Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Stratejik Yatırım

Kapsül Haber Ajansı - Stratejik Yatırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Stratejik Yatırım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kalyon PV’den ABD’de Stratejik Yatırım Hamlesi Haber

Kalyon PV’den ABD’de Stratejik Yatırım Hamlesi

Güneş teknolojileri merkezi Kalyon PV, Ankara’daki entegre üretim tesisinde düzenlediği yatırımcı toplantısında ABD yatırımının yanı sıra şirketin ulusal ve uluslararası büyüme stratejisini, üretim ve teknoloji kabiliyetlerini, finansal görünümünü ve gelecek hedeflerini yatırımcılarla paylaştı. Kalyon PV Yönetim Kurulu Başkanı Murathan Kalyoncu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya çok sayıda yatırımcı ve analist katıldı. ABD’de Üretim ve Doğrudan Satış Hedefi Kalyon PV’nin global büyüme hedefiyle gerçekleştirdiği stratejik yatırım kapsamında, ABD’de kuruluşu tamamlanan ve Kalyon PV’nin çoğunluk hissedarı olduğu şirket bünyesinde yeni bir üretim tesisi kurulması planlanıyor. Tesiste, ABD’deki ilgili mevzuat ve yerlilik şartlarına uygun şekilde başta güneş panelleri olmak üzere güneş enerjisi sektörüne yönelik ürünlerin üretilmesi hedefleniyor. Aynı yapı üzerinden ABD pazarında satış ve pazarlama organizasyonunun da oluşturulması hedefleniyor. Güneş enerjisi yatırımlarının hız kazandığı ABD pazarı, yerli üretimi destekleyen teşvik mekanizmaları ve artan talebiyle Kalyon PV’nin uluslararası büyüme stratejisinde önemli bir konumda bulunuyor. ABD’nin 2035 yılına kadar güneş enerjisi kurulu gücünü önemli ölçüde artırmaya yönelik hedefleri ve yerli üretime sağlanan avantajlar, yatırım kararının stratejik zeminini güçlendiriyor. Yatırım süreci; vergi, hukuk ve yatırım alanlarında ABD’de yerleşik bir danışmanlık firmasıyla yürütülüyor. Kalyon PV, yatırım kapsamında federal düzeydeki vergi teşvikleri ile eyalet ve yerel düzeyde sunulan ekonomik kalkınma teşviklerinden de yararlanmayı öngörüyor. Murathan Kalyoncu: “Bu Fabrikanın Deneyimini Globale Taşıyacağız” Türkiye’de edinilen üretim deneyimini uluslararası pazarlara taşıma hedeflerini vurgulayan Kalyon PV Yönetim Kurulu Başkanı Murathan Kalyoncu, şunları söyledi: “Kalyon PV olarak “Enerjide Tam Bağımsız Türkiye” vizyonuyla yaktığımız meşaleyi her geçen gün daha ileriye taşıyoruz. Kurulduğumuz günden bu yana, Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise sayılı güneş enerjisi santrali olan Kalyon Karapınar GES başta olmak üzere sektörümüzün ihtiyaç duyduğu panelleri ürettik; AR-GE’ye, teknolojiye, insan kaynağımıza sürekli yatırım yaptık. Bu sayede, birçok başarıya imza attık. Bugün Türkiye’de kazandığımız bu deneyimi ve üretim gücünü global pazarlara taşıyacak yeni bir döneme giriyoruz. ABD’de kuruluşunu tamamladığımız şirketimiz, uluslararası büyüme stratejimizin önemli adımlarından biri. Yaptığımız her yatırım üretim gücümüzü, girdiğimiz her yeni pazar global büyüme stratejimizi güçlendiriyor. Gelecek vadeden ve sürdürülebilir karlılık sunan yatırımlarımızla ülkemiz, hissedarlarımız ve tüm paydaşlarımız için değer yaratmaya devam edeceğiz.”dedi. Yeni Yönetimle Güçlü İcra Dönemi Yönetim Kurulu ve icra kadrosundaki yenilenmeye de değinen Kalyoncu, yeni yönetimin farklı fikirleri ve deneyimleri aynı masa etrafında buluşturduğunu belirtti. Bu birlikteliğin Kalyon PV’nin üretim, teknoloji geliştirme ve büyüme hedeflerine güç katacağını vurgulayan Kalyoncu, “Bu yeni dönemi yalnızca bir yönetim değişikliği olarak görmüyoruz. Yeni bir sinerji ve enerjiyle güçlü bir icra dönemi olarak görüyoruz” dedi. Yatırımcılar Üretimin Tüm Aşamalarını Yerinde İnceledi Kalyon Holding Strateji ve Yatırımcı İlişkileri Direktörü Gözde Çivici moderasyonunda gerçekleştirilen toplantıda; Kalyon PV Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ali Murat Soydan şirketin stratejisini ve hedeflerini, Kalyon PV CEO’su Görkem Suner üretim kabiliyetlerini ve teknolojik altyapılarını, Kalyon PV CFO’su Can Ungun finansal görünümünü yatırımcılarla paylaştı. Kalyon Holding CEO’su Mustafa Koçar ise şirketlerin büyüme planlarını ve gelecek dönem önceliklerini aktardı. Yatırımcılar ve analistler, sunumların ardından gerçekleştirilen fabrika gezisinde ingottan wafer’a, hücreden panele uzanan üretim süreçlerini yerinde inceleme fırsatı buldu. Yatırımcılarla doğrudan iletişime verdikleri önemi vurgulayan Kalyoncu, “Yatırımcılarımızla yalnızca finansal sonuçlarımızı değil, bu sonuçların arkasındaki üretim gücümüzü, teknolojik yetkinliğimizi ve güçlü organizasyon yapımızı da paylaşmak istiyoruz. Türkiye’nin yenilenebilir enerjideki geleceğine, güneş teknolojilerindeki kabiliyetimize ve ekibimize inanıyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kayseri’nin Kırsal Kalkınmasına Yatırım Haber

Kayseri’nin Kırsal Kalkınmasına Yatırım

Kayseri İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından 12 ilde sürdürülen Kırsal Dezavantajlı Alanlar Kalkınma Projesi (KDAKP) kapsamında, 3. Faz illerinden biri olan Kayseri'de “Stratejik Yatırım Planları" değerlendirilerek sahada planlanan yatırımlar yerinde incelendi. Kayseri İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde gerçekleştirilen değerlendirme toplantısına; Genel Müdürlük Etüt ve Projeler Daire Başkanı, KDAKP 3. Faz Koordinatörü, KDAKP Akdeniz Bölge Koordinatörü ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Proje Koordinatörü'nün yer aldığı heyet katıldı. Toplantıda Kayseri İl Tarım ve Orman Müdürü ve İl Proje Yönetim Birimi de hazır bulundu. 303 Mahalleyi Kapsayan Yatırım Planları Masaya Yatırıldı Toplantıda; Kayseri'de 3 Ekonomik Kalkınma Kümesi (EKK-1, EKK-2 ve EKK-3), 9 ilçe ve 303 mahalleyi kapsayan proje alanı için hazırlanan Stratejik Yatırım Planları detaylarıyla ele alındı. Görüşmelerde; çeşitlendirilmiş üretim destekleri, hedef grup ve talepler ile 2027 vizyonu öne çıkan başlıklar oldu. Saha Çalışması: Karahıdır Mahallesi'nde Ata Tohumu ve Sera Yatırımları Programın saha incelemeleri bölümünde Bünyan ilçesine bağlı Karahıdır Mahallesi ziyaret edildi. 68 hane ve 218 nüfusa sahip mahallede büyükbaş hayvancılık işletmeleri ile örtü altı ve açıkta sebzecilik yapılan üretim alanlarında incelemeler gerçekleştirildi. Ziyarette, bölgede yaşatılan ata tohumu domates üretimi geleneği hakkında üreticilerden bilgi alındı. KDAKP 3. Faz kapsamında planlanan sera kurulumu ve damla sulama yatırımlarının mevcut üretim alanlarındaki karşılığı yerinde değerlendirildi. Kadın ve Genç Üreticilere Özel Destek Heyet, mahalle muhtarı ve yerel üreticilerle bir araya gelerek talepleri dinledi. Görüşmelerde, özellikle kadın ve genç üreticilerin proje kapsamında planlanan yatırımlara katılım imkânları ve sağlanacak kolaylıklar üzerinde duruldu. Genel Müdürlüğümüz tarafından yürütülen Kırsal Dezavantajlı Alanlar Kalkınma Projesi (KDAKP) 3. Fazı kapsamında, Kayseri'deki stratejik yatırım planları ele alındı. Proje; 3 ekonomik kalkınma kümesini, 9 ilçeyi ve 303 mahalleyi kapsıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

OYAK Liman’dan İskenderun’a Dev Lojistik Yatırımı Haber

OYAK Liman’dan İskenderun’a Dev Lojistik Yatırımı

Genel kargo ve dökme katı yük taşımacılığında Türkiye genelinde yüzde 10’un üzerinde pazar payına sahip olan OYAK Denizcilik ve Liman İşletmeleri, yeni dönemde uluslararası standartlarda sürdürülebilir rekabet gücüne odaklanıyor. Sunduğu hizmet kapasitesi ile Türkiye’nin liderleri arasında yer alan OYAK Liman, global hedefleri doğrultusunda oluşturduğu stratejik yatırım planı ve yeni iş modelleriyle küresel lojistik ağlarındaki konumunu sağlamlaştırmaya odaklandı. Mevcut uzmanlığını stratejik yeni liman ve lojistik merkezi yatırımlarıyla yeni hizmet alanlarına taşıyan OYAK Denizcilik ve Liman İşletmeleri, liderlik vizyonunu uluslararası ölçekte de güçlendiriyor. Hedef küresel liman yatırımları ve stratejik ortaklıklar Bu vizyon çerçevesinde çalışmalarını sürdüren şirket, liman işletmeciliğinde dünyada sayılı örnekler arasında gösterilen ve Türkiye’de ilk olacak yenilikçi uygulamaları yakın dönemde operasyonlarına entegre etmeye hazırlanıyor. 2026 yılı projeksiyonunu çevresel sürdürülebilirlik, teknolojik inovasyon ve yüksek verimlilik temelleri üzerine inşa eden OYAK Liman, emin adımlarla ilerliyor. Temmuz 2025’teki yönetim değişimiyle birlikte başlayan yeni dönemi "kritik bir stratejik dönüm noktası" olarak tanımlayan OYAK Denizcilik ve Liman İşletmeleri Genel Müdürü Emre Atay, OYAK’ın 2030 vizyonu doğrultusunda rotalarını ulusal ve uluslararası ölçekteki liman yatırımları ile küresel stratejik ortaklıklara çevirdiklerini açıkladı. Uygulamalarda Türkiye’de bir ilk gerçekleştirilecek Genişleme stratejisi doğrultusunda, OYAK Liman’ın sektördeki konumunu küresel bir aktör olarak güçlendirmeyi hedeflediklerini belirten Atay, "Mevcut uzmanlığımızı yeni hizmet alanlarına taşıyarak liderlik vizyonumuzu küresel ölçekte tahkim ediyoruz" sözleriyle markanın yeni rotasını çizdi. Bu vizyon çerçevesinde çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden Atay, “Liman işletmeciliğinde dünyada sayılı örnekler arasında gösterilen ve Türkiye’de ilk olacak bazı yenilikçi uygulamaları da yakın dönemde operasyonlarımıza entegre etmeyi hedefliyoruz” dedi. Yatırımlar lojistik ekosistemini dönüştürecek OYAK şirketlerinin yanı sıra tüm paydaşlarına yüksek standartlarda hizmet sunan OYAK Liman, Türk sanayisi için stratejik öneme sahip operasyonunu da başarıyla yürütüyor. Türkiye sanayisinin lokomotifi olan demir-çelik ve enerji tesislerinin tedarik zincirinde kritik bir köprü görevi üstlendiklerini kaydeden Atay, “Bu stratejik sorumluluğumuzun bilinciyle, operasyonel süreklilikten ödün vermeden, tüm paydaşlarımıza da aynı yüksek hizmet standartlarında çözümler sunarak ekosistemimize değer katmaya devam ediyoruz” şeklinde konuştu. Atay, bölgesel kalkınmanın merkezinde yer almayı hedeflediklerinin altını çizerek şunları söyledi: "Gelecek projeksiyonumuz doğrultusunda İskenderun Bölgesi’nin lojistik ekosistemini dönüştürecek yeni liman ve Demiryolu Lojistik Merkezi yatırımlarımızla hem Türkiye hem de bölge coğrafyasında oyun kurucu bir rol üstlenerek küresel lojistik ağlarındaki konumumuzu perçinliyoruz." Sürdürülebilirlik, teknolojik inovasyon ve yüksek verimlilik 2026 hedefleri doğrultusunda küresel rekabete odaklanan OYAK Denizcilik ve Liman İşletmelerinin gelecek vizyonunu anlatmayı sürdüren Atay, “Modernizasyon çalışmalarına hız kazandırdığımız vinç parkurumuz ve yapısal olarak güçlendirdiğimiz rıhtımlarımızla; 2026 yılı projeksiyonlarımızı çevresel sürdürülebilirlik, teknolojik inovasyon ve yüksek verimlilik temelleri üzerine inşa ediyoruz” dedi. Genel kargo ve dökme katı yük odağındaki tüm süreçleri, koşulsuz müşteri memnuniyeti hedefiyle optimize ettiklerini kaydeden Atay, “Temel stratejimiz; hizmet kalitemizi uluslararası standartların üzerine taşıyarak portföyümüzü genişletmek ve mevcut yük segmentlerindeki elleçleme hacmimizi sürdürülebilir bir ivmeyle artırmaktır” bilgisini verdi. Yüksek kapasitesiyle operasyonları başarıyla yönetiyor OYAK Denizcilik ve Liman İşletmelerinin geniş hizmet yelpazesine ve operasyonel gücüne dikkat çeken Emre Atay, OYAK Liman olarak liman, iskele, antrepo ve yükleme - boşaltma tesisleri işleterek entegre bir liman hizmetleri ağı sunduklarını hatırlattı. Yıllık 44 milyon metrik ton operasyon kapasitesiyle Erdemir ve İsdemir Liman Tesisleri’nde operasyonlarını başarıyla yönettiklerini kaydeden Emre Atay, “2025 yılında mevcut liman tesislerimizde toplam 21,72 milyon ton yük elleçleyerek, ‘Genel Kargo ve Dökme Katı Yük’ segmentinde Türkiye genelinde yüzde 10 pazar payına ulaşmış ve bu ürün gruplarında liderliğimizi sürdürmüş bulunuyoruz. Grup içi hizmetlerimizin yanı sıra grup dışı müşteri portföyümüzü de hızla büyütüyoruz. Limanlarımızda elleçlenen tonajlara baktığımızda, 2026 yılının ilk iki çeyreği itibarıyla grup dışı üçüncü şahıs firmalara sunduğumuz hizmet oranı, geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 41 artmış durumda.” ifadelerini kullandı. Gemi acentelik operasyonlarında hedefe ulaşıldı Liman hizmetlerinin yanı sıra 2017 yılından beri entegre bir yapı içerisinde gemi acenteliği faaliyetlerini de sürdüren OYAK Denizcilik ve Liman İşletmeleri 2026 yılı itibariyla önemli bir kapasiteye ulaştı. 2025 yılı itibarıyla Türkiye genelinde dökme katı ve genel kargo gemilerinde yaklaşık 1370 gemiye hizmet verdiklerini belirten Atay, “Kuruluşumuzdan bu yana toplamda 12 bin 200 gemilik operasyon hacmine ulaşmanın gururunu yaşamaktayız. 30’a yakın firmayı kapsayan geniş acente ağımız ile hizmet verdiğimiz şirketlere güçlü bir çözüm ortağı olarak konumlanmaktayız” dedi. Yurt içi ve dışında acentelik yapılanması genişliyor Dökme katı ve genel kargonun yanı sıra, müşterilerine ait LPG ve yakıt tankerlerine de acentelik hizmeti verdiklerini kaydeden Emre Atay şöyle konuştu: “Önümüzdeki dönemde hedefimiz; hizmet kalitemizden ödün vermeden mevcut hacmimizi istikrarlı şekilde artırmak, yurt içinde ve yurt dışında acentelik yapılanmamızı genişletmektir. Grup içi olarak sunduğumuz genel kargo, kuru yük, LPG ve akaryakıt tanker gemisi acenteliği hizmetlerimizin yanı sıra Türk Boğazları ve limanlarında grup dışı 3. şahıs acentelik faaliyetlerimizi de aralıksız sürdürüyoruz. Bu kapsamda, son dönemde dünya devi firmalarla imzaladığımız anlaşmalar doğrultusunda ve yılın son çeyreğini de hesaba kattığımızda, 2026 yılı sonunda 3. şahıs grup dışı gemi sayımızda 2025 yılına kıyasla yüzde 50’nin üzerinde bir artış öngörülmektedir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanovel’den İlaçta Küresel Büyüme ve Onkoloji Hamlesi Haber

Sanovel’den İlaçta Küresel Büyüme ve Onkoloji Hamlesi

Sanovel’in CEO’su Hülya Yalın, şirketin sahip olduğu köklü birikim ve üretim gücüyle halihazırda önemli bir konumda bulunduğunu vurgulayarak, uluslararası yatırımcıların sağladığı desteğin bu güçlü yapıyı daha da ileri taşıdığını ifade etti. Yalın, söz konusu yatırımların Sanovel’in küresel ilaç pazarındaki yükselişine ivme kazandırırken, Türkiye’yi daha güçlü bir üretim ve ihracat üssü haline getirme hedeflerine de katkı sağladığını; aynı zamanda ülkeye giren doğrudan yabancı yatırımın, Türkiye’nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltma vizyonunu destekleyen önemli bir unsur olduğunu belirtti. Yalın, küresel yatırımcıların Türkiye ekonomisine ve ilaç sanayisinin potansiyeline duyduğu güvenin bir kez daha ortaya konduğunu vurguladı. Bu stratejik hamlenin, Türkiye’nin yerli üretim gücünü ve küresel pazarlardaki konumunu bir üst seviyeye taşıyacağını da sözlerine ekledi. "43 yıldır Türkiye’den aldığımız güçle büyüyoruz" Sanovel CEO’su Hülya Yalın, şirketin geçmişi, kurumsal yapısı ve mevcut operasyonel büyüklüğüne ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Sanovel, temelleri 1983 yılında merhum Eczacı Erol Toksöz tarafından atılmış, 43 yıldır Türkiye ilaç sanayisinin gelişimine öncülük eden lider şirketlerden biridir. Kökleri bu topraklarda olan Sanovel, şeffaflık, kalite, bilim ve insan odaklı değerlerden ödün vermeden büyümüş; bugün hem ülkemiz hem de küresel pazarlar için son derece güvenilir bir çözüm ortağı haline gelmiştir. Gücünü Türkiye’den alan, yüzde 100 yerli üretimiyle ülkemizin sağlık ekosistemindeki konumunu her geçen gün daha da kuvvetlendiren bir Türk şirketiyiz. Faaliyetlerimizi Türkiye merkezli olarak sürdürüyor; Ar-Ge’mizi, üretimimizi, kalite süreçlerimizi ve tüm ihracat operasyonlarımızı İstanbul Levent’teki Genel Müdürlüğümüz ile Silivri’deki yüksek teknolojili Ar-Ge Merkezi ve Üretim Kampüsümüzden yönetiyoruz. Bugün yaklaşık 2 bin kişiye istihdam sağlayan güçlü yapımızla hareket ediyoruz. 43 yıldır Türkiye’den aldığımız güçle büyürken, ülkemizi dünyada en iyi şekilde temsil etmeyi milli bir sorumluluk olarak görüyoruz." "60'tan fazla marka, 400'ün üzerinde ruhsatlı ürün" Yerli üretimin dışa bağımlılığı azaltmadaki rolünü ve Silivri'deki üretim üssünü vurgulayan Yalın, portföy yapısını şöyle aktardı: "Biz yerli üretimi desteklemeyi ve Türkiye’nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltmayı kurumsal bir ödevden öte, milli bir görev olarak kabul ediyoruz. Ürün portföyümüzün tamamı reçeteli ilaçlardan oluşuyor. Ağrı ve inflamasyon, endokrin ve metabolizma, gastrointestinal, hematoloji, hepatoloji, kardiyovasküler, multipl skleroz (MS), nöroloji ve psikiyatri gibi akut ve kronik tedavi alanlarında faaliyet gösteriyoruz. 60’tan fazla marka ve 180’i aşkın üründen oluşan çok geniş bir ürün portföyüne sahibiz. Toplamda 400’ün üzerinde ruhsatlı ürünümüz bulunuyor. En büyük gurur kaynaklarımızdan biri, birçok tedavi alanında pazara ilk eşdeğer ürün sunan şirket konumunda olmamızdır. Tüm bu faaliyetlerin kalbi Silivri’deki tesisimizde atıyor. Burası yaklaşık 800 ekip arkadaşımızın emekleriyle neredeyse tüm formlarda ilaç üretimi gerçekleştirebildiğimiz, Türkiye’nin adeta bir Ar-Ge ve üretim üssüdür. Türkiye’nin yanı sıra 5 kıtada 50’den fazla ülkenin de ilaç ihtiyacını her koşulda güvenle karşılıyoruz." Rakamlarla Sanovel ve onkoloji hamlesi Son 5 yıldaki büyüme rakamlarını ve 2035 vizyonunu detaylandıran Yalın şu verileri paylaştı: "IQVIA’ya göre değer bazında 10,5 kat, kutu bazında ise 1,5 kat büyüme gösterdik. Diyabet alanında jenerik firmalar arasında lider konumdayız. Kardiyoloji alanında jenerik firmalar arasında 2. sırada, merkezi sinir sistemi alanında ise total pazarda ikinci sıradayız. MS pazarında ise jenerik firmalar arasında 2. sırada, total pazarda ise 3. sırada yer alıyoruz. Yurt içi pazarda yükselişimizi sürdürürken uluslararası pazarlarda ihracatımızı yaklaşık 4 kat büyüttük. Üretim miktarımızı 60 milyon kutudan 91,5 milyon kutuya taşıdık. Son 5 yılda fabrikamıza yaptığımız 26 milyon ABD doları yatırımla yeni ekipmanlar temin ettik. 2035 vizyonumuz doğrultusunda verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı bir gelecek planıyla ilerliyoruz. Oluşturduğumuz proje takımlarından biri onkoloji odağında faaliyet gösteriyor. Çoğunluğu ithal olan onkoloji ürünlerini ülkemizde üreterek bu ürünlerin erişilebilirliğini artırmayı, sürdürülebilir sağlığa katkı sunmayı ve ülkemizin döviz kaynaklarının korunmasına destek olmayı önemsiyoruz. 2035 vizyonumuz kapsamında etki alanımızı 2 katına çıkarmayı, orta vadede Türk ilaç pazarında ilk 10 firma arasında yer almayı ve yurt dışında Sanovel markasını küresel bir dev haline getirmeyi hedefliyoruz." "50 ülkede varız, 200'den fazla ruhsat onayı bekliyoruz" Küresel pazarlardaki varlıkları ve uluslararası denetim başarıları hakkında konuşan Yalın şunları aktardı: "2005 yılında başladığımız ihracat yolculuğunu bugün çok ileri bir boyuta taşıdık. Şu anda 400’ün üzerinde ruhsat ile Kanada’dan ABD ve Avrupa’ya kadar 50 ülkedeki ihracat faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Türkiye’nin cari açığının azaltılmasına ve net döviz girdisi sağlanmasına stratejik bir destek sunuyoruz. Fabrikamızdaki süreçlerin uluslararası standartlara uygunluğunu Avrupa’da EMA ve EU GMP, ABD’de ise US FDA onaylarımızla tescillemiş olmaktan gurur duyıyoruz. Şu an bulunduğumuz ve yeni giriş yapmayı planladığımız pazarlarda 200’den fazla ruhsat onayı bekliyoruz. Gelecek hedeflerimiz doğrultusunda AB, ABD, Kanada, MENA, Sahra Altı Afrika, Güneydoğu Asya, LATAM ve CIS bölgelerinde varlığımızı genişletmeye odaklanıyoruz." Ar-Ge kadrosu ve teknolojik altyapıya ilişkin açıklamalarda bulunan CEO Hülya Yalın şöyle devam etti: "80 bilim insanıyla Ar-Ge çalışmalarını yürüten Sanovel olarak, sektörde Ar-Ge’ye en fazla kaynak ayıran lider şirketlerden biriyiz. Alman mühendislik şirketi PharmaPlan tarafından tasarlanan tesisimizdeki Ar-Ge Merkezimizde; konvansiyonel ilaçların ötesine geçerek kombinasyon ürünler, yeni üretim teknolojileriyle farklı dozaj şekilleri içeren ürünler ve ODT (ağızda dağılan tablet) projeleri geliştiriyoruz. Bu projeleri Türkiye, ABD, Kanada ve Avrupa pazarları için 'ilk eşdeğer' olma hedefiyle kurguluyoruz. Çalışmalarımızda cGMP ve cGLP kurallarını en üst seviyede uygularken, Kalite Tasarımı (QbD) yaklaşımıyla regüle pazarların kapısını açıyoruz. Fikri mülkiyet ve patent alanında ilaç sektöründe elde ettiğimiz şampiyonluğu bu yoğun emeğin sonucu olarak görüyoruz. Türkiye’deki tüm sektörler bazında yapılan patent başvuru sayısı sıralamalarında ilk 3 şirket arasında yer alıyoruz." Sürdürülebilirlik, Sosyal Sorumluluk ve "En İyi İşveren" Ödülü Çevresel hedefler, sosyal projeler ve insan kaynakları başarılarına değinen Yalın tüm faaliyetlerinde Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı rehber aldıklarını ifade ederek, “Çevresel performansımızı düzenli takip ederek 2025 yılında karbon ayak izimizde yüzde 14,3, su ayak izimizde ise yüzde 13,9 oranında net azaltım sağladık. Cumhuriyetimizin 102. yılında 102 kız öğrencimize profesyonel koçluk desteği sağladık. Fırsat Eşitliği Modeli Sertifikası’nı almaya hak kazanarak toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımımızı tescilledik. Ayrıca Forbes Türkiye ve Statista iş birliğiyle gerçekleştirilen 'Türkiye’nin En İyi İşverenleri 2026' listesinde yer almaktan memnuniyet duyuyoruz. 10 binden fazla çalışanın anonim geri bildirimleri doğrultusunda oluşturulan bu listede yer almak, çalışan deneyimine verdiğimiz önemin bir göstergesidir” diye konuştu. “Türkiye’yi global arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam ediyoruz” Şirketin devredildiği veya değerinin altında satıldığı yönündeki iddialara açıklık getiren Yalın, şu ifadeleri kullandı: "Öncelikle çok net ifade etmek isterim ki, Sanovel ile ilgili ortaya atılan iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Sanovel, bir Türk şirketi olarak 43 yıldır olduğu gibi bugün de ülkesi için yatırım yapmaya, istihdam yaratmaya, Türkiye’yi global arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam etmektedir. Her şirkette olduğu gibi Sanovel’in idari süreçleriyle ilgili oluşan değişimler, şirketimizin güçlü geleceğini desteklemek, operasyonel mükemmeliyet ve organizasyonel çevikliği güçlendirmek adına atılan doğal dönüşüm adımlarıdır. Dönem dönem gündeme getirilen geçmiş hissedarlarımızla ilgili süreçler ise Sanovel’in tüzel kişiliğini ve bugünkü operasyonel faaliyetlerini ilgilendiren bir konu değildir. Uluslararası yatırımcılardan gösterilen ilgi, hem ülkemizin makroekonomik istikrarına hem de Sanovel'in küresel potansiyeline duyulan sarsılmaz güvenin bir yansımasıdır." "Uluslararası Yatırım Türkiye'nin Üretim Gücünün Tescilidir" Uluslararası ortaklığın sağladığı katkıya değinen Hülya Yalın şunları ekledi: "Uluslararası yatırımcıların hissedarlar arasında yer alması, Türk ilaç sektörünün ve Türkiye’nin üretim gücünün uluslararası arenada ne kadar büyük bir itici güç olduğunun tescilidir. 2020 yılı ve sonrasında gerçekleşen bu stratejik yatırım; şirketimizin üretim gücünü, Ar-Ge kabiliyetini, istihdamını, ihracat potansiyelini ve yerli üretime olan katkısını çok daha yukarılara taşıyacak hayati bir adım olmuştur. Sanovel, 2020 yılı itibarıyla kurumsallaşma yolculuğunu stratejik yatırımlarla halihazırda güçlendirmeye başlamış; büyüme, globalleşme, sürdürülebilirlik hedeflerinde önemli atılımlar gerçekleştirmişti. Uluslararası yatırımcıların sağladığı bu yeni katkı ve güven ortamı, küresel pazarlardaki rekabet gücümüzü çok daha fazla geliştirecek ve perçinleyecektir. Sanovel bu ülkenin milli bir değeridir ve geleceğini kararlılıkla Türkiye’de inşa etmektedir." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanovel'den Küresel Büyüme Hamlesi: Ar-Ge ve Onkoloji Yatırımları Güçleniyor Haber

Sanovel'den Küresel Büyüme Hamlesi: Ar-Ge ve Onkoloji Yatırımları Güçleniyor

Sanovel’in CEO’su Hülya Yalın, şirketin sahip olduğu köklü birikim ve üretim gücüyle halihazırda önemli bir konumda bulunduğunu vurgulayarak, uluslararası yatırımcıların sağladığı desteğin bu güçlü yapıyı daha da ileri taşıdığını ifade etti. Yalın, söz konusu yatırımların Sanovel’in küresel ilaç pazarındaki yükselişine ivme kazandırırken, Türkiye’yi daha güçlü bir üretim ve ihracat üssü haline getirme hedeflerine de katkı sağladığını; aynı zamanda ülkeye giren doğrudan yabancı yatırımın, Türkiye’nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltma vizyonunu destekleyen önemli bir unsur olduğunu belirtti. Yalın, küresel yatırımcıların Türkiye ekonomisine ve ilaç sanayisinin potansiyeline duyduğu güvenin bir kez daha ortaya konduğunu vurguladı. Bu stratejik hamlenin, Türkiye’nin yerli üretim gücünü ve küresel pazarlardaki konumunu bir üst seviyeye taşıyacağını da sözlerine ekledi. "43 yıldır Türkiye’den aldığımız güçle büyüyoruz" Sanovel CEO’su Hülya Yalın, şirketin geçmişi, kurumsal yapısı ve mevcut operasyonel büyüklüğüne ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Sanovel, temelleri 1983 yılında merhum Eczacı Erol Toksöz tarafından atılmış, 43 yıldır Türkiye ilaç sanayisinin gelişimine öncülük eden lider şirketlerden biridir. Kökleri bu topraklarda olan Sanovel, şeffaflık, kalite, bilim ve insan odaklı değerlerden ödün vermeden büyümüş; bugün hem ülkemiz hem de küresel pazarlar için son derece güvenilir bir çözüm ortağı haline gelmiştir. Gücünü Türkiye’den alan, yüzde 100 yerli üretimiyle ülkemizin sağlık ekosistemindeki konumunu her geçen gün daha da kuvvetlendiren bir Türk şirketiyiz. Faaliyetlerimizi Türkiye merkezli olarak sürdürüyor; Ar-Ge’mizi, üretimimizi, kalite süreçlerimizi ve tüm ihracat operasyonlarımızı İstanbul Levent’teki Genel Müdürlüğümüz ile Silivri’deki yüksek teknolojili Ar-Ge Merkezi ve Üretim Kampüsümüzden yönetiyoruz. Bugün yaklaşık 2 bin kişiye istihdam sağlayan güçlü yapımızla hareket ediyoruz. 43 yıldır Türkiye’den aldığımız güçle büyürken, ülkemizi dünyada en iyi şekilde temsil etmeyi milli bir sorumluluk olarak görüyoruz." "60'tan fazla marka, 400'ün üzerinde ruhsatlı ürün" Yerli üretimin dışa bağımlılığı azaltmadaki rolünü ve Silivri'deki üretim üssünü vurgulayan Yalın, portföy yapısını şöyle aktardı: "Biz yerli üretimi desteklemeyi ve Türkiye’nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltmayı kurumsal bir ödevden öte, milli bir görev olarak kabul ediyoruz. Ürün portföyümüzün tamamı reçeteli ilaçlardan oluşuyor. Ağrı ve inflamasyon, endokrin ve metabolizma, gastrointestinal, hematoloji, hepatoloji, kardiyovasküler, multipl skleroz (MS), nöroloji ve psikiyatri gibi akut ve kronik tedavi alanlarında faaliyet gösteriyoruz. 60’tan fazla marka ve 180’i aşkın üründen oluşan çok geniş bir ürün portföyüne sahibiz. Toplamda 400’ün üzerinde ruhsatlı ürünümüz bulunuyor. En büyük gurur kaynaklarımızdan biri, birçok tedavi alanında pazara ilk eşdeğer ürün sunan şirket konumunda olmamızdır. Tüm bu faaliyetlerin kalbi Silivri’deki tesisimizde atıyor. Burası yaklaşık 800 ekip arkadaşımızın emekleriyle neredeyse tüm formlarda ilaç üretimi gerçekleştirebildiğimiz, Türkiye’nin adeta bir Ar-Ge ve üretim üssüdür. Türkiye’nin yanı sıra 5 kıtada 50’den fazla ülkenin de ilaç ihtiyacını her koşulda güvenle karşılıyoruz." Rakamlarla Sanovel ve onkoloji hamlesi Son 5 yıldaki büyüme rakamlarını ve 2035 vizyonunu detaylandıran Yalın şu verileri paylaştı: "IQVIA’ya göre değer bazında 10,5 kat, kutu bazında ise 1,5 kat büyüme gösterdik. Diyabet alanında jenerik firmalar arasında lider konumdayız. Kardiyoloji alanında jenerik firmalar arasında 2. sırada, merkezi sinir sistemi alanında ise total pazarda ikinci sıradayız. MS pazarında ise jenerik firmalar arasında 2. sırada, total pazarda ise 3. sırada yer alıyoruz. Yurt içi pazarda yükselişimizi sürdürürken uluslararası pazarlarda ihracatımızı yaklaşık 4 kat büyüttük. Üretim miktarımızı 60 milyon kutudan 91,5 milyon kutuya taşıdık. Son 5 yılda fabrikamıza yaptığımız 26 milyon ABD doları yatırımla yeni ekipmanlar temin ettik. 2035 vizyonumuz doğrultusunda verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı bir gelecek planıyla ilerliyoruz. Oluşturduğumuz proje takımlarından biri onkoloji odağında faaliyet gösteriyor. Çoğunluğu ithal olan onkoloji ürünlerini ülkemizde üreterek bu ürünlerin erişilebilirliğini artırmayı, sürdürülebilir sağlığa katkı sunmayı ve ülkemizin döviz kaynaklarının korunmasına destek olmayı önemsiyoruz. 2035 vizyonumuz kapsamında etki alanımızı 2 katına çıkarmayı, orta vadede Türk ilaç pazarında ilk 10 firma arasında yer almayı ve yurt dışında Sanovel markasını küresel bir dev haline getirmeyi hedefliyoruz." "50 ülkede varız, 200'den fazla ruhsat onayı bekliyoruz" Küresel pazarlardaki varlıkları ve uluslararası denetim başarıları hakkında konuşan Yalın şunları aktardı: "2005 yılında başladığımız ihracat yolculuğunu bugün çok ileri bir boyuta taşıdık. Şu anda 400’ün üzerinde ruhsat ile Kanada’dan ABD ve Avrupa’ya kadar 50 ülkedeki ihracat faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Türkiye’nin cari açığının azaltılmasına ve net döviz girdisi sağlanmasına stratejik bir destek sunuyoruz. Fabrikamızdaki süreçlerin uluslararası standartlara uygunluğunu Avrupa’da EMA ve EU GMP, ABD’de ise US FDA onaylarımızla tescillemiş olmaktan gurur duyıyoruz. Şu an bulunduğumuz ve yeni giriş yapmayı planladığımız pazarlarda 200’den fazla ruhsat onayı bekliyoruz. Gelecek hedeflerimiz doğrultusunda AB, ABD, Kanada, MENA, Sahra Altı Afrika, Güneydoğu Asya, LATAM ve CIS bölgelerinde varlığımızı genişletmeye odaklanıyoruz." Ar-Ge kadrosu ve teknolojik altyapıya ilişkin açıklamalarda bulunan CEO Hülya Yalın şöyle devam etti: "80 bilim insanıyla Ar-Ge çalışmalarını yürüten Sanovel olarak, sektörde Ar-Ge’ye en fazla kaynak ayıran lider şirketlerden biriyiz. Alman mühendislik şirketi PharmaPlan tarafından tasarlanan tesisimizdeki Ar-Ge Merkezimizde; konvansiyonel ilaçların ötesine geçerek kombinasyon ürünler, yeni üretim teknolojileriyle farklı dozaj şekilleri içeren ürünler ve ODT (ağızda dağılan tablet) projeleri geliştiriyoruz. Bu projeleri Türkiye, ABD, Kanada ve Avrupa pazarları için 'ilk eşdeğer' olma hedefiyle kurguluyoruz. Çalışmalarımızda cGMP ve cGLP kurallarını en üst seviyede uygularken, Kalite Tasarımı (QbD) yaklaşımıyla regüle pazarların kapısını açıyoruz. Fikri mülkiyet ve patent alanında ilaç sektöründe elde ettiğimiz şampiyonluğu bu yoğun emeğin sonucu olarak görüyoruz. Türkiye’deki tüm sektörler bazında yapılan patent başvuru sayısı sıralamalarında ilk 3 şirket arasında yer alıyoruz." Sürdürülebilirlik, Sosyal Sorumluluk ve "En İyi İşveren" Ödülü Çevresel hedefler, sosyal projeler ve insan kaynakları başarılarına değinen Yalın tüm faaliyetlerinde Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı rehber aldıklarını ifade ederek, “Çevresel performansımızı düzenli takip ederek 2025 yılında karbon ayak izimizde yüzde 14,3, su ayak izimizde ise yüzde 13,9 oranında net azaltım sağladık. Cumhuriyetimizin 102. yılında 102 kız öğrencimize profesyonel koçluk desteği sağladık. Fırsat Eşitliği Modeli Sertifikası’nı almaya hak kazanarak toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımımızı tescilledik. Ayrıca Forbes Türkiye ve Statista iş birliğiyle gerçekleştirilen 'Türkiye’nin En İyi İşverenleri 2026' listesinde yer almaktan memnuniyet duyuyoruz. 10 binden fazla çalışanın anonim geri bildirimleri doğrultusunda oluşturulan bu listede yer almak, çalışan deneyimine verdiğimiz önemin bir göstergesidir” diye konuştu. “Türkiye’yi global arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam ediyoruz” Şirketin devredildiği veya değerinin altında satıldığı yönündeki iddialara açıklık getiren Yalın, şu ifadeleri kullandı: "Öncelikle çok net ifade etmek isterim ki, Sanovel ile ilgili ortaya atılan iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Sanovel, bir Türk şirketi olarak 43 yıldır olduğu gibi bugün de ülkesi için yatırım yapmaya, istihdam yaratmaya, Türkiye’yi global arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam etmektedir. Her şirkette olduğu gibi Sanovel’in idari süreçleriyle ilgili oluşan değişimler, şirketimizin güçlü geleceğini desteklemek, operasyonel mükemmeliyet ve organizasyonel çevikliği güçlendirmek adına atılan doğal dönüşüm adımlarıdır. Dönem dönem gündeme getirilen geçmiş hissedarlarımızla ilgili süreçler ise Sanovel’in tüzel kişiliğini ve bugünkü operasyonel faaliyetlerini ilgilendiren bir konu değildir. Uluslararası yatırımcılardan gösterilen ilgi, hem ülkemizin makroekonomik istikrarına hem de Sanovel'in küresel potansiyeline duyulan sarsılmaz güvenin bir yansımasıdır." "Uluslararası Yatırım Türkiye'nin Üretim Gücünün Tescilidir" Uluslararası ortaklığın sağladığı katkıya değinen Hülya Yalın şunları ekledi: "Uluslararası yatırımcıların hissedarlar arasında yer alması, Türk ilaç sektörünün ve Türkiye’nin üretim gücünün uluslararası arenada ne kadar büyük bir itici güç olduğunun tescilidir. 2020 yılı ve sonrasında gerçekleşen bu stratejik yatırım; şirketimizin üretim gücünü, Ar-Ge kabiliyetini, istihdamını, ihracat potansiyelini ve yerli üretime olan katkısını çok daha yukarılara taşıyacak hayati bir adım olmuştur. Sanovel, 2020 yılı itibarıyla kurumsallaşma yolculuğunu stratejik yatırımlarla halihazırda güçlendirmeye başlamış; büyüme, globalleşme, sürdürülebilirlik hedeflerinde önemli atılımlar gerçekleştirmişti. Uluslararası yatırımcıların sağladığı bu yeni katkı ve güven ortamı, küresel pazarlardaki rekabet gücümüzü çok daha fazla geliştirecek ve perçinleyecektir. Sanovel bu ülkenin milli bir değeridir ve geleceğini kararlılıkla Türkiye’de inşa etmektedir." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Metgün Enerji Halka Arz Oluyor Haber

Metgün Enerji Halka Arz Oluyor

Metgün Enerji’nin halka arzı için talep toplama 20 Temmuz Pazartesi günü başlayacak ve 22 Temmuz Çarşamba günü sona erecek. Halka arzdan elde edilecek gelirin % 80 ila 90’ını yatırımlarda, %10 ila 20’sini ise işletme sermayesinin güçlendirilmesinde değerlendireceklerini vurgulayan Metgün Enerji Genel Müdürü Uğur Işık, "Yenilenebilir enerji alanında, bağlı ortaklıklarımız ve iştirakimizle birlikte toplam 274,44 MW[1] kurulu güce sahip bir portföye erişmiş durumdayız. Yurt içi ve yurt dışındaki yatırım fırsatlarını da yakınen takip ediyoruz. Gerek proje geliştirme, gerek kapasite artırımı gerekse yeni satın almalar yoluyla mevcut portföyümüzü daha da büyütmek temel hedefimiz" dedi. Metgün Enerji, İnfo Yatırım liderliğinde toplam 48 aracı kurumdan oluşan konsorsiyum aracılığıyla pay başına 20 TL sabit fiyatla 20-21-22 Temmuz tarihlerinde talep toplayacak. 90 milyon 579 bin TL nominal değerli paylar sermaye artırımı, 45 milyon TL nominal değerli paylar ortak satışı yoluyla halka arz edilmek üzere, halka arz edilecek payların toplam nominal değeri 135 milyon 579 bin TL, halka arz büyüklüğü ise yaklaşık 2 milyar 711 milyon 580 bin TL olacak. Halka arz sonrası halka açıklık oranının ise yüzde 21,35 olarak gerçekleşmesi öngörülüyor. Halka arz edilecek payların %60’ının yurt içi bireysel yatırımcılara, %3’ünün grup çalışanlarına, %30’unun yurt içi kurumsal yatırımcılara ve %7’sinin yurt dışı kurumsal yatırımcılara tahsis edilmesi planlanıyor. Sürdürülebilir bir dünya ve temiz enerji geleceği yaratma vizyonuyla bugün Türkiye’nin öncü yenilenebilir enerji şirketlerinden biri haline geldiklerini belirten Metgün Enerji Genel Müdürü Uğur Işık, “Fosil yakıt kaynaklı sera gazı emisyonlarının artması, iklim krizini derinleştirirken enerji üretim ve tüketim davranışlarımızda köklü değişiklikleri zorunlu kılıyor. Dünyamızın sürdürülebilirliği için çevreci temiz enerji yatırımları artık kaçınılmaz. Bu vizyonla yola çıktık ve Türkiye’nin farklı bölgelerinde güneş, rüzgâr ve hidroelektrik kaynaklı yenilenebilir enerji santralleri ile faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Yenilenebilir enerji alanında, bağlı ortaklıklarımız ve iştirakimizle birlikte toplam 274,44 MW[2] kurulu güce sahip bir portföye erişmiş durumdayız. Üretim portföyümüzü farklı yenilenebilir enerji kaynaklarıyla güçlendirerek daha verimli, dengeli ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmaya odaklanıyoruz. Bu yaklaşım sayesinde hem gelir kaynaklarımızı çeşitlendirmeyi hem de karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Türkiye ekonomisine ve enerji dönüşümüne katkı sunarken, iklim değişikliğiyle mücadeleyi destekleyen yatırımlarımızla gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için çalışmaya devam edeceğiz” dedi. 2030’a kadar elektrik üretiminin %60’ının yenilenebilir enerjiden sağlanması bekleniyor Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, iklim kriziyle mücadele kapsamında 2030 yılına kadar yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretiminin toplam üretim içindeki payının %60’a ulaşmasının hedeflendiğini belirten Işık, bu sürecin sanayiden ulaşıma kadar tüm ekonomik yapıyı dönüştürdüğünü ifade etti. Küresel yenilenebilir enerji kurulu gücü 2022’de 340 GW seviyesindeyken, 2030’a kadar yıllık ortalama %12 büyüme göstermesinin beklendiğini kaydeden Işık, teknolojik gelişmeler ve maliyet düşüşleri sayesinde yenilenebilir enerjinin enerji arz güvenliği ve bağımsızlığı açısından kritik bir rol üstlendiğini söyledi. Türkiye’nin de bu küresel dönüşümde aktif bir rol üstlenmeyi hedeflediğini dile getiren Işık, Ulusal Enerji Planı kapsamında 2035 yılına kadar güneş enerjisinde 52,9 GW, hidroelektrikte 35,1 GW ve rüzgâr enerjisinde 29,6 GW kurulu güce ulaşılmasının öngörüldüğünü aktardı. Işık, bu hedeflerin Türkiye’nin artan enerji talebini karşılarken düşük karbonlu büyüme sürecini hızlandıracağını ve ülkeyi bölgesel bir temiz enerji merkezi konumuna taşıyacağını vurguladı. “Halka arz gelirinin %80-90’ı yeni yatırımlara yönlendirilecek” Metgün Enerji olarak yatırımlarını bu projeksiyonlar doğrultusunda şekillendirdiklerini söyleyen Işık, halka arzdan elde edilecek gelirin %80 ila 90’ının yatırımlarda kullanılacağını belirterek şunları söyledi: “Halka arzdan elde edeceğimiz kaynağın büyük bölümünü, büyüme stratejimiz doğrultusunda enerji portföyümüzü genişletecek ve operasyonel verimliliğimizi artıracak yatırımlara yönlendirmeyi planlıyoruz. Kaynakların yaklaşık %80 ila %90’ını; depolamalı GES ve RES projeleri, mevcut ve geliştirme aşamasındaki yenilenebilir enerji yatırımları, yurt içi ve yurt dışındaki stratejik yatırım fırsatları ile kamu kurumlarınca düzenlenecek kapasite tahsis ihaleleri kapsamında hayata geçirilecek projelerin finansmanında kullanmayı hedefliyoruz. Ayrıca hibrit tesis kurulumları ve kapasite artırıcı yatırımlarla mevcut santrallerimizin verimliliğini daha da yükseltmeyi amaçlıyoruz. Halka arz gelirinin %10 ila %20’lik kısmını ise işletme sermayemizi güçlendirmek için değerlendireceğiz. Böylece hem finansal esnekliğimizi artıracak hem de sürdürülebilir büyüme hedeflerimizi daha güçlü bir şekilde destekleyeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SOCAR’dan Master Plan İçin Stratejik Adım Haber

SOCAR’dan Master Plan İçin Stratejik Adım

Dünyanın önde gelen enerji şirketlerinden biri olan SOCAR, Türkiye’deki uzun vadeli petrokimya vizyonu doğrultusunda yatırım yapmayı sürdürdüğü Petkim’de stratejik bir adım daha attı. SOCAR ile küresel çapta deneyim ve bilgiye sahip mühendislik firması Technip arasında 9 Temmuz tarihinde Bakü’de İyi Niyet Anlaşması (MoU) imzalandı. 61 yıllık deneyimiyle Türkiye’nin ilk ve tek entegre petrokimya üreticisi olan Petkim’de yürütülen Master Plan projesi kapsamında Pre-FEED (Ön Uç Mühendislik Tasarımı Hazırlığı) sürecinin 2025 yılı sonunda başarıyla tamamlanmasının ardından FEED (Ön Uç Mühendislik Tasarımı) aşamasına geçilmesi için hazırlıklar başlamıştır SOCAR’ın Technip ile imzaladığı İyi Niyet Anlaşması’nı takiben Petkim’in FEED süreci ile ilgili anlaşmaları 2026 yılının 3. çeyreğinde tamamlayarak FEED çalışmasına başlanması planlanıyor. FEED süreci, büyük ölçekli sanayi projelerinde nihai yatırım kararı öncesindeki en kritik mühendislik aşamalarından biri olarak kabul ediliyor. Bu süreçte projenin teknik tasarımı, mühendislik çözümleri, teknoloji seçimi, maliyet tahminleri, uygulama planı ve ekonomik fizibilitesi detaylı şekilde değerlendirilecek. Çalışmalardan elde edilecek çıktılar, Petkim Master Plan kapsamında değerlendirilecek olası yatırım kararına teknik ve ticari temel oluşturacak. Petkim Genel Müdürü ve SOCAR Türkiye Rafineri ve Petrokimya İş Birimi Başkanı Kanan Mirzayev, “Petkim Master Plan projesi, Türkiye'nin en köklü ve en büyük petrokimya üreticisi Petkim'i önümüzdeki 50 yıla hazırlama ve Türkiye’nin petrokimya gücünü gelecek nesillere taşımayı hedefleyen bir stratejik yatırım projesidir. Petkim Master Plan ile Petkim'i, sektörün uzun vadeli ihtiyaçları doğrultusunda daha rekabetçi, daha sürdürülebilir ve daha yüksek katma değerli bir üretici yapmayı hedefliyoruz. Petkim’in mevcut altyapısına entegre şekilde tasarlanan bu projeyi aynı zamanda yeni teknolojiler, çevre dostu üret im modelleri, yerli hammadde kullanımı ve rafineri entegrasyonunu esas alan bir sanayi dönüşümü olarak görüyoruz. Bu çalışmayı yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, Türkiye petrokimya sektörünün uzun vadeli geleceğine yönelik stratejik bir dönüşüm vizyonu olarak değerlendiriyoruz. Master Plan projesi, başladığımız ilk günden bu yana planladığımız doğrultuda başarıyla devam ediyor. FEED sürecine geçişi de en önemli adımlardan biri olarak görüyor, Technip ile imzalanan bu iyi niyet anlaşmasının hayırlı olmasını diliyoruz. Bu süreçte Petkim Master Plan’ın teknik ve ekonomik parametrelerini uluslararası standartlarda detaylandırmayı, olası yatırım kararına sağlam bir mühendislik ve fizibilite altyapısı oluşturmayı amaçlıyoruz. Projemizin, Türkiye’nin petrokimya sektöründe liderliğimizi pekiştireceğine, global ölçekte ise daha da güçlü bir oyuncu olmamıza katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi. Master Plan projesi ile Petkim’in mevcut üretim altyapısının uzun vadeli sürdürülebilirliği desteklenirken, rafineri-petrokimya entegrasyonunun güçlendirilmesi amaçlanıyor. Aynı zamanda üretim teknolojilerinin modernizasyonu ve Türkiye'nin petrokimya alanındaki rekabet gücünün artırılması hedefleniyor. FEED sürecine geçilmesi ise bu vizyonun hayata geçirilmesi yolunda önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MSC Cruises Türkiye’den Sektörde Bir İlk Haber

MSC Cruises Türkiye’den Sektörde Bir İlk

Dünyanın lider cruise markalarından MSC Cruises, Türkiye pazarında müşteri deneyimini ve dijital satış kanallarını yeniden tanımlayan önemli bir adım attı. MSC Cruises Türkiye tarafından hayata geçirilen yeni web sitesi, Türkiye’de cruise tatili planlamasında ilk kez uçtan uca online rezervasyon yapılabilen dijital satış platformu olarak öne çıkıyor. Bu gelişme, Türkiye’de yıl boyu kesintisiz konumlandırdığı gemilerinin yanı sıra Türkiye cruise pazarında dijitalleşme açısından bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Cruise rezervasyonunda yeni dönem: Uçtan uca dijital deneyim Yeni platform ile kullanıcılar artık yalnızca bilgi almakla kalmıyor; aynı zamanda tüm rezervasyon sürecini baştan sona online olarak tamamlayabiliyor. Kullanıcılar web sitesi üzerinden: Cruise rotalarını detaylı olarak inceleyebiliyor Gemi ve kabin seçeneklerini karşılaştırabiliyor Güncel kampanyalara erişebiliyor Fiyatları görüntüleyebiliyor Ve doğrudan online rezervasyon yapabiliyor Mobil uyumlu altyapı sayesinde tüm süreçler her cihazdan kesintisiz şekilde yönetilebiliyor. Türkiye cruise pazarında stratejik yatırım Türkiye’de cruise turizmine olan talebin istikrarlı şekilde artması, markaların dijital satış altyapılarını güçlendirmesini hızlandırıyor. MSC Cruises Türkiye’nin yeni web sitesi de bu kapsamda, pazara yönelik uzun vadeli stratejik bir yatırım olarak konumlanıyor. Platform, bireysel yolcular için daha hızlı, daha erişilebilir ve daha şeffaf bir rezervasyon deneyimi sunmayı hedefliyor. MSC Cruises Türkiye Ülke Müdürü Işın Hekimoğlu, yeni platformla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Bugünün yolcuları seyahatlerini hızlı, şeffaf ve tamamen dijital bir deneyimle planlamak istiyor. Türkiye pazarında değişen tüketici davranışları ve dijitalleşme beklentileri, seyahat planlama süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Biz de MSC Cruises Türkiye olarak bu dönüşüme uyum sağlayan değil, onu yönlendiren bir yapı kurmayı hedefledik. Online rezervasyon altyapısına sahip yeni web sitemiz ve yakında devreye alacağımız Türkçe dil seçeneği, bu yaklaşımın somut bir yansımasıdır.” Türkiye’de cruise deneyiminde dijitalleşme hızlanıyor Küresel cruise turizmi büyümesini sürdürürken, Türkiye pazarı da özellikle Akdeniz rotalarına olan ilgiyle dikkat çekiyor. Dijital rezervasyon alışkanlıklarının artması, sektörde kullanıcı beklentilerini de yeniden şekillendiriyor. MSC Cruises Türkiye’nin yeni web sitesi, bu değişen beklentilere yanıt vermek üzere tasarlanarak cruise tatili planlamasını daha hızlı, daha sade ve daha erişilebilir hale getiriyor. MSC Cruises hakkında MSC Cruises, dünyanın en büyük üçüncü kruvaziyer şirketi ve Avrupa pazar lideridir. Aynı zamanda Kuzey Amerika’da güçlü ve giderek büyüyen bir varlığa sahiptir. 23 modern gemiden oluşan filosuyla beş kıtada seferler düzenleyen küresel marka, misafirlerine dünya genelinde 100’den fazla ülke ve 300’den fazla destinasyonu keşfetme fırsatı sunarken unutulmaz anılar ve seçkin misafirperverlik deneyimi yaşatmaktadır. Türkiye’de 20 yılı aşkın süredir ofis olarak faaliyet gösteren ve yaz-kış kesintisiz olarak Türkiye limanlarından hareketli programlar gerçekleştiren tek kruvaziyer şirketidir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.