Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürdürülebilir Dönüşüm

Kapsül Haber Ajansı - Sürdürülebilir Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilir Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

QNB Türkiye, COP31'de İklim Destekçisi Oldu Haber

QNB Türkiye, COP31'de İklim Destekçisi Oldu

Küresel iklim politikalarının geleceğine yön verecek görüşmelere ev sahipliğinin yapılacağı COP31, emisyonların azaltılması, iklim değişikliğine uyum ve dönüşümün finansmanı açısından önemli bir uluslararası buluşma noktası olacak. QNB Türkiye, Net Sıfır Geçiş Planı kapsamında belirlediği hedefler, sürdürülebilir finansman yaklaşımı ve uluslararası iş birlikleriyle reel sektörün düşük karbonlu ekonomiye geçişini desteklerken, şirketlerin sürdürülebilir dönüşüm süreçlerine katkıda bulunuyor. Banka, COP31 kapsamında sektör temsilcileri, finans kuruluşları ve uzmanlar arasında bilgi ve deneyim paylaşımını teşvik etmeyi ve yeni iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sağlamayı hedefliyor. QNB Türkiye Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Yeliz Ataay Arıkök, COP31'in önemine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “İklim gündeminde artık yalnızca emisyon azaltımına değil, ekonominin değişen iklim koşullarına nasıl uyum sağlayacağına da birlikte bakmamız gerekiyor. Kuraklık, aşırı hava olayları ve kaynaklara erişimde yaşanan güçlükler, şirketlerin üretim süreçlerini, tedarik zincirlerini ve uzun vadeli rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Bu nedenle her sektörün ihtiyaçlarına uygun, güvenilir ve uygulanabilir geçiş planları geliştirilmesi kritik önem taşıyor. Bu süreçte finans sektörü, şirketlerin iklim risklerine karşı dayanıklılığının artırılmasında ve düşük karbonlu ekonomiye geçişin desteklenmesinde önemli bir rol üstleniyor. QNB Türkiye olarak COP31'de İklim Destekçisi olarak yer almamız, sürdürülebilir dönüşüme yönelik uzun vadeli yaklaşımımızın bir yansıması. Finansman kapasitemiz, sektörel uzmanlığımız ve uluslararası iş birliklerimizle iklim hedeflerinin somut yatırımlara dönüşmesine katkı sağlamayı önemsiyoruz.” QNB Türkiye Yeşil Bölge’de: Diyalog, iş birliği ve sürdürülebilirlik deneyimleri QNB Türkiye, COP31’in Yeşil Bölge’deki (Green Zone) standında düzenleyeceği tematik paneller ve sektör buluşmalarıyla iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik çözüm önerilerini farklı paydaşlarla birlikte ele almayı hedefliyor. Finans dünyası ile reel sektör temsilcilerini bir araya getirmeyi amaçlayan Banka, sürdürülebilirliği sanat, teknoloji ve günlük yaşamla buluşturan etkinliklerin yanı sıra yaratıcı atölyeler ve interaktif deneyimlerle ziyaretçileri de bu sürecin bir parçası olmaya davet ediyor. QNB Türkiye'nin COP31'e özel içerik platformu: Net Sıfır Perspektifi QNB Türkiye, konferansa uzanan süreçte küresel iklim gündemini ve sürdürülebilir finansmanın rolünü farklı boyutlarıyla ele aldığı “Net Sıfır Perspektifi | COP31'e Doğru” özel içerik platformunu da hayata geçirdi. Platformda QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan'ın değerlendirmeleri, Yeliz Ataay Arıkök'ün iklim finansmanına ilişkin görüşleri, döngüsel ekonomi, sıfır atık ve iklim değişikliğine uyum gibi başlıklarda hazırlanan blog yazıları ile güncel COP31 haberleri yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA, GBM Awards 2026’dan Üç Ödülle Döndü Haber

Garanti BBVA, GBM Awards 2026’dan Üç Ödülle Döndü

Garanti BBVA, finans sektörünün uluslararası ödüllerinden GBM Awards 2026 kapsamında Orta ve Doğu Avrupa, Orta Asya ve Türkiye bölgesinde üç ödül kazandı. Banka, sürdürülebilir finansman alanındaki çalışmalarıyla “Yılın Sürdürülebilir Kredi Kuruluşu” ve “Yılın Sürdürülebilir Kredi İşlemi”, altyapı ve proje finansmanındaki faaliyetleriyle “Yılın Altyapı ve Proje Finansmanı Kuruluşu” ödüllerine layık görüldü. Sürdürülebilirliği işlerinin merkezinde konumlandıran Garanti BBVA, sürdürülebilir dönüşümün finansmanında yalnızca kaynak sağlamayı değil, farklı finansman modelleriyle şirketlerin ve projelerin dönüşüm ihtiyaçlarına yanıt vermeyi hedefliyor. Proje finansmanı alanındaki uzmanlığıyla da stratejik altyapı ve enerji yatırımlarının hayata geçirilmesini, uzun vadeli finansman kaynaklarına erişimi ve farklı finans kuruluşlarının ortak yapılarda buluşmasını destekliyor. “Sürdürülebilirlik ve Proje Finansmanı, uzun vadeli değer yaratma yaklaşımımızın temelinde” Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sinem Edige, aldıkları üç ödülü değerlendirerek şunları söyledi: “Sürdürülebilirlik, Garanti BBVA’da ayrı bir iş alanı olarak değil, işimizin ve müşterilerimizle kurduğumuz uzun vadeli ilişkinin merkezinde yer alıyor. Finansmanın, sürdürülebilir dönüşümün hayata geçmesinde önemli bir kaldıraç olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle yalnızca finansman sağlamakla kalmıyor; müşterilerimizin dönüşüm ihtiyaçlarını anlayarak doğru finansman yapılarının oluşturulmasına, risklerin yönetilmesine ve yatırımların hayata geçirilmesine katkı sağlıyoruz. Proje finansmanı alanındaki uzmanlığımızla, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğinden altyapı ve teknoloji yatırımlarına kadar geniş bir alanda, projelerin finansal açıdan uygulanabilir yapılarla hayata geçirilmesini, risklerin doğru paylaşılmasını ve uzun vadeli finansman kaynaklarının harekete geçirilmesini destekliyoruz. GBM Awards kapsamında aldığımız üç ödülün, bu yaklaşımımızın ve sürdürülebilir finansman ile proje finansman alanındaki uzmanlığımızın uluslararası ölçekte takdir edilmesi açısından önemli. Önümüzdeki dönemde de Türkiye’nin sürdürülebilir dönüşümünü hızlandıracak yatırımları ve iş birliklerini desteklemeyi sürdüreceğiz.” Altyapı ve proje finansmanında uluslararası ölçekte güçlü performans Garanti BBVA, Türkiye’nin stratejik altyapı yatırımlarında üstlendiği aktif roller ve geliştirdiği yenilikçi finansman çözümleriyle “Yılın Altyapı ve Proje Finansmanı Kuruluşu” ödülünü kazandı. Banka, 127 kilometrelik Kınalı–Malkara Otoyolu Projesi’nin 1,23 milyar EUR finansmanında ortak ve proje kreditörler arası temsilciliğini, çeşitli ihracat kredi kuruluşu (ECA) dilimlerinde kredi temsilciliğini ve sürdürülebilirlik koordinatörlüğünü üstlendi. Garanti BBVA’nın görev aldığı bu işlemde, uluslararası ve Türk ticari bankaları, ihracat kredi kuruluşları ve İslami finansman sağlayıcıları ortak koşullar altında bir araya gelirken, ihtiyaç duyulan tutarın yaklaşık iki katı finansman taahhüdü sağlandı. Kınalı–Malkara finansmanı ile Malkara–Çanakkale Otoyolu’nun 3,4 milyar EUR’luk yeniden finansmanı, “Global Banking & Markets Deal of the Year” ödülüne layık görüldü. Garanti BBVA ayrıca, 1,7 milyar EUR tutarındaki 14 yıl vadeli Antalya–Alanya Otoyolu finansmanında yetkilendirilmiş lider düzenleyici banka ve sürdürülebilirlik koordinatörü olarak görev üstlendi. Bu işlem “Infrastructure Finance Deal of the Year” ödülüne layık görüldü. Banka, 14 yerli ve uluslararası finans kuruluşunu buluşturan bu yatırımın yanı sıra Kalamış Marina’nın işletme haklarının devri ve yeniden geliştirilmesine yönelik 160 milyon USD’lik finansmanda ve İzmir Optimum AVM’nin 100 milyon EUR’luk refinansmanında rol aldı. Böylece proje finansmanı uzmanlığını ulaştırma, enerji, denizcilik ve ticari gayrimenkul sektörlerinde ortaya koydu. Garanti BBVA’nın yer aldığı enerji altyapısı finansman işlemine uluslararası ödül Garanti BBVA’nın da yer aldığı bankalar konsorsiyumu tarafından Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş.’ye sağlanan 9,9 milyar TL tutarındaki finansman, GBM Awards 2026 kapsamında “Local-Currency Loan Deal of the Year” ödülüne layık görüldü. Garanti BBVA'nın da aralarında bulunduğu beş bankalı konsorsiyum tarafından sağlanan 7,5 yıl vadeli finansman, Uludağ Elektrik Dağıtım’ın 2026–2027 dönemi zorunlu altyapı yatırımlarını destekliyor. Finansman, Güney Marmara’da 4 milyonu aşkın aboneye hizmet veren elektrik dağıtım şebekesinin modernizasyonunu, kapasite artışını ve arz güvenliğinin güçlendirilmesini hedefliyor. Temiz ve adil dönüşümü destekleyen finansman Garanti BBVA’nın ödüle layık görülen işlemlerinden biri olan USD 225,25 milyon ve EUR 65,5 milyon tutarındaki çok dilimli Temiz ve Adil Dönüşüm Temalı Sendikasyon Kredisi, “Yılın Sürdürülebilir Kredi İşlemi” ödülünü aldı. Haziran 2026’da gerçekleştirilen işlemde 15 ülkeden 32 banka yer aldı. İşlem, sürdürülebilir dönüşümün finansmanında uluslararası bankacılık ağının ve farklı finansman kaynaklarının bir araya getirilmesinin önemini ortaya koyuyor. Garanti BBVA, finansmanın düşük karbonlu ekonomiye adil geçişi destekleyen yatırımlara yönlendirmesinin yanı sıra istihdamın, sosyal kapsayıcılığın, yetkinlik gelişiminin ve ekonomik fırsatlara erişimin güçlendirilmesine katkı sağlayabilecek yatırımları destekliyor. COP31 ile Türkiye’nin dönüşüm potansiyelini küresel iş birlikleriyle buluşturuyor Garanti BBVA ve BBVA’nın COP31 Küresel Bankacılık Partnerleri olarak üstlendiği rol, bankanın sürdürülebilirlik yaklaşımının önemli bir parçasını oluşturuyor. COP31’in Türkiye’de düzenlenmesini, ülkenin sürdürülebilir dönüşüm potansiyelinin uluslararası sermaye, teknoloji, uzmanlık ve iş birlikleriyle buluşması açısından önemli bir fırsat olarak değerlendiren Garanti BBVA, yerel bilgi birikimini BBVA Grubu’nun küresel ağı ve uluslararası deneyimiyle bir araya getiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kaleseramik’e Innovatile Projesiyle  Sürdürülebilir Dönüşümde Birincilik Ödülü Haber

Kaleseramik’e Innovatile Projesiyle Sürdürülebilir Dönüşümde Birincilik Ödülü

Kaleseramik, İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) tarafından düzenlenen COP31 Sürdürülebilir Dönüşüm Ödülleri’nde, “Finansman, Teknoloji ve Dönüşümü Hızlandıran Çözümler” kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü. COP31 öncesinde iş dünyasının sürdürülebilir dönüşüme yönelik uygulamalarını görünür kılmak amacıyla düzenlenen programa, 12 sektörden 102 kurum toplam 189 başvuruyla katıldı. Finale kalan 57 uygulamanın jüriye yüz yüze sunulduğu değerlendirme sürecinde; ölçülebilir etki, uygulanabilirlik, ölçeklenebilirlik ve kurumsal sahiplenme gibi kriterler dikkate alındı. Kaleseramik’in ortakları arasında bulunduğu INNOVATILE projesi kapsamında geliştirilen yarı yaş granülasyon teknolojisi, seramik karo üretiminin enerji ve kaynak yoğunluğunu azaltmaya yönelik yaklaşımıyla kategori birinciliği elde etti. Daha Az Enerji, Su ve Hammadde Kullanımı Hedefleniyor Avrupa Birliği’nin Interreg NEXT MED Programı kapsamında desteklenen INNOVATILE, porselen karo üretiminde yenilikçi yarı yaş granülasyon teknolojisinin geliştirilmesine, ölçeklendirilmesine ve endüstriyel uygulamasına odaklanıyor. Yaklaşık 2,8 milyon euro toplam bütçeye sahip projenin yaklaşık 2,49 milyon eurosu Avrupa Birliği tarafından finanse ediliyor. Alternatif bir hammadde hazırlama yöntemi olan yarı yaş granülasyon teknolojisiyle, üretimde enerji ihtiyacının ve sera gazı emisyonlarının %30–35, su ve hammadde tüketiminin ise %10–20 azaltılması hedefleniyor. Proje ayrıca yerel hammaddelerin, geri dönüştürülmüş ikincil hammaddelerin, endüstriyel atıkların ve yan ürünlerin üretimde kullanımını artırmayı amaçlıyor. Bu yaklaşımla kaynak verimliliğinin geliştirilmesi, döngüsel üretimin desteklenmesi ve ithal kritik hammaddelere bağımlılığın azaltılması hedefleniyor. Geliştirilecek teknolojinin doğrulama ve pilot uygulama çalışmalarıyla değerlendirilmesi, çevresel performansının ise geleneksel üretim yöntemleriyle karşılaştırılması planlanıyor. Akdeniz Ölçeğinde Teknoloji ve Deneyim Paylaşımı İspanya, Türkiye, İtalya, Kıbrıs, Tunus ve Mısır’dan kuruluşları bir araya getiren INNOVATILE, sürdürülebilir üretim teknolojilerinin Akdeniz havzasında geliştirilmesini ve yaygınlaştırılmasını destekliyor. Kaleseramik, proje kapsamındaki uluslararası bilgi ve deneyim paylaşımına da katılım sağlıyor. Şirket, 14 Mayıs 2026’da Kahire’de düzenlenen “Karo Üretiminde Döngüsel Ekonomi” çalıştayının ardından, Tunus’un Hammamet kentinde gerçekleştirilen sürdürülebilir seramik üretimi çalıştayında da yer aldı. Gafsa Üniversitesi’ne bağlı Gafsa Ulusal Mühendislik Okulu (ENIGA) ev sahipliğinde düzenlenen Tunus çalıştayında Kaleseramik’i, Ar-Ge Merkezi ve Teknoloji Geliştirme Direktörü Kağan Kayacı ile Ar-Ge Merkezi Projeler ve Fikri Haklar Müdürü Mehmet Uğur Taşkıran temsil etti. Araştırmacıları, sanayi temsilcilerini ve kamu kurumlarını buluşturan etkinlikte, sürdürülebilir karo üretimine yönelik hammadde seçenekleri ve sektörün düşük karbonlu dönüşümünü destekleyen yaklaşımlar ele alındı. Proje kapsamında oluşturulan HypocarbonTileTech ağı ise karo üreticileri, araştırmacılar, teknoloji sağlayıcıları ve politika yapıcılar arasında karbonsuzlaşma, yenilenebilir enerji, atık yönetimi ve kaynak verimliliği alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. INNOVATILE uygulamasına verilen birincilik ödülü, Kaleseramik’in seramik üretiminde enerji ve kaynak verimliliğini geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarının görünürlüğünü güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mavi, SKD Türkiye COP31 Sürdürülebilir Dönüşüm Ödülleri’nde Kategori Birincisi Seçildi Haber

Mavi, SKD Türkiye COP31 Sürdürülebilir Dönüşüm Ödülleri’nde Kategori Birincisi Seçildi

İklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilirlik alanındaki iyi uygulamaları ödüllendirmek amacıyla hayata geçirilen programa, 12 sektörden 102 kurum, toplam 189 başvuruyla katıldı, 57’si finale kalırken yalnızca 22’si ödül almaya hak kazandı. Ölçülebilir etki, uygulanmış sonuçlar, kurumsal sahiplenme, ölçeklenebilirlik ve sistemsel dönüşüm potansiyelinin esas aldığı değerlendirme sürecinde Mavi, sürdürülebilirliği iş yapış biçiminin bütününe entegre eden yaklaşımıyla öne çıktı. “All Blue stratejimizi COP31’de paylaşacak olmaktan mutluluk duyuyoruz” Mavi CEO’su Cüneyt Yavuz ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Sürdürülebilirlik, özellikle son 6 yıldır, tasarımdan üretime, tedarik zincirinden mağazalarımıza kadar her aşamada şirket stratejimizin odağında yer alıyor. Kaliteyle sürdürülebilir büyüme üzerine kurduğumuz; İnsan, Çevre, Toplum ve Denim’i odağına alan All Blue stratejimiz kapsamında sürdürülebilirliği şirket kültürüne, vizyonumuza, iş yapış şekillerine, ürünlere ve büyüme hedeflerimize entegre etmiş durumdayız. Malzeme seçimlerinde sorumlu tercihlerin yapıldığı ürünlerden oluşan All Blue koleksiyonumuzda; organik, geri dönüştürülmüş veya rejeneratif pamuk, geri dönüştürülmüş polyester, lyocell gibi, konvansiyonel alternatiflerine göre çevresel etkisi daha düşük elyaflar kullanıyoruz. Bu sayede hem kurumsal karbon ayak izimizi düşürmüş oluyor, hem satın aldığımız sertifikalar aracılığıyla sürdürülebilir elyaf ekosistemini destekliyor, hem de müşterilerimizin alışveriş alışkanlıklarını dönüştürmüş oluyoruz. All Blue ve Better Cotton üyeliği kapsamındaki ürünlerin ciro içindeki payı 2020’de %6 iken, 2025’te %30’a ulaştı. All Blue denimlerin toplam denim satışlarımız içindeki payı 2022’de %27’lerde iken 2025’te %68’e yükseldi. Hedefimiz 2030 yılına kadar Mavi’nin sattığı tüm denim ürünlerinin All Blue ve BCI üyeliği kapsamındaki ürünlerden oluşmasını sağlamak. Dönüşümün kritik alanlarını kapsayan bir kategoride, uluslararası kuruluşlar, iş dünyası, sivil toplum, finans, akademi ve doğa koruma alanlarından üst düzey temsilcilerin yer aldığı bağımsız jürinin değerlendirmesi sonucunda birinciliğe layık görülmek bizim için çok değerli. Farklı sektörlerdeki güçlü örnekler arasından sıyrılarak ulaştığımız bu başarı, All Blue stratejisinin iklim değişikliğiyle mücadele ve kaynakların sorumlu kullanımı alanlarında ortaya koyduğu etkili bütüncül yaklaşımın göstergesi. Lider marka sorumluluğuyla hayata geçirdiğimiz bu uygulamaların, COP31 gibi önemli bir küresel platforma taşınarak görünürlük kazanması, sürdürülebilir dönüşümün sektörümüz genelinde yaygınlaşmasına da katkı sağlayacağını düşünüyorum.” dedi. Mavi’nin All Blue stratejisi küresel iyi uygulama örnekleri arasında Mavi’nin ödül kazanan All Blue sürdürülebilirlik stratejisi ve koleksiyonu, uluslararası ölçekte de iyi uygulama örneği olarak görünürlük elde etmiş durumda. SKD Türkiye ile birlikte hazırlanan All Blue vaka çalışması, Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi’nin (WBCSD) sürdürülebilirlik çözümlerini bir araya getiren küresel açık erişim platformu Business Action Bank* üzerinde yayımlandı. Böylece Mavi’nin sürdürülebilir dönüşüm yaklaşımı, farklı sektörlerden ve ülkelerden iş dünyası temsilcileriyle paylaşılabilen uluslararası bir referans niteliği kazanmış oldu. *Vaka çalışmasına Business Action Bank platformunda “Keywords” alanına Mavi yazılarak ulaşılabiliyor. Mavi CEO’su Cüneyt Yavuz, COP31’de All Blue stratejisini anlatacak SKD Türkiye COP31 Sürdürülebilir Dönüşüm Ödülleri’nde kategori birincisi olan Mavi, diğer beş kategorinin birincileriyle birlikte COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın resmi müzakerelere ve üst düzey toplantılara ev sahipliği yapan Mavi Bölge (Blue Zone) alanında düzenlenecek SKD Türkiye paneline katılmaya hak kazandı. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) tarafından yönetilen ve yalnızca resmi akreditasyona sahip katılımcıların erişebildiği bu alan; ulusal delegasyonları, uluslararası kuruluşları ve akredite gözlemcileri bir araya getirecek. 10 Kasım’da gerçekleştirilecek panelde Mavi CEO’su Cüneyt Yavuz, All Blue stratejisiyle hayata geçirilen sürdürülebilir dönüşüm yaklaşımını, küresel iklim gündeminin şekillendiği bu uluslararası platformda “başarılı uygulama örneği” olarak paydaşlarla paylaşacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Allianz Türkiye, COP31 Öncesinde Paydaş Diyaloğunu Güçlendirerek Sürdürülebilirlik Önceliklerini Netleştirdi Haber

Allianz Türkiye, COP31 Öncesinde Paydaş Diyaloğunu Güçlendirerek Sürdürülebilirlik Önceliklerini Netleştirdi

İstanbul Modern Sanat Müzesinde düzenlenen çalıştayda, sivil toplum kuruluşlarından sektör profesyonellerine farklı paydaşların görüş, deneyim ve önerileri ele alınırken, sürdürülebilir dönüşüm için değer yaratacak yeni iş birliği alanları ve somut adımlar değerlendirildi. Allianz Türkiye, sigorta sektöründe bir ilk olarak geçtiğimiz yıl hayata geçirdiği Paydaş Çalıştayı’nın ikincisini 6 Ekim’de İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde gerçekleştirdi. Sürdürülebilirlik gündemini farklı bakış açılarıyla ele almak ve ortak aklı güçlendirmek amacıyla düzenlenen çalıştayda; sigorta sektörü ve iş dünyasından profesyonellerin yanı sıra sivil toplum kuruluşları, çalışanlar, müşteriler, acenteler, akademisyenler, medya, start-uplar ve iş ortakları bir araya geldi. COP31 öncesinde geniş bir paydaş grubunun görüşlerini alan Allianz Türkiye, sürdürülebilirlik alanındaki önceliklerini, bugüne kadar attığı adımları ve gelecek dönemde yaratabileceği etkiyi paydaşlarıyla birlikte değerlendirdi. Paydaş diyaloğu somut aksiyonlara dönüşüyor Allianz Türkiye’nin 2025 yılında ilk kez gerçekleştirdiği Paydaş Çalıştayı, sürdürülebilirlik gündemine farklı perspektiflerin dahil edilmesi ve ortak akıl oluşturulması açısından önemli bir buluşma oldu. İlk çalıştayda alınan geri bildirimler analiz edilerek Allianz Türkiye’nin stratejik çalışmalarına ve somut aksiyonlarına yansıtıldı. 2025 Entegre Raporu’nda da paydaş diyaloğuna özel bir bölüm ayrılarak, bu süreç ve geri bildirimler doğrultusunda geliştirilen stratejik aksiyonlar paylaşıldı. Bu yıl Antalya’da gerçekleştirilecek COP31, iklim değişikliğiyle mücadelede diyaloğun, ortak anlayışın ve iş birliğinin önemini küresel gündemin odağına taşırken, Allianz Türkiye de sürdürülebilirlik yolculuğunda paydaş diyaloğunu güçlendirmeyi sürdürüyor. İkinci Paydaş Çalıştayı’nda farklı sektör ve alanlardan paydaşların deneyim ve uzmanlıklarından yararlanılarak, sürdürülebilir dönüşümü destekleyecek yeni iş birliği alanları ve ortaklaşa atılabilecek adımlar ele alındı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DeFacto’dan Sürdürülebilir Tedarik İçin İş Birliği Çağrısı Haber

DeFacto’dan Sürdürülebilir Tedarik İçin İş Birliği Çağrısı

Global moda markası DeFacto, sürdürülebilir tedarik zinciri alanındaki çalışmalarını Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi Liderler Zirvesi’ne taşıdı. DeFacto Küresel Tedarik, Sürdürülebilirlik ve KSS Başkanı Elif Çam, zirve kapsamında gerçekleştirdiği “Uyumdan İş Birliğine: Sürdürülebilir Tedariki Yeniden Düşünmek” başlıklı konuşmasında şirketin tedarik zincirinde ortak dönüşümü merkeze alan yaklaşımını anlattı. “Tedarik zincirinde gerçek dönüşüm iş birliğiyle mümkün” DeFacto Küresel Tedarik, Sürdürülebilirlik ve KSS Başkanı Elif Çam, zirvenin farklı sektörlerden şirketlerin deneyimlerini ve çözüm yaklaşımlarını paylaşması açısından önemli bir buluşma zemini oluşturduğunu belirterek şunları söyledi: “Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi Liderler Zirvesi, sürdürülebilirlik alanında karşı karşıya olduğumuz ortak sorunları ve bu sorunlara geliştirilen farklı yaklaşımları küresel ölçekte değerlendirmek açısından çok değerli bir buluşma. Bugün tedarik zincirlerinde gerçek bir dönüşüm yaratmak için şirketlerin kendi operasyonlarının ötesine geçmesi ve iş ortaklarıyla birlikte hareket etmesi gerekiyor. DeFacto’da karbon ayak izimizin yaklaşık yüzde 95’i Kapsam 3 emisyonlarından geliyor. Bu nedenle sürdürülebilir tedariki, tedarikçilerimize hedefler koyduğumuz ve bu hedeflere uyum beklediğimiz tek yönlü bir süreç olarak görmüyoruz. Enerji, su ve karbon verimliliği alanlarında dönüşüm fırsatlarını birlikte değerlendiriyor, teknik kapasitenin gelişimini destekliyor ve finansmanı da dönüşümün önemli bir parçası olarak ele alıyoruz.” DeFacto’da Tedarik Ziciri, Sürdürülebilirliğin Merkezinde DeFacto, sürdürülebilir tedarik yaklaşımını 2023 yılında Tedarik ile Sürdürülebilirlik ve KSS fonksiyonlarını aynı yönetim yapısı altında bir araya getirerek daha bütüncül bir yapıya taşıdı. Şirketin Tedarik Zincirinde Sürdürülebilir Dönüşüm Programı kapsamında sosyal uygunluk, insan hakları, çevresel performans, iklim odaklı tedarikçi dönüşümü, sürdürülebilir ham madde kullanımı, izlenebilirlik, veri yönetimi ve kapasite geliştirme çalışmaları tek bir yönetim modeli altında yürütülüyor. Program, 503 aktif tedarikçi ve 3.776 üretim tesisini kapsayan geniş bir tedarik ekosisteminde uygulanıyor. DeFacto’nun 29’u Türkiye’de, 21’i yurt dışında olmak üzere 50 ülkeye yayılan tedarik ağı içinde belirlediği 50 stratejik tedarikçi, dönüşüm çalışmalarının öncelikli odağını oluşturuyor. Tedarikçilerin performansı operasyonel kriterlerin yanı sıra çevresel, sosyal ve yönetişim göstergeleri üzerinden de değerlendirilirken; eğitim, geri bildirim ve iyileştirme çalışmalarıyla gelişimleri destekleniyor. Bu modelle DeFacto, sürdürülebilirliği tedarik zincirinin dışında yürütülen ayrı bir uyum alanı olmaktan çıkararak satın alma ve tedarikçi yönetimi kararlarının doğrudan bir parçası haline getiriyor. Böylece şirket, tedarikçileri yalnızca belirlenen standartlara uyum sağlayan paydaşlar olarak değil, dönüşümün birlikte gerçekleştirildiği stratejik iş ortakları olarak konumlandırıyor. DeFacto, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi Sürdürülebilir Tedarik Koalisyonu’na Türkiye’den Katılan İlk Şirket Oldu! DeFacto, sürdürülebilir tedarik alanındaki deneyimini uluslararası iş birliklerine de taşıyor. Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi bünyesinde faaliyet gösteren Sürdürülebilir Tedarik Koalisyonu’na Türkiye’den katılan ilk şirket olan DeFacto, koalisyon kapsamında izlenebilirlik, tedarikçi gelişimi, sorumlu ham madde kullanımı, kaynak verimliliği, karbon emisyonlarının azaltılması, insan hakları ve çalışma koşulları gibi alanlardaki deneyimini farklı ülke ve sektörlerden kuruluşlarla paylaşıyor. Şirketin bilim temelli emisyon azaltım hedefleri Bilim Temelli Hedefler Girişimi tarafından doğrulanırken, DeFacto 2025 yılında CDP Tedarikçi Katılım Değerlendirmesi’nde A Liderlik Seviyesi elde etti. Önümüzdeki dönemde ise tedarik zincirindeki karbon azaltım çalışmalarının hızlandırılması, tedarikçilerin iklim dönüşüm kapasitesinin güçlendirilmesi, sürdürülebilir ham madde kullanımının yaygınlaştırılması ve dijital izlenebilirlik uygulamalarının geliştirilmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmit Belediyesi, COP31’e Doğru Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu’nda Yer Alacak Haber

İzmit Belediyesi, COP31’e Doğru Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu’nda Yer Alacak

Fatma Kaplan Hürriyet’in İzmit’te başlattığı Yerel Eşitlik Eylem Planı’yla layık görüldüğü UCLG-MEWA Kadın Komitesi Başkanlığı süreci; Muğla Büyükşehir ev sahipliğindeki “COP31’e Doğru: Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu” ile devam ediyor. “Yerel Liderlik, Kentsel Dirençlilik ve Sürdürülebilir Dönüşüm” temasıyla düzenlenecek politika diyaloğu; Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Akademisi Vakfı (WALD), UCLG-MEWA, Birleşmiş Milletler Türkiye ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu ortaklığında yürütülen bölgesel çalışmalar kapsamında gerçekleştirilecek. 29-30 Eylül 2026 tarihlerinde Muğla’da, Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilecek programa İzmit Belediyesi Başkan Yardımcısı Nilgün İrteni ile Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Burcu Bineklioğlu katılacak. İKLİM EYLEMİ KONUSUNDA DENEYİM PAYLAŞIMININ ARTIRILMASI Programda, belediyelerin iklim değişikliğiyle mücadeledeki öncelikleri, geliştirdikleri çözüm modelleri ve yatırım ihtiyaçlarının COP31 sürecine taşınması hedefleniyor. Yerel yönetimlerin iklim politikalarındaki rolünün güçlendirilmesi ve kentlerin iklim eylemi konusunda deneyim paylaşımının artırılması da programın öne çıkan amaçları arasında bulunuyor. İKLİM FİNANSMANI VE KENTSEL DİRENÇLİLİK MASAYA YATIRILACAK İki gün sürecek program kapsamında yerel liderlik ve çok düzeyli iklim yönetişimi, kentsel dirençlilik, iklim finansmanı, adil ve kapsayıcı dönüşüm, su-gıda-doğa ve döngüsellik ile yenilikçilik, teknoloji ve veri başlıklarında oturumlar düzenlenecek. Bu oturumlarda yerel yönetimlerin iklim değişikliğinin etkilerine karşı geliştirebileceği politikalar, sürdürülebilir kentleşme uygulamaları ve iklim yatırımlarının finansmanı gibi başlıklar ele alınacak. KADINLARIN İKLİM POLİTİKALARINDAKİ ROLÜ DE GÜNDEMDE Programın “adil ve kapsayıcı dönüşüm” başlığı altında toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın liderliği ve kadınların karar alma süreçlerine etkin katılımı da değerlendirilecek. İzmit Belediyesi Başkan Yardımcısı Nilgün İrteni ve Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Burcu Bineklioğlu, bu kapsamda İzmit Belediyesi’nin kadın odaklı yerel yönetim anlayışını ve çalışmalarını programda temsil edecek. İzmit Belediyesi’nin katılımıyla, kentte kadınların yerel yönetim süreçlerine katılımı ve iklim politikalarında kapsayıcı yaklaşımların geliştirilmesine yönelik çalışmaların da ulusal ve uluslararası paydaşlarla paylaşılması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı İçin Başvurular Başladı Haber

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı İçin Başvurular Başladı

Tedarik zincirleri; iklim değişikliği ve kaynak kullanımından çalışma koşulları ve insan haklarına, iş etiğinden sorumlu iş uygulamalarına kadar pek çok sürdürülebilirlik başlığının yönetilmesinde kritik bir rol oynuyor. UN Global Compact verilerine göre şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) etkilerinin yaklaşık üçte ikisi (%67) tedarikçileriyle bağlantılı. Bu durum, sürdürülebilirlik performansının şirketlerin kendi operasyonlarıyla sınırlı ele alınamayacağını ortaya koyuyor. Öte yandan iklim değişikliği kaynaklı tedarik zinciri riskleri, değişen ulusal ve uluslararası düzenlemeler, yatırımcı ve müşteri beklentileri ile küresel değer zincirlerindeki dönüşüm; tedarik zinciri yönetimini şirketler açısından stratejik bir risk, uyum ve rekabetçilik alanına dönüştürüyor. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi, Türkiye iş dünyasında sürdürülebilirlik alanında önemli bir ilerleme kaydedilirken, değer zinciri uygulamalarının önümüzdeki dönemin temel gelişim alanlarından biri olduğuna işaret ediyor. Bulgular, şirketlerin kendi operasyonların kaydettiği ilerlemenin değer zincirlerine taşınması, tedarikçiler ve iş ortakları düzeyinde izleme, eğitim, denetim ve düzeltici eylem mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Şirketler ve Tedarikçilerle Birlikte Sürdürülebilir Dönüşüm Bu ihtiyaçtan hareketle UN Global Compact Türkiye tarafından MEXT iş birliğinde ve Türkiye İş Bankası’nın desteğiyle geliştirilen Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı şirketlerin sürdürülebilirlik yaklaşımını değer zincirleri boyunca yaygınlaştırmasını, tedarikçilerin ise ÇSY alanlarındaki performanslarını ölçmesini ve geliştirmesini hedefliyor. UN Global Compact Türkiye’nin sürdürülebilirlik alanındaki küresel uzmanlığı ve çok paydaşlı yapısının sunduğu iş birliği olanakları, şirketlerin tedarik zincirlerindeki dönüşümünü hızlandırmalarına katkı sağlayacak. Program sayesinde katılımcı şirketler, tedarik zincirlerinin sürdürülebilirlik performansını ölçme ve karşılaştırmalı olarak analiz etme, tedarikçilerinin gelişim alanlarını belirleyerek kapasite gelişimlerini destekleme ve sürdürülebilirlik düzenlemelerine uyum ile risk yönetimi süreçlerini güçlendirme imkânı bulacak. Şirketler ayrıca iyi uygulama örneklerine erişerek deneyimlerini paylaşabilecek ve sürdürülebilirlik hedeflerini tedarik zincirleri boyunca yaygınlaştırabilecek. Programa dahil edilen tedarikçiler ise sürdürülebilirlik olgunluk düzeylerini ölçerek gelişim alanlarını belirleyebilecek; çevresel, sosyal ve yönetişim konularındaki bilgi ve uygulama kapasitelerini artırabilecek. Program, tedarikçilerin ulusal ve uluslararası sürdürülebilirlik standartlarına uyumunu güçlendirmenin yanı sıra birebir ihtiyaç analizi ve aksiyon planı geliştirme desteği de sunacak. Öz Değerlendirmeden Aksiyon Planına Uzanan Gelişim Süreci Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı; öz değerlendirme, eğitim, uzman oturumları, deneyim paylaşımı, ihtiyaç analizi ve aksiyon planı hazırlama desteği gibi farklı bileşenlerden oluşuyor. Programın başlangıcında tedarikçiler, Sürdürülebilirlik Öz Değerlendirme Aracı’nı kullanarak mevcut durumlarını ve öncelikli gelişim alanlarını belirleyecek. Ardından çevresel, sosyal ve yönetişim konularındaki çevrim içi eğitimlere ve uzman oturumlarına katılacak. Katılımcı şirketler ise tedarik zincirlerindeki mevcut durumu analiz ederek risk ve fırsatlarını daha iyi yönetebilecek. Deneyim paylaşımı atölyelerinde iyi uygulamaları, ortak zorlukları ve çözüm yaklaşımlarını ele alacak. Programın ikinci fazında, tedarikçilere yönelik birebir ihtiyaç analizleriyle öncelikli gelişim alanları belirlenecek ve bu alanlara yönelik aksiyon planı geliştirme desteği sunulacak. Böylece öz değerlendirme ile başlayan gelişim sürecinin, tedarikçilerin ihtiyaçlarına göre şekillenen somut ve uygulanabilir adımlara dönüştürülmesi hedefleniyor. “Dönüşümü birlikte gerçekleştirmemiz gerekiyor” UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk, tedarik zincirlerinde sürdürülebilirlik dönüşümünün şirketler ve tedarikçiler arasında ortak bir gelişim yaklaşımı gerektirdiğini vurguladı: “Küresel ekonomide sürdürülebilirlik gündeminin odağı şirketlerin kendi operasyonlarıyla sınırlı bir alan olmaktan çıktı. Bugün küresel ticaretin yaklaşık %80’i tedarik zincirleri üzerinden gerçekleşiyor. Dünya genelindeki işletmelerin %90’ını oluşturan KOBİ’ler ise toplam istihdamın yaklaşık yarısını sağlıyor ve gelişmekte olan ekonomilerde GSYH’nin yaklaşık %40’ını oluşturuyor. Değer zincirindeki dolaylı emisyonları kapsayan Kapsam 3 emisyonları, şirketlerin karbon ayak izinin %70 ila %90’ını oluşturabiliyor. Dolayısıyla sürdürülebilir dönüşüm KOBİ’lerin ve değer zincirlerinin dönüşümü olmadan mümkün görünmüyor. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nde de KOBİ’lerin veri olgunluğu, bütçe kısıtları ve uzman insan kaynağı eksikliği nedeniyle sürdürülebilirlik dönüşümünde yapısal zorluklarla karşılaştığını görüyoruz. Sürdürülebilir dönüşümün hız kazanması için şirketlerin tedarikçilerini yalnızca beklentiler ve yükümlülükler çerçevesinde yönlendirmesi değil, ihtiyaç duydukları bilgi, araç ve kapasite gelişimiyle desteklemesi kritik önem taşıyor. Öte yandan tedarik zincirlerinin çok katmanlı yapısı, tedarikçiler arasında farklılaşan sürdürülebilirlik kapasitesi ve veri eksiklikleri, şirketlerin değer zincirlerindeki riskleri görünür kılmasını ve dönüşümü tedarikçilerine yaymasını zorlaştırıyor. UN Global Compact Türkiye olarak sürdürülebilirlik alanındaki uzmanlığımız, deneyimimiz ve farklı paydaşları ortak hedefler etrafında bir araya getiren yapımızla şirketlerin ve tedarikçilerinin bu dönüşüm yolculuğunda birlikte ilerlemelerine destek oluyoruz.” Başvurular 3 Kasım’a Kadar Devam Edecek Farklı sektör ve büyüklükteki şirketlerin katılımına açık olan Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı kapsamında şirketler, sürdürülebilirlik gelişimini desteklemek istedikleri tedarikçilerini programa dahil edebilecek. Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı’na son başvuru tarihi 3 Kasım 2026. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Daikin, Isı Pompası Uzmanlığını Sahaya Taşıdı Haber

Daikin, Isı Pompası Uzmanlığını Sahaya Taşıdı

İklimlendirme sektörünün öncü markalarından Daikin, sürdürülebilir yaşamın temel taşlarından biri olarak öne çıkan ısı pompası teknolojileri konusundaki uzmanlığını Türkiye’nin dört bir yanına taşıdı. Antalya’dan Trabzon’a, İzmir’den Gaziantep’e uzanan eğitim turu kapsamında Daikin, bayilerine ve sektör profesyonellerine yönelik geniş çaplı bir bilgi paylaşım süreci yürüttü. Yaklaşık 2 bin 800 insan/saatlik eğitim hacmine ulaşan bu programla Daikin, hem teknik bilgiyi sahaya aktardı hem de daha çevre dostu, enerji verimli ve konforlu yaşam alanlarının yaygınlaşmasına katkı sağladı. Isı Pompasında Dönüşümün Ön Safında Enerji verimliliği ve çevre bilincinin giderek önem kazandığı günümüzde, geleneksel iklimlendirme çözümlerinin yerini ısı pompaları alıyor. Havadan suya ısı pompasının mucidi olan Daikin Türkiye, bu dönüşüme öncülük etmek amacıyla, ısıtma ve soğutma alanında faaliyet gösteren bayilerine yönelik kapsamlı bir eğitim süreci kurguladı. Herhangi bir ön deneyim şartı aranmadan, bu alana ilgi duyan ve gelişim potansiyeli bulunan bayiler için tasarlanan eğitimler; sektörde nitelikli insan kaynağını artırmayı ve doğru uygulamaların yaygınlaşmasını hedefledi. 12 Şehri Kapsayan Bilgi Yolculuğu Daikin Akademi çatısı altında organize edilen ve 2025 yılı boyunca süren eğitim programı, Türkiye’nin farklı iklim özelliklerine sahip 12 ilinde hayata geçirildi. Antalya, İzmir, Adana, Samsun, Trabzon ve Gaziantep gibi şehirlerde gerçekleştirilen yüz yüze eğitimlerin yanı sıra, dijital platformlar üzerinden de geniş bir katılımcı kitlesine ulaşıldı. Toplam 16 ayrı oturum halinde düzenlenen eğitimlerde yaklaşık 400 sektör profesyoneli yer aldı. Özellikle ısı pompası kullanımının yaygın olduğu İzmir ve Antalya’da yoğun katılım sağlanması, sektörde bu teknolojiye olan ilginin giderek arttığını ortaya koydu. Uluslararası Standartlarda Eğitim Güvencesi Eğitimler, Daikin Akademi’nin sahip olduğu ISO 29993 sertifikası güvencesiyle gerçekleştirildi. Uluslararası öğrenme hizmetleri standartlarını belgeleyen bu sertifika; eğitimlerin katılımcı odaklı, sistematik ve sürekli iyileştirme anlayışıyla yürütüldüğünü ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, katılımcıların aldıkları eğitime duyduğu güveni artırırken, Daikin’in sektörel gelişime verdiği önemi de pekiştiriyor. Doğru Analiz, Doğru İklimlendirme Eğitim içerikleri yalnızca ürün tanıtımıyla sınırlı kalmadı. “Isı pompası nedir?” sorusuyla başlayan programlar; sistem çevrimi, güncel trendler, soğutucu akışkanların çevresel etkileri ve mekanik tesisat uygulamalarına kadar geniş bir perspektifte ele alındı. Daikin, bayileriyle birlikte hareket ederek daha ekonomik, çevreci ve geleceğe uyumlu iklimlendirme çözümlerinin yaygınlaşmasını amaçlıyor. Eğitimlerle oluşturulan bu bilgi altyapısı, Türkiye’de ısı pompası kullanımının sağlam temeller üzerinde büyümesine katkı sağlıyor. Sürdürülebilir Gelecek İçin Güçlü Adım Isı pompalarının kullanım alanları genişledikçe, sürdürülebilir yaşam vizyonu da güç kazanıyor. Daikin, gerçekleştirdiği bu eğitim turu ile teknolojiyi insan hayatına en verimli şekilde entegre etmeyi sürdürürken, Türkiye’nin sürdürülebilir dönüşüm yolculuğunda bayileriyle birlikte güçlü bir adım atıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.