Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Su Kaynakları

Kapsül Haber Ajansı - Su Kaynakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su Kaynakları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir Projesi Tamamlandı Haber

İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir Projesi Tamamlandı

Avrupa Birliği’nin finanse ettiği, Türkiye Belediyeler Birliği ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı’nın lider kurum olduğu ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yürütülen Sivil Katılım Projesi kapsamında uygulanan proje, Eskişehir’de düzenlenen toplantıyla tamamlandı. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, CHP Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe, TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç ve UNDP Sivil Katılım Proje Müdürü ve Baş Teknik Danışmanı Neslihan Yumukoğlu Cankara’nın katıldığı kapanış toplantısında, büyükşehir ve ilçe belediyeleri ile TEMA Vakfı çalışanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve basın mensupları da yer aldı. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç iklim krizinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda bir yaşam meselesi olduğunu vurgulayarak krizle mücadelede yerel yönetimler, sivil toplum ve halkın birlikte hareket etmesinin çok önemli olduğuna dikkat çekerek Deniz Ataç konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "İklim değişikliği artık uzak bir risk değil; kentlerimizin bugününü ve geleceğini, su varlıklarımızdan sağlığa kadar yaşamın her alanını doğrudan etkileyen bir gerçeklik. İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir projesiyle, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere yerel yönetimler, sivil toplum ve Eskişehir halkının katılımıyla, iklim risklerini birlikte anlamaya ve çözüm yollarını ortak akılla tartışmaya imkân tanıyan güçlü bir zemin oluşturduk. Proje kapsamında iklim risk haritaları geliştirerek 26 kişiye konu özelinde teknik eğitimler verildi. Ortaya çıkan bu birikim, yalnızca raporlarda kalan bir çıktı değil; kentin ortak hafızasında karşılık bulan, yerel düzeyde birlikte çözüm üretme kapasitesini güçlendiren önemli bir adımdır. Bu çalışma bir son değil; Eskişehir’in iklim değişikliğine uyum sürecinde daha katılımcı, daha kapsayıcı ve daha dayanıklı adımlar atabilmesi için güçlü bir başlangıçtır. Bu süreçte emeği geçen tüm belediyelere, paydaşlara, uzmanlara ve Eskişehir halkına gönülden teşekkür ediyorum." Sivil Katılım Projesi kapsamında hayata geçirilen projenin önemine vurgu yapan UNDP Sivil Katılım Proje Müdürü ve Baş Teknik Danışmanı Neslihan Yumukoğlu Cankara ise, “TEMA Vakfı ve Büyükşehir Belediyesi yöneticilerimize bu kıymetli projeyi başarıyla tamamladıkları için teşekkür ediyor, kendileriyle gurur duyduğumu ifade etmek istiyorum. İklim değişikliğini artık yalnızca çevresel bir sorun olarak değil; iklim adaleti ve insan hakları meselesi olarak ele alıyoruz. Bu nedenle katılımcılık, kapsayıcılık ve kimseyi geride bırakmama ilkesiyle hareket ediyoruz. Eskişehir’in güçlü bir aktif yurttaşlık kültürüne sahip olması önemli bir avantajdır. Vatandaşları ve sivil toplumu karar alma süreçlerine planlama aşamasından itibaren dahil edebilirsek, kentlerimizi afetlere karşı daha dirençli hâle getirebiliriz. Bu anlayışı yerel yönetimlere entegre etmek ve desteklemek için çalışmalarımıza devam edeceğiz.” dedi. Eskişehir’in iklim değişikliğine uyum kapasitesini ve direncini artırmayı hedefleyen projenin kapanış toplantısında konuşan Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe de, “Su kaynakları, Seyitgazi için stratejik bir mesele hâline gelmiştir. 670 bin dekar ekilebilir alanımız olmasına rağmen yalnızca 180 bin dekar sulanabilmektedir. Barajlarımızdaki doluluk oranları oldukça düşüktür ve yeraltı su seviyeleri her yıl gerilemektedir. Bu tablo, gelecekte ciddi bir içme suyu riskiyle karşı karşıya kalabileceğimizi göstermektedir. Ayrıca bölgemiz için önemli olan madencilik faaliyetlerinin, özellikle bor madeni başta olmak üzere, çevreyle uyumlu ve sıkı denetim altında yürütülmesi gerekmektedir. Tarımda hâlen yaygın olan vahşi sulama yöntemleri ise su kaynaklarımız üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Sürdürülebilir tarım ve suyun verimli kullanımı artık bir zorunluluktur. İklim değişikliğiyle mücadele; yerel yönetimler, sivil toplum ve vatandaşların birlikte hareket etmesiyle mümkündür. Seyitgazi Belediyesi olarak bu konuda her türlü iş birliğine açık olduğumuzu ifade etmek isterim. Bu anlamlı panelin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sözlerimi şu ifadeyle tamamlıyorum: Geleceğe bırakacağımız en büyük miras; doğasıyla uyumlu, kaynaklarını akılcı kullanan bir yaşamdır.” ifadelerini kullandı. Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ise, “Öncelikle Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile birlikte hareket etmemizin son derece olumlu sonuçlar doğuracağına inanıyorum. Eskişehirimiz zaten yıllardır bu tür konularda resmi kurumlar ve çevre örgütleriyle birlikte hareket eden bir kenttir. Bildiğiniz gibi Alpu Ovası’nda planlanan termik santral, Büyükşehir ve Tepebaşı Belediyelerimizin öncülüğünde, yoğun bir mücadelenin ardından Eskişehir için bertaraf edilmiştir. Ancak ne yazık ki bu açgözlü anlayışın durmaya niyeti yok. Bu anlayış, yerin üstünü tahrip edenlerin şimdi gözünü yerin altına diktiğini açıkça göstermektedir. Şimdi de Bozdağ’da, Alpagut’ta altın arama faaliyetleri gündemde. Daha önceden Sivrihisar’da devam eden projeler var; buna rağmen bu mücadeleyi birlikte sürdürmeye kararlıyız. Bugün dünyanın önünde duran çok net birkaç temel sorun var: iklim krizi, enerji, kuraklık, güvenli gıdaya erişim ve deprem gibi afetler. Bunlarla mücadele etmek yalnızca yerel yönetimlerin değil, tüm dünyanın ortak sorumluluğudur. Geçtiğimiz günlerde yaşanan bir arıza nedeniyle su kesintisi oldu ve Eskişehir adeta ayağa kalktı. İnsanlar sorunun boyutunu bilmediği için tepkiler yöneticilere kadar ulaştı. Ben de şunu söyledim: Sizde su yoksa bende de yok. Elbette eleştiri haktır. Ancak kuraklığın ne kadar ciddi ve kalıcı bir tehdit olduğunu da görmek zorundayız. Suyumuzu ve enerjimizi tasarruflu kullanmak artık bir tercih değil, zorunluluktur. İnsanlar bugün inanıyor, yarın vazgeçiyor. Oysa bu mücadele süreklilik ister. Biz bu kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Özellikle TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanımızın da Eskişehir’in bir çocuğu olarak bu süreçte kolları sıvaması; Birleşmiş Milletler temsilcileri, milletvekillerimiz, belediyelerimiz, basın ve halkımızla birlikte hareket etmemiz bizlere umut veriyor. Hep birlikte farkındalığı büyütecek ve en doğru sonucu alacağız. Başarımız daim, yolumuz açık olsun.” dedi. İklim krizine dikkat çeken Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, “Bugün çok uzun yıllardır herkesin konuştuğu ama sadece konuştuğu bir konuda ortak iş yapmanın sonucunu alıyoruz. TEMA Vakfı’nın öncülüğünde Büyükşehir Belediyemiz ile beraber gerçekleştirilen bu eğitim süreci ve çalışma bir ete kemiğe büründü. İklim krizi, doğal afet gibi her gün konuştuğumuz ama her gün daha çok oluşmasına katkı sunduğumuz noktada neler yapabilirizi anlıyoruz, çalışıyoruz ve bundan sonra nasıl ilerleyeceğimiz, nasıl çözüm getireceğimiz konusunda uzmanlaşma durumundayız. Türkiye yıllardır bu krizi bekliyor. Aralık ayının sonu ve hala Eskişehir'de kar yağmadı. Kar yağmaması arkasından başka sorunlar da getiriyor. Bu nedenle katılımcı bir anlayışla, bütünsel bir bakışla Eskişehir'in tamamında birlikte hareket edersek sonuç alınacağına inanıyorum. Çalışan bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum. Özellikle koordinasyon konusunda Tema vakfımıza çok teşekkür ediyorum ve bundan sonraki çalışmalarda da başarılar diliyorum. Biz Odunpazarı Belediyesi olarak üstümüze hangi görev düşüyorsa yerine getirmeye hazırız. Hepinize saygılar sunuyorum.” diye konuştu. CHP Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, “Cumhuriyet Halk Partili belediyelerimizde iklim ve çevre konusunda güçlü bir irade bulunmaktadır. Bu noktada başta Büyükşehir Belediye Başkanımız olmak üzere, bu alanda yıllardır kararlılıkla yürütülen çalışmalar için kendilerine özellikle teşekkür ediyorum. TEMA Vakfı’na, yalnızca Eskişehir’de değil, ülkemizin dört bir yanında çevre ve iklim konusunda yürüttükleri duyarlı ve örnek çalışmalar için şükranlarımı sunuyorum. Aynı şekilde özellikle UNDP başta olmak üzere, bu alanda ortaya koydukları değerli katkılar ve iş birlikleri için teşekkür ediyorum. Bir milletvekili ve siyasetçi olarak, bu tür bilimsel, katılımcı ve yol gösterici çalışmaları her zaman destekleyeceğimizi ifade etmek isterim. İlk adımı atan, sorumluluk alan ve çözüm üreten her çalışmanın yanında olmaya devam edeceğiz.” şeklinde konuştu. Son olarak konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce de şu ifadeleri kullandı: “Hazırlanan bu raporu, Eskişehir’in iklimle ilgili geleceğini şekillendiren, bilimsel verilere dayalı güçlü bir yol haritası olarak görüyoruz. Yerel yönetimler ile sivil toplumun iş birliğiyle ve uzman katkılarıyla hazırlanmış olması, raporu son derece kıymetli kılmaktadır. Eskişehir, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2025 kuraklık haritasına göre şiddetli kuraklık riski altındadır. 15 Ağustos 2023’te Sarıcakaya’da kırılan Türkiye sıcaklık rekoru da bu riskin somut bir göstergesidir. Bu gerçekler, iklim çalışmalarına çok daha fazla önem vermemiz gerektiğini ortaya koymaktadır. Kentte iklim farkındalığının ve katılım isteğinin yüksek olması büyük bir avantajdır. Bu raporu bir kapanış değil, yeni bir başlangıç olarak görmeli; yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları çalışmalarını bu doğrultuda sürdürmelidir. Şehirde yaşayan tüm paydaşların sürece aktif katkı sunması büyük önem taşımaktadır. Bu raporun hazırlanmasında emeği geçen TEMA Vakfı’na, uzmanlara, Odunpazarı, Tepebaşı ve Seyitgazi Belediyelerine ve Büyükşehir Belediyemizin tüm çalışanlarına teşekkür ediyorum. Biz bu raporla çalışmaya kararlıyız ve Eskişehir halkıyla birlikte bu süreci ilerletmeye hazırız.” ESKİŞEHİR İÇİN KURAKLIK VE AŞIRI SICAKLAR YÜKSEK RİSK Konuşmaların ardından TEMA Vakfı Çevre Politikaları ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Eylem Tuncaelli ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Veri Bilimci Dr. Vural Yıldırım projeye dair teknik sunumlar gerçekleştirdi. İklim değişikliğiyle mücadelenin artık herkesin meselesi olduğunu vurgulayan Tuncaelli, "Kentlerde iklim değişikliğine karşı kalıcı ve etkili çözümler üretebilmek için halkın karar alma mekanizmalarına aktif katılımı çok önemli. Bu anlayışla yaklaşık bir yıldır Eskişehir özelinde yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Bu süreçte şanslıydık; çünkü Eskişehir güçlü ve örgütlü bir sivil topluma sahip. Projede, bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz toplantılarda, sivil katılım açısından son derece kıymetli çıktılar elde ettik. Proje kapsamında yürüttüğümüz anket çalışmaları, iklim değişikliği farkındalığının kent genelinde yüzde 12 oranında arttığını ortaya koydu. Ancak bizim için asıl önemli olan şu: Bu proje bir sonuç değil; gerçek farkındalık ve dönüşüm bundan sonra atılacak adımlarla güçlenecek." dedi. Vural Yıldırım ise proje kapsamında 2020- 2030 yılları arasında Eskişehir için kuraklığın çok büyük bir tehlike olduğunu belirterek, "İnönü ve Seyitgazi ilçeleri kuraklık açısından yüksek riskli ilçeler. Bununla birlikte orman yangınları açısından da Seyitgazi, Han ve Mihalıcçık ilçeleri çok yüksek riskli bölgelerimiz. Aşırı sıcaklar da Sivrihisar, Günyüzü, Mihalıcçık başta olmak üzere tüm ilçelerde yüksek ve çok yüksek risk olarak karşımıza çıkıyor." şeklinde konuştu. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN RİSKLERİNİ ANLAMAK VE BİRLİKTE YÖNETMEK Proje kapsamında Eskişehir il sınırları içerisinde kuraklık, orman yangınları, sel ve aşırı sıcaklıklar gibi iklim kaynaklı tehlikelere yönelik, 2030 yılına kadar uzanan ve 1x1 km çözünürlüklü aylık tehlike ve risk haritaları hazırlandı. Bu bilimsel veriler doğrultusunda oluşturulan değerlendirme ve öneri raporu da yıl sonunda tamamlandı. Proje süresince sivil toplum kuruluşları, Kent Konseyi ve Mahalle Meclisleri ile çeşitli çalıştaylar düzenlendi; alanında uzman isimlerin katılımıyla panel ve halk toplantıları gerçekleştirildi. Ayrıca proje kapsamında kurulan İklim Eylem Merkezi ile iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir adım daha atıldı. Büyükşehir Belediyesinin ilgili birimlerine yönelik geliştirilen teknik eğitimlerle kurumsal kapasite güçlendirildi. Farkındalık çalışmalarının etkisini ölçmek için proje başlangıcında ve kapanışında yapılan iki ayrı saha araştırmasıyla Eskişehir halkının iklim değişikliğine dair bilgi düzeyi, algısı ve günlük yaşam alışkanlıklarındaki değişim analiz edildi. Elde edilen bulgular, projenin kent genelinde iklim değişikliği farkındalığının artmasına katkı sağladığını ortaya koydu.

Akıllı Bir Telefon İçin 12 Bin Litreden Fazla Su Tüketiliyor! Haber

Akıllı Bir Telefon İçin 12 Bin Litreden Fazla Su Tüketiliyor!

Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller hem bölgesel hem ulusal ölçekte yaşanan su krizini değerlendirdi. Su krizi sadece çevresel bir sorun değil Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, suyun tüm canlıların en temel ihtiyaçlarından ve yapıtaşlarından biri olduğunu dile getirerek, “Geçtiğimiz yaz aylarında artan sıcaklıklar, kuraklık ve iklim değişikliği etkisiyle ortaya çıkan düzensiz yağış rejimi, bu aylarda artan su ihtiyacıyla birlikte ülkemizin birçok bölgesinde ciddi bir su krizine yol açtı. Bu kriz yalnızca çevresel bir sorun değil; aynı zamanda halk sağlığını, gıda güvenliğini ve ekonomik istikrarı tehdit eden bir boyut da kazandı. Özellikle ülkemizdeki su kaynakları ve nüfusun değişken bir yapıda olması su kaynaklarının az, nüfusun yüksek olduğu bölgelerde büyük su sıkıntılarının yaşanmasına yol açıyor.” dedi. Dünya nüfusunun yüzde 25’i güvenli ve temiz suya tam anlamıyla erişemiyor İçme suyundaki azalmanın, özellikle suyun kalitesinin düşmesi ve hastalık yapma riski barındıran bazı mikroorganizmaların daha kolay çoğalabilmesi nedeniyle ciddi sağlık riskleri meydana getirdiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Yeterli ve temiz suya erişim sağlanamadığında bulaşıcı hastalıklar artmakta, hijyen koşulları bozulmakta ve toplumun genel sağlığı olumsuz etkilenmektedir. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik rahatsızlığı olan bireyler bu süreçten daha ağır etkilenmektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre günümüzde hala dünya nüfusunun yüzde 25’i yani dörtte biri güvenli ve temiz suya tam anlamıyla erişememektedir. Bu durum DSÖ verilerine göre yılda 1 milyondan fazla insanın hayatını kaybettiğini ortaya koymaktadır.” diye konuştu. Su tüketiminin büyük bir bölümü sanayi ve tarım alanında gerçekleşiyor Su sıkıntısının gündelik hayatta olduğu gibi tarımsal ve sanayi üretiminde de önemli ihtiyaçlar arasında yer aldığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Ülkemizde ve dünyanın pek çok ülkesinde su tüketiminin büyük bir bölümü sanayi ve tarım alanında gerçekleşmektedir. Su kıtlığı, tarımsal üretimin azalmasına ve ürün verimliliğinin düşmesine yol açmaktadır. Bu durum gıda fiyatlarının artmasına, ithalat bağımlılığının yükselmesine ve gıda güvenliğinin zayıflamasına neden olabilir. Sanayide yaşanacak su sıkıntısı ise üretim maliyetlerini artırarak ekonomi üzerinde doğrudan olumsuz etki yapmaktadır.” ifadesinde bulundu. Bir akıllı telefonun üretim süreçlerinde 12.000 litreden fazla su tüketiliyor Sadece ülkemizde değil, içerisinde bulunduğumuz coğrafyada da pek çok ülkenin su sıkıntısı yaşadığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, şöyle devam etti: “Yapılan çalışmalar Akdeniz ve Ortadoğu ülkelerinin iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkeler arasında olduğunu ortaya koymaktadır. Bu yüzden vatandaşlarımıza sadece su sıkıntısının en üst düzeyde olduğu yaz aylarında değil, yılın tamamında suyun korunması ve tasarruflu kullanımı noktasında önemli görevler düşmektedir. Bu görevler arasında doğrudan kullandıkları günlük su kullanımını olabildiğince azaltmaları yanında satın aldıkları her üründe dolaylı olarak su tükettiklerinin bilincinde olmaları gerekmektedir. Günümüzde büyük şehirde yaşayan bir kişinin doğrudan su tüketimi kabaca günlük 200 litre seviyesindedir. Ancak aynı kişinin ortalama günlük dolaylı su tüketimi 4 bin litrenin üzerinde olabilir. Örneğin satın aldığınız bir akıllı telefonun üretim süreçlerinde 12 bin litreden fazla su tüketilmektedir. Bu açıdan bakıldığında tüketim alışkanlığını değiştirmek yılda milyonlarca litre su tasarrufuna sebep olabilir. Bu yapılan günlük su tasarrufların yanı sıra yağmur suyu hasadı gibi küçük ama etkili uygulamalara yönelinmesi, tarımda modern sulama yöntemlerinin desteklenmesi de kritik önem taşımaktadır.” Su kaynaklarının azalması, ekosistemlerde geri dönüşü zor tahribatlar yaratıyor Eğer su krizine karşı etkili önlemler alınmazsa, ülke genelinde hem çevre sağlığı hem de ekonomik yapının ağır darbe alabileceğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Su kaynaklarının azalması, ekosistemlerde geri dönüşü zor tahribatlar yaratırken; tarım ve sanayideki aksaklıklar işsizlikten enflasyona kadar pek çok olumsuz ekonomik etkiyi beraberinde getirecektir.” ifadesinde bulundu. Bazı barajlarda suyun bitmesi su krizinin somut göstergesi Bazı barajlarda suyun tamamen bitmesinin, su krizinin somut bir göstergesi olarak kabul edilebileceğini de ifade eden Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “İçme suyu kaynakları açısında sınırda olan illerimize altyapı yatırımlarına hız verilmesi ve halkın ihtiyaç duyacağı suyun garanti altına alınması gerekiyor. Belediyeler, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının vatandaşları bilinçlendirme konusunda daha etkin adımlar atması gerekmektedir. Eğitim kampanyaları, tasarruf yöntemlerinin tanıtımı ve toplumun su yönetimi süreçlerine katılımı, bu sürecin en önemli parçalarıdır. Dönemsel olarak kurumaya yüz tutan pek çok gölümüzde yıllık ortalama su seviyeleri neredeyse %50 seviyelerinin üzerine çıkan azalma gösterdi. İklim değişikliği, artan nüfus ve yanlış su politikaları göz önünde bulundurulduğunda, sürdürülebilir su yönetimi artık bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir. Eğer bugünden adım atılmazsa, su kıtlığı sadece bölgesel değil, ülke çapında ciddi bir kriz haline gelecektir.” şeklinde sözlerini tamamladı

QNB Türkiye, Habitat ve UNDP’den Ortak Proje Haber

QNB Türkiye, Habitat ve UNDP’den Ortak Proje

QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, Habitat Derneği İcra Kurulu Başkanı Bora Caldu ve UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic ile UNDP Bölge Koordinatörü Hamit Doğan’ın katılımıyla gerçekleşen buluşmada, çocuklar suyun döngüsünü, su tasarrufunun önemini ve doğayla kurulan bağı uygulamalı atölyelerde deneyimledi. Gaziantep Ticaret Odası, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve Habitat Derneği iş birliğinde kurulan ‘’İstasyon Gaziantep’’te düzenlenen etkinlikte, çocuklar “Su ile Hayata” projesi kapsamında gerçekleştirilen atölyelerde suyun yaşamımızdaki yerini keşfetti. Katılımcılar, proje gönüllüleri ve çocukların deneyimlerine eşlik ederek suyun değerine dair farkındalık sürecine tanıklık etti. Türkiye genelinde 20 şehirde 3.600’den fazla çocuğa ulaşıldı QNB Türkiye, 2015 yılında kurduğu “Minik Eller Büyük Hayaller” Sosyal Sorumluluk Platformu ile bugüne kadar 750 binden fazla çocuğun hayallerine ilham verdi. Platformun çevresel sürdürülebilirlik alanındaki en güçlü uygulamalarından biri olan ve geçtiğimiz yıl başlayan “Su ile Hayata” projesi, 7–14 yaş arası çocuklarda suyun değeri, su tasarrufu ve çevresel farkındalık konularında bilinç geliştirmeyi hedefliyor. Türkiye’nin her bölgesinden şehirlere uzanan eğitimlerle çocuklara su bilinci, su tasarrufu, yağmur suyu ve kullanımı, su ve sürdürülebilirlik, gelecekte su ve su kaynaklarının tüketimi ile Türkiye’de ve dünyada su kaynaklarının yönetimi olmak üzere başlıca konularda eğitimler veriliyor. Bugüne kadar 69 gönüllü eğitmenle 20 şehirden 3.600’den fazla çocuğa ulaşılan proje, saha eğitimleri, Sevgi Evleri’nde düzenlenen özel oturumlar ve https://suilehayata.com/ adresindeki dijital içeriklerle öğrenme deneyimini sürekli hale getiriyor. Gönüllü eğitmenler gezici kütüphane etkinlikleriyle köylere de ulaşarak suyun hikayesini çocuklarla birlikte yeniden yazıyor. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ve Dünya Çevre Günü gibi özel günlerde düzenlenen buluşmalarda, çocuklar hem eğlenerek öğreniyor hem de suyun geleceğine dair söz sahibi olabilecekleri bir alanda kendilerini ifade ediyor. Suyun yolculuğunu anlatan deney setleri, su filtreleme sistemleri, su saati, su pompası ve yağmur suyu hasadı gibi atölye uygulamalarıyla çocuklar, güncel su sorunlarına kendi çözümlerini üretme fırsatı buluyor. Her bir etkinlikte, bir damlanın bile fark yaratabileceğini hisseden çocuklar, doğayla daha güçlü bir bağ kurarak “su ile hayatı” deneyimliyor. Proje, Türkiye’nin dört bir yanında çocukların öğrenme merakıyla büyürken doğayla uyumlu yaşam alışkanlıklarını benimsemelerine katkı sağlıyor. Ömür Tan: “Suyun geleceği, farkındalıkla şekillenecek” QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, ülkemizin sanılanın aksine su zengini bir ülke olmadığına dikkat çekerek, “Artan nüfusla birlikte kişi başına düşen kullanılabilir yıllık su miktarı yıllar içerisinde gerileyerek 2030 yılında 1.200 metreküpe, 2040 yılında 1.116 metreküpe, 2050 yılında ise 1.069 metreküpe kadar düşmesi bekleniyor. Bu tahminler, bizlere suyu değerini bir kez daha hatırlatarak, Türkiye’nin su kıtlığı çeken bir ülke durumuna gelebileceğini gösteriyor.” dedi. Tan, “QNB Türkiye olarak sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, iş yapış biçimimizin merkezinde yer alan önemli bir değer olarak görüyoruz. Çocuklarda farkındalık oluşturmak bizim için geleceğe yapılan en değerli yatırım” diye konuşarak şöyle devam etti: “Bugün Gaziantep’te, ‘Su ile Hayata’ projemizin en anlamlı duraklarından birinde çocuklarımızla bir aradayız. Bu proje, suyu yalnızca bir kaynak değil, bir yaşam öğretisi olarak anlatıyor. Bugün burada gördüğümüz enerji, merak ve bilinç bize umut veriyor. Bu proje, doğaya ve geleceğe verdiğimiz bir söz. Yalnızca bu tarz sosyal sorumluluk projeleriyle değil, işimizin her alanında sürdürülebilir bir gelecek için çalışıyoruz. QNB Türkiye olarak 2050 yılına kadar Net Sıfır emisyon hedefine ulaşma taahhüdünde bulunduk. Bu hedef, yalnızca kendi karbon ayak izimizi azaltmakla sınırlı değil; finansman gücümüzü düşük karbonlu yatırımları desteklemek ve yeşil ekonomiye geçişi hızlandırmayı da kapsıyor. “Su ile Hayata” gibi projeler ise bu dönüşümün toplumsal ayağını güçlendiriyor, çünkü sürdürülebilir bir gelecek, yatırımlarla olduğu kadar farkındalıkla da inşa ediliyor.” Habitat Derneği İcra Kurulu Başkanı Bora Caldu ve UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic açılış konuşmalarında, projenin çocuklarda su bilincini erken yaşta geliştirmede oynadığı rolün altını çizdi. Habitat Derneği İcra Kurulu Başkanı Bora Caldu: “Su ile Hayata projesiyle, çocuklarda sürdürülebilir bir yaşam bilincinin temelini atmayı, suyun önemini aktarırken su varlıklarının sürdürülebilirliği için adım atmaya çocuklardan başlamayı hedefliyoruz. Bugün geldiğimiz noktada, binlerce çocuğun suyu koruma ve çevreye duyarlı davranma konusunda bilinçlendiğini görmek gurur verici. Proje dönemi boyunca çocukları, gönüllüleri ve ebeveynleri su teması etrafında buluşturduk. Gönüllü eğitmenlerimizle Türkiye’nin dört bir yanında binlerce çocuğa ulaşarak onlara suyun sadece bir kaynak değil, yaşamın kendisi olduğunu anlatmaya çalıştık. Projenin gelecek dönemlerinde de yaşamın kaynağını korumaya devam edeceğiz” UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic: “Su kaynakları Türkiye de dahil her yerde sınırlı. İklim değişikliğinin artan etkileriyle birlikte ülke, su kaynakları üzerinde giderek artan bir baskıyla karşı karşıya. Yağış düzenleri değişiyor, barajlardaki su seviyeleri düşüyor ve bu da suyu tasarruflu ve akıllı kullanmayı her zamankinden daha önemli hale getiriyor. “Su ile Hayata” Projesi bu açıdan özellikle önemli; çünkü çocuklara suya saygı duymayı, onu verimli kullanmayı ve korumayı öğretiyor. Şimdiye kadar proje 20 ilde 3.600’den fazla çocuğa ulaştı ve çocukların suyun her damlasının neden değerli olduğunu anlamalarına katkı sağladı. Ve biz bununla yetinmek istemiyoruz. Amacımız, bu çalışmayı daha da genişleterek ülke genelinde çok daha fazla çocuğa ulaşmak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kahramanmaraş'ta 210 Milyon TL’lik Arıtma Tesisini Hizmete Alındı Haber

Kahramanmaraş'ta 210 Milyon TL’lik Arıtma Tesisini Hizmete Alındı

. Başkan Görgel, “Bu yatırım sadece bugünün değil, geleceğin de ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde planlandı. Bu tesis Ekinözü’nün doğasını, su kaynaklarını koruyarak gelecek nesillere en güzel ve sağlıklı şekilde aktarmamıza olanak sağlayacak. İlçemize ve hemşehrilerimize hayırlı olsun” dedi. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, şehir genelinde altyapı yatırımlarını aralıksız sürdürüyor. Daha sağlıklı, kesintisiz ve modern altyapı hizmetlerini vatandaşlarla buluşturmayı hedefleyen Büyükşehir Belediyesi, bu kapsamda Ekinözü’ne kazandırdığı İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisini tamamlayarak hizmete aldı. Toplam 210 Milyon TL yatırımla hayata geçirilen tesis, Ekinözü’nün Çiftlikkale Mahallesi’nde inşa edildi. Modern altyapı standartlarına uygun olarak inşa edilen tesis, gelişmiş arıtma teknolojileriyle çevre ve insan sağlığını korurken, ilçenin uzun yıllara dayanan önemli bir altyapı ihtiyacına kalıcı çözüm sağladı. Faaliyete geçen tesis, ilçe merkezindeki atıksuların en ileri teknolojiyle arıtılıp doğaya deşarjını sağlayacak. “Sadece Bugünün Değil, Geleceğin de İhtiyaçlarını Karşılayacak” Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, “Şehrimizin her köşesine kaliteli ve sürdürülebilir hizmet ulaştırmak için gece gündüz çalışıyoruz. Ekinözü’müze kazandırdığımız 210 Milyon TL’lik İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi doğanın korunması ve çevre sağlığı açısından önemli bir proje. İlçemizin atıksuları en ileri teknolojiyle arıtılıp tekrar doğaya bırakılacak. Ekinözü’nün doğal güzellikleri, su kaynakları gelecek nesillerimize en güzel haliyle aktarılacak. Vatandaşlarımızın yaşam standartlarını yükseltmek, ilçelerimizin gelişim yolculuğuna katkı sağlamak bizim için büyük bir sorumluluk ve aynı zamanda gurur kaynağı. Kahramanmaraş’ımızın her bir köşesinde aynı kararlılıkla hizmet üretmeye devam edeceğiz” cümlelerini kaydetti.

Bursa’nın Suyu Güvenle Arıtılıyor Haber

Bursa’nın Suyu Güvenle Arıtılıyor

Kentte yaşam kalitesini artırmak için çalışmalarını hızlandıran Bursa Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliği neticesinde ortaya çıkan kuraklık sonucu su kaynaklarının azalması ve baraj doluluk oranlarının kritik seviyeye düşmesi sebebiyle de gerekli tedbirleri almaya devam ediyor. BUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri, her gün metreküplerce suyun ulaştığı Dobruca İçme Suyu Arıtma Tesisi’nde titiz bir çalışma yürütüyor. Ulusal ve uluslararası kriterler uygulanıyor Dünya Sağlık Örgütü’nün, Sağlık Bakanlığı’nın ve Tarım ve Orman Bakanlığı’nın belirlediği kriterlerin büyük dikkatle uygulandığı tesiste, birçok ileri düzey fiziksel, kimyasal ve biyolojik arıtma işlemleri yürütülüyor. Tesislerde arıtılan ve sürekli örnek alınan su, şehre dağıtımı yapılmadan önce modern laboratuvar ortamında birçok testten geçirilerek analiz ediliyor. Riskler oluşmadan önleniyor Tesisin arıtma sürecinde su, önce kaba ve ince ızgaralardan geçirilerek fiziksel kirliliklerden arındırılıyor. Ardından kimyasal çöktürme, filtrasyon ve dezenfeksiyon aşamalarıyla suyun içme suyu standartlarına ulaşması sağlanıyor. Bu süreçte kullanılan otomasyon sistemleri sayesinde tüm işlemler anlık olarak izleniyor. Olası riskler daha oluşmadan önleniyor. Çevreye duyarlı yaklaşım Dobruca İçme Suyu Arıtma Tesisi, sadece içme suyu kalitesiyle değil, çevreye duyarlı yaklaşımıyla da örnek oluyor. Enerji verimliliğini artırmak amacıyla yenilenebilir enerji kaynaklarının ve modern otomasyon teknolojilerinin kullanıldığı tesiste, hem işletme maliyetleri düşürülüyor hem de çevresel sürdürülebilirlik sağlanıyor. Yatırımlar sürüyor Bursa Büyükşehir Belediyesi, kentin artan nüfusu ve iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki etkilerini göz önünde bulundurarak uzun vadeli su yönetimi stratejilerini de devreye alıyor. Bu kapsamda suyun tasarruflu kullanımı, kayıp-kaçak oranlarının azaltılması ve altyapının güçlendirilmesine yönelik yatırımlar da sürdürülüyor. 7/24 esasıyla süreç takip ediliyor BUSKİ ekipleri, suyun şebeke boyunca kalitesini korumak amacıyla düzenli hat temizliği, basınç kontrolü ve numune analizleri yapıyor. Vatandaşların musluklarından akan suyun güvenle içilebilir olmasını sağlamak için tüm süreçler 7 gün 24 saat esasına göre takip ediliyor. Su, en değerli kaynak Suyun yalnızca bugünün değil, geleceğin de en değerli kaynağı olduğu bilinciyle hareket eden Büyükşehir Belediyesi, Dobruca İçme Suyu Arıtma Tesisi başta olmak üzere kent genelindeki tüm arıtma tesislerinde çevreye duyarlı, sürdürülebilir ve yenilikçi uygulamaları hayata geçirmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.