Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Stratejik Yatırım

Kapsül Haber Ajansı - Stratejik Yatırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Stratejik Yatırım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sanovel'den Küresel Büyüme Hamlesi: Ar-Ge ve Onkoloji Yatırımları Güçleniyor Haber

Sanovel'den Küresel Büyüme Hamlesi: Ar-Ge ve Onkoloji Yatırımları Güçleniyor

Sanovel’in CEO’su Hülya Yalın, şirketin sahip olduğu köklü birikim ve üretim gücüyle halihazırda önemli bir konumda bulunduğunu vurgulayarak, uluslararası yatırımcıların sağladığı desteğin bu güçlü yapıyı daha da ileri taşıdığını ifade etti. Yalın, söz konusu yatırımların Sanovel’in küresel ilaç pazarındaki yükselişine ivme kazandırırken, Türkiye’yi daha güçlü bir üretim ve ihracat üssü haline getirme hedeflerine de katkı sağladığını; aynı zamanda ülkeye giren doğrudan yabancı yatırımın, Türkiye’nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltma vizyonunu destekleyen önemli bir unsur olduğunu belirtti. Yalın, küresel yatırımcıların Türkiye ekonomisine ve ilaç sanayisinin potansiyeline duyduğu güvenin bir kez daha ortaya konduğunu vurguladı. Bu stratejik hamlenin, Türkiye’nin yerli üretim gücünü ve küresel pazarlardaki konumunu bir üst seviyeye taşıyacağını da sözlerine ekledi. "43 yıldır Türkiye’den aldığımız güçle büyüyoruz" Sanovel CEO’su Hülya Yalın, şirketin geçmişi, kurumsal yapısı ve mevcut operasyonel büyüklüğüne ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Sanovel, temelleri 1983 yılında merhum Eczacı Erol Toksöz tarafından atılmış, 43 yıldır Türkiye ilaç sanayisinin gelişimine öncülük eden lider şirketlerden biridir. Kökleri bu topraklarda olan Sanovel, şeffaflık, kalite, bilim ve insan odaklı değerlerden ödün vermeden büyümüş; bugün hem ülkemiz hem de küresel pazarlar için son derece güvenilir bir çözüm ortağı haline gelmiştir. Gücünü Türkiye’den alan, yüzde 100 yerli üretimiyle ülkemizin sağlık ekosistemindeki konumunu her geçen gün daha da kuvvetlendiren bir Türk şirketiyiz. Faaliyetlerimizi Türkiye merkezli olarak sürdürüyor; Ar-Ge’mizi, üretimimizi, kalite süreçlerimizi ve tüm ihracat operasyonlarımızı İstanbul Levent’teki Genel Müdürlüğümüz ile Silivri’deki yüksek teknolojili Ar-Ge Merkezi ve Üretim Kampüsümüzden yönetiyoruz. Bugün yaklaşık 2 bin kişiye istihdam sağlayan güçlü yapımızla hareket ediyoruz. 43 yıldır Türkiye’den aldığımız güçle büyürken, ülkemizi dünyada en iyi şekilde temsil etmeyi milli bir sorumluluk olarak görüyoruz." "60'tan fazla marka, 400'ün üzerinde ruhsatlı ürün" Yerli üretimin dışa bağımlılığı azaltmadaki rolünü ve Silivri'deki üretim üssünü vurgulayan Yalın, portföy yapısını şöyle aktardı: "Biz yerli üretimi desteklemeyi ve Türkiye’nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltmayı kurumsal bir ödevden öte, milli bir görev olarak kabul ediyoruz. Ürün portföyümüzün tamamı reçeteli ilaçlardan oluşuyor. Ağrı ve inflamasyon, endokrin ve metabolizma, gastrointestinal, hematoloji, hepatoloji, kardiyovasküler, multipl skleroz (MS), nöroloji ve psikiyatri gibi akut ve kronik tedavi alanlarında faaliyet gösteriyoruz. 60’tan fazla marka ve 180’i aşkın üründen oluşan çok geniş bir ürün portföyüne sahibiz. Toplamda 400’ün üzerinde ruhsatlı ürünümüz bulunuyor. En büyük gurur kaynaklarımızdan biri, birçok tedavi alanında pazara ilk eşdeğer ürün sunan şirket konumunda olmamızdır. Tüm bu faaliyetlerin kalbi Silivri’deki tesisimizde atıyor. Burası yaklaşık 800 ekip arkadaşımızın emekleriyle neredeyse tüm formlarda ilaç üretimi gerçekleştirebildiğimiz, Türkiye’nin adeta bir Ar-Ge ve üretim üssüdür. Türkiye’nin yanı sıra 5 kıtada 50’den fazla ülkenin de ilaç ihtiyacını her koşulda güvenle karşılıyoruz." Rakamlarla Sanovel ve onkoloji hamlesi Son 5 yıldaki büyüme rakamlarını ve 2035 vizyonunu detaylandıran Yalın şu verileri paylaştı: "IQVIA’ya göre değer bazında 10,5 kat, kutu bazında ise 1,5 kat büyüme gösterdik. Diyabet alanında jenerik firmalar arasında lider konumdayız. Kardiyoloji alanında jenerik firmalar arasında 2. sırada, merkezi sinir sistemi alanında ise total pazarda ikinci sıradayız. MS pazarında ise jenerik firmalar arasında 2. sırada, total pazarda ise 3. sırada yer alıyoruz. Yurt içi pazarda yükselişimizi sürdürürken uluslararası pazarlarda ihracatımızı yaklaşık 4 kat büyüttük. Üretim miktarımızı 60 milyon kutudan 91,5 milyon kutuya taşıdık. Son 5 yılda fabrikamıza yaptığımız 26 milyon ABD doları yatırımla yeni ekipmanlar temin ettik. 2035 vizyonumuz doğrultusunda verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı bir gelecek planıyla ilerliyoruz. Oluşturduğumuz proje takımlarından biri onkoloji odağında faaliyet gösteriyor. Çoğunluğu ithal olan onkoloji ürünlerini ülkemizde üreterek bu ürünlerin erişilebilirliğini artırmayı, sürdürülebilir sağlığa katkı sunmayı ve ülkemizin döviz kaynaklarının korunmasına destek olmayı önemsiyoruz. 2035 vizyonumuz kapsamında etki alanımızı 2 katına çıkarmayı, orta vadede Türk ilaç pazarında ilk 10 firma arasında yer almayı ve yurt dışında Sanovel markasını küresel bir dev haline getirmeyi hedefliyoruz." "50 ülkede varız, 200'den fazla ruhsat onayı bekliyoruz" Küresel pazarlardaki varlıkları ve uluslararası denetim başarıları hakkında konuşan Yalın şunları aktardı: "2005 yılında başladığımız ihracat yolculuğunu bugün çok ileri bir boyuta taşıdık. Şu anda 400’ün üzerinde ruhsat ile Kanada’dan ABD ve Avrupa’ya kadar 50 ülkedeki ihracat faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Türkiye’nin cari açığının azaltılmasına ve net döviz girdisi sağlanmasına stratejik bir destek sunuyoruz. Fabrikamızdaki süreçlerin uluslararası standartlara uygunluğunu Avrupa’da EMA ve EU GMP, ABD’de ise US FDA onaylarımızla tescillemiş olmaktan gurur duyıyoruz. Şu an bulunduğumuz ve yeni giriş yapmayı planladığımız pazarlarda 200’den fazla ruhsat onayı bekliyoruz. Gelecek hedeflerimiz doğrultusunda AB, ABD, Kanada, MENA, Sahra Altı Afrika, Güneydoğu Asya, LATAM ve CIS bölgelerinde varlığımızı genişletmeye odaklanıyoruz." Ar-Ge kadrosu ve teknolojik altyapıya ilişkin açıklamalarda bulunan CEO Hülya Yalın şöyle devam etti: "80 bilim insanıyla Ar-Ge çalışmalarını yürüten Sanovel olarak, sektörde Ar-Ge’ye en fazla kaynak ayıran lider şirketlerden biriyiz. Alman mühendislik şirketi PharmaPlan tarafından tasarlanan tesisimizdeki Ar-Ge Merkezimizde; konvansiyonel ilaçların ötesine geçerek kombinasyon ürünler, yeni üretim teknolojileriyle farklı dozaj şekilleri içeren ürünler ve ODT (ağızda dağılan tablet) projeleri geliştiriyoruz. Bu projeleri Türkiye, ABD, Kanada ve Avrupa pazarları için 'ilk eşdeğer' olma hedefiyle kurguluyoruz. Çalışmalarımızda cGMP ve cGLP kurallarını en üst seviyede uygularken, Kalite Tasarımı (QbD) yaklaşımıyla regüle pazarların kapısını açıyoruz. Fikri mülkiyet ve patent alanında ilaç sektöründe elde ettiğimiz şampiyonluğu bu yoğun emeğin sonucu olarak görüyoruz. Türkiye’deki tüm sektörler bazında yapılan patent başvuru sayısı sıralamalarında ilk 3 şirket arasında yer alıyoruz." Sürdürülebilirlik, Sosyal Sorumluluk ve "En İyi İşveren" Ödülü Çevresel hedefler, sosyal projeler ve insan kaynakları başarılarına değinen Yalın tüm faaliyetlerinde Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı rehber aldıklarını ifade ederek, “Çevresel performansımızı düzenli takip ederek 2025 yılında karbon ayak izimizde yüzde 14,3, su ayak izimizde ise yüzde 13,9 oranında net azaltım sağladık. Cumhuriyetimizin 102. yılında 102 kız öğrencimize profesyonel koçluk desteği sağladık. Fırsat Eşitliği Modeli Sertifikası’nı almaya hak kazanarak toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımımızı tescilledik. Ayrıca Forbes Türkiye ve Statista iş birliğiyle gerçekleştirilen 'Türkiye’nin En İyi İşverenleri 2026' listesinde yer almaktan memnuniyet duyuyoruz. 10 binden fazla çalışanın anonim geri bildirimleri doğrultusunda oluşturulan bu listede yer almak, çalışan deneyimine verdiğimiz önemin bir göstergesidir” diye konuştu. “Türkiye’yi global arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam ediyoruz” Şirketin devredildiği veya değerinin altında satıldığı yönündeki iddialara açıklık getiren Yalın, şu ifadeleri kullandı: "Öncelikle çok net ifade etmek isterim ki, Sanovel ile ilgili ortaya atılan iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Sanovel, bir Türk şirketi olarak 43 yıldır olduğu gibi bugün de ülkesi için yatırım yapmaya, istihdam yaratmaya, Türkiye’yi global arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam etmektedir. Her şirkette olduğu gibi Sanovel’in idari süreçleriyle ilgili oluşan değişimler, şirketimizin güçlü geleceğini desteklemek, operasyonel mükemmeliyet ve organizasyonel çevikliği güçlendirmek adına atılan doğal dönüşüm adımlarıdır. Dönem dönem gündeme getirilen geçmiş hissedarlarımızla ilgili süreçler ise Sanovel’in tüzel kişiliğini ve bugünkü operasyonel faaliyetlerini ilgilendiren bir konu değildir. Uluslararası yatırımcılardan gösterilen ilgi, hem ülkemizin makroekonomik istikrarına hem de Sanovel'in küresel potansiyeline duyulan sarsılmaz güvenin bir yansımasıdır." "Uluslararası Yatırım Türkiye'nin Üretim Gücünün Tescilidir" Uluslararası ortaklığın sağladığı katkıya değinen Hülya Yalın şunları ekledi: "Uluslararası yatırımcıların hissedarlar arasında yer alması, Türk ilaç sektörünün ve Türkiye’nin üretim gücünün uluslararası arenada ne kadar büyük bir itici güç olduğunun tescilidir. 2020 yılı ve sonrasında gerçekleşen bu stratejik yatırım; şirketimizin üretim gücünü, Ar-Ge kabiliyetini, istihdamını, ihracat potansiyelini ve yerli üretime olan katkısını çok daha yukarılara taşıyacak hayati bir adım olmuştur. Sanovel, 2020 yılı itibarıyla kurumsallaşma yolculuğunu stratejik yatırımlarla halihazırda güçlendirmeye başlamış; büyüme, globalleşme, sürdürülebilirlik hedeflerinde önemli atılımlar gerçekleştirmişti. Uluslararası yatırımcıların sağladığı bu yeni katkı ve güven ortamı, küresel pazarlardaki rekabet gücümüzü çok daha fazla geliştirecek ve perçinleyecektir. Sanovel bu ülkenin milli bir değeridir ve geleceğini kararlılıkla Türkiye’de inşa etmektedir." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Metgün Enerji Halka Arz Oluyor Haber

Metgün Enerji Halka Arz Oluyor

Metgün Enerji’nin halka arzı için talep toplama 20 Temmuz Pazartesi günü başlayacak ve 22 Temmuz Çarşamba günü sona erecek. Halka arzdan elde edilecek gelirin % 80 ila 90’ını yatırımlarda, %10 ila 20’sini ise işletme sermayesinin güçlendirilmesinde değerlendireceklerini vurgulayan Metgün Enerji Genel Müdürü Uğur Işık, "Yenilenebilir enerji alanında, bağlı ortaklıklarımız ve iştirakimizle birlikte toplam 274,44 MW[1] kurulu güce sahip bir portföye erişmiş durumdayız. Yurt içi ve yurt dışındaki yatırım fırsatlarını da yakınen takip ediyoruz. Gerek proje geliştirme, gerek kapasite artırımı gerekse yeni satın almalar yoluyla mevcut portföyümüzü daha da büyütmek temel hedefimiz" dedi. Metgün Enerji, İnfo Yatırım liderliğinde toplam 48 aracı kurumdan oluşan konsorsiyum aracılığıyla pay başına 20 TL sabit fiyatla 20-21-22 Temmuz tarihlerinde talep toplayacak. 90 milyon 579 bin TL nominal değerli paylar sermaye artırımı, 45 milyon TL nominal değerli paylar ortak satışı yoluyla halka arz edilmek üzere, halka arz edilecek payların toplam nominal değeri 135 milyon 579 bin TL, halka arz büyüklüğü ise yaklaşık 2 milyar 711 milyon 580 bin TL olacak. Halka arz sonrası halka açıklık oranının ise yüzde 21,35 olarak gerçekleşmesi öngörülüyor. Halka arz edilecek payların %60’ının yurt içi bireysel yatırımcılara, %3’ünün grup çalışanlarına, %30’unun yurt içi kurumsal yatırımcılara ve %7’sinin yurt dışı kurumsal yatırımcılara tahsis edilmesi planlanıyor. Sürdürülebilir bir dünya ve temiz enerji geleceği yaratma vizyonuyla bugün Türkiye’nin öncü yenilenebilir enerji şirketlerinden biri haline geldiklerini belirten Metgün Enerji Genel Müdürü Uğur Işık, “Fosil yakıt kaynaklı sera gazı emisyonlarının artması, iklim krizini derinleştirirken enerji üretim ve tüketim davranışlarımızda köklü değişiklikleri zorunlu kılıyor. Dünyamızın sürdürülebilirliği için çevreci temiz enerji yatırımları artık kaçınılmaz. Bu vizyonla yola çıktık ve Türkiye’nin farklı bölgelerinde güneş, rüzgâr ve hidroelektrik kaynaklı yenilenebilir enerji santralleri ile faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Yenilenebilir enerji alanında, bağlı ortaklıklarımız ve iştirakimizle birlikte toplam 274,44 MW[2] kurulu güce sahip bir portföye erişmiş durumdayız. Üretim portföyümüzü farklı yenilenebilir enerji kaynaklarıyla güçlendirerek daha verimli, dengeli ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmaya odaklanıyoruz. Bu yaklaşım sayesinde hem gelir kaynaklarımızı çeşitlendirmeyi hem de karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Türkiye ekonomisine ve enerji dönüşümüne katkı sunarken, iklim değişikliğiyle mücadeleyi destekleyen yatırımlarımızla gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için çalışmaya devam edeceğiz” dedi. 2030’a kadar elektrik üretiminin %60’ının yenilenebilir enerjiden sağlanması bekleniyor Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, iklim kriziyle mücadele kapsamında 2030 yılına kadar yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretiminin toplam üretim içindeki payının %60’a ulaşmasının hedeflendiğini belirten Işık, bu sürecin sanayiden ulaşıma kadar tüm ekonomik yapıyı dönüştürdüğünü ifade etti. Küresel yenilenebilir enerji kurulu gücü 2022’de 340 GW seviyesindeyken, 2030’a kadar yıllık ortalama %12 büyüme göstermesinin beklendiğini kaydeden Işık, teknolojik gelişmeler ve maliyet düşüşleri sayesinde yenilenebilir enerjinin enerji arz güvenliği ve bağımsızlığı açısından kritik bir rol üstlendiğini söyledi. Türkiye’nin de bu küresel dönüşümde aktif bir rol üstlenmeyi hedeflediğini dile getiren Işık, Ulusal Enerji Planı kapsamında 2035 yılına kadar güneş enerjisinde 52,9 GW, hidroelektrikte 35,1 GW ve rüzgâr enerjisinde 29,6 GW kurulu güce ulaşılmasının öngörüldüğünü aktardı. Işık, bu hedeflerin Türkiye’nin artan enerji talebini karşılarken düşük karbonlu büyüme sürecini hızlandıracağını ve ülkeyi bölgesel bir temiz enerji merkezi konumuna taşıyacağını vurguladı. “Halka arz gelirinin %80-90’ı yeni yatırımlara yönlendirilecek” Metgün Enerji olarak yatırımlarını bu projeksiyonlar doğrultusunda şekillendirdiklerini söyleyen Işık, halka arzdan elde edilecek gelirin %80 ila 90’ının yatırımlarda kullanılacağını belirterek şunları söyledi: “Halka arzdan elde edeceğimiz kaynağın büyük bölümünü, büyüme stratejimiz doğrultusunda enerji portföyümüzü genişletecek ve operasyonel verimliliğimizi artıracak yatırımlara yönlendirmeyi planlıyoruz. Kaynakların yaklaşık %80 ila %90’ını; depolamalı GES ve RES projeleri, mevcut ve geliştirme aşamasındaki yenilenebilir enerji yatırımları, yurt içi ve yurt dışındaki stratejik yatırım fırsatları ile kamu kurumlarınca düzenlenecek kapasite tahsis ihaleleri kapsamında hayata geçirilecek projelerin finansmanında kullanmayı hedefliyoruz. Ayrıca hibrit tesis kurulumları ve kapasite artırıcı yatırımlarla mevcut santrallerimizin verimliliğini daha da yükseltmeyi amaçlıyoruz. Halka arz gelirinin %10 ila %20’lik kısmını ise işletme sermayemizi güçlendirmek için değerlendireceğiz. Böylece hem finansal esnekliğimizi artıracak hem de sürdürülebilir büyüme hedeflerimizi daha güçlü bir şekilde destekleyeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SOCAR’dan Master Plan İçin Stratejik Adım Haber

SOCAR’dan Master Plan İçin Stratejik Adım

Dünyanın önde gelen enerji şirketlerinden biri olan SOCAR, Türkiye’deki uzun vadeli petrokimya vizyonu doğrultusunda yatırım yapmayı sürdürdüğü Petkim’de stratejik bir adım daha attı. SOCAR ile küresel çapta deneyim ve bilgiye sahip mühendislik firması Technip arasında 9 Temmuz tarihinde Bakü’de İyi Niyet Anlaşması (MoU) imzalandı. 61 yıllık deneyimiyle Türkiye’nin ilk ve tek entegre petrokimya üreticisi olan Petkim’de yürütülen Master Plan projesi kapsamında Pre-FEED (Ön Uç Mühendislik Tasarımı Hazırlığı) sürecinin 2025 yılı sonunda başarıyla tamamlanmasının ardından FEED (Ön Uç Mühendislik Tasarımı) aşamasına geçilmesi için hazırlıklar başlamıştır SOCAR’ın Technip ile imzaladığı İyi Niyet Anlaşması’nı takiben Petkim’in FEED süreci ile ilgili anlaşmaları 2026 yılının 3. çeyreğinde tamamlayarak FEED çalışmasına başlanması planlanıyor. FEED süreci, büyük ölçekli sanayi projelerinde nihai yatırım kararı öncesindeki en kritik mühendislik aşamalarından biri olarak kabul ediliyor. Bu süreçte projenin teknik tasarımı, mühendislik çözümleri, teknoloji seçimi, maliyet tahminleri, uygulama planı ve ekonomik fizibilitesi detaylı şekilde değerlendirilecek. Çalışmalardan elde edilecek çıktılar, Petkim Master Plan kapsamında değerlendirilecek olası yatırım kararına teknik ve ticari temel oluşturacak. Petkim Genel Müdürü ve SOCAR Türkiye Rafineri ve Petrokimya İş Birimi Başkanı Kanan Mirzayev, “Petkim Master Plan projesi, Türkiye'nin en köklü ve en büyük petrokimya üreticisi Petkim'i önümüzdeki 50 yıla hazırlama ve Türkiye’nin petrokimya gücünü gelecek nesillere taşımayı hedefleyen bir stratejik yatırım projesidir. Petkim Master Plan ile Petkim'i, sektörün uzun vadeli ihtiyaçları doğrultusunda daha rekabetçi, daha sürdürülebilir ve daha yüksek katma değerli bir üretici yapmayı hedefliyoruz. Petkim’in mevcut altyapısına entegre şekilde tasarlanan bu projeyi aynı zamanda yeni teknolojiler, çevre dostu üret im modelleri, yerli hammadde kullanımı ve rafineri entegrasyonunu esas alan bir sanayi dönüşümü olarak görüyoruz. Bu çalışmayı yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, Türkiye petrokimya sektörünün uzun vadeli geleceğine yönelik stratejik bir dönüşüm vizyonu olarak değerlendiriyoruz. Master Plan projesi, başladığımız ilk günden bu yana planladığımız doğrultuda başarıyla devam ediyor. FEED sürecine geçişi de en önemli adımlardan biri olarak görüyor, Technip ile imzalanan bu iyi niyet anlaşmasının hayırlı olmasını diliyoruz. Bu süreçte Petkim Master Plan’ın teknik ve ekonomik parametrelerini uluslararası standartlarda detaylandırmayı, olası yatırım kararına sağlam bir mühendislik ve fizibilite altyapısı oluşturmayı amaçlıyoruz. Projemizin, Türkiye’nin petrokimya sektöründe liderliğimizi pekiştireceğine, global ölçekte ise daha da güçlü bir oyuncu olmamıza katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi. Master Plan projesi ile Petkim’in mevcut üretim altyapısının uzun vadeli sürdürülebilirliği desteklenirken, rafineri-petrokimya entegrasyonunun güçlendirilmesi amaçlanıyor. Aynı zamanda üretim teknolojilerinin modernizasyonu ve Türkiye'nin petrokimya alanındaki rekabet gücünün artırılması hedefleniyor. FEED sürecine geçilmesi ise bu vizyonun hayata geçirilmesi yolunda önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MSC Cruises Türkiye’den Sektörde Bir İlk Haber

MSC Cruises Türkiye’den Sektörde Bir İlk

Dünyanın lider cruise markalarından MSC Cruises, Türkiye pazarında müşteri deneyimini ve dijital satış kanallarını yeniden tanımlayan önemli bir adım attı. MSC Cruises Türkiye tarafından hayata geçirilen yeni web sitesi, Türkiye’de cruise tatili planlamasında ilk kez uçtan uca online rezervasyon yapılabilen dijital satış platformu olarak öne çıkıyor. Bu gelişme, Türkiye’de yıl boyu kesintisiz konumlandırdığı gemilerinin yanı sıra Türkiye cruise pazarında dijitalleşme açısından bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Cruise rezervasyonunda yeni dönem: Uçtan uca dijital deneyim Yeni platform ile kullanıcılar artık yalnızca bilgi almakla kalmıyor; aynı zamanda tüm rezervasyon sürecini baştan sona online olarak tamamlayabiliyor. Kullanıcılar web sitesi üzerinden: Cruise rotalarını detaylı olarak inceleyebiliyor Gemi ve kabin seçeneklerini karşılaştırabiliyor Güncel kampanyalara erişebiliyor Fiyatları görüntüleyebiliyor Ve doğrudan online rezervasyon yapabiliyor Mobil uyumlu altyapı sayesinde tüm süreçler her cihazdan kesintisiz şekilde yönetilebiliyor. Türkiye cruise pazarında stratejik yatırım Türkiye’de cruise turizmine olan talebin istikrarlı şekilde artması, markaların dijital satış altyapılarını güçlendirmesini hızlandırıyor. MSC Cruises Türkiye’nin yeni web sitesi de bu kapsamda, pazara yönelik uzun vadeli stratejik bir yatırım olarak konumlanıyor. Platform, bireysel yolcular için daha hızlı, daha erişilebilir ve daha şeffaf bir rezervasyon deneyimi sunmayı hedefliyor. MSC Cruises Türkiye Ülke Müdürü Işın Hekimoğlu, yeni platformla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Bugünün yolcuları seyahatlerini hızlı, şeffaf ve tamamen dijital bir deneyimle planlamak istiyor. Türkiye pazarında değişen tüketici davranışları ve dijitalleşme beklentileri, seyahat planlama süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Biz de MSC Cruises Türkiye olarak bu dönüşüme uyum sağlayan değil, onu yönlendiren bir yapı kurmayı hedefledik. Online rezervasyon altyapısına sahip yeni web sitemiz ve yakında devreye alacağımız Türkçe dil seçeneği, bu yaklaşımın somut bir yansımasıdır.” Türkiye’de cruise deneyiminde dijitalleşme hızlanıyor Küresel cruise turizmi büyümesini sürdürürken, Türkiye pazarı da özellikle Akdeniz rotalarına olan ilgiyle dikkat çekiyor. Dijital rezervasyon alışkanlıklarının artması, sektörde kullanıcı beklentilerini de yeniden şekillendiriyor. MSC Cruises Türkiye’nin yeni web sitesi, bu değişen beklentilere yanıt vermek üzere tasarlanarak cruise tatili planlamasını daha hızlı, daha sade ve daha erişilebilir hale getiriyor. MSC Cruises hakkında MSC Cruises, dünyanın en büyük üçüncü kruvaziyer şirketi ve Avrupa pazar lideridir. Aynı zamanda Kuzey Amerika’da güçlü ve giderek büyüyen bir varlığa sahiptir. 23 modern gemiden oluşan filosuyla beş kıtada seferler düzenleyen küresel marka, misafirlerine dünya genelinde 100’den fazla ülke ve 300’den fazla destinasyonu keşfetme fırsatı sunarken unutulmaz anılar ve seçkin misafirperverlik deneyimi yaşatmaktadır. Türkiye’de 20 yılı aşkın süredir ofis olarak faaliyet gösteren ve yaz-kış kesintisiz olarak Türkiye limanlarından hareketli programlar gerçekleştiren tek kruvaziyer şirketidir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul’da Kritik Enerji Zirvesi: Stratejik Yatırımlar ve Güvenlik Gündemde Haber

İstanbul’da Kritik Enerji Zirvesi: Stratejik Yatırımlar ve Güvenlik Gündemde

Hürmüz krizi gibi bölgesel gerilimlerin giderek arttığı bir süreçte İstanbul, doğal kaynaklar alanında önemli bir zirveye hazırlanıyor. İNRES 2026, 22 Mayıs’ta Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın ev sahipliğinde düzenlenecek zirvenin açılışını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yapacak. Ayrıca Bakan Bayraktar da açılış töreninde katılımcılara hitap edecek. 45 Ülkeden Katılım Konuya ilişkin sosyal medya hesaplarından bir paylaşım yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle bu yıl ikincisini gerçekleştireceğimiz İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi başlıyor. 9 ülkeden 7 bakan ve 3 bakan yardımcısının yanı sıra 45 ülkeden enerji ve maden sektörü temsilcileri, uluslararası kuruluşlar, akademisyenler ve iş dünyasının önde gelen isimleri; küresel enerji güvenliğinden stratejik yatırım modellerine, hidrokarbonlardan kritik minerallere kadar sektörün geleceğini ele almak üzere bir araya gelecek. Ortak akılla, zorlu zamanlarda daha güvenli bir gelecek inşa etmek adına 22 Mayıs'ta İstanbul’da buluşuyoruz.” dedi. Bakanlar ‘Enerji Güvenliğini’ Konuşacak Zirvede 3 ayrı oturum düzenlenecek. Zirvenin en önemli konu başlıklarından biri ‘enerji güvenliği’ olacak. Bu kapsamda, “Değişen Küresel Manzarada Enerji Güvenliği: Bağlantısallık ve İşbirliği” başlıklı bir Bakanlar Oturumu gerçekleştirilecek. Söz konusu oturumda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yanı sıra Azerbaycan Enerji Bakanı Parviz Shahbazov, Bulgaristan Enerji Bakanı Iva Petrova, Gürcistan Ekonomi ve Sürdürülebilir Kalkınma Bakanı Mariam Kvrıvıshvılı, Libya Petrol ve Gaz Bakanı Khalifa Rajab Khalifa Rajab Abdulsadıq, Moldova Enerji Bakanı Dorin Junghietu, Nijerya Katı Mineraller Geliştirme Bakanı Oladele Henry Alake ile Somali Petrol ve Maden Kaynakları Bakanı Dahir Shire Mohamed yer alacak. Yatırım Stratejileri de Gündemde Zirvenin önemli konularından biri de finansman ve yatırım olacak. Bu çerçevede, zirvede “Belirsizliği Yönetmek: Hidrokarbonlar ve Mineraller İçin Yatırım Stratejileri” başlığıyla bir oturum düzenlenecek. Bakan Yardımcıları ve uluslararası enerji şirketlerinin CEO’larının bir araya geleceği oturumda enerji ve maden sektöründeki yatırım fırsatları, finansman modelleri ve küresel ekonomik gelişmeler değerlendirilecek. Söz konusu zirvede; Suriye Petrolden Sorumlu Enerji Bakan Yardımcısı Sn. Giyas Dıyap, Sonatrach CEO’su Noureddine Daoudı, Subsea 7 Conventional Kıdemli Başkan Yardımcısı Olivier Blarıngham, TÜPRAG Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yilmaz ve EDISON Başkan Yardımcısı Fabrizio Mattana yer alacak. Zorluklar ve Fırsatlar Değerlendirilecek Zirvede, “Dönüşümü Tasarlamak: Zorluklar ve Fırsatlar” başlıklı bir oturum da düzenlenecektir. Söz konusu oturumda enerji ve yatırım politikalarında devletlerin üstlenmesi gereken roller tartışılacak. Katılımcılar, enerji dönüşümü sürecinde kamu politikalarının önemini, finansmanı ve ülkeler arası iş birliği imkanlarını ele alacak. Söz konusu zirvede; Bulgaristan Enerji Bakan Yardımcısı. Kiril Temelkov, Romanya Enerji Bakanlığı Devlet Sekreteri Cristian Silviu Buşoi, EPİAŞ CEO’su Taha ARVAS, Dünya Bankası Kıdemli Enerji Ekonomisti Claire Nicolas, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Türkiye Başkan Yardımcısı Mehmet Erdem Yaşar yer alacak. İkili Görüşmeler Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, İNRES 2026’ya iştirak eden konuk bakanlar ile ikili görüşmeler de gerçekleştirecek. Bu görüşmelerde, ülkeler arasındaki mevcut ve potansiyel iş birliği konularının görüşülmesi bekleniyor. Ayrıca, zirve marjında bazı anlaşmalara da imza atılması öngörülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Margün Enerji’den Dev Hamle: 505 MW’lık Jeotermal Ruhsatların Tamamı Alındı Haber

Margün Enerji’den Dev Hamle: 505 MW’lık Jeotermal Ruhsatların Tamamı Alındı

Borsa İstanbul’da işlem gören Margün Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. (MAGEN), Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamayla jeotermal enerji alanında kritik bir eşiği geçtiğini duyurdu. Şirket, Denizli ve Manisa’da bulunan toplam 505 MW kurulu güç potansiyeline sahip 9 jeotermal kaynak ruhsatının tamamını devraldı. 505 MW’lık dev yatırım tamamlandı Margün Enerji’nin daha önce duyurduğu stratejik yatırım kapsamında, söz konusu ruhsatların 8’inin devri tamamlanmıştı. Şirket, kalan son ruhsatın da 22 Nisan 2026 itibarıyla devralındığını açıkladı. Böylece proje kapsamında planlanan tüm jeotermal kaynak lisansları portföye dahil edilmiş oldu. Bu gelişme, şirketin yenilenebilir enerji yatırımlarında önemli bir aşamayı geride bıraktığını gösteriyor. Yeni şirket kuruldu: Margün Jeotermal Enerji Yatırımların hayata geçirilmesi için yapı da oluşturuldu. Açıklamaya göre: 100 milyon TL sermayeli Margün Jeotermal Enerji Üretim A.Ş. kuruldu Şirketin büyük hissesi Bosphorus Yenilenebilir Enerji üzerinden kontrol ediliyor Yapıya Naturel Holding ve Pardus Portföy de dahil oldu. Bu ortaklık modeli, projenin finansman ve büyüme açısından güçlü bir zemine oturduğunu ortaya koyuyor. Gelir potansiyeli dikkat çekiyor Yatırımın en çarpıcı tarafı ise finansal projeksiyonlar. Şirketin paylaştığı verilere göre: Yıllık üretim: 3,86 milyar kWh elektrik İlk 5 yıl (YEKDEM dahil): Yıllık gelir: yaklaşık 462,8 milyon dolar FAVÖK: yaklaşık 370,2 milyon dolar Sonraki dönem: Yıllık gelir: yaklaşık 405 milyon dolar FAVÖK: yaklaşık 324 milyon dolar Toplamda ise 15 yıllık YEKDEM süresince: 6,36 milyar dolar gelir 5,09 milyar dolar FAVÖK öngörülüyor. Bu rakamlar, yatırımın şirket için uzun vadeli ciddi bir nakit akışı yaratma potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor. Devlet alım garantisi avantajı Projede dikkat çeken bir diğer unsur ise YEKDEM kapsamında alım garantisi. Buna göre: İlk 5 yıl: ortalama 12,50 cent/kWh Sonraki yıllar: ortalama 10,50 cent/kWh fiyatla elektrik satışı yapılacak. Bu model, yatırımın gelir tarafında öngörülebilirlik sağlarken, riskleri de önemli ölçüde azaltıyor. Margün Enerji için ne anlama geliyor? Bu hamle, Margün Enerji’nin sadece güneş ve diğer yenilenebilir alanlarda değil, jeotermal enerji tarafında da güçlü bir oyuncu olma hedefini ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB Türkiye 2026’ya Stratejik Yatırım Hedefleriyle Adım Atıyor Haber

ABB Türkiye 2026’ya Stratejik Yatırım Hedefleriyle Adım Atıyor

İsviçre merkezli elektrifikasyon ve otomasyon teknolojileri lideri ABB; 2025 yılında, Türkiye’deki operasyonlarında güçlü finansal performansı, 100’den fazla ülkeye gerçekleştirdiği ihracat ve beklentilerine paralel gelişen genel performansı ile dikkat çekti. Şirket, 2026 yılını ise Türkiye için bir “yatırım yılı” olarak konumlandırıyor. Türkiye’de yaklaşık 900 çalışanıyla faaliyet gösteren ABB, elektrik altyapısının modernizasyonundan endüstriyel otomasyona, yenilenebilir enerji entegrasyonundan robotik uygulamalara kadar geniş bir alanda çözümler sunuyor. Ayrıca Dilovası, Tuzla, Bursa ve İzmir’deki tesislerinden yürüttüğü ihracat operasyonlarıyla ABB’nin global tedarik zincirinde önemli bir rol üstlenen ABB Türkiye, 2025 yılını beklentilere paralel bir performans ile geride bırakıyor. ABB Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Başar Vural, 2025’in zorlu ama beklentileri doğrultusunda bir yıl olduğunu belirterek; “ABB daha sürdürülebilir ve kaynaklar açısından verimli bir gelecek için 140 yılı aşkın tecrübesiyle 100’den fazla ülkede elektrifikasyon ve otomasyon çözümleri sunan global bir teknoloji lideridir. Türkiye’de 42 yıldır yalnızca ürün sağlayan bir marka değil, sanayiye, altyapıya ve ekonomiye doğrudan katkı sunan müşterilerimiz için çarpan etkisi yaratan bir teknoloji ortağıyız. 2025 yılında da finansal olarak başarılı bir performans göstererek sektördeki konumumuzu güçlendirdik” ifadelerini kullandı. Türkiye’deki hedeflerinin hiçbir zaman sadece kârlılık olmadığını, temel hedeflerinin katma değer sağlamak ve büyümek olduğunu belirten Vural, 2026 yılında Türkiye’de önemli yatırımlara imza atmayı planladılarını açıkladı: “Türkiye, ABB’nin global stratejisinde Avrupa, Orta Doğu ve Afrika pazarları arasında stratejik bir köprü olarak konumlanıyor. De-globalizasyon döneminde dışa bağımlılığı düşük, ticarete elverişli ve fırsatlar barındıran bir ülke olarak öne çıkan Türkiye’de, 2026 yılında önemli yatırımları hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yatırımlarımızla tesislerimizi büyütmeyi ve ihracat kapasitemizi artırmayı hedefliyoruz. Sadece Türkiye’ye değil, bölge ülkelerine ve global operasyonlara hizmet eden bir teknoloji üssü olma planımızı güçlendirecek bu yatırımlar ile aynı zamanda ülkemize kazandırdığımız ekonomik katma değeri de artıracağız.” Robotikten çıkış, stratejik bir büyüme hamlesi ABB açısından 2025 yılındaki en önemli gelişmelerden biri robotik iş kolunu devretme kararı oldu. Vural, bu kararın stratejik bir güçlenme adımı olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Robotik alanında global pazar payımız güçlü olmasına rağmen, ABB için katma değerin elektrifikasyon, otomasyon, dijitalleşme ve endüstriyel yazılım gibi alanlarda çok daha yüksek olduğunu görüyoruz. ABB, günün ve geleceğin gereklilikleri ile çevik kararlar alabilen bir şirket; geçmiş örneklerde de olduğu gibi, bugün de kaynaklarımızı uzmanı olduğumuz günümüzün ihtiyacı ve geleceğin büyüme alanlarına yönlendiriyoruz.” Öte yandan son dönemde global olarak tüm faaliyet alanlarında ulaştığı sürdürülebilir yüksek kârlılık ile yıllık Operasyonel EBITA marjı hedef aralığını yüzde 16–19’dan yüzde 18–22’ye yükselttiğini açıklayan ABB, robotik iş kolunun devir sürecinin 2026 yılında tamamlanmasının ardından elektrifikasyon, hareket, otomasyon olmak üzere üç ana iş kolunda faaliyetlerine yoğunlaşacağını duyurdu. ABB Hakkında ABB daha sürdürülebilir ve kaynaklar açısından verimli bir gelecek için elektrifikasyon ve otomasyon çözümleri sunan global bir teknoloji lideridir. ABB, mühendislik ve dijitalleşme alanlarındaki uzmanlığını birleştirerek endüstrilerin yüksek performansta çalışırken daha verimli, üretken ve sürdürülebilir hale gelmesine katkıda bulunmaktadır. ABB’de biz buna ‘Engineered to Outrun’ diyoruz. ABB, 140 yılı aşkın geçmişe ve dünya çapında 115.000’den fazla çalışana sahiptir. Şirketin hisseleri SIX İsviçre Borsası (ABBN) ve Nasdaq Stockholm’de (ABB) işlem görmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Antalya'da Lara Atıksu Arıtma Tesisi’nde Çalışmalar Sürüyor Haber

Antalya'da Lara Atıksu Arıtma Tesisi’nde Çalışmalar Sürüyor

Yaklaşık 1,5 milyar TL yatırım bedeliyle Fransız Kalkınma Ajansı (AFD) kredisiyle hayata geçirilen projenin 2026 yılı Temmuz ayında tamamlanması hedefleniyor. Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, gerçekleştirdiği büyük ölçekli yatırımlarla kenti daha temiz, sağlıklı ve çevre dostu bir yapıya kavuşturmayı hedefliyor. Bu doğrultuda, Lara Atıksu Arıtma Tesisi’nde başlatılan kapasite artırımı çalışmaları devam ediyor. YAPILAR HIZLA TAMAMLANIYOR Lara Atıksu Arıtma Tesisi projesinde çalışmalar planlanan takvim doğrultusunda kesintisiz şekilde devam ederken, son çökeltme havuzlarında yürütülen imalatlar büyük ölçüde tamamlanarak bu ünitelerde son aşamaya geçildi. Anaerobik Bio-P havuzları ile trafo-jeneratör binasında sürdürülen imalatlar da tamamlanma noktasına ulaşmış durumda. Proje kapsamında ayrıca köpük haznesi, geri dönüş ve fazla çamur pompa istasyonu ile Anaerobik Bio-P dağıtma yapılarında planlanan betonarme imalatlar eksiksiz olarak tamamlandı. ELEKTRO-MEKANİK İMALATLAR BAŞLADI Tesis genelinde eş zamanlı olarak yürütülen çalışmalar kapsamında ön arıtma üniteleri ve son çökeltme havuzlarında elektro-mekanik imalatlara geçilerek tesisin en büyük hacimli yapısı olan havalandırma havuzlarında ise inşaat imalatlarında önemli ölçüde ilerleme sağlandı. Ayrıca tesis bünyesindeki yapılar arasındaki bağlantı borularında yürütülen çalışmalar büyük oranda tamamlanarak proje genelinde imalatlar planlanan hedefler doğrultusunda kesintisiz şekilde devam ediyor. ARITMA KAPASİTESİ İKİ KATINA ÇIKACAK Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte tesisin günlük ortalama arıtma kapasitesi 75.000 metreküpten 150.000 metreküpe, maksimum kapasitesi ise 200.000 metreküp/gün seviyesine ulaşacak. Böylece tesis, yaklaşık 1 milyon kişilik nüfusa hizmet verebilecek bir yapıya kavuşacak. Antalya’nın çevre sağlığına önemli katkı sağlayacak bu stratejik yatırım tamamlandığında, ASAT tarafından kentte sürdürülebilir atıksu yönetimi açısından büyük bir adım daha atılmış olacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.