Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürdürülebilir Kalkınma

Kapsül Haber Ajansı - Sürdürülebilir Kalkınma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilir Kalkınma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

COP31 Türkiye Buluşmaları – Gaziantep Toplantısı Düzenlendi Haber

COP31 Türkiye Buluşmaları – Gaziantep Toplantısı Düzenlendi

Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da yapılacak COP31 Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’ne hazırlık çalışmaları kapsamında gerçekleştirilen program, GAİB Hizmet Binası Konferans Salonu’nda yapıldı. Yaklaşık 200 ülkenin katılımıyla düzenlenecek zirvede ülkeler iklim anlaşmalarına ilişkin müzakereler yürütecek. Toplantıya, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı ve COP31 Operasyon Yönetimi Baş Yöneticisi (COO) Burak Demiralp’in yanı sıra protokol üyeleri, kamu kurumları, özel sektör ve akademi temsilcileri ile ilgili paydaşlar katıldı. BAŞKAN ŞAHİN, GAZİANTEP BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NİN 12 YILLIK ÇALIŞMALARINI AKTARDI Programda Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, COP31’in önemi ve zirveye yönelik hazırlık çalışmaları hakkında sunum yaptı. Başkan Şahin, “Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın başarıda kara tahtaya yazdığı ‘Oku, düşün’ dediği; kıymetli hocalarımızın, ‘Uygulama ve neticelendirme’ dediği biziz, yani bu Türkiye Yüzyılı Belediyeciliği” sözleriyle yerel yönetimlerin uygulamadaki rolüne dikkat çekti. Başkan Şahin, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin COP31’e yönelik hazırlık sürecini, bu kapsamda belirlenen prensipleri ve 2014 yılından bu yana hayata geçirilen yatırımları katılımcılara aktardı. Şahin ayrıca kenti daha dirençli hale getirme hedefi doğrultusunda yürütülen projeler ile sıfır atık, ulaşımda yeşil dönüşüm ve atık yönetimi başta olmak üzere çevre alanında hayata geçirilen çalışmaları anlattı. COP31’DE GAZİANTEP MUTFAĞI ULUSLARARASI MİSAFİRLERE TANITILACAK Bakan Yardımcısı Burak Demiralp, COP31 kapsamında Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Mutfak Sanatları Merkezi’nin (MSM) de bir restoranla yer alacağını ifade etti. Demiralp, restoran aracılığıyla uluslararası katılımcıların yanı sıra sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve yatırımcıların da Gaziantep mutfağını tanıma fırsatı bulacağını belirtti. DEMİRALP: “BAŞKAN ŞAHİN, ‘BAŞARILI BİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI NASIL OLUR?’ BİZE GÖSTERDİ Toplantıda konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı ve COP31 Operasyon Yönetimi Baş Yöneticisi Burak Demiralp, Gaziantep’in üretim ve girişimcilik kültürüyle Türkiye’nin ekonomik geleceğinde önemli bir yere sahip olduğunu belirterek şunları ifade etti: “Başkan Şahin, ‘Başarılı bir büyükşehir belediye başkanı nasıl olur?’ bize kendisi burada gösterdi. Bugün Türkiye Çevre ve İklim Politikaları’nı geliştirmekte ve uygulama yönünden küresel camiada takip edilen bir konuma erişmiştir. Bu başarının arkasında Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya konan 2053 Net-Sıfır ve Yeşil Kalkınma Vizyonu yatmaktadır. Bununla birlikte sınırları aşarak küresel bir çevre hareketine dönüşen Sıfır Atık Seferberliği, çevreye duyarlı, somut adımlarımızın en büyük sivil ve toplumsal örneği olmuştur.” BİZ FARKINDALIĞI ARTIRMAK İÇİN BUGÜN GAZİANTEP’İMİZE GELDİK Demiralp, konuşmasında COP31 sürecindeki eylem gündemleri arasında yeşil sanayinin önemli bir yer tuttuğunu belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yeşil Kalkınma Hareketi bugün sanayimiz açısından yalnızca çevresel bir yükümlülük değil, yeni pazarlara erişmenin, finansman imkanlarını geliştirmenin ve uluslararası rekabet gücünü korumanın önemli araçlarından biri haline gelmiştir. Türkiye olarak bu önemli bir uluslararası sorumluluğu üstleniyoruz. Biz farkındalığı arttırmak için bugün Gaziantep’imize geldik. Gaziantep, birçok kültürün ve medeniyeti bir arada bulunduran, tarihi zenginliklerle dolu devasa bir sanayi ve ticaret alanı sahip olan bu şehir COP31 operasyonları süreçlerinde destekçilerimizden bir tanesi de olacaktır. Ben burada Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanımıza teşekkür ediyorum.” GÜL: BU HAYATTAKİ ÖDEVLERİMİZDEN BİRİSİ EMANET ALDIĞIMIZ ÇEVREYİ BİZDEN SONRAKİ NESİLLERE SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE DEVRETMEK AK Parti Grup Başkan Vekili ve Gaziantep Milletvekili Abdulhamit Gül ise Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı uluslararası organizasyonlarla küresel ölçekteki etkinliğini artırdığını belirterek şunları ifade etti: “Burada da en büyük pay güçlü liderliğiyle, kararlı duruşuyla Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, bunun en önemli sebeplerinden birisi. Emanet olarak aldığımız çevrenin bizden sonraki nesillere de güçlü, sağlıklı bir şekilde bırakma gibi bir ödevimiz var. Yani bu hayattaki ödevlerimizden birisi emanet aldığımız bu çevreyi bizden sonraki nesillere çok sağlıklı bir şekilde devretme. Böyle bir görevi ve çok önemli bir misyonu ifade ediyoruz. Özellikle Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin de Sıfır Atık Projesi bu çevre hareketi de insanlık için çok önemli bir misyon üstlenmiştir. Gaziantep'imize de Büyükşehir Belediye Başkanımız Değerli Fatma Şahin Başkanımızın ortaya koyduğu vizyon çalışmalar çok kıymetli.” ÇEBER: İL OLARAK BİZ COP31’E HAZIRLANIYORUZ, HAZIR OLACAĞIZ VE EN ÇOK DESTEK VERENLERDEN BİRİ OLACAĞIZ Gaziantep Valisi Kemal Çeber ise Başkan Fatma Şahin’in iklim ve çevre konusundaki şehir vizyonunu başarılı şekilde anlattığını belirterek şöyle konuştu: “İl olarak biz COP31'e hazırlanıyoruz, hazır olacağız ve en çok destek verenlerden biri olacağız, onu vaat ediyoruz, bu konuda bize liderlik yapar ve bu liderliğiyle de Türkiye Yüzyıl’ı denildiğinde neyi anlatmak istediğini daha iyi anlamamıza gayret etmemiz gereken Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonuna teşekkür ediyorum. Emine Hanımefendi bu konuların mihmandarlığını yapıyor. Bütün dünyanın gözü burada olacak. Orada Gaziantep'in harika bir standı, gastronomi merkezlerinden birisi olarak yeri olacak. Burada Fatma Başkan'ın gayreti var. Gaziantep stant olarak da bu ülkelerin önünde olacak.” Konuşmaların ardından İklim Değişikliği Başkanı ve COP31 İklim Diplomasisi Başyetkilisi Prof. Dr. Halil Hasar, COP31 Operasyon Yönetimi Koordinatörü Halil Erdoğan ve COP31 Green Zone İşbirliği Direktörü Elif Avşar, katılımcılara COP31 hazırlık sürecine ilişkin sunum yaptı. Öte yandan kamu kurumları, özel sektör temsilcileri, akademisyenler ve ilgili paydaşların katıldığı toplantıda iklim değişikliğiyle mücadele, sürdürülebilir kalkınma hedefleri ve COP31 hazırlık süreci ele alındı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“SHE by Driventure” Programı Hayata Geçiyor Haber

“SHE by Driventure” Programı Hayata Geçiyor

Program katılımcılarına kendi girişimlerini kurmak veya mevcut girişimlere ortak olabilmek için ihtiyaç duydukları uygulamalı eğitim ve uzman mentorluk desteği sunulacak. Ford Otosan’ın kurumsal girişim sermayesi şirketi Driventure, Turkishe platformu iş birliğiyle kadınların girişimcilik ekosisteminde kurucu veya ortak olarak daha fazla yer almasını desteklemek üzere “SHE by Driventure” programını hayata geçiriyor. Tamamen online olarak düzenlenecek ve tüm Türkiye'den katılıma açık olacak program kapsamında, 18-27 yaş aralığındaki üniversite öğrencileri, yeni mezunlar veya kariyerinin başındaki kadınlardan oluşan 60 katılımcıya eğitim verilecek. Katılımcılar başvuru aşamasında mobilite, sürdürülebilirlik ve endüstri 4.0 alanları arasından kendi önceliklerini belirleyecek. Sonraki aşamada, katılımcılar ilgi ve yetenek profillerine uygun ekiplere dahil edilecekler. Program, coğrafi ve sosyoekonomik engelleri ortadan kaldırarak fırsat eşitliğini önceliklendiren kapsayıcı yapısı, kapsamlı içeriği ve mentorluk rehberliği ile genç kadınlara girişimcilik yolculuklarında güçlü bir destek olacak. Ekipler, program başlangıcında mobilite, endüstri 4.0 ve sürdürülebilirlik ana odak alanları arasından birini seçerek bu alanda çözüm geliştirmeye odaklanacak. Fikirden uygulanabilir ürün aşamasına uzanan bu yolculuk, tamamen uygulamalı öğrenme ilkesiyle tasarlandı. Program katılımcıları her eğitim modülünü kendi projeleri üzerinde uygulayarak girişimlerin kuruluş ve yönetimine ilişkin yeteneklerini güçlendirme olanağı bulacak. Program kapsamında sektör uzmanlarının yanı sıra gönüllü Ford Otosan uzmanları, katılımcılara haftalık olarak düzenli mentorluk desteği verecek. “SHE by Driventure” programı, Ford Otosan’ın kadınların teknoloji, inovasyon ve üretimde daha güçlü bir şekilde yer almasına yönelik uzun soluklu vizyonundan ilham alıyor. Gelecek Hayalim ile binlerce genç kadının potansiyelini destekleyen bu yaklaşım, şimdi girişimcilik ekosisteminde yeni bir sayfa açıyor. “SHE by Driventure”; üniversite öğrencisi ve yeni mezun genç kadınların fikirlerini girişime dönüştürmeleri, kurucu veya ortak olarak hayata geçirmeleri için onları bilgi, mentorluk ve ilhamla destekliyor. Driventure’ın girişimcilik ekosistemini güçlendirmeye yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Gembox AŞ Genel Müdürü İlknur İlkyaz Gül, SHE by Driventure” programının ekosisteme daha fazla kadın kurucu kazandırma hedefi açısından önemli bir adım olduğunun altını çiziyor. Gül, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları dile getiriyor: “Driventure olarak girişimcilik ekosisteminde edindiğimiz deneyim, kadınların güçlü fikir ve yetkinliklere sahip olmalarına rağmen girişimlerde kurucu veya ortak rolüne sahip kadın sayısının beklenen düzeyde olmadığını ortaya koyuyor. Bu durum da bize potansiyeli ve güçlü fikirleri olan kadınların kurucu ya da ortak rollerinde yer almaları için erken aşamada daha fazla desteklenmeleri gerektiğini gösteriyor. Küresel ölçekte kadın kurucuların girişim sermayesi yatırımlarından aldığı payın hâlâ çok sınırlı olması, Türkiye’de de kadın kurucu ve ortak temsilinin güçlendirilmesi ihtiyacını ortaya koyuyor. “SHE by Driventure”ı bu içgörüyle; genç kadınlara eğitim, mentorluk ve uygulamalı girişimcilik deneyimi sunarak onları ekosistemde kurucu veya ortak rollerine hazırlamak amacıyla hayata geçiriyoruz.” Turkishe platformunun kurucusu Asiye Bahar Tabanlı ise bugün dünya genelinde girişim sermayesi yatırımlarının %2'sinden azının kadın kurucuların şirketlerine gittiğini; Türkiye'de de yeni kurulan şirketlerde kadın ortak payının hâlâ %15-17 bandında olduğuna değindi. Bunun temel nedeni olarak da genç kadınların fikir aşamasındayken ihtiyaç duydukları bilgiye, çevreye ve onları cesaretlendiren desteğe ulaşamamasının altını çizerek şu görüşleri dile getiriyor: “SHE by Driventure programı ile bu boşluğu dolduruyor; genç kadınların fikirlerini geliştirip güçlü bir başlangıç yapabildiği sürdürülebilir bir öğrenme topluluğu inşa ediyoruz. Çünkü daha fazla kadın kurucu, daha güçlü bir ekonomi ve daha fazla yenilik demek." Eğitim, mentorluk ve uygulamalı çalışmaların sonucunda ekipler, hazırlayacakları projeleri ocak ayında düzenlenmesi planlanan Demo Day etkinliğinde sergileyecek. İlk üçe giren projeler ise sırasıyla 100 bin TL, 75 bin TL ve 50 bin TL ile ödüllendirilecek. “SHE by Driventure” programı, Birleşmiş Milletler'in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ndan (SKA) “Kaliteli Eğitim”, “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği”, “Eşitsizliklerin Azaltılması” ve “Amaçlar için Ortaklıklar” hedefleriyle tam uyum olarak tasarlandı. Teknoloji ve mobilite alanında ekonomik bir katma değer yaratacak olan program, işe alım süreçlerinden çok önce keşfedilen, donanımlı genç kadınlardan oluşan güçlü bir kurucu havuzunu da Türkiye’ye kazandırarak girişimcilik ekosisteminin gelişimine destek olacak. Başvuruların 6 Eylül’e kadar alınacağı program hakkında detaylı bilgilere https://driventure.vc/she-by-driventure/adresinden ulaşılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dedeman İstanbul, Dünyanın Genç Coğrafyacılarını Buluşturan 22. Uluslararası Coğrafya Olimpiyatı’na Ev Sahipliği Yapıyor Haber

Dedeman İstanbul, Dünyanın Genç Coğrafyacılarını Buluşturan 22. Uluslararası Coğrafya Olimpiyatı’na Ev Sahipliği Yapıyor

Uluslararası Coğrafya Birliği çatısı altında, Türk Coğrafya Kurumu tarafından düzenlenen 22. Uluslararası Coğrafya Olimpiyatı – International Geography Olympiad (iGeo), 11–17 Ağustos 2026 tarihleri arasında Dedeman İstanbul’un ev sahipliğinde gerçekleştirildi. 1996 yılında 5 ülkenin katılımıyla ve iki yılda bir düzenlenerek başlayan iGeo, yıllar içinde dünyanın önemli uluslararası gençlik ve bilim organizasyonlarından biri haline geldi. Günümüzde her yıl gerçekleştirilen olimpiyat, 2026 yılında 50 ülkeden 16–19 yaş aralığındaki 184 öğrenciyi İstanbul’da bir araya getirerek tarihinin en yüksek katılımına ulaştı. Yalnızca akademik bir yarışma olmanın ötesinde küresel bir bilim diplomasisi ve sürdürülebilir gelecek platformu niteliği taşıyan iGeo; gençlerin coğrafya bilimine ilgisini artırmayı, dünyanın karşı karşıya olduğu küresel sorunları bilimsel bir perspektifle değerlendirmelerini sağlamayı ve farklı ülkelerden gençler arasında kültürlerarası anlayış ile dostluğu güçlendirmeyi amaçlıyor. Bilgiden Saha Deneyimine Uzanan Uluslararası Bir Olimpiyat Dünyanın farklı coğrafyalarından İstanbul’a gelen gençler, olimpiyat boyunca teorik bilgilerinin yanı sıra analiz, yorumlama, problem çözme ve gerçek dünya sorunlarına coğrafi yöntemlerle yaklaşma becerilerini ortaya koyuyor. Olimpiyat; yüzde 40 ağırlığa sahip yazılı test, yüzde 40 ağırlığa sahip saha çalışması ve yüzde 20 ağırlığa sahip multimedya testi olmak üzere üç ana bölümden oluşuyor. Yazılı sınavda fiziki ve beşeri coğrafyadan çevresel coğrafya ve coğrafi tekniklere uzanan geniş bir alan değerlendirilirken; saha çalışmasında öğrenciler gözlem, veri toplama, haritalama, analiz ve raporlama gerçekleştiriyor. Multimedya testinde ise uydu görüntüleri, fotoğraflar, videolar, grafikler ve tematik haritalar üzerinden öğrencilerin veri analizi ve coğrafi muhakeme becerileri değerlendiriliyor. İklim krizi, sürdürülebilir kalkınma, kentleşme ve afet riskleri gibi dünyanın geleceğini doğrudan ilgilendiren konulara bilimsel bakış kazandıran organizasyon, gençleri yalnızca başarılı öğrenciler olarak değil, geleceğin karar alıcıları ve değişim liderleri olarak konumlandırıyor. Türkiye ise iGeo’ya dördüncü kez katıldı. Bir yıllık sınav ve eğitim sürecinin ardından belirlenen dört öğrenci Türkiye’yi temsil ediyor. Milli takım öğrencilerinin belirlenme süreci TÜBİTAK Ulusal Coğrafya Olimpiyatı kapsamında yürütülüyor. Türkiye, 2025 yılında Tayland’da gerçekleştirilen olimpiyattan dört bronz madalyayla dönmüştü. iGeo 2026’nın Merkez Üssü Dedeman İstanbul Oldu 50 ülkeden gelen 184 genç yarışmacının yanı sıra 100 takım lideri ve gözlemcinin yer aldığı organizasyonda Dedeman İstanbul; konaklama, sınavlar ve ana törenlerin tek çatı altında gerçekleştirildiği operasyonel merkez görevini üstlendi. Olimpiyat süresince her gün farklı bir programa ev sahipliği yapan Dedeman İstanbul; yazılı ve multimedya sınavlarından açılış törenine, uluslararası delegasyonların konaklamasından sosyal buluşmalara kadar organizasyonun ana merkezi olarak konumlanıyor. Gayrettepe’deki merkezi konumuyla saha çalışmaları ve kent içindeki programlara erişim açısından avantaj sağlayan otel; farklı ülkelerden gelen katılımcıların kültürel ve beslenme ihtiyaçlarına uygun hizmet altyapısı, güvenli yaşam alanları ve operasyonel kapasitesiyle dünyanın dört bir yanından gelen gençleri ve uluslararası delegasyonları aynı çatı altında buluşturuyor. Bu uluslararası buluşma, 60. yılını kutlayan Dedeman’ın altmış yıldır farklı ülkelerden ve kültürlerden misafirleri aynı çatı altında buluşturan köklü misafirperverlik anlayışının da anlamlı bir yansıması oldu. Dedeman Hospitality Yönetim Kurulu Üyesi Banu Dedeman, iGeo 2026’nın açılışında yaptığı konuşmada Dedeman’ın 60 yıllık misafirperverlik mirası ile olimpiyatın kültürlerarası buluşma misyonu arasındaki bağı şu sözlerle ifade etti: “Dedeman ailesi olarak 60 yıldır dünyanın farklı ülkelerinden, farklı kültürlerinden insanları aynı çatı altında ağırlıyoruz. Bu yıllar bana çok basit bir şey öğretti: Dünya büyük olabilir. İnsanlar birbirlerini tanıdıkça dünya küçülür. Sanırım coğrafyanın en güzel tarafı da tam olarak bu. Her büyük yolculuk bir soruyla başlar: Bu çizginin ötesinde ne var? Diğer tarafta kimler yaşıyor? Dünya neden böyle? Bu soruları sormaktan asla vazgeçmeyin. Coğrafya yalnızca nerede olduğumuzu bilmek değil, nereye ait olduğumuzu anlamaktır. Farklı ülkelerden, kültürlerden ve dillerden gelen gençleri bir arada gördüğümde, bu sorunun cevabının aslında çok güzel olduğunu düşünüyorum: Hepimiz aynı dünyaya aitiz. Bundan yirmi yıl sonra, bu olimpiyatta yanıtladığınız her soruyu hatırlamayabilirsiniz. Burada tanıştığınız insanları hatırlayacaksınız. İstanbul’u hatırlayacaksınız. Umarım dünyanın bir anda nasıl biraz daha küçük hissettirdiğini de hatırlayacaksınız. Dedeman, 60 yıldır kapılarından dünyanın dört bir yanından insanları ağırlıyor. Bu akşam ise o kapılar sizin. Meraklı olun, cesur olun, sınırların ötesine bakın. İstanbul’dan sonra hayat sizi nereye götürürse götürsün, dünyayı ve birbirinizi keşfetmekten asla vazgeçmeyin.” İstanbul Dünya Coğrafya Camiasını Ağırladı iGeo 2026’nın İstanbul’da düzenlenmesi, kentin uluslararası coğrafya dünyası açısından önemli bir döneme ev sahipliği yapmasıyla da örtüşüyor. 17–21 Ağustos 2026 tarihleri arasında Uluslararası Bölgesel Coğrafya Konferansı’nın İstanbul Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenecek olması, olimpiyatın İstanbul’da gerçekleştirilmesinde önemli rol oynadı. İki organizasyonun birlikte düzenlenmesi, coğrafya camiasında geçmişten gelen bir geleneği sürdürüyor. iGeo 2026 ile İstanbul, genç coğrafyacılardan uluslararası akademisyenlere uzanan geniş bir topluluğun buluşma noktası oluyor. Organizasyon, Türkiye’nin bilim, eğitim ve gençliğe verdiği önemin uluslararası ölçekte görünürlüğüne katkı sağlarken; İstanbul’un bilim diplomasisi ve akademik iş birliklerindeki konumunu da güçlendiriyor. Yarışmaların yanı sıra açılış ve kapanış etkinlikleri, kültürel gezi ve poster sunumlarının yer aldığı programın ardından öğrenci ve takım liderlerinden oluşan bir grup Kapadokya’yı ziyaret ederek Türkiye’nin kültürel ve coğrafi zenginliklerini yakından tanıma fırsatı bulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Trabzon, UNESCO Gastronomi Şehri Olma Yolunda Haber

Trabzon, UNESCO Gastronomi Şehri Olma Yolunda

Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı Gastronomi Şehri adaylık sürecinde, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç'in ev sahipliğinde düzenlenen basın toplantısında şehrin gastronomi vizyonu paylaşıldı. Toplantıda, UNESCO adaylığının yalnızca bir unvan hedefi olmadığı vurgulandı. Trabzon'un yüzlerce yıllık gastronomi mirasını uluslararası ölçekte görünür kılacak, kültürel mirası ekonomik değere dönüştürecek stratejik bir kalkınma vizyonu olduğu ifade edildi. Trabzon'un tarih boyunca İpek Yolu'nun Karadeniz'e açılan kapısı olduğu belirtildi. Deniz, yayla, dağ ve orman kültürünün aynı sofrada buluştuğu kendine özgü mutfak yapısıyla dünyanın sayılı gastronomi miraslarından birini oluşturduğu ifade edildi. Hamsi kültürü, mısır temelli mutfak geleneği, fermente ürünler ve yayla süt ürünleriyle şekillenen Trabzon mutfağının özgün yapısı; coğrafi işaretli ürünleri, köklü işletmeleri ve yaşayan üretim kültürüyle birlikte değerlendirildi. Ayrıca Mehmet Akif Şen'in 'Gelenekten Geleceğe Trabzon Mutfağı (Kültürel Değerler ve Geleneksel Lezzetler)' adlı eserinin bu mirasın kayıt altına alınmasında önemli bir kaynak olduğu belirtildi. Toplantıda, Trabzon'un Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenen 15 coğrafi işaretli ürüne sahip olduğu ifade edildi. Bunlardan 9'unun gastronomi alanında bulunduğu aktarıldı. Akçaabat Köftesi, Trabzon Kuymağı, Vakfıkebir Ekmeği, Vakfıkebir Külek Peyniri, Tonya Tereyağı, Hamsiköy Sütlacı, Sürmene Pidesi, Arsin Foşa Fındığı ve Yomra Elması'nın yalnızca yöresel ürünler değil, aynı zamanda Trabzon'un kültürel hafızasını ve üretim gücünü temsil eden önemli ekonomik değerler olduğu aktarıldı. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, "Bu adaylık bir tanıtım kampanyası değil, Trabzon'un yüzlerce yıllık gastronomi mirasını dünya kültür haritasına taşıyacak bir kültür diplomasisi hamlesidir. Hedefimiz yalnızca UNESCO unvanını almak değil; gastronomiyi turizmden tarıma, yerel üretimden kültürel mirasa kadar uzanan sürdürülebilir kalkınma modelinin merkezine yerleştirmektir. Trabzon'u yalnızca doğal ve tarihi güzellikleriyle değil, mutfağıyla da dünyanın tercih edilen destinasyonlarından biri haline getirmeyi amaçlıyoruz." dedi. Başkan Genç, adaylık sürecinin temel anlatısının "Trabzon Mutfağı Ömür Uzatır" olduğunu belirterek, bunun bilimsel verilerle desteklenen bir yaklaşım olduğunu ifade etti. TÜİK verilerine göre Trabzon'un, 80,3 yıllık doğuşta beklenen yaşam süresiyle Türkiye'nin en uzun yaşam beklentisine sahip ili olduğunu belirten Genç, Karadeniz beslenme kültürünün modern uzun ömür araştırmalarıyla örtüştüğünü ve Trabzon'un UNESCO ağına "Karadeniz Uzun Ömür Kodu" kavramını kazandırmayı hedeflediğini aktardı. Toplantıda Trabzon mutfağının bilimsel envanterinin hazırlanacağı açıklandı. Dijital gastronomi arşivinin oluşturulacağı, Trabzon Gastronomi Akademisi'nin kurulacağı, her yıl uluslararası Trabzon Gastronomi Festivali'nin düzenleneceği ve UNESCO Gastronomi Şehirleri arasında ortak projelerin geliştirileceği ifade edildi. UNESCO Gastronomi Şehri unvanının Trabzon'un uluslararası turizm rotalarındaki görünürlüğünü artıracağı vurgulandı. Gastronomi odaklı seyahatleri güçlendireceği ve yerli-yabancı ziyaretçi sayısına katkı sağlayacağı; bunun da konaklama, yeme-içme, tarım, yerel üretim, lojistik, perakende ve hizmet sektörlerinde ekonomik hareketliliği artıracağı ifade edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

VakıfBank’ın aktif büyüklüğü yıllık bazda yüzde 28 artışla 5,8 trilyon TL’yi aştı Haber

VakıfBank’ın aktif büyüklüğü yıllık bazda yüzde 28 artışla 5,8 trilyon TL’yi aştı

Türkiye’nin halka açık en büyük bankası VakıfBank, 2026 yılı ikinci çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. Güçlü bilanço yapısını koruyan VakıfBank’ın aktif büyüklüğü yıllık bazda yüzde 28 artarak 5,8 trilyon TL seviyesine yükseldi. Aynı dönemde Bankanın özkaynakları yıllık bazda yüzde 43 artışla 353 milyar TL’ye, toplam mevduatı ise 3,6 trilyon TL’ye ulaştı. Güçlü sermaye ve fonlama yapısını koruyan VakıfBank, yılın ilk yarısında 39,6 milyar TL vergi öncesi kâr ve 30 milyar TL net dönem kârı elde etti. Nakdi kredilerini yüzde 35 artışla 3,3 trilyon TL’ye, gayrinakdi kredilerini ise yüzde 34 artışla 1 trilyon TL’nin üzerine taşıyan VakıfBank’ın nakdi ve gayrinakdi krediler aracılığıyla ekonomiye sağladığı toplam desteği 4,3 trilyon TL’ye ulaştı. “Kaynağı değere, değeri ise sürdürülebilir kalkınmaya dönüştürmek önceliğimiz” Türkiye ekonomisinin üretim gücünü desteklediklerini belirten VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, “Kalkınma odaklı değer bankacılığı vizyonu doğrultusunda, uluslararası piyasalardan sağladığımız kaynaklarla ülkemizin üretimine, ihracatına ve istihdamına kesintisiz finansman sunmayı sürdürüyoruz. Reel sektörümüzün yatırım iştahını güçlendirmeyi ve sürdürülebilir büyümesine katkı sağlamayı en temel önceliklerimiz arasında görüyoruz. Uluslararası piyasalardan temin ettiğimiz kaynak tutarı ve çeşitliliği ise yalnızca Bankamızın finansal gücünü değil, aynı zamanda Türkiye ekonomisine duyulan güveni de teyit ediyor” dedi. “Kadınlarımıza, genç girişimcilerimize, yeşil dönüşüme ve deprem bölgesinin yeniden yapılanmasına uluslararası finansman desteği” VakıfBank’ın üreten Türkiye’nin güçlü destekçisi olduğunu belirten Arslan, “Kaynaklarımızı ülkemizin üretim kapasitesini, ihracatını, istihdamını ve yatırımlarını destekleyen alanlara yönlendirmeye devam ediyoruz. Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) ile hayata geçirdiğimiz uzun vadeli finansman iş birliği sayesinde, deprem bölgesinde afetlere dayanıklı ve enerji verimli konutların yanı sıra eğitim ve sağlık altyapısının yeniden inşasına katkı sağlayacak yatırımları destekliyoruz. Deprem bölgesinin ekonomik olarak yeniden ayağa kaldırılmasını yalnızca bir yeniden yapılanma süreci değil, aynı zamanda ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin önemli bir parçası olarak görüyoruz. Bu doğrultuda, uluslararası kalkınma kuruluşlarıyla önümüzdeki dönemde gerçekleştirilecek yeni uzun vadeli finansman programlarıyla depremden etkilenen bölgelerin ekonomik ve sosyal dayanıklılığını daha da güçlendirecek adımlar atmayı sürdüreceğiz. Deprem bölgesinin yeniden güçlendirilmesinden reel sektörün yeşil dönüşümünün desteklenmesine, kadın ve genç girişimcilerin finansmana erişiminin artırılmasından enerji verimliliği yatırımlarına kadar geniş bir alanda ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasına katkı sağlamaya devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de kalkınmaya değer katan yenilikçi finansman modelleri geliştirmeyi sürdürecek; ülkemizin kalkınma yolculuğunda yalnızca finansman sağlayan bir banka değil, aynı zamanda büyümeye yön veren güvenilir bir çözüm ortağı olmaya devam edeceğiz” ifadelerinde bulundu. Yurt dışı kaynak teminindeki güçlü performans devam etti VakıfBank, uluslararası piyasalardan sağladığı uzun vadeli ve uygun maliyetli kaynaklarla fonlama yapısını çeşitlendirerek güçlendirmeye devam etti. Dünya Bankası Grubu bünyesinde faaliyet gösteren IBRD ve MIGA garantileri kapsamında sağladığı iki farklı fonlama işleminin, bir diğer uluslararası finans kuruluşu olan AIIB ile gerçekleştirdiği uzun vadeli finansmanın ve Türk bankacılık tarihinde tek yatırımcıyla gerçekleştirilen en yüksek tutarlı ve en uzun vadeli DPR seküritizasyon işleminin de katkısıyla, Bankanın yılbaşından bu yana farklı yapılar aracılığıyla ülkemize kazandırdığı uluslararası kaynakların toplamı 7,1 milyar ABD dolarına ulaştı. Böylece Bankanın yurt dışından sağladığı toplam kaynak tutarı 25 milyar dolara yükselirken, söz konusu kaynakların toplam pasifler içindeki payı yüzde 20 seviyesine ulaştı. Bu güçlü performans, uluslararası yatırımcıların hem VakıfBank’a hem de Türkiye ekonomisine duyduğu güveni bir kez daha ortaya koydu. Sağlanan uzun vadeli kaynaklar sayesinde Banka, reel sektöre sunduğu finansman kapasitesini artırırken üretim, yatırım, ihracat ve istihdama yönelik desteğini kararlılıkla sürdürdü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SEISO’dan Ankara Polatlı’ya 60 MW’lık Güneş Enerjisi Santrali Yatırımı Haber

SEISO’dan Ankara Polatlı’ya 60 MW’lık Güneş Enerjisi Santrali Yatırımı

SEISO, Ankara'nın Polatlı ilçesinde hayata geçirilecek 60 MW kurulu güce sahip arazi tipi Güneş Enerjisi Santrali (GES) projesi için önemli bir anlaşmaya imza attı. Şirket, yeni iş birliğiyle Türkiye'nin yenilenebilir enerji dönüşümüne katkısını bir adım daha ileri taşıdı. Temiz enerji yatırımlarına hız kesmeden devam eden SEISO, Ankara Polatlı'da kurulacak 60 MW gücündeki arazi tipi Güneş Enerjisi Santrali (GES) projesi kapsamında önemli bir iş birliğini hayata geçiriyor. Proje, hem yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılmasına hem de sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlamayı amaçlıyor. Gerçekleştirilen anlaşmayla birlikte SEISO, çevre dostu enerji üretimini destekleyen yatırımlarına bir yenisini daha eklerken, Türkiye'nin enerji dönüşümüne katkı sunmayı sürdürüyor. Devreye alınmasının ardından santralin, temiz enerji üretimiyle karbon emisyonlarının azaltılmasına ve enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesine önemli katkılar sağlaması hedefleniyor. SEISO tarafından yapılan açıklamada, yenilenebilir enerji yatırımlarının geleceğe yapılan en değerli yatırımlar arasında yer aldığı vurgulanarak, sürdürülebilir bir gelecek için temiz enerji üretimini desteklemeye kararlılıkla devam edileceği belirtildi. Şirket açıklamasında şu ifadelere yer verildi: SEISO olarak, Ankara Polatlı’da hayata geçirilecek 60 MW gücündeki arazi tipi Güneş Enerjisi Santrali (GES) projesi için önemli bir anlaşmaya imza attık. Bu iş birliğiyle yenilenebilir enerji yatırımlarının büyümesine katkı sunarken, sürdürülebilir bir gelecek için temiz enerji üretimini desteklemeye devam ediyoruz. Türkiye’nin enerji dönüşümüne değer katacak bu projenin tüm paydaşlar için hayırlı olmasını diliyoruz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ETSO Başkan Adayı Ahmet Ballıca Kimdir? Elazığ İş Dünyasının Tanınan İsmi Yeni Dönem İçin Başkanlığa Talip Haber

ETSO Başkan Adayı Ahmet Ballıca Kimdir? Elazığ İş Dünyasının Tanınan İsmi Yeni Dönem İçin Başkanlığa Talip

Sanayi, ihracat ve yatırım odaklı çalışmalarıyla tanınan Ballıca, açıkladığı projeler ve ortaya koyduğu vizyonla Elazığ iş dünyasının yeni dönemine talip olduğunu duyurdu. "Üreten, büyüyen ve ihracat yapan Elazığ" hedefini ön plana çıkaran Ahmet Ballıca, özellikle sanayinin güçlendirilmesi, dijital dönüşüm, organize sanayi bölgelerinin geliştirilmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik projeleriyle kamuoyunun gündeminde yer alıyor. Seçim süreci boyunca her hafta yeni projelerini paylaşan Ballıca, Elazığ ekonomisinin gelecek vizyonuna ilişkin hazırlıklarını sürdürüyor. Ahmet Ballıca kimdir? Ahmet Ballıca, Elazığ iş dünyasının uzun yıllardır yakından tanıdığı sanayici ve iş insanları arasında yer alıyor. Üretim ve sanayi odaklı yatırımlarıyla öne çıkan Ballıca, özel sektörde edindiği tecrübeyi kentin ekonomik kalkınmasına yönelik projelerle birleştiren isimlerden biri olarak biliniyor. İş yaşamı boyunca üretim, yatırım, istihdam ve ihracat ekseninde faaliyetlerini sürdüren Ballıca, aynı zamanda Elazığ'ın sanayi potansiyelinin geliştirilmesine yönelik çeşitli platformlarda aktif rol üstlendi. Şirketlerinin büyüme sürecinde sanayi yatırımlarına ağırlık veren Ballıca, teknolojiye dayalı üretim, sürdürülebilir kalkınma ve uluslararası pazarlara açılma hedeflerini öncelikli çalışma alanları arasında görüyor. İhracat odaklı büyüme vizyonuyla dikkat çekiyor Ahmet Ballıca'nın iş dünyasındaki en dikkat çeken hedeflerinden biri ihracat odaklı büyüme modeli oldu. Daha önce yaptığı açıklamalarda, planlanan yatırımların tamamlanmasının ardından ilk dört yılın sonunda yıllık 500 milyon dolar ihracat hedefi doğrultusunda ilerlediklerini ifade eden Ballıca, Elazığ'ın yalnızca bölgesel değil, uluslararası pazarlarda da güçlü bir üretim merkezi olabileceğini vurguladı. Sanayi yatırımlarının sadece üretimi değil, istihdamı ve katma değerli ihracatı da artıracağını belirten Ballıca, Elazığ'ın sahip olduğu potansiyelin doğru projelerle çok daha ileri seviyeye taşınabileceğine dikkat çekti. ETSO Başkanlığı için neden aday oldu? Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığına adaylığını açıklayan Ahmet Ballıca, oda yönetiminde daha katılımcı, şeffaf ve proje odaklı bir anlayış oluşturmayı hedeflediklerini ifade ediyor. Ballıca'ya göre ETSO yalnızca resmi işlemlerin yürütüldüğü bir kurum değil, üyelerinin ticaretini geliştiren, yeni pazarlara açılmasını sağlayan ve yatırımcıların önünü açan güçlü bir kalkınma merkezi olmalı. Bu kapsamda seçim sürecinde hazırladığı projeleri düzenli olarak kamuoyuyla paylaşan Ballıca, üyelerin taleplerini doğrudan dinleyen ve ortak aklı esas alan bir yönetim modeli oluşturmayı hedeflediklerini belirtiyor. Elazığ için hazırladığı projeler öne çıkıyor Başkan adaylığı sürecinde yalnızca seçim çalışması yürütmekle kalmayan Ahmet Ballıca, her hafta farklı bir proje açıklayarak Elazığ iş dünyasının gündemine yönelik çözüm önerileri sunuyor. Bu projeler arasında en çok dikkat çeken çalışmalardan biri Elazığ İş Geliştirme Platformu oldu. Dijital altyapı üzerine kurulan bu platformla Elazığ'daki işletmeler arasında ticaret hacminin artırılması, firmaların yeni müşterilere ulaşması ve şehir içindeki ekonomik hareketliliğin güçlendirilmesi hedefleniyor. Ballıca, bu sistem sayesinde Elazığ sermayesinin şehir içerisinde daha fazla dolaşacağını ve işletmeler arasında yeni iş birliklerinin oluşacağını ifade ediyor. Sanayi altyapısının güçlendirilmesini savunuyor Ahmet Ballıca'nın seçim sürecinde üzerinde durduğu en önemli başlıklardan biri de Elazığ sanayisinin fiziki altyapısının yenilenmesi oldu. Özellikle mevcut küçük sanayi sitesinin uzun yıllardır hizmet verdiğini ve günümüz ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını belirten Ballıca, sektörel sanayi sitelerinin oluşturulmasının Elazığ ekonomisine önemli katkılar sağlayacağını dile getiriyor. Mobilya, mermer, PVC, metal işleme, otomotiv yan sanayi ve diğer üretim sektörlerinin modern tesislerde kümelenmesiyle hem üretim kapasitesinin hem de rekabet gücünün artacağını savunan Ballıca, Elazığ'ın bölgesel bir üretim merkezi haline gelebileceğini ifade ediyor. Şeffaf ve katılımcı yönetim anlayışını savunuyor Ahmet Ballıca, seçim sürecinde sık sık şeffaflık ve ortak yönetim anlayışına vurgu yapıyor. ETSO seçimlerinin tüm adaylar açısından eşit şartlarda yürütülmesi gerektiğini belirten Ballıca, oda üyelerinin karar alma süreçlerine daha fazla dahil edildiği, meslek komitelerinin etkin çalıştığı ve her sektörün güçlü şekilde temsil edildiği bir yönetim modeli oluşturmayı hedeflediklerini ifade ediyor. Kadın girişimciler ve genç girişimcilere özel projeler hazırlıyor Ekonomik kalkınmanın yalnızca mevcut işletmelerle sınırlı olmadığını belirten Ahmet Ballıca, kadın girişimcilerin ve genç yatırımcıların desteklenmesini de seçim vizyonunun önemli başlıkları arasında görüyor. Kadınların iş dünyasındaki temsil oranının artırılması gerektiğini vurgulayan Ballıca, girişimciliği teşvik edecek yeni destek mekanizmalarının oluşturulmasını hedeflediklerini açıkladı. Aynı zamanda genç girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştıracak projeler üzerinde çalıştıklarını da kamuoyuyla paylaştı. Elazığ iş dünyasının geleceğine odaklanan bir vizyon Ahmet Ballıca'nın seçim sürecinde öne çıkardığı başlıklar; sanayide dönüşüm, ihracatın artırılması, dijitalleşme, yatırım ortamının iyileştirilmesi, organize sanayi bölgelerinin güçlendirilmesi ve ortak akıl anlayışı etrafında şekilleniyor. Elazığ'ın sahip olduğu üretim potansiyelini daha etkin kullanarak kenti Doğu Anadolu'nun önemli sanayi ve ticaret merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefleyen Ballıca, hazırladığı projelerle yalnızca bugünün değil, gelecek yılların ekonomik altyapısını oluşturmayı amaçlıyor. ETSO seçimlerinin dikkat çeken adaylarından biri Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri yaklaşırken Ahmet Ballıca, iş dünyasındaki tecrübesi, ihracat odaklı bakış açısı ve proje temelli seçim çalışmalarıyla öne çıkan isimler arasında yer alıyor. Üretim gücünü artırmayı, yatırımcıların önünü açmayı, ihracatı büyütmeyi ve Elazığ ekonomisini daha rekabetçi bir yapıya kavuşturmayı hedefleyen Ballıca, açıkladığı vizyon ve projelerle ETSO başkanlık yarışının yakından takip edilen adaylarından biri olmayı sürdürüyor.

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın Altı Aylık Kârı 5 Milyar TL’yi Aştı Haber

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın Altı Aylık Kârı 5 Milyar TL’yi Aştı

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, 2026 yılının ilk altı ayına ait finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) açıkladı. Bankanın aktif büyüklüğü 214,6 milyar TL’ye ulaştı. Bankanın kredi hacmi 126,4 milyar TL seviyesine ulaşırken, aktif kalitesinin önemli bir göstergesi olan brüt takipteki kredilerin toplam kredilere oranı yüzde 0,52 düzeyinde gerçekleşti. Bankanın ortalama özkaynak kârlılığı yüzde 30 seviyesinde olurken, net kârı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 31 artışla 5 milyar TL’nin üzerinde gerçekleşti. Uluslararası kaynakları ülkemizin yatırımlarıyla buluşturuyoruz Yılın ilk yarısında uluslararası kalkınma finansmanı kuruluşlarıyla iş birliklerimizi yeni kaynak anlaşmalarıyla güçlendirdiklerini belirten Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü İbrahim Öztop, sağlanan finansmanın Türkiye’nin üretim kapasitesini ve yeşil dönüşümünü destekleyen yatırımlara kullanılacağını ifade etti. Öztop, “Avrupa Yatırım Bankası ile 100 milyon Avro, Dünya Bankası ile 200 milyon Avro, Japonya Uluslararası İş Birliği Bankası ile 350 milyon ABD doları ve Fransız Kalkınma Ajansı ile 200 milyon Avro tutarında kredi anlaşmaları gerçekleştirdik. Uluslararası finansman kuruluşlarından sağladığımız bu kaynaklar, KOBİ’lerin temiz enerji ve enerji verimliliği yatırımlarından altyapı yatırımlarına, düşük karbonlu üretimden kadınların ekonomik hayattaki rolünü güçlendiren uygulamalara kadar geniş bir yatırım alanını kapsıyor. Bu iş birlikleriyle uluslararası finansman kapasitemizi artırırken, Türkiye'nin sürdürülebilir büyümesine ve rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlamaya devam edeceğiz" dedi. Yatırım bankacılığı faaliyetlerimizle stratejik projelere değer katıyoruz Yılın ilk yarısında yatırım bankacılığı faaliyetlerini etkin şekilde sürdürdüklerini ifade eden Öztop, “Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile yürüttüğümüz projeler kapsamında Tekirdağ Çeşmeli Limanı özelleştirme ihalesinin açık artırma sürecini başarıyla tamamladık. Sermaye piyasaları alanında ise Vakıf Leasing’in toplam 1,8 milyar TL tutarında sukuk ihracına aracılık ederek şirketlerin alternatif finansman kaynaklarına erişimine katkı sunduk. Özel sektöre sunduğumuz finansal danışmanlık hizmetleri kapsamında girişimlerin yatırım süreçlerine de destek vermeyi sürdürdük.” ifadelerini kullandı. Girişimcilik ekosistemine uzun vadeli değer yaratmayı sürdürüyoruz Türkiye Kalkınma Fonu aracılığıyla girişimcilik ekosistemine sağlanan desteğin ikinci çeyrekte de artarak devam ettiğini belirten Öztop, "Veri bilimi, pazarlama teknolojileri, enerji teknolojileri ve yapay zekâ alanlarında faaliyet gösteren girişimlere yatırım gerçekleştirdik. Yenilikçi ve İleri Teknolojiler GSYF portföyümüze ise ileri teknoloji alanında faaliyet gösteren bir girişimi dahil ettik. Kuruluşunu yılın ilk çeyreğinde duyurduğumuz, T.C. Ticaret Bakanlığı ve Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği iş birliğiyle kurulan OİB GSYF’nin lansmanını gerçekleştirdik. Otomotiv sektöründeki teknoloji girişimlerine yönelik oluşturduğumuz OİB GSYF ile girişim sermayesi ekosistemine yeni bir fon kazandırdık" dedi. Öztop, Türkiye Kalkınma Fonu aracılığıyla bugüne kadar girişimcilik ekosistemine aktarılan toplam kaynağın 95,9 milyon ABD dolarına ulaştığını belirterek, yeni yatırımlar ve alt fonlarla Türkiye'nin teknoloji ve inovasyon ekosistemini desteklemeyi sürdüreceklerini ifade etti. Sürdürülebilir kalkınma hedeflerimiz doğrultusunda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüklerini belirten Öztop, "Haziran 2026 itibarıyla kredi portföyümüzün yüzde 96'sını sürdürülebilirlik temalı krediler oluştururken, iklim odaklı finansmanın portföyümüzdeki payı yüzde 56 seviyesine ulaştı. Finansman sağladığımız yenilenebilir enerji projeleriyle yaklaşık 4 milyon ton sera gazı emisyonunun azaltılmasına katkı sağladık. Sürdürülebilir finans yaklaşımımız doğrultusunda, kaynaklarımızı uzun vadeli değer yaratan yatırımlara yönlendirerek ülkemizin düşük karbonlu, rekabetçi ve dirençli ekonomik yapısının güçlenmesine katkı sunmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kahve Atıkları Artık, Doğada Yok Olabilen Pipetlere Dönüşebiliyor Haber

Kahve Atıkları Artık, Doğada Yok Olabilen Pipetlere Dönüşebiliyor

Kahve tüketiminin ardından ortaya çıkan atıklar, artık biyobozunur ürünlerin üretiminde değerlendirilebilecek yüksek katma değerli bir ham maddeye dönüşüyor. Tarım, gıda ve biyoendüstri alanındaki uzmanlığını biyomalzeme teknolojileriyle birleştiren, döngüsel ekonomi ve kaynak verimliliğini odağına alan Türkiye’de biyoplastiği ilk üreten ve biyoplastik üretiminde ham madde entegrasyonuna sahip tek firma olan Sunar NP, mısır nişastası bazlı biyopolimer teknolojisini Ar-Ge çalışmaları sayesinde kahve ve diğer gıda atıklarıyla buluşturarak biyobozunur ürünlerde kullanılabilecek biyobazlı bir ham madde geliştirdi. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, gıda ve ilk aşamada biyobozunur pipet üretiminde kullanılan bu yenilikçi malzemenin hem çevresel kirliliğin azaltılmasına, içecek ve hizmet sektörünün sürdürülebilirlik dönüşümüne ve sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarının yaygınlaşmasına önemli bir katkı sağlayacağını belirtti. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, geliştirilen biyomalzemenin şirket için yeni bir ürün geliştirme sürecinden ziyade, uzun yıllardır sahip oldukları mısır nişastası bazlı biyopolimer teknolojisi bilgi birikiminin döngüsel ekonomi, kaynak verimliliği ve sürdürülebilir üretim yaklaşımının somut çıktısı olduğunu belirterek şunları söyledi: “Mısır nişastası bazlı biyopolimer teknolojileri uzun yıllardır uzmanlık alanlarımız arasında yer alıyor. Bu çalışma, bizim için yeni bir ürün geliştirmekten çok, sahip olduğumuz teknoloji ve Ar-Ge altyapısını kahve atıkları gibi biyolojik kaynaklarla buluşturarak döngüsel ekonomiye yeni bir değer kazandırmanın somut örneklerinden biri. Bizim için atık diye bir kavram yok; doğru teknolojiyle yeniden değerlendirilmeyi bekleyen kaynaklar var. Türkiye fosil kaynaklar açısından zengin bir ülke değil. Bu nedenle sürdürülebilir kalkınmanın yolu, sahip olduğumuz tarımsal kaynakları ve organik atıkları yüksek katma değerli ürünlere dönüştürebilen yerli teknolojiler geliştirmekten geçiyor. Sıfır Atık yaklaşımının temelini oluşturan yerinde dönüşüm anlayışıyla geliştirdiğimiz biyomalzemeler, ithal fosil bazlı ham maddelere olan bağımlılığın azaltılmasına ve ülkemizin biyoekonomi hedeflerine katkı sağlıyor. Türkiye’de biyoplastiği ilk üreten ve biyoplastik üretiminde ham madde entegrasyonuna sahip tek firma olarak biyoplastiği yalnızca konuşan değil; biyobozunur ve kompostlanabilir biyopolimerleri geliştirip sanayi ölçeğinde üreten, gerçek uygulamalarla ticarileştiren bir şirket olmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Bugün ilk uygulama alanı biyobozunur pipetler olsa da geliştirdiğimiz biyobazlı ham madde; gıda ambalajlarından çatal, kaşık ve tabak gibi tek kullanımlık servis ürünlerine, farklı biyoplastik uygulamalarından birçok endüstriyel çözüme kadar geniş bir kullanım potansiyeline sahip. Temel hedefimiz; doğaya geri dönebilen, kaynak verimliliğini artıran ve sanayiyle entegre çözümler geliştirmek. Sürdürülebilirlik bizim için yalnızca çevresel bir hedef değil; inovasyonun, rekabet gücünün ve geleceğin sanayisinin temelidir. Geliştirdiğimiz her yeni biyomalzeme, yerli tarımsal kaynakların ve organik atıkların yeniden ekonomiye kazandırılmasına katkı sağlayarak ülkemizin yeşil dönüşümüne, sanayimizin küresel rekabet gücüne ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine hizmet ediyor. Türkiye'nin biyoplastik dönüşümü artık yalnızca bir vizyon değil; yerli teknoloji, yerli üretim ve gerçek ticari uygulamalarla hayata geçen bir sanayi başarısıdır.” Tüm dünyada, tek kullanımlık plastiklere alternatif çözümlere olan talep gün geçtikçe artıyor 2026 yılı itibarıyla küresel sürdürülebilir ambalaj ve biyoplastik pazarlarında hızlı bir gelişme yaşanıyor. Bu hızlı büyüme, döngüsel ekonomi temelli malzemelerin endüstrideki stratejik önemini giderek artırıyor. Küresel kompostlanabilir ambalaj pazarının 2026 yılında 82,03 milyar ABD doları değerinde olacağı ve 2033 yılına kadar 130,01 milyar ABD dolarına ulaşacağı tahmin ediliyor. Biyoplastik pazarının ise 2033’e kadar 67 milyar USD’yi aşarak yıllık yüzde 17’nin üzerinde bir büyüme kaydedeceği öngörülüyor. Bu gelişmeler, gıda ve içecek sektöründe biyobazlı ve kompostlanabilir malzemelerin artık niş değil, küresel ölçekte stratejik bir dönüşüm alanı haline geldiğini gösteriyor. Sunar NP'nin kahve atıkları gibi biyolojik kaynakları ileri biyopolimer teknolojileriyle biyobozunur çözümler, yalnızca çevresel sürdürülebilirliğe değil, aynı zamanda hızla büyüyen küresel pazar dinamikleriyle uyumlu katma değerli bir sanayi dönüşümüne de karşılık geliyor. Döngüsel ekonomi ve atık dönüşümünde yeni bir uygulama Sunar NP tarafından geliştirilen biyobozunur ham madde, tüketim sonrası ortaya çıkan kahve ve diğer gıda atıklarının katma değerli bir endüstriyel girdiye dönüşmesini sağlıyor. Döngüsel ekonomi yaklaşımıyla geliştirilen bu teknoloji sayesinde, bertaraf edilmesi gereken bir atık yeni nesil biyobozunur ürünlerin üretiminde değerlendiriliyor. Uygun çevresel koşullar altında biyolojik olarak çözünebilen bu malzeme, mikroplastik oluşumuna neden olmadan doğaya geri dönebiliyor. Böylece hem fosil bazlı plastik kullanımının azaltılmasına katkı sağlıyor hem de atıkların yeniden ekonomiye kazandırıldığı sürdürülebilir bir üretim modelini destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.