Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Su Ayak İzi

Kapsül Haber Ajansı - Su Ayak İzi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su Ayak İzi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Avrasya Tüneli'nde Döngüsel Tasarım Örneği Haber

Avrasya Tüneli'nde Döngüsel Tasarım Örneği

Dünya, baştan sona bir dönüşüm hikayesidir. Doğada hiçbir şey olduğu gibi kalmaz; taş aşınır toprak olur, ağaç yaşlanır toprağa karışır, su buhara dönüşür, mevsimler birbirinin içinden geçerek yeni başlangıçlara kapı aralar. İnsan eliyle üretilen nesneler de bu döngünün dışında değildir. Kimi zaman kırılır, yırtılır, eskir ya da işlevini yitirir. Oysa her son, yeni bir başlangıcın ihtimalini içinde taşır. Çünkü gerçek dönüşüm, bir nesnenin yalnızca biçimini değil, ona yüklenen anlamı da yeniden yaratabilmektir. Bu hikayenin başlangıcı da doğanın küçük ama beklenmedik bir dokunuşuyla oldu. Bir karganın düşürdüğü taş nedeniyle zarar gören ve enerji üretme işlevini kaybeden güneş paneli, Avrasya Tüneli tarafından atığa dönüştürülmek yerine yeniden değerlendirilmek üzere sanatçı ve akademisyen Dr. Işıl Eğrikavuk’la buluşturuldu. Sürecin merkezinde yalnızca panelin dönüşümü değil, çalışanların da bu dönüşümün bir parçası olması yer aldı. Işıl Eğrikavuk’un çalışanlarla gerçekleştirdiği atölyede, eserin taşıyacağı ortak niyetler ve yerleştirmede kullanılacak bitkiler birlikte belirlendi. Böylece panel, bu kez güneşten aldığı ışığı enerjiye dönüştürmek için değil; sürdürülebilirlik, yaratıcılık ve döngüsel yaşam fikrine ilham vermek için bir sanatçının elinde yeniden hayat buldu. Eğrikavuk: Bu yerleştirme birlikte düşünmenin yaşayan bir daveti Esere, “Birlikte: Diyalog Çemberi” adını veren Işıl Eğrikavuk, eseri şöyle anlatıyor: “Eser, Avrasya Tüneli çalışanlarıyla birlikte gerçekleştirilen bir sürecin sonucunda ortaya çıkan, yaşayan bir katılımcı sanat yerleştirmesidir. Proje, kullanım ömrünü tamamlamış bir güneş panelini yeniden işlevlendirerek sohbeti, karşılaşmayı ve birlikte düşünmeyi teşvik eden ortak bir buluşma alanına dönüştürür. Yerleştirmede bulunan bitkiler ve toprakta yer alan kelimeler, çalışanlarla gerçekleştirilen atölyede birlikte üretilen değerleri ve ortak niyetleri temsil ediyor. Bu eser zamanla değişir, büyür ve onu kullanan insanların hikayeleriyle yaşamaya devam eder. Bu yerleştirme, birlikte düşünmenin ve bakım vermenin yaşayan bir davetidir.” Avrasya Tüneli Genel Müdür Yardımcısı Murat Gücüyener: Kullanım ömrünü tamamlayan malzemeye yeni bir değer kazandırdık Eserin, 28 Temmuz 2026, Salı gerçekleştirilen açılışında Avrasya Tüneli çalışanları birlikte eserin etrafına tohum ekti. Böylece ‘Birlikte: Diyalog Çemberi’ zamanla büyüyen, değişen ve Avrasya Tüneli çalışanlarının katkısıyla yaşamaya devam eden bir bahçe ve diyalog alanına dönüşecek. Avrasya Tüneli’nin sürdürülebilirlik çalışmalarını ve bu çalışmaların güneş panelinin dönüşüm hikayesine nasıl ilham verdiğini anlatan Avrasya Tüneli Genel Müdür Yardımcısı Murat Gücüyener, süreçle ilgili şunları söylüyor: "Avrasya Tüneli, tasarımdan inşaata ve işletme sürecine kadar her aşaması sürdürülebilirlik yaklaşımıyla ele alınan bir proje. Bu anlayış, yatırımcılarımız Yapı Merkezi ve SK ecoplant'ın kurumsal kültürünü ve uzun vadeli vizyonunu da yansıtıyor. Çevresel, sosyal ve yönetişim ilkelerini odağına alan bu yaklaşım, bugün gerçekleştirdiğimiz her uygulamaya yön veriyor. İşletme binamız LEED Gold Sertifikası alacak şekilde tasarlandı ve inşa edildi. Elektrik tüketimimizin tamamını yenilenebilir kaynaklardan sağlayarak Uluslararası Yeşil Enerji Sertifikası (I-REC) ile belgelendirildik. Ayrıca 2021 yılından bu yana sera gazı emisyonlarımızı ISO 14064 standardına göre hesaplayıp uygun karbon kredileriyle dengeleyerek karbon nötr proje statümüzü koruyoruz. Bu yıl aldığımız ISO 14046 Su Ayak İzi Sertifikası ile su yönetiminde de uluslararası standartlara uyumumuzu güçlendirdik. Ancak sürdürülebilirlik bizim için yalnızca enerji verimliliği, karbon yönetimi ya da çevresel performans göstergelerinden ibaret değil. Aynı zamanda kaynakların yaşam döngüsünü yeniden düşünmek, kullanım ömrünü tamamlayan malzemeleri farklı bir değerle yeniden hayata kazandırmak ve bu süreçte insanı merkeze alan çözümler üretmek anlamına da geliyor. Bu yaklaşımla, zarar gören güneş panelini bir atık olarak değil, yeni bir hikayenin başlangıcı olarak gördük. Bir zamanlar temiz enerji üretimine katkı sağlayan bir panelin bugün çalışanları bir araya getiren, birlikte düşünmeyi teşvik eden yaşayan bir bahçe ve diyalog alanına dönüşmesi, sürdürülebilirliğin yalnızca teknik çözümlerden değil, aynı zamanda yaratıcılık, iş birliği ve ilham veren fikirlerden beslendiğini gösteriyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrasya Tüneli 2024 – 2025 Sürdürülebilirlik Raporu Yayınlandı Haber

Avrasya Tüneli 2024 – 2025 Sürdürülebilirlik Raporu Yayınlandı

İstanbul'un iki yakasını deniz tabanının altından karayolu tüneli ile birbirine bağlayan Avrasya Tüneli, yayımladığı 2024–2025 Sürdürülebilirlik Raporu ile çevresel, ekonomik, sosyal ve yönetişim alanlarında sağladığı somut katkıları kamuoyuyla paylaştı. Türkiye’den Yapı Merkezi ve Güney Kore’den SK Ecoplant tarafından Kamu Özel Sektör İşbirliği (KÖİ) modeli ile hayata geçirilen tünel, dokuz yıllık işletme döneminde 180 milyonun üzerinde yolculuk için güvenli ve kesintisiz hizmet sağladı. Tünel, bu dönemde zaman tasarrufu, yakıt tüketiminin azaltılması, emisyonların ve kaza maliyetlerinin düşürülmesiyle şehir içi mobilitenin iyileştirilmesi sayesinde Türkiye ekonomisine yaklaşık 2,6 milyar ABD doları katkı sağladı. Rapora göre, Avrasya Tüneli'nden 2025 yılında günlük ortalama 77 bin araç geçti. Bu rakam garanti edilen trafik miktarının yüzde 8 üzerinde gerçekleşirken, garanti üzerindeki her geçiş için kamu ile yüzde 30 gelir paylaşımı yapıldı. Öte yandan, Avrasya Tüneli, açıldığı günden bu yana toplam 180 milyon araç geçişine de güvenle ev sahipliği yaptı. Tünel, dokuz yıllık işletme sürecinde kullanıcılarına her bir geçiş için 77 dakika olmak üzere toplam 250 milyon saat zaman kazandırdı. Mesafeyi kısalttığı için 304 bin ton yakıt tasarrufu sağladı, 139 bin ton emisyon azaltıldı ve toplam 687 milyon araç kilometre azalımı ile kaza maliyetleri düşürüldü. Bütün bu kazanımlar birlikte değerlendirildiğinde, Avrasya Tüneli'nin ulaşımı kolaylaştıran bir proje olmanın yanı sıra, ülke ekonomisine ve şehir yaşamına değer üreten stratejik bir altyapı yatırımı olduğu görülüyor. Karbon nötr işletme anlayışı sürüyor Avrasya Tüneli, çevresel sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını da kararlılıkla sürdürüyor. Elektrik tüketiminin tamamını yenilenebilir kaynaklardan sağlayarak Uluslararası Yeşil Enerji Sertifikası (I-REC) alan Avrasya Tüneli, sera gazı emisyonlarını ISO 14064 standardına göre hesaplayıp uygun karbon kredileri ile dengeleyerek karbon nötr proje statüsünü 2024 – 2025 döneminde de devam ettirdi. Dokuz yılda gerçekleştirdiği sistem iyileştirmeleri sayesinde yıllık elektrik tüketimini yüzde 80 azaltarak 6,5 milyon kWh seviyesine düşüren tünel, çatı güneş enerjisi santrali ile de yenilenebilir enerji üretimine katkı sağladı. Tünel, bu yıl aldığı ISO 14046 Su Ayak İzi Sertifikası ile su yönetiminde de uluslararası standartlara uyumunu güçlendirdi. Patentli hareketli aydınlatma sistemi ani hız değişimlerini yüzde 69 azalttı Sürdürülebilir şehir mobilitesini destekleyen yenilikçi uygulamalardan biri olan ve kurum içinde geliştirilen Türk patentli Pacemaker (Hız Düzenleyici Hareketli Aydınlatma Sistemi), tünel içerisindeki ani hız düşüşü kaynaklı trafik sıkışıklıklarını yüzde 69, egzoz salımlarını ise yüzde 12'ye kadar azalttı. Trafik verimliliğini yüzde 8,5 artıran bu yenilikçi çalışma, geçtiğimiz yıl UNECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu) tarafından Özel Övgü ödülüne layık görüldü. İstanbul'un sürdürülebilir geleceğine katkı İnşaat ve işletme dönemleri boyunca tüm faaliyetlerini çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) ilkeleri doğrultusunda yürüten Avrasya Tüneli, bu yaklaşımı sonucunda kaliteli ve sürdürülebilir altyapı yatırımlarını teşvik eden Blue Dot Network (Mavi Nokta Ağı) Sertifikasını almaya hak kazanan dünyanın ilk projesi oldu. Avrasya Tüneli Operasyon Genel Müdür Yardımcısı Murat Gücüyener, tünelin iki kıtayı birbirine bağlayan bir altyapı yatırımı olmanın ötesinde; düşük karbonlu ulaşımı destekleyen, şehir içi erişilebilirliği artıran, afetlere karşı dirençli altyapısıyla İstanbul’un sürdürülebilir geleceğine katkı sağlayan stratejik bir şehircilik yatırımı olduğunu ifade etti. Gücüyener, şöyle devam etti: “INRIX Küresel Trafik Raporu’na göre İstanbul, dünyada trafikte en fazla zaman kaybeden şehirlerden biri. Avrasya Tüneli ise, her gün 80 binden fazla yolculuğa ev sahipliği yapıyor. Tünel, milyonlarca kullanıcı için öngörülebilir, hızlı ve güvenli bir kıtalar arası bağlantı demek. Trafik akışını, sistem performansını ve kullanıcı davranışlarını sürekli izliyoruz. Bu verilerle operasyonlarımızı gerçek zamanlı olarak uyarlıyor ve iyileştirmeler yapıyoruz. Böylece Avrasya Tüneli kullanıcılarına günlük 77 dakikalık zaman tasarrufu sağlıyoruz. Özetle, Avrasya Tüneli 16 milyonluk bir metropol için oyunun kurallarını değiştiren bir mobilite çözümü oldu. Dokuz yıldır olduğu gibi bundan sonra da sorumluluk ve güvenle kıtaları geleceğe bağlamaya devam edeceğiz.” İnsan odaklı kurum kültürü dünyaya örnek Avrasya Tüneli’nde finansal sürdürülebilirliği, çevresel, sosyal ve yönetişim unsurlarıyla birlikte yönettiklerine işaret eden Avrasya Tüneli Finans Genel Müdür Yardımcısı Sidem Yavrucu ise, 1,2 milyar ABD doları yatırım maliyetiyle hayata geçirilen tünelin dokuz yıllık işletme sürecinde ülke ekonomine 2,6 milyar ABD doları seviyesinde katkı sağladığını vurguladı. Yavrucu, “2023 yılı son çeyreğinde başlayan; 2024 ve 2025 yıllarında da devam eden gelir paylaşımı aşamasına geçmemiz, kamunun doğrudan fayda elde ettiği sürdürülebilir iş modeline dönüştüğümüzü gösteriyor” dedi. Sürdürülebilir başarının temelinde güçlü kurum kültürünün bulunduğuna da işaret eden Yavrucu, çeşitlilik ve kapsayıcılığı kurumsal yönetim anlayışının temel unsurlarından biri olarak benimsediklerini ifade etti. Yavrucu, bu kapsamda gerçekleştirilen çalışmalarla 2025 yılında Great Place to Work® Sertifikası’nı almaya hak kazandıklarını hatırlattı. Üst yönetimde yüzde 33, yönetici seviyesinde ise yüzde 50 kadın temsil oranıyla sadece ulusal değil uluslararası alanda da örnek kurum olarak gösterildiklerine değinen Yavrucu, “Tünelin faaliyet döneminde hiçbir etik ihlalin yaşanmamış olması da şirketin şeffaflık ve yönetişim yaklaşımını net olarak ortaya koyuyor” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borsan Kablo’dan Su Verimliliğinde Şeffaflık Adımı Haber

Borsan Kablo’dan Su Verimliliğinde Şeffaflık Adımı

40 yılı aşkın köklü geçmişiyle Türkiye’nin en büyük 400 sanayi kuruluşu ve TURQUALITY® Programı markaları arasında yer alan; dünya genelinde 100’e yakın ülkeye katma değerli ihracat gerçekleştiren Borsan Kablo, yeşil bir gelecek ve sürdürülebilir üretim hedefleri doğrultusunda adımlarını hızlandırıyor. Şirket, Merkez, Fabrika 1 ve inşaat aşamasındaki Fabrika 2 şubelerini kapsayan, şeffaflık ve sürdürülebilirlik ilkelerine dayalı 2025 Yılı Su Ayak İzi Envanter Raporu’nu yayımladı. Verimlilik Odaklı Yaklaşım Su Performansını Korudu Borsan Kablo 2025 Yılı Su Ayak İzi Envanter Raporu’nun, ISO 14046 ve TS ISO 14046:2014 standartlarına uygun, 'kapıdan kapıya' yaklaşım metodolojisiyle hazırlandığını ifade eden Borsan Kablo CEO’su Arbek Akay, “Sürdürülebilirliği bir iş modeli olarak benimsiyoruz. Bu kapsamda tüm operasyonel süreçlerimizde suyun da en küçük miktarının dahi israf edilmeden verimli kullanılmasını hedefliyoruz. 2025 yılı doğrudan su ayak izimizi titizlikle ölçümledik. Gerçekleştirdiğimiz su verimliliği odaklı uygulamalar sayesinde, baz yılımız olan 2023’e göre su ayak izimizde sağladığımız genel performans başarısını korumayı başardık" dedi. Son 3 raporlama yılı (2023, 2024 ve 2025) karşılaştırıldığında, 2024 yılında 2023 yılına oranla hem Mavi hem Gri Su ayak izinde yaklaşık yüzde 15 oranında azalma gerçekleşti. 2025 yılında ise, hem Mavi hem de Gri Su ayak izi 2023 yılı seviyesinin altında tutularak genel performans başarıyla korunmuş oldu. Borsan Kablo'nun 2025 yılı su ayak izi kırılımları şu şekilde gerçekleşti: Mavi Su Ayak İzi: 28 bin 924,535 metreküp / yıl Gri Su Ayak İzi: 46 bin 472,09 metreküp / yıl Tesis bünyesinde henüz yağmur suyu toplama hattı bulunmaması nedeniyle, rapor döneminde yeşil su tüketimi gerçekleşmedi. Öte yandan, şirketin gelecek planları arasında, Samsun Yeni Organize Sanayi Bölgesi’nde inşası süren Borsan Kablo Üretim Entegre Tesisleri bünyesinde hayata geçirilecek yağmur suyu depolama ve arıtma projesi de yer alıyor. Yeni Entegre Üretim Üssü Çevre Odaklı Teknolojilerle Donatılıyor Samsun Yeni Organize Sanayi Bölgesi'nde 2028 yılında tam kapasite hizmete girmesi planlanan ve 180 milyon dolar toplam yatırım bedeliyle Borsan'ın bugüne kadarki en büyük yatırımı olan Yeni Entegre Üretim Üssü, şirketin sürdürülebilirlik vizyonunu bir üst seviyeye taşıyacak. Üç fazda tamamlanması planlanan ve toplam 120 bin metrekare kapalı alana sahip olacak bu dev tesis, en yüksek çevre standartlarıyla tasarlanıyor. Tesiste kurulacak yağmur suyu toplama ve arıtma sistemleri sayesinde, üretim süreçlerindeki su tüketimi doğal kaynaklardan karşılanacak ve yeşil su ayak izi yönetimi aktif hale getirilecek. Kampüs aynı zamanda yüzde 100 yenilenebilir enerji altyapısı ve bakır/alüminyum döküm teknolojilerinde yüzde 50 enerji tasarrufu sağlayan akıllı sistemlerle donatılacak. Geleceğe Yönelik Kesintisiz Aksiyon Planı Sürdürülebilirlik yönetimini sürekli iyileştirme prensibiyle ele alan Borsan Kablo, 2025 yılı verilerinden yola çıkarak geleceğe yönelik net hedefler de belirledi. Bu kapsamda: İdari binalar, yemekhane ve ortak kullanım alanlarındaki musluklara fotosel takılarak su tüketiminin %10 düşürülmesi planlanıyor. Su tasarrufu modellerinin geliştirilmesi ve suyun verimli kullanımı konusunda farkındalık yaratmak amacıyla mavi yaka da dâhil olmak üzere tüm çalışanlara yönelik 'Su Ayak İzi' eğitimleri yaygınlaştırılacak. Gelecek dönemlerde CDP (Karbon Saydamlık Projesi) beyanları için güçlü bir kurumsal altyapı oluşturulmaya devam edilecek. Borsan Kablo; ölçülebilir, izlenebilir ve doğrulanabilir sürdürülebilirlik adımlarıyla hem Avrupa Yeşil Mutabakatı normlarına uyumunu hızlandırmayı hem de küresel pazarlardaki yeşil sanayi markası konumunu pekiştirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyası ve Akademi Sürdürülebilirlik İçin Buluştu Haber

İş Dünyası ve Akademi Sürdürülebilirlik İçin Buluştu

Üretim ve enerji sektörlerinde sürdürülebilir çözümleri masaya yatırmak amacıyla Yeşil İş Platformu tarafından düzenlenen “COP31’e Doğru: Adana” isimli Adana Sürdürülebilirlik Konferansı, 13 Mayıs günü Adana Divan Otel’de yoğun bir katılımla gerçekleşti. Alanında uzman konuşmacıların paylaşımlarıyla dikkat çeken iki oturumlu konferanslarda “Enerjide Sürdürülebilirlik” ve “Üretimde Sürdürülebilirlik” başlıkları vizyoner bakış açılarıyla sunuldu. Açılış konuşmalarında sanayi ve üniversite iş birlikleri vurgusu Konferansın açılış konuşmalarını Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç ve Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen yaptı. Kıvanç: “Doğaya sırtını dönen, geleceğe yürüyemez” Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Kıvanç Tekstil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeki Kıvanç: “Dünya, tarihin en hızlı ve zorunlu dönüşümlerinden birini yaşıyor. ‘İkiz Dönüşüm’ dediğimiz dijitalleşme ve yeşil dönüşümü bir bütün olarak ele almak zorundayız. Adana Sanayi Odası olarak, Adana Sanayi Kampüsü'nü hayata geçirdik. Model Fabrika ile yalın üretim ve verimlilik artışı sağlıyoruz. Sürdürülebilirlik Merkezimiz ile firmalarımızın yeşil dönüşüm yol haritalarını çiziyoruz. Enerji Verimliliği Merkezimiz ile enerjiyi, en akılcı şekilde yönetmenin yollarını gösteriyoruz. COP31’e giden bu süreç, küresel ticaretin kurallarının yeniden yazıldığı bir ‘ekonomik anayasa’ sürecidir. Unutmayalım ki; doğaya sırtını dönen bir sanayi, geleceğe yürüyemez.” Sözen: “Su ayak izi belgesini alan ilk üniversite ATÜ’dür” Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen: “Kaynakları sınırsızmış gibi kullanan geleneksel kalkınma anlayışı artık sürdürülebilir değildir. Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi olarak kurduğumuz Sürdürülebilirlik Kampüs Koordinatörlüğümüz ile karbon ve su ayak izi hesaplamaları, enerji verimliliği, yeşil kampüs uygulamaları, sürdürülebilirlik eğitimleri, kamu sanayi üniversitesi iş birlikleri gibi alanlarda çalışmalar yürütmekteyiz. ATÜ, ISO 14046 Standardı kapsamında yürütülen doğrulama sürecini başarıyla tamamlayarak da dünyada su ayak izi belgesi alan ilk üniversite oldu. ATÜ olarak sürdürülebilirliği bölgesel bir dönüşüm hareketine dönüştürmeye çalışıyoruz.” Birinci Oturum: Enerjide Sürdürülebilirlik Moderatörlüğünü Escarus Genel Müdürü Dr. Kubilay Kavak’ın üstlendiği “Enerjide Sürdürülebilirlik” başlıklı ilk oturumda konuşmacılar, enerji verimliliği, yenilenebilir kaynaklar ve karbonsuzlaşma stratejileri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Oturuma; Mars Enerji CEO’su ve Lisanssız Elektrik Üretim Derneği Lİ-DER Başkanı Yalçın Kıroğlu, ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı ve Beta Enerji ve Teknoloji Sürdürülebilirlik Lideri Ayşegül Yılmaztürk katıldı. Oturum sonunda öğrencilerin soruları yanıtlandı. Kavak: “Büyük bir dönüşümün eşiğindeyiz” Escarus Genel Müdürü ve TSKB Sürdürülebilirlik Danışmanı Dr. Kubilay Kavak Dr. Kubilay Kavak: “Paul Kalanithi'ye ait muazzam bir cümle var: ‘Yıkıcı bir umutsuzluk kadar kötü olan tek şey gerçek dışı bir iyimserliktir.’ Tam da bu sözün işaret ettiği hakikate tekabül eden bir dönemdeyiz. İklim meseleleri tartışılırken İran ile Amerika-İsrail bloğu savaşa tutuştu. Böylesine bir dönemde ülkemizin COP31’e ev sahipliği yapması çok değerli. Ekonomist Dergisi ‘Küresel enerji piyasaları bir krizin eşiğinde’ diye bir başlık attı. Financial Times, ‘Küresel gıda krizi kapıda’ diye bir manşet attı. Yeni çağın petrolü büyük olasılıkla kritik mineraller olacak. Büyük bir dönüşümün eşiğindeyiz. Konu sadece yeşil dönüşüm değil; konu bir de dijital dönüşüm bu ikisi birbirini besleyerek birbiriyle iç içe girerek gidiyor. Hem Türkiye'de hem dünyada konuştuğumuz konuların çehresi çok değişiyor.” Kıroğlu: “Talep, elektrik üretim artışının 4-5 katı” Mars Enerji CEO’su ve Lisanssız Elektrik Üretim Derneği Lİ-DER Başkanı Yalçın Kıroğlu: “Türkiye’nin şu an %40’a yakın enerji kaynaklarını kullanabiliyor olması, Hürmüz gibi enerji krizlerini ülkemizin çok hafif etkilerle atlatmasını sağlıyor. Elektrik tüketiminde çok ciddi bir artış var, bu dönemi bir devrim gibi hissedebiliyorum. Şu anda dünyadaki elektrik tüketiminin %1-2’si yapay zekâ tarafından harcanmaya başladı. Özellikle Türkiye’de bireysel yapay zekâ kullanımı, kurumsal kullanımının 3 katı seviyesinde. Bu kapsamda veri merkezlerinin büyüklüğünün 2033 yılında kadar 836 milyar dolara çıkması bekleniyor. Dünyada yapay zekânın gelişmesindeki en önemli risk faktörü yapay zekânın ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlayamamak. Talep artışı elektrik üretim artışının 4-5 katı kadar. Bu da yapay zekânın gelişimindeki en önemli bariyer olarak ortaya çıkıyor.” Sarı: “Elinde alternatif enerji planı olan kazanacak” ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı: “Yeni bir dünyaya doğru dönüşümden geçiyoruz. Bu noktada elimizde karbon verisi var ve böylece süreçleri fırsata dönüştürebiliriz. Hepimiz karbon verisini ölçtükten sonra birtakım iyileştirmeler yapıyoruz. Bu nedenle en önemli taraf ölçümlerin doğru yapılması ve verileri dijital bir ortamda yönetebiliyor olmamız. 7 Mayıs’ta açıklanan son yönetmelikle şu ana kadar SKDM kapsamında yaptığımız Excel tabanlı raporlamalar bitti, resmi izleme planı, yıllık doğrulama ve üç katmanlı raporlama zorunlu oldu. Enerji verimliliği dediğimiz başlığın altında en önemli yapılması gereken şey, enerji verimlilik projeleri. Hürmüz Boğazı’nda yaşananlar tam bir enerji savaşı. Yenilenebilir kaynaklarına yapılan yatırımlarla beraber elinde alternatif enerji planı olan ülkeler savaşları kazanacak.” Yılmaztürk: “Sürdürülebilirlik yönlendiricileri olmalı” Beta Enerji ve Teknoloji Sürdürülebilirlik Lideri Ayşegül Yılmaztürk: “Operasyonel süreçler sırasında sürdürülebilirlikten bahsetmek bazen gerçekten çok zor olabiliyor. Regülasyonlar da ayrıca zorlayabiliyor. Ticaret Bakanlığımız ve TÜBİTAK bu konularda son derece destekleyici davranıyor. Beta Enerji olarak 85’ten fazla ülkeye ihracat yaptığımız için tüm süreçlerin ana noktasına sürdürülebilirliği koyduk. Yeni fabrikamızda kuracağımız 8 megavatlık GES projemizle elektriğin tamamını oradan karşılamayı planlıyoruz. Bir projemiz en az altı aylık bir süreç üzerinden ilerliyor. Veri izleme ve ölçümleme sistemlerine sahip olmak çok kıymetli. Bunlar olmadan yapılan iyileştirme çalışması projelerinin hiçbir katkısı olduğunu düşünmüyorum. Şirketlerde özellikle sürdürülebilirlik yönlendiricilerinin bulundurulması gerekiyor çünkü o bilinci sağlamak da kolay değil.” İkinci Oturum: Üretimde Sürdürülebilirlik İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi, SURKAM Müdürü Prof. Dr. Rana Atabay Kuşçu yönetimindeki “Üretimde Sürdürülebilirlik” başlıklı ikinci oturumda ise yeşil üretim süreçleri ve döngüsel ekonomi üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Oturuma; Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Prof. Dr. Tuğçe Demirdelen, Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Çomu ve Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Kıvanç Tekstil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeki Kıvanç katıldı. Oturum sonunda öğrencilerin soruları yanıtlandı ve toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirildi. Kuşçu: “İşin öznesi insan, üçüz dönüşüm şart” İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi, SURKAM Müdürü Prof. Dr. Rana Atabay Kuşçu: “Enerjideki rakamlar üretimdeki sürdürülebilirliği yakından ilgilendiriyor. Küresel enerji kaynaklı karbon emisyonları 2024 yılında yaklaşık 38 milyar tona ulaştı. Sanayiciye ve KOBİ’lere çok büyük görevler düşüyor. Sadece veriyi sağlıklı toplamak değil, güvenli depolamamız da gerekiyor. Burada işin öznesi insan… İnsanı dönüştürmeyi unuttuğumuz zaman dönüşümün eksik kalacağına inanıyorum. Üçüz dönüşüm şart. Hem üreticinin hem de tüketicinin alışkanlıklarını değiştirmesi gerekiyor. Türk milletinin kültüründe bu zaten var, onu hatırlayıp özümüze dönmemiz gerekiyor. Üniversite-sanayi iş birlikleri ise kimsenin içini tam dolduramadığı, olgunlaştırılması gereken bir başlık… En önemli eksik ise üniversite raporlarının çok uzun olması, sanayicilerin ise hap bilgilere ihtiyaç duyması. Bu noktada COP31 sürecinin bir kaldıraç olacağına inanıyorum.” Demirdelen: “Döngüsel ekonomi genlerimize var” Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Prof. Dr. Tuğçe Demirdelen: “İzleme sistemlerine geçtiğimiz dönemde ilk olarak kayıp kaçak enerjileri gözlemledik. Sanayi tarafında ise suyu az kullanma hedefimiz vardı. Su kıtlığı onu biraz hızlandırdı. Bu sene bol yağış alındı ama suyu koruyup tutmazsanız, buharlaşır. Tam da noktada su izleme sistemleri ile suyu ve atık suyu izlemeye başladık. Göstergelerimiz arttıkça arttı. Bunların sonucunda manuel cihazlarımızın bir kısmını izlenebilir hale getirdik ve akıllı makineler aldık fakat bu sefer de bilgi güvenliği konusu ortaya çıktı. Bizler bilgi güvenliğini sağlayamazsak, sürdürülebilirliği sağlayamayız. Biz ikiz dönüşümden bahsediyoruz, yeşil dönüşüm için dijital dönüşüm şart ama asıl mesele üçüz dönüşümde. İnsanı da dönüştürmemiz lazım. Şu anda serverlarımızı, bulutlarımızı geliştirmemiz gerekiyor. Döngüsel ekonomiye gelecek olursak biz Türk milleti olarak savaşlardan çıkan bir ulus olduğumuz için bu kavramı zaten uygulayan bir milletiz. Kavramın adı sonradan konuldu. Döngüsel ekonomi zaten bizim genlerimize var. Üniversite-sanayi iş birlikleri içinse öncü ekipler kurulması gerekiyor. Sahaları gezip, ziyaretler gerçekleştirilmesi de önemli. Bu noktada altyapılarla ilgili kamu bacağı da eklenmesi gerekiyor. Sürdürülebilirlik konusunda yaşama adım atan üniversite konusunu hayata geçirmemiz gerekiyor.” Çomu: “Mikro adımlarla makro hedeflere koşuyoruz” Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Çomu: “Sürdürülebilir tarım projelerimizden ilkini 2013 yılında Muş’ta başlattık. Bunu bugün bölgemizde Aladağ’da da yapıyoruz. Bir Ar-Ge merkezi kurduk ve elimizdeki kaynağı en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz; bazıları biyobozunur ürünler gibi geleceğe hitap eden ürünler. Son 10 yıldır doğada çözünebilir ham maddeler üretmeye çalışıyoruz, son yıllarda bu durum ülkelerin politikası haline geldi. Biz de Çukurova’dan çıkan mısırdan plastik ham maddesi üretiyoruz. Türkiye’nin en büyük mısır yağı ihracatçısıyız, dünyada da ilk üçteyiz. Son 4-5 yılda çok büyük oranda enerji verimliliğine odaklandık. Önümüzdeki yıl sonunda tamamen güneş enerjisine geçmiş olacağız. Şu anda gelecek 50 yıla yatırım yapıyoruz, atık su artıma tesisi yapıyoruz. Hem yağ hem nişasta atıklarını işleyecek ayrıca biyogaz üretimi de yapacak. İşin özü mikro adımlarla makro hedeflere koşmaya çalışıyoruz.” Kıvanç: “Türkiye’de GES’i çatısına kuran ilk işletme biz olduk” Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Kıvanç Tekstil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeki Kıvanç: Dünya üzerinde sürdürülebilirliği başlatan ve en önemli yerlere getiren sektör, tekstil sektörü oldu. Çünkü zorunlu tutulduğumuz ve baskı gördüğümüz alanlar oldu. Denetlemeler yapıldı ve dönüşüm sağlandı. Bu durum da verimlilik olarak bize geri döndü. Çevreyi korumaya başladık, 2011 yılında Japonya’dan getirilen panellerle Türkiye’de GES’i çatısına kuran ilk işletme biz olduk. Tekstil sektöründe minimum %25 geri dönüştürülmüş ham madde kullanmazsak markalar bizden ürün almıyorlar. 2030 yılında ise mutabakata göre ya %100 geri dönüştürülüş ya da %100 organik ham madde olmasını bekliyorlar, biz de bu hedefe doğru ilerliyoruz. Bizleri aslan terbiyecisi gibi terbiye ettiler. Biz sürdürülebilir üretim yaptıkça da bizi tercih ediyorlar. Bu noktada sürdürülebilirliğin de sürdürülebilir olması gerekiyor. Teknolojiyle entegre etmemiz gerekiyor; ölçemediğinizin hesabını veremezsiniz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.