Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Su Baskını

Kapsül Haber Ajansı - Su Baskını haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su Baskını haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sel ve Su Baskınları, Sigorta Güvencesinin Önemini Yeniden Gündeme Taşıdı Haber

Sel ve Su Baskınları, Sigorta Güvencesinin Önemini Yeniden Gündeme Taşıdı

İstanbul’da etkili olan yoğun yağışlar ve su baskınları, konut, araç ve iş yerlerinde oluşabilecek hasarlara karşı sigorta güvencesinin önemini yeniden gündeme taşıdı. Türkiye genelinde araçlarda kasko sigortalılık oranı yüzde 26 seviyesinde bulunurken, özel konut sigortalılık oranının yaklaşık yüzde 20 olduğu belirtiliyor. Beklenmedik hasarların aile bütçeleri ve işletmeler üzerinde yaratabileceği mali yük, ihtiyaçlara uygun sigorta güvencesinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. İstanbul’da geçtiğimiz hafta etkili olan yoğun yağışlar ve ardından yaşanan su baskınları, günlük yaşamı olumsuz etkilerken sigorta poliçelerinin hangi riskleri kapsadığı sorusunu da gündeme getirdi. Aynı olayın konutlarda, iş yerlerinde ve araçlarda farklı hasarlara neden olabilmesi, sigorta ihtiyaçlarının bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesini önemli hale getiriyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Aksigorta Operasyonlar Genel Müdür Yardımcısı Metin Demirel, sigortanın beklenmedik olayların ardından oluşabilecek mali kayıpların yönetilmesindeki rolüne dikkat çekerek, “Evimiz, eşyalarımız, aracımız ve iş yerimiz, emek vererek oluşturduğumuz değerler. Sel ve su baskını gibi olaylar bu değerlerin birden fazlasını aynı anda etkileyebiliyor. İhtiyaçlara uygun teminatlarla oluşturulan sigorta güvencesi, hasarın ardından toparlanmayı ve günlük yaşama devam etmeyi kolaylaştırıyor” dedi. Türkiye’de araçların yaklaşık dörtte üçünün kaskosu yok Türkiye genelinde toplam araçlarda kasko sigortalılık oranının yüzde 26 seviyesinde olduğunu belirten Metin Demirel, otomobillerde bu oranın yüzde 37’ye yükseldiğine dikkat çekti. “Bu veriler, Türkiye’de araçların önemli bir bölümünün kendi araçlarında oluşabilecek hasarlara karşı kasko güvencesine sahip olmadığını gösteriyor. Yüksek onarım ve yedek parça maliyetleri düşünüldüğünde, beklenmedik bir hasar araç sahipleri için ciddi bir mali yük oluşturabiliyor” dedi. Zorunlu trafik sigortası ile kasko arasındaki farkın doğru anlaşılması gerektiğini vurgulayan Demirel, “Zorunlu trafik sigortası, aracın işletilmesi sırasında üçüncü kişilere verilen zararlar nedeniyle doğan sorumluluklara yönelik güvence sağlıyor. Araç sahibinin kendi aracında sel veya su baskını nedeniyle meydana gelen hasar ise trafik sigortası kapsamında karşılanmıyor. Bu nedenle kasko poliçesinin sunduğu teminatların ve sel, su baskını gibi risklere ilişkin koşulların dikkatle incelenmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. Aksigorta, araç sahiplerinin farklı ihtiyaçlarına yönelik kasko çözümleri sunarken poliçe kapsamında yer alan teminatlar ve ek güvenceler, ürün ve poliçe koşullarına göre değişebiliyor. Bu nedenle araç sahiplerinin yalnızca prim tutarını değil, sel ve su baskını gibi risklerin kapsamını, teminat limitlerini ve varsa muafiyetleri de değerlendirmesi önem taşıyor. Konutlarda da önemli bir güvence açığı bulunuyor Özel konut sigortasında sigortalılık oranının yaklaşık yüzde 20 seviyesinde olduğuna dikkat çeken Demirel, konutlarda oluşabilecek hasarların yalnızca binayla sınırlı kalmadığını belirtti. “Konutlarda meydana gelen hasarlar; mobilyalardan elektronik cihazlara, kişisel eşyalardan yaşam alanının yeniden kullanılabilir hale getirilmesine kadar pek çok maliyet doğurabiliyor. Bu nedenle binanın yanı sıra ev eşyalarının da hangi risklere karşı güvence altında olduğunun değerlendirilmesi gerekiyor. Ev sahipleri kadar kiracıların da kendi ihtiyaçlarına, eşyalarına ve sorumluluklarına uygun sigorta çözümlerinden yararlanması önem taşıyor” dedi. Zorunlu Deprem Sigortası’nın kapsamına da değinen Demirel, halk arasında DASK olarak bilinen sigortanın deprem ve poliçede belirtilen deprem kaynaklı riskler nedeniyle binada oluşan zararları, belirlenen limitler dahilinde karşıladığını hatırlattı. Demirel, “Sel ve su baskını gibi yağış kaynaklı hasarlar DASK kapsamında yer almıyor. Bu risklere karşı korunmak isteyenlerin, konut sigortası poliçelerinde ilgili teminatların bulunup bulunmadığını kontrol etmesi gerekiyor. Ayrıca bina güvencesi ile ev eşyalarına yönelik güvencelerin birbirinden farklı olduğu unutulmamalı” ifadelerini kullandı. Aksigorta, Mini Konut, Konut Sigortası ve Premium Konut Sigortası ürünleriyle farklı ihtiyaçlara yönelik konut sigortası seçenekleri sunuyor. Seçilen ürün ve poliçe koşullarına bağlı olarak yangın, sel ve su baskını gibi risklere yönelik teminatların yanı sıra asistans hizmetleri ve farklı ihtiyaçlara yönelik ek teminat seçenekleri de değerlendirilebiliyor. Ev sahipleri ve kiracılar, kendi ihtiyaçlarına uygun çözümleri tercih edebiliyor. Aksigorta Eşya Sigortası da ev eşyalarının korunmasına yönelik ihtiyaçlara yanıt veriyor. Poliçe koşullarına bağlı olarak eşyaların çeşitli risklere karşı güvence altına alınmasının yanı sıra üçüncü kişilere karşı doğabilecek sorumluluklara ilişkin teminat seçenekleri de sunulabiliyor. Poliçenin fiyatı kadar kapsamını da değerlendirin Sigorta yaptırırken öncelikle ihtiyaçların ve karşı karşıya olunan risklerin belirlenmesi gerektiğini ifade eden Demirel, poliçe seçiminde kapsamın dikkatle incelenmesi gerektiğini vurguladı. “Bir poliçeye sahip olmak kadar, poliçenin hangi zararları, hangi koşullarda ve hangi limitlerle karşıladığını bilmek de önemli. Konutun veya iş yerinin bulunduğu bölge, aracın kullanım koşulları ve sigortalanan varlıkların güncel değerleri birlikte değerlendirilmeli. Sel ve su baskını teminatının kapsamı, uygulanabilecek muafiyetler ve teminat dışında kalan durumlar mutlaka öğrenilmeli. Daha düşük prim ödemek amacıyla ihtiyaç duyulan teminatların kapsam dışında bırakılması, hasar anında çok daha yüksek maliyetlerle karşılaşılmasına neden olabiliyor” dedi. Aksigorta, kasko, konut ve eşya sigortalarının yanı sıra iş yerlerine yönelik sigorta çözümleriyle de farklı risklere karşı güvence sunuyor. Ürün ve poliçe kapsamına göre değişen teminatlar ve asistans hizmetleri, beklenmedik olayların ardından oluşabilecek mali yükün hafifletilmesine yardımcı olmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sel Nedeniyle Hasar Gören Araçların Zararını İdare Karşılar mı? Haber

Sel Nedeniyle Hasar Gören Araçların Zararını İdare Karşılar mı?

Avukat Mehmet İlker Birgan, kasko sigortası bulunmayan araç sahiplerinin de belirli koşullarda zararlarının tazminini talep edebileceğini belirterek, altyapı eksiklikleri ve kamu hizmetindeki aksaklıkların idarenin hukuki sorumluluğunu doğurabileceğine dikkat çekti. Birgan, selin doğal afet niteliği taşımasının kamu kurumlarının sorumluluğunu her durumda ortadan kaldırmadığını vurguladı. İSTANBUL – İstanbul'da 14 Ekim 2026 tarihinde etkili olan şiddetli sağanak yağış ve sel, kent genelinde yaşamı olumsuz etkilerken, su altında kalan ve ağır hasar gören araçlar nedeniyle önemli maddi kayıplar yaşandı. Felaketin ardından araç sahiplerinin zararlarını nasıl karşılayabileceği, kasko sigortasının hangi durumlarda devreye girdiği ve kamu kurumlarının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı tartışılmaya başlandı. Konuya ilişkin hukuki değerlendirmelerde bulunan Avukat Mehmet İlker Birgan, sel nedeniyle meydana gelen araç hasarlarında yalnızca sigorta poliçelerinin değil, zararın ortaya çıkmasına neden olan koşulların da incelenmesi gerektiğini belirtti. Birgan, özellikle yağmur suyu tahliye sistemlerindeki yetersizlikler, temizlenmeyen mazgallar, drenaj sorunları ve gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması gibi durumların idarenin tazminat sorumluluğunu gündeme getirebileceğine işaret etti. KASKO SİGORTASI OLANLAR DİKKAT: HER POLİÇE SEL HASARINI KARŞILAMIYOR Sel nedeniyle araçları zarar gören vatandaşların öncelikle kasko poliçelerini incelemesi gerektiğini belirten Birgan, kasko sigortasının bulunmasının tek başına bütün zararların karşılanacağı anlamına gelmediğini ifade etti. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları'na göre sel ve su baskını nedeniyle meydana gelen zararlar, ek sözleşmeyle teminat kapsamına alınabiliyor. Dolayısıyla bu riskin poliçeye dahil edilip edilmediği, sigorta şirketinin tazminat yükümlülüğünün belirlenmesinde önem taşıyor. Birgan'ın değerlendirmesine göre, poliçesinde sel ve su baskını teminatı bulunan araç sahiplerinin hasarı gecikmeden sigorta şirketine bildirmesi gerekiyor. Hasarın fotoğraf, video, servis kayıtları ve diğer belgelerle kayıt altına alınması da tazminat sürecinde önem taşıyor. Su altında kalan araçların çalıştırılmaması gerektiğine dikkat çeken Birgan, motorun yeniden çalıştırılmasının mevcut hasarı büyütebileceğini, bu nedenle uzman incelemesinin beklenmesi gerektiğini belirtti. HASAR İHBARINDA BEŞ İŞ GÜNÜ AYRINTISI Kasko Sigortası Genel Şartları uyarınca sigortalının, hasarı öğrendiği tarihten itibaren en geç beş iş günü içerisinde sigorta şirketine bildirimde bulunması gerekiyor. Birgan, bu sürenin geçirilmesinin her durumda tazminat hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmadığını, gecikmenin sonuçlarının somut olayın koşullarına göre değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Araç sahiplerinin zararın artmasını önlemek için gerekli tedbirleri almalarının da önem taşıdığını belirten Birgan, sigortalının yükümlülüklerine aykırı davranması nedeniyle hasarın büyümesi durumunda tazminat miktarının etkilenebileceğine dikkat çekti. KASKOSU OLMAYAN ARAÇ SAHİPLERİ ZARARLARINI TALEP EDEBİLİR Mİ? Sel felaketinin ardından en önemli sorulardan biri de kasko sigortası bulunmayan araç sahiplerinin zararlarını karşılayıp karşılayamayacağı oldu. Zorunlu trafik sigortasının, kural olarak aracın işletilmesi nedeniyle üçüncü kişilere verilen zararları karşıladığını hatırlatan Birgan, araç sahibinin kendi aracında sel ve su baskını nedeniyle meydana gelen zararın bu sigorta kapsamında bulunmadığını belirtti. Bununla birlikte kasko sigortası bulunmayan vatandaşların hukuki başvuru yollarının tamamen kapanmadığını ifade eden Birgan, zararın meydana gelmesinde ilgili kamu kurumlarının sorumluluğunun bulunması hâlinde tazminat talep edilebileceğini kaydetti. Birgan, Anayasa'nın 125. maddesinde yer alan, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödeme yükümlülüğüne işaret ederek, kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi durumlarında hizmet kusurunun gündeme gelebileceğini belirtti. MAZGALLAR TEMİZLENMEDİYSE, ALTYAPI YETERSİZSE İDARENİN SORUMLULUĞU DOĞABİLİR Sel felaketlerinde kamu kurumlarının sorumluluğunun belirlenmesi açısından altyapı ve alınan önlemlerin önemine dikkat çeken Birgan, özellikle yağmur suyu kanallarının ve mazgalların temizlenmemesi, drenaj altyapısının yetersiz kalması, taşkın riski bilinen bölgelerde gerekli tedbirlerin alınmaması ve tehlikeli yolların zamanında trafiğe kapatılmaması gibi durumların hizmet kusuru kapsamında değerlendirilebileceğini ifade etti. Ancak her sel olayında idarenin sorumlu tutulamayacağını da vurgulayan Birgan, zararın kamu hizmetindeki bir eksiklikten kaynaklanıp kaynaklanmadığının ve söz konusu eksiklik ile meydana gelen zarar arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda yağmur suyu altyapısı ve tahliye sistemlerinden kaynaklanan zararlar bakımından ilgili belediyeler ile İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ), yolun yapımı, bakımı ve güvenliğiyle bağlantılı zararlar bakımından ise ilgili belediye veya Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğu gündeme gelebiliyor. Birgan, sorumlu kurumun belirlenmesinde zararın meydana geldiği yerin, yolun niteliğinin ve zarara neden olduğu ileri sürülen eksikliğin dikkate alınması gerektiğini, bazı durumlarda birden fazla kamu kurumunun sorumluluğunun da söz konusu olabileceğini ifade etti. ŞİDDETLİ YAĞIŞ İDARENİN SORUMLULUĞUNU ORTADAN KALDIRIR MI? Selin doğal afet niteliği taşımasının, kamu kurumlarının hukuki sorumluluğunu her durumda ortadan kaldırmadığını belirten Birgan, yağışın öngörülebilirliği ve önlenebilir zararlar açısından ayrıca değerlendirme yapılması gerektiğine dikkat çekti. Birgan, "Şiddetli yağış ve selin meydana gelmesi, tek başına idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz." değerlendirmesinde bulundu. Yağışın olağanüstü niteliği, önceden öngörülüp öngörülemeyeceği, kamu kurumlarının alabileceği tedbirler ve zararın oluşumunda altyapı eksikliklerinin etkisi gibi unsurların birlikte incelenmesi gerektiğini belirten Birgan, mücbir sebep değerlendirmesinin de bu koşullar çerçevesinde yapılabileceğini ifade etti. Birgan ayrıca, hizmet kusurunun bulunmadığı bazı durumlarda dahi hukuki koşulları oluşmuşsa idarenin kusursuz sorumluluğunun gündeme gelebileceğine işaret etti. TAZMİNAT TALEBİ İÇİN HANGİ KURUMA, NE ZAMAN BAŞVURULMALI? Sel nedeniyle araçları zarar gören vatandaşların hukuki başvuru sürelerine dikkat etmesi gerektiğini belirten Birgan, idari eylemlerden kaynaklanan ve idari yargının görev alanına giren tazminat uyuşmazlıklarında öncelikle ilgili idareye yazılı başvuru yapılmasının zorunlu olduğunu hatırlattı. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca, zarara yol açtığı ileri sürülen idari eylemin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her durumda eylem tarihinden itibaren beş yıl içerisinde ilgili idareye başvurulması gerekiyor. İdarenin tazminat talebini tamamen veya kısmen reddetmesi ya da başvuruya otuz gün içerisinde cevap vermemesi hâlinde ise kanunda öngörülen dava açma süresi içerisinde yargı yoluna gidilebiliyor. İdari yargının görevli olduğu uyuşmazlıklarda, zararın tazmini amacıyla tam yargı davası açılabileceğini belirten Birgan, yargılama sırasında zararın miktarı, idarenin sorumluluğu ve zarar ile kamu hizmeti arasındaki nedensellik bağının inceleneceğini, gerektiğinde bilirkişi değerlendirmesine başvurulabileceğini kaydetti. HER TAZMİNAT DAVASI İDARE MAHKEMESİNDE AÇILMIYOR Birgan, araç hasarlarına ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin doğru belirlenmesinin de büyük önem taşıdığını vurguladı. Özellikle karayolunun yapımı, bakımı veya işletilmesiyle bağlantılı bazı uyuşmazlıkların, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında adli yargının görev alanına girebildiğine dikkat çekti. Uyuşmazlık Mahkemesinin 29 Ocak 2018 tarihli, E.2017/787 ve K.2018/19 sayılı kararında da karayolundaki bakım ve güvenlik eksikliğinden kaynaklanan maddi hasarlı trafik kazasına ilişkin tazminat uyuşmazlığında adli yargının görevli olduğuna hükmedildi. Birgan, bu nedenle selde zarar gören aracın bulunduğu yerin tek başına görevli mahkemeyi belirlemeye yetmeyeceğini, zararın kaynağına ve hukuki niteliğine göre idari veya adli yargı yolunun gündeme gelebileceğini belirtti. ARAÇ SAHİPLERİ İÇİN KRİTİK UYARI: HASARI BELGELEYİN, HUKUKİ SÜRELERİ KAÇIRMAYIN Sel nedeniyle araçlarında maddi hasar oluşan vatandaşların zararlarını belgelemelerinin ve başvuru sürelerini kaçırmamalarının önemine işaret eden Avukat Mehmet İlker Birgan, tazminat hakkının her olayda kendiliğinden doğmadığını vurguladı. Kasko teminatı bulunan araç sahiplerinin sigorta şirketlerine başvurabileceğini, kaskosu bulunmayanların ise zararın oluşumunda kamu kurumlarının sorumluluğu olup olmadığını araştırabileceğini belirten Birgan, araçların hasar durumunun, altyapı koşullarının ve olayın meydana geldiği yerde alınan önlemlerin hukuki süreçte belirleyici olabileceğini ifade etti. Birgan'ın değerlendirmesine göre, sel nedeniyle ortaya çıkan maddi kayıpların kim tarafından karşılanacağı yalnızca yağışın şiddetine bağlı değil. Zararın oluşmasında önlenebilir bir altyapı eksikliğinin veya kamu hizmetindeki aksaklığın bulunup bulunmadığı, olası tazminat sorumluluğunun belirlenmesinde temel unsurlar arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nu Teknoloji: Akıllı Şehir Teknolojileri Afet Kaynaklı Risklerin Erken Tespitine ve Hızlı Müdahale Edilmesine Katkı Sağlıyor Haber

Nu Teknoloji: Akıllı Şehir Teknolojileri Afet Kaynaklı Risklerin Erken Tespitine ve Hızlı Müdahale Edilmesine Katkı Sağlıyor

Son dönemde İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin farklı illerinde etkili olan yoğun yağışlar, şehir altyapılarında erken uyarı ve zamanında müdahalenin önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Özellikle su baskını riski bulunan alt geçitler, otoparklar ve bodrum katları ile elektrikli altyapı ekipmanları, aşırı yağışlarda insanlar ve diğer canlılar açısından ciddi riskler oluşturabiliyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün Türkiye 2025 İklim Raporu'na göre, yıl boyunca 1.011 ekstrem hava olayı kaydedildi. Bu olayların yüzde 27'sini fırtınalar, yüzde 23'ünü ise şiddetli yağış ve seller oluşturdu. Birleşmiş Milletler Afet Riskini Azaltma Ofisi (UNDRR) ve Dünya Meteoroloji Örgütünün (WMO) 2025 raporuna göre, kapsamlı erken uyarı sistemlerine sahip ülkelerde afet kaynaklı ölüm oranları, bu alandaki kapasitesi sınırlı ülkelere kıyasla yaklaşık altı kat daha düşük. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) ise tehlikeli bir olaydan 24 saat önce verilen uyarının oluşabilecek zararı yüzde 30'a kadar azaltabileceğini belirtiyor. Bu veriler, afetlerin insan ve diğer canlıların yaşamı üzerindeki etkilerinin azaltılmasında erken uyarı ve zamanında müdahalenin önemini ortaya koyuyor. Riskleri erken tespit eden teknolojiler Nu Teknoloji, geliştirdiği sensör, kablosuz haberleşme ve enerji izleme altyapısıyla şehirlerde risklerin erken belirlenmesine ve müdahale süreçlerinin hızlandırılmasına yönelik çalışmalar yürütüyor. Su baskını riski taşıyan alt geçit, otopark ve bodrum gibi alanlarda su seviyesinin ve yükselme hızının sensörlerle izlenmesi, kritik eşiklere ulaşıldığında ilgili ekiplerin uyarılmasına ve gerekli önlemlerin daha erken alınmasına imkân sağlayabilir. Şirketin geliştirdiği elektrik güvenliği çözümü ise elektrik kaçağını tespit ederek ilgili hattın elektriğini kesebiliyor. Özellikle aydınlatma direkleri ve elektrik panoları gibi noktalarda kullanılabilecek bu teknoloji, uygun koruma donanımları ve düzenli bakım uygulamalarıyla birlikte elektrik kaynaklı risklerin azaltılmasına katkı sağlayabiliyor. “Tehlikeyi fark etmekle müdahale etmek arasındaki süreyi kısaltmalıyız” Nu Teknoloji Kurucu Ortağı Ayşe Nur Koroğlu, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yoğun yağışlarda bir şehrin hangi noktasında suyun yükseldiğini, hangi elektrikli ekipmanın risk oluşturduğunu ve hangi ekibin müdahale etmesi gerektiğini zamanında bilmek büyük önem taşıyor. Elektrik güvenliği çözümümüzle kaçağı tespit edip ilgili hattın elektriğini kesebiliyoruz. Amacımız, tehlikeyi fark etmekle müdahale etmek arasındaki süreyi kısaltmak. Bir çocuğun yürüdüğü kaldırımın, bir sokak hayvanının yaklaştığı aydınlatma direğinin ya da her gün binlerce insanın kullandığı alt geçidin oluşturabileceği risklerden söz ediyoruz. Akıllı şehir teknolojilerinin gerçek değerinin, insanların ve tüm canlıların yaşamını korumaya sunduğu katkıyla ölçülmesi gerektiğine inanıyoruz.” Nu Teknoloji'den afet risklerinin azaltılması için ortak çalışma çağrısı Nu Teknoloji, belediyeler, elektrik dağıtım şirketleri, organize sanayi bölgeleri ve kampüs yönetimleriyle su baskını ve elektriksel risklerin yoğunlaştığı alanlarda ortak pilot çalışmalar gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda öncelikli risk noktalarının belirlenmesi, uygun sensör ve haberleşme altyapısının sahada test edilmesi, erken uyarı ve müdahale süreçlerinin ölçülebilir sonuçlarla değerlendirilmesi öngörülüyor. Şirket, yerli mühendislikle geliştirilen teknolojilerin kamu kurumları ve altyapı işletmecileriyle iş birliği içinde yaygınlaştırılmasının, şehirlerin afetlere karşı dayanıklılığını artırabileceğini vurguluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AKOM’dan İstanbullulara “Turuncu Kod” Haber

AKOM’dan İstanbullulara “Turuncu Kod”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanvekili Nuri Aslan, Afet Koordinasyon Merkezi’nde (AKOM) gelişmeler hakkında kurmaylarından bilgi aldı. Salı gününden itibaren teyakkuzda olduklarını ifade eden Aslan, “Salı günü gece 22.00 civarıyla başlayan yağış, çarşamba günü şiddetini artırdı ve İstanbul'un genelinde büyük bir yağış alındı. Normal şartlarda metrekareye 20 kilogram yağış düşmesi lazım ki bu normal bir yağış diye düşünelim. Ancak bizde bazı noktalarda 273 kilogram yağış düşen noktalarla karşı karşıya kaldık ve İstanbul'un çeşitli bölgelerinde küçük ya da büyük çaplı problemler yaşandı. İşte Ayazağa, Cendere Vadisi'nde ciddi su baskınları oldu. Maalesef can kayıplarımız var. İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak turuncu alarm ile beraber salı günü geceden itibaren tüm arkadaşlarımızla, ekiplerimizle sahadaydık. Hem sahada, alanda birebir mücadele eden arkadaşlarımız vardı 8 bin 500 kadar insan gücüyle, 2 bin 400 civarında araçla da iş makinesiyle de mücadele ettik ve mücadelemiz şu ana kadar devam ediyor. Arkadaşlarımız, ekiplerimiz sahada. Toplamda AFAD ile beraber, jandarmamızla beraber, İl Jandarma Komutanlığının talimatıyla işte Kıyı Emniyeti ile, Sahil Güvenlik ile, 1. Ordumuz ile beraber yaklaşık 50 bin civarında personelle, önde veya arkada, arka hizmeti yapan arkadaşlarımızla beraber 50 binlik bir kadroyla İstanbul'daki bu afete müdahale ettik. Maalesef dediğimiz gibi can kayıplarımız var, 3 tane yurttaşımızı da arama çalışmalarımız sürüyor. Sürekli AKOM'da ve AFAD'da toplantılar yaparak İstanbul'un yaşadığı bu afet sürecinden bir an önce kurtulması ve normal hayatına dönmesi için de büyük bir mücadele ve gayret gösteriyoruz” diye konuştu. Aslan konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı; “İSTANBUL'DA DA TURUNCU KODA GEÇİLEREK ALARM, TURUNCU ALARM SEVİYESİNDEYİZ” “Dün bakanlarımızla toplantılar yaptık. Bakanımız, Sayın Valimiz birlikte toplantılar yaptık AFAD'da. Bugün de Çevre ve Şehircilik Bakanımız ve İçişleri Bakanımız ile beraber sabahın erken saatlerinden itibaren Ayazağa'daydık. Alanı dolaştık arkadaşlarımızla beraber. Halkla beraber toplantılar yaptık, yurttaşlarımızı dinledik. Daha sonra daraltılmış bir toplantıda Çevre ve Şehircilik Bakanımızın da başkanlığında, Valimizin de katılımıyla bir toplantı daha yaptık ve şu saat itibarıyla neler yapmamız gerektiğiyle ilgili notları her kurum kendine göre aldı. Devletin bütün kurumları eş güdüm içinde çalışıyor. İstanbul Valiliğiyle ve AFAD ile koordineli çalışıyoruz. Dolayısıyla şu ana kadar geldik fakat bugün meteorolojik verilere göre, arkadaşlarımızın analizlerine göre maalesef yurt genelinde sarı kodlu ve turuncu kodlu alarm seviyeleri var. İşte Kocaeli, Adapazarı, Yalova, Bursa civarlarında turuncu kod seviyesine geçildi. Yurdun bazı yerlerinde de sarı kodla önlemler alınmaya çalışılıyor. Yine İstanbul'da dün de konuştuğumuz üzere cuma günü hafif sağanak yağışlar, akşam 18.00'den sonra yağışın birazcık daha şiddetlenmesi ama yarın öğlene doğru kuvvetlenme ihtimali çok yüksek. Dolayısıyla İstanbul'da da turuncu koda geçilerek alarm, turuncu alarm seviyesindeyiz.” “MECBUR KALINMADIKÇA DIŞARIYA ÇIKILMAMASI, MECBURSANIZ DA KENDİ ARACINIZLA DEĞİL, TOPLU TAŞIMA ARAÇLARIYLA TRAFİĞE ÇIKMANIZI ÖNERİYORUZ” “72 saattir uyumadan büyük bir mücadele veriyor çalışma arkadaşlarımız. 92 bin ekip arkadaşımızla, yol arkadaşımızla İstanbul'da hasarın minimum seviyede atlatılması için büyük bir gayret gösteriliyor. İkinci bir afet olması durumunda zaten bütün tedbirlerimizi alıyoruz. Bütün dere yataklarında, derelerde çalışmalarımızı şu an itibarıyla Yol Bakım Dairesi Başkanlığı, İSKİ Dairesi Başkanlığı, İtfaiye Dairesi Başkanlığı, İSTAÇ Genel Müdürlüğümüz yoğun bir gayretle mücadele ediyorlar dereleri temizlemek için, su baskını olan iş yerlerinin veya evlerin suyunu boşaltmak için büyük bir mücadele var. Ancak dikkatli olmak durumundayız. Buradan tüm yurttaşlarımızı da tekrar uyarmak isterim. Bu akşamdan itibaren, mecbur kalınmadıkça dışarıya çıkılmaması, mecbursanız da kendi aracınızla değil, toplu taşıma araçlarıyla trafiğe çıkmanızı öneriyoruz. Bu vesileyle ben 16 milyon İstanbullu yurttaşımızdan, komşularımızdan mümkünse, mecbur kalmadıkları sürece bu akşamdan itibaren yarın gece yarısına kadar toplu taşıma araçlarını kullanmalarını, eğer mecbur değillerse evlerinden çıkmadan bu iki günü de, iki geceyi de atlatmalarını rica ediyoruz. İnşallah salı ve çarşamba günü, salı gece ve çarşamba günü yaşadığımız bu büyük felaketi bir daha yaşamayız. Her yaşanan şey insanlar için bir tecrübe. Siz önlemler alırsınız fakat aldığınız önlemleri test etme şansınız ancak bir felaket durumunda olur. Biz de bu felaketten de İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak gerekli dersleri çıkaracağız. Arkadaşlarımızla alanı toparladıktan sonra oturup tekrar neyi nasıl yapmamız gerektiğini gözden geçireceğiz. Çünkü gördük ki 80 yılın üstünde, 80 yıldır olmayan bir yağışı İstanbul aldı.” “TEK AMACIMIZ VAR: İSTANBUL'DAKİ HEMŞEHRİLERİMİZİN HERHANGİ BİR FELAKETTE OLUMSUZ ETKİLENMESİNİ ENGELLEMEK” “İklim krizi, işte ısı, ortam ve dünya değişiyor, dönüyor ve gelişiyor. Dolayısıyla bu gelişime ayak uyduracak önlemleri ve tedbirleri de İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak devletimizin bakanlıklarıyla, ilgili kurumlarıyla, Valiliğimizle, AFAD'ımızla birlikte aldığımız tedbirleri ve önlemleri tekrar gözden geçireceğiz. İyileşme yapmamız gereken noktalar varsa belirleyeceğiz ve bunları iyileştireceğiz. Tek amacımız var: İstanbul'daki hemşehrilerimizin herhangi bir felakette olumsuz etkilenmesini engellemek. Başka bir düşüncemiz yok. Bu tür afetlerde İstanbulluların göstermiş olduğu gayrete, yardımlaşmaya, dayanışmaya teşekkür ediyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sel ve Su Baskınlarında Sigorta Uyarısı Haber

Sel ve Su Baskınlarında Sigorta Uyarısı

Özellikle işletmelerde meydana gelen su baskınlarının yalnızca binalarda ve ekipmanlarda fiziksel hasara değil, üretim ve faaliyetlerin durmasına bağlı ciddi mali kayıplara da yol açabildiğine dikkat çeken IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO'su Murat Çiftçi, sigortalıları hasar süreçlerinde dikkat edilmesi gereken hususlar konusunda uyardı. Çiftçi, "Sel ve su baskınlarında doğru sigorta teminatına sahip olmak kadar, hasarın ardından atılan adımlar da büyük önem taşıyor. Zamanında yapılmayan hasar bildirimleri, eksik tutulan kayıtlar ve yeterince belgelenmeyen zararlar tazminat süreçlerini zorlaştırabiliyor. Bu nedenle sigortalıların hasar öncesinde ve sonrasında nasıl hareket edeceklerini bilmeleri gerekiyor" dedi. İklim değişikliğinin etkisiyle giderek daha fazla gündeme gelen aşırı yağışlar, ani sel ve su baskınları, bireylerin ve işletmelerin karşı karşıya olduğu önemli riskler arasında yer alıyor. Son günlerde İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin farklı bölgelerinde yaşanan şiddetli yağışlar, özellikle yerleşim alanları, sanayi tesisleri, depolar ve ticari işletmeler açısından sel ve su baskınına karşı hazırlıklı olmanın önemini bir kez daha ortaya koydu. Sel ve su baskınları binalarda, makine ve ekipmanlarda, elektronik sistemlerde ve stoklarda ciddi maddi hasarlara neden olabiliyor. Bununla birlikte hasarın etkisi yalnızca fiziksel kayıplarla sınırlı kalmıyor. Üretimin durması, ticari faaliyetlerin aksaması, siparişlerin karşılanamaması ve ilave operasyonel giderler, işletmeler açısından hasarın mali boyutunu daha da büyütebiliyor. IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO'su Murat Çiftçi, sel ve su baskını hasarlarında sigorta poliçelerinin kapsamının doğru değerlendirilmesi, hasarın zamanında bildirilmesi ve gerekli belgelerin eksiksiz hazırlanmasının tazminat süreçlerinin sağlıklı ilerlemesi açısından kritik önem taşıdığını belirtti. "Sel hasarlarında ilk adım can güvenliği, ardından doğru hasar yönetimi" Sel ve su baskını yaşanan işletmelerde önceliğin çalışanların can güvenliğinin sağlanması olduğunu vurgulayan Çiftçi, elektrik sistemleri ve diğer tehlikeli altyapıların yetkili personel tarafından güvenli hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Hasarın ardından gerçekleştirilen ilk müdahalelerin sigorta sürecini de doğrudan etkilediğini belirten Çiftçi, şu değerlendirmede bulundu: "Sel veya su baskını sonrasında işletmelerin bir an önce normal faaliyetlerine dönmek istemesi son derece doğal. Ancak bu süreçte hasarın doğru şekilde tespit edilmesini sağlayacak kayıtların korunması gerekiyor. Hasarlı alanların temizlenmesine, ekipmanların sökülmesine veya onarım çalışmalarına başlanmadan önce mümkün olduğunca ayrıntılı fotoğraf ve video kayıtları alınmalı. Suyun ulaştığı seviye, binaya giriş noktaları, etkilenen alanlar ve zarar gören ekipmanlar belgelenmeli. Hasarın doğru belgelenmesi, tazminat sürecinin sağlıklı ilerlemesindeki en önemli unsurlardan biri." Sigortalıların hasar bildirimlerini poliçelerinde belirtilen ihbar sürelerini dikkate alarak mümkün olan en kısa sürede gerçekleştirmeleri gerektiğini belirten Çiftçi, hasarın büyümesini önlemek amacıyla gerekli koruma ve kurtarma çalışmalarının da ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti. "Hasarın büyümesini önlemek için su tahliyesi, koruma ve kurtarma gibi gerekli müdahaleler yapılmalı. Ancak acil müdahaleler dışında, zarar gören ekipmanların imha edilmesi veya hurdaya ayrılması gibi işlemlerde eksper ve sigorta şirketiyle koordinasyon sağlanması önem taşıyor. Burada amaç hem işletmenin daha fazla zarar görmesini engellemek hem de hasarın nedenini ve boyutunu doğru şekilde ortaya koyabilmek." "Eksik belge ve kayıtlar tazminat süreçlerini zorlaştırabilir" Sel ve su baskını hasarlarında karşılaşılan önemli sorunlardan birinin, meydana gelen zararın kapsamının ve mali sonuçlarının yeterli belgelerle ortaya konulamaması olduğunu belirten Çiftçi, sigortalıların hasar dosyalarını sistematik şekilde hazırlamaları gerektiğine dikkat çekti. "Bir işletmede su baskını nedeniyle onlarca makine, elektronik ekipman veya stok zarar görebilir. Ancak bu zararların tazminat sürecinde sağlıklı değerlendirilebilmesi için yalnızca hasarın meydana geldiğini göstermek yeterli değil. Hangi ekipmanın zarar gördüğü, stokların miktarı ve maliyeti, hasarın niteliği, onarım veya yenileme bedelleri gibi bilgilerin de belgelenmesi gerekiyor. Bu nedenle işletmelerin güncel envanter kayıtlarını, sabit kıymet listelerini, alış faturalarını ve bakım belgelerini düzenli şekilde muhafaza etmelerini öneriyoruz." Hasar dosyasında olayın gelişimini açıklayan raporların, tarih bilgisi içeren fotoğraf ve videoların, varsa güvenlik kamerası görüntülerinin, teknik servis raporlarının ve onarım tekliflerinin bulunmasının önem taşıdığını belirten Çiftçi, su tahliyesi, temizlik ve kurtarma çalışmalarına ilişkin masrafların da kayıt altına alınması gerektiğini söyledi. Özellikle emtia ve stok hasarlarında ürün cinsi, miktarı, birim maliyeti ve kurtarılabilir değer gibi bilgilerin ayrı ayrı belgelenmesinin değerlendirme sürecine katkı sağlayacağını ifade etti. Sel nedeniyle duran işletmelerde kâr kaybı da gündeme gelebilir Sel ve su baskınlarının işletmeler açısından en önemli sonuçlarından birinin faaliyet kesintileri olduğunu belirten Çiftçi, fiziksel hasarın giderilmesinin her zaman ekonomik kaybın tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmediğini vurguladı. "Bir üretim tesisinde su baskını nedeniyle makinelerin devre dışı kalması, üretimin günlerce durmasına neden olabilir. Bu süreçte işletme yalnızca zarar gören ekipmanın onarım maliyetiyle karşılaşmaz. Üretilemeyen ürünler, gerçekleştirilemeyen satışlar, iptal edilen siparişler ve faaliyetlerin yeniden başlatılması için yapılan ilave harcamalar da önemli mali sonuçlar yaratabilir. Dolayısıyla sel ve su baskını riskini değerlendirirken yalnızca fiziksel varlıkların değil, işletmenin faaliyet sürekliliğinin de dikkate alınması gerekiyor." İş durması ve kâr kaybına ilişkin zararların her poliçede otomatik olarak karşılanmadığına dikkat çeken Çiftçi, Bu tür kayıpların sigorta kapsamında değerlendirilebilmesi için poliçede ilgili iş durması veya kâr kaybı teminatının bulunması ve zarara neden olan maddi hasarın poliçe kapsamında karşılanabilir nitelikte olması gerektiğini belirtti. Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü: "İş durması veya kâr kaybı teminatı bulunan işletmelerin üretimin ne kadar süre durduğunu, hangi hatların etkilendiğini, kapasite kayıplarını, iptal edilen siparişleri ve ilave masrafları ayrıntılı şekilde kayıt altına alması gerekiyor. Geçmiş dönem üretim, satış ve maliyet verileri de bu süreçte önem taşıyor. Doğru yapılandırılmış bir sigorta programı, yalnızca fiziksel hasarın değil, faaliyet kesintisinin finansal etkilerinin yönetilmesine de katkı sağlayabilir." "Her su hasarı aynı sigorta kapsamında değerlendirilmiyor" Sel ve su baskınlarında sigorta poliçelerinin kapsamının doğru anlaşılması gerektiğine dikkat çeken Çiftçi, suyun kaynağı ve hasarın oluşum biçimine göre farklı teminat koşullarının gündeme gelebileceğini belirtti. "Sigortalılar açısından dikkat edilmesi gereken önemli konulardan biri, her su hasarının aynı şekilde değerlendirilmediği gerçeği. Sel, su baskını, yüzey suyu birikmesi, kanalizasyon geri tepmesi veya bina içindeki tesisattan kaynaklanan hasarlar, poliçelerde farklı hükümlere, limitlere ve muafiyetlere tabi olabilir. Bu nedenle hasarın hangi nedenle meydana geldiğinin teknik bulgularla ortaya konulması büyük önem taşıyor." Hasar değerlendirmelerinde sigorta bedellerinin, eksik sigorta hükümlerinin, özel limitlerin, muafiyetlerin ve ilgili poliçe klozlarının birlikte ele alınması gerektiğini belirten Çiftçi, işletmelerin poliçelerini yalnızca hasar meydana geldikten sonra değil, düzenli aralıklarla gözden geçirmelerini önerdi. "Bir işletmenin sel ve su baskını teminatına sahip olması önemli; ancak teminatın hangi riskleri kapsadığı, hangi limitlerle sunulduğu ve işletmenin güncel varlık değerleriyle uyumlu olup olmadığı da en az bunun kadar önemli. Özellikle yatırımların, makine parkının ve stok değerlerinin değiştiği işletmelerde sigorta bedellerinin güncelliğini koruması gerekiyor. Aksi halde hasar anında beklenmeyen mali sonuçlarla karşılaşılabilir." "Sel riskine karşı hazırlık hasar meydana gelmeden başlamalı" Sel ve su baskını risklerine karşı etkili bir korumanın yalnızca sigorta poliçesi satın almakla sağlanamayacağını vurgulayan Çiftçi, işletmelerin fiziksel önlemlerle sigorta korumasını birlikte değerlendirmeleri gerektiğini ifade etti. "Özellikle bodrum katlar, elektrik odaları, teknik alanlar ve depolar su baskınları açısından hassas noktalar arasında yer alıyor. Drenaj sistemlerinin, tahliye pompalarının ve geri tepme önleyici sistemlerin düzenli kontrol edilmesi; çatı, yağmur olukları ve rögarların bakımının yapılması gerekiyor. Kritik makinelerin, elektronik ekipmanların ve stokların mümkün olduğunca su baskını riskinden uzak ve yüksek alanlarda muhafaza edilmesi de hasarın boyutunu azaltabilir." Meteorolojik uyarıların yakından takip edilmesi, alınan koruyucu önlemlerin kayıt altına alınması ve kritik işletme belgelerinin güvenli dijital ortamlarda saklanmasının önemine işaret eden Çiftçi, sigorta ve risk yönetiminin birbirini tamamlayan iki unsur olduğunu söyledi. IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği olarak işletmelerin risklerinin analiz edilmesi, mevcut sigorta programlarının değerlendirilmesi, ihtiyaçlarına uygun teminat alternatiflerinin geliştirilmesi ve hasar süreçlerinin koordinasyonunda sigortalılara danışmanlık ve brokerlik hizmetleri sunduklarını belirten Çiftçi, sözlerini şöyle tamamladı: "Sel ve su baskınlarının ne zaman ve hangi boyutta meydana geleceğini her zaman öngöremeyebiliriz. Ancak işletmelerin bu risklere karşı ne kadar hazırlıklı olacağını belirlemek mümkün. Doğru risk analizi, yeterli sigorta teminatı, zamanında hasar bildirimi ve eksiksiz dokümantasyon birlikte ele alınmalı. Sigortanın asıl değeri yalnızca meydana gelen zararı karşılamasında değil, işletmelerin beklenmedik bir afetin ardından faaliyetlerine devam edebilmesine ve finansal dayanıklılığını koruyabilmesine katkı sağlamasında ortaya çıkıyor." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aylık Toplam Yağışın 4 Katı Bir Günde Düştü Haber

Aylık Toplam Yağışın 4 Katı Bir Günde Düştü

İstanbul başta olmak üzere ülkemizin büyük bölümü, Balkanlar üzerinden gelen soğuk hava dalgası ile Orta Akdeniz üzerinden taşınan yağışlı sistemlerin etkisi altına girdi. Salı sabahı başlayan ve aralıksız süren kuvvetli sağanaklar nedeniyle Boğaz çevresi ile Avrupa Yakası’nın kuzey ve orta kesimlerindeki ilçelerde (Beykoz, Sarıyer, Eyüpsultan, Arnavutköy, Şişli, Başakşehir, Büyükçekmece, Kâğıthane) metrekareye toplam 130 ila 277 kg yağış ölçüldü. İBB Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı AKOM’un sevk ve idaresinde kriz masası oluşturuldu. İBB, tüm birimleriyle 24 saat esasına göre sahada görev yapıyor. EKİM AYI NORMALLERİNİN 4 KATI: SON 84 YILIN EN YÜKSEK DEĞERİ İstanbul’un Ekim ayı uzun yıllar ortalama yağış toplamı 66,3 mm. Bu son sistemle birlikte tek bir periyotta düşen yağış miktarı, aylık normallerin kat kat üzerine çıktı. Özellikle Beykoz’da ölçülen 277,1 kg’lık rekor değer, Ekim ayı ortalamasının 4,1 katına denk geldi. Gece boyunca Anadolu Yakası’nda Boğaz çevresinde 5 ile 45 kg arasında değişen hafif sağanaklar görüldü. İLÇELERE DÜŞEN YAĞIŞ MİKTARLARI AKOM Meteoroloji verilerine göre Boğaz çevresi ile Avrupa Yakası’nın kuzey ve orta kesimlerindeki ilçelerde metrekareye toplam 130 ila 277 kg yağış kaydedildi. Diğer ilçelerde bu miktar 35 ila 120 kg arasında değişti. İstasyon bazında en yüksek yağış sırasıyla 277,1 kg ile Beykoz’da, 211,8 kg ile Sarıyer’de ve 203,9 kg ile Eyüpsultan’da ölçüldü. Bu istasyonları 191,8 kg ile Sarıyer İTÜ Maslak Yerleşkesi, 166,5 kg ile Beykoz Anadolu Feneri, 158,3 kg ile Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 146,1 kg ile Arnavutköy, 147,4 kg ile Şişli, 142,0 kg ile Olimpiyat (Başakşehir) ve 137,1 kg ile Büyükçekmece izledi. Bölgedeki diğer istasyonlar da yüksek yağış aldı: AKOM (Kâğıthane) 135,5 kg, Şile Darlık Köyü 135,4 kg, Çekmeköy Ömerli 131,2 kg, Kartal Aydos Dağı 119,8 kg, Sancaktepe 115,5 kg ve Üsküdar 113,2 kg. MÜCADELE SÜRÜYOR İBB, olumsuz hava koşullarının etkilerini en aza indirmek ve kenti en kısa sürede normale döndürmek için geniş çaplı bir operasyon yürüttü. Sahada İtfaiye, İSKİ, Yol Bakım, İSTAÇ, Zabıta, Park Bahçeler, İBB Trafik, İGDAŞ ve diğer ilgili birimlerden toplam 8.564 personel ile 2.325 ve iş makinesi görev aldı. İl genelinde su baskınları ve dere taşmaları nedeniyle mahsur kalan yüzlerce vatandaş, İBB ekiplerince kurtarılarak güvenli bölgelere tahliye edildi. Özellikle Göktürk, Kemerburgaz ve Ayazağa’da okullarda, sitelerde ve iş yerlerinde mahsur kalan vatandaşlar, öğrenciler ve çalışanlar itfaiye ve kurtarma ekiplerince güvenli alanlara alındı. Yağışın yol açabileceği ulaşım sorunlarını önlemek amacıyla Metro İstanbul, ana metro ve tramvay hatlarındaki seferleri gece saat 02.00'ye kadar uzattı. Geceyi dışarıda geçirmek zorunda kalan ya da barınmak isteyen vatandaşlar için İBB Sosyal Tesisleri ile BELTUR noktaları sabaha kadar açık tutuldu ve sıcak çay ile su ikram edildi. Cendere Havzası’nda yapılan izleme ve değerlendirmelerde, dere su seviyesinin en yüksek seviyeye kıyasla yaklaşık 1,5 metre düştüğü tespit edildi. Mevcut hidrolojik koşullar doğrultusunda taşkın riski en düşük seviyeye indi. Olumsuz hava koşulları nedeniyle İstanbul Valiliği tarafından 15 ve 16 Ekim günleri okulların tatil edilmesi ve çalışanlara izin verilmesine yönelik tedbirler alındı. Ekiplerin kentin dört bir yanındaki temizlik, bakım ve tahliye çalışmaları aralıksız sürüyor. RAYLI SİSTEMLERİ AÇIK TUTMAK İÇİN YOĞUN MESAİ Sefer saatleri gece 02.00’ye kadar uzatılan Metro İstanbul ağında, olumsuz hava koşullarının yol açabileceği riskleri önlemek amacıyla teknik ekipler yoğun bir mesai yürüttü. Bu kapsamda T5 Eminönü–Alibeyköy ve T1 Kabataş–Bağcılar tramvay hatlarında mazgal ve ray oluğu temizlikleri yapılırken; M1A, M3, M4 ve M5 hatlarındaki istasyonlarda su tahliyesi ve hijyen çalışmaları gerçekleştirildi. M2, M6 ve M7 hatlarında ise rutin araç yıkama faaliyetleri geçici olarak durdurularak tüm personel izolasyon ve su sızıntısı yaşanan riskli bölgelere sevk edildi; ayrıca M7 Alibeyköy hattında İSTAÇ ile koordineli olarak su baskını sonrası çamur temizliği ve yıkama çalışmaları tamamlandı. BARAJ DOLULUK ORANLARI HIZLA YÜKSELDİ Kent genelinde hayatı olumsuz etkileyen ve son 84 yılın en yüksek seviyelerine ulaşan yoğun sağanak yağışlar, İstanbul’un su kaynaklarında artışa neden oldu. 14 Ekim tarihinde yüzde 38,00 seviyelerinde seyreden İstanbul barajlarındaki genel doluluk oranı, düşen rekor yağışların ardından 15 Ekim itibarıyla hızla artarak yüzde 45,22 seviyesine yükseldi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İBB Tüm Ekipleriyle Sahada Haber

İBB Tüm Ekipleriyle Sahada

Özellikle Boğaz çevresi ile Avrupa Yakası’nın kuzey ve orta kesimlerinde etkili olan sağanak yağış, 1985 yılından bu yana kaydedilen en yüksek değerlerden birine ulaştı. Beykoz’da metrekareye 242 kilogram, Eyüpsultan’da 190.5 kilogram, Sarıyer’de ise 187.9 kilogram yağış düştü. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), yoğun yağışın etkili olduğu bölgelerde tüm birimleriyle çalışmalarını sürdürüyor. İBB Başkanvekili Nuri Aslan, çalışmaları İBB Afet İşleri Dairesi Başkanlığı AKOM’dan koordine ediyor. Kent genelinde 8 bin 392 personel, 2 bin 246 araç ve iş makinesiyle müdahaleler devam ederken, saat 23.30 itibarıyla İBB birimlerine toplam 6 bin 937 ihbar ulaştı. İBB, olumsuz hava koşulları nedeniyle vatandaşların güvenli alanlarda dinlenebilmesi için tüm sosyal tesislerini sabaha kadar açık tutacak. BELTUR’un 6 noktası da gece boyunca hizmet verecek. Vatandaşların ulaşımını kolaylaştırmak amacıyla 15 raylı sistem hattında seferler saat 02.00’ye kadar uzatıldı. BEYKOZ’DA METREKAREYE 230,8 KİLOGRAM YAĞIŞ İBB Afet İşleri Dairesi Başkanlığı AKOM’un son raporuna göre, İstanbul’da salı sabahından itibaren etkili olan sağanak yağışlarda son yılların en yüksek değerlerinden bazıları kaydedildi. Beykoz’da metrekareye 242 kilogram, Eyüpsultan’da 190.5 kilogram, Sarıyer’de ise 170.2 kilogram yağış ölçüldü. Boğaz çevresi ile Avrupa Yakası’nın kuzey ve orta kesimlerinde yağış miktarı metrekarede 100 ila 230 kilogram aralığına ulaştı. İstanbul’un birçok noktasında metrekareye düşen yağış miktarı 100 kilogramı aşarken, bazı bölgelerde 200 kilogramın üzerine çıktı. 8 BİN 392 PERSONEL, 2 BİN 246 ARAÇLA MÜDAHALE İBB, yağışın başladığı ilk saatlerden itibaren tüm birimleriyle sahada görev yapıyor. İBB Başkanvekili Nuri Aslan, gelişmeleri AKOM’dan anlık olarak takip ederken ilgili birimlerin yöneticileri de sahadaki ekiplerle sürekli iletişim halinde müdahaleleri koordine ediyor. İstanbul genelinde 8 bin 392 personel, 2 bin 246 araç ve iş makinesiyle çalışmalar sürdürülüyor. İBB birimlerine toplam 6 bin 937 ihbar ulaştı. İhbarların 5 bin 711’i İSKİ’ye, 528’i Çözüm Merkezi’ne, 498’i İtfaiye’ye, 200’ü ise Yol Bakım ekiplerine iletildi. Su baskınları, rögar taşmaları, yol çökmeleri, dere taşmaları ve ağaç devrilmelerine yönelik müdahaleler aralıksız devam ediyor. Kent genelinde yağıştan etkilenen yol ve alt geçitlerde gerekli trafik tedbirleri alınırken, ekipler su tahliyesi, temizlik ve yol açma çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle dere yatakları ve çevresindeki risklere karşı vatandaşların dikkatli olmaları, ilgili kurumların uyarılarını takip etmeleri istendi. İBB’NİN TÜM SOSYAL TESİSLERİ SABAHA KADAR AÇIK OLACAK İBB, yoğun yağış nedeniyle dışarıda kalan vatandaşların yağıştan korunabilmesi, güvenli bir ortamda dinlenebilmesi ve temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi amacıyla tüm sosyal tesislerini sabaha kadar açık tutacak. Sosyal tesislerde vatandaşlara çay ve su ikram edilecek. İBB, olumsuz hava koşullarından etkilenen vatandaşlara gece boyunca destek sağlamayı sürdürecek. BELTUR’UN 6 NOKTASI GECE BOYUNCA HİZMET VERECEK İBB iştiraki BELTUR da yoğun yağış nedeniyle vatandaşların güvenli alanlarda dinlenebilmesi için belirlenen 6 noktada gece boyunca hizmet verecek. Bu kapsamda Çubuklu Silolar, Müze Gazhane, Caddebostan, Bakırköy Sahil, Avcılar Denizköşkler ve Kartal noktaları sabaha kadar açık olacak. 15 RAYLI SİSTEM HATTINDA SEFERLER SAAT 02.00’YE KADAR UZATILDI İBB, olumsuz hava koşullarında vatandaşların ulaşımını kolaylaştırmak amacıyla raylı sistemlerde sefer saatlerini uzattı. Metro İstanbul tarafından işletilen 10 metro hattında seferler saat 02.00’ye kadar devam edecek. Saat 02.00’ye kadar hizmet verecek metro hatları: * M1A Yenikapı–Atatürk Havalimanı * M1B Yenikapı–Kirazlı * M2 Yenikapı–Hacıosman * M3 Bakırköy–Kayaşehir * M4 Kadıköy–Sabiha Gökçen Havalimanı * M5 Üsküdar–Sultanbeyli * M6 Levent–Boğaziçi Üniversitesi/Hisarüstü * M7 Yıldız–Mahmutbey * M8 Bostancı–Parseller * M9 Ataköy–Olimpiyat Tramvay ve füniküler hatlarında da sefer saatleri uzatıldı. T1 Kabataş–Bağcılar, T4 Topkapı–Mescid-i Selam ve T5 Eminönü–Alibeyköy tramvay hatları ile F1 Taksim–Kabataş ve F4 Boğaziçi Üniversitesi/Hisarüstü–Aşiyan füniküler hatları da saat 02.00’ye kadar hizmet verecek. Toplam 15 raylı sistem hattında ulaşım hizmeti gece saatlerine kadar sürdürülecek. Metrobüs seferleri de sabaha karar uzatıldı. İSTANBUL VALİLİĞİ VE AFAD İLE EŞGÜDÜMLÜ ÇALIŞMA İBB, İstanbul Valiliği ve AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlarla eşgüdüm içerisinde çalışmalarına devam ediyor. Özellikle dere yatakları ve çevresindeki riskler yakından takip edilirken, İSKİ ve ilgili İBB birimleri gerekli uyarıları yapıyor ve sahadaki kontrollerini sürdürüyor. AKOM’DA ALARM DURUMU DEVAM EDİYOR İBB Başkanvekili Nuri Aslan, gece boyunca beklenen kuvvetli yağış ve fırtınaya karşı İstanbulluları dikkatli olmaları konusunda uyardı. AKOM’un meteorolojik değerlendirmelerine göre, yağışların özellikle Anadolu Yakası ve Boğaz çevresinde etkisini sürdürmesi bekleniyor. Perşembe sabahı saat 10.00’a kadar bazı bölgelerde metrekareye 50 ila 75 kilogram ilave yağış düşebileceği, rüzgârın ise saatte 50 ila 80 kilometre hıza ulaşabileceği tahmin ediliyor. İBB, vatandaşlara zorunlu olmadıkça özel araçlarıyla trafiğe çıkmamaları, mümkün olduğunca toplu ulaşımı tercih etmeleri, dere yataklarından ve su baskını riski bulunan alanlardan uzak durmaları çağrısında bulundu. İBB, tüm birimleriyle alarm durumunu sürdürürken, vatandaşların can güvenliğinin sağlanması, ulaşımın aksamaması ve yağışın neden olduğu olumsuzlukların giderilmesi için çalışmalarına gece boyunca devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eyüpsultan-Bayrampaşa Tramvayı’nda Çalışmalar Hızlandı Haber

Eyüpsultan-Bayrampaşa Tramvayı’nda Çalışmalar Hızlandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından yapımına başlanan Eyüpsultan-Bayrampaşa tramvay hattı, mevcut Eminönü-Alibeyköy hattına entegre olacak şekilde inşa ediliyor. Projenin tamamlanmasıyla Bayrampaşa ve Eyüpsultan ilçeleri, tarihi yarımadaya doğrudan ulaşım imkânına kavuşacak. Böylece bölgedeki trafik yükü hafifletilecek. AĞAÇLAR BAŞAKŞEHİR RESNELİ’YE TAŞINIYOR, SÜREÇ KAREKODLA İZLENCEK Hatta yer altı imalatları ve istasyon inşaatları sürerken, hattın yer üstünden geçen yaklaşık 1,5 kilometrelik kısmında altyapı deplasesi ve yapım işleri aşamasına gelindi. Çalışmaların yürütülebilmesi için güzergâhta bulunan 168 ağacın taşınması (deplase) yapılacak. AĞAÇ DEPLASE İŞLEMLERİ İÇİN İZİN SÜRECİ TAMAMLANDI Güzergâh üzerindeki 168 ağacın taşınması için gerekli tüm resmi izinler tamamlandı. Anıt ağaç niteliği taşımayan ağaçlar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü onayıyla koruma altına alınarak Başakşehir Resneli bölgesine naklediliyor. Taşıma sürecinde her bir ağaç için özel karekod uygulaması olacak. Hangi ağacın nereye taşındığı adım adım takip edilebilecek. Proje tamamlandığında, alan yeniden ağaçlandırılarak kapsamlı bir peyzaj düzenlemesi yapılacak. İSKİ ALTYAPIYI YENİLİYOR: SEL VE SU BASKINLARI SONA ERİYOR Çalışmalar sadece ulaşımı değil, bölgenin çevre ve altyapı sorunlarını da çözecek. Ağaç naklinin hemen ardından İSKİ sahaya inecek. Mevcutta birlikte akan atık su ve yağmur suyu hatları birbirinden tamamen ayrılacak. Yenilenen altyapı sayesinde iki ilçede yaşanan su baskını, sel ve taşkın manzaraları tarihe karışacak. GÜNLÜK 350 BİNDEN FAZLA YOLCU TAŞINACAK Yeni hat, mevcut Eminönü-Alibeyköy Tramvayı ile entegre olacak. Toplam 3,2 kilometre uzunluğundaki hat, saatte tek yönde 10 bin yolcu kapasitesine sahip olacak. Tamamlandığında günlük 350 binden fazla kişiye hizmet verecek olan tramvay, bölge trafiğini belirgin biçimde rahatlatacak. Bayrampaşa ve Eyüpsultan sakinleri Tarihi Yarımada’ya doğrudan ve hızlı ulaşabilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.