Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Süreç Yönetimi

Kapsül Haber Ajansı - Süreç Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Süreç Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Neova Sigorta’dan Müşteri Deneyiminde Yeni Dönem Vurgusu Haber

Neova Sigorta’dan Müşteri Deneyiminde Yeni Dönem Vurgusu

Sigorta sektöründe müşteri deneyiminin dönüşümünü ele alan Kaya, dijitalleşmeyle birlikte kontrolün markalardan müşterilere geçtiğine dikkat çekerek, güçlü bir marka deneyiminin özellikle kriz anlarında sağlanan güven ve doğru süreç yönetimiyle şekillendiğini vurguladı. Pazarlama, iletişim ve iş dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getiren Meetup Istanbul 2026, 13 Ekim’de UNIQ İstanbul’da gerçekleşti. Etkinlikte konuşan Neova Sigorta CMO’su Sami Kaya, değişen müşteri beklentilerinden dijitalleşmenin marka yönetimine etkilerine, kriz anlarında müşteri deneyiminden sigorta sektörünün çok paydaşlı yapısına kadar pek çok konuyu değerlendirdi. Kaya, tüketicilerin artık yalnızca hizmet kalitesini değil, markaların beklenmedik durumlar karşısındaki yaklaşımını da değerlendirdiğine dikkat çekti. “Markaların gerçek sınavı kriz anlarında başlıyor” Sigorta sektörünün müşteri deneyimi açısından kendine özgü dinamiklerine değinen Sami Kaya, şunları söyledi: “Bugün yüksek hizmet kalitesi sunmak, tek başına güçlü bir marka algısı oluşturmak için yeterli değil. Müşteriler markaların kendilerine ne vadettiğinden çok, ihtiyaç duydukları anda nasıl bir deneyim sunduklarına bakıyor. Sigorta sektöründe müşterilerimizle yıl içerisinde sınırlı sayıda doğrudan etkileşim kuruyoruz. Bu nedenle hasar ve kriz anları, müşteriyle kurduğumuz ilişkinin en kritik noktalarını oluşturuyor. Beklenmedik bir kazada müşterinin asıl kaygısı çoğu zaman maddi hasardan ziyade kontrolü kaybetme duygusundan kaynaklanıyor. Böyle anlarda hızlı, şeffaf ve güven veren bir süreç yönetimi büyük önem taşıyor.” Kaya, kriz anlarında müşteri deneyiminin eksperlerden çekici hizmetlerine, onarım süreçlerinden müşteri temsilcilerine kadar pek çok paydaşın ortak katkısıyla şekillendiğini belirterek, güçlü bir deneyim sunabilmenin etkin koordinasyon gerektirdiğini vurguladı. Müşteri deneyiminde bütüncül veri yönetimi öne çıkıyor Müşteri deneyiminin yalnızca geleneksel memnuniyet anketleriyle ölçülmesinin yeterli olmadığını belirten Kaya, farklı temas noktalarından elde edilen verilerin bütüncül değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu yaklaşımın, müşteri yolculuğundaki aksaklıkların erken tespit edilmesine ve sorunlara hızlı müdahale edilmesine olanak sağladığını aktardı. Kaya, “Müşteri deneyimini doğru yönetebilmek için yalnızca sürecin sonunda müşterinin ne düşündüğünü bilmek yeterli değil. Deneyimin hangi aşamada, nasıl şekillendiğini de görebilmek gerekiyor. Farklı temas noktalarından elde edilen veriler, müşterilerimizin ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt vermemizi sağlıyor. Teknolojiyi, insan odaklı hizmet anlayışını güçlendiren önemli bir araç olarak görüyoruz” dedi. “Veri ve teknoloji, güven veren deneyimle anlam kazanıyor” Pazarlamada verinin tek başına başarılı bir marka deneyimi oluşturmak için yeterli olmadığını vurgulayan Kaya, sözlerini şöyle tamamladı: “Dijitalleşmeyle birlikte markaların vaatlerinden çok, müşterilerin yaşadığı gerçek deneyimler belirleyici oluyor. Veri bize müşteriyi daha iyi anlama fırsatı sunarken, asıl farkı bu bilgiyi doğru bir hizmet deneyimine dönüştürmek yaratıyor. Neova Sigorta olarak müşteri deneyimini güven ilişkisinin temel unsurlarından biri olarak değerlendiriyoruz. Hedefimiz, farklı paydaşların dahil olduğu süreçlerde müşterilerimize şeffaf, hızlı ve kesintisiz bir deneyim sunmak. Çünkü güçlü markaların geleceğini yalnızca ne söyledikleri değil, müşterilerine ne yaşattıkları belirleyecek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketlerde ‘Excel Devleti’ Büyüyor Haber

Şirketlerde ‘Excel Devleti’ Büyüyor

Kurumsal yazılım pazarının küresel oyuncularından Industrial Application Software (IAS), Canias ERP’nin süreç odaklı ve entegre yapısıyla şirketlerin operasyonlarını tek veri kaynağı üzerinden daha güvenli, izlenebilir ve sürdürülebilir bir dijital omurga üzerinde yönetmesini sağlıyor. Elektronik tablolar şirketler için hızlı, esnek ve erişilebilir çalışma araçları olmayı sürdürüyor. Ancak kritik operasyonlar kurumsal sistemler yerine kişisel dosyalar, departman içi listeler ve e-posta ekleri üzerinden yönetilmeye başladığında, bu pratiklik zamanla görünmez bir kontrol riskine dönüşüyor. Satın alma takibi, üretim planı, stok güncellemesi, fiyat listesi, bakım çizelgesi, tahsilat takibi veya müşteri siparişi gibi süreçler kişisel dosyalara taşındıkça, şirketin operasyonel hafızası da kurumsal sistemlerden kişilere ve dosya versiyonlarına bağımlı hale geliyor. Elektronik tablo kullanımına ilişkin akademik çalışmalar da bu riskin ölçeğine dikkat çekiyor. Raymond R. Panko’nun elektronik tablo hatalarına ilişkin araştırma derlemesi, elektronik tablo hatalarının yaygın ve tespit edilmesi zor olduğunu; özellikle büyük ve operasyonel amaçlı kullanılan dosyalarda hatalı sonuç üretme riskinin arttığını ortaya koyuyor. Aynı çalışma, kurumların ve kullanıcıların elektronik tabloların doğruluğuna çoğu zaman gereğinden fazla güvendiğini de vurguluyor. Kişisel dosyalar kurumsal kontrolü zayıflatıyor Bir gölge BT örneği olarak ele alınması gereken elektronik tablolar ve e-posta ekleri odaklı iş yapma biçimleri, çoğu zaman sorunun kendisinden ziyade kurumsal sistemlerin süreçleri uçtan uca kapsayamamasının bir belirtisi. Bir departman kendi raporunu, başka bir ekip kendi stok listesini, finans birimi ayrı bir maliyet tablosunu, satış ekibi ise farklı bir tahmin dosyasını kullandığında kurum içinde tek bir veri gerçeği yerine birbirinden kopuk versiyonlar oluşuyor. Bu durum, ilk bakışta karar alma süreçlerine hız kazandırıyor gibi görünse de uzun vadede izlenebilirliği, kontrol kabiliyetini ve karar kalitesini zayıflatıyor. Dosyanın sahibinin değişmesi, formülün bozulması, e-posta ile paylaşılan eski versiyonun kullanılmaya devam etmesi ya da manuel veri girişindeki küçük bir hata, kritik bir operasyonun yanlış bilgiyle yönetilmesine neden olabiliyor. Bu nedenle kişisel dosyalara dayalı çalışma biçimi yalnızca operasyonel verimlilik meselesi olarak görülmemeli; veri güvenliği, yetki yönetimi, denetim izi ve kurumsal hafıza açısından da değerlendirilmelidir. “Excel devleti” şirket içinde gölge operasyon alanı yaratıyor Kurumsal sistemlerin dışında büyüyen dosya düzeni, zamanla şirket içinde görünmeyen bir “Excel devleti” yaratıyor. Her departmanın kendi dosyası, kendi raporu ve kendi doğrusu oluştuğunda süreçler merkezi sistemlerden kopuyor. Operasyon hacmi arttıkça manuel güncelleme ihtiyacı çoğalıyor, dosya trafiği karmaşıklaşıyor ve hangi verinin güncel olduğu sorusu giderek daha kritik hale geliyor. Örneğin aynı stok verisinin farklı departmanlarda farklı görünmesi, maliyet hesaplarının güncel olmayan dosyalardan yapılması, üretim planlarının manuel listelere göre revize edilmesi veya satış tahminlerinin kişisel dosyalarda tutulması; şirketin yalnızca günlük operasyonunu değil, stratejik karar alma kalitesini de etkiliyor. Kurumsal kontrolün güçlenmesi için verinin kişisel dosyalarda değil, süreçlerin doğal akışı içinde oluştuğu entegre sistemlerde yönetilmesi gerekiyor. Tek veri kaynağı kurumsal hafızayı güçlendiriyor Kurumsal kaynak planlama pazarının liderlerinden Industrial Application Software (IAS), şirketlerin kritik operasyonlarını tek veri kaynağı üzerinden yönetmesinin izlenebilirlik ve sürdürülebilir büyüme açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor. Canias ERP; satın almadan üretime, stoktan finansa, kaliteden raporlamaya kadar farklı süreçleri entegre bir yapı içinde ele alarak operasyonların kişisel dosyalara değil, kurumsal sisteme dayanmasını sağlıyor. Canias’ın süreç odaklı yapısı sayesinde veri, süreçlerin dışında manuel olarak taşınan bir unsur olmaktan çıkıyor; operasyonun içinde üretilen, güncellenen ve izlenebilen bir kurumsal kaynağa dönüşüyor. Böylece şirketler yalnızca veriye daha hızlı erişmekle kalmıyor; hangi bilginin ne zaman, kim tarafından ve hangi süreç içinde oluşturulduğunu da takip edebiliyor. Bu sayede raporlama kalitesi artarken hata riski azalıyor ve karar alma süreçleri için daha güvenilir bir zemin oluşuyor. “Kritik süreçler kişisel dosyalara emanet edilmemeli” IAS Yetkinlik Merkezi Direktörü Pelin IŞIK , şirketlerde kişisel dosyalar üzerinden yürüyen operasyonların kurumsal kontrol açısından önemli riskler yarattığını belirterek şunları söyledi: “Excel ve benzeri araçlar esnek görünse de kritik süreçler kişisel dosyalara kaydığında/emanet edildiğinde şirketin kontrol kabiliyeti zayıflıyor.Üstelik geleneksel tablolar, bugün yapay zeka ve gelişmiş iş zekası (BI) araçlarının ihtiyaç duyduğu canlı ve doğrulanmış veriyi beslemekte yetersiz kalıyor. Canias ERP’nin süreç odaklı ve entegre yapısı ise operasyonları tek bir güvenilir veri kaynağında toplayarak şirketlere hem bugün için güçlü bir izlenebilirlik sunuyor hem de geleceğin yapay zeka tabanlı karar destek mekanizmalarına sağlam bir zemin hazırlıyor.” Kurumsal sistemlerin süreç yönetimi altyapısı olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan IAS Yetkinlik Merkezi Direktörü Pelin IŞIK sözlerini şöyle sürdürdü: “Şirketlerde sürdürülebilir kontrol, verinin tek bir yerde tutulmasından daha fazlasını gerektiriyor. Önemli olan, süreçlerin doğru sistem üzerinde tasarlanması ve verinin bu süreçlerin doğal çıktısı olarak oluşmasıdır. Canias ile şirketler operasyonlarını uçtan uca entegre edebilir, süreç sahipliğini netleştirebilir ve raporlamayı kişisel dosyalara bağımlı olmaktan çıkarabilir. Bu da hem kurumsal hafızayı güçlendirir hem de büyüme yolculuğunu daha sağlam bir dijital altyapıya taşır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Penta Teknoloji, OKI iş birliğini Orta Doğu ve Afrika’ya taşıyacak Haber

Penta Teknoloji, OKI iş birliğini Orta Doğu ve Afrika’ya taşıyacak

Türkiye'nin öncü katma değerli teknoloji distribütörü Penta Teknoloji, teknoloji markalarıyla geliştirdiği uzun soluklu iş birliklerini güçlendirmeye ve küresel ölçekte büyümeye devam ediyor. Şirket, uzun yıllardır Türkiye'deki tek yetkili distribütörü olduğu endüstriyel baskı teknolojilerinin önde gelen küresel markalarından biri olan OKI ile imzaladığı yeni anlaşma ile Orta Doğu ve Afrika'daki faaliyet alanını genişletti. Bu kapsamda Penta Teknoloji, Türkiye ile birlikte; Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Cezayir, Fas, Fildişi Sahili, Güney Afrika, Katar, Kuveyt, Lübnan, Mısır, Suudi Arabistan ve Tunus'u kapsayan 11 ülkede OKI'nin bölgesel distribütörü oldu. Yeni iş birliğiyle şirket, baskı teknolojileri dağıtımındaki uluslararası etkinliğini ve stratejik konumunu pekiştirdi. Anlaşmayla birlikte Penta Teknoloji, Orta Doğu ve Afrika'daki 11 ülkede OKI'nin bölgesel dağıtım operasyonunun liderliğini üstlenecek. Şirket, dağıtım faaliyetlerinin yanı sıra operasyon, yönetişim ve süreç yönetimi alanlarındaki uzmanlığıyla OKI'nin bölgedeki büyüme stratejisinin hayata geçirilmesinde de kritik rol alacak. Yeni iş birliği, Penta Teknoloji'nin teknoloji dağıtımındaki rolünü uluslararası bir seviyeye taşırken aynı zamanda şirketin bölgesel teknoloji ekosistemine yön veren stratejik iş ortağı konumunu da güçlendirecek. Fatih Erünsal: “Bölgesel teknoloji ekosistemindeki konumumuzu güçlendirmeye kararlıyız” Penta Teknoloji Genel Müdürü Fatih Erünsal, Japon teknoloji devi OKI ile Türkiye’de başlayan iş birliğinin bölgesel yapıya dönüşmesine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "2017 yılından bu yana Türkiye'de tek distribütörü olarak faaliyet gösterdiğimiz OKI ile iş birliğimizin, bugün Orta Doğu ve Afrika'da 11 ülkeyi kapsayan bölgesel bir yapıya dönüşmesi, Penta Teknoloji'nin yıllar içinde ortaya koyduğu operasyonel mükemmelliğin, iş ortağı ekosistemine sunduğu katma değerin ve uluslararası ölçekte kazandığı güvenin somut bir göstergesidir. OKI'nin geniş bir coğrafyada dağıtım operasyonlarının liderliğini üstlenecek olmaktan memnuniyet duyuyor, bu anlaşmayı şirketimizin uluslararası büyüme yolculuğunda stratejik bir dönüm noktası olarak görüyoruz. Yeni dönemde Orta Doğu ve Afrika'nın yüksek potansiyele sahip pazarlarında sektör tecrübemizi, yetkin insan kaynağımızı ve operasyonel gücümüzü daha geniş bir ekosisteme taşıyarak iş ortaklarımız için sürdürülebilir değer yaratmaya devam edeceğiz. Penta Teknoloji olarak bu yeni yapıyla birlikte uluslararası pazarlardaki varlığımızı güçlendirmeye ve bölgesel teknoloji ekosistemindeki gücümüzü ileri taşımaya kararlıyız.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yüksek Faiz Ortamında Şirketlerin Yeni Gündemi Verimlilik Oluyor Haber

Yüksek Faiz Ortamında Şirketlerin Yeni Gündemi Verimlilik Oluyor

TCMB’nin 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 28’e yükseltmesiyle birlikte, işletmeler için maliyet yönetimi ve verimlilik daha kritik hale geliyor. Faiz kararının reel sektör üzerindeki etkisini değerlendiren Erasys Mühendislik Kurucusu ve Sanayide Verimlilik Uzmanı Hakan Cengiz, yüksek finansman maliyetlerinin şirketleri yalnızca yeni yatırımlarını değil, mevcut kaynaklarını kullanım biçimlerini de yeniden gözden geçirmeye yönelttiğini söyledi. Cengiz, “Finansman maliyetlerinin yüksek olduğu bir dönemde şirketler için en önemli gündemlerden biri, mevcut kaynaklardan daha yüksek verim elde etmek. Bu nedenle verimlilik artık yalnızca maliyetleri azaltmaya yönelik bir yaklaşım değil, doğrudan rekabet gücünü ve yatırım kapasitesini destekleyen stratejik bir unsur olarak değerlendirilmeli. Şirketlerin bugün attığı verimlilik adımları, hem maliyet baskısını yönetmelerine hem de daha sağlıklı bir büyüme zemini oluşturmalarına katkı sağlayacaktır” dedi. Erasys Mühendislik Kurucusu ve Sanayide Verimlilik Uzmanı Hakan Cengiz, “Üretimdeki küçük kayıplar; zaman, iş gücü, enerji, hammadde ve kapasite açısından bir araya geldiğinde işletmeler için ciddi bir maliyet oluşturabiliyor. Bu nedenle şirketlerin mevcut süreçlerini ölçmesi, darboğazlarını tespit etmesi ve teknolojiyi doğru noktalarda devreye alması gerekiyor. Bugün verimlilik sağlayan bir süreç iyileştirmesi, yarının yatırım kapasitesini de güçlendirebilir” diye konuştu. “FAİZ KADAR ŞİRKETLERİN VERİMLİLİĞİ DE ÖNEMLİ” Merkez Bankası’nın para politikasındaki duruşunun finansman koşulları açısından yakından takip edildiğini belirten Cengiz, faizlerdeki değişimin şirketlerin maliyet yapısı üzerinde etkili olmakla birlikte tek başına rekabet gücünü belirlemediğine dikkat çekti. Cengiz, “Faizlerin seyri şirketlerin yatırım kararlarında önemli bir parametre olmaya devam ediyor. Ancak işletmelerin kendi süreçlerinde yaratabilecekleri verimlilik artışları da en az finansman koşulları kadar önemli. Şirketler dış koşulların iyileşmesini beklemek yerine bugün kontrol edebildikleri alanlarda dönüşüme başlamalı. Özellikle sanayi şirketleri teknolojik dönüşümü yalnızca yeni makine veya otomasyon yatırımı olarak görmemeli; süreç yönetimi, insan kaynağı ve operasyonel verimliliği birlikte ele almalı. Endüstri 4.0’ın gerçek karşılığı yalnızca teknoloji satın almak değil, doğru teknolojiyi doğru süreçle buluşturabilmek. Önümüzdeki dönemde daha az kaynakla daha fazla çıktı üretebilen, kaynaklarını en verimli şekilde kullanabilen şirketlerin rekabet avantajı elde edeceğini düşünüyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin İş Dünyasında Verimlilik Öne Çıkacak Haber

Geleceğin İş Dünyasında Verimlilik Öne Çıkacak

Türkiye'de haftalık yasal çalışma süresi 45 saat olarak uygulanırken, Avrupa'da çalışma süreleri daha kısa bir yapıya sahip. Fransa'da yasal haftalık çalışma süresi 35 saat olarak uygulanırken, Almanya, Hollanda ve Danimarka gibi ülkelerde birçok sektörde toplu iş sözleşmeleriyle haftalık çalışma süreleri 35-38 saat seviyelerinde gerçekleşiyor. Bu fark, şirketlerin rekabet gücünü artırmak için yalnızca daha fazla çalışma süresine değil, iş süreçlerinin ne kadar etkin yönetildiğine odaklanması gerektiğini ortaya koyuyor. Özellikle dijital insan kaynakları çözümleri; çalışan zamanının daha doğru planlanması, operasyonel süreçlerin hızlandırılması ve veriye dayalı karar alma mekanizmalarının güçlendirilmesi açısından kritik rol oynuyor. Çalışma hayatındaki dönüşümün şirketleri daha verimli iş modellerine yönelttiğini belirten Erasys Mühendislik Kurucu ve Genel Müdürü Hakan Cengiz, "Türkiye'de çalışanlar Avrupa'daki birçok ülkeye kıyasla daha uzun süre çalışıyor. Ancak günümüzde rekabet avantajını belirleyen unsur çalışma saatinin uzunluğu değil, bu sürenin ne kadar verimli kullanıldığıdır. Endüstri 4.0 dönüşümü yalnızca teknolojik yatırımlardan ibaret değil; süreçlerin yeniden tasarlanması, çalışanların doğru alanlarda konumlandırılması ve operasyonların sürekli iyileştirilmesi gerekiyor. Kaizen yaklaşımıyla küçük ama sürekli iyileştirmeler sağlayarak işletmelerin verimliliklerini artırmalarına ve sürdürülebilir büyüme sağlamalarına destek oluyoruz." "Geleceğin İş Dünyasında Verimlilik Öne Çıkacak" Sanayide yaşanan dönüşümle birlikte şirketler üretim süreçlerinden operasyon yönetimine kadar birçok alanda daha çevik ve verimli çalışma modellerine yöneliyor. Bu süreçte Kaizen yaklaşımı, işletmelerin mevcut süreçlerini analiz ederek gereksiz adımları azaltmasına, kaynak kullanımını optimize etmesine ve çalışanların iyileştirme süreçlerine aktif katılım sağlamasına imkan sunuyor. Erasys, şirketlerin Endüstri 4.0 yolculuğunda teknoloji yatırımlarının yanı sıra süreç yönetimi ve insan faktörünün de birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor. "Endüstri 4.0'ın Merkezinde İnsan Var" Hakan Cengiz, geleceğin iş dünyasında teknoloji ile insan kaynağının birlikte yönetilmesinin kritik önem taşıdığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Endüstri 4.0'ın merkezinde insan var. Makineleri, sistemleri ve üretim süreçlerini dijitalleştirirken çalışan süreçlerini de iyileştirmek gerekiyor. Verimli bir işletme modeli; teknoloji, süreç yönetimi ve insan kaynağının birlikte optimize edilmesiyle mümkün oluyor. Önümüzdeki dönemde şirketlerin en önemli gündemlerinden biri, daha az kaynakla daha fazla değer üretmek olacak." Erasys, Kaizen, yalın yönetim ve Endüstri 4.0 yaklaşımıyla şirketlerin operasyonel verimliliklerini artırmalarına, süreçlerini iyileştirmelerine ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmalarına destek olmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Softtech, Bilişim 500’de Başarısını Üç Ödülle Taçlandırdı Haber

Softtech, Bilişim 500’de Başarısını Üç Ödülle Taçlandırdı

27 yıldır Türkiye bilişim sektörünün nabzını tutan ‘Bilişim 500 Araştırması’ sonuçlandı. Türkiye’nin öncü teknoloji şirketlerinden Softtech, Bilişim 500 Araştırması’nda 3 kategoride ödül kazandı. Softtech, Türkiye Merkezli Üretici Yazılım Kategorisi ve Sektörel Yazılım Finans ve Bankacılık Kategorisi’nde rakiplerini geride bırakarak birincilik ödülünün sahibi oldu. Sektöre önemli katkılar sunan kadınların onurlandırıldığı 25 Yıl Emek – Bilişim Sektörüne Değer Katan Kadın Liderler'inde ise Softtech Ticari Krediler Direktörü Dilek Çalışkan ödül alan isimler arasında oldu. 2006 yılından beri faaliyetlerini sürdüren Softtech, başta bankacılık ve finans olmak üzere enerji, ulaşım, perakende gibi farklı sektörlere yapay zekâ, dijital müşteri edinimi, süreç yönetimi, güvenlik teknolojileri ve platform çözümleri alanlarında ürünler geliştiriyor ve hizmetler sunuyor. İstanbul ve Ankara’daki ofislerinin yanı sıra Silikon Vadisi’ndeki iştiraki Maxitech aracılığıyla da inovasyon ve girişimcilik ekosistemiyle birlikte global teknoloji trendlerini yerinde takip ediyor. Bu yıl ‘Teknolojinin İpek Yolu Anadolu'dan Geçmeli!’ temasıyla düzenlenen Bilişim 500 Araştırması, Türkiye'nin bilişim ekosisteminin büyümesini ve Anadolu'nun teknoloji üretimindeki stratejik rolünü odağına alıyor. Türkiye bilişim sektörünün en kapsamlı ve en köklü referans araştırmalarından biri olarak kabul edilen Bilişim 500'de şirketler, ciroları doğrultusunda oluşturulan genel sıralamanın yanı sıra faaliyet gösterdikleri alt kategorilerde de ödül için değerlendiriliyor. “Türkiye’nin bilişim ekosistemine katkı sunmaya devam edeceğiz” 5 Ağustos Çarşamba günü Grand Pera Tarihi Emek Sineması’nda gerçekleşen Bilişim 500 ödül törenine kurum adına katılan Softtech Mevduat, Kredi, Süreç ve Ödemelerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Yasemin Çakıroğlu şu açıklamayı yaptı: “Bilişim 500 Araştırması, Türkiye’nin bilişim sektöründeki gelişimi ve dönüşümü yakından takip etmek açısından son derece değerli bir referans niteliği taşıyor. Softtech olarak üç farklı kategoride birincilik ödülüne layık görülmek, teknoloji geliştirme ve dijital dönüşüm alanındaki öncü çalışmalarımızın önemli bir göstergesi. Bu başarıyı, müşterilerimiz ve iş ortaklarımız için yenilikçi, sürdürülebilir ve yüksek katma değerli çözümler üretme vizyonumuzun bir yansıması olarak görüyoruz. Elde ettiğimiz bu başarıda emeği bulunan tüm çalışma arkadaşlarımıza ve bize duydukları güvenle birlikte değer yarattığımız iş ortaklarımıza teşekkür ediyorum. Önümüzdeki dönemde de teknoloji alanındaki yetkinliklerimizi geliştirerek Türkiye’nin bilişim ekosistemine katkı sunmaya ve öncü çalışmalarımızla geleceği tasarlamaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstihdam 32,7 Milyona Dayandı, Şirketler Verimlilik Yarışına Girdi Haber

İstihdam 32,7 Milyona Dayandı, Şirketler Verimlilik Yarışına Girdi

Türkiye'de haftalık yasal çalışma süresi 45 saat olarak uygulanırken, Avrupa'da çalışma süreleri daha kısa bir yapıya sahip. Fransa'da yasal haftalık çalışma süresi 35 saat olarak uygulanırken, Almanya, Hollanda ve Danimarka gibi ülkelerde birçok sektörde toplu iş sözleşmeleriyle haftalık çalışma süreleri 35-38 saat seviyelerinde gerçekleşiyor. Bu fark, şirketlerin rekabet gücünü artırmak için yalnızca daha fazla çalışma süresine değil, iş süreçlerinin ne kadar etkin yönetildiğine odaklanması gerektiğini ortaya koyuyor. Özellikle dijital insan kaynakları çözümleri; çalışan zamanının daha doğru planlanması, operasyonel süreçlerin hızlandırılması ve veriye dayalı karar alma mekanizmalarının güçlendirilmesi açısından kritik rol oynuyor. Çalışma hayatındaki dönüşümün şirketleri daha verimli iş modellerine yönelttiğini belirten Erasys Mühendislik Kurucu ve Genel Müdürü Hakan Cengiz, "Türkiye'de çalışanlar Avrupa'daki birçok ülkeye kıyasla daha uzun süre çalışıyor. Ancak günümüzde rekabet avantajını belirleyen unsur çalışma saatinin uzunluğu değil, bu sürenin ne kadar verimli kullanıldığıdır. Endüstri 4.0 dönüşümü yalnızca teknolojik yatırımlardan ibaret değil; süreçlerin yeniden tasarlanması, çalışanların doğru alanlarda konumlandırılması ve operasyonların sürekli iyileştirilmesi gerekiyor. Kaizen yaklaşımıyla küçük ama sürekli iyileştirmeler sağlayarak işletmelerin verimliliklerini artırmalarına ve sürdürülebilir büyüme sağlamalarına destek oluyoruz." "Geleceğin İş Dünyasında Verimlilik Öne Çıkacak" Sanayide yaşanan dönüşümle birlikte şirketler üretim süreçlerinden operasyon yönetimine kadar birçok alanda daha çevik ve verimli çalışma modellerine yöneliyor. Bu süreçte Kaizen yaklaşımı, işletmelerin mevcut süreçlerini analiz ederek gereksiz adımları azaltmasına, kaynak kullanımını optimize etmesine ve çalışanların iyileştirme süreçlerine aktif katılım sağlamasına imkan sunuyor. Erasys, şirketlerin Endüstri 4.0 yolculuğunda teknoloji yatırımlarının yanı sıra süreç yönetimi ve insan faktörünün de birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor. "Endüstri 4.0'ın Merkezinde İnsan Var" Hakan Cengiz, geleceğin iş dünyasında teknoloji ile insan kaynağının birlikte yönetilmesinin kritik önem taşıdığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Endüstri 4.0'ın merkezinde insan var. Makineleri, sistemleri ve üretim süreçlerini dijitalleştirirken çalışan süreçlerini de iyileştirmek gerekiyor. Verimli bir işletme modeli; teknoloji, süreç yönetimi ve insan kaynağının birlikte optimize edilmesiyle mümkün oluyor. Önümüzdeki dönemde şirketlerin en önemli gündemlerinden biri, daha az kaynakla daha fazla değer üretmek olacak." Erasys, Kaizen, yalın yönetim ve Endüstri 4.0 yaklaşımıyla şirketlerin operasyonel verimliliklerini artırmalarına, süreçlerini iyileştirmelerine ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmalarına destek olmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanayide Tasarruf Garantisi Sunan Sistem İle Globalin Yolu Açılıyor Haber

Sanayide Tasarruf Garantisi Sunan Sistem İle Globalin Yolu Açılıyor

Plansız duruşlar, gereksiz beklemeler, hatalı malzeme akışı, yüksek stok seviyeleri ve standart dışı uygulamalar işletmelerin fark etmeden kapasite kaybetmesine ve büyük verimsizliklere neden oluyor. Kontrol edemediğimiz ekonomik değişkenleri beklemek yerine, kontrol edebileceğimiz süreçleri iyileştirmenin uzun vadede çok daha güçlü sonuçlar doğuracağının altını çizen ERASYS Kurucusu ve Yönetici Ortağı Hakan Cengiz, Türkiye’deki sanayi kuruluşlarında Yalın Üretim ve Kaizen tekniklerini kullanarak “uygulayıcı” olarak hayata geçirdiği Uygulamalı Verimlilik Çalışmaları ile üretici firmalara tasarruf garantisi sunarak globalde rekabet edebilmenin yolunu açıyor… Verimlilik; yalnızca maliyetleri azaltan bir yaklaşım değil, işletmelerin büyümesini, rekabet gücünü ve sürdürülebilirliğini destekleyen stratejik bir yönetim anlayışını ifade ediyor. Sanayide sürdürülebilirlik anlayışı da bu doğrultuda değişiyor. Yeni dönemde işletmeler için sürdürülebilir dönüşüm yalnızca yeni makine veya yenilenebilir enerji yatırımlarıyla değil; mevcut üretim süreçlerinde oluşan kayıpların azaltılması, enerji ve hammadde kullanımının optimize edilmesi ve mevcut kapasitenin ve kaynakların daha verimli kullanılmasıyla mümkün görülüyor. 2009 yılından bu yana üretim tesislerine süreç geliştirme, yalın üretim, fabrika ve üretim hattı tasarımı, otomasyon, depo ve lojistik optimizasyonu alanlarında mühendislik ve danışmanlık hizmeti sunan ERASYS, bugüne kadar 60’ın üzerinde üretim tesisinde verimlilik odaklı büyük dönüşüm projeleri gerçekleştirdi. Şirket, yürüttüğü çalışmalarda işletmelerde %20’den %115’e varan verimlilik artışı, %15’den %80’e varan kapasite kullanım artışı ve de bunlara bağlı olarak büyük karlılık artışı sağlanabildiğini belirtiyor. ÜRETİMDE REKABETİN ANAHTARI YENİ YATIRIM DEĞİL, DOĞRU SÜREÇ YÖNETİMİ Üretim tesislerinde yaşanan verim kayıplarının önemli bir bölümünün makine kapasitesinin yetersizliğinden değil, süreçlerdeki aksaklıklardan kaynaklandığını belirten ERASYS Kurucusu ve Yönetici Ortağı Hakan Cengiz: "Bugün birçok işletme rekabet gücünü artırmak için ilk çözüm olarak yeni yatırım yapmayı düşünüyor. Oysa üretim tesislerinde önemli bir verimlilik potansiyeli mevcut süreçlerin içinde bulunuyor. Plansız duruşlar, gereksiz beklemeler, hatalı malzeme akışı, yüksek stok seviyeleri ve standart dışı uygulamalar işletmelerin fark etmeden kapasite kaybetmesine neden oluyor. Doğru analiz edilen ve iyileştirilen süreçlerle, aynı makine parkı ve aynı insan kaynağıyla çok daha yüksek üretim seviyelerine ulaşmak mümkün" açıklamalarında bulundu. DİJİTAL DÖNÜŞÜM ÖNCE SAHADA BAŞLIYOR Dijital dönüşüm yatırımlarının ancak doğru süreçlerle birlikte başarıya ulaşabileceğini ifade eden Cengiz: "Sanayide dijitalleşme yatırımları hız kazanıyor ancak teknoloji tek başına verimlilik sağlamıyor. Üretim süreçleri standartlaştırılmadan ve yalın üretim prensipleri doğrultusunda yeniden yapılandırılmadan yapılan dijital yatırımlar beklenen faydayı sağlayamayabiliyor. Önce süreçleri doğru yönetmek, ardından teknolojiyi bu yapının üzerine inşa etmek gerekiyor. Gerçek dönüşüm, süreç yönetimi ile teknolojinin birlikte ele alınmasıyla mümkün oluyor" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CNC Masters 2026’da Finalistler Belli Oldu Haber

CNC Masters 2026’da Finalistler Belli Oldu

Sanayi üretiminin en kritik uzmanlık alanlarından biri olan CNC operatörlüğünün görünürlüğünü artırmak ve mesleki yetkinliği öne çıkarmak amacıyla hayata geçirilen CNC Masters, ikinci yılında da sektörden güçlü bir karşılık gördü. Başvuru sürecine gösterilen yoğun ilgi, nitelikli insan kaynağına duyulan ihtiyacın ve operatörlerin kendilerini gösterebilecekleri platformlara olan talebin devam ettiğini bir kez daha ortaya koydu. Finalistler eğitim kampında buluşacak Başvuru ve değerlendirme sürecinin ardından belirlenen 8 finalist, yarışma öncesinde uzman eğitmenler tarafından verilecek iki günlük yoğun bir eğitim programına katılacak. 6-7 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek eğitimlerde finalistler; yarışma sürecine hazırlık, teknik uygulamalar, üretim disiplinleri ve süreç yönetimi gibi başlıklarda kapsamlı bir çalışma gerçekleştirecek. Eğitim programı, yarışmacıların yalnızca teknik bilgi seviyelerini değil; farklı üretim senaryolarına uyum sağlama, problem çözme ve süreç yönetimi becerilerini geliştirmelerine de katkı sunacak. Kazananlar final yarışmasında belirlenecek Eğitim sürecinin ardından finalistler, 11-12 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek final yarışmasında karşı karşıya gelecek. Bu yıl yarışma, 4 adet Victor Taichung P106 CNC tezgâhı üzerinde eş zamanlı olarak düzenlenecek. Sekiz finalist iki grup halinde yarışırken; teknik bilgi, uygulama başarısı, üretim kalitesi ve süreç hakimiyeti gibi kriterler doğrultusunda değerlendirilecek. Yarışmanın sonunda dereceye giren operatörler 13 Haziran 2026 tarihinde düzenlenecek ödül töreninde açıklanacak. CNC Masters 2026’da birinciye 60 bin TL, ikinciye 40 bin TL, üçüncüye ise 20 bin TL ödül verilecek. Mesleki gelişimi destekleyen bir platform CNC Masters, operatörler için yalnızca bir rekabet ortamı sunmuyor; aynı zamanda bilgi ve deneyim paylaşımını teşvik eden, mesleki görünürlüğü artıran ve kariyer gelişimini destekleyen bir platform işlevi görüyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen operatörleri aynı çatı altında buluşturan organizasyon, CNC operatörlüğü mesleğinin sektördeki değerine dikkat çekmeyi sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.