Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürdürülebilir Üretim

Kapsül Haber Ajansı - Sürdürülebilir Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilir Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Keskinoğlu GES ve Su Yönetimi Yatırımlarıyla Sürdürülebilir Üretimi Odağına Alıyor Haber

Keskinoğlu GES ve Su Yönetimi Yatırımlarıyla Sürdürülebilir Üretimi Odağına Alıyor

Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımıyla desteklenen enerji kullanımı ve su yönetimi, Keskinoğlu’nun sürdürülebilir üretim vizyonu doğrultusunda öncelikli çalışmalar olarak yerini alıyor. Keskinoğlu, doğal kaynakları korumaya yönelik yatırımlarıyla sektörde ön plana çıkarken, doğadan aldığını doğaya geri verme bilinci ve sorumluluğuyla kaynakların verimli kullanıldığı, çevresel etkilerin minimize edildiği sürdürülebilir üretimi odağına alan çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Keskinoğlu’nun gerçekleştirdiği GES yatırımları üretimde sürdürülebilir enerji kullanımını güçlendiren çok önemli bir çalışma olarak ön plana çıkarken, kurulan güneş enerjisi sistemi sayesinde üretim süreçlerinde kullanılan elektriğin yaklaşık %20’si yenilenebilir enerji kaynaklarından elde ediliyor. GES yatırımı yalnızca enerji maliyetlerini optimize etmekle kalmıyor, aynı zamanda karbon ayak izinin azaltılmasına da doğrudan katkı sağlıyor. Gıda sektöründe teknolojik dönüşümün yalnızca üretim verimliliğiyle sınırlı olmadığının bilinciyle faaliyetlerini sürdüren Keskinoğlu, GES yatırımlarının yanında atık su arıtma ve üretimde kullanılan su miktarının azaltılmasına yönelik projeleri de hayata geçiriyor. “Doğayı koruyan yatırımlarımızın başında GES, atık su arıtma ve su verimliliği geliyor” “Bugünün tüketicisi çevreye duyarlı üretim süreçleri talep ediyor” diyen Matlı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Keskinoğlu Genel Müdürü Önder Matlı konuyla ilgili şunları söylüyor: “Keskinoğlu olarak üretim artışına yönelik yatırımlarımızla beraber, doğal kaynakların korunmasına yönelik yatırımlara da çok önem veriyoruz. Doğal kaynakların korunmasına yönelik yatırımlarımızın başında ise GES geliyor. Keskinoğlu olarak hayata geçirdiğimiz yatırımlarla mevcuttaki 2,5 MegaWatt’lık kurulu gücümüzü, 2026 yılının ilk yarısında yapacağımız yeni yatırımlarla 15 MegaWatt’a yükselteceğiz. Bu sistem tüm kesimhane kampüsümüzü kapsayacak şekilde, toplam elektrik tüketimimizin %20’sini karşılayacak. “Gıda endüstrisi olmamız sebebiyle, hijyen şartlarına büyük önem veriyoruz. Bu nedenle yıkama ve dezenfeksiyon işlemleri en çok su tüketimi olan üretim aşamalarımız. Su stresi yaşayan ülkeler sınıfında olmamız sebebiyle, gelecek nesillerin ve doğada var olan tüm canlıların yaşam hakkına saygı duyarak öncelikli hedefimiz, arıttığımız suların tekrar kullanımını sağlamak ve su tüketimimizi 30 kat azaltmaktır. Bu doğrultuda her gün 4.200 metreküp atık suyu yüksek verimlilikle arıtma tesislerimizde arıtarak, alıcı ortam ekolojisine, yeraltı sularına ve toprağa zarar vermeden üretim yapmaktayız. “Üretim süreçlerimizde ortaya çıkan atık suyu kullanmak için de bünyemizde su yönetimi departmanı kurduk ve atık su yönetimine yönelik projeleri planlayarak hayata geçiriyoruz. Öncelikle, atık suyu filtrasyonla değerlendirip kendi proseslerimizde kullanmak üzere kullanılabilir su haline dönüştürüp tekrar sisteme sokacağız. Şu anda tüketimi %20 düşürmeye yönelik yatırımları devreye aldık. En yakın zamanda da %50 hedefine ulaşacağız. “Keskinoğlu olarak hayata geçirdiğimiz bir diğer çevre odaklı yatırımımız ise dünyadaki su kaynaklarını korumaya yönelik geliştirilen son teknoloji ürünü, özel filtreler ile ters osmoz uygulaması. Bu yöntem ile su kullanımımızı 2024 yılına göre %15 oranında azaltmayı başardık. Hedefimiz 2027 yılına kadar üretim miktarlarımızı artırırken su kullanım oranımızı bir önceki yıla göre %30 azaltmak. “Üretim süreçlerimizin çevreye olan etkilerini düzenli olarak ölçümlüyor, analiz ediyor ve iyileştirme yatırımları yapıyoruz” Önder Matlı, Keskinoğlu’nun çevre odaklı yatırımları hakkında sözlerine şöyle devam etti: “Keskinoğlu olarak sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda ve gelecek nesilleri önemseyen üretim anlayışımızla atık yönetimi konusunda çevre ve toplum sağlığına duyarlı, yasalara uygun bir yaklaşımı benimsiyor ve uyguluyoruz. Bu kapsamda üretim süreçlerimizde çevresel etkileri azaltacak teknolojilere yatırım yapıyor, döngüsel ekonomi prensiplerini uygulamaya alıyoruz. Üretim süreçlerimizin çevreye olan etkilerini de yürürlükteki çevre mevzuatına uygun olarak düzenli şekilde ölçümlüyor ve analiz ediyoruz. Ayrıca, iç denetimler ve resmi denetimler ile sistematik kontroller hem kuruluşumuz hem de bakanlık tarafından sağlanıyor. Bu ölçümleme faaliyetleri, çevresel performansımızı izlememizi ve sürekli iyileştirme hedeflerimize ulaşmamızı sağlıyor. “Arıtma tesislerimiz %95’in üzerinde verimlilikle çalışıyor. T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın ‘Sıfır Atık’ projesine entegre olarak yürüttüğümüz çalışmalar ‘Sıfır Atık Belgeleri’ ile tescillendi. Bu belgeler, sadece uygulamaların yeterliliğini değil, aynı zamanda sürdürülebilirliğe olan kurumsal bağlılığımızı da ortaya koyuyor.” Keskinoğlu, “gelecek nesilleri önemseyen” sürdürülebilir üretim anlayışıyla süreçlerini daha çevreci bir yapıya kavuştururken, bu yöndeki vizyonunu da somut yatırımlarla hayata geçiriyor. Bu doğrultuda gerçekleştirdiği çevre odaklı projeler, enerji verimliliğini artıran uygulamalar ve çevre dostu üretimiyle Keskinoğlu, hem sektörde sürdürülebilir dönüşüme öncülük etme hem de gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakma hedefine emin adımlarla ilerliyor. Bu yaklaşımla Keskinoğlu, üretimden yönetime tüm süreçlerinde çevresel sorumluluğu temel bir değer olarak benimsediğini ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WIN EURASIA 2026, KOBİ’lerin Otomasyona Geçişinde Kritik Eşik Olacak Haber

WIN EURASIA 2026, KOBİ’lerin Otomasyona Geçişinde Kritik Eşik Olacak

2025 yılında ertelenen robotik yatırımlar yeniden devreye girerken, KOBİ’lerin otomasyona yönelimi 2026’da belirgin şekilde artıyor. Robot Entegratörleri ve Yüksek Teknolojili Sistem Üreticileri Derneği (ROBODER), bu dönüşümün en somut yansımalarını Hannover Fairs Turkey organizasyonuyla 10-13 Haziran 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek olan WIN EURASIA’da ortaya koyacak. “Otomasyonla Daha İleriye” mottosuyla gerçekleştirilecek fuarda robotik, otomasyon ve entegre üretim çözümleri ön planda yer alırken, sektörün daha karmaşık ve katma değerli projelere yöneldiği yeni dönemin işaretleri paylaşılacak. Gelecekte otomasyon ve robotlardan bağımsız bir üretim modelinin mümkün olmadığını vurgulayan ROBODER Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yarış, rekabetçi kalmak isteyen tüm imalatçılar için otomasyonun temel bir gereklilik haline geldiğini belirtti. Yarış, 2026 yılına ilişkin beklentileri değerlendirirken, ekonomik koşulların daha öngörülebilir hale gelmesiyle yatırım kararlarının artacağını, bu büyümenin daha geniş sektörlere yayılacağını ve KOBİ’lerin otomasyona daha güçlü yönelmesinin beklendiğini ifade etti. Daha karmaşık ve katma değerli projelerin öne çıktığı yeni döneme dikkat çeken Yarış, WIN EURASIA’nın 2026’da bu dönüşümü tüm boyutlarıyla ortaya koyacağını vurguladı. Robotik çözümler yeni sektörlere yayılıyor Robotiğin otomasyonun merkezinde yer aldığını söyleyen Yarış, “Endüstriyel robotlar, doğru mühendislik ve yazılımla bir araya geldiğinde üretim süreçlerini baştan sona değiştirebilen sistemler hâline geliyor. Otomasyonun en ucunda yer alsalar da, görsel olarak en hareketli parçaları olarak robotlar ön plana çıkarılıyor. Kimse otomasyon işimizi elimizden alacak mı diye sormuyor; herkes robotlar işimizi elimizden alacak mı diye soruyor” şeklinde konuştu. Geçmişte daha çok otomotiv ve beyaz eşya gibi sektörlerde kullanılan robotik çözümlerin, bugün savunma sanayi, gıda ve özel makine imalatı gibi alanlarda da ciddi şekilde tercih edilmeye başlandığını aktaran Yarış, “Önümüzdeki dönemde bu kullanım alanlarının daha da genişleyeceğini düşünüyoruz” diye konuştu. WIN EURASIA, sektörün iş geliştirme merkezi haline geldi WIN EURASIA’nın robotik sektörün nabzının tutulduğu bir platform olduğunu söyleyen Yarış, “Hem Türkiye’den hem de çevre ülkelerden gelen ziyaretçiler sayesinde firmalar kendilerini doğru kitleye anlatma imkânı buluyor. Çözüm arayanlarla çözüm sunanların buluşma noktası olan fuar, konumunu her geçen yıl güçlendiriyor. Bu güçlü organizasyona sektörümüz yüksek ilgi gösteriyor; firmalar geliştirdikleri yeni makineleri ve teknolojileri sergilemek için bu fuarı önemli bir fırsat olarak görüyor. Aynı zamanda sektördeki gelişmeleri yakından takip etmek ve yeni teknolojileri yerinde incelemek açısından da çok değerli bir organizasyon. Yeniliklere odaklanırken aynı zamanda güçlü iş bağlantılarının kurulduğu, mevcut ilişkilerin pekiştirildiği bir buluşma zemini sunuyor; katılımcı olmasa dahi ziyaret amacıyla gelerek iş bağlantılarını güçlendiren firmalarımız olduğunu da sürekli olarak gözlemliyoruz” ifadelerini kullandı. Entegre robotik çözümler ve özel makineler öne çıkacak WIN EURASIA 2026’da ağırlıklı olarak robotik kaynak uygulamaları, özel amaçlı makineler ve entegre robotik çözümlerin baş rolde olacağını belirten Yarış, “Üyelerimiz, farklı sektörlerin ihtiyaçlarına göre özel olarak tasarladıkları ‘terzi usulü’ makinelerle fuarda yer alacak. E3TAM, Intecro Robotik, Özmetal Sanayi ve Ticaret, Kolarc Makine İmalat, Siff Elektromekanik, Tezmaksan Robot ve Otomasyon Teknolojileri, Festo, Willtech Otomasyon Sistemleri, Vibbes Makine Otomasyon, Vias Endüstriyel Çözümler Otomasyon ve Hid-tek Makina gibi üyelerimiz de geliştirdikleri çözümlerle fuara katılım sağlayacak. Bu yaklaşım, ziyaretçilerin kendi üretim süreçlerine uygun çözümleri yerinde görmesine ve sektörün sunduğu fırsatları bütüncül şekilde değerlendirmesine imkân tanıyacak. WIN EURASIA’nın daha fazla ziyaretçi çekmesini ve özellikle nitelikli iş görüşmelerine zemin hazırlamasını bekliyoruz. Zorlu geçen bir dönemin ardından, yeni projelerin ve iş birliklerinin filizlendiği bir fuar olmasını temenni ediyoruz” dedi. Katma değerli projelerde yerli şartı kritik rol oynuyor Yarış, 2025 yılının sektör açısından zorlu geçtiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Yılın ilk yarısında yüksek faiz ortamı, ikinci yarıda faiz indirimi beklentisi yatırımların ötelenmesine neden oldu. Ancak yılın son çeyreğinde faizlerdeki gevşeme ve döviz kurundaki hareketlilikle birlikte ertelenmiş projelerin yeniden gündeme geldiğini gördük. 2025 yılında sektörün en büyük sorunu finansmana erişim oldu; yatırım iştahı devam etmesine rağmen firmalar uygun koşullarda finansman bulmakta zorlandı ve bu durum robotik yatırımları da yavaşlattı. Önümüzdeki dönemde uzun vadeli, öngörülebilir finansman modellerinin devreye alınması ve katma değeri yüksek projelerin yerli şartı ile desteklenmesi kritik önem taşıyor.” Robotik ekosistemi tek çatı altında buluşturuyoruz Hannover Fairs Turkey WIN EURASIA Proje Yöneticisi Sena Mengül ise fuarın robotik ve otomasyon ekosistemi açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek, “WIN EURASIA, üretimde dijital dönüşümün hız kazandığı dönemde, robotik ve otomasyon teknolojilerinin tüm paydaşlarını bir araya getiren güçlü bir platform sunuyor. ROBODER ve üye firmalarının fuara gerçekleştirdiği katılım, Türkiye’nin robotik sistemler ve entegre üretim çözümlerindeki mühendislik kapasitesini ve rekabet gücünü ortaya koyuyor. 10-13 Haziran 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek fuarımız; verimlilik, esneklik ve sürdürülebilir üretim başlıklarında sektöre yön veren teknolojilere ev sahipliği yapacak. WIN EURASIA’nın, yeni iş birliklerinin kurulmasına ve robotik sektörümüzün büyüme ivmesini güçlendirmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin İlk Kimya İhtisas OSB’sinden Su Verimliliğinde Örnek Model Haber

Türkiye’nin İlk Kimya İhtisas OSB’sinden Su Verimliliğinde Örnek Model

Su kaynaklarının giderek daha kritik hale geldiği ve sürdürülebilir kullanımın her zamankinden daha fazla önem kazandığı bir dönemde, Doğu Marmara Kalkınma Ajansı’nın (MARKA) 2025 Yılı Teknik Destek Programı kapsamında yürütülen proje ile birlikte GEBKİM OSB ve katılımcı firmalarında su tüketimi TS EN ISO 46001 standardı çerçevesinde ele alınmaya başlandı. Böylece su yönetimi, anlık müdahaleler yerine veri temelli, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir yapıya kavuştu. Pilot Uygulamalarla Ölçeklenebilir Bir Model Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürürlüğe alınan Su Verimliliği Yönetmeliği doğrultusunda geliştirilen proje kapsamında, TS EN ISO 46001 Su Verimliliği Yönetim Sistemi ile uyumlu bir yapı kuruldu. “GEBKİM OSB’de Ölçülen Su, Yönetilen Gelecek” yaklaşımıyla ilerleyen süreçte, 44 firma arasından seçilen iki pilot tesiste detaylı teknik analizler gerçekleştirildi. Bu çalışmalar sonucunda, elde edilen veriler doğrultusunda OSB geneline yaygınlaştırılabilecek bir uygulama modeli geliştirildi. Su kullanım noktaları proses bazında tanımlandı, kayıp ve kaçaklara yönelik analizler yapıldı ve iyileştirme alanları belirlendi. Mevcut En İyi Teknikler (MET) yaklaşımıyla yürütülen değerlendirmeler sayesinde geri kazanım ve yeniden kullanım potansiyelleri net bir şekilde ortaya kondu. Bu bütüncül yaklaşım, su yönetiminde operasyonel disiplini güçlendirirken sürdürülebilir üretimi destekleyen standart bir yapı oluşturdu. Eğitim ve Farkındalık Boyutu Proje, teknik altyapının yanı sıra insan kaynağını da odağına aldı. GEBKİM Mavi Damla Projesi Semineri kapsamında 78 katılımcıya su verimliliği farkındalık eğitimi verildi. TS ISO 46001 standardı kapsamında ise 52 katılımcının yer aldığı iki günlük kapsamlı bir eğitim programı gerçekleştirildi. Hazırlanan anket ve veri toplama çalışmalarıyla mevcut su kullanımı ve farkındalık düzeyi analiz edildi. Elde edilen veriler doğrultusunda hazırlanan ihtiyaç analizi raporu ile gelişim alanları somut şekilde ortaya kondu. Proje çıktılarının yaygınlaştırılması amacıyla komşu organize sanayi bölgeleriyle gerçekleştirilen koordinasyon toplantıları, bölgesel iş birliği açısından önemli bir zemin oluşturdu. GEBKİM OSB’den Entegre Kalkınma Yaklaşımı GEBKİM OSB, MARKA Teknik Destek Programı kapsamında 2025 yılı içerisinde ikinci kez destek almaya hak kazanırken, farklı alanlarda geliştirdiği projelerle entegre bir kalkınma modeli ortaya koymaya devam ediyor. Daha önce hayata geçirilen GEB-LINK Projesi ile GEBKİM Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi mezunlarını firmalarla buluşturan dijital bir istihdam köprüsü kurulmuş, pilot aşamada 237 mezun sisteme dahil edilmişti. Mavi Damla Projesi ile doğal kaynak yönetimi alanında da önemli bir adım atan GEBKİM OSB, insan kaynağı ve çevresel sürdürülebilirliği birlikte ele alan bütüncül yaklaşımını güçlendiriyor. Geliştirilen bu modelin, sanayide sürdürülebilir üretim anlayışının yaygınlaşmasına katkı sağlaması hedefleniyor. Aracı, “Kaynakları Koruyarak Üretmek Zorundayız” GEBKİM OSB Yönetim Kurulu Başkanı V. İbrahim Aracı, projeye ilişkin değerlendirmesinde, “Su, sanayimizin geleceği açısından en kritik başlıklardan biri. Bu alanda attığımız her adımın ölçülebilir, izlenebilir ve verimli olmasını önemsiyoruz. Mavi Damla Projesi ile birlikte GEBKİM’de suyun her aşamasını veriyle takip eden bir sistem kurduk. Amacımız, kaynaklarını koruyan, üretimini sürdürülebilir temelde büyüten ve geleceğini bugünden planlayan bir sanayi anlayışını daha da ileri taşımak.” ifadeleri kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Öğrenciler Maruldan Şampuan Ürettiler Haber

Öğrenciler Maruldan Şampuan Ürettiler

8–14 Mart Bilim ve Teknoloji Haftası, gençlerin bilime olan merakını ve üretim gücünü görünür kılan örneklerle anlam kazanıyor. FMV Florya Işık İlköğretim fen bilimleri laboratuvarında üç yıldır sürdürülen proje kapsamında ortaokul öğrencileri, bitkileri toprak kullanmadan yetiştiriyor; ardından bu bitkilerden kozmetik ve gıda ürünleri geliştiriyor. Tohumdan çimlenmeye, hasattan bitki özütü elde etmeye kadar uzanan süreçte öğrenciler, bir fikrin bilimsel araştırmadan ürün geliştirmeye kadar tüm aşamalarını uygulamalı olarak deneyimliyor. Toprak yok, üretim var Okulun fen bilimleri laboratuvarında kurulan hidroponik sistem, klasik tarım yöntemlerinden farklı olarak bitkilerin toprak yerine besin açısından zengin su içinde yetişmesini sağlıyor. Katlı ve dikey olarak tasarlanan sistem sayesinde sınırlı bir alanda çok sayıda bitki yetiştirilebiliyor. Sistemin merkezinde bulunan besin tankındaki çözeltinin motor yardımıyla dikey borulara pompalanmasıyla çalışan kapalı devre yapı, hem su tasarrufu sağlıyor hem de kontrollü üretim imkânı sunuyor. Öğrenciler her gün düzenli olarak suyun pH ve besin değerlerini ölçerek bitkilerin gelişimini takip ediyor. Böylece bilimsel ölçüm, veri toplama ve analiz süreçleri doğrudan uygulama içinde öğreniliyor. Maruldan sabun ve krem üretildi Projenin ilk yılında öğrenciler hidroponik sistemde yetiştirilen marulları kullanarak dikkat çekici bir çalışma gerçekleştirdi. Hasat edilen ürünlerin bir kısmı okul yemekhanesinde değerlendirilirken, bir kısmı laboratuvarda bitki özütü çalışmalarında kullanıldı. Elde edilen marul özütlerinden doğal içerikli sabun ve nemlendirici krem üretildi. “Hidroponik Sistemle Yetiştirilen Marullardan Sabun ve Krem Yapımı” adlı proje, Eyüboğlu Fen Bilimleri Proje Yarışması’nda birincilik elde ederek önemli bir başarıya imza attı. Maruldan geliştirilen şampuan TÜBİTAK’ta derece aldı İkinci yıl proje daha ileri bir aşamaya taşındı. Bu kez marullar tohumdan yetiştirildi ve bitkilerden elde edilen özütler kozmetik ürün geliştirme çalışmalarında kullanıldı. Yapılan araştırmalar ve laboratuvar çalışmaları sonucunda öğrenciler, formülasyonu tamamen kendilerine ait olan bitkisel içerikli bir şampuan geliştirdi. “Işık Marul Özlü Şampuan” adı verilen proje, TÜBİTAK Avrupa Bölge Sergisi’nde 2 bin 198 proje arasından seçilerek Avrupa Bölgesi’nde ilk 13 proje arasına girdi ve bölge finalinde ikincilik derecesi elde etti. Aynı proje ALKEV Fen Bilimleri Proje Yarışması’nda “Genç Bilim İnsanı” ödülüne layık görülürken, Başakşehir İnovasyon Proje Yarışması’nda da yüzlerce proje arasından derece elde etti. Reyhandan doğal sıvı baharat geliştirildi Projenin üçüncü yılında çalışmalar gıda güvenliği ve sürdürülebilir üretim teması üzerine yoğunlaştı. Hidroponik sistemde yetiştirilen reyhan bitkilerinden doğal sıvı baharat üretme çalışmaları başlatıldı. Açıkta satılan toz baharatların nem ve hijyen kaynaklı riskleri göz önünde bulundurularak geliştirilen bu model kapsamında reyhan bitkileri kurutulup özütlenerek zeytinyağı, ceviz yağı ve keten tohumu yağı gibi taşıyıcı yağlarla formüle edildi. Ortaya çıkan ürün cam şişelerde saklanabilen, küflenme riski taşımayan ve yemeklere doğal aroma kazandıran yenilikçi bir baharat alternatifi sunuyor. Öğrenciler tarafından geliştirilen bu proje için TÜBİTAK ve TEKNOFEST yarışmalarına başvurular gerçekleştirildi. Yüzde 90 su tasarrufu sağlıyor Hidroponik sistem yalnızca eğitim açısından değil, sürdürülebilir üretim açısından da dikkat çekiyor. Geleneksel tarım yöntemlerine kıyasla yüzde 90’a varan su tasarrufu sağlayan bu sistemde toprak kullanılmadığı için yabani ot ve zararlı böcek sorunu da ortadan kalkıyor. Kapalı ortamda yürütülen üretim sayesinde bitkiler mevsimden bağımsız olarak yıl boyunca yetiştirilebiliyor. Bu yönüyle hidroponik sistem, geleceğin tarım teknolojileri arasında g Yeni hedef okul serası FMV Florya Işık İlköğretim’de yürütülen çalışmaların önümüzdeki dönemde daha da genişletilmesi planlanıyor. Okul bahçesinde kurulması planlanan sera ile çiçekli bitkilerin yetiştirilmesi, tıbbi ve aromatik değeri yüksek bitkilerin üretimi ve bu bitkilerden yeni katma değerli ürünlerin geliştirilmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PLASFED Başkanı Karadeniz: “Türkiye, Avrupa Sanayi Zincirinde  Stratejik Konumunu Güçlendirdi” Haber

PLASFED Başkanı Karadeniz: “Türkiye, Avrupa Sanayi Zincirinde  Stratejik Konumunu Güçlendirdi”

PLASFED Başkanı Ömer Karadeniz, bu gelişmenin özellikle ihracat odaklı sektörler için yeni fırsatlar yaratacağını ve Türkiye–Avrupa sanayi entegrasyonunu daha da güçlendireceğini belirtti. Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, Avrupa Birliği’nin yeni sanayi politikaları kapsamında şekillenen “Made in Europe” yaklaşımında Türkiye’nin Avrupa değer zincirinin bir parçası olarak değerlendirilmesini Türk sanayisi açısından tarihi ve stratejik bir gelişme olarak değerlendirdi. Karadeniz, Türkiye’nin AB–Türkiye Gümrük Birliği çerçevesinde Avrupa üretim ve tedarik zincirlerinde önemli bir aktör olarak kabul edilmesinin, Türk sanayisinin küresel rekabet gücünü artıracak bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Türkiye’nin Avrupa değer zincirlerinin doğal bir parçası olarak görülmesinin, sanayimizin üretim gücünü ve güvenilir tedarikçi kimliğini bir kez daha ortaya koyduğunu vurgulayan Karadeniz, “Özellikle otomotivden beyaz eşyaya, plastikten inşaata kadar birçok sektörde Türkiye’de üretilen parçalar ve ürünler, Avrupa üretim zincirinin güvenilir bir parçası olarak kabul ediliyor. Bu durum, Türk firmalarının Avrupa projelerine doğrudan katılmasını ve ihracat hacimlerini artırmasını sağlayarak sanayimiz için stratejik bir avantaj yaratıyor” dedi. “Plastik sektörü Avrupa sanayisi için önemli bir partner” Plastik sektörünün otomotivden ambalaja, beyaz eşyadan inşaata kadar 45’i aşkın sektörün temel girdisini sağlayan stratejik bir üretim alanı olduğunu vurgulayan Karadeniz, Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ve esnek tedarik kabiliyeti sayesinde Avrupa sanayisi için önemli bir partner konumunda bulunduğunu ifade etti. Türkiye’de yaklaşık 14 bin üretici firmanın faaliyet gösterdiğini, sektörün 300 bini aşkın kişiye doğrudan, toplamda 1 milyondan fazla kişiye ise dolaylı istihdam sağladığını söyleyen Karadeniz, 10 milyar doları aşan ihracat hacmiyle ekonomiye önemli katkı sunduğunu belirtti. Plastik sektörünün çatı kuruluşu PLASFED Başkanı, Avrupa ile sanayi entegrasyonunun güçlenmesinin sektörün büyümesini hızlandıracağını belirtti. “Kamu ve özel sektör iş birliği, sürece katkı sağladı” Bu sürecin oluşmasında kamu kurumları, iş dünyası ve sektör temsilcilerinin yürüttüğü çalışmaların önemli rol oynadığını kaydeden Karadeniz, şu değerlendirmede bulundu: “Bu süreçte başta Ticaret Bakanımız Sayın Ömer Bolat, Ticaret Bakanlığı bürokratları, iş dünyası kuruluşları ve sektör temsilcileri önemli katkılar sundu. Türk sanayisinin Avrupa değer zincirlerindeki konumunun güçlendirilmesine destek veren tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyoruz.” “Sürdürülebilir üretim ve rekabet gücü güçlenecek” Karadeniz, Avrupa ile sanayi entegrasyonunun güçlenmesinin aynı zamanda yeşil dönüşüm, sürdürülebilir üretim ve teknoloji yatırımları açısından da önemli fırsatlar yaratacağını belirtti. PLASFED olarak Türk plastik sanayisinin uluslararası rekabet gücünü artıracak, Avrupa pazarındaki entegrasyonunu derinleştirecek ve sürdürülebilir üretim dönüşümünü hızlandıracak her türlü çalışmayı desteklemeye devam edeceklerini ifade eden Karadeniz, Türkiye’nin Avrupa üretim ekosistemindeki rolünün önümüzdeki dönemde daha da güçleneceğini sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanayi Temsilcileri Döktaş İftarında Buluştu Haber

Sanayi Temsilcileri Döktaş İftarında Buluştu

Orhangazi Ticaret ve Sanayi Odası öncülüğünde organize edilen program kapsamında ilçe protokolü ve sanayi kuruluşlarının yöneticileri Döktaş Dökümcülük’te iftar yemeğinde bir araya geldiler. İftar programına Orhangazi Kaymakamı Zafer Karamehmetoğlu, Orhangazi Belediye Başkanı Bekir Aydın, Orhangazi Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Hakkı Özcan, İlçe Emniyet Müdürü Mustafa Hüsnü Zeybek, İlçe Jandarma Komutanı Selim Kurtoğlu, Orhangazi Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erol Hatırlı, Orhangazi Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Cem Kapitan, Ekonomist ve araştırmacı yazar Dr. Rüştü Bozkurt ve ilçede faaliyet gösteren sanayi kuruluşlarının yöneticileri katılım sağladı. Döktaş adına programa; CFO Sibel Binici, Ürün Kalite ve Kalite Sistemleri Direktörü İlker Metan, Mühendislik ve Ar-Ge Direktörü Bülent Şirin, Dökümhane Direktörü Arif Yalçın Yıldız, İnsan Kaynakları Müdürü Sibel Demircan Taş ve Endüstriyel İlişkiler ve İdari İşler Grup Lideri Ertuğ Örs katılım sağladı. İftar programı kapsamında gerçekleştirilen istişare bölümünde; Dr. Rüştü Bozkurt’un anlatımı ile güncel ekonomik ve politik gelişmeler gelişmeler, sanayi sektörünün mevcut durumu, üretim ve istihdam süreçleri ile önümüzdeki döneme ilişkin beklentiler ele alındı. Döktaş olarak; sürdürülebilir üretim anlayışımızla, bölgesel kalkınmaya katkı sağlayan her platformda paydaşlarımızla birlikte hareket etmeye ve iş birliğini güçlendirmeye devam edeceğiz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sertifikalı Üretim Global Rekabette Avantaj Sağlıyor Haber

Sertifikalı Üretim Global Rekabette Avantaj Sağlıyor

Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat kapsamında hayata geçirdiği ve kamuoyunda sınırda karbon vergisi olarak bilinen Carbon Border Adjustment Mechanism (CBAM), 1 Ocak itibarıyla mali yükümlülükleriyle birlikte uygulanmaya başladı. Yeni düzenleme ile birlikte Avrupa’ya ihracat yapan firmalar için karbon emisyonu artık yalnızca çevresel bir gösterge değil, doğrudan maliyet hesaplarının bir parçası haline geldi. Karbon yoğun üretim yapan şirketler ek yükümlülüklerle karşılaşırken, düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan firmalar rekabette önemli bir avantaj elde ediyor. “CBAM sanayide yapısal dönüşüm başlattı” Geri dönüşüm alanında faaliyet gösteren Saytek Medikal ve Plastik Sanayi Ticaret A.Ş., sürdürülebilir üretim modeliyle karbon azaltımı sağlayan ve bu azaltımı uluslararası standartlarla belgelendiren şirketler arasında yer alıyor. Saytek Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, karbon düzenlemesinin yalnızca mali bir uygulama olmadığını, sanayide köklü bir dönüşümü tetiklediğini belirterek şöyle konuştu: “Sınırda karbon vergisiyle birlikte Avrupa pazarı artık üretimin sadece fiyatına ve kalitesine değil, karbon performansına da bakıyor. Bu değişim özellikle geri dönüşüm ve plastik sektöründe oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Önümüzdeki dönemde ihracatçı firmalar için karbon ayak izini ölçmek, raporlamak ve azaltmak bir tercih değil, zorunluluk olacak. Karbon maliyetini yönetemeyen şirketler rekabette zorlanacak; düşük karbonlu üretim yapan ve bunu uluslararası standartlarla belgelendiren firmalar ise daha güçlü bir konuma gelecek. Biz bu süreci yalnızca bir vergi uygulaması olarak değil, sanayide kalıcı bir dönüşümün başlangıcı olarak değerlendiriyoruz.” “Karbon azaltımı artık ekonomik değere dönüşüyor” Yıldırım, geri dönüşüm sektörünün yeni dönemde daha stratejik bir konuma yükseldiğini vurgulayarak Saytek’in attığı adımı şu sözlerle anlattı: “Geri dönüşüm sektörü karbon azaltımının en somut üretim modellerinden birini sunuyor. Biz Saytek olarak yılda 16 bin 500 ton karbon azaltımı sağlıyoruz ve bu azaltımı uluslararası bağımsız standartlarla belgelendirdik. 2022’den bu yana biriktirdiğimiz karbon azaltımlarımızı sertifikalandırarak piyasaya sunduk. Böylece karbonun yalnızca çevresel bir gösterge olmadığını, aynı zamanda ekonomik değere dönüşen bir varlık haline geldiğini gösteriyoruz. Karbon yükümlülüğü bulunan firmalar için doğrulanmış sertifikalar artık stratejik bir ihtiyaç niteliği taşıyor.” “Global pazarda güçlü konum sağlıyor” Karbon düzenlemelerinin küresel ölçekte yaygınlaştığına dikkat çeken Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı: “Karbon performansı artık yalnızca Avrupa ile sınırlı bir kriter değil. Japonya ve diğer gelişmiş pazarlarda da giderek belirleyici hale geliyor. Bu nedenle düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan şirketler yalnızca Avrupa’da değil, global pazarda da avantaj elde ediyor. Uluslararası standartlarla belgelendirdiğimiz karbon azaltımlarımız, ihracatçılar için sürdürülebilir tedarik zincirlerinin güçlü bir parçası haline geliyor. Geri dönüşüm ve düşük karbon üretim modelleri, küresel rekabette önemli bir referans noktası oluşturuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sertifikalı Üretim Global Rekabette Avantaj Sağlıyor Haber

Sertifikalı Üretim Global Rekabette Avantaj Sağlıyor

Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat kapsamında hayata geçirdiği ve kamuoyunda sınırda karbon vergisi olarak bilinen Carbon Border Adjustment Mechanism (CBAM), 1 Ocak itibarıyla mali yükümlülükleriyle birlikte uygulanmaya başladı. Yeni düzenleme ile birlikte Avrupa’ya ihracat yapan firmalar için karbon emisyonu artık yalnızca çevresel bir gösterge değil, doğrudan maliyet hesaplarının bir parçası haline geldi. Karbon yoğun üretim yapan şirketler ek yükümlülüklerle karşılaşırken, düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan firmalar rekabette önemli bir avantaj elde ediyor. “CBAM sanayide yapısal dönüşüm başlattı” Geri dönüşüm alanında faaliyet gösteren Saytek Medikal ve Plastik Sanayi Ticaret A.Ş., sürdürülebilir üretim modeliyle karbon azaltımı sağlayan ve bu azaltımı uluslararası standartlarla belgelendiren şirketler arasında yer alıyor. Saytek Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, karbon düzenlemesinin yalnızca mali bir uygulama olmadığını, sanayide köklü bir dönüşümü tetiklediğini belirterek şöyle konuştu: “Sınırda karbon vergisiyle birlikte Avrupa pazarı artık üretimin sadece fiyatına ve kalitesine değil, karbon performansına da bakıyor. Bu değişim özellikle geri dönüşüm ve plastik sektöründe oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Önümüzdeki dönemde ihracatçı firmalar için karbon ayak izini ölçmek, raporlamak ve azaltmak bir tercih değil, zorunluluk olacak. Karbon maliyetini yönetemeyen şirketler rekabette zorlanacak; düşük karbonlu üretim yapan ve bunu uluslararası standartlarla belgelendiren firmalar ise daha güçlü bir konuma gelecek. Biz bu süreci yalnızca bir vergi uygulaması olarak değil, sanayide kalıcı bir dönüşümün başlangıcı olarak değerlendiriyoruz.” “Karbon azaltımı artık ekonomik değere dönüşüyor” Yıldırım, geri dönüşüm sektörünün yeni dönemde daha stratejik bir konuma yükseldiğini vurgulayarak Saytek’in attığı adımı şu sözlerle anlattı: “Geri dönüşüm sektörü karbon azaltımının en somut üretim modellerinden birini sunuyor. Biz Saytek olarak yılda 16 bin 500 ton karbon azaltımı sağlıyoruz ve bu azaltımı uluslararası bağımsız standartlarla belgelendirdik. 2022’den bu yana biriktirdiğimiz karbon azaltımlarımızı sertifikalandırarak piyasaya sunduk. Böylece karbonun yalnızca çevresel bir gösterge olmadığını, aynı zamanda ekonomik değere dönüşen bir varlık haline geldiğini gösteriyoruz. Karbon yükümlülüğü bulunan firmalar için doğrulanmış sertifikalar artık stratejik bir ihtiyaç niteliği taşıyor.” “Global pazarda güçlü konum sağlıyor” Karbon düzenlemelerinin küresel ölçekte yaygınlaştığına dikkat çeken Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı: “Karbon performansı artık yalnızca Avrupa ile sınırlı bir kriter değil. Japonya ve diğer gelişmiş pazarlarda da giderek belirleyici hale geliyor. Bu nedenle düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan şirketler yalnızca Avrupa’da değil, global pazarda da avantaj elde ediyor. Uluslararası standartlarla belgelendirdiğimiz karbon azaltımlarımız, ihracatçılar için sürdürülebilir tedarik zincirlerinin güçlü bir parçası haline geliyor. Geri dönüşüm ve düşük karbon üretim modelleri, küresel rekabette önemli bir referans noktası oluşturuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.