Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürdürülebilir Tarım

Kapsül Haber Ajansı - Sürdürülebilir Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilir Tarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ülker, Tarladan Rafa Uzanan Sürdürülebilirlik Çalışmalarını Raporladı Haber

Ülker, Tarladan Rafa Uzanan Sürdürülebilirlik Çalışmalarını Raporladı

Türkiye’nin lider gıda şirketi Ülker, 1944’ten bu yana iş yapışının merkezindeki israfsız şirket kültürünü, bilim temelli hedefler ve saha uygulamalarıyla geleceğe taşıyor. 2025’te, değer zinciri boyunca somut sonuçlar elde eden ve karbon salımını önemli ölçüde azaltan şirket, yenilenebilir enerji, kaynak verimliliği, onarıcı tarım, sürdürülebilir ham madde tedariki ve lojistik uygulamalarıyla hedeflerine ilerliyor. İklim kriziyle mücadelede tarımsal üretimin gücü Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı- COP31’e ev sahipliğinin iklim değişikliğiyle mücadelede ortak sorumlulukların ve somut uygulamaların önemini vurguladığını belirterek şunları söyledi: “COP31 ile dünyanın iklim odağı Türkiye’ye çevrilirken, bu topraklardan doğan global bir şirket olarak sorumluluğumuzun farkındayız. Küresel iklim kriziyle mücadelede çözümün anahtarı, vaatleri aşarak yerel değerleri korumak ve ülkemizin tarımsal üretim gücünü geleceğe taşımaktır. İsrafsız şirket kültürümüzü 2050 Net Sıfır vizyonumuzla birleştiriyor; çiftçilerimiz ve iş ortaklarımızla değer zincirimizde dönüşümü destekliyoruz. Uzun vadeli hedeflerimizi paylaşırken, bu hedefleri mümkün kılacak adımları bugünden atmaya önem veriyoruz.” Karbon emisyonu ve kaynak kullanımı azaltılıyor Ülker, 2025’te Türkiye’deki son ürün ve ham madde fabrikalarında I-REC sertifikalı yüzde 100 yenilenebilir elektrik kullanarak elektrik tüketiminden kaynaklanan Kapsam 2 emisyonlarını sıfırladı ve 97 bin 193 ton karbon emisyonunu önledi. Enerji ve su verimliliği projeleriyle yaklaşık 634 evin yıllık toplam enerji kullanımına eşdeğer 12 bin 11 megavatsaat enerji ve 53,5 milyon yarım litrelik şişe suya eşdeğer 26 bin 759 metreküp su tasarrufu sağladı. İsrafsız şirket kültürüyle ambalajlarda plastik kullanımı 96 ton, kâğıt kullanımı 25,2 ton azaltan Ülker tüketicilerine sunduğu ürünlerde ambalaj kaynaklı çevresel etkileri azaltmak amacıyla geri dönüştürülebilirliği artıran malzeme dönüşümleri gerçekleştiriyor. Ambalajlarda tek tip ham madde kullanımını yaygınlaştırarak plastik kullanımını azaltırken geri dönüşüm süreçlerine uyumu da güçlendiriyor. Ülker, bu çalışmaların sonucunda plastik ambalajların tamamında kompozit yapılardan çıktı. Onarıcı tarımla verimlilik artıyor Ülker’in buğday üretiminde yürüttüğü Onarıcı Tarım Projesi 2025’te 101 çiftçiyle 6 bin 860 dekarlık alanda devam ettirildi. Toprak analizleri, uydu görüntüleri ve sensör verilerini çiftçilerin bilgi ve deneyimiyle birleştiren projede, örtü ve çit bitkisi, azaltılmış işleme, gübre ve sulama optimizasyonu gibi onarıcı tarım pratikleriyle önceki sezona göre kuru tarım alanlarında verim yüzde 22 arttı, gübre kaynaklı karbon emisyonları yüzde 10 azaldı. Sulanan alanlarda ise verim yüzde 21 artarken sulama kaynaklı enerji emisyonları yüzde 32 düştü. Proje kapsamında Kırıkkale’de yürütülen Yağmurdan Hasada sosyal sorumluk projesiyle dört okulda yağmur suyu hasadı sistemleri, damla sulama sistemi ve bostanlar kuruldu. Öğrencileri üretime dahil eden çalışmayla, su verimliliği, sürdürülebilir tarım ve çevre bilincinin uygulamalı olarak geliştirilmesi hedefleniyor. Fındık ve kakaoda sürdürülebilir üretim Ülker, 2023 yılında başlattığı Fındıktan Fazlası Projesiyle 2025’te 100’ü kadın 200 çiftçiye toprak analizi, gübreleme, budama ve zararlılarla mücadele konularında eğitim ve saha desteği sağladı. Biyolojik mücadele için 9 bin samuray arısını doğaya saldı. Proje, 2026’da 175’i kadın 350 çiftçiye ve 4 bin 356 dekara ulaştı. Şirketin bu rakamı daha yukarılara taşıyacak yol haritaları bulunuyor. Ülker üreticileriyle birlikte modern ve verimli tarımı yaygınlaştırarak toprağın bereketini korumaya, Türkiye’nin fındık üretimindeki liderliğini sürdürmesine destek olmak için çalışmalarına devam ediyor. Ülker’in 2020’de bu yana devam ettirdiği Kakaodan Fazlası projesi, Fildişi Sahili’ndeki grup iştiraki Fildisi Cocoa Industry, Earthworm Foundation ve Topkapı’daki kakao işleme tesisi aracılığıyla, çiftçilerle ve kooperatiflerle doğrudan bir bağ kurarak hayata geçiriliyor. Proje kapsamında tarımsal ormancılık pilot projesi 2025’te iki kooperatife genişletildi. DAKUA kooperatifinde 196 çiftçiye ait 387 hektar haritalandı, altı farklı bölgeye 16 bin 266 orman ve meyve ağacı dikildi. Kakao ağaçlarının farklı ağaç türleriyle birlikte yetiştirilmesini destekleyen proje, toprağı korunmayı, biyoçeşitliliği geliştirmeyi ve çiftçi ailelerinin yaşam koşullarını iyileştirmeyi amaçlıyor. Ürünlerde dengeli beslenme hedefleri Ülker, mevcut ve yeni ürünlerini tüketici beklentileri ve yükselen bütünsel iyilik ve dengeli yaşam trendi doğrultusunda geliştiriyor. pladis’in global beslenme modeli kapsamında ürünlerinde şeker, tuz ve doymuş yağı azaltmayı, lif ve proteini artırmayı, tüm ürün kategorilerinde 2030 yılına kadar 50 ton tuz, 1.000 ton yağ ve 3.000 ton şeker azaltmayı hedefliyor. Yapay zekâ ve dijital teknolojilerle kaynak verimliliği Ülker, yapay zekayı ve dijital teknolojileri çevresel, sosyal, yönetişim (ÇSY) hedeflerine ulaşmada etkin bir araç olarak konumlandırıyor; çevresel verimlilik, risk yönetimi, raporlama süreçleri ve tedarik zinciri yönetimi alanlarında bunlardan yararlanıyor. Kaynak verimliliğini artırmak, çevresel etkileri azaltmak, riskleri daha etkin yönetmek ve karar alma süreçlerini güçlendirmek amacıyla üretimden lojistiğe, tarımdan kalite yönetimine kadar birçok alanda dijital çözümlerden yararlanıyor. Yıl içinde uygulamaya alınan yapay zekâ çözümleriyle Türkiye’deki fabrikalarda yıllık 200 milyon TL’nin üzerinde tasarruf sağlandı. Üretimde makine verileri anlık izlenerek olası arızalar önceden tespit ediliyor, enerji tüketimi daha etkin yönetiliyor ve kalite kontrolü geliştiriliyor. Yapay zekâ destekli rota optimizasyonuyla lojistik kaynaklı karbon salımını 2014’ten bu yana yüzde 70’e varan oranda azaltan Ülker, 2025’te 100 milyon TL tasarruf sağladı ve lojistik maliyetlerini bir önceki yıla göre yüzde 4 düşürdü. Tarım alanında ise uydu görüntüleri, sensörler ve dijital analiz araçları kullanılarak toprağın ihtiyaçları, bitki gelişimi ve sulama zamanlaması daha hassas biçimde takip ediliyor. Böylece su, gübre ve diğer tarımsal girdilerin daha verimli kullanılmasına katkı sağlanırken, sürdürülebilir üretim uygulamaları da destekleniyor. Ulusal ve uluslararası platformlarda takdir Ülker’in sürdürülebilirlik çalışmaları bağımsız değerlendirmelerde takdir görüyor. LSEG’in (London Stock Exchange Group) değerlendirmesinde dünya genelindeki 427 gıda şirketi arasında en yüksek puanı alarak üst üste üçüncü kez kategori lideri oldu. S&P Global’in The Sustainability Yearbook listesinde yer almayı sürdürerek gıda ürünleri kategorisindeki 26 şirket arasında tek Türk şirketi olma başarısını gösterdi. Ülker 2015’ten bu yana yer aldığı Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’nin yanı sıra, 2025’te BIST Sürdürülebilirlik 25 endeksine de girdi. Ülker 2030 ara hedeflerine ilerliyor Ülker, Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) ile uyumlu taahhütleri doğrultusunda 2030’a kadar, 2023’e kıyasla Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını yüzde 42, Kapsam 3 emisyonlarını yüzde 30, tarım ve arazi kullanımıyla ilişkili FLAG emisyonlarını ise yüzde 30,3 azaltmayı hedefliyor. Sözleşmeli buğday üreticileriyle onarıcı tarım uygulamalarını 10 bin dekara taşımak da 2030 hedefleri arasında yer alıyor. Şirket ayrıca fabrika ve depolarında elektriğin tamamını yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı, birim üretim başına su kullanımını 2014’e göre yüzde 45 azaltmayı ve üretim kaynaklı net ham madde kayıplarını yüzde 0,5’in altına indirmeyi hedefliyor. Kakao ve bitkisel yağ hariç yerli tarımsal ham madde kullanımını yüzde 90’a çıkarma hedefiyle yerel üretimi ve tedarik zincirinin dayanıklılığını destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mars İklim Dostu Tarım Yatırımlarıyla Gıdanın Geleceğini Destekliyor Haber

Mars İklim Dostu Tarım Yatırımlarıyla Gıdanın Geleceğini Destekliyor

Küresel iklim değişikliği, kuraklık ve doğal kaynaklar üzerindeki baskılar, gıda üretiminde sürdürülebilir tarım uygulamalarının önemini her geçen gün artırıyor. Bu tablo, gıda sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin yalnızca çevresel etkilerini azaltmalarını değil, aynı zamanda tarımsal üretimin devamlılığını sağlamaya, doğal kaynakları korumaya ve üreticilerin iklim değişikliğine karşı dayanıklılığını artırmaya yönelik sorumluluklarını da öne çıkarıyor. Bu anlayışla hareket eden Mars Incorporated, yayımladığı 2025 sürdürülebilirlik raporunda ham maddelerin sorumlu tedariğinden rejeneratif tarım uygulamalarına, yenilenebilir enerji yatırımlarından bilimsel ve teknolojik yeniliklere kadar farklı alanlarda kaydettiği ilerlemeyi ortaya koyuyor ve iklim değişikliğine karşı dayanıklılığını artırmayı hedefliyor. Kakao tedariğinde yüzde 98'lik dönüm noktası M&M’s®, SNICKERS®, TWIX® ve BOUNTY gibi dünyanın sevilen çikolata markalarını bünyesinde barındıran Mars; modern, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir kakao ekosistemi yaratmak amacıyla sürdürülebilirlik stratejisini şekillendiriyor. 2018-2028 dönemini kapsayan ve şirketin toplamda 1 milyar dolar değerinde iç yatırımda bulunduğu “Gelecek Nesiller için Kakao” (Cocoa for Generations) programı, sorumlu tedarik uygulamalarının yaygınlaştırılmasını ve kakao üreticilerinin desteklenmesini amaçlıyor. Buna göre, şirketin küresel düzeydeki kakao tedarikçileri, 2025 yılında “Sorumlu Olarak Tedarik Edilen Kakao Programı” kapsamında Mars'ın yıllık kakao hacminin yüzde 98'ine eşdeğer miktarda, belirlenen referans tarihlerinden itibaren ormansızlaşma ve arazi dönüşümü içermediği belgelenmiş kakao tedarik etti.[i] Şirket, aynı zamanda, kakao üretiminde rejeneratif tarım uygulamalarının yaygınlaştırılmasına da yatırım yapıyor. Örnek olarak, Ekvador, Dominik Cumhuriyeti ve Peru’da yürütülen iklim dostu tarım programı kapsamında 430 çiftçinin 3.500 hektarı aşkın alanda rejeneratif tarım uygulamalarını benimsemesi hedefleniyor. Çok katmanlı tarımsal ormancılık ve toprak sağlığını iyileştirmeye yönelik yöntemlerle üretimin iklim değişikliğine karşı daha dayanıklı hale getirilmesi amaçlanıyor. İklim dostu tarım uygulamaları 26 ülkeye yaygınlaşırken, yenilenebilir enerji yatırımları öne çıkıyor Mars, 26 ülkede 12 tarımsal ürünü kapsayan yaklaşık 77 iklim dostu tarım projesini ayrıca destekliyor. Örneğin, şirket, kuraklığa ve hastalıklara dayanıklı yer fıstığı çeşitlerinin geliştirilmesi için beş yıllık dönemde 5,2 milyon dolar, pirinç üretiminde sürdürülebilir uygulamaların yaygınlaştırılması için ise 2020-2030 döneminde 20 milyon dolarlık yatırım öngörüyor. Etki stratejisini üretim sahasına da taşıyan Mars, fabrikalarındaki yeşil dönüşüm yatırımlarını da genişletmeye devam ediyor. Şirket, geçtiğimiz sene ülkemize gelen çikolata portföyünü çalışan Avrupa’daki fabrikalarının da %100 yenilenebilir enerji ile çalışmaya başladığını duyurmuştu. Çekya’dan Fransa’ya, Almanya’dan İngiltere’ye uzanan 10 tesiste elektrik ve doğalgaz tüketimi biyometan ve yenilenebilir enerji sertifika yatırımlarıyla karşılayan Mars, tüm bu gelişmeleri 2050 yılına kadar “Net Sıfır” yolculuğunda birer kilometre taşları olarak nitelendiriyor. Son olarak, “Yenilenebilir Enerji Hızlandırma Programı” kapsamında Polonya ve ABD'deki güneş enerjisi projelerini destekleyen şirket, 2030 yılına kadar emisyon azaltımına katkı sağlamayı hedefliyor. İş hacmi büyürken karbon emisyonları azalıyor Mars 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nun öne çıkan bulgularından biri ise, şirketin 2015 yılından bu yana iş hacmini yaklaşık yüzde 75 artırırken değer zincirindeki mutlak sera gazı emisyonlarını kümülatif olarak yüzde 16,9 azaltması oldu. Şirket, yalnızca 2025 yılında yüzde 6,4'lük emisyon azaltımı sağladı. Doğrudan operasyonlarından ve satın aldığı enerjiden kaynaklanan Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını ise 2015 yılına kıyasla yüzde 42,6 azaltarak 2025 yılı için belirlediği bilim temelli hedefine ulaştı. Mars Wrigley Orta Avrasya Kurumsal İlişkiler Direktörü Çağla Çavuşoğlu, bu tabloyu değerlendirirken “Büyümeyi, emisyonlardan ayırmayı başardık. Bu yalnızca çevresel bir kazanım değil, aynı zamanda ekonomik dayanıklılık ve toplumsal fayda demek. İşimizin sürdürülebilirliğini bugünden yarının dünyasına taşıyoruz” sözleriyle stratejinin özünü vurguluyor. Şirketi belirgin olarak farklılaştıran bir diğer uygulama ise, Mars’ın iklim hedeflerinde kurumsal yönetişimin de belirleyici bir rol oynaması. Şirketin yaklaşık iki bin liderinin uzun vadeli ücretleri, finansal olmayan sürdürülebilirlik göstergelerine bağlanmış durumda. Çavuşoğlu, “Bu uygulama, sürdürülebilirliğin şirket içinde yalnızca bir rapor ya da niyet olmadığını, karar alma mekanizmalarının tam merkezine yerleştiğini gösteriyor” diyor. Şirket, küresel operasyonlarında 2030 yılına kadar değer zincirindeki sera gazı emisyonlarını 2015 seviyesine göre yüzde 50 azaltmayı, 2050 yılına kadar ise net sıfır emisyona ulaşmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şekerbank’a 7 Uluslararası Finans Kuruluşundan 170 Milyon Dolarlık Kaynak Haber

Şekerbank’a 7 Uluslararası Finans Kuruluşundan 170 Milyon Dolarlık Kaynak

Türkiye’nin COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapmaya hazırlandığı dönemde temin edilen kaynak, kırsal bölgelerdeki KOBİ ve mikro işletmelerin, kadın girişimcilerin finansmana erişimini yaygınlaştırmanın yanı sıra sürdürülebilir tarım ve yeşil dönüşüm yatırımlarının finansmanında kullanılacak. Hollanda Kalkınma Bankası (FMO) liderliğinde gerçekleştirilen sendikasyon kredisine, FMO ile birlikte Fransa Kalkınma Ajansı’nın (AFD) iştiraki Proparco, Avusturya Kalkınma Bankası (OeEB), Finlandiya Endüstriyel İş birliği Fonu (Finnfund), Türk Yatırım Fonu (TIF), Blue Orchard Mikrofinansman Fonu (BOMF) ve Responsability Investments katılım sağladı. Söz konusu sendikasyon işlemi ile Finlandiya Endüstriyel İş birliği Fonu (Finnfund) ve Türk Yatırım Fonu (TIF), Türkiye'de ilk kez bir bankaya finansman sağladı. Kapsayıcı ve sürdürülebilir bankacılıktaki 73 yıllık köklü deneyimi ile uluslararası kalkınma finans kuruluşları nezdinde özellikle kırsal bölgelerdeki çiftçi ve KOBi’lere ulaşmak için anahtar banka olarak kabul edilen Şekerbank, bu alanda yine önemli bir anlaşmaya imza atarak, 7 ayrı kalkınma odaklı uluslararası kuruluş ve fonun katılımı ile toplam 170 milyon dolar tutarında, 5 yıl vadeli sendikasyon kredisi sağladı. Sendikasyona liderlik eden Hollanda Kalkınma Bankası’nın (FMO) yanı sıra, Fransa Kalkınma Ajansı’nın (AFD) iştiraki Proparco, Avusturya Kalkınma Bankası (OeEB), Finlandiya Endüstriyel İş birliği Fonu (Finnfund) ve Türk Yatırım Fonu (TIF) ile Blue Orchard Mikrofinansman Fonu (BOMF) ve Responsability Investments da söz konusu sendikasyonda yer aldı. Finlandiya Endüstriyel İş birliği Fonu (Finnfund) ve Türk Yatırım Fonu (TIF) ise söz konusu sendikasyon kredisi ile Türkiye’de ilk kez bir bankaya yönelik finansman desteği sağlamış oldu. Şekerbank’ın sağladığı sendikasyon kredisi, kırsal bölgelerde faaliyet gösteren KOBİ ve mikro işletmelerin finansmana erişiminin güçlendirilmesi, sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması, kadın girişimciliğinin desteklenmesi ve yeşil dönüşüm yatırımlarının finansmanı alanlarında kullanılacak. Şekerbank’ın temin ettiği krediye ilişkin tören, sendikasyona öncülük eden Hollanda Kalkınma Bankası (FMO) ile Fransız Kalkınma Ajansı’nın (AFD) iştiraki Proparco, Avusturya Kalkınma Bankası (OeEB) ve Türk Yatırım Fonu’nun (TIF) katılımıyla düzenlendi. Törene ayrıca Hollanda İstanbul Başkonsolosu Daan Huisinga ile Avusturya İstanbul Başkonsolosu Doris Fida-Šrajner katıldı. Aybala Şimşek Galpin: “Uluslararası finans kuruluşları ile Anadolu’nun çiftçi ve KOBİ’leri arasında köprü olmaktan gurur duyuyoruz” Şekerbank Genel Müdürü Aybala Şimşek Galpin, yeni sendikasyon kredisine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Sosyal ve çevresel etki sağlamaya yönelik edindiğimiz bu değerli ve anlamlı kaynak, Şekerbank’ın sürdürülebilir bankacılık faaliyetlerindeki 73 yıllık köklü uzmanlığının uluslararası kalkınma finansmanı kuruluşları tarafından takdirinin önemli bir göstergesi niteliği taşıyor. Bugün hiçbir banka şubesi olmayan yörelere bile hizmet götürerek kapsayıcı bankacılıktaki tarihsel öncülüğümüzü koruyor ve uluslararası finans kuruluşları ile Anadolu’nun çiftçi ve KOBİ’leri arasında köprü olmaktan gurur duyuyoruz.” “Geniş yatırımcı profili, uluslararası finans kuruluşlarının Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına taahhüdünü gösteriyor” Şimşek Galpin, Hollanda Kalkınma Bankası (FMO) liderliğinde gerçekleştirilen sendikasyon kredisi için FMO’ya ve tüm katılımcı finans kuruluşlarına teşekkür ederek, “2024 yılında FMO liderliğinde 6 uluslararası finans kuruluşunun katılımıyla gerçekleştirdiğimiz yaklaşık 160 milyon dolarlık sendikasyonun ardından, bu yıl 7 uluslararası finans kuruluşunun katılımıyla sağladığımız 170 milyon dolarlık bu yeni sendikasyon kredisine liderlik ettiği için FMO’ya teşekkür ediyor, FMO’nun Türkiye’de etki odaklı bankacılık alanında stratejik ortağı olmaktan gurur duyuyoruz.” dedi. Şimşek sözlerini şöyle sürdürdü: “Sendikasyona iştirak eden yatırımcı kitlesinin yüksek niteliği büyük önem taşımakta olup geniş yatırımcı profili, sendikasyona iştirak eden tüm uluslararası finans kuruluşlarının Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına taahhüdünü göstermektedir, kendilerine teşekkür ediyoruz.” “COP31 yolunda kapsayıcı yeşil finansmanda örnek proje” Şimşek Galpin, sağladıkları sendikasyon kredisinin Türkiye'nin COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağı bu önemli yılda kapsayıcı yeşil dönüşümün finansmanı alanında örnek bir proje niteliği sunduğunun altını çizerek, “Sağladığımız bu yeni kaynakla sürdürülebilir tarım, yeşil dönüşüm, kadın girişimciliği ve kapsayıcı finansman alanlarındaki faaliyetlerimizi daha da hızlandıracağız. Böylece hem kırsal kalkınmaya hem de ülkemizin sürdürülebilir büyüme ve iklim hedeflerine katkı sağlamaya devam edeceğiz” dedi. Frouke Hoekstra: “Yerel uzmanlık ile uluslararası sermayenin buluşması anlamlı etkiler yaratabilir” FMO Finansal Kuruluşlar Direktörü Frouke Hoekstra, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Şekerbank’ın yerel topluluklarla kurduğu köklü bağlar ve sürdürülebilir, kapsayıcı bankacılığa uzun yıllardır gösterdiği taahhüt, bankayı hem FMO hem de uluslararası kalkınma finansmanı camiası için değerli bir iş ortağı hâline getiriyor. Ortak bir kalkınma hedefi etrafında farklı uluslararası kuruluşları bir araya getiren bu sendikasyon işlemine liderlik etmekten gurur duyuyoruz. Uluslararası kuruluşların gösterdiği geniş katılım, Şekerbank’ın anlamlı bir etki yaratma kapasitesine duyulan uluslararası güveni yansıtırken, yerel uzmanlığın uluslararası sermaye ile bir araya getirildiğinde nelerin başarılabileceğini de ortaya koyuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tam Tahıl Tam Destek Projesi’nin İkinci Yılında Kazananlar Belli Oldu Haber

Tam Tahıl Tam Destek Projesi’nin İkinci Yılında Kazananlar Belli Oldu

Tarım ve gıda alanında kadın girişimcilerin yenilikçi fikirlerini desteklemek amacıyla yürütülen Tam Tahıl Tam Destek Projesi, ikinci yılında da eğitim ve mentorluk programıyla girişimcilere iş fikirlerini geliştirme fırsatı sundu. Program kapsamında katılımcılar; girişimcilik eğitimlerinin yanı sıra uzman mentorluk desteği, fikir geliştirme çalışmaları ve profesyonel iş ağına erişim imkanlarından yararlandı. Programın final aşamasında düzenlenen Demo Day’de girişimciler, geliştirdikleri projeleri ve iş modellerini jüriye sundu. Yapılan değerlendirme sonucunda Microhobist birinci, Soilbiom ikinci, Teatex ise üçüncü oldu. Üç girişim, toplam 800 bin TL değerindeki hibe desteğinin sahibi oldu. Jüri oylamasında alınan kararla, çocuklara yönelik atık yönetimi etkinlikleriyle farkındalık yaratmayı amaçlayan Vega Growloop’ada 50 bin TL değerinde mansiyon ödülü verildi. Böylece proje kapsamında dağıtılan toplam ödül desteği 850 bin TL’ye ulaştı. Kadın girişimcilerden tarımın geleceğine yenilikçi çözümler Final aşamasında birinciliği, Sultan Gül Yalçın’ın tarımsal üretimde bitki gelişimini destekleyen ve bitki verimini artıran mikrobiyal biyoteknoloji temelli postbiyotik biyostimülant olan “MHOne bitki gelişim düzenleyici” projesi aldı. İkinci olan Deniz Sapaz’ın SoilBiom projesi; toprak mikrobiyomu ve biyolojik çeşitliliği analiz ederek toprak sağlığını ölçüyor ve analiz sonuçlarına göre sahaya özel biyolojik ürün ile iyileştirme reçeteleri sunuyor. Üçüncü olan Menekşe Şakir’in Teatex Malzeme Teknolojileri projesi ise çay işleme atıklarını ileri biyoteknoloji yöntemleriyle yüksek katma değerli biyobazlı bileşenlere dönüştürmeyi amaçlıyor. Proje kapsamında çay atıklarından elde edilen ligninin gıda sektöründe doğal renklendirici olarak değerlendirilmesi hedefleniyor. Mansiyon ödülünün sahibi Nadide Yarenci’nin Vega Growloop projesi ise tarımsal atıkları ve tahıl sektörü yan ürünlerini miselyum tabanlı biyoteknolojiyle değerlendirerek gıda ve katma değerli biyomalzemelere dönüştürüyor. Üretim sonrası ortaya çıkan organik materyalleri de kompost ve toprak iyileştirmede değerlendirerek atığın yeniden kaynağa dönüştüğü döngüsel bir üretim modeli ortaya koyuyor. “Kadın girişimcilerin fikirlerinin somut projelere dönüşmesine tanıklık etmekten mutluluk duyuyoruz” Nestlé Kahvaltılık Gevrekler Genel Müdürü Esra Ateş, “Tam Tahıl Tam Destek’in ikinci yılında da birbirinden değerli ve yenilikçi fikirleri mutlulukla dinledik. Program boyunca kadın girişimcilerimizin fikirlerini geliştirmelerine, iş modellerini güçlendirmelerine ve tarım ile gıda alanında değer yaratacak çözümler üretmelerine eşlik ettik. Bugün ‘Demo Day’de girişimcilerimizin fikirlerini güçlü projeler olarak sunmalarına tanıklık etmek, bu yolculuğun en heyecan verici anlarından biriydi. Birbirinden farklı alanlarda geleceğe yönelik çözümler geliştiren tüm girişimcilerimizi gönülden kutluyoruz. Tarımın geleceğinde kadın girişimcilerin yaratacağı etkinin çok değerli olduğuna inanıyor, onların fikirlerini geliştirmelerine ve hayata geçirmelerine destek olmak için çalışmaya devam ediyoruz” dedi. “Tam tahıllı ürünlerin satışından doğan katkıyı tarım ve gıda alanında yenilikçi çözümler geliştiren kadın girişimcileri desteklemek için kullanıyoruz” Migros Grubu FMGC Gıda Pazarlama Direktörü Caner Yaman "Tam Tahıl Tam Destek, müşterilerimizin tercihlerinin toplumsal faydaya dönüştüğü çok değerli bir dayanışma modeli. Nestlé Kahvaltılık Gevrekler ile birlikte yürüttüğümüz bu programda, tam tahıllı ürünlerin satışından doğan katkıyı tarım ve gıda alanında yenilikçi çözümler geliştiren kadın girişimcileri desteklemek için kullanıyoruz. İkinci yılını tamamlayan programımızda eğitim, mentorluk ve hibe desteğiyle fikirlerin somut projelere dönüşmesine katkı sağlarken, sürdürülebilir tarım ve gıda sistemlerinin geleceğine de yatırım yapıyoruz. Bugün ödüllendirdiğimiz girişimler, üretimden toprak sağlığına, döngüsel ekonomiden gıda teknolojilerine kadar pek çok alanda çözümler sunuyor. Müşterilerimiz, iş ortaklarımız ve girişimcilerimizle birlikte yarattığımız bu etkiyi büyüterek sürdürmeyi hedefliyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Tarımın Kadın Yıldızları” 5 Yıldır Etkisini Güçlendiriyor Haber

“Tarımın Kadın Yıldızları” 5 Yıldır Etkisini Güçlendiriyor

Tarımda kadınlara yönelik fırsat eşitliğini destekleyen örnek proje kapsamında; bugüne kadar 5.500’ün üzerinde kadın çiftçiye ulaşıldı, SuperFresh’in sözleşmeli üretici ağı içindeki kadın üretici oranı yüzde 5’ten yüzde 30’a yükseldi. SuperFresh’in Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğinde fırsat eşitliği odağıyla başlattığı Tarımın Kadın Yıldızları; ürün alım garantisi, finansal destek, tohum ve gübre desteği, 7/24 ziraat mühendisi desteği, eğitimler ve dayanışma ağıyla kadın çiftçilerin üretimdeki gücünü artırmak için tasarlandı. Proje bugün, kadın emeğini görünür kılan ve sosyal faydayı somut etkiye dönüştüren, her yıl sahadaki yeni ihtiyaçlara göre geliştirilen uzun soluklu bir model olarak yoluna devam ediyor. Her yıl yeni adımlarla güçlenen bir etki modeli 2023’te görünürlüğü artıran iletişim çalışmaları ve yeni paydaşlarla büyüyen Proje, 2024’te finansal okuryazarlık, girişimcilik, ekoloji ve yapay zekâ odaklı eğitimlerle derinleşti, topluluk ağları üzerinden kadın çiftçiler arasındaki bağı güçlendirdi. 2025 yılında ise ürün lansmanı ve staj programı gibi yeni adımlarla etkisini genişletti. Tarımın Kadın Yıldızları’nın emeğiyle üretilen SuperFresh “Ege’den Hasat” bezelye, kadın emeğinin toplumsal faydadan raflara uzanan en somut çıktılarından biri oldu. Kategoride bir ilki gerçekleştirerek Michelin tavsiyeli bir restoranın menüsüne de giren ürün, tarladan tabağa sürdürülebilir bereket anlayışını görünür kıldı. 2026’da temel çiftçilik eğitimi başta olmak üzere farklı ihtiyaçlara yönelik eğitim ve söyleşiler devam ederken yaklaşık 2.000 kadının yer aldığı bilgi paylaşımı platformu, uzmanlara erişim ve dayanışmanın yıl boyunca sürdüğü bir alana dönüştü. TABİT iş birliğiyle finansal okuryazarlıktan girişimciliğe, sürdürülebilir tarımdan yapay zekâ uygulamalarına uzanan eğitim ve söyleşiler yıl boyunca devam etti. Tarımın Kadın Yıldızları Projesi beşinci yılında kadın üreticilerle kurulan ilişkiyi yalnızca üretim dönemleriyle sınırlamayan; eğitim, topluluk, görünürlük ve ekonomik güçlenme başlıklarını bir arada ele alan daha bütüncül bir yapıya ulaştı. Proje; kadınların güçlenmesi, sosyal fayda ve sürdürülebilirlik alanlarındaki çalışmalarıyla bugüne kadar ulusal ve uluslararası platformlarda 30 kez ödüllendirildi. Sosyal etki araştırmaları dönüşümü takip ediyor SuperFresh, Tarımın Kadın Yıldızları Projesi’nin etkisini izlemek ve programı sahadaki ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirmek amacıyla Ipsos Türkiye iş birliğinde düzenli sosyal etki araştırmaları gerçekleştiriyor. Araştırma sonuçları, projenin yarattığı güçlü ekonomik etkiyle birlikte; bilgiyle karar verme, ekonomik bağımsızlık, dayanışma ve bilgi paylaşımı, özgüven ve karar süreçlerine katılım ile görünürlük alanlarında kadın üreticilerin deneyimlerinde dönüşüm yarattığını ortaya koydu. Üretim kararlarında deneyim ve sezginin yanında bilgi, maliyet hesabı ve planlamanın daha fazla yer almaya başlaması bu dönüşümün öne çıkan örneklerinden biri oldu. Ipsos’un değerlendirmesine göre, projenin ilk döneminde memnuniyet yaratan destekler 2026 itibarıyla daha somut ve derin bir etkiye ulaştı; destek, kadın üreticiler açısından giderek güvenceye dönüşen bir yapıya evrildi. Mert Altınkılınç: “Kadın çiftçilerin güçlenmesini tarımın geleceğine yapılan yatırım olarak görüyoruz” Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı ve Besler CEO’su Mert Altınkılınç, şunları söyledi: “Besler olarak tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini, birlikte çalıştığımız üreticilerle kurduğumuz uzun vadeli iş birliğiyle destekliyoruz. Yıldız Holding’in fırsat eşitliği ve kapsayıcılık yaklaşımı ve Yıldız Holding Kadın Platformu’nun çalışmaları doğrultusunda, SuperFresh markamızla 2022 yılında başlattığımız Tarımın Kadın Yıldızları projesi bu anlayışın somut örneklerinden biri. Sözleşmeli üretim ve alım garantisinin yanı sıra finansman, eğitim ve ziraat mühendisliği desteği sunarak kadın çiftçilerin üretimlerini planlamalarına, bilgi ve yetkinliklerini geliştirmelerine katkı sağlıyoruz. Projenin başlangıcında yüzde 5 olan sözleşmeli kadın üretici oranımızın yüzde 30’a ulaşmasından memnuniyet duyuyoruz. Kadın çiftçilerin güçlenmesini tarımın geleceğine yapılan yatırım olarak görüyor, projemizi onların ihtiyaçları ve deneyimleri doğrultusunda geliştirmeyi sürdürüyoruz. 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü vesilesiyle bilgisi, deneyimi ve üretimiyle tarıma değer katan tüm kadın çiftçilere teşekkür ediyorum.” Gülizar Öcal Doğan: “Kadın çiftçilerin deneyimleri projemizin gelişimine yön veriyor” Besler Pazarlama ve Sürdürülebilirlikten Sorumlu Başkan Yardımcısı Gülizar Öcal Doğan, şunları söyledi: “Tarımın Kadın Yıldızları’nı kadın çiftçileri dinleyerek, ihtiyaçlarını anlayarak ve onlarla birlikte öğrenerek geliştiriyoruz. TABİT iş birliğiyle sunduğumuz eğitimler ve yıl boyunca devam eden bilgi paylaşımıyla kadınların öğrendiklerini üretim süreçlerine taşımalarını destekliyoruz. Finansal okuryazarlıktan sürdürülebilir tarım uygulamalarına uzanan eğitimlerimizi sahadan gelen geri bildirimlerle şekillendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde eğitimlerimizi ve kadın üreticiler arasındaki dayanışmayı güçlendirerek projemizin sağladığı faydayı geliştirmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tam Tahıl Tam Destek Projesi’nin İkinci Yılında Kazananlar Belli Oldu Haber

Tam Tahıl Tam Destek Projesi’nin İkinci Yılında Kazananlar Belli Oldu

Tarım ve gıda alanında yenilikçi fikirler geliştiren kadın girişimcilerin projelerini jüriye sunduğu değerlendirme gününde birinci Microhobist, ikinci Soilbiom, üçüncü ise Teatex oldu. Program kapsamında kazanan girişimlere toplam 800 bin TL değerinde hibe desteği sağlanırken, jüri oylamasıyla verilen mansiyon ödülüyle birlikte toplam ödül desteği 850 bin TL’ye ulaştı. Tarım ve gıda alanında kadın girişimcilerin yenilikçi fikirlerini desteklemek amacıyla yürütülen Tam Tahıl Tam Destek Projesi, ikinci yılında da eğitim ve mentorluk programıyla girişimcilere iş fikirlerini geliştirme fırsatı sundu. Program kapsamında katılımcılar; girişimcilik eğitimlerinin yanı sıra uzman mentorluk desteği, fikir geliştirme çalışmaları ve profesyonel iş ağına erişim imkanlarından yararlandı. Programın final aşamasında düzenlenen Demo Day’de girişimciler, geliştirdikleri projeleri ve iş modellerini jüriye sundu. Yapılan değerlendirme sonucunda Microhobist birinci, Soilbiom ikinci, Teatex ise üçüncü oldu. Üç girişim, toplam 800 bin TL değerindeki hibe desteğinin sahibi oldu. Jüri oylamasında alınan kararla, çocuklara yönelik atık yönetimi etkinlikleriyle farkındalık yaratmayı amaçlayan Vega Growloop’ada 50 bin TL değerinde mansiyon ödülü verildi. Böylece proje kapsamında dağıtılan toplam ödül desteği 850 bin TL’ye ulaştı. Kadın girişimcilerden tarımın geleceğine yenilikçi çözümler Final aşamasında birinciliği, Sultan Gül Yalçın’ın tarımsal üretimde bitki gelişimini destekleyen ve bitki verimini artıran mikrobiyal biyoteknoloji temelli postbiyotik biyostimülant olan “MHOne bitki gelişim düzenleyici” projesi aldı. İkinci olan Deniz Sapaz’ın SoilBiom projesi; toprak mikrobiyomu ve biyolojik çeşitliliği analiz ederek toprak sağlığını ölçüyor ve analiz sonuçlarına göre sahaya özel biyolojik ürün ile iyileştirme reçeteleri sunuyor. Üçüncü olan Menekşe Şakir’in Teatex Malzeme Teknolojileri projesi ise çay işleme atıklarını ileri biyoteknoloji yöntemleriyle yüksek katma değerli biyobazlı bileşenlere dönüştürmeyi amaçlıyor. Proje kapsamında çay atıklarından elde edilen ligninin gıda sektöründe doğal renklendirici olarak değerlendirilmesi hedefleniyor. Mansiyon ödülünün sahibi Nadide Yarenci’nin Vega Growloop projesi ise tarımsal atıkları ve tahıl sektörü yan ürünlerini miselyum tabanlı biyoteknolojiyle değerlendirerek gıda ve katma değerli biyomalzemelere dönüştürüyor. Üretim sonrası ortaya çıkan organik materyalleri de kompost ve toprak iyileştirmede değerlendirerek atığın yeniden kaynağa dönüştüğü döngüsel bir üretim modeli ortaya koyuyor. “Kadın girişimcilerin fikirlerinin somut projelere dönüşmesine tanıklık etmekten mutluluk duyuyoruz” Nestlé Kahvaltılık Gevrekler Genel Müdürü Esra Ateş, “Tam Tahıl Tam Destek’in ikinci yılında da birbirinden değerli ve yenilikçi fikirleri mutlulukla dinledik. Program boyunca kadın girişimcilerimizin fikirlerini geliştirmelerine, iş modellerini güçlendirmelerine ve tarım ile gıda alanında değer yaratacak çözümler üretmelerine eşlik ettik. Bugün ‘Demo Day’de girişimcilerimizin fikirlerini güçlü projeler olarak sunmalarına tanıklık etmek, bu yolculuğun en heyecan verici anlarından biriydi. Birbirinden farklı alanlarda geleceğe yönelik çözümler geliştiren tüm girişimcilerimizi gönülden kutluyoruz. Tarımın geleceğinde kadın girişimcilerin yaratacağı etkinin çok değerli olduğuna inanıyor, onların fikirlerini geliştirmelerine ve hayata geçirmelerine destek olmak için çalışmaya devam ediyoruz” dedi. “Tam tahıllı ürünlerin satışından doğan katkıyı tarım ve gıda alanında yenilikçi çözümler geliştiren kadın girişimcileri desteklemek için kullanıyoruz” Migros Grubu FMGC Gıda Pazarlama Direktörü Caner Yaman "Tam Tahıl Tam Destek, müşterilerimizin tercihlerinin toplumsal faydaya dönüştüğü çok değerli bir dayanışma modeli. Nestlé Kahvaltılık Gevrekler ile birlikte yürüttüğümüz bu programda, tam tahıllı ürünlerin satışından doğan katkıyı tarım ve gıda alanında yenilikçi çözümler geliştiren kadın girişimcileri desteklemek için kullanıyoruz. İkinci yılını tamamlayan programımızda eğitim, mentorluk ve hibe desteğiyle fikirlerin somut projelere dönüşmesine katkı sağlarken, sürdürülebilir tarım ve gıda sistemlerinin geleceğine de yatırım yapıyoruz. Bugün ödüllendirdiğimiz girişimler, üretimden toprak sağlığına, döngüsel ekonomiden gıda teknolojilerine kadar pek çok alanda çözümler sunuyor. Müşterilerimiz, iş ortaklarımız ve girişimcilerimizle birlikte yarattığımız bu etkiyi büyüterek sürdürmeyi hedefliyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yıldız Holding 2025 Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı Haber

Yıldız Holding 2025 Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı

Yıldız Holding'in 2025 yılındaki sürdürülebilirlik faaliyetlerini, hedeflerini ve iyi uygulamalarını kamuoyuyla paylaştığı 9. Sürdürülebilirlik Raporu yayımlandı. Rapor, "Bu Dünya Bizim" yaklaşımıyla "Doğanın Geleceği İçin Çalışmak", "Paydaşlarımızla Güçlenmek" ve "Geleceğe İlham Vermek" odak alanlarındaki taahhütlere yönelik ilerlemeleri kapsamlı biçimde kamuoyuyla paylaşıyor. Yıldız Holding’de Bütünsel ÇSY Yönetişimi Yıldız Holding, değişen küresel beklentiler ve çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) alanında artan düzenleyici gereklilikler doğrultusunda ve bütünsel ÇSY yönetişimini güçlendirmek amacıyla sürdürülebilirlik yönetişim yapısını 2025 yılında yeniden yapılandırdı. Besler, Bizim Toptan, Penta Teknoloji, ŞOK Marketler ve Ülker TSRS uyumlu raporlarını yayımladı; Continental Confectionery Company ve Polinas ise ilk sürdürülebilirlik raporlarını kamuoyuyla paylaşırken Polinas, EcoVadis tarafından Altın Madalya ile ödüllendirildi. Ülker Bisküvi, LSEG Sürdürülebilirlik Endeksi'nin Ocak 2025 değerlendirmesinde kategorisinde üçüncü kez dünya birincisi oldu. Çevresel Dönüşümde Somut Adımlar Yıldız Holding şirketleri, 2050 net sıfır hedefi doğrultusunda karbonsuzlaşma yol haritalarını güçlendirdi. CCC Gıda ve Polinas'ın karbonsuzlaşma hedefleri SBTi tarafından onaylanırken Ülker Bisküvi Net-Sıfır yolculuğu kapsamında 2030-2050 Dekarbonizasyon Yol Haritası'nı oluşturdu. Yenilenebilir enerji alanında Besler, 72.247 MWh'lik I-REC (Hidroelektrik Santrali) sertifikasıyla piyasa bazlı Kapsam 2 emisyonlarını sıfıra indirdi. Aytaç, 2025 yılında güneş enerji sistemleri aracılığıyla yaklaşık 3.541 MWh elektrik üretimi gerçekleştirdi ve 1.583 ton CO₂e emisyon azaltımı sağladı. Döngüsel ekonomi alanında ise ŞOK Marketler'in yaklaşık 21 milyon yeniden kullanılabilir kasası sayesinde 9.379 ton plastik ambalajın atık haline gelmesi önlenirken Holding genelinde 19.445 ton atık geri dönüşüme kazandırıldı. Paydaşlarla Birlikte Değer Yaratmak SuperFresh’in Tarımın Kadın Yıldızları projesi kapsamında 2025 yılında kadın çiftçilerden 7.800 ton ürün için 73 milyon TL tutarında alım gerçekleştirildi; projenin başlangıcından bu yana toplam alım 22.000 tona, yaratılan ekonomik değer ise 168 milyon TL'ye ulaştı. Kadınların ekonomik hayata eşit ve etkin katılımını desteklemek amacıyla yürütülen Şok’ta Ben de Varım projesi kapsamında Türkiye’nin farklı bölgelerinden kadın kooperatifiyle iş birliği yapılarak kadın emeğiyle üretilen ürünler, 120 mağazada satışa sunularak 25 milyon TL gelir doğrudan üreticilere aktarıldı. Ülker, Fındıktan Fazlası projesinde Giresun’da 100’ü kadın olmak üzere 200 çiftçiyle iklim değişikliğine uyumlu sürdürülebilir fındık tarımı uygulamalarına devam ederken Kakao’dan Fazlası projesiyle Fildişi Sahili’nde 2440 kişiye mobil sağlık hizmeti ulaştırdı ve 135 kadın çiftçiye tarımsal ve koruyucu ekipman desteği sağladı. Sorumlu tedarik alanında Yıldız Holding Sorumlu Satın Alma Politikası hayata geçirilirken Ülker bünyesinde 276 tedarikçinin ÇSY riskleri değerlendirildi. Holding’in fırsat eşitliği odağının somut bir göstergesi olan Eşit İşe Eşit Ücret Sertifikası, başarıyla tamamlanan denetimin ardından 2025 yılında da geçerliliğini korurken çalışan başına yıllık ortalama eğitim süresi 21 saate, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi ise 5,66 saate ulaştı. Teknoloji ve İnovasyonla Geleceğe Yatırım Yıldız Tech çatısı altında geliştirilen yapay zeka platformu Bizim Atlas, 2.500'ün üzerinde kullanıcıya, 1.400'ün üzerinde aylık aktif kullanıcıya ve 40.000'in üzerinde aylık mesaj hacmine ulaştı. 2025 yılında Yıldız Ventures aracılığıyla iklim teknolojileri, sürdürülebilir tarım ve döngüsel ekonomi alanlarında faaliyet gösteren 30'dan fazla girişime girişim sermayesi fonları üzerinden yaklaşık 900 bin ABD doları tutarında dolaylı yatırım gerçekleştirildi. Besler'in tarım sektöründe dijitalleşme ve yapay zekâ destekli çözümleri artırmak amacıyla hayata geçirdiği Akıllı Tarla Karar Destek Platformu (SAFER) projesi ile toprak sağlığı, su ihtiyacı, gübreleme ve hava koşulları gibi kritik parametreleri anlık olarak izleniyor. Proje kapsamında ürün kalitesinde yaklaşık yüzde 24, verimlilikte yüzde 17 artış sağlanırken, kaynak kullanımı yüzde 40 azaltıldı. ŞOK Marketler ise 100 milyon TL'lik çevresel AR-GE ve inovasyon yatırımıyla, Antalya ve Adana’daki tedarik platformlarında devreye aldığı Pestisit Analiz Laboratuvarı Projesi kapsamında taze meyve ve sebzelere yönelik yüksek hassasiyetli analizlerle gıda güvenliğini güçlendirdi. Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO'su Mehmet Tütüncü, rapora ilişkin şunları söyledi: “Yıldız Holding olarak sürdürülebilirliği stratejik değer yaratma yaklaşımımızın merkezinde konumlandırıyor; iş yapış biçimimizin temelini oluşturan ‘İsrafsız Şirket’ modelimiz ve ‘Bu Dünya Bizim’ anlayışımız doğrultusunda faaliyetlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Kaynak verimliliğini artıran, çevresel etkilerimizi azaltan, veri ve inovasyonla güçlenen, insanı merkeze koyan ve toplumsal faydayı büyüten bir çalışma anlayışını iş stratejimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. 2025 yılı, sürdürülebilirlik yaklaşımımızı daha sistematik ve ölçülebilir hale getirdiğimiz, yönetişim mekanizmalarımıza daha güçlü biçimde entegre ettiğimiz önemli bir dönem oldu. Değer zincirimizin tamamında verimlilik, şeffaflık ve sorumluluk odaklı yaklaşımımızı güçlendirirken yenilenebilir enerji yatırımlarımızı, dijital dönüşüm çalışmalarımızı ve sürdürülebilirlik odaklı yönetişim uygulamalarımızı istikrarlı biçimde ilerlettik. Şirketlerimizin TSRS uyumlu raporlama kapsamında yürüttüğü çalışmalar, iklim risklerini ve fırsatlarını daha bütüncül ele alma kapasitemizi artırdı. Sürdürülebilirlik yönetişim modelimiz ve Yıldız Holding Sürdürülebilirlik Endeksi ile ilerlememizi daha şeffaf, karşılaştırılabilir ve izlenebilir bir yapıya taşıdık. Önümüzdeki dönemde de sürdürülebilirliği işimizin merkezinde tutarak daha güçlü bir gelecek için çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin ev sahipliğinde 9–20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nı (COP31), tüm paydaşların ortak hedefler etrafında buluşması ve iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik somut aksiyonların hız kazanması açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Yönetim Kurulumuz bünyesindeki Sürdürülebilirlik Yönlendirme Komitemizle COP31’e giden süreci yakından takip ediyor; gıda güvenliğini güçlendiren, kaynakların verimli kullanımını esas alan ve karbonsuzlaşma hedeflerimizi destekleyen çalışmalarımızla iklim eylemine katkı sunmayı sürdürüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Etap, Hollandalı Munckhof Tarım Teknolojilerinin Türkiye Distribütörü Oldu Haber

Anadolu Etap, Hollandalı Munckhof Tarım Teknolojilerinin Türkiye Distribütörü Oldu

Munckhof’un Türkiye distribütörlüğünü üstlenen Anadolu Etap, kendi çiftliklerinde edindiği mekanizasyon deneyimini Türkiye’deki meyve üreticileriyle buluşturacak. İş birliğinin ilk aşamasında meyve hasat platformları üreticilerin kullanımına sunulacak. İlerleyen dönemde Munckhof’un farklı tarım teknolojileri de portföye dahil edilecek. Türkiye'nin en büyük taze meyve üreticisi Anadolu Etap, tarımsal üretimde teknoloji ve mekanizasyon alanındaki deneyimini tarım ekosistemine taşıyacak yeni bir iş birliğine imza attı. Anadolu Etap, tarım teknolojileri alanında 140 yılı aşkın deneyime sahip Hollanda merkezli Munckhof Fruit Tech Innovators’ın Türkiye distribütörlüğünü üstlendi. İş birliği ile Anadolu Etap kendi üretim süreçlerindeki teknoloji ve mekanizasyon uygulamalarından edindiği deneyimi sektörle buluşturacak. Sürdürülebilir tarım yaklaşımı doğrultusunda dijitalleşme, otomasyon ve mekanizasyon yatırımlarına odaklanan Anadolu Etap, hasat platformlarını kendi çiftliklerinde üretim süreçlerine dahil ederek meyve toplama sürelerinin kısaltılması, operasyonel verimliliğin artırılması ve ürün kalitesinin korunmasına yönelik önemli bir deneyime sahip. Anadolu Etap, Munckhof distribütörlüğüyle bu deneyimi kendi operasyonlarının ötesine taşıyarak Türkiye’de kullanıma sunacak. Modern tarım işletmelerinin ihtiyaçlarına yönelik çözümlerin Türkiye’de daha geniş bir üretici kitlesine ulaştırılmasını hedefleyen iş birliğinin ilk aşamasında Munckhof’un hasat platformları Türkiye pazarına sunulacak. İlerleyen dönemde meyve bahçelerine yönelik farklı mekanizasyon çözümlerinin de ürün portföyüne dahil edilmesi hedefleniyor. “Türkiye meyveciliğinin teknolojik dönüşümüne katkı sağlamayı hedefliyoruz” Anadolu Etap Tarım Genel Müdürü Handan Eren, iş birliğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Anadolu Etap olarak tarımsal üretimde verimliliği, kaliteyi ve sürdürülebilirliği birlikte ele alıyoruz. Teknolojiyi bu yaklaşımın önemli bir parçası olarak görüyoruz. Yıllardır kendi çiftliklerimizde farklı mekanizasyon ve optimizasyon projelerini hayata geçiriyor, yeni teknolojileri sahada deneyimliyor ve üretim süreçlerimizi sürekli geliştiriyoruz. Hasat platformları ile dünya standartlarında verimlilik sunuyor, çiftlikten sofraya kaliteli, sürdürülebilir ve güvenli gıda üretimine katkı sağlıyoruz. Munckhof iş birliğini de bu birikimin doğal bir parçası olarak değerlendiriyoruz. İş birliği ile sahada edindiğimiz bilgi ve deneyimi Türkiye’deki meyve üreticileriyle buluşturuyoruz. Munckhof’un hasat platformu başlayan bu iş birliğini önümüzdeki dönemde farklı mekanizasyon çözümleriyle genişleterek Türkiye’de tarımın teknolojik dönüşümüne ve rekabet gücüne katkı sağlamayı hedefliyoruz.” Hasat süreçlerinin daha hızlı ve kontrollü yürütülmesine imkan tanıyor Tarımda mekanizasyon çözümleri, iş gücü ihtiyacının optimize edilmesine ve mevcut iş gücünün daha verimli kullanılmasına katkı sağlarken hasat süreçlerinin daha hızlı ve kontrollü yürütülmesine de imkan tanıyor. Munckhof’un farklı meyve türleri için geliştirdiği hasat platformları bu ihtiyaca yönelik çözümler sunuyor. Elma, armut, şeftali, nektarin, erik, narenciye ve kiraz gibi ürünlerin hasadında kullanılan hareketli platformları sayesinde çalışanların farklı yüksekliklerdeki meyvelere daha kolay erişmesine olanak sağlıyor. Toplanan meyveler taşıma bantları aracılığıyla kontrollü biçimde kasalara aktarılırken, ürünlerin hasat sırasında darbe görme ve kalite kaybı yaşama riski de azaltılıyor. Gıda sanayisine yönelik meyvelerin yanı sıra zeytin ve sert kabuklu meyvelerin hasadı için geliştirilen modellere sahip platformlar, ağacı kontrollü biçimde sarsarak meyvelerin toplama brandasına aktarılmasını sağlıyor. Yatırımlarının büyük bölümünü akıllı tarım ve üretim teknolojilerine yapıyor 2014 yılında Türkiye’de bir ilke imza atarak oluşturduğu “Sürdürülebilir Tarım İlkeleri”ni iş süreçlerine entegre eden Anadolu Etap, üretim faaliyetlerinde doğal kaynakların verimli kullanımının yanı sıra dijitalleşme, otomasyon ve mekanizasyon uygulamalarına yatırım yapıyor. “Sağlıklı nesiller için sağlıklı meyveler” misyonuyla faaliyet gösteren Anadolu Etap, 21 bin dekarlık alandaki 4 çiftliği ve 3,5 milyonu aşkın ağacıyla Türkiye’nin en büyük meyve üreticisi konumunda bulunuyor. Anadolu Etap, üretim süreçlerinin her aşamasında akıllı ve yenilikçi tarım uygulamalarının yanı sıra modern teknolojiler kullanarak; kaliteli, sürdürülebilir ve güvenli gıda üretmeye devam ediyor. Yatırımlarının büyük bölümünü akıllı tarım ve üretim teknolojilerine yapan Anadolu Etap, hasat platformları ile iş süreçlerinde verimliliği ve ürün kalitesini artırmayı amaçlıyor. Hasat verimliliğini dünya standartlarına taşırken, meyve toplama sürelerini kısaltarak daha fazla ürünün kısa sürede toplanmasını sağlıyor. Düşük salınımlı yakıt kullanan platformlar, Anadolu Etap’ın çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine de katkıda bulunuyor. Farklı meyvelerin üretiminde mekanizasyona ve verimliliğe yönelik teknolojiler üretiyor 1884 yılında Hollanda’da kurulan Munckhof Fruit Tech Innovators, tarım teknolojileri alanında 140 yılı aşkın deneyime sahip. Meyve hasat platformlarından tarımsal ilaçlama sistemlerine ve kasa doldurma çözümlerine uzanan geniş bir ürün portföyü bulunan şirket; elma, armut, kiraz, üzüm, zeytin ve farklı meyve türlerinin üretim süreçlerinde mekanizasyonu ve operasyonel verimliliği geliştirmeye yönelik teknolojiler üretiyor. Daha hızlı, daha kolay, daha maliyet etkin ve daha az iş gücüyle gerçekleştirilebilen tarım çözümleri geliştirmeye odaklanan Munckhof, ürünlerini üreticilerle yakın iş birliği içinde geliştirerek kendi tesislerinde üretiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ETİ, Kuraklığa Dayanıklı Kanatlı Buğdayı'nın İlk Tohumluk Hasadını Gerçekleştirdi Haber

ETİ, Kuraklığa Dayanıklı Kanatlı Buğdayı'nın İlk Tohumluk Hasadını Gerçekleştirdi

Türkiye’nin lider gıda şirketlerinden ETİ, tarımsal Ar-Ge yatırımları ve sürdürülebilir tarım vizyonu doğrultusunda önemli bir adım daha attı. İklim krizinin getirdiği kuraklık riski ve kaliteli hammadde ihtiyacından yola çıkan ETİ; iklim değişikliğine dirençli yerli tohum çeşidi Kanatlı Buğdayı’nın tohumluk buğday hasadını gerçekleştirdi. 2004 yılında Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından ıslah çalışmalarıyla geliştirilmeye başlanan Kanatlı Buğdayı, ETİ’nin sertifikalı tohumluk üretiminin temelini oluşturacak. Geçtiğimiz yıl üretim hakları alınan bu yeni çeşit, bisküvilik buğday ununun üretiminde sürdürülebilir hammadde güvencesi sağlayacak. Uzun yıllardır yürüttüğümüz Ar-Ge çalışmalarımızın somut sonuçlarını görmeye başladık Kanatlı Buğdayı’nın ilk tohumluk hasadıyla ilgili açıklama yapan ETİ Global CEO’su Ercan Öz; “ETİ olarak 10 yıl önce dahil olduğumuz ve bugün ilk hasadını gururla gerçekleştirdiğimiz Kanatlı Buğdayı, tarımsal sürdürülebilirlik vizyonumuzun en somut adımlarından biri. Ülkemiz tarımının ve gıda sanayinin yarınlarını güvence altına alma hedefiyle yürüttüğümüz bu uzun soluklu çalışma, geçtiğimiz yıl Türkiye genelinde tecrübe ettiğimiz şiddetli kuraklıkla birlikte ne kadar doğru bir yatırım olduğunu bir kez daha kanıtladı. Yaşanan bu tablo, geleneksel tarım modellerinin iklim krizine karşı ne kadar kırılgan olduğunu gösterirken, yıllar önce koyduğumuz vizyonun doğruluğunu da teyit etti. Tarımsal üretim çalışmalarına verdiği destek sebebiyle, Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından kurucumuz merhum Firuz Kanatlı’nın adı verilen bu buğday, gıda sektörümüzün geleceğini koruma altına alma noktasında kritik bir role sahip. Değişen iklim koşullarına rağmen kalitesinden ödün vermeyen bu çeşidin, önümüzdeki dönemde tüm gıda sanayimiz için sürdürülebilir, güvenilir ve yüksek standartlı bir hammadde güvencesi olacağına inanıyoruz.” Çiftçilerle birlikte büyüyen sürdürülebilir tarım modeli Tarımsal üretimin geleceğini korumaya yönelik çalışmalarını sürdüren ETİ, 15 yıl önce 11 çiftçi ve 1.800 dekarlık alanda başlattığı sözleşmeli tarım modelini bugün yaklaşık 350 bin dekarlık geniş bir üretim alanına taşıdı. Türkiye’de gıda sanayinin geleceğinin sürdürülebilir tarımdan geçtiğini belirten Öz; “Tarımsal girdilere dayalı bir şirket olarak, hammaddemizi sağladığımız tarım sektörünün sürdürülebilirliği bizim için hayati önem taşıyor. ETİ olarak üretim süreci boyunca çiftçilere tohum, gübre ve bitki besleme ürünleri başta olmak üzere ayni destek sağlıyor; uzman ziraat mühendislerimiz aracılığıyla sahada teknik danışmanlık veriyoruz. Ayrıca kalite kriterlerine uygun ürünler için alım garantisi ve tarladan ücretsiz nakliye imkanı sunuyoruz.” Tarımsal Ar-Ge çalışmalarını da uzun yıllardır şirket içerisinde yer alan uzman ekiplerle yürüten ETİ, bu alandaki faaliyetlerini resmi tescil ve yetkilendirmelerle sürdürüyor. Üniversiteler, bilimsel kuruluşlar ve araştırma enstitüleriyle yürüttüğü ortak ıslah projelerinin yanı sıra Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verilen 'Özel Sektör Tarımsal Araştırma Kuruluşu' unvanına sahip olan şirket, özel tohum geliştirme stratejileri uyguluyor. TÜBİTAK destekli projeler ve tohum ıslah programları sayesinde tescil ve tedarik süreçlerini hızlandıran ETİ, geliştirdiği yüksek nitelikli tohumlarla güçlü bir temel oluşturuyor. Şirket bu sayede, Türkiye’nin tarımsal Ar-Ge kapasitesine ve gıda sanayinin geleceğine katkı sağlamaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.