Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Su Ayak Izi

Kapsül Haber Ajansı - Su Ayak Izi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su Ayak Izi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Koç Holding, Su Teknolojileri Girişimlerini Destekliyor Haber

Koç Holding, Su Teknolojileri Girişimlerini Destekliyor

Su teknolojilerine odaklanan değerlendirme süreci sonunda BlueIT, Cleture, Generative Nature ve Gristek hızlandırma programına katılmaya hak kazandı. Seçilen girişimler Koç Topluluğu şirketleriyle pilot uygulamalar geliştirme, mentorluk ve yatırım fırsatlarına erişim imkânı bulacak. İklim kriziyle birlikte su stresi dünya genelinde giderek daha kritik bir konu haline gelirken, Koç Holding teknolojiyi kullanarak iklim sorunlarına çözüm üretmeyi stratejik öncelikleri arasında değerlendirmeye devam ediyor. 2050 karbon nötr hedefine ulaşma yolunda çalışmalarını sürdüren Koç Holding, bu kapsamda başlattığı İklim Teknolojileri Hızlandırma Programı’na seçilen girişimleri de açıkladı. İlk yılında su teknolojilerini merkeze alan programın değerlendirme süreci sonunda BlueIT, Cleture, Generative Nature ve Gristek hızlandırma programına katılmaya hak kazanan girişimler oldu. Bu girişimler, Koç Topluluğu şirketleriyle pilot uygulamalar geliştirme, mentorluk ve yatırım fırsatlarına erişim imkânı bulacak. “Su yaşamın temeli olduğu gibi, işimizin de ayrılmaz parçası” Su kaynaklarının sürdürülebilir yönetiminin hem çevresel hem de ekonomik açıdan kritik bir öncelik olduğuna dikkat çeken Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, şunları söyledi: “Dünyanın dörtte üçü sularla kaplı olsa da bunun yalnızca yaklaşık yüzde 3’ünü kullanabiliyoruz. Su, yaşamın temeli olduğu gibi işimizin de ayrılmaz bir parçası. Teknolojinin sunduğu imkânlardan yararlanarak su verimliliğimizi ve geri kazanım oranlarımızı artırırken, faaliyet gösterdiğimiz havzalarda su kaynaklarının korunmasına katkı sağlayacak sürdürülebilir çözümler geliştiriyoruz. İklim teknolojileri alanında yenilikçi çözümler geliştiren girişimleri desteklemeyi bu nedenle önemsiyoruz. Koç Üniversitesi Girişimcilik Merkezi iş birliğiyle başlattığımız İklim Teknolojileri Hızlandırma Programı’nın ilk yılında su teknolojilerine odaklanıyoruz. Amacımız, su alanında çözüm geliştiren girişimlere büyüme imkânı sağlamak ve uluslararası paydaş ağlarına erişimlerini kolaylaştırmak.” Çakıroğlu, programın girişimlere Koç Topluluğu şirketleri ve uluslararası paydaşlarla birlikte çalışma fırsatı bulacağı bir ekosistem sunacağını belirtti. Su teknolojilerinde dört yenilikçi girişim Program kapsamında seçilen girişimler, su yönetimi ve verimliliği alanında farklı sorunlara çözüm sunan teknolojiler geliştiriyor. Blueit: Sanayi tesisleri ve ticari binalarda su & atık su proseslerini gerçek zamanlı veriler ve yapay zekâ destekli analizlerle izleyip yönetmelerini sağlayan dijital bir su yönetim platformu. Farklı sektörlerden sanayi kuruluşlarıyla yürütülen projeler ve aldığı yatırımlarla Türkiye’nin önde gelen su teknolojisi girişimlerinden biri haline gelen Blueit’in, şu anda 40'tan fazla tesiste uygulaması bulunuyor.Cleture: Şirketlerin üretim ve operasyon verilerini ERP ve IoT sistemlerinden toplayarak ISO, TSRS ve GRI gibi standartlara uyumlu sürdürülebilirlik raporlamasını otomatikleştiren yapay zekâ destekli bir ESG veri platformu. Platform, karbon ve su ayak izi hesaplamalarını tek altyapıda birleştirerek şirketlerin sürdürülebilirlik verilerini tek bir merkezden ölçmesini ve yönetmesini sağlıyor.Generative Nature: Topraksız tarım seraları için gerçek zamanlı 17 farklı sensörden ve otonom robotlardan elde edilen görüntü verilerini yapay zekâ ajanlarıyla analiz ederek bitkinin anlık ihtiyacına göre gübreleme reçeteleri oluşturan yeni nesil bir tarım otomasyon teknolojisi geliştiriyor. Amerika merkezli girişim, Türkiye’de yürüttüğü Ar-Ge faaliyetleri ile sera üretiminde verimliliği arttırmayı, su ve gübre kullanımını önemli ölçüde azaltmayı ve sürdürülebilir tarım için veri odaklı yeni bir üretim standardı oluşturmayı hedefliyor.Gristek: Kamu ve özel sektörün merkezi arıtma altyapılarına olan bağımlılığını azaltmayı hedefleyen bir teknoloji girişimi. 1 saat içinde kurulabilen tak-çalıştır yapılı gri su arıtma donanımları; şebeke suyu maliyetlerini %40’a varan oranlarda düşürürken gerçek zamanlı dijital su ayak izi takibi ve IoT tabanlı akıllı altyapı ile sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlıyor. Seçilen girişimler, hızlandırma programı kapsamında eğitimler, mentorluk görüşmeleri ve yatırımcı buluşmalarını içeren kapsamlı bir gelişim sürecinden geçecek. Su yönetiminde teknoloji ve iş birlikleri Koç Holding’in sürdürülebilirlik stratejisinde su yönetimi önemli bir yer tutuyor. Topluluk, Birleşmiş Milletler’in su yönetiminde paydaşları bir araya getiren CEO Water Mandate oluşumunun imzacıları arasında yer alırken, Dünya Ekonomik Forumu’nun Water Futures topluluğuna da üye. Koç Topluluğu şirketleri değer zinciri boyunca suyun etkin yönetimine yönelik teknolojiler kullanıyor. Örneğin Topluluk şirketlerinden Entek yapay zekâ destekli veri analizleriyle barajlardaki su akışını tahmin eden projeler enerji üretiminde verimliliği artırırken, TürkTraktör dijital tarım uygulamaları ile çiftçilerin su kaynaklarını daha verimli yönetmesine katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaşar Üniversitesi’nde Bitkisel Yağlar ve Doğru Bilinen Yanlışlar Tartışıldı Haber

Yaşar Üniversitesi’nde Bitkisel Yağlar ve Doğru Bilinen Yanlışlar Tartışıldı

Etkinlikte özellikle palm yağı ve bitkisel yağlar hakkında kamuoyunda yaygın olan yanlış algılar bilimsel veriler ışığında ele alınırken, gıda sistemlerinde doğru bilginin önemine dikkat çekildi. Gıda bileşenleri ve üretim süreçlerine dair tartışmaların bilimsel verilere dayanması, sektörün geleceği için kritik önem taşıyor. Bu vizyondan yola çıkarak 16 Mart 2026 tarihinde Yaşar Üniversitesi Meslek Yüksekokulu’nda düzenlenen “Bilimsel ve Teknolojik Bilginin Önemi: Güvenilir ve Sürdürülebilir Bir Gıda Endüstrisi İçin Yanlış Bilgilendirmeyle Mücadele” başlıklı etkinlikte; başta palm yağı olmak üzere bitkisel yağlar hakkındaki yanlış algılar bilimsel verilerle ele alındı. Akademisyenleri ve öğrencileri bir araya getiren etkinlikte, gıda üretiminde yağların rolü, palm yağının beslenme ve sürdürülebilirlik açısından önemi ile gıda konusundaki bilgi kirliliğinin etkileri tartışıldı. Dr. Fahri Yemişçioğlu: “Yağlar, gıdaların çok işlevli ve kritik bileşenleridir.” Etkinlikte konuşan Gıda Mühendisi Dr. Fahri Yemişçioğlu, gıda üretiminde yağların çok yönlü işlevlerine dikkat çekerek şunları söyledi: “Rafine bitkisel yağlar gıdaların temel bileşenlerindendir. Proteinler, karbonhidratlar ve mineraller gibi diğer bileşenlerin yanı sıra yağlar gıdalarda çok işlevli roller üstlenir. Yağlar beslenmede enerji sağlayıcı olarak işlev görür ve lezzetli gıda için öneme sahiptir. Ayrıca atıştırmalık ürünlerde çıtırlık, sürülebilir çikolata kremalarında kıvam, fırıncılık ürünlerinde yapı ve gözeneklilik, şekerleme ürünlerinde ağız hissi gibi özelliklerden sorumludurlar. Bu nedenle yağlar, gıda üretiminde kritik ve çok yönlü bileşenlerdir.” Konuşmasında kentleşme ve küreselleşmenin gıda üretim sistemlerinde önemli dönüşümlere yol açtığını belirten Yemişçioğlu, şöyle devam etti: “Kentleşme, gıdanın endüstrileşmesinin başlıca nedenlerinden biri haline gelmiş durumda. Günümüzde küresel dünyada tüketiciler ile hammaddeler arasındaki mesafe giderek açıldığı için üretimde tedarik zinciri kritik bir rol oynuyor. Bu durum, gıda güvenliği ve gıda kalitesi açısından en iyi kalite standartlarına uygun ve uygun fiyatlı ürünler sunabilmek için profesyonelleşmeyi beraberinde getiriyor. Tüketiciler bir yandan sürdürülebilir ve besleyici gıdalara odaklanırken, diğer yandan pratik ve hazır tüketilebilen ürünlere, atıştırmalıklara ve hazır yemek ürünlerine yöneliyor. Bu durum bir ikilem olarak görülse de gıda endüstrisi tüm beklentileri karşılamak durumunda.” Sosyal medyanın gelişmesiyle birlikte gıda ve beslenme konularında doğru bilgiye ulaşmanın öneminin daha da arttığını vurgulayan Yemişçioğlu, “Sosyal medyanın gelişmesi ve gıdaya olan ilginin artması, gıda, sağlık, beslenme ve sürdürülebilirlik konularına ilişkin haberlerin de çoğalmasına yol açıyor. Tüketiciler artık gıdalar konusunda daha meraklı ve bilinçli. Bu durum etiketlerin sorgulandığı, karar vericilerin kim olduğunun araştırıldığı ve gıdaya ilişkin daha fazla haberin takip edildiği bir kültürün oluşmasına yol açıyor. Olumlu bir gelişme olmakla birlikte bu, gıda endüstrisine ilişkin yanlış bilgilendirme ve yanlış anlaşılma riskini beraberinde getiriyor” dedi. Trans yağ asitleriyle mücadelede palm yağı öne çıkıyor Dr. Fahri Yemişçioğlu bitkisel yağlara ilişkin şu bilgileri de paylaştı: “Bitkisel yağlar başlıca iki kaynaktan elde edilir: tohumlar ve meyveler. Ticari olarak kullanılan tohum yağları arasında soya, kanola, ayçiçeği, mısır ve pamuk tohumu yağları yer alır. İyi bilinen iki yağlı meyve ise zeytin ve palmdir. Palm yağı, palm meyvesinden elde edilen yağdır. Palm ve palm yağı için iki önemli özellik bulunmaktadır: Meyvenin hem etli kısmında hem de çekirdeğinde yağ bulunur; ancak bunların özellikleri tamamen farklıdır. Palm yağı ve palm çekirdeği yağı, doymuş ve doymamış yağ asitleri açısından dengeli bir yapıya sahiptir.” Toksikoloji bilimindeki ilerlemelerin, trans yağ asitlerinin sağlıksız olduğunu gösterdiğini ve bu nedenle günlük beslenmeden çıkarılması gerektiğini ortaya koyduğunu belirten Yemişçioğlu şöyle devam etti: “Bu hedef günümüzde büyük ölçüde palm yağı ve onun fraksiyonları sayesinde gerçekleştirilebiliyor. Trans yağların gıdalardan uzaklaştırılmasına yardımcı olan palm yağının kullanımı artış göstermektedir. Bugün palm yağı, en çok üretilen bitkisel yağ olarak ilk sırada yer almaktadır. Bu durum aynı zamanda palm yağının eleştirilere ve yanlış bilgilendirmelere hedef olmasına neden olmaktadır. Bu nedenle gıdalarla ilgili yanlış bilgilendirme ile mücadele günümüzde çok daha önemli bir konu haline gelmiştir.” Palm Yağının Sürdürülebilir Gıda Sistemlerindeki Rolü Etkinlikte konuşan Yaşar Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Ruhan Aşkın Uzel ise, sürdürülebilirliğin tarım ve gıda sistemlerinin geleceği açısından kritik bir başlık olduğunu vurgulayarak, gıda güvenliğinin giderek daha stratejik bir önem kazandığına dikkat çekti. Hızla artan nüfus ve çok fonksiyonlu gıdalara yönelik yükselen talebin, gıda sistemlerinin bütüncül bir yaklaşımla ve özellikle tedarik zinciri perspektifinden ele alınmasını zorunlu kıldığını belirten Uzel; “Günümüzde artan nüfus ve değişen tüketim alışkanlıkları, gıda sistemlerinin tedarik zinciri odağında yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor. Talebin hızla arttığı ancak doğal kaynakların sınırlı olduğu günümüz koşullarında; bireylerin ihtiyaç duydukları gıdaya güvenli erişiminin sağlanmasının yanı sıra karbon emisyonları ve su ayak izi gibi çevresel etkilerin de göz önünde bulundurulması büyük önem taşıyor’’ dedi. Sürdürülebilir gıda sistemlerinde palm yağının rolüne de değinen Uzel ayrıca, “Kaynakların verimli kullanımı sürdürülebilir tedarik zincirlerinin temelini oluşturur. Palm yağı, birim alan başına yüksek verimliliği ile öne çıkan bitkisel yağ kaynaklarından biridir ve bu özelliğiyle küresel gıda sistemlerinde önemli bir yer tutmaktadır. Palm yağının alternatifi olduğu düşünülen bitkisel rafine tohum yağlarıyla ikame edilmesi daha fazla tarım arazisi kullanımına ihtiyaç doğuracaktır., Bu da karbon emisyonları ile su tüketiminde artış gibi çevresel etkileri beraberinde getirecektir. ’’ dedi. Malezya hükümeti tarafından geliştirilen Malezya Sürdürülebilir Palm Yağı (MSPO) 2.0 sertifikasyon sistemine de dikkat çeken Uzel, sürdürülebilir üretim standartlarının yaygınlaştırılmasının önemine işaret ederek “(MSPO) 2.0 sertifikasyonuna sahip palm yağının sağlıklı ve sürdürülebilir bitkisel bir yağ olarak konumlandırılmasına yönelik farkındalığın artırılması büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Su Stresi Artıyor! Haber

Türkiye’nin Su Stresi Artıyor!

Son yıllarda sıcaklık artışı, düzensizleşen yağışlar ve kuraklık dalgaları tarımsal üretimde öngörülebilirliği zayıflatıyor. Üretim planı suya göre şekillenirken, suyun miktarı ve zamanı değiştikçe verim ve kalite üzerindeki baskı da artıyor. TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası), iklim değişikliğinin tarım ve su ekseninde ele alınmasının gıda arz güvenliği açısından kritik olduğunu vurgulayarak konuyu gündeme taşıdı. 2025’te yağışlar %29 azaldı “İklim değişikliğini konuşmak gıdanın geleceğini, üretimin sürekliliğini ve ülkemizin su güvenliğini konuşmak anlamına geliyor” diyen TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, “Ülkemiz 2024 yılında ortalama 15,6°C ile son yılların en sıcak dönemini yaşamıştı. 2025 su yılında da ne yazık ki yağışlar önceki yıla nazaran %29 oranında düştü. Bu durum tarladan sofraya uzanan zincirin en başında yani toprakta ve suda riskin arttığı anlamına geliyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın verilerine göre ülkemizde kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı 1.300 metreküp bandında. Bu seviye, uluslararası göstergelere göre ‘su stresi’ olarak tanımlanan aralığın içinde bulunuyor. Üstelik kullanılan suyun yaklaşık %77’si tarımsal sulamada değerlendiriliyor. Yani suyu tarımda daha verimli yönetmeden, gıda sisteminde kalıcı bir dayanıklılıktan söz edemeyiz” dedi. “Tarımsal sulamada modernizasyon hızlanmalı” Sidar, iklim riskine karşı atılacak adımların üç alanda yoğunlaşması gerektiğini dile getirdi: “Öncelikle tarımsal sulamada verimliliği artıracak modernizasyon hamlelerini hızlandırmalı, üretim planlarını su varlığıyla uyumlu kurmalıyız. Tedarik zincirinde üretici-sanayici hattında riski daha dengeli paylaşan, veriye dayalı ve kaybı en başta azaltan modelleri güçlendirmeliyiz. Sanayi tarafında da su ayak izi ve geri kazanım gibi başlıklarda düzenli ölçüm ve iyileştirmeye dayalı yatırımların artması önem taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uygunluk Değerlendirme Sektöründe Yetkinlik Eşiği Yükseliyor Haber

Uygunluk Değerlendirme Sektöründe Yetkinlik Eşiği Yükseliyor

Enerji, sanayi, turizm ve stratejik altyapı projelerinde uygunluk değerlendirme faaliyetlerinin rolü giderek artarken, bu alandaki denetim ve muayeneler in teknik doğruluğu ve bağımsızlığı kritik önem taşıyor. Uygunluk değerlendirme süreçleri sonunda belge veya raporlar alınması gereken bir doküman değil; yatırım kararlarını, operasyonel sürekliliği ve kurumsal itibarı doğrudan etkileyen bir yönetim aracı olarak değerlendiriliyor. TSE Global'in ulusal ve uluslararası projelerde edindiği deneyim, muayene, gözetim, sörvey ve tüm 2. ve 3. Taraf hizmetleri ile; endüstriyel projeler, enerji, gıda ve tarım, inşaat, otomotiv, tüketici ürünleri ve tedarikçilere dair uygunluk değerlendirme faaliyetleri yalnızca mevzuata uyum değil, aynı zamanda uzun vadeli güven ve istikrar sa lamasına katkı sunuyor. Sürdürülebilirlik alanında ölçüm ve doğrulama süreçleri belirleyici hale gelmiş durumda. Karbon ve su ayak izi hesaplamaları, sürdürülebilirlik raporlaması ve uluslararası geçerliliğe sahip denetimler; iletişim diliyle değil, teknik altyapı ve saha uygulamalarıyla anlam kazanıyor. Denetim ve teknik güvenlik faaliyetlerinde sahaya hakimiyet ise muayene ve belgelendirmenin güvenilirliğini belirleyen temel unsur olarak öne çıkıyor. Tedarikçi ve şube denetimleri, mekanik ve elektrik ekipmanların periyodik muayeneleri, yükleme ve tahliye gözetimleri ile asansör denetimleri; kamu güvenliği ve operasyonel süreklilik açısından kritik rol oynuyor. Bu alanlardaki uzmanlık, TSE Global'i yalnızca belge veren değil, sahada güveni doğrulayan bir teknik otorite konumuna taşıyor. Bağımsız ve tarafsız raporlama kabiliyetini en öde tutarak yürütülen endüstriyel muayene ve gözetim projelerine liderlik ederek, eğitimden personel belgelendirmeye, test ve analizden sürdürülebilir raporlamaya kadar anahtar teslim uygunluk değerlendirme çalışmaları sunan TSE Global örneği, kalite, güven, mevzuata uyum ve rekabet şartlarının günümüzde kamu yararı ve kurumsal sorumluluk ekseninde yeniden tanımlandığını ortaya koyuyor.

Dünyada Bir İlk! Sarıçam Belediyesi’ne Su Ayak İzi Belgesi Haber

Dünyada Bir İlk! Sarıçam Belediyesi’ne Su Ayak İzi Belgesi

Bağımsız denetim kuruluşu QSI Belgelendirme tarafından değerlendirilen rapor, 1 Ocak – 31 Aralık 2024 dönemini kapsıyor. “Makul Güven Seviyesi” ile standarda uygun bulunan çalışma kapsamında Sarıçam Belediyesi’nin su kullanımının çevresel etkileri bilimsel verilerle ortaya konuldu. VERİYE DAYALI ÇEVRE YÖNETİMİ Rapor sonuçlarına göre Sarıçam Belediyesi’nin 2024 yılı toplam yüzey suyu kullanımı 75.275,29 m³, su kirliliği nedeniyle seyreltme ihtiyacı 67.485,60 m³, kişi başına düşen yıllık su ayak izi ise 86,03 m³ olarak hesaplandı. BAŞKAN ULUDAĞ “SUYU KORUMAK, GELECEĞİ KORUMAKTIR” Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sarıçam Belediye Başkanı Bilal Uludağ, suyun stratejik bir kaynak olduğuna dikkat çekerek, iklim değişikliği, kuraklık ve artan nüfus baskısı altında suyu korumanın artık bir zorunluluk olduğunu söyledi. Suyu yalnızca tüketen değil, ölçen, yöneten ve geleceğe taşıyan bir anlayışla hareket ettiklerinin altını çizen Başkan Uludağ şu ifadeleri kullandı “Günümüz Türkiye’sinde suyun stratejik bir kaynak olduğunu ve iklim değişikliği, kuraklık ve artan nüfus baskısı altında suyu korumanın artık bir zorunluluk haline geldiğini göz ardı etmemeliyiz. Bu çalışma ile su kullanımının çevresel etkileri bilimsel verilerle ortaya konuldu. ISO 14046 Su Ayak İzi Belgesi, bu çevreci vizyonumuzun uluslararası düzeyde tescillenmiş halidir. Yaptığımız bu çalışmayla bizler çevre politikalarımızı söylemlerle değil, ölçülebilir ve şeffaf verilerle şekillendiriyoruz. Attığımız her adımda gelecek nesillerin hakkını gözetiyoruz” ifadelerini kullandı

Eren Perakende, 2030 Yılı Hedefiyle Sürdürülebilir Büyüme Yatırımlarına Devam Ediyor Haber

Eren Perakende, 2030 Yılı Hedefiyle Sürdürülebilir Büyüme Yatırımlarına Devam Ediyor

Eren Perakende ve Tekstil, sürdürülebilir üretimden yenilenebilir enerji yatırımlarına, Ar-Ge’den dijitalleşmeye uzanan çok boyutlu dönüşüm adımlarını içeren 2024 Sürdürülebilirlik Raporunu kamuoyuyla paylaştı. Şirket, çevresel ve sosyal etkilerini azaltmaya odaklanan yatırımlarıyla operasyonel verimliliğini artırırken, uzun vadeli sürdürülebilir büyüme stratejisini daha da güçlendirdi. Eren Perakende ve Tekstil CEO’su Osman Şentürk, sürdürülebilirlik vizyonlarını şu sözlerle değerlendirdi: “Sürdürülebilirliği yalnızca bir kurumsal hedef değil, iş yapış biçimimizin tüm aşamalarına yön veren temel bir değer olarak ele alıyoruz. Yenilenebilir enerji ve Ar-Ge yatırımlarımızla çevresel etkimizi azaltırken, bilim temelli hedeflerle ilerliyoruz. İkincisini gerçekleştirdiğimiz Carbon Disclosure Project (CDP) raporlaması ve bu yıl ilkini gerçekleştirdiğimiz Science Based Targets (SBTi) taahhüdümüz, şeffaflık ve uzun vadeli sorumluluğumuzun somut göstergeleri.” Üretimde yeni kampüsler, güçlü altyapı 2024 yılı, Eren Perakende ve Tekstil’in üretim altyapısını güçlendiren önemli yatırımlarını hayata geçirdiği bir dönem oldu. Bitlis ve Misinli’de hayata geçirilen iki yeni üretim kampüsünden Bitlis Kampüsü genişletilirken, Misinli’de kurulan yeni üretim ve lojistik tesisi de 56 milyon dolarlık yatırımla devreye alındı. LEED standartlarına uyumlu şekilde inşa edilen Misinli Kampüsü’nde, yapı ve ekipman seçimlerinden enerji verimliliğine kadar tüm süreçler çevresel etkiler gözetilerek tasarlandı. Kullanılan malzemelerin yaşam döngüsü ve çevresel etkileri yatırımın ilk aşamasından itibaren kapsamlı biçimde değerlendirildi. Misinli tesisinde Türkiye’de ilk kez devreye alınacak Pouch Sorter (ürün toplamada raylı sistem inovasyonu) teknolojisiyle sipariş toplama ve ürün yönetiminde hız, doğruluk ve izlenebilirliğin artırılması hedeflendi. Bunun yanında, depo operasyonlarında verimlilik ve esnekliği bir araya getiren ileri teknoloji shuttle sistemi de lojistik altyapının önemli bir parçası oldu. Bitlis’te faaliyete geçen iplik üretim tesisi ise bölgenin en büyük sanayi yatırımlarından biri olarak öne çıkıyor. Tesis, yüksek üretim kapasitesinin yanı sıra sağladığı istihdam olanakları, kadın çalışan oranını artırmaya yönelik yaklaşımı ve yerel ekonomiye sunduğu katkıyla bölgesel kalkınmayı destekleyen stratejik bir yatırım niteliği taşıyor. Yenilenebilir enerjide kararlı adımlar Eren Perakende ve Tekstil, 2030 yılına kadar üretimde şebekeden elektrik kullanımını sona erdirerek enerji ihtiyacının tamamını yenilenebilir kaynaklardan karşılama hedefi doğrultusunda yatırımlarını hızlandırdı. 2024’te Çorlu ve Bitlis fabrikalarındaki güneş enerjisi sistemlerinin kapasitesi artırılırken, Çorlu’da 4,2 MWh kapasiteli rüzgâr enerjisi santrali için çalışmalar başlatıldı. Bu yatırımlar sayesinde şirket, Türkiye genelindeki mağazalarında tükettiğinden daha fazlasını yeşil enerji olarak üretebilir seviyeye ulaştı. Ayrıca ilk kez I-REC (International Renewable Energy Certificate) sertifikalı elektrik kullanılarak ithal enerjiye bağlı dolaylı emisyonların bir bölümü dengelendi ve Çorlu lokasyonundaki toplam enerji ihtiyacının yüzde 44’ü yenilenebilir kaynaklardan karşılandı. Yıl içinde devreye alınan 5,8 MW kapasiteli yeni GES projesi ise sıfır karbon yolculuğunda önemli bir eşik oluşturdu. Ar-Ge yatırımı 5 katına çıktı, dijitalleşmeyle verimlilik odaklı dönüşüm yaşandı Sürdürülebilirliği büyüme stratejisinin merkezine alan Eren Perakende ve Tekstil, 2021’den bu yana beş katına çıkardığı Ar-Ge yatırımlarıyla üretim süreçlerinde teknoloji ve verimlilik odaklı dönüşümünü hızlandırdı. Geçmiş dönem taahhütleri doğrultusunda çevresel performansını istikrarlı biçimde iyileştiren şirket, 2024 yılında bu alanda önemli ilerlemeler kaydetti. Dijitalleşme yatırımları kapsamında üretim ve destek süreçlerinde atığın kaynağında önlenmesine yönelik sistemler hayata geçirilirken, dijital atık yönetim platformunun ERP (Kurumsal Kaynak Planlaması) altyapısına entegrasyonu sayesinde atıklar içerik bazında izlenebilir hale getirildi. Mobil saha uygulamaları ve gelişmiş raporlama modülleriyle atık yönetiminde şeffaflık ve etkinlik artırılırken, özellikle tekstil atıklarının geri kazanım ve yeniden kullanım yoluyla döngüsel ekonomiye kazandırılmasıyla karbon salımı ve doğal kaynak kullanımı azaltıldı. Su ayak izi hesaplamalarını ISO 14046 standardına uygun şekilde tamamlayan şirket, atık geri kazanım oranlarını artırarak döngüsel ekonomi hedeflerine daha da yaklaştı. Üretim başına enerji tüketiminde sağlanan azalma, operasyonel verimliliğin çevresel etkilerle uyumlu biçimde güçlendiğini ortaya koydu. İnsan odağında sürdürülebilir büyüme İnsan kaynağını sürdürülebilir büyümenin temel unsuru olarak gören şirket, 2024 yılında da çalışan gelişimine yönelik yatırımlarını sürdürdü. Farklı lokasyonlarda gerçekleştirilen 418 eğitim oturumunda 1.850’nin üzerinde çalışana toplam 9.692 kişi-saat eğitim verildi. Teknik yetkinlikten liderlik gelişimine uzanan bu programlar, kurum içinde güçlü bir öğrenme kültürünün yerleşmesine katkı sağladı. Eren Perakende ve Tekstil, çevresel sorumluluğu, toplumsal katkı yaklaşımını ve yenilikçi üretim vizyonunu bütünleştirerek daha temiz, daha verimli ve daha yaşanabilir bir gelecek için çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor.

Anadolu Isuzu, CDP'nin İklim Değişikliği ve Su Güvenliği Programlarında Bir Kez Daha "A" ile Derecelendirildi Haber

Anadolu Isuzu, CDP'nin İklim Değişikliği ve Su Güvenliği Programlarında Bir Kez Daha "A" ile Derecelendirildi

Sürdürülebilirliği ürün ve hizmetlerinin her aşamasına ve iş süreçlerine entegre eden Anadolu Isuzu, CDP'nin 2025 değerlendirmelerinde her iki programda da üst üste ikinci kez "A" notu alma başarısı gösterdi. CDP A Listesi'nde yer alması, şirketin çevresel şeffaflık açısından değerlendirilen küresel şirketler arasında ilk %4'lük dilimde bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu başarı, Anadolu Isuzu'nun çevresel sorumluluğu kurumsal yaklaşımının temel unsurlarından biri haline getirdiğini ve doğa-pozitif bir gelecek hedefi doğrultusunda kararlılıkla ilerlediğini gösteriyor. İklim kriziyle mücadelede somut adımlar atıyor CDP İklim Değişikliği Programı kapsamında Anadolu Isuzu, iklimle bağlantılı risk ve fırsatları kurumsal yönetim yapısı anlayışına yansıtan, veri temelli ve uzun vadeli bir yaklaşım izliyor. Şirket, sera gazı emisyonlarını GHG Protokolü ve ISO 14064 standartlarıyla uyumlu şekilde hesaplayarak üçüncü taraf bağımsız kuruluşlarca doğrulatıyor ve emisyon azaltım performansını düzenli olarak izliyor. Yenilenebilir enerji yatırımları sayesinde enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü güneş enerjisinden karşılıyor. Anadolu Isuzu, düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinde ortaya çıkan düzenleyici, teknolojik ve piyasa kaynaklı geçiş risklerini sistematik biçimde değerlendiriyor ve yönetiyor. Suyun sürdürülebilir yönetimi için bütüncül yaklaşım CDP Su Güvenliği Programı kapsamında Anadolu Isuzu, iklim değişikliğine bağlı fiziksel su risklerini ve bu risklerden doğan fırsatları kurumsal risk yönetimi süreçlerine entegre eden bütüncül bir yaklaşım benimsiyor. Şirket, su stresi, suya erişimde azalma gibi fiziksel risklerin operasyonlar üzerindeki olası etkilerini değerlendirirken, su kullanımını ve etkilerini ISO 14046 Su Ayak İzi standardına uygun olarak analiz ediyor. Bu kapsamda Anadolu Isuzu, su verimliliğini artırmaya ve suya bağlı operasyonel dayanıklılığı güçlendirmeye yönelik uygulamalarıyla hem risklerini azaltıyor hem de kaynak verimliliği ve iş sürekliliği açısından fırsatlar yaratıyor. Bu yaklaşım, şirketin su güvenliği alanındaki dayanıklılığını artırırken sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlıyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.