Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürdürülebilirlik Haberleri

Kapsül Haber Ajansı - Sürdürülebilirlik Haberleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik Haberleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Girişimci Kadınların Ürünleri, Dijitalin Gücüyle Dünya Vitrinine Açıldı  Haber

Girişimci Kadınların Ürünleri, Dijitalin Gücüyle Dünya Vitrinine Açıldı 

E-ticaret, yapay zekâ ve dijital pazarlama alanlarında kendilerini geliştiren girişimciler; Belçika’dan Avusturya’ya, Amerika’dan küresel teknoloji şirketlerine uzanan başarı hikâyeleriyle dikkat çekiyor. Proje kapsamında bugüne kadar 50 bini aşkın kadına eğitim verilirken, 50 girişime iş geliştirme desteği sağlandı. 2026 yılında ise 15 bin kadına daha eğitim verilmesi hedefleniyor. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, "Türkiye’ye Değer vizyonumuzla ülkemizin dijital dönüşümüne öncülük ederken, teknolojiyi sadece bir araç değil, toplumsal fayda ve ekonomik değer üreten bir güç olarak görüyoruz. Türkiye’nin dijital geleceğini inşa etme misyonumuz doğrultusunda ekonomik, sosyal, bölgesel veya fiziksel sebeplerle toplumsal hayata eşit şekilde katılamayan herkes için kapsayıcı çözümler sunuyor, sürdürülebilir kalkınmayı destekliyoruz. 2019 yılından bu yana 50 binin üzerinde kadına yüz yüze ve çevrim içi eğitimlerle ulaşmanın, girişimlerini büyütmek isteyen kadınlara hibe desteği sağlamanın gururunu yaşıyoruz. Bugün geldiğimiz noktada, ‘Dijitalde Hayat Kolay’ projemizle sadece fırsat eşitliğine katkı sunmakla kalmıyor, kültürel değerlerimizin ve yerel üretimlerimizin dünyaya açılmasına da destek oluyoruz. Anadolu’daki girişimcimizin, aldığı eğitimlerle dijital dünyada görünür hale gelerek ve aldığı hibeyle üretim kapasitesini artırarak, Belçika’dan Avusturya’ya, Amerika’dan küresel teknoloji devlerine kadar uzanan bir ihracat ağı kurması, ülkemizin girişim potansiyelini gözler önüne seriyor. Kadınların dijital dünyada fırsatları değerlendirerek daha rekabetçi ve sürdürülebilir iş modelleri kurmalarını destekleyerek, değerlerimizi sınırların ötesine taşımaya ve ülkemizin dijital geleceğini kadınlarla birlikte yazmaya kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. Türkiye’nin dijital dönüşümünün öncüsü Türk Telekom, kurumsal sosyal sorumluluk çalışmaları ile teknolojiyi iyilik ve faydaya dönüştürmeye devam ediyor. Türk Telekom’un, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Habitat Derneği ile birlikte yürüttüğü ‘Dijitalde Hayat Kolay’ projesi sayesinde Türkiye’nin dört bir yanındaki kadınlar, ülke sınırlarını aşarak ürünleri ve girişimleriyle uluslararası pazarların kapılarını aralıyor. Türk Telekom’un “Dijitalde Hayat Kolay” projesi, girişimci kadınları küresel pazarlarla buluşturuyor. Projeden aldıkları destekle e-ticaret, yapay zekâ kullanımı ve dijital pazarlama alanlarında kendilerini geliştiren kadınlar, ürettikleri yerel ürün ve yenilikçi teknolojileri Belçika’dan Avusturya’ya, Amerika’dan küresel teknoloji devlerine kadar dünyanın dört bir yanına ihraç etmeye başladı. 2019 yılından bu yana toplamda 50 binin üzerinde katılımın olduğu proje kapsamında kadınlar, dijital yetkinliklerini geliştirerek ekonomik hayatta daha aktif rol alıyor. Kırsalda ürettikleri lavanta ürünlerini Avrupa’ya ihraç edenlerden, geliştirdikleri yapay zekâ çözümlerini global şirketlere sunanlara kadar farklı sektörlerden pek çok kadın, aldıkları eğitim, mentörlük ve hibe desteğiyle sınırları aşıyor. "Girişimci kadınların dijital fırsatlarla daha rekabetçi olmalarını desteklemek öncelikli sorumluluğumuz" Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, Dijitalde Hayat Kolay projesi ile dünyaya açılan kadın girişimciler ile ilgili şunları ifade etti: "Türkiye’ye Değer vizyonumuzla ülkemizin dijital dönüşümüne öncülük ederken, teknolojiyi sadece bir araç değil, toplumsal fayda ve ekonomik değer üreten bir güç olarak görüyoruz. Türkiye’nin dijital geleceğini inşa etme misyonumuz doğrultusunda ekonomik, sosyal, bölgesel veya fiziksel sebeplerle toplumsal hayata eşit şekilde katılamayan herkes için kapsayıcı çözümler sunuyor, sürdürülebilir kalkınmayı destekliyoruz. 2019 yılından bu yana 50 binin üzerinde kadına yüz yüze ve çevrim içi eğitimlerle ulaşmanın, girişimlerini büyütmek isteyen kadınlarımıza hibe desteği sağlamanın gururunu yaşıyoruz. Bugün geldiğimiz noktada, ‘Dijitalde Hayat Kolay’ projemizle sadece fırsat eşitliğine katkı sunmakla kalmıyor, kültürel değerlerimizin ve yerel üreticimizin dünyaya açılmasına da destek oluyoruz. Anadolu’daki girişimcimizin, aldığı eğitimlerle dijital dünyada görünür hale gelerek Belçika’dan Avusturya’ya, Amerika’dan küresel teknoloji devlerine kadar uzanan bir ihracat ağı kurması, ülkemizin dijital ekonomideki potansiyelini gözler önüne seriyor. Kadınların dijital dünyada fırsatları değerlendirerek daha rekabetçi ve sürdürülebilir iş modelleri kurmalarını destekleyerek, değerlerimizi sınırların ötesine taşımaya ve ülkemizin dijital geleceğini kadınlarla birlikte yazmaya kararlılıkla devam edeceğiz." Adana’dan ABD’ye havuçlu atıştırmalık ihracatı Adana'da kurduğu Cezy & Pepcubes markasıyla şekersiz ve %100 doğal hammaddelerle dünyanın ilk havuç bazlı atıştırmalığını tasarlayan Selen Canoğulları, çalışanlarının %90'ının kadınlardan oluştuğunu belirterek, ürünlerini ulusal zincir marketlerde tüketiciyle buluşturduklarını, Amerika pazarına açıldıklarını ifade etti. Canoğulları; ‘Dijitalde Hayat Kolay’ projesinin eğitimleri ve sunduğu vizyon yurt dışına açılma hayalimizi gerçeğe dönüştürmemizde bize büyük bir özgüven verdi. Türk Telekom’dan aldığımız hibe ile ambalajlarımızı uluslararası standartlarda yeniledik ve Amerika pazarına girdik. Kanada ve Avrupa ülkeleri ile de görüşmelere başladık” dedi. Tekirdağ’ın geleneksel dokuması uluslararası belgesellerde Tekirdağ'da coğrafi işaretli Karacakılavuz dokumasını modern tasarımlarla yeniden yorumlayan Büruz markasının kurucusu Pelin Begüm Karadağ, yerel dokumayla kadınlara istihdam sağlarken yeni ustalar yetiştiriyor. Uluslararası ödüller alan ve uluslararası görünürlük kazanan bu tasarımlar, belgesellere de konu oldu. Karadağ; “Yerel mirasımızı yaşatırken dijitalleşmenin gücünü kullanarak dünyaya açılmak, vizyonumuzu tamamen değiştirdi. Dijitalde Hayat Kolay projesiyle edindiğimiz dijital becerilerin yanı sıra mentörlük sürecinde aldığımız eğitimler sayesinde sadece Türkiye'de değil, uluslararası arenada da tanınan ve ödüller alan bir marka haline geldik” diye konuştu. İstanbul’dan uluslararası teknoloji firmalarına uzanan yapay zekâ çözümü Esra Odabaşı, kurduğu sosyal girişim ES Kariyer ile engelli bireylerle kurumları yetkinlik bazlı eşleştiren yapay zekâ destekli yetenek havuzu geliştirdi. Odabaşı'nın sistemi, uluslararası teknoloji firmalarına istihdam çözümleri sunuyor. Odabaşı; “Engelli bireyler için fırsat eşitliği yaratırken teknolojinin çarpan etkisine çok inanıyorum. Dijitalde Hayat Kolay projesinden aldığımız destekle yapay zeka destekli yetenek bazlı eşleştirme havuzu olan PowerPool’u kurduk, böylece daha hızlı bir şekilde doğru işe doğru engelli istihdam kaynağını yönlendirebiliyoruz. Bugün küresel teknoloji devlerine çözüm üretebilmemizin arkasında bu dijital güç yatıyor” dedi. Uşak’taki kadınların ürünleri Belçika ve Avusturya’da SS Kilim Kadın Girişim Üretim ve İşletme Kooperatifi’ni kuran bir diğer girişimci Nezahat Hıdır, kırsalda yaşayan, iş gücüne katılamayan, özellikle engelli çocuğu olan kadınlara evde üretim imkânı sunuyor. Lavanta ve benzeri bitkilerden elde edilen yağlarla üretilen kozmetik ürünleriyle gelir yaratan, çevredeki meyve suyu fabrikalarının atıklarını değerlendirerek döngüsel ekonomi modeli kuran Hıdır, kooperatif ürünlerini Belçika ve Avusturya’ya ihraç ediyor. Hıdır, “Dijitalde Hayat Kolay eğitimleriyle daha önce dışarıdan hizmet aldığımız ürünlerimizin etiket tasarımlarını kendimiz yapmaya başladık ve dijital pazarlamayı öğrendik ve sınırlarımızı aştık. Türk Telekom'un yanımızda olduğunu bilmek, Avrupa gibi zorlu pazarlara açılırken en büyük cesaret kaynağımız oldu. Yıl sonuna kadar 5 ülkeye ihracat yapmayı ve yurt dışına ofis açmayı hedefliyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DHL Group 2026 Yılının İlk Çeyreğinde Kazanç Artışı Elde Etti Haber

DHL Group 2026 Yılının İlk Çeyreğinde Kazanç Artışı Elde Etti

DHL Group, jeopolitik dalgalanmalara ve devam eden ticaret gerilimlerine rağmen 2026 yılına güçlü bir başlangıç yaptı. Organik bazda grup geliri yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,0 artış gösterdi. Kur etkilerinin ağırlıklı etkisiyle raporlanan gelir yıllık bazda yüzde 1,9 düşerek 20,4 milyar Euro seviyesinde gerçekleşti. DHL Group, aktif kapasite yönetimi, yapısal maliyet iyileştirmeleri ve gelir verimliliğini artırmaya yönelik uygulamaları sayesinde faaliyet kârını (EBIT) yüzde 8,3 artışla 1,5 milyar Euro’ya yükseltti. EBIT marjı ise yıllık bazda 0,7 puan artarak yüzde 7,3 seviyesine ulaştı. Satın alınan varlıklara yönelik sermaye harcamaları (capex) yıllık bazda 518 milyon Euro olarak gerçekleşti ve yıllık bazda yüzde 12,4 artış gösterdi. Artışın büyük bölümü Supply Chain ile Post & Parcel Germany bölümlerindeki yatırımlardan kaynaklandı. Serbest nakit akışı (birleşme ve satın almalar hariç) yüzde 65 artışla 1,2 milyar Euro’ya yükseldi. Grup net kârı 812 milyon Euro olarak gerçekleşti ve yıllık bazda yüzde 3,3 artış gösterdi. Hisse başına temel kazanç 0,73 Euro oldu (2025 birinci çeyrek: 0,68 Euro), bu da yüzde 6,6 artışı gösterdi. CEO Tobias Meyer, “Yılın ilk üç ayının ardından yıl sonu hedeflerimize ulaşma yolunda doğru bir çizgide ilerliyoruz. Yıla güçlü başlangıcımız, iş modelimizin dayanıklılığını ve verimlilik önlemlerimizin etkisini ortaya koyuyor. Jeopolitik kesintilere rağmen müşterilerimizin tedarik zincirlerini kesintisiz şekilde desteklemeye devam ediyoruz. Engellenen deniz yollarına ve kapalı hava sahasına rağmen, yük taşımaya ve müşterilerimizin tedarik zincirlerinin kesintisiz işlemesini sağlamaya devam ediyoruz” dedi. Strateji 2030 Kapsamında Yatırımlar Strateji 2030 doğrultusunda DHL Group, operasyonel verimliliğe ve güçlü müşteri talebinin bulunduğu bölge ve sektörlere yatırım yapmayı sürdürüyor. Grup, hızla büyüyen veri merkezi pazarındaki yetkinliklerini genişletiyor ve Kuzey Amerika’da 2026 sonuna kadar toplam 650.000 metrekareyi aşan kapasiteye sahip ondan fazla yeni depo sahası eklemeyi planlıyor. Yeni tesisler, hızlı büyüyen veri merkezi operatörlerinin yüksek güvenilirlik ve güvenlik gerektiren tedarik zinciri ihtiyaçlarını kar üzere tasarlandı. DHL Group ayrıca Boeing 777 kargo uçak filosunun yenilenmesiyle operasyonel verimliliğini artırmaya devam ediyor. 2019’da başlatılan filo yenileme programı sayesinde grup, dünyanın en yakıt verimli kargo uçağı filosunu işletiyor. Buna ek olarak şirket, paket ve posta altyapısını ve araç filosunu modernize etmeyi sürdürüyor. 2025 sonu itibarıyla Almanya’daki teslim alma ve dağıtım operasyonlarında kullanılan elektrikli araç oranı yaklaşık yüzde 60’a ulaştı. Bu dönüşüm, kaliteyi artırmayı ve azalan mektup posta hizmeti ile büyüyen paket teslimat işini entegre etmeyi amaçlıyor. Öngörüler Teyit Edildi Grup, 2026 yılı boyunca jeopolitik belirsizliklerin devam etmesini bekliyor. DHL Group, verimlilik artışı ve gelecekteki büyümeye yönelik yatırımlara odaklanmayı sürdürüyor. 2026 mali yılı için, 6,2 milyar Euro’nun üzerinde faaliyet kârı (EBIT) ve yaklaşık 3 milyar Euro serbest nakit akışı (birleşme ve satın almalar hariç) beklentisini koruyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tekstil Sektöründe Yeşil Dönüşüme ETHİB İmzası Haber

Tekstil Sektöründe Yeşil Dönüşüme ETHİB İmzası

“İyi Uygulama Örneği” ödülü, Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ve Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar tarafından, Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Turan Göksan’a takdim edildi. UR-GE Projemizle 17 firmanın sürdürülebilirlik yetkinliklerini artırdık Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Turan Göksan, “Birliğimiz tarafından 2021 yılında başlatılan “Tekstil Sektöründe Sürdürülebilir Rekabetin Geliştirilmesi” UR-GE Projesi, Avrupa Yeşil Mutabakatı başta olmak üzere küresel sürdürülebilirlik dönüşümüne uyum sağlamak amacıyla hayata geçirildi. Proje kapsamında 17 firmanın sürdürülebilir üretim, karbon yönetimi, enerji verimliliği ve döngüsel tekstil alanlarında kapasitelerinin geliştirilmesi hedeflendi. Projede firmalara; Enerji Verimliliği Danışmanlığı, İklim Değişikliği ile Mücadele ve ISO 14064 Kurumsal Karbon Ayak İzi Yönetimi Danışmanlığı, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi Danışmanlığı ile Yaşam Döngüsü Analizi (LCA) Danışmanlığı olmak üzere dört ayrı danışmanlık hizmeti sunuldu.” dedi. Firmalar sürdürülebilir üretim yaklaşımlarını iş süreçlerine entegre etti Başkan Göksan, “İyi Uygulama Örneği” ödülünü alan LCA Danışmanlığı kapsamında ise firmaların Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum sağlamaları ve müşterilerinin sürdürülebilirlik taleplerine yanıt verebilmeleri amacıyla ISO 14040 ve ISO 14044 standartlarına uygun ürün yaşam döngüsü analizleri gerçekleştirildi. Çalışmalar kapsamında her firma için ürün bazlı “Beşikten Mezara Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi” yapılarak farklı LCA senaryoları analiz edildi ve raporlandı. Proje sayesinde firmaların sürdürülebilir üretim yaklaşımlarını iş süreçlerine entegre etmeleri, karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik aksiyonlar geliştirmeleri ve uluslararası pazarlarda rekabet avantajı kazanmaları sağlandı. Birçok firma, elde edilen LCA raporlarını müşterileriyle paylaşarak ürünlerinin pazarlanmasında önemli avantaj elde etti.” diye konuştu. Firmalarımızın Avrupa’daki güncel uygulamaları yerinde incelemelerine olanak sunduk Turan Göksan, “Proje kapsamında ayrıca sürdürülebilirlik ve döngüsel tekstil alanındaki iyi uygulama örneklerini yerinde incelemek amacıyla Hollanda’ya yönelik yurt dışı pazarlama ve inceleme heyeti programı düzenlendi. Firmalar, Circular Textile Days etkinliğine katılarak Avrupa’daki güncel uygulamaları ve sektörel dönüşüm süreçlerini yakından inceleme fırsatı buldu. ETHİB tarafından 18-19 Şubat 2025 tarihlerinde düzenlenen eğitim programları kapsamında ise karbon ayak izi, ürün karbon ayak izi, su ayak izi ve yaşam döngüsü değerlendirmesi konularında sektör çalışanlarına uygulamalı eğitimler verildi. Eğitimlerle firmaların sürdürülebilirlik alanındaki teknik bilgi altyapılarının güçlendirilmesi hedeflendi.” dedi. SKDM’ye uyum sürecinde firmalarımızın yanında olmaya devam edeceğiz Başkan Göksan, sürdürülebilirlik odaklı dönüşümün tekstil sektörünün geleceği açısından kritik önem taşıdığını belirterek, “Sürdürülebilir üretim anlayışının yaygınlaşmasına ve ihracatçılarımızın küresel rekabette güçlenmesine katkı sağlayan destekleri dolayısıyla Ticaret Bakanımız Sayın Prof. Dr. Ömer Bolat başta olmak üzere Ticaret Bakanlığımıza teşekkür ediyoruz. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi yeni küresel düzenlemelere uyum sürecinde firmalarımızın yanında olmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sistem Alüminyum Dijitalleşme ve Düşük Karbonlu Üretim Yatırımlarını Hızlandırıyor Haber

Sistem Alüminyum Dijitalleşme ve Düşük Karbonlu Üretim Yatırımlarını Hızlandırıyor

Şirket; veri odaklı üretim yönetimi, yapay zeka destekli raporlama sistemleri ve otomasyon teknolojileriyle operasyonel verimliliğini artırmayı hedeflerken, düşük karbonlu üretim altyapısını da güçlendiriyor. Alüminyum sektöründe entegre üretim altyapısı, ihracat gücü ve yüksek üretim kapasitesiyle faaliyet gösteren Sistem Alüminyum, dijital dönüşüm yatırımlarını üretimden lojistiğe kadar tüm süreçlere yaymayı hedefliyor. Şirket, SAP S/4HANA optimizasyonu, Salesforce CRM uygulamaları, RPA çözümleri ve dijital kalite yönetim sistemleriyle daha çevik, ölçülebilir ve izlenebilir bir operasyon yapısı oluşturuyor. Gerçek zamanlı veri analitiği sayesinde üretim performansı, enerji tüketimi ve operasyonel süreçler anlık olarak takip edilirken; dijital kalite yönetim sistemleri üretimden sevkiyata kadar uçtan uca izlenebilirlik sağlıyor. ASRS otomatik depolama sistemleriyle depo operasyonlarında hız ve stok doğruluğu artırılırken, lojistik süreçlerde de verimlilik hedefleniyor. “Sanayide hız ve veri yönetimi kritik hale geldi” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sistem Alüminyum İcra Kurulu Başkanı Ayhan Yerekaban, dijitalleşmenin sanayide rekabetin temel unsurlarından biri haline geldiğini belirterek şunları söyledi: “Küresel rekabet artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil; veri yönetimi, sürdürülebilirlik ve operasyonel çeviklikle şekilleniyor. Biz de dijitalleşmeyi yalnızca verimlilik sağlayan bir teknoloji yatırımı değil, sürdürülebilir büyümeyi destekleyen stratejik bir dönüşüm alanı olarak görüyoruz. Veri odaklı üretim altyapımız sayesinde üretimden sevkiyata kadar tüm süreçleri daha hızlı, daha verimli ve daha sürdürülebilir şekilde yönetiyoruz.” Yerekaban, değişen müşteri beklentileri ve artan sürdürülebilirlik regülasyonlarının da sanayide veri yönetimini daha kritik hale getirdiğine dikkat çekerek, gerçek zamanlı veri analitiğinin operasyonel risklerin daha hızlı yönetilmesine ve müşteri taleplerine daha kısa sürede yanıt verilmesine katkı sağladığını ifade etti. Dijitalleşme sürdürülebilir üretimi de destekliyor Dijitalleşmeyi sürdürülebilirlik hedeflerinin önemli bir parçası olarak konumlandıran Sistem Alüminyum, 2030 yılına kadar karbon ayak izini yüzde 55 azaltmayı, 2050 yılında ise karbon nötr olmayı hedefliyor. Şirket, enerji verimliliği projeleri, dijital enerji yönetim sistemleri ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla sürdürülebilir üretim altyapısını güçlendiriyor. GES yatırımları sayesinde fabrikanın elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 25’i güneş enerjisinden karşılanırken, ürün bazlı karbon yönetimi kapsamında yürütülen LCA ve EPD çalışmaları da Avrupa Yeşil Mutabakatı ve CBAM uyum sürecini destekliyor. 75’ten fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren Sistem Alüminyum, önümüzdeki dönemde dijital üretim altyapıları, veri analitiği sistemleri, yapay zeka destekli uygulamalar ve sürdürülebilir üretim teknolojilerine yönelik yatırımlarını sürdürmeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

HEPA Türkiye, BeautyEurasia 2026 Fuarı’nı Başarıyla Tamamladı Haber

HEPA Türkiye, BeautyEurasia 2026 Fuarı’nı Başarıyla Tamamladı

Macar firma ile Türkiye ve Macaristan arasındaki ticari iş birliklerinin geliştirilmesine katkıda bulundu. Kozmetik, kişisel bakım, profesyonel güzellik uygulamaları, ambalaj ve hammadde alanlarında bölgenin en önemli ticaret platformlarından biri olan BeautyEurasia 2026, uluslararası alıcılar ile küresel kozmetik markalarını bir araya getirmeye devam etti. Fuarda, başta Orta Doğu, BDT (Bağımsız Devletler Topluluğu) ülkeleri ve gelişmekte olan pazarlar olmak üzere 69 ülkeden 500’ün üzerinde nitelikli VIP satın alıcı, distribütör ve ithalatçı ağırlandı. HEPA Türkiye koordinasyonunda fuarda yer alan Macaristan Ülke Pavilyonu, yenilikçi ürün portföyü, yüksek kalite standartları ve sürdürülebilir üretim yaklaşımlarıyla ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Pavilyondaki Macar firmalar; profesyonel kozmetik, saç ve cilt bakımı, tırnak kozmetiği, kişisel bakım ürünleri, ambalaj çözümleri ve renkli kozmetik alanlarında faaliyet göstererek sektör profesyonelleriyle güçlü temaslar kurdu. Fuarda Güzellik ve Kozmetik Markaları Öne Çıktı Fuara katılan Macar firmalar arasında; profesyonel güzellik ve FMCG alanında faaliyet gösteren Alveola Kft., kozmetik ambalaj çözümleri sunan Karsai Kft., Avrupa’nın önde gelen saç bakım markalarından Kallos Cosmetics yer aldı. Ayrıca, profesyonel tırnak kozmetiğinde küresel ölçekte faaliyet gösteren Mystic Nails, yaklaşık 200 yıllık geçmişiyle kozmetik ve hijyen ürünleri üreticisi Caola Zrt. ile trend odaklı makyaj ürünleri geliştiren ADEN Cosmetics de yer aldı. Fuar Boyunca Ticari Temaslar Kuruldu Fuarda Macaristan Pavilyonu’nda yer alan firmalar, yaklaşık 100’e yakın B2B iş görüşmesi gerçekleştirdi. Yapılan temaslarda; distribütörlük fırsatları, özel markalı üretim (private label), ihracat iş birlikleri ve bölgesel pazarlara erişim olanakları kapsamlı şekilde değerlendirildi. Özellikle Türkiye pazarı ve bölgesel büyümeyi hedefleyen Macar firmalar açısından fuarın önemli ticari fırsatlar sunduğu gözlemlendi. HEPA Türkiye Ülke Müdürü Emre Cihad Sönmez, BeautyEurasia 2026 kapsamında kurulan iş bağlantılarının fuar sonrasında da aktif şekilde takip edildiğini belirterek, Türkiye ile Macaristan arasında kozmetik ve kişisel bakım sektörlerinde katma değerli ticari iş birliklerinin artırılmasına yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti. HEPA Türkiye, önümüzdeki dönemde de uluslararası fuar ve sektörel organizasyonlar aracılığıyla Türk ve Macar firmalarını bir araya getirerek sürdürülebilir ticari ortaklıkların geliştirilmesine katkı sağlamaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Makine İhracatı 4 Ayda 9,3 Milyar Dolar Oldu Haber

Makine İhracatı 4 Ayda 9,3 Milyar Dolar Oldu

Sanayicinin küresel rekabet gücünü korumak ve imalatçı sektörler üzerindeki yükleri hafifletmek üzere son dönemde kamu tarafından atılan adımları desteklediklerini belirten Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, “Yerli tedarik zincirini korumak ve firmaların küresel pazardaki dönüşüm süreçlerini finanse etmek için finansal piyasalardaki teknik tıkanıklıkların giderilmesi ve kaynakların teknoloji geliştiren stratejik sektörlere seçici şekilde yönlendirilmesi gerekiyor” dedi. Makine imalat sanayii konsolide verilerine göre; yılın ilk dört ayında serbest bölgeler dâhil toplam makine ihracatı, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %4,5 artışla 9,3 milyar dolar oldu. İhraç edilen makine miktarı %6,7 gerilemiş olsa da KG başına ortalama ihracat fiyatının %12’lik artışla 8,6 dolara yükselmesi ile bu dönemde 350 milyon dolar daha fazla ihracat yapıldı. Yıllıklandırılmış konsolide makine ihracatı %1,3 artışla 29,1 milyar dolar olurken, makine ithalatı önceki 12 aya göre %8,2 artışla 47,2 milyar dolara yükseldi. Türkiye’nin makine ihracatında ilk sırada gelen Almanya'ya satışların %14,1 artışla 1,1 milyar dolara yükseldiği bu dönemde %39,5 artışın gerçekleştiği ABD'ye yapılan makine ihracatı 767 milyon dolara ulaştı. Makine ihracatının %12,7 artışla 442 milyon dolara yükseldiği İtalya üçüncü sıradaki yerini korurken, Irak, Rusya ve Polonya en çok daralan büyük pazarlar oldu. En fazla ihracatın gerçekleştiği içten yanmalı motor ve aksamları %6,4 artışla 867 milyon dolara ulaşılırken, 629 milyon dolar tutarında inşaat ve madencilik makinesi ile 530 milyon dolar tutarında pompa ve kompresör ihracatı gerçekleştirildi. Türbin, turbojet ve hidrolik silindirler %40,1 ile oransal olarak en çok yükseliş gösteren alt sektör olurken, en yüksek düşüş %52,2 ile deri işleme makinelerinde gözlendi. “Her adımın başka bir aktörün çıkarlarıyla çarpıştığı karmaşık bir labirentteyiz” Ülkelerin güvenlik kaygıları ve jeopolitik güç savaşları arttıkça çıkar çatışmalarının yeni gümrük ve teknoloji duvarları örmeye devam ettiğine dikkat çeken Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, küresel ekonomik konjonktürü şu şekilde değerlendirdi: “Ukrayna-Rusya Savaşı nedeniyle enerji tedarikinde uzun süredir ek maliyetlere katlanan Avrupa, küresel enerji hatlarının Hürmüz Boğazı’nda kilitlenmesi nedeniyle şimdiden 25 milyar euro daha ilave enerji maliyeti ile karşı karşıya. Çözüm sağlayacak altyapı yatırımlarının uzun yıllar alacağı bu enerji türbülansının ortasında, Almanya milli gelirinin %3,1’ini savunma harcamalarına ayırarak bütçesini askeri modernizasyon hamlesine dönüştürmeye çalışıyor. Yatırımların odağının değiştiği bu tabloda; makine sanayiimizin yüksek teknoloji üreten mevcut hatlarının, savunma sanayiinin özel regülasyon ve sertifikasyon gereksinimleriyle tam uyumlu bir entegrasyon sürecinden geçmesi gerekiyor. Ancak bu dönüşüm, son dönemde ABD ve Çin arasında tekrar tırmanan ve küresel tedarik zincirlerini istikrarsızlaştıran teknoloji savaşlarının gölgesinde, her adımın bir diğer aktörün çıkarlarıyla çarpıştığı karmaşık bir labirentte ilerlemeyi gerektiriyor.” Ülkelerin birbiriyle çelişen çıkar çatışmaları içinde her aktörün yeni iş birlikleri ve çoklu ittifaklarla yönünü bulmaya çalıştığı bu süreçte Türkiye’nin tüm ticari muhataplarıyla diyalog kuran proaktif bir tutum izlediğini Yılmaz şunları belirtti: “Biz bu stratejik yön arayışını, küresel sanayiinin kalbinin attığı her noktada sahada bulunarak yönetiyoruz. Farklı kıtalara yayılan geniş bir coğrafyada gerçekleşen yoğun fuar ve ticaret heyeti maratonumuzda, Türk makinesinin güvenilir ve esnek çözüm ortağı kimliğini tescillemeye çalışıyoruz. Batı’nın siber güvenlik ve düşük karbon odaklı yeni nesil korumacılık duvarlarına uyum sağlarken, Doğu’nun teknolojik hammadde ve üretim avantajlarıyla rekabet ettiğimiz bu denklemde dünyanın her yerinde güven duyulan partner olma özelliğimizi korumak istiyoruz.” “İmalatçı sektörler üzerindeki yükleri hafifleten adımları destekliyoruz” Küresel rekabette öne geçmeyi amaçlayan bu girişimlerin, firmaların finansal manevra alanını genişletecek yapısal adımlarla desteklenmesinden memnun olduklarını dile getiren Yılmaz şu değerlendirmelerde bulundu: “Yatırım Teşvik Paketi ile gündeme gelen kurumlar vergisi indirimini, imalatçı sektörler üzerindeki yükleri hafifletmek üzere stratejik bir adım olarak destekliyoruz. Bu düzenleme, hem yerli tedarik zincirini korumak hem de firmalarımızın küresel pazardaki dönüşüm süreçlerini finanse edebilmek açısından önemli. Finansal piyasalardaki teknik tıkanıklıkların giderilmesi, bu adımın kalıcı bir etkiye dönüşmesine büyük katkı sağlar. Yabancı para kredi kullanım kısıtıyla daralan kredi arzı ve yüksek komisyon maliyetleri, ihracatçının en temel savunma mekanizması olan doğal hedge imkânını elinden alarak finansal riskleri artırıyor. TL kredilerdeki istisnaların yabancı para kredilerde sadece İGE kapsamıyla sınırlandırılması da uluslararası fonlara ve döviz cinsi kaynaklara erişimi zorlaştırıyor. Finansal enstrümanların, vergi indirimlerinden kredi piyasasına kadar bir bütün olarak kurgulanacağına ve Orta Doğu’daki gelişmeler neticelendiğinde sanayicinin ihtiyaç duyduğu finansman kanallarının daha açık tutulacağına inanıyoruz.” “Kaynaklar stratejik sektörlere seçici şekilde yönlendirilmeli” Sanayideki mevcut kapasite artışlarını ve teknolojik yenilenme yatırımlarını kaynak israfı olarak değerlendiren finansal analizlerin madalyonun diğer yüzünü gözden kaçırdığına dikkat çeken Yılmaz sözlerini şöyle tamamladı: “Sanayicinin asıl önceliği kâr maksimizasyonu değil, rakipleriyle teknolojik olarak başa çıkabileceği sürdürülebilir bir yatırım zeminine kavuşmaktır. Üretim tesislerindeki kapasite kullanım oranlarının düşük kalmasını, dünya genelinde artan makroekonomik uyumsuzlukla ilgili görmek gerekiyor. Yurt içi tarafında da kurun enflasyonun altında seyretmesi nedeniyle sanayi gelirlerinin maliyetlerin altında seyrettiği uzun bir süreç yaşandı. İhracatçıyı dış rekabette dezavantajlı hale getiren ve artık sonuna geldiğimize inandığımız bu uyumsuzluk, ithalatı cazip kılarak yerli üreticiyi iç pazarda ana tedarikçi olma özelliğini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı. Kısacası yatırımların henüz beklenen verimliliğe ulaşamamasının nedenini siyasi ve jeopolitik belirsizliklerin artırdığı küresel istikrarsızlıkta ve rekabetçilikte yaşanan geçici yıpranmada aramak gerekir. Finansal piyasalardaki teknik tıkanıklıkların giderilmesi ve kaynakların teknoloji geliştiren stratejik sektörlere seçici şekilde yönlendirilmesi, Türkiye ekonomisini hızlı bir şekilde canlandıracaktır. Sanayideki mevcut kapasite ve potansiyelin bütüncül bir stratejiyle yüksek verimliliğe dönüştürülmesi, cari açık ve enflasyonla mücadelede yine en güçlü silahımız olacaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayram Öncesi İzmir’in Parklarında Yoğun Bakım Mesaisi Haber

Bayram Öncesi İzmir’in Parklarında Yoğun Bakım Mesaisi

Çim biçmeden budamaya, yürüyüş yollarından oturma alanlarına kadar birçok noktada çalışma yapan ekipler, İzmir’i bayrama bakımlı ve güvenli alanlarla hazırlıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kurban Bayramı öncesi kent genelindeki park, rekreasyon alanı ve sahil şeritlerinde bakım, onarım ve düzenleme çalışmalarını yoğunlaştırdı. Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı ekipleri, belediyenin sorumluluğunda bulunan 209 yeşil alanın yanı sıra meydan, kavşak, refüj ve tretuvarlarda kapsamlı bakım çalışmaları yürüterek kenti bayrama hazırlıyor. İzmir’e yakışır bakımlı yeşil alanlar Çalışmalar kapsamında sulama, temizlik, çapalama, budama, çim biçimi ve yabancı ot temizliği düzenli olarak sürdürülüyor. Bitkilerin sağlıklı gelişimini desteklemek amacıyla, ihtiyaç duyulan besin maddeleri ve uygulama miktarları teknik kriterlere göre belirlenirken, toprak ve bitki sağlığını güçlendirmeye yönelik çalışmalar da hayata geçiriliyor. Sosyal donatı alanları yenileniyor Ekipler, yeşil alanların yanı sıra parklarda tahrip olan ya da kullanım nedeniyle yıpranan bank ve çöp potası gibi sosyal donatı alanlarını da yeniliyor. Büyükşehir’in Fırat Atölyesi’nde üretilen donatılar, yerinde montaj yapılarak yeniden kullanıma sunuluyor. Parklarda ayrıca kauçuk zeminler, tartan pistler, yürüyüş yolları, aydınlatma sistemleri, oyun grupları, sulama altyapısı, spor alanları ve oturma gruplarının bakım ve onarımı gerçekleştirilerek alanlar İzmirlilerin güvenli kullanımına hazır hale getiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Telekom’un CDP Global A Liderlik Başarısı Devam Ediyor Haber

Türk Telekom’un CDP Global A Liderlik Başarısı Devam Ediyor

. "COP31'e Doğru: Raporlama İvmesi" temasıyla düzenlenen CDP Türkiye 16. İklim & Doğa Konferansı ve Ödül Töreni’nde ödüle layık görülen Türk Telekom, şeffaf raporlama anlayışını, veri odaklı yönetim stratejisini ve Türkiye’nin düşük karbonlu ekonomiye geçişindeki öncü vizyonunu bir kez daha kanıtladı. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Türk Telekom olarak gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla sürdürülebilirlik ilkelerini tüm iş stratejilerimizin merkezine yerleştiriyoruz. İş birimlerimiz ve paydaşlarımızla birlikte yürüttüğümüz kapsamlı sürdürülebilirlik çalışmaları sonucunda CDP İklim Değişikliği Programı’ndaki “A” skorumuzu bu yılda korurken, ilk kez raporlama yaptığımız CDP Su Güvenliği Programı’nda “A-” skorunu elde ettik. Böylelikle ülkemizdeki ve küresel A Listesi’ndeki çevresel liderliğimizi yeni bir boyuta taşıdık. Sürdürülebilirliği; Türkiye’nin kendi kaynaklarıyla gücünü geleceğe taşıma iradesinin önemli bir parçası olarak görüyor, bu yaklaşımı Türk Telekom’un iş yapış biçimine ve çalışma vizyonuna entegre ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de raporlama süreçlerimizi en üst seviyeye taşırken, çevresel ve finansal sürdürülebilirliği bütüncül bir yaklaşımla yönetmeye devam edeceğiz” dedi. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla evrensel sürdürülebilirlik ilkelerini tüm iş stratejilerinin merkezine yerleştiren Türk Telekom, iklim kriziyle mücadele, enerji verimliliği ve sınırlı kaynakların bilinçli tüketimi alanlarında öncü çalışmalarına devam ediyor. Türk Telekom, dünyanın en büyük çevre raporlama platformu olan Karbon Saydamlık Projesi'nin (CDP) İklim Değişikliği Programı'nda en yüksek seviye olan "A" notunu korurken, Su Güvenliği Programı’ndaki ilk raporlamasında "A-" notunu elde etti. İklim değişikliğiyle mücadelede örnek bir vizyon ortaya koyan Türk Telekom’un çifte başarısı, "COP31'e Doğru: Raporlama İvmesi" temasıyla düzenlenen CDP Türkiye 16. İklim & Doğa Konferansı ve Ödül Töreni’nde ödüle layık görüldü. “Çevresel liderliğimizi yeni bir boyuta taşıdık” Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Türk Telekom olarak gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla sürdürülebilirlik ilkelerini tüm iş stratejilerimizin merkezine yerleştiriyoruz. İş birimlerimiz ve paydaşlarımızla birlikte yürüttüğümüz kapsamlı sürdürülebilirlik çalışmaları sonucunda CDP İklim Değişikliği Programı’ndaki “A” skorumuzu bu yıl da korurken, ilk kez raporlama yaptığımız CDP Su Güvenliği Programı’nda “A-” skorunu elde ettik. Böylelikle ülkemizdeki ve küresel A Listesi’ndeki çevresel liderliğimizi yeni bir boyuta taşıdık. 2020 baz yılından 2025’e kadar olan süreçte, grup düzeyinde Kapsam 1, 2 ve 3 kategorilerindeki tüm emisyon hesaplamalarımızı büyük bir titizlikle tamamladık ve raporlamamızı en üst seviyeye çıkardık. Türk Telekom olarak sadece çevresel etkilerimizi yönetmekle kalmıyor, iklimle ilgili risk ve fırsatlarımızı ölçülebilir hale getirip finansal kararlarımızın bir parçası yapıyoruz. Kapsamlı İklim Eylem Planımızı Entegre Raporumuza dahil ederken, emisyon azaltma hedeflerimizi Bilimsel Tabanlı Hedefler Girişimi (SBTi) uyum süreciyle daha da somutlaştırdık. Bu vizyonun kalıcı olması adına sürdürülebilirlik KPI’larını tüm çalışan seviyelerimize yayarak güçlü bir yönetişim sergiliyoruz. Sürdürülebilirliği; Türkiye’nin kendi kaynaklarıyla gücünü geleceğe taşıma iradesinin önemli bir parçası olarak görüyor, bu yaklaşımı Türk Telekom’un iş yapış biçimine ve çalışma vizyonuna entegre ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de raporlama süreçlerimizi en üst seviyeye taşırken, çevresel ve finansal sürdürülebilirliği bütüncül bir yaklaşımla yönetmeye devam edeceğiz” dedi. Türk Telekom Sivas GES enerji üretimine başladı Ulaşımdan sağlığa, enerjiden güvenliğe kadar pek çok alanda çevre dostu çözümler sunan Türk Telekom, 15 şehirde yürüttüğü akıllı şehircilik uygulamaları, akıllı aydınlatma projeleri ve akıllı kavşak çözümleriyle farklı alanlarda da sürdürülebilir ve çevreci projeler geliştiriyor. Yeni nesil çevreci iletişim teknolojileri ile güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklara yönelerek yeşil dönüşüm adına öncü çalışmalar gerçekleştiren Türk Telekom, Güneş Enerjisi Santralleri’ne (GES) yönelik yatırımlarla enerji tüketimini yenilenebilir kaynaklardan sağlamaya odaklanırken, Türkiye’nin enerji bağımsızlığı hedeflerine de katkı sunuyor. Türk Telekom’un 1.300 dönümlük arazi üzerine Sivas’ta inşa ettiği GES, yıllık 128 MWp enerji üretim kapasitesiyle Türkiye’nin en büyük yenilenebilir enerji tesislerinden biri olarak enerji üretimine başladı. GES yatırımlarını Malatya ve Ağrı’da sürdürecek olan Türk Telekom, toplam 6 bin dönüm arazi üzerinde 530 MWp seviyesinde kurulu güce sahip üç adet GES’i önümüzdeki yıllarda devreye alarak tam kapasite üretim yapmayı hedefliyor. Üç şehirde yapacağı yatırımlarla yıllık 800 GWh enerjiyi yenilenebilir kaynaklardan sağlamayı hedefleyen Türk Telekom, yıllık 350 bin ton seviyesinde karbon salımını engelleyecek. Sürdürülebilir teknolojileri günlük yaşamda da erişilebilir kılmayı amaçlayan Türk Telekom, girişim sermayesi şirketi TT Ventures ile E4 Şarj – Elektrikli Araç Şarj Ağı projesini hayata geçirdi. Türkiye’nin dört bir yanında şarj istasyonları kuran Türk Telekom, elektrikli araç kullanıcılarına her anlamda güvenli, çevreci ve kesintisiz bir şarj hizmeti sunuyor. Hedef 2050’de “Net Sıfır” Türk Telekom, çevresel sürdürülebilir ilkelerle iş geliştirme faaliyetlerine devam ediyor. Veri yönetişimi ve finansal analizlerle güçlenen stratejisi kapsamında, iklim değişikliğinin iş üzerindeki potansiyel etkilerini sayısallaştırarak risk-fırsat analizlerini finansal tablolara yansıtan Türk Telekom, kurumsal karar alma süreçlerini bu verilerle şekillendiriyor. Enerji verimliliği çözümleri, akıllı şehir uygulamaları ve yeni nesil yeşil şebeke teknolojileriyle iklim kriziyle mücadelede sektör liderliğini güçlendiren Türk Telekom, 2030 yılına kadar emisyonlarını yüzde 45 azaltmayı ve 2050 yılında "Net Sıfır"a ulaşmayı hedefliyor. CDP (Karbon Saydamlık Projesi), şirketlerin ve şehirlerin çevresel etkilerini ölçerek, iklim değişikliği, su güvenliği ve ormansızlaşma gibi alanlardaki performanslarını değerlendiren bağımsız bir küresel platformdur. Yatırımcılar ve paydaşlar için şeffaflık sağlayan CDP, sürdürülebilirliğin çevresel alanında en prestijli derecelendirme programlarından biri olarak kabul ediliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.