Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürdürülebilirlik Haberleri

Kapsül Haber Ajansı - Sürdürülebilirlik Haberleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik Haberleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kahramanmaraş’ın Yeni Nesil Gençlik ve Spor Kompleksi Hızla Yükseliyor Haber

Kahramanmaraş’ın Yeni Nesil Gençlik ve Spor Kompleksi Hızla Yükseliyor

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinin gençlik vizyonu doğrultusunda hayata geçirdiği Kahramanmaraş Gençlik ve Spor Merkezi projesi, şehirde geleceğe yönelik en önemli yatırımlardan biri olarak yükselmeye devam ediyor. Yamaçtepe Mahallesi’nde 370 Milyon TL’lik yatırımla inşa edilen dev proje, tamamlandığında sadece Kahramanmaraş’ın değil, Türkiye’nin sayılı gençlik ve spor kompleksleri arasında yer alacak. Modern şehircilik anlayışıyla planlanan proje, gençlerin sosyal, kültürel ve sportif ihtiyaçlarına bütüncül bir çözüm sunmayı hedefliyor. Bu yönüyle merkez, klasik spor tesislerinden ayrılarak çok fonksiyonlu bir yaşam alanı olarak tasarlanıyor. Dev Projede İnşaat Hız Kesmeden Sürüyor Toplam 8 bin metrekarelik alan üzerine kurulan projede, 4 bin metrekarelik kapalı alanın inşasında önemli bir aşama kaydedildi. Zemin güvenliği ve yapı dayanıklılığı açısından kritik öneme sahip olan fore kazık uygulaması kapsamında 9, 10 ve 13 metre uzunluğunda toplam 581 kazık çakıldı. Bu güçlü temel üzerine yükselen yapıda demir donatı ve betonarme imalatları titizlikle sürdürülüyor. Uzman ekipler tarafından yürütülen çalışmalar hem deprem güvenliği hem de uzun ömürlü kullanım hedefleri doğrultusunda gerçekleştiriliyor. Projede kullanılan malzemelerin kalitesi ve uygulama standartları, tesisin uzun yıllar boyunca güvenle hizmet vermesini sağlayacak şekilde belirleniyor. Gençlere Hitap Eden Çok Yönlü Bir Merkez Kahramanmaraş Gençlik ve Spor Merkezi, yalnızca spor faaliyetlerine değil, gençlerin kültürel ve sanatsal gelişimine de katkı sunacak şekilde planlandı. Tesis içerisinde yer alacak fitness ve plates salonları, gençlerin sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanmasına destek olacak. Bunun yanı sıra 4 tiyatro salonu ve 2 sinema salonu, şehrin kültür sanat hayatına yeni bir soluk getirecek. Zekâ, müzik ve sanat atölyeleri ise özellikle gençlerin yeteneklerini keşfetmelerine ve geliştirmelerine imkân tanıyacak. Sporcu soyunma odaları ve antrenör odalarıyla da profesyonel spor faaliyetleri için gerekli tüm altyapı sağlanmış olacak. Geniş fuaye alanları, kafeterya ve dinlenme bölümleri sayesinde tesis, günün her saatinde yaşayan bir merkez haline gelecek. Açık Alanlarıyla Sosyal Yaşamı Canlandıracak Projenin önemli bir bölümünü oluşturan 4 bin metrekarelik açık alan, sosyal yaşamı destekleyecek şekilde tasarlandı. Açık spor sahaları, yürüyüş yolları ve dinlenme alanlarıyla her yaştan vatandaşın kullanımına hitap edecek bir çevre düzenlemesi planlanıyor. Açık ve kapalı otopark alanlarıyla ulaşım kolaylığı sağlanırken, peyzaj düzenlemeleriyle estetik ve fonksiyonel bir çevre oluşturuluyor. Bu yönüyle merkez, sadece gençlerin değil ailelerin de vakit geçirebileceği bir cazibe noktası olacak. Çevreci Yaklaşım: Çim Çatı Sistemi Projede öne çıkan yenilikçi unsurlardan biri de çim çatı uygulaması. Doğayla uyumlu mimari anlayışın bir yansıması olan bu sistem hem enerji verimliliği hem de estetik açıdan önemli avantajlar sunuyor. Çim çatı sayesinde yapı yazın daha serin, kışın ise daha sıcak kalırken, ısı ve ses yalıtımı da doğal yollarla sağlanmış olacak. Aynı zamanda çatıda oluşturulacak yürüyüş alanları, bitkilendirme ve ahşap yüzeylerle kullanıcılar için farklı bir deneyim sunulacak. Bu uygulama, şehirde sürdürülebilir mimari örneklerinden biri olarak öne çıkacak. Afetlere Karşı Güçlü ve Hazır Merkez Kahramanmaraş Gençlik ve Spor Merkezi, yalnızca günlük kullanım için değil, olağanüstü durumlar için de planlandı. Tesis bünyesinde yer alacak 570 metrekarelik sığınak, afet ve acil durumlarda binlerce kişiye hizmet verebilecek kapasitede olacak. Bu özellik, projeyi klasik bir sosyal tesis olmanın ötesine taşıyarak, şehir için stratejik bir altyapı unsuru haline getiriyor. Afetlere hazırlıklı bir şehir hedefi doğrultusunda geliştirilen bu yaklaşım, merkezin önemini daha da artırıyor. Bölgenin Yeni Cazibe Merkezi Olmaya Aday Tüm bu özellikleriyle Kahramanmaraş Gençlik ve Spor Merkezi; mimari yapısı, dayanıklılığı, çevreci yaklaşımı ve sunduğu geniş imkanlarla tamamlandığında bölgenin en önemli cazibe merkezlerinden biri olacak. Gençlerin enerjisini doğru alanlara yönlendirecek, sosyal hayatı canlandıracak ve şehrin vizyonuna katkı sağlayacak proje, Kahramanmaraş’ın geleceğine yapılan en önemli yatırımlardan biri olarak öne çıkıyor. “Gençlerimiz İçin Modern Yaşam Alanları Oluşturuyoruz” Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, “Gençlerimiz bizim geleceğimizin teminatı. Onların fiziksel, sosyal ve kültürel anlamda kendilerini geliştirebilecekleri modern alanlar oluşturmak en önemli sorumluluklarımızdan biri. Kahramanmaraş Gençlik ve Spor Merkezi de bu anlayışın somut bir yansıması. Bu projeyi sadece bir spor tesisi olarak değil, gençlerimizin vakit geçirebileceği, kendini geliştirebileceği ve sosyal bağlarını güçlendirebileceği kapsamlı bir yaşam alanı olarak tasarladık. İçerisinde sanattan spora, eğitimden sosyal aktivitelere kadar birçok imkânı barındıracak. Aynı zamanda afetlere karşı hazırlıklı bir şehir hedefimiz doğrultusunda tesisimize sığınak da kazandırıyoruz. Bu yönüyle merkezimiz, olağanüstü durumlarda da vatandaşlarımıza hizmet verecek önemli bir altyapıya sahip olacak. Çalışmalarımızı hızla sürdürüyoruz. İnşallah en kısa sürede tamamlayarak gençlerimizin hizmetine sunacağız. Kahramanmaraş’ımıza hayırlı olsun” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye- Endonezya Arasında Bilim ve İrfan Köprüsü!  Haber

Türkiye- Endonezya Arasında Bilim ve İrfan Köprüsü! 

Prof. Dr. Tarhan, "Mevlâna bugün yaşasaydı yapay zekâyı ve sosyal medyayı kullanırdı. Ancak viral olmaktan çok derinliği, alkıştan çok anlam arayışını tercih ederdi. Allah ile 'online' olmayı sağlardı. Mevlâna’yı bilim dünyasına sunmazsak bu bir vebal olur.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve beraberindeki heyet, Endonezya’da 4 gün süren bir dizi stratejik temas ve bilimsel buluşma gerçekleştirdi. Paramadina Üniversitesi ile imzalanan iş birliği protokolü ve Cakarta’da açılan resmi temsilcilikle Türkiye-Endonezya arasındaki eğitim diplomasisi yeni bir boyut kazanırken, Prof. Dr. Tarhan’ın "Mesnevi Terapi" ve "Modern İnsanın Anlam Arayışı" üzerine verdiği konferanslar Endonezyalılar tarafından ilgiyle takip edildi. “Mevlâna bugün yaşasaydı yapay zekâyı kullanırdı” Ziyaretin ilk durağı olan Paramadina Üniversitesi’ndeki "Mesnevi Terapi" panelinde konuşan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Batı dünyasının son yıllarda keşfettiği Pozitif Psikoloji disiplininin aslında 700 yıl önce Mevlâna tarafından sistemleştirildiğini ifade etti. Prof. Dr. Tarhan, şu çarpıcı tespitte bulundu: "Mevlâna bugün yaşasaydı yapay zekâyı ve sosyal medyayı kullanırdı. Ancak viral olmaktan çok derinliği, alkıştan çok anlam arayışını tercih ederdi. Allah ile 'online' olmayı sağlardı. Mevlâna’yı bilim dünyasına sunmazsak bu bir vebal olur. O, narratif terapi ve bibliyoterapi yöntemlerini asırlar önce hikâyelerle kullanmıştı; bugün Harvard ve Yale’de okutulan Pozitif Psikoloji, aslında Mevlâna’nın metodolojisidir." Yapay zekâ ve "akıllı tasarım" analizi Teknolojinin ulaştığı son noktayı "Tevhid" inancı ve matematiksel modellerle açıklayan Prof. Dr. Tarhan, yapay zekânın ilahi bir tasarımın delili olduğunu söyledi ve “Matematik ve mantık bilgisayarları; matematik ve felsefe ise yapay zekâyı doğurdu. 'Fuzzy Logic' (Bulanık Mantık) ve 2024 Nobel Fizik Ödülü alan çalışmalar, kâinatın tesadüfi olmadığını kanıtlıyor. Yapay zekâ, Kur’an-ı Kerim’de belirtilen 'Levh-i Mahfuz' (evrensel veri tabanı) kavramına bilimsel bir delil teşkil ediyor. Bu, 'Akıllı Tasarım'ın ve Süper-determinizmin matematiksel ispatıdır." diye konuştu. Modern insan kanser hücresi gibi tüketiyor Endonezya gezisi kapsamında İstiklal Kültür Merkezi ve Yunus Emre Enstitüsü’ndeki konuşmalarında modern insanın "hazcılık" (hedonizm) ve "narsisizm" kıskacında olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, narsisizmi biyolojik bir felaketle kıyasladı ve "Narsisizm, vücuttaki en özgür ama en tehlikeli hücre olan kanser hücresine benzer. Kanser hücresi sınır tanımaz, yanındakini yutarak büyür ama sonunda hem bünyeyi hem kendini öldürür. Modern insan, 'Kaliforniya Sendromu' ile birlikte sadece tüketmeye ve haz almaya odaklı bir hayata hapsedildi. Bu durum, bireyi kalabalıklar içinde derin bir yalnızlığa sürüklüyor." şeklinde konuştu. Pozitif Psikolojinin Referansı Mevlâna… Batı dünyasının son yıllarda "Mutluluk bilimi" olarak sunduğu Pozitif Psikoloji’nin aslında Mevlâna’nın metodolojisi olduğunu belirten Tarhan, PERMA modelini tasavvufi kavramlarla açıkladı. Pozitif Psikolojinin en son teorisi olan Seligman’ın PERMA Modeli’nde bulunan 5 maddenin tasavvufta bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, bu maddeleri şöyle açıkladı: “P harfi (positive emotion), E harfi (engagement), R harfi (relationships), M harfi (meaning) ve A harfi (accomplishment). Birinci madde; kişinin hayatında ilk başta pozitif algıyla hareket etmesi. Bu nedir? Tasavvufta insanlar aksini görmedikçe her insan dost olabilir diyor. Bu felsefenin aynısını alıp, pozitif psikolojide işlemişler. İkincisi kişinin mutlu olacağı işe angaje olması yani küçük şeylerden mutlu olma hali. Şükür kelimesinin karşılığı. Küçük şeylere şükredebilmek. Üçüncü madde ilişki kurmak, sosyal bağları güçlü tutmak, bu da tasavvuftaki dost insan kavramına karşılık geliyor. Tasavvufun özü sana yardım edecek dost mu arıyorsun, o çok az ama yardım edilecek dost arıyorsan o kadara çok var ki. İyilik yapmayı yöntem haline getirmek irfan öğretisinin felsefesi. Dördüncüsü anlamlılık, Her işe anlam kat. Tasavvuf kültürünün bir öğretisi de yaptığınız her işin anlamı var tebessüm etmek bile sadaka kabul ediliyor. Tebessümün bile sadaka kabul edildiği kültürü şu anda bilimsel olarak tanımlayabiliyoruz. Beşinci model ise başarının tadını almak. Küçük başarılardan haz almayı başarabilmek. Batı felsefesinin hep dafa fazla olmalı felsefesi burada sorgulanıyor. Perma’da bir madde eksik, gerçek mutluluk sadece bu dünyadaki mutlulukla mümkün olmaz ki, bu sadece bu dünyadaki mutluluğu hedefleyen bir felsefe.” Sufi meditasyonu beyni nasıl etkiliyor? Üsküdar Üniversitesi’nin nörobilim alanındaki çalışmalarına da değinen Prof. Dr. Tarhan, maneviyatın biyolojik karşılığını şu sözlerle anlattı: "Yaptığımız MR görüntüleme çalışmalarıyla 'Sufi Meditasyonu'nun beynin duygu regülasyon merkezi olan anterior singulat korteksi canlandırdığını bilimsel olarak kanıtladık. Allah’a inanmak ve O’nunla bütünleşme hissi, beyinde mutluluk hormonları olan dopamin, serotonin ve oksitosin salgılatıyor. Bu, depresyona karşı en güçlü koruyucu kalkandır." Sadaka ekonomisi ve sosyal güven Batı dünyasının "Sadaka ve yardımlaşmayı maliyet artırıcı" gördüğü kapitalist dönemden "Sosyal sorumluluk" aşamasına geçtiğini söyleyen Tarhan, İslamiyet’teki zekât ve sadaka kültürünün toplumsal güveni inşa ettiğini vurguladı. Prof. Dr. Tarhan, "Güvenin olduğu yerde barış, barışın olduğu yerde ise üretim ve huzur olur" diyerek, tasavvufun toplumsal refah üzerindeki etkisine dikkat çekti. Katılımcılardan gelen soruları da cevaplayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, tasavvuf ve psikoloji penceresinden kadın-erkek ilişkilerine ve beyin yapısındaki farklılıklara da dikkat çekici söylemlerde bulundu. Akademik diplomasi ve yeni temsilcilik Ziyaret kapsamında Üsküdar Üniversitesi ile Paramadina Üniversitesi arasında öğrenci ve akademisyen değişimini kapsayan bir MOU (İyi Niyet Protokolü) imzalandı. Ayrıca, Üsküdar Üniversitesi’nin Endonezya Temsilciliği Cakarta’da resmi olarak faaliyetlerine başladı. Temsilciliği İbrahim Albayrak temsil edecek. Paramadina Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Lin Mayasari de iş birliği hakkında, "Üsküdar Üniversitesi ile bu girişim, üniversite olarak iş birliği ağlarımızı ciddi anlamda geliştirecek ve Türkiye ile aramızda ilmi bir köprü kuracaktır." dedi. Endonezya’da "Best-Seller" ilgisi Prof. Dr. Tarhan’ın Endonezya diline (Bahasa Indonesia) çevrilen altı kitabı, bölgede büyük ilgi görerek "en çok satanlar" listelerine girdi. Özellikle narsisizm, aile değerleri ve pozitif psikoloji üzerine kaleme aldığı eserler, Uzak Doğu’nun bu yoğun nüfuslu ülkesinde hem akademik çevrelerin hem de halkın yoğun ilgisini çekti. Tarhan’ın kitapları, Endonezyalı okurlar için modern hayatın getirdiği ruhsal krizlere karşı "akılcı ve manevi" bir rehber niteliği taşıyor. Yeni Kitap Müjdesi: "İyi Düşün, İyi Hisset, İyi Ol" Cakarta programının sürpriz detaylarından biri de Tarhan’ın Aile Yayınları’ndan çıkan son eseri "İyi Düşün, İyi Hisset, İyi Ol" kitabının Endonezya diline çevrilmesi oldu. Bilişsel davranışçı yaklaşımları hikmetli bir perspektifle sunan bu eserin de çevrilmesiyle birlikte, Tarhan’ın Endonezya dilindeki külliyatı daha da zenginleşti. Program kapsamında gerçekleştirilen her oturumun ardından düzenlenen imza törenlerinde, okurların ellerinde Tarhan’ın yeni çevrilen bu kitabıyla uzun kuyruklar oluşturması dikkat çekti. Okurlardan Yoğun İlgi ve Uzun İmza Sırası… Paramadina Üniversitesi’nden İstiklal Kültür Merkezine, Yunus Emre Enstitüsü’nden resmi temaslara kadar her durakta Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bir bilim insanı olduğu kadar bir yazar olarak da yoğun sevgi seliyle karşılandı. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın Endonezya programı, başkent Cakarta’daki Yunus Emre Enstitüsü’nde düzenlenen “Yunus Emre ile Günümüz Problemlerine Manevi Reçeteler” başlıklı söyleşi ile tamamlandı. Mevlâna’dan Yunus’a: Medeniyetin İnşacıları Konuşmasına Mevlâna ve Yunus Emre arasındaki manevi bağa dikkat çekerek başlayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, her iki ismin de aynı dönemde yaşadığını ve Osmanlı’nın kuruluşunun fikri temellerini attığını belirtti. Tarhan, "Mevlâna ulema arasında hizmet ederken, Yunus Emre halkın içine girerek aynı bilgeliği avama ulaştırmıştır. Osmanlı’nın 600 yıl boyunca dünyaya barış getirmesinin sırrı, bu isimlerin 'İlay-i Kelimetullah' ve 'İlahi Rıza' eksenli felsefesinde saklıdır" dedi. Yapay zekanın Mevlana ve Yunus cevaplarına derin analiz… Tarhan, Yapay Zeka’ya “Hazreti Mevlana ve Yunus bu zamanda yaşasaydı hangi metodu kullanırdı? Yunus Emre'yi bugüne getirdiğimizde bu çağda yaşasaydı nasıl bir yöntem izlerdi?” sorduğu bu sorulara cevaplarını derinlemesine analiz ederek başladı. Günümüz dünyasının en büyük iki küresel düşmanının materyalizm ve ateizm olduğunu ifade eden Tarhan, bu akımların insanı "anlam kaybına" sürüklediğini söyledi. Bediüzzaman Said Nursi’nin bu konudaki tespitlerine değinen Tarhan, "İslam’ın hakikatlerini bu çağın fen ilimleriyle ispat etmek bir zorunluluktur. Bugünün Müslümanı bir elinde bilim ve teknolojiyi, diğer elinde Kur’an’ı tutarak yaşamalıdır" vurgusunu yaptı. Endonezya ziyareti ile gönül coğrafyaları arasında bilim ve irfan köprüsü Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın Endonezya programı, akademik diplomasiden manevi buluşmalara kadar her aşaması yoğun ilgi ve nitelikli buluşmalarla tamamlandı. Modern psikiyatrinin verilerini Mevlâna ve Yunus Emre’nin öğretileriyle sentezleyen Tarhan, sadece akademik bir paylaşım yapmadı; aynı zamanda Türkiye ve Endonezya arasında kalıcı bir gönül köprüsü inşa etti. Endonezyalı gençlerin ve akademik camianın yoğun ilgisiyle taçlanan bu program, 'Bilim ve Bilgelik' vizyonunun küresel ölçekteki karşılığını gösteren tarihi bir ziyaret olarak kayıtlara geçti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Kaçkar Turizm Fuarı’nda Geri Sayım Başladı Haber

 Kaçkar Turizm Fuarı’nda Geri Sayım Başladı

Yoğun katılımla gerçekleşen toplantıya; Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, Artvin Vali Yardımcısı Dilara Şenoğlu, Rize Belediye Başkanı Rahmi Metin, Rize Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Erdoğan, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Genel Sekreteri Adnan Er, DOKA Genel Sekreteri Kemal Akpınar, Ak Parti Rize İl Başkanı Yılmaz Katmer, Artvin ve Rize Kültür ve Turizm Müdürleri, protoköl üyeleri’nin yanı sıra Rizem Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Burak Avcı ile çok sayıda basın mensubu katıldı. Kaçkar Turizm Fuarı, 17-18 Nisan 2026 tarihlerinde Rize Merkez Çay Çarşısı Etkinlik Alanı’nda düzenlenecek. Rize ve Artvin Valilikleri himayesinde, Rizem Kültür Turizm Derneği’nin koordinatörlüğünde düzenlenen fuar; “Discover Kaçkar” turizm stratejisi çerçevesinde hayata geçiriliyor. Fuar kapsamında, Rize ve Artvin illerinin turizm potansiyelinin tespit edilmesi, tanıtılması ve geliştirilmesi hedeflenirken, aynı zamanda turizm paydaşları arasında ortak hareket etme bilincinin güçlendirilmesi amaçlanıyor. Doğa, kültür ve gastronomi turizmine odaklanan etkinlik programında; etkinlik sokağı, ulusal ve uluslararası spor turizmi tanıtımları ile sürdürülebilir turizm temalı paneller yer alacak. Rize Valisi Baydaş: Kaçkar Turizm Fuarı Bölge Turizmi İçin Yeni Bir Dönüm Noktası Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, Kaçkar Turizm Fuarı’nın bölge turizmi adına atılmış önemli bir ilk adım olduğunu belirterek, ilerleyen süreçte bu tür organizasyonların çok daha büyük sonuçlar doğuracağını ifade etti. Artık turizmde sadece tanıtım değil, farklılaşarak güçlü bir şekilde kendini sunma dönemine girildiğini vurguladı. Rize-Artvin Havalimanı’nın bölge turizmi için kritik bir dönüm noktası olduğunu dile getiren Baydaş, bu yatırımın hayata geçmesinde emeği geçen başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere herkese teşekkür etti. Havalimanı sayesinde turizm odaklı faaliyetlerin daha kolay ve etkili şekilde gerçekleştirilebildiğini söyledi. Rize ve Artvin’in ortak doğal zenginliklere sahip olduğunu belirten Vali Baydaş, Kaçkar Dağları, yaylalar, dereler ve eşsiz doğanın iki şehir için güçlü bir ortak değer oluşturduğunu ifade etti. Bu ortaklık temelinde iki ilin birlikte hareket ederek ortak bir turizm vizyonu geliştirmesi gerektiğini vurguladı. Kaçkar Turizm Fuarı’nın sadece bir tanıtım etkinliği olmadığını belirten Baydaş, yüzlerce katılımcının yer alacağı fuarda birebir iş görüşmeleri, iş birlikleri ve tur organizasyonlarının planlanacağı, sonuç odaklı ve uluslararası nitelikte bir organizasyon hedeflediklerini kaydetti. Rize Belediye Başkanı Metin: Hedefimiz Nitelikli ve Sürdürülebilir Turizm Modeli Rize Belediye Başkanı Rahmi Metin, gelişen teknoloji ve ulaşım imkanlarıyla birlikte turizmin dünya genelinde hızla büyüdüğünü belirterek, önemli olanın sahip olunan doğal ve kültürel zenginlikleri doğru şekilde tanıtabilmek olduğunu vurguladı. Rize ve Kaçkarlar’ın bu açıdan büyük bir potansiyele sahip olduğunu ifade etti. Son yıllarda turizm alanında yapılan çalışmaların somut sonuçlar vermeye başladığını dile getiren Başkan Rahmi Metin, Rize ve Artvin’in ortak hareket ederek güçlü bir turizm sinerjisi oluşturduğunu söyledi. Belediye olarak da gastronomi, doğa turizmi ve yeni destinasyon alanlarında şehrin cazibesini artıracak projeler geliştirdiklerini belirtti. Ulaşım yatırımlarıyla bölgenin erişilebilirliğinin önemli ölçüde arttığını kaydeden Metin, turizmde hedeflerinin kitlesel değil; doğayı koruyan, yüksek katma değer sağlayan nitelikli ve sürdürülebilir bir turizm modeli olduğunu vurguladı. Artvin Vali Yardımcısı Şenoğlu: Kaçkar Turizm Fuarı Bölgesel Turizmde Ortak Vizyonu Güçlendiriyor Artvin Vali Yardımcısı Dilara Şenoğlu, Discover Kaçkar turizm stratejisi kapsamında hayata geçirilen Kaçkar Turizm Fuarı vesilesiyle bir araya gelmekten memnuniyet duyduklarını ifade etti. Fuarın, bölgenin sahip olduğu doğal, kültürel ve tarihi zenginliklerin daha güçlü şekilde tanıtılması, turizmde ortak vizyonun ortaya konulması ve geleceğe yönelik hedeflerin paylaşılması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Artvin ve çayın anavatanı Rize’nin aynı coğrafyanın iki güçlü merkezi olduğunu belirten Şenoğlu, Kaçkar Dağları’nın yaylaları, vadileri ve doğa turizmi imkanlarıyla bölgenin ortak turizm gücünün temelini oluşturduğunu dile getirdi. Doğu Karadeniz’de bu iki ilin birlikte hareket etmesinin, bölgenin tamamına değer katacağını ve ulusal ile uluslararası alanda görünürlüğünü artıracağını söyledi. Turizmde tanıtım kadar ulaşımın da kritik bir unsur olduğuna dikkat çeken Şenoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde hayata geçirilen Rize-Artvin Havalimanı’nın bölge turizmine önemli katkı sağladığını belirtti. Havalimanı sayesinde ziyaretçilerin bölgeye daha hızlı ve kolay ulaşabildiğini ifade eden Şenoğlu, bölgenin cazibesini ve turizm potansiyelini artırdığını kaydetti. DOKA Genel Sekreteri Akpınar: Kaçkarlar Uluslararası Turizm Destinasyonu Olma Yolunda Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) Genel Sekreteri Kemal Akpınar, ajansın 2010 yılında kurulmasından bu yana bölgenin en önemli potansiyel alanlarından birinin turizm olduğunu vurguladı. Bu doğrultuda tanıtım faaliyetlerinin yanı sıra altyapı, değer zinciri ve turizm ekosistemini güçlendiren çok sayıda projeyi hayata geçirdiklerini belirtti. Yaklaşık 15 yılı aşkın süredir turizmi, bölgesel kalkınmanın temel unsurlarından biri olarak konumlandırdıklarını ifade eden Akgün, son üç yılda özellikle Rize Valiliği’nin himayesinde yürütülen çalışmalarla Kaçkarlar’ın uluslararası bir dağ, doğa ve macera turizmi destinasyonu haline getirilmesi yönünde önemli ilerleme kaydedildiğini söyledi. Akgün, sürdürülebilir, yeşil ve akıllı turizm ilkelerini esas alan Kaçkar destinasyon vizyonunun, Rize ve Artvin’i kapsayan entegre bir yaklaşımla hayata geçirildiğini belirterek, bu çalışmaların her iki ilin marka değerini güçlendirmeye yönelik önemli bir adım olduğunu dile getirdi. Rizem Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Avcı: Kaçkar Turizm Fuarı Güçlü Bir İş Birliği Platformu Oluşturuyor Rizem Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Burak Avcı, Kaçkar Turizm Fuarı’nın bir işbirliği ve güç birliği projesi olduğunu vurgulayarak, etkinliğin geniş bir paydaş ağıyla hayata geçirildiğini belirtti. Sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları, turizm profesyonelleri ve seyahat acentelerinin yoğun katılımından duydukları memnuniyeti dile getirdi. 17-18 Nisan tarihlerinde Rize Çay Çarşısı Etkinlik Alanı’nda düzenlenecek fuarda, Rize ve Artvin’den yaklaşık 150 seyahat acentesi ve otel işletmesi stantlarıyla yer alacak. Ayrıca oluşturulan özel görüşme alanlarında 600’e yakın B2B randevu planlanarak, yerel turizm işletmeleri ile yurt içi ve yurt dışından gelen sektör temsilcileri arasında ticari iş birliklerinin geliştirilmesi hedefleniyor” dedi. Avcı konuşmasında, “Fuar kapsamında 300 kişilik panel alanında, turizm sektörünün önde gelen isimleri, akademisyenler ve sektör temsilcilerinin katılımıyla iki gün boyunca toplam 6 panel gerçekleştirilecek. Etkinliğin öne çıkan bölümlerinden biri olan “Turizm Sokağı”nda ise Rize ve Artvin’in turizm değerleri ve kültürel etkinlikleri ziyaretçilere tanıtılarak fuara farklı bir deneyim kazandırılacak” dedi. Kaçkar Turizm Fuarı Sektör ve Yatırımcıları Aynı Çatıda Topluyor Bölgenin turizmde dönüşüm sürecine katkı sağlamayı hedefleyen Kaçkar Turizm Fuarı, yatırımcıların ilgisini Doğu Karadeniz’e çekerek ekonomik kalkınmayı desteklemeyi ve uluslararası ölçekte kalıcı iş birliklerinin kurulmasına zemin hazırlamayı amaçlıyor. Fuar kapsamında 200’ün üzerinde yabancı, 500’ün üzerinde yerli seyahat acentası ile 1000’den fazla turizm profesyonelinin katılımı bekleniyor. Ayrıca 150 firma stant açarken, 450’ye yakın B2B görüşme gerçekleştirilecek. Etkinlikte düzenlenecek famtrip programı ile 264 yerli ve yabancı sektör temsilcisine Rize ve Artvin’in turizm destinasyonları tanıtılacak. Fuar, paneller, tanıtım etkinlikleri ve gala programıyla iki gün boyunca ziyaretçilerini ağırlayacak. Fuara 3.000’in üzerinde bireysel ziyaretçinin katılımı bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

UEZ’de Yeni Yatırım Modelleri, Stratejiler ve Fırsatlar Masaya Yatırıldı Haber

UEZ’de Yeni Yatırım Modelleri, Stratejiler ve Fırsatlar Masaya Yatırıldı

2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), bu yıl 15’inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor. “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla düzenlenen zirvenin ikinci günü de yoğun katılımla gerçekleşti. Ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu’nun üstlendiği zirvenin ikinci gününün dördüncü paneli “Yeni Yatırım Modelleri, Stratejiler ve Fırsatlar” başlığıyla düzenlendi. Bacacı Holding’in sponsorluğunda yapılan panelin moderatörlüğünü EY-Parthenon Türkiye Başkanı Özge Gürsoy Büyükavşar üstlendi. Bacacı Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Cem Cansu, panelde yaptığı konuşmada, şirket yapılarının hibrit bir model üzerine kurulu olduğunu belirterek, aktif değer yaratan bir grup olduklarını, potansiyel ile performans arasındaki farkı minimize etmeye odaklandıklarını söyledi. Değer üretiminin ciddi yatırım gerektirdiğini vurgulayan Cansu, “Buna çok ciddi yatırım yapmak gerekiyor. Bizim değer yaratma modelimizde birkaç tane olmazsa olmazımız var. Biz 10 bin kişilik bir aileyiz. Müşterimiz, tedarikçimiz ve paydaşlarımızla hareket ediyoruz.” dedi. Çoklu değer üretimine dayalı bir yatırım anlayışı benimsediklerini söyleyen Cansu, sürdürülebilirliğin bu yaklaşımın merkezinde yer aldığını belirtti. “Dünyanın geçmiş 50-100 yılına bakın, insanlığın refahı hep artmış. İyimser olmak için ortada sebepler de var. Bu dönemde çok ciddi zikzaklar da olmuş. İniş çıkışları yaşadığımız noktalar oldu. Dayanıklı ve sürdürülebilir olanlar ayakta kaldı.” diyen Cansu, yatırım kararlarında orta ve uzun vadeli perspektifin belirleyici olduğunu kaydetti. Yapay zekâ yatırımlarına da değinen Cansu, teknolojinin tek başına anlam ifade etmediğini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Yapay zekayı tek başına yapay zeka olarak konuştuğumuz zaman da aslında bu biraz yapay kalabiliyor. Yani bu aslında bizim içimizde bir dönüşüm. Çünkü bireysel ya da kurumsal tecrübelerimde gördüğüm, yapay zekaya ne kadar doğru veriyi, ne kadar doğru süreçle ve sistematik olarak verdiğimiz zaman buradaki verim artıyor. Aksi takdirde açıkçası aynı verimi alamadığımızı görüyoruz. Dolayısıyla önce aslında veri, sistem, süreç, hatta insan kaynağı organizasyonu dahi bunun içine katabiliriz. Bunların tam oturmuş olması yapay zekanın bence sonuçlarını olumlu yönde etkileyen faktörler olarak görüyorum.” Cem Cansu, özellikle veriye çok önemli yatırımlar yaptıklarına dikkati çekerek, “Aslında yatırımcı kimliğimizle, tabii bizim bir start-up hedeflerimiz de var, önümüzdeki dönemlerle alakalı ve burada özellikle yapay zeka konusunda bizim operasyonel derinliğimizi ve finansal gücümüzü onların inovasyon ve esneklikleriyle birleştireceğimiz hem yatırım hem de bu anlamdaki hedeflerimize daha verimli bir şekilde ulaşacağımız hedefler amaçlarımız da bu yönde 500 milyon TL gibi 2026 için yatırım hedefine koymuş durumdayız.” değerlendirmesinde bulundu. “Demografinin değişimi de çok önemli bir etken” Diffusion Capital Partners Ortağı Alper Karagöz de derin teknoloji yatırımlarına odaklandıklarını belirterek, “Derin teknoloji alanında yatırımlar yapıyoruz. Karşımızda işi büyütebilecek bir takım görürsek yatırım yapıyoruz. Diğer unsur, pazar büyük mü, potansiyel var mı ona bakıyoruz. Bu işi yaparken dönemsel birtakım kaygılar var. 10 yıl önce yatırım yaptığımız işe bugün yatırım yapma olasılığımız çok düşük. Yüksek teknolojinin dönüştürücü etkisi var. Artık laboratuvardan ürüne geçiş oldukça hızlı. Yüksek teknolojinin dönüştürücü etkisi var. Demografinin değişimi de çok önemli bir etken. Ona göre servisler gözetmeniz lazım. Sıfır karbona yolculukla alakalı bir trend de söz konusu. Dikey yapay zeka ile sağlıkta, otomasyonda bir sürü iş fikri geliyor ve bunları kullanıyoruz.” ifadelerini kullandı. Demografik değişimin de yatırım kararlarını etkilediğini belirten Karagöz, “Yaşlanan nüfus ve değişen ihtiyaçlar yeni servis alanları yaratıyor. Sıfır karbon hedefi ve dikey yapay zekâ uygulamaları özellikle sağlık ve otomasyon alanlarında önemli fırsatlar sunuyor.” dedi. Türkiye’nin girişimcilik ekosistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karagöz, “Patent sayıları ve bilimsel yayınlar ciddi artış gösteriyor. Bu durum insan kaynağı ve Ar-Ge tarafında güçlü bir potansiyele işaret ediyor” diye konuştu. Türkiye’nin oyun ve FinTech alanlarında güçlü olduğunu vurgulayan Karagöz, dijitalleşme kapasitesinin yüksek seviyede olduğunu ifade etti. “Gıda arzının yüzde 70 artırılması gerekecek” Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı & Besler CEO’su Mert Altınkılınç ise gıda sektöründe sürdürülebilirliğin kritik önem taşıdığını belirtti. “2050’de dünya nüfusu 10 milyara ulaşacak ve gıda arzının yüzde 70 artırılması gerekecek” diyen Altınkılınç, bu sürecin aynı zamanda önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Tedarik zincirinin kırılgan olduğu bir dönemde gıda sektörünü çok geniş perspektifte ele alınması gerektiğini ifade eden Altınkılıç, şunları kaydetti: “Sürdürülebilirliği işin merkezine alan, verimliliğe odaklanan, tüketici değişikliklerini algılayabilen devletler ve şirketler önde olacaktır. Tüketicilerin güvenini almak da çok önemli. Tüm paydaşlarımızla şeffaf bir ilişki kuruyoruz. Yaş meyve sebze işinde gıda atığı yüzde 50’lere gelmiş durumda. Biz bunu dondurulmuş gıdada yüzde 7’ye kadar indirdik. Kadın çiftçilere odaklandık. Sektördeki kadınların yüzde 80’i ücret almayan veya yan haklardan mahrum insanlardan oluşuyor. Bu konuda çalışmalar yapıyoruz bakanlıklarla iş birliği içinde. İyi ve kaliteli gıdayı herkese erişebilir hale getiriyoruz.” “Türkiye ile ilgili istihdam yaratabileceğimiz alanlarda destekler sunuyoruz” Uluslararası Finans Kurumu (IFC) Türkiye, Kazakistan ve Özbekistan Direktörü Lisa Kaestner belirsizliklerin arttığı bir dönemde finansal dayanıklılığın kritik hale geldiğini söyledi. Son 10 yılda 25 milyar doların üzerinde bir kaynak sağladıklarını belirten Kaestner, “Finansta dayanıklılık olmalı ve orada sürdürülebilirlik de olmalı. Türkiye’de değer zincirini geliştirmeliyiz. Verimliliği artırmak da bizim çalışmalarımız arasında yer alıyor. Finans sektöründe fonlarla da çalışmak mümkün. Türkiye ile ilgili önemli altını çizmek istediğim konu, istihdam yaratabileceğimiz alanlarda destekler sunuyoruz. İklim değişikliği için finansmanlar sağladık. Bir takım start-up’lara da desteklerimiz oldu. Dijitalleşmeyi önceliklendiren KOBİ’lere destek sağlıyoruz.” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaş Değil, Damar Yaşı Belirleyici Haber

Yaş Değil, Damar Yaşı Belirleyici

Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen “Az Ye Çok Yaşa” oturumunda konuşan Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kerim Güler, uzun yaşamın temel belirleyicisinin damarsal sağlık olduğunu söyledi. Uzun yaşamın ancak sağlıklı damar yapısıyla mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Kerim Güler, tüm kan ve lenf damarlarının iç yüzeyini kaplayan endotel tabakasının artık bir organ olarak kabul edildiğini ifade etti. Yaklaşık 1,5 kilogram ağırlığında ve açıldığında 800 metrekarelik yüzeye ulaşan endotel, bu özellikleriyle vücuttaki en büyük organlardan biri olarak tanımlanıyor. Vücuttaki tüm organların damar sağlığından etkilendiğini vurgulayan Prof. Dr. Güler, kalp, beyin ve böbrek gibi hayati organların bu etkileri çok daha hızlı gösterdiğini ifade etti. En küçük tıkanıklık bile risk Diyabet, sigara ve hipertansiyonun damar yapısına doğrudan zarar verdiğini belirten Prof. Dr. Güler, damar sağlığının korunmasının kritik olduğunu söyledi. Organların sağlıklı şekilde çalışabilmesi için kan akımının düzenli ve kesintisiz olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Güler, damarlarda oluşabilecek en küçük tıkanıklıkların dahi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekti. Hipertansiyon, diyabet, sigara, obezite ve hareketsiz yaşamın başlıca risk faktörleri olduğunu belirten Güler, bu faktörlerin çoğu zaman birlikte görüldüğünü ve organ hasarı riskini artırdığını söyledi. “Yaşlanma kontrol edilebilir” Yaşlanmayı etkileyen faktörlerin büyük ölçüde kontrol edilebilir olduğunu ifade eden Güler, diyabetin tedavi edilebildiğini, lipitlerin düşürülebildiğini, sigaranın bırakılabildiğini ve hipertansiyonun kontrol altına alınabildiğini belirtti. “Bir insanın yaşı kronolojik değil, damarsal yaşıyla ölçülür” diyen Prof. Dr. Güler, uzun yaşamın ancak endotelin korunmasıyla mümkün olduğunu söyledi. Kalp hastalıkları ilk sırada İnflamasyonun damar sağlığı üzerindeki etkisine dikkat çeken Prof. Dr. Güler, serbest radikal artışı ve fiziksel hareketsizliğin bu süreci hızlandırdığını belirtti. Obezitenin küresel ölçekte en önemli sağlık sorunlarından biri haline geldiğini söyleyen Güler, Lancet’te yayımlanan hastalık yükü araştırmasına göre obezitenin 1990’da 16’ncı sıradayken 2017’de ilk sıraya yükseldiğini ifade etti. Türkiye’de her gün 345 kişinin ilk enfarktüs nedeniyle hayatını kaybettiğini belirten Prof. Dr. Güler, bu ölümlerin büyük bölümünün önlenebilir risk faktörleriyle ilişkili olduğunu söyledi. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre de ölüm nedenleri arasında ilk sırada kalp hastalıkları yer alıyor. Risk katlanarak artıyor Diyabet, hipertansiyon ve yüksek LDL kolesterolün birlikte görülmesinin riski 20 kat artırdığını belirten Prof. Dr. Güler, buna obezitenin eklenmesiyle riskin 60 katına çıktığını söyledi. “Obezite bu tablonun merkezinde yer alıyor” diyen Prof. Dr. Güler, kilo kontrolünün diğer risk faktörlerini de doğrudan etkilediğini vurguladı. Türkiye’de tablo kritik Türkiye’de hipertansiyon kontrolünde başarısızlık oranının yüzde 46 olduğunu belirten Prof. Dr. Kerim Güler, bu oranla Avrupa’nın gerisinde kalındığını ifade etti. 2035 yılında dünya genelinde 650 milyon kişinin diyabetli olmasının beklendiğini belirten Prof. Dr. Güler, Türkiye’de ise her 100 kişiden 65’inin hedeflenen kan şekeri seviyelerine ulaşamadığını söyledi. Prediyabet erken uyarı sinyali Prediyabetin erken müdahale için kritik bir aşama olduğunu belirten Prof. Dr. Güler, kan şekeri 100’ün üzerine çıktığında mutlaka önlem alınması gerektiğini ifade etti. Prediyabet, diyabet ve obezite arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çeken Prof. Dr. Güler, vücut kitle indeksi 35’in üzerinde olan bireylerde ek risk faktörlerinin bulunmasının metabolik sendrom anlamına geldiğini söyledi. 3 milyar kişi risk altında Araştırmalara göre 2030 yılında dünya genelinde erişkinlerin yüzde 50’sinin yüksek vücut kitle indeksine sahip olacağını belirten Prof. Dr. Güler, bunun yaklaşık 3 milyar kişiye karşılık geldiğini ifade etti. Türkiye’nin fazla kilolu ve obez birey oranında en yüksek prevalansa sahip ülkeler arasında yer aldığını da sözlerine ekledi. Yüzde 13’lük kilo kaybının Tip 2 diyabet riskini yüzde 40, uyku apne sendromunu yüzde 27, hipertansiyonu yüzde 25 ve dislipidemiyi yüzde 22 oranında düşürdüğünü belirtti. Beslenme belirleyici rol oynuyor Akdeniz ve Meksika tipi beslenmenin sağlıklı olduğunu, batı tarzı beslenmenin ise riskleri artırdığını belirten Prof. Dr. Güler, pişirme yöntemlerinin dahi sağlık üzerinde etkili olduğunu söyledi. Turpgiller ailesinden sebzelerin metabolik sendrom hastalarında CRP seviyelerini düşürdüğünü, çilek ve dağ meyvelerinin inflamasyon göstergelerini azalttığını belirten Güler, tam tahıllar ve baklagillerin de benzer şekilde olumlu etkiler sağladığını ifade etti. Sağlıklı yağ kaynaklarının önemine de değinen Güler, tohum ve kuruyemişlerin inflamasyonu azalttığını, zeytinyağının IL-6 ve CRP seviyelerini düşürdüğünü, kırmızı et tüketiminin ise bu değerleri artırabildiğini söyledi. Prof. Dr. Güler, gıda takviyelerinin sağlıklı yaşlanma sürecinin destekleyicileri olduğunu söyleyerek, “Berberin gibi takviyeler kan şekerini dengelemeye, insülin direncini kırmaya, kolesterolü düzenlemeye destek sunan seçenekler arasında yer alır” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kocaeli'nde Tramvayların 5'i Bir Yerde, Ulaşım Hızlı ve Güvende Haber

Kocaeli'nde Tramvayların 5'i Bir Yerde, Ulaşım Hızlı ve Güvende

TÜM TRAMVAYLAR RAYLARA İNDİRİLDİ Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, çevreci, sürdürülebilir ve modern ulaşım hedefleri doğrultusunda raylı sistem yatırımlarını aralıksız sürdürüyor. Artan yolcu talebine yanıt vermek ve şehir içi ulaşımda konfor, hız ve erişilebilirliği daha da artırmak amacıyla yeni tramvaylar filoya kazandırılıyor. Bu kapsamda ihalesi tamamlanan ve Aralık 2025’ten itibaren kademeli olarak teslim edilen 5 tramvayın sonuncusu raylara indirildi. YERLİ ÜRETİM GÜCÜ İLE YÜKSEK TEKNOLOJİ Güncel teknolojinin en ileri donanımlarıyla üretilen ve kentin kültürel dokusunu yansıtan özgün tasarımıyla dikkat çeken tramvaylar, yüzde 70 yerlilik oranıyla öne çıkıyor. 33 metre uzunluğu, 12 kapılı yapısı ve 296 yolcu kapasitesiyle tasarlanan araçlar, yolcu akışını hızlı ve verimli bir şekilde sağlayacak. Özellikle yoğun saatlerde dahi yüksek konfor sunacak olan yeni tramvaylar, kesintisiz ulaşım imkânıyla Kocaeli’nin toplu taşımadaki kalite standartlarını daha da yukarı taşıyacak. KAPASİTEYİ İKİYE KATLAYAN ENTEGRE SİSTEM Otomatik kuplör sistemi sayesinde çiftli setler halinde işletilebilen araçlar, istasyonlarda devam eden genişletme çalışmalarının tamamlanmasıyla birlikte entegre bir şekilde hizmet verecek. Böylece Kocaeli’nin artan yolcu talebine yönelik kapasite önemli ölçüde artırılarak, tramvay hattının taşıma gücü iki katına çıkarılacak. Büyükşehir tarafından planlı şekilde hayata geçirilen projeler sayesinde şehirde toplu taşıma altyapısı her geçen gün daha da güçlenirken, ulaşım planı da daha hızlı, konforlu ve çevreci bir yapıya kavuşuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ASAT’tan Turizm Bölgesinde Gece Mesaisi Haber

ASAT’tan Turizm Bölgesinde Gece Mesaisi

ASAT Genel Müdürlüğü’nün gerçekleştirdiği çalışmalarla birlikte, Ilıca ve Çolaklı mahallelerinde özellikle turizm sezonunda artan su ihtiyacının daha güçlü, kesintisiz ve verimli bir altyapı ile karşılanması hedeflenirken, ASAT Genel Müdürü Cengiz Gülebay da bölgede yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek teknik ekiplerden detaylı bilgi aldı. Saha incelemeleri sırasında turizm bölgelerinde altyapının kesintisiz hizmet verebilmesinin önemine dikkat çeken Gülebay, hayata geçirilen yatırımların arıza risklerini azaltarak hizmet kalitesini artıracağını ifade etti. İSALE HATLARI YENİLENDİ KOLLEKTÖR İMALATLARI YAPILDI Sarılar Mahallesi hizmet sınırları içerisinde bulunan Su Üretim Tesisi’nde, Çolaklı ve Ilıca mahallelerine su sağlayan mevcut isale hatlarında yenileme ve deplase çalışmaları gerçekleştirildi. Bu kapsamda, Q900 ve Q800 çapındaki mevcut hatlar yenilenirken, Ilıca ve Çolaklı isale hatları için Q1000 çapında iki ayrı kollektör imalatı yapıldı. Tesis içerisindeki sondaj kuyularının yeni hatlara bağlantıları sağlanırken, yol geçişleri tamamlanarak mahallelere su iletimi kesintisiz şekilde sürdürülebilir hale getirildi. DEPODA MEKANİK SİSTEMLER YENİLENDİ Ilıca Mahallesi içme suyu deposunda ise ekonomik ömrünü tamamlayan mekanik enstrümanlar yenileriyle değiştirildi. Yapılan çalışmalarla deponun işletme güvenliği ve verimliliği artırıldı. SCADA SİSTEMİ İLE ANLIK İZLEME HEDEFLENİYOR İlçe genelinde yaygınlaştırılması planlanan SCADA sistemi kapsamında, şebekenin anlık izlenmesi, kaçakların önlenmesi ve arızaların erken tespit edilmesi hedefleniyor. Bu doğrultuda Ilıca’daki deponun giriş ve çıkış hatlarına ilerleyen süreçte debimetre montajı yapılması planlanıyor. KUMKÖY BULVARI’NDA HAT BAĞLANTILARI TAMAMLANDI Ilıca Mahallesi Kumköy Bulvarı üzerinde, Türkiye Deprem, Sel ve Yangın Acil İmar Projesi (TEFWER) kapsamında yürütülen çalışmalar çerçevesinde yeni hat bağlantıları gerçekleştirildi. Mevcut şebeke hattı ile Evrenseki Turizm Bölgesi arasında T bağlantı imalatı, hat döşeme ve vana montajı tamamlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

20. Çağdaş Yaşam Cumhuriyet Ödülü’ne Zülfü Livaneli Değer Görüldü Haber

20. Çağdaş Yaşam Cumhuriyet Ödülü’ne Zülfü Livaneli Değer Görüldü

10 Nisan Cuma günü, İstanbul Kültür Üniversitesi Bakırköy Yerleşkesi’nde gerçekleştirilen ödül törenine ÇYDD Genel Başkanı Prof. Dr. Ayşe Yüksel, yönetim kurulu üyeleri, şube temsilcileri, gönüllüleri ile birlikte sanat ve basın dünyasından çok sayıda isim katıldı. Prof. Dr. Ayşe Yüksel: ÇYDD 117 Şubesi, 6 Temsilciliği ve 26 Bin Üyesiyle Cumhuriyet’e Borcunu Ödemeye Çalışıyor Sunuculuğunu Başak İkiz’in yaptığı ve yoğun bir katılım ile gerçekleşen ödül töreninin açış konuşması ÇYDD Genel Başkanı Prof. Dr. Ayşe Yüksel tarafından gerçekleştirildi. Atatürk devrimi ve ilkeleri ile çağdaş Cumhuriyetin ışığında çalışmaya devam edeceklerini belirten Yüksel, “Laiklik, inanç özgürlüğünün teminatı olduğu kadar, kadınların toplumsal hayata katılımının da en temel dayanağıdır. Eğitim birliği ve laik eğitim politikaları sayesinde kadınlar okuma hakkına kavuştu, üniversitelere gidebildi ve meslek sahibi olabildi. Medeni Kanun ile erkeklerle eşitlenen kadınlar, yaşamın her alanında var olabildi ve kendi geleceklerini belirleyebilme hakkına kavuştu. Ne yazık ki günümüzde laiklik tehdit altında, yaşamın her alanında bu tehdidi görüyoruz. 37 yıl önce, Atatürk devrimi ve ilkeleri doğrultusunda çağdaş eğitim yoluyla çağdaş ülke seviyesine ulaşma amacıyla kurulan ÇYDD, 117 şubesi, 6 temsilciliği, 26 bin üyesi, 78 bin mezunu, her yıl burs verdiği, niteliklerini geliştirdiği 25 bin öğrencisi ile Laik Cumhuriyete borcunu ödemeye çalışıyor.” ifadelerini kullandı. Zülfü Livaneli: Cumhuriyet Bizim Kimliğimizdir 20. Çağdaş Yaşam Cumhuriyet Ödülü’nü kazanan sanatçı Zülfü Livaneli ise aldığı ödülün öneminden bahsederek Çağdaş Yaşam ailesine teşekkür etti ve ‘’Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin değerli Cumhuriyet Ödülü’ne değer görüldüğüm için çok mutluyum. Cumhuriyet ve laikliğin kabul edilişinin yıl dönümünde aldığım bu ödül çok kıymetli. Çünkü Cumhuriyet bizim kimliğimizdir. Türkan Saylan’ın öncüsü olduğu derneğin beni onurlandırmasının değeri tarifsizdir. Yaşasın laik ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti.’’ şeklinde konuştu. Tören, Çağdaş Yaşamlı öğrenciler tarafından gerçekleştirilen klasik müzik dinletisi ile son buldu. Çağdaş Yaşam Cumhuriyet Ödülü’nü kazananların kronolojik listesi şu şekilde: 2007: Muazzez İlmiye Çığ 2008: Fazıl Say 2009: Sabih Kanadoğlu 2010: Dr. Rıza Türmen 2011: Prof. Dr. Yıldız Kenter 2012: Gülriz Sururi ve Genco Erkal 2013: Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen 2014: Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu 2015: Prof. Dr. Nermin Abadan Unat 2016: Prof. Dr. Doğan Kuban 2017: Doç. Dr. Ümit Kocasakal 2018: Prof. Dr. İlber Ortaylı 2019: Müjdat Gezen 2020: Prof. Dr. Yücel Aşkın Prof. Dr. Mehmet Haberal Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran Prof. Dr. Ferit Bernay 2021: Prof. Dr. Emre Kongar 2022: Ataol Behramoğlu 2023: Prof. Dr. İonna Kuçuradi 2024: Ayşe Kulin 2025: Av. Nazan Moroğlu 2026 Zülfü Livaneli Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BM’de Türkiye İmzası Haber

BM’de Türkiye İmzası

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi (United Nations Economic and Social Council) tarafından 8 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen seçimlerde, Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (International Narcotics Control Board) Başkanı olan Prof. Dr. Sevil Atasoy yeniden Kurul üyeliğine seçildi. 4. Kez 5 yıllığına seçildi… Halen Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü olarak görev yapan ve Türkiye tarafından aday gösterilen Prof. Dr. Atasoy, bu seçimle birlikte dördüncü kez 5 yıllık bir dönem için Kurul üyeliğine seçilmiş olup, ilk görev dönemini 2005–2010 yılları arasında yürüttü. Prof. Dr. Atasoy, seçimlerde en yüksek oyu alarak ilk turda seçildi. Kurul toplam 13 üyeden oluşuyor Toplam 13 üyeden oluşan Kurulda, 3 üye Dünya Sağlık Örgütü tarafından aday gösterilen uzmanlar arasından seçilirken, diğer üyeler hükümetler tarafından önerilen adaylar arasından belirleniyor. Bununla birlikte, Kurul üyeleri ülkelerini temsil ederken, görevlerini tam bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleri çerçevesinde, yalnızca bilimsel ve teknik uzmanlıklarına dayanarak yerine getiriyor. Bu çerçevede, Prof. Dr. Atasoy’un yeniden seçilmesi, yalnızca adaylık süreciyle sınırlı olmayıp, uzun yıllara dayanan bilimsel birikimi, uluslararası deneyimi ve Kurul çalışmalarına yaptığı teknik katkıların üye devletler nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Oylama sonuçlarına göre Kurul, Mayıs 2027 itibarıyla Türkiye, Cezayir, Çad, Kolombiya, Çin, Hindistan, Güney Afrika, Fas, Uganda, Hollanda, Paraguay, Tayland ve Fransa’dan seçilen üyelerden oluşacak. Kurul bağımsız ve teknik bir organ Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu, Birleşmiş Milletler uyuşturucu kontrol sözleşmeleri çerçevesinde faaliyet gösteren bağımsız ve teknik bir organ. Kurul, kontrollü maddelerin tıbbi ve bilimsel amaçlarla erişilebilirliğini sağlarken, aynı zamanda bu maddelerin yasa dışı kanallara yönlendirilmesinin önlenmesine yönelik çalışmaları izliyor. Prof. Dr. Atasoy’dan teşekkür Prof. Dr. Atasoy, seçimlerin ardından yaptığı değerlendirmede, üye devletlerin gösterdiği güvene teşekkür ederek, Kurulun bağımsız, dengeli ve kanıta dayalı yaklaşımını sürdürmeye devam edeceğini ifade etti. Prof. Dr. Atasoy’un yeni görev süresi 2027–2032 dönemini kapsıyor. Dördüncü kez seçilmesi, Prof. Dr. Atasoy’un uluslararası alandaki uzmanlığı ve kurumsal hafızasının üye devletler nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.