Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Suriye

Kapsül Haber Ajansı - Suriye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Suriye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye-Suriye Ticaretinde 10 Milyar Dolarlık Hedef Haber

Türkiye-Suriye Ticaretinde 10 Milyar Dolarlık Hedef

Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) organizasyonuyla düzenlenen Suriye Ticaret Heyeti programı Şam'da gerçekleştirildi. Programın açılışına Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, TİM Başkanı Mustafa Gültepe, Suriye Ticaret Odaları Federasyonu Başkanı Alaa el-Ali, TİM Başkan Vekilleri, Yönetim Kurulu üyeleri ve Birlik Başkanları ile ihracatçı heyeti, Şam Ticaret Müşavirliği ve Türkiye-Suriye iş dünyasının temsilcileri katıldı. Program kapsamında Türk ihracatçıları ile Suriyeli iş insanları ikili iş görüşmelerinde bir araya gelirken, iki ülke arasındaki ticaret ve yatırım ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik fırsatlar değerlendirildi. “Ticaret, kardeşliğin en kalıcı köprüsüdür” Programın açılışında konuşan TİM Başkanı Mustafa Gültepe, Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin köklü bir geçmişe dayandığını vurguladı. İki ülke arasındaki tarihi ve kültürel bağların ticarette de güçlü bir zemine sahip olduğunu belirten Gültepe, “Bizim aramızdaki bağ yüzyıllar öncesine dayanıyor. Asırlardır Şam ile İstanbul, Halep ile Gaziantep aynı kervanların, aynı çarşıların, aynı bereketli İpek Yolu'nun durakları oldu. Dedelerimizin hanlarda, kervansaraylarda oluşturduğu o kadim ticaret hafızası bugün bize yol gösteriyor. Biz bugün sıfırdan bir hikâye yazmıyoruz. Tarihin bize emanet ettiği o büyük ticari kardeşliği modern dönemin dinamizmiyle yeniden ayağa kaldırıyoruz.” dedi. “Ticaret, kardeşliğin en kalıcı köprüsüdür.” diyen Gültepe, iki ülkenin iş dünyasının kazan-kazan anlayışıyla iş birliklerini güçlendirmesinin önemine dikkat çekti. Ticarette hedef 10 milyar dolar Türkiye ile Suriye arasındaki ticaretin son dönemde ivme kazandığını belirten Gültepe, geçen yıl iki ülke arasındaki ticaret hacminin 3,7 milyar dolara ulaştığını söyledi. Yaklaşık 5 bin 800 Türk firmasının Suriye'ye 3,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini aktaran Gültepe, bu yılın ilk yedi ayında ihracatın yüzde 16,5 artışla 2,1 milyar dolara yükseldiğini bildirdi. Mevcut rakamları bir sonuçtan ziyade başlangıç olarak gördüklerini ifade eden Gültepe, “İhracat ailesi olarak çok daha fazlasını yapabileceğimize inanıyoruz. Çözüm bekleyen konularımızda atılacak adımlarla ticaret hacmimiz büyürken 10 milyar dolarlık hedefimizin de önü açılacak.” diye konuştu. “Suriye'yi önemli bir ticaret köprüsü olarak görüyoruz” Suriye'nin Türkiye açısından yalnızca bir ihracat pazarı olmadığının altını çizen Gültepe, ülkenin Türkiye'yi Körfez bölgesine bağlayan önemli bir ticaret köprüsü konumunda bulunduğunu söyledi. Suriye'nin yeniden imar sürecinin çok sayıda sektör açısından önemli fırsatlar sunduğunu kaydeden Gültepe, çimentodan cama, mobilyadan makineye, kimyadan elektriğe kadar geniş bir ürün grubunda talep oluştuğunu ifade etti. Ticaretin karşılıklı gelişmesini önemsediklerini vurgulayan Gültepe, Suriye'den tekstil hammaddesi, zeytinyağı ve tarım ürünleri ithalatının da arttığına dikkat çekerek, “Biz tek taraflı satış değil, karşılıklı kazanç istiyoruz. Suriye üretsin, Suriye kazansın, birlikte büyüyelim.” dedi. “Suriye'nin yeniden inşasında çözüm ortağı olmaya hazırız” Yatırım alanında da somut adımlar atıldığını belirten Gültepe, sınır bölgesinde ortak sanayi bölgelerinin gündemde olduğunu ve Türk bankalarının Suriye'de şube açmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü söyledi. Ticaretin daha hızlı gelişebilmesi için gümrük işlemlerinin ve transit geçişlerin kolaylaştırılması gerektiğini vurgulayan Gültepe, sınır kapılarının kapasitesinin artırılması ile mevzuat ve belge uygulamalarında yeknesaklığın sağlanmasının önemine işaret etti. Özellikle KOBİ'ler açısından parsiyel yüklemelerde gümrük süreçlerinin daha öngörülebilir hale getirilmesi gerektiğini belirten Gültepe, 2011 yılında askıya alınan Serbest Ticaret Anlaşması'nın da yeni dönemin ihtiyaçları doğrultusunda güncellenmesinin karşılıklı ticarete önemli katkı sağlayacağını ifade etti. Finansal engellerin kaldırılması için yeni nesil mekanizmaların hayata geçirilmesi gerektiğini de vurgulayan Gültepe, “Türk iş dünyası olarak Suriye'nin yeniden inşasında yatırımcı ve çözüm ortağı olmaya hazırız.” dedi. İkili iş görüşmelerinde atılacak her adımın iki ülkede de üretim, istihdam ve yeni fırsatlar anlamına geleceğini kaydeden Gültepe, Suriyeli iş dünyası temsilcilerini 10-11 Aralık tarihlerinde İstanbul'da gerçekleştirilecek Türkiye-Arap Ülkeleri İş Zirvesi ve Alım Heyeti Programı'na davet etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kocaeli Büyükşehir’in Projeleri Dünyaya Örnek Oluyor Haber

Kocaeli Büyükşehir’in Projeleri Dünyaya Örnek Oluyor

Hama’nın yeniden yapılanma sürecinde Kocaeli’nin yerel yönetim tecrübesi hakkında bilgi alan heyet, Büyükşehir’in tarım, üretim ve kırsal kalkınma alanındaki çalışmalarını yakından görme fırsatı buldu. KOCAELİ HEM ÜRETİYOR HEM MODEL OLUYOR Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin hayata geçirdiği örnek projeler, Türkiye sınırlarını aşarak uluslararası alanda da ilgi görmeye devam ediyor. Suriye Hama Valisi Abdurrahman es-Seheyen, Suriye Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Fadı Al-Kasım ve beraberindeki heyet, Kocaeli ziyareti kapsamında Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ı ziyaret etti. Suriye’nin Hama şehrinin yeniden yapılanması ve yerel yönetim kapasitesinin geliştirilmesine yönelik teknik iş birliği ve tecrübe paylaşımının ele alındığı ziyarette, tarımsal ve kırsal kalkınma, altyapı, su ve kanalizasyon, sanayi yatırımları ve organize sanayi bölgeleri gibi alanlarda inceleme ve değerlendirmeler gerçekleştirildi. TABİP’İ YERİNDE İNCELEDİLER Hama Valisi Abdurrahman es-Seheyen başkanlığındaki heyet, program kapsamında Kocaeli Üniversitesi Ziraat Fakültesi Arslanbey Yerleşkesi’nde bulunan Tıbbi ve Aromatik Bitki Yetiştiriciliği Projesi (TABİP) Ar-Ge ve Üretim Sahası’nı ziyaret etti. 100 dönümlük alanda yürütülen çalışmaları inceleyen heyete, Büyükşehir Belediyesi Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı Tarımsal Hizmetler Şube Müdürlüğü ziraat mühendisleri tarafından teknik bilgiler aktarıldı. Biberiye, kekik, melisa, nane ve lavanta başta olmak üzere 41 farklı tıbbi ve aromatik bitkinin yetiştirildiği alanı gezen heyet, üretim süreçleri ve bitkilerin bölgeye adaptasyon çalışmaları hakkında bilgi aldı. TABİP’in üretim, Ar-Ge ve katma değerli ürün anlayışını bir araya getiren model, heyetin ilgisini çekti. TARIM AKADEMİSİ’Nİ ZİYARET ETTİLER Hama heyeti, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin tarımsal eğitim ve üretime yönelik çalışmalarının yürütüldüğü Tarım Akademisi’ni de ziyaret etti. Sınıfları gezen heyete, merkezde gerçekleştirilen eğitim faaliyetleri ve üreticilere yönelik çalışmalar hakkında bilgi verildi. KO-MEK ÇALIŞMALARI ANLATILDI Ziyaret kapsamında Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin önemli eğitim ve istihdam projelerinden Kocaeli Meslek ve Sanat Eğitimi Kursları (KO-MEK) hakkında da heyete bilgi aktarıldı. Mesleki ve kişisel gelişime yönelik eğitimleriyle vatandaşların meslek edinmesine katkı sunan KO-MEK’in çalışma modeli ve elde edilen tecrübeler paylaşıldı. SURİYE’DE BENZER ÇALIŞMALAR PLANLANIYOR Kocaeli’deki incelemelerden etkilenen Hama heyeti, özellikle tarımsal ve kırsal kalkınma alanındaki uygulamaları yakından inceledi. İlerleyen süreçte Suriye’den yetkililer ve ziraat mühendislerinden oluşan bir heyetin Kocaeli’ye gelerek TABİP Ar-Ge ve Üretim Sahası’nda daha kapsamlı incelemelerde bulunması planlanıyor. Elde edilecek bilgi ve tecrübeler doğrultusunda ise Suriye’de benzer bir üretim sahasının kurulması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye ile Suriye Arasında Madencilikte İş Birliği Haber

Türkiye ile Suriye Arasında Madencilikte İş Birliği

Anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Önümüzdeki günlerde ticari anlaşmaya dökeceğimiz çalışmayla burada fosfat üretimi, fosfat sahalarının geliştirilmesi, endüstriyel tesisin kurulması, bu fosfat üretiminin limana kadar gelmesiyle alakalı demiryolunun inşasını da içeren çok kapsamlı, çok büyük bir projeyi hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bugün burada atılan imzalar, bunun ilk adımı” dedi. Suriye'ye elektrik tedariki miktarının her geçen gün arttığını ifade eden Bakan Bayraktar, “Önümüzdeki haftalarda devreye girecek Birecik-Halep Hattıyla beraber bu ihracatımızı yaklaşık üç katına çıkaracağız, 800-900 megavatlara ulaşacak.” bilgisini de paylaştı. Bakan Bayraktar, bir dizi temasta bulunmak üzere Suriye’nin başkenti Şam’a bir ziyaret gerçekleştirdi. Suriye Enerji Bakanı El-Beşir ile Görüşme Bakan Bayraktar, Suriye temasları kapsamında Suriye Enerji Bakanı Muhammed El-Beşir ile bir araya geldi. Baş başa ve heyetler arası gerçekleştirilen görüşmelerde elektrik, madenler ve fosfat, petrol ve doğal gaz, deniz sondajı ile enerji nakil hatları ve taşımacılığı gibi konular ele alındı. Fosfat Alanında Mutabakat Zaptı Bakan Bayraktar’ın Şam temasları, Türkiye ile Suriye arasında madencilik alanında yeni bir iş birliğinin somutlaşmasına da vesile oldu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının bağlı kuruluşlarından MTA ve MTAIC ile Suriye Jeoloji ve Maden Kaynakları Genel Müdürlüğü arasında madencilik alanında stratejik ortaklık geliştirilmesi adına "Fosfat Alanında Mutabakat Zaptı" imza altına alındı. Büyük İş Birliği Potansiyeli İmza töreninin ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar ile Suriye Enerji Bakanı Muhammed El-Beşir, ortak bir basın toplantısı yaptı. Burada gazetecilere açıklamalarda bulunan Bakan Bayraktar, iki ülke arasında çok büyük bir iş birliği potansiyeli bulunduğunu belirterek, Suriye'nin yeniden inşası ve ihya edilmesi sürecinde enerji ve madenler alanındaki potansiyeli hayata geçirme konusunda ortaya koydukları projeleri adım adım devreye aldıklarını ifade etti. Kalkınma Sürecini Destekliyoruz Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın liderliğinde Suriye’nin çok önemli bir kalkınma süreci içerisinde olduğunu vurgulayan Bakan Bayraktar, “Biz de Türkiye olarak bu sürece çok önem veriyoruz ve destekliyoruz. Özellikle Suriye'nin kendi kaynaklarını devreye almak, katma değerli bir şekilde ekonomiye katmak suretiyle inanıyorum ki bu süreç çok daha hızlanacaktır.” dedi. Çok Büyük Bir Proje İmzalanan mutabakat zaptıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Bakan Bayraktar, “Bugün burada çerçeve anlaşmasını imzaladıktan sonra, inşallah önümüzdeki günlerde ticari anlaşmaya dökeceğimiz çalışmayla burada fosfat üretimi, fosfat sahalarının geliştirilmesi, endüstriyel tesisin kurulması, bu fosfat üretiminin limana kadar gelmesiyle alakalı demiryolunun inşasını da içeren çok kapsamlı, çok büyük bir projeyi hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bugün burada atılan imzalar, bunun ilk adımı.” diye konuştu. Birecik-Halep Hattı ile Elektrik İhracı Artacak Suriye'ye elektrik tedariki miktarının her geçen gün arttığını ifade eden Bakan Bayraktar, “Önümüzdeki haftalarda devreye girecek Birecik-Halep Hattıyla beraber bu ihracatımızı yaklaşık üç katına çıkaracağız, 800-900 megavatlara ulaşacak. Suriye'nin önemli miktarda elektrik ihtiyacına katkı yapacak projeyi devreye alacağız. Artık sayılı günler kaldı.” dedi. Bakan Bayraktar, söz konusu hat ile ülkedeki günlük aydınlatma süresinin de uzayacağına işaret etti. Altyapı Projeleri Türk şirketlerinin Suriye’deki yatırımlarının artarak devam ettiğini belirten Bakan Bayraktar, “Altyapı projelerinde daha çok Türk firmasının yer almasını istiyoruz. Boru hatlarının yapımında, elektrik iletim hatlarında, depoların ve tankların yapımında çok önemli bir tecrübemiz var, bunları hızlı bir şekilde hayata geçirebiliriz.” dedi. Şirketlerimiz Hazır Bakan Bayraktar, dünyanın geçmekte olduğu küresel enerji buhranında Türkiye ve Suriye’nin petrol ve doğal gaz geçiş güzergahlarında bütün dünyaya çok önemli fırsatlar sunduğunu kaydetti. Petrol ve doğal gaz alanında geniş bir iş birliği potansiyeli bulunduğuna dikkat çeken Bakan Bayraktar, “Gerek Suriye off-shore’u, gerekse Suriye'deki kara sahalarında; mevcut üreten sahalar, tekrar üretiminin artırılması beklenen sahalar ve yeni keşif yapılabilecek sahalarla alakalı da Türkiye Petrolleri başta olmak üzere şirketlerimiz hazır durumda. Türkiye'nin Karadeniz'deki keşfinden sonra Türkiye dışında da faaliyetlerimize Somali'de başladık. Şimdi bunu Akdeniz'de Suriye'de, Libya'da ve başka ülkelerde hayata geçirmek istiyoruz. Suriye bizim özel önem verdiğimiz ülkelerden ve önemli bir potansiyeli olduğunu düşünüyoruz. Öncelikle bir sismik çalışma, arkasından sondaj yapacağımız çalışmalarla, ortaklıklar yoluyla farklı şirketlerle biz burada inşallah Suriye'nin bu kaynaklarını ekonomiye kazandırmak için sizlerle birlikte çalışmak istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Bakan Bayraktar, dünyanın dördüncü büyük jeotermal kurulu gücüne sahip ülkesi olarak bu konudaki tecrübesini de Suriye’ye taşımak taşımak istediklerini kaydetti. Jeolojik Araştırmalar ile Maden Arama ve Geliştirme Faaliyetleri İmzalanan mutabakat zaptıyla Türkiye ile Suriye arasında yer bilimleri, madencilik, enerji hammaddeleri ve jeotermal enerji alanlarında uzun vadeli iş birliğinin geliştirilmesini amaçlanıyor. Bu kapsamda jeolojik araştırmalar, maden arama ve geliştirme faaliyetleri, veri paylaşımı, eğitim ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesine yönelik ortak faaliyetlerin yürütülmesi öngörülüyor. Mutabakat Zaptı'nın temel odak noktalarından birini, başta fosfat olmak üzere metalik madenler, endüstriyel hammaddeler ile stratejik ve kritik minerallere yönelik arama, ruhsat edinimi, işletme ve uç ürün üretimine ilişkin ortak projelerin geliştirilmesi oluşturuyor. Özellikle fosfat değer zinciri kapsamında, ilk aşamada fosfat kayası üretimi ve uzun dönemli alım-satım mekanizmalarının oluşturulması, sonraki aşamalarda ise fosforik asit, gübre ve diğer fosfat bazlı ürünlerin üretimine yönelik entegre sanayi yatırımlarında iş birliği yapılması hedefleniyor. Söz konusu projelerin hayata geçirilmesi amacıyla Türk kamu kurumları, özel sektör kuruluşları ve Suriye kamu kuruluşları arasında ortak girişim, kamu-özel iş birliği ve diğer uygun yatırım modellerinin geliştirilmesi öngörülüyor. Suriye Cumhurbaşkanı Şara Kabul Etti Bakan Bayraktar, Şam’daki temasları çerçevesinde ayrıca Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından kabul edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayraktar: “Ceyhan'ı Adeta Bir Rotterdam Yapabiliriz" Haber

Bayraktar: “Ceyhan'ı Adeta Bir Rotterdam Yapabiliriz"

Bakan Bayraktar, A Haber canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Bayraktar, özetle şunları kaydetti: 2,5 MİLYON VARİLLİK POTANSİYEL: Silopi’den Ceyhan'a gelen boru hatları, günde 1,5 milyon varil kapasiteye sahip. Yani, Türkiye'nin ihtiyacının üzerinde bir ham petrolü Türkiye'ye getirebilecek kadar bir kapasiteye sahip. Dünyanın günlük petrol ihtiyacı 103 milyon varil civarında. Yani, dünya ihtiyacının yüzde 1,5'i her gün buradan Ceyhan'a ve oradan dünya piyasalarına gidebilir. Cumhurbaşkanımızın da basın toplantısında ifade ettiği, ‘Daha kapsamlı bir enerji iş birliği anlaşması yapmayı hedefliyoruz’ sözünün arkasında, bu boru hattının 1,5 milyon varil kapasiteye ulaşması ama onun ötesinde belki 2,5 milyon varile kadar gidebilecek bir potansiyeli olduğunu görüyoruz. 2’nci proje, Silopi Habur civarındaki boru hattımızı, Kerkük'e gelen boru hattını Basra'ya kadar uzatmak. 25 MİLYAR LİRALIK GELİR: 1 Ağustos'taki anlaşmayla Irak tarafı, bu hattın kullanımıyla alakalı 750 bin varillik bir taahhüt ile bu boru hatlarından bir kapasiteyi almış oldu. Bu, Türkiye’nin yıllık yaklaşık 500 milyon dolarlık, neredeyse 25 milyar TL'lik bir gelir elde etmesi anlamına geliyor. CEYHAN’I MERKEZE DÖNÜŞTÜREBİLİRİZ: Ceyhan'ı adeta bir Rotterdam yapabiliriz. Böyle bir hedefimiz var. Yani, Ceyhan’ı petrol ve petrol ürünlerinin depolandığı, ticaretinin yapıldığı, fiyatlanmasının yapıldığı bir merkeze dönüştürme hedefimiz var. Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı’ndan her gün Ceyhan limanına yaklaşık 550-600 bin varil petrol geliyor, orada da kullanılmayan bir 400 bin varillik kapasite var. Yani onu da ilave ettiğinizde 1 milyon varilin buradan geldiği, aşağıdan 2,5 milyon varilin geldiği; toplamda 3-3,5 milyon varillik bir ticaretin, yani dünya ihtiyacının yüzde 3-3,5'inin oluştuğu bir piyasa. Buradaki petrol ürünlerini depoladığımız depolama alanlarını da dâhil ettiğinizde petrokimya ve rafineri yapabileceğiniz bir yer. Ceyhan'ı bu anlamda bir petrol ve petrol ürünü ticaret merkezi hâline dönüştürebiliriz. KERKÜK PETROLÜ: Sahada 3 milyar varillik bir rezervin olduğu tahmin ediliyor. Türkiye Petrolleri olarak burada yüzde 15'lik bir paya sahip olmuş durumdayız. Payı, petrol olarak alacağız. ARZ GÜVENLİĞİ SIKINTI YAŞAMADIK: Türkiye büyük bir çeşitlendirme stratejisi ortaya koydu. ‘Ülkemize sadece boru hattıyla doğal gaz tedarik etmeyelim’ dedik, aynı zamanda dünyadaki büyük LNG ihracat potansiyelini gördük ve ondan istifade edebilmek için altyapımızı 5 kat artıracak yatırımlar yaptık. Bu yatırımlarla Türkiye bugün hamdolsun Hürmüz krizine rağmen arz güvenliğinde bir sıkıntı yaşamıyor. 2020 pandemi krizine, 2022 Rusya-Ukrayna savaşına, şimdi Hürmüz krizine rağmen Türkiye, bugüne kadar petrolde, petrol ürünlerinde, doğal gazda ve elektrikte herhangi bir sıkıntı yaşamadı. İnşallah yaşamayacağız. DOĞAL GAZ DEPOLARI DOLU: Kışa doğru artık hazırlıkların bir anlamda yapılması gereken bir dönemdeyiz. Avrupa’da şu anda doğal gaz depoları yüzde 57 civarında dolu. Bizim depolarımız hem Tuz Gölü hem de Silivri şu anda yüzde 100 dolulukta. Hedefimiz, bu altyapı yatırımlarına yenilerini eklemek. Tuz Gölü'nün kapasitesini arttırma hedefimiz var, Silivri için öyle. FSRU'lara ilave iki tane daha getirmeyi hedefliyoruz. Dolayısıyla önemli yeni yatırım projelerimiz de var. GABAR’DA ÜRETİM: Üretimimiz artıyor. Her geçen gün bir rekor kırıyoruz Gabar’da. Adı terörle anılan ve birçok kayıplar verdiğimiz Gabar’da şimdi dağlar 700 kilometrelik yol ağı yaptığımız, 3 bin 500’ün üzerinde, çoğunluğu o bölgenin gençlerinden oluşan çalışma arkadaşlarımızla beraber Türkiye’nin üretim üssü haline, Türkiye’nin petrol merkezi haline dönmüş durumda. Bu hafta Terörsüz Türkiye gündemi ülkemizde çok daha yoğun; kanun Meclis’e sevk edildi, ümit ediyorum birkaç gün içerisinde yasalaşacak. Türkiye’nin 2 trilyon dolarlık bir ekonomik değeri harcadığı, binlerce canını verdiği ve uğruna büyük bir mücadele verdiği bu terörle mücadelede şu anda çok önemli bir aşamaya gelmiş durumdayız. Terör olmadığında Türkiye’nin neler yapabileceğinin bir kesitini Şırnak’ta Gabar’da sunmuş oluyoruz. ANKONVANSİYONEL ÜRETİM: Şu anda Diyarbakır Silvan’da 4 sahada deniyoruz. Bu yılın sonuna doğru inşallah yatay sondajı ve yatay çatlatma faaliyetini gerçekleştireceğiz. Eğer başarılı olursak Şırnak’tan daha büyük bir hikâyeyi Diyarbakır’da yazabiliriz. 1 MİLYON VARİL HEDEFİ: Biz Türkiye’nin ihtiyacı olan 1 milyon varil petrolü mutlak surette üreteceğiz. Türkiye Petrolleri dışarıda da büyüyecek. Türkiye Petrolleri, şu anda yurt içinde ve yurt dışında 330 bin varil petrol ve doğal gaz üretiyor. Hedefimiz, 2028 yılında bunu 600 bin varile çıkarmak. KKTC’YE DOĞAL GAZ BORU HATTI: Şu anda Oruç Reis Sismik Araştırma Gemimiz, Akdeniz’de KKTC’ye doğal gaz boru hattı götürmekle alakalı deniz tabanında bir araştırma yapıyor. Projenin mühendisliği ve yapımını 24 ile 30 ay arasında planlıyoruz. 2-2,5 sene içerisinde bu 100 kilometrelik doğal gaz boru hattını adaya götüreceğiz. PAKİSTAN’DA SİSMİK ÇALIŞMA: Oruç Reis, Akdeniz’deki görevi bitince Pakistan’a gidecek. Sismik çalışmayı Ekim'de yapmayı planlıyoruz. SURİYE’YE ELEKTRİK İLETİMİ: Suriye ile hem petrol hem doğal gaz hem elektrik alanlarında ve de maden konularında yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Geçtiğimiz yıl 2 Ağustos'ta Türkiye'den Halep'e doğal gaz boru hattını bağladık ve şu anda Suriye'ye doğal gaz ihraç ediyoruz. Özellikle kuzey Suriye'nin ihtiyaç duyduğu elektriği çok uzun zamandır Türkiye ihraç ediyor. Şimdi o kapasiteleri arttırıyoruz. Birecik-Halep arasında 500 megavatlık elektrik iletim hattını yakın zamanda devreye almayı planlıyoruz. YENİ NÜKLEER SANTRALLER: Bir teknoloji seçimi yapacağız, bir iş modeli, ticari model seçimi yapacağız. Bu muhtemelen Akkuyu'dan daha farklı olacak. Akkuyu'da yüzde 100 Rus yatırımının olduğu, Türkiye'nin bir alım garantisi vererek bu projeyi desteklediği bir model vardı. Muhtemeldir ki Sinop ve Trakya projeleri bundan biraz daha farklı olacak. Orada iş, Türk şirketlerinin pay sahipliği ve hissedarlık yapısında olduğu bir modele doğru gidiyor gibi gözüküyor. NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ: Kurduğumuz pilot tesisin yanına şimdi bir endüstriyel tesis kurarak burayı artık ticarileştirme noktasına gelmiş durumdayız. Türkiye, önümüzdeki birkaç ay içerisinde bunun temelini atıp 2028'den sonra nadir toprak elementlerinden değer üreten, gelir üreten bir modele geçiyor. ALTIN ÜRETİMİ: Toprağın altında 10 bin ton altınımız var; çıkarılabilecek, ekonomik değer olarak üretebileceğimiz altın miktarı bu kadar. Bu çok önemli bir rakam. Bugünkü rakamlarla yer altında 1,4 trilyon dolarlık bir kaynağımız var. Tabii bunu üretmeniz lazım. Türkiye'nin altın üretimini ilk etapta 100 tonlara çıkarmak istiyoruz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

6 Ülkeden Üst Düzey Katılımla Bölgesel Göç ve Geri Dönüş Perspektifleri Forumu Ankara'da Gerçekleştirildi Haber

6 Ülkeden Üst Düzey Katılımla Bölgesel Göç ve Geri Dönüş Perspektifleri Forumu Ankara'da Gerçekleştirildi

“Suriye’ye Güvenli ve Sürdürülebilir Dönüş Perspektifleri” temasıyla düzenlenen foruma Türkiye, Suriye, Irak, Lübnan, Ürdün ve Mısır’dan kamu kurumları, uluslararası kuruluşlar, üniversiteler, araştırma merkezleri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Üç gün süren programda güvenli ve gönüllü geri dönüş, uluslararası hukuk, bölgesel koordinasyon, yeniden imar, toplumsal uyum, sınır yönetimi, insani yardım, kalkınma ve kurumsal işbirliği başlıkları ele alındı. Katılımcılar, ülkelerindeki uygulamaları ve sahada karşılaşılan sorunları farklı oturumlarda değerlendirdi. AÇILIŞTA GÜÇLÜ MESAJLAR VERİLDİ Forumun açılış konuşmalarını Göç ve Diaspora Vakfı Başkanı Recep Seyyar, Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel ve İçişleri Bakan Yardımcısı Dr. Mehmet Cangir yaptı. Göç ve Diaspora Vakfı Başkanı Recep Seyyar, Suriye'de yeni bir dönemin başladığını belirterek, geri dönüş süreçlerinin yalnızca insani değil aynı zamanda bölgesel sahiplenme ve ortak sorumluluk anlayışıyla yönetilmesi gerektiğini ifade etti. Seyyar, geri dönüş politikalarının ancak ilgili tüm ülkelerin ve özellikle Suriyeli aktörlerin karar alma süreçlerine aktif katılımıyla başarıya ulaşabileceğini vurguladı. Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel, Türkiye'nin tarih boyunca kitlesel göç hareketlerine insan odaklı bir anlayışla yaklaştığını belirterek, Orta Doğu'da kalıcı barış ve istikrarın ancak bölgesel işbirliği, ortak kalkınma ve uluslararası hukuk temelinde kurulacak yeni bir güvenlik mimarisiyle mümkün olacağını ifade etti. İçişleri Bakan Yardımcısı Dr. Mehmet Cangir ise Suriye krizinin göç yönetiminin uluslararası koordinasyon gerektiren çok boyutlu bir alan olduğunu açık biçimde ortaya koyduğunu belirterek, Türkiye'nin krizin ilk gününden itibaren meseleyi insani sorumluluk anlayışıyla ele aldığını ve atılan her adımın merkezinde insan onurunun yer aldığını vurguladı. 1. Oturum: ÜST DÜZEYLİ PANELDE BÖLGESEL KOORDİNASYON ELE ALINDI Forumun “Bölgesel Göç Hareketlerinin Geleceği, Bölgesel İstikrar ve Gönüllü Geri Dönüşte Bölgesel Koordinasyon: Ortak Sorumluluk Modelleri” başlıklı ilk oturumu, Göç ve Diaspora Vakfı Başkanı Recep Seyyar’ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panelde Türkiye Göç İdaresi Başkanı Muhammed Selami Yazıcı, Suriye Afet Bakan Yardımcısı Ahmed Ekzez, Lübnan Sosyal İşler ve Aile Bakanı Hanin Esseyyid, Irak Göç ve Göçmen Bakan Vekili Dr. Kerim Nuri ile Dışişleri Bakanlığı Göç Politikaları ve Vize İşlemleri Genel Müdür Vekili Reyhan Özgür değerlendirmelerde bulundu. Oturumda güvenli ve onurlu geri dönüş sürecinde devletler arası siyasi mutabakatın güçlendirilmesi, bölgesel sahiplenmenin artırılması ve kriz yönetiminde ortak bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. 2. Oturum: SINIR ÖTESİ YÖNETİŞİM VE KURUMLAR ARASI İLETİŞİM ELE ALINDI Forumun ikinci oturumu, “Sınır Ötesi Yönetişim ve Bölgesel Göçün Yönetiminde Güvenlik Algısı” başlığıyla, Milletvekili Prof. Dr. Abdurrahman Babacan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panelde Irak Nehreyn Araştırmalar Merkezi Danışmanlar Kurulu Başkanı Dr. Ali Faris, Ürdün Haşimiye Komisyonu Başkanı Dr. Hüseyin Muhammed Şibli, Mısır El Hayr Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Süheyr Awad ve Suriye Milletvekili Dr. Husam Hamdan görüşlerini paylaştı. Oturumda bölge ülkeleri arasında veri paylaşımının geliştirilmesi, kayıt sistemlerinin uyumlu hâle getirilmesi, sınır geçişlerindeki lojistik süreçlerin kolaylaştırılması ve kriz dönemlerinde kurumlar arasında doğrudan iletişim sağlayacak mekanizmaların oluşturulması ele alındı. ALTI ÜLKEDEN ÜST DÜZEY KATILIM Forum, yalnızca akademik ve sivil toplum çevrelerini değil, karar verici kamu otoritelerini de aynı masa etrafında buluşturdu. Katılımcılar arasında; Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakan Yardımcısı Dr. Mehmet Cangir Türkiye Göç İdaresi Başkanı Muhammet Selami Yazıcı Türkiye AFAD Başkan Yardımcısı Hamza Taşdelen Türkiye Milletvekilleri Dr. Abdurrahman Babacan, Dr. Ravza Kavakçı Kan Göç Politikaları ve Vize İşlemleri Genel Müdür V. Reyhan Özgür Suriye Acil Durum ve Afet Bakan Yardımcısı Ahmed Ekzayez Suriye Dışişleri Bakanlığı Türkiye İkili İlişkiler Genel Müdürü Inas Al Najjar Lübnan Sosyal İşler Bakanı Dr. Hanin Sayyed Lübnan Arap Merkezi Müdürü Nasser Yassine Khaled Irak Göç ve Göçmen Bakan Vekili Dr. Karim al - Nouri Suriye Milletvekilleri Dr. Husam Hamdan, Azzam Hancı Lübnan Başbakan Yardımcısı Danışmanı Sohaib Jawhar Mısır Eğitim ve Kalkınma Kurulu Başkanı Dr. Süheyr Awad Ürdün Haşimiye Komisyonu Başkanı Dr. Hüseyin Muhammed Şibli UNHCR Türkiye Temsilci Yardımcısı Daniela Carmela Cicchella Bölge Ülkelerinin Stratejik Araştırma Merkezleri Başkanları Üniversite Rektörleri Akademisyenler ve Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri yer aldı. Bu üst düzey katılım, forumun bölgesel diplomasi ve göç politikaları açısından taşıdığı önemi bir kez daha ortaya koydu. ALTI ANA PANELDE ORTAK ÇÖZÜM ARAYIŞLARI Forum kapsamında düzenlenen altı ana oturumda, bölgesel göç yönetiminin siyasi, hukuki, idari, ekonomik ve sosyal boyutları kapsamlı biçimde değerlendirildi. İlk gün gerçekleştirilen Protokol ve Yüksek Düzeyli Panel'de Türkiye, Suriye, Irak ve Lübnan başta olmak üzere bölge ülkelerinin üst düzey temsilcileri; güvenli ve gönüllü geri dönüş, ortak sorumluluk modelleri ve bölgesel koordinasyon mekanizmalarını ele aldı. Ardından düzenlenen Bakanlıklar ve Bürokrasi Paneli'nde sınır ötesi yönetişim, kayıt sistemlerinin entegrasyonu, veri paylaşımı, kriz yönetimi ve kurumlar arası koordinasyon başlıkları değerlendirildi. Bölgesel Göç Yönetimi Tecrübesi oturumlarında ise Türkiye, Ürdün, Irak, Lübnan ve Suriye'den kamu temsilcileri ile araştırma merkezi yöneticileri, ülkelerindeki saha deneyimlerini ve başarılı uygulama örneklerini paylaştı. Forumun ikinci gününde gerçekleştirilen Stratejik Panel'de yeniden imar, güvenli yaşam alanlarının oluşturulması, konut, sağlık ve eğitim altyapısının güçlendirilmesi ile uluslararası finansman mekanizmaları üzerinde duruldu. Devam eden oturumlarda AFAD, UNHCR ve bölge ülkelerinin kamu kurumları ile üniversitelerinden temsilciler; göç yönetiminde kurumsal kapasitenin artırılması, insani yardım mekanizmaları ve ortak politika geliştirme süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. BEŞ YUVARLAK MASA ÇALIŞTAYI DÜZENLENDİ Forum süresince gerçekleştirilen beş ayrı yuvarlak masa çalıştayında; Hukuki ve lojistik engeller, Yeniden imar, Toplumsal uyum, Kamu-sivil toplum iş birliği, Bölgesel göç hareketlerinin geleceği başlıklarında politika önerileri geliştirildi. Araştırma merkezleri, düşünce kuruluşları ve uzmanların katkılarıyla hazırlanan öneriler, forumun sonuç bildirgesine temel oluşturdu. İKİLİ GÖRÜŞMELER VE KURUMLAR ARASI TEMASLAR Forum kapsamında ülkelerden gelen heyetler ile kamu kurumları, araştırma merkezleri, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri arasında ikili görüşmeler gerçekleştirildi. Görüşmelerde kurumlar arası iletişimin güçlendirilmesi, ortak çalışma alanlarının geliştirilmesi ve bölgenin refahına katkı sağlayacak iş birliği imkânları ele alındı. Heyetler, göç yönetimi, gönüllü geri dönüş, yeniden imar, insani yardım ve kalkınma başlıklarında karşılıklı görüş alışverişinde bulunarak önümüzdeki dönemde hayata geçirilebilecek ortak çalışmalar üzerine değerlendirmeler yaptı. ANKARA'DAN İNSAN ONURU VE GÖNÜLLÜLÜK VURGUSU Forum boyunca yapılan değerlendirmelerde; güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüş süreçlerinin ancak uluslararası hukuk ilkeleri doğrultusunda, bölgesel sahiplenme anlayışıyla ve ülkeler arasında güçlü koordinasyon mekanizmaları kurularak sürdürülebileceği ortak görüşü öne çıktı. Katılımcılar ayrıca göçün yalnızca güvenlik boyutuyla değil; insani, sosyal ve kalkınma boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekti. Forum, 23 Temmuz 2026’da tamamlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Göç Ve Diaspora Vakfı Forumu Ankara’da Başladı Haber

Göç Ve Diaspora Vakfı Forumu Ankara’da Başladı

Göç ve Diaspora Vakfı ev sahipliğinde düzenlenen Bölgesel Göç ve Geri Dönüş Forumu 21 Temmuz 2026’da Ankara’da başladı. Türkiye, Irak, Suriye, Ürdün, Lübnan ve Mısır’dan üst düzey kamu temsilcileri, akademisyenler ve STK’ların katıldığı forumda, Suriyelilerin güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüşü için bölgesel iş birliği ve ortak sorumluluk vurgusu öne çıktı. Açılış oturumunda protokol konuşmalarının ardından; güvenli, onurlu ve sürdürülebilir geri dönüş perspektifleri çerçevesinde bölgesel iş birliği ve ortak sorumluluk anlayışının önemi öne çıktı. Gün boyunca gerçekleştirilen üç oturumda sırasıyla protokol ve yüksek düzeyli panel, bakanlıklar ve bürokrasi paneli ile bölgesel göç yönetimi tecrübesi özel oturumu ele alındı. Panellerin ardından düzenlenen yuvarlak masa çalıştaylarında; geri dönüşün önündeki hukuki ve lojistik engeller, bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi, sınır ötesi koordinasyon ve göçün sosyo-ekonomik boyutu üzerine kapsamlı istişarelerde bulunuldu. İlk gün, geri dönüş süreçlerinin yalnızca bugünü değil, bölgenin geleceğini de şekillendireceğine dikkat çeken değerlendirmelerle tamamlandı. Forumun açılışını yapan Göç ve Diaspora Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı *Recep Seyyar*, geri dönüşün ancak bölgesel iş birliği ve ortak politika üretimiyle mümkün olacağını söyledi. Seyyar, “Suriyeli sığınmacıların gönüllü dönüşü, Suriye’nin karar verici aktörlerinin sürece aktif katılımına bağlıdır” dedi. Dışişleri Bakan Yardımcısı Özel: “İnsan Odaklı Yaklaşım Sürüyor Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel, açılış oturumundaki konuşmasında Türkiye'nin tarih boyunca göç hareketlerine insan odaklı bir anlayışla yaklaştığını belirterek, bölgesel barış, güvenlik ve refahın ancak iş birliği, ortak kalkınma ve bölgesel sahiplenme temelinde inşa edilebileceğini ifade etti. Ortak sınamalar karşısında dost ve kardeş ülkelerin birlikte hareket etmesinin önemine dikkat çeken Özel, Türkiye'nin uluslararası hukuk çerçevesinde koruma politikalarını sürdürürken küresel insani çabalara da katkı sunmaya devam ettiğini kaydetti. Özel, göç yönetiminde kalıcı çözümlerin ancak göçün temel nedenlerine odaklanan, iş birliği ve ortak sorumluluk anlayışını esas alan politikalarla mümkün olacağını vurguladı. Çatışma, istikrarsızlık ve yoksulluk gibi göçü tetikleyen unsurlarla mücadelede bölgesel dayanışmanın önemine değinen Özel; uluslararası hukuk, insan onuru ve adil yük paylaşımı ilkelerinin göç politikalarının merkezinde yer alması gerektiğini belirtti. İçişleri Bakan Yardımısı Cangir: “Merkezde İnsan Onuru Var” Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakan Yardımcısı Dr. Mehmet Cangir ise Suriye'de son 15 yılda yaşanan gelişmelerin, göç yönetiminin uluslararası dayanışma ve koordinasyon gerektiren çok boyutlu bir mesele olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti. Suriye krizinin milyonlarca insanı yerinden ettiğini ve komşu ülkelere önemli sorumluluklar yüklediğini belirten Cangir, Türkiye'nin sürecin ilk gününden itibaren meseleyi insani bir sorumluluk olarak ele aldığını vurguladı. Açık kapı politikası ve geçici koruma uygulamalarıyla milyonlarca Suriyeliye güvenli bir yaşam alanı sunulduğunu belirten Cangir, atılan her adımın merkezinde insan onurunun yer aldığını dile getirdi. Göç yönetiminin yalnızca koruma politikalarıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Cangir, eğitimden istihdama uzanan çeşitli uyum politikalarıyla toplumsal uyumun güçlendirilmesi için önemli adımlar atıldığını, uluslararası kuruluşlarla yürütülen iş birliklerinin de bu sürece katkı sağladığını kaydetti. Yüksek Düzeyli Panelde Ortak Mesaj: Bölgesel Koordinasyon Vakıf Başkanı Recep Seyyar moderatörlüğünde yapılan Protokol ve Yüksek Düzeyli Panel’de 5 ülkeden bakan ve bakan yardımcıları aynı masaya oturdu. Panelde; güvenli geri dönüş, sınır ötesi koordinasyon ve kriz yönetiminde ortak sorumluluk modelleri tartışıldı. Panele katkı sunan Göç İdaresi Başkanı Muhammed Selami Yazıcı, Suriye Afet Bakan Yardımcısı Ahmed Ekzez, Lübnan Sosyal İşler Bakanı Hanin Esseyyid, Irak Göç ve Göçmen Bakan Vekili Dr. Kerim Nuri ve Dışişleri Genel Müdür Vekili Reyhan Özgür’e teşekkür plaketi takdim edildi. Panel sonrası düzenlenen “Hukuki ve Lojistik Engelleri Aşmak” çalıştayında bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi ve sınır ötesi koordinasyon ağlarının kurulması masaya yatırıldı. Kurumsal Boyut ve Saha Tecrübesi Masaya Yatırıldı Bakanlıklar ve Bürokrasi Paneli’nde Prof. Dr. Abdurrahman Babacan moderatörlüğünde; Irak’tan Dr. Ali Faris, Ürdün’den Dr. Hüseyin Muhammed Şibli, Mısır’dan Dr. Süheyr Awad ve Suriye’den Dr. Husam Hamdan konuştu. Panelde veri paylaşımı, kayıt sistemleri entegrasyonu ve kurumlar arası iş birliği mekanizmaları ele alındı. Bölgesel Göç Yönetimi Tecrübeleri Paylaşıldı Prof. Dr. Veysel Kurt’un moderatörlüğünü yaptığı Bölgesel Göç Yönetimi Tecrübesi Oturumu’nda bölge ülkelerinin saha deneyimleri masaya yatırıldı. Oturumda Uluslararası İslam Hayır Kurumu Ürdün Direktörü Dr. Mustafa Avvad, Irak Enki Stratejik Araştırma Merkezi Başkanı Dr. Ali El Mamuri, Lübnan Arap Merkezi Müdürü Nasır Yasin ve Suriye Afet Bakanlığı Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Genel Müdürü Dr. Eymen El-Akkad konuşmacı olarak yer aldı. “Sürdürülebilir Dönüş İçin Kalkınma Formülleri” çalıştayında ise geri dönüş bölgelerinde istihdam, bölgesel fon yönetimi ve ev sahibi ülkelerin yükünü hafifletecek modeller tartışıldı. Forum, bölgesel göç yönetiminde ortak vizyon ve somut iş birliği adımlarının atılması hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tütün İhracatı 2026'nın İlk Yarısında 489 Milyon Dolara Ulaştı Haber

Tütün İhracatı 2026'nın İlk Yarısında 489 Milyon Dolara Ulaştı

2025 yılı, küresel ekonomide yaşanan belirsizliklere, artan maliyetlere ve ticaretteki dalgalanmalara rağmen sektör açısından başarılı bir yıl olduğunu söyleyen Ege Tütün İhracatçıları Birliği Başkanı Selim Jimi, “Üreticilerimizin emeği, sanayicilerimizin yatırımları ve ihracatçılarımızın gayretleri sayesinde tütün sektörümüzün Türkiye geneli ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 8,4 artarak 1 milyar 60 milyon dolar seviyesine ulaştı. Bu dönemde başta Irak, Amerika Birleşik Devletleri, Belçika, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere toplam 112 ülkeye ihracat gerçekleştirdik. Bu tablo, tüm zorluklara rağmen Türk tütün sektörünün dünya pazarlarındaki konumunu koruduğunu ve farklı coğrafyalarda talep görmeye devam ettiğini göstermektedir.” dedi. Yılın ilk altı aylık döneminde ihracat yüzde 4 arttı Başkan Jimi, “İhracatımızın alt kalemlerine baktığımızda, mamul sigara ihracatımızın 501 milyon dolar, yaprak tütün ihracatımızın 336 milyon dolar ve nargilelik tütün ihracatımızın ise 105 milyon dolar olarak gerçekleştiğini görüyoruz. Elde edilen bu başarı, üreticiden sanayiciye, ihracatçıdan lojistik hizmet sağlayıcılarına kadar sektörümüzün tüm paydaşlarının ortak emeğinin bir sonucudur. 2026 yılına da olumlu bir başlangıç yaptık. Yılın ilk altı aylık döneminde Birliğimizin ihracatı yüzde 4 artarak geçen yılın aynı dönemine göre 472 milyon dolardan 489 milyon dolara yükseldi. Küresel ticarette belirsizliklerin ve bölgesel risklerin devam ettiği bir dönemde elde edilen bu artış, sektörümüzün sağlam yapısını ve rekabet gücünü ortaya koymaktadır.” dedi. Yerli tütün üretimindeki artış yatırımları hızlandırıyor Bu dönemde de ihracatın temel ürün gruplarını sigara, yaprak tütün ve nargilelik tütün ürünleri oluşturduğunu anlatan Selim Jimi, en fazla ihracat gerçekleştirilen ülkelerin Amerika Birleşik Devletleri, Irak, Suriye, İran ve Rusya Federasyonu olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye'de üretilen sigaralarda yerli tütün kullanım oranının artırılmasına yönelik önemli bir düzenleme hayata geçirildi. Bu gelişme sektörümüz açısından yeni fırsatlar yarattı ve üretim altyapısına yönelik yatırımları hızlandırdı. Son yıllarda Virginia ve Burley tipi tütün üretiminin artırılmasına yönelik çalışmalar sayesinde yabancı tip tütün üretimimiz 30 bin ton seviyesine ulaşırken, toplam tütün üretimimiz de 100 bin tonun üzerine çıktı. Bu gelişme hem iç piyasadaki talebin yerli üretimle karşılanmasına katkı sağlamakta hem de sektörümüzün ürün çeşitliliğini artırmaktadır.” Hedef; kalite, katma değer ve genç üreticiler Başkan Jimi, önümüzdeki dönemde odaklanacakları üç temel konuyu şöyle sıraladı; “Ürün kalitesini uluslararası pazarlardaki beklentilerin üzerine taşımak, katma değeri yüksek ürünlerin ihracattaki payını artırmak, genç üreticileri modern ve sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla sektöre kazandırmak.” dedi. Sürdürülebilirlik çalışmalarını da kararlılıkla sürdürdüklerine değinen Selim Jimi, “Zirai ilaç ambalaj atıklarının toplanmasından üreticilerimizin çalışma koşullarının iyileştirilmesine kadar birçok alanda projeler yürütüyoruz. 2025 yılını ve 2026 yılının ilk yarısını sektörümüz açısından başarılı bir dönem olarak değerlendiriyoruz. Yılın geri kalanında da bu olumlu performansın devam edeceğine, sektörümüzün ülkemize daha fazla döviz kazandırmaya, yatırım yapmaya ve istihdam sağlamaya devam edeceğine inanıyoruz.” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Elita Gıda, Sürdürülebilir Üretim Gücünü Afrika ve Orta Doğu Pazarlarına Taşıyor Haber

Elita Gıda, Sürdürülebilir Üretim Gücünü Afrika ve Orta Doğu Pazarlarına Taşıyor

Haziran ayında Senegal'de düzenlenen Senefood Fuarı ve Suriye’de Food Expo'ya katılan şirket; mısır yağı, ayçiçek yağı ve baklavalık yağ ürün grubunu uluslararası sektör profesyonelleriyle buluşturdu. Elita Gıda Genel Müdürü Mustafa Çoban uluslararası çalışmalarına dair açıklamalarında, “İhracat çalışmalarımızın derinleşmesinde fuarlar önemli bir yer tutuyor. Bugün portföyümüzde ayçiçek yağı yüzde 41, mısır yağı yüzde 36 ihracat payına sahip. Mısırı yalnızca bir ham madde olarak değil, farklı iş kollarına değer sağlayan stratejik kaynak olarak görüyoruz. Sunar ekosisteminin entegre üretim gücüyle mısırdan katma değerli ürünler geliştiriyor, ithal ikameyi desteklerken ihracattaki rekabet gücümüzü de artırıyoruz. Elita Gıda olarak mısır ve ayçiçek yağı üretiminde kalite, sürdürülebilirlik ve güvenilir tedarik yaklaşımımızla farkımızı sürdürmeye devam ediyoruz” dedi. Bitkisel yağ sektörünün güçlü üreticilerinden Elita Gıda, 11-13 Haziran tarihlerinde Senegal'de düzenlenen Senefood Fuarı ile 21-25 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilen Suriye Food Expo'da ürün portföyünü sektör profesyonelleriyle buluştururken, yeni iş birlikleri ve ihracat ağını geliştirmek amacıyla yer aldı. Şirket, uluslararası fuarlarda gerçekleştirdiği görüşmelerle mevcut iş ortaklarıyla ilişkilerini güçlendirirken, yeni pazarlarda markalı büyümesini destekleyecek önemli temaslarda bulundu. Elita Gıda Genel Müdürü Mustafa Çoban, uluslararası fuarların şirketin büyüme stratejisindeki önemine dikkat çekerek “Bugün 100’e yakın ülkeye ulaşan ihracat ağımızla Türkiye'nin üretim gücünü dünyanın farklı coğrafyalarına taşıyoruz. Bu başarıyı yalnızca üretim kapasitemizle değil; sürdürülebilir tarım uygulamalarımız, güvenilir tedarik zincirimiz ve yüksek kalite anlayışımızla destekliyoruz. Türkiye'de ayçiçeği ve mısır üretiminde sürdürülebilir tarım modelini uygulayan ilk şirketiz. Günümüzde özellikle Afrika ve Orta Doğu pazarlarında yalnızca kaliteli ürün değil; sürdürülebilirlik, izlenebilirlik ve güvenilir tedarik anlayışı da satın alma kararlarında belirleyici hale geliyor. Biz de üretimden ihracata kadar tüm süreçlerimizi bu beklentiler doğrultusunda geliştiriyoruz. Uluslararası fuarlar ise bu yolculukta yeni ticari bağlantılar kurduğumuz, mevcut iş ortaklarımızla ilişkilerimizi güçlendirdiğimiz ve markamızı daha geniş pazarlara taşıdığımız stratejik platformlar niteliği taşıyor” dedi. “İhracat faaliyetlerimizle bu yıl TIM İlk 1000 İhracatçı listesinde de sıralamamızı yükselttik” Elita Gıda’nın uluslararası bilinirliği ve ihracat potansiyeline dair bilgi veren Çoban açıklamasında şunları söyledi “Toplam satışlarımızın yüzde 56’sını ihracattan elde ediyoruz. Azerbaycan'da 2025 yılında markalı satışlarımızı bir önceki yıla göre yüzde 139 artırdık. Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Suudi Arabistan, Afrika ve Avrupa'da da markalı büyümemizi sürdürüyoruz. İhracat faaliyetlerimizle TİM ilk 1000 ihracatçı şirket listesindeki yerimizi bu yıl 116 basamak yükselttik.” Batı Afrika pazarında mısır yağı ve ayçiçek yağı öne çıktı Batı Afrika'nın önemli gıda ve gıda işleme organizasyonlarından biri olarak kabul edilen Senefood Fuarı'nda Elita Gıda, mısır yağı ve ayçiçek yağı ürün grubuyla yer aldı. Bölgedeki tüketici beklentileri doğrultusunda gerçekleştirilen görüşmeler, Senegal başta olmak üzere Batı Afrika pazarındaki büyüme hedeflerine katkı sağlayacak önemli temaslara zemin hazırladı. Suriye'de ürün gamı geniş kitlelerle buluştu Suriye Food Expo'da ise Elita Gıda; başta mısır yağı olmak üzere ayçiçek yağı ve baklavalık yağ ürününü de uluslararası alıcıların beğenisine sundu. Bölgenin önde gelen gıda buluşmalarından biri olan fuar, şirketin mevcut iş ortaklarıyla ilişkilerini geliştirmesinin yanı sıra yeni ticari bağlantılar kurması açısından da önemli fırsatlar sağladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SunExpress, Orta Doğu Uçuşlarına Yeniden Başlıyor Haber

SunExpress, Orta Doğu Uçuşlarına Yeniden Başlıyor

7 Temmuz’da başlayan İzmir-Dubai uçuşları, Salı ve Cumartesi günleri olmak üzere haftada iki kez gerçekleştirilecek. 15 Temmuz’da Çarşamba ve Pazar günleri olmak üzere haftada iki frekansla başlayacak olan Antalya-Dubai uçuşlarının ise, 4 Eylül’den itibaren haftada üç kez Çarşamba, Cuma ve Pazar günleri düzenlenmesi planlanıyor. 15 Temmuz’da başlayacak olan İzmir-Beyrut seferleri Çarşamba, Cuma ile Pazar günleri olmak üzere haftada üç kez düzenlenecek. Antalya-Beyrut hattında ise uçuşlar 16 Temmuz’da başlayacak ve Pazartesi, Salı, Perşembe ile Cumartesi günleri olmak üzere haftada dört frekansla gerçekleştirilecek. SunExpress, Irak’ın Erbil kentine de uçuşlara yeniden başlıyor. Antalya-Erbil seferleri, 15 Temmuz itibarıyla Çarşamba ve Cumartesi günleri olmak üzere haftada iki kez gerçekleştirilecek. 17 Temmuz’da yeniden başlayacak olan Trabzon-Bahreyn hattı seferlerinin ise ilk etapta Salı ve Cuma günleri olmak üzere haftada iki frekansla düzenlenmesi planlanıyor. SunExpress ayrıca uçuş ağını Suriye pazarıyla genişletiyor. Antalya-Halep hattı 1 Ağustos’ta, İzmir-Halep hattı ise 2 Ağustos’ta hizmete girecek. Antalya-Halep hattında Çarşamba ve Cumartesi günleri, İzmir-Halep hattında Cuma ve Pazar günleri haftada iki frekansla uçuş gerçekleştirilecek. SunExpress, yeniden başlattığı ve genişlettiği Orta Doğu uçuş ağıyla hem turizm hem de ticari seyahatlere katkı sağlamayı, aynı zamanda Türkiye ile bölge ülkeleri arasındaki hava bağlantısını daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.