerde işinizi iyi yapmaya, öğrenmeye ve katkınızı artırmaya odaklandığınızda, daha büyük sorumluluklara da hazırlanıyorsunuz. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Liderlikte yönün net olmasını, o yolda insanların kendi yeteneklerini ortaya koyabilmesini önemsiyorum. Ekibimin hangi işi neden yaptığımızı, neyi hedeflediğimizi ve kendi katkısının bu hedefteki yerini bilmesini isterim. İnsanlar yaptıkları işin anlamını gördüklerinde daha fazla sorumluluk alıyorlar. İşini yakından takip eden, ayrıntılara önem veren bir yöneticiyim. Bir projenin daha iyi olabileceğini düşünüyorsam bunun için uğraşırım. Aynı zamanda ekip arkadaşlarımın fikirlerini duymayı, kendi uzmanlık alanlarında inisiyatif almalarını ve kararlarını gerekçeleriyle ortaya koymalarını destekliyorum. Farklı görüşlerin işi geliştirdiğine inanıyorum. Büyüyen bir şirkette aynı anda çok sayıda talep gündeme gelebiliyor. Böyle dönemlerde öncelikleri belirlemek ve ekibin odağını korumak benim sorumluluğum. Beklentilerimi açık anlatmaya, geri bildirim vermeye ve gösterilen emeği takdir etmeye özen gösteriyorum. Benim için motivasyonun önemli bir kaynağı da geliştiğini hissetmek. Ekip arkadaşlarımın yeni sorumluluklar üstlendiğini, kendi kararlarını daha güvenle verdiğini görmek beni mutlu ediyor. Orzax’ın geleceğini taşıyacak insanları yetiştirmeyi liderliğin en değerli taraflarından biri olarak görüyorum. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? En önemli hedefimiz, Türkiye’de oluşturduğumuz güveni ve marka birikimini global pazarlarda da kalıcı bir başarıya dönüştürmek. Orzax’ın farklı ülkelerde tanınan, güvenilen ve tercih edilen bir marka olarak büyümesini istiyoruz. “Sağlığa Hediye” yaklaşımımız doğrultusunda, Ar-Ge birikimimizle insanların ihtiyaçlarına yanıt veren ürünler geliştirmeyi ve sağlıkla iyi yaşam alanında uluslararası ölçekte söz sahibi markalar arasında yer almayı hedefliyoruz. Pazarlama ve iletişim tarafında benim sorumluluğum da bu birikimi her pazarın kendi koşullarını anlayarak doğru anlatmak. Büyürken üretimden ambalaja kadar kaynaklarımızı daha verimli kullanmayı ve sosyal sorumluluk çalışmalarımızın faydasını artırmayı da önemsiyoruz. Geleceğe dair hedeflerimizi, ticari büyümeyle birlikte insanlara ve topluma sağladığımız katkıyı düşünerek belirliyoruz. Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında pazarlama alanında fark yaratmak için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Belirsizlik dönemlerinde önceliğim, kaynaklarımızı en çok katkı sağlayacak alanlara yönlendirmek. İnsanların ihtiyaçlarını ve değişen beklentilerini yakından takip ediyor, ürün kalitemizi ve bilimsel birikimimizi açık bir dille anlatmaya odaklanıyoruz. Veriyi ve sahadan gelen geri bildirimleri birlikte değerlendirerek hekim, eczacı ve tüketici için uygun içerik ve iletişim kanallarını belirliyoruz. Global pazarlarda da marka kimliğimizi koruyarak her ülkenin ihtiyaçlarına göre hareket ediyoruz. Hedeflerimizde istikrarlı, yöntemlerimizde esnek olmamız gerektiğine inanıyorum. Koşullar değiştiğinde yaptığımız işi yeniden değerlendiriyor, gerektiğinde yolumuzu güncelliyoruz. Bunu yaparken markamızın uzun vadeli değerini ve bize duyulan güveni gözetiyoruz. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Öncelikle meraklarını kaybetmemelerini ve öğrenmeyi mezuniyetle tamamlanmış bir süreç olarak görmemelerini öneririm. İş hayatı, hangi konularda gelişmeniz gerektiğini size gösteriyor. Bunu fark edip kendinize yatırım yapmanız çok değerli. Bir diğer önerim, yaptıkları işi sahiplenmeleri. Bir ihtiyacı fark ettiklerinde çözüm düşünmeleri, sorumluluk almaları ve başladıkları işi sonuna kadar takip etmeleri, hem gelişimlerini hem de kendilerine duyulan güveni güçlendirir. Zorlandıkları dönemlerde de hemen vazgeçmesinler. Her şeyin ilk denemede olması gerekmiyor. Geri bildirim almak, hatadan öğrenmek ve yeniden denemek iş hayatının bir parçası. Ben işimi sevmenin ve yaptığım katkıya inanmanın bu devam etme gücünü beslediğini düşünüyorum. Gençlerin de zaman içinde kendi güçlü yönlerini tanımalarını ve emek vermekten heyecan duydukları bir alan bulmalarını çok önemsiyorum.

Indomie Türkiye’nin Kampüs Elçiliği Programı IndoMate’de Yeni Dönem Başladı Haber

Indomie Türkiye’nin Kampüs Elçiliği Programı IndoMate’de Yeni Dönem Başladı

Indomie Türkiye, 2026–2027 döneminde de Kampüs Elçiliği Programı IndoMate aracılığıyla üniversite öğrencilerini kampüs yaşamının bir parçası olan marka çalışmalarıyla buluşturuyor. Yeni dönem kapsamında düzenlenen buluşmada öğrenciler, programın işleyişi, dönem boyunca üstlenecekleri görevler ve sorumluluk alanları hakkında bilgi aldı. Kampüslerdeki etkinliklerden saha çalışmalarına, öğrenci kulüpleriyle kurulacak iş birliklerinden dijital içerik üretimine kadar uzanan programda katılımcılar, farklı çalışma alanlarını tanıma ve yürütülen faaliyetlerde aktif sorumluluk üstlenme fırsatı bulacak. Böylece IndoMate’ler, kampüs yaşamından edindikleri gözlemleri ve fikirleri uygulamaya geçirirken pazarlama ve marka iletişimi süreçlerine de yakından temas edecek. Kampüs Görevleriyle Kazanılan Deneyim IndoMate’in yeni döneminde öğrenciler, kampüslerde Indomie deneyimini destekleyen çalışmaların yanı sıra etkinlik organizasyonları, öğrenci kulüpleriyle iş birlikleri, sosyal sorumluluk faaliyetleri ve dijital içerik üretimi gibi farklı alanlarda görev alacak. Böylece katılımcılar, pazarlama süreçlerinin farklı aşamalarını tanıma ve ekip çalışması, organizasyon ve iletişim alanlarında deneyim kazanma imkanı bulacak. Program, görevlerin tamamlanmasıyla kazanılan XP (deneyim puanı) sistemi üzerinden ilerliyor. Öğrenciler, gerçekleştirdikleri çalışmalarla puan toplarken liderlik tablosundaki ilerlemelerini takip edebiliyor ve XP Market’te yer alan ödüllerden yararlanabiliyor. 2026–2027 dönemi ödülleri arasında iPhone 17, PlayStation 5, Dyson Airwrap ve AirPods 4 gibi seçenekler bulunuyor. Dönem sonunda öne çıkan katılımcılar için Belgrad seyahati ve belirlenen koşullar doğrultusunda Indomie Türkiye’nin pazarlama veya satış ekiplerinde staj fırsatı da programın sunduğu olanaklar arasında yer alıyor. “IndoMate ile Gençlerin Fikirlerini Uygulamaya Dönüştürmelerine Alan Açıyoruz” IndoMate’in yeni dönemine ilişkin değerlendirmede bulunan Indomie Türkiye Pazarlama Müdürü Duygu Pelister Ojalvo, “Gençlerin fikirlerini hayata geçirebilecekleri ve kendi potansiyellerini keşfedebilecekleri alanlar yaratmayı önemsiyoruz. IndoMate ile gençlerin fikirlerini uygulamaya dönüştürmelerine alan açıyoruz. Üniversite öğrencileri, program kapsamında kampüslerinde farklı görevler üstlenirken ekip çalışması, etkinlik organizasyonu ve dijital içerik üretimi gibi alanlarda deneyim kazanıyor. Görev ve deneyim puanı sistemi de katılımcıların süreçteki ilerlemelerini takip etmelerine ve başarılarını ödüllerle pekiştirmelerine imkân tanıyor. Yeni dönemde de gençlerin bakış açılarını dinlemeyi, fikirlerini hayata geçirmelerini desteklemeyi ve birlikte üretmeyi hedefliyoruz.” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Halkın Akademisi” Kapılarını Açtı Haber

“Halkın Akademisi” Kapılarını Açtı

Halkbank, sosyal sorumluluk yaklaşımı doğrultusunda toplumsal gelişime katkı sağlamaya yönelik çalışmalarına devam ediyor. Banka son olarak bünyesindeki eğitim platformlarını tek çatı altında birleştirdiği Halkın Akademisi’ni kamuoyunun erişimine açtı. “Yaşam boyu eğitim” vizyonuyla hayata geçirilen platformda; çocuklar, gençler, kadın girişimciler, KOBİ’ler ve emekliler olmak üzere 5 farklı kategoride 600’e yakın içerik yer alıyor. Bankanın kurumsal bilgi birikimini toplumun hizmetine sunan platform, katılımcıların kişisel ve mesleki yetkinliklerini geliştirmelerine; sertifika programlarıyla da bu yetkinlikleri belgelendirmelerine imkân tanıyor. Kişisel gelişim ve finansal okuryazarlıkla ilgili çok sayıda eğitimi bir araya getiren Halkın Akademisi’nde çocuklar için tasarruf ve çevre farkındalığı; gençler için iş hayatına uyum, iletişim ve kariyer gelişimine yönelik içerikler bulunuyor. Kadın girişimcilere markalaşma, pazarlama ve dijital ticaret alanlarında rehberlik eden platform, emeklilere aktif, sağlıklı ve üretken bir emeklilik dönemi için zihinsel zindelik ve kişisel dönüşümü odaklı içerikler sunuyor. İşini büyütmek isteyen KOBİ’ler de kendi ihtiyaçlarına uygun içeriklerden faydalanabilecek. Platformun tamamen ücretsiz olması ise bilgi ve eğitime erişimde fırsat eşitliğini destekleyen önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. “Halkın Akademisi kesintisiz bir öğrenme yolculuğu sunuyor” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, “Çağın gerektirdiği bilgi ve becerilerle donanmak, günümüzde her zamankinden daha önemli hale geldi. Biz de bu amaçla, yeni dünyanın ihtiyaçlarına odaklanan Halkın Akademisi’ni kurduk.” dedi. Halkın Akademisi’nin kesintisiz bir öğrenme yolculuğunu sunduğunu söyleyen Recep Süleyman Özdil, şu ifadeleri kullandı: “Burada çocuklardan gençlere, kadınlardan KOBİ ve emeklilerimize kadar herkese özel yüzlerce eğitim içeriği bulunuyor. Amacımız, vatandaşlarımızın hayatlarının farklı dönemlerinde ihtiyaç duyabilecekleri bilgi ve becerilere kolayca ulaşmalarına katkı sağlamak. Bu platform, çocuklarımızın yarınlara hazırlandığı, gençlerimizin kariyerlerine yön verdiği, kadın girişimcilerimizin ve KOBİ’lerimizin işlerini büyütmesine yardımcı olacak bir merkez olarak hizmet verecek. Önce Halk, Sonra Banka misyonumuzla vatandaşlarımızın kişisel ve mesleki gelişimlerine katkı sağlamayı önemsiyoruz. Böylesine kapsamlı bir eğitim platformunu, ücretsiz olarak tüm halkımızın hizmetine sunmaktan memnuniyet duyuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Merck Türkiye’nin “İyilikte Buluşuyoruz” Projesine Sağlıkta Sosyal Sorumluluk Ödülü Haber

Merck Türkiye’nin “İyilikte Buluşuyoruz” Projesine Sağlıkta Sosyal Sorumluluk Ödülü

Sağlık Gönüllüleri-Türkiye Derneği (SG-T) tarafından bu yıl 18’incisi düzenlenen Sağlıkta Sosyal Sorumluluk Ödülleri’nde Merck Türkiye, “İyilikte Buluşuyoruz” projesiyle ödüle layık görüldü. 14 Ekim’de Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi’nde düzenlenen törende verilen ödül, şirketin toplumsal dayanışmayı destekleyen sosyal sorumluluk çalışmalarını öne çıkardı. Merck Türkiye’nin kurumsal sosyal sorumluluk yaklaşımını yansıtan “İyilikte Buluşuyoruz” projesi; eğitim, sağlık, çevre ve toplumsal eşitlik alanlarında, sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde yürütülen projeleri kapsıyor. Kampanya kapsamında çalışan gönüllülüğüne dayalı çalışmaların yanı sıra depremden etkilenen 25 kadın tıp fakültesi öğrencisine mezuniyetlerine kadar burs desteği sağlayan Merck Türkiye 25. Yıl Burs Fonu da bulunuyor. Merck Türkiye Genel Müdürü Şehram Zayer, ödüle ve şirketin sosyal sorumluluk yaklaşımına ilişkin, “‘İyilikte Buluşuyoruz’ projemizin bu ödüle layık görülmesinden büyük mutluluk duyuyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Merck olarak yalnızca hastaların ihtiyaçlarına yanıt vermeyi değil, faaliyet gösterdiğimiz toplumlara katkı sunmayı da temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. 358 yıllık köklü geçmişimiz ve aile bünyesinde devam eden kurumsal mirasımız, uzun vadeli değer yaratma anlayışımızın önemli bir parçası. Sosyal sorumluluk çalışmalarımızda en çok gurur duyduğum konulardan biri de çalışma arkadaşlarımızın gönüllülüğü. Bu projelerin yalnızca şirket kaynaklarıyla değil, çalışanlarımızın emeği ve katkısıyla hayata geçmesini çok önemsiyorum. ‘İyilikte Buluşuyoruz’ çatısı altındaki çalışmaları özveriyle yürüten ekibimize ve projelerimize gönülden destek veren tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.” açıklamasında bulundu. Merck Türkiye, toplumsal ihtiyaçlara yanıt veren projeler ve yeni iş birlikleriyle sosyal sorumluluk çalışmalarını sürdürmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Pimepen’e The Hammers Awards’tan Üç Ödül! Haber

Pimepen’e The Hammers Awards’tan Üç Ödül!

Türkiye’de pencereye adını veren marka Pimapen, pazarlama ekiplerinin başarılarını değerlendiren The Hammers Awards’ta üç farklı kategoride ödüle layık görüldü. Marka, “Şimdi Sessizlik Lütfen: Gürültüye Karşı Bir Toplumsal Hareket” çalışmasıyla Sosyal Sorumluluk ve Sürdürülebilirlik Bölümü / En İyi Sosyal Sorumluluk Ekibi kategorisinde Altın Ödül, “Şimdi Sessizlik Lütfen-5 Yıllık Sürdürülebilir Başarı” çalışmasıyla Strateji Bölümü / Sürdürülebilir Başarı Ekibi kategorisinde Bronz Ödül kazandı. Marka aynı zamanda “Pencereden Yaşam Alanına Uzanan Pazarlama Stratejisi” ile de Sektörel Kategoriler Bölümü / Yapı ve İnşaat Sektöründe En İyi Pazarlama Ekibi kategorisinde bir diğer Altın Ödülün sahibi oldu. “Şimdi Sessizlik Lütfen” platformu, 2026 yılında gürültünün mental sağlık üzerindeki etkilerine odaklandı. Uzman Psikolog Buse Özdede ile hazırlanan dijital video serisinin yanı sıra Gürültü Akademisi, Türkiye’nin gürültü kirliliği haritası ve Ses Tecrübe Odası gibi çalışmalarla sessizlik kavramının hayatımızda ne anlama geldiği, gürültü kirliliği ve etkileri gibi başlıklar farklı boyutlarıyla ele alındı. Beş yıldır gelişimini sürdüren platform, bu yıl Kristal Elma’dan da iki ödül almıştı. Pencereden Yaşam Alanına Uzanan Pazarlama Stratejisi Pimapen, “Pencereden Yaşam Alanına Uzanan Pazarlama Stratejisi” ile de Yapı ve İnşaat Sektöründe En İyi Pazarlama Ekibi kategorisinde Altın Ödül kazandı. Marka, yıllardır sürdürdüğü iletişim çalışmalarında pencereyi yalnızca dışarıyı görmeyi sağlayan bir yapı unsuru olarak değil; evlerin konforunu, yalıtımını ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyen yaşam alanının önemli bir parçası olarak konumlandırıyor. Bu yaklaşım ürün faydalarının ötesine geçerek markanın insanların günlük yaşamındaki yerine odaklanan bütüncül bir pazarlama anlayışına dayanıyor. “Tüketicinin hayatındaki karşılığa odaklanıyoruz” Ege Profil Pazarlama ve Kurumsal İletişim Müdürü Özlem Eren, kazanılan ödüllere ilişkin şunları söyledi: “Pimapen gibi 45 yıldır insanların yaşam alanlarında yer alan köklü bir markayı geleceğe taşırken, değişen tüketici beklentilerini yakından takip ediyoruz. Pazarlama yaklaşımımızı da ürünlerimizin sunduğu faydanın insanların hayatında nasıl bir karşılık bulduğu üzerine kuruyoruz. ‘Pencereden Yaşam Alanına Uzanan Pazarlama Stratejisi’ bu yaklaşımımızın bir sonucu. ‘Şimdi Sessizlik Lütfen’ platformumuzda da ses yalıtımından yola çıkarak sessizliğin insan hayatındaki önemine odaklanıyor, beş yıldır gürültü kirliliğine dikkat çekiyoruz. Bizim için önemli olan, dönemsel kampanyaların ötesine geçerek tüketiciyle uzun soluklu bir bağ kurabilmek. The Hammers Awards’ta üç farklı kategoride aldığımız ödülleri de bu yaklaşımımızın değerli bir karşılığı olarak görüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.