Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Su Verimliliği

Kapsül Haber Ajansı - Su Verimliliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su Verimliliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Keskinoğlu GES ve Su Yönetimi Yatırımlarıyla Sürdürülebilir Üretimi Odağına Alıyor Haber

Keskinoğlu GES ve Su Yönetimi Yatırımlarıyla Sürdürülebilir Üretimi Odağına Alıyor

Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımıyla desteklenen enerji kullanımı ve su yönetimi, Keskinoğlu’nun sürdürülebilir üretim vizyonu doğrultusunda öncelikli çalışmalar olarak yerini alıyor. Keskinoğlu, doğal kaynakları korumaya yönelik yatırımlarıyla sektörde ön plana çıkarken, doğadan aldığını doğaya geri verme bilinci ve sorumluluğuyla kaynakların verimli kullanıldığı, çevresel etkilerin minimize edildiği sürdürülebilir üretimi odağına alan çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Keskinoğlu’nun gerçekleştirdiği GES yatırımları üretimde sürdürülebilir enerji kullanımını güçlendiren çok önemli bir çalışma olarak ön plana çıkarken, kurulan güneş enerjisi sistemi sayesinde üretim süreçlerinde kullanılan elektriğin yaklaşık %20’si yenilenebilir enerji kaynaklarından elde ediliyor. GES yatırımı yalnızca enerji maliyetlerini optimize etmekle kalmıyor, aynı zamanda karbon ayak izinin azaltılmasına da doğrudan katkı sağlıyor. Gıda sektöründe teknolojik dönüşümün yalnızca üretim verimliliğiyle sınırlı olmadığının bilinciyle faaliyetlerini sürdüren Keskinoğlu, GES yatırımlarının yanında atık su arıtma ve üretimde kullanılan su miktarının azaltılmasına yönelik projeleri de hayata geçiriyor. “Doğayı koruyan yatırımlarımızın başında GES, atık su arıtma ve su verimliliği geliyor” “Bugünün tüketicisi çevreye duyarlı üretim süreçleri talep ediyor” diyen Matlı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Keskinoğlu Genel Müdürü Önder Matlı konuyla ilgili şunları söylüyor: “Keskinoğlu olarak üretim artışına yönelik yatırımlarımızla beraber, doğal kaynakların korunmasına yönelik yatırımlara da çok önem veriyoruz. Doğal kaynakların korunmasına yönelik yatırımlarımızın başında ise GES geliyor. Keskinoğlu olarak hayata geçirdiğimiz yatırımlarla mevcuttaki 2,5 MegaWatt’lık kurulu gücümüzü, 2026 yılının ilk yarısında yapacağımız yeni yatırımlarla 15 MegaWatt’a yükselteceğiz. Bu sistem tüm kesimhane kampüsümüzü kapsayacak şekilde, toplam elektrik tüketimimizin %20’sini karşılayacak. “Gıda endüstrisi olmamız sebebiyle, hijyen şartlarına büyük önem veriyoruz. Bu nedenle yıkama ve dezenfeksiyon işlemleri en çok su tüketimi olan üretim aşamalarımız. Su stresi yaşayan ülkeler sınıfında olmamız sebebiyle, gelecek nesillerin ve doğada var olan tüm canlıların yaşam hakkına saygı duyarak öncelikli hedefimiz, arıttığımız suların tekrar kullanımını sağlamak ve su tüketimimizi 30 kat azaltmaktır. Bu doğrultuda her gün 4.200 metreküp atık suyu yüksek verimlilikle arıtma tesislerimizde arıtarak, alıcı ortam ekolojisine, yeraltı sularına ve toprağa zarar vermeden üretim yapmaktayız. “Üretim süreçlerimizde ortaya çıkan atık suyu kullanmak için de bünyemizde su yönetimi departmanı kurduk ve atık su yönetimine yönelik projeleri planlayarak hayata geçiriyoruz. Öncelikle, atık suyu filtrasyonla değerlendirip kendi proseslerimizde kullanmak üzere kullanılabilir su haline dönüştürüp tekrar sisteme sokacağız. Şu anda tüketimi %20 düşürmeye yönelik yatırımları devreye aldık. En yakın zamanda da %50 hedefine ulaşacağız. “Keskinoğlu olarak hayata geçirdiğimiz bir diğer çevre odaklı yatırımımız ise dünyadaki su kaynaklarını korumaya yönelik geliştirilen son teknoloji ürünü, özel filtreler ile ters osmoz uygulaması. Bu yöntem ile su kullanımımızı 2024 yılına göre %15 oranında azaltmayı başardık. Hedefimiz 2027 yılına kadar üretim miktarlarımızı artırırken su kullanım oranımızı bir önceki yıla göre %30 azaltmak. “Üretim süreçlerimizin çevreye olan etkilerini düzenli olarak ölçümlüyor, analiz ediyor ve iyileştirme yatırımları yapıyoruz” Önder Matlı, Keskinoğlu’nun çevre odaklı yatırımları hakkında sözlerine şöyle devam etti: “Keskinoğlu olarak sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda ve gelecek nesilleri önemseyen üretim anlayışımızla atık yönetimi konusunda çevre ve toplum sağlığına duyarlı, yasalara uygun bir yaklaşımı benimsiyor ve uyguluyoruz. Bu kapsamda üretim süreçlerimizde çevresel etkileri azaltacak teknolojilere yatırım yapıyor, döngüsel ekonomi prensiplerini uygulamaya alıyoruz. Üretim süreçlerimizin çevreye olan etkilerini de yürürlükteki çevre mevzuatına uygun olarak düzenli şekilde ölçümlüyor ve analiz ediyoruz. Ayrıca, iç denetimler ve resmi denetimler ile sistematik kontroller hem kuruluşumuz hem de bakanlık tarafından sağlanıyor. Bu ölçümleme faaliyetleri, çevresel performansımızı izlememizi ve sürekli iyileştirme hedeflerimize ulaşmamızı sağlıyor. “Arıtma tesislerimiz %95’in üzerinde verimlilikle çalışıyor. T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın ‘Sıfır Atık’ projesine entegre olarak yürüttüğümüz çalışmalar ‘Sıfır Atık Belgeleri’ ile tescillendi. Bu belgeler, sadece uygulamaların yeterliliğini değil, aynı zamanda sürdürülebilirliğe olan kurumsal bağlılığımızı da ortaya koyuyor.” Keskinoğlu, “gelecek nesilleri önemseyen” sürdürülebilir üretim anlayışıyla süreçlerini daha çevreci bir yapıya kavuştururken, bu yöndeki vizyonunu da somut yatırımlarla hayata geçiriyor. Bu doğrultuda gerçekleştirdiği çevre odaklı projeler, enerji verimliliğini artıran uygulamalar ve çevre dostu üretimiyle Keskinoğlu, hem sektörde sürdürülebilir dönüşüme öncülük etme hem de gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakma hedefine emin adımlarla ilerliyor. Bu yaklaşımla Keskinoğlu, üretimden yönetime tüm süreçlerinde çevresel sorumluluğu temel bir değer olarak benimsediğini ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Optimum Yenişehir,  Suyun Her Damlasını Önemsiyor Haber

Optimum Yenişehir, Suyun Her Damlasını Önemsiyor

25 bin metrekare alanda 669 daire ve 36 mağaza içeren proje, Rielli MBR Gri Su Geri Kazanım Sistemleri sayesinde yüzde 40’a varan oranda su tasarrufu sağlıyor. Günde yaklaşık 75 ton su israfının önüne geçiliyor. Pendik - Kurtköy'de 25 bin metrekare alanda, 669 daire ve 36 mağaza ile sakinlerine, yüksek standartlarda geniş ve konforlu bir yaşam alanı sunmayı hedefleyen Optimum Yenişehir Projesi, su sürdürülebilirliği alanında da öncü ve sorumlu bir yaklaşım benimsiyor. Toplamda 2 etaptan oluşacak olan Optimum Yenişehir Projesi’nde, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın öncülüğünde hazırlanan “Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı” ve ilgili mevzuatla da uyumlu şekilde oluşturulan gri su arıtma sistemleri, yüzde 40’a varan oranda su tasarrufu sağlıyor. Projenin ilk ve ikinci etabında kurulup, devreye alınan Rielli MBR Gri su Geri Kazanım Sistemleri, toplamda günlük 75 metreküp gri su arıtımı sağlıyor. Geri kazanılabilen su, özellikle sifon rezervuarları ve peyzaj sulama gibi birçok amaç için kullanılabiliyor. Yılda 100.000 metreküp gri su geri kazanılarak hem kaynak kullanımı azaltılıp çevresel değer sağlanıyor hem de su faturalarında önemli düşüşlerle ekonomik kazanım elde ediliyor. Hem Çevresel ve Ekonomik Kazanım Hem de Mevzuat Gerekliliği Genel olarak gri su olarak adlandırılan lavabo ve duşlardan gelen suların, binalardaki insani amaçlı tüketimin yüzde 40’ını oluşturduğunu belirten Kazancı Çevre Tekniği Kurucu Genel Müdürü Artun Kazancı, konutlarda ve yaşam alanlarında gri su kazanımının önemine dikkat çekerek, “Geri kazanılabilen gri sular, birçok amaç için kullanıma uygundur; ancak gri suların arıtımında doğru teknolojiyi seçmek önemlidir. Rielli MBR teknolojisi ile yıllardır etkin ve verimli şekilde gri suların geri kazanımını sağlıyoruz. Türkiye’deki gri su geri kazanım tesislerinin büyük bir kısmı, Rielli imzası taşıyor” dedi. Artun Kazancı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gri suyu arıtıp tuvalet rezervuarları ve bazı peyzaj uygulamaları gibi alanlarda kullanmak, yüzde 40’a varan oranda su tasarrufu sağlar. Çevresel değerin yanı sıra, bu kullanım, yatırım bedeli dahil olmak üzere şebekeden su almaktan daha düşük maliyetlidir. Bu yatırımlar, 8-16 ay kendine geri öder niteliktedir. Diğer taraftan, belirli bir boyutta inşaatlarda, gri su arıtma tesisleri mevzuat gereklilikleri kapsamında yer almaktadır.” Türkiye’nin Global Su Arıtma Markası Rielli Gri suların geri kazanımını, etkin ve verimli şekilde sağlayan Rielli MBR gri su geri kazanım çözümleriyle, kokusuz ve leke bırakmayan geri kazanılmış su elde ediliyor. Rielli teknolojisi bu alanda farklı avantajlar sunuyor. Kazancı Çevre Tekniği bünyesinde geliştirilen ve üretilen Rielli markası, turizm sektörüne yönelik yenilikçi çözümleriyle su maliyetlerinde önemli düşüşler sağlayan bütünsel sistemler sunuyor. Rielli, 30 yılı aşkın köklü geçmişiyle Türkiye’nin 6 kıtada ve 80’i aşkın ülkede tercih edilen global su arıtma markası kimliğini taşıyor. 1.000 Metrekare Üzeri Projelerde Gri Su Arıtma Zorunluluğu Getirildi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı “Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği”, 2025 yılında yürürlüğe giren son değişiklik çerçevesinde, 1.000 metrekarenin üzerinde tüm yeni inşaatlarda gri su tesisatı zorunluluğu getiriyor. Örnek olarak, 120 m2 brüt alana sahip 8 daireden oluşan bir apartman inşaatında dahi, gri su arıtma tesisi zorunlu hale getirildi. Yönetmelik kapsamındaki zorunluluk, yapı inşaat alanı 10 bin metrekareden büyük alışveriş merkezlerini, 10 bin metrekareden büyük kamu yapılarını (sağlık ve eğitim yapıları istisnası ile) kapsıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin İlk Kimya İhtisas OSB’sinden Su Verimliliğinde Örnek Model Haber

Türkiye’nin İlk Kimya İhtisas OSB’sinden Su Verimliliğinde Örnek Model

Su kaynaklarının giderek daha kritik hale geldiği ve sürdürülebilir kullanımın her zamankinden daha fazla önem kazandığı bir dönemde, Doğu Marmara Kalkınma Ajansı’nın (MARKA) 2025 Yılı Teknik Destek Programı kapsamında yürütülen proje ile birlikte GEBKİM OSB ve katılımcı firmalarında su tüketimi TS EN ISO 46001 standardı çerçevesinde ele alınmaya başlandı. Böylece su yönetimi, anlık müdahaleler yerine veri temelli, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir yapıya kavuştu. Pilot Uygulamalarla Ölçeklenebilir Bir Model Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürürlüğe alınan Su Verimliliği Yönetmeliği doğrultusunda geliştirilen proje kapsamında, TS EN ISO 46001 Su Verimliliği Yönetim Sistemi ile uyumlu bir yapı kuruldu. “GEBKİM OSB’de Ölçülen Su, Yönetilen Gelecek” yaklaşımıyla ilerleyen süreçte, 44 firma arasından seçilen iki pilot tesiste detaylı teknik analizler gerçekleştirildi. Bu çalışmalar sonucunda, elde edilen veriler doğrultusunda OSB geneline yaygınlaştırılabilecek bir uygulama modeli geliştirildi. Su kullanım noktaları proses bazında tanımlandı, kayıp ve kaçaklara yönelik analizler yapıldı ve iyileştirme alanları belirlendi. Mevcut En İyi Teknikler (MET) yaklaşımıyla yürütülen değerlendirmeler sayesinde geri kazanım ve yeniden kullanım potansiyelleri net bir şekilde ortaya kondu. Bu bütüncül yaklaşım, su yönetiminde operasyonel disiplini güçlendirirken sürdürülebilir üretimi destekleyen standart bir yapı oluşturdu. Eğitim ve Farkındalık Boyutu Proje, teknik altyapının yanı sıra insan kaynağını da odağına aldı. GEBKİM Mavi Damla Projesi Semineri kapsamında 78 katılımcıya su verimliliği farkındalık eğitimi verildi. TS ISO 46001 standardı kapsamında ise 52 katılımcının yer aldığı iki günlük kapsamlı bir eğitim programı gerçekleştirildi. Hazırlanan anket ve veri toplama çalışmalarıyla mevcut su kullanımı ve farkındalık düzeyi analiz edildi. Elde edilen veriler doğrultusunda hazırlanan ihtiyaç analizi raporu ile gelişim alanları somut şekilde ortaya kondu. Proje çıktılarının yaygınlaştırılması amacıyla komşu organize sanayi bölgeleriyle gerçekleştirilen koordinasyon toplantıları, bölgesel iş birliği açısından önemli bir zemin oluşturdu. GEBKİM OSB’den Entegre Kalkınma Yaklaşımı GEBKİM OSB, MARKA Teknik Destek Programı kapsamında 2025 yılı içerisinde ikinci kez destek almaya hak kazanırken, farklı alanlarda geliştirdiği projelerle entegre bir kalkınma modeli ortaya koymaya devam ediyor. Daha önce hayata geçirilen GEB-LINK Projesi ile GEBKİM Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi mezunlarını firmalarla buluşturan dijital bir istihdam köprüsü kurulmuş, pilot aşamada 237 mezun sisteme dahil edilmişti. Mavi Damla Projesi ile doğal kaynak yönetimi alanında da önemli bir adım atan GEBKİM OSB, insan kaynağı ve çevresel sürdürülebilirliği birlikte ele alan bütüncül yaklaşımını güçlendiriyor. Geliştirilen bu modelin, sanayide sürdürülebilir üretim anlayışının yaygınlaşmasına katkı sağlaması hedefleniyor. Aracı, “Kaynakları Koruyarak Üretmek Zorundayız” GEBKİM OSB Yönetim Kurulu Başkanı V. İbrahim Aracı, projeye ilişkin değerlendirmesinde, “Su, sanayimizin geleceği açısından en kritik başlıklardan biri. Bu alanda attığımız her adımın ölçülebilir, izlenebilir ve verimli olmasını önemsiyoruz. Mavi Damla Projesi ile birlikte GEBKİM’de suyun her aşamasını veriyle takip eden bir sistem kurduk. Amacımız, kaynaklarını koruyan, üretimini sürdürülebilir temelde büyüten ve geleceğini bugünden planlayan bir sanayi anlayışını daha da ileri taşımak.” ifadeleri kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ESG Odaklı Şirket Haberleri Neyi Değiştiriyor? Haber

ESG Odaklı Şirket Haberleri Neyi Değiştiriyor?

Bir şirketin sürdürülebilirlik raporu yayımlaması artık tek başına haber değeri taşımıyor. Piyasanın dikkatini çeken şey, o raporun hangi yatırım kararına, hangi üretim dönüşümüne, hangi tedarik zinciri standardına veya hangi kurumsal riske temas ettiği. Bu nedenle esg odaklı şirket haberleri, klasik kurumsal duyuru çizgisinden çıkıp stratejik karar akışının parçası haline geliyor. Kurumsal iletişim ekipleri, yatırımcı ilişkileri birimleri, editörler ve sektör yayıncıları için mesele yalnızca çevre, sosyal etki ve yönetişim başlıklarını görünür kılmak değil. Asıl mesele, bu başlıkları piyasa açısından anlamlı, doğrulanabilir ve haberleştirilebilir bir çerçeveye oturtmak. Çünkü ESG anlatısı, doğru kurgulandığında marka itibarı üretir; zayıf kurgulandığında ise kısa sürede bir güven testine dönüşür. ESG odaklı şirket haberleri neden yükselişte ESG artık yalnızca bir uyum alanı değil, şirketlerin finansmana erişiminden ihracat kabiliyetine, insan kaynağı çekiminden kamuoyu algısına kadar geniş bir etki alanına sahip. Bu değişim, haber odalarının ve dijital yayıncıların da konuya bakışını dönüştürdü. Eskiden çevre yatırımı veya sosyal sorumluluk projesi olarak görülen pek çok gelişme, bugün doğrudan iş stratejisi kapsamında ele alınıyor. Özellikle enerji, sanayi, lojistik, tarım, teknoloji ve savunma ekosisteminde faaliyet gösteren şirketler için ESG başlıkları artık yan sütunda durmuyor. Emisyon azaltımı, atık yönetimi, su verimliliği, tedarik zinciri şeffaflığı, kadın liderliği, iş sağlığı ve güvenliği, veri etiği ya da yönetim yapısındaki dönüşüm gibi konular; yatırımcı sunumları kadar haber akışının da merkezine yerleşiyor. Bunun bir nedeni düzenleyici baskıysa, diğer nedeni sermaye piyasalarının beklentisi. Bir başka neden de kurumsal alıcıların ve uluslararası iş ortaklarının yeni standartları. Yani ESG haberleri yalnızca itibar amaçlı değil, ticari devamlılık açısından da kritik. Tam da bu yüzden, yüzeysel bir duyuru dili artık yeterli olmuyor. Haber değeri ile kurumsal mesaj arasındaki fark Şirketler çoğu zaman ESG alanındaki her adımın haber olacağını varsayıyor. Oysa haber değeri ile kurumsal görünürlük ihtiyacı aynı şey değil. Bir ağaç dikim etkinliği tek başına zayıf bir haber olabilirken, üretim tesisinde enerji yoğunluğunu yüzde 20 düşüren bir yatırım, ciddi bir sektör haberi niteliği taşıyabilir. Aynı şekilde bir çeşitlilik politikası metni tek başına sınırlı ilgi görürken, yönetim kurulunda kadın temsil oranındaki somut artış veya tedarikçi denetim modelinin değiştirilmesi daha yüksek karşılık bulur. Burada temel ölçüt, açıklanan gelişmenin şirketin iş modeline ne kadar temas ettiği. Haber, ancak etkisi ölçülebilir olduğunda ve daha geniş bir ekonomik bağlama oturduğunda güçlenir. Editörlerin aradığı şey de tam olarak budur: Ne değişti, neden değişti, hangi paydaşları etkiliyor ve bunun sektörel karşılığı ne? Bu ayrım özellikle dijital mecralarda daha görünür. Okur artık yalnızca iyi niyet beyanı okumak istemiyor. Yönetici söylemleri önemli, ancak veriyle desteklenmediğinde kalıcılığı sınırlı. Kurumun ESG alanındaki iddiası ile operasyonel gerçekliği arasındaki mesafe ne kadar açıksa, haber o kadar güçlü hale geliyor. Güçlü bir ESG haberinde hangi unsurlar öne çıkar İyi yazılmış ESG haberi, sürdürülebilirlik jargonuna yaslanmaz. Önce somut gelişmeyi tarif eder. Ardından şirketin neden bu adımı attığını, bunun finansal veya operasyonel etkisini ve varsa sektör ölçeğindeki anlamını gösterir. Son olarak da yönetici görüşünü, mümkünse ölçülebilir verilerle birlikte çerçeveler. Bir örnek düşünelim. Bir lojistik şirketi elektrikli araç yatırımı yaptığını açıklıyor. Bu tek başına haberin başlangıcıdır, kendisi değil. Haberi değerli kılan ayrıntılar şunlardır: Filoya kaç araç eklendi, hangi hatlarda kullanılacak, karbon emisyonunda ne kadarlık azalma bekleniyor, toplam yatırım büyüklüğü ne, şarj altyapısı nasıl kuruldu, tedarik zincirine ve müşteri taahhütlerine etkisi ne olacak? Haber dili bu sorulara yanıt verdiğinde, kurumsal içerik piyasa bilgisina dönüşür. Aynı yaklaşım sosyal etki ve yönetişim başlıklarında da geçerlidir. Kadın istihdamı, çalışan refahı, eğitim programları, etik hatlar veya bağımsız yönetim kurulu yapısı gibi konular ancak kurumsal yapı içindeki karşılığı netleştiğinde daha güçlü haberleşir. İddia büyük, veri küçükse okur geri çekilir. Veri net, hedef gerçekçi ve ilerleme düzenliyse güven oluşur. Verisiz ESG anlatısı neden zayıf kalır Kurumsal iletişimde en sık yapılan hata, ESG söylemini genel geçer olumlu ifadelerle taşımaya çalışmak. Karbon ayak izini azaltmak, kapsayıcı kültürü güçlendirmek, iyi yönetişimi desteklemek gibi cümleler tek başına yeterli değil. Çünkü bu ifadeler artık piyasa için standart söylem haline geldi. Fark yaratan şey, bu hedeflerin nasıl ölçüldüğü ve ne kadar ilerleme kaydedildiği. Veri paylaşımı her zaman mükemmel olmak zorunda değil. Bazı şirketler dönüşümün başında olabilir. Bu durumda en doğru yaklaşım, eksikleri gizlemek yerine yol haritasını açık biçimde ortaya koymaktır. Piyasa çoğu zaman kusursuz tablo değil, güvenilir ilerleme görmek ister. Editörler ve yayıncılar ESG haberlerinde ne arıyor Dijital yayıncılar için ESG başlığının cazibesi yüksek, ancak eşik de yükselmiş durumda. Editörler artık yalnızca duyuru metni değil, yeniden işlenebilir ve sektörel bağlam taşıyan içerik arıyor. Bu nedenle haberin başlığı kadar yapısı da belirleyici oluyor. İlk olarak haberin zamanlı olması gerekiyor. Bir standart değişikliği, yatırım kararı, fabrika dönüşümü, yönetici ataması, sertifikasyon, finansman anlaşması veya yeni hedef seti gibi gelişmeler güncel bağlam sunuyorsa ilgi artıyor. İkinci olarak haberin sektöre etkisi görünmeli. Yalnızca şirketin ne yaptığı değil, bunun ilgili alandaki rekabet, ihracat, maliyet yönetimi veya yatırım iştahı açısından ne ifade ettiği önemli. Üçüncü unsur güvenilirlik. ESG alanı, abartılı iletişime en az tolerans gösterilen alanlardan biri. Bu yüzden haber metinlerinde teknik doğruluk, ölçülebilir beyan ve açık kaynaklandırma belirleyici. Kurumsal açıklamanın, şirketin önceki taahhütleriyle çelişmemesi de kritik. Aksi halde haber görünürlük sağlasa da uzun vadede ters etki yaratabilir. ESG odaklı şirket haberleri nasıl daha yayınlanabilir olur Yayınlanabilirlik, yalnızca iyi yazılmış bir bülten meselesi değil. İçeriğin medya mantığına uygun kurgulanması gerekiyor. Başlıkta somut gelişme yer almalı, spotta bunun neden önemli olduğu görünmeli, gövdede ise veri, yönetici görüşü ve sektör bağlamı dengeli biçimde işlenmeli. Fotoğraf, infografik veya kısa video gibi destekleyici materyaller de özellikle dijital mecralarda içeriğin performansını artırır. Bu noktada telifsiz ve yeniden kullanıma uygun içerik modeli daha da önem kazanıyor. Çünkü medya kuruluşları hızlı, doğrulanabilir ve kolay yayımlanabilir haber akışı arıyor. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel odakla çalışan yapılar için ESG haberleri, tam da bu nedenle yüksek potansiyel taşıyor. Doğru paketlenmiş bir şirket gelişmesi, hem yayıncı için işlevsel hale geliyor hem de şirketin mesajını daha geniş profesyonel kitlelere taşıyor. Greenwashing riski ve itibar dengesi ESG alanında görünür olmak ile inandırıcı olmak arasında ince bir çizgi var. Şirketler bu alandaki başarılarını anlatmak istiyor, bu doğal. Ancak anlatının operasyonel gerçekle desteklenmediği durumlarda greenwashing eleştirisi çok hızlı gündeme gelebiliyor. Özellikle enerji yoğun sektörlerde, büyük dönüşüm iddiası taşıyan açıklamalar daha yakından inceleniyor. Burada daha temkinli ama daha sağlam bir iletişim çoğu zaman daha etkili. Henüz tamamlanmamış bir dönüşümü bitmiş gibi anlatmak yerine, yatırımın aşamalarını, hedef tarihlerini ve mevcut ilerleme oranını paylaşmak daha güvenilir bir çerçeve sunar. Aynı şekilde yalnızca olumlu sonuçları değil, zorlukları da sınırlı ölçüde kabul eden bir yaklaşım, profesyonel kitle nezdinde daha ikna edici bulunur. Bir başka hassas nokta da ESG başlıklarının birbirinden kopuk ele alınması. Çevre tarafında güçlü performans gösteren bir şirket, yönetişim veya iş gücü uygulamalarında sorun yaşıyorsa tek boyutlu anlatı ikna gücünü kaybedebilir. Bu nedenle haber dili de daha bütüncül olmalı. ESG, üç harften oluşsa da tek eksenli bir vitrin çalışması değil. Önümüzdeki dönemde ne öne çıkacak Önümüzdeki dönemde ESG haberlerinde nicelikten çok nitelik belirleyici olacak. Piyasa, daha fazla duyuru değil daha fazla kanıt arıyor. Karbon azaltım projeleri, yenilenebilir enerji yatırımları, döngüsel ekonomi uygulamaları, tedarik zinciri denetimi, veri yönetişimi ve sosyal etki ölçümü gibi başlıklar öne çıkmayı sürdürecek. Ancak bu başlıklarda öne çıkan şirketler, en çok konuşanlar değil, en net veri sunanlar olacak. Ayrıca yapay zeka, savunma sanayii, ileri üretim, tarım teknolojileri ve lojistik gibi alanlarda ESG haberciliği daha karmaşık hale gelecek. Çünkü bu sektörlerde sadece çevresel etki değil, etik kullanım, tedarik güvenliği, çalışan güvenliği ve yönetişim kalitesi de aynı derecede önem taşıyor. Dolayısıyla haber üretimi de daha uzmanlık isteyen bir alana dönüşüyor. Şirketler için temel soru artık şu: ESG başlığında görünmek istiyor muyuz değil, hangi gelişmemiz gerçekten haber değeri taşıyor? Bu soruya dürüst ve veri temelli yanıt veren kurumlar, yalnızca gündeme girmekle kalmaz; yatırımcıdan müşteriye, editörden iş ortağına kadar geniş bir çevrede daha kalıcı bir güven alanı kurar. Kısa vadeli görünürlük çoğu zaman birkaç saat sürer, iyi kurgulanmış kurumsal güven ise çok daha uzun yaşar.

Vestel'den Son Bir Yılda 44 Milyon Litre Su Tasarrufu Haber

Vestel'den Son Bir Yılda 44 Milyon Litre Su Tasarrufu

Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya genelinde milyarlarca insan güvenli suya erişimde zorluk yaşıyor. Bu nedenle su verimliliği sağlayan teknolojiler, sürdürülebilir geleceğin en kritik araçlarından biri olarak görülüyor. Vestel, bu yaklaşımla ürün ve teknolojileriyle su kaynaklarının korunmasına katkı sağlamaya devam ediyor. Dünya Su Günü vesilesiyle paylaştığı veriler, Vestel’in akıllı teknolojilerinin su verimliliği konusunda önemli kazanımlar sunduğunu ortaya koyuyor. Vestel Global Pazarlama & Yurt İçi Satış Genel Müdürü Duygu Badem Uylukçuoğlu 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında yaptığı açıklamada, “Su kaynaklarının korunmasını, sadece çevresel bir gereklilik değil; gelecek nesillere olan borcumuz ve ertelenemez bir ortak sorumluluk olarak görüyoruz. Çatısı altında faaliyet gösterdiğimiz Zorlu Grubu’nun Akıllı Hayat 2030 vizyonuyla uyumlu şekilde; çevresel ve sosyal etkiyi işimizin doğal bir bileşeni olarak ele alıyoruz. Sürdürülebilirliği tüm operasyonlarımızın merkezine alırken, sadece üretim süreçlerimizde değil, ürünlerimizin kullanım aşamasında da su ve enerji verimliliğini en üst seviyeye taşımak için çalışıyoruz. Teknolojinin dönüştürücü gücüyle tüketicilerimizi de sürdürülebilirlik yolculuğuna aktif birer paydaş olarak dahil edip; kaynak kullanımını optimize eden akıllı çözümlerimizle, doğayla uyumlu bir yaşam kültürünü hep birlikte inşa etmeyi amaçlıyoruz. Teknolojiye dayalı bu vizyonumuzun somut etkilerini, paylaştığımız veriler net bir şekilde ortaya koyuyor. Akıllı cihazlarımızın sağladığı yüksek verimlilik sayesinde, sadece son bir yılda yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu elde ettik. Bu rakam, 17,5 olimpik yüzme havuzunun doluluğuna denk geliyor. Yeni nesil çamaşır ve bulaşık makinelerinde su tüketimi, önceki nesil Vestel modellerinin ortalama tüketimi ile karşılaştırıldığında yüzde 27,7 azalırken, ‘Eco’ program ve ‘otomatik yük algılama’ gibi inovasyonlarımızla suyun daha verimli kullanılmasına katkı sağlayan teknolojiler geliştiriyoruz. Özellikle kullanıcılarımızın bilinçli tercihleriyle sadece ‘Eco’ program kullanımı üzerinden 2,5 milyon litrelik su tüketiminin önüne geçilmesi, teknoloji ile tüketicinin farkındalık davranışı birleştiğinde dünyamız için ne kadar önemli bir etki yaratabileceğini ortaya koyuyor” dedi. 17,5 olimpik yüzme havuzuna denk su tasarrufu Vestel’in paylaştığı verilere göre akıllı cihazların sağladığı verimlilik sayesinde son bir yılda bulaşık makinelerinde yaklaşık 24 milyon litre, çamaşır makinelerinde ise yaklaşık 20 milyon litre olmak üzere, yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu sağlandı. Bu miktar 17,5 olimpik yüzme havuzuna denk gelen bir su hacmine karşılık geliyor. Vestel, geliştirdiği enerji ve su verimliliği yüksek ürünler, akıllı program seçenekleri ve kullanıcı farkındalığını artıran teknolojileriyle sürdürülebilir kaynak kullanımına katkı sağlıyor. Dünya Su Günü kapsamında paylaşılan veriler, teknolojinin doğru kullanıldığında doğal kaynakların korunmasında ne kadar önemli rol oynayabileceğini gösteriyor. Yeni nesil dönüşüm sürüyor Eski nesil bulaşık ve çamaşır makineleri yerine Vestel’in son teknoloji bulaşık ve çamaşır makineleri ile kullanıcıların ortalama su tüketimi yüzde 27,7 oranında azalmış ve yıkayıcı ürünlerinin daha verimli hale geldiğini gösteriyor. Vestel akıllı ürünlerindeki ‘Eco’ program ile standart program arasındaki su tüketimi farkı da dikkat çekici boyutlara ulaşıyor. Bulaşık makinelerinde ‘Eco’ program tercih edildiğinde standart programlara kıyasla yüzde 20 daha az su kullanılıyor. Çamaşır makinelerinde bu oran yüzde 39’a çıkıyor. ‘Eco’ programla 2,5 milyon litre su tüketimi önlendi Kullanıcı tercihlerine uygun şekilde Vestel’in akıllı cihazlarından elde edilen verilere göre kullanıcılar son bir yılda bulaşık makinelerinde 478 bin 658 kez, çamaşır makinelerinde ise 96 bin 895 kez ‘Eco’ programını tercih etti. Daha yoğun programlar yerine ‘Eco’ programını tercih eden kullanıcılar, yaklaşık 2,5 milyon litre su tüketiminin önüne geçti. Ortaya çıkan veriler, Vestel kullanıcıların bilinçli tercihlerinin somut etkisini ortaya koyuyor. Otomatik yük algılama ile gereksiz tüketime son Vestel çamaşır makinelerinde bulunan ‘otomatik yük algılama’ teknolojisi gereksiz su tüketimini azaltmaya yardımcı olan önemli bir özellik. ‘Eco’ programında tam yük yerine yarım yük algılandığında yüzde 43, çeyrek yük algılandığında ise yüzde 55 su tasarrufu sağlanıyor. ‘Pamuklu’ programında yarım yük algılanması halinde, tam yük tüketimine kıyasla yüzde 41 su tasarrufu sağlanıyor. Bu teknoloji sayesinde makineler, yıkama sırasında çamaşır miktarını analiz ederek su tüketimini otomatik olarak optimize ediyor. Vestel, geliştirdiği yeni nesil ürünlerle su ve enerji verimliliğini artırmaya yönelik çalışmalar yürüterek sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlamayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rönesans Gayrimenkul'den Önemli Başarı Haber

Rönesans Gayrimenkul'den Önemli Başarı

Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın 2025 yılında hisselerinin tamamını satın aldığı İzmir Optimum ve Ankara Optimum Outlet bilançoya 22,4 milyon Euro’luk ek operasyonel gelir sağladı. Rönesans Holding’in ticari gayrimenkul geliştirme ve yatırım şirketi Rönesans Gayrimenkul Yatırım A.Ş. (RGY), İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Şanlıurfa, Samsun ve Kahramanmaraş’ta bulunan 12 alışveriş merkezi ve 4 ofis binasıyla Türkiye’nin en büyük ticari gayrimenkul yatırım gurubu olmayı sürdürüyor. Yüksek doluluk oranı, güçlü kiracı karması, enflasyona karşı korumalı gelir yapısı, düşük borçluluk seviyesi ve sürdürülebilir büyüme stratejisi ile uzun vadeli paydaş değeri yaratma kapasitesini devam ettiren RGY, kaliteli portföy yapısı, operasyonel disiplin ve finansal gücüyle Türkiye’de perakende gayrimenkul sektöründeki liderlik konumunu koruyor. Serbest nakit akışı yaratma kapasitemiz 150 milyon Euro RGY Yönetim Kurulu Başkanı İpek Ilıcak Kayaalp, şirketin güçlü nakit üretim kapasitesinin uzun vadeli stratejisinin temelini oluşturduğunu belirterek, “Yıllık 150 milyon Euro’nun üzerindeki serbest nakit akışımız, portföyümüzün gücünü ve sürdürülebilir gelir yaratma kapasitesini ortaya koyuyor. Bu sayede büyümemizi finanse edebiliyor, hissedarlarımıza düzenli temettü sunabiliyor ve sağlam bilanço yapımızı koruyabiliyoruz” dedi. Son yıllarda pandemi, önemli düzenleyici değişiklikler, depremler ve dalgalı ekonomik koşullara rağmen RGY’nin operasyonel gücünü ve finansal sağlamlığını koruduğunu vurgulayan Kayaalp, bu dayanıklılığın dikkatli yönetim anlayışı, yüksek kaliteli varlık portföyü ve disiplinli risk yaklaşımının sonucu olduğunu ifade etti. Alışveriş merkezlerinde 28 binden fazla kişiye istihdam ekosistemi yaratıldığını ve her yıl milyonlarca ziyaretçiye ev sahipliği yapıldığını belirten Kayaalp, şirketin 2030 yılına kadar portföyünün tamamında yenilenebilir elektrik kullanmayı hedeflediklerini, 2026 yılını ise “Su Yılı” ilan ederek su verimliliği çalışmalarını hızlandırdıklarını söyledi. Kiracı cirolarına endeksli dinamik kira yapısı reel gelir artışını destekliyor Rönesans Gayrimenkul Yatırım Genel Müdürü Yağmur Yaşar ise, uzun vadeli paydaş değeri yaratım stratejilerinin reel kazanç büyümesi, düzenli ve artan nakit akışı ve operasyonel mükemmeliyet üzerine kurulu olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Tüketici fiyat endeksine ve kiracı cirolarına endeksli dinamik kira yapımız, reel gelir artışımızı destekliyor. Güçlü kiracı ilişkilerimiz ve yüksek doluluk oranımız, düzenli ve öngörülebilir nakit akışımızın temelini oluşturuyor. Türkiye’de yeni ve büyük ölçekli alışveriş merkezi arzının sınırlı olması da mevcut varlıkların değerini artırırken, performanslarını da yükseltiyor. Bu da hem finansal hem kiracı portföyü hem de ziyaretçi sayısı olarak bize olumlu yansıyor.” 2025 yılı itibariyle temettü dağıtımına başladıklarını hatırlatan Yağmur Yaşar, sürdürülebilir nakit üretimi doğrultusunda ilerleyen dönemlerde temettü tutarının kademeli olarak artırılmasını hedeflediklerini söyledi. Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın 2025 yılında brüt aktif değerinin 3,6 milyar Euro’ya ulaştığını, net aktif değerinin ise 3,1 milyar Euro olduğunu anlatan Yaşar, “2025 yılında net borç/FAVÖK oranımız 2,5 seviyesine geriledi. Faiz karşılama oranımız ise 6,4 olarak gerçekleşti. Bu rakamlar bize kredi işlemlerinde sürdürülebilir bir iyileşme olduğunu net olarak gösteriyor” diye konuştu. Portföyümüzün kalitesi sürekli artıyor Büyüme stratejilerinin seçici, disiplinli ve değer artırıcı yatırımlara dayandığına dikkat çeken Yaşar, “Nitelikli satın almalar ve geliştirme projeleriyle portföyün kalitesi sürekli olarak artırılıyor. 2025 yılında gerçekleştirdiğimiz İzmir Optimum ve Ankara Optimum Outlet alışveriş merkezlerinin tamamının satın alınması, portföyün gelir tabanını daha da sağlamlaştırdı. Bu varlıklar, güçlü ziyaretçi trafiği, yüksek doluluk oranı ve istikrarlı kiracı yapısı sayesinde portföyümüze anında katkı sağladı. Bu arada inşaatı devam eden Maltepe Park konutlarının yüzde 18’i satıldı. Proje kapsamında 32 bin metrekare kiralanabilir alana sahip A+ ofisler de yer alacak. Antalya Konyaaltı ve İstanbul Ümraniye’de bulunan arsalarımız da uygun piyasa koşullarında geliştirilmeye hazır durumda” dedi. 114 milyon ziyaretçi ağırladık Yağmur Yaşar, Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın 2025 yılında 114 milyon ziyaretçiyi ağırladığını ve doluluk oranının ise yüzde 99,2 olarak gerçekleştiğini belirterek, şunları söyledi: “Güçlü ve dayanıklı ziyaretçi trafiğine sahibiz. Bu sayede 2024–2025 döneminde pazar ortalamasının üzerinde bir performans sergiledik ve ziyaretçi sayısındaki değişimde pazarı ortalama yüzde 4 oranında geride bıraktık. Güçlü ve dengeli kiracı yapımız, enflasyonun üzerinde sürdürülebilir ciro artışını destekledi ve 2025 yılında kiracı cirolarımız da yıllık ortalama yüzde 38,2 oranında arttı. Yani yüzde 35 seviyesindeki tüketici fiyat endeksinin ve yüzde 30 civarındaki sektör ortalamasının üzerinde bir artış oldu.” 2026 yılında da operasyonel performansın korunacağının ve sürdürülebilir büyümenin devam edeceğinin altını çizen Yaşar, “Enflasyona endeksli kira yapısı ve ciro bazlı kira modeli sayesinde gelir artışının devam etmesini öngörüyoruz. Şirketimiz, güçlü bilançosu ve disiplinli finansal yaklaşımı sayesinde hem ekonomik dalgalanmalara karşı dayanıklı kalmayı hem de fırsatları değerlendirmeyi hedefliyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Özyeğin Üniversitesi, Türkiye’dE TS ISO 46001 Sertifikası Alan İlk Üniversite Oldu Haber

Özyeğin Üniversitesi, Türkiye’dE TS ISO 46001 Sertifikası Alan İlk Üniversite Oldu

Halihazırda 2025–2026 akademik yılını “Su Yılı” ilan eden üniversite, kampüs genelindeki su kaynaklarını sistematik, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde yönettiğini belgelendiren TS ISO 46001 Su Verimliliği Yönetim Sistemi Sertifikasını almaya hak kazandı ve bu alanda uluslararası standartlara sahip Türkiye’deki ilk üniversite oldu. Özyeğin Üniversitesinin TS ISO 46001 Su Verimliliği Yönetim Sistemi Sertifikası’nı alma sürecinde, yıllardır sürdürülebilirlik vizyonu çerçevesindeki uygulamaları ve çevresel duyarlılığı esas alan kurumsal yapısı önemli rol oynuyor. Üniversitenin sürdürülebilirlik uygulamaları sayesinde kampüsten dünyaya; su, enerji, atık yönetimi, ulaşım ve biyoçeşitlilik gibi birçok alanda sürdürülebilir bir yaşam önceliklendiriliyor. Bu kararlılık doğrultusunda 2025–2026 akademik yılını “Su Yılı” ilan eden Özyeğin Üniversitesi, suyun verimli kullanımı konusunda farkındalık yaratma ve kurumsal dönüşümü destekleme yönündeki stratejik yol haritasını hayata geçirdi. Üniversite “Su Yılı” kapsamında kampüsteki su tüketimine dair şeffaf verileri paylaşırken, öğrenci kulüpleriyle su tasarrufu projeleri üretiyor; kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları ile ortak farkındalık etkinlikleri düzenliyor. Su Verimliliğinde Uluslararası Bir Başarı Sürdürülebilirlik alanındaki bu öncü yaklaşımıyla Özyeğin Üniversitesi, su kaynaklarının etkin ve verimli yönetimine ilişkin uluslararası bir başarıya imza atarak Türk Standardları Enstitüsü (TSE) tarafından verilen TS ISO 46001 Su Verimliliği Yönetim Sistemi Sertifikası’nı almaya hak kazandı ve Türkiye’de bu belgeyi alan ilk üniversite oldu. Bu kapsamda TSE Başkanı Mahmut Sami Şahin ve beraberindeki heyet, Özyeğin Üniversitesi Rektörlüğünü ziyaret etti. Ziyarette, Türk Standardları Enstitüsü (TSE) Başkanı Mahmut Sami Şahin ile birlikte Enstitü yetkilileri de yer aldı. Rektör Prof. Dr. Barış Tan’ın ev sahipliğinde gerçekleşen buluşmada sürdürülebilirlik, su verimliliği ve kurumsal dönüşüm odağında karşılıklı değerlendirmelerde bulunulurken, ziyaret sertifika takdimi ile tamamlandı. “Türkiye’de bu sertifikayı alan ilk üniversite olmaktan gurur duyuyoruz” Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan, bu başarının uzun soluklu ve bütüncül bir yaklaşımın sonucu olduğuna dikkat çekerek “Doğal kaynakları stratejik bir değer olarak ele alan, ölçülebilir ve sürekli iyileştirmeyi esas alan sürdürülebilirlik vizyonumuzla çevresel sorumluluğu kurumsal yapımızın merkezine yerleştiriyoruz. Bu kapsamda TS ISO 46001 Sertifikasını, üniversitemizin sürdürülebilirlik yaklaşımını ölçülebilir ve denetlenebilir bir sistem olarak ele aldığının somut bir göstergesi olarak görüyoruz. Özyeğin Üniversitesinin bu alandaki liderliğinden ve Türkiye’de bu sertifikayı alan ilk üniversite olmaktan büyük bir gurur duyuyoruz. Bu sürecin tüm yükseköğretim kurumlarına ilham olmasını diliyorum” dedi. “Su stratejik bir değerdir, Özyeğin Üniversitesinin bu yaklaşımı örnek teşkil etmektedir” Törende konuşan TSE Başkanı Mahmut Sami Şahin, suyun sürdürülebilir yönetiminin önemine vurgu yaparak: “Su; hayatın, üretimin ve medeniyetin temeli olmasının yanı sıra etkin biçimde yönetilmesi, korunması ve hesap verebilir şekilde kullanılması gereken stratejik bir değerdir. TS ISO 46001 Su Verimliliği Yönetim Sistemi; kurumların suyu nasıl yönettiğini, izlediğini ve sürekli iyileştirdiğini ortaya koyan çağdaş bir yönetim yaklaşımı sunmaktadır” dedi. Özyeğin Üniversitesi’nin bu belgeyi almaya hak kazanmasının örnek bir uygulama olduğuna dikkat çeken Şahin: “Özyeğin Üniversitesi, sürdürülebilirliği kurumsal bir sistem olarak ele aldığını açıkça göstermiştir. Bu belge, çevresel sorumluluğun akademik bilinç ve kurumsal disiplinle bütünleşmesinin somut bir göstergesidir” diyerek Özyeğin Üniversitesi’ni vizyoner yaklaşımı dolayısıyla tebrik etti. Çevresel Sürdürülebilirlikte Entegre Yaklaşım Özyeğin Üniversitesi, su verimliliği alanındaki bu başarısını; enerji verimliliği ve atık yönetimi başta olmak üzere çevresel sürdürülebilirliğin farklı boyutlarını kapsayan bütüncül bir yönetim anlayışıyla destekliyor. Kampüs genelinde enerji tüketiminin izlenmesi ve azaltılmasına yönelik verimlilik odaklı altyapılar kullanılırken; atıkların kaynağında azaltılması, ayrıştırılması ve geri dönüşüme kazandırılması süreçleri de sistematik olarak yönetiliyor. Doğal kaynakların etkin kullanımını esas alan bu entegre yaklaşım, üniversitenin çevresel performansını sürekli iyileştirmeyi hedefleyen sürdürülebilirlik vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor. Özyeğin Üniversitesi, verimliliğini odağına alan bütüncül yaklaşımıyla sürdürülebilir geleceğe katkı sunmaya devam ediyor.

PepsiCo ​​​​​​​Türkiye, Su Riskine Karşı Güçlü Bir Gelecek İnşa Ediyor Haber

PepsiCo ​​​​​​​Türkiye, Su Riskine Karşı Güçlü Bir Gelecek İnşa Ediyor

Dünyanın en büyük yiyecek ve içecek şirketlerinden PepsiCo, PepsiCo Pozitif (pep+) stratejisinin temel bir unsuru olan “Net Su Pozitif” vizyonu doğrultusunda, su kaynaklarını korumayı ve fabrikalarının bulunduğu bölgelerde sürdürülebilir etki yaratmayı odağına almaya devam ediyor. PepsiCo Türkiye, bu yaklaşım kapsamında suyu daha verimli kullanmayı, kullanılan suyu doğaya geri kazandırmayı ve tarımsal üretimde su riskini azaltmayı önceleyen projeler hayata geçiriyor. Doğa Koruma Merkezi (DKM) iş birliğiyle, 60 milyon TL’nin üzerinde bir bütçeyle hayata geçirilen Bir Damla Bir Dünya Projesi, bu vizyonun en somut örneklerinden biri olarak Türkiye’de yüksek su riski taşıyan bölgelerde kapsamlı bir dönüşüm yaratmayı amaçlıyor. Adana, Mersin, Manisa ve İzmir’deki çiftçilerin modern sulama tekniklerini kullanmasını sağlayarak tarımda kullanımı azaltan proje kapsamında çiftçilere iklim değişikliği ve kuraklıkla mücadele, suyun verimli kullanımı ve toprağın korunması konularında eğitimler veriliyor. Bu eğitimlerde; tasarruflu sulama yöntemleri, basınçlı sulama sistemleri, doğru sulama zamanlaması, bitki ve toprak özelliklerine uygun sulama teknikleri ve toprakta organik madde artırımı gibi sürdürülebilir tarım uygulamaları öğretiliyor. Tarlalarda 3 bin dekara yakın alanda damla sulamanın yaygınlaştırılmasına destek olan proje ile fabrikaların bulunduğu havzalarda suyun geri kazandırılması destekleniyor. PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Ergün Günay: “Su artık sadece çevresel bir konu değil; herkes için ortak, acil ve hayati bir mesele” Dünyanın ciddi bir su kriziyle karşı karşıya olduğunu dile getiren PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Ergün Günay, “Birleşmiş Milletler’in 2024 Dünya Su Gelişimi Raporu, son 20 yılda 1,4 milyar kişinin kuraklık ve suyla ilgili konulardan doğrudan etkilendiğini ortaya koyuyor. Yalnızca bu rakam bile, suyun geleceğinin artık küresel risk sıralamalarında neden en üst basamaklarda yer aldığını çok açık bir şekilde gösteriyor. Bu tablo yalnızca ekosistemlerin değil, gıda güvenliğinin, toplumsal yaşamın ve ekonomik istikrarın da tehdit altında olduğunu ortaya koyuyor. Su artık sadece çevresel bir konu değil; herkes için ortak, acil ve hayati bir mesele. Bu nedenle suyu korumak hem ülkeler hem de şirketler için önemli hale geldi” dedi. “Manisa, İzmir ve Tarsus’ta yapılan damla sulama uygulamalarıyla 2024 yılında Manisa fabrikasında kullandığımız suyun %100’ünü, İzmir’de %94’ünü, Tarsus’ta ise %58’ini doğaya geri kazandırdık” PepsiCo Türkiye’nin hem bir gıda ve içecek şirketi olarak hem de tarım odağında yaptığı çalışmalar kapsamında su yönetimini sürdürülebilirlik stratejisinin önemli unsurlarından biri olarak gördüğünü dile getiren Ergün Günay, “PepsiCo Türkiye olarak Net Su Pozitif vizyonumuz doğrultusunda yalnızca su tüketimini azaltmakla yetinmiyor; özellikle su riski yüksek bölgelerde kullandığımız suyun tamamını doğaya geri kazandırmayı hedefliyoruz. Doğa Koruma Merkezi iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Bir Damla Bir Dünya Projesi ile sadece geçtiğimiz yıl Manisa fabrikasında kullandığımız suyun %100’ünü, İzmir’de %94’ünü, Tarsus’ta ise %58’ini doğaya geri kazandırdık. 2023 ve 2024 yıllarında 735 milyon litre su tasarrufunda bulunduk. 2025 yılı itibariyle bu rakamın 1.6 milyar litreyi bulması için çalışıyoruz. Böylece 674 olimpik havuza karşılık su tasarrufu yapılmasını desteklemiş olacağız. Bu somut sonuçlar, su yönetimini stratejik bir öncelik olarak ele aldığımızın ve sahada gerçek etkiler ürettiğimizin en net göstergesi. Önümüzdeki dönemde projeyi daha fazla bölgeye yayarak hem doğaya hem de yerel üreticilere destek vermeye kararlıyız” dedi. Doğa Koruma Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Zeydanlı: “Önümüzdeki dönemde en çok tartışacağımız konulardan biri su sorunu olacak. Bir yandan iklim krizinden kaynaklı kuraklık, diğer yandan suyun yanlış kullanımı su kaynaklarımız üzerindeki baskıyı her geçen gün artırıyor. Su yönetimi artık yalnızca bir çevre meselesi değil; doğrudan sosyoekonomik etkileri olan bir konu haline geldi. Bu noktada tarım sektörü hem su tüketimindeki %79’luk payı hem de su verimliliği için sunduğu potansiyel çözümler nedeniyle en kritik sektörlerden biri. Ancak sürdürülebilirliği ve su verimliliğini gözetmeyen, en yüksek hasılata odaklanmış bir üretim modeli ile bu dönüşümün gerçekleşmesi mümkün değil. Bunun için su verimliliği ve üretim arasında bir denge kuran modeller ve bunların hayata geçmesini sağlayacak güçlü iş birliklerine ihtiyaç var. Bu proje kapsamında yapılan çalışmalar çiftçi, özel sektör ve sivil toplum iş birliğinin güzel bir örneğini ortaya koymuştur.” PepsiCo Türkiye, sürdürülebilir su yönetimi alanında attığı adımlarla hem sektörüne öncülük etmeyi hem de Türkiye’nin su geleceğine katkı sunmayı sürdürüyor. Bir Damla Bir Dünya Projesi'yle elde edilen sonuçlar, şirketin hem üretim süreçlerinde hem de tedarik zincirinde su riskini azaltma konusundaki kararlılığını güçlendirirken, iş birliği temelli yaklaşımıyla dirençli gıda ekosistemlerinin oluşmasına da somut bir katkı sağlıyor. PepsiCo önümüzdeki dönemde de Net Su Pozitif hedefi doğrultusunda yürüttüğü tüm çalışmalarla, suyu koruyan, verimliliği artıran ve uzun vadeli fayda sağlayan projelere yatırım yapmaya devam edecek.

Garanti BBVA’nın Desteğiyle Su Verimliliğine Dair Yeni Bir Araştırma Haber

Garanti BBVA’nın Desteğiyle Su Verimliliğine Dair Yeni Bir Araştırma

Garanti BBVA’nın Türkiye Bilişim Vakfı’nın Başlangıç Noktası platformu iş birliğiyle hayata geçirdiği “Sanayide Su Verimliliği” araştırması, Türkiye’de su tüketiminin en yoğun olduğu üç ana sektörü –gıda, tekstil ve kâğıt üretimi– mercek altına aldı. Çalışma, hem Türkiye’nin 25 havzasının su potansiyelini hem de bu sektörlerin bölgesel dağılımlarını analiz ederek, su stresi yaşayan bölgelerdeki üretim risklerini ortaya koyuyor. Rapor, suyun sürdürülebilir yönetimi ile rekabet gücü arasında doğrudan bir ilişki olduğunu gösteriyor. Sektörlerin büyük kısmı suyun kritik öneminin farkında olsa da, yatırımlar henüz potansiyel seviyeye ulaşmış değil. Araştırmanın tamamına linkten ulaşabilirsiniz. Sürdürülebilir su yönetimi ile rekabet gücü arasında doğrudan bir ilişki var Araştırma bulgularına göre, imalat sektöründe kullanılan suyun %88’i doğrudan üretim sürecinde, proses suyu olarak kullanılıyor. Bu oran, suyun yalnızca yardımcı bir kaynak değil, üretimin temel girdilerinden biri olduğunu ortaya koyuyor. Buna karşın, sektörlerin büyük kısmı suyun kritik öneminin farkında olmasına rağmen, yatırımlar henüz potansiyel seviyesine ulaşmış değil. Türkiye’de gıda endüstrisinin %30’u, tekstil sektörünün %40’ı ve kâğıt endüstrisinin %7’si su kıtlığı çeken havzalarda faaliyet gösteriyor. Bu oranlar, sanayi üretiminin su stresi altındaki bölgelerde yoğunlaşmaya başladığını gösteriyor. Veriler, su verimliliğinde dönüşümün kaçınılmaz olduğuna işaret ediyor Türkiye genelinde soğutma suyu hariç deşarj edilen atıksu oranı %93’ün üzerinde. Bu oran, üretim süreçlerinde kullanılan suyun neredeyse tamamının geri dönüşüme kazandırılmadan sistemden çıktığı anlamına geliyor. Su kıtlığı riski açısından Marmara ve Küçük Menderes havzaları nüfus yoğunluğu ve büyüme hızı bakımından en hassas bölgeler olarak öne çıkıyor. İmalat sanayisi toplam su çekiminin yaklaşık üçte birini oluşturuyor Araştırma ayrıca, imalat sanayisinin toplam su çekiminin yaklaşık %13’ünü oluşturduğunu, buna rağmen su verimliliği odaklı teknolojik yatırımların sınırlı kaldığını ortaya koyuyor. Endüstriyel tesislerin önemli bir kısmı hâlâ geri kazanım sistemlerini yalnızca yasal zorunluluklar çerçevesinde uyguluyor. Ancak proses sularının arıtma ve filtrasyon sonrası tekrar kullanımı ile su maliyetinin düşürülebileceği ve verimliliği artıracağı vurgulanıyor. Cemal Onaran: “Su, sadece çevresel bir zorunluluk değil ekonomik dayanıklılığın da temeli” Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Cemal Onaran, araştırmayla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Sanayi üretiminde suyun doğru yönetimi, sadece çevresel bir zorunluluk değil; ekonomik dayanıklılığın da temelini oluşturmakta. ‘Sanayide Su Verimliliği’ Araştırması, su verimliliğinin işletmelerin rekabet gücüyle doğrudan bağlantılı olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Sanayide dönüşümün merkezinde enerji kadar suyun da yer aldığı bu dönemde, farkındalığı artırmak ve somut çözümler geliştirmek büyük bir önem taşıyor. Su kaynaklarımızın sürdürülebilir yönetimi odağımızdaki konulardan biri. Müşterilerimizin su verimliliği yatırımlarını yenilikçi sürdürülebilir finansman modellerimiz ile destekliyoruz. Deniz ekosisteminin korunmasına katkı sunduğumuz Mavi Nefes projesiyle, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi konusunda bilim, sivil toplum ve teknolojiyi bir araya getiriyoruz. Müsilajla mücadeleden su altı ekosisteminin iyileştirilmesine uzanan bu proje, suyun yalnızca endüstride değil, tüm yaşam döngüsünde korunması gerektiğini hatırlatıyor. Nihai amacımız, işletmelerin ve bireylerin bu alandaki dönüşümünü hem bilgi hem finansal destekle hızlandırmak.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.