Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Stratejik Uyum

Kapsül Haber Ajansı - Stratejik Uyum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Stratejik Uyum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küresel M&A’de 4,8 Trilyon Dolarlık Sıçrama Haber

Küresel M&A’de 4,8 Trilyon Dolarlık Sıçrama

Yapay zeka odaklı teknoloji anlaşmaları ve ileri imalat sektörü, yıl boyunca işlem değerlerindeki sert artışa öncülük etti. Bain & Company’nin “2025’te Birleşme ve Satın Almalar: Büyük Toparlanmanın Ardındaki Gerçekler” raporunda açıkladığı verilere göre küresel birleşme ve satın almaların (M&A) 2025’te güçlü bir ivme yakalayarak, 4,8 trilyon dolara ulaşan toplam işlem değeri ile tarihin en yüksek ikinci seviyesine çıkması bekleniyor. Bu rakam, 2024’e kıyasla %36’lık bir artışa işaret ediyor. Bu yıl gerçekleşen 5 milyar dolar ve üzerindeki mega işlemler, M&A piyasasındaki bu yeniden yükselişin temel itici gücü oldu. M&A’ye genellikle seyrek şekilde katılan “nadir alıcılar”, uzun süre bekledikten sonra büyük ölçekli hamlelerle sürece yeniden dahil oldu. Buna karşılık, toplam işlem sayısının 2025 boyunca yalnızca %5 artması dikkat çekiyor. 5 milyar dolar üzerindeki işlemler, stratejik işlem değerindeki artışın %75’ini oluşturdu. Bu büyük ölçekli anlaşmaların yaklaşık %60’ı nadir işlem yapan alıcılar tarafından gerçekleşirken, yaklaşık %40’ı alıcı şirketin piyasa değerinin %50’sinden fazlasına denk gelen dönüştürücü nitelikteki işlemlerdi. Bain'in analizine göre, bu tip büyük ölçekli birleşmeler yüksek risk barındırmakla birlikte doğru yönetildiğinde yüksek ödül potansiyeli de sunuyor; bu nedenle şirket liderlerinin stratejik uyum, entegrasyon ve organizasyonel yönetim süreçlerine eskisinden daha fazla odaklanması gerekiyor. Yapay zeka odaklı anlaşmalarla ivme kazanan teknoloji alanındaki birleşme ve satın alımlar, yılın işlem aktivitesindeki artışa öncülük etti. Bununla birlikte Bain'in raporu, M&A piyasasındaki toparlanmanın sektörler, coğrafyalar ve alıcı türleri genelinde dengeli ve yaygın olduğunu; tüm bölgelerde ve tüm sektörlerde işlem değerlerinin çift haneli oranlarda arttığını gösteriyor. Onur Candar "Bu yeniden canlanan ivme, Türkiye’deki şirketler açısından kayda değer stratejik etkiler yaratıyor. Geçtiğimiz yıl, geçmişte sınırlı işlem tecrübesi olan kurumların dahi kendilerini farklılaştırmak ve konumlarını güçlendirmek adına daha cesur adımlar attığını gözlemledik. Sağlam bir stratejik tezle desteklenen büyük ölçekli işlemler, şirketlerin iş yapış biçimlerini yeniden şekillendiriyor ve yeni büyüme alanları açıyor. Buna karşılık, bu temelden yoksun işlemler ise değer kaybı riskini beraberinde getiriyor. Özellikle, işlemin temel değer sürücülerini yatırım tezinin temellerini net olarak tanımlamadan yüzeysel sinerjilere odaklanmak önemli hatalara yol açabiliyor. Bu nedenle, ortak vizyon, hedef işletim modeli, karar alma mekanizmaları, icra disiplini ve kültür gibi kritik unsurlarda erken ve güçlü bir uyum oluşturmak, Türk şirketleri için sürdürülebilir değer yaratımını güvence altına almak açısından stratejik önem taşıyor." Teknoloji ve ileri imalat toparlanmanın lokomotifi oldu Teknoloji alanındaki birleşme ve satın alımlar 2025’te güçlü bir şekilde geri döndü; yılbaşından bu yana teknoloji alanındaki işlem değeri %76 artarak 478 milyar dolara ulaştı. 500 milyon dolar üzerindeki stratejik teknoloji işlemlerinin neredeyse yarısının yapay zeka odaklı şirketleri veya yapay zeka getirisi sağlayacak anlaşmaları kapsaması dikkat çekti. İmalat sektörü de M&A aktivitesinin öne çıkan sürükleyici alanlarından biri oldu; imalat sektöründeki yılbaşından bu yana toplam işlem değeri %38 artarak 717 milyar dolara yükseldi. Toparlanma küresel ölçekte etkili oldu. ABD hedefli işlemler, toplam stratejik işlem değerinin neredeyse yarısını oluşturarak 2025’teki M&A büyümesinin ana kaynağı oldu. İkinci büyük pazar olan Çin’de işlem adedi rekor seviyeye ulaştı ve bunun %80’den fazlası Çin iç pazarında gerçekleşti. Japonya’da toplam M&A işlem değeri iki katına çıkarak ülkeyi bu yıl dünyanın üçüncü büyük M&A pazarı yaptı; işlem adedinde de çift haneli artış görüldü. Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinde mega işlemler değer artışını desteklese de toplam işlem adedi %7 geriledi. 2025 yılında toplam işlem değerindeki %36 artışla paralel şekilde bütün alıcı kategorilerinde aktivite belirgin biçimde yükseldi: stratejik işlemlerde değer %38 arttı; finansal yatırımcılar tarafında %31; girişim sermayesi işlemlerinde ise %28 büyüme yaşandı. Bain & Company Türkiye Ortaklarından Armando Guastella, M&A sektöründeki gelişmeler hakkındaki değerlendirmesinde şunları söyledi:"Türkiye pazarında, sektör fark etmeksizin şirketler stratejilerini yeniden tasarlama ihtiyacını giderek daha net görüyor. Bu durumun başlıca nedenleri, teknolojinin rekabet dinamiklerini kökten dönüştürmesi ve artan iş gücü maliyetleri dahil olmak üzere makroekonomik baskıların Türkiye’nin geçmişte sahip olduğu maliyet avantajını zayıflatması. Bu avantajın zayıflamasıyla birlikte, birçok Türk şirketi ve holding grubu portföylerini yeniden konumlandırmak ve bölgedeki rollerini tanımlamak için aktif olarak yeniden konumlanma arayışında. Alıcılar ve satıcılar açısından değerlemelere yönelik güvenin güçlenmesi, stratejik yatırımcıları M&A’yi yeniden büyüme gündemlerinin merkezine almaya yöneltiyor. Bu yaklaşım, M&A'yi sadece bir büyüme aracı olmaktan çıkararak portföy dönüşümünü yönetmek için kritik bir kurumsal yetkinliğe dönüştürüyor. 300’den fazla M&A yöneticisiyle yaptığımız araştırma da bu dönüşümü açık biçimde ortaya koyuyor: Teknoloji kaynaklı dönüşümler ve M&A’nin merkezi rolü, birlikte Türkiye genelinde stratejik yeniden konumlandırmayı hızlandırıyor." Regülasyon gevşemesi ve düşen maliyetler toparlanmayı hızlandırdı Bain’in analizine göre şirketler, değişen karlılık havuzlarına uyum sağlamak ve büyümek için satın almalara yönelirken birçok destekleyici unsur bu yıl devreye girdi. Pandemi sonrasında M&A’yi zorlayan faktörler büyük ölçüde hafifledi; düzenlemelerde ve sermaye maliyetlerinde gevşeme görüldü. Alıcı-satıcı değerleme makası da daraldı; çarpanlar 11,6x EV/EBITDA seviyesine yükselse de birçok sektörde hala 2021 zirvesinin altında bulunuyor. Ayrıca, mevcut stratejik ortamda beklemenin artık daha az mantıklı olduğu yönündeki farkındalık arttı. Yapay zekanın sektörler üzerindeki dönüştürücü etkisi, harekete geçme baskısını daha da artırıyor. Bain’in araştırmasına göre 300’den fazla M&A yöneticisinin %85’ten fazlası, teknoloji ve stratejideki değişimlere paralel şekilde M&A fırsat havuzlarını güncellediklerini ifade ediyor. Ticaret gerilimleri ve tarifelerdeki belirsizlikler M&A ivmesini durdurmadı Tarifeler ve küresel ticaretteki dalgalanmalar, nisan ayında görülen kısa süreli geri çekilme dışında işlem aktivitesini önemli ölçüde etkilemedi. 2025’te sınır ötesi işlem oranlarında anlamlı bir değişiklik yaşanmadı. Bain’in araştırmasına göre M&A yöneticilerinin yarısından azı ticaret kısıtlamalarının genel işlem planlarını etkileyeceğini belirtirken, %70’i ticaret politikalarının varlık satışları üzerinde etkisi olmayacağını düşünüyor. Bununla birlikte, post-küreselleşme eğilimlerinin zaman içinde daha belirgin etkiler yaratması bekleniyor. ABD dışındaki şirketlerin ABD’deki varlıklara olan iştahının azalması ve ABD’li şirketlerin tarifeler nedeniyle daha fazla yerel alıma yönelmesi bunun ilk işaretleri arasında. Küresel ticaretin bölgesel eksenlerde yeniden şekillenmesiyle birlikte M&A, şirketlere yeni pazarlara erişim ve esneklik sağlayan önemli bir araç haline geliyor. Şirketlerin M&A’ye ayırdığı sermaye 10 yılın en düşük seviyesine indi Post-küreselleşme dinamikleri ve korumacı politikalar, şirketlerin sermaye tahsislerini de etkiliyor. Tedarik zincirlerini güçlendirme, yapay zeka yatırımları, otomasyon ve teknoloji altyapısı gibi alanlara olan ihtiyaç arttıkça, M&A yöneticilerinin sermaye kullanımında daha sıkı incelemeyle karşılaşması muhtemel. Bu durum, işlemler için yatırım geri dönüşü beklentilerinin de yükselmesine neden olabilir. Her ne kadar 2025’te M&A aktivitesi güçlense de şirketlerin M&A’ye ayırdığı sermayenin toplam içindeki payı 10 yılın en düşük seviyesine indi. S&P Dünya Endeksi’ndeki yaklaşık 700 şirketin nakit harcamalarının yalnızca %7’si M&A’ye ayrıldı; oysa bu oran son dokuz yılda %9–17 aralığında seyretmişti. Bain’e göre teknoloji altyapısı, robotlar, yapay zeka çözümleri, fabrika yatırımları ve enerji projeleri gibi yeni öncelikler M&A’nin payını daraltıyor. Yapay zeka, M&A süreçlerinin merkezine yerleşiyor Yapay zekanın hızlı gelişimi, M&A süreçlerinde de kendini güçlü şekilde hissettirdi. Stratejik alıcıların %75’i hedef şirketlerin yapay zeka etkisini değerlendirdi ve en az %20’si bu inceleme sonucunda işlemden vazgeçti. M&A profesyonelleri arasında yapay zeka kullanımı ise iki katından fazla artarak %45 seviyesine yükseldi. Yapay zeka hala en çok işlem bulma ve tarama aşamalarında kullanılsa da entegrasyonun planlanması ve uygulanması gibi alanlarda da hızla yaygınlaşıyor. Bain’in analizine göre 2025’te 1 milyar dolar üzerindeki işlemlerin %60’ı kapsam genişletme (scope) niteliğindeydi ve bu oran tüm zamanların en yüksek seviyesi oldu. Şirketler mevcut işlerini büyütmekten ziyade, yeni pazar ve müşteri segmentlerine erişmek için M&A’yi tercih etti. Geleneksel olarak ölçek odaklı olan finansal hizmetler ve ileri imalat sektörlerinde dahi kapsam genişletme eğilimi belirgin şekilde yükseldi. 2026’ya bakış Bain & Company, önümüzdeki günlerde ayında yayınlayacağı 2026 Küresel M&A Raporu’yla önümüzdeki yılın M&A trendlerine dair kapsamlı bir analiz sunacak. Raporda, başlıca sektörlerde detaylı değerlendirmeler, M&A beklentileri ve ABD, Avustralya, Brezilya, Kanada, Fransa, Almanya, İspanya, Hindistan, İtalya, Japonya, Singapur ve Birleşik Krallık’tan 300’den fazla M&A uzmanının görüşlerinin yer aldığı M&A Uygulayıcıları 2026 Görünüm Araştırması’nın sonuçları bulunacak.

Entertech GSYF’den Zenith FPV’ye 330 bin Dolar Yatırım! Haber

Entertech GSYF’den Zenith FPV’ye 330 bin Dolar Yatırım!

Zenith FPV, gerçekleştirilen bu yatırımla Entertech GSYF’nin portföy şirketleri arasına girdi. Zenith FPV’ye yönelik yatırım süreci; Yapı Kredi Portföy ve Entertech VC ekipleri tarafından yürütülen değerlendirmeler kapsamında, finansal, hukuksal ve vergisel incelemelerin tamamlanmasının ardından başarıyla sonuçlandırıldı. Stratejik Uyum ve İleri Mühendislik Yetkinliği Entertech GSYF’nin mühendislik temelli ve sürdürülebilir teknoloji odaklı yatırım yaklaşımı, çevresel etki yaratan ve ölçeklenebilir çözümleri önceliklendiriyor. Açık deniz (offshore) mühendisliğinde 15 yılı aşkın tecrübeye sahip kurucu ekibin bilgi birikimini yüzer güneş enerjisi sistemlerine taşıyan Zenith FPV, bu yaklaşımıyla fonun yatırım stratejisiyle güçlü bir uyum gösteriyor. Yüzer GES projeleri; farklı yükler altında çalışan yüzer platformların hidrodinamik davranışlarının, değişken su seviyelerine uyumlu bağlama ve demirleme sistemleriyle modellenmesini gerektiren ileri mühendislik çözümleri içeriyor. Zenith FPV, Türkiye’de henüz yaygın olarak kullanılmayan gelişmiş mühendislik yazılımları ve ileri seviye hesaplama yöntemleriyle yüzer GES projelerini uçtan uca ele alıyor. Zenith FPV tarafından geliştirilen yüzer GES teknolojisi; su yüzeyinde buharlaşmayı azaltarak su kaynaklarının korunmasına katkı sağlıyor, alg oluşumunu sınırlayarak sualtı ekosistemini destekliyor ve panel sıcaklığını düşürerek enerji verimliliğinde yüzde 10’a kadar artış sağlıyor. Arazi ihtiyacını ortadan kaldıran sistem, aynı zamanda maliyet avantajı yaratıyor ve sulama maliyetlerinin azalmasına katkıda bulunuyor. Yakın zamanda, yüzer GES’lerin su yüzeylerinde kurulmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen yönetmeliğin Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle, Türkiye’de su ve enerji entegrasyonu açısından yeni bir döneme girildi. Regülasyonların netleştiği bu dönemde tamamlanan yatırım, Entertech GSYF’nin doğru zamanda doğru teknolojiye odaklanan yatırım yaklaşımını yansıtıyor. Yatırıma ilişkin değerlendirmede bulunan Entertech İstanbul Teknokent Genel Müdürü Dr. Muhammed Kasapoğlu, konuyla ilgili şunları söyledi: “Entertech GSYF olarak yatırım odağımızı; mühendislik yoğunluğu yüksek, çevresel etkisi ölçülebilir ve ölçeklenebilir teknoloji alanlarına da yönlendiriyoruz. Yenilenebilir enerji ve temiz teknolojiler, Türkiye’nin hem enerji arz güvenliği hem de iklim taahhütleri açısından kritik bir dönüşüm alanı oluşturuyor. Bu alandaki çözümler; yalnızca sürdürülebilirlik değil, aynı zamanda maliyet verimliliği, dışa bağımlılığın azaltılması ve ihracat potansiyeli gibi stratejik çıktılar üretiyor. Derin teknoloji gerektiren bu yapı, kısa vadeli kopyalanabilir iş modellerinden ayrışarak uzun vadeli rekabet avantajı sunuyor. Bu nedenle çevresel etki yaratan ve küresel ölçekte ölçeklenebilir enerji teknolojileri, fonumuzun temel yatırım öncelikleri arasında yer alıyor.” Sürdürülebilirliği uzun vadeli değer yaratmanın temel unsurlarından biri olarak ele aldıklarını söyleyen Yapı Kredi Portföy Genel Müdürü Müge Peker ise yatırım hakkında şu değerlendirmede bulundu: “Kurum olarak yatırım kararlarımızda çevresel ve sosyal etkiyi, finansal sürdürülebilirlikle ele alan bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. Zenith FPV’nin yüzer güneş enerjisi alanında geliştirdiği ileri mühendislik çözümleri; su kaynaklarının korunması, enerji verimliliğinin artırılması ve arazi kullanımının azaltılması gibi çok boyutlu somut ve çevresel katkılar sunuyor. Temiz enerji çözümlerinin arttığı bu dönemde Yapı Kredi Portföy olarak, ölçülebilir çevresel etki üreten ve uzun vadeli değer yaratma potansiyeli taşıyan girişimlere yatırım yapmayı stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Bu yaklaşım doğrultusunda, önümüzdeki dönemlerde de sürdürülebilir büyümeyi destekleyen teknoloji ve iş modelleriyle portföyümüzü güçlendirmeyi ve uzun vadeli iş birlikleri geliştirmeyi sürdüreceğiz.” Entertech GSYF, oyun teknolojileri, sağlık teknolojileri, kreatif teknolojiler, finansal teknolojiler, yenilenebilir enerji ve temiz teknolojiler gibi alanlarda faaliyet gösteren girişimlere yatırım yaparak Türkiye’nin teknoloji tabanlı girişimcilik ekosistemine katkı sağlamaya devam ediyor.

Yeni Denetim Döneminde  Riskler Avantaja Dönüyor Haber

Yeni Denetim Döneminde Riskler Avantaja Dönüyor

e-Belge regülasyonlarında yaşanan dönüşümler ve son dönemde hız kazanan online denetim dönemi, şirketleri dijital dönüşümlerinde daha tedbirli ilerlemeye yönlendiriyor. Teknolojinin merkezde yer aldığı tüm dijital dönüşüm projelerinde e-belge çözümlerini iyi kurgulamanın önemi artıyor. Farklı sektörlerden teknoloji ve finans ekipleri bu çözümlerin önemini birlikte değerlendirmek ve riskleri fırsata çevirmenin yollarını tartışmak üzere 11 Kasım’da İzmir’deki Swissôtel Büyük Efes’te bir araya geldi. Global vergi yazılımları lideri Sovos ve bulut tabanlı dijital iş yönetimi yazılım çözümleri sunan Yaşar Bilgi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen “Regülasyonun Ötesinde, Stratejik Uyum” başlıklı buluşmada, güncel regülasyonlar ışığında kurumların dönüşümü nasıl yönetmesi gerektiği ele alındı. Yerel ve global gerçek örnekler üzerinden dijital denetimlerin iş dünyasına getirdiği yeni beklentiler, teknoloji ve finans ekiplerinin bu süreçte karşılaştığı riskler, çözüm yolları ve regülasyon dünyasında gelecek beklentileri konuşuldu. Regülasyonlara Uyum Tercih Değil, Zorunluluk Sovos EMEA Bölgesinden Sorumlu Satış Başkan Yardımcısı Elçim Sirek, etkinlikte yaptığı konuşmada regülasyonlara uyumun artık yalnızca bir zorunluluk değil, riskleri doğru yönetebilen kurumlar için güçlü bir rekabet avantajı anlamına geldiğini vurguladı. Sirek, “İki Ar-Ge merkeziyle Filipinler’den Hindistan’a uzanan Sovos Türkiye hem yatırım hem istihdam hem de teknoloji ihracatında bölgesel bir merkez konumunda. Her regülasyona uygun çözümler geliştiren, ülkelere özel ekipleriyle süreci yakından takip eden Sovos, Türkiye’nin globaldeki öncü konumunu Avrupa için de yol gösterici hale getiriyor. Böylelikle hem KOBİ hem de kurumsal segmentte pazarda öne çıkan bir varlık gösteriyor ve bugün 105 binden fazla tekil vergi kimlik numarasına hizmet veriyoruz” diye konuştu. Yaşar Bilgi Genel Müdürü Ünsal Önder ise, dijital dönüşümün sürdürülebilirliği ve güçlü iş birliklerinin bu süreçteki kritik rolüne dikkat çekti. Önder, “Bugün geldiğimiz noktada yalnızca şirketlerin değil, devletlerin de hızla dijitalleştiği bir dönemdeyiz. Yeni regülasyonlar ardı ardına hayatımıza girerken, beklentiler ve ihtiyaçlar da aynı hızla değişiyor. Tam da bu nedenle, şirketlerin dijital dönüşüm yolculuklarını sürdürülebilir, güvenli ve uyumlu bir şekilde yönetebilmesi her zamankinden daha kritik” dedi. Etkinlikte Elçim Sirek ve Ünsal Önder’in yanı sıra Sovos’tan SAP Ürünlerinin Geliştirilmesinden Sorumlu Direktör Yasin Özbınar ve EMEA Satış Mühendisi Özcan Uçar; Yaşar Bilgi’den Sistem Destek Müdürü Kaan Dönmez ve Kurumsal Uygulamalar/ Operasyon Direktörü Hülya Çakır Yılmaz paylaşımda bulundu. Yasin Özbınar, “Değişimle Gelen Fırsatlar ve Riskler” seansında Türkiye'de “SAP BTP Public Cloud” ortamında çalışan ilk sertifikalı ürün olan Sovos'un yeni nesil e-Belge çözümünden bahsetti. Ayrıca Sovos EMEA Kıdemli Pazarlama Müdürü Nihan Benli’nin moderatörlüğünde Phinia Muhasebe Uzmanı Özlem Uyar, Luxottica IT Sorumlusu Elif Kaya, Yaşar Bilgi Kıdemli SAP Proje Yöneticisi Türkan Yalçın ve Yaşar Bilgi Dijital İş Uygulamaları Ekip Lideri Koray Suyuak’ın katılımıyla “Gerçek Hikayelerle Müşteri Deneyimi” paneli gerçekleştirildi.

SİF, JCB Global Yöneticilerini Ağırladı Haber

SİF, JCB Global Yöneticilerini Ağırladı

JCB’nin global yöneticileri Jose Luis Goncalves, Svetlana Petrova ve Ahmed Shouman’ın katılımıyla gerçekleşen bu anlamlı ziyaret, yalnızca iki şirket arasındaki güçlü iş birliğini pekiştirmekle kalmadı; aynı zamanda geleceğe yönelik ortak vizyonun da altını çizdi. 1956 yılında kurulan ve Türkiye’de iş makineleri sektörünün gelişiminde öncü rol üstlenen SİF, 70 yıla yaklaşan tecrübesiyle bugün yalnızca bir distribütör değil, aynı zamanda sektöre yön veren bir çözüm ortağı konumunda. 51 yıldır JCB ile süregelen stratejik ortaklık ise bu köklü geçmişin en önemli yapı taşlarından biri olarak öne çıkıyor. 5 Yıllık Yeni Dönem İçin Stratejik Hizalanma Ziyaret kapsamında gerçekleştirilen toplantılarda, 2026 yılı hedefleri, bölgesel büyüme stratejileri ve pazardaki konumlandırma planları detaylı şekilde ele alındı. Özellikle son 5 yılda elde edilen pazar payı kazanımları ışığında, önümüzdeki 5 yıllık döneme dair net bir hizalanma sağlandı ve ortak aksiyon planları oluşturuldu. Bu yönüyle ziyaret, sadece geçmiş başarıların değerlendirilmesi değil, aynı zamanda geleceğin inşası açısından da kritik bir dönüm noktası oldu. Toplantılarda alınan kararlar arasında; yerel pazarlardaki etkinliği artıracak stratejik yaklaşımlar, müşteri memnuniyetini en üst düzeye taşıyacak yenilikçi çözümler ve iş birliğini daha da ileriye taşıyacak somut adımlar yer aldı. Türkiye genelinde yaygınlaşan satış ve servis ağı, saha ekiplerinin yüksek motivasyonu ve JCB ile olan stratejik uyum, bu hedeflerin hayata geçirilmesinde en büyük güç olarak öne çıktı. SİF Genel Merkezi’nde gerçekleşen bu buluşma, aynı zamanda şirketin kurumsal dayanıklılığını ve sürdürülebilir büyüme vizyonunu da bir kez daha ortaya koydu. 70 yıllık geçmişinden aldığı güçle, sektördeki değişimlere hızla adapte olabilen, yenilikçi çözümler geliştiren ve müşteri odaklı yaklaşımıyla fark yaratan SİF, JCB ile olan uzun soluklu iş birliğini daha da ileriye taşımaya kararlı. JCB’den SİF’e Güven Mesajı JCB yetkilileri, ziyaret sonrası şu değerlendirmede bulundu: “JCB olarak, Türkiye pazarında markamızın SİF gibi köklü, güvenilir ve sektöre yön veren bir iş ortağının ellerinde olmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. SİF’in profesyonel yaklaşımı, güçlü saha organizasyonu ve müşteri odaklı hizmet anlayışı, JCB’nin global değerleriyle tam uyum içinde. Bu güçlü iş birliğini daha da ileriye taşımak, Türkiye’deki varlığımızı daha sağlam temellere oturtmak ve müşterilerimize en yüksek değeri sunmak için kararlılıkla çalışıyoruz.” Bu önemli ziyaretin ardından yapılan ortak açıklamada, “SİF ve JCB olarak, geçmişten gelen güçlü bağlarımızı geleceğe taşıma konusunda tam bir uyum içerisindeyiz. Türkiye pazarındaki büyüme potansiyelini birlikte değerlendirmeye, müşterilerimize en yüksek değeri sunmaya ve sektördeki liderliğimizi daha da pekiştirmeye kararlıyız” mesajı verildi. SİF, 70. yılına doğru ilerlerken yalnızca geçmiş başarılarını kutlamakla kalmıyor; aynı zamanda geleceğe dair güçlü bir vizyonla, daha yenilikçi, daha sürdürülebilir ve daha rekabetçi bir yapı inşa etmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.