Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürdürülebilir Kalkınma

Kapsül Haber Ajansı - Sürdürülebilir Kalkınma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilir Kalkınma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Rönesans Eğitim Vakfı’nın 2026-2027 Burs Başvuruları 15 Eylül’de Başlıyor Haber

Rönesans Eğitim Vakfı’nın 2026-2027 Burs Başvuruları 15 Eylül’de Başlıyor

Rönesans Eğitim Vakfı’nın (REV) 2026-2027 eğitim öğretim yılı Burs Programı başvuruları 15 Eylül’de başlıyor. Eğitimde fırsat eşitliğinin güçlendirilmesine katkı sağlamak amacıyla yürütülen programdan yararlanmak isteyen öğrenciler, başvurularını 15 Eylül-15 Ekim tarihleri arasında Vakfın çevrim içi başvuru sistemi üzerinden gerçekleştirebilecek. Burs programı kapsamında destek almaya hak kazanan üniversite öğrencilerine ekim-haziran dönemini kapsayan toplam 9 ay boyunca burs ödemesi yapılıyor. Bilginin üstünlüğüne olan inancıyla çalışmalarını sürdüren Rönesans Eğitim Vakfı; eğitimin farklı kademelerindeki çocukların ve gençlerin eğitim ve kişisel gelişimlerini destekleyen projeler hayata geçiriyor. Eğitimde fırsat eşitsizliklerinin azaltılmasına odaklanan Vakıf, burs ve eğitim programlarıyla Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda daha eşitlikçi ve kapsayıcı bir geleceğe katkı sunmayı amaçlıyor. GENÇLERE BURSUN ÖTESİNDE GELİŞİM DESTEĞİ Bugüne kadar 15 bin öğrenciye burs sağlayan ve bursiyerlerinin yüzde 50’si kız öğrencilerden oluşan REV Burs Programı, maddi eğitim desteği sağlamanın yanı sıra, tasarlanan online eğitim platformu ve gönüllülük çalışmalarıyla, gençlerin kişisel gelişimlerini de destekleyecek şekilde çok yönlü fırsatlar sunuyor. Her yıl burs programına katılan yüzlerce genç, kişisel gelişimleri için farklı alanlarda online eğitimler alırken, yaptıkları gönüllülük çalışmaları ile içinde yaşadıkları topluma da sosyal fayda sağlıyor. Burs programı farklılıkları gözeten kapsayıcı yaklaşımıyla gençlerin kendilerini geliştirmelerine ve geleceğe daha güçlü hazırlanmalarına katkıda bulunmayı hedefliyor. BAŞVURULAR 15 EKİM’E KADAR DEVAM EDECEK 2026-2027 eğitim öğretim yılı REV Burs Programı’na başvurular 15 Eylül-15 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilebilecek. Öğrenciler başvuru koşulları ve sürece ilişkin bilgilere basvuru.revakademi.org adresinden ulaşarak, başvurularını çevrim içi olarak tamamlayabilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerjisa Enerji, Elektrik Dağıtım Yatırımları için EBRD’den 207 Milyon Dolarlık Finansman Sağladı Haber

Enerjisa Enerji, Elektrik Dağıtım Yatırımları için EBRD’den 207 Milyon Dolarlık Finansman Sağladı

207 milyon ABD doları karşılığı Türk lirası tutarında ve 7 yıl vadeli olarak sağlanan kredi, Enerjisa Enerji’nin üç elektrik dağıtım bölgesi Başkent, AYEDAŞ ve Toroslar’da elektrik dağıtım şebekesinin geliştirilmesi ve modernizasyonuna yönelik yatırımlarda kullanılacak. Herkes için daha iyi bir gelecek vizyonuyla Türkiye’nin enerji dönüşümüne öncülük etmeyi hedefleyen Enerjisa Enerji, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile 207 milyon ABD doları karşılığı Türk lirası tutarında yeni bir kredi anlaşmasına imza attı. Türkiye’de 14 ilde 22 milyonu aşkın kullanıcıya elektrik dağıtım hizmeti sunan şirket, yeni finansmanla dağıtım şebekelerini geleceğin ihtiyaçlarına hazırlıyor. EBRD, Türkiye’de Elektrik Dağıtım Sektöründe ilk Avrupa Sürdürülebilir Kalkınma Fonu desteğini Enerjisa Enerji kredisinde aldı Enerjisa Enerji ile EBRD arasında uzun yıllara dayanan iş birliği daha da ileri bir boyuta taşındı. Yeni finansman, Avrupa Birliği’nin Avrupa Sürdürülebilir Kalkınma Fonu Plus (EFSD+) Hi Bar Garanti Programı’ndan yararlanacak. EFSD+ kapsamında sağlanan garanti, Türkiye’de elektrik dağıtım sektöründe EBRD aracılığıyla gerçekleştirilen bir krediye verilen ilk EFSD+ desteği olacak. ÖZSÜREKCİ: “GELECEĞİN ENERJİ SİSTEMİNİN TEMELİNDE GÜÇLÜ BİR DAĞITIM ALTYAPISI VAR” Enerjisa Enerji CEO’su Oğuzhan Özsürekci, anlaşmaya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Geleceğin enerji sisteminin temelinde güçlü bir dağıtım altyapısı var. Elektrifikasyonun hızlanması, yenilenebilir enerji kaynaklarının artan payı ve değişen tüketim alışkanlıklarıyla birlikte Şebekeler artık yalnızca enerjiyi taşıyan bir altyapı olmanın ötesine geçerek, enerji dönüşümünün kilit itici güçlerinden biri haline geliyor. Türkiye’nin lider elektrik dağıtım şirketi olarak ‘Herkes için daha iyi bir gelecek’ vizyonumuz doğrultusunda şebekelerimizi geleceğin ihtiyaçlarına hazırlıyor; daha güçlü, verimli ve dayanıklı bir enerji altyapısı için yatırımlarımızı sürdürüyoruz. EBRD ile gerçekleştirdiğimiz yeni finansman anlaşmasını bu uzun vadeli yatırım yaklaşımımızın önemli bir parçası olarak görüyoruz. Uluslararası finans kuruluşlarının Enerjisa Enerji’ye ve yatırım programımıza duyduğu güven, Türkiye’nin enerji altyapısına yönelik yatırımlarımızı daha güçlü bir şekilde sürdürmemize imkân sağlıyor. EBRD ile uzun yıllara dayanan iş birliğimizi büyütürken, ülkemizin enerji dönüşümüne katkı sağlayacak ve kullanıcılarımız için değer yaratacak yatırımları hayata geçirmeye devam edeceğiz.” ULBRİCH: “GÜÇLÜ KREDİBİLİTEMİZ UZUN VADELİ FİNANSMANA ERİŞİMİMİZİ DESTEKLİYOR” Enerjisa Enerji CFO’su Philipp Ulbrich, anlaşmaya ilişkin değerlendirmesinde şöyle konuştu: “207 milyon ABD doları karşılığı Türk lirası tutarında ve 7 yıl vadeli bu finansman, uzun vadeli ve çeşitlendirilmiş finansman stratejimizi yansıtıyor. Etkin borç yönetimimiz sayesinde kaldıraç seviyemizi sağlam ve sürdürülebilir bir düzeyde tutarken, güçlü bilanço yapımızı ve finansal esnekliğimizi korumaya devam ediyoruz. Şeffaf, öngörülebilir ve disiplinli finansal yönetim anlayışımız sayesinde uluslararası finans kuruluşları nezdindeki güçlü kredibilitemizi pekiştiriyor, bu ölçekte uzun vadeli finansman kaynaklarına rekabetçi fiyat seviyelerinde erişimimizi sürdürüyoruz. EBRD ile uzun yıllara dayanan iş birliğimizi daha da ileri taşımaktan memnuniyet duyuyoruz. Bu finansmanın Avrupa Birliği’nin Avrupa Sürdürülebilir Kalkınma Fonu Plus (EFSD+) garantisiyle desteklenmesi bizim için ayrıca kıymetli. EBRD ve Avrupa Birliği gibi güçlü uluslararası paydaşların destekleriyle, finansal istikrarımızı korurken Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlayan uzun vadeli yatırımlarımıza kararlılıkla devam ediyoruz.” EBRD Avrasya Enerji Direktörü Şule Kılıç ise imza töreninde görüşlerini ileterek; “Türkiye enerji dönüşümünü sürdürürken, elektrik şebekelerinin güçlendirilmesi giderek daha büyük önem kazanıyor. Enerjisa Enerji ile uzun yıllara dayanan ortaklığımız kapsamında, şebeke kapasitesini modernize edecek ve genişletecek, milyonlarca tüketici için hizmet kalitesini artıracak ve enerji dönüşümünün faydalarının ülke genelinde yaygın şekilde hissedilmesine katkıda bulunacak yatırımları destekliyoruz” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayer Türkiye’de Üst Düzey Atama Haber

Bayer Türkiye’de Üst Düzey Atama

André Santiago Silva, 1 Eylül 2026 itibarıyla Bayer İlaç Türkiye ve İran Ülke Grubu Başkanı olarak atandı. André Santiago Silva, 2023 yılından bu yana Bayer Türkiye’nin İlaç bölümüne liderlik eden ve Bayer’deki başarılı kariyerinin ardından emekliye ayrılacak olan Colin Tyrer’dan görevi devralıyor. Silva, yeni görevinde Bayer’in Türkiye’deki ilaç faaliyetlerine liderlik edecek; şirketin bilim ve inovasyon odağı doğrultusunda hastalar ve sağlık ekosistemi için değer yaratmaya yönelik çalışmalarını sürdürecek. Bu kapsamda Bayer ekiplerinin yanı sıra sağlık mesleği mensupları, ilgili kamu kurumları ve sektör paydaşlarıyla yürütülen ilişkilerin ve iş birliklerinin güçlendirilmesine odaklanacak. Silva ayrıca Bayer’in İran’daki ilaç operasyonlarını da yönetecek. Lisans ve yüksek lisans eğitimini Lizbon Üniversitesi’nde eczacılık alanında tamamlayan ve sağlık sektöründe 20 yılı aşkın deneyime sahip olan André Santiago Silva; Portekiz, Almanya ve Nordik ülkelerini kapsayan güçlü bir uluslararası liderlik geçmişine sahip. Silva son olarak Bayer Danimarka ve Norveç Ülke Müdürü olarak görev yaptı. Bu görevinde, organizasyona önemli bir dönüşüm sürecinde liderlik ederken sağlık ekosistemindeki güçlü iş birlikleri aracılığıyla hastaların yenilikçi tedavilere erişiminin artırılmasına katkıda bulundu. Silva, bu görevinden önce Bayer’de Global Marka Direktörü olarak çalıştı ve önemli markaların küresel stratejilerinin oluşturulmasında rol aldı. André Santiago Silva atamasına ilişkin şunları söyledi: “Bayer Türkiye’ye katıldığım ve deneyimli ekiplerimizle birlikte çalışma fırsatı bulduğum için büyük memnuniyet duyuyorum. Türkiye, güçlü bilimsel birikimi ve gelişmiş sağlık ekosistemiyle Bayer açısından önemli bir ülke. Önümüzdeki dönemde, bugüne kadar elde edilen başarıları ve oluşturulan güçlü temeli daha da ileri taşımayı hedefliyoruz. Sağlık mesleği mensupları, kamu kurumları ve sektör paydaşlarıyla uzun yıllara dayanan ilişkilerimizi ve iş birliklerimizi güçlendirerek sürdürmeye; bilim ve inovasyon odağımız doğrultusunda hastalar ve sağlık sistemi için değer yaratmaya devam edeceğiz. Bu süreçte Bayer Türkiye’nin köklü deneyiminden ve ekiplerimizin uzmanlığından güç alarak ülkemizde sağlık alanındaki gelişime katkı sunmayı sabırsızlıkla bekliyorum.” Bayer Hakkında Bayer, sağlık ve beslenme ile ilgili yaşam bilimleri alanlarında uzmanlaşmış küresel bir şirkettir. "Herkes için Sağlık, Sıfır Açlık" misyonu doğrultusunda, artan ve yaşlanan küresel nüfus nedeniyle çağımızın önemli sorunlarına ürün ve hizmetleriyle çözüm sunmaya katkıda bulunarak insanlara ve yaşadığımız gezegene destek olmayı amaçlamaktadır. Sürdürülebilir kalkınma ilkelerine bağlı olan şirket, faaliyet gösterdiği alanlarda olumlu etki yaratma konusunda kararlıdır. Bayer Grup, aynı zamanda inovasyon ve büyüme yoluyla değer yaratmayı ve kâr etme gücünü artırmayı hedeflemektedir. Bayer markası tüm dünyada güveni, kaliteyi ve güvenilirliği temsil etmektedir. 2025 mali yılı itibarıyla yaklaşık 88 bin çalışana ve 45,6 milyar Avro satış cirosuna sahip olan Bayer’in Ar-Ge harcaması ise 5,8 milyar Avro düzeyindedir. Daha fazla bilgiye www.bayer.com.tr adresinden ulaşabilirsiniz Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GDV Çalıştayında Güvenli ve Sürdürülebilir Geri Dönüş İçin Yol Haritası Haber

GDV Çalıştayında Güvenli ve Sürdürülebilir Geri Dönüş İçin Yol Haritası

Ulusal ve uluslararası düzeyde akademisyen, uzman ve sivil toplum temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen organizasyonda, bölgesel göç hareketlerinin ortak sorumluluk ve küresel iş birliği gerektirdiği vurgulandı. İki gün süren oturumların ardından açıklanan kapanış deklerasyonunda; geri dönüş süreçlerindeki hukuki ve bürokratik engellerin azaltılması, sınır ötesi koordinasyonun güçlendirilmesi ve ülkeler arasında düzenli veri paylaşım ağlarının kurulmasının kritik öneme sahip olduğu belirtildi. Çalıştay çıktılarında geri dönüş bölgelerinin sosyo-ekonomik açıdan desteklenmesi gerektiğine dikkat çekilerek şu temel öncelikler sıralandı: Sürdürülebilir Kalkınma: Geri dönüş bölgelerinde istihdamın artırılması, bölgesel finansman mekanizmalarının oluşturulması ve yerel ekonominin canlandırılması. Toplumsal Uyum ve Mülkiyet Hakları: Yerel istikrarın korunması, mülkiyet haklarının yasal güvence altına alınması ve dönen bireylere yönelik psikososyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi. Kalıcı İş Birliği Ağları: Kamu kurumları, akademi, düşünce kuruluşları ve STK’lar arasında gelecekteki göç krizlerini etkin yönetebilecek kurumsal ağların tesisi. Akademik Dünyadan Güçlü Destek Organizasyonun moderasyon ve bilimsel katkı süreçlerinde akademik alandan önemli isimler yer aldı. Çalıştaylara moderatörlükleriyle yön veren Nihal Unus Kocaağa, Doç. Dr. Hülya Yiğit Özüdoğru, Doç. Dr. Kürşat Tutar, Doç. Dr. Levent Ersin Orallı ve Dr. Damla Taşkın başta olmak üzere, tüm konuşmacı ve raportörlerin katkılarıyla elde edilen verilerin uygulanabilir kamu politikalarına dönüştürülmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

COP31 Türkiye Buluşmaları – Gaziantep Toplantısı Düzenlendi Haber

COP31 Türkiye Buluşmaları – Gaziantep Toplantısı Düzenlendi

Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da yapılacak COP31 Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’ne hazırlık çalışmaları kapsamında gerçekleştirilen program, GAİB Hizmet Binası Konferans Salonu’nda yapıldı. Yaklaşık 200 ülkenin katılımıyla düzenlenecek zirvede ülkeler iklim anlaşmalarına ilişkin müzakereler yürütecek. Toplantıya, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı ve COP31 Operasyon Yönetimi Baş Yöneticisi (COO) Burak Demiralp’in yanı sıra protokol üyeleri, kamu kurumları, özel sektör ve akademi temsilcileri ile ilgili paydaşlar katıldı. BAŞKAN ŞAHİN, GAZİANTEP BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NİN 12 YILLIK ÇALIŞMALARINI AKTARDI Programda Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, COP31’in önemi ve zirveye yönelik hazırlık çalışmaları hakkında sunum yaptı. Başkan Şahin, “Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın başarıda kara tahtaya yazdığı ‘Oku, düşün’ dediği; kıymetli hocalarımızın, ‘Uygulama ve neticelendirme’ dediği biziz, yani bu Türkiye Yüzyılı Belediyeciliği” sözleriyle yerel yönetimlerin uygulamadaki rolüne dikkat çekti. Başkan Şahin, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin COP31’e yönelik hazırlık sürecini, bu kapsamda belirlenen prensipleri ve 2014 yılından bu yana hayata geçirilen yatırımları katılımcılara aktardı. Şahin ayrıca kenti daha dirençli hale getirme hedefi doğrultusunda yürütülen projeler ile sıfır atık, ulaşımda yeşil dönüşüm ve atık yönetimi başta olmak üzere çevre alanında hayata geçirilen çalışmaları anlattı. COP31’DE GAZİANTEP MUTFAĞI ULUSLARARASI MİSAFİRLERE TANITILACAK Bakan Yardımcısı Burak Demiralp, COP31 kapsamında Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Mutfak Sanatları Merkezi’nin (MSM) de bir restoranla yer alacağını ifade etti. Demiralp, restoran aracılığıyla uluslararası katılımcıların yanı sıra sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve yatırımcıların da Gaziantep mutfağını tanıma fırsatı bulacağını belirtti. DEMİRALP: “BAŞKAN ŞAHİN, ‘BAŞARILI BİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI NASIL OLUR?’ BİZE GÖSTERDİ Toplantıda konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı ve COP31 Operasyon Yönetimi Baş Yöneticisi Burak Demiralp, Gaziantep’in üretim ve girişimcilik kültürüyle Türkiye’nin ekonomik geleceğinde önemli bir yere sahip olduğunu belirterek şunları ifade etti: “Başkan Şahin, ‘Başarılı bir büyükşehir belediye başkanı nasıl olur?’ bize kendisi burada gösterdi. Bugün Türkiye Çevre ve İklim Politikaları’nı geliştirmekte ve uygulama yönünden küresel camiada takip edilen bir konuma erişmiştir. Bu başarının arkasında Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya konan 2053 Net-Sıfır ve Yeşil Kalkınma Vizyonu yatmaktadır. Bununla birlikte sınırları aşarak küresel bir çevre hareketine dönüşen Sıfır Atık Seferberliği, çevreye duyarlı, somut adımlarımızın en büyük sivil ve toplumsal örneği olmuştur.” BİZ FARKINDALIĞI ARTIRMAK İÇİN BUGÜN GAZİANTEP’İMİZE GELDİK Demiralp, konuşmasında COP31 sürecindeki eylem gündemleri arasında yeşil sanayinin önemli bir yer tuttuğunu belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yeşil Kalkınma Hareketi bugün sanayimiz açısından yalnızca çevresel bir yükümlülük değil, yeni pazarlara erişmenin, finansman imkanlarını geliştirmenin ve uluslararası rekabet gücünü korumanın önemli araçlarından biri haline gelmiştir. Türkiye olarak bu önemli bir uluslararası sorumluluğu üstleniyoruz. Biz farkındalığı arttırmak için bugün Gaziantep’imize geldik. Gaziantep, birçok kültürün ve medeniyeti bir arada bulunduran, tarihi zenginliklerle dolu devasa bir sanayi ve ticaret alanı sahip olan bu şehir COP31 operasyonları süreçlerinde destekçilerimizden bir tanesi de olacaktır. Ben burada Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanımıza teşekkür ediyorum.” GÜL: BU HAYATTAKİ ÖDEVLERİMİZDEN BİRİSİ EMANET ALDIĞIMIZ ÇEVREYİ BİZDEN SONRAKİ NESİLLERE SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE DEVRETMEK AK Parti Grup Başkan Vekili ve Gaziantep Milletvekili Abdulhamit Gül ise Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı uluslararası organizasyonlarla küresel ölçekteki etkinliğini artırdığını belirterek şunları ifade etti: “Burada da en büyük pay güçlü liderliğiyle, kararlı duruşuyla Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, bunun en önemli sebeplerinden birisi. Emanet olarak aldığımız çevrenin bizden sonraki nesillere de güçlü, sağlıklı bir şekilde bırakma gibi bir ödevimiz var. Yani bu hayattaki ödevlerimizden birisi emanet aldığımız bu çevreyi bizden sonraki nesillere çok sağlıklı bir şekilde devretme. Böyle bir görevi ve çok önemli bir misyonu ifade ediyoruz. Özellikle Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin de Sıfır Atık Projesi bu çevre hareketi de insanlık için çok önemli bir misyon üstlenmiştir. Gaziantep'imize de Büyükşehir Belediye Başkanımız Değerli Fatma Şahin Başkanımızın ortaya koyduğu vizyon çalışmalar çok kıymetli.” ÇEBER: İL OLARAK BİZ COP31’E HAZIRLANIYORUZ, HAZIR OLACAĞIZ VE EN ÇOK DESTEK VERENLERDEN BİRİ OLACAĞIZ Gaziantep Valisi Kemal Çeber ise Başkan Fatma Şahin’in iklim ve çevre konusundaki şehir vizyonunu başarılı şekilde anlattığını belirterek şöyle konuştu: “İl olarak biz COP31'e hazırlanıyoruz, hazır olacağız ve en çok destek verenlerden biri olacağız, onu vaat ediyoruz, bu konuda bize liderlik yapar ve bu liderliğiyle de Türkiye Yüzyıl’ı denildiğinde neyi anlatmak istediğini daha iyi anlamamıza gayret etmemiz gereken Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonuna teşekkür ediyorum. Emine Hanımefendi bu konuların mihmandarlığını yapıyor. Bütün dünyanın gözü burada olacak. Orada Gaziantep'in harika bir standı, gastronomi merkezlerinden birisi olarak yeri olacak. Burada Fatma Başkan'ın gayreti var. Gaziantep stant olarak da bu ülkelerin önünde olacak.” Konuşmaların ardından İklim Değişikliği Başkanı ve COP31 İklim Diplomasisi Başyetkilisi Prof. Dr. Halil Hasar, COP31 Operasyon Yönetimi Koordinatörü Halil Erdoğan ve COP31 Green Zone İşbirliği Direktörü Elif Avşar, katılımcılara COP31 hazırlık sürecine ilişkin sunum yaptı. Öte yandan kamu kurumları, özel sektör temsilcileri, akademisyenler ve ilgili paydaşların katıldığı toplantıda iklim değişikliğiyle mücadele, sürdürülebilir kalkınma hedefleri ve COP31 hazırlık süreci ele alındı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“SHE by Driventure” Programı Hayata Geçiyor Haber

“SHE by Driventure” Programı Hayata Geçiyor

Program katılımcılarına kendi girişimlerini kurmak veya mevcut girişimlere ortak olabilmek için ihtiyaç duydukları uygulamalı eğitim ve uzman mentorluk desteği sunulacak. Ford Otosan’ın kurumsal girişim sermayesi şirketi Driventure, Turkishe platformu iş birliğiyle kadınların girişimcilik ekosisteminde kurucu veya ortak olarak daha fazla yer almasını desteklemek üzere “SHE by Driventure” programını hayata geçiriyor. Tamamen online olarak düzenlenecek ve tüm Türkiye'den katılıma açık olacak program kapsamında, 18-27 yaş aralığındaki üniversite öğrencileri, yeni mezunlar veya kariyerinin başındaki kadınlardan oluşan 60 katılımcıya eğitim verilecek. Katılımcılar başvuru aşamasında mobilite, sürdürülebilirlik ve endüstri 4.0 alanları arasından kendi önceliklerini belirleyecek. Sonraki aşamada, katılımcılar ilgi ve yetenek profillerine uygun ekiplere dahil edilecekler. Program, coğrafi ve sosyoekonomik engelleri ortadan kaldırarak fırsat eşitliğini önceliklendiren kapsayıcı yapısı, kapsamlı içeriği ve mentorluk rehberliği ile genç kadınlara girişimcilik yolculuklarında güçlü bir destek olacak. Ekipler, program başlangıcında mobilite, endüstri 4.0 ve sürdürülebilirlik ana odak alanları arasından birini seçerek bu alanda çözüm geliştirmeye odaklanacak. Fikirden uygulanabilir ürün aşamasına uzanan bu yolculuk, tamamen uygulamalı öğrenme ilkesiyle tasarlandı. Program katılımcıları her eğitim modülünü kendi projeleri üzerinde uygulayarak girişimlerin kuruluş ve yönetimine ilişkin yeteneklerini güçlendirme olanağı bulacak. Program kapsamında sektör uzmanlarının yanı sıra gönüllü Ford Otosan uzmanları, katılımcılara haftalık olarak düzenli mentorluk desteği verecek. “SHE by Driventure” programı, Ford Otosan’ın kadınların teknoloji, inovasyon ve üretimde daha güçlü bir şekilde yer almasına yönelik uzun soluklu vizyonundan ilham alıyor. Gelecek Hayalim ile binlerce genç kadının potansiyelini destekleyen bu yaklaşım, şimdi girişimcilik ekosisteminde yeni bir sayfa açıyor. “SHE by Driventure”; üniversite öğrencisi ve yeni mezun genç kadınların fikirlerini girişime dönüştürmeleri, kurucu veya ortak olarak hayata geçirmeleri için onları bilgi, mentorluk ve ilhamla destekliyor. Driventure’ın girişimcilik ekosistemini güçlendirmeye yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Gembox AŞ Genel Müdürü İlknur İlkyaz Gül, SHE by Driventure” programının ekosisteme daha fazla kadın kurucu kazandırma hedefi açısından önemli bir adım olduğunun altını çiziyor. Gül, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları dile getiriyor: “Driventure olarak girişimcilik ekosisteminde edindiğimiz deneyim, kadınların güçlü fikir ve yetkinliklere sahip olmalarına rağmen girişimlerde kurucu veya ortak rolüne sahip kadın sayısının beklenen düzeyde olmadığını ortaya koyuyor. Bu durum da bize potansiyeli ve güçlü fikirleri olan kadınların kurucu ya da ortak rollerinde yer almaları için erken aşamada daha fazla desteklenmeleri gerektiğini gösteriyor. Küresel ölçekte kadın kurucuların girişim sermayesi yatırımlarından aldığı payın hâlâ çok sınırlı olması, Türkiye’de de kadın kurucu ve ortak temsilinin güçlendirilmesi ihtiyacını ortaya koyuyor. “SHE by Driventure”ı bu içgörüyle; genç kadınlara eğitim, mentorluk ve uygulamalı girişimcilik deneyimi sunarak onları ekosistemde kurucu veya ortak rollerine hazırlamak amacıyla hayata geçiriyoruz.” Turkishe platformunun kurucusu Asiye Bahar Tabanlı ise bugün dünya genelinde girişim sermayesi yatırımlarının %2'sinden azının kadın kurucuların şirketlerine gittiğini; Türkiye'de de yeni kurulan şirketlerde kadın ortak payının hâlâ %15-17 bandında olduğuna değindi. Bunun temel nedeni olarak da genç kadınların fikir aşamasındayken ihtiyaç duydukları bilgiye, çevreye ve onları cesaretlendiren desteğe ulaşamamasının altını çizerek şu görüşleri dile getiriyor: “SHE by Driventure programı ile bu boşluğu dolduruyor; genç kadınların fikirlerini geliştirip güçlü bir başlangıç yapabildiği sürdürülebilir bir öğrenme topluluğu inşa ediyoruz. Çünkü daha fazla kadın kurucu, daha güçlü bir ekonomi ve daha fazla yenilik demek." Eğitim, mentorluk ve uygulamalı çalışmaların sonucunda ekipler, hazırlayacakları projeleri ocak ayında düzenlenmesi planlanan Demo Day etkinliğinde sergileyecek. İlk üçe giren projeler ise sırasıyla 100 bin TL, 75 bin TL ve 50 bin TL ile ödüllendirilecek. “SHE by Driventure” programı, Birleşmiş Milletler'in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ndan (SKA) “Kaliteli Eğitim”, “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği”, “Eşitsizliklerin Azaltılması” ve “Amaçlar için Ortaklıklar” hedefleriyle tam uyum olarak tasarlandı. Teknoloji ve mobilite alanında ekonomik bir katma değer yaratacak olan program, işe alım süreçlerinden çok önce keşfedilen, donanımlı genç kadınlardan oluşan güçlü bir kurucu havuzunu da Türkiye’ye kazandırarak girişimcilik ekosisteminin gelişimine destek olacak. Başvuruların 6 Eylül’e kadar alınacağı program hakkında detaylı bilgilere https://driventure.vc/she-by-driventure/adresinden ulaşılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dedeman İstanbul, Dünyanın Genç Coğrafyacılarını Buluşturan 22. Uluslararası Coğrafya Olimpiyatı’na Ev Sahipliği Yapıyor Haber

Dedeman İstanbul, Dünyanın Genç Coğrafyacılarını Buluşturan 22. Uluslararası Coğrafya Olimpiyatı’na Ev Sahipliği Yapıyor

Uluslararası Coğrafya Birliği çatısı altında, Türk Coğrafya Kurumu tarafından düzenlenen 22. Uluslararası Coğrafya Olimpiyatı – International Geography Olympiad (iGeo), 11–17 Ağustos 2026 tarihleri arasında Dedeman İstanbul’un ev sahipliğinde gerçekleştirildi. 1996 yılında 5 ülkenin katılımıyla ve iki yılda bir düzenlenerek başlayan iGeo, yıllar içinde dünyanın önemli uluslararası gençlik ve bilim organizasyonlarından biri haline geldi. Günümüzde her yıl gerçekleştirilen olimpiyat, 2026 yılında 50 ülkeden 16–19 yaş aralığındaki 184 öğrenciyi İstanbul’da bir araya getirerek tarihinin en yüksek katılımına ulaştı. Yalnızca akademik bir yarışma olmanın ötesinde küresel bir bilim diplomasisi ve sürdürülebilir gelecek platformu niteliği taşıyan iGeo; gençlerin coğrafya bilimine ilgisini artırmayı, dünyanın karşı karşıya olduğu küresel sorunları bilimsel bir perspektifle değerlendirmelerini sağlamayı ve farklı ülkelerden gençler arasında kültürlerarası anlayış ile dostluğu güçlendirmeyi amaçlıyor. Bilgiden Saha Deneyimine Uzanan Uluslararası Bir Olimpiyat Dünyanın farklı coğrafyalarından İstanbul’a gelen gençler, olimpiyat boyunca teorik bilgilerinin yanı sıra analiz, yorumlama, problem çözme ve gerçek dünya sorunlarına coğrafi yöntemlerle yaklaşma becerilerini ortaya koyuyor. Olimpiyat; yüzde 40 ağırlığa sahip yazılı test, yüzde 40 ağırlığa sahip saha çalışması ve yüzde 20 ağırlığa sahip multimedya testi olmak üzere üç ana bölümden oluşuyor. Yazılı sınavda fiziki ve beşeri coğrafyadan çevresel coğrafya ve coğrafi tekniklere uzanan geniş bir alan değerlendirilirken; saha çalışmasında öğrenciler gözlem, veri toplama, haritalama, analiz ve raporlama gerçekleştiriyor. Multimedya testinde ise uydu görüntüleri, fotoğraflar, videolar, grafikler ve tematik haritalar üzerinden öğrencilerin veri analizi ve coğrafi muhakeme becerileri değerlendiriliyor. İklim krizi, sürdürülebilir kalkınma, kentleşme ve afet riskleri gibi dünyanın geleceğini doğrudan ilgilendiren konulara bilimsel bakış kazandıran organizasyon, gençleri yalnızca başarılı öğrenciler olarak değil, geleceğin karar alıcıları ve değişim liderleri olarak konumlandırıyor. Türkiye ise iGeo’ya dördüncü kez katıldı. Bir yıllık sınav ve eğitim sürecinin ardından belirlenen dört öğrenci Türkiye’yi temsil ediyor. Milli takım öğrencilerinin belirlenme süreci TÜBİTAK Ulusal Coğrafya Olimpiyatı kapsamında yürütülüyor. Türkiye, 2025 yılında Tayland’da gerçekleştirilen olimpiyattan dört bronz madalyayla dönmüştü. iGeo 2026’nın Merkez Üssü Dedeman İstanbul Oldu 50 ülkeden gelen 184 genç yarışmacının yanı sıra 100 takım lideri ve gözlemcinin yer aldığı organizasyonda Dedeman İstanbul; konaklama, sınavlar ve ana törenlerin tek çatı altında gerçekleştirildiği operasyonel merkez görevini üstlendi. Olimpiyat süresince her gün farklı bir programa ev sahipliği yapan Dedeman İstanbul; yazılı ve multimedya sınavlarından açılış törenine, uluslararası delegasyonların konaklamasından sosyal buluşmalara kadar organizasyonun ana merkezi olarak konumlanıyor. Gayrettepe’deki merkezi konumuyla saha çalışmaları ve kent içindeki programlara erişim açısından avantaj sağlayan otel; farklı ülkelerden gelen katılımcıların kültürel ve beslenme ihtiyaçlarına uygun hizmet altyapısı, güvenli yaşam alanları ve operasyonel kapasitesiyle dünyanın dört bir yanından gelen gençleri ve uluslararası delegasyonları aynı çatı altında buluşturuyor. Bu uluslararası buluşma, 60. yılını kutlayan Dedeman’ın altmış yıldır farklı ülkelerden ve kültürlerden misafirleri aynı çatı altında buluşturan köklü misafirperverlik anlayışının da anlamlı bir yansıması oldu. Dedeman Hospitality Yönetim Kurulu Üyesi Banu Dedeman, iGeo 2026’nın açılışında yaptığı konuşmada Dedeman’ın 60 yıllık misafirperverlik mirası ile olimpiyatın kültürlerarası buluşma misyonu arasındaki bağı şu sözlerle ifade etti: “Dedeman ailesi olarak 60 yıldır dünyanın farklı ülkelerinden, farklı kültürlerinden insanları aynı çatı altında ağırlıyoruz. Bu yıllar bana çok basit bir şey öğretti: Dünya büyük olabilir. İnsanlar birbirlerini tanıdıkça dünya küçülür. Sanırım coğrafyanın en güzel tarafı da tam olarak bu. Her büyük yolculuk bir soruyla başlar: Bu çizginin ötesinde ne var? Diğer tarafta kimler yaşıyor? Dünya neden böyle? Bu soruları sormaktan asla vazgeçmeyin. Coğrafya yalnızca nerede olduğumuzu bilmek değil, nereye ait olduğumuzu anlamaktır. Farklı ülkelerden, kültürlerden ve dillerden gelen gençleri bir arada gördüğümde, bu sorunun cevabının aslında çok güzel olduğunu düşünüyorum: Hepimiz aynı dünyaya aitiz. Bundan yirmi yıl sonra, bu olimpiyatta yanıtladığınız her soruyu hatırlamayabilirsiniz. Burada tanıştığınız insanları hatırlayacaksınız. İstanbul’u hatırlayacaksınız. Umarım dünyanın bir anda nasıl biraz daha küçük hissettirdiğini de hatırlayacaksınız. Dedeman, 60 yıldır kapılarından dünyanın dört bir yanından insanları ağırlıyor. Bu akşam ise o kapılar sizin. Meraklı olun, cesur olun, sınırların ötesine bakın. İstanbul’dan sonra hayat sizi nereye götürürse götürsün, dünyayı ve birbirinizi keşfetmekten asla vazgeçmeyin.” İstanbul Dünya Coğrafya Camiasını Ağırladı iGeo 2026’nın İstanbul’da düzenlenmesi, kentin uluslararası coğrafya dünyası açısından önemli bir döneme ev sahipliği yapmasıyla da örtüşüyor. 17–21 Ağustos 2026 tarihleri arasında Uluslararası Bölgesel Coğrafya Konferansı’nın İstanbul Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenecek olması, olimpiyatın İstanbul’da gerçekleştirilmesinde önemli rol oynadı. İki organizasyonun birlikte düzenlenmesi, coğrafya camiasında geçmişten gelen bir geleneği sürdürüyor. iGeo 2026 ile İstanbul, genç coğrafyacılardan uluslararası akademisyenlere uzanan geniş bir topluluğun buluşma noktası oluyor. Organizasyon, Türkiye’nin bilim, eğitim ve gençliğe verdiği önemin uluslararası ölçekte görünürlüğüne katkı sağlarken; İstanbul’un bilim diplomasisi ve akademik iş birliklerindeki konumunu da güçlendiriyor. Yarışmaların yanı sıra açılış ve kapanış etkinlikleri, kültürel gezi ve poster sunumlarının yer aldığı programın ardından öğrenci ve takım liderlerinden oluşan bir grup Kapadokya’yı ziyaret ederek Türkiye’nin kültürel ve coğrafi zenginliklerini yakından tanıma fırsatı bulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Trabzon, UNESCO Gastronomi Şehri Olma Yolunda Haber

Trabzon, UNESCO Gastronomi Şehri Olma Yolunda

Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı Gastronomi Şehri adaylık sürecinde, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç'in ev sahipliğinde düzenlenen basın toplantısında şehrin gastronomi vizyonu paylaşıldı. Toplantıda, UNESCO adaylığının yalnızca bir unvan hedefi olmadığı vurgulandı. Trabzon'un yüzlerce yıllık gastronomi mirasını uluslararası ölçekte görünür kılacak, kültürel mirası ekonomik değere dönüştürecek stratejik bir kalkınma vizyonu olduğu ifade edildi. Trabzon'un tarih boyunca İpek Yolu'nun Karadeniz'e açılan kapısı olduğu belirtildi. Deniz, yayla, dağ ve orman kültürünün aynı sofrada buluştuğu kendine özgü mutfak yapısıyla dünyanın sayılı gastronomi miraslarından birini oluşturduğu ifade edildi. Hamsi kültürü, mısır temelli mutfak geleneği, fermente ürünler ve yayla süt ürünleriyle şekillenen Trabzon mutfağının özgün yapısı; coğrafi işaretli ürünleri, köklü işletmeleri ve yaşayan üretim kültürüyle birlikte değerlendirildi. Ayrıca Mehmet Akif Şen'in 'Gelenekten Geleceğe Trabzon Mutfağı (Kültürel Değerler ve Geleneksel Lezzetler)' adlı eserinin bu mirasın kayıt altına alınmasında önemli bir kaynak olduğu belirtildi. Toplantıda, Trabzon'un Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenen 15 coğrafi işaretli ürüne sahip olduğu ifade edildi. Bunlardan 9'unun gastronomi alanında bulunduğu aktarıldı. Akçaabat Köftesi, Trabzon Kuymağı, Vakfıkebir Ekmeği, Vakfıkebir Külek Peyniri, Tonya Tereyağı, Hamsiköy Sütlacı, Sürmene Pidesi, Arsin Foşa Fındığı ve Yomra Elması'nın yalnızca yöresel ürünler değil, aynı zamanda Trabzon'un kültürel hafızasını ve üretim gücünü temsil eden önemli ekonomik değerler olduğu aktarıldı. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, "Bu adaylık bir tanıtım kampanyası değil, Trabzon'un yüzlerce yıllık gastronomi mirasını dünya kültür haritasına taşıyacak bir kültür diplomasisi hamlesidir. Hedefimiz yalnızca UNESCO unvanını almak değil; gastronomiyi turizmden tarıma, yerel üretimden kültürel mirasa kadar uzanan sürdürülebilir kalkınma modelinin merkezine yerleştirmektir. Trabzon'u yalnızca doğal ve tarihi güzellikleriyle değil, mutfağıyla da dünyanın tercih edilen destinasyonlarından biri haline getirmeyi amaçlıyoruz." dedi. Başkan Genç, adaylık sürecinin temel anlatısının "Trabzon Mutfağı Ömür Uzatır" olduğunu belirterek, bunun bilimsel verilerle desteklenen bir yaklaşım olduğunu ifade etti. TÜİK verilerine göre Trabzon'un, 80,3 yıllık doğuşta beklenen yaşam süresiyle Türkiye'nin en uzun yaşam beklentisine sahip ili olduğunu belirten Genç, Karadeniz beslenme kültürünün modern uzun ömür araştırmalarıyla örtüştüğünü ve Trabzon'un UNESCO ağına "Karadeniz Uzun Ömür Kodu" kavramını kazandırmayı hedeflediğini aktardı. Toplantıda Trabzon mutfağının bilimsel envanterinin hazırlanacağı açıklandı. Dijital gastronomi arşivinin oluşturulacağı, Trabzon Gastronomi Akademisi'nin kurulacağı, her yıl uluslararası Trabzon Gastronomi Festivali'nin düzenleneceği ve UNESCO Gastronomi Şehirleri arasında ortak projelerin geliştirileceği ifade edildi. UNESCO Gastronomi Şehri unvanının Trabzon'un uluslararası turizm rotalarındaki görünürlüğünü artıracağı vurgulandı. Gastronomi odaklı seyahatleri güçlendireceği ve yerli-yabancı ziyaretçi sayısına katkı sağlayacağı; bunun da konaklama, yeme-içme, tarım, yerel üretim, lojistik, perakende ve hizmet sektörlerinde ekonomik hareketliliği artıracağı ifade edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.