Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürdürülebilir Tarım

Kapsül Haber Ajansı - Sürdürülebilir Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilir Tarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzmir Tarımının Yol Haritası Kooperatiflerle Belirleniyor Haber

İzmir Tarımının Yol Haritası Kooperatiflerle Belirleniyor

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kooperatifleşmede Türkiye’nin önde gelen kenti İzmir’de tarımsal kalkınma kooperatifleriyle bir araya geldi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen “Kooperatif Toplantıları” kapsamında, su ürünleri ve sulama kooperatiflerinin ardından tarımsal kalkınma kooperatifleriyle ilk toplantı gerçekleştirildi. “Kooperatiflerle Büyüyen Dayanışma, Güçlenen Üretim” sloganıyla düzenlenen toplantının ilk etabında Küçük Menderes Havzası’ndaki kooperatifler buluştu. Tarihi Havagazı Fabrikası’nda yapılan toplantının moderatörlüğünü Prof. Dr. Yusuf Kurucu üstlendi. Kooperatiflerin sorunları masaya yatırıldı Toplantıda Başkan Tugay, kooperatif temsilcilerine tek tek söz vererek ekimden hasada kadar yaşanan sorunları, talepleri ve önerileri dinledi. Kooperatif temsilcileri; iklim krizi, sulama, markalaşma ve pazarlama, artan girdi maliyetleri, tarımsal eğitim eksikliği ve haksız rekabet gibi birçok başlıktaki sorunlarını dile getirdi. Karşılıklı görüş alışverişiyle tarımda izlenecek yol haritası belirlendi. Kısa vadede çözülebilecek konular için anında talimatlar verilirken, orta ve uzun vadeli sorunlar için planlama yapıldı. Su sorununa dikkat çekti Toplantıda kooperatiflere seslenen Başkan Tugay, İzmir’de farklı sektörlerde geçimini sağlayan insanların sorun yaşamadan, hatta koşullarını iyileştirerek hayatlarını sürdürmesini hedeflediklerini söyledi. En önemli sorunun su olduğuna dikkat çeken Tugay, artan hava sıcaklıkları ve orman yangınlarının tesadüf olmadığını, bu sorunların önümüzdeki yıllarda artarak devam edeceğini vurguladı. Bu noktada “Her şeyi doğru yapıyor muyuz?” sorusunun sorulması gerektiğini belirten Tugay, doğru ürün ve sulama yöntemlerinin seçilip seçilmediğinin, hayvancılığın bilimsel esaslara göre yapılıp yapılmadığının sorgulanmasının önemine işaret etti. Geleneksel yöntemlerin yanı sıra, kısa vadeli beklentilerle ve bilimsel temele dayanmadan yapılan üretim tercihlerinin yaygın olduğuna dikkat çeken Başkan Tugay, tarımda kararların bilgi ve bilime dayalı olarak alınması gerektiğini ifade etti. “Bize düşeni biz yapalım, size düşeni siz yapın” Dünya tarımında bilime dayalı üretim modelini benimseyen Hollanda’yı örnek gösteren Başkan Tugay, “Bizim herkesin bilgisine sonsuz saygımız var. Ama başka ülkelere baktığımız zaman çiftçisinin emeğinin karşılığını aldığını görüyoruz. Biz fidan dağıtıyoruz, fidanların yarısı kuruyor, dikilmiyor. Hayvan dağıtalım diyoruz, bu hayvanları beslemek çoğaltmak yerine satmayı tercih ediyorlar. Bu iş, belediyenin tek taraflı, iyi niyetli adım atmasıyla çözülmüyor. Burada en doğrusu nedir, buna kafa yormamız ve bu kararları birlikte vermemiz gerekiyor. Ondan sonra bize düşeni biz yapalım, size düşeni siz yapın” dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin büyük ve güçlü bir kurum olduğunu ifade eden Başkan Tugay, son yıllarda birçok sorunun giderildiğini ve çalışmaların sürdüğünü ifade etti. Tugay, “İzmir Büyükşehir Belediyesi, bundan iki sene öncesine göre daha iyi durumda. Problemli olan birçok şeyi düzelttik; düzeltmeye devam ediyoruz. Ama bazı konular var ki bunlar bizim paramızın olup olmamasıyla ilgili değil. İlla ki yanlış ürün seçilirse, fazla su tüketilirse bu sorunları çözemeyiz” diye konuştu. “Doğru olan neyse, birlikte onu yapacağız” İzmir’in tarım arazileri ve havzalarının zenginliğine dikkat çeken Başkan Tugay, tarımın İzmir için özenle ele alınması gereken bir alan olduğunu vurguladı. Bu konuda kapsamlı değerlendirmeler yaptıklarını belirten Tugay, doğru adımların atılması için kooperatiflerin görüşlerinin de büyük önem taşıdığını söyledi. Amaçlarının yalnızca toplantı yapmak değil, doğruyu birlikte bulmak olduğunu ifade eden Başkan Tugay, kooperatifleri güçlü ve önemli yapılar olarak gördüklerini belirtti. Kooperatifçiliği desteklemeye devam edeceklerini vurgulayan Tugay, “Kooperatifler birliktir, birlikten gelen güçtür. Doğru olan neyse, birlikte onu yapacağız” dedi. Üngür: İzmir’deki kooperatiflerde 19 bin ortağımız var Toplantıda İzmir’in kooperatif yapısına ilişkin bilgi veren İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, kent genelinde toplam 289 kooperatif bulunduğunu, bunların 163’ünün tarımsal kalkınma kooperatifi olduğunu söyledi. Kooperatif sayısının fazlalığı nedeniyle toplantıları iki etap halinde planladıklarını belirten Üngür, ilk etapta Küçük Menderes Havzası ve Kemalpaşa’daki kooperatiflerin davet edildiğini ifade etti. Üngür ayrıca İzmir’deki kooperatiflerde yaklaşık 19 bin ortağın yer aldığını, kooperatifleşmenin en yoğun olduğu ilçenin Bergama olduğunu; onu Ödemiş, Tire ve Bayındır’ın izlediğini belirtti. Birinci Derece Tarımsal Kalkınma Örgüt Belgesi sayısının 12’ye ulaştığını aktaran Üngür, İzmir’in bu alanda Türkiye genelinde ikinci sırada yer aldığını söyledi. Prof. Dr. Kurucu: Tedbir almazsak 2079’a kadar hiçbir şey kalmayacak Toplantıda konuşan Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Türkiye’nin kuraklık haritası verilerini yıllara göre karşılaştırmalı olarak anlattı. Yusuf Kurucu, “Bilim yıllardır iklimin değişeceğini söylüyor. O nedenle ayağımızı yorganımıza göre uzatacağız. Bir önceki yıla göre daha şiddetli kuraklık yaşıyoruz. Eğer bugünden tedbirimizi almazsak, 2079 yılına kadar çocuklarımıza, torunlarımıza hiçbir şey kalmayacak. Yaz uzuyor, ilkbahar, sonbahar kısalıyor. Her on yılda bir en az yüzde 12 oranında yeraltı suyu ve yağmur sularında azalma var. Bu da tarımda suyun kullanımında çok dikkatli olmamız gerektiğini gösteriyor” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gaziantep Büyükşehir ile Meralarda Hayvanlar Temiz Suya Kavuşuyor Haber

Gaziantep Büyükşehir ile Meralarda Hayvanlar Temiz Suya Kavuşuyor

Tarım ve hayvancılığa verdiği destekleri kararlılıkla sürdüren Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, üreticiyi merkeze alan projelerini bir bir hayata geçiriyor. Meralarda üreticilerin suya erişimini kolaylaştırmak, hayvan sağlığı ve refahını artırmak amacıyla hayvancılıkla uğraşan üreticilere yönelik çalışmalar aralıksız devam ediyor. Uygulama kapsamında, yaz aylarında hayvanların sulama ihtiyacının karşılanmasının yanı sıra, kurulacak gölgelik alanlarla sıcaklık stresine bağlı et ve süt verimi kayıplarının azaltılması hedefleniyor. Sağlanan destekle birlikte hem hayvan refahının artırılması hem de üreticilerin verimliliği ve gelir düzeyinin yükseltilmesi amaçlanıyor. Proje kapsamında Nurdağı ilçesi İncirli Mahallesi’nde üreticilerle bir araya gelinerek, 150 metrekare büyüklüğünde metal gölgelik ile uzunluğu 240 santimetre, üst genişliği 46 santimetre, taban genişliği 32 santimetre ve derinliği 27 santimetre olan, galvanizli sacdan imal edilmiş seyyar sıvatlar dağıtıldı. Proje ile toplamda 210 adet seyyar metal sıvatın üreticilere ulaştırılması planlanıyor. ŞAHİN: HEP BİRLİKTE BUNU BAŞARACAĞIZ Dağıtım töreninde konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, deprem sonrası ağır hasar gören Nurdağı’na yapılan destekleri anlatarak şunları söyledi: “Bu hayvanların canı bize emanet. Bakın suya kavuştu. Bizim bu hayvancılık üzerindeki kaybı çok hızlı telafi etmemiz lazım. Tam tersi arttırmamız lazım. Azaltamayız. Siz benim hocamsınız. Ben lojistikçiyim, uygulamacıyım. Hızlı bir şekilde kendimizi toparlayalım ve hızlı bir şekilde çözelim. Bilimsel yaklaş, aklını kullan. Çok hızlı bir şekilde bizim bu ovayı, yeşil ovayı ekonomiye, aile ekonomisine çevirmemiz gerekiyor. Başını yastığa koyduğu zaman hiçbir tereddüt olmamalı. Aile ekonomisi güçlenmeli. Hep birlikte bunu başaracağız. Durmak yok, çalışmaya devam, durmak yok, yola devam diyorum.” ERCİYAS: DEPREM AFETİ SONRASI HER SEKTÖRDE İLÇEMİZ KALKINIYOR Nurdağı Kaymakamı Nurullah Cemil Erciyas ise konuşmasında asrın felaketi olarak nitelendirilen şiddetli depremler sonrası asrın birlikteliği sınavını en iyi Gaziantep’in verdiğini ifade ederek şöyle konuştu: “Sayın valimizin, Sayın başkanımızın önderliğinde Gaziantep Modeli ile herkes Gaziantepli hemşerilerimizin menfaati için canla başla çalışıyor. Biz de bu ekibin bir parçası olmaktan gurur duyuyoruz. Deprem afeti sonrası her sektörde ilçemiz kalkınıyor. Eğitimden sağlığa, tarımdan sanayiye, bütün sektörlerde hem altyapıda hem üst yapıda çalışmalar hızlı bir şekilde devam ediyor. Bizler de burada karınca misali bütün bu çalışmalara katkı sunmaya devam edeceğiz.” Nurdağı Belediye Başkanı Mehmet Yıldırır, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin ilçede tarımla ilgili yaptığı çalışmalara değindi. Programda ayrıca İl Tarım ve Orman Müdürlü İbrahim Sağlam, AK Parti Nurdağı İlçe Başkanı Mustafa Yiğit, Gaziantep Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Cuma Yiğit, Nurdağı Ziraat Odası Başkanı Kemal Belpınar, Gaziantep Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Osman Türkman ve Nurdağı İncirli Mahallesi Muhtarı Ömer Dev projenin önemine dikkat çekerek teşekkür etti. Büyükşehir Belediyesi Sürdürülebilir Tarım ve Kırsal Kalkınma Daire Başkanı Kenan Seçkin ise 2014 yılından bugüne kadar kurumun verdiği destekleri anlattı.

Büyükşehir’den Dağ Yöresine Arı Kovanı Desteği Haber

Büyükşehir’den Dağ Yöresine Arı Kovanı Desteği

Bursa’da çiftçilerin üretmesi ve ürettiğinin karşılığını alabilmesi amacıyla projeler üreten Büyükşehir Belediyesi, Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı aracılığıyla Harmancık, Büyükorhan, Keles ve Orhaneli ilçelerinde faaliyet gösteren 66 üreticiye toplam 380 adet arı kovanı desteğinde bulundu. BURKENT Harmancık Kent Mobilyaları Üretim Tesisi’ndeki dağıtım törenine Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra Harmancık Belediye Başkanı Haşim Ali Arıkan, CHP Harmancık İlçe Başkanı Mustafa Güleç, Büyükşehir bürokratları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, muhtarlar ve üreticiler katıldı. “ÜRETİCİYİ DESTEKLEMEK SORUMLULUĞUMUZ” Ürün alımından hibelere kadar desteklerin artarak devam edeceğini vurgulayan ve arı kovanlarının malzemesinin yine bölgede faaliyet gösteren Baraklı Kooperatifi’nden temin edildiğinin altını çizen Başkan Bozbey, “Mazot desteğimiz başladı. Talepleri alıyoruz. Ayrıca küçükbaş hayvancılığı geliştirmek üzerine bir projeye başlıyoruz. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak üretimi ve üreticiyi desteklemeyi bir tercih olarak değil, kamusal bir sorumluluk olarak görüyoruz. Üreten güçlü olursa o ilçe ve akabinde o kent güçlü olacaktır. Dağ yöremiz, kentimizin gıptayla bakılan önemli bir bölgesi. Burada yaşayan insanlarımızın toprağına sahip çıkarak gelir getirecek bir düzeye getirmeleri en büyük arzumuz. Üreteni hiçbir zaman yalnız bırakmayacak, kırsalda emeği desteklemeye devam edeceğiz” diye konuştu. “BU BİR DAYANIŞMA MESELESİDİR” Geçtiğimiz yıl yaşanan orman yangınlarından etkilenen bölgedeki üreticilerin yaralarını sarmayı, arıcılığın sürdürülebilirliğini güvence altına almayı ve kırsal ekonomiyi güçlendirmeyi amaçladıklarını belirten Başkan Bozbey, “Bu destek, sadece bir kovan desteği değildir. Bu, bir dayanışma meselesidir. Bu, sosyal belediyecilik anlayışımızın yansımasıdır. Her bir kovan; üretime devam eden bir ailedir, köklerini toprağında yaşatanlardır. Biz üretimi bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz. Mazot, fide-fidan, tohum, damla sulama borusu ve gübre desteklerimizle üreticilerimizin yanındayız. Küçükbaş ve büyükbaş hayvancılığa yönelik projelerle, kooperatifçiliği güçlendiren çalışmalarla ve sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla üreten herkesin yarınına güvenle bakabildiği bir kent olmayı hedefliyoruz. Sizleri asla yalnız bırakmayacağız. Çünkü geleceğimiz de gıda güvenliğimiz de sizin üretmeye devam etmenizle güvence altında olacaktır” dedi. ÜRETİCİDEN BAŞKAN BOZBEY’E TEŞEKKÜR Harmancık Belediye Başkanı Haşim Ali Arıkan, kırsal kalkınmaya verdiği destekler nedeniyle Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Mustafa Bozbey’e teşekkür etti. Konuşmanın ardından arı kovanları üreticilere teslim edildi. Verilen destekten duydukları memnuniyeti dile getiren üreticiler, bu sayede bölgedeki arıcılığın daha hızlı canlanacağını belirtti. Büyükşehir Belediyesi’nin sunduğu katkıların geleceğe umutla bakmalarını sağladığını ifade eden çiftçiler, desteklerinden dolayı Başkan Mustafa Bozbey’e teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tiryaki Agro’dan Anadolu’ya Sürdürülebilir Tarım Hamlesi Haber

Tiryaki Agro’dan Anadolu’ya Sürdürülebilir Tarım Hamlesi

Küresel değer platformu Tiryaki Agro’nun sürdürülebilirlik stratejisi doğrultusunda hayata geçirilen Tiryaki Tarım Çiftçi Buluşmaları’nın ilki, bölgenin lider üreticilerinin katılımıyla Muş’taki Tiryaki Tarım İşletmesi’nde düzenlendi Tiryaki Tarım Çiftçi Buluşmaları’nda “İklime Uyumlu Tarım Uygulamaları: Yenileyici ve Yeni Nesil Yaklaşımlar” başlığı altında kapsamlı bir eğitim verildi. Bölgenin lider çiftçilerinin katılımıyla gerçekleşen buluşmada, Tiryaki agronomları ve alanında deneyimli uzmanların katkılarıyla; iklimle uyumlu tarım uygulamaları, buğdayda verim artışı, maliyetlerin azaltılması ve karbon ayak izinin ne anlama geldiği gibi başlıklarda somut örnekler ve hesaplamalar paylaşıldı. Program, çiftçilerin ihtiyaçları doğrultusunda, teorik eğitimin yanı sıra uygulama becerisi kazandırmaya da odaklandı. İklim uyumlu tarım uygulamaları eğitimine yoğun ilgi Eğitim programı, Tiryaki Tarım Bölge Müdürü Recep Mergen ve Tiryaki Tohum Bölge Müdürü Tevfik Fikret Köse’nin açılış konuşmalarının ardından Dr. Nihat Mıdıkoğlu’nun yürüttüğü eğitimden oluştu. İlk bölümde, yenileyici tarımın toprak sağlığı, su kullanımı ve biyoçeşitlilik üzerindeki etkileri; konvansiyonel tarımla farkları ve Muş koşullarına uyarlanabilir teknikler ele alındı. Anlatımlar, üreticilerin sahadaki gözlemlerine ve mevcut üretim pratiklerine uygun örneklerle desteklendi. İkinci bölümde ise “yeni nesil uygulamalar” odağında, dijital tarım teknolojilerinin gübre, enerji ve bitki koruma ürünlerinin kullanımını optimize etme potansiyeli paylaşıldı. Program, yalnızca teorik bilgi aktarımıyla sınırlı kalmayarak uygulamaya da odaklandı. Eğitim öncesinde her katılımcı için gerçekleştirilen toprak analizleri doğrultusunda hazırlanan bütçeleme ve maliyet çalışmaları sayesinde, çiftçiler kendi üretim yapılarını gerçek veriler üzerinden değerlendirme imkânı buldu. Aynı zamanda eğitim sonrası yapılan değerlendirme anketleri ve soru-cevap oturumları da içeriğin bölge koşullarıyla güçlü bir uyum taşıdığını ortaya koydu. Program kapsamında yıl boyunca toprak analizleri, uydu tabanlı izleme verileri, bilgilendirme mesajları ve dijital platformlar aracılığıyla çiftçilere sürdürülebilir danışmanlık desteği sağlanacak. Tiryaki Tarım Çiftçi Buluşmaları’nın Muş’taki pilot uygulamanın ötesine geçerek orta vadede Konya ve Gaziantep gibi farklı tarım havzalarında yaygınlaştırılması planlanıyor. Bu program, üretim verimliliğini artırmakla birlikte kırsal kalkınmayı desteklemeyi de amaçlayan bütüncül bir yaklaşım sunuyor. Amaç; bilgi temelli, iklim değişikliğine dayanıklı ve sürdürülebilir üretimi benimseyen bir üretici topluluğunun oluşmasına katkı sunmak. Çiftçilerle birlikte sürdürülebilir üretimin altyapısını kuruyoruz Sahadaki iş birliğinin önemine dikkat çeken Tiryaki Tarım Bölge Müdürü Recep Mergen, “Muş’taki bu ilk buluşma ile bölgemizdeki çiftçilerle birlikte hem toprağın ihtiyaçlarını hem de iklim değişikliğinin getirdiği yeni koşulları değerlendirme fırsatı bulduk. Yenileyici tarım uygulamalarını doğru şekilde aktararak çiftçilerin verimliliğini artırmayı ve daha sürdürülebilir bir üretim modeline katkı sunmayı amaçlıyoruz” dedi. Tiryaki Agro Holding Global Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Direktörü Arzu Örsel ise programın sosyal etki boyutuna dikkat çekerek, “Tiryaki Tarım Çiftçi Buluşmaları, yalnızca bir eğitim girişimi değil; Anadolu’nun bereketli topraklarına ve üretimin asıl emekçilerine yapılan uzun vadeli bir yatırımdır. Bu programla hem iklim değişikliğine uyumlu üretim modellerini yaygınlaştırmayı hem de kırsal kalkınmayı destekleyen sosyal faydayı güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Sahada paylaşılan her bilgi, bölgenin ekonomik dayanıklılığına doğrudan katkı sunuyor” diye ekledi. Tiryaki Tarım Çiftçi Buluşmaları’na katılan lider çiftçiler ise özellikle verim–maliyet dengesi ve bütçeleme çalışmasının kendileri için çok öğretici ve yol gösterici olduğunu; ele alınan konuların sahadaki kararlarını doğrudan etkileyen, faydalı içerikler sunduğunu ifade etti. Muş Alparslan Çiftliği: Tiryaki Agro’nun rejeneratif tarım üssü Tiryaki Agro Holding’in 60 bin dönümlük Tiryaki Tarım İşletmesi, son yıllarda bölge çiftçilerine yön veren yenilikçi tarım uygulamalarının merkezi haline geldi. Akıllı sulama sistemleri, sensörler, drone’lar ve toprak sağlığına yönelik uygulamalar, bölgede rejeneratif tarımın yaygınlaşması için kritik rol oynuyor. Bu nedenle Çiftçi Buluşmaları’nın ilk durağı olarak Muş’un seçilmesi, programın sahayla bütünleşik tasarımının doğal bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dicle Elektrik’ten Yenilikçi Sürdürülebilir Projeler Haber

Dicle Elektrik’ten Yenilikçi Sürdürülebilir Projeler

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan altı ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Dicle Elektrik, Enerji Verimliliği Haftası’nı uzun vadeli bir dönüşümün önemli bir parçası olarak görüyor. Şirketin hayata geçirdiği sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik projeleri sayesinde bugüne kadar çevrenin korunmasına önemli katkılar sağlandı. Abonelik süreçleri, dijital fatura uygulamaları ve diğer sürdürülebilirlik çalışmalarıyla birlikte 33 milyon adet kağıt tasarrufu sağlanırken, 8 bin 473 ağacın kesilmesi önlendi ve 3 bin 800 ton karbon salımının önüne geçildi. Ayrıca, LED aydınlatma dönüşümü, yüksek verimli iklimlendirme sistemleri ve hizmet binalarında uygulanan enerji verimliliği önlemleri sayesinde toplamda 520 bin hanenin bir günlük kullanımına denk gelen 14 milyon kW enerji tasarrufu elde edildi. 5 ilde 12 bin öğrenciyle buluştu Çocuklara erken yaşta tasarruf bilinci kazandırmayı da hedefleyen Dicle Elektrik, tamamında gönüllü çalışanlarının rol aldığı “Dicle’nin Rüyası” tiyatro oyunu ile enerji verimliliği ve tasarruf konularını sahneye taşıyor. Çocuklara özel sahnelenen oyun, bugüne kadar Batman, Diyarbakır, İstanbul, Şanlıurfa ve Siirt’te yaklaşık 12 bin öğrenciyle buluştu. Eğlenceli anlatımıyla çocuklara enerji israfının etkilerini aktaran tiyatro oyununun, önümüzdeki dönemde Mardin ve Şırnak başta olmak üzere farklı illerde de sahnelenmesi planlanıyor. Farkındalık sınıf ortamında kalıcı hale geliyor Dicle Elektrik, çocuklara yönelik çalışmalarını yalnızca sahneyle sınırlı tutmayarak Doğa Dostu Etkinlik Uygulamaları projesiyle sınıflara da taşıyor. İl Milli Eğitim Müdürlükleri iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencilerine enerji, su ve gıda israfı konularında farkındalık kazandırılması hedefleniyor. Öğretmenler için düzenlenen Doğa Dostu Öğretmen Atölyeleri ile de bu bilginin sınıf içinde sürdürülebilir hale gelmesi sağlanıyor. Müfredatla birebir uyumlu eğitim materyalleriyle desteklenen proje sayesinde 2025 yıl sonu itibarıyla 150 öğretmen ve yaklaşık 3 bin 150 öğrenciye ulaşıldı. Enerji verimliliği ve sürdürülebilir tarım birlikte ele alınıyor Enerji verimliliğini tarımsal üretimin ayrılmaz bir parçası olarak gören Dicle Elektrik, çiftçilere yönelik projeleriyle de dikkat çekiyor. Batman Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirilen “Bir Destek Bin Bereket” Çiftçi Eğitim Programı kapsamında, tarımda enerji ve su verimliliği odağında eğitimler düzenleniyor. İlk etapta Diyarbakır’da başlayan ve bugüne kadar 1.000 çiftçiye eğitim verilen programın, Şanlıurfa’da Harran Üniversitesi iş birliğiyle devam etmesi planlanıyor. Özellikle genç çiftçileri desteklemeyi amaçlayan proje ile bölgeden toplam 10 bin çiftçiye ulaşılması hedefleniyor. Enerji verimliliğinde Ar-Ge gücüyle öncü yaklaşım Türkiye’de elektrik dağıtım sektörünün ilk Ar-Ge merkezine sahip olan Dicle Elektrik, enerji verimliliğini altyapı ve bakım süreçlerinde de bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor. Ar-Ge Merkezi tarafından geliştirilen Makaralı Aydınlatma Direği Projesi ile iş kazalarının önlenmesi, bakım sürelerinin kısaltılması ve saha ekiplerinin iş yükünün azaltılması hedefleniyor. Şirketin söz konusu Ar-Ge projesi kapsamında yapılan hesaplamalara göre, her 100 kilometrede yaklaşık %30 oranında karbon ayak izi azaltımı öngörülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir Projesi Tamamlandı Haber

İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir Projesi Tamamlandı

Avrupa Birliği’nin finanse ettiği, Türkiye Belediyeler Birliği ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı’nın lider kurum olduğu ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yürütülen Sivil Katılım Projesi kapsamında uygulanan proje, Eskişehir’de düzenlenen toplantıyla tamamlandı. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, CHP Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe, TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç ve UNDP Sivil Katılım Proje Müdürü ve Baş Teknik Danışmanı Neslihan Yumukoğlu Cankara’nın katıldığı kapanış toplantısında, büyükşehir ve ilçe belediyeleri ile TEMA Vakfı çalışanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve basın mensupları da yer aldı. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç iklim krizinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda bir yaşam meselesi olduğunu vurgulayarak krizle mücadelede yerel yönetimler, sivil toplum ve halkın birlikte hareket etmesinin çok önemli olduğuna dikkat çekerek Deniz Ataç konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "İklim değişikliği artık uzak bir risk değil; kentlerimizin bugününü ve geleceğini, su varlıklarımızdan sağlığa kadar yaşamın her alanını doğrudan etkileyen bir gerçeklik. İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir projesiyle, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere yerel yönetimler, sivil toplum ve Eskişehir halkının katılımıyla, iklim risklerini birlikte anlamaya ve çözüm yollarını ortak akılla tartışmaya imkân tanıyan güçlü bir zemin oluşturduk. Proje kapsamında iklim risk haritaları geliştirerek 26 kişiye konu özelinde teknik eğitimler verildi. Ortaya çıkan bu birikim, yalnızca raporlarda kalan bir çıktı değil; kentin ortak hafızasında karşılık bulan, yerel düzeyde birlikte çözüm üretme kapasitesini güçlendiren önemli bir adımdır. Bu çalışma bir son değil; Eskişehir’in iklim değişikliğine uyum sürecinde daha katılımcı, daha kapsayıcı ve daha dayanıklı adımlar atabilmesi için güçlü bir başlangıçtır. Bu süreçte emeği geçen tüm belediyelere, paydaşlara, uzmanlara ve Eskişehir halkına gönülden teşekkür ediyorum." Sivil Katılım Projesi kapsamında hayata geçirilen projenin önemine vurgu yapan UNDP Sivil Katılım Proje Müdürü ve Baş Teknik Danışmanı Neslihan Yumukoğlu Cankara ise, “TEMA Vakfı ve Büyükşehir Belediyesi yöneticilerimize bu kıymetli projeyi başarıyla tamamladıkları için teşekkür ediyor, kendileriyle gurur duyduğumu ifade etmek istiyorum. İklim değişikliğini artık yalnızca çevresel bir sorun olarak değil; iklim adaleti ve insan hakları meselesi olarak ele alıyoruz. Bu nedenle katılımcılık, kapsayıcılık ve kimseyi geride bırakmama ilkesiyle hareket ediyoruz. Eskişehir’in güçlü bir aktif yurttaşlık kültürüne sahip olması önemli bir avantajdır. Vatandaşları ve sivil toplumu karar alma süreçlerine planlama aşamasından itibaren dahil edebilirsek, kentlerimizi afetlere karşı daha dirençli hâle getirebiliriz. Bu anlayışı yerel yönetimlere entegre etmek ve desteklemek için çalışmalarımıza devam edeceğiz.” dedi. Eskişehir’in iklim değişikliğine uyum kapasitesini ve direncini artırmayı hedefleyen projenin kapanış toplantısında konuşan Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe de, “Su kaynakları, Seyitgazi için stratejik bir mesele hâline gelmiştir. 670 bin dekar ekilebilir alanımız olmasına rağmen yalnızca 180 bin dekar sulanabilmektedir. Barajlarımızdaki doluluk oranları oldukça düşüktür ve yeraltı su seviyeleri her yıl gerilemektedir. Bu tablo, gelecekte ciddi bir içme suyu riskiyle karşı karşıya kalabileceğimizi göstermektedir. Ayrıca bölgemiz için önemli olan madencilik faaliyetlerinin, özellikle bor madeni başta olmak üzere, çevreyle uyumlu ve sıkı denetim altında yürütülmesi gerekmektedir. Tarımda hâlen yaygın olan vahşi sulama yöntemleri ise su kaynaklarımız üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Sürdürülebilir tarım ve suyun verimli kullanımı artık bir zorunluluktur. İklim değişikliğiyle mücadele; yerel yönetimler, sivil toplum ve vatandaşların birlikte hareket etmesiyle mümkündür. Seyitgazi Belediyesi olarak bu konuda her türlü iş birliğine açık olduğumuzu ifade etmek isterim. Bu anlamlı panelin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sözlerimi şu ifadeyle tamamlıyorum: Geleceğe bırakacağımız en büyük miras; doğasıyla uyumlu, kaynaklarını akılcı kullanan bir yaşamdır.” ifadelerini kullandı. Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ise, “Öncelikle Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile birlikte hareket etmemizin son derece olumlu sonuçlar doğuracağına inanıyorum. Eskişehirimiz zaten yıllardır bu tür konularda resmi kurumlar ve çevre örgütleriyle birlikte hareket eden bir kenttir. Bildiğiniz gibi Alpu Ovası’nda planlanan termik santral, Büyükşehir ve Tepebaşı Belediyelerimizin öncülüğünde, yoğun bir mücadelenin ardından Eskişehir için bertaraf edilmiştir. Ancak ne yazık ki bu açgözlü anlayışın durmaya niyeti yok. Bu anlayış, yerin üstünü tahrip edenlerin şimdi gözünü yerin altına diktiğini açıkça göstermektedir. Şimdi de Bozdağ’da, Alpagut’ta altın arama faaliyetleri gündemde. Daha önceden Sivrihisar’da devam eden projeler var; buna rağmen bu mücadeleyi birlikte sürdürmeye kararlıyız. Bugün dünyanın önünde duran çok net birkaç temel sorun var: iklim krizi, enerji, kuraklık, güvenli gıdaya erişim ve deprem gibi afetler. Bunlarla mücadele etmek yalnızca yerel yönetimlerin değil, tüm dünyanın ortak sorumluluğudur. Geçtiğimiz günlerde yaşanan bir arıza nedeniyle su kesintisi oldu ve Eskişehir adeta ayağa kalktı. İnsanlar sorunun boyutunu bilmediği için tepkiler yöneticilere kadar ulaştı. Ben de şunu söyledim: Sizde su yoksa bende de yok. Elbette eleştiri haktır. Ancak kuraklığın ne kadar ciddi ve kalıcı bir tehdit olduğunu da görmek zorundayız. Suyumuzu ve enerjimizi tasarruflu kullanmak artık bir tercih değil, zorunluluktur. İnsanlar bugün inanıyor, yarın vazgeçiyor. Oysa bu mücadele süreklilik ister. Biz bu kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Özellikle TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanımızın da Eskişehir’in bir çocuğu olarak bu süreçte kolları sıvaması; Birleşmiş Milletler temsilcileri, milletvekillerimiz, belediyelerimiz, basın ve halkımızla birlikte hareket etmemiz bizlere umut veriyor. Hep birlikte farkındalığı büyütecek ve en doğru sonucu alacağız. Başarımız daim, yolumuz açık olsun.” dedi. İklim krizine dikkat çeken Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, “Bugün çok uzun yıllardır herkesin konuştuğu ama sadece konuştuğu bir konuda ortak iş yapmanın sonucunu alıyoruz. TEMA Vakfı’nın öncülüğünde Büyükşehir Belediyemiz ile beraber gerçekleştirilen bu eğitim süreci ve çalışma bir ete kemiğe büründü. İklim krizi, doğal afet gibi her gün konuştuğumuz ama her gün daha çok oluşmasına katkı sunduğumuz noktada neler yapabilirizi anlıyoruz, çalışıyoruz ve bundan sonra nasıl ilerleyeceğimiz, nasıl çözüm getireceğimiz konusunda uzmanlaşma durumundayız. Türkiye yıllardır bu krizi bekliyor. Aralık ayının sonu ve hala Eskişehir'de kar yağmadı. Kar yağmaması arkasından başka sorunlar da getiriyor. Bu nedenle katılımcı bir anlayışla, bütünsel bir bakışla Eskişehir'in tamamında birlikte hareket edersek sonuç alınacağına inanıyorum. Çalışan bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum. Özellikle koordinasyon konusunda Tema vakfımıza çok teşekkür ediyorum ve bundan sonraki çalışmalarda da başarılar diliyorum. Biz Odunpazarı Belediyesi olarak üstümüze hangi görev düşüyorsa yerine getirmeye hazırız. Hepinize saygılar sunuyorum.” diye konuştu. CHP Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, “Cumhuriyet Halk Partili belediyelerimizde iklim ve çevre konusunda güçlü bir irade bulunmaktadır. Bu noktada başta Büyükşehir Belediye Başkanımız olmak üzere, bu alanda yıllardır kararlılıkla yürütülen çalışmalar için kendilerine özellikle teşekkür ediyorum. TEMA Vakfı’na, yalnızca Eskişehir’de değil, ülkemizin dört bir yanında çevre ve iklim konusunda yürüttükleri duyarlı ve örnek çalışmalar için şükranlarımı sunuyorum. Aynı şekilde özellikle UNDP başta olmak üzere, bu alanda ortaya koydukları değerli katkılar ve iş birlikleri için teşekkür ediyorum. Bir milletvekili ve siyasetçi olarak, bu tür bilimsel, katılımcı ve yol gösterici çalışmaları her zaman destekleyeceğimizi ifade etmek isterim. İlk adımı atan, sorumluluk alan ve çözüm üreten her çalışmanın yanında olmaya devam edeceğiz.” şeklinde konuştu. Son olarak konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce de şu ifadeleri kullandı: “Hazırlanan bu raporu, Eskişehir’in iklimle ilgili geleceğini şekillendiren, bilimsel verilere dayalı güçlü bir yol haritası olarak görüyoruz. Yerel yönetimler ile sivil toplumun iş birliğiyle ve uzman katkılarıyla hazırlanmış olması, raporu son derece kıymetli kılmaktadır. Eskişehir, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2025 kuraklık haritasına göre şiddetli kuraklık riski altındadır. 15 Ağustos 2023’te Sarıcakaya’da kırılan Türkiye sıcaklık rekoru da bu riskin somut bir göstergesidir. Bu gerçekler, iklim çalışmalarına çok daha fazla önem vermemiz gerektiğini ortaya koymaktadır. Kentte iklim farkındalığının ve katılım isteğinin yüksek olması büyük bir avantajdır. Bu raporu bir kapanış değil, yeni bir başlangıç olarak görmeli; yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları çalışmalarını bu doğrultuda sürdürmelidir. Şehirde yaşayan tüm paydaşların sürece aktif katkı sunması büyük önem taşımaktadır. Bu raporun hazırlanmasında emeği geçen TEMA Vakfı’na, uzmanlara, Odunpazarı, Tepebaşı ve Seyitgazi Belediyelerine ve Büyükşehir Belediyemizin tüm çalışanlarına teşekkür ediyorum. Biz bu raporla çalışmaya kararlıyız ve Eskişehir halkıyla birlikte bu süreci ilerletmeye hazırız.” ESKİŞEHİR İÇİN KURAKLIK VE AŞIRI SICAKLAR YÜKSEK RİSK Konuşmaların ardından TEMA Vakfı Çevre Politikaları ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Eylem Tuncaelli ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Veri Bilimci Dr. Vural Yıldırım projeye dair teknik sunumlar gerçekleştirdi. İklim değişikliğiyle mücadelenin artık herkesin meselesi olduğunu vurgulayan Tuncaelli, "Kentlerde iklim değişikliğine karşı kalıcı ve etkili çözümler üretebilmek için halkın karar alma mekanizmalarına aktif katılımı çok önemli. Bu anlayışla yaklaşık bir yıldır Eskişehir özelinde yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Bu süreçte şanslıydık; çünkü Eskişehir güçlü ve örgütlü bir sivil topluma sahip. Projede, bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz toplantılarda, sivil katılım açısından son derece kıymetli çıktılar elde ettik. Proje kapsamında yürüttüğümüz anket çalışmaları, iklim değişikliği farkındalığının kent genelinde yüzde 12 oranında arttığını ortaya koydu. Ancak bizim için asıl önemli olan şu: Bu proje bir sonuç değil; gerçek farkındalık ve dönüşüm bundan sonra atılacak adımlarla güçlenecek." dedi. Vural Yıldırım ise proje kapsamında 2020- 2030 yılları arasında Eskişehir için kuraklığın çok büyük bir tehlike olduğunu belirterek, "İnönü ve Seyitgazi ilçeleri kuraklık açısından yüksek riskli ilçeler. Bununla birlikte orman yangınları açısından da Seyitgazi, Han ve Mihalıcçık ilçeleri çok yüksek riskli bölgelerimiz. Aşırı sıcaklar da Sivrihisar, Günyüzü, Mihalıcçık başta olmak üzere tüm ilçelerde yüksek ve çok yüksek risk olarak karşımıza çıkıyor." şeklinde konuştu. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN RİSKLERİNİ ANLAMAK VE BİRLİKTE YÖNETMEK Proje kapsamında Eskişehir il sınırları içerisinde kuraklık, orman yangınları, sel ve aşırı sıcaklıklar gibi iklim kaynaklı tehlikelere yönelik, 2030 yılına kadar uzanan ve 1x1 km çözünürlüklü aylık tehlike ve risk haritaları hazırlandı. Bu bilimsel veriler doğrultusunda oluşturulan değerlendirme ve öneri raporu da yıl sonunda tamamlandı. Proje süresince sivil toplum kuruluşları, Kent Konseyi ve Mahalle Meclisleri ile çeşitli çalıştaylar düzenlendi; alanında uzman isimlerin katılımıyla panel ve halk toplantıları gerçekleştirildi. Ayrıca proje kapsamında kurulan İklim Eylem Merkezi ile iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir adım daha atıldı. Büyükşehir Belediyesinin ilgili birimlerine yönelik geliştirilen teknik eğitimlerle kurumsal kapasite güçlendirildi. Farkındalık çalışmalarının etkisini ölçmek için proje başlangıcında ve kapanışında yapılan iki ayrı saha araştırmasıyla Eskişehir halkının iklim değişikliğine dair bilgi düzeyi, algısı ve günlük yaşam alışkanlıklarındaki değişim analiz edildi. Elde edilen bulgular, projenin kent genelinde iklim değişikliği farkındalığının artmasına katkı sağladığını ortaya koydu.

Toprak Ana Günü’nde Sürdürülebilir Tarım Konuşuldu Haber

Toprak Ana Günü’nde Sürdürülebilir Tarım Konuşuldu

Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Kent Konseyi ve Nilüfer Tarımsal Kalkınma Kooperatifi (NİLKOOP) iş birliğiyle 10 Aralık Toprak Ana Günü’nü Hasanağa Gıda Merkezi’nde düzenlenen özel bir etkinlikle kutladı. Toprağın bereketi, tarımsal emek ve sürdürülebilirliğin konuşulduğu programa; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan yardımcıları, meclis üyeleri, muhtarlar ile sivil toplum ve kamu kuruluşlarının temsilcileri katıldı. “TOPRAKLA İLİŞKİ, GELECEKLE İLİŞKİDİR” Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, tarımı sadece bir üretim faaliyeti olarak değil, kenti besleyen ve kırsal ile kent arasında bağ kuran bütüncül bir sistem olarak gördüklerini belirtti. Başkan Şadi Özdemir, “Nilüfer’de toprağı; yaşamı besleyen, kenti ayakta tutan ve nesilleri birbirine bağlayan temel bir değer olarak görüyoruz. Tarım; gıda güvenliği, iklim direnci ve yerelde bir gelecek demektir. Bu nedenle toprağın sağlığını koruyan üretim modellerini destekliyoruz” dedi. “ÇİFTÇİMİZ EMEĞİNİN KARŞILIĞINI ALMALI” Belediye olarak yürüttükleri çalışmalara değinen Başkan Şadi Özdemir, çiftçilere toprak analizi desteği sağladıklarını ve bilimsel veriye dayalı üretimi teşvik ettiklerini vurguladı. Kompost üretimi gibi uygulamalarla toprağı canlandırdıklarını ifade eden Başkan Şadi Özdemir, şunları söyledi: “Kendi alanlarımızda örnek modeller hayata geçirerek hem üreticimizi bilinçlendiriyor hem de doğru tarım uygulamalarını yaygınlaştırıyoruz. Amacımız çiftçinin ürününün değerini bulması, emeğinin karşılığını alması ve kırsalda yaşamın güçlenmesidir. NİLKOOP gibi yapılarla bunu kalıcı hale getiriyoruz. Çünkü biliyoruz ki toprak bizim geleceğimizdir; toprağı korumak, yaşamı korumaktır.” SÜRDÜRÜLEBİLİR GELECEK İÇİN YEREL ADIMLAR Etkinlikte söz alan NİLKOOP Başkanı Süleyman Ayyılmaz da, doğayla uyum içinde yaşamanın önemine değinerek, günlük yaşamda atılacak küçük adımların büyük farklar yaratabileceğini belirtti. Hasanağa Mahalle Muhtarı Rüstem Kartoğlu toprağın en değerli varlık olduğunu vurgularken, Nilüfer Kent Konseyi Çevre Meclisi Üyesi Nurten Ümit ise okullarda verdikleri eğitimlerle çocuklarda toprak bilincini artırmayı hedeflediklerini dile getirdi. ENGİNAR VE SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM KONUŞULDU Açılış konuşmalarının ardından Nilüfer Kent Konseyi Genel Sekreteri Doç. Dr. Elifhan Köse Çal moderatörlüğünde “Toprak Ana’yı Korumak: Enginarla Sürdürülebilir Tarım” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirildi. Söyleşide Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sevinç Başay ve Hasanağa Kadın Derneği Başkanı Neşe Erken, bölgeye özgü enginar üretimi ve sürdürülebilir tarım teknikleri hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Etkinlik sonunda katılımcılar Hasanağa Gıda Merkezi’ni gezerek yetkililerden bilgi aldı. Program, merkezde üretilen tarhanadan yapılan çorba ile Hasanağa Kadın Derneği’nin hazırladığı enginar salatası ve enginar çayının ikram edilmesiyle sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PepsiCo ​​​​​​​Türkiye, Su Riskine Karşı Güçlü Bir Gelecek İnşa Ediyor Haber

PepsiCo ​​​​​​​Türkiye, Su Riskine Karşı Güçlü Bir Gelecek İnşa Ediyor

Dünyanın en büyük yiyecek ve içecek şirketlerinden PepsiCo, PepsiCo Pozitif (pep+) stratejisinin temel bir unsuru olan “Net Su Pozitif” vizyonu doğrultusunda, su kaynaklarını korumayı ve fabrikalarının bulunduğu bölgelerde sürdürülebilir etki yaratmayı odağına almaya devam ediyor. PepsiCo Türkiye, bu yaklaşım kapsamında suyu daha verimli kullanmayı, kullanılan suyu doğaya geri kazandırmayı ve tarımsal üretimde su riskini azaltmayı önceleyen projeler hayata geçiriyor. Doğa Koruma Merkezi (DKM) iş birliğiyle, 60 milyon TL’nin üzerinde bir bütçeyle hayata geçirilen Bir Damla Bir Dünya Projesi, bu vizyonun en somut örneklerinden biri olarak Türkiye’de yüksek su riski taşıyan bölgelerde kapsamlı bir dönüşüm yaratmayı amaçlıyor. Adana, Mersin, Manisa ve İzmir’deki çiftçilerin modern sulama tekniklerini kullanmasını sağlayarak tarımda kullanımı azaltan proje kapsamında çiftçilere iklim değişikliği ve kuraklıkla mücadele, suyun verimli kullanımı ve toprağın korunması konularında eğitimler veriliyor. Bu eğitimlerde; tasarruflu sulama yöntemleri, basınçlı sulama sistemleri, doğru sulama zamanlaması, bitki ve toprak özelliklerine uygun sulama teknikleri ve toprakta organik madde artırımı gibi sürdürülebilir tarım uygulamaları öğretiliyor. Tarlalarda 3 bin dekara yakın alanda damla sulamanın yaygınlaştırılmasına destek olan proje ile fabrikaların bulunduğu havzalarda suyun geri kazandırılması destekleniyor. PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Ergün Günay: “Su artık sadece çevresel bir konu değil; herkes için ortak, acil ve hayati bir mesele” Dünyanın ciddi bir su kriziyle karşı karşıya olduğunu dile getiren PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Ergün Günay, “Birleşmiş Milletler’in 2024 Dünya Su Gelişimi Raporu, son 20 yılda 1,4 milyar kişinin kuraklık ve suyla ilgili konulardan doğrudan etkilendiğini ortaya koyuyor. Yalnızca bu rakam bile, suyun geleceğinin artık küresel risk sıralamalarında neden en üst basamaklarda yer aldığını çok açık bir şekilde gösteriyor. Bu tablo yalnızca ekosistemlerin değil, gıda güvenliğinin, toplumsal yaşamın ve ekonomik istikrarın da tehdit altında olduğunu ortaya koyuyor. Su artık sadece çevresel bir konu değil; herkes için ortak, acil ve hayati bir mesele. Bu nedenle suyu korumak hem ülkeler hem de şirketler için önemli hale geldi” dedi. “Manisa, İzmir ve Tarsus’ta yapılan damla sulama uygulamalarıyla 2024 yılında Manisa fabrikasında kullandığımız suyun %100’ünü, İzmir’de %94’ünü, Tarsus’ta ise %58’ini doğaya geri kazandırdık” PepsiCo Türkiye’nin hem bir gıda ve içecek şirketi olarak hem de tarım odağında yaptığı çalışmalar kapsamında su yönetimini sürdürülebilirlik stratejisinin önemli unsurlarından biri olarak gördüğünü dile getiren Ergün Günay, “PepsiCo Türkiye olarak Net Su Pozitif vizyonumuz doğrultusunda yalnızca su tüketimini azaltmakla yetinmiyor; özellikle su riski yüksek bölgelerde kullandığımız suyun tamamını doğaya geri kazandırmayı hedefliyoruz. Doğa Koruma Merkezi iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Bir Damla Bir Dünya Projesi ile sadece geçtiğimiz yıl Manisa fabrikasında kullandığımız suyun %100’ünü, İzmir’de %94’ünü, Tarsus’ta ise %58’ini doğaya geri kazandırdık. 2023 ve 2024 yıllarında 735 milyon litre su tasarrufunda bulunduk. 2025 yılı itibariyle bu rakamın 1.6 milyar litreyi bulması için çalışıyoruz. Böylece 674 olimpik havuza karşılık su tasarrufu yapılmasını desteklemiş olacağız. Bu somut sonuçlar, su yönetimini stratejik bir öncelik olarak ele aldığımızın ve sahada gerçek etkiler ürettiğimizin en net göstergesi. Önümüzdeki dönemde projeyi daha fazla bölgeye yayarak hem doğaya hem de yerel üreticilere destek vermeye kararlıyız” dedi. Doğa Koruma Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Zeydanlı: “Önümüzdeki dönemde en çok tartışacağımız konulardan biri su sorunu olacak. Bir yandan iklim krizinden kaynaklı kuraklık, diğer yandan suyun yanlış kullanımı su kaynaklarımız üzerindeki baskıyı her geçen gün artırıyor. Su yönetimi artık yalnızca bir çevre meselesi değil; doğrudan sosyoekonomik etkileri olan bir konu haline geldi. Bu noktada tarım sektörü hem su tüketimindeki %79’luk payı hem de su verimliliği için sunduğu potansiyel çözümler nedeniyle en kritik sektörlerden biri. Ancak sürdürülebilirliği ve su verimliliğini gözetmeyen, en yüksek hasılata odaklanmış bir üretim modeli ile bu dönüşümün gerçekleşmesi mümkün değil. Bunun için su verimliliği ve üretim arasında bir denge kuran modeller ve bunların hayata geçmesini sağlayacak güçlü iş birliklerine ihtiyaç var. Bu proje kapsamında yapılan çalışmalar çiftçi, özel sektör ve sivil toplum iş birliğinin güzel bir örneğini ortaya koymuştur.” PepsiCo Türkiye, sürdürülebilir su yönetimi alanında attığı adımlarla hem sektörüne öncülük etmeyi hem de Türkiye’nin su geleceğine katkı sunmayı sürdürüyor. Bir Damla Bir Dünya Projesi'yle elde edilen sonuçlar, şirketin hem üretim süreçlerinde hem de tedarik zincirinde su riskini azaltma konusundaki kararlılığını güçlendirirken, iş birliği temelli yaklaşımıyla dirençli gıda ekosistemlerinin oluşmasına da somut bir katkı sağlıyor. PepsiCo önümüzdeki dönemde de Net Su Pozitif hedefi doğrultusunda yürüttüğü tüm çalışmalarla, suyu koruyan, verimliliği artıran ve uzun vadeli fayda sağlayan projelere yatırım yapmaya devam edecek.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.