Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürdürülebilirlik

Kapsül Haber Ajansı - Sürdürülebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Softtech 2026 Teknoloji Raporu,  Agentic AI’ı Merceğe Aldı Haber

Softtech 2026 Teknoloji Raporu,  Agentic AI’ı Merceğe Aldı

Türkiye’nin öncü teknoloji şirketlerinden Softtech, Agentic Yapay Zekâ (Agentic AI) odağıyla teknoloji dünyasının yönünü belirleyen küresel dinamikleri ele aldığı Softtech 2026 Teknoloji Raporu’nu yayımladı. Dokuzuncu kez okurla buluşan rapor, 3 ana temada, alanında yetkin 35 yazarın katkılarıyla eğitimden finansa, sanayiden sağlık ve enerjiye farklı sektörleri kapsayan, çok boyutlu bir yaklaşımla hazırlandı. Softtech Genel Müdürü M. Bülent Özçengel, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları ifade etti: “Agentic AI dönüşümünü; iş yapış biçimlerini, organizasyonları ve insan–makine ilişkisini kökten değiştirecek stratejik bir eşik olarak görüyoruz. Ancak bu dönüşümün kalıcı ve pozitif bir etki yaratabilmesi; insan ve yapay zekâ iş birliğini doğru tasarlamaya, otonomiyi güven, etik ve sorumlulukla dengeleyen yapılar inşa etmeye bağlı olacak. Bu yaklaşımla bu yıl raporumuzda Agentic AI’ı gerçek kullanım senaryoları, mimari yaklaşımlar ve organizasyonel etkileriyle birlikte inceledik. Böylece teknolojinin taşıdığı potansiyeli ve riskleri bir arada yönetmenin yeni yollarını okuyucularımızla buluşturduk. Türkçe olarak hazırlanan ender yayınlardan biri olan bu çalışmaya katkı sunan tüm yazarlarımıza, iş ortaklarımıza ve ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Raporumuzun teknolojinin geleceğini sorumlu ve bütüncül bir bakışla ele almak isteyen herkes için güçlü bir referans olacağına inanıyorum.” Teknolojilerin Geleceğine Bakış Softtech 2026 Teknoloji Raporu’nun “Teknolojilerin Geleceği” bölümünde iş yaşamı, dijital yaşam, fiziksel yaşam ve yapay yaşam eksenlerinde derinleşen teknolojiler inceleniyor. Üretken ve bağlamsal yapay zekâdan 5G–6G geçişine, kuantum bilişimden siber güvenliğe kadar pek çok başlık, veri temelli öngörülerle ele alınıyor. 2026 itibarıyla dil modelleri, kurumsal veri katmanları ve orkestrasyon platformları birleşerek Agentic sistemlerin önünü açıyor. Ancak teknolojik gelişimde yakalanan bu hız, kurumların uygulama ve ölçekleme kapasitesiyle örtüşmüyor. Veriler, kuruluşların %88’inin yapay zekâyı en az bir iş fonksiyonunda kullanırken, bu teknolojiyi kurumsal ölçekte hayata geçirebilenlerin oranının yalnızca %23 olduğuna işaret ediyor. Bu durum, kurumlarda organizasyonel dönüşüm, yönetişim ve ölçekleme kabiliyetlerine yatırımın önemini görünür kılıyor. Agentic AI Penceresinden İnsan ve Çevre Softtech 2026 Teknoloji Raporu, “İnsan ve Çevre” başlığı altında insan odaklılık, etik sınırlar ve çevresel sorumluluk konularını Agentic AI odağıyla ele alıyor. Raporda yapay zekânın giderek daha özerk ve eyleme geçebilen sistemlere dönüşmesiyle birlikte, insan–makine ilişkisinin doğasının da yeniden tanımlandığına dikkat çekiliyor. Bu doğrultuda rapor; insani değerlerin nasıl korunabileceğini, teknolojinin çevresel etkilerinin nasıl yönetilebileceğini ve bu dönüşümün hangi etik sınırlar içinde şekillenmesi gerektiğini küresel çerçeveler ışığında tartışmaya açıyor. Raporda, Agentic AI’ın toplumsal kabulü ve uzun vadeli etkisi açısından insan merkezli tasarım, hesap verebilirlik ve sürdürülebilirlik ilkelerinin kritik önem taşıdığı vurgulanıyor. Sektörlerin Dönüşümü ve Yeni Çağda İnovasyon Softtech 2026 Teknoloji Raporu’nun Sektörlerin Geleceği ve İnovasyon başlığı altında; yapay zekâ ve veri odaklı teknolojilerin finans, ticaret, üretim, enerji, sağlık ve perakende başta olmak üzere birçok sektörde yarattığı yapısal dönüşüm ele alınıyor. Bu dönüşüm en hızlı şekilde ticaret, finans ve müşteri hizmetleri alanlarında hissediliyor. Tüketicilerin büyük bölümü alışveriş, ödeme süreçleri ve destek ihtiyaçlarında yapay zekâ agent’larından faydalanıyor. Enerji, üretim ve lojistik gibi sektörlerde ise dijital ikizler, gömülü yapay zekâ (edge AI) ve gerçek zamanlı optimizasyon çözümleri; süreçleri kısaltıyor, hata oranlarını düşürüyor ve operasyonel dayanıklılığı artırıyor. Yapay zekâ destekli şebeke ve altyapı yönetimi, aynı zamanda enerji güvenliği ve sürdürülebilirlik açısından da stratejik bir kaldıraç işlevi görüyor. Agentic AI ile birlikte insanın rolü ise sistemi yönlendiren, denetleyen, etik sınırları belirleyen ve nihai sorumluluğu üstlenen bir konuma evriliyor. Bugünü Anlamlandırmak, Geleceği Öngörmek için Bir Referans Softtech 2026 Teknoloji Raporu; karar vericiler, teknoloji liderleri, girişimciler ve akademi için bugünü anlamaya, geleceği öngörmeye yönelik kapsamlı bir referans niteliği taşıyor. Rapor, teknolojinin yönünü belirlerken insanı, değeri ve sorumluluğu birlikte düşünmeye davet ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Endüstriyel Dönüşüm Hızlanıyor, WIN EURASIA 2026 Kilit Rol Üstleniyor Haber

Endüstriyel Dönüşüm Hızlanıyor, WIN EURASIA 2026 Kilit Rol Üstleniyor

Hannover Fairs Turkey organizasyonuyla 10–13 Haziran 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde 32. kez düzenlenecek WIN EURASIA 2026, endüstriyel otomasyonun sanayideki belirleyici rolünü görünür kılan stratejik bir buluşma noktası olmaya hazırlanıyor. Altı salonda toplam 55 bin m² alanda gerçekleşecek fuar; Elektrik, Elektronik İletim ve Dağıtımı & Enerji Otomasyonu, Endüstriyel ve Fabrika Otomasyonu Teknolojileri, Robotik Otomasyon ve Dijital Fabrika Teknolojileri, Kaynak ve Robotik Kaynak Teknolojileri, Makine Otomasyonu ve Teknolojileri, COMVAC–Kompresör ve Basınçlı Hava Teknolojileri ile Birleştirme, Kesme, Yüzey İşlem Teknolojileri gibi kritik başlıklarda sektörün öncü firmalarını bir araya getiriyor. Otomasyonun gerekliliği görünür hale geldi 31 yıldır üretim ve sanayiyi geleceğe taşıyan WIN EURASIA 2026, yüzlerce firmanın en güncel ürün ve teknolojilerini sergilediği kapsamlı bir endüstri platformu olarak konumlanıyor. Endüstriyel otomasyon sektörünün 2025 yılını zorlayıcı fakat öğretici bir yıl olarak geçirdiğini belirten Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri Derneği (ENOSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Cem Şanlımeşhur, otomasyonun üretim süreçleri açısından artık “olsa iyi olur” düzeyinden çıkarak üretimin devamlılığı için gerekli bir unsur haline geldiğini söyledi. 2025 yılında finansmana erişimde yaşanan zorlukların ve ekonomik koşulların yatırım kararlarını yavaşlattığını aktaran Şanlımeşhur, “Bu durum otomasyonun önemini azaltmak yerine daha görünür hale getirdi. Sahada net şekilde şunu gördük: Sanayici artık otomasyonu bir seçenek seviyesinde değil, üretimin devamlılığı için kritik gereklilik olarak görüyor. Bu nedenle 2025’i, büyük ölçekli projelerden çok; ihtiyaca en uygun yatırımların öne çıktığı, daha bilinçli ve daha sağlam adımların atıldığı bir geçiş yılı olarak tanımlayabiliriz” dedi. Yapay zekâ ve veri analitiği 2026’nın sıcak başlıkları 2026 yılına girerken sektörde hedefleri netleşmiş bir yapı gördüklerini belirten Şanlımeşhur, ertelenen yatırımların önemli bölümünün 2026’da hayata geçmesini beklediklerini söyledi. Yapay zekâ, robotik ve veri analitiğinin gündemde olmaya devam edeceğini belirten ENOSAD Başkanı Şanlımeşhur, “Beklentimiz, daha az ama daha doğru yatırım yapılan, sonuç üreten projelerin çoğaldığı bir yıl olması. 2026’da önceliğimiz, üyelerimiz arasında bilgi paylaşımını artırmak ve iyi uygulama örneklerini daha görünür kılmak. Düzenleyeceğimiz etkinliklerde, sahada karşılaşılan problemler; problemlere getirilen çözümler ve elde edilen sonuçlar üzerinde duracağız. WIN EURASIA 2026’da sahada kendini kanıtlamış otomasyon çözümleri, robotik ve esnek üretim sistemleri, veri temelli bakım ve üretim uygulamaları ile enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik odaklı teknolojiler ön planda olacak. Ziyaretçilerin beklentisi net: karmaşık değil, fayda üreten çözümler” ifadelerini kullandı. WIN EURASIA: Gelecek vizyonunun şekillendiği platform Yıllar içinde WIN EURASIA’nın endüstriyel otomasyon sektörü için daha stratejik bir konuma geldiğini belirten Şanlımeşhur, fuarın yeni ürünlerin sergilendiği bir alan olmasının ötesinde; sektörün nabzının tutulduğu, yeni iş birliklerinin oluştuğu ve gelecek vizyonun şekillendiği bir platform olduğunun altını çizdi. WIN EURASIA’da nitelikli bağlantılar kurduklarını söyleyen Şanlımeşhur, “Otomasyonun fuarın merkezinde yer alması, sektörümüzün geldiği noktayı gösteriyor. Bugün otomasyon, üretimin tamamlayıcısı değil; üretimin kendisiyle iç içe geçmiş durumda. Bu nedenle WIN EURASIA’nın verdiği mesaj yalnızca sektörümüz için değil, tüm sanayi için kritik bir önem taşıyor. WIN EURASIA, uzun vadeli iş birliklerine zemin hazırlıyor. Sektörümüzün WIN EURASIA’ya ilgisi; katılım düzeyi, nitelikli görüşmeler ve iş birlikleriyle görülüyor. 2026’da bu ilginin daha planlı ve sonuç odaklı ilerlemesini bekliyoruz.” WIN EURASIA’nın stratejik konumu giderek güçleniyor Fuarın bu yılki yaklaşımını özetleyen Hannover Fairs Turkey WIN EURASIA Proje Yöneticisi Sena Mengül ise, “WIN EURASIA 2026 mottomuz ‘Otomasyonla Daha İleriye’. Endüstrinin tüm alanlarına yayılan otomasyon etkisi düşünüldüğünde, WIN EURASIA’nın üstlendiği stratejik konum her geçen yıl güçleniyor. Bu yıl oluşturduğumuz, Endüstriyel Yapay Zekâ Özel Alanı, Bakım Onarım Atölyesi ve Güç Aktarım Özel Sahnesi, IoT Özel Alanı ve 5G Arena gibi deneyim alanlarıyla sanayinin geleceğini şekillendiren dönüşüme şahit olacağız. Bu teknolojilerin sahada nasıl çalıştığını, üretime nasıl değer kattığını doğrudan gösterme fırsatı sunacağız. Amacımız, ziyaretçilerin bu dönüşümün parçası olabilecekleri bir ortam yaratmak. WIN EURASIA’yı, şirketlerin karar süreçlerine ışık tutan, doğru yatırımı doğru zamanda yapmalarını kolaylaştıran bir bilgi ve iş birliği merkezi olarak kurguluyoruz. WIN EURASIA’da geliştirdiğimiz çerçeve, Türkiye’nin üretim gücünü ileriye taşıyacak yolculuğun da önemli bir parçası. Aynı zamanda WIN EURASIA, yalnızca teknoloji tedarikçilerini değil; yatırım kararı veren sanayicileri, mühendisleri ve yöneticileri de aynı zeminde buluşturarak, ihtiyaca uygun çözümlerin doğrudan sahada değerlendirilmesini mümkün kılıyor. Bu yönüyle fuarımız, ürün sergilemenin ötesinde, doğru teknolojiyle doğru yatırım kararlarının alınabildiği stratejik bir karar platformu niteliği taşıyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Turizm 2026’da Tarihi Eşiği Aşıyor!  Haber

Küresel Turizm 2026’da Tarihi Eşiği Aşıyor! 

2025 yılı sonunda yaklaşık 11,7 trilyon dolarlık ekonomik hacme ulaşan sektörün, 2026’da 12 trilyon dolar sınırına yaklaşması bekleniyor. Deniz ve kruvaziyer turizmi başta olmak üzere kültür, gastronomi ve şehir turizminin dengeli büyümesinin Türkiye’yi yüksek katma değer üreten çok katmanlı bir turizm merkezine dönüştürdüğünü belirten Sea Genesis Group Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yazıcı, Türkiye’nin küresel turizm ekonomisinde “hızlı toparlanan ve en dirençli pazarlar” arasında öne çıktığını ifade etti. Küresel turizm sektörü, pandemi sonrası dönemde yalnızca toparlanma sürecini tamamlamakla kalmayarak yeni bir büyüme dönemine girdi. Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi (WTTC) verileri, sektörün ekonomik katkısının her yıl artarak küresel ekonomideki ağırlığını güçlendirdiğini ortaya koyarken; 2026 yılına ilişkin projeksiyonlar turizmin artık kriz sonrası değil, kalıcı büyüme dinamikleriyle şekillenen bir yapıya kavuştuğunu gösteriyor. Türkiye, Küresel Turizm Pastasında Payını Artırıyor WTTC raporlarında Türkiye; jeopolitik dalgalanmalara karşı dayanıklılığı, ürün çeşitliliği ve hızlı adaptasyon kabiliyeti ile dikkat çeken ülkeler arasında gösteriliyor. 2026 yılında Türkiye’nin küresel turizm ekonomisinden aldığı payın %5,5 seviyelerine yaklaşması öngörülüyor. Deniz turizmi, kruvaziyer, kültür, gastronomi ve şehir turizminin dengeli biçimde büyümesi; Türkiye’yi yalnızca bir destinasyon değil, çok katmanlı bir turizm merkezi konumuna taşıyor. Türkiye, Sadece Toparlanan Değil, Yön Veren Bir Turizm Ülkesi Küresel verilerin Türkiye açısından önemli fırsatlara işaret ettiğini belirterek şu değerlendirmede bulunan Sea Genesis Group Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yazıcı, “Küresel turizm ekonomisi 2026 itibarıyla yeni bir ölçeğe taşınırken, Türkiye bu büyümenin pasif bir izleyicisi değil; aktif bir oyuncusu konumunda. Pandemi sonrası dönemde Türkiye, hızla toparlanan ülkeler arasında yer almakla kalmadı, ürün çeşitliliği ve erişilebilirliğiyle birçok pazardan pozitif ayrıştı.” dedi. Yazıcı, özellikle deniz ve kruvaziyer turizminin Türkiye için stratejik bir büyüme alanı olduğunu vurgulayarak, “Kruvaziyer turizmi, şehir ekonomilerini doğrudan besleyen ve yüksek katma değer yaratan bir alan. Türkiye; liman altyapısı, coğrafi avantajı ve destinasyon çeşitliliğiyle Akdeniz ve Karadeniz hattında çok daha güçlü bir rol üstlenebilir. Önümüzdeki dönemde dijitalleşme, doğru pazarlama ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlar bu potansiyeli kalıcı büyümeye dönüştürecek.” İfadelerini kullandı. Kruvaziyer Turizminde Türkiye’nin Stratejik Payı Güçleniyor Türkiye’nin sahip olduğu coğrafi avantaj, liman altyapıları ve destinasyon çeşitliliğinin kruvaziyer turizminde uzun vadeli bir rekabet gücü yarattığını vurgulayan Yazıcı, “Doğru pazarlama, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarla kruvaziyer turizmi, Türkiye’nin turizm gelirlerini artıran en stratejik alanlardan biri olmaya devam edecek. Liman şehirlerimiz için bu büyüme yalnızca sayısal değil, nitelikli ve kalıcı bir ekonomik değer anlamına geliyor.” açıklamasını yaptı. 2026 Sonrası Dijitalleşme ve Değer Odaklı Büyüme Turizm sektöründe 2026 ve sonrasına ilişkin projeksiyonların yalnızca büyüklük odaklı değil, kalite, deneyim ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillendiğini belirten Ahmet Yazıcı, yeni dönemde destinasyonların sunduğu katma değerin belirleyici olacağını vurguladı. Yazıcı’ya göre Türkiye; kruvaziyer, kültür, gastronomi ve deneyim odaklı turizm alanlarında son yıllarda attığı adımlarla küresel rekabette avantaj sağlayan ülkeler arasında yer alıyor. Dijitalleşme, erişilebilirlik ve doğru pazarlama stratejilerinin bu avantajı kalıcı büyümeye dönüştüreceğini ifade eden Yazıcı, sektörün geleceğinin nicelikten çok nitelik odaklı bir dönüşüm sürecine girdiğine dikkat çekti.

Enerji Faturası Endişesi Akıllı Teknoloji Talebini Uçurdu Haber

Enerji Faturası Endişesi Akıllı Teknoloji Talebini Uçurdu

“Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın” vizyonuyla sektöründe sürdürülebilirlik alanındaki dönüşüme öncülük eden Arçelik, tüketicilerin akıllı ev teknolojileri ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarına bakışını ortaya koyan Akıllı Yaşam Endeksi (Smart Living Index – SLI) Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. J.L. Partners iş birliğiyle İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya, İtalya, Hollanda, Romanya, Türkiye, Mısır, Tayland, Pakistan ve Güney Afrika olmak üzere 12 ülkede 6 bin kişiyle gerçekleştirilen araştırma, tüketicilerin yeni bir beyaz eşya satın alırken göz önünde bulundurduğu kriterler, ev içi kullanım alışkanlıkları, teknolojiye duyulan güven, enerji farkındalığı ve geleceğe dönük beklentilere kadar geniş bir yelpazede içgörüyü bir araya getiriyor. Her ülkede yaş, cinsiyet, konum ve eğitim gibi temsili demografik kotalar esas alınarak kurgulanan Arçelik Akıllı Yaşam Endeksi, insanların evlerindeki harcamaları daha bilinçli yönetmek istediğini ve bu nedenle uzun vadede tasarruf sağlayan akıllı cihazlara daha fazla ilgi gösterdiğini ortaya koyuyor. Araştırma ayrıca, 12 ülkenin 8’inde enerji maliyetlerinin tüketiciler için günlük yaşamı en fazla etkileyen çevresel kaygı olarak öne çıktığını da gösteriyor. Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu: “Tüketicilerin %70’i ‘akıllı’ kavramını enerji ve su tüketimini otomatik optimize eden çözümlerle tanımlıyor” Akıllı Yaşam Endeksi Araştırması’nın sonuçları hakkında değerlendirmede bulunan Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu, “Küresel ölçekte yaşanan ekonomik ve toplumsal gelişmeler, tüketicilerin ev teknolojilerinden beklentilerini yeniden şekillendiriyor. Arçelik olarak biz de tüketicilerimizin değişen ihtiyaçları ve beklentilerini yakından takip ediyor; bu dönüşümün arkasındaki temel dinamikleri doğru okumayı önemsiyoruz. Bu dönüşümü daha iyi anlamak ve akıllı ev teknolojilerinden beklentileri ortaya koymak amacıyla Akıllı Yaşam Endeksi Araştırması’nı hayata geçirdik. Araştırmamızın sonuçları, enerji farkındalığı ile akıllı teknoloji talebi arasında güçlü bir ilişki olduğunu gösterdi. Tayland, Mısır, Pakistan, Romanya gibi Batı Avrupa dışındaki pazarlarda tüketicilerin %72’si ev aletlerinin aylık enerji maliyetlerini bildiğini belirtirken, Avrupa’da bu oran %55 seviyesinde seyretti. Tüketicilerin %70’inden fazlası, ‘akıllı’ kavramını; karmaşık dijital özelliklerden ziyade enerji ve su tüketimini otomatik optimize eden çözümlerle tanımladı. Öte yandan, birçok pazarda tüketicilerin yaklaşık üçte ikisinin enerji tasarrufu için hâlâ manuel yöntemlere başvurduğunu gördük. Araştırmamız tüketicilerin enerji tasarrufu konusunda davranışlarını değiştirmeye istekli olduğunu ancak bunu yaparken güven duyabilecekleri ve hayatı kolaylaştıran teknolojilere ihtiyaç duyduklarını ortaya koydu” dedi. Hakan Bulgurlu: “Türkiye’de tüketicilerin yarısından fazlası beyaz eşyalarında enerji tasarrufu modlarını aktif olarak kullanıyor” Akıllı yaşam ve sürdürülebilir ev teknolojileri alanındaki en kapsamlı araştırmalardan biri olarak öne çıkan Akıllı Yaşam Endeksi’nin Türkiye sonuçlarına değinen Hakan Bulgurlu, “Akıllı ev teknolojilerine yönelik beklentiler ülkeden ülkeye farklılık gösterse de tüketicilerin ortak isteği enerji verimliliği sağlayan, kullanım kolaylığı sunan ve uzun vadede maliyetleri düşüren çözümler olarak öne çıkıyor. Türkiye de %70 ile bu beklentinin en güçlü olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye’de tüketicilerin %40’ından fazlası, önceki dönemlere kıyasla son 12 ayda enerji verimliliğine daha fazla odaklandığını belirtirken, %60’ından fazlası buzdolabı, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi ve çamaşır kurutma makinelerinde enerji tasarrufu modlarını aktif olarak kullanıyor. %80’inin ise daha akıllı ve enerji verimli cihazlar talep ettiğini görüyoruz. Arçelik olarak biz de faaliyet gösterdiğimiz tüm ülkelerde yapay zekâ, akıllı sensörler, veri analizi ve enerji verimli tasarımlar sayesinde çevresel etkiyi azaltmayı hedefleyen yenilikçi çözümlerimizle bu beklentilere karşılık veriyoruz. Akıllı çözümlerimiz, cihazlarımızın performansına katkı sağlarken, tüketicilerimizin gerçek zamanlı olarak tüketimlerini takip etmesini de sağlıyor. Sürdürülebilirlik, kalite, güvenilirlik ve dayanıklılık odaklı yaklaşımımızla, sürdürülebilir ve akıllı bir yaşam deneyiminde sektörümüze öncülük etmeye devam edeceğiz” diye konuştu. Arçelik Akıllı Yaşam Endeksi’nden Dikkat Çeken Bulgular Globalde öne çıkanlar Araştırma sonuçları, tüketicilerin enerji verimliliğine yaklaşımında belirgin bir dönüşüm yaşandığını ortaya koyuyor. Son 12 ayda her 10 tüketiciden 4’ü, geçmişe kıyasla enerji verimliliğine daha fazla odaklandığını belirtirken; her 10 tüketiciden 6’sı buzdolabı, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi ve kurutma makinesi gibi ürünlerde enerji tasarrufu modlarını aktif olarak kullandığını ifade ediyor. Tüketicilerin %60’ı kullandıkları ev aletlerinin aylık tüketimlerine dair farkındalığa sahip olduğunu belirtiyor.Global ölçekte tüketicilerin yaklaşık %67’si, enerji tasarrufu için hâlâ çamaşırları asarak kurutma, yoğun saatler dışında cihaz kullanımı veya elde yıkama gibi manuel yöntemlere başvuruyor. Araştırma, enerji tasarrufu davranışlarında yaş ve gelir arasında dikkat çekici bir ters ilişki olduğunu ortaya koyuyor. Buna göre, yaş arttıkça enerji tasarrufuna yönelik davranışlar güçlenirken, gelir seviyesi yükseldikçe bu davranışların azaldığı görülüyor. 54 yaş ve üzeri tüketiciler, tüm pazarlarda enerji tasarrufuna yönelik davranışlarda lider konumda bulunuyor.Araştırma, ayrıca, enerji maliyetlerinin yüksek olduğu pazarlarda akıllı özelliklere verilen önemin, düşük maliyetli pazarlara kıyasla 2 kata kadar daha yüksek olduğunu da gösteriyor.Tayland (%81), Pakistan (%86) ve Türkiye’de (%80) tüketicilerin büyük çoğunluğu, beyaz eşyaların gelecekte daha da akıllı hale gelmesini istediklerini belirtiyor. Buna karşılık Almanya (%39), Birleşik Krallık (%40) ve Fransa’da (%43) bu beklenti daha sınırlı düzeyde seyrediyor.Hollanda, Fransa, Almanya, İtalya, İngiltere ve İspanya olmak üzere Batı Avrupa pazarlarında tüketicilerin sadece %20’ye yakını, yapay zekâ destekli ev teknolojilerine tam anlamıyla güvendiğini belirtiyor. Buna karşın Mısır, Pakistan, Güney Afrika gibi gelişen pazarlarda bu oran %35’in üzerine çıkıyor. Bu durum, akıllı özelliklerin benimsenme hızını sınırlayan önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.Tüm pazarlarda tüketiciler, “akıllı” kavramını ileri ve karmaşık dijital özelliklerden ziyade; kendi kendini temizleyen, enerji tüketimini otomatik olarak azaltan ve günlük kullanımı sadeleştiren teknolojilerle tanımlıyor. Türkiye’ye dair ek içgörüler Türkiye’de tüketicilerin %60’tan fazlası, beyaz eşyalarının aylık enerji maliyetleri konusunda bilgi sahibi olduğunu belirtiyor. Bu oran, İngiltere, Fransa, Almanya gibi birçok Batı Avrupa pazarının üzerinde seyrediyor.Her iki tüketiciden biri enerji verimliliği için cihazlarını eco modda kullanırken, %53’ü fişini çekiyor, %45’i çamaşırları asarak kurutuyor, %43’ü ise cihazlarını yoğun saatler dışında kullanıyor.Tüketicilerin %98’i beyaz eşya tercihini yaparken ürün kalitesi ve dayanıklılığını, %96’sı enerji verimliliğini temel kriter aldığını söylüyor.Tüketicilerin %62’si enerji ve su tüketim takibinin en faydalı akıllı özellik olduğunu belirtirken, %42’si adaptif yıkama gibi kullanım bazlı programlarını, %38’i ise döngü bittiğinde bildirim almayı en faydalı akıllı özellik olarak nitelendiriyor.Araştırma, Türkiye’de akıllı ev teknolojilerinin büyük ölçüde ihtiyaç ve maliyet odaklı bir yaklaşımla değerlendirildiğini; “yenilik” algısından ziyade somut faydanın tercihleri belirlediğini ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Novare’nin Desteği Falsterbo’da Dresajı Üst Seviyeye Taşıyor Haber

Novare’nin Desteği Falsterbo’da Dresajı Üst Seviyeye Taşıyor

İsveç’in prestijli binicilik organizasyonlarından Falsterbo Horse Show, dresaj branşında önemli bir atılım gerçekleştiriyor. Organizasyonun uzun süredir partnerlerinden biri olan Novare, bu yıl sponsorluk desteğini artırarak Falsterbo’daki sportif seviyenin yükselmesine katkı sağlıyor. Genişletilen sponsorluk anlaşması kapsamında, Nations Cup dresaj yarışmaları yeniden 5 yıldız (5) statüsüne* kavuştu. Bu gelişmeyle birlikte yarışmalarda dağıtılacak toplam ödül miktarı 100 bin avro olarak belirlendi. Böylece Falsterbo, uluslararası dresaj takviminin en dikkat çeken duraklarından biri haline geldi. “Sporun ve Liderliğin Gelişimine Katkı Sağlıyoruz” Novare CEO’su ve kurucusu Fredrik Hillelson, sponsorluk kararına ilişkin yaptığı açıklamada, Falsterbo’nun sadece sportif başarılarıyla değil, sunduğu gelişim ortamıyla da öne çıktığını vurguladı: “Sponsorluk desteğimizi artırarak Falsterbo’daki sportif seviyeyi yükseltmeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda liderlik, sürdürülebilirlik ve uzun vadeli gelişimin merkezde olduğu bir platformu desteklemeye devam ediyoruz. Binicilik sporu, özellikle gençler ve kadınlar için erken yaşta gelişim fırsatları sunan çok değerli bir alan. Bu yaklaşım, Novare’nin kuruluşundan bu yana önem verdiği temel konular arasında yer alıyor.” Nations Cup Finali Temmuz’da Yapılacak Nations Cup dresaj müsabakaları; Grand Prix, Grand Prix Special ve Grand Prix Kür kategorilerinden oluşacak ve 11–12 Temmuz tarihlerinde, organizasyonun final haftasında düzenlenecek. Yarışmalar, uluslararası arenada saygınlığı yüksek hakemlerden oluşan bir ekip tarafından değerlendirilecek. Ulrike Nivelle (Almanya), Kurt Christensen (Danimarka) ve Clive Halsall (Birleşik Krallık), hem Falsterbo’daki müsabakalarda hem de Aachen Dünya Şampiyonası’nda görev alacak isimler arasında yer alıyor. İsveç Milli Takımı Sahne Alacak Falsterbo’da seyirciler, Aachen Dünya Şampiyonası öncesinde planlanan İsveç dresaj milli takımını yakından izleme fırsatı da bulacak. Bu durum, organizasyonu hem sporcular hem de izleyiciler için ayrı bir cazibe merkezi haline getiriyor. Falsterbo, Seçkin Organizasyonlar Arasında Novare’nin katkısıyla artan sportif seviye sayesinde Falsterbo Horse Show, hem atlama hem de dresaj branşlarında 5 yıldızlı organizasyon statüsünü pekiştirdi. Falsterbo, bu başarısıyla Rotterdam ve Aachen gibi dünyaca ünlü organizasyonlarla birlikte CHIO unvanını taşıyan sayılı etkinlikler arasındaki yerini güçlendirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı (IIFF) 2026 kapılarını açtı Haber

Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı (IIFF) 2026 kapılarını açtı

Dünya mobilya sektörünü İstanbul’da bir araya getiren, sektörünün en prestijli ilk 3 buluşmasından biri olan ve heyecanla beklenen Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı (IIFF 2026) düzenlenen tören ve yoğun katılımla kapılarını açtı. Fuarın açılış töreni Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç ev sahipliğinde Ticaret Bakanı Sayın Prof. Dr. Ömer Bolat ve İstanbul Valisi Sayın Davut Gül’ün teşrifleri, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Sayın Mustafa Gültepe ve İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Sayın Şekib Avdagiç’in katılımları ile gerçekleşti. Modern ve modüler mobilyalardan lüks tasarımlara, ofis-otel ve dış mekân mobilyalarından yatak, çocuk ve genç odası koleksiyonlarına kadar sektörün tüm ürün gruplarını tek çatı altında buluşturan fuarın açılış töreninde konuşan MOSFED Başkanı Ahmet Güleç; dünya yeni bir döneme girerken, ticaret dengeleri değişirken ve tedarik zincirleri yeniden şekillenirken; İstanbul ve Türkiye’nin sahip olduğu üretim kapasitesi, esnekliği ve coğrafi avantajlarıyla önemli fırsatlar sunduğunun altını çizdi. Güleç, “Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı, işte bu fırsatların somutlaştığı, ticaretin, tasarımın ve vizyonun aynı zeminde buluştuğu güçlü bir platform. IIFF 2026’da Türkiye’nin yanı sıra Avrupa’dan Asya’ya, Orta Doğu’dan Amerika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan gelen toplam 3.000 marka, en yeni ürün ve koleksiyonlarını 150’yi aşkın ülkeden gelen alıcılar ve sektör profesyonelleriyle buluşturuyor. Bu tablo bize çok net bir gerçeği gösteriyor: Bugün dünya mobilyasının ticareti, iş birlikleri ve vizyonu İstanbul’da şekilleniyor” dedi. Küresel pazarlarda söz sahibi olan bir sektör Türkiye mobilya sektörünün sürdürülebilirlik odağında dönüştüğünün ve ihracatta güçlenerek yoluna devam ettiğini belirten MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, “IIFF 2026’da sergilenen her ürün; yalnızca ahşap, metal ya da kumaştan değil, tasarımdan, emekten, bilgi birikiminden ve vizyondan üretildi. Dünya büyük bir dönüşümden geçiyor. Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, bir zorunluluk. Doğaya saygılı üretim, sorumlu kaynak kullanımı ve uzun ömürlü tasarım anlayışı; bugün Türk mobilya sektörünün küresel rekabet gücünün temel unsurları arasında. Türk mobilya sektörü; geleneğinden aldığı ilhamı modern tasarımla buluşturan, el işçiliğini ileri üretim teknolojileriyle birleştiren çok güçlü bir noktaya ulaştı. Artık yalnızca üreten değil; tasarlayan, yenilik geliştiren ve küresel pazarlarda söz sahibi olan bir sektörden söz ediyoruz. Hedefimiz net: Türk mobilyasını; tasarımıyla, kalitesiyle ve sürdürülebilirliğiyle dünyada referans alınan bir marka hâline getirmek. Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı, bu vizyonun en güçlü vitrini olmaya devam ediyor” dedi. İhracatçılarımızın yanındayız Türkiye’nin her geçen gün ihracat başarısını artırdığını ve bu başarıda mobilya sektörünün önemli bir söz sahibi olduğunu belirten Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat: “Mobilya sektörümüz, ürettiği nihai ürünlerle ekonomimize önemli bir katma değer kazandırmakta ve 20 yılı aşkın süredir net ihracatçı konumunu başarıyla sürdürmektedir. 2025 yılında mobilya ihracatımız, bir önceki yıla göre yüzde 1,8 oranında artış göstererek yaklaşık 4,6 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Ülkemiz, dünyada en fazla mobilya ihracatı gerçekleştiren ilk 10 ülke arasına girmeyi başarmıştır. Mobilya sektörümüz özelinde bugüne kadar 42 farklı iş birliği kuruluşu tarafından yürütülen toplam 68 UR-GE projesini destek kapsamına almış bulunuyoruz. Bu projelerden, 17 tanesi ise halihazırda aktif olarak yürütülüyor. Her bir sektörün ve hedef pazardaki ithalatçı ülkelerin kendine özgü dinamikleri dikkate alınarak, Türk malı ve hizmeti imajını daha da güçlendirmek amacıyla titizlikle tasarlanan Turquality® tanıtım projelerimizden biri, mobilya sektörüne yönelik “Heartmade Furniture” Turquality® Tanıtım Projesi’dir. Bu proje, sektörümüzün “kalbiyle ürettiği Türk mobilyasını dünyaya tanıtma” vizyonunu yansıtmaktadır. Diğer taraftan, “Yeşil Mutabakata Uyum Projesi” (Responsible®️ Programı) desteğimiz ile firmalarımız tarafından alınan danışmanlık hizmeti giderlerini destekliyor, söz konusu desteğimizi önümüzdeki dönemde de ihracatçılarımızın dönüşüm ihtiyaçları doğrultusunda daha etkin ve kapsayıcı hâle getirmeyi hedefliyoruz. Responsible® Programı kapsamında halihazırda 134 firma yer almakta olup bu firmalarımızdan 10’u mobilya sektöründe iştigal etmektedir” dedi Dünya mobilyasının kalbinin attığı şehir: İstanbul Fuarla ilgili değerlendirmelerde bulunan İstanbul Valisi Davut Gül: “İstanbul’umuz ticaretin merkezi, dünyaya açılan kapımız. Türkiye’nin her tarafında dünyanın her tarafında üretenler İstanbul’da görücüye çıkıyor. Türkiye açısından mobilya sektörü özellikle; ihracatın fazla olmasının ötesinde, emek yoğun bir sektör olması, hammaddesinin yerli malzemeler olması açısından da çok kıymetli. İnanıyorum ki fuarımızın ilave alanları da yapıldığında dünyadaki sayılı fuarlardan bir tanesi olacak” dedi. Mobilyanın yeni ticaret başkentinin İstanbul olduğunu belirten TİM Başkanı Mustafa Gültepe: “Bugün Köln Fuarı zayıflarken, Milano yerinde sayarken; İstanbul Mobilya Fuarı büyüyorsa, Koleksiyonlarımızı sergilemeye salonlar yetmiyorsa, dünyanın dört bir yanından binlerce alıcı buraya geliyorsa bunun tek bir anlamı var: “Mobilyanın yeni ticaret başkenti İstanbul’dur.” Kaliteli bir ürün üretmek işin sadece yarısı. O ürünü hak ettiği şekilde tanıtabildiğimizde, doğru alıcıyla buluşturduğumuzda işi tamamlamış oluyoruz. İstanbul Mobilya Fuarı’nda işte tam da bunu yapmaya çalışıyoruz. Türk mobilya sektörünün üretim ve tasarım gücünü, kalitesini dünyanın dört bir yanından gelen alıcılara tanıtıyoruz” derken, İTO Başkanı Şekib Avdagiç: “Verimliliğiyle, kalitesiyle ve ihracat kapasitesiyle “Türk mobilya sektörü” adından söz ettiriyor. Bunun önemli bir nedeni var: Mobilya sektörümüz çağın gereklerine adapte olmayı başaran sektörlerin başında geliyor. Kamu–özel sektör ve tasarım ekosistemimiz birlikte hareket ettiğinde ve ayrıca dijital ve yeşil dönüşümü gerçekleştirdiğimizde mobilya sektörümüz, Türk tarzını tüm dünyada yaygınlaştıracaktır. Mobilyada rekabetin sadece fiyata odaklandığını düşünmüyorum. Fiyatla birlikte, nitelikli ürün, hızlı teslimat, güçlü tasarım ve daha da önemlisi ‘güvenilir tedarikçi’ kimliği de önemlidir. Bu özellikler bizde var ve bizim sektördeki en büyük avantajlarımızdır. Son rakamlar gösteriyor ki, Kuzey Amerika ve Avrupa pazarları dünya mobilya ticaretindeki yüksek talep düzeylerini koruyor. Yani bizim gibi ihracatçı ülkeler açısından “stratejik hedef pazarlar” olmayı sürdürüyorlar. Türk firmalarının bu fırsatı da değerlendirmesi gerekiyor. Bu fuarın ziyaretçileri görecektir ki, biz bu fırsatları değerlendirecek güçteyiz. İstanbul Mobilya Fuarı’nı bu hedeflere ulaşılacağının müjdecisi olarak görüyorum. Bu fuarın, Türk mobilya sektörünün küresel pazarlardaki algısını şekillendiren, markalaşma sürecini hızlandıran ve uzun vadeli ihracat stratejilerine zemin hazırlayan önemli bir kaldıraç işlevi gördüğüne inanıyorum” dedi. 150’den fazla ülkeden 150 bini aşkın profesyonel ziyaretçi “Sürdürülebilirlik” temasıyla kapılarını açan IIFF 2026, 150’den fazla ülke ve bölgeden 150 bini aşkın profesyonel ziyaretçiyi ağırlayacak. İç mimarlar, dekoratörler, zincir mağaza yöneticileri, ithalat ve ihracat profesyonelleri, otel satın alma yöneticileri ve tasarımcıların yoğun ilgi gösterdiği fuar, yeni iş birliklerine ve ihracat fırsatlarına kapı aralayacak. Sürdürülebilir üretim anlayışı, yenilikçi tasarımlar ve ihracat odaklı yaklaşımı bir araya getiren fuar; modern ve modüler mobilyalardan lüks tasarımlara, ofis-otel ve dış mekân mobilyalarından yatak, çocuk ve genç odası koleksiyonlarına kadar sektörün tüm ürün gruplarını tek çatı altında buluşturuyor.

Eti Bakır’dan 2025’te Entegre Üretim ve Sürdürülebilirlik Atağı Haber

Eti Bakır’dan 2025’te Entegre Üretim ve Sürdürülebilirlik Atağı

Türkiye’nin bakır ihtiyacının yaklaşık yüzde 20’sini karşılayan Eti Bakır, 2025 yılında üretim faaliyetlerini yalnızca kapasite artışı odağında değil; üretim sürekliliği, kaynak verimliliği ve uzun vadeli sürdürülebilirlik perspektifiyle ele aldı. Cevherden nihai ürüne uzanan entegre üretim yapısı ve bakırdan gübreye uzanan değer zinciriyle şirket, stratejik sanayi girdileri ile gübre ihtiyacında yerli üretimin güçlendirilmesine katkı sunmayı sürdürdü. Şirketin 2025 yılı boyunca izlediği yaklaşımı değerlendiren Eti Bakır Genel Müdürü Asım Akbaş, “Bakır ve gübre gibi stratejik ürünlerde yerli ve entegre üretim, yalnızca kapasite artışıyla sınırlı değildir. Eti Bakır olarak bu yaklaşımı; üretim sürekliliğini esas alan, kaynakları daha verimli kullanan ve çevresel etkileri gözeten entegre bir yapı üzerinden hayata geçiriyoruz. 2025 yılında tesislerimizde yürüttüğümüz planlı revizyonlar ile enerji ve su verimliliğine yönelik projeler sayesinde üretim sürekliliğimizi güçlendirdik. Samsun’da devreye aldığımız yeni gübre tesisimizle ise döngüsel ekonomi yaklaşımını sanayi ve tarım kesişiminde somut bir uygulamaya dönüştürdük. Yerli üretimi yalnızca bugünün ihtiyacı olarak değil, ülkemizin geleceğine yönelik stratejik bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu doğrultuda çevresel etkileri azaltan ve uzun vadeli değer yaratan bir üretim modeliyle yolumuza devam ediyoruz” dedi. 1 MİLYON TON KATOT BAKIR ÜRETİMİYLE ENTEGRE ÜRETİM GÜCÜ PEKİŞTİRİLDİ Eti Bakır, güçlü teknik altyapısı ve sürdürülebilir üretim anlayışı doğrultusunda bugüne kadar 1 milyon ton katot bakır üretimine ulaştı. Uluslararası standartlara uygun olarak, yüzde 99,99 saflıkta (LME Grade A) üretilen katot bakır; enerji, kablo, otomotiv ve elektronik başta olmak üzere birçok stratejik sektöre kesintisiz ve güvenilir tedarik sağlıyor. Bu üretim hacmi, Eti Bakır’ın büyük ölçekli üretimi entegre bir yapı içinde yönetme kapasitesini, operasyonel süreklilik yaklaşımını ve stratejik sanayi girdilerinde yerli üretime sunduğu güçlü katkıyı ortaya koyuyor. YERLİ ÜRETİMDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İÇİN ALTYAPI GÜÇLENDİRİLDİ Yerli üretimin kesintisiz ve güvenli şekilde sürdürülmesi hedefi doğrultusunda Eti Bakır’ın Mardin Mazıdağı’ndaki Metal Geri Kazanım ve Entegre Gübre Tesisi’nde 2025 yaz döneminde planlı revizyon duruşu gerçekleştirildi. Bakım, modernizasyon ve otomasyon çalışmalarıyla tesisin üretim güvenliği ve verimliliği artırılırken, planlı duruş süreci üretim sürekliliğini destekleyecek şekilde tamamlandı. SAMSUN’DA YENİ GÜBRE TESİSİ ÜRETİME ALINDI 2025 yılında Samsun İzabe ve Elektroliz Tesisi’ne entegre olarak kurulan yeni gübre tesisi üretime geçti. Yaklaşık 300 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen tesis, yıllık 450 bin ton DAP gübre üretim kapasitesine sahip. Bu yatırımla birlikte Eti Bakır’ın toplam gübre üretim kapasitesi yıllık 850 bin tona ulaşırken, şirket üretime başladığı günden bu yana 3 milyon tonun üzerinde gübre üretimini geride bıraktı. Bu bütünleşik yapı kapsamında DAP ve NP grubu gübre ürünleri üretiliyor. Döngüsel ekonomi yaklaşımı doğrultusunda sanayi ile tarım arasında kurulan katma değerli üretim zinciri sayesinde, yerli ve sürdürülebilir tarımsal girdi arzına güçlü katkı sunuluyor. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK PERFORMANSI İLK KEZ BÜTÜNCÜL OLARAK PAYLAŞILDI Eti Bakır, 2025 yılında yayımladığı ilk Sürdürülebilirlik Raporu ile çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) performansını ilk kez bütüncül bir çerçevede kamuoyuyla paylaştı. Uluslararası raporlama standartlarıyla uyumlu hazırlanan rapor, şirketin sürdürülebilir iş modelinin kurumsallaşması açısından önemli bir dönüm noktası oldu. Enerji verimliliği projeleri sayesinde 12.672 ton karbon emisyonunun önlenmesine katkı sağlanırken, su yönetimi alanında gerçekleştirilen sistem iyileştirmeleriyle 3,2 milyon metreküp su tasarrufu elde edildi. AĞAÇLANDIRMA ÇALIŞMALARIYLA ÇEVRESEL KATKI ARTIRILDI Eti Bakır, 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü kapsamında Samsun’dan Siirt’e uzanan sekiz işletmesinde gerçekleştirdiği ağaçlandırma çalışmalarıyla çevresel sorumluluk uygulamalarını sahaya taşıdı. Çalışanlar ve yerel paydaşların katılımıyla yürütülen faaliyetlerde toplam 41 bin fidan toprakla buluşturulurken, şirket bugüne kadar gerçekleştirdiği toplam 2,3 milyon fidan dikimini sürdürülebilirlik raporunda kamuoyuyla paylaştı. Eti Bakır, Orman Genel Müdürlüğü ile imzaladığı protokol kapsamında ise önümüzdeki dört yıl boyunca dört farklı bölgede toplam 1 milyon fidan dikmeyi hedefleyen ağaçlandırma çalışmalarını kurumsal bir program çerçevesinde sürdürmeyi planlıyor. ÇEVRE BİLİNCİ ODAKLI EĞİTİM ÇALIŞMALARI YAYGINLAŞTIRILDI Eti Bakır tarafından 2021 yılında başlatılan “Çevre Müfettişleri” projesi kapsamında, çocuklar ve gençler aracılığıyla çevre bilincinin yaygınlaştırılmasına yönelik eğitim çalışmaları 2025 yılında da sürdürüldü. 2024–2025 eğitim öğretim döneminde Adıyaman, Artvin, İzmir, Kastamonu, Mardin ve Siirt’te toplam 82 okulda 3.448 öğrenciye ulaşılan proje kapsamında, başlangıcından bu yana ulaşılan öğrenci sayısı 7.154’e ulaştı. Eti Bakır bünyesinde görev yapan mühendislerin gönüllülük esasıyla sürece dahil olduğu uygulama, çevreye duyarlı üretim yaklaşımının uzun soluklu bir eğitim programı olarak sürdürülmesini sağladı. KÜLTÜREL MİRAS ALANLARINDAKİ ÇALIŞMALARA DESTEK SÜRDÜRÜLDÜ Eti Bakır, üretim faaliyetlerini sürdürdüğü bölgelerde yer alan kültürel miras alanlarına yönelik desteklerini 2025 yılında da sürdürdü. Bu kapsamda Samsun İkiztepe Höyüğü, Çanakkale İnkaya Mağarası ve Elazığ Salkaya’daki arkeolojik kazı çalışmalarına destek sağlanarak, ilgili alanlarda yürütülen bilimsel çalışmaların devamına katkıda bulunuldu. Eti Bakır, önümüzdeki dönemde de yerli ve entegre üretim kapasitesini güçlendiren, çevresel etkileri azaltan ve toplumsal katkıyı gözeten yatırımlarını sürdürmeyi hedefliyor. Sürdürülebilir madencilik anlayışı doğrultusunda sanayi, tarım ve çevre dengesini esas alan uzun vadeli bir değer zinciri oluşturulması amaçlanırken, bu yaklaşımın üretim süreçlerinden insan kaynağına kadar tüm faaliyet alanlarına yansıtılması planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.