Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Su

Kapsül Haber Ajansı - Su haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

UNICEF ‘Görünmez Krizler Çağı’nda Yaşayan   73 Milyon Çocuğa Ulaşmayı Hedefliyor Haber

UNICEF ‘Görünmez Krizler Çağı’nda Yaşayan 73 Milyon Çocuğa Ulaşmayı Hedefliyor

Çatışmalar, savaşlar, doğal afetler ve iklim krizi etkileri giderek artarken, UNICEF, 2026’da, 133 ülke ve bölgede, 200 milyondan fazla çocuğun olumsuz etkilenerek insani yardıma ihtiyaç duyacağını öngörüyor. Farklı kıtalarda etkileri çok yoğun doğal afetler görülürken çatışma ve savaşlar yaşanıyor, ekonomik istikrarsızlık derinleşiyor. Aynı anda birden çok krizin etkilerini yaşayan çocuklar ve aileleri, yerlerinden ediliyor, evlerinden uzaklaşmak zorunda kalıyor. Bu da, güvenli barınma zorluklarının yanı sıra, temiz suya ve besleyici gıdaya erişememe sorunlarını beraberinde getiriyor. Hijyen koşulları, bulaşıcı hastalıkların yayılmasına sebep olabiliyor. Ayrıca bu çocuklar, düzenli eğitim hizmetlerinden mahrum kalıyorlar. UNICEF’in 2025 yılı sonunda yayınlanan ‘Dünya Çocuklarının Durumu Raporu’na göre; düşük ve orta gelirli 130 ülkeden elde edilen veriler; her 5 çocuktan birinin, barınma, beslenme, temiz suya erişme, hijyen sağlama, eğitim ve sağlık hizmetlerinden faydalanabilme olarak belirlenen 6 kriterden en az 2’sinden yoksun yaşadığını ortaya koyuyor. Çatışmaların, uzun vadeli ruh sağlığı etkilerinin yanı sıra, çocuklukta yaşanan çok boyutlu yoksulluğu derinleştirdiği belirtiliyor. Rapora göre, kırılgan ve çatışmalardan etkilenen 31 bölgede, her 2 çocuktan biri ileri seviye yoksullukla mücadele ederken, bu oran çatışma olmayan bölgelerde düşüş gösteriyor. Çatışmalar, 30 yıl öncesinde göre, 2 kat daha fazla çocuğun hayatını etkiliyor. 1 milyar çocuk, giderek daha yoğun hissedilen iklim değişikliğinin etkisi altındaki coğrafyalarda yaşamını sürdürüyor. Deprem, sel gibi doğal afetler, yaşam alanlarının terk edilmesine sebep olurken, ani ve çok fazla ısı değişiklikleri düzenli eğitime önemli engel oluşturuyor. Dünyadaki çocuk popülasyonunun 2.3 milyar civarında olduğu düşünülürse çok yüksek oranda çocukların risk altında olduğu görülüyor. Raporda, çok boyutlu yoksulluğun Sahra Altı Afrika ve Güney Asya’da yoğunlaştığı belirtiliyor. Mart 2026’da yayımlanan Küresel Çocuk Ölümlerinde Düzeyler ve Eğilimler Raporu’na göre ise; 2024 yılında yaklaşık 4.9 milyon çocuk, beşinci yaş gününe ulaşamadan hayatını kaybetti. Bu ölümlerin büyük bölümü, kanıtlanmış ve düşük maliyetli müdahalelerle kaliteli sağlık hizmetlerine erişimle önlenebilir nitelikteydi. Rapor, 2000 yılından bu yana 5 yaş altı çocuk ölümlerinin yarıdan fazla azaldığını da gösteriyor. Bu da, düzenli yatırım yapıldığında, çocuk yaşam koşullarının iyileştirilebildiğini açıkça gösteriyor. Krizlerin sayısı ve sıklığı artarken, çocuklar, sebep olmadıkları krizlerin ilk ve en çok etkilenen mağdurları olmaya devam ediyorlar. Çatışmalar ve şiddet, salgın hastalıklar, yerinden edilme, iklimle ilgili acil durumlar ve doğal afetlerden en çok ve ilk etkilenen taraf her zaman çocuklar oluyor. ‘Görünmez krizler çağı’ milyonlarca çocuğun önlenebilir sebeplerden yaşamının kalıcı olarak zarar görmesine neden oluyor. Krizlerin sıklığı, yoğunluğu, belirsizlik süreleri arttıkça, gündeme gelemeyen, coğrafi veya kültürel olarak ilgi alanına giremeyen, yeni olmayan pek çok kriz göz ardı edilebiliyor. Yakın zamanda yaşanan krizler için daha geniş çaplı yardım çalışmaları sürdürülürken, savaş ve iklim krizi etkileri devam eden coğrafyalarda yerinden edilen milyonlarca çocukla ilgili farkındalık azalıyor. Bu durum, uzun süredir ekonomik/politik çalkantıların ortasında güvensiz yaşayan, düzenli olarak yer değiştirmek zorunda kalan çocuklarla ilgili kalıcı dönüşümü daha da zor hale getiriyor. UNICEF, Ocak 2026’da gerçekleşen Dünya Ekonomik Forumu’nda uzun süredir desteklenemeyen bölgeler için kamu ve özel sektör paydaşlarına birlik olma çağrısında bulundu. Dünyada her 5 çocuktan 1’i çatışma alanlarında, her 4 çocuktan 1’i açlıkla, 1 milyara yakın çocuk da iklim krizi etkilerine karşı yaşam mücadelesi veriyor. UNICEF, gönüllülük esasıyla sağlanacak destekleri, 133 ülke ve bölgede 73 milyon çocuğa hayati destek ve uzun soluklu dönüşüm çalışmalarına dönüştürmeyi hedefliyor. Önceliklendiğinde, somut gelişim görülüyor UNICEF Türkiye Milli Komitesi Genel Müdürü İnci Haseki, “Küresel veriler, 2000 yılından bu yana, 5 yaş altı çocuk ölümlerinin yarıdan fazla azaldığını; 2014-2024 yılları arasında, aşırı yoksullukla mücadele eden çocuk sayısının %19 azaldığını gösteriyor. Bu kazanımlar, düzenli yatırım yapıldığında, çocukların yaşam koşullarında iyileşme sağladığını açıkça gösteriyor. Şimdi, önümüzde daha önemli bir bariyer bulunuyor. Coğrafi olarak uzak ya da yakın fark etmez, özellikle ilgi alanımızda değilse odak dışında kalabiliyor. Oysa, Bangladeş, Haiti ve Etiyopya gibi ülkelerde çocuklar uzun süredir yoksulluk, açlık, iklim krizi yüzünden yaşanan sel ve kuraklıklardan kaçmak için evlerini terk ediyor, eğitim alacakları yerde, şiddete maruz kalabiliyorlar. UNICEF, dünyada, tüm paydaşlarıyla birlikte, önlenebilir sebeplerle çocukluklarını yaşayamayan milyonlarca çocuk için güvenli barınma, aşılama, temiz su sistemleri veya eğitim sağlayabilmek için çalışıyor. Görülmeyen, duyulmayan çocukların hayatını dönüştürmek için gönüllü olmak, düzenli bağış yaparak sağlanan katkılarla mümkün.” dedi. Bangladeş’te, uzun süredir devam eden mülteci krizi ve iklim kaynaklı felaketlerin şiddetlenmesiyle birlikte, dünyanın en büyük mülteci yerleşiminde yaşayan 1,2 milyon Rohingya mültecisi de dahil olmak üzere, tahminen 4,4 milyon insanın insani yardıma ihtiyacı bulunuyor. UNICEF, ortaklarıyla birlikte, Rohingya mültecileri ve ev sahibi topluluk çocuklarının güvenli eğitim alabilmeleri için, mülteci kamplarında ilk yangına ve iklim değişikliğine dayanıklı okulu inşa etti. Güney Sudan’da, süregelen çatışmalar, derinleşen ekonomik gerileme ve durmak bilmeyen seller sebebiyle, yaklaşık 5 milyon çocuk acil insani yardıma ihtiyaç duyuyor. Halihazırda kırılgan olan sağlık, eğitim ve sosyal hizmet sistemleri daha da zorlanıyor. UNICEF çalışmaları, temel sağlık hizmetleri ve hayat kurtarıcı tedavi hizmetlerinin yanı sıra anneleri güçlendirmeye odaklı programlarla, annelerin hayatta kalmalarının ötesine geçerek finansal bağımsızlığa ulaşmalarını destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ford Otosan’ın Güçlü Ekosistemi Sayesinde Türkiye Ekonomisi Kazanıyor Haber

Ford Otosan’ın Güçlü Ekosistemi Sayesinde Türkiye Ekonomisi Kazanıyor

Üretimden mühendisliğe, tedarik zincirinden bayilerine uzanan bu geniş etki alanı, Ford Otosan’ın sadece bir otomotiv şirketi değil, Türkiye ekonomisinin yaklaşık %1’ini temsil eden dev bir sanayi merkezi olduğunu ortaya koyuyor. Ford Otosan’ın yarattığı güçlü ekosistem sayesinde; üretimden istihdama, katma değerden makroekonomik ölçeğe kadar her alanda Türkiye ekonomisine rasyonel ve çok katmanlı bir katkı sağlanıyor. Türkiye’nin lider otomotiv şirketi Ford Otosan, üretimden ihracata, mühendislikten yan sanayiye uzanan kapsamlı ekosistemiyle Türkiye ekonomisinin en güçlü sanayi oyuncuları arasında yer alıyor. Türkiye otomotiv üretiminin yaklaşık 1/3’ünü gerçekleştiren Ford Otosan’ın yarattığı katma değer, yalnızca kendi faaliyetleriyle sınırlı kalmayarak tedarik zinciri, hizmet aldığı sektörler, çalışanları ve bayi ağı ve daha niceleri aracılığıyla ekonominin geneline yayılan çok boyutlu bir etki yaratıyor. Ford Otosan Ürettikçe Türkiye Üretiyor: 1 TL → 2,94 TL Sanayideki üretim çarklarını hareketlendiren Ford Otosan, tedarik zinciri ve yan sanayi üzerindeki etkisiyle toplam üretimi katlayarak büyütüyor. Şirketin gerçekleştirdiği her 1 TL’lik üretim, ekonominin genelinde toplam 2,94 TL’lik bir üretim hacmini tetikliyor. Bu veri, Ford Otosan’ın üretim gücünün sadece kendi fabrikalarıyla sınırlı kalmadığını, lojistikten metale, yazılımdan enerjiye kadar onlarca farklı sektörde üretimi büyüten bir "motor" vazifesi gördüğünü kanıtlıyor. Ekonomide Güçlü Kaldıraç Etkisi: 6,65 Katlık Katma Değer Ford Otosan’ın ekonomiye sağladığı en büyük katkılardan biri de yüksek katma değer yaratma kapasitesi. Şirketin GSYH’ye yaptığı her 1 TL’lik doğrudan katkı, ekosistemindeki çarpan etkisiyle Türkiye ekonomisine 6,65 TL olarak geri dönüyor. Bu kaldıraç etkisi, Ford Otosan’ın sanayide verimliliği artıran ve milli geliri besleyen stratejik bir güç olduğunu gösteriyor. İstihdamda 14 Katlık Dev Ekosistem İstihdam tarafındaki veriler, Ford Otosan’ın istihdam üzerindeki etkisini de net bir şekilde ortaya koyuyor. Ford Otosan bünyesinde yaratılan her 1 kişilik istihdam, Türkiye genelinde 14,47 kişilik bir iş gücü talebine karşılık geliyor. Tedarik zinciri ve hizmet sektörleri dahil edildiğinde toplamda 277 bin kişilik bir istihdam ağına dokunan şirket, Türkiye’nin en büyük istihdam platformlarından biri konumunda bulunuyor. Türkiye Ekonomisinin %1’i Ford Otosan Ekosistemiyle Şekilleniyor Ford Otosan, üretimden tedarik zincirine, istihdamdan yan sanayiye uzanan geniş faaliyet alanıyla Türkiye ekonomisi için önemli bir değer yaratıyor. Şirket, doğrudan ve dolaylı etkileriyle Türkiye’nin Gayrisafi Yurtiçi Hasılası’nın (GSYH) yaklaşık %1’ine karşılık gelen bir ekonomik büyüklüğü temsil ediyor. Ford Otosan’ın faaliyetleri; yalnızca kendi üretim hacmiyle sınırlı kalmayıp, birlikte çalıştığı tedarikçiler, iş ortakları ve desteklediği sektörler aracılığıyla ekonomide çarpan etkisi yaratan bir yapı ortaya koyuyor. Bu kapsamlı katkı, Ford Otosan’ın Türkiye’de sanayinin gelişimine, sürdürülebilir büyümeye ve istihdamın güçlenmesine olan uzun vadeli katkısını bir kez daha ortaya koyuyor. Güven Özyurt: “Sanayi, doğru kurgulandığında ekonominin tamamını büyüten bir güç haline gelir” Ford Otosan Genel Müdürü Güven Özyurt, Ford Otosan’ın ekonomik etkilerine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Ford Otosan yalnızca bir otomotiv üreticisi değil; Türkiye’de değeri büyüten, üretimi çoğaltan ve dönüşümü hızlandıran rasyonel bir güçtür. Biz büyüdükçe sadece kendi ölçeğimiz genişlemiyor; Türkiye otomotiv sektörü derinleşiyor, tedarik sanayi güçleniyor, hizmet sektörü gelişiyor, ihracat artıyor, istihdam yayılıyor ve ekonomide çok katmanlı bir etki oluşuyor. Bu bize aynı zamanda sanayinin doğru kurgulandığında yalnızca üretim yapmadığını; kalkınma, rekabetçilik ve toplumsal fayda da ürettiğini gösteriyor. Biz bu ülkenin ve insanlarının potansiyeline güveniyoruz. Önümüzdeki dönemde de vites küçültmeden teknoloji geliştirmeye, üretmeye ve değer yaratmaya devam edeceğiz.” Çok Sektörlü Yayılım: Sanayiden Hizmetlere Ford Otosan’ın ekonomik etkisi, yalnızca kendi üretim hacmiyle sınırlı kalmıyor; etrafında oluşan geniş sanayi ve hizmet ekosistemi üzerinden ekonomide zincirleme bir büyüme yaratıyor. Ford Otosan kauçuk-plastik, metal, enerji, inşaat, tarım ve madencilik gibi birçok sektörde ekonomik aktiviteyi tetikliyor. Şirketin tedarik zinciri, hizmet aldığı sektörler ve yan sanayisinin kendi içinde büyümesiyle ve diğer sektörler ile ekonomik aktiviteleri zincirleme olarak dolaylı etki yaratıyor. Bu büyüklük, şirketi yalnızca üretim yapan bir sanayi kuruluşu değil; ekonomide geniş tabanlı büyüme yaratan bir “çarpan mekanizması” haline getiriyor. Bu çarpan mekanizması milli gelire katkı, istihdam, üretim ve ekonomik katma değer olarak karşımıza çıkıyor. Ford Otosan’ın Türkiye’ye Olan Katkıları Ekonomik Etki Analizi Araştırması ile de Doğrulandı Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Orhan Erem Ateşağaoğlu ve Özyeğin Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökhan Özertan tarafından hazırlanan ekonomik etki analizi araştırması, Ford Otosan’ın Türkiye ekonomisinde yalnızca bir üretici olmadığını; sektörler arası etkileşimi güçlendiren ve ekonomik aktiviteyi zincirleme şekilde büyüten bir “ekosistem merkezi” olduğunu gösterdi. Onaylı 2024 finansal verileri ile yapılan araştırmada Ford Otosan’ın kauçuk-plastik sektöründen, elektrik- su- inşaat sektörüne, tarım madencilikten, fabrikasyon metal ürünlere kadar 12 farklı sektör ile girdi çıktı ilişkisi temel alınarak, şirketin Türkiye ekonomisine katkısı ve varlığı sebebi ile yarattığı katma değer doğrulandı. Çalışma, şirketin doğrudan üretim faaliyetlerinin ötesine geçen etkisini; yan sanayi, hizmetler ve tüketim üzerinden tetiklenen zincirleme ve dolaylı etkileri de merceğe aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İBB’den Tekirdağ’ın Su İhtiyacına Destek Haber

İBB’den Tekirdağ’ın Su İhtiyacına Destek

İmza törenine Aslan’ın yanı sıra Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu, İSKİ Genel Müdür Doç. Dr. Şafak Başa ve TESKİ Genel Müdürü Dr. Onur Özgül de katıldı. ”ZORLANARAK DA OLSA İZLEDİK” Burada konuşan Aslan, “Her birinize bugün hukuksuzca Silivri zindanlarında tutulduğu için aramızda olamayan İstanbul'umuzun seçilmiş belediye başkanı, cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun selam ve sevgilerini getirdim. Bugün birçok arkadaşımızla da duruşmayı izledik. Zorlanarak da olsa izledik. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanvekili olarak bu davada salona girmekte çeşitli sıkıntılar yaşansa da İstanbul dünyanın başkenti, Türkiye'nin göz bebeği. Dolayısıyla İstanbul'daki büyükşehir belediyesine yapılan her şey aslında Türkiye Cumhuriyeti'ne yapılmış gibi algılanabilir” dedi. “AKŞAM ÜLKESİYLE YATIYOR SABAH ÜLKESİYLE UYANIYOR” “Devletimizin kurumlarının ve bürokratlarımızı, siyasetçilerimizi, belediye başkanlarımızı gözümüz gibi korumamız lazım” diyen Aslan, şunları söyledi: “Ama bazen hatalar olabiliyor. Sonra devlet mutlaka kendini iyileştirebiliyor. Bugün de onu yaşadık. Aslında kıymetli başkanım hep olduğu gibi İstanbul'un ve Türkiye'nin hakkını savunmaya devam ediyor Silivri'de. Dün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğunda otururken nasıl sadece İstanbul için değil bütün Türkiye coğrafyası için mücadele ediyorsa, bugün geçici süreyle Silivri zindanında tutulsa bile Türkiye'nin her noktasında, her ilçesindeki konu Ekrem İmamoğlu'nun da birinci, önemli konusudur. Dolayısıyla akşam ülkesiyle yatıyor, sabah ülkesiyle uyanıyor. Cenabı Allah Ekrem İmamoğlu gibi ülkesini seven insanların sayısını milyonlarca yapsın ki çok daha iyi yerler ülkemiz gelsin. Bizler de Ekrem Başkanımızın emanetini taşıyanlar olarak yol arkadaşlarımla beraber, ilçe belediye başkanlarımız, İSKİ Genel Müdürümüz, Genel Müdür Yardımcılarımız, İBB Genel Sekreterimiz, Genel Sekreter Yardımcılarımız tüm bürokrat arkadaşlarımız ve 92 bin çalışanımız da emanete sahip çıkmaya çalışıyoruz. Mücadele ediyoruz. Hizmet etmeye devam ediyoruz, üretmeye devam ediyoruz.” ”ÜLKEYE HİZMET ETMESİNİ ENGELLEMEK DOĞRU DEĞİL” “Ekrem Başkan'ın verdiği emaneti bir kısım yetenekli ve çok çalışkan, başarılı bürokratlarımız ve belediye başkanlarımız tutuklu olsa da onların yol arkadaşları olan bizler, o emaneti Ekrem İmamoğlu'na yaraşır şekilde taşımaya, sürdürmeye devam ediyoruz. Burada önemli olan şey şu: Üretme kabiliyeti olan ve üretme yeteneği olan ve veriminin doruğunda olan insanların çeşitli sebeplerle ülkeye hizmet etmesini engellemeye çalışmak doğru değildir. Bu ülke için dünden bugüne Tekirdağ'da da İstanbul Büyükşehir’de de, Tekirdağ'ın ilçelerinde de İstanbul Büyükşehir'in ilçelerinde de kim bu ülke için İstanbul için, Tekirdağ için hizmet etmişse, emeği geçen herkese ve buradan tekrar teşekkür etmek istiyorum.” ”SU YOKSA YAŞAM YOK” “Su hayattır. Su yoksa aslında yaşam da yok demektir. Uzaya gidiyoruz diyorlar. Mars'a gidiyoruz diyorlar. İlk aradıkları şey ne? Su. Su varsa yaşam olabilir. Dolayısıyla gözümüz gibi korumalıyız. Su medeniyettir. Eğer su olmazsa medeniyet olmaz. İnsanlık suyu doğru kullanmayı öğrendiğinde aslında tarıma geçti ve tarım uygulamalarını yaptı. Uyarlığı kurdu. Su yoksa uygarlık da yok. Su kaynaklarını doğru yönetenler ayakta kaldı. Diğerleri bir şekilde yok oldu. Bizim de ülkemizin ayakta kalması, bu coğrafyanın ayakta kalması, iklim krizine rağmen güçlü bir devlet olabilmemiz için hem su kaynaklarımızı korumalı hem de suyu itinalı kullanmalıyız ve tasarruflu kullanmalıyız. Yani aslında bir insanın hayatta kalmasının en önemli şeyi su. Bunun için ne gerekiyorsa o yapılmalı. Bir medeniyetin yaşaması için suyu doğru kullanması ve yönetmesi çok kritik bir şey. Hele ki bu kuraklık döneminde aslında Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanımız anlattı. Aslında aynı problem İstanbul'da da yaşanıyor ama aldığımız tedbirlerle su sıkıntısı yaşatmadan yurttaşlarımıza 2025 yılını atlattık. 2026’yla ilgili de hiçbir tereddüdümüz yok. Hem Tekirdağ'ın ilgili biraz önce Başkanımın söylediği Ereğli ve civarında Kumbağı’nda hem de İstanbul'da 2026 yılında da Allah'ın izniyle bir sıkıntı yaşamadan geçeceğiz.” “BİZ VARSAK ÜLKEDE KİMSE UMUDUNU KESMESİN” “İstanbul'da ve Türkiye'de umut her zaman var. Biz varsak ülkede kimse umudunu kesmesin. Bugün tüm dünya kuraklık riskiyle karşı karşıya. Her yerde iklim krizi konuşuluyor. Bir taraftan da savaş ve savaşlar insanları yerinden yurdundan ediyor. Susuzluk her yıl milyonlarca insanın bulunduğu bölgeden başka bir bölgeye göç etmesini sağlıyor. Bizim de hikayemiz öyledir. Orta Asya'dan gelirken bir taraftan tarım toplumu olmaya çalışıp suya ve verimli topraklara ulaşmaya çalışırken bir taraftan da savaş var. Şimdi ülkemiz öyle bir risk altında ki coğrafyamızın tamamında savaş var. İran İsrail savaşını görüyorsunuz ve ülkemiz devletimiz büyük bir olgunlukla bu sürece bir çözüm yolu bulmaya çalışırken kendi içimizde mutlaka huzuru, barışı ve adaleti tecelli ettirmek durumundayız.” “İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR ÜNİVERSİTESİ BÜROKRATLARI” “Her konuşmamda ifade ettiğim için söylemek istiyorum. İstanbul çok kıymetli bir şehir ve Türkiye Cumhuriyeti'ni yöneten kadroların birçoğu önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde veya İstanbul Valiliği'nde veya da emniyetinde çalışan kıymetli kadrolar. Dolayısıyla siz İstanbul gibi bir şehrin, bir okulun, bir üniversitenin İstanbul Büyükşehir Üniversitesinin bu kadar yetenekli bürokratlarının Silivri zindanlarında tutmaya devam ederseniz sonuçta hep birlikte kaybedeceğiz. Dolayısıyla hiçbir şey için geç değildir. Yarın çok erken. Yarın sabahleyin erkenden kalkın. Bu bürokrat arkadaşlarımızın bir an önce bu savaş ortamında memleketine, milletine hizmet etmesini sağlamak lazım.” ”SU HEPİMİZİN ORTAK KADERİ” “Şehirlerimizin geleceği, ülkemizin geleceği bizim hem yetişmiş kadrolarımıza sahip çıkmamızla sağlanacak hem de bu iklim krizine karşı suyu doğru kullanmayı ve doğru yönetmeyi başarmamızla sağlanacak. Memleketimizin ve çocuklarımızın geleceği aslında söz konusu. Yani biraz önce dedik ya su hayattır. Dolayısıyla Gazi Mustafa Kemal Atatürk de bu ülkeyi çocuklara ve gençlere emanet etmişse onların geleceği için bizim bu cumhuriyete en önemli hizmetlerimizden biri, suyu korumak ve itinalı kullanmaktır. Bu aslında bu arada su bizim hepimizin ortak kaderi. Eğer su yoksa biz de göç etmek zorunda kalacağız. Doğduğumuz ve doyduğumuz toprakları korumanın birinci önceliği suyu korumaktır. İşte başarının kuralı kaidesi matematiği aslında çok belli. Hepimiz çalışarak geldik. Tırnaklarımızı da kazıyarak geldik. Ekrem İmamoğlu’nun geri dönüp baktığınızda ilçe başkanlığı, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı, Büyükşehir Belediye Başkanlığı her geldiği yerde büyük bir başarı hikayesi var ve milletin ona olan sevgisi ve saygısı var. Biz matematikle ve fenle de ülkeyi yönetmeyi becerebilmeliyiz. Doğru analiz, doğru plan, doğru yatırım, doğru iş birliği ve elbette yorulmadan çalışmak.” ”285 ŞANTİYEMİZ AKTİF DEVAM EDİYOR” “Atık sularımızın temiz su kaynaklarımıza karışmaması, enerji üretimi, taşkınların önlenmesi gibi birçok konuda yatırımlar yaptık ve bunu hem ekonomik krize, hem siyasal ve sosyal krize rağmen Ekrem İmamoğlu başkanlığındaki bürokrat arkadaşlarımızın büyük özverisiyle başardık. Hiçbir yatırımımızı durdurmadık. Her gün bir şey bitiyor. 285 şantiyemiz aktif halde devam ediyor. Açılış yapmayı yetiştiremiyoruz. Çünkü bir gün miting ya da eylemdeyiz. Bir gün Silivri'deyiz. Bir gün Çağlayan'dayız. Bir gün Vatan Caddesi'ndeyiz derken yığılan açılışlarımız var. Bu da İstanbul'un ve halkçı belediyeciliğin millete hizmet etmenin ne kadar özveri gerektiği ve bunu nasıl başarılı yaptığımızın da göstergesi diye düşünüyorum. Bugün ise İSKİ ve TESKİ arasında imzalayacağımız çok önemli bir protokol vesilesiyle aslında bir aradayız. Bugün burada Tekirdağ'la İstanbul arasında var olan köprüyü hayat köprüsü haline getiriyoruz. Çünkü su hayattır. Bir bardak su veren mekanı cennet olsun ya da aziz olsun. Derler ya, işte birbirimize böyle destek olan dostluklarımız ve kardeşliklerimiz var. Yapılacak olan bu işbirliği protokolü ile geleceğimizi dair çok kıymetli bir adım atmış olacağız.” “MARMARA’DA SU ORGANİZASYONUNU BİZE DEVREDİN” “Buradan da seslenmek isterim. Türkiye'nin en önemli ilindeyiz. Türkiye'nin göz bebeği. Dünyanın başkenti. Ortasından deniz geçen tek şehir. İşte onun belediye başkanı şurada. Üç beş kilometre ötede tutuklu. Eğer iklim krizi yaşıyorsanız eğer iklim krizini öngörüyorsanız biz Marmara Bölgesi'ndeki tüm su organizasyonunu yapmaya talip olduğumuzu, kadromuzun buna yeterli olduğunu hatta iki kat kadroya sahip olduğumuzu, çok yetenekli personel ve insan kaynağımızın olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla ülkede bir iklim krizi öngörülüyorsa devletimiz tarafından tüm Marmara Bölgesi'nin büyükşehir belediyeleri ve il belediyelerinin su organizasyonunu Devlet Su İşleri bize devrederse İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak elimizde yeterince yetişmiş kadromuz var. Her yere hizmet edecek durumdayız.” “BİR BUÇUK AYDA 4004 METRE İLE 11 KİLOMETRE İŞLEM YAPILACAK” “İşte Ekrem İmamoğlu'nun vizyonu bu. Kadro yetiştirmek kimin için? Devleti için. Dedim ya biraz önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi bir üniversite. En köklü ve en büyük kuruluşlarından birisiyiz ki İSKİ gibi belki dünyada bir veya iki tane köklü ve bu kadar güçlü kuruluş var. Ve insan kaynağı olarak da gerçekten büyük yetişmiş kadrolara sahibiz. Tekirdağ Marmaraereğlisi’nin su ihtiyacını karşılamak için Silivri'de bulunan Gümüşyaka Alt Depo Çıkışı Hattı üzerinde su teminini sağlayacağız. Tam 4004 metre. 1500 metreyi de Tekirdağ Belediyesi organize edecek ve şehrin içine dağılmak için 11 kilometre daha işlem yapılacak ve bunu tam bir buçuk ayda yapacağız diyoruz. İki Büyükşehir Belediyesi olarak. Dolayısıyla hep söylediğim yine bir şey var. Kimse bu ülkeden umudunu kesmesin. Yaklaşık on beş kilometre, on beş bin metrelik su hattının bir buçuk ayda yapıp devreye alacak belediye başkanları, bürokratlar varsa bu ülkeden kimse umudunu kesmesin. Geliyoruz ve her yeri düzelteceğiz Allah'ın izniyle.” ”BİZİM BELEDİYELERİMİZ DE DEVLET KURUMUDUR” “İnşallah kuraklık tehlikesini de beraber yeneceğiz. Suyun sınırı yok. Su akar. Kabına göre de şekil alır. Biz de suyu akıtacağız ve kabına göre şekil alacak. Şimdi suyu akıtacaklardan en başındaki kişi Silivri zindanında. Ama göreceksiniz gelecek ve su yolunu bulacak ve akacak ve gerekli yere gidip gerekli insanların umudu olmaya devam edecek. Suyu yönetmek, paylaşmayı ve birlikte hareket etmeyi gerektirir. Ortak geleceğimiz için tüm vatandaşlarımızın sağlıklı bir yaşam sürmesi için güvenli ve kesintisiz içme suyu temin etmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Protokolümüzü de inşallah bu konuda komşu şehirler arasında işbirliklerinin güçlenmesi adına güzel bir örnek olacak. Bu önemli iş birliğinin hayata geçmesinde emeği geçen Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanımız Candan Yüceer başkanımıza, tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür etmek istiyorum. Bazen söylüyorlar. Kimsiniz diye. Çok net. Biz Türkiye Cumhuriyeti Devletinin belediyeleriyiz. Yani bizim belediyelerimiz de diğer belediyeler gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir devlet kurumudur. Ekrem İmamoğlu da bu devlet kurumunun bir yöneticisidir.” ”DEVLET YÖNETİCİLERİ DE BİLİNÇLİ OLMALI” “Dolayısıyla belediye devlet midir değil midir? Bu ülkedeki her devlet kurumu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir kurumudur. Dolayısıyla tüm devlet kademesini yöneten devlet yöneticilerinin de bu bilinçli olmasını önemle buradan ifade etmek isterim. Halkımızın geleceği için yorulmadan gece gündüz çalışmaya buradaki belediye başkanlarımız, büyükşehir belediye başkanımız, bürokrat arkadaşlarımız, il başkanımız, ilçe başkanlarımızla beraber büyük bir mücadele vereceğiz. Düşünün bir ilçe başkanı düşünün sabahın sekizinde kalkıyor. Gecenin on ikisine kadar mücadele. Bir saat Silivri'nin içinde, bir saat Silivri Marmara Cezaevi Yerleşkesi'nde. Bir belediye başkanı düşünün. Tüm bu yükü tek başına taşımaya çalışıyor. Dolayısıyla onlara da buradan kocaman bir teşekkür etmek istiyorum.” “BİZ DE İSTANBULLULARA HİZMET EDİYORUZ” “Aslında bu projenin temeli geçtiğimiz sene bir kriz anında atıldı” diyen Candan Yüceer de “Çünkü biz korkunç bir küresel iklim değişikliğiyle beraber Tekirdağ'ımızda işte biz de göreve yeni gelmişiz. Bir su krizi yaşadık. Özellikle sahil şeritlerimizde yani Ereğli ilçemiz ve Süleymanpaşa'ya bağlı Kumbağ mahallemizde sahillerde özellikle yaz nüfusunun arttığı mahallelerimizde ilçelerimizde sorun yaşadık. Çünkü buraları yüzey surlarıyla beslediğimiz alanlardı. Burada Türkmenli göletimiz alg patlaması yaşadı. Tamamen kullanım dışı kaldı. Terfi istasyonları yaptık, işte ölü hacmi aldık ama onlar da bitince özellikle nüfusta onlarca katına çıkınca ki şimdi az önce de söylendi. Aslında Tekirdağ'ın suyu dediler. Yabancıya da gitmiyor. Biz de İstanbullulara hizmet ediyoruz. Dolayısıyla Ereğlimizin nüfusu bizim 30 bin. Ama yaz nüfusumuz başkanım burada 750 bini görüyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Cumhurbaşkanı adayımız sağ olsun Ekrem İmamoğlu bu noktada da her gün hala bu kardeşliğin bu dayanışmanın sürmesi için gerçekten üstün bir çaba sarf ediyor. Buradan da selam olsun. Silivri zindanında olan bütün yol arkadaşlarımıza inşallah en kısa zamanda da bu iş birliklerini hep beraber hayata geçireceğiz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnci Vakfı’ndan Sürdürülebilir Geleceğe Katkı Haber

İnci Vakfı’ndan Sürdürülebilir Geleceğe Katkı

İnci Vakfı, sürdürülebilirlik stratejisiyle uyumlu olarak bu sene dördüncüsünü düzenlediği “Hasat Hibe Programı” ile lisansüstü öğrencilerin hava, su ve toprak odağında; doğaya verilen zararı teknolojik çözümlerle onarmayı amaçlayan sürdürülebilirlik projelerini desteklemeyi sürdürüyor. IV. Hasat Hibe Programı’nın ana temaları, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda belirlenen 12. Sorumlu Üretim ve Tüketim ile 13. İklim Eylemi amaçları çerçevesinde şekilleniyor. Program temaları, tasarımdan üretim süreçlerine kadar sürdürülebilir ve teknolojik uygulamaların entegrasyonunu kapsıyor. Yenilikçi ve sürdürülebilir projeler geliştiren lisansüstü düzeyindeki öğrenciler, bu program sayesinde çalışmalarını daha geniş kitlelere ulaştırma fırsatı buluyor. İlk döneminden bu yana 18 şehirde, 25 üniversiteden, enerji ve endüstriyel verimlilikten iklim ve karbon yönetimine; nanoteknoloji ve çevre sensörlerinden gıda ve tarım teknolojilerine uzanan yaklaşık 100 projeye ulaşan program, akademi, sivil toplum ve özel sektör arasında güçlü ve sürdürülebilir bir iş birliği zemini oluşturdu. Başvurular 31 Mart 2026’ya Kadar Devam Ediyor Hasat Hibe Programı'na başvurular 31 Mart tarihine kadar www.incivakfi.org web sitesinde yer alan başvuru bağlantısı üzerinden alınıyor. Başvurular, öncelikle alanında uzman ve akademisyen jüri üyelerinden oluşan ön jüri tarafından değerlendirilecek ve ardından programa katılmaya hak kazananlar eğitim, mentorluk ve gelişim sürecinde dahil edilecekler. Sürdürülebilirlik Projelerine Nakdi, Geliştirici Destekler ve Özel Ödüller IV. Hasat Hibe Programı paydaşlarının desteğiyle, sürdürülebilirlik alanında kalıcı etki yaratmayı hedefleyen bir ekosistemi de güçlendirmeye devam ediyor. Program 1.500.000 TL’ye yakın nakdi destekle birlikte projelerin gelişimini güçlendiren bütüncül bir hibe yapısı sunuyor. Ön jüri değerlendirmelerini geçen projelere mentorluk, eğitim, webinar, ekosistem buluşmaları gibi geliştirici destekler ve program paydaşlarının sağladığı özel ödüller sağlıyor. Bu yılki özel ödüller arasında; Art Brand Atelier tarafından bir projeye sunulacak Girişim Markası Danışmanlığı, Bermuda Medya Ajansı tarafından bir projeye sunulacak Sosyal Medya Danışmanlığı, Erdem Kaya Patent tarafından bir projeye sağlanacak Patent Desteği ve farklı paydaşların tarafından sunulacak çeşitli katkılar yer alıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sürdürülebilirlik ve Kent Stratejileri Şube Müdürlüğü ise Hasat Zamanı Sürdürülebilirlik Sponsorluğu’nu üstleniyor. Geçtiğimiz yıl programda yer alan eğitim, mentorluk, girişim ve liderlik koçluğu, patent ve sosyal medya danışmanlığı ile katılımcılara yaratılan toplam değer yaklaşık 850.000 TL oldu. İnci Vakfı Güç Kaynağı Ece Elbirlik Ürkmez “Geçtiğimiz yıl Vakfımızın 40. Yılını kutladık. Cevdet İnci Eğitim Vakfı olarak, kurulduğumuz günden bu yana, geleceği düşünen, topluma, çevreye fayda sağlayan, üreten bireyler yetiştirmeyi ve bilimin ışığında yenilikçi çözümlerin geliştirilmesine destek olmayı kendimize ilke edindik. Üç yıldır Hasat Hibe Programı sayesinde birbirinden değerli, yenilikçi ve ilham verici projelere ev sahipliği yapmaktan büyük gurur duyuyoruz. Programımız sayesinde bugüne kadar yüze yakın projeye yol arkadaşlığı yaptık. Proje sahipleriyle sürekli iletişim halinde kalarak gelişim süreçlerini yakından takip ediyoruz. Ne mutlu bize ki programımızla yolu kesişen gençler, aldıkları hibelerin yanı sıra TÜBİTAK, TÜSİAD ve EIT gibi ulusal-uluslararası ekosistem paydaşlarından da çeşitli destekler ve ödüller alarak projelerini büyütmeye devam ediyor. Bizler, bu projelerin her birinin arkasındaki bilimsel düşüncenin ve eğitimin gücüne inanıyoruz. Geçtiğimiz yıl bu yolculukta bizlerle olarak gençleri destekleyen ve ödülleriyle programımızı zenginleştiren Erdem Kaya Patent, Bermuda Medya Ajansı, ReSkills Training, özel ödül desteği için Sürdürülebilir1İzmir'e, sürdürülebilirlik sponsorumuz olan İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ve tüm paydaşlarımıza da teşekkür ederiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KASKİ 2025 Yılı Yatırımları ve 2026 Yılı Yol Haritası Zirvesi Haber

KASKİ 2025 Yılı Yatırımları ve 2026 Yılı Yol Haritası Zirvesi

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, KASKİ’nin 2025 yılı yatırımlarının değerlendirildiği ve 2026 yılında planlanan proje ve hizmetlerinin masaya yatırılarak yol haritasının ele alındığı değerlendirme ve istişare toplantısı düzenledi. Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç başkanlığında tüm iştirakleri ile birlikte Kayseri’ye hizmet noktasında çalışmalarını hız kesmeden sürdürürken Büyükkılıç da hayata geçen yatırımlar ve planlanan projelere dair değerlendirme toplantılarına devam ediyor. Bu kapsamda Başkan Büyükkılıç, Kayseri Su ve Kanalizasyon İdaresi (KASKİ) Genel Müdürlüğü’nü ziyaret ederek 2025 yılı yatırımlarını değerlendiren ve 2026 yol haritasını ortaya koyan değerlendirme ve istişare toplantısı düzenledi. Büyükkılıç başkanlığında gerçekleşen toplantıya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ufuk Sekmen, KASKİ Genel Müdürü Yavuz Çağan, genel müdür yardımcıları ve daire başkanları katıldı. Toplantıda konuşan Başkan Büyükkılıç, KASKi Genel Müdürü Yavuz Çağan, genel müdür yardımcıları ve daire başkanlarına teşekkür etti. Büyükkılıç, “Hayırlı işlere imza atmaya devam ediyoruz. KASKİ denilince akla elbette en uygun fiyata kaliteli, nitelikli ve sürdürülebilen su ile birlikte yatırımlar gelir” dedi. “30 Büyükşehir İçerisinde En Uygun Fiyata Su Veren İkinci Büyükşehir” Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin, 30 büyükşehir içerisinde meskenlere en uygun fiyata su veren ikinci büyükşehir olduğunu hatırlatan Büyükkılıç, “O açıdan ekibimizi tebrik ediyorum. İnşallah bunun sürdürülebilirliğini sağlamak adına da mümkün olduğu kadar ek bir zam getirmeden su hizmetlerini sürdürmeyi amaçlayarak yatırımlarda Kayseri Büyükşehir Belediyesi olarak destek verdiğimizi ifade etmek istiyorum” diye konuştu. Büyükkılıç, KASKİ’nin bütçesinin yüzde 60’a yakın oranını yatırıma harcayan ve bu alanda yatırımdan yatırıma, hizmetten hizmete koşan bir hizmet anlayışı ortaya koyduğuna dikkat çekerek, “KASKİ, gerek atık suları ile ilgili yapılacak olan çalışmalarda, gerek içme sularıyla ilgili, gerekse yağmur sularıyla ilgili yeni yatırımlara imza atan bir anlayış içerisinde çalışıyor. İhtiyacı önemseyen, bir kişi de olsa içme suyuyla o insanların buluşmasını mutlak sağlama yönünde irade gösteren, insanı yaşat ki devlet yaşasın felsefesiyle de hareket eden böyle bir yatırımcı kuruluşumuz. Değerli genel müdürümüzün şahsında, uyum içerisinde her kademedeki kardeşimize yapmış olduğu bu verimli ve yüz akı olan hizmetlerden dolayı bir kez daha teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. “Yatırımdan Yatırıma, Hizmetten Hizmete Koşan Bir KASKİ’den Söz Ediyoruz” 2025 yılı yatırımları ve 2026 yılı planlamalarına dair değerlendirmelerde bulunduklarını ifade eden Başkan Büyükkılıç, şunları kaydetti: “2025 yılında yapılan yatırımları tekrar hatırlayarak moralimiz arttı. 2026’da yatırımlara atacağımız imzalarla ilgili elbette ki kendimizi de mutlu hissederek, onları gözden geçirdik. İnşallah şehrimizin her tarafında yatırımdan yatırıma, hizmetten hizmete koşan bir KASKİ’den söz ediyoruz. KASKİ, kendi imkânları ve ekiplerini en verimli şekilde işin içerisine dâhil ederek, abartılı ihalelere ya da israfa fırsat vermeden yatırımlarına imza atıyor.” GES Projeleri ile Hedef; Enerji Bağımlılığı Azalan Bir KASKİ Büyükkılıç, KASKİ tarafından sunulan hizmetlerde enerji konusunun önemine işaret ederek, “Neredeyse bütçesinin dörtte birine yakını enerji giderlerine ayrılıyor. Yatırımlar da ayrıca bir maliyet getiriyor. Bütün bunlarla birlikte enerji giderini karşılamak, kendi kendine yeten bir kurum olmasını sağlamak amacıyla da GES ve biyogaz projeleri ağırlıklı olmak üzere bu konularda da gerekli çalışmalarımızı yapıyoruz” ifadelerini kullandı. Büyükkılıç’tan 60 Milyon Euroluk Hibe ile Kayseri’ye Dev Yatırım Vurgusu KASKİ’nin mevcut atık su arıtma tesisini tüm donanım ve ekipmanlarıyla birlikte yenilediklerine de ayrı bir parantez açan Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, “25 yıl ileri biyolojik arıtma tesisi olarak istifade ettiğimiz ve yaklaşık 600 bin nüfusa hitap eden tesislerimizi tamamen yeniledik. Bu hizmetimizi almaya devam edeceğiz ama bütün bunların yanında şehrimiz gelişiyor, güzelleşiyor, nüfusumuz da 1 milyon 458 bin gibi bir rakama ulaştı. Böyle olunca 1,5 milyon nüfusa hitap edecek bir potansiyeli hayata geçirecek ikinci arıtma tesisimizi de 60 milyon euro gibi Sayın Cumhurbaşkanımızın, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı’mızın bizlere vermiş olduğu desteklerle İLBANK’ımızla yapmış olduğumuz protokol gereği, İslam Bankası’ndan aldığımız yüzde yüz hibe, yani şehrimize 3 milyar TL’lik bir yatırıma fırsat imkânı sağlandı. Muhtemelen ikinci altı ayda bu çalışmalar hızla başlar. Projemiz hazır ve gerekli ihale sürecini yürütüyoruz. Şehrimizi 2050 yılına kadar bu konularla ilgili hiçbir sıkıntı oluşturmadan geleceğe taşırız diye umuyor ve inanıyoruz” şeklinde konuştu. Başkan Büyükkılıç, yağmur suları ile ilgili de kent genelinde sorunları ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar yürüttüklerini paylaşarak, Kartal Kavşağı ve Bağlantı Yolları Projesi ile ilgili deplase çalışmalarını da hayata geçirdiklerini söyledi. “Bizim Felsefemizde Yakınmak Yok, Yekinmek Var” Büyükkılıç, “Bizim felsefemizde yakınmak yok, yekinmek var. Şikâyet etmek yok, sorunları gidermek var. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın felsefesiyle nasıl ki yol medeniyet diyorsak su olmazsa olmaz ve su hayattır diyor, gerekli hassasiyeti gösteriyoruz. Nereden baksanız KASKİ anlatılacak gibi değil” sözleri ile KASKİ personeline teşekkür ederek daha güzel hizmetler yapmaları temennisinde bulundu. Büyükkılıç’a, KASKİ’nin Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi Sertifikası Takdim Edildi KASKİ yerleşkesi içerisinde Veri Kurtarma Merkezi’ni hayata geçirdiklerini belirten Başkan Büyükkılıç, “Sayın genel müdürüm gurur tablomuza bir belge daha eklememize vesile oldu. Ekibi bir kez daha tebrik ediyor, teşekkür ediyorum” dedi. KASKİ ekibini tebrik ederken Büyükkılıç’a KASKİ Genel Müdürü Yavuz Çağan tarafından KASKİ’nin almaya hak kazandığı, Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi Sertifikası ve bayrağı takdim edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Contemporary’de Sanat, Doğa ve Bilim Dolu Atölyeler Haber

Borusan Contemporary’de Sanat, Doğa ve Bilim Dolu Atölyeler

Borusan Contemporary, minik sanatseverlerin baharı karşıladığı bu dönemde, yaratıcılıklarını keşfetmelerini sağlayacak zengin bir atölye programı hazırladı. 1, 8, 14, 15 ve 28 Mart tarihlerinde Perili Köşk’te düzenlenecek atölyelerde 4-6, 6-9 ve 8-12 yaş aralığındaki çocuklar; fotoğraf, mimari, ekoloji ve dışavurumcu oyun disiplinleriyle tanışma fırsatı buluyor. 1 Mart Pazar: Doğayla bağ kuran tasarımlar Mart ayı programı, atölyepikolo işbirliğiyle 1 Mart Pazar günü başlıyor. Saat 12.00’de 4-6 yaş grubu çocuklar ve ebeveynleri için düzenlenecek “Güvenli Yerim, Benim Ormanım” atölyesinde, Edward Burtynsky’nin doğa temalı fotoğrafları inceleniyor ve çocukların kendilerini mutlu hissettikleri üç boyutlu orman dioramaları tasarlanıyor. Saat 14.00’te 6-9 yaş arası çocuklar için gerçekleşecek “Bahara Açılan Pencere” atölyesinde ise çocuklar, sergideki “Doğa” bölümünden ilhamla karışık medya tekniğini kullanarak doğanın uyanışını betimleyen bahar manzaraları üretiyor. 8 Mart Pazar: İklim farkındalığı ve kuşbakışı keşif Borusan Contemporary ve Yuvam Dünya Derneği işbirliğinde 8 Mart Pazar günü gerçekleşecek atölyeler, 8-12 yaş arası çocuklara odaklanıyor. Saat 11.00’deki “Kuş Gözlemcisiyim” atölyesi, çocukları Burtynsky’nin fotoğraflarında gördükleri değişen coğrafyalara kuşların perspektifinden bakmaya çağırıyor. Oyun temelli ve interaktif gerçekleşecek bu atölye sonunda katılımcılara kuş gözlemcisi rozeti veriliyor. Saat 12.30’da başlayacak “Enerji Koruyucusu Atölyesi”nde ise çocuklar, yenilenebilir enerji kaynaklarını tartışarak temiz enerjiyle çalışan bir ev maketi tasarlıyor. 14 Mart Cumartesi: Hikâye Evi ile dışavurumcu oyun Borusan Hikâye Evi eğitmeni Dr. Bahar Gürey rehberliğinde 14 Mart Cumartesi günü gerçekleşecek atölyeler, çocukların duygu ve beden farkındalığına odaklanıyor. Saat 11.00’de 4-6 yaş arası çocuklar ve ebeveynleri için düzenlenen “Ormanın Kapısını Kim Çaldı?” atölyesinde, dışavurumcu oyun yöntemi, Orff-Schulwerk yaklaşımı ve bilinçli farkındalık birlikte kullanılıyor. Saat 12.45’te 6-8 yaş arası çocuklar için tasarlanan “Suya Bakan Basamak!” atölyesinde ise çocuklar, Hindistan’daki basamaklı kuyulardan ve Escher’in çizimlerinden ilhamla suyun, dengenin ve mimarinin dünyasını keşfediyor. 15 Mart Pazar: Işık, gölge ve mimari 15 Mart Pazar günü atölyepikolo yürütücülüğünde devam eden programda, saat 12.00’de 6-8 yaş arası çocuklar için “Biraz Daha Işık” atölyesi düzenleniyor. Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndaki Erwin Redl eserinden yola çıkan çocuklar, kendi ışık kutularını tasarlıyor. Saat 14.00’te 8-12 yaş arası çocuklar için gerçekleşecek “Bu Basamaklar Nereye İniyor?” atölyesinde ise Edward Burtynsky’nin “Su ve Tuz” serisi incelenerek geometrik formlarla kuyu maketleri üretiliyor. 28 Mart Cumartesi: Ormanın sırları ve yeraltı yolculuğu Mart ayının son etkinlikleri Borusan Hikâye Evi tarafından 28 Mart Cumartesi günü gerçekleştiriliyor. Saat 11.00’de 4-6 yaş arası çocuklar ve ebeveynleri “Yeşil Paltonun Sırrı” atölyesinde masal torbası, müzik ve hareket eşliğinde bir orman ekosistemini canlandırıp teraryumlar tasarlıyor. Saat 12.45’te 6-8 yaş arası çocuklar için düzenlenecek “Sessiz Ama Kıpır Kıpır” atölyesi ise çocukları bir madenin katmanlı yapısını ve yeraltının gizemli dünyasını dışavurumcu oyun ve dansla keşfetmeye yönlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Büyükşehir’den Fatsa’ya Dev Yatırımlar Haber

Büyükşehir’den Fatsa’ya Dev Yatırımlar

Özellikle yol ve su altyapısı konusunda hassas olan Başkan Güler, Fatsa ilçesinin yol ve su sorununu büyük ölçüde tamamladı. Başkan Güler, bunların yanısıra turizm, tarım, katı atık, çevre ve sosyal projeler uygulayarak Fatsa ilçesine verdiği önemi gösterdi. ORDU-AMASYA HATTI KADAR YOL YAPILDI Başkan Güler’in Fatsa ilçesine verdiği önem yatırım olarak döndü. 89 mahalleye sahip Fatsa’da, Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğunda 510 km yol ağı bulunuyor. Büyükşehir Belediyesi 7 yılda Fatsa ilçesinde 128 km sıcak asfalt, 42 km beton yol ve 101 km emülsiyon yol çalışması gerçekleştirdi. Bu rakam, Ordu’dan Amasya’ya ulaşan mesafeye eşit bulunuyor. Bunların yanısıra 18 km yol genişletmesi yapan Büyükşehir Belediyesi, 760 km yolda stabilize çalışmasını tamamladı. Büyükşehir Belediyesi ayrıca 1050 metre hendek temizliği gerçekleştirdi. ORDU’DAN ERZURUM’A KADAR İÇME SUYU HATTI İçme suyu altyapısı konusunda büyük ve yoğun bir çalışmaya imza atan Büyükşehir Belediyesi Fatsa ilçesinde 307 km içme suyu hattı ve 63 km kanalizasyon hattı, 4 km yağmur suyu hattı inşaatı gerçekleştirdi. Bu rakam Ordu-Erzurum arasındaki mesafeye eşit bulunuyor. Bu yatırımların yanısıra 10 adet içme suyu deposu ve 1 adet içme suyu arıtma tesisini tamamladı. 6 adet su alma yapısı, 1 adet foseptik ve 11 adet sondaj kuyusu açıldı. Su kesintilerine karşı 15 adet jeneratör ile kesintisiz su sistemi tesis edildi. VİZYON PROJELER FATSA’NIN ÖNEMİNİ ARTTIRDI Başkan Güler, yol, su ve altyapı konusunun dışında Fatsa ilçesine vizyon projeler kazandırdı. Özellikle turizm alanında Fener Adası’nı ve Gaga Gölü düzenlemesiyle ilçe turizmini öne çıkaran yatırımlara imza attı. Bunun yasında en büyük sorun olan katı atık sorununa son verdi ve 30 yıl boyunca çöp dökülen alanı kapattı. Karadeniz'in en büyük Kapalı Pazar Yeri’ni Fatsa’ya kazandıran Başkan Güler, Cumhuriyet Meydanını tamamladı. Bolaman’a ise oldukça büyük bir park alanı kazandırarak rantın önüne geçti. Başkan Güler tarım alanında Etlik Piliç Yetiştirme Tesisi ve Kanatlı Kesimhaneyi ilçenin tarım sektörünün hizmetine sundu. Bunun yanında Fatsa Hayvan Pazarı ve Doğu Karadeniz'in En Büyük Mezbahanesi’ni ilçeye kazandırdı. İştirak şirketi ORYAZ’ın elektronik su sayacı tesisine Fatsa’ya kuran Başkan Güler, OSKİ Genel Müdürlüğü’nü de Fatsa’ya taşıyarak verdiği önemi gösterdi. Üretim havzası haline getirilmesi için yoğun yatırımların yapıldığı Fatsa’da halen yuumurta üretim tesisi, yarka üretim tesisi ve damızlık düve merkezleri inşaatları devam ediyor. Başkan Güler, görevde bulunduğu süre içerisinde Fatsa ilçesine gerçekleştirdiği yatırım miktarı 3 milyar 400 milyon lira olarak netleşti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.