Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürdürülebilir Büyüme

Kapsül Haber Ajansı - Sürdürülebilir Büyüme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilir Büyüme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Garanti BBVA, Güçlü Sermaye Yapısı ve Müşteri Odaklı Stratejisiyle İstikrarlı Performansını Sürdürüyor Haber

Garanti BBVA, Güçlü Sermaye Yapısı ve Müşteri Odaklı Stratejisiyle İstikrarlı Performansını Sürdürüyor

Fonlama bazını dinamik bir şekilde yöneten Garanti BBVA’nın fonlama kaynakları içindeki en büyük ağırlığı %65,1 ile müşteri mevduatları oluşturmaya devam etti. Müşteri mevduat tabanı yılın ilk 9 ayında %15,5 büyüme ile 3,6 trilyon TL oldu. Güçlü sermaye odağını koruyan Bankanın sermaye yeterlilik oranı %16,1, özkaynak kârlılığı %27,5, aktif kârlılığı ise %2,6 seviyelerinde gerçekleşti. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten şunları söyledi: “Yılın üçüncü çeyreğinde, dezenflasyon hedefi doğrultusunda sürdürülen sıkı para politikası ve makro ihtiyati düzenlemeler bankacılık sektörünün faaliyet ortamında belirleyici olmaya devam etti. Bununla birlikte, çeyreğin ikinci yarısından itibaren fonlama maliyetlerinde gözlenen gerileme, sektörün kârlılık görünümünü olumlu yönde etkiledi. Küresel gelişmelerin ekonomik görünüm üzerindeki etkilerinin sürdüğü bu dönemde, faiz ve fonlama koşullarındaki değişim, etkin fiyatlama ve bilanço yönetiminin önemini bir kez daha ortaya koydu.” Akten, bankanın 3. çeyrek performansını şu sözlerle değerlendirdi: “Fonlama maliyetlerindeki gerileme ve etkin bilanço yönetimimizin katkısıyla net faiz marjımızda belirgin bir iyileşme kaydederken, kârlılığımızı artırmaya devam ettik. Müşteri odaklı ve kredi öncelikli büyüme stratejimiz doğrultusunda, Türk lirası kredilerdeki liderliğimizi farklı segmentlerde elde ettiğimiz pazar payı kazanımlarıyla daha da güçlendirdik. Fonlama tarafında ise müşterilerimizle kurduğumuz uzun vadeli ilişkiler sayesinde geniş ve tabana yaygın mevduat yapımızı korurken, sermaye benzeri kredi ihracı ile finansman kanallarımızı çeşitlendirdik. 125 milyon dolar tutarındaki sürdürülebilir sermaye benzeri tahvil ihracımız ile sağladığımız kaynak, mikro işletmeler ve KOBİ'lerin yeşil yatırımlarına ve kadın girişimcilerin finansmana erişimine yönlendirilecek.” Garanti BBVA’nın sürdürülebilir finansman alanındaki önceliklerine ve COP31 kapsamında üstlendiği role dikkat çeken Akten, sözlerine şöyle devam etti: “Garanti BBVA olarak 2018–2029 dönemi için belirlediğimiz 3,5 trilyon TL sürdürülebilir finansman hedefimiz kapsamında, 2026’nın ilk dokuz ayında 1,9 trilyon TL finansman sağladık. Enerji ve sanayiden kaynak verimliliğine kadar farklı alanlarda müşterilerimizin dönüşüm yatırımlarını destekleyerek Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesine ve uluslararası rekabet gücüne katkı sağlamaya devam ediyoruz. Bu doğrultuda, Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31’i ülkemizin sürdürülebilir dönüşümünü hızlandırmak açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz. BBVA ile birlikte üstlendiğimiz Küresel Bankacılık Partnerliği sayesinde, Türkiye’nin dönüşüm potansiyelini uluslararası sermaye, deneyim ve yeni finansman imkanlarıyla buluşturmaya katkı sağlamayı hedefliyoruz.” Akten, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Garanti BBVA olarak güçlü finansal yapımızı, müşteri odaklı iş modelimiz ve teknolojik yetkinliklerimizle birleştirerek sürdürülebilir büyüme stratejimiz doğrultusunda ilerliyoruz. Bu başarıda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma ve bize güvenen tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vakıf Faktoring’den İstikrarlı Büyüme: Aktif Büyüklüğü %78 Artışla 53,6 Milyar TL’ye Ulaştı Haber

Vakıf Faktoring’den İstikrarlı Büyüme: Aktif Büyüklüğü %78 Artışla 53,6 Milyar TL’ye Ulaştı

VakıfBank’ın köklü kurumsal çatısı altında 1998 yılından bu yana faaliyet gösteren ve çeyrek asrı aşan tecrübesiyle her ölçekten işletmenin çözüm ortağı olan Vakıf Faktoring; yenilikçi hizmet anlayışı ve yaygın erişim ağıyla ticaretin sürdürülebilirliğine güç katmaya devam ediyor. Reel sektörün finansmana erişiminde kritik bir rol üstlenen Vakıf Faktoring, 2026 yılının üçüncü çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Yılın ilk 9 ayında dengeli ve sürdürülebilir büyüme grafiğini koruyan şirket, sağlam bilanço yapısıyla piyasaya kesintisiz nakit akışı sunmayı sürdürdü. Eylül sonu itibarıyla aktif büyüklüğünü geçen yılın aynı dönemine kıyasla %78 oranında artıran Vakıf Faktoring, toplam aktiflerini 53,6 milyar TL seviyesine taşıdı. Operasyonel performansını finansal göstergelerine de yansıtan şirket, net dönem kârını ise yıllık bazda %25 artışla 1,76 milyar TL’ye ulaştırdı. Üretimin, ihracatın ve istihdamın devamlılığına katkı sağlıyoruz 2026’nın ilk 9 aylık finansal sonuçlarını değerlendiren Vakıf Faktoring Genel Müdürü Akgün Koç, piyasa dinamiklerine doğru zamanda, doğru çözümlerle yanıt verdiklerini belirterek şunları söyledi: "53,6 milyar TL’lik aktif büyüklüğümüz, reel sektörün ihtiyaçlarına dinamik bir şekilde cevap verme kararlılığımızın en somut göstergesidir. Özellikle bankacılık sektöründe kredi koşullarının sıkılaşması ve ticari kredi büyümesine yönelik sınırlamaların öne çıktığı dönemlerde, işletmelerimiz için finansmana hızlı ve güvenli erişim hayati bir önem taşıyor. Biz de Vakıf Faktoring olarak, tüm ticari paydaşlarımızın yanında yer alıyor; sağladığımız likiditeyle üretimin, ihracatın ve istihdam zincirinin aksamadan devam etmesine katkı sunuyoruz." İşlem hacmi 142 milyar tl’ye, faktoring alacakları 52,8 milyar tl’ye ulaştı Gelecek dönemde de sağlıklı bilanço yapısını koruyarak büyümeye odaklanacaklarını ifade eden Koç, operasyonel büyüklüklere de dikkat çekerek sözlerine şöyle devam etti: "2026’nın ilk 9 ayında toplam işlem hacmimizi 142 milyar TL’ye, faktoring alacaklarımızı 52,8 milyar TL’ye ve özkaynak büyüklüğümüzü 8,7 milyar TL seviyesine ulaştırdık. Net dönem kârımızın 1,76 milyar TL olarak kayıtlara geçtiği bu başarılı sürecin ardından, yılın son çeyreğinde de disiplinli yönetim stratejimiz ve müşteri odaklı vizyonumuzla Türkiye ekonomisine değer katmaya kararlılıkla devam edeceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Temiz Sanayi Dönüşümüne Yönelik Yatırımların Önünü Açmak için Önemli Buluşma Haber

Türkiye’nin Temiz Sanayi Dönüşümüne Yönelik Yatırımların Önünü Açmak için Önemli Buluşma

Türkiye’de, derin karbonsuzlaştırılmış sanayi ürünlerinin üretimini hedefleyen, ticari ölçekli 13 temiz üretim projesinden oluşan yeni bir proje portföyü şekilleniyor. Bugün Ankara’da bir araya gelen üst düzey kamu, sanayi ve finans sektörü temsilcileri, uygun finansman ve politika koşullarının sağlanması halinde bu projelerin yatırım aşamasına ilerleyebileceği konusunda bilgilendirildi. Enerji yoğun sektörlerden, finans kuruluşlarından ve kamu kurumlarından 40’ı aşkın üst düzey temsilci, düşük karbonlu çelik, çimento, alüminyum ve gübre projelerinin nihai yatırım kararına (FID) ulaşabilmesi için gerekli koşulları değerlendirmek üzere Build Clean Now Türkiye Çalıştayı’nda bir araya geldi. Çalıştay, Sanayi Dönüşümü Hızlandırıcısı (ITA) tarafından, Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile yakın koordinasyon içerisinde ve Boston Consulting Group’un (BCG) desteğiyle gerçekleştirildi. Bu dört sektör, yılda yaklaşık 110 milyon ton CO₂ eşdeğeri sera gazı emisyonuna neden oluyor. Bu miktar, Türkiye’nin toplam sera gazı emisyonlarının yaklaşık altıda birine karşılık geliyor. Söz konusu sektörler aynı zamanda, Avrupa Birliği’ne ithal edilen ürünlerin içerdiği karbonu fiyatlandıran Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM/CBAM) kapsamında yer alıyor. Bu durum, söz konusu sektörlerin dönüşümünü Türkiye’nin ihracatta rekabet gücünü koruması açısından kritik hale getiriyor. Türkiye sanayisi için 71 milyar dolarlık yatırım fırsatı “Türkiye’nin Temiz Sanayi Fırsatı” başlıklı açılış konuşmasında Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Muhammet Kasım Gönüllü, çelik, çimento, alüminyum ve gübre sektörlerinin temiz dönüşümü için yaklaşık 71 milyar ABD doları tutarında yatırım gerektiğini belirtti. “Yeşil dönüşümü bir maliyet olarak değil; yeni yatırımlar, teknoloji geliştirme, pazar çeşitlendirmesi ve sürdürülebilir büyüme için bir fırsat olarak görüyoruz” diyen Gönüllü, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile Sanayi Dönüşümü Hızlandırıcısı arasında geliştirmeyi öngördüğümüz ITA Türkiye Programı’nı, sanayimizin rekabet gücünü koruyacak, yeni yatırım alanları açacak ve Türkiye’nin küresel değer zincirlerindeki konumunu güçlendirecek stratejik bir iş birliği olarak değerlendiriyoruz. Amacımız yalnızca desteklenen proje sayısını artırmak değil, yatırım kararlarını kolaylaştıran ve özel sektörü harekete geçiren kalıcı sonuçlar elde etmektir.” Gönüllü, Türkiye Sanayide Karbonsuzlaşma Yatırım Platformu’nun (TIDIP), 2030 yılına kadar 5 milyar avronun üzerinde yatırımı desteklemeyi ve yıllık sera gazı emisyonlarını 20 milyon ton CO₂ eşdeğeri azaltmayı hedeflediğini belirtti. Ayrıca ITA Türkiye Programı’nın mevcut politika ve finansman araçlarını tamamlayıcı nitelikte olacağını ifade etti. Temiz sanayi yatırımları gelişmekte olan ekonomilere yayılıyor Çalıştayın açılışında konuşan Mission Possible Partnership CEO’su ve Sanayi Dönüşümü Hızlandırıcısı (ITA) İcra Direktörü Faustine Delasalle, Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısının ve yenilenebilir enerji potansiyelinin, temiz sanayi yatırımlarını çekme konusunda ülkeye önemli avantajlar sağladığını belirtti. Delasalle, dünya genelinde yaklaşık 1.000 temiz sanayi projesinin geliştirme aşamasında olduğunu, 160’tan fazla projenin ise nihai yatırım kararına (FID) ulaşarak faaliyete geçtiğini veya uygulama aşamasında bulunduğunu ifade etti. 2026 yılının ilk yarısında 19 ticari ölçekli projenin nihai yatırım kararına ulaştığını belirten Delasalle, bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine göre iki katına çıktığını vurguladı. “Sanayide derin karbonsuzlaşma artık yalnızca bir hedef değil; dünya genelinde ticari ölçekte gerçekleşen ve gelişmekte olan ekonomilere yayılan bir dönüşüm” diyen Faustine Delasalle, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye gibi güçlü sanayi temellerine ve önemli bir yenilenebilir enerji potansiyeline sahip ülkeler, enerji yoğun sanayi yatırımlarını çekme konusunda büyük rekabet avantajlarına sahip. Türkiye’de hâlihazırda sınırlı sayıda olan derin karbonsuzlaşma projelerinin, uygun yatırım koşullarının sağlanması halinde hızla artabileceğine inanıyoruz.” Delasalle, ITA’nın Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve yerel uygulama ortağı Boston Consulting Group (BCG) ile başlattığı çalışmaların, önümüzdeki yıllarda temiz sanayi yatırımlarını hızlandırmaya yönelik ortak önceliklerin belirlenmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Talep, finansman, düzenlemeler ve altyapı bir araya gelmeli ITA ve BCG’nin sanayi sektörüyle birlikte yürüttüğü kapsamlı analiz, temiz sanayi projelerinin hayata geçirilebilmesi için gerekli dört temel koşulu ortaya koydu. BCG Yönetici Direktörü ve Ortağı Batu Yiğit, “Temiz sanayi yatırımlarının hayata geçebilmesi için dört temel unsurun bir araya gelmesi gerekiyor: talep, uygun bir düzenleyici çerçeve, güçlü değer zincirleri ve altyapı” dedi. Yiğit, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu unsurlardan herhangi birinin eksik olması, yatırımların ilerlemesini zorlaştırıyor. Özellikle ortak altyapı yatırımlarında kamu-özel sektör iş birliği kritik önem taşıyor.” BCG Proje Lideri Betül Çahan, ekibin karşılaşılan engelleri belirlemek amacıyla yaklaşık 20 şirketle görüşmeler gerçekleştirdiğini belirtti. Çahan, “Görüşmelerimiz, temiz sanayi yatırımlarının önündeki en önemli engellerden birinin düşük karbonlu ürünlere yönelik yeterli ve sürdürülebilir talebin bulunmaması olduğunu gösteriyor” dedi. Çahan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uzun vadeli alım garantileri, uygun finansman ve ortak altyapı çözümleri olmadan büyük ölçekli projeleri hayata geçirmek zorlaşıyor. Amacımız, sanayinin ihtiyaçlarından hareketle uygulanabilir çözümler geliştirmek.” Faustine Delasalle moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Türkiye’de Nihai Yatırım Kararına Giden Yol Haritası” başlıklı üst düzey panelde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdürlüğü Metal Sanayi ve Kritik Malzemeler Dairesi Başkanı Ahmet Türkarslan, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Türkiye Ofisi Başkan Yardımcısı Mehmet Üvez ve Limak Çimento Grup Proses Direktörü Sabri Trabelsi bir araya geldi. Kapanış oturumunda ise ITA ve BCG, proje geliştiricilerinden elde edilen bulguları ve yatırımların hızlandırılmasına yönelik seçenekleri paylaştı. Türkiye’de giderek büyüyen proje portföyü ITA’nın sanayi şirketleri ve proje geliştiricileriyle yürüttüğü çalışmalar sonucunda aşağıdaki projeler tespit edildi: Ticari ölçekli üç temiz sanayi projesiİki pilot ve araştırma-geliştirme (Ar-Ge) ölçeğinde projelerHayata geçirilme potansiyeli bulunan 10 ilave projeSanayi kaynaklı emisyonları kısmen azaltmak amacıyla olgunlaşmış ve ticari olarak kendini kanıtlamış teknolojileri kullanan 116 düşük karbonlu proje Öneriler Antalya'da düzenlenecek COP31'de sunulacak Çalıştaydan elde edilen bulgular, ITA ve BCG tarafından yürütülen araştırmalarla birleştirilerek Antalya’da düzenlenecek COP31 kapsamında yayımlanması planlanan Türkiye Değerlendirme Bilgi Notu’nda (Türkiye Insights Briefing) ele alınacak. Söz konusu bilgi notunda, Türkiye’deki temiz sanayi projelerinin karşılaştığı engeller, projelerin ihtiyaç duyduğu finansman koşulları ve yatırımları hızlandırmaya yönelik somut adımlar ortaya konulacak. Türkiye, ITA’nın diğer ülkelerde edindiği deneyimlerden de yararlanacak. Brezilya’da ITA, düşük emisyonlu gübre üretimini desteklemeye yönelik politika tedbirlerinin geliştirilmesine katkı sağlarken, Hindistan’da hidrojen bazlı çelik ve e-metanol projeleri için yeni piyasa mekanizmaları geliştiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tofaş’ın 300 Milyon Dolarlık K9 Yatırımı Üretime Başladı Haber

Tofaş’ın 300 Milyon Dolarlık K9 Yatırımı Üretime Başladı

Bursa’daki Tofaş Fabrikası’nda, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, AK Parti Bursa Milletvekili, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Koç Holding CEO’su ve Tofaş Yönetim Kurulu Başkanı Levent Çakıroğlu, Stellantis Orta Doğu ve Afrika Operasyon Direktörü Samir Cherfan, FIAT CEO’su Arnaud Belloni ve Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu'nun yanı sıra bayi ve tedarikçi temsilcileri ile Tofaş çalışanlarının katıldığı törenle banttan indirilen ilk model; Türkiye hafif ticari araç pazarının en önemli modellerinden biri olan Fiat Dobló oldu. K9 projesi kapsamında Citroën Berlingo, Fiat Dobló, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Partner modelleri Bursa'da üretilecek. Yıllık 100 bin adet üretim kapasitesine sahip projede, üretilecek araçların yaklaşık yüzde 20'sinin ihraç edilmesi hedefleniyor. İstihdam hedefi 1.000 kişi olan ve 100'e yakın yerel tedarikçiyi bir araya getiren proje, Türkiye otomotiv sanayiinin üretim kapasitesini ve küresel rekabet gücünü artıran önemli bir yatırım hamlesi olarak öne çıkıyor. Türk otomotiv sanayiinin öncü kuruluşu Tofaş, Koç Holding ve Stellantis ortaklığının yeni dönemini simgeleyen stratejik yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Eylül 2025'te Stellantis ile imzalanan anlaşma kapsamında hayata geçirilen K9 projesi, 26 Ekim 2026, Pazartesi günü Tofaş Fabrikası'nda düzenlenen törenle seri üretim aşamasına geçti. Tören, Türk otomotiv sanayiinin hafif ticari araç üretimindeki güçlü konumunu tahkim eden tarihi bir adıma sahne oldu. Tofaş'ta yeni dönemin simgesi, Fiat Dobló oldu K9 projesinin üretime başlangıç töreninin en anlamlı anlarından birini, Fiat Dobló'nun yeniden Tofaş üretim bandından inmesi oluşturdu. İlk kez 2000 yılında Bursa'da üretilmeye başlanan ve 2023 yılına kadar Tofaş'ta üretimi devam eden Fiat Dobló, Türk otomotiv sanayiinde olduğu kadar ticari araç pazarında önemli bir başarı elde etti. Türkiye'de 26 yılda 600 bin adedin üzerinde satışa ulaşan model, farklı nesilleri ve gövde seçenekleriyle ticari hayatın en tanınan araçlarından biri haline geldi. Üç yıllık aranın ardından yeniden Bursa'da üretilecek Dobló'nun K9 projesi kapsamında banttan inen ilk araç olması, Tofaş'ın üretim mirasını geleceğe taşıyan simgesel bir başlangıç olarak öne çıktı. Yaklaşık 300 milyon ABD Doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesi kapsamında Citroën Berlingo, Fiat Dobló, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Peugeot Partner modelleri Bursa'da üretilecek. Yıllık 100 bin adet üretim kapasitesine sahip projede, üretilecek araçların yaklaşık yüzde 20'sinin ihraç edilmesi hedefleniyor. K9 projesinin devreye girmesi ve mevcut K0 projesinin yaklaşık 100 bin adetlik tam kapasiteyle üretime devam etmesiyle Tofaş'ın yıllık bitmiş araç üretim hacminin 230-250 bin adet seviyelerine ulaşması öngörülüyor. K9 kapsamında 2034 yılının son çeyreğine kadar yaklaşık 660 bin adet aracın üretilmesi hedefleniyor. Böylece Tofaş, Stellantis'in bölgesel üretim ağı içerisindeki stratejik konumunu güçlendirirken, Türkiye'nin hafif ticari araç üretimindeki iddiasını da ileri taşıyacak. Dört farklı markayı kapsayan K9 projesiyle Tofaş, hafif ticari araç üretimindeki çok markalı yapısını daha da güçlendirecek. Citroën Berlingo, Fiat Dobló, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Partner modelleri, ticari taşımacılığa yönelik kargo ve yolcu taşımacılığına uygun kombi versiyonlarıyla üretilecek. Çoklu enerji platformuna uygun üretim altyapısı ise ilerleyen dönemde elektrikli hafif ticari araçlara yönelik talebin artması halinde Tofaş'a ilave üretim esnekliği sağlayacak. K9 projesiyle yaklaşık 1.000 kişilik istihdam ve yüzde 50 yerlilik hedefi K9 projesi, üretim kapasitesinin yanı sıra istihdam, yerlilik ve mühendislik alanlarında da önemli katkılar sağlayacak. Proje kapsamında Tofaş Fabrikası’nda yaklaşık 1.000 kişilik istihdam öngörülürken, 100’e yakın yerli tedarikçi firma üretim sürecine dahil edildi. Projede yüzde 50 mertebesinde yerlilik oranı hedefleniyor. Tofaş Ar-Ge Merkezi’nin mühendislik ve teknik geliştirme süreçlerinde görev aldığı projede, 300’ün üzerinde mühendis ve teknik personel çalıştı. Araçların performans, dayanıklılık, güvenlik ve kalite gerekliliklerine yönelik doğrulama ve onay testleri de Tofaş Ar-Ge Merkezi tarafından yürütüldü. K9’un Tofaş’ın sürdürülebilir büyümesine katkısının yanı sıra Türkiye’nin Avrupa’da hafif ticari araç üretimindeki liderlik iddiasını desteklemesi bekleniyor. Türkiye iç pazarındaki toplam satışlarda yerli üretim araçların payı yaklaşık yüzde 35 seviyesindeyken, K9 projesinin bu oranı yaklaşık 10 puan artırması öngörülüyor. Proje kapsamında 2034 yılının son çeyreğine kadar yaklaşık toplamda 660 bin adet araç üretilmesi hedefleniyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır: “Türkiye'nin üretim gücüne ve geleceğine duydukları güvenle bu önemli yatırımı hayata geçiren Koç Topluluğu ve Stellantis'e teşekkür ediyorum.” Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır tören esnasında yaptığı konuşmasında “2002’den bu yana Avrupa ekonomisinin yılda sadece %1,4 büyürken, Türkiye’nin büyümesinin %5,3 seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. Otomotiv sektörünün Türk sanayisinin yüz akı olmaya devam ettiğini söyleyen Bakan Kacır “2000’lerin başında yılda ancak 300 bin aracın satıldığı Türkiye’de şimdi yılda 1,5 milyon araç satılabiliyor. Avrupa’nın yapması gereken inovasyonu hızlandırmak, verimliliği yükseltmektir” diye konuştu. 300 milyon ABD doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesinin Tofaş’ın üretim yolculuğunda yeni bir dönemin kapılarını araladığını belirten Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır sözlerine “Küresel rakipleriyle yarışta olan Türkiye'nin üretim gücüne ve geleceğine duydukları güvenle bu önemli yatırımı hayata geçiren Koç Topluluğu ve Stellantis'e teşekkür ediyorum. K9 Projesi'nin Bursa'mızın ve ülkemizin üretim, istihdam ve ihracatına önemli katkılar sunmasını; yeni yatırımlara, başarılara ve iş birliklerine vesile olmasını temenni ediyorum” diyerek son verdi. AK Parti Bursa Milletvekili, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank ise törendeki konuşmasında “Avrupa'nın giderek daha da korumacı hale gelen politikalarını, sanayi hızlandırma yasası ve Made in EU yaklaşımıyla net bir şekilde görebiliyoruz” diye konuştu. Bakan Varank, Böyle bir dönemde yeni bir modelin Bursa’da üretilmesinin kararının alınması, aslında bu ülkeye bu ülkenin insanına üretim kabiliyetine duyulan güvenin ve aynı zamanda karşılıklı kazan kazan anlayışının somut bir göstergesidir” dedi. Ömer Koç: “Son 5 yılda Tofaş'a 1 milyar dolar yatırım yaptık” Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Koç Topluluğu'nun 100'üncü yaşında Tofaş'ın yeni bir stratejik yatırımı hayata geçirmesinin ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Tofaş'ın Türkiye otomotiv sanayiindeki öncü rolüne ve Koç Holding ile Stellantis arasındaki güçlü ortaklığa dikkat çeken Ömer Koç, “Otomotiv sektöründeki kurallar tüm dünyada ve bilhassa önemli bir parçası olduğumuz Avrupa'da yeniden yazılırken, ülkemize çekebildiğimiz her yatırımın son derece kıymetli olduğu kanaatindeyim” dedi. Son 5 yılda Tofaş'a yapılan yatırımın 1 milyar dolar mertebesine ulaştığını kaydeden Koç, “Memnuniyetle ve gururla belirtmek isterim ki, bu yatırımın yarısı Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarımıza yöneliktir. Şirketimiz, Stellantis'in önde gelen üretim ve Ar-Ge merkezleri arasındadır” diye konuştu. Geçtiğimiz yıl K0 projesinin başarıyla devreye alındığını hatırlatan Koç, 300 milyon dolar yatırımla hayata geçen K9 projesiyle yıllık 100 bin adet üretim hedeflendiğini dile getirdi. Koç, “Bu yeni modelin Citroen, FIAT, Opel ve Peugeot markalarımız için üretilecek olmasını Tofaş’ın sürdürülebilir büyüme yolculuğu açısından çok kıymetli bir adım olarak görüyoruz” dedi. Koç, otomotivde artan uluslararası rekabete dikkat çekerek, böyle bir dönemde K9 modelinin Türk otomotiv sanayiinin Avrupa’daki ticari araç üretim liderliğini daha da güçlendireceğini söyledi. Koç, “Tofaş'ın yetkinliklerini ve kapasitesini âzâmî şekilde kullanıp müşterilerimize daha fazla yerli model sunabilmeyi, böylece memleketimizin cârî dengesine de katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda, başka yeni modeller konusunda ortağımızla görüşmeleri sürdürüyoruz” açıklamasında bulundu. Ömer Koç, Made in EU politikasıyla Avrupa’nın 30 senelik Gümrük Birliği ilişkisini hiçe sayma basiretsizliğine düşebileceğine işaret ederek” “Bilhassa otomotiv sektörümüzde büyük emeklerle tesis edilmiş olan üretim ve mühendislik kapasitesinin muhafaza edilebilmesi için mütekabiliyet çerçevesinde bazı adımların atılması kaçınılmaz olabilir” dedi. Koç, iç pazarın büyümesine yatırımların cazibesini artıracak uygun mekanizmalarla katkı sağlanmasının şart olduğuna dikkat çekti. Samir Cherfan: “K9, Tofaş’ın Stellantis üretim ağındaki stratejik konumunu güçlendiriyor” K9 projesinin Tofaş ve Stellantis için önemine vurgu yapan Stellantis Orta Doğu ve Afrika Operasyon Direktörü Samir Cherfan konuşmasında “Koç Topluluğu’nun 100’üncü kuruluş yıl dönümünde Bursa’da yeni bir projeyi hayata geçirmenin ve bu dönüm noktasını birlikte kutlamanın, Stellantis açısından büyük bir ayrıcalık olduğuna değinerek başladı. Cherfan; 2000–2023 yılları arasında Bursa’da üretilen ve Türkiye’de 600 binden fazla müşterinin tercihi olan Doblo’nun, Tofaş ile FIAT adını dünyaya taşıdığını aktardı. Doblò, Fiorino ve Egea’nın Tofaş Fabrikası’nın en önemli başarı hikâyelerinden olduğunun altını çizen Samir Cherfan, ayrıca üç yıl sonra Doblò’nun evine dönmesinin, Tofaş için önemli bir gelişmeyi temsil ettiğini vurguladı. Samir Cherfan “K9 projesi kapsamında Fiat Doblò, Citroën Berlingo, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Partner olmak üzere dört markanın beş modeli için yıllık 100 bin araçlık üretim kapasitesi planlanıyor. Çoklu enerji seçeneklerini destekleyen ve elektrikli hafif ticari araç üretimine hazır olan bu platform, Türkiye’nin bölgesel üretimdeki rolünü daha da güçlendiriyor. Bu projenin temelinde, Koç Topluluğu ile yarım asrı aşan güçlü ortaklığımız, eylül 2025’te imzaladığımız stratejik anlaşmayla daha da güçlendi. Stellantis’in markalarını, platformlarını ve küresel erişimini; Koç’un liderliği ve Tofaş’ın üretim ve mühendislik yetkinlikleriyle bir araya getiren bu ortaklık vesileysiyle Tofaş, bugün Stellantis’in dünya çapındaki en önemli üretim ve Ar-Ge merkezlerinden biri konumunda” diye konuştu. Doblò’nun güçlü mirası üzerine inşa edilen K9 projesinin, Stellantis’in Orta Doğu ve Afrika bölgesine yönelik FaSTLane 2030 stratejisinin de somut bir adımı olduğunu sözlerine ekleyen Cherfan “Bu strateji kapsamında, çift haneli faaliyet kâr marjımızı koruyarak gelirlerimizi yüzde 40 artırmayı ve yerel, bölgesel ve Asya kaynaklı tedarikin payını yüzde 30’dan yüzde 90’a çıkarmayı hedefliyoruz. Bölgede, bölge için üretim yaklaşımımızla müşterilerimizin ihtiyaçlarına daha iyi yanıt verirken rekabet gücümüzü ve dayanıklılığımızı artırıyoruz. K9 projesi, yıllık 100 bin araçlık planlanan üretim kapasitesiyle Tofaş’ın bu stratejideki rolünü pekiştiriyor ve bölge pazarlarına rekabetçi koşullarda hizmet sunma kabiliyetimizi güçlendiriyor” diyerek sözlerine son verdi. Cengiz Eroldu: “K9 ve K0 ile yıllık üretimimiz 250 bin adede ulaşacak” Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu ise törende yaptığı konuşmada, Tofaş'ın 60 yıla yaklaşan üretim geçmişinde Türk otomotiv sanayiine yön veren birçok projeye imza attığını belirterek, K9 projesinin şirketin yeni büyüme dönemindeki en önemli yatırımlardan biri olduğunu söyledi. Cengiz Eroldu, Tempra ile Avrupa pazarlarına gerçekleştirilen ilk seri otomobil ihracatından Dobló'nun hafif ticari araç pazarındaki başarısına, Egea'nın üst üste 10 yıl Türkiye'nin en çok tercih edilen otomobili olmasına kadar uzanan üretim geçmişinin yeni projelere güçlü bir temel oluşturduğunu ifade etti. Stellantis ile Eylül 2025'te imzalanan stratejik anlaşma kapsamında Citroën, FIAT, Opel ve Peugeot markaları için üretilecek K9 modellerinin seri üretime başlamasından ötürü büyük gurur duyduklarını belirten Eroldu, Fiat Dobló'nun yeniden Bursa'ya dönüşünün de Tofaş için özel bir anlam taşıdığını söyledi. Eroldu, 2000-2023 yılları arasında Tofaş'ta üretilen ve uzun yıllar Türkiye hafif ticari araç pazarının en çok tercih edilen modellerinden biri olan Dobló'nun K9 projesiyle yeniden üretim programına alınmasının şirketin köklü üretim mirasını devam ettirdiğini vurguladı. K9 projesinin üretim ve ihracat hedeflerini açıklayan Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu, “300 milyon ABD Dolarlık yatırımla hayata geçirdiğimiz K9 projesinde, yıllık 100 bin adetlik üretim kapasitesini hayata geçiriyoruz. Üretilecek K9 modelinin yaklaşık yüzde 20'sini ihraç edeceğiz” dedi. Yeni projenin Tofaş'ın toplam üretim hacmine sağlayacağı katkıya dikkat çeken Eroldu, K9'un devreye girmesi ve mevcut K0 üretiminin yaklaşık 100 bin adetlik tam kapasitesiyle devam etmesiyle birlikte Tofaş Fabrikası'nın yıllık bitmiş araç (CBU) üretim hacminin 250 bin adet seviyelerine ulaşacağını belirtti. K9 projesinin yalnızca üretim ve ihracat rakamlarıyla değil, Türkiye'nin otomotiv sanayiindeki rekabet gücüne sağlayacağı katkıyla da değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Eroldu, “Projenin Tofaş'a kazandırdıkları tabii ki rakamlarla sınırlı değil. Tofaş'ın sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sağlamasının yanı sıra, ülkemizin hafif ticari araç üretim üssü olma iddiasını da destekleyecek olması bizim için ayrı bir gurur vesilesi” dedi. Tofaş’ın Ar-Ge gücü 600’ü aşkın çalışanla büyüyor K9 projesinin Tofaş'ın üretim altyapısının yanı sıra mühendislik ve teknoloji alanındaki birikimini de yansıttığını belirten Cengiz Eroldu, şirketin yaklaşık 20 yıldır cirosunun yüzde 3'ünü Ar-Ge faaliyetlerine ayırdığını söyledi. Stellantis'in önde gelen Ar-Ge merkezlerinden biri konumundaki Tofaş Ar-Ge Merkezi'nin 600'ün üzerinde çalışanıyla faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Eroldu, patent başvuru sayısının da 300'e yaklaştığını ifade etti. Türkiye'de otomobil ve hafif ticari araç geliştirme ile üretim yetkinliklerini bir arada bulunduran Tofaş'ın, üniversiteler ve tedarikçilerle yürüttüğü iş birlikleriyle güçlü bir mühendislik ekosistemi oluşturduğuna dikkat çeken Cengiz Eroldu, K9 projesinin bu ekosistemin daha da geliştirilmesine katkı sağlayacağını vurguladı. Özellikle yüksek teknoloji içeren araç bileşenlerinin yerlileştirilmesinin ve yan sanayiinin ihracat potansiyelinin artırılmasının büyük önem taşıdığını belirten Cengiz Eroldu, Türkiye'nin hafif ticari araç üretimindeki güçlü konumunun bu tür yeni projelerle daha da ileri taşınacağını ifade etti. Çoklu enerji platformuna uygun K9 üretim altyapısının elektrikli hafif ticari araçlara yönelik talebin artması halinde Tofaş'a üretim esnekliği sağlayacağını belirten Eroldu, yeni modellerle birlikte fabrikanın gelecekteki üretim ihtiyaçlarına da yanıt verebilecek bir yapıya kavuşacağını söyledi. Tofaş'ın ulaştığı başarının arkasında çalışanların, mühendislerin, tedarikçilerin ve iş ortaklarının emeği bulunduğunu vurgulayan Cengiz Eroldu, K9 projesinin hayata geçirilmesine katkı sağlayan tüm ekiplere teşekkür etti. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın projeye verdiği desteğin önemine de değinen Eroldu, Tofaş'ın ülkeye ve tüm paydaşlarına değer yaratacak yeni projeleri hayata geçirmeye devam edeceğini belirtti. Tofaş'ta yeni dönem, yerli üretim ve ihracatla güçlenecek Türkiye otomotiv sanayiinin gelişiminde yaklaşık 60 yıldır önemli bir rol üstlenen Tofaş, K0 projesinin ardından devreye aldığı K9 yatırımıyla çok markalı üretim yapısını daha da güçlendiriyor. Koç Holding ve Stellantis'in ortak üretim ve mühendislik kabiliyetlerini bir araya getiren yeni dönem, Bursa'daki üretim merkezinin hem Türkiye hem de uluslararası pazarlar açısından stratejik önemini artırıyor. Yaklaşık 300 milyon ABD Doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesinin yıllık 100 bin araçlık kapasitesi, yaklaşık yüzde 20'lik ihracat hedefi ve yaklaşık 100 bin adetlik K0 üretimiyle birlikte yıllık bitmiş araç üretim hacminin 250 bin adet seviyesine ulaşması, Tofaş'ın sürdürülebilir büyüme yolculuğundaki yeni dönemin temelini oluşturuyor. Bir dönem Türkiye'den farklı pazarlara ihraç edilen ve 26 yılda 600 binden fazla kullanıcıyla buluşan Fiat Dobló'nun yeniden Bursa'da üretilmesi ise Tofaş'ın geçmişten geleceğe uzanan üretim başarısının en somut göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Perakende ve Kamu TAMPF Perakende Şurası’nda Bir Araya Geldi Haber

Perakende ve Kamu TAMPF Perakende Şurası’nda Bir Araya Geldi

Türkiye’de organize perakende sektörünün çatı kuruluşu olan Türkiye Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Federasyonu’nun (TAMPF) Ticaret Bakanlığı koordinasyonu ile 20-21 Ekim 2026 tarihlerinde Sapanca’da düzenlediği Perakende Şurası ile kamu ve özel sektörü aynı çatı altında buluşturdu. Bünyesindeki 6 sektör derneği ile Türkiye organize perakende sektörünü temsil eden TAMPF organizasyonunda gerçekleşen iki günlük şura; sektörün mevcut durumunu, gelecek vizyonunu ve stratejik adımlarını kapsamlı bir şekilde ele aldı. 10 Bakanlık ve 8 Kamu Kurumundan Üst Düzey Katılım Sektörün geleceğine yön verecek kritik konuların masaya yatırıldığı Perakende Şurası, kamu kanadından geniş bir katılımla gerçekleşti. Şurada 10 Bakanlık ve 8 kamu kurumunun üst düzey temsilcileri ile sektörün lider kuruluşların yetkilileri mevzuat, istihdam, yatırım ve sürdürülebilir büyüme odaklı konularına yönelik ortak akıl ve çözüm yolları geliştirildi. TAMPF Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yanıkoğlu: " Çatı kuruluşu olarak temsil ettiğimiz organize perakende sektörü yıllık 7,4 Trilyon TL cirosu ve 1 milyonun üzerinde kişiye sağladığı doğrudan istihdam ile hem kayıtlı ülke ekonomisinin hem de sosyal hayatın önemli bir parçası ve elbette çok önemli konuları var. Perakende Şurası’na hazırlık aşamasında öncelikle sektörümüzü ilgilendiren en önemli konuları detaylı bir ön çalışma ile belirledik. Ardından bu konuların hangi bakanlıklar ve kamu kuruluşlarıyla doğrudan ilgili olduğunu tespit ederek kendilerine davetlerimizi ilettik. Kurumlarımız çok büyük bir teveccühle davetlerimizi kabul ettiler. Bakanlıklarımızın ve kamu kuruluşlarımızın en üst düzey yetkililerini, sektörümüzün en üst düzey yöneticileriyle bir araya getirdik. İki gün boyunca eş zamanlı olarak 6 ayrı salonda süren yoğun çalışmalarda, tüm sorulara cevaplar aramaya, ortak akıl çerçevesinde çözümler üretmeye ve sektörümüzün vizyonuna katkıda bulunmaya gayret eden, oldukça verimli sonuçlar aldığımız bir organizasyonu geride bıraktık." 6 Salonda Eş Zamanlı Çözüm Arayışı Şura kapsamında 6 farklı salonda eş zamanlı olarak yürütülen oturumlarda, organize perakende sektörünün öncelikli gündem maddeleri detaylarıyla ele alındı. Sektör temsilcileri ile bürokrasiyi doğrudan buluşturan bu çalışma modeli sayesinde, sorunların kaynağından tespiti ve çözüm süreçlerinin hızlandırılması adına kritik kararlar alındı. Şura, Ticaret Bakan Yardımcısı Sn. Mahmut Gürcan ’ın kapanış konuşması ile sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Perakende ve Kamu, TAMPF Perakende Şurası’nda Bir Araya Geldi Haber

Perakende ve Kamu, TAMPF Perakende Şurası’nda Bir Araya Geldi

Bünyesindeki 6 sektör derneği ile Türkiye organize perakende sektörünü temsil eden TAMPF organizasyonunda gerçekleşen iki günlük şura; sektörün mevcut durumunu, gelecek vizyonunu ve stratejik adımlarını kapsamlı bir şekilde ele aldı. 10 Bakanlık ve 8 Kamu Kurumundan Üst Düzey Katılım Sektörün geleceğine yön verecek kritik konuların masaya yatırıldığı Perakende Şurası, kamu kanadından geniş bir katılımla gerçekleşti. Şurada 10 Bakanlık ve 8 kamu kurumunun üst düzey temsilcileri ile sektörün lider kuruluşların yetkilileri mevzuat, istihdam, yatırım ve sürdürülebilir büyüme odaklı konularına yönelik ortak akıl ve çözüm yolları geliştirildi. TAMPF Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yanıkoğlu: " Çatı kuruluşu olarak temsil ettiğimiz organize perakende sektörü yıllık 7,4 Trilyon TL cirosu ve 1 milyonun üzerinde kişiye sağladığı doğrudan istihdam ile hem kayıtlı ülke ekonomisinin hem de sosyal hayatın önemli bir parçası ve elbette çok önemli konuları var. Perakende Şurası’na hazırlık aşamasında öncelikle sektörümüzü ilgilendiren en önemli konuları detaylı bir ön çalışma ile belirledik. Ardından bu konuların hangi bakanlıklar ve kamu kuruluşlarıyla doğrudan ilgili olduğunu tespit ederek kendilerine davetlerimizi ilettik. Kurumlarımız çok büyük bir teveccühle davetlerimizi kabul ettiler. Bakanlıklarımızın ve kamu kuruluşlarımızın en üst düzey yetkililerini, sektörümüzün en üst düzey yöneticileriyle bir araya getirdik. İki gün boyunca eş zamanlı olarak 6 ayrı salonda süren yoğun çalışmalarda, tüm sorulara cevaplar aramaya, ortak akıl çerçevesinde çözümler üretmeye ve sektörümüzün vizyonuna katkıda bulunmaya gayret eden, oldukça verimli sonuçlar aldığımız bir organizasyonu geride bıraktık." 6 Salonda Eş Zamanlı Çözüm Arayışı Şura kapsamında 6 farklı salonda eş zamanlı olarak yürütülen oturumlarda, organize perakende sektörünün öncelikli gündem maddeleri detaylarıyla ele alındı. Sektör temsilcileri ile bürokrasiyi doğrudan buluşturan bu çalışma modeli sayesinde, sorunların kaynağından tespiti ve çözüm süreçlerinin hızlandırılması adına kritik kararlar alındı. Şura, Ticaret Bakan Yardımcısı Sn. Mahmut Gürcan ’ın kapanış konuşması ile sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şekerbank’a 7 Uluslararası Finans Kuruluşundan 170 Milyon Dolarlık Kaynak Haber

Şekerbank’a 7 Uluslararası Finans Kuruluşundan 170 Milyon Dolarlık Kaynak

Türkiye’nin COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapmaya hazırlandığı dönemde temin edilen kaynak, kırsal bölgelerdeki KOBİ ve mikro işletmelerin, kadın girişimcilerin finansmana erişimini yaygınlaştırmanın yanı sıra sürdürülebilir tarım ve yeşil dönüşüm yatırımlarının finansmanında kullanılacak. Hollanda Kalkınma Bankası (FMO) liderliğinde gerçekleştirilen sendikasyon kredisine, FMO ile birlikte Fransa Kalkınma Ajansı’nın (AFD) iştiraki Proparco, Avusturya Kalkınma Bankası (OeEB), Finlandiya Endüstriyel İş birliği Fonu (Finnfund), Türk Yatırım Fonu (TIF), Blue Orchard Mikrofinansman Fonu (BOMF) ve Responsability Investments katılım sağladı. Söz konusu sendikasyon işlemi ile Finlandiya Endüstriyel İş birliği Fonu (Finnfund) ve Türk Yatırım Fonu (TIF), Türkiye'de ilk kez bir bankaya finansman sağladı. Kapsayıcı ve sürdürülebilir bankacılıktaki 73 yıllık köklü deneyimi ile uluslararası kalkınma finans kuruluşları nezdinde özellikle kırsal bölgelerdeki çiftçi ve KOBi’lere ulaşmak için anahtar banka olarak kabul edilen Şekerbank, bu alanda yine önemli bir anlaşmaya imza atarak, 7 ayrı kalkınma odaklı uluslararası kuruluş ve fonun katılımı ile toplam 170 milyon dolar tutarında, 5 yıl vadeli sendikasyon kredisi sağladı. Sendikasyona liderlik eden Hollanda Kalkınma Bankası’nın (FMO) yanı sıra, Fransa Kalkınma Ajansı’nın (AFD) iştiraki Proparco, Avusturya Kalkınma Bankası (OeEB), Finlandiya Endüstriyel İş birliği Fonu (Finnfund) ve Türk Yatırım Fonu (TIF) ile Blue Orchard Mikrofinansman Fonu (BOMF) ve Responsability Investments da söz konusu sendikasyonda yer aldı. Finlandiya Endüstriyel İş birliği Fonu (Finnfund) ve Türk Yatırım Fonu (TIF) ise söz konusu sendikasyon kredisi ile Türkiye’de ilk kez bir bankaya yönelik finansman desteği sağlamış oldu. Şekerbank’ın sağladığı sendikasyon kredisi, kırsal bölgelerde faaliyet gösteren KOBİ ve mikro işletmelerin finansmana erişiminin güçlendirilmesi, sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması, kadın girişimciliğinin desteklenmesi ve yeşil dönüşüm yatırımlarının finansmanı alanlarında kullanılacak. Şekerbank’ın temin ettiği krediye ilişkin tören, sendikasyona öncülük eden Hollanda Kalkınma Bankası (FMO) ile Fransız Kalkınma Ajansı’nın (AFD) iştiraki Proparco, Avusturya Kalkınma Bankası (OeEB) ve Türk Yatırım Fonu’nun (TIF) katılımıyla düzenlendi. Törene ayrıca Hollanda İstanbul Başkonsolosu Daan Huisinga ile Avusturya İstanbul Başkonsolosu Doris Fida-Šrajner katıldı. Aybala Şimşek Galpin: “Uluslararası finans kuruluşları ile Anadolu’nun çiftçi ve KOBİ’leri arasında köprü olmaktan gurur duyuyoruz” Şekerbank Genel Müdürü Aybala Şimşek Galpin, yeni sendikasyon kredisine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Sosyal ve çevresel etki sağlamaya yönelik edindiğimiz bu değerli ve anlamlı kaynak, Şekerbank’ın sürdürülebilir bankacılık faaliyetlerindeki 73 yıllık köklü uzmanlığının uluslararası kalkınma finansmanı kuruluşları tarafından takdirinin önemli bir göstergesi niteliği taşıyor. Bugün hiçbir banka şubesi olmayan yörelere bile hizmet götürerek kapsayıcı bankacılıktaki tarihsel öncülüğümüzü koruyor ve uluslararası finans kuruluşları ile Anadolu’nun çiftçi ve KOBİ’leri arasında köprü olmaktan gurur duyuyoruz.” “Geniş yatırımcı profili, uluslararası finans kuruluşlarının Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına taahhüdünü gösteriyor” Şimşek Galpin, Hollanda Kalkınma Bankası (FMO) liderliğinde gerçekleştirilen sendikasyon kredisi için FMO’ya ve tüm katılımcı finans kuruluşlarına teşekkür ederek, “2024 yılında FMO liderliğinde 6 uluslararası finans kuruluşunun katılımıyla gerçekleştirdiğimiz yaklaşık 160 milyon dolarlık sendikasyonun ardından, bu yıl 7 uluslararası finans kuruluşunun katılımıyla sağladığımız 170 milyon dolarlık bu yeni sendikasyon kredisine liderlik ettiği için FMO’ya teşekkür ediyor, FMO’nun Türkiye’de etki odaklı bankacılık alanında stratejik ortağı olmaktan gurur duyuyoruz.” dedi. Şimşek sözlerini şöyle sürdürdü: “Sendikasyona iştirak eden yatırımcı kitlesinin yüksek niteliği büyük önem taşımakta olup geniş yatırımcı profili, sendikasyona iştirak eden tüm uluslararası finans kuruluşlarının Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına taahhüdünü göstermektedir, kendilerine teşekkür ediyoruz.” “COP31 yolunda kapsayıcı yeşil finansmanda örnek proje” Şimşek Galpin, sağladıkları sendikasyon kredisinin Türkiye'nin COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağı bu önemli yılda kapsayıcı yeşil dönüşümün finansmanı alanında örnek bir proje niteliği sunduğunun altını çizerek, “Sağladığımız bu yeni kaynakla sürdürülebilir tarım, yeşil dönüşüm, kadın girişimciliği ve kapsayıcı finansman alanlarındaki faaliyetlerimizi daha da hızlandıracağız. Böylece hem kırsal kalkınmaya hem de ülkemizin sürdürülebilir büyüme ve iklim hedeflerine katkı sağlamaya devam edeceğiz” dedi. Frouke Hoekstra: “Yerel uzmanlık ile uluslararası sermayenin buluşması anlamlı etkiler yaratabilir” FMO Finansal Kuruluşlar Direktörü Frouke Hoekstra, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Şekerbank’ın yerel topluluklarla kurduğu köklü bağlar ve sürdürülebilir, kapsayıcı bankacılığa uzun yıllardır gösterdiği taahhüt, bankayı hem FMO hem de uluslararası kalkınma finansmanı camiası için değerli bir iş ortağı hâline getiriyor. Ortak bir kalkınma hedefi etrafında farklı uluslararası kuruluşları bir araya getiren bu sendikasyon işlemine liderlik etmekten gurur duyuyoruz. Uluslararası kuruluşların gösterdiği geniş katılım, Şekerbank’ın anlamlı bir etki yaratma kapasitesine duyulan uluslararası güveni yansıtırken, yerel uzmanlığın uluslararası sermaye ile bir araya getirildiğinde nelerin başarılabileceğini de ortaya koyuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

La Lorraine Yönetim Kadrosunu İki Yeni Atamayla Güçlendirdi Haber

La Lorraine Yönetim Kadrosunu İki Yeni Atamayla Güçlendirdi

La Lorraine Bakery Group Türkiye Food Service & Satış Operasyonları Direktörlüğüne Yiğit Taşkın getirilirken, Eray Şahinbay ise Türkiye ve Orta Doğu Pazarlama Direktörü olarak atandı. Yiğit Taşkın, bundan böyle satış operasyonları ve food service alanındaki birikimiyle yeni görevine katkı sağlarken Eray Şahinbay ise La Lorraine bünyesinde kazandığı pazarlama ve yeni ürün geliştirme tecrübesiyle Türkiye ve Orta Doğu pazarlama organizasyonuna liderlik edecek. Değirmencilik ve fırıncılık sektöründe 85 yılı aşkın tecrübesiyle köklü bir geçmişe sahip olan La Lorraine Bakery Group, Türkiye ve Orta Doğu’daki büyüme hedefleri doğrultusunda satış operasyonları ve pazarlama alanlarındaki yönetim kadrosunu güçlendirmeyi sürdürüyor. Şirket, bu kapsamda satış operasyonları ve pazarlama alanlarındaki yetkinliklerini artırmak ve bölgesel büyüme hedeflerini desteklemek üzere iki önemli üst düzey atamaya imza attı. Food Service & Satış Operasyonları Direktörlüğüne Yiğit Taşkın getirilirken, Eray Şahinbay ise Türkiye ve Orta Doğu Pazarlama Direktörü olarak atandı. Yiğit Taşkın, bundan böyle satış operasyonları ve food service alanındaki birikimiyle yeni görevine katkı sağlarken Eray Şahinbay ise La Lorraine bünyesinde kazandığı pazarlama ve yeni ürün geliştirme tecrübesiyle Türkiye ve Orta Doğu pazarlama organizasyonuna liderlik edecek. Yiğit Taşkın, La Lorraine Bakery Group bünyesinde Food Service & Satış Operasyonları Direktörlüğü görevine getirildi. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Ekonometri Bölümü’nde tamamlayan Yiğit Taşkın, ardından aynı üniversitede Yönetici MBA programını tamamladı. Taşkın, ayrıca Sabancı Üniversitesi Profesyonellere Yönelik İş Analitiği Yüksek Lisans Programı’ndan mezun oldu. Profesyonel kariyerine 2012 yılında Unilever’de başlayan Taşkın, dondurma kategorisinde saha ve müşteri yönetimi, ulusal ve yerel zincirler, kategori operasyonları ve iş geliştirme alanlarında farklı sorumluluklar üstlendi. 2017-2019 yılları arasında kişisel bakım kategorisinde yerel müşteri yönetimi ve indirim marketleri alanlarında görev alan Taşkın, 2019-2021 yılları arasında dondurma kategorisinde yeni projelerin yönetimine liderlik etti. Haziran 2021’de Food Service Kanal Müdürü olarak atanan Taşkın, bu görevinde HORECA kanalındaki müşteri yönetimi ve ticari operasyonlardan sorumlu geniş bir ekibi yönetti. Unilever’deki 12 yılı aşkın deneyiminin ardından, Ekim 2024’te Kraft Heinz bünyesine Ev Dışı Tüketim Direktörü olarak katılan Taşkın, Ocak 2026’ya kadar bu görevini sürdürdü. Şubat 2026’da La Lorraine Bakery Group Türkiye organizasyonuna Distribütör Operasyonları ve FSA Müdürü olarak katılan Taşkın, 1 Ekim 2026 itibarıyla Food Service & Satış Operasyonları Direktörlüğü görevini üstlendi. Yiğit Taşkın, La Lorraine Bakery Group’taki yeni görevinde Food Service kanalının büyüme stratejilerine liderlik etme, satış operasyonlarının etkinliğini artırma, müşteri ve iş ortaklarıyla sürdürülebilir iş birliklerini güçlendirme ve yeni iş fırsatları geliştirme odağıyla şirketin sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sağlayacak. Eray Şahinbay, La Lorraine Bakery Group bünyesinde Türkiye ve Orta Doğu Pazarlama Direktörlüğü görevine getirildi. Lisans eğitimini Bilkent Üniversitesi İktisat bölümünde tamamlayan Eray Şahinbay, ardından Çankaya Üniversitesi MBA bölümünde yüksek lisansını yaptı. Profesyonel kariyerine Coca-Cola İçecek’te satış ve ticari pazarlama alanlarında başlayan ve tüm kanallarda edindiği tecrübeleri, sırasıyla pazarlama ve kategori yönetimi rollerinde de pekiştiren Şahinbay, Coca-Cola İçecek’teki 10 yıllık deneyiminin ardından, Simit Sarayı’nda Ticari Pazarlama & Ürün Yönetimi Direktörü olarak görev aldı. Bu dönemde şirketin 22 ülkeden sorumlu ürün ve portföy yönetimi başta olmak üzere, marka iş birlikleri, ulusal-lokal promosyonlar, kategori ve mağaza stratejileri ile şirket içi dijital pazarlama çözümleri üzerine çalışmalar yürüttü. 2019 yılında La Lorraine Bakery Group bünyesine katılan Şahinbay, bu görevinde ticari pazarlama stratejisi, ürün portföyü yönetimi, kategori gelişimi, yeni ürün geliştirme, müşteri iş birlikleri ve dijital pazarlama çalışmalarına liderlik etti. Eray Şahinbay, La Lorraine Bakery Group’taki yeni görevinde şirketin marka ve ürün portföyünü güçlendirme, sürdürülebilirlik, tüketicilere yenilikçi ürünler sunma ve şirketin sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sağlama odağıyla pazarlama ekibine liderlik edecek. La Lorraine Bakery Group, Sektörün Lider Şirketleri Arasında: Yüzde 100 Belçikalı aile şirketi olan La Lorraine Bakery Group, dünya çapında her gün 5.700'den fazla çalışanı ile 40'tan fazla pazarda yüksek kaliteli fırın ürünleri sunuyor. 2013 yılında Türkiye yolculuğuna başlayan LLBG, bugün itibarıyla Türkiye ve Kafkasya bölgesinde sektörün liderlerinden biri konumunda bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.