Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Su Stresi

Kapsül Haber Ajansı - Su Stresi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su Stresi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Artan İklim Riskleri Şehirleri ve Sanayiyi ‘Uyum’ Stratejilerine Yönlendiriyor Haber

Artan İklim Riskleri Şehirleri ve Sanayiyi ‘Uyum’ Stratejilerine Yönlendiriyor

İklim dirençliliğinin temelinde kapsamlı bir analizin yattığının altını çizen Escarus Genel Müdürü Dr. Kubilay Kavak, “Kentlerin ve sanayi altyapısının geleceği, iklim risklerinin ne kadar erken tespit edilebildiğine bağlıdır” diyerek stratejik uyumun önemine dikkat çekiyor. Dünya genelinde sıklığı artan aşırı sıcaklık, kuraklık ve su stresi gibi iklim olayları; ekonomik istikrar, üretim sürekliliği ve toplumsal refah üzerinde doğrudan bir risk unsuru oluşturuyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Escarus Genel Müdürü Dr. Kubilay Kavak, iklim değişikliğine uyum politikalarının artık yalnızca merkezi stratejilerle değil; yerel yönetimler, özel sektör ve toplumun tüm kesimlerinin dahil olduğu çok paydaşlı yönetişim modelleriyle etkinlik kazandığına dikkat çekiyor. Günümüzde iklim eylemi; sera gazı emisyonlarını düşürmeyi hedefleyen 'azaltım' ve mevcut etkilere karşı dayanıklılığı odağına alan 'uyum' çalışmaları olmak üzere iki ana eksende ilerliyor. Escarus, bu süreçte kurumların iklim risklerini sistematik bir yaklaşımla analiz etmelerini sağlıyor ve veri temelli karar alma kapasitelerini güçlendiriyor. Şirket, sunduğu çözümlerle kurumların hem risk yönetim süreçlerini iyileştiriyor hem de operasyonel olarak daha dirençli yapılar oluşturmalarına katkı sunuyor. “Escarus Genel Müdürü Dr. Kubilay Kavak: Özel sektör kritik rol üstleniyor” Üretim altyapılarının işletimi ve tedarik zincirlerinin koordinasyonunda özel sektörün ana aktör olduğunu hatırlatan Dr. Kubilay Kavak, iklim risklerinin kurumsal yönetim süreçlerine entegre edilmesinin önemine işaret ediyor. Dr. Kavak, “Politika tartışmaları gösteriyor ki, yerel dinamikleri ve özel sektörün operasyonel gücünü dışarıda bırakan bir uyum süreci eksik kalacaktır. Özellikle şirketlerin, üretim tesislerinin bulunduğu bölgelerdeki fiziksel riskleri analiz etmesi ve operasyonlarını bu etkilere karşı dayanıklı hale getirmesi artık bir tercih değil, yaşamsal zorunluluk” dedi. İklim dirençliliğinin temelinde kapsamlı bir analizin yattığını belirten Dr. Kavak, kentlerin ve sanayi altyapısının kalıcılığı ile iklim risklerinin erken tespit edilmesi arasında yakın bir ilişki bulunduğuna dikkat çekti. Bölgesel projeksiyonların ve altyapı kırılganlıklarının analiz edilmesinin karar alma süreçlerine rehberlik ettiğini söyleyen Dr. Kavak, sözlerine şöyle devam etti: “Kamu tarafında veri üretimi ve yerel iklim eylem planları ne kadar kritikse, özel sektörün de bu riskleri performans göstergeleri üzerinden izlemesi o denli hayati. Escarus olarak 2011’den bu yana, şirketlerin bu riskleri stratejik planlarına dahil etmelerine ve operasyonel dayanıklılıklarını artırmalarına rehberlik ediyoruz.” “Kurumların küresel değer zincirlerine entegrasyonunu güçlendiriyoruz” Dr. Kubilay Kavak, sürdürülebilirlik bağlantılı finansman araçlarının ve TSRS (Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları) kapsamındaki değerlendirmelerin kurumların finansmana erişimini doğrudan etkilediğini belirtti. Escarus’un ikinci taraf görüş hizmetleri ve stratejik yol haritalarıyla bu süreci desteklediğini dile getiren Dr. Kavak, ihracatçı firmalar için kritik öneme sahip olan Yeşil Mutabakat uyum çalışmalarına ve devlet teşvikleri kapsamında Responsible® Programı’na da değinerek, “Faz 1 Akredite Danışmanlık Kuruluşu olarak, ihracatçılarımızın çevresel ve sosyal olgunluk analizlerini gerçekleştiriyoruz. Amacımız, oluşturduğumuz stratejik yol haritalarıyla kurumların küresel değer zincirlerine entegrasyonunu güçlendirirken, onları ticari geçiş risklerine karşı en üst seviyede dayanıklı kılmak” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Koç Holding, Su Teknolojileri Girişimlerini Destekliyor Haber

Koç Holding, Su Teknolojileri Girişimlerini Destekliyor

Su teknolojilerine odaklanan değerlendirme süreci sonunda BlueIT, Cleture, Generative Nature ve Gristek hızlandırma programına katılmaya hak kazandı. Seçilen girişimler Koç Topluluğu şirketleriyle pilot uygulamalar geliştirme, mentorluk ve yatırım fırsatlarına erişim imkânı bulacak. İklim kriziyle birlikte su stresi dünya genelinde giderek daha kritik bir konu haline gelirken, Koç Holding teknolojiyi kullanarak iklim sorunlarına çözüm üretmeyi stratejik öncelikleri arasında değerlendirmeye devam ediyor. 2050 karbon nötr hedefine ulaşma yolunda çalışmalarını sürdüren Koç Holding, bu kapsamda başlattığı İklim Teknolojileri Hızlandırma Programı’na seçilen girişimleri de açıkladı. İlk yılında su teknolojilerini merkeze alan programın değerlendirme süreci sonunda BlueIT, Cleture, Generative Nature ve Gristek hızlandırma programına katılmaya hak kazanan girişimler oldu. Bu girişimler, Koç Topluluğu şirketleriyle pilot uygulamalar geliştirme, mentorluk ve yatırım fırsatlarına erişim imkânı bulacak. “Su yaşamın temeli olduğu gibi, işimizin de ayrılmaz parçası” Su kaynaklarının sürdürülebilir yönetiminin hem çevresel hem de ekonomik açıdan kritik bir öncelik olduğuna dikkat çeken Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, şunları söyledi: “Dünyanın dörtte üçü sularla kaplı olsa da bunun yalnızca yaklaşık yüzde 3’ünü kullanabiliyoruz. Su, yaşamın temeli olduğu gibi işimizin de ayrılmaz bir parçası. Teknolojinin sunduğu imkânlardan yararlanarak su verimliliğimizi ve geri kazanım oranlarımızı artırırken, faaliyet gösterdiğimiz havzalarda su kaynaklarının korunmasına katkı sağlayacak sürdürülebilir çözümler geliştiriyoruz. İklim teknolojileri alanında yenilikçi çözümler geliştiren girişimleri desteklemeyi bu nedenle önemsiyoruz. Koç Üniversitesi Girişimcilik Merkezi iş birliğiyle başlattığımız İklim Teknolojileri Hızlandırma Programı’nın ilk yılında su teknolojilerine odaklanıyoruz. Amacımız, su alanında çözüm geliştiren girişimlere büyüme imkânı sağlamak ve uluslararası paydaş ağlarına erişimlerini kolaylaştırmak.” Çakıroğlu, programın girişimlere Koç Topluluğu şirketleri ve uluslararası paydaşlarla birlikte çalışma fırsatı bulacağı bir ekosistem sunacağını belirtti. Su teknolojilerinde dört yenilikçi girişim Program kapsamında seçilen girişimler, su yönetimi ve verimliliği alanında farklı sorunlara çözüm sunan teknolojiler geliştiriyor. Blueit: Sanayi tesisleri ve ticari binalarda su & atık su proseslerini gerçek zamanlı veriler ve yapay zekâ destekli analizlerle izleyip yönetmelerini sağlayan dijital bir su yönetim platformu. Farklı sektörlerden sanayi kuruluşlarıyla yürütülen projeler ve aldığı yatırımlarla Türkiye’nin önde gelen su teknolojisi girişimlerinden biri haline gelen Blueit’in, şu anda 40'tan fazla tesiste uygulaması bulunuyor.Cleture: Şirketlerin üretim ve operasyon verilerini ERP ve IoT sistemlerinden toplayarak ISO, TSRS ve GRI gibi standartlara uyumlu sürdürülebilirlik raporlamasını otomatikleştiren yapay zekâ destekli bir ESG veri platformu. Platform, karbon ve su ayak izi hesaplamalarını tek altyapıda birleştirerek şirketlerin sürdürülebilirlik verilerini tek bir merkezden ölçmesini ve yönetmesini sağlıyor.Generative Nature: Topraksız tarım seraları için gerçek zamanlı 17 farklı sensörden ve otonom robotlardan elde edilen görüntü verilerini yapay zekâ ajanlarıyla analiz ederek bitkinin anlık ihtiyacına göre gübreleme reçeteleri oluşturan yeni nesil bir tarım otomasyon teknolojisi geliştiriyor. Amerika merkezli girişim, Türkiye’de yürüttüğü Ar-Ge faaliyetleri ile sera üretiminde verimliliği arttırmayı, su ve gübre kullanımını önemli ölçüde azaltmayı ve sürdürülebilir tarım için veri odaklı yeni bir üretim standardı oluşturmayı hedefliyor.Gristek: Kamu ve özel sektörün merkezi arıtma altyapılarına olan bağımlılığını azaltmayı hedefleyen bir teknoloji girişimi. 1 saat içinde kurulabilen tak-çalıştır yapılı gri su arıtma donanımları; şebeke suyu maliyetlerini %40’a varan oranlarda düşürürken gerçek zamanlı dijital su ayak izi takibi ve IoT tabanlı akıllı altyapı ile sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlıyor. Seçilen girişimler, hızlandırma programı kapsamında eğitimler, mentorluk görüşmeleri ve yatırımcı buluşmalarını içeren kapsamlı bir gelişim sürecinden geçecek. Su yönetiminde teknoloji ve iş birlikleri Koç Holding’in sürdürülebilirlik stratejisinde su yönetimi önemli bir yer tutuyor. Topluluk, Birleşmiş Milletler’in su yönetiminde paydaşları bir araya getiren CEO Water Mandate oluşumunun imzacıları arasında yer alırken, Dünya Ekonomik Forumu’nun Water Futures topluluğuna da üye. Koç Topluluğu şirketleri değer zinciri boyunca suyun etkin yönetimine yönelik teknolojiler kullanıyor. Örneğin Topluluk şirketlerinden Entek yapay zekâ destekli veri analizleriyle barajlardaki su akışını tahmin eden projeler enerji üretiminde verimliliği artırırken, TürkTraktör dijital tarım uygulamaları ile çiftçilerin su kaynaklarını daha verimli yönetmesine katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

22 Mart Dünya Su Günü’nde Kritik Uyarı Haber

22 Mart Dünya Su Günü’nde Kritik Uyarı

Türkiye’de son 65 yılda kuraklık nedeniyle 11 milyar metreküp kullanılabilir su kaybı yaşandı. Yer altı su kaynaklarında ise son 20 yılda 40–50 metreye varan çekilmeler gözlemleniyor. Sadece Şanlıurfa’da 17 bin ruhsatlı kuyu bulunurken, kayıt dışı kuyuların sayısının 65 binin üzerinde olduğu ifade ediliyor. Bu tablo, su yönetiminin artık ertelenemez bir konu olduğunu ortaya koyuyor. COP31 Yolculuğunda “Su” Başlığı Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleşecek COP31 sürecine hazırlık kapsamında çalışmalarını sürdüren Sürdürülebilir Gelecek Platformu, özel sektörün iklim gündemindeki rolünü güçlendirmeyi hedefliyor. Platform; sürdürülebilirlik stratejileri, ölçülebilir etki, iklim iletişimi ve sorumlu dönüşüm başlıklarını çok paydaşlı bir yaklaşımla ele alırken, “Su” temasında ana sponsor olarak ARC Water Energy ile su güvenliği konusunu önceliklendiriyor. “Alternatif su üretimi zorunluluk haline geldi” ARC Water Energy Yönetim Kurulu Başkanı Alkan Canbay, Dünya Su Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Su güvenliği artık yalnızca çevresel bir mesele değil; ekonomik istikrarın temelidir. Türkiye su stresi yaşayan ülkeler arasında yer alıyor. Yer altı su seviyelerindeki dramatik düşüş, tarımsal üretim ve gıda güvenliği açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Alternatif su üretim teknolojilerine yatırım yapmak artık bir tercih değil, zorunluluktur.” Tatlı su kaynaklarından elde edilen suyun ortalama maliyetinin 0,45 euro seviyelerinde olduğu belirtilirken, küresel ölçekte ülkeler alternatif su yatırımlarını hızlandırıyor. Birleşik Arap Emirlikleri deniz suyu arıtımına 80 milyar dolar, Mısır ise 30 milyar dolar yatırım gerçekleştirdi. Bu yatırımlar, deniz suyu arıtımının stratejik bir güvenlik başlığı olarak ele alındığını gösteriyor. Canbay, özellikle kuraklık riski yüksek bölgelerde deniz suyu arıtımı teknolojilerinin sürdürülebilir tarım açısından önemli bir çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Su–enerji–gıda dengesi bütüncül bir stratejiyle ele alınmalı. COP31 süreci, suyu iklim müzakerelerinin merkezine yerleştirmek için önemli bir fırsat sunuyor. Bugün atılacak yatırımlar, yarının ekonomik dayanıklılığını belirleyecek.” 22 Mart’ta Güçlü Mesaj ARC Water Energy, COP31 “Su” teması ana sponsorluğu kapsamında 22 Mart Dünya Su Günü’nde su verimliliği, alternatif su kaynakları ve ileri arıtma teknolojileri konularında farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Su güvenliğinin sağlanmasının; ekonomik büyüme, tarımsal sürdürülebilirlik ve toplumsal istikrar açısından kritik olduğu vurgulanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ÇEBİD Başkanı Atabey: “Su Tasarrufu Öncelikle İletim Hatlarında Başlamalı” Haber

ÇEBİD Başkanı Atabey: “Su Tasarrufu Öncelikle İletim Hatlarında Başlamalı”

Suyumuzun yüzde 20 ile 60 arasında bir kısmının kayıp kaçağa gittiğini belirten ÇEBİD Başkanı Zafer Atabey, su krizinin ön plana çıktığı bu dönemde suyun, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde iletilmesinin kritik önemine dikkat çekti. Birleşmiş Milletlerin ilkini 1993’te duyurduğu Dünya Su Gününün amacı; su krizine ve suya güvenli erişime dikkat çekmek, tasarruf bilincini vurgulamak, sosyal ve ekonomik kalkınmanın sürdürülebilirliğinin tehdit altında olduğunu hatırlatmak. Aradan geçen 30 yılı aşkın sürede, suyun yaşamsal önemi ve tatlı su kaynaklarının değeri vurgulandı, suyun sürdürülebilir yönetimi teşvik edildi. Ancak yine de bugün dünyadaki yaklaşık 2.1 milyar insanın güvenli suya erişimi yok! Bu gerçeklik tüm ağırlığıyla karşımızdayken Türkiye, kişi başına düşen 1.519 metreküp su miktarı ile su stresi yaşayan ülkeler arasında. Nüfus artışı ve iklim değişikliğine bağlı kuraklık nedeniyle gelecekte Türkiye’nin su kıtlığı riskiyle karşı karşıya kalabileceği öngörülüyor. ARTIK HER DAMLASI ÇOK DEĞERLİ! Su kaynakları her geçen gün biraz daha azalırken, elimizdeki su için; diş fırçalarken veya tıraş olurken musluğu kapatmak, duş süresini kısaltmak, düşük akımlı duş başlıkları kullanmak, bozuk muslukları tamir etmek ve sızıntıları önlemek, meyve/sebzeleri bir kapta yıkamak gibi tasarruf önlemleri tavsiye ediliyor. “Su tasarrufu iletim hatlarında başlamalı” açıklaması, Çelik Boru ve Profil İmalatçıları Derneği Başkanı Zafer Atabey’den geldi. “Suyumuzun yüzde 20-60 arasında bir kısmı kayıp kaçağa gidiyor” diyen Atabey, kuraklık ve su sıkıntısının yaşandığı bir dönemde, suyun kayıp-kaçak olmadan iletilmesinin, dolayısıyla suyun verimli kullanılmasının çok önemli olduğunu söyledi. “Çelik boru ile yapılan iletim hatlarıyla suyumuzu daha çok koruyabiliriz” Afyon, Ankara, Bodrum, Bolu, Gebze, Mardin ve Karaman gibi şehirlerdeki içme suyu ve sulama hatlarında meydana gelen sızıntı ve patlamaları hatırlatan Atabey, “Bu hatlar daha sonra çelik boru ile yenilendi ve kayıp-kaçakların önüne geçildi. Çelik boruda bağlantıların manşon ve conta yerine kaynakla yapılıyor olmasından dolayı çelik boru hatlarında kayıp ve kaçak söz konusu değil. Risk almak istemeyen, hesap verebilirliği ve standartlara uygunluğu önceleyen tüm paydaşlarla birlikte suyumuzu korumak ve verimli kullanmak için çalışmaya hazırız” dedi ve şunları söyledi: “Türkiye olarak, 4,7 milyon ton çelik boru üretimi ile Avrupa’da 1., dünyada 3. sıradayız. Üretimimizin yüzde 45’ini de 140’ dan fazla ülkeye ihraç ederek ülkemize yaklaşık 2 milyar dolar döviz kazandırıyoruz. Güçlü ve kalitesini tüm dünyaya kanıtlamış bir sektör olarak biz, kayıp kaçağın sıfıra indiği bir ülke hayal ediyoruz. Yukarıda belirtilen şehirler de dahil olmak üzere, birçok yerel yönetim ve kurum iletim hatlarını çelik boru ile yeniledi ve suyumuza güvenli bir yol açtı. Yağışların azaldığı, nüfusla birlikte kuraklığın arttığı bir dünyada, alt yapı nedeniyle yaşanan su kayıplarının artık kabul edilemez olduğunu düşünüyoruz. Elimizdeki suyun kıymetini bilmemiz, kaybolup gitmesine engel olmamız ve onu yönetebilmemiz, çocuklarımıza borcumuz. Biz sektör olarak bu borcu; sızıntı yapmayan, minimum 50 yıl kullanım ömrü olan, dayanıklı ve güvenli çelik boru ürünlerimiz ile yerine getirmek için çalışıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Su Stresi Artıyor! Haber

Türkiye’nin Su Stresi Artıyor!

Son yıllarda sıcaklık artışı, düzensizleşen yağışlar ve kuraklık dalgaları tarımsal üretimde öngörülebilirliği zayıflatıyor. Üretim planı suya göre şekillenirken, suyun miktarı ve zamanı değiştikçe verim ve kalite üzerindeki baskı da artıyor. TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası), iklim değişikliğinin tarım ve su ekseninde ele alınmasının gıda arz güvenliği açısından kritik olduğunu vurgulayarak konuyu gündeme taşıdı. 2025’te yağışlar %29 azaldı “İklim değişikliğini konuşmak gıdanın geleceğini, üretimin sürekliliğini ve ülkemizin su güvenliğini konuşmak anlamına geliyor” diyen TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, “Ülkemiz 2024 yılında ortalama 15,6°C ile son yılların en sıcak dönemini yaşamıştı. 2025 su yılında da ne yazık ki yağışlar önceki yıla nazaran %29 oranında düştü. Bu durum tarladan sofraya uzanan zincirin en başında yani toprakta ve suda riskin arttığı anlamına geliyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın verilerine göre ülkemizde kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı 1.300 metreküp bandında. Bu seviye, uluslararası göstergelere göre ‘su stresi’ olarak tanımlanan aralığın içinde bulunuyor. Üstelik kullanılan suyun yaklaşık %77’si tarımsal sulamada değerlendiriliyor. Yani suyu tarımda daha verimli yönetmeden, gıda sisteminde kalıcı bir dayanıklılıktan söz edemeyiz” dedi. “Tarımsal sulamada modernizasyon hızlanmalı” Sidar, iklim riskine karşı atılacak adımların üç alanda yoğunlaşması gerektiğini dile getirdi: “Öncelikle tarımsal sulamada verimliliği artıracak modernizasyon hamlelerini hızlandırmalı, üretim planlarını su varlığıyla uyumlu kurmalıyız. Tedarik zincirinde üretici-sanayici hattında riski daha dengeli paylaşan, veriye dayalı ve kaybı en başta azaltan modelleri güçlendirmeliyiz. Sanayi tarafında da su ayak izi ve geri kazanım gibi başlıklarda düzenli ölçüm ve iyileştirmeye dayalı yatırımların artması önem taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Isuzu, CDP'nin İklim Değişikliği ve Su Güvenliği Programlarında Bir Kez Daha "A" ile Derecelendirildi Haber

Anadolu Isuzu, CDP'nin İklim Değişikliği ve Su Güvenliği Programlarında Bir Kez Daha "A" ile Derecelendirildi

Sürdürülebilirliği ürün ve hizmetlerinin her aşamasına ve iş süreçlerine entegre eden Anadolu Isuzu, CDP'nin 2025 değerlendirmelerinde her iki programda da üst üste ikinci kez "A" notu alma başarısı gösterdi. CDP A Listesi'nde yer alması, şirketin çevresel şeffaflık açısından değerlendirilen küresel şirketler arasında ilk %4'lük dilimde bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu başarı, Anadolu Isuzu'nun çevresel sorumluluğu kurumsal yaklaşımının temel unsurlarından biri haline getirdiğini ve doğa-pozitif bir gelecek hedefi doğrultusunda kararlılıkla ilerlediğini gösteriyor. İklim kriziyle mücadelede somut adımlar atıyor CDP İklim Değişikliği Programı kapsamında Anadolu Isuzu, iklimle bağlantılı risk ve fırsatları kurumsal yönetim yapısı anlayışına yansıtan, veri temelli ve uzun vadeli bir yaklaşım izliyor. Şirket, sera gazı emisyonlarını GHG Protokolü ve ISO 14064 standartlarıyla uyumlu şekilde hesaplayarak üçüncü taraf bağımsız kuruluşlarca doğrulatıyor ve emisyon azaltım performansını düzenli olarak izliyor. Yenilenebilir enerji yatırımları sayesinde enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü güneş enerjisinden karşılıyor. Anadolu Isuzu, düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinde ortaya çıkan düzenleyici, teknolojik ve piyasa kaynaklı geçiş risklerini sistematik biçimde değerlendiriyor ve yönetiyor. Suyun sürdürülebilir yönetimi için bütüncül yaklaşım CDP Su Güvenliği Programı kapsamında Anadolu Isuzu, iklim değişikliğine bağlı fiziksel su risklerini ve bu risklerden doğan fırsatları kurumsal risk yönetimi süreçlerine entegre eden bütüncül bir yaklaşım benimsiyor. Şirket, su stresi, suya erişimde azalma gibi fiziksel risklerin operasyonlar üzerindeki olası etkilerini değerlendirirken, su kullanımını ve etkilerini ISO 14046 Su Ayak İzi standardına uygun olarak analiz ediyor. Bu kapsamda Anadolu Isuzu, su verimliliğini artırmaya ve suya bağlı operasyonel dayanıklılığı güçlendirmeye yönelik uygulamalarıyla hem risklerini azaltıyor hem de kaynak verimliliği ve iş sürekliliği açısından fırsatlar yaratıyor. Bu yaklaşım, şirketin su güvenliği alanındaki dayanıklılığını artırırken sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlıyor.

İGSAŞ, Growtech 2025’te Sürdürülebilir Tarım İçin Yenilikçi Çözümlerini Sergiledi Haber

İGSAŞ, Growtech 2025’te Sürdürülebilir Tarım İçin Yenilikçi Çözümlerini Sergiledi

Auto Grade Üre ve TerraForte gibi katma değerli ürünlerin yanı sıra İGSAŞ Connect ve Çiftçi Mobil Uygulaması gibi dijital uygulamalarıyla da tarımın geleceğine yön veren İGSAŞ, uygulamada yer alan Filiz Yapay Zeka Asistanı ile sektör profesyonellerinden yoğun ilgi gördü. Yıldızlar Yatırım Holding iştiraki olan Türkiye gübre sektörünün öncü şirketlerinden İGSAŞ, bu yıl 18–21 Kasım tarihleri arasında Antalya’da düzenlenen Growtech Fuarı’nda tarımın geleceğini şekillendiren yenilikçi ürünlerini ve dijital çözümlerini tanıttı. İGSAŞ’ın dünyanın en büyük seracılık teknolojileri fuarı Growtech’te tanıttığı İGSAŞ Connect ve yenilenen Çiftçi Mobil Uygulaması’nın yanı sıra Auto Grade Üre, TerraForte ürünlerini de sektör profesyonelleriyle buluşturdu. “Toprağın bereketini korumak ve gıda güvenliğini desteklemek sorumluluğumuz” Growtech’in tarımın geleceği açısından önemli bir buluşma noktası olduğunu vurgulayan İGSAŞ Genel Müdürü İlkay Ünal, “İGSAŞ olarak Türkiye’de sürdürülebilir tarımın gelişimine liderlik etmek için yatırımlarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 Küresel Riskler Raporu’nda da vurgulandığı gibi; su stresi, toprak verimsizliği ve doğal kaynak kıtlığı önümüzdeki on yılın en kritik riskleri arasında yer alıyor. Biz de toprağın bereketini korumayı ve gıda güvenliğini desteklemeyi en temel sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Ar-Ge merkezimizde tarımsal üretimin verimliliğini artıran, sürdürülebilirliğini sağlayan projeler geliştiriyoruz. Bununla birlikte suyun geri kazanımı, enerji verimliliği ve düşük karbonlu üretim alanlarında hayata geçirdiğimiz yatırımlarla çevresel etkimizi azaltmayı hedefliyoruz. Growtech, bu vizyonumuzu sektörle paylaşmak ve geleceğin tarımını birlikte şekillendirmek açısından bizim için çok değerli bir platform” dedi. “Katma değerli ürünlerimizle toprağın verimliliğini destekliyoruz” İGSAŞ Pazarlama ve Müşteri Deneyimi Direktörü Ertuğrul Aktaş ise şunları söyledi: “Bu yıl Growtech’te çiftçilerimize ve iş ortaklarımıza tarımın dijital geleceğini somutlaştıran çözümler sunduk. Auto Grade Üre ve TerraForte gibi yüksek katma değerli ürünlerimizle toprağın verimliliğini desteklerken, İGSAŞ Connect ve yenilenen Çiftçi Mobil Uygulaması ile müşteri deneyimini uçtan uca dijitalleştiriyoruz. Amacımız, çiftçilerin üretim gücünü artırarak sürdürülebilirliğe katkı sağlamak” İGSAŞ’ın fuarda tanıttığı Auto Grade Üre, Türkiye’nin ilk biyopolimer bazlı kaplamalı otomotiv sınıfı üresi olarak öne çıkıyor. AdBlue üretimine %100 uygun olan ürün, ileri kaplama teknolojisi ile üretildi. Ürün kekleşmeyi ve tozlaşmayı %62,7 oranında azaltırken granül mukavemetini %26,9 artırıyor. Bu özellikleriyle hem tarım hem sanayi hem de otomotiv sektörüne yönelik çok yönlü bir inovasyon sunuyor. Yüksek kaliteli hammaddelerle üretilmiş özel bir gübre olan TerraForte ise bitkinin kök gelişiminden büyüme ve mahsulün olgunlaşma aşamasına kadar tüm süreçlerde kullanılabiliyor. Gübre sektöründe bir ilk olan İGSAŞ Connect uygulaması, bayilerin sipariş ve sipariş sonrası tüm iş süreçlerini uçtan uca yönetebilmesini sağlıyor. Bayiler uygulama sayesinde yer ve zaman fark etmeksizin tek tuşla sipariş oluşturabiliyor, faturalarına anında erişip ödemelerini kolayca yapabiliyor. Salesforce entegrasyonu ile bayilerin tüm işlemleri ve geri bildirimleri, müşteri kartına eş zamanlı olarak işleniyor. Böylece geçmiş verilerin aktivite bazında kayıt altına alınmasını sağlarken müşteri ihtiyaçlarını daha doğru analiz edilmesini sağlıyor. Yenilenen Çiftçi Mobil Uygulaması, yapay zekâ destekli veri kaynaklarına dayanan “doğru sulama” ve “doğru gübreleme” analizleri sayesinde su israfının önlenmesine, verimin artmasına destek olarak tarımda sürdürülebilirliğe katkı sağlıyor. Uygulamada yer alan Filiz Yapay Zeka Asistanı, uydu destekli izleme özelliğiyle çiftçiler tarlalarının sağlık durumunu harita üzerinden takip edebiliyor. Böylece sorunları erken tespit edip hızlıca aksiyon alınabilmesine imkan sunuyor. “Anlık olarak uzmanına sor” modülü ise çiftçilere gerçek zamanlı danışmanlık desteği sağlıyor.

Deniz Portföy Oxtech GSYF'den,  Sürdürülebilir Su Yönetimi için  Blueit’e Yatırım Haber

Deniz Portföy Oxtech GSYF'den,  Sürdürülebilir Su Yönetimi için Blueit’e Yatırım

Blueit’in endüstriyel işletmelere sunduğu veriye dayalı ve izlenebilir su yönetimi çözümlerinin çevresel ve operasyonel etkisini artırmayı hedefleyen yatırım, Deniz Portföy’ün doğal kaynakların etkin kullanımını odağına alan, sürdürülebilirlik merkezli yatırım yaklaşımının da önemli bir adımını oluşturuyor. “Su stresini azaltmayı hedefleyen girişimleri destekliyoruz” Deniz Portföy Genel Müdürü Haldun Alperat, konuyla ilgili değerlendirmesinde: “Girişim sermayesi fonlarımızın büyüme stratejisinin merkezinde; kaynak verimliliğini artıran çözümler, sürdürülebilir teknolojiler ve yenilikçi girişimlere verdiğimiz destek yer alıyor. Bu çerçevede, su ve atık su süreçlerini dijital ortamda izleyerek kaynak yönetimini optimize etmeye yönelik çözümler geliştiren Blueit’in ekosisteme sağladığı katkıyı da son derece değerli buluyoruz. Blueit’in su yönetiminde verimliliği ve izlenebilirliği artıran teknoloji altyapısını güçlendirmesi ve operasyonel kapasitesini ileri taşımasına katkı sağlayacak bu yatırımı gerçekleştirmekten mutluluk duyuyoruz” dedi. “Sürdürülebilir etki yaratan çözümlere yatırım yapıyoruz” Oxtech Ventures Yönetici Ortağı Siret Ünsal; “Oxtech Ventures olarak kaynak verimliliğini artıran teknolojileri desteklemeye önem veriyoruz. Blueit’in ortaya koyduğu çözüm ve değer önerisi de bizi ilk günden beri çok etkiledi. Sürdürülebilir etki yaratan çözümler hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda güçlü bir değer yaratma potansiyeli taşıyor. Bu yatırımın, Blueit’in teknoloji altyapısını daha da güçlendirmesine ve ölçeklenebilir modelinin yaygınlaşmasına katkı sağlayacağına inanıyor; bu dönüşümün parçası olmanın gururunu taşıyoruz” dedi. “Su kullanımını daha verimli kılmak üzere önemli bir adım attık” Blueit Kurucusu Hülya Tomak ise; “Blueit olarak suyu, gezegenimizin en stratejik ve değerli kaynağı olarak ele alıyoruz. Artan su stresi ve hızla azalan kullanılabilir kaynaklar, suyun hem çevresel hem ekonomik açıdan etkin biçimde yönetilmesini zorunlu hale getiriyor. Biz bu bilinçle, su alanındaki çalışmalarımızı veriye, bilime ve teknolojik zekaya dayalı bir anlayışla şekillendiriyoruz. Deniz Portföy Oxtech Sürdürülebilir Teknoloji Yatırımları GSYF’nin finansal ve stratejik desteğiyle; yapay zeka ve dijital teknolojiler aracılığıyla suyu daha verimli, izlenebilir ve sürdürülebilir hale getirme yolculuğumuzda yeni bir döneme adım atıyoruz" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.