Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Su Tasarrufu

Kapsül Haber Ajansı - Su Tasarrufu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su Tasarrufu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk Böbrek Vakfı’ndan Bir İlk Haber

Türk Böbrek Vakfı’ndan Bir İlk

Yılda yaklaşık 10 milyon diyaliz seansı yapıldığı düşünüldüğünde, yıllık su kullanımı 2 milyar litreye ulaşıyor. Bu tablo, su kaynaklarının giderek daha fazla önem kazandığı bir dönemde sağlık hizmetlerinde sürdürülebilir su yönetimini de gündeme getiriyor. Türk Böbrek Vakfı (TBV), bu soruna sağlık hizmetlerinin güvenliğinden ödün vermeden çözüm üreterek, “Diyalizde Sürdürülebilir Su Yönetimi Modeli” ile Türkiye’de sistemi kullanan ilk diyaliz merkezi oldu. Türk Böbrek Vakfı’nın Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi’nde hayata geçirdiği “Diyalizde Sürdürülebilir Su Yönetimi Modeli” ile hemodiyaliz öncesi ters ozmoz sisteminden drenaja giden su yeniden kullanılmaya başladı. Uygulamanın ilk ayında 46 bin Litre (46 metreküp) su tasarrufu sağlandı. Böbrek sağlığının korunması, toplumda böbrek hastalıklarına karşı farkındalık oluşturulması ve kronik böbrek hastalarının yaşam kalitesinin artırılması amacıyla çalışmalarını sürdüren Türk Böbrek Vakfı (TBV), diyaliz süreçlerinde yüksek su kullanımının önüne geçmek adına somut bir adım attı. Vakıf, tedavi süreçlerinde çevreye duyarlı ve kaynakları koruyan bir dönüşüm projesi başlattı. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’nın (COP31) bu yıl Türkiye’de gerçekleştirilecek olması sebebiyle proje daha da fazla önem kazandı. Ağustos ortası itibarıyla TBV Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi’nde uygulamaya alınan Diyalizde Sürdürülebilir Su Yönetimi Modeli ile hemodiyaliz tedavisinde kullanılan Ters Ozmoz (R.O.) su arıtma sisteminde drenaja giden su, kurulan geri kazanım altyapısıyla yeniden tesis kullanımına kazandırıldı. Bu çalışma, Türkiye’deki diyaliz merkezlerinde arıtma atık suyunun sistemli biçimde yeniden değerlendirilmesine yönelik ilk örnek olma özelliğini de taşıyor. Klinik tedavi alanına girmeyen, hastayla temas etmemiş ve yalnızca hemodiyaliz öncesi arıtma aşamasında mineral/iletkenlik dengesi sebebiyle ayrıştırılan ve kanalizasyona gönderilen bu su, şimdi temizlik ve çamaşırhane alanlarında değerlendiriliyor. İlk Ayın Sonuçları ve Elde Edilen Kazanımlar Proje Temmuz 2026’da başlatıldı ve ilk ayda 46 bin litre şebeke suyunun boşa akması önlendi. Şebeke suyu kullanımı ve atık su miktarındaki düşüş, ekolojik faydanın yanında kurumsal maliyetlerin azaltılmasına da katkı sundu. Sağlık Bakanlığı laboratuvar testleriyle hijyen standartlarına uygunluğu tescillenen su, merkez genelinde güvenle kullanılmaya başladı. "Suyu İsraf Etme, Hem Böbreğini Hem Doğayı Koru" Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi’nde elde edilen verilerin ardından projenin, Türk Böbrek Vakfı’nın diğer merkezlerinde de uygulanması hedefleniyor. Diyaliz tedavisinin su kaynaklarına bağımlı yapısına dikkat çeken Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, çalışmanın önemine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Vakıf olarak yıllardır 'Suyu israf etme, hem böbreğini hem doğayı koru' diyerek suyun bedenimiz ve dünya için hayati değerini anlatıyoruz. Hemodiyaliz tedavisi, doğası gereği saf su kullanımını gerektiriyor, ancak arıtma esnasında dışarı atılan suyun boşa gitmemesi için Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezimizde kurduğumuz bu etkili geri kazanım sistemiyle ilk ayda 46 bin litre suyu tasarruf ettik. Sağlık hizmeti sunarken çevreye ve doğal kaynaklara yük olmamak temel sorumluluğumuzdur. Amacımız bu uygulamayı Türk Böbrek Vakfı’nın diğer diyaliz merkezlerine de taşıyarak böbrek sağlığı alanında sürdürülebilir ve uygulanabilir bir örnek model yaratabilmek... Bu yıl COP31’in ülkemizde gerçekleştirilecek olması, iklim değişikliği ve çevresel sürdürülebilirlik konularını ülkemizin gündeminde daha da önemli hale getiriyor. Türk Böbrek Vakfı olarak biz de sağlık hizmetlerinin çevresel etkilerini azaltmaya yönelik çalışmalarımızla bu sürece katkı sunmayı, su başta olmak üzere doğal kaynakların verimli kullanılması konusunda sağlık sektörüne örnek olacak uygulamaları yaygınlaştırmayı hedefliyoruz.” Her Yıl Diyalizde 400-500 Milyon Litre Su Tasarruf Edilebilir Diyaliz tedavisinde kullanılan suyun tamamının geri kazanılması mümkün değil. Ancak uygun nitelikteki suyun yaklaşık yüzde 18-20’sinin geri kazanılabileceği varsayıldığında, Türkiye genelinde yılda yaklaşık 400-500 milyon litre suyun yeniden kullanılma potansiyeli bulunuyor. Başka bir ifadeyle, doğru sistemler yaygınlaştırıldığında her yıl yüz milyonlarca litre suyun boşa gitmesi önlenebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir Büyükşehir’in Su Yatırımı Çorak Toprakları Bereketlendirdi Haber

İzmir Büyükşehir’in Su Yatırımı Çorak Toprakları Bereketlendirdi

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sürdürülebilir tarımı desteklemek ve su kaynaklarını verimli kullanmak amacıyla hayata geçirdiği proje, Selçuk’ta tarımsal üretimin yapısını değiştirdi. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından 15,5 milyon liralık yatırımla kurulan tesis sayesinde, geçmişte tuzluluk oranı yüksek yeraltı suyunu kullanmak zorunda kalan üreticiler daha kaliteli suya erişti. Selçuk Merkez Sulama Kooperatifi ile ortak yürütülen çalışma kapsamında üreticiler, damla sulama sistemlerini kurarak ön ödemeli sayaçlar üzerinden tesisten yararlanmaya başladı. Sulama imkânının genişlemesiyle bölgede özellikle nar, ayva ve narenciye üretimi artarken, ürün kalitesinde de belirgin iyileşme görüldü. Yeni bahçeler kuruldu Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Sulama ve Tarımsal Üst Yapılar Şube Müdürlüğü’nde görevli ziraat mühendisi Buket Kuyumcu Yücel, tesisin bölgedeki üretim alanlarını genişlettiğini belirterek, “İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak bu tesisi 2024 yılında tamamladık. Tesis devreye girmeden önce bölgede suyun ulaşmadığı tarım alanları bulunuyordu. Şimdi bu alanlar sulanabiliyor ve yeni dikim sahaları oluştu. Özellikle nar üretimi yapan çiftçilerimizin sayısı arttı” dedi. Üreticilerin geçmişte sulama ihtiyaçlarını kendi açtıkları sondaj kuyularından karşıladığını belirten Yücel, bu kuyulardaki yüksek tuzluluk oranının tarımsal üretimi olumsuz etkilediğini söyledi. Yücel, tesisle birlikte üreticilerin daha kaliteli su kullanmaya başladığını ve kendi kuyularına duydukları ihtiyacın önemli ölçüde azaldığını belirterek, “Topraktaki tuzluluk oranında da düşüş gözlemledik. Bu sonuçlar bizi son derece mutlu ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak çiftçilerimizin suya daha kolay ve verimli ulaşabilmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” diye konuştu. “2 bin dönüm atıl arazi üretime açıldı” Selçuk Sulama Kooperatifi Başkanı Mehmet Bayraktar da sulama tesisinin bölgedeki üretimi canlandırdığını söyledi. Daha önce mera olarak kullanılan alanlarınyeniden değerlendirildiğini belirten Bayraktar, “O arazilere suyun gitmesi, ayva, nar ve narenciye gibi ürünlerin yetişmesine vesile oldu. Başkanımız Cemil Tugay bu konuda hassas davrandı. Daha önce suyun ulaşmadığı yaklaşık 2 bin dönümlük atıl arazi bugün tarıma ve ekonomiye kazandırıldı” dedi. Artezyen sularındaki yüksek tuzluluğun üretim açısından önemli bir sorun olduğunu ifade eden Bayraktar, “Verimli topraklara sahip olmamıza rağmen bu alanlarda üretim yapmak oldukça zordu. Tesis sayesinde kaliteli suya kavuştuk ve bu sorunu büyük ölçüde aştık. Üretimin artması, tarımın güçlenmesi ve ekonomiye katkı sağlaması hepimiz için büyük bir mutluluk” diye konuştu. “Meyve kalitesinde farkı görüyoruz” Kadın üretici Emel Karahan Erten, yeni su kaynağının bahçesindeki ağaçların gelişimine olumlu yansıdığını belirtti. Önceki yıllarda yüksek tuzluluk nedeniyle ağaçların gelişimi ve meyve veriminde sorun yaşadıklarını anlatan Erten, “Bu sene yeni gelen su hattına dâhil oldum. İlk gözlemlediğim, ağaçların sürgünlerindeki değişim oldu. Meyve kalitesinde geçen seneye kıyasla gözle görülür bir farklılık hissediyoruz. Üretmek çok güzel bir duygu. Çok mutluyum” dedi. “Önce su güzel olacak” Yarım asrı aşkın süredir Selçuk’ta tarımla uğraşan İlyas Gökçe ise sulama suyunun ürün kalitesi üzerindeki etkisine dikkat çekti. Tesisin ardından ağaçların görünümünde ve meyvelerin kalitesinde belirgin değişiklik olduğunu söyleyen Gökçe, “Toprak sağlam da olsa su kötü olduktan sonra tarlayı bozuyor. Tatlı su toprağı değiştiriyor. Meyvelerin kalitesi çok değişti, ağaçların rengi yemyeşil oldu. İlaççılar şunu at, bunu at diyor ama suyu sormuyor. Önce su güzel olacak ki bahçe güzel olsun. Ne kadar ilaç atarsan at, suyun güzel olacak” diye konuştu. “Su gelince dikime başladık” Daha önce mera olarak kullanılan arazide iki yıl önce bahçe kuran Ebru Taşpınar, suyun gelmesiyle üretime başladıklarını söyledi. Taşpınar, “Su geldikten sonra hem üretimi artırmak hem de gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakmak amacıyla dikimlerimizi gerçekleştirdik. Daha iki senelik bir bahçemiz var. Normalde çorak topraktı. Üretime ve çiftçiye destek verilmesi bizi çok mutlu etti” dedi. Üretici Mehmet Taş da sulama imkânıyla boş arazilerin değerlendirildiğini belirterek, “Arazilerimiz daha verimli hale geldi. Boş arazilerimize tatlı su ulaştı. Artık daha sağlıklı meyve yetiştirebiliyoruz. Meyve bahçeleri oluşturduk, sebze ve meyve ekebiliyoruz. Vatandaşa çok büyük hizmet oldu” ifadelerini kullandı. Her damla su kontrollü kullanılıyor Proje kapsamında toplam 5 bin 757 metre uzunluğunda, farklı çaplarda boru hattı döşendi. S.S. Selçuk Merkez Sulama Kooperatifi’ne ait sondaj kuyusundan saniyede 60 litre debiyle alınan suyun tarım alanlarına ulaştırılması için damla sulama tesisi kuruldu. Üreticilerin sistemden etkin yararlanabilmesi amacıyla 33 hidrant tesis edildi ve bu noktalara ön ödemeli sayaçlar yerleştirildi. Böylece su tüketiminin kontrol altına alınması, gereksiz kullanım ve israfın önlenmesi hedeflendi. Basınçlı damla sulama sistemiyle geleneksel yöntemlere göre yaklaşık yüzde 50 su tasarrufu sağlanırken, buharlaşma ve sızıntı kaynaklı kayıplar da önemli ölçüde azaltıldı. Aynı miktarda suyla daha geniş alanların sulanmasına ve üretimde verimliliğin artırılmasına imkân sağlandı. Büyükşehir’in su yatırımı çorak toprakları bereketlendirdi İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hizmete aldığı Selçuk Merkez Yüzey Altı Sulama Damla Sulama Tesisi, daha önce susuzluk nedeniyle atıl kalan 2 bin dönüm araziyi yeniden üretime açtı. Yaklaşık 280 futbol sahası büyüklüğündeki alanda ayva, nar, şeftali, narenciye ve sebze üretimi yaygınlaşırken, damla sulama ve ön ödemeli sayaç sistemiyle suyun daha verimli kullanılması sağlandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sürdürülebilir tarımı desteklemek ve su kaynaklarını verimli kullanmak amacıyla hayata geçirdiği proje, Selçuk’ta tarımsal üretimin yapısını değiştirdi. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından 15,5 milyon liralık yatırımla kurulan tesis sayesinde, geçmişte tuzluluk oranı yüksek yeraltı suyunu kullanmak zorunda kalan üreticiler daha kaliteli suya erişti. Selçuk Merkez Sulama Kooperatifi ile ortak yürütülen çalışma kapsamında üreticiler, damla sulama sistemlerini kurarak ön ödemeli sayaçlar üzerinden tesisten yararlanmaya başladı. Sulama imkânının genişlemesiyle bölgede özellikle nar, ayva ve narenciye üretimi artarken, ürün kalitesinde de belirgin iyileşme görüldü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yenişehir’de 11 Bin Ağaç Sıfır Atıkla Kurtuldu Haber

Yenişehir’de 11 Bin Ağaç Sıfır Atıkla Kurtuldu

Entegre geri dönüşüm ağı kapsamında geçtiğimiz yıl 1 milyon kilogramın üzerinde ambalaj atığı toplanarak yeniden ekonomiye kazandırılırken, çalışmalar sayesinde yaklaşık 11 bin ağacın kesilmesi önlendi. Ayrıca yaklaşık bin 300 hanenin yıllık elektrik ihtiyacına eş değer enerji ve yaklaşık 750 milyon litre su tasarrufu sağlandı. Mersin Yenişehir Belediyesi, hayata geçirdiği entegre geri dönüşüm ağıyla çevre kirliliğini önleyen ve atıkları geri dönüştürerek, ekonomiye kazandırma yolunda örnek bir yerel yönetim modeli ortaya koyuyor. Yenişehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü ekipleri, ilçedeki entegre geri dönüşüm çalışmalarıyla geçtiğimiz yıl 1 milyon kilogramın üzerinde ambalaj atığı toplayarak yaklaşık 11 bin ağacı kesilmekten kurtarıp, yine yaklaşık bin 300 hanenin yıllık elektrik ihtiyacına eş değer enerji elde ederek, 750 milyon litre su tasarrufu sağladı. YENİŞEHİR'DEN TÜRKİYE'YE SIFIR ATIK DERSİ Konuyla ilgili konuşan Yenişehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Öykü Zor Çamlı, “Yenişehir'de atıklarımızı yalnızca toplamıyor, değere dönüştürüyoruz. Atık Getirme Merkezimiz, kapıdan kapıya toplama sistemimiz, 8 adet Mobil Atık Getirme Merkezimiz ve Mersin Eczacılar Odasıyla yaptığımız protokol kapsamında eczanelere yerleştirdiğimiz atık ilaç kutularımızla geri dönüşüm ve güvenli atık yönetimi hizmetlerimizi sürdürüyoruz. Vatandaşlarımız, Atık Getirme Merkezine mevzuat kapsamında kabul edilen atık türlerini teslim edebiliyorlar. Mobil Atık Getirme Merkezlerimizde ise kâğıt, plastik, metal, cam, elektronik atıklar, atık piller ve bitkisel atık yağlarını bırakabiliyorlar. Ayrıca 39 eczanemizde bulunan atık ilaç kutularımız sayesinde vatandaşlarımız kullanım dışı veya tarihi geçmiş ilaçlarını güvenle teslim edebiliyorlar. Vatandaşlarımız hangi atıkların kabul edildiğini ve kendilerine en yakın teslim noktaları hakkında bilgi almak için Halk Masası'nı arayabiliyorlar.” ifadelerini kullandı. BİN 300 EVİN IŞIĞI, 11 BİN AĞACIN NEFESİ Çevreci Halk Kart uygulamasıyla birlikte yurttaşların geri dönüştürülebilir atıklarını teslim ederek puan kazandığını ve bu puanları marketlerde kullanabildiğinin altını çizen Çamlı, “Geçtiğimiz yıl yaklaşık 1 milyon kilogramın üzerinde ambalaj atığı, 288 binin üzerinde tekstil atığı, bin 801 kilogram atık yağ teslim edilmiştir. Böylece yaklaşık yaklaşık 11 bin ağacı korumuş olduk, yaklaşık bin 300 hanenin yıllık elektrik ihtiyacına eş değer enerjiyi ve yaklaşık 750 milyon litre su tasarrufu sağlamış olduk.” diye konuştu. GERİ DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI 2026’DA DA HIZ KESMEDİ Yenişehir Belediyesi, 2026 yılında da atıkların geri kazanılması yönündeki çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor. Yıl içerisinde 720 bin 958 kilogram karışık ambalaj atığı, 179 bin 60 kilogram tekstil atığı, 750 litre bitkisel atık yağ toplandı. Ayrıca bin 311 geri dönüşüm kutusu da ilçenin farklı noktalarına ulaştırıldı. Toplanan atıkların büyük bölümü lisanslı firmalara gönderilerek güvenli şekilde bertaraf edilmesi veya geri kazanılması sağlandı. İlçedeki eczanelerde yürütülen atık ilaç toplama çalışmaları kapsamında ise 2026 yılında 955 kilogram atık ilaç, Atık Getirme Merkezi'ne kabul edildi. Tarihi geçmiş ilaçların doğaya, toprağa ve su kaynaklarına karışmasının önüne geçmek için vatandaşların bu ilaçları evsel atıklarla birlikte çöpe atmaması uyarısında bulunan Çamlı, “Bu ilaçların eczanelerimizde bulunan atık ilaç kutularına teslim edilmesi büyük önem taşıyor. Sadece atık toplama değil, eğitim çalışmalarımızla da çevre bilincini de güçlendiriyoruz. Doğal kaynaklarımızı koruyan, sürdürülebilir bir Yenişehir için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürürken, tüm vatandaşlarımızı geri dönüşüm sistemine katılarak bu sürecimize destek olmaya davet ediyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Migros ve Bakanlık’tan ‘Çevre Etiketli’ Ürünler İçin İş Birliği Haber

Migros ve Bakanlık’tan ‘Çevre Etiketli’ Ürünler İçin İş Birliği

Migros, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile sürdürülebilir tüketimi teşvik etmek için önemli bir iş birliğine imza attı. İmzalanan "Çevre Etiketine Sahip Ürünlerin Tanıtımına İlişkin İkili İş Birliği Protokolü" kapsamında Türkiye Çevre Etiketi ve Avrupa Birliği Ecolabel sertifikasına sahip ürünler, seçili Migros ve Macrocenter mağazalarında özel alanlarda sergilenecek, Migros Sanal Market'te ise ayrı bir görünürlükle tüketicilerle buluşacak. Türkiye Çevre Etiketi Sistemi’nin kullanımın yaygınlaşması ve sürdürülebilir üretimin teşvik edilmesi amacıyla Migros tedarikçilerine yönelik online eğitimler düzenlenecek. Yapılan teknik inceleme ve denetimler sonucunda Çevre Etiketi logosu kullanmaya hak kazanan Migros markalı 3 sıvı sabun ürünü de yakında raflarda yerini alacak. Perakende sektörüne öncülük eden bir uygulamayı daha hayata geçiren Migros, bu çalışmayla çevre performansı bağımsız kriterlerle doğrulanmış ürünleri daha görünür hale getirerek tüketicilerin bilinçli alışveriş kararlarını desteklemeyi ve sürdürülebilir tüketim konusunda farkındalığı artırmayı hedefliyor. Çevre etiketli ürünlere ulaşmak artık daha kolay Çevre Etiketi; ürünlerin hammadde temininden üretimine, kullanımından bertarafına kadar tüm yaşam döngüsü boyunca çevresel etkilerini değerlendiren, bilimsel kriterlere dayalı gönüllü bir belgelendirme sistemi olarak öne çıkıyor. Düşük karbon emisyonu, su tasarrufu, enerji verimliliği, atık oluşumunun azaltılması ve zararlı kimyasalların kullanımının sınırlandırılması gibi çevresel kriterleri karşılayan ürünler bu etiketle belgelendiriliyor. “Bakanlık olarak hedefimiz sürdürülebilir üretimi teşvik ederken tüketiciler için güvenilir bir rehber oluşturmak” Türkiye Çevre Etiketi Sistemi ile ürünlerin çevresel etkilerini hammadde temininden kullanım ömrünün sonuna kadar bilimsel kriterlerle değerlendirdiklerini ifade eden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdür Yardımcısı Ömer Albayrak, “Bakanlık olarak hedefimiz üreticilerimizi daha temiz üretim yöntemlerine yönlendirmek ve sürdürülebilir tüketimi yaygınlaştırmak. Bugüne kadar 21 ürün ve hizmet grubunda kriterler yayımladık, 600'ün üzerinde ürünü Çevre Etiketi ile belgelendirdik. Migros ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği, çevre etiketi sertifikalı ürünlerin tüketiciler tarafından daha kolay fark edilmesini sağlayacak ve çevresel performansı yüksek ürünlere yönelik talebi güçlendirecektir. Tüketiciler güvenilir çevresel kriterlere uyan ürünlere daha kolay ulaşabilecek, üreticiler ise çevresel performanslarını geliştirme konusunda teşvik edilmiş olacaktır. Kamu ve özel sektörün ortak çabasıyla ülkemizin yeşil dönüşüm hedeflerine daha hızlı ulaşacağına inanıyoruz.” dedi. “Sürdürülebilir tercihleri günlük alışverişin bir parçası haline getiriyoruz” Sürdürülebilirliğin günlük yaşamın bir parçası haline gelmesinin doğru bilgiye erişim ve kolay ulaşılabilir seçeneklerle mümkün olduğunu belirten Migros Grubu Pazarlama İcra Kurulu Üyesi Ekmel Nuri Baydur, “Çevresel sorunların çözümünde üretim kadar tüketim alışkanlıkları da kritik önem taşıyor. Günlük alışverişlerde yapılan bilinçli tercihler birçok alanda çevre üzerinde olumlu etki yaratabiliyor. Bu nedenle çevre etiketleri, tüketicilerin güvenilir bilgiye dayalı karar verebilmeleri açısından önemli bir rehber niteliği taşıyor. Türkiye Çevre Etiketi sahibi ürünleri hem mağazalarımızda hem de dijital kanallarımızda ön plana çıkararak sürdürülebilir tüketim bilincini geliştirmeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda üreticilerimizin çevre etiketi sistemine yönelik ilgisinin ve katılımının artmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz. İyi Gelecek Planımız doğrultusunda, kamu, üretici ve tüketiciyi ortak bir gaye etrafında buluşturan bu projenin, sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşmasında güçlü bir rol oynayacağına inanıyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin ilk "Engelsiz Pazarı" Mersin Yenişehir’de kuruluyor Haber

Türkiye’nin ilk "Engelsiz Pazarı" Mersin Yenişehir’de kuruluyor

Yenişehir Kent Konseyi Engelliler Meclisi ve Engelliler Federasyonu’nun talepleriyle şekillenen proje; hissedilir yüzeylerden 12 derece serinlik sağlayan çevreci PVC çatıya ve yağmur hasadı sistemine kadar ezber bozmaya hazırlanıyor. Yenişehir Belediyesi, Aydınlıkevler Mahallesi İtfaiye Amirliği yanında kurulan Cumartesi Pazarı'nı daha modern, konforlu, çevre dostu ve erişilebilir bir yapıya dönüştürmek amacıyla kapsamlı bir yenileme çalışması başlattı. Proje kapsamında Türkiye'nin ilk ve tek engelsiz pazar yerinin oluşturulması hedeflenirken, çevreci uygulamalar ve engelli bireylerin yaşamını kolaylaştıracak düzenlemeler de hayata geçirilecek. BU PAZARDA HİÇBİR ENGEL YOK Projenin en dikkat çeken yönü, engelli bireylerin toplumsal hayata eşit katılımını destekleyen detayları oldu. Süreç başında Yenişehir Kent Konseyi Engelliler Meclisi ve Engelliler Federasyonu ile bir araya gelen Yenişehir Belediyesi ekipleri, federasyon yetkililerinin "Türkiye'de engellilere yönelik özel bir pazar yeri bulunmadığı" yönündeki geri bildirimleri üzerine harekete geçti. Federasyonun talepleri ve sunduğu standartlar doğrultusunda, hem görme hem de bedensel engelli vatandaşların hiçbir engel yaşamadan alışveriş yapabileceği bir alan tasarlandı. Proje tamamlandığında pazar yerinde şu standartlar yer alacak; Görme engelliler için alanın tamamında hissedilir yüzeyler (kılavuz çizgiler) ve pazar girişinde Braille alfabeli (kabartma) özel yönlendirme planı bulunacak. Bedensel engelliler için tekerlekli sandalyelerin rahatça hareket edebileceği genişlikte özel dizayn edilmiş tezgah arası mesafeler ve uygun park alanları yapılacak. Engelli vatandaşların soluklanabileceği özel dinlenme alanları ile engelli bay ve bayan tuvaletleri kurulacak. ÇATI YENİLENDİ, 12 DERECE DAHA SERİN BİR ALIŞVERİŞ ORTAMI Yenişehir Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü tarafından yürütülen projenin planlama, uygulama ve altyapı çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Proje kapsamında pazar yerinin mevcut çatısı sökülerek yerine çevre dostu PVC polimer çatı kaplama malzemesi monte edildi. Araştırma ve Geliştirme (AR-GE) Müdürlüğü’nün teknik destek sağladığı bu malzeme sayesinde, eski çatı sistemine oranla yaklaşık 12 derece daha serin bir ortam elde edildi. Bu sayede hem vatandaşların konforlu alışveriş yapması hem de esnafın ürünlerini daha sağlıklı koşullarda sunması hedefleniyor. Çevreci vizyonuyla öne çıkan projede bir diğer önemli adım ise su tasarrufu oldu. Daha önce 50. Yıl Mahallesi Pazar Yeri'nde başarıyla uygulanan "Yağmur Suyu Hasadı" sistemi Aydınlıkevler Pazar Yeri’ne de entegre ediliyor. Çatıda toplanan yağmur suları özel depolarda biriktirilerek çevredeki yeşil alanların sulanmasında kullanılacak. Yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren Yenişehir Belediyesi Fen İşleri Müdürü Hasan Kuru, “Bu projemiz Yenişehir'e değer katacak, aynı zamanda Türkiye'ye örnek olacak bir çalışma. Türkiye'nin ilk ve tek engelsiz pazar yerini hayata geçirmek için çalışmalarımıza başladık. Çatıdan toplanan yağmur sularını depolayarak bölgedeki yeşil alanların sulanmasında kullanacağız. Bu sayede hem su tasarrufuna katkı sağlayacak hem de doğal kaynakların daha verimli kullanılmasına destek olacağız.” dedi. NE SICAK ETKİLEYECEK NE ENGEL DURDURACAK Konuyla ilgili konuşan Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ise, “Kent yaşamında hiçbir vatandaşımızın geride kalmasını istemiyoruz. Herkesin aynı haklarla, aynı konforla ve aynı güvenle kamusal alanları kullanabildiği bir Yenişehir inşa ediyoruz. İşte bu vizyonla, Aydınlıkevler’de bulunan Cumartesi Pazarı'nı, Türkiye'nin ilk ve tek tam erişilebilir engelsiz pazar yeri olarak yeniden tasarlıyoruz. Bu projeyi hazırlarken en önemli yol göstericilerimiz Yenişehir Kent Konseyi Engelliler Meclisi ve Engelliler Federasyonu oldu. Kendilerini dinledik, ihtiyaçlarını birlikte değerlendirdik ve ortaya gerçekten erişilebilir bir pazar projesi çıkardık. Görme engelli vatandaşlarımız için hissedilebilir yüzeyler ve Braille alfabeli yönlendirmeler, bedensel engelli vatandaşlarımız için erişilebilir tezgâh düzeni, dinlenme alanları, özel otoparklar ve engelli kadın-erkek tuvaletleri oluşturuyoruz. Bu proje yalnızca erişilebilirlikten ibaret değil. Aynı zamanda çevreye duyarlı, iklim değişikliğine karşı dirençli ve sürdürülebilir bir kent vizyonunun da önemli bir parçasıdır. Pazaryerimizin çatısını çevre dostu PVC polimer malzeme ile yeniledik. Belediyemizin AR-GE çalışmalarının katkısıyla kullandığımız bu sistem sayesinde eski çatıya göre yaklaşık 12 derece daha serin bir ortam oluşturduk. Böylece yaz aylarında hem vatandaşlarımız daha konforlu alışveriş yapacak hem de esnafımız ürünlerini daha sağlıklı koşullarda sunabilecek. Bunun yanında, daha önce başarıyla uyguladığımız yağmur suyu hasadı sistemini bu pazar yerimize de taşıyoruz. Çatıdan toplanan yağmur sularını depolayarak çevredeki yeşil alanların sulanmasında kullanacağız. Böylece su tasarrufuna katkı sağlayacak, doğal kaynaklarımızı daha verimli değerlendireceğiz. İnanıyorum ki Aydınlıkevler Cumartesi Pazarı tamamlandığında yalnızca Yenişehir'in değil, Türkiye'nin örnek göstereceği bir alışveriş alanı olacak.” ifadelerini kullandı.

Muratpaşa’da Akıllı Sulama 5,6 Milyar Litre Suyu Korudu Haber

Muratpaşa’da Akıllı Sulama 5,6 Milyar Litre Suyu Korudu

Muratpaşa Belediyesi, su kaynaklarını korumak ve parkların sulanmasında enerji verimliliğini artırmak amacıyla 2023 yılında tüm parklarını akıllı sulama sistemine geçirdi. Bitkilerin ihtiyaç duyduğu zamanda ve miktarda sulanmasını sağlayan sistem, gereksiz su ve elektrik tüketiminin önüne geçti. 2023’TEN BU YANA 5,6 MİLYAR LİTRE Belediyenin tüketim verileri üzerinden yaptığı hesaplamaya göre akıllı sulama sistemiyle 2023’te 1 milyon 355 bin 328 metreküp, 2024’te 1 milyon 181 bin 244 metreküp, 2025’te ise 1 milyon 541 bin 748 metreküp su tasarrufu sağlandı. 2026’nın yalnızca mart-temmuz dönemindeki su tasarrufu 1 milyon 549 bin 593 metreküpe ulaştı. Böylece sistemin devreye alınmasından Temmuz 2026’ya kadar tüketilmeyen su miktarı 5 milyon 627 bin 913 metreküpü aştı. ENERJİDE 2,3 MİLYON KİLOVATSAAT TASARRUF Akıllı sulama sistemi, suyun yanı sıra parkların sulanması için kullanılan elektrikte de tasarruf sağladı. 2023’te 564 bin 720, 2024’te 492 bin 185, 2025’te 642 bin 395 kilovatsaat elektrik tasarruf edildi. 2026’nın mart-temmuz dönemindeki elektrik tasarrufu ise 645 bin 664 kilovatsaat olarak gerçekleşti. Toplam elektrik tasarrufu 2 milyon 344 bin 964 kilovatsaate ulaştı. BEŞ AYDA YÜZDE 41,7’LİK AZALMA 2020’nin mart-temmuz döneminde parkların sulanması için 1 milyon 546 bin 766 kilovatsaat elektrik tüketilirken, aynı ayları kapsayan tüketim 2026’da 901 bin 102 kilovatsaate geriledi. Böylece 2026’nın ilk beş aylık sulama döneminde elektrik tüketimi, karşılaştırılan döneme göre yüzde 41.7 azaldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arçelik Entegre Raporu ile Sürdürülebilirlik Yol Haritasını Açıkladı Haber

Arçelik Entegre Raporu ile Sürdürülebilirlik Yol Haritasını Açıkladı

“Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın” vizyonuyla sektöründe sürdürülebilirlik alanındaki dönüşüme öncülük eden Arçelik, 2025 yılı finansal ve finansal olmayan performansını paylaştığı Entegre Raporu’nu yayımladı. “Geleceği Yeniden Çerçevelemek: Amaç Odaklı İlerleme” (Reframing Future: Progress with Purpose) teması ve entegre düşünce yaklaşımıyla hazırlanan rapor, paydaşlarla kurulan etkileşim çerçevesinde şirketin uzun vadeli değer yaratma perspektifini bütüncül biçimde ortaya koyuyor. Raporda, Arçelik’in çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki performansının yanı sıra iklim kriziyle mücadele kapsamında attığı somut adımlara, Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından onaylı hedeflerine ve kısa, orta ve uzun vadede şirketin ve toplumun sürdürülebilirliğini desteklemeye yönelik çalışmalarına yer veriliyor. Arçelik CEO’su Can Dinçer: “Sürdürülebilirlik, büyüme stratejimizin ve rekabet gücümüzün ayrılmaz bir parçası” Arçelik CEO’su Can Dinçer, “Arçelik olarak sürdürülebilirliği uzun vadeli büyüme stratejimizin ve küresel rekabet gücümüzün ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Ürün geliştirmeden üretime, tedarik zincirinden finansmana kadar tüm değer zincirimize taşıyoruz. Kaynakları daha verimli kullanan, teknolojiden güç alan ve ölçülebilir etki yaratan bir iş modeli oluşturmak için kararlılıkla çalışıyoruz. İnovasyonu, tasarımı ve sürdürülebilirliği bir arada ele alıyor; tüketicilerin günlük yaşantılarından ödün vermeden çevresel etkilerini azaltmalarına yardımcı olan teknolojiler geliştiriyoruz. Köklü geçmişimiz, geleceğe karşı önemli bir sorumluluğu da beraberinde getiriyor. Sürdürülebilirlik hedeflerimizi bu anlayışla somut uygulamalara ve ölçülebilir sonuçlara dönüştürüyoruz. 2025 yılında düşük karbonlu ürünlerin ciromuzdaki payını %72,6’ya ulaştırdık. Bu sonuç, yaklaşımımızın ürün portföyümüzdeki somut karşılığını gösteriyor” diye konuştu. Arçelik, Entegre Rapor ile birlikte Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nu da yayımladı. Raporda iklim kaynaklı risk ve fırsatların şirketin stratejisi, yönetişim yapısı, risk yönetimi süreçleri ve finansal performansı üzerindeki etkilerine ilişkin açıklamalar paylaşıldı. Can Dinçer: “244 bin ağacın bir yılda tuttuğu karbon emisyonuna eş değer emisyonu önledik” Can Dinçer sözlerini şöyle sürdürdü: “Sürdürülebilir yaşamı daha geniş kitleler için erişilebilir kılmayı önemsiyoruz. Türkiye ve Avrupa’da geliştirdiğimiz bilgi birikimini farklı coğrafyalara taşıyoruz. Yerel operasyonlarımızı geliştirirken pazarlardaki yetkinliklerimizi de güçlendiriyoruz. WEF tarafından Endüstri 4.0 uygulamalarının dünyadaki en iyi örnekleri arasında gösterilen Global Lighthouse işletmelerimizde edindiğimiz deneyimi küresel üretim ağımıza yayıyoruz. 2025 yılında enerji verimliliği projelerimizle 69.562 GJ enerji tasarrufu sağladık ve 5.297 ton CO₂e emisyonunu önledik. Bu miktar, 244 bin ağacın bir yılda tuttuğu emisyona eş değer. Üretim operasyonlarımızdaki yeşil elektrik kullanım oranını %63,5’e, kurulu yenilenebilir enerji kapasitemizi 96 MW’a çıkardık. 222 tedarikçimizden uzun vadeli çevresel hedef taahhüdü alarak değer zincirimizdeki sürdürülebilirlik dönüşümünü destekleyen tedarikçi katılımını yaygınlaştırdık. İlk sürdürülebilirlik bağlantılı kredi anlaşmamızı Uluslararası Finans Kurumu (IFC) ile imzaladık. Bu anlaşma, güçlü sürdürülebilirlik performansımızın finansmana erişimimizi ve uzun vadeli iş dayanıklılığımızı desteklediğini ortaya koyan önemli bir gösterge oldu. Çalışanlarımızın, tedarikçilerimizin ve iş ortaklarımızın katkısıyla sürdürülebilirliği inovasyonun, rekabet gücünün ve uzun vadeli kârlı büyümenin güçlü bir kaldıracı hâline getirmeye devam edeceğiz.” Net sıfır hedefleri bilim temelli yol haritasıyla destekleniyor Arçelik’in Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından onaylı sürdürülebilirlik hedefleri, 1,5 derecelik senaryosuyla tam uyumlu şekilde oluşturuldu. Şirket, 2022 baz yılına göre 2030’a kadar mutlak Kapsam 1 ve 2 sera gazı emisyonları ile ürün kullanım fazından kaynaklanan mutlak Kapsam 3 emisyonlarını %42 oranında, 2050 yılına kadar ise mutlak Kapsam 1-2 ve mutlak Kapsam 3 sera gazı emisyonlarını da %90 oranında azaltmayı taahhüt ediyor. Şirketin toplam karbon ayak izinin %99’u Kapsam 3 emisyonlardan kaynaklanıyor ve bunun yaklaşık %80’i ürünlerin kullanım aşamasında oluşuyor. Şirket, bu kapsamda iklim hedeflerini kendi operasyonlarının ötesine taşıyarak ürünlerin tasarım, üretim ve kullanım aşamalarındaki çevresel etkilerini bütüncül bir yaklaşımla yönetiyor. Arçelik, Türkiye ve Avrupa’da geliştirdiği sürdürülebilirlik bilgi birikimini faaliyet gösterdiği pazarlara aktararak farklı bölgelerdeki operasyonlarını güçlendiriyor. Şirket, Avrupa’da enerji verimliliği alanında edindiği deneyimle Güney Afrika’da enerji etiketlemesi uygulamalarının benimsenmesine katkı sağladı. Pakistan’da küresel karbonsuzlaşma hedefleri doğrultusunda çatı üstü güneş enerjisi yatırımları hayata geçirilirken, Bangladeş’te yeşil bina standartları doğrultusunda tasarlanan üretim altyapısı ve yerel servis kabiliyetleri geliştirildi. Uluslararası Entegre Raporlama Çerçevesi (IIRC), Küresel Raporlama Girişimi (GRI), Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ve Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD) doğrultusunda hazırlanan 2025 Entegre Raporu, çifte önemlilik analizini de içeriyor. Bu kapsamda sürdürülebilirlik konularının Arçelik’in faaliyetleri ve finansal performansı üzerindeki etkileri ile şirketin toplum ve çevre üzerindeki etkileri birlikte değerlendiriliyor. İç ve dış paydaşlardan elde edilen içgörüler, şirketin önceliklerinin ve somut aksiyonlarının belirlenmesine katkı sağlıyor. Uluslararası değerlendirmelerde üst sıralarda yer alıyor Arçelik, 2025 S&P Global Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’nde DHP Dayanıklı Ev Aletleri Sektörü’nde değerlendirilen 79 şirket arasında 100 üzerinden 86 puan alarak yedinci kez en yüksek puanı elde etti. Şirket ayrıca 2026 S&P Sürdürülebilirlik Yıllığı’nda en iyi performans gösteren şirketler arasında ilk %1’lik dilimde yer aldı.Corporate Knights’ın yayımladığı “Global 100 – Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri” listesine art arda altıncı kez giren Arçelik, dünya genelinde 45’inci, sektöründe ve Türkiye’de 1’inci sırada konumlandı. Şirket ayrıca Corporate Knights’ın Clean200 listesine dördüncü kez girdi. Arçelik, CDP tarafından İklim Değişikliği ve Su Güvenliği alanlarında art arda ikinci kez A notuyla değerlendirildi. Şirket, CDP Tedarikçi Katılım Değerlendirmesi’nde de A skoru aldı.TIME ve Statista’nın “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri 2025” listesinde 81,53 puanla 17’nci sırada yer alan Arçelik, sektöründe ikinci kez 1’inci oldu ve Türkiye’den listeye giren şirketler arasında zirvedeki konumunu korudu.Arçelik, 2025 EcoVadis Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’nde değerlendirilen şirketler arasında 82 puanla ilk %3’lük dilime girdi ve Altın EcoVadis madalyasına layık görüldü. LSEG ESG değerlendirmesinde 94/100 puan alan şirket, BIST Sürdürülebilirlik ve BIST Sürdürülebilirlik 25 endekslerindeki yerini korudu.Şirket ayrıca FTSE4Good Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi’nde yer aldı, MSCI sürdürülebilirlik değerlendirmesinde AA notunu aldı ve ISS ESG Kurumsal Derecelendirmesi’nde Prime seviyesinde değerlendirildi.Arçelik’in Solar Off-Grid Performance buzdolabı TIME’ın “TIME En İyi Buluşlar 2025” listesinin Ev Teknolojileri kategorisinde ana listeye girerken, Isı Pompası Teknolojili Bulaşık Makinesi ise “En İyi Buluşlar 2025: Özel Seçkiler” (The Best Inventions of 2025: Special Mentions) listesinde aynı kategoride yer aldı. Arçelik’in 2025 yılı sürdürülebilirlik performansına ilişkin öne çıkan diğer veriler şöyle: Arçelik, 2025 yılında Uluslararası Finans Kurumu (IFC) ile 100 milyon Euro tutarındaki ilk sürdürülebilirlik bağlantılı kredi anlaşmasını imzaladı. Şirket, 2025 yılında dünya genelindeki yenileme (refurbishment) tesislerinde 148.862 ürünü yenileme sürecinden geçirerek yeniden kullanıma sundu.Arçelik’in geri dönüşüm tesislerinde 2014 yılından bu yana geri dönüştürülen atık elektrikli ve elektronik eşya miktarı ise 1,98 milyon adede ulaştı.Şirket, su verimliliği ve geri kazanım çalışmalarıyla 219.114 m³ su tasarrufu ve geri kazanımı sağladı. Malzeme azaltımı çalışmalarıyla 28.997 ton malzeme kullanımını önledi. Beyaz eşya ve küçük ev aletlerinde 31.665 ton geri dönüştürülmüş plastik kullandı. Enerji verimli ürünlerin şirket cirosundaki payı %48,3 olarak gerçekleşti. Çevresel yatırım ve harcamalar 3 milyar 467 milyon TL’ye ulaştı. Dijital dönüşüm projeleriyle 570,8 milyon TL tasarruf elde etti. Şirketin toplam satın alma hacmi 5 milyar Euro’yu aştı. Sürdürülebilirlik yaklaşımını tedarik zincirine de taşıyan Arçelik, 222 tedarikçisinden uzun vadeli çevresel hedef taahhüdü aldı.Şirket ayrıca tüketicilerin sürdürülebilir yaşama ilişkin değişen beklenti ve önceliklerini ortaya koymak amacıyla Akıllı Yaşam Endeksi (Smart Living Index)’ni yayımladı. Yıl boyunca 800’ün üzerinde ar-ge projesi yürüttü; Horizon Europe kapsamında 28 proje destekledi. Horizon Europe projelerinden 6,6 milyon Euro fon sağlandı. Kurumsal vatandaşlık faaliyetlerine 168 milyon 103 bin 24 TL kaynak ayırdı. Şirket, 500 Kadın Teknisyen projesi kapsamında 814 kadın teknisyene, Beko Kadının İşi, Gücü projesiyle 137 kadın bayiye ulaştı. Dijital Kanatlar projesi kapsamında 281 kız öğrenciye STEM eğitimi verdi. Food for Soul ve Massimo Bottura iş birliğiyle yürütülen Refettorio çalışmaları kapsamında şirket, 362 bin 714 ton gıdanın israf edilmesinin önlenmesine ve 105,01 milyon öğün sunulmasına katkı sağladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karavan Ve Tiny House Kültürü Beyaz Eşyada Yeni Dönemi Başlattı Haber

Karavan Ve Tiny House Kültürü Beyaz Eşyada Yeni Dönemi Başlattı

Büyük mutfaklar için geliştirilen geleneksel beyaz eşyaların yerini artık küçük yaşam alanlarına uygun kompakt teknolojiler almaya başladı. Pandemi sonrasında hız kazanan doğaya dönüş eğilimi, uzaktan çalışma modelleri ve alternatif yaşam tercihleri, kullanıcıların ev teknolojilerine bakışını da değiştirdi. Günümüzde tüketiciler yalnızca yüksek kapasiteyi değil, daha az yer kaplayan, kolay taşınabilen ve kaynak tüketimini azaltan çözümleri tercih ediyor. Fransa'nın Vendée bölgesinde Daan Tech tarafından geliştirilen BOB Mini, bu yeni yaşam anlayışına uygun olarak tasarlanmış yenilikçi çözümleriyle dikkat çekiyor. BOB Mini Küçük Boyutuyla Büyük Kolaylık Sunuyor Yalnızca 34 santimetre genişliğinde ve yaklaşık 10 kilogram ağırlığında olan BOB Mini, neredeyse bir mikrodalga fırın kadar yer kaplıyor. Tezgâh üstünde, lavabonun yanında veya mutfak dolabı altında rahatlıkla kullanılabilen ürün, taşıma kulpları sayesinde farklı yaşam alanlarına kolayca taşınabiliyor. Kompakt ölçülerine rağmen geniş bir iç hacme sahip olan cihaz, 29 santimetre çapındaki tabakları yıkayabiliyor ve üç kişilik standart bulaşık kapasitesi sunuyor. Su Bağlantısı Olmadan da Kullanılabiliyor BOB Mini'nin öne çıkan özelliklerinden biri de 3,9 litrelik entegre su tankı sayesinde dış su bağlantısına ihtiyaç duymadan çalışabilmesi. Su dolumu cihazın ön kısmından kolaylıkla yapılabilirken, istenildiğinde doğrudan musluk hattına bağlanarak sabit kullanım imkânı da sunuyor. Bu özellik özellikle karavan, tekne, kamp ve tiny house yaşamında kullanıcıların hareket özgürlüğünü artırıyor. Tek Yıkamada Yalnızca 2,9 Litre Su Tüketiyor Su kaynaklarının verimli kullanımı her geçen gün daha fazla önem kazanırken BOB Mini, tek yıkamada yalnızca 2,9 litre su tüketerek elde yıkamaya göre yüzde 80'e varan su tasarrufu sağlıyor. Düşük su tüketimi sayesinde hem çevresel sürdürülebilirliğe katkı sunuyor hem de su kapasitesinin sınırlı olduğu mobil yaşam alanlarında önemli bir avantaj oluşturuyor. Düşük Elektrik Tüketimiyle Ekonomik Kullanım Sağlıyor Enerji tüketimi konusunda da ekonomik bir kullanım sunan BOB Mini, 1000 Watt güce sahip olmasına rağmen standart yıkama programında yalnızca 0,43 kWh elektrik tüketiyor. Bekleme modunda ise sadece 0,5 Watt enerji harcayan ürün, düşük tüketim değerleri sayesinde uzun süreli kullanımlarda da enerji tasarrufu sağlıyor. 15 Dakikada Bardakları, 20 Dakikada Günlük Bulaşıkları Yıkıyor Profesyonel bulaşık makinelerinden ilham alınarak geliştirilen modüler iç sepet sistemi sayesinde BOB Mini, 16 bardak veya fincanı yalnızca 15 dakikada, günlük bulaşıkları ise yaklaşık 20 dakikada yıkayabiliyor. Hızlı program seçenekleri sayesinde zamandan tasarruf sağlayan ürün, günlük kullanım ihtiyaçlarına pratik çözümler sunuyor. Evden Karavana Kadar Geniş Bir Kullanım Alanı Sunuyor Yaklaşık 43 desibellik sessiz çalışma seviyesiyle dikkat çeken BOB Mini, yalnızca karavan ve tiny house kullanıcılarına değil; ofis mutfaklarından öğrenci evlerine, yazlıklardan teknelere kadar birçok farklı yaşam alanına uyum sağlıyor. Dış su bağlantısına ihtiyaç duymayan yapısı, taşınabilir tasarımı ve kompakt ölçüleri sayesinde kullanım esnekliği sunarken, modern yaşamın değişen ihtiyaçlarına da cevap veriyor. Yaşam alanlarının küçülmesi ve fonksiyonel ürünlere olan talebin artmasıyla birlikte kompakt ev teknolojileri de günlük hayatın önemli bir parçası haline geliyor. Su ve enerji tasarrufunu bir araya getiren, taşınabilir yapısıyla farklı kullanım senaryolarına uyum sağlayan BOB Mini, mobil yaşam kültürünün yaygınlaştığı günümüzde yalnızca bir beyaz eşya olmanın ötesine geçerek yeni nesil yaşam çözümleri arasında konumlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.