Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Su Tüketimi

Kapsül Haber Ajansı - Su Tüketimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su Tüketimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

‘Parkinsonla Yaşamak’ Masaya Yatırıldı Haber

‘Parkinsonla Yaşamak’ Masaya Yatırıldı

Nilüfer Belediyesi, ‘Dünya Parkinson Günü’ kapsamında Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde ‘Parkinsonla Yaşamak’ başlıklı bir seminer düzenledi. Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek’in moderatörlüğünde Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Demet Yıldız ve Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel bilgilerini paylaştı. Toplumda parkinson hastalığına dair farkındalık oluşturmayı hedefleyen seminere katılım yoğun oldu. Uzmanlar, parkinson ile mücadelenin sadece ilaçla değil; egzersiz, doğru beslenme alışkanlıkları ve hasta yakınlarının sabırlı desteğiyle bir bütün olarak yürütülmesi gerektiği vurguladı. ÖLÜMCÜL HASTALIK KATEGORİSİNDE DEĞİL Seminerin açılışında konuşan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek, parkinsonun artık ölümcül bir hastalık kategorisinde yer almadığını söyledi. 1960’lı yıllarda dopaminin keşfinden sonra parkinsonun ölümcül hastalık grubundan çıktığını hatırlatan Özbek, “Artık bu hastalığı, şeker hastalığı gibi kronik bir süreç olarak yaşayabiliyoruz” dedi. Hastalığın artış nedenlerine de değinen Özbek, “Yaşam süresi uzadı ama çevresel faktörler de artık çok etkili. Özellikle hava ve su kirliliğinin yanı sıra tarım ilaçları en önemli faktörler arasında yer alıyor" diye konuştu. ERKEN TANI ÖNEMLİ Hastalığın tıbbi boyutlarını ve tanı sürecini anlatan Doç. Dr. Demet Yıldız, parkinsonun sinsi bir hastalık olduğunu kaydetti. 65 yaş üzerinde her 100 kişiden bir veya ikisinde görüldüğünü anlatan Yıldız, “Tanı koydurucu temel belirtilerimiz; hareketlerde yavaşlama, istirahat halindeyken görülen el titremesi ve eklemlerdeki sertliktir” dedi. Erken tanının önemini vurgulayan Yıldız, “Tedavisiz kalan hastalar 5-10 yıl içinde bağımlı hale gelebilirken, doğru tedaviyle bu süreyi 15-20 yıla kadar uzatabiliyoruz. İleri evrelerde ise farklı tedavi yöntemlerine başvuruyoruz” şeklinde konuştu. GÜNDE 8-10 BARDAK SU TÜKETİN Beslenme konusundaki detayları aktaran Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel ise ilaç kullanımı ile beslenme arasındaki bağı aktardı. Parkinson ilaçlarının vücutta proteinlerle yarışacağını belirten Pekel, “Bu yüzden maksimum fayda sağlamak için ilacınızı aç karna almalı ve yemek yemek için en az bir saat beklemelisiniz” diye konuştu. Hastaların yüzde 90’ında görülen kabızlık sorunu için de tavsiyelerde bulunan Pekel, “Günde 8-10 bardak su tüketimi, lifli gıdalar ve düzenli yürüyüş olmazsa olmazımızdır. Ayrıca yutma güçlüğü çeken hastalarımızı asla yatar pozisyonda beslenmemeli, gerekirse gıdaları blenderden geçirerek lapa kıvamında sunmalıyız” dedi. Seminer, katılımcılardan gelen soruların yanıtlanmasıyla sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026–2035 Ulusal Su Planı’yla Uyumlu “Su Verimliliği” Odaklı Stratejik Çalışma Planını Hayata Geçiriyor Haber

2026–2035 Ulusal Su Planı’yla Uyumlu “Su Verimliliği” Odaklı Stratejik Çalışma Planını Hayata Geçiriyor

Plan; suyun sürdürülebilir kalkınma temelinde verimli kullanımını sağlamak, kirletici baskı ve etkileri azaltmak, su kalitesini iyileştirmek ve su ile atıksu altyapısını güçlendirmek için bütüncül ve sürdürülebilir çözümler ortaya koyuyor. Tarımsal sulama sektörünün öncü firmalarından NETAFIM, Türkiye’deki faaliyetlerini Ulusal Su Planı çerçevesinde konumlandırırken, AR-GE ve üretim çalışmalarını belirlenen su politika ve stratejileriyle eşgüdüm içinde sürdürmeye devam ediyor. İklim risklerine uyum, dijital izlenebilirlik ve karar destek sistemleri ile su–işçilik–enerji ekseninde toplam verimlilik artışı yaklaşımlarında bugüne kadar atılan adımların hızlandırılması ve Ulusal Su Planına tam entegrasyon amacıyla bir “çalışma ve izleme grubu” oluşturan NETAFIM Türkiye Genel Müdürü Pınar Parmaksız, şu değerlendirmede bulundu: “NETAFIM olarak uzun yıllara dayanan saha gözlemlerimizi, elde ettiğimiz verileri ve dünyadaki örnek tarımsal su yönetimi ile verim artırıcı uygulamaları; sürdürülebilirlik stratejilerimizin temel girdileri olarak titizlikle değerlendiriyor, üretim, AR-GE ve ticari faaliyetlerimizin merkezine yerleştiriyoruz. Bu çalışmalarımızın güncel sonuçlarını başta kamu kurumları, üniversiteler, sivil toplum örgütleri, çiftçiler ve diğer paydaşlarımızla paylaşıyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından detaylandırılan ve şekillendirilen Ulusal Su Planı’nı son derece önemli buluyoruz.” Tarımda dijitalleşme ve suyun verimli kullanımı kapsamında, Ulusal Su Planı’nda öngörülen hedeflere ulaşılmasında özel sektörün inisiyatif almasının önemine dikkat çeken Parmaksız, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kuraklığın etkilerini her geçen gün daha fazla hissederken, hassas tarım ve sulama yaklaşımına büyük önem veriyoruz. Çeyrek asrı aşan süredir Türkiye pazarında, tarımsal verimlilik artışını su tasarrufuyla özdeşleştirmek amacıyla damla sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması için ekibimizle birlikte önemli adımlar attık. Dijital tarım ve otomasyonun artık kavramsal bir tercih değil, su yönetiminin ayrılmaz bir parçası hâline geldiğini; bu yaklaşımın her geçen yıl daha fazla benimsendiğini görüyoruz. Dijital dönüşümle su kaynaklarının akıllı teknolojilerle yönetilmesini öngören yeni 10 yıllık Ulusal Su Planı’nın da bu vizyonun güçlenmesinde önemli bir rol oynayacağına inanıyoruz.” Tarım arazilerinin sulanmasına yönelik yapılan yatırımın hem verimli hem de kalıcı olmasının büyük önem taşıdığını belirten Pınar Parmaksız, “Sulama borularını toprak altına indirmek; özellikle buharlaşmaya bağlı su kaybını azaltırken, her sezon tekrar eden serme-toplama işçiliğini de ortadan kaldırıyor. Önümüzdeki dönemde devlet teşviklerinin ve hibelerin, daha kapsamlı bir içerikle toprak altı sulama sistemlerini hem tarlalarda hem de bahçelerde yaygınlaştırmanın önünü açması, hiç şüphesiz 2026–2035 Ulusal Su Planı’nın genel perspektifiyle birebir örtüşecektir.” dedi. Kişi başına günlük su tüketiminin yaklaşık 200 litre seviyelerinden, planın öngördüğü şekilde dört yıl içinde 120 litre düzeylerine indirilmesinin kritik bir hedef olduğuna işaret eden Pınar Parmaksız, şunları söyledi: “Tarımsal faaliyetler, %70 ile hâlihazırda suyu en çok tüketen sektör olma özelliğini koruyor. Bunun temel nedenleri; sulamada doğru bilinen yanlışlar, verimsizlik ve geleneksel uygulamalar. Mevcut kişi başı su tüketimi, Avrupa ülkelerinin ortalamasının yaklaşık %45 üzerinde. NETAFIM’in 110 ülkedeki faaliyetlerinden edindiği deneyimle, suyun daha akılcı kullanılması; gelecek nesillerin iklim riskinin etkilerini daha az hissetmesi ve yönetilebilir bir su kullanımının başta çiftçilerimiz olmak üzere tüm halkımız tarafından içselleştirilmesi doğrultusunda Ulusal Su Planı’nın ortaya koyduğu hedeflere önemli katkı sağlayabileceğimize inanıyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Keskinoğlu GES ve Su Yönetimi Yatırımlarıyla Sürdürülebilir Üretimi Odağına Alıyor Haber

Keskinoğlu GES ve Su Yönetimi Yatırımlarıyla Sürdürülebilir Üretimi Odağına Alıyor

Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımıyla desteklenen enerji kullanımı ve su yönetimi, Keskinoğlu’nun sürdürülebilir üretim vizyonu doğrultusunda öncelikli çalışmalar olarak yerini alıyor. Keskinoğlu, doğal kaynakları korumaya yönelik yatırımlarıyla sektörde ön plana çıkarken, doğadan aldığını doğaya geri verme bilinci ve sorumluluğuyla kaynakların verimli kullanıldığı, çevresel etkilerin minimize edildiği sürdürülebilir üretimi odağına alan çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Keskinoğlu’nun gerçekleştirdiği GES yatırımları üretimde sürdürülebilir enerji kullanımını güçlendiren çok önemli bir çalışma olarak ön plana çıkarken, kurulan güneş enerjisi sistemi sayesinde üretim süreçlerinde kullanılan elektriğin yaklaşık %20’si yenilenebilir enerji kaynaklarından elde ediliyor. GES yatırımı yalnızca enerji maliyetlerini optimize etmekle kalmıyor, aynı zamanda karbon ayak izinin azaltılmasına da doğrudan katkı sağlıyor. Gıda sektöründe teknolojik dönüşümün yalnızca üretim verimliliğiyle sınırlı olmadığının bilinciyle faaliyetlerini sürdüren Keskinoğlu, GES yatırımlarının yanında atık su arıtma ve üretimde kullanılan su miktarının azaltılmasına yönelik projeleri de hayata geçiriyor. “Doğayı koruyan yatırımlarımızın başında GES, atık su arıtma ve su verimliliği geliyor” “Bugünün tüketicisi çevreye duyarlı üretim süreçleri talep ediyor” diyen Matlı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Keskinoğlu Genel Müdürü Önder Matlı konuyla ilgili şunları söylüyor: “Keskinoğlu olarak üretim artışına yönelik yatırımlarımızla beraber, doğal kaynakların korunmasına yönelik yatırımlara da çok önem veriyoruz. Doğal kaynakların korunmasına yönelik yatırımlarımızın başında ise GES geliyor. Keskinoğlu olarak hayata geçirdiğimiz yatırımlarla mevcuttaki 2,5 MegaWatt’lık kurulu gücümüzü, 2026 yılının ilk yarısında yapacağımız yeni yatırımlarla 15 MegaWatt’a yükselteceğiz. Bu sistem tüm kesimhane kampüsümüzü kapsayacak şekilde, toplam elektrik tüketimimizin %20’sini karşılayacak. “Gıda endüstrisi olmamız sebebiyle, hijyen şartlarına büyük önem veriyoruz. Bu nedenle yıkama ve dezenfeksiyon işlemleri en çok su tüketimi olan üretim aşamalarımız. Su stresi yaşayan ülkeler sınıfında olmamız sebebiyle, gelecek nesillerin ve doğada var olan tüm canlıların yaşam hakkına saygı duyarak öncelikli hedefimiz, arıttığımız suların tekrar kullanımını sağlamak ve su tüketimimizi 30 kat azaltmaktır. Bu doğrultuda her gün 4.200 metreküp atık suyu yüksek verimlilikle arıtma tesislerimizde arıtarak, alıcı ortam ekolojisine, yeraltı sularına ve toprağa zarar vermeden üretim yapmaktayız. “Üretim süreçlerimizde ortaya çıkan atık suyu kullanmak için de bünyemizde su yönetimi departmanı kurduk ve atık su yönetimine yönelik projeleri planlayarak hayata geçiriyoruz. Öncelikle, atık suyu filtrasyonla değerlendirip kendi proseslerimizde kullanmak üzere kullanılabilir su haline dönüştürüp tekrar sisteme sokacağız. Şu anda tüketimi %20 düşürmeye yönelik yatırımları devreye aldık. En yakın zamanda da %50 hedefine ulaşacağız. “Keskinoğlu olarak hayata geçirdiğimiz bir diğer çevre odaklı yatırımımız ise dünyadaki su kaynaklarını korumaya yönelik geliştirilen son teknoloji ürünü, özel filtreler ile ters osmoz uygulaması. Bu yöntem ile su kullanımımızı 2024 yılına göre %15 oranında azaltmayı başardık. Hedefimiz 2027 yılına kadar üretim miktarlarımızı artırırken su kullanım oranımızı bir önceki yıla göre %30 azaltmak. “Üretim süreçlerimizin çevreye olan etkilerini düzenli olarak ölçümlüyor, analiz ediyor ve iyileştirme yatırımları yapıyoruz” Önder Matlı, Keskinoğlu’nun çevre odaklı yatırımları hakkında sözlerine şöyle devam etti: “Keskinoğlu olarak sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda ve gelecek nesilleri önemseyen üretim anlayışımızla atık yönetimi konusunda çevre ve toplum sağlığına duyarlı, yasalara uygun bir yaklaşımı benimsiyor ve uyguluyoruz. Bu kapsamda üretim süreçlerimizde çevresel etkileri azaltacak teknolojilere yatırım yapıyor, döngüsel ekonomi prensiplerini uygulamaya alıyoruz. Üretim süreçlerimizin çevreye olan etkilerini de yürürlükteki çevre mevzuatına uygun olarak düzenli şekilde ölçümlüyor ve analiz ediyoruz. Ayrıca, iç denetimler ve resmi denetimler ile sistematik kontroller hem kuruluşumuz hem de bakanlık tarafından sağlanıyor. Bu ölçümleme faaliyetleri, çevresel performansımızı izlememizi ve sürekli iyileştirme hedeflerimize ulaşmamızı sağlıyor. “Arıtma tesislerimiz %95’in üzerinde verimlilikle çalışıyor. T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın ‘Sıfır Atık’ projesine entegre olarak yürüttüğümüz çalışmalar ‘Sıfır Atık Belgeleri’ ile tescillendi. Bu belgeler, sadece uygulamaların yeterliliğini değil, aynı zamanda sürdürülebilirliğe olan kurumsal bağlılığımızı da ortaya koyuyor.” Keskinoğlu, “gelecek nesilleri önemseyen” sürdürülebilir üretim anlayışıyla süreçlerini daha çevreci bir yapıya kavuştururken, bu yöndeki vizyonunu da somut yatırımlarla hayata geçiriyor. Bu doğrultuda gerçekleştirdiği çevre odaklı projeler, enerji verimliliğini artıran uygulamalar ve çevre dostu üretimiyle Keskinoğlu, hem sektörde sürdürülebilir dönüşüme öncülük etme hem de gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakma hedefine emin adımlarla ilerliyor. Bu yaklaşımla Keskinoğlu, üretimden yönetime tüm süreçlerinde çevresel sorumluluğu temel bir değer olarak benimsediğini ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin İlk Kimya İhtisas OSB’sinden Su Verimliliğinde Örnek Model Haber

Türkiye’nin İlk Kimya İhtisas OSB’sinden Su Verimliliğinde Örnek Model

Su kaynaklarının giderek daha kritik hale geldiği ve sürdürülebilir kullanımın her zamankinden daha fazla önem kazandığı bir dönemde, Doğu Marmara Kalkınma Ajansı’nın (MARKA) 2025 Yılı Teknik Destek Programı kapsamında yürütülen proje ile birlikte GEBKİM OSB ve katılımcı firmalarında su tüketimi TS EN ISO 46001 standardı çerçevesinde ele alınmaya başlandı. Böylece su yönetimi, anlık müdahaleler yerine veri temelli, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir yapıya kavuştu. Pilot Uygulamalarla Ölçeklenebilir Bir Model Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürürlüğe alınan Su Verimliliği Yönetmeliği doğrultusunda geliştirilen proje kapsamında, TS EN ISO 46001 Su Verimliliği Yönetim Sistemi ile uyumlu bir yapı kuruldu. “GEBKİM OSB’de Ölçülen Su, Yönetilen Gelecek” yaklaşımıyla ilerleyen süreçte, 44 firma arasından seçilen iki pilot tesiste detaylı teknik analizler gerçekleştirildi. Bu çalışmalar sonucunda, elde edilen veriler doğrultusunda OSB geneline yaygınlaştırılabilecek bir uygulama modeli geliştirildi. Su kullanım noktaları proses bazında tanımlandı, kayıp ve kaçaklara yönelik analizler yapıldı ve iyileştirme alanları belirlendi. Mevcut En İyi Teknikler (MET) yaklaşımıyla yürütülen değerlendirmeler sayesinde geri kazanım ve yeniden kullanım potansiyelleri net bir şekilde ortaya kondu. Bu bütüncül yaklaşım, su yönetiminde operasyonel disiplini güçlendirirken sürdürülebilir üretimi destekleyen standart bir yapı oluşturdu. Eğitim ve Farkındalık Boyutu Proje, teknik altyapının yanı sıra insan kaynağını da odağına aldı. GEBKİM Mavi Damla Projesi Semineri kapsamında 78 katılımcıya su verimliliği farkındalık eğitimi verildi. TS ISO 46001 standardı kapsamında ise 52 katılımcının yer aldığı iki günlük kapsamlı bir eğitim programı gerçekleştirildi. Hazırlanan anket ve veri toplama çalışmalarıyla mevcut su kullanımı ve farkındalık düzeyi analiz edildi. Elde edilen veriler doğrultusunda hazırlanan ihtiyaç analizi raporu ile gelişim alanları somut şekilde ortaya kondu. Proje çıktılarının yaygınlaştırılması amacıyla komşu organize sanayi bölgeleriyle gerçekleştirilen koordinasyon toplantıları, bölgesel iş birliği açısından önemli bir zemin oluşturdu. GEBKİM OSB’den Entegre Kalkınma Yaklaşımı GEBKİM OSB, MARKA Teknik Destek Programı kapsamında 2025 yılı içerisinde ikinci kez destek almaya hak kazanırken, farklı alanlarda geliştirdiği projelerle entegre bir kalkınma modeli ortaya koymaya devam ediyor. Daha önce hayata geçirilen GEB-LINK Projesi ile GEBKİM Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi mezunlarını firmalarla buluşturan dijital bir istihdam köprüsü kurulmuş, pilot aşamada 237 mezun sisteme dahil edilmişti. Mavi Damla Projesi ile doğal kaynak yönetimi alanında da önemli bir adım atan GEBKİM OSB, insan kaynağı ve çevresel sürdürülebilirliği birlikte ele alan bütüncül yaklaşımını güçlendiriyor. Geliştirilen bu modelin, sanayide sürdürülebilir üretim anlayışının yaygınlaşmasına katkı sağlaması hedefleniyor. Aracı, “Kaynakları Koruyarak Üretmek Zorundayız” GEBKİM OSB Yönetim Kurulu Başkanı V. İbrahim Aracı, projeye ilişkin değerlendirmesinde, “Su, sanayimizin geleceği açısından en kritik başlıklardan biri. Bu alanda attığımız her adımın ölçülebilir, izlenebilir ve verimli olmasını önemsiyoruz. Mavi Damla Projesi ile birlikte GEBKİM’de suyun her aşamasını veriyle takip eden bir sistem kurduk. Amacımız, kaynaklarını koruyan, üretimini sürdürülebilir temelde büyüten ve geleceğini bugünden planlayan bir sanayi anlayışını daha da ileri taşımak.” ifadeleri kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Evcil Hayvanlarda Yetersiz Su Tüketimi Riskine Karşı Yeni Nesil Çözüm Haber

Evcil Hayvanlarda Yetersiz Su Tüketimi Riskine Karşı Yeni Nesil Çözüm

Kedi ve köpeklerin günlük su tüketimi, genel sağlık durumlarının en kritik belirleyicilerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak özellikle kediler, durgun suya karşı ilgisiz davranıyor ve yeterince su içmiyor. Bu durum uzun vadede böbrek hastalıkları ve idrar yolu problemleri gibi ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlıyor. Teknoloji odaklı evcil hayvan ürünleri geliştiren PETKIT, bu yaygın soruna çözüm olarak geliştirdiği kablosuz ve UVC destekli akıllı su pınarı Eversweet Max 2 ile hayvanların su içme davranışlarını desteklemeyi hedefliyor. Akıllı sensörlerle su tüketimini teşvik ediyor PETKIT Eversweet Max 2, evcil hayvanın varlığını algılayan kızılötesi sensör sistemi sayesinde su akışını yalnızca ihtiyaç anında başlatıyor. Cihaz, hayvan yaklaştıktan kısa süre sonra devreye giriyor ve uzaklaştığında otomatik olarak durarak suyun sürekli taze kalmasını sağlıyor. Bu dinamik akış sistemi, özellikle akarsudan su içmeye daha yatkın olan kediler için doğal bir içme deneyimi sunarken, düzenli su tüketimini de teşvik ediyor. Aynı zamanda sensör destekli sistemin, hayvanların suyla etkileşimini artırarak içme alışkanlıklarını iyileştiriyor. Uygulama üzerinden takip ve kontrol imkânı Cihaz, PETKIT mobil uygulamasıyla entegre çalışarak evcil hayvanların su içme sıklığı ve süresinin takip edilmesine olanak tanıyor. Kullanıcılar günlük, haftalık ve aylık tüketim verilerini izleyebiliyor; su seviyesi veya filtre değişimi gibi kritik durumlar için hatırlatmalar alabiliyor. Bluetooth bağlantısı üzerinden çalışan sistem, aynı zamanda farklı çalışma modları ve su akış sürelerinin kişiselleştirilmesine imkân veriyor. Hijyen, konfor ve pratik kullanım bir arada PETKIT Eversweet Max 2, suyun kalitesini artırmaya odaklanan çok katmanlı filtrasyon sistemiyle de dikkat çekiyor. Tüy ve toz gibi partikülleri tutan filtre yapısı ve koku ile kloru azaltan aktif karbon desteği sayesinde daha temiz ve içilebilir su sunulurken, UV destekli kablosuz pompa da hijyen seviyesini destekliyor. 304 paslanmaz çelik su tepsisi ise hem dayanıklılık sağlıyor hem temizliği kolaylaştırıyor. Kablosuz kullanım imkânı ve tam şarjla 83 güne kadar uzayan pil ömrü, cihazı evin farklı noktalarında rahatça konumlandırmaya olanak tanırken, kablo karmaşasını da ortadan kaldırıyor. Yaklaşık 26 dB seviyesindeki sessiz çalışma performansıyla ev ortamında gürültü yaratmayan ve evcil hayvanları rahatsız etmeyen ürün, 3 litrelik kapasitesi ve kolayca sökülüp yıkanabilen parçalarıyla kullanım kolaylığı sağlıyor. BPA içermeyen yapısı ise güvenli kullanım beklentilerini destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vestel'den Son Bir Yılda 44 Milyon Litre Su Tasarrufu Haber

Vestel'den Son Bir Yılda 44 Milyon Litre Su Tasarrufu

Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya genelinde milyarlarca insan güvenli suya erişimde zorluk yaşıyor. Bu nedenle su verimliliği sağlayan teknolojiler, sürdürülebilir geleceğin en kritik araçlarından biri olarak görülüyor. Vestel, bu yaklaşımla ürün ve teknolojileriyle su kaynaklarının korunmasına katkı sağlamaya devam ediyor. Dünya Su Günü vesilesiyle paylaştığı veriler, Vestel’in akıllı teknolojilerinin su verimliliği konusunda önemli kazanımlar sunduğunu ortaya koyuyor. Vestel Global Pazarlama & Yurt İçi Satış Genel Müdürü Duygu Badem Uylukçuoğlu 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında yaptığı açıklamada, “Su kaynaklarının korunmasını, sadece çevresel bir gereklilik değil; gelecek nesillere olan borcumuz ve ertelenemez bir ortak sorumluluk olarak görüyoruz. Çatısı altında faaliyet gösterdiğimiz Zorlu Grubu’nun Akıllı Hayat 2030 vizyonuyla uyumlu şekilde; çevresel ve sosyal etkiyi işimizin doğal bir bileşeni olarak ele alıyoruz. Sürdürülebilirliği tüm operasyonlarımızın merkezine alırken, sadece üretim süreçlerimizde değil, ürünlerimizin kullanım aşamasında da su ve enerji verimliliğini en üst seviyeye taşımak için çalışıyoruz. Teknolojinin dönüştürücü gücüyle tüketicilerimizi de sürdürülebilirlik yolculuğuna aktif birer paydaş olarak dahil edip; kaynak kullanımını optimize eden akıllı çözümlerimizle, doğayla uyumlu bir yaşam kültürünü hep birlikte inşa etmeyi amaçlıyoruz. Teknolojiye dayalı bu vizyonumuzun somut etkilerini, paylaştığımız veriler net bir şekilde ortaya koyuyor. Akıllı cihazlarımızın sağladığı yüksek verimlilik sayesinde, sadece son bir yılda yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu elde ettik. Bu rakam, 17,5 olimpik yüzme havuzunun doluluğuna denk geliyor. Yeni nesil çamaşır ve bulaşık makinelerinde su tüketimi, önceki nesil Vestel modellerinin ortalama tüketimi ile karşılaştırıldığında yüzde 27,7 azalırken, ‘Eco’ program ve ‘otomatik yük algılama’ gibi inovasyonlarımızla suyun daha verimli kullanılmasına katkı sağlayan teknolojiler geliştiriyoruz. Özellikle kullanıcılarımızın bilinçli tercihleriyle sadece ‘Eco’ program kullanımı üzerinden 2,5 milyon litrelik su tüketiminin önüne geçilmesi, teknoloji ile tüketicinin farkındalık davranışı birleştiğinde dünyamız için ne kadar önemli bir etki yaratabileceğini ortaya koyuyor” dedi. 17,5 olimpik yüzme havuzuna denk su tasarrufu Vestel’in paylaştığı verilere göre akıllı cihazların sağladığı verimlilik sayesinde son bir yılda bulaşık makinelerinde yaklaşık 24 milyon litre, çamaşır makinelerinde ise yaklaşık 20 milyon litre olmak üzere, yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu sağlandı. Bu miktar 17,5 olimpik yüzme havuzuna denk gelen bir su hacmine karşılık geliyor. Vestel, geliştirdiği enerji ve su verimliliği yüksek ürünler, akıllı program seçenekleri ve kullanıcı farkındalığını artıran teknolojileriyle sürdürülebilir kaynak kullanımına katkı sağlıyor. Dünya Su Günü kapsamında paylaşılan veriler, teknolojinin doğru kullanıldığında doğal kaynakların korunmasında ne kadar önemli rol oynayabileceğini gösteriyor. Yeni nesil dönüşüm sürüyor Eski nesil bulaşık ve çamaşır makineleri yerine Vestel’in son teknoloji bulaşık ve çamaşır makineleri ile kullanıcıların ortalama su tüketimi yüzde 27,7 oranında azalmış ve yıkayıcı ürünlerinin daha verimli hale geldiğini gösteriyor. Vestel akıllı ürünlerindeki ‘Eco’ program ile standart program arasındaki su tüketimi farkı da dikkat çekici boyutlara ulaşıyor. Bulaşık makinelerinde ‘Eco’ program tercih edildiğinde standart programlara kıyasla yüzde 20 daha az su kullanılıyor. Çamaşır makinelerinde bu oran yüzde 39’a çıkıyor. ‘Eco’ programla 2,5 milyon litre su tüketimi önlendi Kullanıcı tercihlerine uygun şekilde Vestel’in akıllı cihazlarından elde edilen verilere göre kullanıcılar son bir yılda bulaşık makinelerinde 478 bin 658 kez, çamaşır makinelerinde ise 96 bin 895 kez ‘Eco’ programını tercih etti. Daha yoğun programlar yerine ‘Eco’ programını tercih eden kullanıcılar, yaklaşık 2,5 milyon litre su tüketiminin önüne geçti. Ortaya çıkan veriler, Vestel kullanıcıların bilinçli tercihlerinin somut etkisini ortaya koyuyor. Otomatik yük algılama ile gereksiz tüketime son Vestel çamaşır makinelerinde bulunan ‘otomatik yük algılama’ teknolojisi gereksiz su tüketimini azaltmaya yardımcı olan önemli bir özellik. ‘Eco’ programında tam yük yerine yarım yük algılandığında yüzde 43, çeyrek yük algılandığında ise yüzde 55 su tasarrufu sağlanıyor. ‘Pamuklu’ programında yarım yük algılanması halinde, tam yük tüketimine kıyasla yüzde 41 su tasarrufu sağlanıyor. Bu teknoloji sayesinde makineler, yıkama sırasında çamaşır miktarını analiz ederek su tüketimini otomatik olarak optimize ediyor. Vestel, geliştirdiği yeni nesil ürünlerle su ve enerji verimliliğini artırmaya yönelik çalışmalar yürüterek sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlamayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayramda Doğru Beslenme ile Dengeyi Korumak Mümkün Haber

Bayramda Doğru Beslenme ile Dengeyi Korumak Mümkün

Ramazan ayı boyunca azalan öğün sayısı ve uzun süreli açlık sonrasında bayramda bir anda fazla miktarda yemek tüketilmesi, özellikle de şekerli, hamur işi ve tatlı besinlere yönelinmesi sindirim sistemini zorlayabiliyor. Bu durumun kan şekeri dengesizliklerine bağlı olarak ağırlık hissi ve şişkinlik gibi sorunlara yol açabileceğini belirten Dyt. Çağla Koç, bayram sürecinde dengeli ve kontrollü beslenmenin önemine dikkat çekti. “Bayram Sabahına Hafif Bir Kahvaltıyla Başlanmalı” Dyt. Çağla Koç, bayram sabahında güne hafif bir kahvaltıyla başlamanın önemli olduğunu vurguladı. Kahvaltıda kızartma ve kavurma yöntemiyle pişirilmiş besinlerin tercih edilmemesi gerektiğini belirten Koç, bayram ziyaretlerinde geleneksel olarak tatlı ikramı olacağı için sabah öğününde şeker, bal ve benzeri tatlı gıdalara yer verilmemesinin yararlı olacağını ifade etti. Kahvaltıda domates, salatalık, maydanoz ve taze biber gibi çiğ sebzelerin bolca tüketilmesini öneren Koç, az yağlı peynir ve haşlanmış yumurtanın uygun tercihler arasında yer aldığını söyledi. Sucuk, salam, sosis gibi yağlı besinlerle birlikte börek benzeri hamur işi gıdalardan kaçınılması gerektiğini dile getiren Koç, tam buğday ekmeğinin ise kan şekerini dengelemeye yardımcı olarak daha uzun süre tokluk hissi sağladığını kaydetti. “Tatlı Tercihinde Ölçü ve Doğru Seçim Önemli” Bayramda tatlı tüketiminin oldukça yaygın olduğuna işaret eden Dyt. Çağla Koç, tatlı tüketilmek istendiğinde hamurlu ve şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlıların küçük porsiyonlar halinde tercih edilmesinin daha doğru olacağını söyledi. İkramlarda da daha hafif seçeneklere yönelinmesi gerektiğini belirten Koç, hamur işi tatlılar yerine sütlü tatlılar, taze veya kuru meyveler sunulabileceğini ifade etti. İçecek tercihlerinde ise şerbet yerine taze sıkılmış meyve suyu, az şekerli limonata ve ayran gibi alternatiflerin öne çıkarılması gerektiğini söyledi. “Su Tüketimi Artırılmalı” Ramazan ayı boyunca su ve sıvı tüketiminin azalmasına bağlı olarak vücutta sıvı kaybı oluşabileceğini hatırlatan Dyt. Çağla Koç, bu kaybın yerine konabilmesi için bayram süresince günde en az 2 ila 2,5 litre su tüketilmesi gerektiğini belirtti. “Ani ve Aşırı Yüklenmeden Kaçınılmalı” Bayramda bir anda fazla miktarda yemek tüketmenin sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini ifade eden Koç, yiyecek miktarının aniden artırılmaması gerektiğini söyledi. Sürekli atıştırma şeklinde bir beslenme düzeninden kaçınılmasının önemine değinen Koç, öğün aralarının en az 2, en fazla 4-5 saat olacak şekilde planlanmasının daha sağlıklı olacağını belirtti. “Fiziksel Hareket İhmal Edilmemeli” Bayram ziyaretlerinde hareketliliğin artırılmasının da önemli olduğuna dikkat çeken Dyt. Çağla Koç, ziyaretlere mümkün olduğunca yürüyerek gidilmesini, asansör yerine merdiven kullanımının tercih edilmesini önerdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Böbrek Sağlığı Korumak için 8 Altın Kural Haber

Böbrek Sağlığı Korumak için 8 Altın Kural

Buna rağmen böbrek hastalıkları dünyada giderek artan bir halk sağlığı sorunudur. Kronik böbrek hastalığı, dünya nüfusunun yaklaşık %10’unu etkileyen yaygın bir hastalık olup, çoğu zaman erken dönemde belirti vermez. Diyabet ve hipertansiyon ise son dönem böbrek yetmezliğinin en sık nedenleri arasında yer almaktadır. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Op. Dr. Adil Güçal Güçlü,‘’12 Mart Dünya Böbrek Günü’’ nedeniyle böbrek sağlığının korunması için önemli önerilerde bulundu. Böbrek sağlığının korunması için günlük yaşamda bazı önlemler alınmalıdır. Bunlar şöyle özetlenebilir: Yeterli Su Tüketimi: Böbrekler, vücuttaki atık maddeleri, idrar yoluyla uzaklaştırmak için suya ihtiyaç duyar. Günde ortalama 2-3 litre su içmek, toksinlerin atılmasını hızlandırır ve böbrek taşı oluşumunu mekanik olarak engeller. Böbrek Hastalığı Belirtilerini Bilmek: İdrarda gözle görülür kanama, şiddetli ve kıvrandırıcı yan ağrısı veya sık tekrarlayan idrar yolu iltihapları varsa acilen bir üroloji bölümüne başvurulmalıdır. Düzenli Taramalar: Özellikle 50 yaş üstü erkekler, idrar yapma zorluğu hissetmeseler bile böbrek ve prostat sağlığının kontrolü için yılda bir kez üroloji muayenesi ve ultrasonografi yaptırmalıdır. Kan Şekeri Kontrolü: Diyabet (şeker hastalığı), dünyada son dönem böbrek yetmezliğinin bir numaralı nedenidir. Kanda sürekli yüksek seyreden şeker, böbreğin süzgeç görevi gören ince damar yumaklarına zarar verir. Şeker hastaları kan şekerini katı şekilde kontrol altında tutmalıdır. Tansiyon Kontrolü ve Tuz Kısıtlaması: Yüksek tansiyon (hipertansiyon), böbrek yetmezliğinin ikinci en sık nedenidir. Basıncı artmış kan akımı böbrek damarlarını yırtar ve daraltır. Günlük tuz tüketimi 5 gramın (1 çay kaşığı) altında tutulmalıdır. Bilinçsiz İlaç Kullanımından Kaçınmak: Reçetesiz satılan ve toplumda sık kullanılan ağrı kesiciler (romatizma ilaçları, NSAİİ grubu), uzun süreli veya yüksek dozda kullanıldığında doğrudan böbrek hücrelerini öldüren zehirli etki gösterir. İlaçlar hekim onayı olmadan kullanılmamalıdır. Sigara ve Tütün Ürünlerinden Uzak Durmak: Sigara, böbreklere giden kan damarlarını daraltarak böbreğin oksijensiz kalmasına neden olur. Aynı zamanda böbrek hücrelerinin DNA yapısını bozarak böbrek kanserine doğrudan zemin hazırlar. Düzenli Egzersiz ve Kilo Kontrolü: Obezite, böbreklerin vücudu temizleyebilmek için normalden fazla çalışmasına neden olur. Bu aşırı çalışma hali zamanla böbreği yorar ve tüketir. Düzenli fiziksel aktivite hem kilo kontrolü sağlar hem de tansiyon ve diyabet riskini düşürür. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yılbaşı Sofranızda Kalbinizi ve Midenizi Yormayan Seçimler Yapın Haber

Yılbaşı Sofranızda Kalbinizi ve Midenizi Yormayan Seçimler Yapın

Ancak yılbaşı gecesi ve sonrasında kontrolsüz beslenmek mide sorunları, şişkinlik, ödem ve kilo artışı gibi istenmeyen sonuçlara yol açabiliyor. Yeni yıla sağlıklı bir başlangıç yapmak ise doğru beslenme planlaması ile mümkün olabiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Nihan Yakut, yılbaşı sofralarında sık yapılan hatalar ve alınabilecek basit önlemler hakkında önemli bilgiler verdi. Yılbaşı sofrasına aç oturmayın Yılbaşı akşamına “nasıl olsa akşam çok yiyeceğim” düşüncesiyle aç girilmesi, çoğu zaman porsiyon kontrolünün kaybedilmesine neden olmaktadır. Gün içinde yeterli ve dengeli beslenmek, akşam sofrada daha bilinçli seçimler yapmayı kolaylaştırmaktadır. Gün boyunca protein ve liften zengin öğünler tüketmek kan şekeri dalgalanmalarını önler. Yılbaşı öncesinde yoğurt ve meyve gibi hafif bir ara öğün yapmak, iştah kontrolüne önemli katkı sağlar. Ayrıca gün içinde yeterli su tüketimi de hem iştahı hem de ödem riskini azaltır. Akdeniz mutfağı yılbaşı sofranızı süsleyebilir Günümüzde Akdeniz tipi beslenme en çok önerilen beslenme modellerinden biridir. Aslında Akdeniz usulü beslenme yılbaşı sofraları için de ideal bir yol haritası sunar. Zeytinyağlı sebze yemekleri, bol yeşillikli salatalar, yoğurtlu mezeler, balık ve fırınlanmış beyaz etler hem doyurucu hem de sindirimi kolay seçenekler arasında yer alır. Tam tahıllar küçük porsiyonlarda tüketilmelidir. Kızartmalar, kremalı soslar ve aşırı yağlı yiyeceklerin sınırlandırılması çok önemlidir. Tatlı tercihlerinde ise meyve veya sütlü tatlıların öncelikli olması, şerbetli tatlıların ise yalnızca tadımlık miktarlarda tüketilmesi gerekir. Yavaş yiyerek sofranın tadını çıkarın Hızlı yemek, beynin tokluk sinyallerini algılamasını zorlaştırarak farkında olmadan fazla yemeye yol açar. Alınacak bu önlemlerle yılbaşı sofralarında aşırı tüketimi azaltmak mümkün; Tabağınızı yarısı sebze, dörtte biri protein, dörtte biri tam tahıl olacak şekilde dengeleyinYavaş yemek yiyerek tokluk hissinin oluşmasına zaman tanıyınAlkol tüketiminden uzak durun ya da sınırlandırınMutlaka bol su içinTuzlu ve işlenmiş gıdalar ödem ve tansiyon yükselmesine yol açabileceği için kontrollü tüketin Ertesi gün “Detoks” değil, dengeli beslenmeyi tercin edin Yılbaşı gecesinin ardından tüm günü aç geçirmek ya da sert detoks programlarına yönelmek, vücut için faydalı olmaktan çok zarar verici olabilir. Bunun yerine dengeleyici bir beslenme planı benimsenmesi gerekir. Ertesi gün bol su tüketmek, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek, tam tahıllara ve hafif protein kaynaklarına yer vermek sindirimi destekler. Hafif tempolu yürüyüşler hem metabolizmayı hızlandırır hem de ödemin azalmasına yardımcı olur. Şişkinliği azaltan, vücudu rahatlatan öneriler Eğer yılbaşı gecesi yiyecek ve içecekleri biraz fazla kaçırdıysanız ertesi gün aç kalmadan sadece sindirimi rahatlatmaya ve sıvı dengesini sağlamaya odaklanmanız gerekir. Bitki çayları, sebze çorbaları, yoğurt ve meyve gibi hafif besinler vücudun toparlanmasına yardımcı olabilir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.