Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürdürülebilir Üretim

Kapsül Haber Ajansı - Sürdürülebilir Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilir Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sertifikalı Üretim Global Rekabette Avantaj Sağlıyor Haber

Sertifikalı Üretim Global Rekabette Avantaj Sağlıyor

Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat kapsamında hayata geçirdiği ve kamuoyunda sınırda karbon vergisi olarak bilinen Carbon Border Adjustment Mechanism (CBAM), 1 Ocak itibarıyla mali yükümlülükleriyle birlikte uygulanmaya başladı. Yeni düzenleme ile birlikte Avrupa’ya ihracat yapan firmalar için karbon emisyonu artık yalnızca çevresel bir gösterge değil, doğrudan maliyet hesaplarının bir parçası haline geldi. Karbon yoğun üretim yapan şirketler ek yükümlülüklerle karşılaşırken, düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan firmalar rekabette önemli bir avantaj elde ediyor. “CBAM sanayide yapısal dönüşüm başlattı” Geri dönüşüm alanında faaliyet gösteren Saytek Medikal ve Plastik Sanayi Ticaret A.Ş., sürdürülebilir üretim modeliyle karbon azaltımı sağlayan ve bu azaltımı uluslararası standartlarla belgelendiren şirketler arasında yer alıyor. Saytek Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, karbon düzenlemesinin yalnızca mali bir uygulama olmadığını, sanayide köklü bir dönüşümü tetiklediğini belirterek şöyle konuştu: “Sınırda karbon vergisiyle birlikte Avrupa pazarı artık üretimin sadece fiyatına ve kalitesine değil, karbon performansına da bakıyor. Bu değişim özellikle geri dönüşüm ve plastik sektöründe oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Önümüzdeki dönemde ihracatçı firmalar için karbon ayak izini ölçmek, raporlamak ve azaltmak bir tercih değil, zorunluluk olacak. Karbon maliyetini yönetemeyen şirketler rekabette zorlanacak; düşük karbonlu üretim yapan ve bunu uluslararası standartlarla belgelendiren firmalar ise daha güçlü bir konuma gelecek. Biz bu süreci yalnızca bir vergi uygulaması olarak değil, sanayide kalıcı bir dönüşümün başlangıcı olarak değerlendiriyoruz.” “Karbon azaltımı artık ekonomik değere dönüşüyor” Yıldırım, geri dönüşüm sektörünün yeni dönemde daha stratejik bir konuma yükseldiğini vurgulayarak Saytek’in attığı adımı şu sözlerle anlattı: “Geri dönüşüm sektörü karbon azaltımının en somut üretim modellerinden birini sunuyor. Biz Saytek olarak yılda 16 bin 500 ton karbon azaltımı sağlıyoruz ve bu azaltımı uluslararası bağımsız standartlarla belgelendirdik. 2022’den bu yana biriktirdiğimiz karbon azaltımlarımızı sertifikalandırarak piyasaya sunduk. Böylece karbonun yalnızca çevresel bir gösterge olmadığını, aynı zamanda ekonomik değere dönüşen bir varlık haline geldiğini gösteriyoruz. Karbon yükümlülüğü bulunan firmalar için doğrulanmış sertifikalar artık stratejik bir ihtiyaç niteliği taşıyor.” “Global pazarda güçlü konum sağlıyor” Karbon düzenlemelerinin küresel ölçekte yaygınlaştığına dikkat çeken Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı: “Karbon performansı artık yalnızca Avrupa ile sınırlı bir kriter değil. Japonya ve diğer gelişmiş pazarlarda da giderek belirleyici hale geliyor. Bu nedenle düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan şirketler yalnızca Avrupa’da değil, global pazarda da avantaj elde ediyor. Uluslararası standartlarla belgelendirdiğimiz karbon azaltımlarımız, ihracatçılar için sürdürülebilir tedarik zincirlerinin güçlü bir parçası haline geliyor. Geri dönüşüm ve düşük karbon üretim modelleri, küresel rekabette önemli bir referans noktası oluşturuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sertifikalı Üretim Global Rekabette Avantaj Sağlıyor Haber

Sertifikalı Üretim Global Rekabette Avantaj Sağlıyor

Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat kapsamında hayata geçirdiği ve kamuoyunda sınırda karbon vergisi olarak bilinen Carbon Border Adjustment Mechanism (CBAM), 1 Ocak itibarıyla mali yükümlülükleriyle birlikte uygulanmaya başladı. Yeni düzenleme ile birlikte Avrupa’ya ihracat yapan firmalar için karbon emisyonu artık yalnızca çevresel bir gösterge değil, doğrudan maliyet hesaplarının bir parçası haline geldi. Karbon yoğun üretim yapan şirketler ek yükümlülüklerle karşılaşırken, düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan firmalar rekabette önemli bir avantaj elde ediyor. “CBAM sanayide yapısal dönüşüm başlattı” Geri dönüşüm alanında faaliyet gösteren Saytek Medikal ve Plastik Sanayi Ticaret A.Ş., sürdürülebilir üretim modeliyle karbon azaltımı sağlayan ve bu azaltımı uluslararası standartlarla belgelendiren şirketler arasında yer alıyor. Saytek Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, karbon düzenlemesinin yalnızca mali bir uygulama olmadığını, sanayide köklü bir dönüşümü tetiklediğini belirterek şöyle konuştu: “Sınırda karbon vergisiyle birlikte Avrupa pazarı artık üretimin sadece fiyatına ve kalitesine değil, karbon performansına da bakıyor. Bu değişim özellikle geri dönüşüm ve plastik sektöründe oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Önümüzdeki dönemde ihracatçı firmalar için karbon ayak izini ölçmek, raporlamak ve azaltmak bir tercih değil, zorunluluk olacak. Karbon maliyetini yönetemeyen şirketler rekabette zorlanacak; düşük karbonlu üretim yapan ve bunu uluslararası standartlarla belgelendiren firmalar ise daha güçlü bir konuma gelecek. Biz bu süreci yalnızca bir vergi uygulaması olarak değil, sanayide kalıcı bir dönüşümün başlangıcı olarak değerlendiriyoruz.” “Karbon azaltımı artık ekonomik değere dönüşüyor” Yıldırım, geri dönüşüm sektörünün yeni dönemde daha stratejik bir konuma yükseldiğini vurgulayarak Saytek’in attığı adımı şu sözlerle anlattı: “Geri dönüşüm sektörü karbon azaltımının en somut üretim modellerinden birini sunuyor. Biz Saytek olarak yılda 16 bin 500 ton karbon azaltımı sağlıyoruz ve bu azaltımı uluslararası bağımsız standartlarla belgelendirdik. 2022’den bu yana biriktirdiğimiz karbon azaltımlarımızı sertifikalandırarak piyasaya sunduk. Böylece karbonun yalnızca çevresel bir gösterge olmadığını, aynı zamanda ekonomik değere dönüşen bir varlık haline geldiğini gösteriyoruz. Karbon yükümlülüğü bulunan firmalar için doğrulanmış sertifikalar artık stratejik bir ihtiyaç niteliği taşıyor.” “Global pazarda güçlü konum sağlıyor” Karbon düzenlemelerinin küresel ölçekte yaygınlaştığına dikkat çeken Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı: “Karbon performansı artık yalnızca Avrupa ile sınırlı bir kriter değil. Japonya ve diğer gelişmiş pazarlarda da giderek belirleyici hale geliyor. Bu nedenle düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan şirketler yalnızca Avrupa’da değil, global pazarda da avantaj elde ediyor. Uluslararası standartlarla belgelendirdiğimiz karbon azaltımlarımız, ihracatçılar için sürdürülebilir tedarik zincirlerinin güçlü bir parçası haline geliyor. Geri dönüşüm ve düşük karbon üretim modelleri, küresel rekabette önemli bir referans noktası oluşturuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

HEPA Türkiye, AGROEXPO 2026 Fuarı’nda Macaristan Ülke Pavilyonu ile Yer Aldı Haber

HEPA Türkiye, AGROEXPO 2026 Fuarı’nda Macaristan Ülke Pavilyonu ile Yer Aldı

HEPA Türkiye, AGROEXPO Fuarı kapsamında; tarım teknolojileri, hayvancılık ekipmanları ve sürdürülebilir üretim çözümleri alanlarında yenilikçi ürün ve hizmetler sunan 8 Macar firma ile Macaristan Ülke Pavilyonu çatısı altında fuarda yer aldı. Beş gün süren etkinlik boyunca yaklaşık 100 ikili iş görüşmesi (B2B) gerçekleştirildi; 10’un üzerinde somut iş birliği fırsatı oluşturuldu ve Türkiye ile Macaristan arasında uzun vadeli yeni ticari ortaklıkların temelleri atıldı. Macar firmaların özellikle dijital tarım teknolojileri, verimlilik artırıcı çözümler ve sürdürülebilir hayvancılık uygulamalarına yönelik yenilikçi yaklaşımları, uluslararası ve Türk sektör temsilcileri tarafından yoğun ilgi gördü. Gerçekleştirilen görüşmelerde yalnızca kısa vadeli ticari temaslar değil; teknoloji transferi, distribütörlük anlaşmaları ve ortak yatırım potansiyelleri de kapsamlı şekilde değerlendirildi. AGROEXPO 2026, küresel ölçekte artan gıda güvenliği, sürdürülebilir üretim ve iklim odaklı tarım dönüşümü gibi stratejik başlıklar çerçevesinde, Türkiye ile Macaristan arasında sektör bazlı iş birliklerinin güçlendirilmesine önemli katkı sağladı. Fuar süresince kurulan temaslar, etkinliğin ardından da aktif şekilde sürdürülmekte olup, önümüzdeki dönemde somut başarılara dönüşmesi hedeflenmektedir. HEPA Türkiye, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin derinleştirilmesi ve katma değerli iş birliklerinin artırılması yönündeki çalışmalarına kararlılıkla devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Atlas Copco Group, Geleceğin Mühendislerini Türkiye Ofisinde Ağırladı Haber

Atlas Copco Group, Geleceğin Mühendislerini Türkiye Ofisinde Ağırladı

Bu sürecin devamında, CV’lerini paylaşan İstanbul Teknik Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi’nden 9 öğrenci, 18 Şubat tarihinde Atlas Copco Group Türkiye ofisini ziyaret etti. Gerçekleştirilen teknik ve kültürel tanıtım programı kapsamında öğrencilere şirket kültürü, iş alanları ve kariyer fırsatları hakkında kapsamlı bilgiler aktarıldı. İş Alanlarından Doğrudan Deneyim Paylaşımı Ziyaret programı çerçevesinde Kompresör Tekniği İş Alanı ve Enerji Teknik İş Alanı üst düzey yöneticileri tarafından sunumlar gerçekleştirildi. Yöneticiler hem teknik uzmanlık alanlarına hem de kendi kariyer yolculuklarına dair deneyimlerini paylaşarak genç mühendis adaylarına sektöre dair somut bir perspektif sundu. Oturumlarda; sürdürülebilir üretim, enerji verimliliği, dijitalleşme ve endüstriyel süreç yönetimi gibi konular ele alınırken, öğrencilerin soruları interaktif bir ortamda yanıtlandı. “İşin Mutfağını Yerinde Deneyimlediler” Program kapsamında gerçekleştirilen saha gezisiyle öğrenciler, Atlas Copco Group’un operasyonel süreçlerini yerinde gözlemleme fırsatı buldu. İdari ve servis operasyonlarının işleyişini yakından inceleyen katılımcılar, teorik bilgilerini pratik uygulamalarla birleştirme imkânı elde etti. Atlas Copco Group yetkilileri, genç yeteneklerle kurulan bu temasın yalnızca bir ziyaret programı değil; uzun vadeli bir işveren markası yaklaşımının parçası olduğunu vurguladı. Genç Yeteneklerle Sürdürülebilir Bağ Atlas Copco Group, üniversite etkinlikleri, kariyer zirveleri ve teknik buluşmalar aracılığıyla genç mühendis adaylarıyla temas kurmaya devam ediyor. Amaç; geleceğin mühendislerini daha öğrencilik döneminde endüstri ile buluşturmak, onları sürdürülebilir üretim vizyonu ve global iş kültürüyle tanıştırmak. Şirket, gençlerin kariyer yolculuklarında güvenle ilerlemelerine katkı sağlayacak öğrenme ortamları oluşturmayı ve potansiyel yetenekleri erken aşamada keşfederek uzun vadeli bir yetenek havuzu yaratmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA, UNO’nun Enerji Verimli Üretim Yatırımına 13 Milyon Euro Finansman Sağladı Haber

Garanti BBVA, UNO’nun Enerji Verimli Üretim Yatırımına 13 Milyon Euro Finansman Sağladı

Finansman, Garanti BBVA ile İspanya’nın ulusal kalkınma bankası ICO (Instituto de Crédito Oficial) arasındaki iş birliği anlaşması kapsamında ICO tarafından sağlanan fon kaynağıyla kullandırıldı. Garanti BBVA, İspanya’nın ulusal kalkınma bankası Instituto de Crédito Oficial (ICO) ile geçtiğimiz Kasım ayında hayata geçirdiği 100 milyon dolarlık iş birliği anlaşması kapsamında, Türkiye’nin ilk ve öncü paketli ekmek markası UNO’nun üretim hatlarının modernizasyonuna yönelik yatırımını 13 milyon euro tutarında finansmanla destekledi. 30 Ocak 2026 tarihinde sağlanan finansman, UNO’nun enerji verimliliğini artırmaya ve karbon emisyonlarını azaltmaya odaklanan üretim hattı yatırımlarında kullanılacak. Yatırım kapsamında, ürün birimi başına doğal gaz ve elektrik tüketimini düşüren, enerji verimli yeni üretim hatlarının kurulması hedefleniyor. Garanti BBVA, 2018–2029 dönemini kapsayan 3,5 trilyon TL’lik sürdürülebilir finansman taahhüdü doğrultusunda, Ocak 2026 itibarıyla 1 trilyon TL eşiğini aşarak sürdürülebilir finansmanda önemli bir kilometre taşını geride bırakmıştı. Banka, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve düşük karbonlu üretim yatırımlarını destekleyerek reel sektörün dönüşümünde aktif rol üstlenmeye devam ediyor. “BBVA Grubu’nun küresel gücüyle Türkiye ekonomisine değer katmaya devam edeceğiz.” Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Müşterilerimizin büyüme yolculuğuna uluslararası kaynak sağlamak üzere ICO ile yaptığımız iş birliğinin somut çıktılarından birini UNO’nun enerji verimliliği yatırımında görmekten memnuniyet duyuyoruz. Bu finansman sayesinde hem sanayide enerji verimliliğini artıran hem de karbon emisyonlarını azaltan yatırımları destekliyoruz. Sürdürülebilir finansmanı hedeflerimiz doğrultusunda enerji verimliliğini ve düşük karbonlu üretimi destekleyen yatırımlarla reel sektörün uzun vadeli dayanıklılığını güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Ocak 2026 itibariyle sürdürülebilir finansman hedefimizde 1 trilyon TL eşiğini aşmış olmamız, bu alandaki kararlılığımızın ve müşterilerimizle birlikte yarattığımız etkinin somut bir göstergesi. BBVA Grubu’nun küresel gücüyle Türkiye ekonomisine değer katmaya ve müşterilerimizin sürdürülebilir dönüşüm yolculuklarında uzun vadeli çözümler sunmaya devam edeceğiz.” UNO Yönetim Kurulu Başkanı Federico Caruncho ise finansmanın şirket açısından önemine şu sözlerle dikkat çekti: “Garanti BBVA ve ICO iş birliğiyle sağlanan bu finansman, sürdürülebilir üretim vizyonumuz açısından büyük önem taşıyor. Üretim hatlarımızın modernizasyonuna yönelik bu yatırım, sadece operasyonel verimliliğimizi artırmakla kalmayacak; aynı zamanda çevresel etkimizi azaltma hedefimize de önemli katkılar sağlayacak. Türkiye’ye yatırım yapan bir uluslararası şirket olarak Garanti BBVA gibi güvenilir bir finansal çözüm ortağıyla çalışmaktan mutluluk duyuyoruz.” UNO’ya sağlanan söz konusu finansman, ICO’nun Uluslararası Kanal Programı kapsamında Garanti BBVA aracılığıyla Türkiye’de kullandırılan kaynaklar arasında yer alıyor. Kasım ayında ICO ve Garanti BBVA arasında imzalanan anlaşma ile Türkiye’de İspanya ile ticari ve yatırım ilişkisi bulunan şirketlerin sürdürülebilirlik ve dönüşüm odaklı yatırımlarına ilk etapta 100 milyon dolara kadar uzun vadeli finansman sağlanması amaçlanmıştı. UNO’ya sağlanan finansman, söz konusu çerçevede hayata geçirilen örnek uygulamalardan biri oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kimya Sanayisinden Stratejik Buluşma Haber

Kimya Sanayisinden Stratejik Buluşma

Türkiye’nin ihracatında stratejik sektörler arasında yer alan kimya sanayisi, 2025 yılında 31,9 milyar dolarlık ihracat hacmiyle ülke ekonomisinin lokomotif alanlarından biri olmayı sürdürdü. Toplam ihracat içinde ikinci sırada yer alan sektör; artan küresel rekabet, sürdürülebilir üretim baskısı ve yeni pazarlara erişim ihtiyacıyla birlikte uluslararası iş birliklerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Bu çerçevede, Türkiye ve EMEA Bölgesi’nin en geniş kapsamlı kimya platformlarından biri olan Turkchem Eurasia 2026, 11. kez düzenlenecek organizasyonuyla 25–27 Kasım 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açmaya hazırlanıyor. Artkim Fuarcılık organizasyonuyla düzenlenecek fuar; özel ve spesifik kimyasallardan genel kimyasallara, petrokimyadan laboratuvar ve ölçüm cihazlarına, proses ve otomasyondan paketleme, geri dönüşüm ve çevre teknolojilerine, nadir toprak elementlerinden gübre kimyasallarına kadar kimya sanayisinin tüm alt bileşenlerini aynı çatı altında buluşturacak. Devlet destekleriyle güçlenen yapısı ve artan uluslararası katılımıyla birlikte Turkchem Eurasia 2026 için stant satış süreci de başladı. KİMYA İLE İLGİLİ HER ŞEYİ BULUŞTURAN PLATFORM İlk kez 2006 yılında düzenlenen Turkchem Eurasia Fuarı, geçen yıllar içinde kimya endüstrisinin bölgedeki en köklü ve güvenilir buluşma noktalarından biri haline geldi. Kurulduğu dönemde Türkiye kimya sektörünün ekonomik hacmi yaklaşık 8,7 milyar dolar seviyesindeyken, sektör son 18 yılda önemli bir dönüşüm geçirerek 2022 yılı itibarıyla 33,6 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı ve Türkiye’nin en yüksek ihracat payına sahip sektörlerinden biri konumuna geldi. Kimya sanayisinin büyümesiyle paralel olarak Turkchem de ölçeğini ve uluslararası etki alanını genişletti. Yıllardır “Kimya ile İlgili Her Şey” mottosuyla düzenlenen fuar; yeni iş bağlantılarının kurulması, mevcut iş birliklerinin geliştirilmesi ve sektöre dair güncel gelişmelerin paylaşılması açısından katılımcılar ve ziyaretçiler için güçlü bir etkileşim alanı sunuyor. RAKAMLARLA TURKCHEM’İN ULUSLARARASI GÜCÜ Turkchem Eurasia 2024, üç gün boyunca 95 ülkeden 13.897 profesyonel ziyaretçiyi ağırlayarak organizasyonun uluslararası erişimini bir kez daha ortaya koydu. En yoğun ziyaretçi katılımı İran, Çin, Rusya, Pakistan, Mısır, Almanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Bulgaristan, İtalya, Rusya ve Hindistan’dan gerçekleşti. Bu tablo, Turkchem’in yalnızca Türkiye için değil, Avrasya ve çevre bölgeler için de önemli bir ticaret ve iş birliği platformu haline geldiğini gösterdi. KİMYA SANAYİSİNİN GELECEĞİ İÇİN ORTAK ZEMİN Turkchem Eurasia 2026’ya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Artkim Group Kurucusu ve CEO’su Ahmet Güler, kimya sanayisinin küresel ölçekte önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğine dikkat çekti. Güler, “Artan rekabet, sürdürülebilir üretim zorunluluğu ve yeni pazarlara erişim ihtiyacı, sektör paydaşlarını aynı platformda buluşturan uluslararası organizasyonların önemini her geçen gün artırıyor. Geçmiş yıllarda yerli ve yabancı çok sayıda firmayı ve sektör profesyonelini aynı çatı altında buluşturmamız, Turkchem Eurasia’nın sektör nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu açıkça gösteriyor. 2026 edisyonuna yönelik lansman sürecinde gözlemlediğimiz yoğun ilgi ise fuarın yalnızca Türkiye’de değil, Avrasya genelinde de yakından takip edilen bir organizasyon haline geldiğini ortaya koyuyor. Devlet destekleriyle güçlenen yapımız ve artan uluslararası katılımla birlikte, 2026 edisyonunda katılımcılarımıza daha nitelikli iş birlikleri, sürdürülebilir ticari ilişkiler ve yeni pazar bağlantıları sunmayı hedefliyoruz. Turkchem Eurasia, sektörün bugünkü ihtiyaçlarının yanı sıra geleceğe yönelik dönüşüm başlıklarını da gündeminde tutmaya devam edecek.” dedi. PRESTİJLİ FUAR STATÜSÜYLE GÜÇLENEN 2026 EDİSYONU Turkchem Eurasia 2026, T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından Prestijli Fuar Statüsü kapsamında değerlendirilerek, güncellenen Yurt İçi Fuar Destekleri Tebliği çerçevesinde desteklenen organizasyonlar arasında yer alıyor. 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni düzenleme kapsamında katılımcı firmalar, metrekare bazlı devlet desteklerinden faydalanabilecek. Buna göre fuarda m² başına 5.307 TL destek sağlanırken, firma başına uygulanabilecek üst destek limiti 1.292.800 TL olarak belirlendi. Bu destek modeli, firmaların fuar yatırımlarını daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yapı içinde planlamalarına olanak tanıyor. KİMYA SANAYİSİNİN DÖNÜŞÜM NOKTASI Turkchem Eurasia 2026; yalnızca ürün ve çözümlerin sergilendiği bir fuar olmanın ötesinde, sürdürülebilir üretim, yüksek katma değerli kimyasal çözümler, ihracat odaklı büyüme ve uluslararası iş birliklerini destekleyen yapısıyla kimya sanayisinin dönüşen dinamiklerine yön veren stratejik bir buluşma noktası olarak konumlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜKSA Tanıtım Toplantısında Halk Sağlığı Gündemi Masaya Yatırıldı Haber

TÜKSA Tanıtım Toplantısında Halk Sağlığı Gündemi Masaya Yatırıldı

Kamu, sektör, akademi ve uluslararası kuruluş temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda; tüketici sağlığı ürünlerinin toplum sağlığına katkısı ile düzenleyici çerçevenin önemi öne çıkan gündem maddeleri arasında yer aldı. Toplantı, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar, Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber ve TÜKSA Yönetim Kurulu Başkanı Av. Süleyman Kara’nın açılış konuşmalarıyla başladı. BİLİM TEMELLİ VE GÜVEN ODAKLI DÜZENLEYİCİ YAKLAŞIM Tüketici sağlığı alanındaki düzenleyici süreçlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar; “Kurumumuzun temel sorumluluğu, halkımıza sunulan ürünlerin güvenli, kaliteli ve etkili olmasını sağlamaktır. Bu doğrultuda üretim süreçleri, içerik yapıları ve tesis standartları hem piyasaya arz öncesinde hem de sonrasında bilimsel kriterlerle ve risk esaslı denetim anlayışıyla değerlendirilmektedir. Uluslararası standartlara uyum ve sürekli gözetim mekanizmaları tüketici güvenliğinin temel dayanaklarını oluşturmaktadır. Sağlık alanında güven yalnızca ürün kalitesiyle değil; şeffaflık, bilimsel kanıt ve güçlü denetim kültürüyle inşa edilir. Bununla birlikte ilaç üretim süreçlerinin çevresel etkilerini de göz ardı etmemek gerekir. Sürdürülebilir üretim anlayışı, sağlık sektörünün ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Tüketici sağlığı alanında paydaşların ortak bir çatı altında buluşması, koordinasyon ve iş birliği açısından büyük önem taşımaktadır. Sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesi ise hem bireysel bilinç düzeyini artıracak hem de sağlık sisteminin üzerindeki yükü azaltacaktır. Amacımız; üretici ile tüketici arasında güven temelli, sürdürülebilir ve öngörülebilir bir sistemin devamlılığını sağlamaktır.” dedi. TÜKETİCİ SAĞLIĞINDA DENGE VE KORUMA VURGUSU Tüketici sağlığı alanındaki düzenleyici çerçeveye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber; “Geldiğimiz çağda reklamın önemi her geçen gün artmakta, tanıtım faaliyetlerinin yaklaşık yüzde 75’i dijital mecralarda gerçekleştirilmektedir. Bu dönüşüm, özellikle sağlıkla ilişkili ürünlerde yapılan iletişim faaliyetlerinde daha yüksek bir sorumluluk gerektirmektedir. Reklamların doğru, dürüst ve ispat edilebilir olması; tüketiciyi yanıltmaması ve rakip ürünleri kötülememesi temel ilkeler arasında yer almaktadır. Adil rekabet ortamının korunması hem tüketici güveni hem de sürdürülebilir piyasa yapısı açısından kritik önemdedir. Özellikle OTC grubu ürünlerde hangi ifadelerin kullanılabileceği, hangi beyanların mevzuat kapsamında değerlendirilemeyeceği konusu hassas bir alan olup, bu ince çizginin doğru analiz edilmesi gerekmektedir. Sağlıkla ilgili beyan içeren tanıtımlarda mevzuatın belirlediği sınırların gözetilmesi, hem sektörün sağlıklı gelişimi hem de toplum sağlığının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı. KÜRESEL SAĞLIK POLİTİKALARINDA ÖZ BAKIM DÖNÜŞÜMÜ Küresel sağlık sistemlerindeki değişime dikkat çeken Global Self Care Federation Genel Direktörü Greg Perry, konuşmasında öz bakımın dünya genelinde sağlık politikalarının merkezine yerleştiğini belirterek; “Öz bakım artık yalnızca bireysel bir tercih değil, sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir gereklilik olarak değerlendirilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre öz bakım; bireylerin ve toplumların sağlığı geliştirme ve yönetme kapasitesini güçlendiren bir yaklaşımdır. Kanıta dayalı reçetesiz ürünlere erişimin artması, birincil sağlık hizmetleri üzerindeki yükü azaltarak sistemde alan açmaktadır. COVID-19 sonrası dönemde artan sağlık farkındalığı ise bu dönüşüm için önemli bir fırsat sunmaktadır. Öz bakımın doğru politikalarla desteklenmesi, daha dirençli ve sürdürülebilir sağlık sistemlerinin inşasına katkı sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı. DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜM SÜRECİNDE SAĞLIK OKURYAZARLIĞI STRATEJİK ÖNEMİ Demografik dönüşüm ve sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesine ilişkin açıklamalarda bulunan TÜKSA Yönetim Kurulu Başkanı Av. Süleyman Kara; “Türkiye’nin içinden geçtiği demografik değişim süreci, bireylerin sağlık süreçlerinde daha bilinçli ve aktif rol üstlenmesini zorunlu kılmaktadır. Nüfusun yaşlanma eğilimi ve kronik risklerin artışı, öz bakım kültürünün güçlendirilmesini daha da kritik hale getirmektedir. Uluslararası veriler, bu yaklaşımın sistem üzerindeki etkisini açıkça ortaya koymaktadır. 150 ülkeyi kapsayan 2025 tarihli çalışmaya göre öz bakım uygulamaları küresel ölçekte 120 milyar dolarlık tasarruf potansiyeli yaratmakta; 1,8 milyar hekim saatinin serbestleşmesine ve 41 milyar iş günü kazanımına katkı sağlamaktadır. Amerika’da tüketici sağlığına harcanan her 1 doların sağlık sistemi üzerindeki 7 dolarlık yükü azalttığı görülmektedir. Sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesi, hem bireylerin bilinçli karar almasını hem de sağlık kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlayacaktır. TÜKSA olarak bu dönüşümün sorumluluğunu üstlenmeye devam edeceğiz,” ifadelerinde bulundu. TÜKSA Tanıtım Toplantısı kapsamında gerçekleştirilen “Eczanelerle Güçlenen Özbakım Kültürü: Erişilebilirlikten Etkin Danışmanlığa”, “Türkiye’de Tüketici Sağlığında Değer Zinciri”, “Aktif Yaşlanmada Özbakımın Rolü” ve “Sağlık Okuryazarlığının Güçlendirilmesinde Sağlık İletişiminin Rolü” başlıklı panellerde; öz bakım yaklaşımının sağlık sistemindeki yeri çok boyutlu bir çerçevede ele alındı. Eczanelerin danışmanlık rolünden üretim ve düzenleyici yapıya, aktif ve sağlıklı yaşlanma perspektifinden doğru ve bilim temelli sağlık iletişimine kadar uzanan başlıklar; kamu, akademi, sektör ve sivil toplum temsilcilerinin katkılarıyla kapsamlı biçimde değerlendirildi. ÖZ BAKIM VE KÜRESEL SAĞLIK POLİTİKALARINDA YENİ DÖNEM Toplantı kapsamında gerçekleştirilen “Tüketici Sağlığı Nedir? – Globalde OTC Mevzuatı”, “Koruyucu Sağlık Modelinde Özbakımın Yeri” ve “Özbakım Eksikliğinin Sosyal Güvenlik Sistemi Üzerindeki Yükü” başlıklı sunumlarda; öz bakımın hem küresel sağlık politikaları hem de Türkiye’deki sistem üzerindeki etkileri farklı boyutlarıyla ele alındı. Global Self Care Federation Genel Direktörü Greg Perry, öz bakımın dünya genelinde sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir alan haline geldiğini vurgularken, kanıta dayalı reçetesiz ürünlere erişimin artmasının birincil sağlık hizmetleri üzerindeki yükü azalttığına dikkat çekti. Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haydar Sur ise koruyucu sağlık yaklaşımının önemine işaret ederek, sağlığın tedavi aşamasına gelmeden korunması gerektiğini belirtti; bireysel yaşam alışkanlıkları, erken müdahale ve doğru zamanlamanın kronik hastalık yükünü azaltmada belirleyici rol oynadığını ifade etti. İş ve Sosyal Güvenlik Uzmanı İsmail Sevinç de öz bakım eksikliğinin sosyal güvenlik sistemi üzerinde artan bir mali yük oluşturduğunu vurgulayarak, koruyucu uygulamaların güçlendirilmesinin hem kamu kaynaklarının etkin kullanımı hem de sistemin sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu dile getirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ASPİLSAN Enerji, World Defense Show 2026’da Küresel Vizyonunu Sergiliyor Haber

ASPİLSAN Enerji, World Defense Show 2026’da Küresel Vizyonunu Sergiliyor

8-12 Şubat 2026 tarihleri arasında, Riyad Uluslararası Kongre ve Fuar Merkezi’nde düzenlenecek olan fuarda ASPİLSAN Enerji, H4-E7 numaralı standında ziyaretçilerini ağırlayacak. Stratejik Güç, Sürdürülebilir Gelecek “Enerjimizle Geleceğe Yön Veriyoruz” vizyonuyla fuara katılan ASPİLSAN Enerji, savunma, havacılık ve ileri teknoloji uygulamalarına yönelik geliştirdiği yüksek performanslı, güvenilir ve sürdürülebilir enerji depolama çözümlerini uluslararası paydaşlarla buluşturacak. Şirket, yerli ve milli üretim gücünü ileri mühendislik kabiliyetiyle birleştirerek, savunma sanayi başta olmak üzere birçok kritik sektörde enerji güvenliğine katkı sağlamaya devam ediyor. Küresel İş Birliklerine Açılan Kapı World Defense Show 2026, ASPİLSAN Enerji için yalnızca ürün ve teknolojilerin sergilendiği bir platform değil; aynı zamanda yeni iş birliklerinin, stratejik ortaklıkların ve küresel açılımların da önemli bir buluşma noktası olacak. Fuarda; Lityum iyon pil çözümleri,Savunma ve havacılık odaklı enerji sistemleri,Özel uygulamalara yönelik batarya teknolojileri uluslararası ziyaretçilere sunulacak. Türkiye’nin Enerji Gücünü Dünyaya Taşıyoruz ASPİLSAN Enerji, Ar-Ge odaklı yaklaşımı, sürdürülebilir üretim anlayışı ve yüksek kalite standartlarıyla, Türkiye’nin enerji teknolojilerindeki gücünü küresel arenada temsil etmeye devam ediyor. World Defense Show 2026’da sergilenecek her çözüm, sadece bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin güvenli ve sürdürülebilir dünyasına da yön verme hedefini yansıtıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Su Ürünleri Sektöründen Uluslararası Sürdürülebilirlik Hamlesi Haber

Su Ürünleri Sektöründen Uluslararası Sürdürülebilirlik Hamlesi

FEAP ve FAO-GFCM iş birliğinde, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği organizasyonuyla İzmir’de gerçekleştirilen “Programme on Sustainable Aquaculture Practices for Young Women” etkinliği; Türkiye’nin su ürünleri yetiştiriciliğindeki güçlü altyapısını, sürdürülebilir üretim anlayışını ve kadınların sektörde giderek artan rolünü uluslararası katılımcılarla buluşturdu. Türk Su Ürünleri Sektörü 7 Ülkeden Katılımcılara Aktarıldı Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, “Etkinlik kapsamında ülkemizin su ürünleri yetiştiriciliği sektörünü Yunanistan, Fas, İspanya, Ukrayna, Cezayir, İtalya ve Tunus’tan seçilen katılımcılara aktardık. Yetiştiricilik sektöründe araştırma, işleme ve paketleme gibi aşamalarda kadınların aktif rolü ve sektördeki katkıları firma ziyaretleri ile gözlemlendi. İlknak Aquaculture firmasının Kuluçkahane Tesisi, Akvatek Su Ürünleri Firmasının Kuluçkahane Tesisi, Marex Seafood tesisi, Emel Balık ve Balık Ağı firması, Ertuğ Balık (More Aquaculture) Firmasının balık işleme tesisini ziyaret ettik. Etkinliğin son gününde Ege Üniversitesinde Türkiye su ürünleri yetiştiriciliği ve kadınların su ürünleri sektöründeki ülkemizin konumuna dair detaylı sunumlar gerçekleştirdik, laboratuvar ziyaretleri ve akvaryum gezisi gerçekleştirdik.” dedi. Türk su ürünleri ihracatının yüzde 66’sı Ege’den Başkan Girit, “2025 yılında Türkiye’nin su ürünleri ihracatı 2,2 milyar dolara ulaşırken, bu ihracatın yaklaşık yüzde 66’sı Ege Bölgesi’nden gerçekleştirildi. Bu güçlü performans, Ege Bölgesi’nin su ürünleri sektöründeki liderliğini ve uluslararası rekabet gücünü bir kez daha ortaya koydu. Ülkemizin su ürünleri yetiştiriciliğinde sahip olduğu güçlü altyapı, modern üretim tesisleri, sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımı ve nitelikli insan kaynağıyla bilgi birikiminin ve iyi uygulamalarının uluslararası paydaşlarla paylaşılmasına imkân tanıyan etkinliğimiz, kadınların sektördeki rolünü güçlendirmesi ve sürdürülebilir yetiştiricilik anlayışının yaygınlaşmasına katkı sağlaması bakımından son derece değerli.” diye konuştu. Kadınların güçlenmesi sektöre dayanıklılık ve inovasyon kazandırıyor Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Denetim Kurulu Üyesi ve Ege İş Kadınları Derneği (EGİKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Şahika Aşkıner, “Açılış ve kapanış etkinliklerimizde kadınların su ürünleri zincirinde üretimden işleme, araştırma ve yönetime kadar çeşitli alanlarda önemli rol oynadığını, Türkiye’de kadınların sektöre katılımı ve güçlendirilmesinin giderek daha fazla önem kazandığını vurguladık.” dedi. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Ufuk Atakan Demir, “Kadınların sektöre dahil edilmesinin yalnızca eşitlik meselesi olmadığı, aynı zamanda inovasyonu, dayanıklılığı ve sürdürülebilir uzun vadeli gelişmeyi destekleyen kritik bir unsur olduğunu ifade ettik. Kapanış toplantısında en başarılı proje taslağına ödül takdim edildi ve tüm katılımcılar için sertifika töreni düzenledik. Programa katılım sağlayarak deneyimlerini paylaşan, katkılarıyla etkinliğin başarısına ortak olan tüm uluslararası katılımcılara, eğitmenlere ve paydaş kurum temsilcilerine teşekkür eder, kurulan iş birliklerinin önümüzdeki dönemde artarak devam etmesini temenni ederiz.” dedi. İlgili toplantılara FEAP Politika ve Proje Yöneticisi Szilvia Mihalffy, FAO-GFCM Yetiştiricilik Bölümü Sorumlusu Houssam Awadh Hamza, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bedri Girit ve Yönetim Kurulu Üyesi Ufuk Atakan Demir, Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Yetiştiricilik Daire Başkanlığı Şube Müdürü Nimet Kavuz, Ege İş Kadınları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Şahika Aşkıner, Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreteri İ. Cumhur İşbırakmaz, TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Deniz Celep ve İzmirli kadın girişimci Pelin Ömüroğlu katılım sağladı.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.