Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Stratejik

Kapsül Haber Ajansı - Stratejik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Stratejik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bulutistan ve TRAI’den Türkiye’nin Yapay Zeka Girişimlerine Stratejik Destek Haber

Bulutistan ve TRAI’den Türkiye’nin Yapay Zeka Girişimlerine Stratejik Destek

Türkiye’de yapay zeka girişimlerinin başarıya ulaşması için yalnızca iyi fikirler değil; güçlü teknoloji altyapısı doğru ekosistem bağlantıları ve stratejik rehberliğin bir arada sunulması kritik önem taşıyor. Bu anlayışla Bulutistan ve TRAI iş birliği ile hayata geçirilecek Yapay Zeka Odaklı Hızlandırma Programı; girişimlere uçtan uca bir büyüme ve ölçeklenme modeli sunuyor. Program, girişimlerin doğru müşterilere erişmesini, kurumsal iş birlikleri geliştirmesini, mentorluk desteği almasını ve yatırımcılarla buluşmasını sağlayan kapsamlı bir ekosistem olarak uygulanıyor. Bu stratejik ortaklık ile Türkiye’de yapay zeka alanında üreten, gelişen ve küresel ölçekte büyümeyi hedefleyen girişimler için yeni fırsatlar yaratırken; girişimcilik ekosistemi ile kurumsal dünya arasındaki köprüyü daha güçlü hale getirmesi hedefleniyor. Bu ortaklık, yalnızca bugünün girişimlerini değil, Türkiye’nin yapay zeka odaklı geleceğini de şekillendirmeyi amaçlanıyor. Bu iş birliğini benzerlerinden ayıran en önemli unsur bulut altyapısı gücü ile yapay zeka ekosistem uzmanlığının bir araya getirmesi olarak ön plana çıkıyor. Bulutistan’ın güçlü teknoloji altyapısı ve kurumlarla olan bağı, TRAI’nin girişimcilik, yapay zeka ve ekosistem geliştirme konusundaki derin deneyimiyle birleşerek, Türkiye’de girişimlerin ölçeklenmesine gerçek anlamda katkı sunacak bütüncül bir yapı oluşuyor. Girişimlerin Ölçeklenmesini Hızlandıran Bütüncül Model TRAI, sahip olduğu geniş girişim, kurumsal üye ve paydaş ağı ile programa stratejik katkı sunarak; nitelikli girişimlerin belirlenmesi, potansiyel müşterilerle buluşturulması, mentorluk süreçlerinin desteklenmesi ve yatırımcı karşısında daha güçlü konumlanmalarının sağlanması gibi kritik alanlarda aktif rol üstleniyor. Böylece girişimlerin yalnızca görünürlük kazanması değil; somut iş fırsatlarına ulaşması, ticarileşme süreçlerini hızlandırması ve sürdürülebilir büyüme elde etmesi amaçlanıyor. Bulutistan’ın yüksek performanslı, güvenli ve ölçeklenebilir bulut altyapısı ile kurumsal dünyayla kurduğu güçlü bağ; TRAI’nin girişimcilik, yapay zeka ve ekosistem geliştirme alanındaki deneyimiyle birleşerek, Türkiye’de girişimlerin ölçeklenmesine gerçek anlamda katkı sağlayan bütüncül bir model ortaya koyuyor. Türkiye’de yapay zeka girişimleri için güçlü bir gelecek vizyonu TRAI CEO’su Halil Aksu, “Bu ortaklıkla verilmek istediğimiz mesaj çok net. Türkiye’de yapay zeka girişimlerinin başarıya ulaşması için yalnızca iyi fikirler değil; güçlü teknoloji altyapısı, doğru bağlantılar, doğru rehberlik ve doğru fırsatlar gerekir. Bulutistan ve TRAI iş birliği, Türkiye’nin yapay zeka ekosisteminde yeni başarı hikayelerinin doğmasına zemin hazırlarken, girişimcilik ile kurumsal dünya arasında çok daha güçlü bir köprü kurulmasına da katkı sağlayacak. Bu stratejik ortaklık, yalnızca bugünün girişimlerini değil, Türkiye’nin yapay zeka odaklı geleceğini de şekillendirmeyi hedefliyor” dedi. Altyapı gücü ile ekosistem uzmanlığını birleştiren stratejik model Bulutistan & SabancıDx CEO’su Mehmet Fırat ise, “Bu iş birliğini benzerlerinden ayıran en önemli unsur bulut altyapısı gücü ile yapay zeka ekosistem uzmanlığının bir araya getirmesi. Bulutistan’ın güçlü teknoloji altyapısı ve kurumlarla olan bağı, TRAI’nin girişimcilik, yapay zeka ve ekosistem geliştirme konusundaki derin deneyimiyle birleşerek, Türkiye’de girişimlerin ölçeklenmesine gerçek anlamda katkı sunacak bütüncül bir yapı oluşturmaktadır” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kurumsal Haber Bülteni Hazırlama Rehberi Haber

Kurumsal Haber Bülteni Hazırlama Rehberi

Bir şirket yeni yatırımını duyurduğunda, çoğu metin aynı hataya düşer: reklam dili haberin önüne geçer. Oysa kurumsal haber bülteni hazırlama süreci, yalnızca bir gelişmeyi duyurmak değil, o gelişmeyi editoryal değeri yüksek bir çerçevede sunmaktır. Medyanın dikkatini çeken metin ile kurum içinde beğenilen metin her zaman aynı şey değildir. Farkı yaratan nokta da tam olarak burasıdır. Kurumsal iletişim ekipleri, pazarlama birimleri ve ajanslar için haber bülteni artık yalnızca PR çıktısı değil, itibar yönetimi, görünürlük ve sektör konumlandırması aracıdır. Özellikle ekonomi, teknoloji, savunma, enerji, lojistik, sürdürülebilirlik ve yapay zeka gibi alanlarda yayımlanan her duyuru, yatırımcı algısından iş ortaklığı fırsatlarına kadar geniş bir etki alanı oluşturabilir. Bu nedenle metnin yazımı kadar habere dönüştürülme biçimi de stratejik önem taşır. Kurumsal haber bülteni hazırlama neden stratejik bir iştir? Bir haber bülteni kurumun kendi sesiyle konuşur, ancak yalnızca kuruma seslenmez. Editör, sektör temsilcisi, yatırımcı, tedarikçi ve potansiyel çalışan aynı metni farklı beklentilerle okur. Bu yüzden iyi hazırlanmış bir bülten, tek bir mesajı farklı paydaşlar için anlamlı hale getirebilmelidir. Buradaki kritik ayrım şudur: Kurumsal metin, tanıtım odaklı olabilir; haber bülteni ise kamusal ilgiye hitap etmelidir. Yeni fabrika yatırımı, üst düzey atama, ihracat başarısı, teknoloji iş birliği ya da sürdürülebilirlik projesi tek başına haber değildir. Bunları haber yapan unsur, gelişmenin sektör etkisi, ekonomik ölçeği, yenilik düzeyi veya toplumsal karşılığıdır. Editörler genellikle şu sorunun yanıtını arar: Bu gelişme neden şimdi önemli? Eğer metin bu soruya ilk birkaç paragrafta ikna edici cevap veremiyorsa, çoğu zaman yayın şansı düşer. Bu nedenle haber bülteni, kurumsal onay süreçlerinden geçmiş bir duyuru olmakla yetinmemeli, aynı zamanda editoryal filtreyi de geçebilmelidir. İyi bir haber bülteninin omurgası Etkili bir bültenin ilk cümlesi süslü değil, nettir. Kim, ne yaptı, nerede yaptı, hangi ölçekte yaptı ve neden önemli sorularına hızlı cevap verir. Özellikle dijital yayıncılıkta editörlerin karar süresi kısaldığı için giriş bölümü fazlasıyla belirleyicidir. Başlıkta iddia değil, haber değeri öne çıkmalıdır. "Sektöre damga vuracak büyük adım" gibi muğlak ifadeler yerine, somut veri içeren ve gelişmeyi tanımlayan başlıklar daha güçlü sonuç verir. Örneğin kapasite artışı, yatırım tutarı, ihracat hedefi, yeni pazar açılımı veya teknolojik yenilik başlığa taşınabiliyorsa, görünürlük ihtimali artar. Spot ya da giriş paragrafı, haberin özünü sıkı bir çerçevede vermelidir. Burada kurumun kendini öven diline değil, gelişmenin etkisine odaklanmak gerekir. Sonraki paragraflarda detay, bağlam ve yönetici görüşü devreye girer. Yönetici açıklamaları özellikle önemlidir, ancak bu bölüm ezber cümlelerle doldurulmamalıdır. Her açıklama haberi ileri taşımalı, yeni bir bilgi veya perspektif sunmalıdır. Veri, haber bülteninin en güçlü dayanaklarından biridir. Yatırım büyüklüğü, üretim kapasitesi, çalışan sayısı, ihracat oranı, karbon azaltım hedefi, Ar-Ge çıktısı ya da pazar payı gibi unsurlar metni daha güvenilir hale getirir. Ancak veri çokluğu tek başına yeterli değildir. Verinin haberin bağlamına oturması gerekir. Kurumsal haber bülteni hazırlama sürecinde en sık yapılan hatalar En yaygın hata, reklam metni ile haber metninin karıştırılmasıdır. Kurum içi sunumlarda etkili görünen abartılı ifadeler, basın tarafında çoğu zaman karşılık bulmaz. "Lider", "öncü", "benzersiz" gibi sıfatlar desteklenmediğinde metnin güvenilirliğini zayıflatır. Bir diğer sorun, haber değeri olmayan bilgilerin merkezde tutulmasıdır. Örneğin yalnızca bir etkinliğe katılım, sıradan bir ziyaret ya da iç iletişim odaklı bir kutlama, dış kamuoyu açısından her zaman haber niteliği taşımaz. Eğer böyle bir içerik paylaşılacaksa, sektör etkisi veya yeni açıklanan veriyle güçlendirilmesi gerekir. Zamanlama da sık gözden kaçan bir unsurdur. Çok geç gönderilen bir bülten gündemi kaçırır, çok erken ve eksik gönderilen bir bülten ise güven sorununa yol açabilir. Özellikle finansal gelişmeler, yatırım kararları, regülasyon etkileri ve uluslararası iş birlikleri gibi başlıklarda doğrulama seviyesi yüksek olmalıdır. Bir başka hata da herkes için yazmaya çalışmaktır. Oysa her bültenin birincil hedef kitlesi bellidir. Genel ekonomi medyasına gönderilecek bir metin ile sektör yayınına servis edilecek metin aynı ağırlıkta kurulmaz. Savunma sanayi, enerji dönüşümü ya da yapay zeka odaklı bir gelişme, kendi alanının terminolojisi ve beklentileri gözetilerek yazılmalıdır. Haber dili ile kurum dili arasındaki denge nasıl kurulur? Kurumsal itibar elbette korunmalıdır, ancak haber bülteni steril bir resmi açıklamaya dönüşmemelidir. İyi metinler, kurumun ciddiyetini korurken okunabilirliği yüksek bir akış kurar. Burada tercih edilmesi gereken ton; iddialı ama ölçülü, net ama kuru olmayan bir çizgidir. Örneğin CEO ya da genel müdür açıklaması yalnızca başarı vurgusu yapıyorsa zayıf kalır. Bunun yerine pazarın yönü, yatırımın gerekçesi, teknoloji trendi, regülasyon etkisi veya istihdam katkısı gibi unsurlara temas eden açıklamalar daha değerlidir. Editörün aradığı şey alkış cümlesi değil, alıntılanabilir içeriktir. Kurum dilini tamamen silmek de doğru değildir. Bazı sektörlerde regülasyon, teknik süreç ve kurumsal hassasiyetler nedeniyle daha kontrollü bir ifade gerekir. Özellikle halka açık şirketler, kamu kurumlarıyla çalışan yapılar veya savunma gibi hassas alanlar için ölçü kaçırılmamalıdır. Kısacası iyi haber dili, kurumsal disiplin ile editoryal netlik arasında kurulan dengedir. Dağıtım planı, metin kadar belirleyicidir Başarılı bir bülten yalnızca iyi yazılmaz, doğru şekilde dolaşıma girer. Dağıtım tarafında hedef yayın listesi, sektör kırılımı, yayın saati, görsel destek ve gerekiyorsa çok dilli kullanım planlanmalıdır. Aynı içerik farklı mecralarda aynı performansı göstermeyebilir. Bu nedenle içerik paketleme yaklaşımı önem kazanır. Bazı haberler kısa ve hızlı servis için uygundur. Bazıları ise röportaj, soru-cevap, foto galeri ya da video desteğiyle daha güçlü sonuç verir. Özellikle B2B odaklı sektörlerde tek bir basın metni yerine, yeniden yayınlamaya uygun biçimde hazırlanmış telifsiz ve editoryal düzeni güçlü içerikler daha yüksek erişim sağlayabilir. Bu noktada dağıtım platformunun sektörel okuma alışkanlıklarını bilmesi ciddi avantaj yaratır. Kurumsal iletişim ekipleri için temel soru şudur: Bu içerik yalnızca gönderilmiş mi olacak, yoksa gerçekten kullanılabilir mi olacak? İkinci seçeneği hedeflemek, haber bültenini klasik PR çıktısından ayırır. Editör ne arar, kurum ne vermelidir? Editör hız, açıklık ve kullanılabilirlik ister. Kurum ise doğru temsil edilmek, mesajın bozulmaması ve görünürlük kazanmak ister. Bu iki beklenti çelişmek zorunda değildir. Tersine, iyi yapılandırılmış bir bülten her iki tarafın da işini kolaylaştırır. Bunun için metnin teknik açıdan temiz olması gerekir. Başlık net olmalı, ilk paragraf özet sunmalı, devamında gelişmeyi destekleyen sayısal veya sektörel bağlam gelmeli, alıntılar ise gerçekten haber değerini büyütmelidir. Gereksiz uzunluk, karmaşık cümleler ve tekrar eden övgü dili metnin kullanım ihtimalini düşürür. Özellikle dijital gazeteler ve sektörel yayıncılar, doğrudan yayınlanabilir içeriklere daha fazla ilgi gösterir. Kapsül Haber Ajansı gibi dağıtım odaklı haber yapılarının öne çıkmasının nedeni de budur: İçeriğin sadece üretilmesi değil, yayın mantığına uygun paketlenmesi. Hangi konular daha güçlü haber bülteni üretir? Her kurumsal gelişme aynı etkiyi yaratmaz. Yatırım, birleşme, yeni tesis, ihracat başarısı, teknolojik dönüşüm, üst düzey atama, sürdürülebilirlik hedefi, uluslararası iş birliği ve sektörel araştırma sonuçları genellikle daha yüksek haber değeri taşır. Bununla birlikte haber değeri, sektöre göre değişir. Örneğin enerji alanında depolama yatırımı veya kapasite verisi öne çıkarken, yapay zeka alanında ürün lansmanından çok kullanım senaryosu ve iş sonucu daha ilgi çekici olabilir. Tarımda verimlilik ve ihracat etkisi ön plana çıkarken, lojistikte rota genişlemesi veya operasyonel hız metriği daha belirleyici olabilir. Yani iyi konu seçimi, yalnızca şirket gündemine değil, sektörün nabzına da bakmayı gerektirir. Bir haber bülteni hazırlarken sorulması gereken basit ama etkili soru şu olabilir: Bu metni kurum dışından biri neden okusun? Eğer bu sorunun cevabı net değilse, içerik yeniden kurgulanmalıdır. Kurumsal haber bülteni hazırlama işi, görünenden daha fazla editoryal hassasiyet ister. Çünkü mesele yalnızca bir gelişmeyi duyurmak değil, o gelişmeyi iş dünyasının dikkatine değer hale getirmektir. Doğru yazılmış bir bülten, kısa vadede görünürlük sağlar; doğru kurgulanmış bir bülten ise zamanla kurumsal güvenin sessiz taşıyıcısına dönüşür.

İş Dünyası İçin Haber Kaynakları Seçimi Haber

İş Dünyası İçin Haber Kaynakları Seçimi

Pazartesi sabahı ilk toplantıya girmeden önce bakılan haber akışı, çoğu zaman günün tonunu belirler. Bir yatırım kararı, tedarik zinciri revizyonu, yeni pazar arayışı ya da kurumsal iletişim planı çoğu kez doğru bilgiye birkaç saat erken erişmekle şekillenir. Bu yüzden iş dünyası için haber kaynakları yalnızca gündemi takip etmek için değil, riskleri erken görmek ve fırsatları zamanında değerlendirmek için kritik bir çalışma aracıdır. Ancak burada temel sorun haberin çok olması değil, karar almaya yarayan haberin az olmasıdır. Genel gündem akışı çoğu profesyonel için yeterli değildir. Yönetici, yatırımcı, editör, kurumsal iletişim ekibi ya da sektör temsilcisi; her biri farklı yoğunlukta, farklı doğrulama seviyesinde ve farklı bağlamda bilgiye ihtiyaç duyar. Bu nedenle haber kaynağı seçimi, basit bir okuma alışkanlığından çok daha stratejik bir tercihtir. İş dünyası için haber kaynakları neden stratejik bir ihtiyaçtır? İş odaklı haber tüketimi ile genel haber tüketimi arasında belirgin bir fark vardır. Genel haberler kamuoyunun dikkatini çeken başlıklara odaklanırken, iş dünyası için değerli olan içerik çoğu zaman daha teknik, daha niş ve daha erken aşamadadır. Bir regülasyon değişikliği, kapasite artışı, savunma sanayi yatırımı, enerji fiyatlaması, lojistik koridoru değişimi veya yapay zeka alanındaki kurumsal ortaklık haberi geniş kitlelerde aynı etkiyi yaratmayabilir. Oysa ilgili sektör için bu başlıklar doğrudan bilanço, büyüme ve rekabet gücü anlamına gelir. Buradaki kritik nokta şudur: Haber, yalnızca olanı anlatmaz; olacak olana dair sinyal de verir. Bu yüzden iyi bir kaynak, manşet üretmekten çok bağlam üretir. Sadece ne olduğunu değil, neden olduğunu ve bundan sonra neyin izlenmesi gerektiğini göstermelidir. Doğru haber kaynağı nasıl anlaşılır? Bir haber kaynağını değerlendirirken ilk kriter hız gibi görünür. Gerçekten de geciken bilgi, özellikle piyasa ve sektör takibinde değer kaybeder. Yine de hız tek başına yeterli değildir. Hızlı ama doğrulanmamış içerik, yanlış pozisyon almaya neden olabilir. Bu yüzden iş odaklı kaynaklarda güvenilirlik, hızla birlikte düşünülmelidir. İkinci önemli kriter editoryal uzmanlıktır. Ekonomi haberi yazmak ile enerji dönüşümünü, savunma tedarik süreçlerini, tarım politikalarını veya lojistikte bölgesel kırılmaları anlamlandırmak aynı şey değildir. Sektör diline hakim olmayan kaynaklar, teknik gelişmeleri yüzeysel aktarır. Bu da profesyonel okuyucu için haberin değerini düşürür. Üçüncü kriter ise seçiciliktir. Her açıklama haber değildir, her veri gelişme anlamına gelmez. İyi haber kaynağı, bilgi yığınının içinden gerçekten sonuç doğurabilecek başlıkları ayıklar. Özellikle kurumlar ve dijital yayıncılar için bu filtreleme işlevi ciddi zaman kazandırır. İş dünyası için haber kaynaklarında hangi içerik türleri öne çıkar? Kurumsal karar süreçlerinde tek tip haber akışı çoğu zaman yeterli olmaz. Kısa son dakika haberleri yön tayini sağlar, ancak tek başına derinlik sunmaz. Bu nedenle farklı içerik türlerinin birlikte kullanılması gerekir. Güncel gelişme haberleri, piyasadaki anlık hareketi ve kurumsal açıklamaları izlemek için gereklidir. Röportajlar ve yönetici görüşleri, sektörün niyetini ve yönelimini okumayı kolaylaştırır. Analiz ve köşe yazıları ise verinin arka planını anlamaya yardımcı olur. Fotoğraf, video ve çok dilli yayın gibi destekleyici formatlar özellikle dijital medya ve kurumsal iletişim ekipleri için ayrı bir avantaj yaratır. Çünkü mesele sadece bilgiyi almak değil, bilgiyi hızlı biçimde yayıma uygun hale getirmektir. Bu nedenle haber kaynağının yalnızca içerik üretmesi değil, içerikleri kullanılabilir bir formatta sunması da önemlidir. Özellikle internet gazeteleri ve dijital yayıncılar açısından yeniden kullanıma uygun, telif açısından net ve editoryal olarak temiz paketlenmiş haberler operasyonel değer taşır. Sektörel derinlik neden genel akıştan daha değerlidir? Birçok profesyonel gün içinde hem genel ekonomi başlıklarını hem de kendi sektörüne ait gelişmeleri izlemek ister. Fakat zaman sınırlıdır. Burada öncelik sıralaması gerekir. Çünkü sektörlerin dinamiği birbirinden ciddi biçimde ayrışır. Örneğin enerji sektöründe kapasite yatırımları, regülasyon ve emtia hareketleri ön plandayken; savunma sanayinde tedarik, teknoloji, ihracat ve kamu politikası belirleyici olabilir. Lojistik tarafında koridorlar, liman yatırımları ve maliyet baskısı öne çıkar. Tarımda ise iklim, üretim planlaması, ihracat pazarları ve destek politikaları aynı haber içinde buluşabilir. Yapay zeka cephesinde ise ürün lansmanından daha fazlası önemlidir; hangi kurumun hangi uygulamayı neden devreye aldığı ve bunun iş süreçlerine nasıl yansıdığı asıl haberdir. Bu nedenle iş dünyası için haber kaynakları arasında seçim yaparken, kapsam kadar derinliğe de bakmak gerekir. Çok konuya değinen ama hiçbirini çözümleyemeyen bir kaynak, yoğun profesyonel gündem için sınırlı fayda üretir. Daha dar ama daha nitelikli bir kaynak bazı durumlarda çok daha değerlidir. Kurumlar ve yayıncılar için haber kaynağı seçiminin farklı boyutları Bir CEO ile bir dijital gazete editörü aynı haberi okuyabilir, ancak ihtiyaçları aynı değildir. Yönetici için haberin stratejik sonucu önemlidir. Editör için ise hız, doğrulama, yayınlanabilirlik ve içerik akışının sürdürülebilirliği öne çıkar. Kurumsal iletişim ekipleri açısından haberin itibara etkisi, söylem tonu ve sektörel konumlandırma değeri ayrıca belirleyicidir. Bu ayrım haber kaynağı seçiminde kritik rol oynar. Eğer amaç karar destek ise, veri, bağlam ve sektör sinyali güçlü içerikler gerekir. Eğer amaç yayıncılık ise, düzenli akış, farklı kategori üretimi, telif netliği ve görsel destek daha önemli hale gelir. Bu noktada telifsiz ve ücretsiz içerik sağlayan yapılar, özellikle yüksek hacimli dijital yayın yapan mecralar için maliyet ve hız avantajı yaratabilir. Kapsül Haber Ajansı gibi iş odaklı, yeniden kullanıma uygun içerik sunan platformlar bu ihtiyaca doğrudan yanıt verir. Haber kaynağı seçerken en sık yapılan hatalar En yaygın hata, tek kaynağa aşırı bağımlılıktır. Güçlü bir yayın bile her alanı aynı derinlikte kapsayamaz. Tek kaynak kullanımında kör noktalar oluşur. Özellikle regülasyon, teknoloji ve uluslararası gelişmeler gibi alanlarda ek doğrulama ihtiyacı doğar. İkinci hata, yalnızca büyük manşetleri izlemektir. Oysa iş dünyasında etkisi yüksek birçok gelişme ilk anda manşet ölçeğinde görünmez. Sektörel bir yatırım, bölgesel bir üretim hamlesi ya da yönetici değişimi, birkaç ay sonra daha büyük bir dönüşümün habercisi olabilir. Üçüncü hata ise haber ile yorumun birbirine karıştırılmasıdır. Analiz değerlidir, fakat analizin hangi veriye dayandığı açık değilse karar sürecini yanıltabilir. Bu yüzden özellikle yüksek etkili başlıklarda, haberin kaynağı ve doğrulama zemini dikkatle okunmalıdır. İş dünyası için haber kaynakları seçerken pratik bir çerçeve Profesyonel okuyucu için ideal model, farklı amaçlara göre katmanlı bir haber takibidir. İlk katmanda hızlı ve güvenilir akış yer alır. Bu katman gündelik değişimleri kaçırmamak içindir. İkinci katmanda sektörel uzmanlık bulunur. Burada kurumun faaliyet alanına göre enerji, savunma, lojistik, tarım, teknoloji veya ekonomi başlıkları öne çıkar. Üçüncü katmanda ise yorum, röportaj ve gelecek odaklı içerik yer alır. Bu katman daha çok yön tayini sağlar. Ayrıca şu sorular seçim sürecini netleştirir: Bu kaynak haber veriyor mu, yoksa sadece içerik çoğaltıyor mu? Sektör dilini biliyor mu? Haberler yayıma uygun mu? Kurumsal kullanım veya medya yeniden kullanımı açısından operasyonel kolaylık sunuyor mu? Kısa vadeli dikkat yerine uzun vadeli güven oluşturuyor mu? Bu soruların yanıtı her kurum için aynı olmayabilir. Hızın daha kritik olduğu dönemler vardır, derinliğin daha önemli olduğu dönemler de. Piyasa oynakken anlık akış öne çıkar. Stratejik planlama yapılırken analiz ve sektörel perspektif daha kıymetli hale gelir. Kısacası doğru kaynak, her zaman en çok içerik üreten değil, ihtiyaç anında en fazla netlik sağlayan kaynaktır. İyi seçilmiş haber kaynakları, yöneticinin masaüstündeki sessiz avantajlardan biridir. Doğru bilgi çoğu zaman en yüksek sesle gelmez; doğru yerden gelir. Gündem hızlandıkça, kaynağın kalitesi daha görünür hale gelir.

Microsoft Türkiye, Yapay Zeka Kullanımında Mesleki Yetkinlik Gelişimine Katkı Sağlıyor Haber

Microsoft Türkiye, Yapay Zeka Kullanımında Mesleki Yetkinlik Gelişimine Katkı Sağlıyor

Microsoft, Microsoft Learn ve GitHub başta olmak üzere farklı platformlar üzerinden “prompt (yapay zeka komutu) mühendisliğine giriş”, “doğru prompt vermenin kuralları”, “yaratıcı yapay zeka uygulamalarının etkin kullanımı için en doğru prompt”lar gibi farklı başlıklar altında onlarca eğitim videosunu ve makalesini ücretsiz şekilde paylaşıyor. Yapay zeka temelli araçların giderek daha yaygın şekilde kullanılmaya başlamasıyla bu alandaki yetenek dönüşümüne ve yetenek gelişimine yatırımını artıran Microsoft, İstanbul ofisinde İK ve hukuk profesyonellerine yönelik iki farklı promptathon etkinliği düzenledi. Hukuk alanında faaliyet gösteren kıdemli çalışanların yapay zeka araçlarını, Copilot’u ve ajan teknolojilerini kullanarak organizasyonlarını kökten değiştirecek bir dönüşümü yönettiği günümüzde söz konusu araçların önemi giderek artıyor. Bu gerçekten yola çıkan Microsoft Türkiye’nin hukuk liderlerine özel olarak düzenlediği etkinlikte bir araya gelen hukuk profesyonelleri, yapay zekanın hukuk hizmetlerini, karar verme aşamalarını ve operasyon modellerini nasıl şekillendirdiğini değerlendirdiler. Etkinlikte söz alan Microsoft Türkiye ve Adriyatik Ülkeleri Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Oğuzhan Arslan, “Agentic yapay zekâ ile birlikte, yapay zekâ dönüşümü yalnızca içgörü sağlama veya içerik üretmenin ötesine geçti. Agentic yapay zekâda, yapay zekâ sadece yardımcı olmaz, harekete geçer. Ajanların hukuki çalışmalarda çok büyük bir potansiyeli var. Microsoft hukuk departmanımızda da ekipler artık kendi ajanlarını geliştiriyor ve bunlarla denemeler yapıyor. Hukuk profesyonelleri olarak, müvekkillerimiz için daha büyük etki yaratabilmek adına, inovasyon odaklı bir yaklaşımı benimseyerek bu teknolojiyi doğru bir bakış açısıyla tanımak ve kullanmak bizim için bir gereklilik hâline geldi.” dedi. Meslektaşların birbirleriyle fikir alışverişinde bulunabileceği kapalı bir forum olarak organize edilen seansta, hukuk şirketlerinde yapay zekanın sorumlu ve büyük ölçekli kullanımına katkı sağlayacak gerçek kullanım senaryolarına, pratik değerlendirmelere ve yöneticilerin bakış açılarına odaklanıldı. Etkinlik, “Hukuk Ekipleri için Uygulamalı Copilot Seansı” başlıklı promptathon ile sona erdi. İK profesyonellerine özel “Agentic İK & Copilot Promptathon”u İnsan Kaynakları liderlerine yönelik içeriği özel olarak hazırlanan bu yüz yüze etkinlikte ise, Copilot ve ajan teknolojilerinin iş gücü dönüşümünde nasıl konumlandığı ele alındı. Microsoft Türkiye ve Güney Doğu Avrupa İK Direktörü Candan Eser'in de katılımıyla gerçekşelen etkinlikte, Frontier Firm (Öncü Firma) yaklaşımı çerçevesinde; yapay zekâ ve insan–ajan iş birliğinin İK fonksiyonlarını nasıl dönüştürdüğü, liderlerin bu dönüşüme nasıl yön verdiği ve organizasyonların bu yeni çalışma modeline nasıl hazırlanması gerektiği değerlendirildi. Etkinliğin ikinci bölümünde gerçekleşen promptathon oturumunda ise Copilot ile uygulamalı senaryolar üzerinde çalışıldı. Candan Eser, konuşmasında yapay zekâ ve ajanların yalnızca verimlilik artıran araçlar olmadığını; asıl dönüşümün, insanın odağını düşük katma değerli işlerden çıkararak daha stratejik, yaratıcı ve insana dokunan alanlara kaydırmak olduğunu vurguladı. Bu dönüşümün sadece teknolojiyle değil, liderlik yaklaşımıyla mümkün olduğunu belirterek, liderlerin ekiplerini bu yeni çalışma modeline hazırlama, doğru becerileri geliştirme ve değişimi sahiplenme konusunda kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uluslararası Yatırımcılar Derneği YASED’in 45. Olağan Genel Kurul Toplantısı Yapıldı Haber

Uluslararası Yatırımcılar Derneği YASED’in 45. Olağan Genel Kurul Toplantısı Yapıldı

Genel Kurul toplantısında başkanlık görevini Sayın Tolga Demirözü’nden devralan Sayın Ali Fuat Orhonoğlu, “YASED önümüzdeki dönemde de küresel düzeydeki en iyi uygulamaları ülkemize taşıyarak, Türkiye’yi küresel yatırım haritasında görünür kılma ve daha üst sıralara taşıma hedefi doğrultusunda çalışan öncü bir kuruluş olmaya devam edecek” dedi. Uluslararası Yatırımcılar Derneği YASED’in 45. Olağan Genel Kurul Toplantısı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Mehmet Fatih Kacır, WAIPA Dünya Yatırım Konferansı İcra Kurulu Başkanı Sayın James X. Zhan ile WAIPA İcra Direktörü ve CEO’su Sayın İsmail Erşahin’in katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirildi. Kamu, iş dünyası ve uluslararası yatırım çevrelerinin üst düzey temsilcilerini bir araya getiren Genel Kurul’da, Türkiye’nin yatırım ortamı, küresel ekonomik gelişmeler ve uluslararası doğrudan yatırımların geleceği ele alındı. Toplantı kapsamında ayrıca YASED ile Dünya Yatırım Ajansları Birliği (WAIPA) arasında stratejik iş birliğini güçlendirecek bir mutabakat zaptı imza töreni gerçekleştirildi. Genel Kurul’un açılış konuşmasını yapan YASED Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Tolga Demirözü tüm zorluklara rağmen 2025 yılında uluslararası doğrudan yatırımların yüzde 12 artarak 13,1 milyar dolara ulaştığını belirtti. Üretken yatırımların yüzde 45 oranında artmasının ayrıca dikkat çekici olduğuna vurgu yapan Sayın Demirözü, “Bu yatırımları destekleyecek politika diyaloğu ve uygulama araçlarında önemli ilerlemeler sağladık. Dijital ve yeşil dönüşüm kapsamında 5G, emisyon ticaret sistemi, yenilenebilir enerji yatırımları, yeni teşvik sistemi ve GDPR uyumu gibi başlıklarda somut adımlar atıldı” diye konuştu. Sayın Tolga Demirözü konuşmasına şöyle devam etti: “Küresel ölçekte iyi bir iş birliği örneği olan YOİKK kapsamında, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızın liderliğinde önemli ilerlemeler kaydettik. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza ve Yatırım ve Finans Ofisimize YOİKK çalışmalarına katkıları için ayrıca teşekkür ediyoruz. YOİKK, yatırım süreçlerinden istihdam modellerine, Ar-Ge teşviklerinden sanayi bölgeleri planlamasına kadar geniş bir alanda somut ilerlemeler sağladı. Bunun yanında kamu ve özel sektör arasında sürekli ve yapıcı bir istişare zemini oluşturması açısından da büyük değer taşıyor. Bu iş birliğinin önümüzdeki dönemde daha da güçleneceğine inanıyoruz. Dünyadaki değişimi doğru okumak ve buna zamanında cevap verebilmek, küresel yatırımcılar olarak hepimizin odağında. Küresel büyümenin zayıf seyrettiği, belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçiyoruz. Jeopolitik gelişmeler, finansal koşullar ve demografik dinamikler yatırım ortamını zorlaştırırken; mali ve parasal politikalara dair belirsizlikler de yatırımcı güvenini sınırlıyor. Bununla birlikte, küresel ölçekte iş birliğinin zorlaştığı ve politika önceliklerinin ayrıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Ticaret politikalarındaki dalgalanmalar korumacı eğilimleri artırırken, gelişmekte olan ekonomilerin bu ortamda güçlü bir büyüme ivmesi yakalaması da zorlaşıyor.” ÖNEMLİ BİR DÖNÜŞÜM SÜRECİ Küresel gelişmelerle birlikte Türkiye’nin de önemli bir ekonomik dönüşüm sürecinden geçtiğine vurgu yapan Sayın Tolga Demirözü, konuşmasına şöyle devam etti: “Maliyet yapılarındaki değişim, konunun sadece para ve maliye politikalarıyla değil, aynı zamanda sanayi ve ticaret politikalarıyla da ele alınmasını gerekli kılıyor. Ekonomimizin güçlü yönleri ise açık: derinliği olan bir iç pazar, güçlü talep yapısı, çeşitlenmiş sektörler, küresel erişim ve nitelikli insan kaynağı. İhracatta ürün ve pazar çeşitliliği açısından Türkiye önemli bir konumda. Bu da yatırım kararlarımız açısından güçlü bir temel oluşturuyor. Tüm zorlu koşullara rağmen Türkiye her zaman fırsatlar sunabilen bir ülke olmaya devam ediyor. Bu noktada, daha güçlü bir yatırım ortamı için iki kritik hususun altını çizmek isteriz. İlki, küresel gündemin hızla değiştiği bir ortamda yerinde saymanın geriye gitmek anlamına geldiği gerçeğidir. Gümrük Birliği modernizasyonunu konuşurken Made in Europe yaklaşımının gündeme gelmesi; dijital dönüşüm başlıklarında kişisel veriler, siber güvenlik ve bulut bilişim tartışılırken yapay zekâ ve veri merkezlerinin hızla ön plana çıkması; enerji güvenliğini değerlendirirken ise petrol fiyatlarındaki artışın portföy çeşitliliği ihtiyacını daha da kritik hale getirmesi, bu dinamik yapının somut örnekleridir. Bu nedenle atılacak her adım, yalnızca bugünü değil, hızla şekillenen yeni gündemi de yakalama açısından belirleyici olacaktır. Bu süreçte elde edilen her ilerleme, yatırımcı güveni açısından somut bir kazanımdır. Bugün burada bulunan tüm paydaşlarımız bu ilerlemenin en önemli destekçileridir. Önemli gördüğümüz ikinci husus ise bu ilerlemenin öngörülebilir ve istişareye dayalı şekilde yürütülmesidir. İş dünyasının yönünü bulmaya çalıştığı bu dönemde, düzenlemelerin sektörle yakın diyalog içinde ve öngörülebilir şekilde ilerlemesi büyük önem taşımaktadır. Bu noktada Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımıza ve Sayın Bakanımıza sağladıkları açık ve yapıcı diyalog ortamı için teşekkür ediyoruz. Bu yaklaşımın devamı en önemli beklentimizdir. Son olarak, tüm bu çalışmaların temelinde yer alan YASED bakış açısını sizlerle paylaşmak isterim. Amacımız ülkemizin bir üretim, yatırım, finans, yönetim ve ticaret merkezi olarak tüm potansiyelini gerçekleştirmesine destek olmak. Kamu ve özel sektördeki tüm karar alıcılara doğru, tarafsız, yenilikçi ve vizyoner bir bakış açısı sunan analizler üretmek; küresel en iyi uygulamaları ülkemize kazandırırken üyelerimizin Türkiye’deki varlığını daha da güçlendirmek önceliğimizdir.” CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI CEVDET YILMAZ: TÜRKİYE, BİR İSTİKRAR MERKEZİ Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da yaptığı konuşmada şunları söyledi: “YASED’in yatırımcı beklentilerini doğrudan politika yapıcılara aktaran ve yatırım ortamının iyileştirilmesine katkı sağlayan kritik rolünü son derece kıymetli buluyoruz. Türkiye olarak hem yeni yatırımları çekmeyi hem de mevcut yatırımcıların memnuniyetini artırarak daha güçlü ve sürdürülebilir bir yatırım iklimi oluşturmayı hedefliyoruz. Son yıllarda elde ettiğimiz büyüme performansı ve artan uluslararası yatırımlar, ülkemize duyulan güvenin önemli bir göstergesidir; ancak bunu daha ileri taşıyarak yüksek gelirli ülkeler liginde kalıcı olmayı amaçlıyoruz. YASED aynı zamanda Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Koordinasyon Kurulu (YOİKK) bünyesindeki en güçlü ve nitelikli paydaşlardan biridir. YASED, stratejik çözüm ortağımız olarak kamu ve özel sektörün kurumsal diyaloğuna ve hedeflerine doğrudan katkı sağlayan çok önemli bir kurum pozisyonundadır. Bizim için yeni yatırımcı çekmek ne kadar kıymetliyse, mevcut yatırımcıyı korumak ve büyümesini sağlamak da bir o kadar önemlidir. Yatırımcılarımızın operasyonel sorunlarını çözen her adım, aslında bir sonraki yatırım kararına verilmiş en güçlü devlet güvencesidir.” Küresel konjonktürde kırılganlıkların ve belirsizliklerin yoğunlaştığı, jeopolitik gerilimlerin arttığına dikkat çeken Cevdet Yılmaz, uluslararası kuralların ve kurumların zayıfladığı bu düzende istikrarı ve barışı savunan, ekonomide öngörülebilirliği artıran ülkelerin değeri yükselecektir. Türkiye olarak tüm kriz bölgelerinde sorun üreten değil, çözüm arayan ülke konumundayız” dedi. Cevdet Yılmaz konuşmasına şöyle devam etti: “Kontrol edemediğimiz faktörler nedeniyle ekonomimizde geçici etkilenmeler olsa da asıl olan kendi programımızdır ve istikametimizdir diyoruz. Bir yandan programımızı kararlılıkla uygulamaya devam ederken, diğer yandan bölgemizde yaşanan jeopolitik gelişmelerin ekonomimize etkilerini yakından takip etmekte ve gerekli önlemleri almaktayız. Türkiye bir istikrar merkezi olarak emin bir ortamda kalkınma sürecine devam edecektir. Ülkemizin son 23 yılda büyüme, ihracat, istihdam gibi makroekonomik göstergelerde yakalamış olduğu ivmeyi, uluslararası doğrudan yatırımlarda da yakaladığını görüyoruz. Türkiye, 1990’larda küresel Uluslararası Doğrudan Yatırımların sadece yüzde 0,2’sini çekebiliyorken, artık yaklaşık yüzde 1’lik pay alan bir ülke haline gelmiştir. 2003 yılından bu yana 289 milyar doların üzerinde UDY çeken Türkiye’de şu anda 88 bin uluslararası şirket faaliyet göstermektedir. 2025 yılı itibarıyla ülkemiz, bir önceki yıla oranla yüzde 12,1’lik artışla 13,1 milyar dolar tutarında uluslararası doğrudan yatırım (UDY) çekmeyi başarmıştır. 2025 yılında toptan ve perakende ticaret sektörü, e-ticaret yatırımlarıyla %32’lik payla en fazla yatırım çeken sektör oldu. İmalat sektörü %31, bilgi ve iletişim sektörü ise %14’lük payla ikinci ve üçüncü sırada yer aldı. Bu dağılım, Türkiye’nin ticaret, üretim ve teknoloji odaklı büyüyen sektörlerle yatırım çekmeye devam ettiğini gösteriyor. Dünya genelinde yatırım iştahının durağan seyrettiği bir konjonktürde elde edilen bu kazanım, Türkiye ekonomisinin ne denli sağlam ve güven veren bir yapıya sahip olduğunun somut bir kanıtıdır.” SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI MEHMET FATİH KACIR Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da konuşmasında şunları söyledi: “YASED’in, ülkemiz ile uluslararası yatırımcılar arasında köprü görevi üstlenen yapısıyla yatırım ortamımıza önemli katkılar sunduğuna inanıyoruz. Küresel ekonomide korumacılığın arttığı, jeopolitik risklerin ve tedarik zinciri kırılganlıklarının öne çıktığı bu dönemde; dijital ve yeşil dönüşümün belirleyici olduğu yeni bir rekabet ortamı şekillenmektedir. Türkiye olarak sanayide, teknolojide ve üretimde kaydettiğimiz ilerlemelerle güçlü bir tedarik ve üretim merkezi konumuna ulaştık; ihracatımızı ve milli gelirimizi önemli ölçüde artırarak yüksek gelirli ülkeler ligine adım attık. Son 23 yılda hayata geçirdiğimiz reformlar ve oluşturduğumuz güven ortamı sayesinde uluslararası doğrudan yatırımlarda önemli bir ivme yakaladık; bugün on binlerce uluslararası firma ülkemizde faaliyet göstermektedir. Yeni teşvik mekanizmalarımız, yüksek teknoloji ve stratejik yatırımları destekleyen programlarımız, dijital ve yeşil dönüşüm odaklı politikalarımızla Türkiye’yi yatırımcılar için daha cazip hale getirmeye devam ediyoruz. Güçlü altyapımız, genç ve dinamik insan kaynağımız, geniş pazarlara erişim imkânımız ve sağlam hukuki zeminimizle önümüzdeki dönemde de yatırımcılar için güvenilir bir ortak olmayı sürdüreceğiz. Kamu ve özel sektör iş birliğiyle, istişare ve ortak akıl temelinde Türkiye’yi küresel yatırım haritasında daha üst noktalara taşıyacağız.” JAMES X ZHAN: BUGÜN ALINACAK KARARLAR GELECEĞİ BELİRLEYECEK WAIPA Dünya Yatırım Konferansı İcra Kurulu Başkanı Sayın James X. Zhan’ın da “Yükselen Yeni Küresel Üretim Sistemi: Teknoloji ve Jeopolitikle Şekillenen Üç Kutuplu Yapı” başlıklı konuşma yaptı. Zhan konuşmasında, dünya ekonomisinin büyük bir dönüşüm noktasında olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: “Küresel doğrudan yatırımlar geçtiğimiz yıl yüzde 14 düzeyinde arttı. Ancak şu andaki siyasi durumlar bağlamında küresel FDI akışının gelecekteki etkilerini göreceğiz. Bu dönemi itidalli optimizm ve itidalli pesimizm olark tanımlayabiliriz. Önümüzdeki yüzyıllar içinde de değişiklikler olacak. AB, Çin ve ABD üç kutup küresel doğrudan yabancı yatırımdan sorumludur, yani yüzde 86’sindan. Bu üç kutup her şeyi etkiliyor. Küresel ekonomi daha fazla küreselleşmiyor bölgeselleşiyor. Jeopolitik kavram, merkezi karar verme mekanizmasının tam ortasında. Küresel arenadaki bütün koridorlar çok önemli. 6 tane çok önemli nokta var bunlar küresel denizcilik taşımacılığında çok önemli. Artık paydaşlar yakınlığa, yedekliliğe ve bölgesel bağlantıya çok önem veriyorlar. Yıllar boyunca paydaşlar kuralların çok daha fazla esneyeceğini varsayıyorlardı, öngörülebilirliği varsayıyordu. Artık bu değişti. 2026-2027’de alınacak kararlar geleceği belirleyecek. 2030’u belirleyecek.” WAIPA İLE STRATEJİK İŞ BİRLİĞİ Genel Kurul toplantısında ayrıca YASED ile WAIPA arasında stratejik iş birliğini güçlendirecek bir mutabakat zaptı imza töreni gerçekleştirildi. İmza töreninde konuşma yapan WAIPA İcra Direktörü ve CEO’su Sayın İsmail Erşahin, yaptığı konuşmada, YASED ile WAIPA arasında imzalanan mutabakat zaptının küresel yatırım ekosistemi için taşıdığı stratejik önemi vurgulayarak şunları söyledi: “1995 yılında Birleşmiş Milletler çatısı altında kurulan ve bugün 120’den fazla ülkeyi temsil eden WAIPA olarak, yatırım ajanslarının temel varlık sebebinin yatırımcılar olduğu bilinciyle hareket ediyoruz. Bugün YASED ile imzaladığımız bu protokol; diyalog kanallarını güçlendirmeyi, bilgi paylaşımını artırmayı ve doğrudan yabancı yatırım ekosistemini geliştirmeyi hedefleyen somut bir vizyonun ürünüdür. Özellikle YASED’in kamu ve yatırımcı arasında kurduğu 'çalışma grupları' modelini küresel ağımıza uyarlamayı, YASED Akademi ile eğitim programlarımızı senkronize etmeyi ve ödül mekanizmalarımızla karşılıklı tecrübe paylaşım zeminini güçlendirmeyi önceliklendiriyoruz. Günümüzde artan jeopolitik riskler ve tedarik zincirlerindeki dönüşüm ortamında, yatırım ajanslarının rolü her zamankinden daha kritiktir. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Ofisi’nin yüksek katma değerli ve teknoloji odaklı stratejik yaklaşımını değerli buluyor ve küresel ölçekte ‘en iyi uygulama’ örnekleri arasında yer veriyoruz. Bu iş birliği sayesinde; yatırımcılar, ajanslar ve politika yapıcılar arasında tesis edilecek güçlü uyum, projelerin hızla hayata geçirilmesine ve yatırımcı güveninin pekişmesine doğrudan katkı sağlayacaktır. Tüm paydaşlarımızı bu vizyonu derinleştirmek üzere 10-12 Kasım 2026 tarihlerinde Cenevre’de düzenleyeceğimiz 30. Dünya Yatırım Konferansı’na davet ediyoruz.” İmza töreninde konuşan YASED Genel Sekreteri Serkan Valandova, 45. Olağan Genel Kurul'da yaptığı konuşmada, YASED ile WAIPA arasındaki iş birliğinin tarihsel sürecini ve bu ortaklığın stratejik hedeflerini vurgulayarak şunları söyledi: "2020 yılındaki Uluslararası Yatırım Zirvesi ile temellerini attığımız bu süreç, bugün YASED modelinin küresel ölçekte bir 'referans noktası' olarak kabul görmesiyle taçlanmıştır. Temel önceliğimiz; uluslararası kuruluşların sunduğu bilgi yönetimi kapasitesinden faydalanarak, küresel trendleri veri odaklı bir şekilde analiz etmek ve Türkiye’nin bu büyük dönüşümün neresinde olduğunu dünyaya en doğru şekilde yansıtmaktır. Bu iş birliği sayesinde, küresel yatırımcı ağıyla daha yakın bir temas kurarken, YASED’in kamu ve özel sektör arasında bir köprü kuran özgün modelini dünya geneline ihraç etme fırsatı yakalıyoruz. Küresel yatırım ekosisteminde Türkiye’nin hikayesini doğru yazmak ve bu kararları alan mekanizmaların merkezinde yer almak kritik bir öneme sahiptir. WAIPA ile yürüttüğümüz çalışmalar; sadece bir iş birliği değil, aynı zamanda uluslararası raporlarda ve strateji belgelerinde Türkiye’nin hak ettiği konumu güçlendirecek stratejik bir adımdır. Ankara’dan başlayan ve 2020’den bu yana titizlikle örülen bu süreçte, yatırım profesyonelleri ile yatırımcıları aynı platformda buluşturan dinamik bir yapı inşa etmekten büyük mutluluk duyuyoruz." YASED BAŞKANLIĞI’NI DEVRALAN ALİ FUAT ORHONOĞLU: MEVCUT YATIRIMCILARIMIZIN KÖKLERİNİN GÜÇLENMESİNİ DE ÖNEMSİYORUZ YASED Genel Kurulu’nda başkanlık görevini devralan Sayın Ali Fuat Orhonoğlu da YASED’in uluslararası doğrudan yatırımlar alanında sadece ülkemizde değil dünyada da referans alınan bir kurum hâline geldiğini ifade etti. Orhonoğlu, şöyle devam etti: “Bu güçlü miras, önümüzdeki dönemde çalışmalarımıza yön veren en önemli motivasyon kaynağımız olacak. Küresel konjonktür, dengelerin yeniden şekillendiği, rekabetin giderek arttığı ve ülkelerin üretim kapasitelerinin gelişiminin her zamankinden daha fazla önem kazandığı bir döneme işaret ediyor. Ticaret ve sanayi politikaları arasındaki stratejik bağın güçlendiği bu dönemde, uluslararası doğrudan yatırımlar; ülkelerin kalkınmasında, verimlilik artışında ve küresel ekonomiye entegre bir şekilde büyümesinde fark yaratan bir faktör olarak öne çıkıyor. Bu çerçevede, yatırım ortamının öngörülebilir, şeffaf ve rekabetçi bir yapıya kavuşması; ülkemizde faaliyet gösteren yatırımcıların köklerini daha da güçlendirmesini sağlamanın yanında, yeni yatırımcıların ülkemize kazandırılması açısından da çok önemli bir rol oynamakta. YASED olarak bizler, güçlü temsil kabiliyeti, uzmanlık birikimi ve geniş paydaş ağımız ile ülkemizin iş ve yatırım ortamının rekabetçiliğinin artırılmasına doğrudan katkı sunan özel bir konumdayız. Uluslararası yatırımcıların beklenti ve ihtiyaçlarını doğru analiz eden, kamu ile yapıcı ve çözüm odaklı bir diyalog geliştiren bir platformuz. Ülkemizin yatırım ortamının daha da iyileştirilmesi için bundan sonra da her türlü katkıyı sağlamaya hazırız.” Sayın Ali Fuat Orhonoğlu, YASED’in küresel düzeydeki en iyi uygulamaları ülkemize taşıyarak Türkiye’yi küresel yatırım haritasında görünür kılma ve daha üst sıralara taşıma hedefi doğrultusunda çalışmaya devam edeceğini söyledi. Orhonoğlu, “Bu vizyonun bir parçası olmak, ülkemizin ekonomik kalkınmasına ve dünyayla daha güçlü bir şekilde entegre olmasına katkı sağlamak şahsım, Yönetim Kurulumuz ve üyelerimiz için de bir gurur kaynağıdır” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yayıncılar Neden Hazır Haber Kullanır? Haber

Yayıncılar Neden Hazır Haber Kullanır?

Bir dijital yayın masasının en kritik sorusu çoğu zaman içerik fikri değil, içerik akışının nasıl sürdürüleceğidir. Tam da bu nedenle yayıncılar neden hazır haber kullanır sorusu, yalnızca operasyonel bir tercih değil, doğrudan büyüme, görünürlük ve editoryal verimlilik meselesidir. Özellikle gün içinde çok sayıda kategori beslemek zorunda olan internet gazeteleri, sektörel yayınlar ve kurumsal medya platformları için hazır haber, boşluk dolduran bir araç değil, planlı yayıncılığın temel bileşenlerinden biridir. Yayıncılar neden hazır haber kullanır? Hazır haberin temel değeri hızdan gelir, ancak konu yalnızca hız değildir. Bir yayıncı için önemli olan, güncel gelişmeleri zamanında yayınlamak, okur karşısında sürekli görünür kalmak ve bunu sürdürülebilir bir maliyet yapısıyla yapabilmektir. Kendi muhabir ağı sınırlı olan, her sektörde uzman editör bulunduramayan ya da gün boyu yüksek hacimli içerik üretmek zorunda kalan platformlar için hazır haber bu üç ihtiyacı aynı anda karşılar. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, hazır haberin çoğu zaman yanlış biçimde değerlendirilmesidir. Dışarıdan bakıldığında bu model yalnızca içerik temini gibi görünebilir. Oysa pratikte mesele çok daha stratejiktir. Yayıncı, hazır haber sayesinde yalnızca bir metin almaz; haber dili kurulmuş, başlığı netleştirilmiş, yayın akışına uygun hale getirilmiş ve çoğu zaman görsel destekle güçlendirilmiş bir editoryal ürün alır. Hız avantajı neden belirleyici hale geldi? Dijital medyada gecikme, çoğu zaman görünürlük kaybı demektir. Özellikle ekonomi, teknoloji, enerji, savunma sanayii, tarım ve lojistik gibi haber değeri yüksek alanlarda birkaç saatlik fark bile okur trafiğini, arama görünürlüğünü ve sosyal dağılımı etkileyebilir. Bu yüzden yayıncılar, haberi sıfırdan üretmek ile hazır ve yayınlanabilir içerik kullanmak arasında sürekli bir kaynak planlaması yapar. Hazır haber burada ciddi bir zaman tasarrufu sağlar. Editörler saha takibi, yazım, doğrulama, başlık üretimi ve görsel eşleştirme gibi her adımı baştan kurmak zorunda kalmaz. Bunun yerine içerik seçimi, son okuma, kurum politikalarına uyum ve yayın zamanlaması üzerine odaklanırlar. Bu ayrım küçük görünse de yoğun akışta çok büyük fark yaratır. Hızın bir başka boyutu da kategori derinliğidir. Genel haber siteleri yalnızca manşetlerle yetinemez. Ekonomi, iş dünyası, girişimcilik, sürdürülebilirlik, yapay zeka ya da şirket duyuruları gibi alanlarda düzenli akış sunmak gerekir. Hazır haber kullanımı, bu kategorilerin güncel ve canlı kalmasına yardımcı olur. Sadece hızlı olmak yetmez Elbette hızlı yayınlanan her içerik değerli değildir. Hazır haberin işe yaraması için dilin profesyonel, bilginin doğrulanmış ve yayın formatının temiz olması gerekir. Aksi halde yayıncı, zaman kazanırken güven kaybedebilir. Bu nedenle kaliteli haber kaynağı ile düşük standartlı içerik havuzu arasındaki fark son derece önemlidir. Maliyet baskısı yayın kararlarını nasıl etkiliyor? Medya ekonomisi uzun süredir daralan marjlarla çalışıyor. Reklam gelirleri parçalanmış durumda, trafik maliyetleri yükseliyor, nitelikli insan kaynağını sürekli istihdam etmek ise her yayıncı için kolay değil. Bu tabloda hazır haber kullanımı, içerik üretim maliyetini daha öngörülebilir hale getirir. Bir yayın için her başlığı kurum içinde üretmek teoride güçlü bir model gibi görünür, fakat pratikte yüksek personel maliyeti, uzmanlık açığı ve zaman baskısı yaratır. Hazır haber ise özellikle belirli dikeylerde bu yükü azaltır. Yayıncı, iç kaynaklarını özel dosyalara, röportajlara, analizlere ve kendi markasını ayrıştıracak içeriklere ayırırken günlük akışın bir kısmını dış kaynakla destekleyebilir. Bu yaklaşım, editoryal kaliteyi düşürmek zorunda değildir. Tam tersine, doğru kullanıldığında kurum içi ekiplerin daha değerli işlere zaman ayırmasını sağlar. Hazır haber burada ikame değil, kapasite çarpanı işlevi görür. Editoryal süreklilik neden bu kadar önemli? Dijital yayında en zor işlerden biri tek seferlik başarı değil, sürekliliktir. Okur, bir kategoride düzenli içerik gördüğünde o yayını takip etmeye başlar. Arama motorları da benzer şekilde istikrarlı yayın akışını olumlu değerlendirir. Düzensiz içerik üretimi ise hem okur alışkanlığını hem sayfa performansını zayıflatır. Hazır haber, özellikle hafta içi yoğunluğu ile hafta sonu boşluğu arasında denge kurmak isteyen yayıncılar için kritik bir çözümdür. Aynı durum küçük ve orta ölçekli haber siteleri için de geçerlidir. Sınırlı ekiple çalışan yayınlar, her gün her kategoriyi aynı yoğunlukta besleyemez. Hazır haber desteği, bu boşlukların kontrolsüz hale gelmesini önler. Yayıncılıkta ritim en az içerik kalitesi kadar önemlidir. Okur siteye girdiğinde yeni, ilgili ve düzgün kurgulanmış içerik görmek ister. Bu beklentiyi sürdürülebilir biçimde karşılamak, hazır haber kullanımının başlıca nedenlerinden biridir. Sektörel uzmanlık açığı nasıl kapatılıyor? Her editör her alanın uzmanı değildir. Üstelik bugün yayıncıların karşısındaki konu başlıkları giderek daha teknik hale geliyor. Savunma sanayii yatırımları, enerji dönüşümü, yeşil finansman, yapay zeka uygulamaları, üretim teknolojileri ve tarım politikaları gibi alanlarda yüzeysel anlatım yeterli olmuyor. Okur daha net, daha doğru ve daha bağlamsal içerik bekliyor. Bu noktada sektörel odaklı hazır haber kaynakları öne çıkıyor. Çünkü bu içerikler yalnızca güncel bilgiyi taşımakla kalmıyor, aynı zamanda ilgili sektörün terminolojisini, aktörlerini ve dinamiklerini de doğru yansıtıyor. Böylece yayıncı, kendi uzmanlık alanı dışında kalan kategorilerde bile güvenilir bir yayın standardı koruyabiliyor. Özellikle B2B odaklı yayınlarda bu ihtiyaç daha görünür. Kurumsal iletişim ekipleri, yatırımcılar, karar vericiler ve sektör profesyonelleri genel geçer haber dilinden çok, iş etkisi yüksek bilgiyi arıyor. Hazır haberin değeri burada artıyor çünkü içerik yalnızca okunmak için değil, takip edilen sektörün nabzını tutmak için kullanılıyor. Hazır haber her yayın için aynı sonucu verir mi? Hayır. Sonuç, yayıncının editoryal çizgisine ve içerik seçme disiplinine bağlıdır. Hazır haber kullanmak, otomatik olarak güçlü yayıncılık anlamına gelmez. İçeriğin hangi kategoride, hangi başlık mimarisiyle, hangi yayın sıklığında ve ne tür yerel dokunuşlarla sunulduğu belirleyicidir. Bazı yayıncılar hazır haberi ana akışı beslemek için kullanır. Bazıları ise niş sektörlerde görünürlük artırmak için tercih eder. Kurumsal medya platformları açısından bakıldığında ise hazır haber, kurumsal içerik ile bağımsız gündem arasındaki dengeyi kurmaya yardımcı olabilir. Telifsiz ve ücretsiz içerik modeli neden cazip? Hazır haber kullanımında lisans ve telif konusu doğrudan risk yönetimiyle ilgilidir. Özellikle hızlı büyüyen dijital yayınlarda içerik kaynağının kullanım koşulları net değilse ileride hukuki ve itibari sorunlar doğabilir. Bu nedenle telifsiz ve ücretsiz haber modeli, pek çok yayıncı için yalnızca ekonomik değil aynı zamanda operasyonel güvenlik anlamına gelir. Net kullanım çerçevesi sunan içerikler, editoryal ekiplerin daha rahat hareket etmesini sağlar. Böylece yayıncı, bir haberi kullanırken hem bütçe hem hak yönetimi açısından daha öngörülebilir bir sistem kurar. Bu yapı özellikle çok sayıda haber giren, farklı kategoriler yöneten ve yüksek hacimli yayın yapan platformlar için önemlidir. Bu modelin güçlü çalışabilmesi için içerik kalitesinin ücretsiz olmasına rağmen profesyonel standardı koruması gerekir. Aksi halde maliyet avantajı, marka değerinde erimeye dönüşebilir. Nitelikli ajans desteği bu yüzden belirleyicidir. Hazır haber marka kimliğini zayıflatır mı? Bu kaygı gerçek ama mutlak değil. Evet, yalnızca hazır haberle ilerleyen ve hiçbir editoryal farklılaşma üretmeyen bir yayın zamanla benzeşme riski yaşar. Fakat dengeli kullanımda tablo değişir. Hazır haber, temel akışı taşırken yayıncı kendi yorum gücünü özel haber, analiz, röportaj, yerel veri ve kurum içi dosyalarla inşa edebilir. Asıl mesele oran yönetimidir. Tüm yayını dış kaynakla kurmak başka bir şeydir, haber akışını ölçeklemek için hazır içerikten yararlanmak başka. Güçlü yayıncılar genelde ikinci yolu seçer. Böylece hem yayın ritmini korur hem de ayırt edici editoryal kimliğini kaybetmez. Bu nedenle hazır haber kullanımı bir zayıflık göstergesi olarak değil, modern dijital yayıncılığın kaynak yönetimi aracı olarak okunmalıdır. Nitekim bugün birçok yayın için mesele daha fazla içerik üretmekten çok, doğru içeriği doğru anda ve doğru formatta yayımlamaktır. Yayıncılar hangi durumda hazır habere daha çok yönelir? Yeni büyüyen haber siteleri, sınırlı kadrolu sektörel yayınlar, kurumsal medya platformları ve kategori genişletmek isteyen dijital gazeteler hazır habere daha fazla ihtiyaç duyar. Özellikle ekonomi, sanayi, teknoloji ve kurumsal gelişmeler gibi düzenli akış gerektiren alanlarda bu ihtiyaç daha net hissedilir. Bu noktada Kapsül Haber Ajansı gibi telifsiz ve ücretsiz içerik sağlayan yapılar, yayıncıların haber akışını daha esnek biçimde yönetmesine destek olur. Değer yalnızca içerik hacminde değil, iş dünyası ve stratejik sektörler odağında sunulan yayınlanabilir formatta ortaya çıkar. Hazır haber, iyi yayıncılığın kısa yolu değildir. Ama doğru kaynakla kullanıldığında iyi yayıncılığın temposunu koruyan güçlü bir araçtır. Yayıncının asıl avantajı da burada başlar: Enerjisini yetişme telaşına değil, editoryal tercih kalitesine ayırabildiği anda.

Legrand Türkiye Grubu’nda Üst Düzey Atama Haber

Legrand Türkiye Grubu’nda Üst Düzey Atama

Pascal DECONS, Legrand Türkiye Grubu’nun yeni Ülke Müdürü ve CEO’su olarak 1 Nisan 2026 itibarıyla göreve başlayacak. DECONS, Türkiye’deki faaliyetlerin geliştirilmesine ve inovatif çözümlerin pazara sunulmasına öncülük ederek, grubun sürdürülebilir büyüme hedeflerine de önemli katkılar sağlayacak. Pascal DECONS, Legrand’daki 26 yılı aşkın kariyeri boyunca farklı bölgelerde stratejik liderlik rollerinde bulundu. İngiltere’de pazarlama alanında başladığı kariyerini, Fransa’da kanal yönetimi deneyimi ile pekiştirdi. Ardından Orta Afrika’dan Lübnan’a, Fas’tan İspanya’ya ve Rusya-BDT ülkelerine kadar uzanan geniş bir coğrafyada ülke müdürlüğü ve genel müdürlük rollerini üstlendi. En son Polonya’da genel müdür olarak görev alan DECONS, küresel ölçekte ekip yönetimi, büyüme stratejileri ve inovatif çözümlerin pazara sunulması konularındaki kapsamlı deneyimiyle tanınıyor. Legrand bünyesinde farklı pazarlarda önemli görevler üstlenen DECONS, Türkiye’deki sorumluluğunun yanı sıra Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerinin ülke müdürlüğü görevini de sürdürmektedir. Legrand Türkiye Grubu’nda ülke müdürü ve CEO görevini 10 yıldır başarıyla sürdürmekte olan Levent ILGIN ise, 1 Nisan 2026 itibarıyla kariyerine Legrand Grup’un İngiltere ve İrlanda operasyonlarından sorumlu Ülke Müdürü olarak devam edecek. Sayın ILGIN, yeni görevinde Legrand, CP Electronics, Electrak ve Power Control şirketlerinden oluşan grup şirketlerinin yönetimini üstlenirken, üç fabrikayı kapsayan operasyonlardan sorumlu olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni Tek Kullanımlık Plastik Düzenlemesi Sanayide Dönüşümü Başlatıyor: Haber

Yeni Tek Kullanımlık Plastik Düzenlemesi Sanayide Dönüşümü Başlatıyor:

Sıfır Atık yaklaşımı doğrultusunda hazırlanan düzenleme, plastik kullanımını azaltmayı hedeflerken, alternatif malzemelerin önemini de yeniden gündeme taşıyor. Bu dönüşüm sürecinde plastik türleri arasındaki ayrımın doğru yapılması kritik önem taşıyor. Türkiye’nin ilk TÜV sertifikalı, nişasta bazlı biyopolimer üreticisi Sunar NP, mısır nişastasından ürettiği biyobozunur plastiklerle, çevreye duyarlı ürünleri sanayiyle buluşturuyor. Şirketin geliştirdiği biyoplastik ürünler doğada 180 gün içerisinde tamamen çözünerek özel işleme gerek kalmadan toprağa geri dönüyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın planlanan yeni plastik yönetmeliğinde biyobozunur plastiklerin diğer plastiklerden ayrı değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu bu durumu stratejik bir fırsat olarak paylaştı. “Her plastik aynı değildir” Geleneksel petrol türevi plastikler doğada yüzlerce yıl varlığını sürdürebilirken, oksobozunur plastikler parçalanma sürecinde mikroplastik oluşturarak ekosistem üzerinde kalıcı etkiler oluşturuyor. Günümüzde okyanuslarda biriken milyonlarca ton mikroplastik ve insanların haftalık ortalama plastik maruziyeti, sorunun ne kadar ciddi boyutlara ulaştığını açıkça gösteriyor. Buna karşın, nişasta temelli biyopolimerler gibi yeni nesil malzemeler uygun koşullar altında 90–180 gün içinde biyolojik olarak çözünebiliyor; mikroplastik oluşturmuyor ve yenilenebilir kaynaklardan elde edildikleri için karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sağlıyor. Bu çerçevede sektör temsilcileri, plastik konusundaki tartışmaların artık petrol bazlı plastikler, oksobozunur plastikler ve biyoplastikler arasındaki farklar üzerinden ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor. "Aynı sepete konması teknik bir hata" Biyobozunur malzemelerin petrol bazlı plastiklerle aynı sepete konmasını ‘teknik bir hata’ olarak değerlendiren Çomu, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Planlanan yeni yönetmelik, çevresel etkilerin azaltılması açısından oldukça önemli ve yerinde bir adımdır. Çevresel etki profilleri farklı olan malzemelerin aynı kapsamda değerlendirilmesi, bazı teknolojik çözümlerin gelişimini sınırlayabilir. Biyoplastikler, petrol bazlı tek kullanımlık plastiklerin yerine geçebilecek en güçlü ve en çevre dostu alternatiflerden biridir.” Avrupa yaklaşımı: ayrıştır, teşvik et Avrupa Birliği’nde yürürlüğe giren Packaging and Packaging Waste Regulation ile biyoplastikler ilk kez net bir yasal çerçevede tanımlanıyor. Biyobozunur ve kompostlanabilir malzemeler belirli kriterlere göre sınıflandırılıyor ve kullanım alanlarına göre yönlendiriliyor. Özellikle organik atıklarla birlikte toplanabilen ambalajlar, gıda ile temas eden ürünler ve geri dönüşümün zor olduğu alanlarda biyoplastik çözümler teşvik ediliyor. Bu yaklaşım sayesinde hem çevresel etkiler azaltılıyor hem de döngüsel ekonomi hedefleri destekleniyor. Biyobozunur ve kompostlanabilir ambalajların ne anlama geldiğini belirleyen EN 13432 standardı ise bu süreçte önemli bir referans noktası olarak öne çıkıyor. Türkiye’de petrol bazlı plastikler, oksobozunur plastikler ve bu standarda uygun gerçek biyobozunur malzemelerin net bir şekilde birbirinden ayrılması gerekiyor. Burada temel fark, malzemenin uygun koşullar altında tamamen doğaya geri dönebilme özelliği gösteriyor olması. Bu nedenle düzenlemeye uyumlu ve sertifikalı biyoplastiklerin ayrı bir kategori olarak ele alınması ve yerli üretimi destekleyecek teşviklerin geliştirilmesi büyük önem taşıyor. “Sunar NP olarak, yerli üretimi ve ekonomik sürdürülebilirliği destekliyoruz” Türkiye, nişasta bazlı hammaddeleri ve güçlü üretim altyapısıyla biyoplastik alanında önemli bir potansiyele sahip. Sunar Yatırım bünyesinde faaliyet gösteren Sunar NP, 2014 yılında başlattığı Ar-Ge çalışmalarıyla Türkiye’de nişasta bazlı biyopolimer üretimini hayata geçiren ilk şirket. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Mustafa Nuri Çomu, “Biyoplastik, plastik kullanımına sadece bir alternatif değil; doğru malzemenin geleceğe uyarlanmış halidir. Sunar NP olarak, doğaya geri dönebilen biyopolimerlerimizle çevresel etkiyi azaltırken, yerli üretimi ve ekonomik sürdürülebilirliği de destekliyoruz. Türkiye’de biyoplastiklerin doğru politikalarla teşvik edilmesi hem çevrenin korunmasına katkı sağlar hem de sanayide katma değer yaratır. Aynı zamanda ithal petrokimya bağımlılığını azaltır ve ülkemizi uluslararası alanda daha güçlü bir konuma taşır” ifadelerini kullandı. Bu açıdan bakıldığında biyoplastikler, yalnızca çevresel değil; aynı zamanda ekonomik ve stratejik bir fırsat alanı olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TSKB, Doğa Odağı ile Güçlendirdiği Sürdürülebilirlik Çalışmalarını Kararlılıkla Sürdürüyor Haber

TSKB, Doğa Odağı ile Güçlendirdiği Sürdürülebilirlik Çalışmalarını Kararlılıkla Sürdürüyor

Türkiye’nin ilk özel sermayeli kalkınma ve yatırım bankası TSKB (Türkiye Sınai Kalkınma Bankası), Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile uyumlu sürdürülebilirlik raporunu da içeren 2025 Entegre Faaliyet Raporu’nu yayımladı. Banka, raporunda sürdürülebilirlik faaliyetlerini bütünleşik bir bakış açısıyla ele alarak finansal, çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki çalışmalarını kamuoyu ile paylaştı. Sürdürülebilirlik faaliyetlerini bütünsel çerçevede ele alan TSKB, yayımladığı 2025 Entegre Faaliyet Raporu ile eş zamanlı sürdürülebilirlik politikalarını güncelledi. Sürdürülebilirlik politikaları kapsamında yayımladığı Doğa ve Biyoçeşitlilik Politikası ile Banka, analiz süreçlerini Doğa ile İlgili Finansal Açıklamalar Görev Gücü (TNFD) tarafından geliştirilen LEAP (Locate, Evaluate, Assess, Prepare) metodolojisiyle uyumlu hale getiriyor. Banka’nın iklim odaklı çevresel risk yönetimi yaklaşımı; iklim değişikliği ve doğa kaybını birlikte ele alan “ikiz kriz” perspektifi doğrultusunda şekilleniyor. Bu kapsamda bilimsel araçlar kullanılarak, kredi portföyünün sektörel ve coğrafi dağılımı üzerinden doğayla olan etkileşimlerinin de detaylıca incelenmesi hedefleniyor. Doğal sermaye ve ekosistem hizmetlerine olan bağımlılıkların, etkilerin ve bunlara ilişkin risk ve fırsatların belirleneceği bu süreçte, elde edilen bulguların kredi süreçlerine ve portföy yönetimine kademeli olarak entegrasyonu amaçlanıyor. Banka, özellikle doğaya bağımlılığın ve etkinin yüksek olduğu sektörlerde faaliyet gösteren müşterileriyle proaktif bir etkileşim kurarak, etki azaltıcı uygulamaların geliştirilmesini ve doğa pozitif çözümlerin benimsenmesini teşvik edecek. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan TSKB Genel Müdür Yardımcısı ve Sürdürülebilirlik Lideri Meral Murathan, “TSRS uyumlu sürdürülebilirlik raporunu da içeren 2025 Entegre Faaliyet Raporumuzla önemli bir adım attık. Doğa ve biyoçeşitliliği gözeten stratejik önceliklerimiz kapsamında bu yıl da sürdürülebilirlik faaliyetlerimizi entegre bir bakış açısıyla ele alıyoruz. Bu bütüncül yaklaşım doğrultusunda Bankamızın finansal, çevresel, sosyal ve yönetişim performansını kapsamlı bir çerçevede paylaşıyoruz. Rapor kapsamında, farklı sermaye unsurları üzerinden yarattığımız somut çıktı ve etkiyi ortaya koyarken gelecek hedeflerimizi çok yönlü bir yaklaşımla aktarıyoruz” dedi. “Sürdürülebilir finansman hedeflerimizi yükselttik” Güçlenen sürdürülebilir finansman performansı doğrultusunda Banka hedeflerini yukarı yönlü güncellediklerini belirten Murathan, “2030 yılına kadar 10 milyar ABD doları olarak belirlediğimiz SKA bağlantılı finansman hedefimizin yüzde 70’ini gerçekleştirerek hedefimizi 15 milyar ABD dolarına yükselttik. İklim finansmanı alanında ise 4 milyar ABD doları olarak belirlediğimiz hedefi 5 milyar ABD dolarına çıkardık. Bu hedeflerimizle aynı dönemi kapsayacak şekilde 3 milyar ABD doları tutarında yeni sosyal finansman hedefi belirledik. Uluslararası kalkınma finansmanı kurumlarından ülkemize sağladığımız başta iklim ve çevre olmak üzere temalı kaynak anlaşmalarını artırmaya devam ederken, sürdürülebilir finansman hedeflerimizi de önümüzdeki yıllarda da iddialı tutmaya devam edeceğiz. COP31’i ülkemizde ağırlamaya yaklaşırken, tüm paydaşlarımızla doğa pozitif dönüşümü hızlandırarak iklim riskleri azaltımı ve uyumu ile sosyal sermayenin güçlendirilmesi alanlarında çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.