Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürdürülebilirlik

Kapsül Haber Ajansı - Sürdürülebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Konya Büyükşehir'den Uluslararası Ar-Ge Başarısı Haber

Konya Büyükşehir'den Uluslararası Ar-Ge Başarısı

Konya Büyükşehir Belediyesi, Avrupa Birliği'nin en büyük fon programı olan Ufuk Avrupa (Horizon Europe) kapsamında önemli bir başarıya imza attı. Konya Büyükşehir Belediyesi, Ufuk Avrupa kapsamında araştırma, geliştirme ve inovasyon alanında ilk kez destek almaya hak kazanırken, belediye tarihinin en yüksek bütçeli uluslararası Ar-Ge ve inovasyon projesini de hayata geçirecek. Büyükşehir Belediyesi, projede Türkiye'den yer alan tek ortak olarak uluslararası konsorsiyumda ülkemizi temsil edecek. YAKLAŞIK 6 MİLYON AVROLUK ULUSLARARASI İŞ BİRLİĞİ Ufuk Avrupa Programı kapsamında açılan HORIZON-NEB-2025-01 çağrısı kapsamında desteklenen, 101308946 sözleşme numaralı REMADE (Renovation Management for Adaptability and Disassembly Enhancement) Projesi, 36 ay boyunca Birleşik Krallık, Slovenya, İspanya, Türkiye, İtalya, İsviçre, İsveç ve Almanya'nın da aralarında bulunduğu 8 ülkeden toplam 16 kurum ve kuruluşun iş birliğiyle yürütülecek. Yaklaşık 6 milyon avro bütçeye sahip proje, sürdürülebilir ve döngüsel bina yenileme alanında Avrupa'nın öncü çalışmalarından biri olacak. Konya Büyükşehir Belediyesi ise uluslararası konsorsiyumun Türkiye'deki tek ortağı olarak projeye katkı sağlayacak. YENİ NESİL BİNA YENİLEME YAKLAŞIMI HAYATA GEÇECEK REMADE Projesi, mevcut binaların daha sürdürülebilir, uyarlanabilir ve sökülebilir tasarım anlayışıyla yenilenmesini hedefliyor. Proje kapsamında enerji verimli modüler cephe sistemleri ile esnek iç mekân çözümleri geliştirilecek. Yenileme süreci ise yapay zekâ, dijital ikiz teknolojileri ve nesnelerin interneti (IoT) tabanlı sensörlerle desteklenen bulut tabanlı dijital platform üzerinden yönetilecek. Teknik dönüşümün yanı sıra sosyal boyutu da bulunan projede mahalle sakinleri, yerel yönetimler ve diğer paydaşlar karar alma süreçlerine aktif olarak dahil edilecek. Böylece yerel ihtiyaçlara uygun çözümler geliştirilirken performansa dayalı sözleşmeler, kiralama modelleri ve mahalle ölçekli malzeme bankaları gibi yenilikçi finansman yaklaşımlarıyla ekonomik sürdürülebilirlik de desteklenecek. Proje sonunda bina yaşam döngüsü boyunca karbon emisyonlarının, atık miktarının ve maliyetlerin azaltılması; kullanıcıların konforunun, sağlığının ve yaşam kalitesinin artırılması hedefleniyor. KONYA BÜYÜKŞEHİR ULUSLARARASI AR-GE ALANINDAKİ ETKİNLİĞİNİ GÜÇLENDİRİYOR REMADE Projesi ile Konya Büyükşehir Belediyesi, Avrupa Birliği'nin en prestijli araştırma ve inovasyon programlarından biri olan Ufuk Avrupa kapsamında ilk kez proje yürütme başarısı elde edecek. Belediye tarihinin en yüksek bütçeli uluslararası Ar-Ge ve inovasyon projesi olma özelliğini taşıyan REMADE, Konya'nın uluslararası proje geliştirme kapasitesini önemli ölçüde güçlendirecek. Avrupa'nın önde gelen üniversiteleri, araştırma merkezleri, teknoloji şirketleri ve yerel yönetimleriyle aynı konsorsiyumda yer alacak olan Konya Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir şehircilik, dijital dönüşüm ve iklim dostu kentleşme alanlarında geliştirilecek yenilikçi uygulamalara katkı sunarak uluslararası iş birliklerini daha da ileriye taşıyacak. Konya Büyükşehir Belediyesi, uluslararası Ar-Ge ve inovasyon projeleriyle şehrin sürdürülebilir kalkınmasına katkı sunmayı, Avrupa Birliği programlarındaki etkinliğini artırmayı ve geleceğin şehirlerine yön verecek yenilikçi uygulamaları Konya'da hayata geçirmeyi sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Metgün Enerji Halka Arzla Yeni Büyüme Dönemine Giriyor Haber

Metgün Enerji Halka Arzla Yeni Büyüme Dönemine Giriyor

Sürdürülebilir bir dünya ve yaşanabilir bir gelecek için temiz enerji vizyonuyla hareket eden Metgün Enerji’nin halka arzında talep toplama bugün başladı. İnfo Yatırım liderliğinde, toplam 48 aracı kurumdan oluşan konsorsiyum aracılığıyla gerçekleşecek halka arzda talep toplama 22 Temmuz Çarşamba günü sona erecek. Pay başına satış fiyatı 20 TL olarak belirlenen halka arzda, payların toplam nominal değeri 135 milyon 579 bin TL, halka arz büyüklüğü ise yaklaşık 2 milyar 711 milyon 580 bin TL olacak. Halka arz sonrası halka açıklık oranının ise yüzde 21,35 olarak gerçekleşmesi öngörülüyor. Halka arzı yatırımcılarla birlikte uzun vadeli değer üretecekleri yeni bir ortaklık olarak değerlendirdiklerini belirten Metgün Enerji Genel Müdürü Uğur Işık, “Amacımız, Türkiye'nin enerji dönüşümüne katkı sağlarken; güçlü ve sürdürülebilir finansal yapımızla yatırımcılarımıza uzun vadeli değer sunan bir enerji şirketi olmak" dedi. Küresel enerji sektörünün tarihinin en önemli dönüşüm süreçlerinden birini yaşadığına dikkat çeken Uğur Işık, jeopolitik gelişmelerin yenilenebilir enerji yatırımlarının önemini daha da artırdığını belirtti. Işık, “Bugün yaşanan gelişmeler, geleneksel enerji kaynaklarına dayalı tedarik zincirlerinin ne kadar kırılgan olabileceğini tüm dünyaya gösteriyor. Türkiye'nin sahip olduğu yenilenebilir enerji potansiyelini ekonomiye kazandırmanın hem çevresel hem de stratejik bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz. Yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan her yatırımın, enerji ithalatına olan bağımlılığın azaltılmasına, enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesine ve ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasına önemli katkı sağladığına inanıyoruz.” dedi. Yatırım stratejimizin odağında sürdürülebilir büyüme var" Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre 2030 yılına kadar yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretiminin toplam üretim içindeki payının yüzde 60'a ulaşmasının beklendiğini hatırlatan Işık, Türkiye'nin de Ulusal Enerji Planı kapsamında güneş ve rüzgâr başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırdığını belirtti. Işık, şöyle devam etti: “Bugün 274,44 MW[1] kurulu güce sahip yenilenebilir enerji santrallerimizle ülkemizin enerji dönüşümü hedeflerine katkı sağlamak için çalışıyoruz. Bu katkıyı daha da güçlendirmek amacıyla yurt içi ve yurt dışındaki yatırım fırsatlarını yakından takip ediyoruz. Proje geliştirme, kapasite artırımı ve stratejik satın almalar yoluyla üretim portföyümüzü büyütmeyi hedefliyoruz. Bunun yanında depolamalı güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri ile hibrit yatırımlar da büyüme planlarımızın önemli başlıkları arasında yer alıyor. ." "Halka arz gelirini büyüme yatırımlarında değerlendireceğiz" Büyüme hedeflerine halka arzla birlikte ivme kazandıracaklarının altını çizen Işık, "Halka arz gelirinin yaklaşık yüzde 80 ila 90'ını depolamalı GES ve RES projeleri, yeni yenilenebilir enerji yatırımları, stratejik satın almalar, hibrit tesis kurulumları ve kapasite artırıcı yatırımlar için kullanacağız. Yaklaşık yüzde 10'luk kısmıyla ise işletme sermayemizi güçlendireceğiz. Böylece hem finansal esnekliğimizi artıracak hem de uzun vadeli büyüme stratejimizi daha güçlü şekilde hayata geçireceğiz” diye konuştu. “Çevre hassasiyetini yatırımlarımızın ayrılmaz parçası olarak görüyoruz” Yenilenebilir enerji yatırımlarının yanı sıra üretim süreçlerinde de çevre hassasiyetini ön planda tuttuklarını vurgulayan Uğur Işık, tüm santrallerde çevre mevzuatı, ilgili izin süreçleri, Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları ve uluslararası normlara uygun şekilde üretim gerçekleştirdiklerini ifade etti. Işık, Metgün Enerji olarak mevcut RES projeleri kapsamında 6 bin, HES projelerinde ise yaklaşık 10 bin ağaç ve fidan dikiminin gerçekleştirildiğini aktardı. Toplantıya katılan Konsorsiyum Lideri İnfo Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Güler, “Metgün Enerji’nin ekibiyle birlikte çok rahat, şeffaf bir halka arz süreci yürütüyoruz, şirketin profesyonel ekibine çok teşekkür ederim. Aynı dikkat ve disiplinle talep toplama sürecini de yöneteceğiz, süreci başarılı bir halka arz ile taçlandırmayı hedefliyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA’ya Euromoney’den 6 Ödül Haber

Garanti BBVA’ya Euromoney’den 6 Ödül

Garanti BBVA, dünyanın önde gelen finans yayınlarından Euromoney’nin Mükemmellik Ödülleri 2026 (Awards for Excellence) programında 6 ayrı ödülün sahibi oldu. Bankanın hem Orta ve Doğu Avrupa (CEE) bölgesinde hem de Türkiye’de kazandığı ödüller; bireysel bankacılık, tüketici finansmanı, çeşitlilik ve kapsayıcılık ile kurumsal sosyal sorumluluk alanlarındaki güçlü performansını ortaya koydu. Bankacılık ve finans dünyasının en prestijli ödül programları arasında gösterilen Euromoney Mükemmellik Ödülleri, 30 yılı aşkın süredir performans, inovasyon ve müşteri etkisi alanlarında küresel ölçekte öne çıkan finansal kurumları değerlendiriyor. Karşılaştırılabilir metrikler, yapılandırılmış başvurular ve şeffaf araştırma süreciyle yürütülen programda, bankalar faaliyet gösterdikleri pazarlardaki ve bölgelerdeki rakipleriyle birlikte ele alınıyor. Mahmut Akten: Finans sektöründe değer yaratmaya, Türkiye ekonomisine ve topluma katkı sağlamaya devam ediyoruz. Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, ödüllere ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Euromoney Mükemmellik Ödülleri 2026 kapsamında 6 ayrı ödüle layık görülmek bizim için büyük bir gurur. Müşterimizi dinleyen, ihtiyaçlarını doğru analiz eden ve ona finansal yaşamının her anında en uygun çözümle eşlik eden bir bankacılık anlayışıyla çalışıyoruz. Türkiye’nin En İyi Bireysel Bankası seçilmemiz ve Tüketici Kredilerinde En İyi Banka olarak hem Türkiye’de hem Orta ve Doğu Avrupa’da ödüllendirilmemiz de bu hizmet modelimizin başarısını teyit ediyor. Çeşitlilik ve kapsayıcılık ile kurumsal sosyal sorumluluk alanlarında aldığımız ödüller ise uzun vadede değer üretme hedeflerimizi yansıtması bakımından bizim için özel bir önem taşıyor. Müşteri odaklı bankacılık anlayışımız, dijitalleşme yatırımlarımız, sürdürülebilirlik odağımız ve toplumsal fayda yaratan çalışmalarımızla finans sektöründe değer yaratmaya, Türkiye ekonomisine ve topluma katkı sağlamaya devam ediyoruz. Bu ödüllerde emeği olan tüm çalışma arkadaşlarıma ve bize duydukları güven için müşterilerimize teşekkür ediyorum.” “Türkiye’nin En İyi Bireysel Bankası” Garanti BBVA Euromoney tarafından Türkiye’nin En İyi Bireysel Bankası seçilen Garanti BBVA’nın tüketici kredileri alanında hem Türkiye’de hem de Orta ve Doğu Avrupa’da ödüllendirilmesi, bankanın müşteri ihtiyaçlarını merkeze alan hizmet modeli ve finansmana erişimi destekleyen yaklaşımının uluslararası ölçekte takdir gördüğünü gösterdi. Garanti BBVA, radikal müşteri perspektifi yaklaşımıyla, bankacılığı yalnızca ürün ve hizmet sunmanın ötesinde; müşteriyi dinleyen, anlayan ve her temas noktasında doğru çözümü sunan bütüncül bir deneyim alanı olarak ele alıyor. Müşterilerinin yaşamlarının farklı evrelerinde değişen ihtiyaçlarını anlayarak finansal yolculuklarının her adımında yanlarında olmayı hedefleyen Garanti BBVA, 30 milyon müşterisinin her biri için hiper-kişiselleştirilmiş bir deneyim sunma hedefiyle çalışıyor. Banka, veri ve teknolojiyi etkin biçimde kullanarak gerçek zamanlı ve müşterinin bağlamına uygun tekliflerle finansal ihtiyaçlara proaktif çözümler geliştiriyor. Kredi, mevduat ve kart önerilerinden dijital asistanı Ugi'nin proaktif yönlendirmelerine kadar pek çok alanda müşterilerinin finansal yaşamına eşlik eden Garanti BBVA, müşterilerini her temas noktasında dinleyerek deneyimi sürekli geliştiriyor ve ihtiyaçlarına en uygun çözümleri sunuyor. Sürdürülebilirlikte uzun vadeli değer yaratma odağı Garanti BBVA’nın çeşitlilik ve kapsayıcılık ile kurumsal sosyal sorumluluk alanlarında aldığı ödüller ise bankanın sürdürülebilirlikteki öncü konumunu bir kez daha teyit etti. Sürdürülebilirliği uzun yıllardır grup stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alan Garanti BBVA, bu yaklaşımı yalnızca bir sorumluluk değil, uzun vadede değer üretmenin yolu olarak görüyor. Banka; çevresel etkiden toplumsal faydaya, kapsayıcı büyümeden fırsat eşitliğine uzanan geniş bir alanda sürdürülebilir değer yaratmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tütün İhracatı 2026'nın İlk Yarısında 489 Milyon Dolara Ulaştı Haber

Tütün İhracatı 2026'nın İlk Yarısında 489 Milyon Dolara Ulaştı

2025 yılı, küresel ekonomide yaşanan belirsizliklere, artan maliyetlere ve ticaretteki dalgalanmalara rağmen sektör açısından başarılı bir yıl olduğunu söyleyen Ege Tütün İhracatçıları Birliği Başkanı Selim Jimi, “Üreticilerimizin emeği, sanayicilerimizin yatırımları ve ihracatçılarımızın gayretleri sayesinde tütün sektörümüzün Türkiye geneli ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 8,4 artarak 1 milyar 60 milyon dolar seviyesine ulaştı. Bu dönemde başta Irak, Amerika Birleşik Devletleri, Belçika, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere toplam 112 ülkeye ihracat gerçekleştirdik. Bu tablo, tüm zorluklara rağmen Türk tütün sektörünün dünya pazarlarındaki konumunu koruduğunu ve farklı coğrafyalarda talep görmeye devam ettiğini göstermektedir.” dedi. Yılın ilk altı aylık döneminde ihracat yüzde 4 arttı Başkan Jimi, “İhracatımızın alt kalemlerine baktığımızda, mamul sigara ihracatımızın 501 milyon dolar, yaprak tütün ihracatımızın 336 milyon dolar ve nargilelik tütün ihracatımızın ise 105 milyon dolar olarak gerçekleştiğini görüyoruz. Elde edilen bu başarı, üreticiden sanayiciye, ihracatçıdan lojistik hizmet sağlayıcılarına kadar sektörümüzün tüm paydaşlarının ortak emeğinin bir sonucudur. 2026 yılına da olumlu bir başlangıç yaptık. Yılın ilk altı aylık döneminde Birliğimizin ihracatı yüzde 4 artarak geçen yılın aynı dönemine göre 472 milyon dolardan 489 milyon dolara yükseldi. Küresel ticarette belirsizliklerin ve bölgesel risklerin devam ettiği bir dönemde elde edilen bu artış, sektörümüzün sağlam yapısını ve rekabet gücünü ortaya koymaktadır.” dedi. Yerli tütün üretimindeki artış yatırımları hızlandırıyor Bu dönemde de ihracatın temel ürün gruplarını sigara, yaprak tütün ve nargilelik tütün ürünleri oluşturduğunu anlatan Selim Jimi, en fazla ihracat gerçekleştirilen ülkelerin Amerika Birleşik Devletleri, Irak, Suriye, İran ve Rusya Federasyonu olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye'de üretilen sigaralarda yerli tütün kullanım oranının artırılmasına yönelik önemli bir düzenleme hayata geçirildi. Bu gelişme sektörümüz açısından yeni fırsatlar yarattı ve üretim altyapısına yönelik yatırımları hızlandırdı. Son yıllarda Virginia ve Burley tipi tütün üretiminin artırılmasına yönelik çalışmalar sayesinde yabancı tip tütün üretimimiz 30 bin ton seviyesine ulaşırken, toplam tütün üretimimiz de 100 bin tonun üzerine çıktı. Bu gelişme hem iç piyasadaki talebin yerli üretimle karşılanmasına katkı sağlamakta hem de sektörümüzün ürün çeşitliliğini artırmaktadır.” Hedef; kalite, katma değer ve genç üreticiler Başkan Jimi, önümüzdeki dönemde odaklanacakları üç temel konuyu şöyle sıraladı; “Ürün kalitesini uluslararası pazarlardaki beklentilerin üzerine taşımak, katma değeri yüksek ürünlerin ihracattaki payını artırmak, genç üreticileri modern ve sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla sektöre kazandırmak.” dedi. Sürdürülebilirlik çalışmalarını da kararlılıkla sürdürdüklerine değinen Selim Jimi, “Zirai ilaç ambalaj atıklarının toplanmasından üreticilerimizin çalışma koşullarının iyileştirilmesine kadar birçok alanda projeler yürütüyoruz. 2025 yılını ve 2026 yılının ilk yarısını sektörümüz açısından başarılı bir dönem olarak değerlendiriyoruz. Yılın geri kalanında da bu olumlu performansın devam edeceğine, sektörümüzün ülkemize daha fazla döviz kazandırmaya, yatırım yapmaya ve istihdam sağlamaya devam edeceğine inanıyoruz.” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kaspersky, Çevresel Ve Sosyal Etkisini Güçlendirmeyi Sürdürüyor Haber

Kaspersky, Çevresel Ve Sosyal Etkisini Güçlendirmeyi Sürdürüyor

Kaspersky için dijital dünyada güven inşa etmek, sadece teknolojinin kendisine odaklanmanın ötesine geçmek anlamına geliyor. Bu vizyon; şirketin çözümlerini geliştiren ve destekleyen insan kaynağına yatırım yapmayı, şirketin çevresel ayak izini azaltmayı, ortaklarına ve paydaşlarına ise teknolojilerinin nasıl geliştirilip denetlendiği teknolojilerinin nasıl geliştirildiği ve denetlendiği konusunda ortakları ve paydaşlarına daha fazla şeffaflık sunmayı hedefliyor. 2024–2025 döneminde çalışan eğitimlerine 2,23 milyon dolar yatırım yapan Kaspersky'nin doğrudan sosyal sorumluluk ve yardım harcamaları 760 bin dolara ulaştı; şirketin Küresel Şeffaflık Girişimi (GTI) kapsamındaki yapılandırması ise dünya genelinde 13 Şeffaflık Merkezine ulaştı. Çalışanlara ve geleceğin yeteneklerine yatırım Her siber güvenlik teknolojisinin arkasında insan vardır: Her gün milyonlarca kullanıcıyı ve kuruluşu korumaya yardımcı olan araştırmacılar, mühendisler, analistler, eğitimciler ve ekipler... Son raporlama döneminde Kaspersky, bu güçlü insan kaynağını desteklemeyi kararlılıkla sürdürdü. Şirketin küresel çalışan sayısı, 2024 yılına kıyasla 2025'te %11,3'lük bir büyüme kaydederek yaklaşık 5.700'e ulaştı; küresel ölçekte ortalama maaşlar ise %7 oranında arttı. Aynı dönemde personel devir hızı %15'ten %10'a gerilerken, çalışanların %18'inin şirketteki çalışma süresinin 10 yılı aşması, rekabetin son derece yüksek olduğu teknoloji sektöründe uzun vadeli çalışan bağlılığının güçlü bir göstergesi. Raporlama döneminde uluslararası düzeyde birçok bölgede ekiplerini güçlendirmeye devam eden Kaspersky, b yerel uzmanlığını ve dünya genelinde siber dayanıklılığı destekleme kapasitesi pekiştirdi. En belirgin büyüme, işe alımların 2023 yılına kıyasla %60 oranında arttığı Asya-Pasifik bölgesinde kaydedildi. Latin Amerika ile Orta Doğu, Türkiye ve Afrika (META) bölgelerinde de ekiplerin genişletilmesi, şirketin bölgesel yetkinliklere yönelik yatırımlarının kesintisiz sürdüğünü ortaya koydu. Şirket, kapsayıcılığı ve fırsat eşitliğini hem kendi bünyesinde hem de daha geniş teknoloji ekosisteminde desteklemeye devam etti. Kadınlar bugün Kaspersky çalışanlarının %25'ini, yönetici pozisyonlarının ise %26'sını oluşturuyor. Kaspersky, şirket içindeki uygulamalarının yanı sıra Empower Women gibi girişimleri desteklemeyi sürdürürken, genç kızlar için siber güvenlik alanını daha erişilebilir, kapsayıcı ve cazip hale getirmeyi amaçlayan Future You in Tech programını da hayata geçirdi. Böylece sektörün gelecekte ihtiyaç duyacağı yetenek havuzunun genişletilmesine katkı sağlamayı hedefliyor. Kaspersky'nin sosyal katkıları eğitim ve hayırseverlik alanlarında da devam etti. Raporlama döneminde şirket, doğrudan hayırseverlik faaliyetlerine 760 bin dolar ayırırken, sivil toplum kuruluşlarına 13.500 siber güvenlik lisansı bağışladı. Bu rakam, önceki raporlama döneminde sağlanan 5 binden fazla lisansa kıyasla yaklaşık 2,7 katlık bir artışa işaret ediyor. Eğitim, şirketin uzun vadeli dayanıklılık oluşturma stratejisinin temel unsurlarından biri olmayı sürdürdü. Kaspersky Academy, bugün 42 ülkede yaklaşık 200 üniversiteyle iş birliği yürütüyor. İki yıllık dönemde yaklaşık 50 yeni üniversite, Kaspersky Academy Alliance programına katılarak 2023'teki toplam sayının iki katından fazla büyüme sağladı. Üniversitelere yönelik özel bir iş birliği programı olan Kaspersky Academy Alliance, kurumların Kaspersky'nin bilgi birikimini ve güncel siber güvenlik uzmanlığını eğitim süreçlerine entegre etmelerine destek oluyor. Kaspersky, akademik kurumlarla yaptığı iş birlikleri sayesinde siber güvenlik sektörü için daha güçlü ve donanımlı bir yetenek havuzunun oluşmasına katkı sağlıyor. Çevresel sürdürülebilirlik için yatırımlar Kaspersky’nin çevre ajandası, siber güvenliğin dolaylı çevresel faydasını gözetmeye ve şirketin kendi operasyonel ayak izini azaltmaya odaklanıyor. Raporlama döneminde çevre odaklı girişimlere yaklaşık 43 bin olar yatırım yapan şirket, 420 kg elektronik ekipmanı geri dönüştürdü ve üç tondan fazla eşyayı bağışladı ya da çevreye duyarlı bir şekilde bertaraf etti. Ayrıca Kaspersky, bu süreçte çevresel mevzuata uyumsuzluktan kaynaklanan herhangi bir ceza veya yaptırımla karşılaşmadı. Kaspersky teknolojileri, gizli dijital atıkların azaltılmasına da katkı sağlıyor. Bunun en somut örneklerinden biri, kurbanların cihazlarını ve altyapılarını gizlice kullanarak kripto para madenciliği yapan zararlı yazılımlara karşı koruma sağlayan çözümlerdir. Kaspersky çözümleri, bu yasa dışı madencilik faaliyetlerini tespit edip engelleyerek yetkisiz enerji tüketiminin önüne geçiyor ve şirketin tahminlerine göre yıllık CO₂ eşdeğeri (CO₂-eq) emisyonunu 3.000 tona kadar azaltıyor. Bağımsız denetim ve şeffaflık ön planda Kaspersky’nin Küresel Şeffaflık Girişimi (GTI); İstanbul, Bogota ve Seul’deki yeni merkezlerin de eklenmesiyle dünya genelinde 13 Şeffaflık Merkezine ulaştı. Girişimin hayata geçirilmesinden bu yana GTI'a 9,4 milyon dolardan fazla yatırım yapan Kaspersky, Şeffaflık Merkezlerinde bugüne kadar 67 ziyaret ve 7 ürün incelemesi gerçekleştirdi. Güvenilir iş ortaklarının şirketin kaynak kodlarını, yazılım güncellemelerini ve tehdit tespit kurallarını incelemesine olanak tanıyan bu merkezler, Kaspersky teknolojilerinin bütünlüğü ve güvenilirliği konusunda ek bir güvence sunulmasına yardımcı oluyor. Bağımsız denetimler ve dış doğrulama süreçleri, şirketin şeffaflık yaklaşımının bir diğer kritik unsuru olmayı sürdürdü. Raporlama döneminde Kaspersky, SOC 2 ve ISO 27001 olmak üzere iki bağımsız yıllık denetimi başarıyla tamamladı. Ayrıca şirketin Bug Bounty (Hata Ödül Programı) programı kapsamında, onaylanan 18 zafiyet bildirimi için 15 bin doların üzerinde ödül dağıtıldı. Bu önlemler, şirket içi hesap verebilirliği bağımsız denetimler ve sorumlu zafiyet bildirimi süreçleriyle birleştirerek güven ortamını pekiştiriyor. Kaspersky ESG ve Sürdürülebilirlik Başkanı Maria Losyukova konuyla ilgili şunları söyledi: "Sürdürülebilirlik sadece bertaraf ettiğimiz tehditlerle ilgili değildir; nasıl bir şirket olmayı seçtiğimizle de ilgilidir. Bu dönemde bir yandan ekibimizi büyütürken bir yandan da personel devir hızımızı düşürdük, sosyal sorumluluk ve eğitim programlarımızı genişlettik, çevresel ayak izimizi hafiflettik ve süreçlerimizi dış denetimlere daha da açık hale getirdik. Bizim için insana ve topluma yatırım yapmak, şeffaf bir operasyon yürütmek, dijital dünyada güven inşa etmenin ayrılmaz bir parçasıdır.", Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yem Sektöründe Yeni Dönem: Üretimden Çok Verimlilik Öne Çıkıyor Haber

Yem Sektöründe Yeni Dönem: Üretimden Çok Verimlilik Öne Çıkıyor

Hayvancılıkta üretim maliyetlerinin en büyük bölümünü oluşturan yem giderleri, küresel emtia piyasalarındaki dalgalanmalar ve ithalata bağımlı hammaddeler nedeniyle sektörün en önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), yem maliyetlerinin birçok hayvansal üretim modelinde toplam üretim giderlerinin yüzde 60 ila 70'ine ulaştığını ortaya koyuyor. Bu tablo, sektörde verimlilik odaklı besleme çözümlerini her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Trouw Nutrition Türkiye Ülke Müdürü Gonca Altıntaş, sürdürülebilir büyümenin anahtarının kaliteli besleme ve yemden maksimum fayda sağlayan teknolojiler olduğunu vurguluyor. Hammadde baskısına karşı verim odaklı üretimin önemi artıyor Yem sektöründe asıl rekabetin hammadde fiyatlarının yanında o hammaddeden elde edilen verimde yaşandığına dikkat çeken Gonca Altıntaş, “Türkiye'de karma yem üretimi her yıl yüksek hacmini korurken, üretimde kullanılan mısır, soya küspesi ve yağlı tohum türevlerinde ithalata olan bağımlılık devam ediyor. TÜRKİYEM-BİR ve TÜİK verileri de sektörün hammadde tarafında dışa bağımlılığın maliyetler üzerinde önemli bir baskı oluşturduğunu gösteriyor. Bu nedenle aynı miktardaki yemle daha yüksek canlı ağırlık artışı, daha iyi süt verimi ve daha yüksek yem dönüşüm oranı elde etmek üreticinin rekabet gücünü doğrudan artırıyor. Küresel piyasalarda yaşanan belirsizlikler de alternatif hammadde kullanımını destekleyen bilimsel besleme yaklaşımlarının önemini daha da artırıyor. Trouw Nutrition olarak geliştirdiğimiz besleme programları, premiks ve yem katkısı çözümleriyle üreticilerimizin maliyet baskısını daha etkin yönetmelerine ve değişen piyasa koşullarına daha güçlü uyum sağlamalarına katkı sunuyoruz” diye konuştu. Türkiye'de yıllık karma yem üretimi 30 milyon tonun üzerinde Hayvancılıkta sürdürülebilirliğin en önemli göstergelerinden birinin yemden yararlanma verimi olduğunu söyleyen Altıntaş, “Türkiye'de yıllık karma yem üretimi 30 milyon tonun üzerinde seyrediyor. Ancak kullanılan her kilogram yemin daha etkin değerlendirilmesi, üretim maliyetlerini aşağı çekerken doğal kaynakların daha verimli kullanılmasını da sağlıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün sürdürülebilir hayvancılık çalışmalarında da yem verimliliğinin, sera gazı emisyonlarının azaltılması açısından en önemli başlıklardan biri olduğu belirtiliyor. Bu yaklaşım karbon ayak izinin azaltılmasına ve atık miktarının düşürülmesine de katkı veriyor. Biz de Trouw Nutrition olarak kaliteyi laboratuvar analizlerinin ötesinde ele alıyoruz. Hayvan performansı, hammadde optimizasyonu, sindirilebilirlik ve üreticiye sağlanan ekonomik katkıyı birlikte değerlendiriyoruz" ifadelerini kullandı. Trouw Nutrition’ın global bilgi birikimi yerel ihtiyaçlarla buluşuyor Türkiye yem sektörünün önümüzdeki dönemde de büyümesini sürdüreceğine dikkat çeken Altıntaş, sözlerini şöyle noktaladı: “Bu büyümenin temelinde kaliteli besleme uygulamaları yer alacak. Veri odaklı karar alma süreçleri, alternatif hammadde stratejileri, doğru premiks çözümleri ve bilimsel besleme uygulamaları üreticilerin rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Tam da bu noktada Trouw Nutrition Türkiye olarak global bilgi birikimimizi yerel ihtiyaçlarla buluşturuyoruz. Her işletmenin üretim koşullarına uygun çözümler geliştiriyoruz. Hedefimiz, üreticilerimizin uzun vadeli verimlilik, kârlılık ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlayarak sektörün geleceğine değer katmak." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

RES Projelerinde Tarım ve Enerjiyi Buluşturan Yeni Model Haber

RES Projelerinde Tarım ve Enerjiyi Buluşturan Yeni Model

Tarım Reformu Genel Müdürlüğü'nün 81 il müdürlüğüne gönderdiği talimatla resmileşen uygulama kapsamında, türbin kanatlarının izdüşümünde kalan alanlar “Tarımsal Niteliği Korunacak Alan (TNKA)” olarak planlanacak ve tarımsal üretime açık kalacak. ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı liderliğinde uzun yıllardır yürütülen proje geliştirme, arazi planlama ve izin süreçleri çalışmalarında da savunulan bu yaklaşımın hayata geçirilmesini sektör adına önemli bir gelişme olarak değerlendiren Arıcı, düzenlemenin doğru arazi planlaması ve sürdürülebilir proje geliştirme anlayışı açısından önemli bir adım olduğunu söyledi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından RES projelerinde tarım arazilerinin kullanımına ilişkin uygulamada yapılan değişiklikle, türbinlerin dönen kanatlarının kapsadığı izdüşüm alanları artık tarım dışı kullanım kapsamında değerlendirilmeyecek. Yeni modelde yalnızca türbinlerin kurulduğu platform alanları ile ulaşım yolları için tarım dışı kullanım izni verilecek ve TAD portal girişi bu alanlarla sınırlı tutulacak; kanat izdüşüm (süpürme) alanları ise TNKA olarak planlanarak kamulaştırma sonrasında tarımsal üretime devam edilebilecek. YENİ DÜZENLEMEYLE TARIM ARAZİLERİNDE GEREKSİZ KAYIP ÖNLENECEK Uygulamanın sahadaki etkisi tekil proje düzeyinde dahi belirgin biçimde ortaya çıkıyor. Örnek bir RES projesinde 18 türbinin toplam süpürme alanı yaklaşık 463 bin metrekareyi bulurken, fiilen inşaata konu olan platform alanı bu alanın yalnızca %29'unu oluşturuyor. Geriye kalan yaklaşık %71'lik kısım — yani yaklaşık 33 hektar tarım arazisi — mevcut uygulamada gereksiz yere tarım dışı bırakılırken, yeni modelle bu alanlar üretimde kalabilecek. Uygulama ülke geneline yaygınlaştığında korunacak tarım arazisi miktarının çok daha yüksek olacağı öngörülüyor. Enerji yatırımları ile tarımsal üretimin doğru planlama sayesinde birlikte sürdürülebileceğini belirten ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, “Yenilenebilir enerji yatırımları ile tarımsal üretimi birbirinin alternatifi olarak görmek doğru değil. Doğru planlanan projelerde her iki alanın birlikte değer üretmesi mümkün. Yeni düzenleme de bu anlayışı destekleyen önemli bir yaklaşım ortaya koyuyor. Tarım arazilerinin korunması, yatırım süreçlerinin daha verimli yönetilmesi ve gereksiz arazi kayıplarının önlenmesi açısından sektör adına değerli bir gelişme olduğunu düşünüyoruz” açıklamalarında bulundu. DOĞRU PLANLAMA HEM YATIRIMI HEM ÜRETİMİ GÜÇLENDİRİYOR ARI-ES Enerji olarak proje geliştirme süreçlerinde arazi seçiminden izin süreçlerine kadar tüm aşamalarda tarımsal üretim, çevresel sürdürülebilirlik ve yatırım ihtiyaçlarını birlikte değerlendirdiklerini belirten Arıcı, bu yaklaşımın uzun yıllardır yürüttükleri çalışmaların temelini oluşturduğunu söyledi. “Her proje bulunduğu bölgenin çevresel, teknik ve sosyoekonomik koşulları dikkate alınarak planlanmalı. Doğru mühendislik yaklaşımıyla hem yenilenebilir enerji yatırımları hız kazanabilir hem de verimli tarım arazileri korunabilir. Yeni düzenleme ile birlikte RES yatırımlarında gereksiz tarım dışı kullanım izinlerinin azaltılması, tarım arazilerinin üretimde kalmaya devam etmesi, kamulaştırma ve TAD portal süreçlerine ilişkin işlem yükünün hafifletilmesi ve yatırım süreçlerinin daha etkin yönetilmesi hedefleniyor. Türkiye'nin enerji dönüşümünde sürdürülebilir arazi planlaması bundan sonraki dönemin en kritik başlıklarından biri olacak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrasya Tüneli 2024 – 2025 Sürdürülebilirlik Raporu Yayınlandı Haber

Avrasya Tüneli 2024 – 2025 Sürdürülebilirlik Raporu Yayınlandı

İstanbul'un iki yakasını deniz tabanının altından karayolu tüneli ile birbirine bağlayan Avrasya Tüneli, yayımladığı 2024–2025 Sürdürülebilirlik Raporu ile çevresel, ekonomik, sosyal ve yönetişim alanlarında sağladığı somut katkıları kamuoyuyla paylaştı. Türkiye’den Yapı Merkezi ve Güney Kore’den SK Ecoplant tarafından Kamu Özel Sektör İşbirliği (KÖİ) modeli ile hayata geçirilen tünel, dokuz yıllık işletme döneminde 180 milyonun üzerinde yolculuk için güvenli ve kesintisiz hizmet sağladı. Tünel, bu dönemde zaman tasarrufu, yakıt tüketiminin azaltılması, emisyonların ve kaza maliyetlerinin düşürülmesiyle şehir içi mobilitenin iyileştirilmesi sayesinde Türkiye ekonomisine yaklaşık 2,6 milyar ABD doları katkı sağladı. Rapora göre, Avrasya Tüneli'nden 2025 yılında günlük ortalama 77 bin araç geçti. Bu rakam garanti edilen trafik miktarının yüzde 8 üzerinde gerçekleşirken, garanti üzerindeki her geçiş için kamu ile yüzde 30 gelir paylaşımı yapıldı. Öte yandan, Avrasya Tüneli, açıldığı günden bu yana toplam 180 milyon araç geçişine de güvenle ev sahipliği yaptı. Tünel, dokuz yıllık işletme sürecinde kullanıcılarına her bir geçiş için 77 dakika olmak üzere toplam 250 milyon saat zaman kazandırdı. Mesafeyi kısalttığı için 304 bin ton yakıt tasarrufu sağladı, 139 bin ton emisyon azaltıldı ve toplam 687 milyon araç kilometre azalımı ile kaza maliyetleri düşürüldü. Bütün bu kazanımlar birlikte değerlendirildiğinde, Avrasya Tüneli'nin ulaşımı kolaylaştıran bir proje olmanın yanı sıra, ülke ekonomisine ve şehir yaşamına değer üreten stratejik bir altyapı yatırımı olduğu görülüyor. Karbon nötr işletme anlayışı sürüyor Avrasya Tüneli, çevresel sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını da kararlılıkla sürdürüyor. Elektrik tüketiminin tamamını yenilenebilir kaynaklardan sağlayarak Uluslararası Yeşil Enerji Sertifikası (I-REC) alan Avrasya Tüneli, sera gazı emisyonlarını ISO 14064 standardına göre hesaplayıp uygun karbon kredileri ile dengeleyerek karbon nötr proje statüsünü 2024 – 2025 döneminde de devam ettirdi. Dokuz yılda gerçekleştirdiği sistem iyileştirmeleri sayesinde yıllık elektrik tüketimini yüzde 80 azaltarak 6,5 milyon kWh seviyesine düşüren tünel, çatı güneş enerjisi santrali ile de yenilenebilir enerji üretimine katkı sağladı. Tünel, bu yıl aldığı ISO 14046 Su Ayak İzi Sertifikası ile su yönetiminde de uluslararası standartlara uyumunu güçlendirdi. Patentli hareketli aydınlatma sistemi ani hız değişimlerini yüzde 69 azalttı Sürdürülebilir şehir mobilitesini destekleyen yenilikçi uygulamalardan biri olan ve kurum içinde geliştirilen Türk patentli Pacemaker (Hız Düzenleyici Hareketli Aydınlatma Sistemi), tünel içerisindeki ani hız düşüşü kaynaklı trafik sıkışıklıklarını yüzde 69, egzoz salımlarını ise yüzde 12'ye kadar azalttı. Trafik verimliliğini yüzde 8,5 artıran bu yenilikçi çalışma, geçtiğimiz yıl UNECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu) tarafından Özel Övgü ödülüne layık görüldü. İstanbul'un sürdürülebilir geleceğine katkı İnşaat ve işletme dönemleri boyunca tüm faaliyetlerini çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) ilkeleri doğrultusunda yürüten Avrasya Tüneli, bu yaklaşımı sonucunda kaliteli ve sürdürülebilir altyapı yatırımlarını teşvik eden Blue Dot Network (Mavi Nokta Ağı) Sertifikasını almaya hak kazanan dünyanın ilk projesi oldu. Avrasya Tüneli Operasyon Genel Müdür Yardımcısı Murat Gücüyener, tünelin iki kıtayı birbirine bağlayan bir altyapı yatırımı olmanın ötesinde; düşük karbonlu ulaşımı destekleyen, şehir içi erişilebilirliği artıran, afetlere karşı dirençli altyapısıyla İstanbul’un sürdürülebilir geleceğine katkı sağlayan stratejik bir şehircilik yatırımı olduğunu ifade etti. Gücüyener, şöyle devam etti: “INRIX Küresel Trafik Raporu’na göre İstanbul, dünyada trafikte en fazla zaman kaybeden şehirlerden biri. Avrasya Tüneli ise, her gün 80 binden fazla yolculuğa ev sahipliği yapıyor. Tünel, milyonlarca kullanıcı için öngörülebilir, hızlı ve güvenli bir kıtalar arası bağlantı demek. Trafik akışını, sistem performansını ve kullanıcı davranışlarını sürekli izliyoruz. Bu verilerle operasyonlarımızı gerçek zamanlı olarak uyarlıyor ve iyileştirmeler yapıyoruz. Böylece Avrasya Tüneli kullanıcılarına günlük 77 dakikalık zaman tasarrufu sağlıyoruz. Özetle, Avrasya Tüneli 16 milyonluk bir metropol için oyunun kurallarını değiştiren bir mobilite çözümü oldu. Dokuz yıldır olduğu gibi bundan sonra da sorumluluk ve güvenle kıtaları geleceğe bağlamaya devam edeceğiz.” İnsan odaklı kurum kültürü dünyaya örnek Avrasya Tüneli’nde finansal sürdürülebilirliği, çevresel, sosyal ve yönetişim unsurlarıyla birlikte yönettiklerine işaret eden Avrasya Tüneli Finans Genel Müdür Yardımcısı Sidem Yavrucu ise, 1,2 milyar ABD doları yatırım maliyetiyle hayata geçirilen tünelin dokuz yıllık işletme sürecinde ülke ekonomine 2,6 milyar ABD doları seviyesinde katkı sağladığını vurguladı. Yavrucu, “2023 yılı son çeyreğinde başlayan; 2024 ve 2025 yıllarında da devam eden gelir paylaşımı aşamasına geçmemiz, kamunun doğrudan fayda elde ettiği sürdürülebilir iş modeline dönüştüğümüzü gösteriyor” dedi. Sürdürülebilir başarının temelinde güçlü kurum kültürünün bulunduğuna da işaret eden Yavrucu, çeşitlilik ve kapsayıcılığı kurumsal yönetim anlayışının temel unsurlarından biri olarak benimsediklerini ifade etti. Yavrucu, bu kapsamda gerçekleştirilen çalışmalarla 2025 yılında Great Place to Work® Sertifikası’nı almaya hak kazandıklarını hatırlattı. Üst yönetimde yüzde 33, yönetici seviyesinde ise yüzde 50 kadın temsil oranıyla sadece ulusal değil uluslararası alanda da örnek kurum olarak gösterildiklerine değinen Yavrucu, “Tünelin faaliyet döneminde hiçbir etik ihlalin yaşanmamış olması da şirketin şeffaflık ve yönetişim yaklaşımını net olarak ortaya koyuyor” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Metro Türkiye’den Bodrum Marinalarında Kesintisiz Soğuk Zincir Güvencesinde Çevreci Çözüm Haber

Metro Türkiye’den Bodrum Marinalarında Kesintisiz Soğuk Zincir Güvencesinde Çevreci Çözüm

Netlog Lojistik Grubu iş birliğiyle devreye alınan, -18°C’ye kadar soğutma kapasitesine sahip elektrikli yeni Musoshi Pop-Up Midi araçlar sayesinde Bodrum sıcağında kesintisiz soğuk zincir güvencesi sunulurken, taze ve güvenilir gıda teslimatı çevre dostu lojistik teknolojisiyle bir araya geliyor. Yat ve tekne turizminin en önemli duraklarından Bodrum'da, deniz tutkunu müşterilerinin tüm yeme-içme ihtiyaçlarını 2015 yılından bu yana marinalara kadar ulaştıran Metro Türkiye, bu özel sevkiyat hizmetinde yeni bir dönem başlattı. Netlog Lojistik Grubu bünyesinde yer alan Netfilo tarafından Metro Türkiye’ye özel olarak hazırlanan elektrikli ve soğutuculu yeni araç hizmeti, Bodrum Marina’da sevkiyata başladı. Teslimat kalitesini ve hızını artırmak üzere sahaya inen bu hizmet, sıcak yaz aylarında gıda güvenliğini en üst standartta sağlarken sürdürülebilir lojistik yaklaşımını da destekliyor. Metro Türkiye Satış ve Operasyon Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Benedykt Pacholczyk, “Tekne ve yat seyahatlerine özel olarak uzun yıllar önce başlattığımız sevkiyat hizmetimizi, müşterilerimize her zaman en güvenilir ve en kaliteli çözümleri sunmak adına yeni teknolojilerle sürekli geliştiriyoruz. Bodrum gibi sıcaklığı yüksek bir lokasyonda bizim için en büyük öncelik, ürünlerin tazeliğini ve kalitesini koruyarak gıda güvenliğinden ödün vermemek. Bu doğrultuda Netlog ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği kapsamında devreye aldığımız frigo kasalı yeni araç hizmetimiz, -18°C’ye kadar inen soğutma kapasitesiyle en kritik ürün gruplarında bile kesintisiz bir soğuk zincir koruması sağlıyor. Sipariş anından teslimat anına kadar ürünlerimizin tazeliğini tam güvence altına alarak müşterilerimizin yeme-içme ihtiyaçlarını en üst kalitede karşılıyoruz” dedi. Gıda güvenliğinin yanı sıra sürdürülebilirlik ve operasyonel verimlilik hedeflerine de dikkat çeken Pacholczyk, “Mavi yolculuğa çıkan müşterilerimizin taleplerini karşılarken, bu operasyonu çevreye duyarlı hale getirmeyi de önemsiyoruz. Yeni araç kaynağımızın tamamen elektrikli yapısı sayesinde karbon ayak izimizi azaltarak marinalarda çevre dostu bir lojistik süreç uyguluyoruz. Ayrıca genişleyen iç hacmi sayesinde tek seferde daha fazla siparişi teslim etme kolaylığı sunan, kompakt tasarımıyla da marinalardaki en dar alanlara bile sessizce erişebilen bu yeni araç yatırımıyla, müşterilerimize sunduğumuz pratik ve güvenilir hizmeti çok daha ileri bir boyuta taşımaktan mutluluk duyuyoruz” diye konuştu. Kesintisiz soğuk zincir ve yüksek taşıma kapasitesi bir arada Bodrum Marina’da hizmet vermeye başlayan Musoshi Pop-Up Midi elektrikli araçlar, özellikle marina, tekne, yat ve özel teslimat noktalarındaki dar alanlara erişim kolaylığı ve yüksek manevra kabiliyeti sunması için özel olarak tasarlandı. Sessiz çalışma performansı ve düşük emisyon avantajıyla öne çıkan yeni nesil araç hizmeti, daha geniş taşıma kapasiteleriyle operasyonel süreçlere büyük bir hız kazandırıyor. Araçta yer alan -18°C’ye kadar soğutma özellikli özel frigo kasa uygulaması taze balık çeşitlerinden et ve tavuk ürünlerine, mezelerden donmuş gıdalara kadar binlerce çeşit ürünün tazeliğini ilk günkü gibi koruyarak güvenle teslim edilmesini sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.