Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürdürülebilirlik Haberleri

Kapsül Haber Ajansı - Sürdürülebilirlik Haberleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik Haberleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şentürk Otomotiv, KIA ile Eker I Run’da Hem Yollara Hem İyiliğe Enerji Kattı Haber

Şentürk Otomotiv, KIA ile Eker I Run’da Hem Yollara Hem İyiliğe Enerji Kattı

Otomotiv sektöründeki deneyimini toplumsal fayda ve sürdürülebilir mobilite odağıyla buluşturan Şentürk Otomotiv, Bursa’nın önemli spor organizasyonlarından Eker I Run’da Kia markasıyla yerini aldı. Organizasyona sponsor olarak destek veren Şentürk Otomotiv, etkinlik boyunca Kia’nın yenilikçi mobilite vizyonunu katılımcılarla buluştururken, kurumsal koşu takımı Şentürk Runners ile anlamlı bir hedef için parkura çıktı. Takım üyeleri, KAÇUV – Kanserli Çocuklara Umut Vakfı yararına koşarak kanser tedavisi gören çocuklara destek olmak amacıyla bağış topladı. Kia’nın yeni nesil modelleri Eker I Run’da Eker I Run boyunca oluşturulan Kia deneyim alanında, Kia Sportage ile markanın elektrikli mobilite vizyonunun yeni temsilcisi Kia EV2 katılımcılarla buluştu. Ziyaretçiler modelleri yakından inceleme fırsatı bulurken, Şentürk Otomotiv ekibi araçların tasarım, teknoloji ve sürüş özelliklerini katılımcılara aktardı. Şentürk Otomotiv’in organizasyona katkısı marka deneyimiyle sınırlı kalmadı. Eker I Run’da Kia EV3 ve Kia Picanto, 5K ve 42K yarışlarında öncü ve kronometre araçları olarak parkurda görev aldı. Böylece Kia modelleri, etkinlik alanındaki marka görünürlüğünün ötesine geçerek yarışın heyecanına ve operasyonel akışına eşlik etti. Şentürk Runners çocuklar için koştu Şentürk Otomotiv çalışanlarından oluşan Şentürk Runners, Eker I Run’a sportif bir hedefin ötesinde sosyal bir amaçla katıldı. Takım üyeleri KAÇUV yararına attıkları adımları bağışa dönüştürerek, kanser tedavisi gören çocuklar ve aileleri için oluşturulan dayanışmaya katkı sağladı. Şentürk Otomotiv, çalışan gönüllülüğünü kurumsal sosyal sorumluluk yaklaşımının önemli bir parçası olarak görürken, sporun birleştirici gücü aracılığıyla çalışanlarını sosyal fayda yaratan çalışmaların aktif paydaşı haline getirmeyi hedefliyor. “Mobiliteyi insanları ve iyiliği birbirine bağlayan bir güç olarak görüyoruz” Şentürk Otomotiv adına yapılan değerlendirmede şu ifadelere yer verildi: “Eker I Run’da Kia markamızla yer almak bizim için klasik bir sponsorluk çalışmasının ötesinde bir anlam taşıyor. Bir tarafta Kia’nın yenilikçi ve elektrikli mobilite vizyonunu katılımcılarla buluştururken, diğer tarafta Şentürk Runners takımımızla KAÇUV yararına koşarak çok kıymetli bir sosyal faydanın parçası olduk. Araçlarımızın yarış operasyonunda öncü, kronometre ve hakem araçları olarak görev alması da Kia’yı organizasyonun doğal bir parçası haline getirdi. Şentürk Otomotiv olarak mobiliteyi yalnızca ulaşım değil; insanları, deneyimleri ve iyiliği birbirine bağlayan bir güç olarak görüyoruz.” Şentürk Otomotiv, Eker I Run iş birliğiyle marka iletişimi, sürdürülebilir mobilite, çalışan katılımı ve sosyal sorumluluğu aynı platformda buluşturdu. Kia modellerinin parkurdaki aktif rolünden Şentürk Runners’ın KAÇUV için gerçekleştirdiği yardımseverlik koşusuna uzanan çalışma, Şentürk Otomotiv’in markalarıyla yaşamın ve toplumun içinde değer yaratma yaklaşımının güçlü bir yansıması oldu. Şentürk Otomotiv, önümüzdeki dönemde de sporun birleştirici gücünü, sürdürülebilir mobiliteyi ve toplumsal faydayı aynı rotada buluşturan projeleri desteklemeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğuş Çay’a Dünya Bankası Grubu’ndan 100 Milyon Euro'luk Finansman Haber

Doğuş Çay’a Dünya Bankası Grubu’ndan 100 Milyon Euro'luk Finansman

Markanın patates cipsi ve domates salçası üretim kapasitesinin artırılması, tohum üretimi ve depolama altyapısına yatırımında kullanılacak finansmanın, yaklaşık 3.400 doğrudan ve dolaylı istihdam ve 50 bini aşkın çiftçiye gelir fırsatı yaratarak Türkiye’nin tarımsal rekabet gücünü yükseltmesi bekleniyor. Doğuş Çay, uzun vadeli yatırım programı kapsamında Dünya Bankası Grubu’nun özel sektör kolu Uluslararası Finans Kurumu’ndan (IFC), sekiz yıl vadeli 100 milyon euroluk kredi sağladı. IFC’nin Türkiye genelinde istihdamı artırmak, tarımsal tedarik zincirlerini güçlendirmek ve çiftçileri desteklemek amacıyla verdiği bu finansman, Dünya Bankası Grubu’nun Türkiye’de özel sektörün büyümesi, istihdam yaratılması ve tarımsal değer zincirlerinin rekabet gücünün artırılmasına yönelik daha geniş kapsamlı öncelikleriyle uyumlu bir adım niteliği taşıyor. Gıda, lojistik ve tarımda 3.400 kişilik istihdam yaratacak Doğuş Çay’ın gıda üretim kapasitesini artırmasına, tarımsal tedarik zincirlerini güçlendirmesine katkı sağlayacak bu finansman; gıda işleme, lojistik ve tarım alanlarında yaklaşık 3.400 doğrudan ve dolaylı istihdamı destekleyecek. İki yıl geri ödemesiz dönem içeren finansman; Doğuş Çay’ın patates cipsi ve domates salçası üretim kapasitesinin artırılması, tohum üretimi ve depolama altyapısına yatırım yapılması ile şirketin Türkiye genelindeki dağıtım ve lojistik faaliyetlerinin geliştirilmesi için kullanılacak. Türkiye genelinde 50 bini aşkın çiftçiyle çalışan Doğuş Çay; patates, çay, şeker pancarı, mısır ve domates başta olmak üzere temel tarım ürünlerini yerel üreticilerden tedarik ediyor. Sözleşmeli tarım modeli sayesinde çiftçiler; pazara erişim, teknik destek, kaliteli girdiler ve daha öngörülebilir gelir olanaklarından yararlanıyor. Yatırımın, şirketin çiftçilerle kurduğu işbirliklerini güçlendirmesi ve üretim artışına paralel olarak büyüyen tedarik ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlaması bekleniyor. Karakan: “Finansman, Doğuş Çay’ın büyüme potansiyeline olan uluslararası güveni yansıtıyor” Doğuş Çay Yönetim Kurulu Üyesi Bilge Kaan Karakan, “Şirketimizin büyüme potansiyeline ve yatırım planlarına duyulan uluslararası güveni yansıtan bu finansman; başta patates cipsi üretim tesislerimizdeki kapasite artışı ve verimlilik yatırımları olmak üzere, domates salçası üretim altyapımızı, dağıtım kabiliyetlerimizi ve inovasyon çalışmalarımızı destekleyecek. Macaristan’daki patates cipsi üretim tesisimizi 2027 yılında faaliyete geçirerek Avrupa’daki büyüme yolculuğumuzu daha da ileri taşımayı planlıyoruz. Tarım sektöründeki 41 yıllık deneyimimiz, farklı kategorilerdeki güçlü markalarımız ve yenilikçi ürünlerimizle uluslararası pazarlardaki varlığımızı daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz” değerlendirmesini yaptı. Albuquerque de Almeida: ‘Türkiye’de tarım- gıda sektörünün rekabetçiliğini destekliyoruz” Türkiye’nin gıda ve içecek sektörünün ülke genelinde binlerce çiftçi ve işletme için önemli bir istihdam ve gelir kaynağı olduğunu belirten IFC Orta Doğu ve Orta Asya İmalat, Tarım ve Hizmetler Bölge Direktörü Wagner Albuquerque de Almeida ise “Bu yatırım, çiftçiler, üreticiler ve pazarlar arasındaki bağların güçlenmesine yardımcı olurken Türkiye tarım-gıda sektörünün uzun vadeli büyümesini ve rekabetçiliğini de destekleyecek” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzocam, Sürdürülebilirlikte Öncülüğünü İkinci Raporuyla Güçlendirdi Haber

İzocam, Sürdürülebilirlikte Öncülüğünü İkinci Raporuyla Güçlendirdi

Türkiye yalıtım sektörünün kurucusu ve lider markası İzocam, sürdürülebilirlik alanındaki öncü yaklaşımını ikinci Sürdürülebilirlik Raporu ile bir kez daha ortaya koydu. Global Reporting Initiative (GRI) standartları doğrultusunda hazırlanan rapor; şirketin çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) performansını, sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda kaydettiği ilerlemeyi ve gelecek dönem yol haritasını şeffaf bir şekilde paylaştı. Sürdürülebilirliğin İzocam'da artık ayrı bir proje değil, tüm iş süreçlerinin temelini oluşturan bir yönetim anlayışı haline geldiğini belirten İzocam Genel Direktörü Kerem Kürklü, "Üretimden Ar-Ge'ye, tedarik zincirinden insan kaynaklarına, ürün geliştirmeden dijital dönüşüme kadar tüm süreçlerimizi sürdürülebilirlik bakış açısıyla yönetiyoruz. Türkiye yalıtım sektöründe sürdürülebilirlik raporu yayımlayan ilk şirket olarak hazırladığımız ikinci raporumuz ise yalnızca bir raporlama çalışması değil; sürdürülebilirlik alanındaki kararlılığımızın, şeffaflık anlayışımızın ve sürekli gelişim yaklaşımımızın somut bir göstergesidir." diye konuştu. 2025 yılı sürdürülebilirlikte önemli adımların atıldığı bir dönem oldu İzocam'ın ikinci Sürdürülebilirlik Raporu'nda, 2025 yılında sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda hayata geçirilen çalışmalar öne çıktı. Operasyonel verimliliği artırmaya yönelik yatırımlarını sürdüren şirket, üretim süreçlerinde gerçekleştirdiği iyileştirmelerle Kayseri tesisini sürdürülebilir üretim anlayışının örnek uygulama merkezlerinden biri haline getirdi. Üretim verimliliğini artıran, iş sağlığı ve güvenliği altyapısını uluslararası standartlar doğrultusunda güçlendiren ve kalite odaklı dönüşümü destekleyen çalışmalar öne çıktı. Bunun yanında ürünlerde Yaşam Döngüsü Analizi (LCA) ve Çevresel Ürün Beyanı (EPD) uygulamalarının yaygınlaştırılması, dijital dönüşüm projeleri ve çalışan gelişimine yönelik yatırımlar raporun öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Sürdürülebilirliği yalnızca üretim süreçleriyle sınırlı tutmayan İzocam; geliştirdiği ürünler, çalışanlarına yönelik uygulamalar ve toplumsal katkı projeleriyle bütüncül bir yaklaşım benimsiyor. Çalışan gelişimini destekleyen HYPE (Next Generation Program), liderlik akademileri ve wellbeing uygulamalarıyla insan odaklı dönüşümü güçlendiren şirket; İZODER'in enerji verimliliği seminerleri, İMSAD Sektör Buluşması ve Enerji Verimliliği Forumu gibi organizasyonlara verdiği desteklerle de sektörün sürdürülebilir dönüşümüne katkı sunuyor. Sosyal sorumluluk alanındaki çalışmalar kapsamında ise İzocam Yelken Takımı sponsorluğunu sürdüren şirket, 60'ıncı yılı dolayısıyla TEMA Vakfı aracılığıyla ve bayilerinin gönüllü desteğiyle hayata geçirilen "İzocam 60. Yıl Hatıra Ormanı" projesiyle sürdürülebilirlik anlayışını üretim faaliyetlerinin ötesine taşıyarak doğaya ve gelecek nesillere değer yaratma vizyonunu somut bir projeyle ortaya koydu. 2050 net sıfır hedefi doğrultusunda çalışmalar sürüyor Sürdürülebilirlik stratejilerini karbon emisyonlarının azaltılması, su tüketiminin düşürülmesi ve döngüsel ekonominin yaygınlaştırılması olmak üzere üç temel öncelik üzerine inşa ettiklerini ifade eden Kerem Kürklü, "2050 yılına kadar net sıfır karbon emisyonuna ulaşmayı, 2030 yılına kadar su tüketimimizi yüzde 50 azaltmayı ve geri dönüştürülemeyen atık miktarını sıfıra indirmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda üretim süreçlerimizi sürekli geliştirirken, enerji verimliliğimizi artırıyor, yenilenebilir enerji kullanımını yaygınlaştırıyor ve döngüsel ekonomi yaklaşımını tüm operasyonlarımıza entegre ediyoruz. Dijitalleşme ve yapay zekâ yatırımlarımızı da yalnızca operasyonel verimlilik sağlayan teknolojiler olarak değil, çevresel etkimizi azaltan önemli dönüşüm araçları olarak değerlendiriyoruz" dedi. İzocam olarak sürdürülebilirliği yalnızca geleceğe yönelik bir vizyon değil; her gün attıkları somut adımlarla değer yaratan, ölçülebilir ve hesap verebilir bir yönetim anlayışı olarak gördüklerini vurgulayan Kerem Kürklü, sözlerini şöyle tamamladı: "Sürdürülebilirliği tüm faaliyetlerimizin merkezine yerleştirerek çevresel sorumluluk, ekonomik değer yaratma, enerji verimliliğini destekleme, ülkemizin enerji bağımsızlığına katkı sağlama ve toplumsal faydayı birlikte ele alıyoruz. Yenilikçi ürünlerimiz, verimli üretim anlayışımız, güçlü insan kaynağımız ve paydaşlarımızla geliştirdiğimiz uzun soluklu iş birlikleriyle, düşük karbonlu ekonomiye geçişe liderlik etmeyi ve geleceğin daha güvenli, daha verimli ve daha sürdürülebilir yapılarına değer katmayı kararlılıkla sürdüreceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AgeSA 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı Haber

AgeSA 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı

Raporda öne çıkan sonuçlar şöyle sıralandı: Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) bağlantılı ürün ve hizmet sayısı 26’ya çıkarılırken, bu alanlardan elde edilen gelir 15,4 milyar TL ile toplam gelirlerin yüzde 51’ini oluşturdu. AgeSA Sürdürülebilirlik Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu 1,8 milyar TL büyüklüğe ulaşarak yatırımcısına yüzde 19 net getiri sağladı; portföye temiz enerji, sürdürülebilir tarım ve gıda uygulamaları temalı yeni fonlar eklendi. Toplam sera gazı emisyonları bir önceki yıla göre yüzde 27, enerji yoğunluğu ise yüzde 29 azaltıldı. Kadın çalışan oranı yüzde 66, kadın yönetici oranı yüzde 52 ve STEM rollerindeki kadın oranı yüzde 37,5 oldu. Kapsayıcılık programlarıyla 1.244 kişiye doğrudan ulaşıldı ve sosyal fayda üreten toplumsal yatırım programlarına toplam 11,6 milyon TL kaynak aktarıldı. SKA Bağlantılı Gelirler Toplam Gelirlerin Yüzde 51’ini Oluşturdu AgeSA, sürdürülebilirliği ürün ve hizmet portföyünün de temel unsurlarından biri olarak ele alıyor. Şirketin 2025 yılında Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları bağlantılı ürün ve hizmetlerden elde ettiği gelir 15,4 milyar TL’ye ulaştı. Bu tutar, AgeSA’nın toplam gelirlerinin yüzde 51’ini oluşturdu. SKA bağlantılı ürün ve hizmet sayısını 26’ya çıkaran AgeSA, finansal güvence ve birikim çözümlerini sürdürülebilir kalkınma perspektifiyle geliştirmeye devam etti. Sürdürülebilir Fonlarla Tematik Yatırım Seçenekleri Genişledi AgeSA Sürdürülebilirlik Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu, 2025 yılında 1,8 milyar TL büyüklüğe ulaşırken yatırımcısına yüzde 19 net getiri sağladı. Şirket, portföyüne eklediği enerji, tarım ve gıda temalı fonlarla katılımcılarına sürdürülebilirlik odağındaki yatırım seçeneklerini genişletti. Bu fonlar aracılığıyla sürdürülebilir çözümler geliştiren şirketlere yatırım imkânı sunan AgeSA, katılımcılarının birikimlerini uzun vadeli büyüme ve sürdürülebilir kalkınma potansiyeli taşıyan alanlarla buluşturdu. Sera Gazı Emisyonları Bir Önceki Yıla Göre Yüzde 27 Azaldı 2050 Net Sıfır emisyon hedefi doğrultusunda çevresel etkisini azaltmaya yönelik çalışmalarını sürdüren AgeSA, 2025 yılında toplam sera gazı emisyonlarını bir önceki yıla göre yüzde 27 azalttı. Enerji verimliliği ve operasyonel dönüşüm odağında yürütülen çalışmaların sonucunda şirketin enerji yoğunluğu da yüzde 29 düşerek 0,17 MWh/milyon TL seviyesine geriledi. Kaynakların verimli kullanılması ve döngüselliğin artırılmasına yönelik çalışmalarını sürdüren AgeSA, aynı dönemde plastik tüketimini yüzde 39 azaltırken geri dönüştürülen atıkların toplam atıklar içindeki payını yüzde 33’e çıkardı. Eşitlik, Kapsayıcılık ve Çeşitlilik Kurum Kültürüne Yön Verdi Farklı deneyimlerin, bakış açılarının ve yetkinliklerin bir arada güçlendiği bir çalışma kültürünü benimseyen AgeSA, eşitlik, kapsayıcılık ve çeşitlilik yaklaşımını 2025 yılında da insan ve kültür politikalarının temelinde tuttu. AgeSA’da kadınlar toplam çalışanların yüzde 66’sını, yönetici pozisyonlarının yüzde 52’sini, STEM rollerinin ise yüzde 37,5’ini oluşturdu Yeni nesil yetenekleri organizasyona kazandırmayı ve farklı kuşakların birlikte ürettiği dinamik bir çalışma ortamını destekleyen AgeSA’da, yıl boyunca gerçekleştirilen yeni işe alımların yüzde 62’sini 30 yaş altı çalışanlar oluşturdu. Çalışanlarının değişen iş dünyasının gerektirdiği yetkinlikleri geliştirmelerine, bilgi ve becerilerini sürekli ileri taşımalarına yatırım yapan şirket, 2025 yılında toplam 98 bin 907 saat eğitim imkânı sundu. Toplumsal Yatırım Programlarına 11,6 Milyon TL Aktarıldı Toplumsal etki çalışmalarını kapsayıcılık odağında sürdüren AgeSA, 2025 yılında kapsayıcılık programlarıyla 1.244 kişiye ulaştı. Şirket, toplumsal yatırım programlarına toplam 11,6 milyon TL kaynak aktararak sosyal fayda üreten çalışmaları destekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü'ye Önemli Görev Haber

Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü'ye Önemli Görev

Tütüncü, çalışma grubunun eş başkanlığını Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi (WBCSD) Başkan Yardımcısı Diane Holdorf ile birlikte yürütecek. Görevlendirme, New York İklim Haftası kapsamında gerçekleştirilen COP31 Business Forum toplantılarıyla birlikte uluslararası iş dünyasıyla paylaşıldı. Tütüncü, “COP31 İş Dünyası Forumu’nun, küresel iklim diplomasisinde taahhütlerin ötesine geçerek somut uygulama mekanizmalarını başlatmak açısından önemli bir fırsat sunduğuna inanıyorum. Özel sektörün sahadaki bilgi birikimini; uygulanabilir ve ölçeklenebilir aksiyonlar ile politika önerilerine dönüştürerek COP31 gündemine somut katkı sunmayı hedefliyoruz” dedi. Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü, Türkiye’nin ev sahipliğinde 9–20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’e uzanan süreçte önemli bir uluslararası sorumluluk üstlendi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB), COP31 Başkanlığı tarafından COP31 Private Sector Envoy (COP31 İş Dünyası Elçisi) olarak görevlendirilmesinin ardından oluşturulan COP31 Business Forum, küresel iş dünyasının COP31 sürecine etkin ve sonuç odaklı katılımını sağlamayı amaçlıyor. Forum, iş dünyasının iklim gündemi ile kamu politikaları arasındaki iş birliğini güçlendirmeyi, özel sektörün yatırım ve uygulama deneyimini COP31 gündemine taşımayı ve bu katkıyı kalıcı bir yapıya kavuşturmayı hedefliyor. COP31 gündemiyle uyumlu tematik çalışma grupları da uygulamaların önündeki zorlukları, çözüm alanlarını ve özel sektörün sunabileceği somut katkıları belirlemek üzere çalışmalarını sürdürüyor. Gıda Güvenliği ve Tarım için uygulanabilir öneriler Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü’nün eş başkanlığını üstlendiği Gıda Güvenliği ve Tarım Çalışma Grubu, küresel gıda sisteminin önde gelen temsilcilerini bir araya getirerek bu alanda özel sektörün sahadaki deneyimlerinden beslenen uygulanabilir ve ölçeklenebilir politika önerileri geliştirmeyi hedefliyor. Çalışma grubunun öncelikli odak alanları arasında; gıda-su-iklim bağlantısı, çiftçi ekosisteminin dayanıklılığı ve iklime dirençli tarım başlıkları yer alıyor. COP31’in resmî Gıda Güvenliği gündeminde de gıda-su-iklim bağlantısı ve iklime dayanıklı tarım temel çalışma alanları arasında yer alıyor. Çalışma grubunun geliştireceği politika önerilerinin sahada karşılaşılan uygulama zorluklarından ve özel sektör deneyimlerinden beslenmesi; gıda güvenliği ve tarım alanında somut ilerlemeye katkı sağlayacak çözümleri COP31 gündemine taşıması amaçlanıyor. Çalışma grubunun nihai çıktıları arasında yer alacak öncelikli politika önerileri, özel sektör eylemleri ve seçilecek iyi uygulama örneklerinin 12–13 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31 Business and Investment Summit (COP31 İş ve Yatırım Zirvesi) kapsamında COP31 Başkanlığı ve uluslararası paydaşlara sunulması planlanıyor. New York’ta küresel iş dünyası COP31 gündemiyle bir araya geldi Mehmet Tütüncü ve Diane Holdorf’un da aralarında bulunduğu çalışma grubu eş başkanları ile küresel iş dünyasının üst düzey temsilcileri, New York İklim Haftası kapsamında COP31 Business Forum toplantılarında bir araya geldi. 22 Eylül’de Bloomberg Genel Merkezi’nde düzenlenen COP31 Business Forum – New York Dialogue (COP31 İş Dünyası Forumu – New York Diyaloğu), TOBB Başkanı ve COP31 Business Forum Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile Bloomberg L.P. ve Bloomberg Philanthropies Kurucusu Michael R. Bloomberg’in ev sahipliğinde gerçekleştirildi. 23 Eylül’de ise COP31 Business Forum Advisory Council üyeleri, çalışma grubu eş başkanları ve seçilmiş üst düzey iş dünyası liderlerinin katılımıyla High-Level Roundtable (Üst Düzey Yuvarlak Masa Toplantısı) gerçekleştiriliyor. Mehmet Tütüncü: “Gıda güvenliğini ve tarımı iklim gündeminin temel çalışma alanlarından biri olarak görüyoruz” New York İklim Haftası kapsamında COP31 Business Forum toplantılarına katılan Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü, şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31’in, iklim hedeflerini somut uygulamalara dönüştürmek ve iş dünyasının çözüm üretme kapasitesini harekete geçirmek açısından önemli bir fırsat sunduğuna inanıyorum. Yıldız Holding’de ‘Bu Dünya Bizim’ anlayışımız ve ‘İsrafsız Şirket’ modelimiz doğrultusunda sürdürülebilirliği uzun vadeli değer yaratma yaklaşımımızın merkezinde konumlandırıyoruz. Gıda alanındaki küresel deneyimimizle; iklim dayanıklılığı, doğal kaynakların verimli kullanımı ve çiftçi ekosistemlerinin geleceğini, gıda güvenliği ve tarımın temel çalışma alanları olarak görüyoruz. COP31 İş Forumu bünyesindeki Gıda Güvenliği ve Tarım Çalışma Grubu olarak özel sektörün sahadaki bilgi birikimini; uygulanabilir ve ölçeklenebilir aksiyonlar ile politika önerilerine dönüştürerek COP31 gündemine somut katkı sunmayı hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rönesans Enerji’ye, ICBC’den 40 Milyon Dolarlık Yeni Yurtdışı Finansmanı Haber

Rönesans Enerji’ye, ICBC’den 40 Milyon Dolarlık Yeni Yurtdışı Finansmanı

Rönesans Holding ve TotalEnergies ortaklığında faaliyet gösteren Rönesans Enerji, sürdürülebilir büyüme stratejisi doğrultusunda yenilenebilir enerji yatırımlarını desteklemek amacıyla, dünyanın önde gelen finans kuruluşlarından ICBC ile 40 milyon ABD Doları tutarında yeni bir finansman anlaşmasına imza attı. Sağlanan finansman, şirketin devam eden ve planlanan yenilenebilir enerji yatırımlarına kaynak sağlarken, uzun vadeli büyüme hedeflerine ulaşmasına da katkıda bulunacak. Rönesans Enerji, bu işlemle birlikte son 3 yılda 10 farklı finansal kuruluştan yaklaşık 600 milyon ABD Doları tutarında finansman sağlamış olacak. ICBC ile gerçekleştirilen bu iş birliği, Rönesans Enerji'nin güçlü ortaklık yapısına, sağlam finansal performansına, yatırım vizyonuna ve uzun vadeli büyüme stratejisine duyulan uluslararası güveni bir kez daha ortaya koyuyor. Bugüne kadar birçok öncü ve yenilikçi finansmana imza atan Rönesans Enerji, bu iş birliğiyle portföyüne yeni bir yurt dışı finansman kaynağı daha ekliyor. Rönesans Holding'in mühendislik ve yatırım deneyimini, TotalEnergies'in küresel enerji alanındaki uzmanlığıyla bir araya getiren şirket, uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiği stratejik iş birlikleri sayesinde Türkiye'nin enerji dönüşümüne katkı sağlayacak yatırımlarını kararlılıkla sürdürüyor. Son yıllarda gerçekleştirdiği yatırımlarla Türkiye'nin yenilenebilir enerji sektöründeki en hızlı büyüyen şirketlerinden biri haline gelen Rönesans Enerji, yaklaşık iki yıl gibi kısa bir sürede kurulu gücünü 166 MW'tan 577 MW'a çıkararak 3,5 kat artırdı. Şirketin bugün itibarıyla toplam 126 MW kurulu güce sahip dört yenilenebilir enerji projesinin inşası devam ederken, 680 MW kapasiteli projelerin geliştirme çalışmaları sürüyor. Bugün 577 MW kurulu güce sahip olan Rönesans Enerji'nin inşaat ve geliştirme aşamasındaki projelerin tamamlanmasıyla portföyü 1.400 MW'a ulaşmış olacak. Rüzgâr, güneş, hidroelektrik ve batarya depolama alanlarında yatırımlarını sürdüren Rönesans Enerji, bu yeni finansmanla birlikte yenilenebilir enerji portföyünü daha da güçlendirmeyi ve Türkiye'nin enerji dönüşümüne katkısını artırmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ren ve Tuna Nehirlerindeki Düşük Su Seviyeleri Avrupa Ekonomisini Baskı Altına Alıyor    Haber

Ren ve Tuna Nehirlerindeki Düşük Su Seviyeleri Avrupa Ekonomisini Baskı Altına Alıyor   

Coface, su seviyelerinin kısa vadede düşük kalmasının beklendiğine, ekonomik etkilerin ise önümüzdeki aylarda devam ederek kırılgan ekonomilerde büyümeyi olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Öne çıkan veriler 8 cm: Ren Nehri’nin Kaub ölçüm istasyonundaki su seviyesi 18 Ağustos’ta 8 santimetreye kadar geriledi. Bu seviye, nehir taşımacılığının kısıtlanmaya başladığı 78 santimetrelik eşiğin oldukça altında kalırken, 2018’de kaydedilen 25 santimetrelik tarihi dip seviyeyi de geride bıraktı. Yüzde 20: Ağustos ayı başında Ren Nehri’ndeki bazı yük gemileri normal taşıma kapasitelerinin yaklaşık yüzde 20’siyle sefer yapabildi. Yüzde 72: Avrupa’daki iç su yolu taşımacılığının yüzde 60’ı Ren, yüzde 12’si ise Tuna üzerinden gerçekleştiriliyor .Büyümede 0,4 puana varan kayıp: 2018’de yaşanan son büyük düşük su seviyesi döneminde Almanya’nın reel GSYH büyümesi 0,3 ila 0,4 puan gerilemişti. Avrupa’nın nehirlerinde tarihi düşüş Avrupa’da aylardır devam eden olağanüstü sıcak ve kurak hava koşulları, birçok nehirde su akışının önemli ölçüde azalmasına yol açtı. Bu durumun etkileri, kıtanın taşımacılık ve ekonomik faaliyetlerinde stratejik rol oynayan Ren ve Tuna nehirlerinde daha belirgin şekilde görülüyor. Ren Nehri’nin su seviyesi, ağustos ayı başında Almanya’daki Kaub ölçüm istasyonunda tüm zamanların en düşük seviyesine inerken Tuna’nın Macaristan ve Romanya’daki bazı kesimlerinde de daha önce görülmemiş seviyeler kaydedildi. Düşük su seviyeleri çevresel etkilerin yanı sıra ekonomi üzerinde de doğrudan sonuçlar yaratıyor. Yük taşımacılığındaki aksamalar ve bazı enerji tesislerinin faaliyetlerinde yaşanan sorunlar, bu altyapılara bağımlı sanayi sektörlerinin üretimini de etkiliyor. Tedarik zincirlerinde lojistik baskı artıyor İç su yolu taşımacılığının Avrupa’daki toplam yük taşımacılığındaki payı sınırlı olsa da Ren ve Tuna’nın geçtiği ülkelerde bu yöntem stratejik önem taşıyor. Nehir taşımacılığının yük taşımacılığındaki payı Almanya’da yüzde 5,4, Romanya’da ise yüzde 19,2’ye kadar çıkıyor. Nehir taşımacılığının diğer ulaşım yöntemleriyle ikame edilmesi de kolay görünmüyor. Bir nehir gemisi yaklaşık 2 bin ton yük taşıyabilirken bu miktar bir yük treninde 1.500 tona, bir tanker kamyonunda ise 25 tona kadar düşüyor. Düşük su seviyelerinin taşınan yük miktarı ve maliyetler üzerindeki etkileri şimdiden görülmeye başladı. Ağustos ayı başında Ren’de seyreden bazı yük gemileri normal kapasitelerinin yaklaşık yüzde 20’sini kullanabildi. Tuna’nın Romanya bölümünde ise taşınan yük miktarının bazı kesimlerde yüzde 40’a varan oranlarda azaltılması gerekti. Benzer koşulların yaşandığı 2018’de yükleme kısıtlamaları ve operatörlerin uyguladığı ek ücretler nedeniyle nehir taşımacılığı maliyetleri kuru dökme yüklerde 2,5 katına, sıvı dökme yüklerde ise 4,5 katına kadar yükselmişti. Orta Avrupa’da enerji sektörü de baskı altında Kuraklığın etkileri taşımacılıkla sınırlı kalmıyor. Tuna Nehri, bazı nükleer enerji santrallerinin soğutma sistemleri açısından da kritik önem taşıyor. Macaristan’daki Paks ve Romanya’daki Cernavodă nükleer santrallerinin faaliyetleri düşük su seviyelerinden etkilenmeye başladı. Ülkelerindeki tek nükleer enerji üretim kaynakları olan bu santraller, Macaristan’ın elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını, Romanya’nın ise yüzde 20,5’ini karşılıyor. Üretimdeki düşüşü telafi etmek isteyen işletmecilerin elektrik ithalatına veya daha yüksek maliyetli doğal gaz santrallerine yönelmesi gerekiyor. Geniş çaplı elektrik kesintilerine ilişkin yakın vadeli bir risk bulunmasa da mevcut tablo enerji maliyetlerini yükseltiyor ve bölgesel enerji piyasaları üzerindeki baskıyı artırıyor. Romanya’da ithal elektriğin maliyeti, ülke içinde üretilen elektriğin 2 ila 2,5 katına kadar çıkıyor. Macaristan ve Romanya hükümetleri, sistem üzerindeki baskıyı azaltmak amacıyla bazı büyük sanayi kuruluşlarının elektrik tüketimini geçici olarak düşürmeye yönelik önlemler de aldı. Bu uygulamaların otomotiv, kimya ve yapı malzemeleri gibi enerji yoğun sektörleri daha fazla etkilemesi ve ağustos ayındaki sanayi faaliyetleri üzerinde baskı oluşturması bekleniyor. Alman kimya sektörü risklerin odağında Üretim tesislerinin önemli bir bölümü Ren Nehri boyunca konumlanan Alman kimya sektörü, nehir taşımacılığına en fazla bağımlı sektörlerin başında geliyor. Ludwigshafen’daki BASF tesisi bu bağımlılığın önemli örneklerinden biri. Kaub’daki kritik noktanın güneyinde bulunan tesis, yük taşımacılığının yaklaşık yüzde 40’ını nehir yoluyla gerçekleştiriyor. Su seviyelerinin daha da düşmesi, tesisin tedarik zinciri açısından kritik öneme sahip Amsterdam, Rotterdam ve Antwerp limanlarıyla bağlantılarında yeni aksamalara yol açabilir. Bu gelişmeler, Alman kimya sektörünün yüksek enerji maliyetleri ve rekabet gücündeki kayıpla mücadele ettiği bir dönemde yaşanıyor. Sektörün üretimi 2018’den bu yana yaklaşık yüzde 20 gerilemiş durumda. Avrupa ekonomisinin iklim kaynaklı risklere karşı kırılganlığı artıyor Kısa vadeli hidrolojik tahminler koşullarda sınırlı bir iyileşmeye işaret ediyor. Ren Nehri’nde düşük su seviyelerinin görüldüğü dönem genellikle sonbahara kadar devam ettiği için taşımacılık ve üretimdeki aksamaların önümüzdeki haftalarda da sürmesi bekleniyor. Kar örtüsündeki azalma, buzulların geri çekilmesi ve aşırı sıcak hava dalgalarının daha sık görülmesi ise benzer olayların gelecekte daha fazla yaşanabileceğine işaret ediyor. Mevcut tablo, şirketlerin ve kamu otoritelerinin iklim kaynaklı riskleri lojistik, sanayi ve enerji stratejilerinde daha fazla dikkate almasının önemini ortaya koyuyor. İç su yolu taşımacılığına bağımlı şirketler açısından konu, tek bir kuraklık döneminin yarattığı sorunları yönetmenin ötesine geçiyor. Tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve iklim kaynaklı kesintilere karşı dayanıklılığın artırılması giderek daha önemli hale geliyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Coface Ekonomisti Eve Barré, “Ren ve Tuna’daki düşük su seviyeleri, aşırı hava olaylarının çevresel etkilerinin yanında ekonomik sonuçlarının da giderek belirginleştiğini gösteriyor. Lojistik, enerji ve sanayi faaliyetleri aynı anda etkilenebiliyor. Mevcut durumun 2018’e kıyasla daha erken ortaya çıkması ve daha şiddetli seyretmesi, Avrupa ekonomisindeki zayıf büyüme görünümüyle birleştiğinde endişeleri artırıyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Endüstriyel Bağlantı ve Sabitleme Teknolojilerinin Uluslararası Buluşması Fastener Expo Eurasia İstanbul’da Gerçekleşecek Haber

Endüstriyel Bağlantı ve Sabitleme Teknolojilerinin Uluslararası Buluşması Fastener Expo Eurasia İstanbul’da Gerçekleşecek

Reed Tüyap Fuarcılık A.Ş. organizasyonunda ve Bağlantı Elemanları Sanayici İş İnsanları Derneği (BESİAD) iş birliğiyle düzenlenecek fuar, bağlantı elemanlarından üretim teknolojilerine, ısıl işlem ve yüzey işlem çözümlerinden ölçüm ve kalite kontrol sistemlerine kadar sektörün geniş değer zincirini aynı platformda buluşturacak. Türkiye bağlantı elemanları sektörünün güçlü üretim kapasitesini ve uluslararası ticaret potansiyelini küresel sektör profesyonelleriyle buluşturmayı hedefleyen Fastener Expo Eurasia, farklı sanayi kollarından üreticileri, tedarikçileri ve satın alma profesyonellerini İstanbul’da bir araya getirecek. Fuarda yenilikçi bağlantı ve sabitleme çözümlerinin yanı sıra ileri mühendislik ve üretim teknolojileri, yüksek performanslı özel üretim ürünler, kalite ve üretim verimliliğini artıran sistemler ile güvenilir ve esnek tedarik zincirine yönelik çözümler öne çıkacak. Bağlantı Elemanları Sektörü İstanbul’da Buluşacak Yaklaşık 3 milyar dolarlık pazar büyüklüğüne sahip Türkiye bağlantı elemanları sektörü, yıllık 1 milyon tonun üzerindeki üretim hacmi, 250 binden fazla ürün çeşidi ve yaklaşık 800 milyon dolarlık ihracatıyla Avrupa’nın ikinci büyük üretim merkezi konumunda bulunuyor. Sektörün üretim kapasitesi, ileri mühendislik yetkinliği, özel üretim kabiliyeti ve güvenilir tedarik yapısı, otomotiv, makine, inşaat, enerji, beyaz eşya, mobilya, savunma ve havacılık başta olmak üzere çok sayıda sanayi kolu açısından stratejik önem taşıyor. Fastener Expo Eurasia, bu güçlü üretim ekosisteminin farklı bileşenlerini aynı çatı altında buluşturarak Türkiye’nin bağlantı elemanları alanındaki üretim ve ihracat potansiyelinin uluslararası pazarlara daha güçlü biçimde taşınmasına katkı sağlamayı hedefliyor. Bağlantı Elemanlarından Üretim Teknolojilerine Geniş Ürün Yelpazesi Fuar kapsamında standart ve özel üretim cıvata, vida, somun, rondela, ankraj ve perçinler başta olmak üzere çok sayıda bağlantı ve sabitleme çözümü sergilenecek. Filmaşin, metal ve çelik teller, diş haddeleme ve tel şekillendirme makineleri, U-cıvata bükme sistemleri ve tam otomatik tij üretim makineleri de fuarın öne çıkan ürün grupları arasında yer alacak. Isıl işlem, sementasyon, karbonitrasyon, sertleştirme, menevişleme ve yüzey işlem teknolojilerinin yanı sıra ölçüm sistemleri, kaplama kalınlığı analizi, XRF analiz cihazları, çatlak tespiti ve tahribatsız muayene çözümleri de profesyonel ziyaretçilerle buluşacak. Basınç, kuvvet, tork ve ivme ölçümüne yönelik sensörler ve proses izleme teknolojileri ile metal işleme, kalite kontrol, üretim verimliliği, depolama ve istifleme ekipmanları fuarın teknoloji odaklı kapsamını tamamlayacak. Sektörün Türkiye ve Dünyadan Önde Gelen Firmaları İstanbul’da Buluşuyor Fastener Expo Eurasia 2026’nın katılımcıları arasında Acar Vida, Asil Civata, Çetin Civata, Standart Civata, Murat Civata, UGC Uğur Gürbüz Civata, Vis Vidasan, Omega Civata, Reform Civata, BRC Bağlantı Elemanları, Emek Perçin, Onurfix, Kaleliler Civata ve Konak Civata gibi Türkiye bağlantı elemanları sektörünün önde gelen firmaları yer alacak. Uluslararası katılımcılar ve fuarda temsil edilen markalar arasında ise Almanya’dan Arnold Umformtechnik, Helmut Fischer ve ibg Prüfcomputer, Japonya’dan Mitutoyo, ABD’den Bowman Analytics, İngiltere’den Arun Technology ve Tayland’dan Alfirs Hardware bulunuyor. Fuar, farklı üretim alanlarından profesyonellere yeni ürün ve teknolojileri yakından inceleme, alternatif tedarikçileri değerlendirme ve uzun vadeli iş ortaklıkları geliştirme imkânı sunacak. Farklı Sektörlerin Tedarik Zincirleri Aynı Platformda Fastener Expo Eurasia, bağlantı elemanları sektörünün yanı sıra otomotiv ve otomotiv yan sanayisi, beyaz eşya, elektronik, makine imalatı, enerji, inşaat, ısıtma, soğutma, havalandırma ve iklimlendirme sistemleri, metal, gemi inşa ve denizcilik, havacılık ve uzay ile mobilya sektörlerinden profesyonelleri ağırlamaya hazırlanıyor. Üretici ve tedarikçilerin yanı sıra ithalatçı, ihracatçı, bayi, distribütör ve toptancıların da ziyaretçi profili içerisinde yer alacağı fuarda, satın alma, tedarik zinciri, üretim, mühendislik, Ar-Ge ve kalite süreçlerinden sorumlu karar vericilerin yeni iş bağlantıları geliştirmesi amaçlanıyor. Fastener Expo Eurasia’nın İntermob ile eş zamanlı düzenlenmesi sayesinde özellikle mobilya üreticileri ve mobilya yan sanayisi profesyonellerinin bağlantı ve sabitleme çözümlerine doğrudan erişmesi ve iki sektör arasında yeni ticari bağlantıların geliştirilmesi hedefleniyor. Uluslararası Alım Heyetleri İstanbul’da Ağırlanacak Fastener Expo Eurasia’nın 2026 edisyonunda hedef pazarlardan nitelikli profesyonel ziyaretçilerin ve alıcıların fuara katılımı, katılımcı firmaların yeni ihracat pazarlarına erişiminin desteklenmesi ve farklı sanayi kollarıyla kurulacak ticari bağlantıların artırılması hedefleniyor. Fuar kapsamında Avrupa Bağlantı Elemanları Distribütörleri Birliği (EFDA) bünyesinden gelecek alım heyetleri İstanbul’da ağırlanacak. Ayrıca Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) iş birliğiyle İtalya, İspanya, Almanya ve İngiltere’den gelecek profesyonel alıcıların yer aldığı heyetler katılımcı firmalarla buluşturulacak. Bu temaslarla katılımcıların uluslararası satın alma profesyonellerine doğrudan ulaşması, yeni tedarik ilişkileri kurması ve ihracat odaklı iş birlikleri geliştirmesi amaçlanıyor. Uluslararası Ticari İş Birliklerine Açılan Kapı Fastener Expo Eurasia’nın 2024 yılında Hardware Eurasia ile eş zamanlı gerçekleştirilen önceki edisyonunda iki fuar birlikte 18 ülkeden 341 katılımcı firmayı ve 92 ülkeden 11.114 ziyaretçiyi ağırladı. Toplam ziyaretçilerin 2.309’unu 91 ülkeden gelen uluslararası sektör profesyonelleri oluştururken, uluslararası ziyaretçi sayısında bir önceki edisyona göre yüzde 30 artış kaydedildi. Fuarlar kapsamında ayrıca 400 kişilik uluslararası alım heyeti ağırlandı. 2026 edisyonunda yeni tedarikçi ve iş ortakları arayan profesyonel alıcıların fuara erişiminin artırılması ve uluslararası ziyaretçi profilinin daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Fastener Expo Eurasia, ürünlerin sergilendiği bir ihtisas fuarının ötesinde, ticaret, tedarik, teknoloji ve uluslararası iş birliklerini aynı platformda buluşturan stratejik bir endüstri buluşması olarak öne çıkıyor. Fastener Expo Eurasia 17–20 Eylül’de İstanbul’da Reed Tüyap Fuarcılık A.Ş. organizasyonunda ve BESİAD iş birliğiyle düzenlenecek Fastener Expo Eurasia, 17–19 Eylül 2026 tarihlerinde 10.00–18.00, 20 Eylül 2026 tarihinde ise 10.00–17.00 saatleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi, İstanbul’da ziyaret edilebilecek. Fuarın, Türkiye’nin bağlantı ve sabitleme teknolojilerindeki üretim gücünü uluslararası alıcılarla buluştururken sektör firmalarının ihracat, yeni pazar ve uzun vadeli ticari iş birliği fırsatlarını geliştirmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerjisa Enerji, Elektrik Dağıtım Yatırımları için EBRD’den 207 Milyon Dolarlık Finansman Sağladı Haber

Enerjisa Enerji, Elektrik Dağıtım Yatırımları için EBRD’den 207 Milyon Dolarlık Finansman Sağladı

207 milyon ABD doları karşılığı Türk lirası tutarında ve 7 yıl vadeli olarak sağlanan kredi, Enerjisa Enerji’nin üç elektrik dağıtım bölgesi Başkent, AYEDAŞ ve Toroslar’da elektrik dağıtım şebekesinin geliştirilmesi ve modernizasyonuna yönelik yatırımlarda kullanılacak. Herkes için daha iyi bir gelecek vizyonuyla Türkiye’nin enerji dönüşümüne öncülük etmeyi hedefleyen Enerjisa Enerji, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile 207 milyon ABD doları karşılığı Türk lirası tutarında yeni bir kredi anlaşmasına imza attı. Türkiye’de 14 ilde 22 milyonu aşkın kullanıcıya elektrik dağıtım hizmeti sunan şirket, yeni finansmanla dağıtım şebekelerini geleceğin ihtiyaçlarına hazırlıyor. EBRD, Türkiye’de Elektrik Dağıtım Sektöründe ilk Avrupa Sürdürülebilir Kalkınma Fonu desteğini Enerjisa Enerji kredisinde aldı Enerjisa Enerji ile EBRD arasında uzun yıllara dayanan iş birliği daha da ileri bir boyuta taşındı. Yeni finansman, Avrupa Birliği’nin Avrupa Sürdürülebilir Kalkınma Fonu Plus (EFSD+) Hi Bar Garanti Programı’ndan yararlanacak. EFSD+ kapsamında sağlanan garanti, Türkiye’de elektrik dağıtım sektöründe EBRD aracılığıyla gerçekleştirilen bir krediye verilen ilk EFSD+ desteği olacak. ÖZSÜREKCİ: “GELECEĞİN ENERJİ SİSTEMİNİN TEMELİNDE GÜÇLÜ BİR DAĞITIM ALTYAPISI VAR” Enerjisa Enerji CEO’su Oğuzhan Özsürekci, anlaşmaya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Geleceğin enerji sisteminin temelinde güçlü bir dağıtım altyapısı var. Elektrifikasyonun hızlanması, yenilenebilir enerji kaynaklarının artan payı ve değişen tüketim alışkanlıklarıyla birlikte Şebekeler artık yalnızca enerjiyi taşıyan bir altyapı olmanın ötesine geçerek, enerji dönüşümünün kilit itici güçlerinden biri haline geliyor. Türkiye’nin lider elektrik dağıtım şirketi olarak ‘Herkes için daha iyi bir gelecek’ vizyonumuz doğrultusunda şebekelerimizi geleceğin ihtiyaçlarına hazırlıyor; daha güçlü, verimli ve dayanıklı bir enerji altyapısı için yatırımlarımızı sürdürüyoruz. EBRD ile gerçekleştirdiğimiz yeni finansman anlaşmasını bu uzun vadeli yatırım yaklaşımımızın önemli bir parçası olarak görüyoruz. Uluslararası finans kuruluşlarının Enerjisa Enerji’ye ve yatırım programımıza duyduğu güven, Türkiye’nin enerji altyapısına yönelik yatırımlarımızı daha güçlü bir şekilde sürdürmemize imkân sağlıyor. EBRD ile uzun yıllara dayanan iş birliğimizi büyütürken, ülkemizin enerji dönüşümüne katkı sağlayacak ve kullanıcılarımız için değer yaratacak yatırımları hayata geçirmeye devam edeceğiz.” ULBRİCH: “GÜÇLÜ KREDİBİLİTEMİZ UZUN VADELİ FİNANSMANA ERİŞİMİMİZİ DESTEKLİYOR” Enerjisa Enerji CFO’su Philipp Ulbrich, anlaşmaya ilişkin değerlendirmesinde şöyle konuştu: “207 milyon ABD doları karşılığı Türk lirası tutarında ve 7 yıl vadeli bu finansman, uzun vadeli ve çeşitlendirilmiş finansman stratejimizi yansıtıyor. Etkin borç yönetimimiz sayesinde kaldıraç seviyemizi sağlam ve sürdürülebilir bir düzeyde tutarken, güçlü bilanço yapımızı ve finansal esnekliğimizi korumaya devam ediyoruz. Şeffaf, öngörülebilir ve disiplinli finansal yönetim anlayışımız sayesinde uluslararası finans kuruluşları nezdindeki güçlü kredibilitemizi pekiştiriyor, bu ölçekte uzun vadeli finansman kaynaklarına rekabetçi fiyat seviyelerinde erişimimizi sürdürüyoruz. EBRD ile uzun yıllara dayanan iş birliğimizi daha da ileri taşımaktan memnuniyet duyuyoruz. Bu finansmanın Avrupa Birliği’nin Avrupa Sürdürülebilir Kalkınma Fonu Plus (EFSD+) garantisiyle desteklenmesi bizim için ayrıca kıymetli. EBRD ve Avrupa Birliği gibi güçlü uluslararası paydaşların destekleriyle, finansal istikrarımızı korurken Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlayan uzun vadeli yatırımlarımıza kararlılıkla devam ediyoruz.” EBRD Avrasya Enerji Direktörü Şule Kılıç ise imza töreninde görüşlerini ileterek; “Türkiye enerji dönüşümünü sürdürürken, elektrik şebekelerinin güçlendirilmesi giderek daha büyük önem kazanıyor. Enerjisa Enerji ile uzun yıllara dayanan ortaklığımız kapsamında, şebeke kapasitesini modernize edecek ve genişletecek, milyonlarca tüketici için hizmet kalitesini artıracak ve enerji dönüşümünün faydalarının ülke genelinde yaygın şekilde hissedilmesine katkıda bulunacak yatırımları destekliyoruz” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.