Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürdürülebilir Finans

Kapsül Haber Ajansı - Sürdürülebilir Finans haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilir Finans haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

 Gençlere Sürdürülebilir Finans Eğitimi ve Staj İmkanı Haber

 Gençlere Sürdürülebilir Finans Eğitimi ve Staj İmkanı

İklim riskleri, dönüşen regülasyonlar ve sürdürülebilir finans alanında artan yetkinlik ihtiyacı doğrultusunda tasarlanan program, gençlerin sürdürülebilirlik perspektifini bankacılık uygulamalarıyla birlikte değerlendirmesine katkı sağlamayı amaçlıyor. Program aynı zamanda finans sektörünün düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinde ihtiyaç duyduğu yeni nesil yetkinliklerin gelişimini destekliyor. “SEGM & QNB Sürdürülebilir Finans Staj Programı” genç yetenekleri sürdürülebilir finansın geleceğine hazırlıyor. Program, altı haftalık hibrit bir gelişim sürecinden oluşuyor: İlk iki haftada katılımcılar, SEGM Akademi tarafından gerçekleştirilen çevrimiçi eğitimlere dahil olarak sürdürülebilir finansın temel dinamikleriyle tanışıyor. Eğitim içerikleri kapsamında ESG yaklaşımları, yeşil finansman araçları, etki yatırımları, karbon piyasaları, sürdürülebilir bankacılık uygulamaları ve raporlama standartları gibi başlıklar ele alınıyor. Programın uygulamalı aşamasını oluşturan sonraki dört haftada ise öğrenciler: QNB Türkiye bünyesinde bankanın çeşitli bölümlerinde sürdürülebilir finans alanında çalışma fırsatı elde ediyor. Katılımcılar bu süreçte etki ölçümü, müşteri sürdürülebilirlik değerlendirmeleri ve proje destek çalışmaları gibi alanlarda deneyim kazanarak teorik bilgilerini saha pratiğiyle pekiştiriyor. Eğitim ve staj süreci, İktisadi ve İdari Bilimler, Finans ve Bankacılık, Mühendislik, Çevre Bilimleri, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümlerinde öğrenim gören 3. ve 4. sınıf üniversite öğrencilerine açık olarak yürütülüyor. Katılımcılar, program sonunda “Sürdürülebilir Finans- SEGM Sertifikası” almaya hak kazanırken, en başarılı 3 öğrenci için mezuniyet sonrası kariyer fırsatları da sunuluyor. QNB Türkiye, sürdürülebilir finans yaklaşımını yalnızca finansal performans odağında değil; uzun vadeli değer yaratımı, risk yönetimi, çevresel ve sosyal etki perspektifinde ele alıyor. Banka, gençlerin bu dönüşümün aktif bir parçası olmasını stratejik öncelikleri arasında konumlandırıyor. Program kapsamında verilen eğitimler ile katılımcıların; sürdürülebilir finans araçlarını tanımlayabilmesi, ESG faktörlerinin yatırım ve kredi süreçlerine etkisini analiz edebilmesi, sürdürülebilirlik raporlaması ve uluslararası çerçeveler konusunda bilgi sahibi olması amaçlanıyor. Eğitim içerikleri arasında uluslararası sürdürülebilirlik raporlama standartları, iklim hedefleri, iklim risklerinin finansal etkileri, iş hayatında kadınların güçlendirilmesi gibi pek çok farklı konu başlıkları yer alıyor. Program, gençlerin sürdürülebilir finans alanındaki bakış açılarını sektörle buluşturarak bilgi paylaşımını ve çok paydaşlı iş birliğini güçlendirmeyi amaçlıyor. Sürdürülebilir finans alanında yaşanan dönüşüm, finans sektöründe yeni nesil yetkinliklere olan ihtiyacı her geçen gün artırıyor. Gençlerin bu dönüşümün bir parçası olması ve sürdürülebilir bankacılığın geleceğine yön verecek bilgi ve deneyimi kazanması QNB Türkiye için büyük önem taşıyor. SEGM iş birliğiyle hayata geçirilen bu programın, genç yeteneklerin gelişimine katkı sağlaması hedefleniyor. Program sonunda katılımcılar, uygulamalı öğrenme deneyimlerini SEGM “Ortak Miras – Ortak Gelecek” Buluşması’nda sektör profesyonelleriyle paylaşma imkânı da bulacaklar. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim ve Doğa Liderleri Sahneye Çıktı Haber

İklim ve Doğa Liderleri Sahneye Çıktı

Türkiye operasyonlarını Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu çatısı altında yürüten, dünyanın en büyük çevre raporlama platformu CDP, Türkiye’deki şirketlerin 2025 yılı iklim değişikliği ve doğa raporlaması kapsamındaki performansını CDP Türkiye 16. İklim Değişikliği ve Doğa Konferansı’nda paylaştı. Garanti BBVA’nın ana sponsorluğunda Türkiye faaliyetlerini gerçekleştiren CDP Türkiye, 2025 yılına ait analiz ve bulguları içeren “CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu”nun sonuçlarını ve CDP’nin Global Derecelendirme Metodolojisine göre belirlenen CDP Liderleri’ni, 15 Mayıs’ta gerçekleştirilen 16. Türkiye konferansında açıkladı. Bu yıl, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesi çevresel verinin kalitesi, karşılaştırılabilirliği ve karar alma süreçlerine entegrasyonu iş dünyasının dönüşümünde belirleyici bir rol oynuyor. Bu noktada CDP, yalnızca bir raporlama platformu olmanın ötesinde, şirketlerin uygulama kapasitesini görünür kılabilecek ve hesap verebilirliği güçlendirebilecek önemli bir araç olarak öne çıkıyor. “CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu”, Türkiye’deki şirketlerin çevresel raporlamayı rekabet gücüne dönüştürebilme kapasitesini ortaya koyuyor. Rapor, COP31 öncesinde şirketlerin raporlamadan uygulamaya geçişteki hazırlık seviyesini ortaya koyan güçlü bir çerçeve sunuyor. Türkiye çevresel raporlamada güçlü bir konuma ulaştı CDP aracılığıyla 2025 yılında 22.100’den fazla şirket, çevresel verilerini raporlarken bu sürece 1.000’den fazla şehir ve bölge de eklendi. 2025 yılında, neredeyse 900 şirket CDP’nin en yüksek derecelendirme seviyesi olan Küresel A Listesi’ne girdi. Türkiye’den ise toplam 45 şirket en az bir Küresel A Listesi’nde yer aldı. İklim, su ve ormansızlaşma kategorilerinin üçünde birden en yüksek liderlik seviyesi olan “Triple A” listesine giren dünyadaki 27 şirketten 5’i ise Türkiye’den. Diğer 17 şirket şirket ise iki ayrı kategoride liderlik sergileyerek “Double A” statüsü elde etti. Türkiye bu başarısıyla, CDP ekosisteminde çevresel raporlama ve performans alanında küresel ölçekteki en güçlü pazarlardan biri haline geldi. Türkiye’nin liderlik performansı ortalamaların üzerinde CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu’na göre, Türkiye’den raporlama yapan şirketler Avrupa ve küresel ortalamaların üzerinde performans göstererek “Yönetim” ve “Liderlik” seviyelerinde iklim değişikliğinde %82, su güvenliğinde %87 ve ormansızlaşma temasında %70’e ulaştı. Bu tablo, çevresel yönetimin artık yalnızca öncü şirketlere özgü bir alan olmadığını, giderek daha geniş bir şirket grubunun kurumsal sistemlerine entegre edildiğini gösteriyor. Çevresel liderlik ile finansal performans arasındaki ilişki giderek güçleniyor Bu yılki raporun bir kısmı, A ve A– notu alan lider şirketlerin çevresel risk ve fırsatları finansal açıdan nasıl yönettiğini, daha düşük derecelendirme notlarına sahip şirketlerle karşılaştırmalı olarak analiz ediyor. Bu fark özellikle fırsatlar tarafında daha net görülüyor. Lider şirketler, çevresel girişimler kapsamında yaptıkları her 1 dolarlık yatırımın yaklaşık 4 dolar finansal değer yaratma potansiyeli olduğunu raporlarken, daha düşük performans gösteren şirketlerde bu değer yaklaşık 0,07 dolar seviyesinde. Bu durum, fırsatların belirlenmesi ve finansal değere dönüştürülmesi konusunda ciddi bir verimlilik farkına işaret ediyor. Benzer bir ayrışma risk yönetiminde de görülüyor. Lider şirketlerde maliyet-risk oranına bakıldığında, maliyeti 1 dolar olan bir riski yönetmek için yaklaşık 0,43 dolar harcamanın yeterli olacağı görülüyor. Buna karşılık, daha düşük performans gösteren şirketlerde aynı riski yönetmek için yaklaşık 5,9 dolar harcamak gerektiği görülmekte. Bu durum, lider şirketlerin finansal açıdan önemli riskleri görece daha düşük maliyetle yönetebildiğini ve potansiyel olarak daha hedefli bir risk yönetimi yaklaşımına sahip olduğunu gösteriyor. Raporlamaların derinlik ve uygulama düzeyi artırılmalı Temel iklim raporlama göstergeleri açısından bakıldığında, Türkiye’deki şirketler yüksek ve tutarlı bir olgunluk düzeyi sergiliyor. Ancak taahhütlerin derinliği ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş araçlarının uygulanma düzeyi incelendiğinde daha farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Şirketlerin %70’i 1,5°C ile uyumlu bir iklim geçiş planı raporlarken, yalnızca %33’ü fosil yakıtlardan çıkışa yönelik açık bir taahhütte bulunuyor. Net-sıfır hedefleri yaygın olmakla birlikte (%62), bunların yalnızca %12’si Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından doğrulanmış vaziyette. Bu durum, hedef koyma ile bilim temelli uyum arasında önemli bir fark olduğunu gösteriyor. Benzer şekilde, dahili karbon fiyatlandırması giderek yaygınlaşsa da uygulama kapsamı halen sınırlı; çoğu zaman tüm karar süreçlerini kapsayan zorunlu bir mekanizma olarak kullanılmıyor. Yenilenebilir enerji kullanımı önemli ölçüde artmış olsa da toplam enerji tüketimi içinde yenilenemeyen kaynaklar hala baskın durumda. Genel olarak bu tablo, iklim yönetimi için gerekli temel yapıların kurulduğunu; ancak bu yapıların karar alma süreçlerine tutarlı, kapsamlı ve bağlayıcı şekilde yansıtılması için daha fazla ilerlemeye ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. İklim teması şirket yönetim sistemlerine entegre edilirken doğa ile ilgili konularda ilerleme sınırlı kaldı Rapor genelinde ortaya çıkan en önemli yapısal bulgulardan biri, iklim değişikliği konusundaki olgunluk ile diğer doğa temelli konular arasındaki belirgin fark. İklim değişikliği için riskleri belirleme ve yönetmeye yönelik yaklaşımlar tüm şirketlerde (%100) yerleşmiş durumdayken, bu oran su yönetimi alanında %78’e, biyoçeşitlilikte %36’ya, plastiklerde %24’e ve ormansızlaşmada %11’e kadar düştü. Benzer bir ayrışma değer zinciri etkileşiminde de görüldü. Bu oran iklimde %98 iken, plastiklerde %18 ve ormansızlaşmada %10 seviyesinde kaldı. Bu tablo, iklim konularının şirket sistemlerine derinlemesine entegre edildiğini, buna karşılık doğa ile ilgili konuların halen sınırlı bir kapsamda ele alındığını gösterdi. Genel olarak doğa temelli raporlamalar farkındalık aşamasından daha yapılandırılmış bir yönetime doğru ilerliyor. İklim ve su alanlarında görülen olgunluk seviyesine ulaşabilmek için özellikle veri altyapısının güçlendirilmesi, hedef belirleme yaklaşımlarının geliştirilmesi ve doğa ile ilgili konuların stratejik karar alma süreçlerine daha fazla entegre edilmesi gerekiyor. Türkiye’deki şirketlerin zorunlu raporlama çerçeveleriyle uyumu giderek artıyor Türkiye’de CDP kapsamında yapılan raporlamalar, zorunlu sürdürülebilirlik çerçeveleriyle yüksek ve artan bir uyuma işaret ediyor. 2025 itibarıyla Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlaması Standartları (TSRS) ile uyum %83’e, Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlaması Standartları (ESRS) ile uyum ise %71’e ulaştı. Zorunlu raporlama çerçevelerine hazırlık açısından Türkiye iyi bir konumda, ancak şirketlerin önünde üç temel gelişim alanı bulunuyor: üretilen bilgiyi finansal sistemlerle ilişkilendirmek, karar alma süreçlerine dahil etmek ve geçiş planlarıyla bağlantılı hale getirmek. Bu aşamalar raporlamadan uygulamaya geçiş için kritik önem taşıyor. CDP verileri COP31 öncesinde güçlü bir referans Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31’e yaklaşırken, kurumsal çevresel raporlamaların önemi daha da artıyor. CDP verileri, şirketlerin uygulama kapasitesini değerlendirmek için güçlü ve güvenilir bir referans sunuyor. Enerji dönüşümü, su, doğa, döngüsel ekonomi, geçiş planlaması ve iklim finansmanı gibi CDP raporlamasında öne çıkan başlıklar, COP31 eylem gündeminin temel öncelikleriyle doğrudan örtüşüyor. Bulgular, Türkiye’den raporlama yapan şirketlerin yalnızca raporlama ölçeğini büyütmekle kalmayıp, bunu istikrarlı biçimde güçlü bir performansa dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Bu çerçevede CDP verileri, şirketlerin uygulamaya ne ölçüde hazır olduğunu değerlendirmek, ulusal ve küresel iklim hedefleriyle uyum düzeyini analiz etmek açısından somut ve pratik bir referans niteliği taşıyor. Ana konuşmacılar ve Rapor Sunumu “COP31’e Doğru: Raporlama İvmesini Küresel Rekabet Avantajına Dönüştürmek” temasıyla düzenlenen konferansın açılışında konuşan Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Cemal Onaran “Garanti BBVA’da sürdürülebilirlik, iş modelimizin ayrılmaz bir parçası. 2025 CDP değerlendirmesinde iklim değişikliği, su güvenliği ve ormansızlaşma alanlarının tamamında A notu alarak Triple A seviyesine ulaşmamız bu yaklaşımın bir sonucu. İklim, su ve doğa artık ekonomik dayanıklılığın belirleyicisi. Bu doğrultuda finansman gücümüzle dönüşümü desteklemeyi sürdürüyoruz.” dedi. COP30 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Dan Ioschpe konferansa video mesajla katıldı. Ioschpe mesajında “25 yıl önce niş olan çevresel raporlama, bugün iş dünyası için küresel bir standart ve temel gereklilik haline gelmiş; veri, şeffaflık ve raporlama sürdürülebilir kalkınmayı ve etkili karar almayı mümkün kılmıştır. Bu yapı sayesinde, bugün CDP tarafından ödüllendirilen kuruluşlar yalnızca bir standardı karşılamıyor, aynı zamanda uygulamanın nasıl hayata geçtiğini gösteren öncüler olarak öne çıkıyor.” ifadelerini kullandı. Deloitte Global Sürdürülebilir Finans Lideri Hans-Juergen Walter konuya küresel bir perspektiften bakarak “Şirketler yalnızca mevzuata uyumla sınırlı kalmamalı. Raporlamayı bir zorunluluk olarak değil, rekabet avantajı yaratmanın bir aracı olarak görmeliler. Nitelikli çevresel raporlama; sermayeyi cezbeden, pazardaki konumu güçlendiren ve hızla dönüşen küresel ortamda gerçekten dayanıklı, geleceğe hazır iş modelleri inşa etmeyi mümkün kılan stratejik bir kaldıraçtır.” dedi. CDP Politika ve Büyüme Direktörü Pietro Bertazzi ise, “Yaklaşan COP31’in uygulama odağıyla birlikte, Türkiye’deki şirketlerin CDP aracılığıyla yaptığı raporlamalar, lider şirketlerin çevresel performans konusunda yüksek bir standart belirlerken aynı zamanda ticari kazanımlar da elde ettiğini gösteriyor. Hızla değişen küresel ekonomide geleceğe en güçlü şekilde hazırlanan şirketler; şeffaflığı somut aksiyona dönüştürebilen, çevresel verileri stratejik karar alma süreçlerine entegre eden ve dünyamız için olumlu büyümeyi yönlendiren şirketler olacak.” dedi. CDP Türkiye 2025 İklim ve Doğa Raporu’nun sonuçlarını paylaşan CDP Türkiye Ülke Yöneticisi Mirhan Köroğlu Göğüş şu değerlendirmede bulundu: “Raporun sonuçlarına baktığımızda, Türkiye’de çevresel yönetim yapılarının güçlü bir kurumsal temele oturduğu açıkça görülmekte, fakat bu yapının tüm çevresel temalar ve şirketler genelinde henüz dengeli ve bütüncül bir şekilde yaygınlaşmadığı görülüyor. Önümüzdeki dönemde şirketlerin önceliği, mevcut raporlama altyapısını daha derin entegrasyon, daha geniş çevresel kapsama ve daha tutarlı uygulama çıktılarıyla güçlendirmek olmalı.” 2026 Triple A Liderler Paneli Konferans kapsamında Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Türkiye Direktörü Ozan Duygulu moderatörlüğünde “2026 Triple A Liderler Paneli” düzenlendi. Panele, Garanti BBVA Yönetim Kurulu Üyesi Mevhibe Canan Özsoy, Akbank CFO’su Türker Tunalı ve CarrefourSA CEO’su Kutay Kartallıoğlu katıldı. Sürdürülebilir finansman ve sürdürülebilirliğin stratejik yönetimi konularının ele alındığı panelde Mevhibe Canan Özsoy, iklim krizinin yalnızca çevresel bir sorun değil; fiziksel, finansal ve itibara yönelik riskler barındıran küresel bir dönüşüm meselesi olduğunu belirtti. Türker Tunalı, düşük karbonlu ekonomiye geçişte finans sektörü, reel sektör ve teknoloji ekosisteminin birlikte hareket etmesinin kritik önem taşıdığını söyledi. Kutay Kartallıoğlu ise konuşmasında gıda perakendesinin iklim değişikliğinden kaynaklanan risklerden doğrudan etkilendiğine dikkat çekerek Türkiye’nin Akdeniz havzasındaki konumu nedeniyle gıda güvenliği ve tedarik zincirleri açısından önemli çevresel risklerle karşı karşıya olduğunu vurguladı. CDP Türkiye 2026 Ödül Töreni Programın sonunda gerçekleştirilen CDP Türkiye 2026 Ödül Töreni’nde CDP Global A listelerine girmeyi başaran 45 şirket ödüllerini aldı. Ödül töreninde TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Kemal Ebiçlioğlu, ve Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’ndan Başkan Yardımcısı Murat Yünlü birer konuşma gerçekleştirdi ve şirketlere ödüllerini takdim etti. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Kemal Ebiçlioğlu konuşmasında “Jeopolitik gelişmelerin yoğunlaştığı bu dönemde iklim krizinin bilimsel bir gerçek olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor. Önümüzdeki COP31 sürecini Paris Anlaşması kapsamında gündeme getirilen başlıkların yeniden canlandırılması açısından kıymetli görüyoruz. Bu süreçte, iş dünyasının sürdürülebilirlik raporlamalarına güçlü biçimde eğilmesini ve odağına almasını kritik önemde görüyoruz. Bugün bu önemli gelişmelere tanıklık etmemizi sağlayan CDP Türkiye’ye ülkemizde sürdürülebilirlik raporlaması konusunda bilinçlendirme ve iş dünyasının dönüşümü alanında sağladığı katkılar için teşekkür ediyorum” dedi. Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’ndan Başkan Yardımcısı Murat Yünlü ise "Sürdürülebilirlik raporlaması, finansal raporlama ile sürdürülebilirlik yönetimi disiplinlerinin entegrasyonu sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu entegrasyonun temelinde, çevresel ve sosyal faktörlerin operasyonel riskler ve finansal fırsatlar üzerindeki belirleyici rolü yatmaktadır. Bu perspektifle hazırlanan raporlar, yatırımcıların sermaye tahsisi kararlarında kullandığı 'önemlilik' arz eden bilgilere odaklanmaktadır." dedi. Triple A ödülleri (5 şirket) Double A ödülleri (17 şirket) Global A ödülleri (23 şirket) CDP Şehirler A Liderleri ödülleri Konferans kapsamında ayrıca “CDP Cities A List”e girmeyi başaran iki belediyeye de ödülleri takdim edildi. Ödüllerini almak üzere törene, Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Serhat Taşkınsu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünyanın En Büyük Çevre Raporlama Platformu CDP’nin 2025 Türkiye Sonuçları ve Lider Şirketler Açıklandı Haber

Dünyanın En Büyük Çevre Raporlama Platformu CDP’nin 2025 Türkiye Sonuçları ve Lider Şirketler Açıklandı

Garanti BBVA’nın ana sponsorluğunda Türkiye faaliyetlerini gerçekleştiren CDP Türkiye, 2025 yılına ait analiz ve bulguları içeren “CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu”nun sonuçlarını ve CDP’nin Global Derecelendirme Metodolojisine göre belirlenen CDP Liderleri’ni, 15 Mayıs’ta gerçekleştirilen 16. Türkiye konferansında açıkladı. Bu yıl, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesi çevresel verinin kalitesi, karşılaştırılabilirliği ve karar alma süreçlerine entegrasyonu iş dünyasının dönüşümünde belirleyici bir rol oynuyor. Bu noktada CDP, yalnızca bir raporlama platformu olmanın ötesinde, şirketlerin uygulama kapasitesini görünür kılabilecek ve hesap verebilirliği güçlendirebilecek önemli bir araç olarak öne çıkıyor. “CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu”, Türkiye’deki şirketlerin çevresel raporlamayı rekabet gücüne dönüştürebilme kapasitesini ortaya koyuyor. Rapor, COP31 öncesinde şirketlerin raporlamadan uygulamaya geçişteki hazırlık seviyesini ortaya koyan güçlü bir çerçeve sunuyor. Türkiye çevresel raporlamada güçlü bir konuma ulaştı CDP aracılığıyla 2025 yılında 22.100’den fazla şirket, çevresel verilerini raporlarken bu sürece 1.000’den fazla şehir ve bölge de eklendi. 2025 yılında, neredeyse 900 şirket CDP’nin en yüksek derecelendirme seviyesi olan Küresel A Listesi’ne girdi. Türkiye’den ise toplam 45 şirket en az bir Küresel A Listesi’nde yer aldı. İklim, su ve ormansızlaşma kategorilerinin üçünde birden en yüksek liderlik seviyesi olan “Triple A” listesine giren dünyadaki 27 şirketten 5’i ise Türkiye’den. Diğer 17 şirket şirket ise iki ayrı kategoride liderlik sergileyerek “Double A” statüsü elde etti. Türkiye bu başarısıyla, CDP ekosisteminde çevresel raporlama ve performans alanında küresel ölçekteki en güçlü pazarlardan biri haline geldi. Türkiye’nin liderlik performansı ortalamaların üzerinde CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu’na göre, Türkiye’den raporlama yapan şirketler Avrupa ve küresel ortalamaların üzerinde performans göstererek “Yönetim” ve “Liderlik” seviyelerinde iklim değişikliğinde %82, su güvenliğinde %87 ve ormansızlaşma temasında %70’e ulaştı. Bu tablo, çevresel yönetimin artık yalnızca öncü şirketlere özgü bir alan olmadığını, giderek daha geniş bir şirket grubunun kurumsal sistemlerine entegre edildiğini gösteriyor. Çevresel liderlik ile finansal performans arasındaki ilişki giderek güçleniyor Bu yılki raporun bir kısmı, A ve A– notu alan lider şirketlerin çevresel risk ve fırsatları finansal açıdan nasıl yönettiğini, daha düşük derecelendirme notlarına sahip şirketlerle karşılaştırmalı olarak analiz ediyor. Bu fark özellikle fırsatlar tarafında daha net görülüyor. Lider şirketler, çevresel girişimler kapsamında yaptıkları her 1 dolarlık yatırımın yaklaşık 4 dolar finansal değer yaratma potansiyeli olduğunu raporlarken, daha düşük performans gösteren şirketlerde bu değer yaklaşık 0,07 dolar seviyesinde. Bu durum, fırsatların belirlenmesi ve finansal değere dönüştürülmesi konusunda ciddi bir verimlilik farkına işaret ediyor. Benzer bir ayrışma risk yönetiminde de görülüyor. Lider şirketlerde maliyet-risk oranına bakıldığında, maliyeti 1 dolar olan bir riski yönetmek için yaklaşık 0,43 dolar harcamanın yeterli olacağı görülüyor. Buna karşılık, daha düşük performans gösteren şirketlerde aynı riski yönetmek için yaklaşık 5,9 dolar harcamak gerektiği görülmekte. Bu durum, lider şirketlerin finansal açıdan önemli riskleri görece daha düşük maliyetle yönetebildiğini ve potansiyel olarak daha hedefli bir risk yönetimi yaklaşımına sahip olduğunu gösteriyor. Raporlamaların derinlik ve uygulama düzeyi artırılmalı Temel iklim raporlama göstergeleri açısından bakıldığında, Türkiye’deki şirketler yüksek ve tutarlı bir olgunluk düzeyi sergiliyor. Ancak taahhütlerin derinliği ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş araçlarının uygulanma düzeyi incelendiğinde daha farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Şirketlerin %70’i 1,5°C ile uyumlu bir iklim geçiş planı raporlarken, yalnızca %33’ü fosil yakıtlardan çıkışa yönelik açık bir taahhütte bulunuyor. Net-sıfır hedefleri yaygın olmakla birlikte (%62), bunların yalnızca %12’si Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından doğrulanmış vaziyette. Bu durum, hedef koyma ile bilim temelli uyum arasında önemli bir fark olduğunu gösteriyor. Benzer şekilde, dahili karbon fiyatlandırması giderek yaygınlaşsa da uygulama kapsamı halen sınırlı; çoğu zaman tüm karar süreçlerini kapsayan zorunlu bir mekanizma olarak kullanılmıyor. Yenilenebilir enerji kullanımı önemli ölçüde artmış olsa da toplam enerji tüketimi içinde yenilenemeyen kaynaklar hala baskın durumda. Genel olarak bu tablo, iklim yönetimi için gerekli temel yapıların kurulduğunu; ancak bu yapıların karar alma süreçlerine tutarlı, kapsamlı ve bağlayıcı şekilde yansıtılması için daha fazla ilerlemeye ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. İklim teması şirket yönetim sistemlerine entegre edilirken doğa ile ilgili konularda ilerleme sınırlı kaldı Rapor genelinde ortaya çıkan en önemli yapısal bulgulardan biri, iklim değişikliği konusundaki olgunluk ile diğer doğa temelli konular arasındaki belirgin fark. İklim değişikliği için riskleri belirleme ve yönetmeye yönelik yaklaşımlar tüm şirketlerde (%100) yerleşmiş durumdayken, bu oran su yönetimi alanında %78’e, biyoçeşitlilikte %36’ya, plastiklerde %24’e ve ormansızlaşmada %11’e kadar düştü. Benzer bir ayrışma değer zinciri etkileşiminde de görüldü. Bu oran iklimde %98 iken, plastiklerde %18 ve ormansızlaşmada %10 seviyesinde kaldı. Bu tablo, iklim konularının şirket sistemlerine derinlemesine entegre edildiğini, buna karşılık doğa ile ilgili konuların halen sınırlı bir kapsamda ele alındığını gösterdi. Genel olarak doğa temelli raporlamalar farkındalık aşamasından daha yapılandırılmış bir yönetime doğru ilerliyor. İklim ve su alanlarında görülen olgunluk seviyesine ulaşabilmek için özellikle veri altyapısının güçlendirilmesi, hedef belirleme yaklaşımlarının geliştirilmesi ve doğa ile ilgili konuların stratejik karar alma süreçlerine daha fazla entegre edilmesi gerekiyor. Türkiye’deki şirketlerin zorunlu raporlama çerçeveleriyle uyumu giderek artıyor Türkiye’de CDP kapsamında yapılan raporlamalar, zorunlu sürdürülebilirlik çerçeveleriyle yüksek ve artan bir uyuma işaret ediyor. 2025 itibarıyla Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlaması Standartları (TSRS) ile uyum %83’e, Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlaması Standartları (ESRS) ile uyum ise %71’e ulaştı. Zorunlu raporlama çerçevelerine hazırlık açısından Türkiye iyi bir konumda, ancak şirketlerin önünde üç temel gelişim alanı bulunuyor: üretilen bilgiyi finansal sistemlerle ilişkilendirmek, karar alma süreçlerine dahil etmek ve geçiş planlarıyla bağlantılı hale getirmek. Bu aşamalar raporlamadan uygulamaya geçiş için kritik önem taşıyor. CDP verileri COP31 öncesinde güçlü bir referans Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31’e yaklaşırken, kurumsal çevresel raporlamaların önemi daha da artıyor. CDP verileri, şirketlerin uygulama kapasitesini değerlendirmek için güçlü ve güvenilir bir referans sunuyor. Enerji dönüşümü, su, doğa, döngüsel ekonomi, geçiş planlaması ve iklim finansmanı gibi CDP raporlamasında öne çıkan başlıklar, COP31 eylem gündeminin temel öncelikleriyle doğrudan örtüşüyor. Bulgular, Türkiye’den raporlama yapan şirketlerin yalnızca raporlama ölçeğini büyütmekle kalmayıp, bunu istikrarlı biçimde güçlü bir performansa dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Bu çerçevede CDP verileri, şirketlerin uygulamaya ne ölçüde hazır olduğunu değerlendirmek, ulusal ve küresel iklim hedefleriyle uyum düzeyini analiz etmek açısından somut ve pratik bir referans niteliği taşıyor. Ana konuşmacılar ve Rapor Sunumu “COP31’e Doğru: Raporlama İvmesini Küresel Rekabet Avantajına Dönüştürmek” temasıyla düzenlenen konferansın açılışında konuşan Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Cemal Onaran “Garanti BBVA’da sürdürülebilirlik, iş modelimizin ayrılmaz bir parçası. 2025 CDP değerlendirmesinde iklim değişikliği, su güvenliği ve ormansızlaşma alanlarının tamamında A notu alarak Triple A seviyesine ulaşmamız bu yaklaşımın bir sonucu. İklim, su ve doğa artık ekonomik dayanıklılığın belirleyicisi. Bu doğrultuda finansman gücümüzle dönüşümü desteklemeyi sürdürüyoruz.” dedi. COP30 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Dan Ioschpe konferansa video mesajla katıldı. Ioschpe mesajında “25 yıl önce niş olan çevresel raporlama, bugün iş dünyası için küresel bir standart ve temel gereklilik haline gelmiş; veri, şeffaflık ve raporlama sürdürülebilir kalkınmayı ve etkili karar almayı mümkün kılmıştır. Bu yapı sayesinde, bugün CDP tarafından ödüllendirilen kuruluşlar yalnızca bir standardı karşılamıyor, aynı zamanda uygulamanın nasıl hayata geçtiğini gösteren öncüler olarak öne çıkıyor.” ifadelerini kullandı. Deloitte Global Sürdürülebilir Finans Lideri Hans-Juergen Walter konuya küresel bir perspektiften bakarak “Şirketler yalnızca mevzuata uyumla sınırlı kalmamalı. Raporlamayı bir zorunluluk olarak değil, rekabet avantajı yaratmanın bir aracı olarak görmeliler. Nitelikli çevresel raporlama; sermayeyi cezbeden, pazardaki konumu güçlendiren ve hızla dönüşen küresel ortamda gerçekten dayanıklı, geleceğe hazır iş modelleri inşa etmeyi mümkün kılan stratejik bir kaldıraçtır.” dedi. CDP Politika ve Büyüme Direktörü Pietro Bertazzi ise, “Yaklaşan COP31’in uygulama odağıyla birlikte, Türkiye’deki şirketlerin CDP aracılığıyla yaptığı raporlamalar, lider şirketlerin çevresel performans konusunda yüksek bir standart belirlerken aynı zamanda ticari kazanımlar da elde ettiğini gösteriyor. Hızla değişen küresel ekonomide geleceğe en güçlü şekilde hazırlanan şirketler; şeffaflığı somut aksiyona dönüştürebilen, çevresel verileri stratejik karar alma süreçlerine entegre eden ve dünyamız için olumlu büyümeyi yönlendiren şirketler olacak.” dedi. CDP Türkiye 2025 İklim ve Doğa Raporu’nun sonuçlarını paylaşan CDP Türkiye Ülke Yöneticisi Mirhan Köroğlu Göğüş şu değerlendirmede bulundu: “Raporun sonuçlarına baktığımızda, Türkiye’de çevresel yönetim yapılarının güçlü bir kurumsal temele oturduğu açıkça görülmekte, fakat bu yapının tüm çevresel temalar ve şirketler genelinde henüz dengeli ve bütüncül bir şekilde yaygınlaşmadığı görülüyor. Önümüzdeki dönemde şirketlerin önceliği, mevcut raporlama altyapısını daha derin entegrasyon, daha geniş çevresel kapsama ve daha tutarlı uygulama çıktılarıyla güçlendirmek olmalı.” 2026 Triple A Liderler Paneli Konferans kapsamında Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Türkiye Direktörü Ozan Duygulu moderatörlüğünde “2026 Triple A Liderler Paneli” düzenlendi. Panele, Garanti BBVA Yönetim Kurulu Üyesi Mevhibe Canan Özsoy, Akbank CFO’su Türker Tunalı ve CarrefourSA CEO’su Kutay Kartallıoğlu katıldı. Sürdürülebilir finansman ve sürdürülebilirliğin stratejik yönetimi konularının ele alındığı panelde Mevhibe Canan Özsoy, iklim krizinin yalnızca çevresel bir sorun değil; fiziksel, finansal ve itibara yönelik riskler barındıran küresel bir dönüşüm meselesi olduğunu belirtti. Türker Tunalı, düşük karbonlu ekonomiye geçişte finans sektörü, reel sektör ve teknoloji ekosisteminin birlikte hareket etmesinin kritik önem taşıdığını söyledi. Kutay Kartallıoğlu ise konuşmasında gıda perakendesinin iklim değişikliğinden kaynaklanan risklerden doğrudan etkilendiğine dikkat çekerek Türkiye’nin Akdeniz havzasındaki konumu nedeniyle gıda güvenliği ve tedarik zincirleri açısından önemli çevresel risklerle karşı karşıya olduğunu vurguladı. CDP Türkiye 2026 Ödül Töreni Programın sonunda gerçekleştirilen CDP Türkiye 2026 Ödül Töreni’nde CDP Global A listelerine girmeyi başaran 45 şirket ödüllerini aldı. Ödül töreninde TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Kemal Ebiçlioğlu, ve Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’ndan Başkan Yardımcısı Murat Yünlü birer konuşma gerçekleştirdi ve şirketlere ödüllerini takdim etti. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Kemal Ebiçlioğlu konuşmasında “Jeopolitik gelişmelerin yoğunlaştığı bu dönemde iklim krizinin bilimsel bir gerçek olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor. Önümüzdeki COP31 sürecini Paris Anlaşması kapsamında gündeme getirilen başlıkların yeniden canlandırılması açısından kıymetli görüyoruz. Bu süreçte, iş dünyasının sürdürülebilirlik raporlamalarına güçlü biçimde eğilmesini ve odağına almasını kritik önemde görüyoruz. Bugün bu önemli gelişmelere tanıklık etmemizi sağlayan CDP Türkiye’ye ülkemizde sürdürülebilirlik raporlaması konusunda bilinçlendirme ve iş dünyasının dönüşümü alanında sağladığı katkılar için teşekkür ediyorum” dedi. Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’ndan Başkan Yardımcısı Murat Yünlü ise "Sürdürülebilirlik raporlaması, finansal raporlama ile sürdürülebilirlik yönetimi disiplinlerinin entegrasyonu sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu entegrasyonun temelinde, çevresel ve sosyal faktörlerin operasyonel riskler ve finansal fırsatlar üzerindeki belirleyici rolü yatmaktadır. Bu perspektifle hazırlanan raporlar, yatırımcıların sermaye tahsisi kararlarında kullandığı 'önemlilik' arz eden bilgilere odaklanmaktadır." dedi. Triple A ödülleri (5 şirket) Double A ödülleri (17 şirket) Global A ödülleri (23 şirket) CDP Şehirler A Liderleri ödülleri Konferans kapsamında ayrıca “CDP Cities A List”e girmeyi başaran iki belediyeye de ödülleri takdim edildi. Ödüllerini almak üzere törene, Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Serhat Taşkınsu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA’ya Biyoçeşitlilik Tahviliyle İki Uluslararası Ödül Haber

Garanti BBVA’ya Biyoçeşitlilik Tahviliyle İki Uluslararası Ödül

Sürdürülebilir finansman konusundaki yenilikçi ve öncü uygulamalarıyla Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına katkı sağlayan Garanti BBVA, Environmental Finance 2026 Sürdürülebilir Borç Ödülleri (Sustainable Debt Awards 2026) kapsamında iki ayrı kategoride ödüle layık görüldü. Banka, Türkiye’nin ilk biyoçeşitlilik temalı tahvil ihracı ile Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’yı kapsayan EMEA bölgesinde, “İnovasyon Ödülü – Gelirlerin Kullanımı, Yeşil Tahvil (Award for Innovation – Use of Proceeds, Green Bond)” ve “Yılın Yeşil Tahvili – Finans Kurumu (Green Bond of the Year – Financial Institution)” kategorilerinde ödül kazandı. Environmental Finance Sürdürülebilir Borç Ödülleri, yeşil, sosyal, sürdürülebilir ve sürdürülebilirlik bağlantılı tahvil ve kredi işlemleri alanında piyasanın başarılı ve yenilikçi uygulamalarını ödüllendirmeyi amaçlıyor. Bağımsız yatırımcılardan oluşan jüri tarafından değerlendirilen ödüller; sürdürülebilir finans piyasasının gelişimine katkı sağlayan, yenilikçi yapılar ortaya koyan ve çevresel etki açısından güçlü sonuçlar üreten finansman işlemlerini öne çıkarıyor. Garanti BBVA’nın ödül kazanan tahvil ihracı, Türkiye’de biyoçeşitlilik temalı ilk tahvil olmasıyla sürdürülebilir finans alanında önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. Tahvil kapsamında sağlanan kaynakların; özellikle Akdeniz havzasında deniz ve tatlı su ekosistemlerinin korunması, sürdürülebilir turizm uygulamaları, sürdürülebilir balıkçılık faaliyetleri ve su yönetimi projeleri gibi alanlara yönlendirilmesi hedefleniyor. Sürdürülebilir borç piyasalarında yenilikçi model Garanti BBVA’nın ihraç ettiği tahvil, sürdürülebilir borç piyasalarında yenilikçi bir kullanım alanı yaklaşımı sunmasıyla öne çıkıyor. Tahvil çerçevesi; sürdürülebilir turizm, deniz kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı ve su yönetimi projelerini bir araya getirerek ekosistem temelli bütüncül bir yaklaşım ortaya koyuyor. Toplam 20 milyon 215 bin dolar büyüklüğünde ve üç yıl vadeli olarak gerçekleştirilen tahvil ihracı, uluslararası sürdürülebilir finans standartları doğrultusunda yapılandırıldı. Bu yapı, tahvil gelirlerinin çevresel etki yaratacak alanlara yönlendirilmesini sağlarken, şeffaf raporlama ve etki ölçümünü de içeren güçlü bir çerçeve sunuyor. Cemal Onaran: “Sürdürülebilir finansın kapsamını, doğa ve biyoçeşitlilik boyutuyla genişletiyoruz” Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Cemal Onaran, ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Garanti BBVA olarak sürdürülebilirliği yalnızca iklim başlığıyla sınırlı görmüyor; su kaynakları, deniz ekosistemleri ve biyoçeşitliliğin korunmasını da finans sektörünün sorumluluk alanının önemli bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Sürdürülebilir finansın kapsamını, doğa ve biyoçeşitlilik boyutuyla genişletiyoruz. Türkiye’nin ilk biyoçeşitlilik temalı tahvil ihracıyla sermaye piyasalarını doğa dostu yatırımlar için harekete geçirmeyi hedefleyen öncü bir adım attık. Environmental Finance tarafından verilen bu iki ödül, sürdürülebilir finans alanındaki yaklaşımımızın ve geliştirdiğimiz yenilikçi finansman araçlarının uluslararası ölçekte takdir edildiğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde de doğa, iklim ve su odaklı yatırımların yaygınlaşmasına katkı sağlayacak finansman modelleri geliştirmeye devam edeceğiz.” Sürdürülebilir finans stratejisinin bir parçası Garanti BBVA, sürdürülebilir finans alanındaki çalışmalarını uzun vadeli hedefleri doğrultusunda sürdürüyor. Banka, 2018–2029 dönemini kapsayan 3,5 trilyon TL’lik sürdürülebilir finansman hedefi ile Türkiye’nin yeşil ve kapsayıcı dönüşümüne katkı sağlamayı amaçlıyor. Türkiye’nin ilk biyoçeşitlilik temalı tahvil ihracı ise bankanın sürdürülebilir finans yaklaşımının iklim odağının ötesine geçerek su, doğal sermaye ve biyoçeşitlilik boyutlarını da kapsayan daha geniş bir çevresel çerçeveye yöneldiğini gösteriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Emlak Katılım Halka Arz Sürecini Başlattı Haber

Emlak Katılım Halka Arz Sürecini Başlattı

Reel ekonomiye sağladığı katkı, müşteri odaklı hizmet anlayışı ve sürdürülebilir finans yaklaşımıyla Türkiye ekonomisine değer katan Emlak Katılım, istikrarlı büyüme vizyonu ve güçlü finansal performansı doğrultusunda halka arz sürecinde önemli bir adım atarak izahnamesini Sermaye Piyasası Kurulu (“SPK”) onayına sundu. İzahname henüz SPK tarafından onaylanmamış ve inceleme sürecinde olup, onay sürecinin tamamlanmasını takiben SPK tarafından onaylı izahname ve halka arza ilişkin detaylar kamuoyu ile paylaşılacaktır. Halka arz kapsamında herhangi bir yatırım kararı Sermaye Piyasası Kurulu’nun onayını müteakip verilmeli ve yatırımcılar bu kararlarını nihai İzahname’de yaptıkları incelemelere dayandırmalıdır. Emlak Katılım’ın izahnamesine www.emlakkatilim.com.tr adresli internet sitesinden ve halka arzda satışa aracılık edecek Halk Yatırım Menkul Değerler Anonim Şirketi’nin (“Halk Yatırım”), Garanti Yatırım Menkul Kıymetler Anonim Şirketi’nin (“Garanti Yatırım”) ve İş Yatırım Menkul Değerler Anonim Şirketi’nin (“İş Yatırım”) sırasıyla, www.halkyatirim.com.tr, www.garantibbvayatirim.com.tr ve www.isyatirim.com.tr adresli internet siteleri üzerinden ulaşılabilmektedir. SPK’ya resmi başvuru tarihi 07 Nisan 2026 olup Emlak Katılım’ın halka arzında Halk Yatırım, Garanti BBVA Yatırım ve İş Yatırım konsorsiyum lideri aracı kurumlar olarak yer alacaktır. Banka paylarının halka arzı ile bankacılık ve finans sektöründe yenilikçi çözümler sunmaya devam ederken, sürdürülebilir büyüme stratejilerini destekleyecek finansman kaynaklarını çeşitlendirmeyi, uzun vadeli yatırımlar için güçlü bir sermaye yapısı oluşturmayı, kurumsal yapısını güçlendirmeyi ve hem ulusal hem de uluslararası yatırımcı tabanını genişletmeyi hedeflemektedir. Halka arzdan elde edilecek fonun yüzde 50-60’ının yatırım finansmanı, yüzde 20-25’inin işletme sermayesinin güçlendirilmesi ve yüzde 20-25’inin özkaynağın güçlendirilmesi için kullanılması planlanmakta olup, Fonun Kullanım Yeri Raporu; Emlak Katılım, Halk Yatırım, Garanti Yatırım ve İş Yatırım’ın internet sitelerinde yayımlanmıştır. Gerçekleştirilecek halka arz ile birlikte Banka’nın özkaynak yapısının güçlendirilmesi, aktif büyüklüğünün desteklenmesi, dijitalleşme ve teknoloji yatırımlarının hızlandırılması ve reel ekonomiye sağlanan finansman katkısının artırılması hedeflenmektedir. Katılım finans ilkeleri doğrultusunda şeffaflık, güven ve sürdürülebilirlik odağında faaliyetlerine devam eden Emlak Katılım, halk arz sürecinin tüm paydaşları için değer üreten bir yapıya dönüşmesi adına çalışmalarını sürdürmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akbank Sendikasyon Kredisini 1 Milyar ABD Dolarını Aşan Rekor Taleple Yeniledi Haber

Akbank Sendikasyon Kredisini 1 Milyar ABD Dolarını Aşan Rekor Taleple Yeniledi

Akbank; Nisan 2026’da vadesi gelen sendikasyon kredisini, 1 yıl, 2 yıl ve 3 yıl olmak üzere toplam 6 dilimden oluşan toplam 700 milyon ABD Doları karşılığı krediyle yeniledi. Euro ve ABD Doları para birimlerinden oluşan kredinin, 1 yıl vadeli dilimlerin maliyeti SOFR+%1,25 ve Euribor+%1,10; 2 vadeli dilimlerin maliyeti SOFR+%1,75 ve Euribor+%1,60; 3 yıl vadeli dilimlerin maliyeti SOFR+%2,00 ve Euribor+%1,80 seviyesinde belirlendi. Yenilenen sendikasyonda 2 ve 3 yıllık dilimlerin Akbank’ın Sürdürülebilir Finans Çerçevesi’nde uygun kredilere kullandırılması yönünde karar alındı. Söz konusu işleme 18 ülkeden 10’u yeni olmak üzere 47 banka, toplam 1,17 milyar ABD dolarının üzerinde taleple katılarak Türkiye’nin makroekonomik istikrarına, Türk bankacılık sisteminin dayanıklılığına ve Akbank’a duyulan güçlü güveni bir kez daha ortaya koydu. Yenilenen sendikasyon kredisiyle ilgili olarak açıklamada bulunan Genel Müdür Kaan Gür, “Nisan 2025 sendikasyon kredimizin 1 yıl vadeli dilimini toplam 700 milyon ABD Doları karşılığı bir tutarla ve %136 oranında yeniledik. Sendikasyon kredimizin 2 ve 3 yıllık dilimlerinin Sürdürülebilir Finans Çerçevemize uygun kullandırılacak olmasıyla da sürdürülebilirlik stratejimizi kararlılıkla ileri taşımayı sürdürdük. Uluslararası bankalardan gelen güçlü talep ve yüksek katılım, Akbank’a duyulan güvenin yanı sıra Türk ekonomisinin ve bankacılık sektörünün sağlam temellerine olan inancı bir kez daha teyit etti.” Gür, açıklamalarına şöyle devam etti: “Sağlam sermaye yapısı, etkin risk yönetimi ve disiplinli yaklaşımıyla bankacılık sektörümüz, her koşulda dayanıklılığını ortaya koymaya devam ediyor. Türk ekonomisine kesintisiz destek sağlama sorumluluğumuzla çalışmalarımızı sürdürürken, bu işlemin sektörümüz açısından da referans niteliği taşıyarak uluslararası piyasalara güçlü bir mesaj verdiğine inanıyoruz. Katılımcı tüm bankalara katkı ve güvenleri için teşekkür ederiz.” Konuya ilişkin yaptığı açıklamada Hazine ve Finansal Kurumlar Genel Müdür Yardımcısı Şebnem Muratoğlu, “Nisan 2025’te 1 yıl vadeli dilimini yenilediğimiz sendikasyon kredimizde, dokuz yıl aradan sonra Türk sendikasyon piyasasına yeniden kazandırdığımız 3 yıl vadeye bu yıl da güçlü ilginin devam ettiğini görmekten memnuniyet duyduk. Sendikasyon kredimizin %53’ünün 2 ve 3 yıllık dilimlerden oluşması, uluslararası yatırımcıların Akbank’a uzun vadeli güvenlerinin sürdüğünü bir kez daha gösterdi. Tüm katılımcı bankalara tekrar teşekkür ederiz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akbank’tan 21 Bin İşletmeye Dijital ve Yeşil Destek Haber

Akbank’tan 21 Bin İşletmeye Dijital ve Yeşil Destek

Akbank Dönüşüm Akademisi, dijitalleşme, yeşil dönüşüm, dış ticaret, sürdürülebilir finans ve girişimcilik başlıklarında kurgulanan eğitimler, paneller ve networking buluşmalarıyla ticari işletmelerin değişen küresel rekabet koşullarına uyum sağlamasına katkı sunuyor. 2022 yılından bugüne dek Akbank Dönüşüm Akademisi çatısı altında 21 farklı ilde 105 program düzenlendi ve bu programlara 21.000’in üzerinde katılım gerçekleşti. Düzenlenen seminerlerle farklı sektörlerden işletme sahipleri, alanında uzman isimlerle bir araya geldi. Bu etkinliklerde işletmelerin güncel bilgiye, iyi uygulama örneklerine ve yeni iş perspektiflerine erişimi hedeflendi. Seminerler ve özelleştirilmiş eğitim programları sayesinde ticari işletmeler; dijital ve yeşil dönüşüm, ihracat alanlarında yetkinliklerini geliştirme fırsatı buldu. Bu programları tamamlayan işletmelere ise bankacılık hizmetlerinde özel avantajlar sunularak ticari işletmelerin finansal olarak da güçlenmesine katkı sağlandı. Böylece işletmeler, dönüşüm süreçlerini destekleyen somut finansal imkânlara erişti. 2025 yılında düzenlenen 19 farklı programla 2.000’e yakın katılımcıya doğrudan destek sağlanırken, yıl boyunca da tüm KOBİ’lere açık atölyeler, pazarlama ve girişimcilik etkinlikleri hayata geçirildi. Akbanklı uzmanların da eğitmen olarak yer aldığı “Sanayi Tesislerinde İş Sürekliliği Sertifika Programı” ile katılımcılar firmalarının kurumsal dayanıklılıklarını artıracak bilgiler edindi ve projelerini geliştirdi. Bu çalışmalarla Akbank Dönüşüm Akademisi, birlikte üretmeyi, öğrenmeyi ve büyümeyi teşvik eden bir etkileşim alanı sundu. Ayrıca İzmir ve Bursa illerinde gerçekleştirilen Girişimci Kadın Programı ile girişimci kadınların işlerini bir adım öteye taşımasına destek olurken aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliğine katkı sağlamayı hedefledi. Akbank Dönüşüm Akademisi, 2026 yılında da Girişimci Kadın Programı’nın sayısını arttırarak girişimci kadınların sürdürülebilir iş modelleri geliştirmeleri ve finansal sağlamlıklarını arttırmaları için destek olmaya devam edecek. Akbank Dönüşüm Akademisi, 2025 yılının son etkinliği olarak, Gaziantep’te ticari işletmelerle birlikte güncel ekonomik ve ticari gelişmelerin görüşüldüğü bir panel düzenledi. Akbank Dönüşüm Akademisi, Gaziantep Sanayi Odası ve İnovakademi iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlik, işletmelere özel olarak tasarlanan iki oturumdan oluştu. Panelde “2026 Ekonomik Görünüm ve Dış Ticarette Global Trendler” ve “İhracatta Hedef Pazarlar” başlıkları, alanında uzman isimlerin değerlendirmeleriyle ele alındı. Program, panel oturumlarının ardından gerçekleştirilen bire bir networking buluşmasıyla sona ererken, katılımcılara katılım belgesi ve Akbank’ın avantajlı finansal paketlerine erişim imkânı sunuldu. “Akbank Dönüşüm Akademisi ile KOBİ’lerin dönüşüm yolculuğunu bütüncül biçimde destekliyoruz” Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş, Akbank Dönüşüm Akademisi’nin işletmelere sunduğu katkının altını çizdi: “KOBİ’ler ülkemiz ekonomisinin üretim, istihdam ve ihracat kapasitesini taşıyan en önemli yapı taşlarından biri. Bugünün hızla değişen rekabet koşullarında işletmelerimizin yalnızca finansal olarak değil; dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir büyüme alanlarında da güçlenmesi büyük önem taşıyor. Bu çalışmaları gerçekleştirirken bizimle aynı amacı benimsemiş kurumlarla iş birliği içerisinde olmak yarattığımız sosyal etkiyi daha geniş kitlelere yaymak için motive edici bir güç. İlk olarak 2024 yılında, girişimci kadın ve deprem bölgesine yönelik gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerle uluslararası yatırımcı olan EFSE (European Fund for South East Europe) ile birlikte çalıştık. 2026 yılında ise Asya Kalkınma Bankası iş birliği ile Mastercard Etki Fonu ile güçlerimizi birleştirerek bu alandaki desteğimizi güçlendireceğiz. Akbank Dönüşüm Akademisi ile KOBİ’lerimizin ihtiyaç duydukları bilgiye, uzman desteğine ve yeni iş birliği fırsatlarına erişimini sağlarken; aynı zamanda dönüşüm süreçlerini kolaylaştıracak finansal çözümlerle, danışman bankacılık anlayışımız doğrultusunda KOBİ’lerimizin stratejik çözüm ortağı olarak yanlarında yer alıyoruz. Eğitim programlarımız, mentörlük, danışmanlık desteklerimiz ve avantajlı bankacılık hizmetlerimiz sayesinde işletmelerin hem bugüne hem de geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemesine katkı sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde de Türkiye’nin dört bir yanındaki ticari işletmelerimizin küresel pazarlarda rekabet gücünü artıracak, sürdürülebilir büyümelerini destekleyecek çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.” Ayrıntılı bilgi ve Akbank Dönüşüm Akademisi’ne katılmak için: https://akbankdonusumakademisi.com/ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alternatif Bank, Dijital/Mobil Kanallarda Masrafsız Bankacılık Deneyimi Sunmaya Devam Ediyor Haber

Alternatif Bank, Dijital/Mobil Kanallarda Masrafsız Bankacılık Deneyimi Sunmaya Devam Ediyor

Masrafsız bankacılık, şeffaflık ve öngörülebilir maliyet beklentisinin güçlendiği yeni dönemde bankacılıkta yeni standarda dönüşmeye başladı. Artan işlem ücretlerinin finansal planlamayı zorlaştırdığı bu dönemde, kullanıcıların bankacılık hizmetlerinde sade, anlaşılır ve masrafsız bir deneyime duyduğu ihtiyaç her geçen gün artıyor. Alternatif Bank ise uzun süredir müşterilerine sunduğu masrafsız bankacılık yaklaşımıyla sektörde bu dönüşümün öncü ve en eski uygulayıcıları arasında yer alıyor. Banka, dijital/mobil kanallar üzerinden gerçekleştirilen temel işlemlerde masraf almayan yaklaşımıyla kullanıcıların bütçe yönetimini desteklerken, maliyet şeffaflığını da güçlendiriyor. Masrafsız bankacılığın somut karşılığı: VOV Hesap Alternatif Bank’ın ödüllü ve yenilikçi ürünü Vadesi Olmayan Vadeli (VOV) Hesap, masrafsız bankacılığı yüksek getiri ve esneklikle bir araya getirerek kullanıcılarına bütüncül bir bankacılık deneyimi sunuyor. VOV Hesap sahibi müşteriler; dijital kanallar üzerinden gerçekleştirdikleri EFT, havale, FAST ve şans oyunları gibi işlemlerini herhangi bir masraf ödemeden yapabiliyor. Böylece müşteriler, bankacılık işlemlerini masraf endişesi yaşamadan yönetebiliyor. Alternatif Bank Mobil uygulaması üzerinden açılan tüm bireysel hesaplar, VOV Hesap olarak açılıyor. Böylece müşteriler masrafsız bankacılık imkanından faydalanmak için ilave bir işlem yapmadan, doğrudan VOV Hesap ve masrafsız bankacılık ayrıcalıklarına erişebiliyor. “Masrafsız bankacılık, finansal sürdürülebilirliğin ön koşullarından biri” Alternatif Bank Bireysel, Özel ve Dijital Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Burcu Yangaz, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Özellikle bireysel bankacılık müşterileri banka tercihlerinde ücret ve masrafları dikkate alıyor. Araştırmalar da bunu ortaya koyuyor: Accenture’ın 2025 Küresel Bankacılık Tüketici Araştırması’na göre müşterilerin %82’si banka seçiminde rekabetçi ücret ve masraf yapısını önemli bir kriter olarak değerlendiriyor. Bu bulgu, kullanıcıların şeffaf ve öngörülebilir maliyet yapısına önem verdiğini ortaya koyuyor. Masrafsız bankacılık, bu beklentiye doğrudan yanıt veren ve bankacılığın yeni normali haline gelmeye aday bir model. Sürdürülebilir finans yalnızca büyük ölçekli yatırımlarla değil, bireylerin günlük finansal davranışlarıyla da şekilleniyor. Bankacılık masraflarının şeffaf ve öngörülebilir olması, bu davranışların temelini oluşturuyor. Alternatif Bank olarak masrafsız bankacılığı bir ayrıcalık değil, finansal sürdürülebilirliğin ön koşullarından biri olarak görüyoruz. VOV Hesap ile müşterilerimize hem birikimlerini yüksek faizle değerlendirebildikleri hem de temel bankacılık işlemlerini ücret endişesi olmadan gerçekleştirebildikleri, erişilebilir ve güven veren bir bankacılık deneyimi sunuyoruz.” Yangaz ayrıca 2026 yılı itibarıyla bankacılık sektöründe EFT, havale ve FAST gibi temel işlemlerin ücretlerinde %30 seviyelerinde artışlar yaşandığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Alternatif Bank olarak VOV Hesap sahibi müşterilerimize, dijital kanallar üzerinden gerçekleştirecekleri temel bankacılık işlemlerini herhangi bir masraf ödemeden ücretsiz bir şekilde sunuyoruz. Böylece bireysel müşterilerimiz, ek maliyet kaygısı olmadan günlük bankacılık işlemlerini rahatlıkla gerçekleştirebiliyor. Bu yaklaşım ise, sürdürülebilir finansman anlayışını günlük bankacılık pratiklerinin doğal bir parçası haline getiriyor.” Masrafsız bankacılığı sürdürülebilir finansmanın ayrılmaz bir parçası olarak konumlandıran Alternatif Bank, masrafsızlık yaklaşımıyla müşterilerinin hem işlem maliyetlerini azaltmasına hem de birikimlerini değerlendirmesine aynı anda katkı sağlamayı hedefliyor. Banka, masrafsız bankacılığı geçici bir avantaj ya da kampanya unsuru olarak değil; kalıcı ve sürdürülebilir bir bankacılık modeli şeklinde ele alarak sektöründe fark yaratmaya devam edecek. Alternatif Banklı olmak çok kolay Alternatif Bank müşterisi olmak isteyen bireyler, şubeye gitmeden, hemen Alternatif Bank Mobil Uygulamasını indirerek, 3 kısa adımda süreci tamamlayarak, VOV hesabını kolayca açabiliyor ve VOV Hesabın hem yüksek getirisinden hem de masrafsız işlem yapma ayrıcalıklarından hemen faydalanmaya başlayabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.