Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürdürülebilir Gıda

Kapsül Haber Ajansı - Sürdürülebilir Gıda haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilir Gıda haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde Uzmanından Tüketicilere Uyarı Haber

16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde Uzmanından Tüketicilere Uyarı

Her yıl 16 Ekim’de kutlanan Dünya Gıda Günü, güvenli ve yeterli gıdaya erişimin, sağlıklı beslenmenin ve sürdürülebilir gıda sistemlerinin önemine dikkat çekiyor. Küresel tedarik zincirleri ve değişen tüketim alışkanlıkları, gıda güvenliğinin üretimden tüketime kadar tüm aşamalarda ele alınmasını gerektiriyor. Bu konuda üreticilerin sorumluluklarını yerine getirmesi, etkin denetim sistemleri, tüketici örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının şeffaf, bilimsel temelli bilgilendirmeleri belirleyici rol oynuyor. Ancak elbette gıda güvenliği söz konusu olduğunda, tüketicilerin bilinçli olması, doğru bilgiye ulaşması ve karar süreçlerinde yanıltıcı iddiaları bilimsel verilerden ayırt edebilmesi de büyük önem taşıyor. Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nde uzun yıllar akademik çalışmalar yürüten, gıda teknolojileri ve yağ işleme alanındaki araştırma ve sektörel iş birlikleriyle tanınan Dr. Fahri Yemişçioğlu, gıda güvenilirliğini değerlendirirken gıdanın bileşiminin ve üretim teknolojisinin birlikte ele alınması gereken unsurlar olduğuna dikkat çekiyor. Yemişçioğlu, “Gıda teknolojileri; ürünlerin güvenliğinin korunmasına ve kalitesinin sürdürülmesine katkı sağlıyor. Soğuk zincir, kurutma, dondurarak kurutma (liyofilizasyon), rafinasyon, uygun ambalajlama ve kalite kontrol uygulamaları gıda zincirinin önemli bileşenleri arasında yer alıyor. Bu nedenle bir gıdanın güvenilirliğini değerlendirirken yalnızca içeriğine veya üretim yöntemine değil; üretim, işleme, saklama, ambalajlama ve kalite kontrol süreçlerinin tamamına bakmak gerekiyor. Tek bir bileşen, üretim yöntemi veya ambalaj özelliği üzerinden genelleme yapmak yerine, bilimsel veriler ışığında bütüncül bir yaklaşım benimsemek gerekiyor. Ayrıca değerlendirmeler algılara değil, bilimsel verilere dayanmalı” diyor. Dr. Fahri Yemişçoğlu’nun tüketicilerle gıda güvenliği için paylaştığı 5 temel ipucu şöyle: Gıdaları tek bir bileşene göre değerlendirmeyin: Bir ürünün güvenliği yalnızca içerdiği bileşene bakılarak belirlenemez. Üretim ve işleme koşullarını, kalite kontrol uygulamalarını ve saklama sürecini de dikkate alın. Tek bir unsurdan hareketle bütün bir gıda grubunu güvenli veya güvensiz ilan etmek yanıltıcı olabilir. Etiketleri dikkatle okuyun: Bir ürünü satın alırken yalnızca ambalajın ön yüzüne veya reklam mesajlarına bakmayın. İçindekiler listesini, alerjen bildirimlerini, son tüketim veya tavsiye edilen tüketim tarihini ve saklama koşullarını kontrol edin. Gıda teknolojileri ve ambalaj hakkında bilimsel bilgiye başvurun: Ambalajlama ve işleme teknolojileri, gıdaların korunmasında önemli rol oynar. Bir ürünün ambalajlı olması veya belirli bir teknolojiyle üretilmesi tek başına olumsuz bir değerlendirme gerekçesi değildir. Örneğin rafinasyon, palm yağı dâhil birçok bitkisel yağın üretiminde uygulanan bir işlemdir; yalnızca palm yağına özgü değildir ve tek başına ultra işleme göstergesi olarak değerlendirilmemelidir. Sosyal medyadaki iddiaları sorgulayın: Gıda ve beslenme alanında yayılan her bilgi bilimsel temele dayanmayabilir. Korku yaratan paylaşımlar yerine bilimsel araştırmaları, uzman görüşlerini ve güvenilir kurumların açıklamalarını esas alın. Özellikle tek bir bileşeni veya teknolojiyi hedef alan kesin yargıları sorgulamadan benimsemeyin. Saklama koşullarına uyun, beslenmenizde çeşitliliği gözetin: Ürünlerin etiketlerinde belirtilen saklama koşullarına uyun ve soğukta tutulması gereken gıdaları uygun sıcaklıklarda muhafaza edin. Sağlıklı bir yaşam için gıda güvenliğinin yanı sıra dengeli ve çeşitli beslenmeye ve fiziksel aktiviteye de önem verin. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer’den Hollanda’da Kooperatifçilik İncelemesi Haber

Nilüfer’den Hollanda’da Kooperatifçilik İncelemesi

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve beraberindeki heyet, Hollanda’da gerçekleştirdikleri teknik gezi kapsamında Maastricht kentindeki Gedeelde Weelde Kooperatifi’ni ziyaret etti. Yerel üretimi destekleyen iyi uygulama örneklerini yerinde görmek amacıyla düzenlenen ziyarette, kooperatifin işleyişi, katılımcı yönetim yapısı ve doğrudan tedarik modeli incelendi. HEM TÜKETİCİ HEM ÇALIŞAN ORTAKLIĞI Gedeelde Weelde, 600’ün üzerinde hissedar yurttaş ve çalışanın ortaklığıyla yönetiliyor. Sermaye büyüklüğüne bakılmaksızın “bir kişi, bir oy” ilkesiyle kararların alındığı yapıda ortaklar; ürün tedarik ilkelerinden gelir paylaşımına kadar tüm yönetim süreçlerinde doğrudan söz sahibi oluyor. ARACISIZ ALIŞVERİŞ MODELİ Klasik tüketici kooperatiflerinden farklı olarak sadece ortaklarına değil, tüm kent sakinlerine ve ziyaretçilere açık olan mağazada herkes aynı adil fiyat politikasıyla alışveriş yapabiliyor. Raflarında yalnızca sertifikalı organik ve biyodinamik ürünlere yer veren kooperatifte, sıfır atık yaklaşımıyla tek kullanımlık ambalajlar kullanılıyor. Bünyesinde kafe ve atölye alanları da barındıran kooperatif, aynı zamanda mahalle sakinlerinin bir araya geldiği bir sosyal buluşma noktası işlevi görüyor. BAŞKAN ŞADİ ÖZDEMİR: “TOPLUMSAL DAYANIŞMAYI GÜÇLENDİRİYOR” Kooperatifin çalışma grupları ve gönüllülük esasına dayanan işleyişi hakkında bilgi alan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, ziyarete ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Nilüfer’de yerel üretimi desteklerken üreticilerle tüketiciler arasındaki bağı da güçlendirmek istiyoruz. Gedeelde Weelde’de insanların tüketici olmanın yanında ortak olarak karar süreçlerine katıldığı, gönüllü emekleriyle işleyişe katkı sunduğu bir model gördük. Üretimin, tüketimin ve sorumluluğun paylaşılması, kooperatifçiliğin toplumsal dayanışmayı güçlendiren yönünü ortaya koyuyor. Farklı kentlerdeki bu deneyimleri yerinde tanımayı, Nilüfer’deki çalışmalarımızı geliştirmek açısından önemsiyoruz.” Ziyarette heyet, yerel üreticinin korunması, kente sağlıklı ve sürdürülebilir gıda ulaştırılması ile kooperatif yönetiminde katılımcılık konularında deneyim paylaşımında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

197 Ülkede Gıdanın Geleceği Mercek Altına Alındı Haber

197 Ülkede Gıdanın Geleceği Mercek Altına Alındı

Araştırmaya göre pestisit kullanımından sera gazı emisyonlarına kadar pek çok alanda kapsamlı adımlar atılması gerekiyor. TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, ilerlemenin hızlanması halinde 2050’ye kadar hedeflere ulaşılabileceğini belirtti. Küresel hedeflere en çok yaklaşan ülkeler arasında ise Japonya ve Kanada yer aldı. İklim krizi, artan maliyetler ve doğal kaynakların tahribi; güvenilir, besleyici ve erişilebilir gıdaya ulaşmayı dünyanın en kritik sorunlarından biri haline getiriyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Johns Hopkins Üniversitesi, Cornell Üniversitesi ve Küresel Beslenmeyi İyileştirme İttifakı (GAIN) tarafından ortaklaşa yürütülen Gıda Sistemleri Geri Sayım Girişimi (FSCI) araştırması, dünya genelinde gıdanın üretimden tüketime uzanan yapısının 2030 hedeflerinin önemli ölçüde gerisinde kaldığını gösterdi. Gıda kaynaklı emisyonlar “sıfır” hedefine çok uzak Nature Food dergisinde yayınlanan araştırmada 197 ülke, beslenme ve sağlık, çevre ve doğal kaynaklar, geçim kaynakları, yoksulluk ve eşitlik, yönetim ve dayanıklılık olmak üzere beş ana alanda ve 44 gösterge üzerinden değerlendirildi. Bu kapsamda 22 göstergede küresel ortalama bakımından ilerleme kaydedildiği, 15 göstergede belirgin bir değişiklik yaşanmadığı, 7 göstergede ise tablonun kötüleştiği tespit edildi. Suya güvenli erişim, bilgiye erişim, kamu yönetiminin etkinliği ve tarımsal verimlilik olumlu gelişme kaydedilen alanlar arasında yer aldı. Sivil toplumun karar süreçlerine katılımı, kamu yönetiminde hesap verebilirlik, sağlıklı beslenmenin maliyeti, gıda güvencesizliği, pestisit kullanımı, ultra işlenmiş gıda satışları ve sera gazı emisyonları ise olumsuz yönde ilerledi. Araştırmada özellikle gıda kaynaklı sera gazı emisyonlarında bugünkü eğilimlerin devam etmesi durumunda hiçbir ülkenin ‘sıfır emisyon’ hedefine ulaşamayacağına dikkat çekildi. Japonya, İzlanda ve Kanada küresel gıda hedeflerinde öne çıktı Ülkelerin küresel hedeflere ne ölçüde yaklaştığı dünyanın farklı coğrafyaları açısından da değerlendirildi. Yeni Zelanda 14 göstergede Okyanusya’da, Tunus 16 göstergede Afrika’da, İzlanda 21 göstergede Avrupa’da, Kanada 17 göstergede Kuzey ve Güney Amerika’da, Japonya ise 16 kriterde Asya kıtasında hedeflenene en yakın sonuçları kaydetti. Hedeflere ulaşmak için gereken ilerleme hızı da coğrafyalara göre belirgin biçimde değişiyor. Afrika’nın gıda güvencesizliği, tarımsal su kullanımı, kamu idaresi ve çocuk işçiliğinin de aralarında bulunduğu 16 kriterde küresel ölçütleri yakalayabilmesi için her yıl yüzde 20’nin üzerinde iyileşme sağlaması gerekiyor. Avrupa’da ihtiyaç duyulan iyileşme oranları ise diğer bölgelere kıyasla daha düşük seviyede. “Hedeflere 2050’ye kadar ulaşmak mümkün” Araştırmayı değerlendiren TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, artan nüfusun, iklim değişikliğinin ve doğal kaynaklardaki tahribatın gıda ekosistemi üzerindeki yükü her geçen gün artırdığını belirterek şunları söyledi: “Gıda alanındaki başarıyı üretim miktarı tek başına belirlemiyor. Üretilen gıdanın güvenilir ve besleyici olması, tüketicinin bu gıdaya erişebilmesi, üretimde kullanılan suyun, enerjinin ve hammaddenin verimli yönetilmesi de büyük önem taşıyor. Araştırma, bütün bu konuların bir arada ele alınması gerektiğini ve bugüne kadar kaydedilen ilerlemenin 2030 hedefleri için yeterli olmadığını gösteriyor. Bugünden itibaren daha hızlı hareket edilirse hedeflerin büyük bölümüne 2050’ye kadar ulaşmak mümkün. Bunun için üretim ve tüketimi geleceğin ihtiyaçları doğrultusunda vakit kaybetmeden yeniden şekillendirmeliyiz.” Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesi ve gıda sanayisindeki uzmanlığının önemli bir avantaj sağladığını belirten Sidar, “Güçlü bir üretim altyapısına ve uzun yıllara dayanan sektör deneyimine sahibiz. Bu potansiyeli uzun vadeli politikalarla desteklediğimizde Türk gıda sanayisini iklim, tedarik ve fiyat dalgalanmalarına karşı daha dayanıklı hâle getirebiliriz” dedi. Gıda sektörünün paydaşları 12. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde buluşuyor Sidar, araştırmanın gündeme taşıdığı konuların TÜGİS ve Sürdürülebilirlik Akademisi iş birliğiyle düzenlenecek 12. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde sektörün farklı paydaşlarıyla birlikte değerlendirileceğini söyledi. “Gıdanın Geleceği için Dönüşüm” temasıyla 24 Aralık’ta Swissôtel The Bosphorus’ta gerçekleştirilecek zirvenin programında iklim krizi, gıda israfı, sürdürülebilir üretim, gıda ekonomisi, rejeneratif tarım ve tedarik zincirindeki dönüşüm gibi başlıklar yer alıyor. İş dünyası, kamu, akademi ve sivil toplum temsilcilerini buluşturacak zirvede, gıdanın geleceğine ilişkin çözüm önerileri ve yeni iş birliği imkanları paylaşılacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Banvit MBRF Dünya Limit Aşım Günü’nde Çocuklarla Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Buluştu Haber

Banvit MBRF Dünya Limit Aşım Günü’nde Çocuklarla Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Buluştu

Küresel Ayak İzi Ağı'nın (Global Footprint Network) verilerine göre bu yıl 30 Temmuz olarak açıklanan Dünya Limit Aşım Günü, insanlığın bir yıl içinde tükettiği doğal kaynakların, gezegenin aynı yıl içerisinde yeniden üretebileceği miktarı aştığı sınırı temsil ediyor. Bugün insanlık, doğanın yenileyebileceğinden yaklaşık %73 daha fazla kaynak tüketirken, Türkiye’nin ise 2026 yılı kaynaklarını 6 Haziran itibarıyla tükettiği raporlandı. Ortaya çıkan bu tablo, kaynakların verimli kullanılmasını, gıda israfının azaltılmasını ve sürdürülebilir adımların hızla hayata geçirilmesini kritik bir zorunluluk haline getiriyor. Çevreye duyarlı üretim anlayışını tüm iş süreçlerinin merkezine koyan Banvit MBRF ise, karbon ayak izini azaltma, su kaynaklarını koruma, geri dönüştürülebilir ambalaj tercihleri ve sıfır atık prensipleriyle doğaya olan sorumluluğunu yerine getiriyor. Şirket, kurumsal operasyonlarının yanı sıra toplumsal farkındalık projeleriyle de gıda israfının önüne geçmeyi hedefliyor. Dönüştüren eller sürdürülebilir gıda için bir araya geldi 2008 yılından bu yana sürdürdüğü Akıllı Çocuk Sofrası projesi kapsamında gıda israfı ve sorumlu tüketim bilinci konularında çocukların farkındalık düzeyini artırmak için çalışmalar yapan Banvit MBRF, KidZania İstanbul’daki Banvit Sürdürülebilir Gıda Merkezi’nde anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Dünya Limit Aşım Günü özelinde gerçekleştirilen “Dönüştüren Eller Atölyesi” buluşmasında çocuklar, öncelikle Banvit Sürdürülebilir Gıda Merkezi’ni ziyaret ederek, gıda israfı ve kaynakların sorumlu kullanımı hakkında bilgi edindiler. Ardından gerçekleştirilen atölyede organik atıkları kullanarak kendi mini kompostlarını hazırlayan çocuklar; dönüşümün, toprağa katkı sağlamanın ve doğayı korumanın önemini eğlenceli ve uygulamalı bir şekilde keşfederek sürdürülebilir tüketim yolculuğunda önemli bir adım attılar. Dünya Limit Aşım Günü kapsamında değerlendirmede bulunan Banvit MBRF Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Gökçe Uysal Kürer, geleceği çocuklarla birlikte dönüştürmenin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “İnsanlık olarak 30 Temmuz itibarıyla gezegenimizin bir yıllık doğal kaynak hakkını tüketmiş durumdayız. Türkiye’de ise bu sınırı ne yazık ki 6 Haziran’da aşarak geleceğimizden ödünç almaya başladık. Bu durum, kaynakları verimli kullanmayı ve gıda israfını önlemeyi hepimiz için bir tercih değil, hayati bir sorumluluk haline getiriyor. Biz de bu sorumluluğun bilinciyle, Banvit MBRF olarak tesislerimizdeki su geri kazanımından sıfır atık hedeflerimize kadar her adımda doğayı koruma bilinciyle hareket ediyoruz. Sürdürülebilirliğin kalıcı bir dönüşüme ulaşması ise ancak yeni nesillerin bu bilinci benimsemesiyle mümkün. 2008’den bu yana sürdürdüğümüz Akıllı Çocuk Sofrası projemiz ve geçtiğimiz yıl kapılarını açtığımız Banvit Sürdürülebilir Gıda Merkezi’miz ile çocuklarımıza gıdanın değerini ve sorumlu tüketimi öğretiyor, daha yaşanabilir bir dünyayı onlarla birlikte inşa ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer Belediyesi’nin İyi Uygulamaları Belediyecilik Forumu’nda Haber

Nilüfer Belediyesi’nin İyi Uygulamaları Belediyecilik Forumu’nda

Nilüfer Belediyesi, Türkiye Belediyeler Birliği tarafından Ankara’da düzenlenen Belediyecilik Forumu’na (BELFOR) katıldı. Belediyelerin yenilikçi ve başarılı uygulamalarının paylaşıldığı forumda, 700’ü aşkın başvuru arasından seçilen 225 iyi uygulama örneği yer aldı. Nilüfer Belediyesi de 2 gün boyunca gerçekleştirilen forum kapsamında sürdürülebilir kalkınma, sosyal belediyecilik, kapsayıcı istihdam, kültürel dönüşüm, katılımcı yönetişim ve sağlıklı gıda alanlarında hayata geçirdiği örnek uygulamaları sektör profesyonelleri ve yerel yönetim temsilcileriyle paylaştı. Forumun ilk gününde “Tarladan Sofraya Adil Bir Yolculuk: Hasanağa Gıda Merkezi” sunumuyla yerel üretim ve sürdürülebilir gıda sistemleri alanındaki yaklaşımını aktaran Nilüfer Belediyesi, “Birlikte Daha Güçlü: İş Koçu Destekli İstihdam Projesi” ile dezavantajlı bireylerin istihdama katılımını destekleyen sosyal kapsayıcı modelini tanıttı. Aynı gün gerçekleştirilen “Atölye Nilüfer: Kodlama ve Beceri Atölyeleri” sunumunda, sosyal belediyecilikte üretim odaklı yeni nesil hizmet anlayışı paylaşılırken, “Çok Fonksiyonlu Etkileşim Merkezi: Nilüfer Pancar Deposu” başlıklı oturumda ise kamusal mekânların çok amaçlı ve katılımcı biçimde dönüştürülmesine yönelik yenilikçi uygulamalar aktarıldı. İkinci günde gerçekleştirilen sunumda ise “Geleceğe Katılın: Sürdürülebilir Gençlik Katılımı ve Katılımcı Yönetişim Projesi” ile gençlerin karar alma süreçlerine etkin katılımını sağlayan yerel yönetişim modeli tanıtıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünya Bankası Tarım Ekonomisti Bora Sürmeli: Önümüzdeki 10 Yılda Gıda Talebi %30 Artacak Haber

Dünya Bankası Tarım Ekonomisti Bora Sürmeli: Önümüzdeki 10 Yılda Gıda Talebi %30 Artacak

Gıda zincirinin yeniden tasarlanmasına yönelik ortak vizyon ve strateji geliştirilmesi hedefiyle bu yıl 11’incisi düzenlenen ve “Gıdanın Geleceği İçin Dönüşüm” temasını ele alan Sürdürülebilir Gıda Zirvesi İstanbul’da gerçekleştirildi. Daha adil, sürdürülebilir, erişilebilir ve sağlıklı bir gıda sistemi için fikirlerin, iş birliklerinin ve inovasyonun gündeme taşındığı Zirve; akademi, finans, sanayi, iş dünyası, medya, KOBİ’ler ve sivil toplum kuruluşları da dahil olmak üzere sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirdi. Sürdürülebilir üretim, rekabetçilik, gıda arz güvenliği ve tüketiciyi doğru bilinçlendirme odağında sektörün dönüşümüne katkı sunan Türkiye gıda sanayisinin öncü kuruluşlarından Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS); gıdanın geleceğine çevresel, ekonomik ve toplumsal boyutlarıyla yaklaşan zirvenin düzenleyici ortaklarından biri olarak sektörün en önemli organizasyonlarından birisine daha imza attı. Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS), Sürdürülebilirlik Akademisi ile düzenlediği ve sorumlu bir gıda sistemi için yürütülen çalışmaların paylaşıldığı zirveyle gıda sektörünün yol haritasını tekrar gözler önüne sermiş oldu. “Devletler tarım ve gıda sektörüne yılda yaklaşık 650 milyar dolar aktarıyor” Zirve kapsamında düzenlenen “Yatırım Ufukları: Sürdürülebilir Gıdada Finansmanın Geleceği” oturumunda tarımsal desteklerin büyük ölçüde üretim artışına odaklandığını vurgulayan Dünya Bankası Tarım Ekonomisti Bora Sürmeli, günümüzde aynı çizgide ısrar etmenin iklim değişikliği, kaynakların sınırlılığı ve sağlıksız beslenmeyle birlikte ‘gizli maliyetleri’ büyüttüğünü kaydetti. Sürmeli, “Devletler tarım ve gıda sektörüne yılda yaklaşık 650 milyar dolar aktarıyor. Bu tutar son 20 yılda iki katına çıktı ama beklenen verimlilik ve istihdam artışını her zaman üretemiyoruz. Bulgularımız, verilen 1 dolar desteğin yalnızca 35 senti doğrudan üretim artışı ve verimliliğe yansıdığını gösteriyor. Asıl soru artık gıdayı ne kadar ürettiğimiz kadar, nasıl ürettiğimizdir. Suya ve toprağa gereken özeni göstermeden üretime devam edersek, bir noktadan sonra üretimi taşıyacak kaynaklarımız zayıflıyor” dedi. Küçük işletmeler küresel gıda ihtiyacının yaklaşık %80’ini karşılıyor Destek politikalarının yönünün yeniden değerlendirilmesi ve sürdürülebilirlik, verimlilik ve dayanıklılık hedefleriyle uyumlu hale gelmesi gerektiğini belirten Sürmeli, “Doğrudan çiftçiye ödeme ya da yalnızca üretime dönük destekler, teknolojiyle, bilgiyle ve akıllı tarım uygulamalarıyla buluşmadığında verimlilik artışına yeterince dönüşmüyor; aynı döngünün içinde dönüp dolaşıyoruz. Dünyada yaklaşık 500 milyon küçük ölçekli işletme küresel gıda ihtiyacının yaklaşık %80’ini karşılıyor. Önümüzdeki 10 yılda talebin %30 artacağı öngörülürken, bu işletmelerin üretime sağlıklı biçimde devam etmesini sağlayamazsak güvenli ve sürdürülebilir gıda arzını garanti altına alamayız. Geliştirdiğimiz ‘AgriConnect’ yaklaşımıyla değer zinciri içinde küçük çiftçiyi ve küçük işletmeleri güçlendirmeyi, dayanıklılığı artırmayı ve üretimin sürekliliğini güvence altına almayı hedefliyoruz” diye konuştu. Nevzat Artık: “Gıda israfını azaltmak; suyu, toprağı ve emeği korumaktır” “Riskten Dayanıklılığa: Güçlü ve İstikrarlı Tedarik Zincirleri İnşa Etmek” oturumunda konuşan TÜGİS Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nevzat Artık, gıda israfının iklim krizinin temel unsurlarından biri olduğunun altını çizdi. “Üretimi sınırsız artırabileceğimiz bir dünyada yaşamıyoruz; tarım arazileri azalıyor, nüfus artıyor” diyen Nevzat Artık, ekmek israfının bunun en görünür örneklerinden biri olduğunu belirtti. Artık, “Türkiye’de günde yaklaşık 4 milyon adet ekmek israf ediliyor, bu durum yıllık 2 milyon ton buğdayın dolaylı olarak boşa gitmesi anlamına geliyor. İsraf yalnızca evlerde değil, hizmet sektöründe de karşımıza çıkıyor. Özellikle toplu tüketim ve turizm bölgelerinde dikkatli olunması gerekiyor. Sonuçta gıda israfını azaltmak, yalnızca ‘çöpü azaltmak’ değildir; suyu, toprağı ve emeği korumak, iklim risklerini yönetmek ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini güçlendirmek demektir” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Muratbey’den Yapay Zekâ Temelli Sürdürülebilirlik Projesi: Kazandıran Peynirler Haber

Muratbey’den Yapay Zekâ Temelli Sürdürülebilirlik Projesi: Kazandıran Peynirler

Proje, gıda sektöründe tüketim sonrası atık yönetimini merkeze alan ilk örneklerden biri olacak. Kullanıcılar, Muratbey ambalajlarını geri dönüşüme atıp fotoğraf yükleyerek sistemde doğruladığında karbon puan kazanacak. Kazanılan puanlar, indirim veya hediye kartı olarak kullanılabilecek. Türkiye’nin yenilikçi peynir markası Muratbey, 60 yıla yaklaşan deneyimini, inovasyon, teknoloji ve çevre dostu üretim anlayışıyla birleştirerek, sürdürülebilir gıda ekosistemine liderlik etmeyi hedefliyor. Bu kapsamda geliştirilen Kazandıran Peynirler projesi, sürdürülebilir yaşamı teşvik eden ve geri dönüşüm alışkanlıklarını ödüllendiren dijital uygulama Waste Log üzerinden kullanıma açıldı. WasteLog Atık Bildir ( https://wastelog.co/indir ) uygulamasını indiren tüketiciler, en yakın geri dönüşüm kutusunu / alanını öğrenecek ve konumlarına en yakın kutuya ambalaj atıklarını atabilecek. Kullanıcılar, sisteme tanımlanan 28 Muratbey ürününün ambalajını geri dönüştürdüklerinde barkod okutma ve fotoğraf doğrulamasıyla karbon puanı kazanacak. Kazanılan puanlar, indirimler, hediye kartları gibi ödüllere dönüşecek.Böylece çevreye ve ekonomiye aynı anda fayda sağlanacak. Geri dönüşüm süreci yapay zekâyla izlenebilir hale gelecek Muratbey Gıda İletişim ve İş Geliştirme Direktörü Gülnur Uluğ, Kazandıran Peynirler projesini, sürdürülebilirlik vizyonu ve “Çevreye katkı kullanıcıya artı” sloganıyla hayata geçirdiklerini belirtti. Uluğ, şöyle devam etti: “Muratbey olarak yalnızca yüksek kaliteli ve yenilikçi ürünlerimizle değil, çevreye, topluma ve gelecek nesillere karşı taşıdığımız sorumluluk bilinciyle de fark yaratıyoruz. Bu vizyonun somut örneklerinden biri de Kazandıran Peynirler projesi oldu. Teknolojiyi, sürdürülebilirliği ve tüketici faydasını buluşturan bu öncü projeyle hem Türkiye’deki sürdürülebilirlik odaklı girişimcilik ekosistemine destek veriyor hem de tüketicileri çevreye duyarlı davranışın aktif bir parçası haline getiriyoruz. Çevre dostu üretim yaklaşımını güçlendirirken, tüketiciyi sürecin merkezine koyarak sorumluluğu paylaşan ve ödüllendiren bir model oluşturuyoruz. Ayrıca yapay zekâ destekli doğrulama sistemiyle geri dönüşüm süreci izlenebilir ve ölçümlenebilir hale geliyor. Gıda sektöründe tüketim sonrası atık yönetimini merkeze alan ilk örneklerden biri olan projemiz, Muratbey’in sürdürülebilirlik ekosistemindeki liderliğini kanıtlamaktadır.” Türkiye’de yıllık plastik ambalaj atığı 5,6 milyon ton Uluğ, Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) verilerine göre Türkiye’de 1 yılda oluşan 5,6 milyon tonun üzerinde plastik ambalaj atığının önemli kısmının geri dönüştürülemediğini belirtti. Uluğ, Kazandıran Peynirler projesinin çevresel sürdürülebilirliğe katkısına ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Bu proje kapsamında piyasaya sürmüş olduğumuz ambalajların yüzde 10’unu, ortalama 3 yıl içerisinde geri dönüşüme kazandırmayı hedefliyoruz. Böylece yaklaşık 108 ton CO₂ emisyonunun önlenmesi sağlanacak. Bu çevresel kazanım, yaklaşık 1 futbol sahası büyüklüğündeki bir ormanın yıllık karbon tutma kapasitesine eş değer bir fayda sağlamaktadır.” Muratbey’de hedef, daha iyi gıda, daha iyi gelecek Karbon ayak izini azaltacak yeni sistemler ve yerel üretici destek programlarını genişletmeyi planladıklarını belirten Uluğ, “Daha iyi gıdalar üretme vizyonumuzu, daha iyi bir gelecek hedefiyle birleştiriyoruz. Bilgi, inovasyon ve dayanışmayla ilerliyoruz. Çünkü dünyanın geleceğinin hepimizin ortak sorumluluğu olduğuna inanıyoruz.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.